15. sure · dinle

Hicr Suresi الحجر

Okunan kelime metin üstünde işaretlenir; sure baştan sona kesintisiz çalar. Betik çalışmazsa her ayetin altındaki oynatıcı yine çalışır.

Hicr suresi sayfasına dön

1 ayet sayfası

Hicr suresi, 1. ayet. الٓر ۚ تِلْكَ ءَايَـٰتُ ٱلْكِتَـٰبِ وَقُرْءَانٍۢ مُّبِينٍۢ

Elif. Lâm. Râ. İşte şu(nlar), Kitabın ve apaçık Kur'an'ın ayetleridir.

2 ayet sayfası

Hicr suresi, 2. ayet. رُّبَمَا يَوَدُّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ لَوْ كَانُوا۟ مُسْلِمِينَ

Bir zaman gelecek, kâfir olanlar "Keşke biz de müslüman olsaydık." diye arzu edecekler.

3 ayet sayfası

Hicr suresi, 3. ayet. ذَرْهُمْ يَأْكُلُوا۟ وَيَتَمَتَّعُوا۟ وَيُلْهِهِمُ ٱلْأَمَلُ ۖ فَسَوْفَ يَعْلَمُونَ

Onları bırak; yesinler, eğlensinler ve boş ümit onları oyalayadursun! İleride (gerçeği) bilecekler!

4 ayet sayfası

Hicr suresi, 4. ayet. وَمَآ أَهْلَكْنَا مِن قَرْيَةٍ إِلَّا وَلَهَا كِتَابٌۭ مَّعْلُومٌۭ

Helak ettiğimiz hiçbir şehir yoktur ki hakkında (bizce) bilinen (belirlenmiş) bir yasa olmasın.

5 ayet sayfası

Hicr suresi, 5. ayet. مَّا تَسْبِقُ مِنْ أُمَّةٍ أَجَلَهَا وَمَا يَسْتَـْٔخِرُونَ

Hiçbir ümmet, ecelinin önüne geçemez ve onu geciktiremez.

6 ayet sayfası

Hicr suresi, 6. ayet. وَقَالُوا۟ يَـٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِى نُزِّلَ عَلَيْهِ ٱلذِّكْرُ إِنَّكَ لَمَجْنُونٌۭ

(6, 7) (Müşrikler) "Ey kendisine zikr (Kur'an) indirildiğini (sanan) kişi! Sen şüphesiz ki cinlenmişsin. (Peygamberlik iddianda) doğru söyleyenlerdensen bize melekleri getirsene!"

7 ayet sayfası

Hicr suresi, 7. ayet. لَّوْ مَا تَأْتِينَا بِٱلْمَلَـٰٓئِكَةِ إِن كُنتَ مِنَ ٱلصَّـٰدِقِينَ

(6, 7) (Müşrikler) "Ey kendisine zikr (Kur'an) indirildiğini (sanan) kişi! Sen şüphesiz ki cinlenmişsin. (Peygamberlik iddianda) doğru söyleyenlerdensen bize melekleri getirsene!"

8 ayet sayfası

Hicr suresi, 8. ayet. مَا نُنَزِّلُ ٱلْمَلَـٰٓئِكَةَ إِلَّا بِٱلْحَقِّ وَمَا كَانُوٓا۟ إِذًۭا مُّنظَرِينَ

Biz, melekleri ancak ve ancak bir amaç ile indiririz. O zaman da onlara zaman tanınmaz.

9 ayet sayfası

Hicr suresi, 9. ayet. إِنَّا نَحْنُ نَزَّلْنَا ٱلذِّكْرَ وَإِنَّا لَهُۥ لَحَـٰفِظُونَ

Zikri (Kur'an'ı) indiren şüphesiz ki biziz, biz; elbette onu koruyucular da biziz.

10 ayet sayfası

Hicr suresi, 10. ayet. وَلَقَدْ أَرْسَلْنَا مِن قَبْلِكَ فِى شِيَعِ ٱلْأَوَّلِينَ

Yemin olsun ki senden önceki milletler arasında da (elçiler) göndermiştik.

11 ayet sayfası

Hicr suresi, 11. ayet. وَمَا يَأْتِيهِم مِّن رَّسُولٍ إِلَّا كَانُوا۟ بِهِۦ يَسْتَهْزِءُونَ

Kendilerine gelen her elçi ile elbette alay ederlerdi.

12 ayet sayfası

Hicr suresi, 12. ayet. كَذَٰلِكَ نَسْلُكُهُۥ فِى قُلُوبِ ٱلْمُجْرِمِينَ

İşte böylece biz onu (alaycılığı) suçluların kalplerine sokarız.

13 ayet sayfası

Hicr suresi, 13. ayet. لَا يُؤْمِنُونَ بِهِۦ ۖ وَقَدْ خَلَتْ سُنَّةُ ٱلْأَوَّلِينَ

Öncekilere (uygulanan) kanun gelip geçmiş olmasına rağmen onlar (hâlâ) buna (Kur'an'a) inanmıyorlar.

14 ayet sayfası

Hicr suresi, 14. ayet. وَلَوْ فَتَحْنَا عَلَيْهِم بَابًۭا مِّنَ ٱلسَّمَآءِ فَظَلُّوا۟ فِيهِ يَعْرُجُونَ

Onlara gökten bir kapı açsak ve oradan yukarı çıksalar,

15 ayet sayfası

Hicr suresi, 15. ayet. لَقَالُوٓا۟ إِنَّمَا سُكِّرَتْ أَبْصَـٰرُنَا بَلْ نَحْنُ قَوْمٌۭ مَّسْحُورُونَ

"Kesin olarak gözlerimiz bağlandı, aslında bize büyü yapılmıştır." derlerdi.

16 ayet sayfası

Hicr suresi, 16. ayet. وَلَقَدْ جَعَلْنَا فِى ٱلسَّمَآءِ بُرُوجًۭا وَزَيَّنَّـٰهَا لِلنَّـٰظِرِينَ

Yemin olsun ki biz gökte birtakım burçlar yarattık ve bakanlar için onu süsledik.

17 ayet sayfası

Hicr suresi, 17. ayet. وَحَفِظْنَـٰهَا مِن كُلِّ شَيْطَـٰنٍۢ رَّجِيمٍ

Onu (göğü), taşlanmış (kovulmuş) her şeytandan koruduk.

18 ayet sayfası

Hicr suresi, 18. ayet. إِلَّا مَنِ ٱسْتَرَقَ ٱلسَّمْعَ فَأَتْبَعَهُۥ شِهَابٌۭ مُّبِينٌۭ

Ancak duyma (bilgi) hırsızlığı yapan olursa, onun da peşine açık bir alev yumağı takılır.

19 ayet sayfası

Hicr suresi, 19. ayet. وَٱلْأَرْضَ مَدَدْنَـٰهَا وَأَلْقَيْنَا فِيهَا رَوَٰسِىَ وَأَنۢبَتْنَا فِيهَا مِن كُلِّ شَىْءٍۢ مَّوْزُونٍۢ

Yeri genişlettik ve içine ağırlıklar yerleştirdik. Orada ölçülü olan her şeyden (bitkiler) yetiştirdik.

20 ayet sayfası

Hicr suresi, 20. ayet. وَجَعَلْنَا لَكُمْ فِيهَا مَعَـٰيِشَ وَمَن لَّسْتُمْ لَهُۥ بِرَٰزِقِينَ

Orada hem sizin için hem de kendi(leri)ni sizin rızıklandırmadığınız kişiler için geçim kaynakları yarattık.

21 ayet sayfası

Hicr suresi, 21. ayet. وَإِن مِّن شَىْءٍ إِلَّا عِندَنَا خَزَآئِنُهُۥ وَمَا نُنَزِّلُهُۥٓ إِلَّا بِقَدَرٍۢ مَّعْلُومٍۢ

Hiçbir şey yoktur ki onun hazineleri bizim katımızda olmasın. Biz onu ancak belirli bir ölçüyle indiririz.

22 ayet sayfası

Hicr suresi, 22. ayet. وَأَرْسَلْنَا ٱلرِّيَـٰحَ لَوَٰقِحَ فَأَنزَلْنَا مِنَ ٱلسَّمَآءِ مَآءًۭ فَأَسْقَيْنَـٰكُمُوهُ وَمَآ أَنتُمْ لَهُۥ بِخَـٰزِنِينَ

Biz, rüzgârları aşılayıcılar olarak gönderdik ve gökten su indirdik de onunla su ihtiyacınızı karşıladık. Siz onu depolayamazdınız.

23 ayet sayfası

Hicr suresi, 23. ayet. وَإِنَّا لَنَحْنُ نُحْىِۦ وَنُمِيتُ وَنَحْنُ ٱلْوَٰرِثُونَ

Dirilten de öldüren de elbette biziz! Her şeye vâris olan biziz.

24 ayet sayfası

Hicr suresi, 24. ayet. وَلَقَدْ عَلِمْنَا ٱلْمُسْتَقْدِمِينَ مِنكُمْ وَلَقَدْ عَلِمْنَا ٱلْمُسْتَـْٔخِرِينَ

Yemin olsun ki biz sizden önce gelip geçenleri de geri kalanları da biliriz.

25 ayet sayfası

Hicr suresi, 25. ayet. وَإِنَّ رَبَّكَ هُوَ يَحْشُرُهُمْ ۚ إِنَّهُۥ حَكِيمٌ عَلِيمٌۭ

Şüphesiz ki Rabbin onları (mahşerde) toplayacaktır. Şüphesiz ki O doğru hüküm verendir, bilendir.

26 ayet sayfası

Hicr suresi, 26. ayet. وَلَقَدْ خَلَقْنَا ٱلْإِنسَـٰنَ مِن صَلْصَـٰلٍۢ مِّنْ حَمَإٍۢ مَّسْنُونٍۢ

Yemin olsun ki biz insanı (pişmiş) kuru bir çamurdan, şekillenmiş kara balçıktan yarattık.

27 ayet sayfası

Hicr suresi, 27. ayet. وَٱلْجَآنَّ خَلَقْنَـٰهُ مِن قَبْلُ مِن نَّارِ ٱلسَّمُومِ

Cini (İblis'i) de daha önce kavurucu ateşten yaratmıştık.

28 ayet sayfası

Hicr suresi, 28. ayet. وَإِذْ قَالَ رَبُّكَ لِلْمَلَـٰٓئِكَةِ إِنِّى خَـٰلِقٌۢ بَشَرًۭا مِّن صَلْصَـٰلٍۢ مِّنْ حَمَإٍۢ مَّسْنُونٍۢ

Hani Rabbin meleklere "Ben kupkuru bir çamurdan, şekillenmiş kara balçıktan bir insan yaratacağım." demişti.

29 ayet sayfası

Hicr suresi, 29. ayet. فَإِذَا سَوَّيْتُهُۥ وَنَفَخْتُ فِيهِ مِن رُّوحِى فَقَعُوا۟ لَهُۥ سَـٰجِدِينَ

"Ona düzgün şekil verip kendisine rûhumdan üflediğim zaman onun için (bana) secde edin!"

30 ayet sayfası

Hicr suresi, 30. ayet. فَسَجَدَ ٱلْمَلَـٰٓئِكَةُ كُلُّهُمْ أَجْمَعُونَ

Bütün melekler hemen secde etmişlerdi.

31 ayet sayfası

Hicr suresi, 31. ayet. إِلَّآ إِبْلِيسَ أَبَىٰٓ أَن يَكُونَ مَعَ ٱلسَّـٰجِدِينَ

İblis hariç. Secde edenlerle birlikte olmaktan kaçınmıştı.

32 ayet sayfası

Hicr suresi, 32. ayet. قَالَ يَـٰٓإِبْلِيسُ مَا لَكَ أَلَّا تَكُونَ مَعَ ٱلسَّـٰجِدِينَ

(Allah ona:) "Ey İblis! Secde edenlerle olmayışının sebebi nedir?" diye sormuştu.

33 ayet sayfası

Hicr suresi, 33. ayet. قَالَ لَمْ أَكُن لِّأَسْجُدَ لِبَشَرٍ خَلَقْتَهُۥ مِن صَلْصَـٰلٍۢ مِّنْ حَمَإٍۢ مَّسْنُونٍۢ

(İblis de:) "Ben (pişmiş) kuru bir çamurdan, şekillenmiş kara balçıktan yarattığın bir beşer (insan) için secde edecek değildim!" cevabını vermişti.

34 ayet sayfası

Hicr suresi, 34. ayet. قَالَ فَٱخْرُجْ مِنْهَا فَإِنَّكَ رَجِيمٌۭ

(Allah) şöyle demişti: "Çık oradan! Şüphesiz ki sen kovuldun.

35 ayet sayfası

Hicr suresi, 35. ayet. وَإِنَّ عَلَيْكَ ٱللَّعْنَةَ إِلَىٰ يَوْمِ ٱلدِّينِ

Hesap gününe kadar lanet(im) senin üzerinedir!"

36 ayet sayfası

Hicr suresi, 36. ayet. قَالَ رَبِّ فَأَنظِرْنِىٓ إِلَىٰ يَوْمِ يُبْعَثُونَ

(İblis) "Rabbim! İnsanların diriltilecekleri güne kadar bana zaman ver." demişti.

37 ayet sayfası

Hicr suresi, 37. ayet. قَالَ فَإِنَّكَ مِنَ ٱلْمُنظَرِينَ

(37, 38) (Allah) "Bilinen vaktin gününe kadar zaman verilenlerdensin." demişti.

38 ayet sayfası

Hicr suresi, 38. ayet. إِلَىٰ يَوْمِ ٱلْوَقْتِ ٱلْمَعْلُومِ

(37, 38) (Allah) "Bilinen vaktin gününe kadar zaman verilenlerdensin." demişti.

39 ayet sayfası

Hicr suresi, 39. ayet. قَالَ رَبِّ بِمَآ أَغْوَيْتَنِى لَأُزَيِّنَنَّ لَهُمْ فِى ٱلْأَرْضِ وَلَأُغْوِيَنَّهُمْ أَجْمَعِينَ

(39, 40) (İblis) şöyle demişti: "Rabbim! Beni azdırmana karşılık ben de yeryüzünde onlara (günahları) süsleyeceğim ve içlerinden samimi kulların hariç hepsini mutlaka azdıracağım!"

40 ayet sayfası

Hicr suresi, 40. ayet. إِلَّا عِبَادَكَ مِنْهُمُ ٱلْمُخْلَصِينَ

(39, 40) (İblis) şöyle demişti: "Rabbim! Beni azdırmana karşılık ben de yeryüzünde onlara (günahları) süsleyeceğim ve içlerinden samimi kulların hariç hepsini mutlaka azdıracağım!"

41 ayet sayfası

Hicr suresi, 41. ayet. قَالَ هَـٰذَا صِرَٰطٌ عَلَىَّ مُسْتَقِيمٌ

(Allah) şöyle demişti: "İşte bana ait doğru yol budur.

42 ayet sayfası

Hicr suresi, 42. ayet. إِنَّ عِبَادِى لَيْسَ لَكَ عَلَيْهِمْ سُلْطَـٰنٌ إِلَّا مَنِ ٱتَّبَعَكَ مِنَ ٱلْغَاوِينَ

Şüphesiz ki azgınlardan sana uyanlar hariç, kullarım üzerinde senin hiçbir hâkimiyetin yoktur."

43 ayet sayfası

Hicr suresi, 43. ayet. وَإِنَّ جَهَنَّمَ لَمَوْعِدُهُمْ أَجْمَعِينَ

Şüphesiz ki cehennem onların hepsine vadolunan yerdir.

44 ayet sayfası

Hicr suresi, 44. ayet. لَهَا سَبْعَةُ أَبْوَٰبٍۢ لِّكُلِّ بَابٍۢ مِّنْهُمْ جُزْءٌۭ مَّقْسُومٌ

Onun yedi kapısı vardır. Onlardan her kapı için ayrılmış (birer) grup vardır.

45 ayet sayfası

Hicr suresi, 45. ayet. إِنَّ ٱلْمُتَّقِينَ فِى جَنَّـٰتٍۢ وَعُيُونٍ

Muttakîler (duyarlı olanlar), mutlaka cennetlerde ve (su) kaynaklarında (olacaklar)dır.

46 ayet sayfası

Hicr suresi, 46. ayet. ٱدْخُلُوهَا بِسَلَـٰمٍ ءَامِنِينَ

(Kendilerine) "Güven ve selametle oraya girin!" (denecektir).

47 ayet sayfası

Hicr suresi, 47. ayet. وَنَزَعْنَا مَا فِى صُدُورِهِم مِّنْ غِلٍّ إِخْوَٰنًا عَلَىٰ سُرُرٍۢ مُّتَقَـٰبِلِينَ

(Birbirlerine) kardeş bir şekilde tahtlar üzerinde karşılıklı olarak göğüslerinde (kalplerinde) kinden ne varsa hepsini çıkarıp atmış (olacağ)ız.

48 ayet sayfası

Hicr suresi, 48. ayet. لَا يَمَسُّهُمْ فِيهَا نَصَبٌۭ وَمَا هُم مِّنْهَا بِمُخْرَجِينَ

Onlara orada hiçbir yorgunluk dokunmayacak ve onlar oradan asla çıkartılmayacaklardır.

49 ayet sayfası

Hicr suresi, 49. ayet. نَبِّئْ عِبَادِىٓ أَنِّىٓ أَنَا ٱلْغَفُورُ ٱلرَّحِيمُ

(49, 50) Kullarıma, benim çok bağışlayan, çok merhametli olduğumu, azabımın da elem verici bir azap olduğunu bildir!

50 ayet sayfası

Hicr suresi, 50. ayet. وَأَنَّ عَذَابِى هُوَ ٱلْعَذَابُ ٱلْأَلِيمُ

(49, 50) Kullarıma, benim çok bağışlayan, çok merhametli olduğumu, azabımın da elem verici bir azap olduğunu bildir!

51 ayet sayfası

Hicr suresi, 51. ayet. وَنَبِّئْهُمْ عَن ضَيْفِ إِبْرَٰهِيمَ

Onlara İbrahim'in misafir(ler)inden (meleklerden) de haber ver!

52 ayet sayfası

Hicr suresi, 52. ayet. إِذْ دَخَلُوا۟ عَلَيْهِ فَقَالُوا۟ سَلَـٰمًۭا قَالَ إِنَّا مِنكُمْ وَجِلُونَ

Hani onun yanına girdikleri zaman "Selam!" demişler, (İbrahim de onlara:) "Şüphesiz ki biz sizden korkuyoruz." demişti.

53 ayet sayfası

Hicr suresi, 53. ayet. قَالُوا۟ لَا تَوْجَلْ إِنَّا نُبَشِّرُكَ بِغُلَـٰمٍ عَلِيمٍۢ

(Melekler:) "Korkma; şüphesiz ki biz sana bilgili bir erkek çocuk müjdeliyoruz!" demişlerdi.

54 ayet sayfası

Hicr suresi, 54. ayet. قَالَ أَبَشَّرْتُمُونِى عَلَىٰٓ أَن مَّسَّنِىَ ٱلْكِبَرُ فَبِمَ تُبَشِّرُونَ

(İbrahim:) "Yaşlılık bana dokunmasına (gelmesine) rağmen beni müjdeliyor musunuz? (Beni) ne ile müjdeliyorsunuz?" diye sormuştu.

55 ayet sayfası

Hicr suresi, 55. ayet. قَالُوا۟ بَشَّرْنَـٰكَ بِٱلْحَقِّ فَلَا تَكُن مِّنَ ٱلْقَـٰنِطِينَ

(Melekler:) "Sana gerçeği müjdeledik. Sakın ümitsizliğe düşenlerden olma!" demişlerdi.

56 ayet sayfası

Hicr suresi, 56. ayet. قَالَ وَمَن يَقْنَطُ مِن رَّحْمَةِ رَبِّهِۦٓ إِلَّا ٱلضَّآلُّونَ

(İbrahim ise:) "Rabbinin merhametinden sapkınlardan başka kim ümit keser ki!" demişti.

57 ayet sayfası

Hicr suresi, 57. ayet. قَالَ فَمَا خَطْبُكُمْ أَيُّهَا ٱلْمُرْسَلُونَ

(İbrahim:) "Ey elçiler (melekler)! (Başka) ne işiniz var?" diye sormuştu.

58 ayet sayfası

Hicr suresi, 58. ayet. قَالُوٓا۟ إِنَّآ أُرْسِلْنَآ إِلَىٰ قَوْمٍۢ مُّجْرِمِينَ

(58, 59) Onlar "Şüphesiz ki biz suçlu bir topluma (onları helak etmeye) gönderildik. Ancak Lut'un ailesi hariç! Şüphesiz ki onların hepsini kurtaracağız." cevabını vermişlerdi.

59 ayet sayfası

Hicr suresi, 59. ayet. إِلَّآ ءَالَ لُوطٍ إِنَّا لَمُنَجُّوهُمْ أَجْمَعِينَ

(58, 59) Onlar "Şüphesiz ki biz suçlu bir topluma (onları helak etmeye) gönderildik. Ancak Lut'un ailesi hariç! Şüphesiz ki onların hepsini kurtaracağız." cevabını vermişlerdi.

60 ayet sayfası

Hicr suresi, 60. ayet. إِلَّا ٱمْرَأَتَهُۥ قَدَّرْنَآ ۙ إِنَّهَا لَمِنَ ٱلْغَـٰبِرِينَ

Hanımı hariç; onun geride (azaba uğrayanların içinde) kalmasını uygun görmüştük.

61 ayet sayfası

Hicr suresi, 61. ayet. فَلَمَّا جَآءَ ءَالَ لُوطٍ ٱلْمُرْسَلُونَ

(61, 62) (Melek) elçiler Lut'un ailesine gelince (Lut) onlara "Şüphesiz ki siz tanınmayan kişilersiniz!" demişti.

62 ayet sayfası

Hicr suresi, 62. ayet. قَالَ إِنَّكُمْ قَوْمٌۭ مُّنكَرُونَ

(61, 62) (Melek) elçiler Lut'un ailesine gelince (Lut) onlara "Şüphesiz ki siz tanınmayan kişilersiniz!" demişti.

63 ayet sayfası

Hicr suresi, 63. ayet. قَالُوا۟ بَلْ جِئْنَـٰكَ بِمَا كَانُوا۟ فِيهِ يَمْتَرُونَ

(63, 64) (Melekler) "Doğrusu biz sana, onların şüphe etmekte oldukları şeyi (helak haberini) getirdik. Sana gerçeği getirdik. Doğrusu biz doğru söyleyenleriz." demişlerdi.

64 ayet sayfası

Hicr suresi, 64. ayet. وَأَتَيْنَـٰكَ بِٱلْحَقِّ وَإِنَّا لَصَـٰدِقُونَ

(63, 64) (Melekler) "Doğrusu biz sana, onların şüphe etmekte oldukları şeyi (helak haberini) getirdik. Sana gerçeği getirdik. Doğrusu biz doğru söyleyenleriz." demişlerdi.

65 ayet sayfası

Hicr suresi, 65. ayet. فَأَسْرِ بِأَهْلِكَ بِقِطْعٍۢ مِّنَ ٱلَّيْلِ وَٱتَّبِعْ أَدْبَـٰرَهُمْ وَلَا يَلْتَفِتْ مِنكُمْ أَحَدٌۭ وَٱمْضُوا۟ حَيْثُ تُؤْمَرُونَ

Gecenin bir kısmında ailenle (yola çıkıp) yürü; sen de arkalarından git! Sizden kimse sakın dönüp de arkasına bakmasın; sizden istenen yere doğru gidin!

66 ayet sayfası

Hicr suresi, 66. ayet. وَقَضَيْنَآ إِلَيْهِ ذَٰلِكَ ٱلْأَمْرَ أَنَّ دَابِرَ هَـٰٓؤُلَآءِ مَقْطُوعٌۭ مُّصْبِحِينَ

Ona (Lut'a) şu hükmümüzü vahyetmiştik: "Sabaha çıkarlarken mutlaka onların kökü kesilmiş olacaktır."

67 ayet sayfası

Hicr suresi, 67. ayet. وَجَآءَ أَهْلُ ٱلْمَدِينَةِ يَسْتَبْشِرُونَ

Şehrin (sapkın) halkı sevinç içinde (Lut'un yanına) gelmişlerdi.

68 ayet sayfası

Hicr suresi, 68. ayet. قَالَ إِنَّ هَـٰٓؤُلَآءِ ضَيْفِى فَلَا تَفْضَحُونِ

(Lut onlara:) "Bunlar, benim misafirimdir; sakın beni utandırmayın!

69 ayet sayfası

Hicr suresi, 69. ayet. وَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَلَا تُخْزُونِ

Allah'a karşı takvâlı (duyarlı) olun! Beni rezil etmeyin!" demişti.

70 ayet sayfası

Hicr suresi, 70. ayet. قَالُوٓا۟ أَوَلَمْ نَنْهَكَ عَنِ ٱلْعَـٰلَمِينَ

(Kavmi:) "Biz seni, elalemden (başkalarının işine karışmaktan) engellememiş miydik?" demişlerdi.

71 ayet sayfası

Hicr suresi, 71. ayet. قَالَ هَـٰٓؤُلَآءِ بَنَاتِىٓ إِن كُنتُمْ فَـٰعِلِينَ

(Lut:) "İşte kızlarım! (Düşündüğünüzü) yapacaksanız (onlarla evlenin)!" demişti.

72 ayet sayfası

Hicr suresi, 72. ayet. لَعَمْرُكَ إِنَّهُمْ لَفِى سَكْرَتِهِمْ يَعْمَهُونَ

(Melekler Lut'a) şöyle demişlerdi: "Ömrüne yemin olsun: Şüphesiz ki onlar sarhoşlukları içinde bocalıyorlardı."

73 ayet sayfası

Hicr suresi, 73. ayet. فَأَخَذَتْهُمُ ٱلصَّيْحَةُ مُشْرِقِينَ

Güneş doğarken onları o korkunç ses yakalamıştı.

74 ayet sayfası

Hicr suresi, 74. ayet. فَجَعَلْنَا عَـٰلِيَهَا سَافِلَهَا وَأَمْطَرْنَا عَلَيْهِمْ حِجَارَةًۭ مِّن سِجِّيلٍ

Hemen oranın üstünü altına getirmiştik. Üzerlerine (balçıktan) pişirilmiş (sert) taşlar yağdırmıştık.

75 ayet sayfası

Hicr suresi, 75. ayet. إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَـٰتٍۢ لِّلْمُتَوَسِّمِينَ

Şüphesiz ki bunda anlayış sahipleri için dersler vardır.

76 ayet sayfası

Hicr suresi, 76. ayet. وَإِنَّهَا لَبِسَبِيلٍۢ مُّقِيمٍ

Onlar gözler önünde duran bir yol üzerindedir.

77 ayet sayfası

Hicr suresi, 77. ayet. إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَةًۭ لِّلْمُؤْمِنِينَ

Doğrusu bunda iman edenler için bir ders vardır.

78 ayet sayfası

Hicr suresi, 78. ayet. وَإِن كَانَ أَصْحَـٰبُ ٱلْأَيْكَةِ لَظَـٰلِمِينَ

Eyke halkı da zalimdi.

79 ayet sayfası

Hicr suresi, 79. ayet. فَٱنتَقَمْنَا مِنْهُمْ وَإِنَّهُمَا لَبِإِمَامٍۢ مُّبِينٍۢ

Onlardan intikam almıştık. İkisi de apaçık bir yol üzerindedir.

80 ayet sayfası

Hicr suresi, 80. ayet. وَلَقَدْ كَذَّبَ أَصْحَـٰبُ ٱلْحِجْرِ ٱلْمُرْسَلِينَ

Yemin olsun ki Hicr halkı da elçileri yalanlamıştı.

81 ayet sayfası

Hicr suresi, 81. ayet. وَءَاتَيْنَـٰهُمْ ءَايَـٰتِنَا فَكَانُوا۟ عَنْهَا مُعْرِضِينَ

Biz onlara delillerimizi vermiştik fakat onlardan yüz çevirmişlerdi.

82 ayet sayfası

Hicr suresi, 82. ayet. وَكَانُوا۟ يَنْحِتُونَ مِنَ ٱلْجِبَالِ بُيُوتًا ءَامِنِينَ

Onlar, dağlardan güven içinde kalacakları evler oyarlardı.

83 ayet sayfası

Hicr suresi, 83. ayet. فَأَخَذَتْهُمُ ٱلصَّيْحَةُ مُصْبِحِينَ

Onları sabaha çıkarlarken o korkunç ses yakalamıştı.

84 ayet sayfası

Hicr suresi, 84. ayet. فَمَآ أَغْنَىٰ عَنْهُم مَّا كَانُوا۟ يَكْسِبُونَ

Kazandıkları şeyler onlardan hiçbir şeyi savmamıştı.

85 ayet sayfası

Hicr suresi, 85. ayet. وَمَا خَلَقْنَا ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ وَمَا بَيْنَهُمَآ إِلَّا بِٱلْحَقِّ ۗ وَإِنَّ ٱلسَّاعَةَ لَـَٔاتِيَةٌۭ ۖ فَٱصْفَحِ ٱلصَّفْحَ ٱلْجَمِيلَ

Biz gökleri, yeri ve ikisinin arasındakileri ancak ve ancak bir amaç ile yarattık. O (Son) Saat de mutlaka gelecektir. Onlara güzel bir şekilde hoşgörülü davran!

86 ayet sayfası

Hicr suresi, 86. ayet. إِنَّ رَبَّكَ هُوَ ٱلْخَلَّـٰقُ ٱلْعَلِيمُ

Şüphesiz ki Rabbin her çeşit yaratandır, bilendir.

87 ayet sayfası

Hicr suresi, 87. ayet. وَلَقَدْ ءَاتَيْنَـٰكَ سَبْعًۭا مِّنَ ٱلْمَثَانِى وَٱلْقُرْءَانَ ٱلْعَظِيمَ

Biz sana tekrarlanan yedi (mesajı) ve yüce Kur'an'ı verdik.

88 ayet sayfası

Hicr suresi, 88. ayet. لَا تَمُدَّنَّ عَيْنَيْكَ إِلَىٰ مَا مَتَّعْنَا بِهِۦٓ أَزْوَٰجًۭا مِّنْهُمْ وَلَا تَحْزَنْ عَلَيْهِمْ وَٱخْفِضْ جَنَاحَكَ لِلْمُؤْمِنِينَ

Sakın onlardan bazı çiftlere verdiğimiz şeye gözlerini dikme! Onlardan dolayı üzülme ve müminlere kanadını indir (alçak gönüllü ol)!

89 ayet sayfası

Hicr suresi, 89. ayet. وَقُلْ إِنِّىٓ أَنَا ٱلنَّذِيرُ ٱلْمُبِينُ

De ki: "Ben sadece apaçık bir uyarıcıyım."

90 ayet sayfası

Hicr suresi, 90. ayet. كَمَآ أَنزَلْنَا عَلَى ٱلْمُقْتَسِمِينَ

Nitekim biz yalan yere yemin edenlere (azabı) indirmişizdir.

91 ayet sayfası

Hicr suresi, 91. ayet. ٱلَّذِينَ جَعَلُوا۟ ٱلْقُرْءَانَ عِضِينَ

(91, 92, 93) Rabbine yemin olsun: Yaptıklarından dolayı mutlaka Kur'an'ı bölüp ayıranların hepsini sorguya çekeceğiz.

92 ayet sayfası

Hicr suresi, 92. ayet. فَوَرَبِّكَ لَنَسْـَٔلَنَّهُمْ أَجْمَعِينَ

(91, 92, 93) Rabbine yemin olsun: Yaptıklarından dolayı mutlaka Kur'an'ı bölüp ayıranların hepsini sorguya çekeceğiz.

93 ayet sayfası

Hicr suresi, 93. ayet. عَمَّا كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ

(91, 92, 93) Rabbine yemin olsun: Yaptıklarından dolayı mutlaka Kur'an'ı bölüp ayıranların hepsini sorguya çekeceğiz.

94 ayet sayfası

Hicr suresi, 94. ayet. فَٱصْدَعْ بِمَا تُؤْمَرُ وَأَعْرِضْ عَنِ ٱلْمُشْرِكِينَ

Sana emrolunanı açıkça söyle ve ortak koşanlardan yüz çevir!

95 ayet sayfası

Hicr suresi, 95. ayet. إِنَّا كَفَيْنَـٰكَ ٱلْمُسْتَهْزِءِينَ

Şüphesiz ki biz alay edenlere karşı sana yeteriz.

96 ayet sayfası

Hicr suresi, 96. ayet. ٱلَّذِينَ يَجْعَلُونَ مَعَ ٱللَّهِ إِلَـٰهًا ءَاخَرَ ۚ فَسَوْفَ يَعْلَمُونَ

Onlar Allah ile birlikte başka bir ilah edinenlerdir. İleride (gerçeği) bilecekler!

97 ayet sayfası

Hicr suresi, 97. ayet. وَلَقَدْ نَعْلَمُ أَنَّكَ يَضِيقُ صَدْرُكَ بِمَا يَقُولُونَ

Yemin olsun ki onların söyledikleri şeyler yüzünden senin içinin daraldığını biliyoruz.

98 ayet sayfası

Hicr suresi, 98. ayet. فَسَبِّحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ وَكُن مِّنَ ٱلسَّـٰجِدِينَ

Rabbini hamd (övgü) ile tesbih et (yücelt) ve secde edenlerden ol!

99 ayet sayfası

Hicr suresi, 99. ayet. وَٱعْبُدْ رَبَّكَ حَتَّىٰ يَأْتِيَكَ ٱلْيَقِينُ

Sana kesin bir gerçek (olan ölüm) gelinceye kadar Rabbine ibadet et!