Anla
İlkeler
Kur'an'ın doğrudan emrettiği ya da tavsiye ettiği ahlâkî ve ibadet ilkeleri. Her ilkenin birincil dayanağı doğrudan emir içeren ayettir; ikincil dayanaklar ilkeyi örnekleyen ayetlerdir. Platform kendi ilkesini icat etmez.
- 64ilke
- 196birincil dayanak
- 405ayet bağı
- 7alan
Bu bölümleme platform derlemesidir; ilkelerin kendisi ve dayanak ayetleri kaynağa dayalıdır. İlkelerin tamamı aşağıda liste hâlinde var; grafikteki 4 çift, birbirine karşıt ilke olarak eşlenmiş emir/nehiy çiftleridir — zorlanmış bir eşleştirme değildir, karşıtı olmayan ilkede bu bağ hiç kurulmaz.
Allah'a karşı
Kulun doğrudan Rabbine karşı sorumluluklarını düzenleyen ilkeler: takva, şükür, zikir, dua, tevbe, tevekkül ve ümit kesmeme gibi.- Şükür الشكر Nimeti verenin Allah olduğunu bilmek, dille ikrar etmek ve nimeti yerinde kullanmak. Nankörlüğün (küfrân) karşıtıdır.
- Tevekkül التوكل Gerekli çabayı gösterdikten sonra sonucu Allah'a bırakmak; O'na güvenip dayanmak.
- Takvâ (Allah'a Karşı Sorumluluk Bilinci) التقوى Allah'ın koyduğu sınırları gözeterek yaşamak; O'na karşı sorumluluğunu her an hatırda tutmak.
- Tevbe (Hatadan Dönüş) التوبة Günahtan pişmanlıkla dönmek, Allah'tan bağışlanma dilemek ve aynı hataya dönmemeye karar vermek.
- Dua الدعاء İhtiyacını ve şükrünü doğrudan Allah'a arz etmek; O'ndan istemeyi ibadet saymak.
- Zikir (Allah'ı Anma) الذكر Allah'ı dille ve kalple sürekli hatırda tutmak; O'nu anmayı hayatın parçası yapmak.
- Ümit Kesmeme عدم القنوط Allah'ın rahmetinden ve ferahlığından ümit kesmemek.
İbadet
Kulluğun somut ibadet biçimlerini kapsayan ilkeler.- Namaz الصلاة Belirli vakitlerde yerine getirilen, Allah'a yönelişi ve O'nu anmayı ifade eden temel ibadet; Kur'an'da sık sık zekâtla birlikte emredilir.
- Oruç الصوم Ramazan ayında tan yerinin ağarmasından akşama kadar yeme, içme ve cinsel ilişkiden uzak durarak tutulan; takvâ kazandırması amaçlanan ibadet.
- Zekât الزكاة Maldan, tespit edilmiş kişilere verilmesi farz olan pay; kökü 'arınma ve artma' anlamı taşır.
- Hac الحج Gücü yetenlere farz olan, belirli aylarda Kâbe ve çevresinde yapılan ibadet yolculuğu.
Nefis terbiyesi
Kişinin kendi nefsini terbiye etmesine, sabır, iffet ve tevazu gibi iç disipline dair ilkeler.- Sabır الصبر Zorluk, kayıp ve bekleyiş karşısında dayanmak; hakikat üzere direnmek ve sonucu Allah'a bırakmak. Kur'an'da pasif bir katlanma değil, namazla birlikte anılan etkin bir tutumdur.
- Öfkeyi Yutma كظم الغيظ Öfkelendiğinde kendine hâkim olmak, öfkeyle karar vermemek ve affa yönelmek.
- Tevazu (Alçakgönüllülük) التواضع Kendini başkalarından üstün görmemek; yürüyüşte, konuşmada ve ilişkilerde ölçülü ve yumuşak olmak.
- İsraftan Kaçınma اجتناب الإسراف Yeme, içme, harcama ve kullanmada ölçüyü aşmamak; hem cimrilikten hem saçıp savurmadan uzak durmak.
- Kibirden Kaçınma اجتناب الكبر Kendini üstün görmemek, gerçeği kabulden büyüklenmeyle kaçınmamak, insanlara tepeden bakmamak.
- İffet العفة Gözü ve ırzı korumak; zinaya yaklaşmamak.
- Temizlik ve Arınma الطهارة Bedeni, elbiseyi ve kalbi arındırmak.
Söz ve doğruluk
Sözün doğruluğuna, iletişimde dürüstlüğe ve dile hakim olmaya dair ilkeler.- Doğruluk (Sıdk) الصدق Sözde, niyette ve davranışta gerçeğe uygun olmak; söylediğiyle yaptığı örtüşmek.
- Sözünde Durma (Ahde Vefa) الوفاء بالعهد Verilen sözü, yapılan anlaşmayı ve yemini yerine getirmek; ahdi bozmamak.
- İftiradan Kaçınma اجتناب القذف Bir kimseye, özellikle iffeti konusunda, delilsiz suç isnat etmemek; söylentiyi araştırmadan yaymamak.
- Gıybetten Kaçınma اجتناب الغيبة Bir kimseyi arkasından, hoşlanmayacağı şekilde anmamak; kusurlarını yaymamak.
- Zandan Kaçınma اجتناب سوء الظن Bilgisizce hüküm vermemek, insanlar hakkında kötü zanda bulunmamak, duyduğunu araştırmadan doğru saymamak.
- Yalandan Kaçınma اجتناب الكذب Gerçeğe aykırı söz söylememek, yalancı şahitlik yapmamak ve hakkı bâtılla karıştırmamak.
- Selâmlaşma ve Güzel Karşılık السلام Karşılaşmada selâm vermek, verilen selâma daha güzeliyle karşılık vermek, eve girerken izin ve selâmla girmek.
- Hakkı Gizlememe ve Doğru Şahitlik الشهادة بالحق Bildiği gerçeği gizlememek, şahitlikten kaçmamak, tanıklığı kimse lehine ya da aleyhine eğip bükmemek.
- Yemine Bağlılık حفظ الأيمان Verilen sözü ve yemini korumak; yemini iyiliğe engel yapmamak.
- Alay Etmeme ترك السخرية Kimseyi küçümsememek, lakap takmamak, kaş göz işaretiyle aşağılamamak.
- Ayıp Araştırmama ترك التجسس Başkasının kusurunu araştırmamak, arkasından konuşmamak.
- Bilmediğinin Peşine Düşmeme ترك القول بلا علم Kesin bilgi olmadan konuşmamak; zannı bilgi yerine koymamak.
- Güzel Söz Söyleme القول الحسن En güzel sözü seçmek; sözü doğru ve yerinde söylemek.
- Haberi Araştırma التبين في الخبر Gelen habere hemen inanmamak, doğruluğunu araştırmak.
Aile ve yakınlar
Aile içi ilişkileri, akrabalık haklarını ve yakınlara karşı sorumlulukları düzenleyen ilkeler.- Anne Babaya İyilik الإحسان إلى الوالدين Anne babaya saygı, hizmet ve güzel söz; yaşlılıklarında bakım; şirk dışında onlara itaat ve dua.
- Komşu Hakkı حق الجار Yakın ve uzak komşuya iyilik etmek, onlara zarar vermemek ve ihtiyaçlarını gözetmek.
- Yetimi Gözetme رعاية اليتيم Yetimi ezmemek, malını korumak ve yerine ulaştırmak, onu toplumdan dışlamamak.
- Akrabaya İyilik (Sıla-i Rahim) صلة الرحم Akrabayla ilişkiyi kesmemek, onlara iyilik etmek ve haklarını vermek.
- Eşlere İyi Davranma المعاشرة بالمعروف Evlilikte iyilikle geçinmek; hoşlanmadığın yerde bile insafı elden bırakmamak.
- Çocuğu Öldürmeme تحريم قتل الأولاد Yoksulluk korkusuyla ya da kız olduğu için çocuğu öldürmenin kesin yasağı.
- Yetimin Malını Koruma حفظ مال اليتيم Yetimin malını en güzel biçimde işletmek, rüştüne erince eksiksiz teslim etmek.
- Ev Mahremiyeti الاستئذان Başkasının evine izinsiz girmemek; kendi evinde de mahremiyet vakitlerini gözetmek.
Mal ve iktisat
Mal edinme, harcama, borç ve alışverişte gözetilecek iktisadi ilkeler.- Ölçü ve Tartıda Dürüstlük الوفاء بالكيل والميزان Alışverişte ölçüyü ve tartıyı tam yapmak, insanların hakkını eksiltmemek; ekonomik ilişkilerde hile yapmamak.
- İnfak (Allah Yolunda Harcama) الإنفاق Maldan Allah rızası için, gösterişsiz ve incitmeden harcamak; zekâtın ötesinde gönüllü vermek.
- Borcu Yazmak كتابة الدين Vadeli alacak ve borcu belgeye bağlamak, şahit tutmak.
- Yolda Kalmışın Hakkı حق ابن السبيل Yolcunun, yoksulun ve akrabanın malda payı bulunduğunu kabul etmek.
- Boyunduruğu Çözmek تحرير الرقبة Esaret altındakinin özgürlüğüne kavuşturulması; Kur'an'ın birçok kefarette ilk sıraya koyduğu çözüm.
- Faizden Kaçınma اجتناب الربا Borç üzerinden karşılıksız artış almaktan uzak durmak.
- Haksız Kazançtan Kaçınma اجتناب أكل المال بالباطل Başkasının malını bâtıl yolla yememek; ölçü ve tartıda hile yapmamak.
- Verdiğini Başa Kakmama ترك المن والأذى Yardımın ardından minnet ve incitme getirmemek.
- Gizli Sadaka صدقة السر Vermeyi gizlemek; alanın onurunu korumak.
- Borçluya Mühlet إنظار المعسر Darda olan borçluya süre tanımak, bağışlamayı daha hayırlı bilmek.
- Cimrilikten Kaçınma اجتناب البخل Verilenden vermemek ve başkasını da vermemeye çağırmaktan uzak durmak.
Toplum ve yönetim
Toplumsal düzeni, adaleti ve yönetime dair ilişkileri kapsayan ilkeler.- Adalet العدل Herkese hakkını vermek, hükümde ve davranışta dengeyi gözetmek; yakınlık, düşmanlık ya da çıkarın ölçüyü bozmasına izin vermemek.
- Emanete Sadakat الأمانة Kendine bırakılan her şeyi — mal, söz, görev, sır — sahibine ait bilip korumak ve yerine ulaştırmak.
- Affetme العفو Kendine yapılan haksızlığı karşılıksız bağışlamak; intikam hakkından vazgeçmek.
- İstişare (Danışma) الشورى Karar verirken ilgili kişilerin görüşünü almak; yönetimde ve ortak işlerde danışmayı ilke edinmek.
- İhsan (Güzel Davranış) الإحسان Yapılan işi en güzel şekilde yapmak; karşılık beklemeden iyilik etmek; Allah'ı görüyormuş gibi davranmak.
- İyiliği Emretme, Kötülükten Alıkoyma الأمر بالمعروف والنهي عن المنكر Toplumda iyiliğin yayılması ve kötülüğün önlenmesi için söz ve tavırla sorumluluk almak.
- Barış ve Uzlaşma (Sulh) الصلح Anlaşmazlıkta adil bir çözüme yönelmek, çatışan tarafların arasını düzeltmek, barış teklifini geri çevirmemek.
- İlim Öğrenme طلب العلم Bilgiyi aramak ve öğrendiğiyle amel etmek; bilmediğini bilmek.
- Savaşta Ölçülü Olmak عدم الاعتداء في القتال Savaşta aşırıya kaçmamak, barışa yanaşana yanaşmak.
- Esire İyilik الإحسان إلى الأسير Elde tutulan kimseye yiyecek vermek ve iyilikle davranmak.
- Dinde Zorlama Yok لا إكراه في الدين İnanca zorlamamak; tebliğin sınırının hatırlatma olduğunu bilmek.
- Adaletle Hükmetme الحكم بالعدل İnsanlar arasında karar verirken hevaya değil hakka uymak.
- Hayırda Yarışma المسارعة في الخيرات İyilikte öne geçmeye çalışmak; erteleyip durmamak.