Bir gece, kendisine delillerimizden gösterelim diye kulunu Mescid-i Haram'dan, çevresini bereketlendirdiğimiz Mescid-i Aksa'ya (en uzak mescide) yürüten Allah yücedir. Şüphesiz ki O duyandır, görendir.
Bunlardan ilkinin (cezalandırma) zamanı gelince, üzerinize güçlü kullarımızı salmıştık da evlerin aralarını bile köşe bucak aramışlardı. Bu, yerine getirilmiş bir vaatti.
(Bu ilk sıkıntıdan) sonra onlara karşı size tekrar (fırsat) vermiştik; servet ve çocuklarla sizi (gücünüzü) desteklemiş, sayınızı daha da çoğaltmıştık.
(Size şöyle demiştik): "İyilik yaparsanız kendiniz için iyilik yapmış olursunuz; kötülük yaparsanız yine kendinize yapmış olursunuz. Artık sonuncu (ikinci cezalandırma) zamanı gelince, yüzlerinizi kapkara edecek, daha önce girdikleri gibi yine Mescide (Süleyman Mabedi'ne) girecek ve üstün gelip her şeyi tahrip edecek (ordular size musallat olur)."
Biz geceyi ve gündüzü iki delil olarak yarattık. Rabbinizin lütfundan aramanız ve yılların sayısını ve hesabı bilmeniz için gecenin delilini (ayı) silip, (yerine) aydınlatan gündüzün delilini (güneşi) getirdik. İşte (bu konuda) her şeyi açıkça anlattık.
Her insanın uçup (gittiğini sandığı davranışlar)ını boynuna bağladık. İnsan için kıyamet gününde, (önünde) açılmış bir kitap (amel defteri) çıkartacağız.
Kim doğru yola gelirse, sadece kendisi için gelmiş olur; kim de saparsa, sadece kendi aleyhine sapmış olur. Hiçbir (günah) yüklüsü, başkasının (günah) yükünü yüklenemez. Biz bir elçi gönderinceye kadar (kimseye) azap ediciler değiliz.
Bir şehri helak etmek istediğimizde, o şehrin şımarık elebaşlarını yönetici yaparız da onlar orada kötülük işlerler. Böylece ona (şehir halkına azap) sözü gerçek olur; orayı darmadağın ederiz.
Kim bu çabucak geçen (dünyayı) isterse, ona yani (helakini) dilediğimiz kimseye dilediğimiz kadarını dünyada hemen veririz. Sonra da onu kınanmış ve kovulmuş olarak gireceği cehenneme yerleştirmiş (olacağız).
Rabbin, sadece kendisine kulluk etmenizi ve ana babaya iyiliği emretmiştir. Onlardan biri veya her ikisi senin yanında yaşlanırsa, kendilerine sakın "Öf!" bile deme; onları azarlama; kendilerine güzel sözler söyle!
Onlara merhametten kaynaklanan alçak gönüllülük kanadını ger ve şöyle de: "Rabbim! Küçüklüğümde onlar beni nasıl sahiplendiyseler (özenle büyüttüyseler), şimdi sen de onlara merhamet et!"
Allah'ın saygın kıldığı (öldürülmesini yasakladığı) canı haksız yere öldürmeyin!(Haksız yere) öldürülen kişinin velisine (yakınına) elbette yetki verdik. (Yine de) o öldürmede ileri gitmesin (ille de karşılığında ölüm istemesin)! Şüphesiz ki (öldürülen kişiye) yardım edilmiş (olacak)tır.
Yetimin malına, yetişkinlik zamanına ulaşıncaya kadar en güzel olanın dışında sakın yaklaşmayın! Verdiğiniz sözü de yerine getirin! Şüphesiz ki verilen söz sorumluluğu gerektirir.
İşte (bütün) bunlar, Rabbinin sana vahyettiği doğru hükümler içeren konulardandır. Allah ile birlikte başka ilah edinme! Kınanmış ve (Allah'ın merhametinden) uzaklaştırılmış olarak cehenneme atılırsın.
Kendisi meleklerden kız çocuklar edinmiş (!) olarak, Rabbiniz erkek çocukları size mi ayırmış! Şüphesiz ki siz (sorumluluğu) çok ağır bir söz söylüyorsunuz.
Yemin olsun ki biz bu Kur'an'da (gerçeği) hatırlasınlar diye (her şeyi) türlü şekillerde sayıp dökmüşüzdür. (Fakat bu), onların sadece nefretini artırıyor.
Yedi (kat) gök, yer ve bunlardaki herkes, O'nu (Allah'ı) tesbih eder (yüceltir). Hiçbir şey yoktur ki O'nu hamdiyle (övgüyle) tesbih ediyor (yüceltiyor) olmasın. Ancak siz onların tesbihini (yüceltmesini) anlayamıyorsunuz. Şüphesiz ki O hoşgörülüdür, çok bağışlayandır.
(İnkârcıların) onu (Kur'an'ı) anlamalarıyla ilgili kalplerine bir kapalılık ve kulaklarına bir (s)ağırlık veririz. Kur'an'da O'nu (Allah'ı tek ilah olarak) andığında, nefret ederek arkalarını dön(üp gid)erler.
Biz onların seni dinlerken onu (Kur'an'ı ne amaçla) dinlediklerini, kendi aralarında fısıldaşırlarken zalimlerin "Siz büyülenmiş bir adamdan başkasına uymuyorsunuz!" dediklerini çok iyi bileniz.
İsterse göğüslerinizde (kalplerinizde) büyüyen (abarttığınız varlıklardan) herhangi bir yaratık olun!" (Müşrikler) "Bizi tekrar (hayata) döndürecek (olan) kimmiş?" deyince, (onlara) de ki: "Sizi ilk kez yaratan." Onlar, sana (alaycılıkla) başlarını sallayarak "O (diriltilme) ne zamanmış!" diyecekler. De ki: "Belki de çok yakındır."
Kullarıma söyle, (tartışırken karşısındakilere) sözün en güzelini söylesinler (güzelce tartışsınlar)! Şüphesiz ki şeytan aralarına fitne sokar. Şüphesiz ki şeytan insanın apaçık düşmanıdır.
Rabbin, göklerde ve yerde olan herkesi çok iyi bilendir. Yemin olsun ki biz peygamberlerin bir kısmını bir kısmına (farklı oldukları noktalarda) üstün kıldık; Davud'a da Zebur'u verdik.
De ki: "O'nun (Allah'ın) peşi sıra (ilah olduğunu) sandıklarınıza yalvarın! (Ne var ki) onlar, sizin darlığınızı gidermeye de (hakkınızdaki hükmü) değiştirmeye de güç yetiremezler."
Onların yalvardıkları bu varlıklar bile aslında -hangisi daha yakın olacak diye- Rablerine yol ararlar. O'nun merhametini umar ve azabından korkarlar.Şüphesiz ki Rabbinin azabı sakınılması gereken önemdedir.
(Halkı günaha saplanmış) ne kadar şehir varsa hepsini kıyamet gününden önce ya helak eder ya da şiddetli bir azaba uğratırız. Bu (uygulamamız), Kitapta yazılı bir (hükmümüz)dür.
Bizi, ayetler (mucizeler) göndermekten alıkoyan tek şey, öncekilerin onları yalanlamış olmasıdır. (Nitekim) Semûd kavmine de (mucize olarak) aydınlatıcı, (ders verici) bir dişi deve vermiştik de onlar (vahşice katlettikleri için) ona haksızlık etmişlerdi. (Oysa) biz ayetleri (mucizeleri) ancak (inkârcıları) korkutmak için göndeririz.
Hani sana şöyle demiştik: "Rabbin, insanları çepeçevre kuşatmıştır. Sana (isra esnasında) gösterdiğimiz o rüyayı ve Kur'an'da lanetlenmiş (zakkum) ağacını,ancak insanları sınamak için meydana getirmiştik. Biz onları (insanları) korkutuyoruz; (bu durum) onların sadece büyük azgınlığını artırıyor."
Hani meleklere "Âdem için (Allah'a) secde edin." demiştik; onlar da hemen secde etmişlerdi. İblis hariç. (O) "Ben çamurdan yarattığın bir kişi için secde eder miyim hiç!" demişti.
Gücünün yettiği kişileri davetinle (gerçeklerden) uzaklaştır! Süvarilerinle ve yayalarınla onları yaygaraya boğ! Malları ve çocukları (aracılığıyla yapacakları kötülükler)de onlara ortak ol! Kendilerine vaatlerde bulun!" Şeytan, insanlara aldatmadan başka bir şey vadetmez.
Denizde size bir sıkıntı geldiğinde, O'ndan başka yalvardıklarınız kaybolup gider. Sizi kurtarıp karaya çıkardığında (eski hâlinize) dönersiniz. İnsanoğlu çok nankördür.
(Allah'ın), sizi kara tarafında yerin dibine geçirmesinden veya üzerinize taş yağdırmasından güvende misiniz? Sonra kendiniz için hiçbir koruyucu da bulamazsınız.
Veya inkâr etmiş olmanız sebebiyle O'nun sizi bir kez daha oraya (denize) gönderip üzerinize bir kasırga yollayarak sizi boğmasından güvende misiniz? Sonra bize karşı sizi takip edecek kimse bulamazsınız.
Yemin olsun ki âdemoğlunu değerli kıldık; onları karada ve denizde taşıdık; kendilerine tertemiz rızıklar verdik ve onları, yarattıklarımızın birçoğundan üstün kıldık.
Her insan topluluğunu imamıyla (önderiyle) çağıracağımız o günde, kimin kitabı (amel defteri) sağından verilirse, onlar kitabını okuyacaklar ve en küçük bir şekilde haksızlığa uğratılmayacaklardır.
(Müşrikler), sana vahyettiğimizden (Kur'an'dan) başka bir şeyi bize iftira etmen için neredeyse seni fitneye düşüreceklerdi. İşte o takdirde seni candan dost kabul edeceklerdi.
İşte o zaman, sana ölümün kat kat (sıkıntılar)ıyla birlikte hayatın sıkıntılarını da kat kat tattırırdık. Sonunda bize karşı kendin için hiçbir yardımcı da bulamazdın.
Onlar, seni o yerden (yurdundan) çıkarmak için neredeyse dünyayı başına dar edecekler. O takdirde senin ardından kendileri de (Mekke'de) fazla kalamayacaklar.
Güneşin (batıya) yönelip gecenin karanlığı bastırıncaya kadar ve tan vaktinin (sabah ışıklarının) toplanması (vaktinde) namaz kıl! Şüphesiz ki tan vaktinin (sabah ışıklarının) toplanmasına şahit olunmaktadır.
De ki: "Bu Kur'an'ın bir benzerini getirmek üzere insanlar ve cinler bir araya gelseler, hatta birbirlerine destek de olsalar onun benzerini getiremezler."
Veya altından bir evin (köşkün) oluncaya ya da göğe yükselinceye kadar (sana inanmayacağız)! Bize, okuyacağımız bir kitap indirinceye kadar (göğe) yükselmene de asla inanmayacağız!" De ki: "Rabbim yücedir. Ben insan bir elçiden başka neyim ki!"
Allah'ın hidayet ettiği kişi doğru yola ulaş(tırıl)mıştır. Saptırdığı (sapkınlığını onayladığı) kişi içinse O'ndan başka (O'na rağmen) dostlar (yardımcılar) bulamazsın. Kıyamet gününde onları kör, dilsiz ve sağır olarak yüzüstü bir araya toplayacağız. Onların barınağı, ateşi her yavaşladıkça alevini artıracağımız cehennemdir.
Ayetlerimizi inkâr etmeleri ve "Biz kemik ve ufalanmış toprak olmuşken mi yepyeni bir varlık olarak mı diriltilecekmişiz?" demeleri nedeniyle cezaları işte budur.
Gökleri ve yeri yaratan Allah'ın onları (mahşerde) benzer şekilde yaratmaya ve kendileri için şüphe duyulamayacak bir süre tayin etmeye gücünün yeteceğini hiç mi düşünmediler? Zalimler, sadece inkârcılar olarak yüz çevirdiler.
(Onlara) de ki: "Rabbimin merhamet hazinelerine sahip olsaydınız, harcanır korkusuyla (onlara) yapışırdınız (kimseye vermezdiniz)." İnsan çok cimridir.
Yemin olsun ki Musa'ya apaçık dokuz ayet (mucize) vermiştik. (Musa) yanlarına geldiğinde Firavun'un ona "Ey Musa, senin büyülenmiş olduğunu sanıyorum." dediğini İsrailoğullarına sor!
(Musa da) "Bunları (mucizeleri) öngörüler olarak, göklerin ve yerin Rabbinden başkasının indirmediğini gayet iyi biliyorsun. Ey Firavun! Doğrusu ben senin mahvolacağını sanıyorum." demişti.
De ki: "İster Allah diye dua edin; ister Rahmân diye dua edin! Hangisiyle dua ederseniz edin, en güzel isimler yalnızca O'na aittir." Duanı yüksek sesle yapma; sesini fazla da kısma; bu (ikisi) arasında bir yol tut!
De ki: "Hamd (övgü), çocuk edinmemiş olan, otoritesinde ortağı bulunmayan, düşkünlük sebebiyle dosta (ihtiyacı) olmayan Allah'a aittir." O'nu gerektiği gibi yücelt!