19. sure · dinle

Meryem Suresi مريم

Okunan kelime metin üstünde işaretlenir; sure baştan sona kesintisiz çalar. Betik çalışmazsa her ayetin altındaki oynatıcı yine çalışır.

Meryem suresi sayfasına dön

2 ayet sayfası

Meryem suresi, 2. ayet. ذِكْرُ رَحْمَتِ رَبِّكَ عَبْدَهُۥ زَكَرِيَّآ

(Bu), Rabbinin Zekeriya kuluna rahmetini hatırla(t)masıdır.

3 ayet sayfası

Meryem suresi, 3. ayet. إِذْ نَادَىٰ رَبَّهُۥ نِدَآءً خَفِيًّۭا

Hani o, gizli bir sesle Rabbine şöyle seslenmişti:

4 ayet sayfası

Meryem suresi, 4. ayet. قَالَ رَبِّ إِنِّى وَهَنَ ٱلْعَظْمُ مِنِّى وَٱشْتَعَلَ ٱلرَّأْسُ شَيْبًۭا وَلَمْ أَكُنۢ بِدُعَآئِكَ رَبِّ شَقِيًّۭا

"Rabbim! Kemiklerim zayıfladı, saçım başım ağardı. Rabbim, senden isteklerim konusunda (bu zamana kadar) hiç mahrum kalmadım.

5 ayet sayfası

Meryem suresi, 5. ayet. وَإِنِّى خِفْتُ ٱلْمَوَٰلِىَ مِن وَرَآءِى وَكَانَتِ ٱمْرَأَتِى عَاقِرًۭا فَهَبْ لِى مِن لَّدُنكَ وَلِيًّۭا

(5, 6) Şüphesiz ki ben, benden sonraki yakınlarımdan endişe ediyorum. Hanımım da kısırdır. Bana katından hem bana hem de Yakup ailesine mirasçı olabilecek bir veli (çocuk) ver! Rabbim! Onu rızana layık eyle!"

6 ayet sayfası

Meryem suresi, 6. ayet. يَرِثُنِى وَيَرِثُ مِنْ ءَالِ يَعْقُوبَ ۖ وَٱجْعَلْهُ رَبِّ رَضِيًّۭا

(5, 6) Şüphesiz ki ben, benden sonraki yakınlarımdan endişe ediyorum. Hanımım da kısırdır. Bana katından hem bana hem de Yakup ailesine mirasçı olabilecek bir veli (çocuk) ver! Rabbim! Onu rızana layık eyle!"

7 ayet sayfası

Meryem suresi, 7. ayet. يَـٰزَكَرِيَّآ إِنَّا نُبَشِّرُكَ بِغُلَـٰمٍ ٱسْمُهُۥ يَحْيَىٰ لَمْ نَجْعَل لَّهُۥ مِن قَبْلُ سَمِيًّۭا

(Melekler şöyle demişti:) "Ey Zekeriya! Sana daha önce kimseye vermediğimiz (benzeri olmayan), ismi Yahya olan bir erkek çocuk müjdeliyoruz."

8 ayet sayfası

Meryem suresi, 8. ayet. قَالَ رَبِّ أَنَّىٰ يَكُونُ لِى غُلَـٰمٌۭ وَكَانَتِ ٱمْرَأَتِى عَاقِرًۭا وَقَدْ بَلَغْتُ مِنَ ٱلْكِبَرِ عِتِيًّۭا

(Zekeriya), "Rabbim! Hanımım kısır, ben de yaşlılığımın sonuna ulaşmışken nasıl benim bir oğlum olacak?" diye sormuştu.

9 ayet sayfası

Meryem suresi, 9. ayet. قَالَ كَذَٰلِكَ قَالَ رَبُّكَ هُوَ عَلَىَّ هَيِّنٌۭ وَقَدْ خَلَقْتُكَ مِن قَبْلُ وَلَمْ تَكُ شَيْـًۭٔا

(Melek) şu cevabı vermişti: "Öyle, (ama) Rabbin ‘Bu (iş) benim için kolaydır. Sen daha önce hiçbir şey değilken seni ben yaratmıştım' demişti."

10 ayet sayfası

Meryem suresi, 10. ayet. قَالَ رَبِّ ٱجْعَل لِّىٓ ءَايَةًۭ ۚ قَالَ ءَايَتُكَ أَلَّا تُكَلِّمَ ٱلنَّاسَ ثَلَـٰثَ لَيَالٍۢ سَوِيًّۭا

(Zekeriya) "Rabbim! (Bu konuda) bana bir delil ver." demişti. (Melek) "Senin delilin, sapasağlam olduğun hâlde (üç gün) üç gece insanlarla konuşamamandır." cevabını vermişti.

11 ayet sayfası

Meryem suresi, 11. ayet. فَخَرَجَ عَلَىٰ قَوْمِهِۦ مِنَ ٱلْمِحْرَابِ فَأَوْحَىٰٓ إِلَيْهِمْ أَن سَبِّحُوا۟ بُكْرَةًۭ وَعَشِيًّۭا

(Bu sırada Zekeriya) mabetten kavminin karşısına çıkarak onlara "Sabah akşam tesbih edin (Allah'ı yüceltin)!" diye vahyetmişti (işaret etmişti).

12 ayet sayfası

Meryem suresi, 12. ayet. يَـٰيَحْيَىٰ خُذِ ٱلْكِتَـٰبَ بِقُوَّةٍۢ ۖ وَءَاتَيْنَـٰهُ ٱلْحُكْمَ صَبِيًّۭا

(12, 13) "Ey Yahya! Kitab'a (Tevrat'a) sımsıkı sarıl!" (demiştik) ve henüz küçük çocukken ona muhakeme gücü, katımızdan şefkat ve arınmışlık vermiştik; o da takvâlı (duyarlı) biriydi.

13 ayet sayfası

Meryem suresi, 13. ayet. وَحَنَانًۭا مِّن لَّدُنَّا وَزَكَوٰةًۭ ۖ وَكَانَ تَقِيًّۭا

(12, 13) "Ey Yahya! Kitab'a (Tevrat'a) sımsıkı sarıl!" (demiştik) ve henüz küçük çocukken ona muhakeme gücü, katımızdan şefkat ve arınmışlık vermiştik; o da takvâlı (duyarlı) biriydi.

14 ayet sayfası

Meryem suresi, 14. ayet. وَبَرًّۢا بِوَٰلِدَيْهِ وَلَمْ يَكُن جَبَّارًا عَصِيًّۭا

Ona ana babasına iyilik yapmasını (emretmiştik); o da asi zorba biri değildi.

15 ayet sayfası

Meryem suresi, 15. ayet. وَسَلَـٰمٌ عَلَيْهِ يَوْمَ وُلِدَ وَيَوْمَ يَمُوتُ وَيَوْمَ يُبْعَثُ حَيًّۭا

Doğduğu gün, öleceği gün ve sağ olarak diriltileceği gün selam onun üzerine olsun!

16 ayet sayfası

Meryem suresi, 16. ayet. وَٱذْكُرْ فِى ٱلْكِتَـٰبِ مَرْيَمَ إِذِ ٱنتَبَذَتْ مِنْ أَهْلِهَا مَكَانًۭا شَرْقِيًّۭا

Kitapta Meryem'i de hatırla! Hani o, ailesinden ayrılarak doğu tarafında bir yeregitmişti.

17 ayet sayfası

Meryem suresi, 17. ayet. فَٱتَّخَذَتْ مِن دُونِهِمْ حِجَابًۭا فَأَرْسَلْنَآ إِلَيْهَا رُوحَنَا فَتَمَثَّلَ لَهَا بَشَرًۭا سَوِيًّۭا

(Kendisini görmemeleri için) onların aşağı tarafından bir perde çekmişti. Biz ona düzgün bir insan şeklinde görünen rûhumuzu (Cebrail'i) göndermiştik.

18 ayet sayfası

Meryem suresi, 18. ayet. قَالَتْ إِنِّىٓ أَعُوذُ بِٱلرَّحْمَـٰنِ مِنكَ إِن كُنتَ تَقِيًّۭا

(Meryem) "Takvâlı (duyarlı) biriysen, senden Rahmân'a sığınıyorum." demişti.

19 ayet sayfası

Meryem suresi, 19. ayet. قَالَ إِنَّمَآ أَنَا۠ رَسُولُ رَبِّكِ لِأَهَبَ لَكِ غُلَـٰمًۭا زَكِيًّۭا

(Cebrail) "Ben sana tertemiz bir erkek çocuk vermem için Rabbinin sadece bir elçisiyim." demişti.

20 ayet sayfası

Meryem suresi, 20. ayet. قَالَتْ أَنَّىٰ يَكُونُ لِى غُلَـٰمٌۭ وَلَمْ يَمْسَسْنِى بَشَرٌۭ وَلَمْ أَكُ بَغِيًّۭا

(Meryem) "Bana hiçbir insan dokunmamışken ve üstelik ahlaksız olmadığım hâlde benim nasıl çocuğum olabilir ki?" demişti.

21 ayet sayfası

Meryem suresi, 21. ayet. قَالَ كَذَٰلِكِ قَالَ رَبُّكِ هُوَ عَلَىَّ هَيِّنٌۭ ۖ وَلِنَجْعَلَهُۥٓ ءَايَةًۭ لِّلنَّاسِ وَرَحْمَةًۭ مِّنَّا ۚ وَكَانَ أَمْرًۭا مَّقْضِيًّۭا

(Cebrail ise) şöyle demişti: "Öyle, (ama) Rabbin ‘O (iş) benim için kolaydır. Biz onu insanlara bir ayet (mucize) ve katımızdan bir rahmet kılmak için (böyle yapacağız. Zaten bu iş), karara bağlanmış (olmuş bitmiş) bir iştir' demiştir."

22 ayet sayfası

Meryem suresi, 22. ayet. فَحَمَلَتْهُ فَٱنتَبَذَتْ بِهِۦ مَكَانًۭا قَصِيًّۭا

(O esnada Meryem) çocuğa hamile kalmış ve onunla uzak bir yere çekilmişti.

23 ayet sayfası

Meryem suresi, 23. ayet. فَأَجَآءَهَا ٱلْمَخَاضُ إِلَىٰ جِذْعِ ٱلنَّخْلَةِ قَالَتْ يَـٰلَيْتَنِى مِتُّ قَبْلَ هَـٰذَا وَكُنتُ نَسْيًۭا مَّنسِيًّۭا

(Zamanı geldiğinde) doğum sancısı onu bir hurma ağacının gövdesine yaslanmaya zorlamıştı da "Ah, keşke bundan önce ölseydim ve unutulup gitseydim!" demişti.

24 ayet sayfası

Meryem suresi, 24. ayet. فَنَادَىٰهَا مِن تَحْتِهَآ أَلَّا تَحْزَنِى قَدْ جَعَلَ رَبُّكِ تَحْتَكِ سَرِيًّۭا

(Cebrail, ağacın) alt tarafından ona şöyle seslenmişti: "Sakın üzülme! Elbette Rabbin senin alt tarafında bir su arkı var etmiştir.

25 ayet sayfası

Meryem suresi, 25. ayet. وَهُزِّىٓ إِلَيْكِ بِجِذْعِ ٱلنَّخْلَةِ تُسَـٰقِطْ عَلَيْكِ رُطَبًۭا جَنِيًّۭا

Hurmanın gövdesini kendine doğru silkele ki (ağaç) sana taze hurma döksün.

26 ayet sayfası

Meryem suresi, 26. ayet. فَكُلِى وَٱشْرَبِى وَقَرِّى عَيْنًۭا ۖ فَإِمَّا تَرَيِنَّ مِنَ ٱلْبَشَرِ أَحَدًۭا فَقُولِىٓ إِنِّى نَذَرْتُ لِلرَّحْمَـٰنِ صَوْمًۭا فَلَنْ أُكَلِّمَ ٱلْيَوْمَ إِنسِيًّۭا

Ye, iç; gözün aydın olsun! Herhangi bir insan görürsen de ki: ‘Ben Rahmân için oruç adadım; bugün hiçbir insanla konuşmayacağım."

27 ayet sayfası

Meryem suresi, 27. ayet. فَأَتَتْ بِهِۦ قَوْمَهَا تَحْمِلُهُۥ ۖ قَالُوا۟ يَـٰمَرْيَمُ لَقَدْ جِئْتِ شَيْـًۭٔا فَرِيًّۭا

Onu (çocuğunu) taşıyarak kavmine getirmişti. Demişlerdi ki: "Ey Meryem! Şüphesiz ki sen çok iğrenç bir şey yaptın!

28 ayet sayfası

Meryem suresi, 28. ayet. يَـٰٓأُخْتَ هَـٰرُونَ مَا كَانَ أَبُوكِ ٱمْرَأَ سَوْءٍۢ وَمَا كَانَتْ أُمُّكِ بَغِيًّۭا

Ey Harun'un kız kardeşi! Baban kötü bir kişi değildi; annen de ahlaksız değildi".

29 ayet sayfası

Meryem suresi, 29. ayet. فَأَشَارَتْ إِلَيْهِ ۖ قَالُوا۟ كَيْفَ نُكَلِّمُ مَن كَانَ فِى ٱلْمَهْدِ صَبِيًّۭا

(Meryem) ona (çocuğa) işaret etmişti. Onlar da "Beşikteki bir bebekle nasıl konuşuruz!" demişlerdi.

30 ayet sayfası

Meryem suresi, 30. ayet. قَالَ إِنِّى عَبْدُ ٱللَّهِ ءَاتَىٰنِىَ ٱلْكِتَـٰبَ وَجَعَلَنِى نَبِيًّۭا

(İsa) şöyle demişti: "Ben Allah'ın kuluyum. O, bana Kitabı verdi ve beni peygamber yaptı.

31 ayet sayfası

Meryem suresi, 31. ayet. وَجَعَلَنِى مُبَارَكًا أَيْنَ مَا كُنتُ وَأَوْصَـٰنِى بِٱلصَّلَوٰةِ وَٱلزَّكَوٰةِ مَا دُمْتُ حَيًّۭا

Beni bulunduğum her yerde bereketli kıldı. Yaşadığım sürece salâtı (namazı) ve zekâtı bana emretti.

32 ayet sayfası

Meryem suresi, 32. ayet. وَبَرًّۢا بِوَٰلِدَتِى وَلَمْ يَجْعَلْنِى جَبَّارًۭا شَقِيًّۭا

Beni, anneme iyilik yapar (saygılı) kıldı ve beni azgın bir zorba yapmadı.

33 ayet sayfası

Meryem suresi, 33. ayet. وَٱلسَّلَـٰمُ عَلَىَّ يَوْمَ وُلِدتُّ وَيَوْمَ أَمُوتُ وَيَوْمَ أُبْعَثُ حَيًّۭا

Doğduğum gün, öleceğim gün ve sağ olarak diriltileceğim gün selam banadır."

34 ayet sayfası

Meryem suresi, 34. ayet. ذَٰلِكَ عِيسَى ٱبْنُ مَرْيَمَ ۚ قَوْلَ ٱلْحَقِّ ٱلَّذِى فِيهِ يَمْتَرُونَ

İşte, hakkında tartıştıkları Meryem oğlu İsa ile ilgili doğru söz budur.

35 ayet sayfası

Meryem suresi, 35. ayet. مَا كَانَ لِلَّهِ أَن يَتَّخِذَ مِن وَلَدٍۢ ۖ سُبْحَـٰنَهُۥٓ ۚ إِذَا قَضَىٰٓ أَمْرًۭا فَإِنَّمَا يَقُولُ لَهُۥ كُن فَيَكُونُ

Allah asla çocuk edinmemiştir. (Haşa)! O, yücedir. Bir işe hükmettiği zaman ona sadece "Ol!" der; o da hemen olmaya başlar.

36 ayet sayfası

Meryem suresi, 36. ayet. وَإِنَّ ٱللَّهَ رَبِّى وَرَبُّكُمْ فَٱعْبُدُوهُ ۚ هَـٰذَا صِرَٰطٌۭ مُّسْتَقِيمٌۭ

(İsa şunu söylemiştir:) "Şüphesiz ki Allah benim de Rabbimdir; sizin de Rabbinizdir. O'na kulluk edin! Doğru yol budur."

37 ayet sayfası

Meryem suresi, 37. ayet. فَٱخْتَلَفَ ٱلْأَحْزَابُ مِنۢ بَيْنِهِمْ ۖ فَوَيْلٌۭ لِّلَّذِينَ كَفَرُوا۟ مِن مَّشْهَدِ يَوْمٍ عَظِيمٍ

(Çeşitli) gruplar kendi aralarında (İsa hakkında) ayrılığa düştüler. Büyük günün şahitliği nedeniyle kâfir olanların vay hâllerine!

38 ayet sayfası

Meryem suresi, 38. ayet. أَسْمِعْ بِهِمْ وَأَبْصِرْ يَوْمَ يَأْتُونَنَا ۖ لَـٰكِنِ ٱلظَّـٰلِمُونَ ٱلْيَوْمَ فِى ضَلَـٰلٍۢ مُّبِينٍۢ

Huzurumuza gelecekleri gün (gerçeği) nasıl da duyacak ve nasıl da görecekler! Fakat o zalimler, bugün apaçık bir şaşkınlıktadır.

39 ayet sayfası

Meryem suresi, 39. ayet. وَأَنذِرْهُمْ يَوْمَ ٱلْحَسْرَةِ إِذْ قُضِىَ ٱلْأَمْرُ وَهُمْ فِى غَفْلَةٍۢ وَهُمْ لَا يُؤْمِنُونَ

Hükmün kesinleştiği o pişmanlık günü hakkında onları uyar! Onlar gaflettedir ve (ahirete) inanmazlar.

40 ayet sayfası

Meryem suresi, 40. ayet. إِنَّا نَحْنُ نَرِثُ ٱلْأَرْضَ وَمَنْ عَلَيْهَا وَإِلَيْنَا يُرْجَعُونَ

Yeryüzüne ve onun üzerindekilere ancak biz vâris oluruz; üstelik onlar da sadece bize döndürüleceklerdir.

41 ayet sayfası

Meryem suresi, 41. ayet. وَٱذْكُرْ فِى ٱلْكِتَـٰبِ إِبْرَٰهِيمَ ۚ إِنَّهُۥ كَانَ صِدِّيقًۭا نَّبِيًّا

Kitapta İbrahim'i de hatırla! Şüphesiz ki o, çok doğrulayıcı (biriydi), peygamberdi.

42 ayet sayfası

Meryem suresi, 42. ayet. إِذْ قَالَ لِأَبِيهِ يَـٰٓأَبَتِ لِمَ تَعْبُدُ مَا لَا يَسْمَعُ وَلَا يُبْصِرُ وَلَا يُغْنِى عَنكَ شَيْـًۭٔا

Hani babasına demişti ki: "Ey babacığım! Duyamayan, göremeyen ve sana hiçbir yarar sağlayamayacak şeylere niçin tapıyorsun?

43 ayet sayfası

Meryem suresi, 43. ayet. يَـٰٓأَبَتِ إِنِّى قَدْ جَآءَنِى مِنَ ٱلْعِلْمِ مَا لَمْ يَأْتِكَ فَٱتَّبِعْنِىٓ أَهْدِكَ صِرَٰطًۭا سَوِيًّۭا

Ey babacığım! Şüphesiz ki sana gelmeyen bir ilim (Allah tarafından) bana geldi. Bana uy ki sana düzgün (doğru) yolu göstereyim.

44 ayet sayfası

Meryem suresi, 44. ayet. يَـٰٓأَبَتِ لَا تَعْبُدِ ٱلشَّيْطَـٰنَ ۖ إِنَّ ٱلشَّيْطَـٰنَ كَانَ لِلرَّحْمَـٰنِ عَصِيًّۭا

Ey babacığım! Şeytana kulluk etme! Şüphesiz ki şeytan, Rahmân'a asi oldu.

45 ayet sayfası

Meryem suresi, 45. ayet. يَـٰٓأَبَتِ إِنِّىٓ أَخَافُ أَن يَمَسَّكَ عَذَابٌۭ مِّنَ ٱلرَّحْمَـٰنِ فَتَكُونَ لِلشَّيْطَـٰنِ وَلِيًّۭا

Ey babacığım! Rahmân'dan sana azap dokunup da şeytanın dostu olmandan korkuyorum."

46 ayet sayfası

Meryem suresi, 46. ayet. قَالَ أَرَاغِبٌ أَنتَ عَنْ ءَالِهَتِى يَـٰٓإِبْرَٰهِيمُ ۖ لَئِن لَّمْ تَنتَهِ لَأَرْجُمَنَّكَ ۖ وَٱهْجُرْنِى مَلِيًّۭا

(Babası) şöyle demişti: "Ey İbrahim! Sen ilahlarımdan yüz mü çeviriyorsun? Vazgeçmezsen şüphesiz ki seni (taşlayarak) kovarım! Uzun bir süre benden uzak dur!"

47 ayet sayfası

Meryem suresi, 47. ayet. قَالَ سَلَـٰمٌ عَلَيْكَ ۖ سَأَسْتَغْفِرُ لَكَ رَبِّىٓ ۖ إِنَّهُۥ كَانَ بِى حَفِيًّۭا

(İbrahim) şöyle demişti: "Selam sana! Rabbimden senin için bağışlanma dileyeceğim. Şüphesiz ki O, bana lütufkârdır.

48 ayet sayfası

Meryem suresi, 48. ayet. وَأَعْتَزِلُكُمْ وَمَا تَدْعُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ وَأَدْعُوا۟ رَبِّى عَسَىٰٓ أَلَّآ أَكُونَ بِدُعَآءِ رَبِّى شَقِيًّۭا

Sizden de Allah'ın dışında yalvardığınız şeylerden de uzaklaşıyorum ve Rabbime yalvarıyorum. Umarım ki Rabbime duada mahrum olmam."

49 ayet sayfası

Meryem suresi, 49. ayet. فَلَمَّا ٱعْتَزَلَهُمْ وَمَا يَعْبُدُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ وَهَبْنَا لَهُۥٓ إِسْحَـٰقَ وَيَعْقُوبَ ۖ وَكُلًّۭا جَعَلْنَا نَبِيًّۭا

Sonunda (İbrahim) onlardan ve Allah'tan başka taptıkları şeylerden uzaklaşınca ona İshak'ı ve (bir süre sonra da torunu) Yakup'u bağışlamıştık; her birini de peygamber yapmıştık.

50 ayet sayfası

Meryem suresi, 50. ayet. وَوَهَبْنَا لَهُم مِّن رَّحْمَتِنَا وَجَعَلْنَا لَهُمْ لِسَانَ صِدْقٍ عَلِيًّۭا

Onlara rahmetimizden lütufta bulunmuş ve kendilerine yüksek bir doğruluk dili vermiştik.

51 ayet sayfası

Meryem suresi, 51. ayet. وَٱذْكُرْ فِى ٱلْكِتَـٰبِ مُوسَىٰٓ ۚ إِنَّهُۥ كَانَ مُخْلَصًۭا وَكَانَ رَسُولًۭا نَّبِيًّۭا

Kitapta Musa'yı da hatırla! Şüphesiz ki o samimi biriydi ve peygamber olan elçiydi.

52 ayet sayfası

Meryem suresi, 52. ayet. وَنَـٰدَيْنَـٰهُ مِن جَانِبِ ٱلطُّورِ ٱلْأَيْمَنِ وَقَرَّبْنَـٰهُ نَجِيًّۭا

Ona (Musa'ya) Tûr'un sağ tarafından seslenmiş ve özel bilgiler vermek için onu yaklaştırmıştık.

53 ayet sayfası

Meryem suresi, 53. ayet. وَوَهَبْنَا لَهُۥ مِن رَّحْمَتِنَآ أَخَاهُ هَـٰرُونَ نَبِيًّۭا

Merhametimiz gereği ona kardeşi Harun'u da peygamber olarak armağan etmiştik.

54 ayet sayfası

Meryem suresi, 54. ayet. وَٱذْكُرْ فِى ٱلْكِتَـٰبِ إِسْمَـٰعِيلَ ۚ إِنَّهُۥ كَانَ صَادِقَ ٱلْوَعْدِ وَكَانَ رَسُولًۭا نَّبِيًّۭا

Kitapta İsmail'i de hatırla! Şüphesiz ki o hem sözünün eriydi hem de peygamber olan elçiydi.

55 ayet sayfası

Meryem suresi, 55. ayet. وَكَانَ يَأْمُرُ أَهْلَهُۥ بِٱلصَّلَوٰةِ وَٱلزَّكَوٰةِ وَكَانَ عِندَ رَبِّهِۦ مَرْضِيًّۭا

Ayrıca o, ailesine (halkına) salâtı (namazı) ve zekâtı emrederdi. Rabbi katında da hoşnutluk kazanmış biriydi.

56 ayet sayfası

Meryem suresi, 56. ayet. وَٱذْكُرْ فِى ٱلْكِتَـٰبِ إِدْرِيسَ ۚ إِنَّهُۥ كَانَ صِدِّيقًۭا نَّبِيًّۭا

Kitapta İdris'i de hatırla! Şüphesiz ki o, çok doğrulayıcı (biriydi) ve peygamberdi.

57 ayet sayfası

Meryem suresi, 57. ayet. وَرَفَعْنَـٰهُ مَكَانًا عَلِيًّا

Kendisini üstün bir makama yükseltmiştik.

58 ayet sayfası

Meryem suresi, 58. ayet. أُو۟لَـٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ أَنْعَمَ ٱللَّهُ عَلَيْهِم مِّنَ ٱلنَّبِيِّـۧنَ مِن ذُرِّيَّةِ ءَادَمَ وَمِمَّنْ حَمَلْنَا مَعَ نُوحٍۢ وَمِن ذُرِّيَّةِ إِبْرَٰهِيمَ وَإِسْرَٰٓءِيلَ وَمِمَّنْ هَدَيْنَا وَٱجْتَبَيْنَآ ۚ إِذَا تُتْلَىٰ عَلَيْهِمْ ءَايَـٰتُ ٱلرَّحْمَـٰنِ خَرُّوا۟ سُجَّدًۭا وَبُكِيًّۭا ۩

İşte bunlar, Allah'ın Âdem'in soyundan kendilerine nimetler verdiği peygamberlerden, Nuh ile birlikte (gemide) taşıdıklarımızdan, İbrahim ve İsrail'in (Yakup'un) soyundan, doğruya ulaştırdığımız ve seçkin kıldığımız peygamberlerden bir bölümüdür. Onlara Rahmân'ın ayetleri tilavet edildiği (okunup aktarıldığı) zaman ağlayarak secde ederlerdi.

59 ayet sayfası

Meryem suresi, 59. ayet. فَخَلَفَ مِنۢ بَعْدِهِمْ خَلْفٌ أَضَاعُوا۟ ٱلصَّلَوٰةَ وَٱتَّبَعُوا۟ ٱلشَّهَوَٰتِ ۖ فَسَوْفَ يَلْقَوْنَ غَيًّا

Onlardan hemen sonra salâtı (namazı/ibadeti) ziyan eden ve şehvetlere uyan bir nesil geldi. İleride bir cehennem çukuru ile karşılaşacaklardır.

60 ayet sayfası

Meryem suresi, 60. ayet. إِلَّا مَن تَابَ وَءَامَنَ وَعَمِلَ صَـٰلِحًۭا فَأُو۟لَـٰٓئِكَ يَدْخُلُونَ ٱلْجَنَّةَ وَلَا يُظْلَمُونَ شَيْـًۭٔا

Ancak (Allah'a) yönelen, iman edip iyi işler yapan(lar) cennete girecekler ve asla haksızlığa uğratılmayacaklardır.

61 ayet sayfası

Meryem suresi, 61. ayet. جَنَّـٰتِ عَدْنٍ ٱلَّتِى وَعَدَ ٱلرَّحْمَـٰنُ عِبَادَهُۥ بِٱلْغَيْبِ ۚ إِنَّهُۥ كَانَ وَعْدُهُۥ مَأْتِيًّۭا

Yani Rahmân'ın kullarına gıyaben vadettiği durmaya değer cennetlere (girecekler). Şüphesiz ki O'nun (Allah'ın) vaadi gerçekleşmiştir.

62 ayet sayfası

Meryem suresi, 62. ayet. لَّا يَسْمَعُونَ فِيهَا لَغْوًا إِلَّا سَلَـٰمًۭا ۖ وَلَهُمْ رِزْقُهُمْ فِيهَا بُكْرَةًۭ وَعَشِيًّۭا

Orada herhangi bir boş söz duymayacaklar. Sadece ‘selam' (duyacaklar). Onlar için orada sabah akşam rızıkları vardır.

63 ayet sayfası

Meryem suresi, 63. ayet. تِلْكَ ٱلْجَنَّةُ ٱلَّتِى نُورِثُ مِنْ عِبَادِنَا مَن كَانَ تَقِيًّۭا

Kullarımızdan takvâlı (duyarlı) olanları mirasçı kılacağımız cennet işte odur.

64 ayet sayfası

Meryem suresi, 64. ayet. وَمَا نَتَنَزَّلُ إِلَّا بِأَمْرِ رَبِّكَ ۖ لَهُۥ مَا بَيْنَ أَيْدِينَا وَمَا خَلْفَنَا وَمَا بَيْنَ ذَٰلِكَ ۚ وَمَا كَانَ رَبُّكَ نَسِيًّۭا

(Melekler) "Biz sadece Rabbinin emri ile ineriz. Önümüzde, arkamızda ve bunun arasında olan her şey yalnızca O'na (Allah'a) aittir. Rabbin unutkan değildir." (demişlerdi).

65 ayet sayfası

Meryem suresi, 65. ayet. رَّبُّ ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَا فَٱعْبُدْهُ وَٱصْطَبِرْ لِعِبَـٰدَتِهِۦ ۚ هَلْ تَعْلَمُ لَهُۥ سَمِيًّۭا

Göklerin, yerin ve ikisi arasındaki şeylerin Rabbi olan (Allah)'a kulluk et! O'na kullukta sabırlı (kararlı) ol! O'nun herhangi bir adaşı (benzeri) olduğunu mu biliyorsun!

66 ayet sayfası

Meryem suresi, 66. ayet. وَيَقُولُ ٱلْإِنسَـٰنُ أَءِذَا مَا مِتُّ لَسَوْفَ أُخْرَجُ حَيًّا

(İnkârcı) insan der ki: "Öldüğüm zaman mı (mahşerde) diri olarak (topraktan) çıkartılacağım!"

67 ayet sayfası

Meryem suresi, 67. ayet. أَوَلَا يَذْكُرُ ٱلْإِنسَـٰنُ أَنَّا خَلَقْنَـٰهُ مِن قَبْلُ وَلَمْ يَكُ شَيْـًۭٔا

O insan, daha önce hiçbir şey değilken onu yarattığımızı hiç hatırlamaz (düşünmez) mi?

68 ayet sayfası

Meryem suresi, 68. ayet. فَوَرَبِّكَ لَنَحْشُرَنَّهُمْ وَٱلشَّيَـٰطِينَ ثُمَّ لَنُحْضِرَنَّهُمْ حَوْلَ جَهَنَّمَ جِثِيًّۭا

Rabbine yemin olsun: Şüphesiz ki onları (inkârcıları) ve şeytanları toplayacağız. Sonra elbette hepsini cehennemin çevresinde diz üstü hazır bulunduracağız.

69 ayet sayfası

Meryem suresi, 69. ayet. ثُمَّ لَنَنزِعَنَّ مِن كُلِّ شِيعَةٍ أَيُّهُمْ أَشَدُّ عَلَى ٱلرَّحْمَـٰنِ عِتِيًّۭا

Ardından her gruptan Rahmân'a en çok asi olanları kesin olarak çekip ayıracağız.

70 ayet sayfası

Meryem suresi, 70. ayet. ثُمَّ لَنَحْنُ أَعْلَمُ بِٱلَّذِينَ هُمْ أَوْلَىٰ بِهَا صِلِيًّۭا

Sonunda oraya yaslanmaya en layık olanları elbette biz çok iyi bileniz.

71 ayet sayfası

Meryem suresi, 71. ayet. وَإِن مِّنكُمْ إِلَّا وَارِدُهَا ۚ كَانَ عَلَىٰ رَبِّكَ حَتْمًۭا مَّقْضِيًّۭا

(Ey inkârcılar)! Sizden oraya (cehenneme) girmeyecek kimse yoktur. Bu, Rabbinin katında kesinleşmiş bir hükümdür.

72 ayet sayfası

Meryem suresi, 72. ayet. ثُمَّ نُنَجِّى ٱلَّذِينَ ٱتَّقَوا۟ وَّنَذَرُ ٱلظَّـٰلِمِينَ فِيهَا جِثِيًّۭا

Sonra elbette biz takvâlı (duyarlı) olanları koruy(up kurtar)acağız; zalimleri ise diz üstü çökmüş olarak orada bırakacağız.

73 ayet sayfası

Meryem suresi, 73. ayet. وَإِذَا تُتْلَىٰ عَلَيْهِمْ ءَايَـٰتُنَا بَيِّنَـٰتٍۢ قَالَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ لِلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ أَىُّ ٱلْفَرِيقَيْنِ خَيْرٌۭ مَّقَامًۭا وَأَحْسَنُ نَدِيًّۭا

Kendilerine ayetlerimiz açıkça tilavet edildiği (okunup aktarıldığı) zaman, kâfir olanlar iman edenlere "İki gruptan hangisinin konumu daha iyidir ve meclis (topluluk) olarak hangisi daha güzeldir?" derlerdi.

74 ayet sayfası

Meryem suresi, 74. ayet. وَكَمْ أَهْلَكْنَا قَبْلَهُم مِّن قَرْنٍ هُمْ أَحْسَنُ أَثَـٰثًۭا وَرِءْيًۭا

(Oysa) kendilerinden önce güç ve gösteriş bakımından daha güzel olan nice nesilleri helak etmiştik.

75 ayet sayfası

Meryem suresi, 75. ayet. قُلْ مَن كَانَ فِى ٱلضَّلَـٰلَةِ فَلْيَمْدُدْ لَهُ ٱلرَّحْمَـٰنُ مَدًّا ۚ حَتَّىٰٓ إِذَا رَأَوْا۟ مَا يُوعَدُونَ إِمَّا ٱلْعَذَابَ وَإِمَّا ٱلسَّاعَةَ فَسَيَعْلَمُونَ مَنْ هُوَ شَرٌّۭ مَّكَانًۭا وَأَضْعَفُ جُندًۭا

(Onlara) de ki: "Rahmân, sapkınlıkta olanın (süresini) uzatsın (ne çıkar)! Sonunda ya (dünyadaki) azabı ya da o (Son) Saat'i gördükleri zaman, kimin konumunun daha kötü ve ordusunun daha güçsüz olduğunu anlayacaklardır."

76 ayet sayfası

Meryem suresi, 76. ayet. وَيَزِيدُ ٱللَّهُ ٱلَّذِينَ ٱهْتَدَوْا۟ هُدًۭى ۗ وَٱلْبَـٰقِيَـٰتُ ٱلصَّـٰلِحَـٰتُ خَيْرٌ عِندَ رَبِّكَ ثَوَابًۭا وَخَيْرٌۭ مَّرَدًّا

Allah hidayete erenlerin hidayetini artırır. İyi davranışlardan oluşan kalıcı işler Rabbinin katında hem ödül bakımından hayırlı olandır hem de varacağı yer bakımından hayırlı olandır.

77 ayet sayfası

Meryem suresi, 77. ayet. أَفَرَءَيْتَ ٱلَّذِى كَفَرَ بِـَٔايَـٰتِنَا وَقَالَ لَأُوتَيَنَّ مَالًۭا وَوَلَدًا

Ayetlerimizi inkâr edeni ve "Kuşkusuz bana mal da çocuk da verilecektir!" diyeni hiç düşündün mü?

78 ayet sayfası

Meryem suresi, 78. ayet. أَطَّلَعَ ٱلْغَيْبَ أَمِ ٱتَّخَذَ عِندَ ٱلرَّحْمَـٰنِ عَهْدًۭا

Bu kişi, gaybı (bilinemeyenleri) mi biliyor yoksa Rahmân'ın katında bir söz mü aldı?

79 ayet sayfası

Meryem suresi, 79. ayet. كَلَّا ۚ سَنَكْتُبُ مَا يَقُولُ وَنَمُدُّ لَهُۥ مِنَ ٱلْعَذَابِ مَدًّۭا

Hayır! Biz onun söylediğini yazacağız ve azabını da uzattıkça uzatacağız.

80 ayet sayfası

Meryem suresi, 80. ayet. وَنَرِثُهُۥ مَا يَقُولُ وَيَأْتِينَا فَرْدًۭا

Dediğine biz vâris oluruz; kendisi de bize yapayalnız gelecektir.

81 ayet sayfası

Meryem suresi, 81. ayet. وَٱتَّخَذُوا۟ مِن دُونِ ٱللَّهِ ءَالِهَةًۭ لِّيَكُونُوا۟ لَهُمْ عِزًّۭا

Onlar, kendilerine itibar (kaynağı) olsunlar diye Allah'ın peşi sıra ilahlar edindiler.

82 ayet sayfası

Meryem suresi, 82. ayet. كَلَّا ۚ سَيَكْفُرُونَ بِعِبَادَتِهِمْ وَيَكُونُونَ عَلَيْهِمْ ضِدًّا

Hayır! (Taptıkları putlar) onların ibadetlerini tanımayacak ve onlara hasım (düşman) olacaklardır.

83 ayet sayfası

Meryem suresi, 83. ayet. أَلَمْ تَرَ أَنَّآ أَرْسَلْنَا ٱلشَّيَـٰطِينَ عَلَى ٱلْكَـٰفِرِينَ تَؤُزُّهُمْ أَزًّۭا

Onları sürekli olarak kışkırtan şeytanları o kâfirlerin üzerine gönderdiğimizi düşünmedin mi hiç?

84 ayet sayfası

Meryem suresi, 84. ayet. فَلَا تَعْجَلْ عَلَيْهِمْ ۖ إِنَّمَا نَعُدُّ لَهُمْ عَدًّۭا

Öyle ise onlar hakkında (azap gelmesi için) acele etme! Biz onların (günlerini) elbette teker teker sayıyoruz.

85 ayet sayfası

Meryem suresi, 85. ayet. يَوْمَ نَحْشُرُ ٱلْمُتَّقِينَ إِلَى ٱلرَّحْمَـٰنِ وَفْدًۭا

Rahmân'a karşı muttakî (duyarlı) olanları o gün misafir olarak toplayacağız.

86 ayet sayfası

Meryem suresi, 86. ayet. وَنَسُوقُ ٱلْمُجْرِمِينَ إِلَىٰ جَهَنَّمَ وِرْدًۭا

Suçluları da susuz olarak cehenneme sevk edeceğiz.

87 ayet sayfası

Meryem suresi, 87. ayet. لَّا يَمْلِكُونَ ٱلشَّفَـٰعَةَ إِلَّا مَنِ ٱتَّخَذَ عِندَ ٱلرَّحْمَـٰنِ عَهْدًۭا

O gün Rahmân'ın katında söz alandan başkaları şefaat (etme iznin)e sahip olamayacaklardır.

88 ayet sayfası

Meryem suresi, 88. ayet. وَقَالُوا۟ ٱتَّخَذَ ٱلرَّحْمَـٰنُ وَلَدًۭا

(Müşrikler) "Rahmân çocuk edindi!" dediler.

89 ayet sayfası

Meryem suresi, 89. ayet. لَّقَدْ جِئْتُمْ شَيْـًٔا إِدًّۭا

Şüphesiz ki çok çirkin bir şey ortaya attınız.

90 ayet sayfası

Meryem suresi, 90. ayet. تَكَادُ ٱلسَّمَـٰوَٰتُ يَتَفَطَّرْنَ مِنْهُ وَتَنشَقُّ ٱلْأَرْضُ وَتَخِرُّ ٱلْجِبَالُ هَدًّا

(90, 91) Rahmân'a çocuk yakıştırmaları nedeniyle neredeyse gökler çatlayacak, yer yarılacak ve dağlar yıkılıp düşecekti!

91 ayet sayfası

Meryem suresi, 91. ayet. أَن دَعَوْا۟ لِلرَّحْمَـٰنِ وَلَدًۭا

(90, 91) Rahmân'a çocuk yakıştırmaları nedeniyle neredeyse gökler çatlayacak, yer yarılacak ve dağlar yıkılıp düşecekti!

92 ayet sayfası

Meryem suresi, 92. ayet. وَمَا يَنۢبَغِى لِلرَّحْمَـٰنِ أَن يَتَّخِذَ وَلَدًا

Çocuk edinmek Rahmân'a yakışmaz.

93 ayet sayfası

Meryem suresi, 93. ayet. إِن كُلُّ مَن فِى ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ إِلَّآ ءَاتِى ٱلرَّحْمَـٰنِ عَبْدًۭا

Göklerde ve yerde olan herkes elbette kul olarak Rahmân'a gelecektir.

94 ayet sayfası

Meryem suresi, 94. ayet. لَّقَدْ أَحْصَىٰهُمْ وَعَدَّهُمْ عَدًّۭا

Şüphesiz ki (Allah) onları kuşatmıştır ve teker teker onları sayıp tespit etmiştir.

95 ayet sayfası

Meryem suresi, 95. ayet. وَكُلُّهُمْ ءَاتِيهِ يَوْمَ ٱلْقِيَـٰمَةِ فَرْدًا

Kıyamet günü hepsi O'nun huzuruna tek başına (yapayalnız) gelecektir.

96 ayet sayfası

Meryem suresi, 96. ayet. إِنَّ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ سَيَجْعَلُ لَهُمُ ٱلرَّحْمَـٰنُ وُدًّۭا

Şüphesiz ki iman edip iyi işler yapanlar için Rahmân bir sevgi yaratacaktır.

97 ayet sayfası

Meryem suresi, 97. ayet. فَإِنَّمَا يَسَّرْنَـٰهُ بِلِسَانِكَ لِتُبَشِّرَ بِهِ ٱلْمُتَّقِينَ وَتُنذِرَ بِهِۦ قَوْمًۭا لُّدًّۭا

Şüphesiz ki biz onu (Kur'an'ı) muttakîleri (duyarlı olanları) müjdeleyesin ve (gerçeğe) karşı çıkan bir topluluğu uyarasın diye senin diline kolaylaştırdık.

98 ayet sayfası

Meryem suresi, 98. ayet. وَكَمْ أَهْلَكْنَا قَبْلَهُم مِّن قَرْنٍ هَلْ تُحِسُّ مِنْهُم مِّنْ أَحَدٍ أَوْ تَسْمَعُ لَهُمْ رِكْزًۢا

Onlardan önce nice nesilleri helak etmiştik. Sen onlardan herhangi birinden bir şey hissediyor veya onlara ait cılız bir ses (bile) duyabiliyor musun!