37. sure · dinle

Sâffât Suresi الصافات

Okunan kelime metin üstünde işaretlenir; sure baştan sona kesintisiz çalar. Betik çalışmazsa her ayetin altındaki oynatıcı yine çalışır.

Sâffât suresi sayfasına dön

5 ayet sayfası

Sâffât suresi, 5. ayet. رَّبُّ ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَا وَرَبُّ ٱلْمَشَـٰرِقِ

Hem göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin Rabbi hem de doğuların Rabbidir.

6 ayet sayfası

Sâffât suresi, 6. ayet. إِنَّا زَيَّنَّا ٱلسَّمَآءَ ٱلدُّنْيَا بِزِينَةٍ ٱلْكَوَاكِبِ

Şüphesiz ki biz yakın göğü gezegenlerden oluşan süsle süsledik.

7 ayet sayfası

Sâffât suresi, 7. ayet. وَحِفْظًۭا مِّن كُلِّ شَيْطَـٰنٍۢ مَّارِدٍۢ

(Onu) isyankâr her şeytandan koruduk.

8 ayet sayfası

Sâffât suresi, 8. ayet. لَّا يَسَّمَّعُونَ إِلَى ٱلْمَلَإِ ٱلْأَعْلَىٰ وَيُقْذَفُونَ مِن كُلِّ جَانِبٍۢ

(8, 9) Onlar yüce topluluğa kulak veremezler. Kovularak her taraftan atılırlar. Onlar için ebedî bir azap vardır.

9 ayet sayfası

Sâffât suresi, 9. ayet. دُحُورًۭا ۖ وَلَهُمْ عَذَابٌۭ وَاصِبٌ

(8, 9) Onlar yüce topluluğa kulak veremezler. Kovularak her taraftan atılırlar. Onlar için ebedî bir azap vardır.

10 ayet sayfası

Sâffât suresi, 10. ayet. إِلَّا مَنْ خَطِفَ ٱلْخَطْفَةَ فَأَتْبَعَهُۥ شِهَابٌۭ ثَاقِبٌۭ

Ancak (meleklerin konuşmalarından) bir söz çalmaya kalkışan olursa, onu hemen delip geçen parlak bir ışık takip eder.

11 ayet sayfası

Sâffât suresi, 11. ayet. فَٱسْتَفْتِهِمْ أَهُمْ أَشَدُّ خَلْقًا أَم مَّنْ خَلَقْنَآ ۚ إِنَّا خَلَقْنَـٰهُم مِّن طِينٍۢ لَّازِبٍۭ

(Şimdi) sor onlara! Onları yaratmak mı daha zor, yoksa bizim yarattığımız (diğer) bilinçli (varlıkları yaratmak) mı? Şüphesiz ki biz kendilerini yapışkan bir çamurdan yarattık.

12 ayet sayfası

Sâffât suresi, 12. ayet. بَلْ عَجِبْتَ وَيَسْخَرُونَ

Elbette sen şaşırıyorsun. (Oysa) onlar alay ediyorlar.

13 ayet sayfası

Sâffât suresi, 13. ayet. وَإِذَا ذُكِّرُوا۟ لَا يَذْكُرُونَ

Kendilerine (gerçekler) hatırlatıldığı zaman (gerçeği) hatırlamazlar.

14 ayet sayfası

Sâffât suresi, 14. ayet. وَإِذَا رَأَوْا۟ ءَايَةًۭ يَسْتَسْخِرُونَ

Bir ayet gördüklerinde alay ederler.

15 ayet sayfası

Sâffât suresi, 15. ayet. وَقَالُوٓا۟ إِنْ هَـٰذَآ إِلَّا سِحْرٌۭ مُّبِينٌ

Şöyle derler: "Bu, apaçık bir büyüden başka bir şey değildir.

16 ayet sayfası

Sâffât suresi, 16. ayet. أَءِذَا مِتْنَا وَكُنَّا تُرَابًۭا وَعِظَـٰمًا أَءِنَّا لَمَبْعُوثُونَ

Biz ölüp de toprak ve kemik hâline gelmişken mi, biz mi diriltileceğiz?

18 ayet sayfası

Sâffât suresi, 18. ayet. قُلْ نَعَمْ وَأَنتُمْ دَٰخِرُونَ

De ki: "Evet hem de hor ve değersiz olarak (diriltileceksiniz)."

19 ayet sayfası

Sâffât suresi, 19. ayet. فَإِنَّمَا هِىَ زَجْرَةٌۭ وَٰحِدَةٌۭ فَإِذَا هُمْ يَنظُرُونَ

O (diriltme) korkunç bir sesten ibaret olacak; bir de bakarsın ki onlar etrafa bakacaklar.

20 ayet sayfası

Sâffât suresi, 20. ayet. وَقَالُوا۟ يَـٰوَيْلَنَا هَـٰذَا يَوْمُ ٱلدِّينِ

(Kâfirler:) "Ah, eyvah bize! Bu hesap günüymüş!" demiş (olacak)lardır.

21 ayet sayfası

Sâffât suresi, 21. ayet. هَـٰذَا يَوْمُ ٱلْفَصْلِ ٱلَّذِى كُنتُم بِهِۦ تُكَذِّبُونَ

İşte bu, yalanlamış olduğunuz ayrılma günüdür.

22 ayet sayfası

Sâffât suresi, 22. ayet. ٱحْشُرُوا۟ ٱلَّذِينَ ظَلَمُوا۟ وَأَزْوَٰجَهُمْ وَمَا كَانُوا۟ يَعْبُدُونَ

(22, 23) (Allah meleklere şöyle diyecek:) "Zalimleri, eşlerini (onlar gibi olanları) ve Allah'ın peşi sıra tapmış olduklarını toplayın! Onları cehennemin yoluna iletin!

23 ayet sayfası

Sâffât suresi, 23. ayet. مِن دُونِ ٱللَّهِ فَٱهْدُوهُمْ إِلَىٰ صِرَٰطِ ٱلْجَحِيمِ

(22, 23) (Allah meleklere şöyle diyecek:) "Zalimleri, eşlerini (onlar gibi olanları) ve Allah'ın peşi sıra tapmış olduklarını toplayın! Onları cehennemin yoluna iletin!

24 ayet sayfası

Sâffât suresi, 24. ayet. وَقِفُوهُمْ ۖ إِنَّهُم مَّسْـُٔولُونَ

Onları tutuklayın; şüphesiz ki onlar sorguya çekilecekler!"

26 ayet sayfası

Sâffât suresi, 26. ayet. بَلْ هُمُ ٱلْيَوْمَ مُسْتَسْلِمُونَ

Hayır! Onlar o gün boyun eğmiş olacaklardır.

27 ayet sayfası

Sâffât suresi, 27. ayet. وَأَقْبَلَ بَعْضُهُمْ عَلَىٰ بَعْضٍۢ يَتَسَآءَلُونَ

Onların bir kısmı bir kısmına dönüp (hesap) soracaklar.

28 ayet sayfası

Sâffât suresi, 28. ayet. قَالُوٓا۟ إِنَّكُمْ كُنتُمْ تَأْتُونَنَا عَنِ ٱلْيَمِينِ

(Uyanlar, uyduklarına) "Şüphesiz ki siz bize (hep) sağdan gelirdiniz!" diyeceklerdir.

29 ayet sayfası

Sâffât suresi, 29. ayet. قَالُوا۟ بَل لَّمْ تَكُونُوا۟ مُؤْمِنِينَ

(Uyulanlar ise) şöyle diyecekler: "Aksine siz inananlar değildiniz.

30 ayet sayfası

Sâffât suresi, 30. ayet. وَمَا كَانَ لَنَا عَلَيْكُم مِّن سُلْطَـٰنٍۭ ۖ بَلْ كُنتُمْ قَوْمًۭا طَـٰغِينَ

Bizim sizi zorlayacak hiçbir gücümüz yoktu. Aslında siz azgın bir toplumdunuz!

31 ayet sayfası

Sâffât suresi, 31. ayet. فَحَقَّ عَلَيْنَا قَوْلُ رَبِّنَآ ۖ إِنَّا لَذَآئِقُونَ

Rabbimizin (azap) sözü bizim aleyhimize gerçekleşti. Biz (azabı) mutlaka tadacağız.

32 ayet sayfası

Sâffât suresi, 32. ayet. فَأَغْوَيْنَـٰكُمْ إِنَّا كُنَّا غَـٰوِينَ

Biz sizi saptırdık. Çünkü kendimiz de sapmıştık."

33 ayet sayfası

Sâffât suresi, 33. ayet. فَإِنَّهُمْ يَوْمَئِذٍۢ فِى ٱلْعَذَابِ مُشْتَرِكُونَ

Şüphesiz ki o gün onlar azapta ortaktırlar.

34 ayet sayfası

Sâffât suresi, 34. ayet. إِنَّا كَذَٰلِكَ نَفْعَلُ بِٱلْمُجْرِمِينَ

İşte biz, suçlulara böyle yapacağız.

35 ayet sayfası

Sâffât suresi, 35. ayet. إِنَّهُمْ كَانُوٓا۟ إِذَا قِيلَ لَهُمْ لَآ إِلَـٰهَ إِلَّا ٱللَّهُ يَسْتَكْبِرُونَ

Şüphesiz ki onlara "Allah'tan başka ilah yoktur." dendiği zaman kibir gösterirlerdi.

36 ayet sayfası

Sâffât suresi, 36. ayet. وَيَقُولُونَ أَئِنَّا لَتَارِكُوٓا۟ ءَالِهَتِنَا لِشَاعِرٍۢ مَّجْنُونٍۭ

"Cinlenmiş bir şair için mi ilahlarımızı terk edeceğiz!" derlerdi.

37 ayet sayfası

Sâffât suresi, 37. ayet. بَلْ جَآءَ بِٱلْحَقِّ وَصَدَّقَ ٱلْمُرْسَلِينَ

Aksine o (elçi), gerçeği getirmiş ve (önceki) elçileri de doğrulamıştı.

38 ayet sayfası

Sâffât suresi, 38. ayet. إِنَّكُمْ لَذَآئِقُوا۟ ٱلْعَذَابِ ٱلْأَلِيمِ

Şüphesiz ki siz elem verici azabı tadacaksınız.

39 ayet sayfası

Sâffât suresi, 39. ayet. وَمَا تُجْزَوْنَ إِلَّا مَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ

Size yaptıklarınızdan başka karşılık verilmeyecektir.

40 ayet sayfası

Sâffât suresi, 40. ayet. إِلَّا عِبَادَ ٱللَّهِ ٱلْمُخْلَصِينَ

Allah'ın samimi kulları hariç.

41 ayet sayfası

Sâffât suresi, 41. ayet. أُو۟لَـٰٓئِكَ لَهُمْ رِزْقٌۭ مَّعْلُومٌۭ

Onlar için bilinen bir rızık vardır.

42 ayet sayfası

Sâffât suresi, 42. ayet. فَوَٰكِهُ ۖ وَهُم مُّكْرَمُونَ

(42, 43, 44) Nimet cennetlerinde tahtlar üzerinde karşılıklı (otururlarken onlara) meyveler ikram edilmiş olacaktır.

43 ayet sayfası

Sâffât suresi, 43. ayet. فِى جَنَّـٰتِ ٱلنَّعِيمِ

(42, 43, 44) Nimet cennetlerinde tahtlar üzerinde karşılıklı (otururlarken onlara) meyveler ikram edilmiş olacaktır.

44 ayet sayfası

Sâffât suresi, 44. ayet. عَلَىٰ سُرُرٍۢ مُّتَقَـٰبِلِينَ

(42, 43, 44) Nimet cennetlerinde tahtlar üzerinde karşılıklı (otururlarken onlara) meyveler ikram edilmiş olacaktır.

45 ayet sayfası

Sâffât suresi, 45. ayet. يُطَافُ عَلَيْهِم بِكَأْسٍۢ مِّن مَّعِينٍۭ

(45, 46) Onlara (içleri) pınardan (doldurulmuş) berrak, içenlere lezzet veren kadehler dolaştırılacaktır.

46 ayet sayfası

Sâffât suresi, 46. ayet. بَيْضَآءَ لَذَّةٍۢ لِّلشَّـٰرِبِينَ

(45, 46) Onlara (içleri) pınardan (doldurulmuş) berrak, içenlere lezzet veren kadehler dolaştırılacaktır.

47 ayet sayfası

Sâffât suresi, 47. ayet. لَا فِيهَا غَوْلٌۭ وَلَا هُمْ عَنْهَا يُنزَفُونَ

Onlarda (içtiklerinde) sersemletme (baş ağrısı) yoktur; ondan dolayı sarhoş da edilmezler.

48 ayet sayfası

Sâffât suresi, 48. ayet. وَعِندَهُمْ قَـٰصِرَٰتُ ٱلطَّرْفِ عِينٌۭ

Yanlarında bakışlarını yalnız onlara özel kılmış (güzel) gözlü (eş)ler vardır.

49 ayet sayfası

Sâffât suresi, 49. ayet. كَأَنَّهُنَّ بَيْضٌۭ مَّكْنُونٌۭ

Onlar saklı yumurta gibi bembeyazdır.

50 ayet sayfası

Sâffât suresi, 50. ayet. فَأَقْبَلَ بَعْضُهُمْ عَلَىٰ بَعْضٍۢ يَتَسَآءَلُونَ

(Cennette) onların bir kısmı, diğerlerine yönelip birbirlerine sormaya başlayacaklar.

51 ayet sayfası

Sâffât suresi, 51. ayet. قَالَ قَآئِلٌۭ مِّنْهُمْ إِنِّى كَانَ لِى قَرِينٌۭ

İçlerinden bir (mümin) şöyle diyecek: "Benim yakın (bir arkadaş)ım vardı.

52 ayet sayfası

Sâffât suresi, 52. ayet. يَقُولُ أَءِنَّكَ لَمِنَ ٱلْمُصَدِّقِينَ

Der(di) ki: ‘Sen de (diriltilmeye) inananlardan mısın?

53 ayet sayfası

Sâffât suresi, 53. ayet. أَءِذَا مِتْنَا وَكُنَّا تُرَابًۭا وَعِظَـٰمًا أَءِنَّا لَمَدِينُونَ

Biz ölüp de toprak ve kemik hâline gelmişken mi, biz mi (diriltilip) cezalandırılacağız"

54 ayet sayfası

Sâffât suresi, 54. ayet. قَالَ هَلْ أَنتُم مُّطَّلِعُونَ

(Mümin kişi), "(O arkadaşımın durumunu) bilmek ister misiniz?" diyecektir.

55 ayet sayfası

Sâffât suresi, 55. ayet. فَٱطَّلَعَ فَرَءَاهُ فِى سَوَآءِ ٱلْجَحِيمِ

(Ardından) bakıp arkadaşını cehennemin ortasında görecektir.

56 ayet sayfası

Sâffât suresi, 56. ayet. قَالَ تَٱللَّهِ إِن كِدتَّ لَتُرْدِينِ

(Mümin olan, ateşteki arkadaşına) şöyle diyecektir: "Allah'a yemin olsun: Sen az daha beni de helak edecektin.

57 ayet sayfası

Sâffât suresi, 57. ayet. وَلَوْلَا نِعْمَةُ رَبِّى لَكُنتُ مِنَ ٱلْمُحْضَرِينَ

Rabbimin nimeti olmasaydı, şimdi ben de (cehenneme) getirilenlerden olacaktım.

58 ayet sayfası

Sâffât suresi, 58. ayet. أَفَمَا نَحْنُ بِمَيِّتِينَ

(58, 59) Birinci ölümümüz hariç, bir daha ölmeyeceğiz, değil mi? Biz azaba da uğratılmayacağız."

59 ayet sayfası

Sâffât suresi, 59. ayet. إِلَّا مَوْتَتَنَا ٱلْأُولَىٰ وَمَا نَحْنُ بِمُعَذَّبِينَ

(58, 59) Birinci ölümümüz hariç, bir daha ölmeyeceğiz, değil mi? Biz azaba da uğratılmayacağız."

60 ayet sayfası

Sâffât suresi, 60. ayet. إِنَّ هَـٰذَا لَهُوَ ٱلْفَوْزُ ٱلْعَظِيمُ

Şüphesiz ki bu, büyük bir kurtuluştur.

61 ayet sayfası

Sâffât suresi, 61. ayet. لِمِثْلِ هَـٰذَا فَلْيَعْمَلِ ٱلْعَـٰمِلُونَ

Çalışanlar böylesi (bir kurtuluş) için çalışsınlar!

62 ayet sayfası

Sâffât suresi, 62. ayet. أَذَٰلِكَ خَيْرٌۭ نُّزُلًا أَمْ شَجَرَةُ ٱلزَّقُّومِ

Şimdi ziyafet olarak bu (nimetler) mi hayırlıdır, yoksa zakkum ağacı mı?

63 ayet sayfası

Sâffât suresi, 63. ayet. إِنَّا جَعَلْنَـٰهَا فِتْنَةًۭ لِّلظَّـٰلِمِينَ

Şüphesiz ki biz onu (zakkumu) zalimler için bir fitne (sıkıntı) kıldık.

64 ayet sayfası

Sâffât suresi, 64. ayet. إِنَّهَا شَجَرَةٌۭ تَخْرُجُ فِىٓ أَصْلِ ٱلْجَحِيمِ

Şüphesiz ki o, cehennemin dibinde bitip yetişen bir ağaçtır.

65 ayet sayfası

Sâffât suresi, 65. ayet. طَلْعُهَا كَأَنَّهُۥ رُءُوسُ ٱلشَّيَـٰطِينِ

Tomurcukları sanki şeytanların başları gibidir.

66 ayet sayfası

Sâffât suresi, 66. ayet. فَإِنَّهُمْ لَـَٔاكِلُونَ مِنْهَا فَمَالِـُٔونَ مِنْهَا ٱلْبُطُونَ

(Cehennemdekiler) ondan yer ve karınlarını ondan doldururlar.

67 ayet sayfası

Sâffât suresi, 67. ayet. ثُمَّ إِنَّ لَهُمْ عَلَيْهَا لَشَوْبًۭا مِّنْ حَمِيمٍۢ

Sonra (zakkumun) üzerine onlar için kaynar sudan bir içecek vardır.

68 ayet sayfası

Sâffât suresi, 68. ayet. ثُمَّ إِنَّ مَرْجِعَهُمْ لَإِلَى ٱلْجَحِيمِ

Sonra elbette onların dönüşü çılgın ateşe olacaktır.

69 ayet sayfası

Sâffât suresi, 69. ayet. إِنَّهُمْ أَلْفَوْا۟ ءَابَآءَهُمْ ضَآلِّينَ

Şüphesiz ki onlar, atalarını sapkınlıkta bulmuşlardı.

70 ayet sayfası

Sâffât suresi, 70. ayet. فَهُمْ عَلَىٰٓ ءَاثَـٰرِهِمْ يُهْرَعُونَ

Kendileri de onların peşlerinden koşturuyorlar.

71 ayet sayfası

Sâffât suresi, 71. ayet. وَلَقَدْ ضَلَّ قَبْلَهُمْ أَكْثَرُ ٱلْأَوَّلِينَ

Yemin olsun ki kendilerinden önceki eski toplumların çoğu sapmıştı.

72 ayet sayfası

Sâffât suresi, 72. ayet. وَلَقَدْ أَرْسَلْنَا فِيهِم مُّنذِرِينَ

Yemin olsun ki biz onlara uyarıcılar göndermiştik.

73 ayet sayfası

Sâffât suresi, 73. ayet. فَٱنظُرْ كَيْفَ كَانَ عَـٰقِبَةُ ٱلْمُنذَرِينَ

(73, 74) Allah'ın samimi kulları hariç, uyarılanların (fakat inanmayanların) sonunun nasıl olduğuna bir bak!

74 ayet sayfası

Sâffât suresi, 74. ayet. إِلَّا عِبَادَ ٱللَّهِ ٱلْمُخْلَصِينَ

(73, 74) Allah'ın samimi kulları hariç, uyarılanların (fakat inanmayanların) sonunun nasıl olduğuna bir bak!

75 ayet sayfası

Sâffât suresi, 75. ayet. وَلَقَدْ نَادَىٰنَا نُوحٌۭ فَلَنِعْمَ ٱلْمُجِيبُونَ

Yemin olsun ki Nuh, bize yalvarıp yakarmıştı. Biz de duayı ne güzel kabul edeniz!

76 ayet sayfası

Sâffât suresi, 76. ayet. وَنَجَّيْنَـٰهُ وَأَهْلَهُۥ مِنَ ٱلْكَرْبِ ٱلْعَظِيمِ

Kendisini ve ailesini (destekçilerini) büyük felaketten kurtarmıştık.

77 ayet sayfası

Sâffât suresi, 77. ayet. وَجَعَلْنَا ذُرِّيَّتَهُۥ هُمُ ٱلْبَاقِينَ

Biz onun (Nuh'un) soyunu -işte onları- kalıcı kılmıştık.

78 ayet sayfası

Sâffât suresi, 78. ayet. وَتَرَكْنَا عَلَيْهِ فِى ٱلْـَٔاخِرِينَ

Sonrakiler arasında ona (iyi bir ün) bırakmıştık.

79 ayet sayfası

Sâffât suresi, 79. ayet. سَلَـٰمٌ عَلَىٰ نُوحٍۢ فِى ٱلْعَـٰلَمِينَ

Bütün âlemlerde Nuh'a selam olsun!

80 ayet sayfası

Sâffât suresi, 80. ayet. إِنَّا كَذَٰلِكَ نَجْزِى ٱلْمُحْسِنِينَ

Şüphesiz ki biz güzel davrananları işte böyle ödüllendiririz.

81 ayet sayfası

Sâffât suresi, 81. ayet. إِنَّهُۥ مِنْ عِبَادِنَا ٱلْمُؤْمِنِينَ

Şüphesiz ki o, mümin kullarımızdandı.

83 ayet sayfası

Sâffât suresi, 83. ayet. وَإِنَّ مِن شِيعَتِهِۦ لَإِبْرَٰهِيمَ

Şüphesiz ki İbrahim de onun (Nuh'un) tarafındandı.

84 ayet sayfası

Sâffât suresi, 84. ayet. إِذْ جَآءَ رَبَّهُۥ بِقَلْبٍۢ سَلِيمٍ

Hani o, Rabbine teslim olan bir kalp ile gelmişti.

85 ayet sayfası

Sâffât suresi, 85. ayet. إِذْ قَالَ لِأَبِيهِ وَقَوْمِهِۦ مَاذَا تَعْبُدُونَ

Hani babasına ve halkına şöyle demişti: "Siz neye kulluk ediyorsunuz?

86 ayet sayfası

Sâffât suresi, 86. ayet. أَئِفْكًا ءَالِهَةًۭ دُونَ ٱللَّهِ تُرِيدُونَ

Allah'ın peşi sıra uydurma ilahlar(a) mı?

87 ayet sayfası

Sâffât suresi, 87. ayet. فَمَا ظَنُّكُم بِرَبِّ ٱلْعَـٰلَمِينَ

Âlemlerin Rabbi hakkındaki görüşünüz nedir?"

90 ayet sayfası

Sâffât suresi, 90. ayet. فَتَوَلَّوْا۟ عَنْهُ مُدْبِرِينَ

Onlar (kavmi) de ona arkalarını dönüp (gitmiş)lerdi.

91 ayet sayfası

Sâffât suresi, 91. ayet. فَرَاغَ إِلَىٰٓ ءَالِهَتِهِمْ فَقَالَ أَلَا تَأْكُلُونَ

(91, 92) (İbrahim) yavaşça putlarının yanına varmış, (yemekleri görünce) "Yemiyor musunuz? Neden konuşmuyorsunuz?" demişti.

92 ayet sayfası

Sâffât suresi, 92. ayet. مَا لَكُمْ لَا تَنطِقُونَ

(91, 92) (İbrahim) yavaşça putlarının yanına varmış, (yemekleri görünce) "Yemiyor musunuz? Neden konuşmuyorsunuz?" demişti.

93 ayet sayfası

Sâffât suresi, 93. ayet. فَرَاغَ عَلَيْهِمْ ضَرْبًۢا بِٱلْيَمِينِ

(Yanlarına giderek) sağ eliyle (güçlü bir şekilde) onlara vurmuştu (kırmıştı).

94 ayet sayfası

Sâffât suresi, 94. ayet. فَأَقْبَلُوٓا۟ إِلَيْهِ يَزِفُّونَ

(Putperestler) koşarak ona gelmişlerdi.

95 ayet sayfası

Sâffât suresi, 95. ayet. قَالَ أَتَعْبُدُونَ مَا تَنْحِتُونَ

(95, 96) (İbrahim) "Yonttuğunuz şeylere mi ibadet ediyorsunuz! Sizi ve yapmakta olduklarınızı Allah yarattı" demişti.

96 ayet sayfası

Sâffât suresi, 96. ayet. وَٱللَّهُ خَلَقَكُمْ وَمَا تَعْمَلُونَ

(95, 96) (İbrahim) "Yonttuğunuz şeylere mi ibadet ediyorsunuz! Sizi ve yapmakta olduklarınızı Allah yarattı" demişti.

97 ayet sayfası

Sâffât suresi, 97. ayet. قَالُوا۟ ٱبْنُوا۟ لَهُۥ بُنْيَـٰنًۭا فَأَلْقُوهُ فِى ٱلْجَحِيمِ

(Putperestler ise) "Onun için bir bina yapın ve derhal onu ateşe atın!" demişlerdi.

98 ayet sayfası

Sâffât suresi, 98. ayet. فَأَرَادُوا۟ بِهِۦ كَيْدًۭا فَجَعَلْنَـٰهُمُ ٱلْأَسْفَلِينَ

Ona bir tuzak kurmayı istemişlerdi. Fakat biz onları alçaklardan kılmıştık.

99 ayet sayfası

Sâffât suresi, 99. ayet. وَقَالَ إِنِّى ذَاهِبٌ إِلَىٰ رَبِّى سَيَهْدِينِ

(99, 100) (İbrahim) "Ben Rabbime gidiyorum. O, bana doğru yolu gösterecektir. Rabbim! Bana iyilerden (olacak bir çocuk) ver!" demişti.

100 ayet sayfası

Sâffât suresi, 100. ayet. رَبِّ هَبْ لِى مِنَ ٱلصَّـٰلِحِينَ

(99, 100) (İbrahim) "Ben Rabbime gidiyorum. O, bana doğru yolu gösterecektir. Rabbim! Bana iyilerden (olacak bir çocuk) ver!" demişti.

101 ayet sayfası

Sâffât suresi, 101. ayet. فَبَشَّرْنَـٰهُ بِغُلَـٰمٍ حَلِيمٍۢ

Biz de onu çok hoşgörülü bir oğul ile müjdelemiştik.

102 ayet sayfası

Sâffât suresi, 102. ayet. فَلَمَّا بَلَغَ مَعَهُ ٱلسَّعْىَ قَالَ يَـٰبُنَىَّ إِنِّىٓ أَرَىٰ فِى ٱلْمَنَامِ أَنِّىٓ أَذْبَحُكَ فَٱنظُرْ مَاذَا تَرَىٰ ۚ قَالَ يَـٰٓأَبَتِ ٱفْعَلْ مَا تُؤْمَرُ ۖ سَتَجِدُنِىٓ إِن شَآءَ ٱللَّهُ مِنَ ٱلصَّـٰبِرِينَ

(Oğlu) onunla birlikte yürüyecek çağa ulaşınca, (İbrahim) "Ey yavrucuğum! Rüyada seni kesmekte olduğumu görüyorum; bir düşün, ne dersin?" demişti. (O da) "Ey babacığım! Emrolunduğun şeyi yap! İnşallah beni sabredenlerden bulacaksın." demişti.

103 ayet sayfası

Sâffât suresi, 103. ayet. فَلَمَّآ أَسْلَمَا وَتَلَّهُۥ لِلْجَبِينِ

Her ikisi de teslim olup, onu (oğlunu) alnı üzerine yatırmıştı.

104 ayet sayfası

Sâffât suresi, 104. ayet. وَنَـٰدَيْنَـٰهُ أَن يَـٰٓإِبْرَٰهِيمُ

(104, 105) Biz ona "Ey İbrahim! Elbette rüyayı gerçekleştirdin. Şüphesiz ki biz, güzel davrananları böyle ödüllendiririz." diye seslenmiştik.

105 ayet sayfası

Sâffât suresi, 105. ayet. قَدْ صَدَّقْتَ ٱلرُّءْيَآ ۚ إِنَّا كَذَٰلِكَ نَجْزِى ٱلْمُحْسِنِينَ

(104, 105) Biz ona "Ey İbrahim! Elbette rüyayı gerçekleştirdin. Şüphesiz ki biz, güzel davrananları böyle ödüllendiririz." diye seslenmiştik.

106 ayet sayfası

Sâffât suresi, 106. ayet. إِنَّ هَـٰذَا لَهُوَ ٱلْبَلَـٰٓؤُا۟ ٱلْمُبِينُ

Bu, apaçık bir imtihandı.

107 ayet sayfası

Sâffât suresi, 107. ayet. وَفَدَيْنَـٰهُ بِذِبْحٍ عَظِيمٍۢ

Biz (oğlunun yerine) ona büyük bir kurban fidye vermiştik.

108 ayet sayfası

Sâffât suresi, 108. ayet. وَتَرَكْنَا عَلَيْهِ فِى ٱلْـَٔاخِرِينَ

Sonrakiler arasında ona (iyi bir ün) bırakmıştık.

110 ayet sayfası

Sâffât suresi, 110. ayet. كَذَٰلِكَ نَجْزِى ٱلْمُحْسِنِينَ

İşte (biz) güzel davrananları böyle ödüllendiririz.

111 ayet sayfası

Sâffât suresi, 111. ayet. إِنَّهُۥ مِنْ عِبَادِنَا ٱلْمُؤْمِنِينَ

Şüphesiz ki o, mümin kullarımızdandı.

112 ayet sayfası

Sâffât suresi, 112. ayet. وَبَشَّرْنَـٰهُ بِإِسْحَـٰقَ نَبِيًّۭا مِّنَ ٱلصَّـٰلِحِينَ

İyilerden bir peygamber olarak ona İshak'ı müjdelemiştik.

113 ayet sayfası

Sâffât suresi, 113. ayet. وَبَـٰرَكْنَا عَلَيْهِ وَعَلَىٰٓ إِسْحَـٰقَ ۚ وَمِن ذُرِّيَّتِهِمَا مُحْسِنٌۭ وَظَالِمٌۭ لِّنَفْسِهِۦ مُبِينٌۭ

Ona ve İshak'a bereketler vermiştik. Her ikisinin neslinden iyilik yapan da kendisine açıkça haksızlık eden de çıkacaktır.

114 ayet sayfası

Sâffât suresi, 114. ayet. وَلَقَدْ مَنَنَّا عَلَىٰ مُوسَىٰ وَهَـٰرُونَ

Yemin olsun ki biz Musa'ya ve Harun'a nimetler vermiştik.

115 ayet sayfası

Sâffât suresi, 115. ayet. وَنَجَّيْنَـٰهُمَا وَقَوْمَهُمَا مِنَ ٱلْكَرْبِ ٱلْعَظِيمِ

Onları ve toplumlarını o büyük sıkıntıdan kurtarmıştık.

116 ayet sayfası

Sâffât suresi, 116. ayet. وَنَصَرْنَـٰهُمْ فَكَانُوا۟ هُمُ ٱلْغَـٰلِبِينَ

Kendilerine yardım etmiştik ve galip gelenler işte onlar olmuştu.

117 ayet sayfası

Sâffât suresi, 117. ayet. وَءَاتَيْنَـٰهُمَا ٱلْكِتَـٰبَ ٱلْمُسْتَبِينَ

İkisine de apaçık anlaşılan Kitabı vermiştik.

118 ayet sayfası

Sâffât suresi, 118. ayet. وَهَدَيْنَـٰهُمَا ٱلصِّرَٰطَ ٱلْمُسْتَقِيمَ

Her ikisini de doğru yola ulaştırmıştık.

119 ayet sayfası

Sâffât suresi, 119. ayet. وَتَرَكْنَا عَلَيْهِمَا فِى ٱلْـَٔاخِرِينَ

Sonrakiler arasında o ikisine (iyi bir ün) bırakmıştık.

121 ayet sayfası

Sâffât suresi, 121. ayet. إِنَّا كَذَٰلِكَ نَجْزِى ٱلْمُحْسِنِينَ

Şüphesiz ki biz güzel davrananları işte böyle ödüllendiririz.

122 ayet sayfası

Sâffât suresi, 122. ayet. إِنَّهُمَا مِنْ عِبَادِنَا ٱلْمُؤْمِنِينَ

Şüphesiz ki o ikisi de inanmış kullarımızdandı.

123 ayet sayfası

Sâffât suresi, 123. ayet. وَإِنَّ إِلْيَاسَ لَمِنَ ٱلْمُرْسَلِينَ

Şüphesiz ki İlyas da elçilerdendi.

124 ayet sayfası

Sâffât suresi, 124. ayet. إِذْ قَالَ لِقَوْمِهِۦٓ أَلَا تَتَّقُونَ

Hani kavmine "(Allah'a karşı) takvâlı (duyarlı) olmuyor musunuz?

125 ayet sayfası

Sâffât suresi, 125. ayet. أَتَدْعُونَ بَعْلًۭا وَتَذَرُونَ أَحْسَنَ ٱلْخَـٰلِقِينَ

(125, 126) Yaratanların en iyisini yani sizin de Rabbiniz, atalarınızın da Rabbi olan Allah'ı bırakıp da Ba‘l'e mi yalvarıyorsunuz?" demişti.

126 ayet sayfası

Sâffât suresi, 126. ayet. ٱللَّهَ رَبَّكُمْ وَرَبَّ ءَابَآئِكُمُ ٱلْأَوَّلِينَ

(125, 126) Yaratanların en iyisini yani sizin de Rabbiniz, atalarınızın da Rabbi olan Allah'ı bırakıp da Ba‘l'e mi yalvarıyorsunuz?" demişti.

127 ayet sayfası

Sâffât suresi, 127. ayet. فَكَذَّبُوهُ فَإِنَّهُمْ لَمُحْضَرُونَ

(Kavmi) onu (İlyas'ı) yalanlamıştı. Şüphesiz ki onlar (cehennemde) hazır kılınacaklardır.

128 ayet sayfası

Sâffât suresi, 128. ayet. إِلَّا عِبَادَ ٱللَّهِ ٱلْمُخْلَصِينَ

Allah'ın samimi kulları hariç.

129 ayet sayfası

Sâffât suresi, 129. ayet. وَتَرَكْنَا عَلَيْهِ فِى ٱلْـَٔاخِرِينَ

Sonrakiler arasında ona (iyi bir ün) bırakmıştık.

131 ayet sayfası

Sâffât suresi, 131. ayet. إِنَّا كَذَٰلِكَ نَجْزِى ٱلْمُحْسِنِينَ

Şüphesiz ki biz güzel davrananları işte böyle ödüllendiririz.

132 ayet sayfası

Sâffât suresi, 132. ayet. إِنَّهُۥ مِنْ عِبَادِنَا ٱلْمُؤْمِنِينَ

Şüphesiz ki o, mümin kullarımızdandı.

133 ayet sayfası

Sâffât suresi, 133. ayet. وَإِنَّ لُوطًۭا لَّمِنَ ٱلْمُرْسَلِينَ

Şüphesiz ki Lut da elçilerdendi.

134 ayet sayfası

Sâffât suresi, 134. ayet. إِذْ نَجَّيْنَـٰهُ وَأَهْلَهُۥٓ أَجْمَعِينَ

(134, 135) Hani biz geride kalanlar arasındaki yaşlı (eşi) hariç, onu ve bütün ailesini kurtarmıştık.

135 ayet sayfası

Sâffât suresi, 135. ayet. إِلَّا عَجُوزًۭا فِى ٱلْغَـٰبِرِينَ

(134, 135) Hani biz geride kalanlar arasındaki yaşlı (eşi) hariç, onu ve bütün ailesini kurtarmıştık.

136 ayet sayfası

Sâffât suresi, 136. ayet. ثُمَّ دَمَّرْنَا ٱلْـَٔاخَرِينَ

Ardından diğerlerini helak etmiştik.

137 ayet sayfası

Sâffât suresi, 137. ayet. وَإِنَّكُمْ لَتَمُرُّونَ عَلَيْهِم مُّصْبِحِينَ

(137, 138) Siz sabah ve gece onlara (şehirlerine) uğruyorsunuz. Akıl etmiyor musunuz?

138 ayet sayfası

Sâffât suresi, 138. ayet. وَبِٱلَّيْلِ ۗ أَفَلَا تَعْقِلُونَ

(137, 138) Siz sabah ve gece onlara (şehirlerine) uğruyorsunuz. Akıl etmiyor musunuz?

139 ayet sayfası

Sâffât suresi, 139. ayet. وَإِنَّ يُونُسَ لَمِنَ ٱلْمُرْسَلِينَ

Şüphesiz ki Yunus da elçilerdendi.

140 ayet sayfası

Sâffât suresi, 140. ayet. إِذْ أَبَقَ إِلَى ٱلْفُلْكِ ٱلْمَشْحُونِ

Hani o, dolu bir gemiye (binip) kaçmıştı.

141 ayet sayfası

Sâffât suresi, 141. ayet. فَسَاهَمَ فَكَانَ مِنَ ٱلْمُدْحَضِينَ

(Gemide olanlarla) karşılıklı kura çekmişler ve (Yunus da) kaybedenlerden olmuştu.

142 ayet sayfası

Sâffât suresi, 142. ayet. فَٱلْتَقَمَهُ ٱلْحُوتُ وَهُوَ مُلِيمٌۭ

Kendini kınayıp dururken onu bir balık yutmuştu.

143 ayet sayfası

Sâffât suresi, 143. ayet. فَلَوْلَآ أَنَّهُۥ كَانَ مِنَ ٱلْمُسَبِّحِينَ

(143, 144) (Allah'ı) tesbih edenlerden (yüceltenlerden) olmasaydı, (insanların) diriltilecekleri güne kadar o (balığın) karnında kalırdı.

144 ayet sayfası

Sâffât suresi, 144. ayet. لَلَبِثَ فِى بَطْنِهِۦٓ إِلَىٰ يَوْمِ يُبْعَثُونَ

(143, 144) (Allah'ı) tesbih edenlerden (yüceltenlerden) olmasaydı, (insanların) diriltilecekleri güne kadar o (balığın) karnında kalırdı.

145 ayet sayfası

Sâffât suresi, 145. ayet. فَنَبَذْنَـٰهُ بِٱلْعَرَآءِ وَهُوَ سَقِيمٌۭ

Hâlsiz bir vaziyette onu kıyıya çıkarmıştık.

146 ayet sayfası

Sâffât suresi, 146. ayet. وَأَنۢبَتْنَا عَلَيْهِ شَجَرَةًۭ مِّن يَقْطِينٍۢ

Üzerine (gölge etmesi için) geniş yapraklı bir bitki yetiştirmiştik.

147 ayet sayfası

Sâffât suresi, 147. ayet. وَأَرْسَلْنَـٰهُ إِلَىٰ مِا۟ئَةِ أَلْفٍ أَوْ يَزِيدُونَ

Onu, yüz bin hatta daha çok kişiye (peygamber olarak) göndermiştik.

148 ayet sayfası

Sâffât suresi, 148. ayet. فَـَٔامَنُوا۟ فَمَتَّعْنَـٰهُمْ إِلَىٰ حِينٍۢ

(Ona) inanmışlardı; biz de onları bir süreye kadar yaşatmıştık.

149 ayet sayfası

Sâffât suresi, 149. ayet. فَٱسْتَفْتِهِمْ أَلِرَبِّكَ ٱلْبَنَاتُ وَلَهُمُ ٱلْبَنُونَ

Onlara (müşriklere) sor: "Kızlar Rabbinin de erkekler onların mı?"

150 ayet sayfası

Sâffât suresi, 150. ayet. أَمْ خَلَقْنَا ٱلْمَلَـٰٓئِكَةَ إِنَـٰثًۭا وَهُمْ شَـٰهِدُونَ

Yoksa onlar şahitken (onlar görürken) melekleri kız olarak mı yaratmışız!

151 ayet sayfası

Sâffât suresi, 151. ayet. أَلَآ إِنَّهُم مِّنْ إِفْكِهِمْ لَيَقُولُونَ

(151, 152) Dikkat edin! Şüphesiz ki yalan uydurarak "Allah çocuk edindi!" diyorlar. Şüphesiz ki onlar yalancıdır.

152 ayet sayfası

Sâffât suresi, 152. ayet. وَلَدَ ٱللَّهُ وَإِنَّهُمْ لَكَـٰذِبُونَ

(151, 152) Dikkat edin! Şüphesiz ki yalan uydurarak "Allah çocuk edindi!" diyorlar. Şüphesiz ki onlar yalancıdır.

153 ayet sayfası

Sâffât suresi, 153. ayet. أَصْطَفَى ٱلْبَنَاتِ عَلَى ٱلْبَنِينَ

(Allah) kızları oğullara tercih mi etmiş!

154 ayet sayfası

Sâffât suresi, 154. ayet. مَا لَكُمْ كَيْفَ تَحْكُمُونَ

Ne oluyor size? Nasıl (böyle) hükmediyorsunuz?

156 ayet sayfası

Sâffât suresi, 156. ayet. أَمْ لَكُمْ سُلْطَـٰنٌۭ مُّبِينٌۭ

Yoksa sizin apaçık bir deliliniz mi var?

157 ayet sayfası

Sâffât suresi, 157. ayet. فَأْتُوا۟ بِكِتَـٰبِكُمْ إِن كُنتُمْ صَـٰدِقِينَ

Doğruysanız kitabınızı getirin!

158 ayet sayfası

Sâffât suresi, 158. ayet. وَجَعَلُوا۟ بَيْنَهُۥ وَبَيْنَ ٱلْجِنَّةِ نَسَبًۭا ۚ وَلَقَدْ عَلِمَتِ ٱلْجِنَّةُ إِنَّهُمْ لَمُحْضَرُونَ

O'nunla (Allah ile) cinler arasında da bir soy bağı uydurdular. Yemin olsun ki cinler de (Allah'ın huzurunda) hazır kılınacaklarını bilirler.

159 ayet sayfası

Sâffât suresi, 159. ayet. سُبْحَـٰنَ ٱللَّهِ عَمَّا يَصِفُونَ

Allah onların (müşriklerin) yakıştırdıklarından yücedir.

160 ayet sayfası

Sâffât suresi, 160. ayet. إِلَّا عِبَادَ ٱللَّهِ ٱلْمُخْلَصِينَ

Allah'ın samimi kulları hariç.

161 ayet sayfası

Sâffât suresi, 161. ayet. فَإِنَّكُمْ وَمَا تَعْبُدُونَ

(161, 162, 163) Siz ve taptığınız şeyler, cehenneme girecek olan kimseden başkasını asla O'na karşı azdırıp saptıramazsınız.

162 ayet sayfası

Sâffât suresi, 162. ayet. مَآ أَنتُمْ عَلَيْهِ بِفَـٰتِنِينَ

(161, 162, 163) Siz ve taptığınız şeyler, cehenneme girecek olan kimseden başkasını asla O'na karşı azdırıp saptıramazsınız.

163 ayet sayfası

Sâffât suresi, 163. ayet. إِلَّا مَنْ هُوَ صَالِ ٱلْجَحِيمِ

(161, 162, 163) Siz ve taptığınız şeyler, cehenneme girecek olan kimseden başkasını asla O'na karşı azdırıp saptıramazsınız.

164 ayet sayfası

Sâffât suresi, 164. ayet. وَمَا مِنَّآ إِلَّا لَهُۥ مَقَامٌۭ مَّعْلُومٌۭ

(Melekler şöyle derler:) "Bizim her birimiz için bilinen bir makam vardır.

165 ayet sayfası

Sâffât suresi, 165. ayet. وَإِنَّا لَنَحْنُ ٱلصَّآفُّونَ

Şüphesiz ki biz (orada) sıra sıra dururuz.

166 ayet sayfası

Sâffât suresi, 166. ayet. وَإِنَّا لَنَحْنُ ٱلْمُسَبِّحُونَ

Şüphesiz ki biz (Allah'ı) tesbih edenleriz (yüceltenleriz)."

168 ayet sayfası

Sâffât suresi, 168. ayet. لَوْ أَنَّ عِندَنَا ذِكْرًۭا مِّنَ ٱلْأَوَّلِينَ

(168, 169) "Öncekilere (verilenlerden) bizde de bir zikr (kitap) olsaydı mutlaka Allah'ın samimi kulları olurduk!"

169 ayet sayfası

Sâffât suresi, 169. ayet. لَكُنَّا عِبَادَ ٱللَّهِ ٱلْمُخْلَصِينَ

(168, 169) "Öncekilere (verilenlerden) bizde de bir zikr (kitap) olsaydı mutlaka Allah'ın samimi kulları olurduk!"

170 ayet sayfası

Sâffât suresi, 170. ayet. فَكَفَرُوا۟ بِهِۦ ۖ فَسَوْفَ يَعْلَمُونَ

Hemen onu (Kur'an'ı) inkâr ettiler. İleride (gerçeği) bilecekler!

171 ayet sayfası

Sâffât suresi, 171. ayet. وَلَقَدْ سَبَقَتْ كَلِمَتُنَا لِعِبَادِنَا ٱلْمُرْسَلِينَ

Yemin olsun ki gönderilmiş elçi kullarımıza (şu) sözü verdik:

172 ayet sayfası

Sâffât suresi, 172. ayet. إِنَّهُمْ لَهُمُ ٱلْمَنصُورُونَ

Onlar, mutlaka zafere ulaşacaklardır.

173 ayet sayfası

Sâffât suresi, 173. ayet. وَإِنَّ جُندَنَا لَهُمُ ٱلْغَـٰلِبُونَ

Şüphesiz ki bizim ordumuz üstün gelecektir.

174 ayet sayfası

Sâffât suresi, 174. ayet. فَتَوَلَّ عَنْهُمْ حَتَّىٰ حِينٍۢ

Belirli bir süreye kadar onlardan yüz çevir!

175 ayet sayfası

Sâffât suresi, 175. ayet. وَأَبْصِرْهُمْ فَسَوْفَ يُبْصِرُونَ

Onları gör (gözetle); onlar da ileride görecekler.

177 ayet sayfası

Sâffât suresi, 177. ayet. فَإِذَا نَزَلَ بِسَاحَتِهِمْ فَسَآءَ صَبَاحُ ٱلْمُنذَرِينَ

(Acele istedikleri azabımız) yurtlarına indiğinde, uyarılanların (fakat inanmayanların) sabahı ne kötü olur!

178 ayet sayfası

Sâffât suresi, 178. ayet. وَتَوَلَّ عَنْهُمْ حَتَّىٰ حِينٍۢ

Belirli bir süreye kadar onlardan yüz çevir!

179 ayet sayfası

Sâffât suresi, 179. ayet. وَأَبْصِرْ فَسَوْفَ يُبْصِرُونَ

(Onları) gör (gözetle); onlar da ileride görecekler.

180 ayet sayfası

Sâffât suresi, 180. ayet. سُبْحَـٰنَ رَبِّكَ رَبِّ ٱلْعِزَّةِ عَمَّا يَصِفُونَ

Rabbin, yani itibar sahibi Rabbin, onların yakıştırdıklarından uzaktır.

181 ayet sayfası

Sâffât suresi, 181. ayet. وَسَلَـٰمٌ عَلَى ٱلْمُرْسَلِينَ

Gönderilen bütün elçilere selam olsun!

182 ayet sayfası

Sâffât suresi, 182. ayet. وَٱلْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ ٱلْعَـٰلَمِينَ

Hamd (övgü), âlemlerin Rabbi (olan) Allah içindir.