53. sure · dinle

Necm Suresi النجم

Okunan kelime metin üstünde işaretlenir; sure baştan sona kesintisiz çalar. Betik çalışmazsa her ayetin altındaki oynatıcı yine çalışır.

Necm suresi sayfasına dön

2 ayet sayfası

Necm suresi, 2. ayet. مَا ضَلَّ صَاحِبُكُمْ وَمَا غَوَىٰ

Arkadaşınız (Muhammed), sapmamış ve azgınlaşmamıştır.

4 ayet sayfası

Necm suresi, 4. ayet. إِنْ هُوَ إِلَّا وَحْىٌۭ يُوحَىٰ

O (Kur'an) kendisine vahyedilmekte olan vahiyden başka bir şey değildir.

5 ayet sayfası

Necm suresi, 5. ayet. عَلَّمَهُۥ شَدِيدُ ٱلْقُوَىٰ

(5, 6, 7) Çünkü o (Kur'an'ı) müthiş kuvvetleri olan, donanımlı (Cebrail) öğretmiştir. (Cebrail) en yüksek ufuktayken belirmişti.

6 ayet sayfası

Necm suresi, 6. ayet. ذُو مِرَّةٍۢ فَٱسْتَوَىٰ

(5, 6, 7) Çünkü o (Kur'an'ı) müthiş kuvvetleri olan, donanımlı (Cebrail) öğretmiştir. (Cebrail) en yüksek ufuktayken belirmişti.

7 ayet sayfası

Necm suresi, 7. ayet. وَهُوَ بِٱلْأُفُقِ ٱلْأَعْلَىٰ

(5, 6, 7) Çünkü o (Kur'an'ı) müthiş kuvvetleri olan, donanımlı (Cebrail) öğretmiştir. (Cebrail) en yüksek ufuktayken belirmişti.

9 ayet sayfası

Necm suresi, 9. ayet. فَكَانَ قَابَ قَوْسَيْنِ أَوْ أَدْنَىٰ

İki yay arası kadar, hattadaha da yakın olmuştu.

10 ayet sayfası

Necm suresi, 10. ayet. فَأَوْحَىٰٓ إِلَىٰ عَبْدِهِۦ مَآ أَوْحَىٰ

(Böylece Cebrail, Allah'ın) kendisine vahyettiğini kuluna (Peygamber'e) vahyetmişti.

11 ayet sayfası

Necm suresi, 11. ayet. مَا كَذَبَ ٱلْفُؤَادُ مَا رَأَىٰٓ

(Gözünün) gördüğünü kalbi yalanlamamıştı.

12 ayet sayfası

Necm suresi, 12. ayet. أَفَتُمَـٰرُونَهُۥ عَلَىٰ مَا يَرَىٰ

Gördüğü (melek) konusunda şimdi kendisi ile tartışıyor musunuz?

13 ayet sayfası

Necm suresi, 13. ayet. وَلَقَدْ رَءَاهُ نَزْلَةً أُخْرَىٰ

(13, 14, 15) Yemin olsun ki bir başka inişinde onu, cennetü'l-me'vâ (durmaya değer bahçe)nin yanındaki sidretü'l-müntehâ (uzaktaki sedir ağacı)'nın yanında bir kez daha görmüştü.

14 ayet sayfası

Necm suresi, 14. ayet. عِندَ سِدْرَةِ ٱلْمُنتَهَىٰ

(13, 14, 15) Yemin olsun ki bir başka inişinde onu, cennetü'l-me'vâ (durmaya değer bahçe)nin yanındaki sidretü'l-müntehâ (uzaktaki sedir ağacı)'nın yanında bir kez daha görmüştü.

15 ayet sayfası

Necm suresi, 15. ayet. عِندَهَا جَنَّةُ ٱلْمَأْوَىٰٓ

(13, 14, 15) Yemin olsun ki bir başka inişinde onu, cennetü'l-me'vâ (durmaya değer bahçe)nin yanındaki sidretü'l-müntehâ (uzaktaki sedir ağacı)'nın yanında bir kez daha görmüştü.

16 ayet sayfası

Necm suresi, 16. ayet. إِذْ يَغْشَى ٱلسِّدْرَةَ مَا يَغْشَىٰ

Hani o sidre'yi (sedir ağacını) neler kaplıyordu neler!

17 ayet sayfası

Necm suresi, 17. ayet. مَا زَاغَ ٱلْبَصَرُ وَمَا طَغَىٰ

(Peygamber'in) gözü ne (sağa sola) kaymış ne de sınırı aşmıştı.

18 ayet sayfası

Necm suresi, 18. ayet. لَقَدْ رَأَىٰ مِنْ ءَايَـٰتِ رَبِّهِ ٱلْكُبْرَىٰٓ

Şüphesiz ki (orada) Rabbinin en büyük delillerinden (birini, Cebrail'i) görmüştü.

19 ayet sayfası

Necm suresi, 19. ayet. أَفَرَءَيْتُمُ ٱللَّـٰتَ وَٱلْعُزَّىٰ

(19, 20) Lât'a, Uzzâ'ya ve diğer üçüncüsü olan Menât'a (neden taptığınızı) hiç düşündünüz mü?

20 ayet sayfası

Necm suresi, 20. ayet. وَمَنَوٰةَ ٱلثَّالِثَةَ ٱلْأُخْرَىٰٓ

(19, 20) Lât'a, Uzzâ'ya ve diğer üçüncüsü olan Menât'a (neden taptığınızı) hiç düşündünüz mü?

21 ayet sayfası

Necm suresi, 21. ayet. أَلَكُمُ ٱلذَّكَرُ وَلَهُ ٱلْأُنثَىٰ

Erkek(ler) sizin de dişi(ler) mi O'nun?

22 ayet sayfası

Necm suresi, 22. ayet. تِلْكَ إِذًۭا قِسْمَةٌۭ ضِيزَىٰٓ

O zaman şu (yaptığınız) haksız bir paylaşımdır!

23 ayet sayfası

Necm suresi, 23. ayet. إِنْ هِىَ إِلَّآ أَسْمَآءٌۭ سَمَّيْتُمُوهَآ أَنتُمْ وَءَابَآؤُكُم مَّآ أَنزَلَ ٱللَّهُ بِهَا مِن سُلْطَـٰنٍ ۚ إِن يَتَّبِعُونَ إِلَّا ٱلظَّنَّ وَمَا تَهْوَى ٱلْأَنفُسُ ۖ وَلَقَدْ جَآءَهُم مِّن رَّبِّهِمُ ٱلْهُدَىٰٓ

Bu (putlar), haklarında Allah'ın hiçbir delil indirmediği, sizin ve atalarınızın taktığı isimlerden başka bir şey değildir. (Müşrikler) zanna ve nefislerinin arzuladığından başka hiçbir şeye uymuyorlar. Yemin olsun ki onlara Rablerinden bir rehber gelmiştir.

24 ayet sayfası

Necm suresi, 24. ayet. أَمْ لِلْإِنسَـٰنِ مَا تَمَنَّىٰ

Yoksa insan, her arzu ettiğine sahip olduğunu (mu sanıyor)!

25 ayet sayfası

Necm suresi, 25. ayet. فَلِلَّهِ ٱلْـَٔاخِرَةُ وَٱلْأُولَىٰ

Oysa ahiret de ilki (dünya) da yalnızca Allah'a aittir.

26 ayet sayfası

Necm suresi, 26. ayet. وَكَم مِّن مَّلَكٍۢ فِى ٱلسَّمَـٰوَٰتِ لَا تُغْنِى شَفَـٰعَتُهُمْ شَيْـًٔا إِلَّا مِنۢ بَعْدِ أَن يَأْذَنَ ٱللَّهُ لِمَن يَشَآءُ وَيَرْضَىٰٓ

Göklerde nice melekler vardır ki onların şefaatleri hiçbir işe yaramaz. Ancak Allah'ın dilediği ve razı olduğuna izin vermesinden sonraki durum hariç.

27 ayet sayfası

Necm suresi, 27. ayet. إِنَّ ٱلَّذِينَ لَا يُؤْمِنُونَ بِٱلْـَٔاخِرَةِ لَيُسَمُّونَ ٱلْمَلَـٰٓئِكَةَ تَسْمِيَةَ ٱلْأُنثَىٰ

Şüphesiz ki ahirete inanmayanlar, meleklere dişi isimleri takıyorlar.

28 ayet sayfası

Necm suresi, 28. ayet. وَمَا لَهُم بِهِۦ مِنْ عِلْمٍ ۖ إِن يَتَّبِعُونَ إِلَّا ٱلظَّنَّ ۖ وَإِنَّ ٱلظَّنَّ لَا يُغْنِى مِنَ ٱلْحَقِّ شَيْـًۭٔا

Onların bu konuda hiçbir bilgisi yoktur. Zandan başka bir şeye uymuyorlar. Şüphesiz ki zan, gerçeklik bakımından hiçbir şey ifade etmez.

29 ayet sayfası

Necm suresi, 29. ayet. فَأَعْرِضْ عَن مَّن تَوَلَّىٰ عَن ذِكْرِنَا وَلَمْ يُرِدْ إِلَّا ٱلْحَيَوٰةَ ٱلدُّنْيَا

Zikrimizden (Kur'an'dan) yüz çeviren ve yakın (dünya) hayatından başka bir şey istemeyen kişilere aldırış etme!

30 ayet sayfası

Necm suresi, 30. ayet. ذَٰلِكَ مَبْلَغُهُم مِّنَ ٱلْعِلْمِ ۚ إِنَّ رَبَّكَ هُوَ أَعْلَمُ بِمَن ضَلَّ عَن سَبِيلِهِۦ وَهُوَ أَعْلَمُ بِمَنِ ٱهْتَدَىٰ

İşte onların bilgisi bundan ibarettir. Şüphesiz ki Rabbin -evet yalnızca O- kendi yolundan kimin saptığını çok iyi bilendir ve O kimin doğru yola ulaştığını da çok iyi bilendir.

31 ayet sayfası

Necm suresi, 31. ayet. وَلِلَّهِ مَا فِى ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَمَا فِى ٱلْأَرْضِ لِيَجْزِىَ ٱلَّذِينَ أَسَـٰٓـُٔوا۟ بِمَا عَمِلُوا۟ وَيَجْزِىَ ٱلَّذِينَ أَحْسَنُوا۟ بِٱلْحُسْنَى

Göklerde ve yerde bulunan her şey, yalnızca Allah'a aittir. En sonunda (Allah) kötülük edenleri yaptıklarıyla cezalandıracak ve güzel işler yapanları da daha güzeliyle ödüllendirecektir.

32 ayet sayfası

Necm suresi, 32. ayet. ٱلَّذِينَ يَجْتَنِبُونَ كَبَـٰٓئِرَ ٱلْإِثْمِ وَٱلْفَوَٰحِشَ إِلَّا ٱللَّمَمَ ۚ إِنَّ رَبَّكَ وَٰسِعُ ٱلْمَغْفِرَةِ ۚ هُوَ أَعْلَمُ بِكُمْ إِذْ أَنشَأَكُم مِّنَ ٱلْأَرْضِ وَإِذْ أَنتُمْ أَجِنَّةٌۭ فِى بُطُونِ أُمَّهَـٰتِكُمْ ۖ فَلَا تُزَكُّوٓا۟ أَنفُسَكُمْ ۖ هُوَ أَعْلَمُ بِمَنِ ٱتَّقَىٰٓ

Ufak tefek kusurlar dışında, büyük günahlardan ve çirkinliklerden kaçınanlara gelince, Rabbinin bağışlaması çok geniştir. O, sizi topraktan yarattığı zaman ve siz annelerinizin karınlarında saklı (ceninler hâlinde) bulunduğunuz sırada (bile) sizi iyi bilendir. (Bu nedenle) kendinizi temize çıkarmayın! O, takvâlı (duyarlı) olanı iyi bilendir.

33 ayet sayfası

Necm suresi, 33. ayet. أَفَرَءَيْتَ ٱلَّذِى تَوَلَّىٰ

(33, 34) (Gerçeğe) sırt dönen, azıcık verip sonra vermemekte direneni bir düşün!

34 ayet sayfası

Necm suresi, 34. ayet. وَأَعْطَىٰ قَلِيلًۭا وَأَكْدَىٰٓ

(33, 34) (Gerçeğe) sırt dönen, azıcık verip sonra vermemekte direneni bir düşün!

35 ayet sayfası

Necm suresi, 35. ayet. أَعِندَهُۥ عِلْمُ ٱلْغَيْبِ فَهُوَ يَرَىٰٓ

(Yoksa) gaybın (bilinemeyenin) bilgisi sadece kendi yanındadır da (bunu sadece) o mu görüyor!

36 ayet sayfası

Necm suresi, 36. ayet. أَمْ لَمْ يُنَبَّأْ بِمَا فِى صُحُفِ مُوسَىٰ

(36, 37) Yoksa Musa'nın ve çok vefalı İbrahim'in sahifelerinde bulunan(lar, ona) bildirilmedi mi?

37 ayet sayfası

Necm suresi, 37. ayet. وَإِبْرَٰهِيمَ ٱلَّذِى وَفَّىٰٓ

(36, 37) Yoksa Musa'nın ve çok vefalı İbrahim'in sahifelerinde bulunan(lar, ona) bildirilmedi mi?

38 ayet sayfası

Necm suresi, 38. ayet. أَلَّا تَزِرُ وَازِرَةٌۭ وِزْرَ أُخْرَىٰ

Hiçbir (günah) yüklüsü, başkasının (günah) yükünü yüklenemez.

39 ayet sayfası

Necm suresi, 39. ayet. وَأَن لَّيْسَ لِلْإِنسَـٰنِ إِلَّا مَا سَعَىٰ

İnsan için kendi yaptığından başka bir şey yoktur.

41 ayet sayfası

Necm suresi, 41. ayet. ثُمَّ يُجْزَىٰهُ ٱلْجَزَآءَ ٱلْأَوْفَىٰ

Sonra da ona karşılığı tastamam verilecektir.

42 ayet sayfası

Necm suresi, 42. ayet. وَأَنَّ إِلَىٰ رَبِّكَ ٱلْمُنتَهَىٰ

Şüphesiz ki son (varış) sadece Rabbinedir.

43 ayet sayfası

Necm suresi, 43. ayet. وَأَنَّهُۥ هُوَ أَضْحَكَ وَأَبْكَىٰ

Güldüren de yalnızca O'dur, ağlatan da.

44 ayet sayfası

Necm suresi, 44. ayet. وَأَنَّهُۥ هُوَ أَمَاتَ وَأَحْيَا

Öldüren de yalnızca O'dur, dirilten de.

45 ayet sayfası

Necm suresi, 45. ayet. وَأَنَّهُۥ خَلَقَ ٱلزَّوْجَيْنِ ٱلذَّكَرَ وَٱلْأُنثَىٰ

(45, 46) Şüphesiz ki erkek ve dişi iki eşi, atıldığı zaman nutfeden (spermden) yaratan O'dur.

46 ayet sayfası

Necm suresi, 46. ayet. مِن نُّطْفَةٍ إِذَا تُمْنَىٰ

(45, 46) Şüphesiz ki erkek ve dişi iki eşi, atıldığı zaman nutfeden (spermden) yaratan O'dur.

47 ayet sayfası

Necm suresi, 47. ayet. وَأَنَّ عَلَيْهِ ٱلنَّشْأَةَ ٱلْأُخْرَىٰ

Şüphesiz ki diğer yaratılış (insanı diriltmek) de yalnızca O'na aittir.

48 ayet sayfası

Necm suresi, 48. ayet. وَأَنَّهُۥ هُوَ أَغْنَىٰ وَأَقْنَىٰ

Zengin eden de yalnızca O'dur; kısarak veren de.

49 ayet sayfası

Necm suresi, 49. ayet. وَأَنَّهُۥ هُوَ رَبُّ ٱلشِّعْرَىٰ

Doğrusu Şi‘ra (yıldızı)nın Rabbi de yalnızca O'dur.

50 ayet sayfası

Necm suresi, 50. ayet. وَأَنَّهُۥٓ أَهْلَكَ عَادًا ٱلْأُولَىٰ

(50, 51) Şüphesiz ki önceki Âd kavmini ve Semûd'u O helak etmişti ve (onlardan) geriye hiçbir şey bırakmamıştı.

51 ayet sayfası

Necm suresi, 51. ayet. وَثَمُودَا۟ فَمَآ أَبْقَىٰ

(50, 51) Şüphesiz ki önceki Âd kavmini ve Semûd'u O helak etmişti ve (onlardan) geriye hiçbir şey bırakmamıştı.

52 ayet sayfası

Necm suresi, 52. ayet. وَقَوْمَ نُوحٍۢ مِّن قَبْلُ ۖ إِنَّهُمْ كَانُوا۟ هُمْ أَظْلَمَ وَأَطْغَىٰ

Daha önce Nuh kavmini de (O helak etmişti). Şüphesiz ki onlar haksızlık etmiş ve azgınlık yapmışlardı.

54 ayet sayfası

Necm suresi, 54. ayet. فَغَشَّىٰهَا مَا غَشَّىٰ

Böylece kuşatan şey (felaket) onları da kuşatmıştı.

55 ayet sayfası

Necm suresi, 55. ayet. فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكَ تَتَمَارَىٰ

Rabbinin hangi nimetleri hakkında şüphe duyabilirsin ki!

56 ayet sayfası

Necm suresi, 56. ayet. هَـٰذَا نَذِيرٌۭ مِّنَ ٱلنُّذُرِ ٱلْأُولَىٰٓ

İşte bu, önceki uyarılardan bir uyarıdır.

58 ayet sayfası

Necm suresi, 58. ayet. لَيْسَ لَهَا مِن دُونِ ٱللَّهِ كَاشِفَةٌ

Onu (zamanını) Allah'tan başka kimse açığa çıkaramaz.

59 ayet sayfası

Necm suresi, 59. ayet. أَفَمِنْ هَـٰذَا ٱلْحَدِيثِ تَعْجَبُونَ

Şimdi siz bu sözü mü tuhaf buluyorsunuz!

62 ayet sayfası

Necm suresi, 62. ayet. فَٱسْجُدُوا۟ لِلَّهِ وَٱعْبُدُوا۟ ۩

Allah için secde edin ve (O'na) kulluk edin!