56. sure · dinle

Vâkıa Suresi الواقعة

Okunan kelime metin üstünde işaretlenir; sure baştan sona kesintisiz çalar. Betik çalışmazsa her ayetin altındaki oynatıcı yine çalışır.

Vâkıa suresi sayfasına dön

2 ayet sayfası

Vâkıa suresi, 2. ayet. لَيْسَ لِوَقْعَتِهَا كَاذِبَةٌ

Meydana gelişini yalanlayan kimse olmayacaktır.

3 ayet sayfası

Vâkıa suresi, 3. ayet. خَافِضَةٌۭ رَّافِعَةٌ

(O, bazılarını) alçaltıcı, (bazılarını) yükselticidir.

4 ayet sayfası

Vâkıa suresi, 4. ayet. إِذَا رُجَّتِ ٱلْأَرْضُ رَجًّۭا

(4, 5, 6, 7) Yer şiddetle sarsıldığı, dağlar tamamen parçalanıp toz duman hâline geldiği, (mahşerde) siz üç eş (grup) olacağınız zaman,

5 ayet sayfası

Vâkıa suresi, 5. ayet. وَبُسَّتِ ٱلْجِبَالُ بَسًّۭا

(4, 5, 6, 7) Yer şiddetle sarsıldığı, dağlar tamamen parçalanıp toz duman hâline geldiği, (mahşerde) siz üç eş (grup) olacağınız zaman,

6 ayet sayfası

Vâkıa suresi, 6. ayet. فَكَانَتْ هَبَآءًۭ مُّنۢبَثًّۭا

(4, 5, 6, 7) Yer şiddetle sarsıldığı, dağlar tamamen parçalanıp toz duman hâline geldiği, (mahşerde) siz üç eş (grup) olacağınız zaman,

7 ayet sayfası

Vâkıa suresi, 7. ayet. وَكُنتُمْ أَزْوَٰجًۭا ثَلَـٰثَةًۭ

(4, 5, 6, 7) Yer şiddetle sarsıldığı, dağlar tamamen parçalanıp toz duman hâline geldiği, (mahşerde) siz üç eş (grup) olacağınız zaman,

8 ayet sayfası

Vâkıa suresi, 8. ayet. فَأَصْحَـٰبُ ٱلْمَيْمَنَةِ مَآ أَصْحَـٰبُ ٱلْمَيْمَنَةِ

Sağın halkı, ne mutlu insanlardır o sağın halkı!

9 ayet sayfası

Vâkıa suresi, 9. ayet. وَأَصْحَـٰبُ ٱلْمَشْـَٔمَةِ مَآ أَصْحَـٰبُ ٱلْمَشْـَٔمَةِ

Solun halkı, ne mutsuz insanlardır o solun halkı!

10 ayet sayfası

Vâkıa suresi, 10. ayet. وَٱلسَّـٰبِقُونَ ٱلسَّـٰبِقُونَ

(Ahirette) önde olanlar, (dünyada fedakârlıkta da) önde olanlardır.

11 ayet sayfası

Vâkıa suresi, 11. ayet. أُو۟لَـٰٓئِكَ ٱلْمُقَرَّبُونَ

(11, 12) Bu kişiler, nimet cennetlerinde (Allah'a) yakınlaştırılanlardır.

12 ayet sayfası

Vâkıa suresi, 12. ayet. فِى جَنَّـٰتِ ٱلنَّعِيمِ

(11, 12) Bu kişiler, nimet cennetlerinde (Allah'a) yakınlaştırılanlardır.

15 ayet sayfası

Vâkıa suresi, 15. ayet. عَلَىٰ سُرُرٍۢ مَّوْضُونَةٍۢ

(15, 16) Karşılıklı olarak yaslanacakları mücevherlerle işlenmiş tahtlar üzerinde (ağırlanacaklar)dır.

16 ayet sayfası

Vâkıa suresi, 16. ayet. مُّتَّكِـِٔينَ عَلَيْهَا مُتَقَـٰبِلِينَ

(15, 16) Karşılıklı olarak yaslanacakları mücevherlerle işlenmiş tahtlar üzerinde (ağırlanacaklar)dır.

17 ayet sayfası

Vâkıa suresi, 17. ayet. يَطُوفُ عَلَيْهِمْ وِلْدَٰنٌۭ مُّخَلَّدُونَ

(17, 18) Çevrelerinde, kaynağından çıkan (suyla dolu) testiler, ibrikler ve kadehler bulunan uzun ömürlü gençler dolaşır.

18 ayet sayfası

Vâkıa suresi, 18. ayet. بِأَكْوَابٍۢ وَأَبَارِيقَ وَكَأْسٍۢ مِّن مَّعِينٍۢ

(17, 18) Çevrelerinde, kaynağından çıkan (suyla dolu) testiler, ibrikler ve kadehler bulunan uzun ömürlü gençler dolaşır.

19 ayet sayfası

Vâkıa suresi, 19. ayet. لَّا يُصَدَّعُونَ عَنْهَا وَلَا يُنزِفُونَ

O (içtiklerinden) dolayı başları ağrıtılmaz; sarhoş da olmazlar.

21 ayet sayfası

Vâkıa suresi, 21. ayet. وَلَحْمِ طَيْرٍۢ مِّمَّا يَشْتَهُونَ

Canlarının çektiği kuş et(ler)i,

22 ayet sayfası

Vâkıa suresi, 22. ayet. وَحُورٌ عِينٌۭ

(22, 23, 24) Saklı inciler gibi güzel gözlü huriler yaptıklarının bir karşılığı olarak kendilerine (verilecektir).

23 ayet sayfası

Vâkıa suresi, 23. ayet. كَأَمْثَـٰلِ ٱللُّؤْلُؤِ ٱلْمَكْنُونِ

(22, 23, 24) Saklı inciler gibi güzel gözlü huriler yaptıklarının bir karşılığı olarak kendilerine (verilecektir).

24 ayet sayfası

Vâkıa suresi, 24. ayet. جَزَآءًۢ بِمَا كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ

(22, 23, 24) Saklı inciler gibi güzel gözlü huriler yaptıklarının bir karşılığı olarak kendilerine (verilecektir).

25 ayet sayfası

Vâkıa suresi, 25. ayet. لَا يَسْمَعُونَ فِيهَا لَغْوًۭا وَلَا تَأْثِيمًا

(25, 26) O (cennet)lerde "Selam, selam"dan başka bir söz de günaha sokan bir (laf) da duymazlar.

26 ayet sayfası

Vâkıa suresi, 26. ayet. إِلَّا قِيلًۭا سَلَـٰمًۭا سَلَـٰمًۭا

(25, 26) O (cennet)lerde "Selam, selam"dan başka bir söz de günaha sokan bir (laf) da duymazlar.

27 ayet sayfası

Vâkıa suresi, 27. ayet. وَأَصْحَـٰبُ ٱلْيَمِينِ مَآ أَصْحَـٰبُ ٱلْيَمِينِ

Sağın halkı, ne mutlu insanlardır o sağın halkı!

32 ayet sayfası

Vâkıa suresi, 32. ayet. وَفَـٰكِهَةٍۢ كَثِيرَةٍۢ

(32, 33) Kesilmeyen (tükenmeyen) ve engellenemeyen sayısız meyve(lik)lerde (ağırlanacaklardır).

33 ayet sayfası

Vâkıa suresi, 33. ayet. لَّا مَقْطُوعَةٍۢ وَلَا مَمْنُوعَةٍۢ

(32, 33) Kesilmeyen (tükenmeyen) ve engellenemeyen sayısız meyve(lik)lerde (ağırlanacaklardır).

34 ayet sayfası

Vâkıa suresi, 34. ayet. وَفُرُشٍۢ مَّرْفُوعَةٍ

(34, 35, 36, 37) (Uyumlu), yepyeni olarak şekillendirdiğimiz ve tamamen yeni bir yaratılışla oluşturduğumuz kabartılmış döşeklerde (onlara ödüller verilecektir).

35 ayet sayfası

Vâkıa suresi, 35. ayet. إِنَّآ أَنشَأْنَـٰهُنَّ إِنشَآءًۭ

(34, 35, 36, 37) (Uyumlu), yepyeni olarak şekillendirdiğimiz ve tamamen yeni bir yaratılışla oluşturduğumuz kabartılmış döşeklerde (onlara ödüller verilecektir).

36 ayet sayfası

Vâkıa suresi, 36. ayet. فَجَعَلْنَـٰهُنَّ أَبْكَارًا

(34, 35, 36, 37) (Uyumlu), yepyeni olarak şekillendirdiğimiz ve tamamen yeni bir yaratılışla oluşturduğumuz kabartılmış döşeklerde (onlara ödüller verilecektir).

37 ayet sayfası

Vâkıa suresi, 37. ayet. عُرُبًا أَتْرَابًۭا

(34, 35, 36, 37) (Uyumlu), yepyeni olarak şekillendirdiğimiz ve tamamen yeni bir yaratılışla oluşturduğumuz kabartılmış döşeklerde (onlara ödüller verilecektir).

38 ayet sayfası

Vâkıa suresi, 38. ayet. لِّأَصْحَـٰبِ ٱلْيَمِينِ

(38, 39, 40) (Bütün bunlar) bir bölümü önceki (ümmet)lerden, bir bölümü de sonrakilerden oluşan sağın halkı içindir.

39 ayet sayfası

Vâkıa suresi, 39. ayet. ثُلَّةٌۭ مِّنَ ٱلْأَوَّلِينَ

(38, 39, 40) (Bütün bunlar) bir bölümü önceki (ümmet)lerden, bir bölümü de sonrakilerden oluşan sağın halkı içindir.

40 ayet sayfası

Vâkıa suresi, 40. ayet. وَثُلَّةٌۭ مِّنَ ٱلْـَٔاخِرِينَ

(38, 39, 40) (Bütün bunlar) bir bölümü önceki (ümmet)lerden, bir bölümü de sonrakilerden oluşan sağın halkı içindir.

41 ayet sayfası

Vâkıa suresi, 41. ayet. وَأَصْحَـٰبُ ٱلشِّمَالِ مَآ أَصْحَـٰبُ ٱلشِّمَالِ

Solun halkı, ne mutsuz insanlardır o solun halkı!

42 ayet sayfası

Vâkıa suresi, 42. ayet. فِى سَمُومٍۢ وَحَمِيمٍۢ

(42, 43, 44) (Onlar) içlerine işleyen bir ateş ve kaynar su ile serinliği de rahatlatması da olmayan zifiri bir karanlığın içinde olacaklardır.

43 ayet sayfası

Vâkıa suresi, 43. ayet. وَظِلٍّۢ مِّن يَحْمُومٍۢ

(42, 43, 44) (Onlar) içlerine işleyen bir ateş ve kaynar su ile serinliği de rahatlatması da olmayan zifiri bir karanlığın içinde olacaklardır.

44 ayet sayfası

Vâkıa suresi, 44. ayet. لَّا بَارِدٍۢ وَلَا كَرِيمٍ

(42, 43, 44) (Onlar) içlerine işleyen bir ateş ve kaynar su ile serinliği de rahatlatması da olmayan zifiri bir karanlığın içinde olacaklardır.

45 ayet sayfası

Vâkıa suresi, 45. ayet. إِنَّهُمْ كَانُوا۟ قَبْلَ ذَٰلِكَ مُتْرَفِينَ

Şüphesiz ki onlar bundan önce (dünyada) şımartılmışlardı.

46 ayet sayfası

Vâkıa suresi, 46. ayet. وَكَانُوا۟ يُصِرُّونَ عَلَى ٱلْحِنثِ ٱلْعَظِيمِ

Büyük günahı (şirki) işlemekte ısrar ediyorlar.

47 ayet sayfası

Vâkıa suresi, 47. ayet. وَكَانُوا۟ يَقُولُونَ أَئِذَا مِتْنَا وَكُنَّا تُرَابًۭا وَعِظَـٰمًا أَءِنَّا لَمَبْعُوثُونَ

(47, 48) Şöyle diyorlardı: "Hem biz hem de önceki atalarımız, ölüp toprak ve kemik hâline geldikten sonra (yeniden) diriltilecekmişiz, öyle mi?"

48 ayet sayfası

Vâkıa suresi, 48. ayet. أَوَءَابَآؤُنَا ٱلْأَوَّلُونَ

(47, 48) Şöyle diyorlardı: "Hem biz hem de önceki atalarımız, ölüp toprak ve kemik hâline geldikten sonra (yeniden) diriltilecekmişiz, öyle mi?"

49 ayet sayfası

Vâkıa suresi, 49. ayet. قُلْ إِنَّ ٱلْأَوَّلِينَ وَٱلْـَٔاخِرِينَ

De ki: "Hem öncekiler (atalarınız) hem de sonrakiler,

50 ayet sayfası

Vâkıa suresi, 50. ayet. لَمَجْمُوعُونَ إِلَىٰ مِيقَـٰتِ يَوْمٍۢ مَّعْلُومٍۢ

Bilinen bir günün belirlenen vaktinde mutlaka toplanacaksınız."

51 ayet sayfası

Vâkıa suresi, 51. ayet. ثُمَّ إِنَّكُمْ أَيُّهَا ٱلضَّآلُّونَ ٱلْمُكَذِّبُونَ

Sonra siz ey yalancı sapkınlar!

52 ayet sayfası

Vâkıa suresi, 52. ayet. لَـَٔاكِلُونَ مِن شَجَرٍۢ مِّن زَقُّومٍۢ

(52, 53) Elbette zakkum ağacından yiyenler ve karınlar(ını) ondan dolduranlar (olacaksınız).

53 ayet sayfası

Vâkıa suresi, 53. ayet. فَمَالِـُٔونَ مِنْهَا ٱلْبُطُونَ

(52, 53) Elbette zakkum ağacından yiyenler ve karınlar(ını) ondan dolduranlar (olacaksınız).

54 ayet sayfası

Vâkıa suresi, 54. ayet. فَشَـٰرِبُونَ عَلَيْهِ مِنَ ٱلْحَمِيمِ

(54, 55) Üzerine (bir) de susamış develer(in su içişi) gibi insanın içine işleyen kaynar sudan içeceksiniz.

55 ayet sayfası

Vâkıa suresi, 55. ayet. فَشَـٰرِبُونَ شُرْبَ ٱلْهِيمِ

(54, 55) Üzerine (bir) de susamış develer(in su içişi) gibi insanın içine işleyen kaynar sudan içeceksiniz.

56 ayet sayfası

Vâkıa suresi, 56. ayet. هَـٰذَا نُزُلُهُمْ يَوْمَ ٱلدِّينِ

Hesap gününde onların ağırlanması(!) böyle (olacak)tır!

57 ayet sayfası

Vâkıa suresi, 57. ayet. نَحْنُ خَلَقْنَـٰكُمْ فَلَوْلَا تُصَدِّقُونَ

Sizi biz yaratmıştık. (Gerçekleri) onaylamanız gerekmez miydi?

58 ayet sayfası

Vâkıa suresi, 58. ayet. أَفَرَءَيْتُم مَّا تُمْنُونَ

Atmakta olduğunuz meniyi (spermi) hiç düşündünüz mü?

59 ayet sayfası

Vâkıa suresi, 59. ayet. ءَأَنتُمْ تَخْلُقُونَهُۥٓ أَمْ نَحْنُ ٱلْخَـٰلِقُونَ

Onu siz mi yaratıyorsunuz; yoksa yaratanlar biz miyiz?

60 ayet sayfası

Vâkıa suresi, 60. ayet. نَحْنُ قَدَّرْنَا بَيْنَكُمُ ٱلْمَوْتَ وَمَا نَحْنُ بِمَسْبُوقِينَ

(60, 61) Aranızda ölümü belirleyen biziz. Sizi, benzerlerinizle değiştirmemiz ve yine sizi bilemeyeceğiniz şekilde (ahirette) yeniden yaratmamızda kimse bizim önümüze geçemez.

61 ayet sayfası

Vâkıa suresi, 61. ayet. عَلَىٰٓ أَن نُّبَدِّلَ أَمْثَـٰلَكُمْ وَنُنشِئَكُمْ فِى مَا لَا تَعْلَمُونَ

(60, 61) Aranızda ölümü belirleyen biziz. Sizi, benzerlerinizle değiştirmemiz ve yine sizi bilemeyeceğiniz şekilde (ahirette) yeniden yaratmamızda kimse bizim önümüze geçemez.

62 ayet sayfası

Vâkıa suresi, 62. ayet. وَلَقَدْ عَلِمْتُمُ ٱلنَّشْأَةَ ٱلْأُولَىٰ فَلَوْلَا تَذَكَّرُونَ

Üstelik ilk yaratılışı biliyorsunuz. (Buna rağmen gerçeği) hatırlamanız gerekmez mi?

63 ayet sayfası

Vâkıa suresi, 63. ayet. أَفَرَءَيْتُم مَّا تَحْرُثُونَ

Ektiğinizi (tohumu) düşündünüz mü hiç?

64 ayet sayfası

Vâkıa suresi, 64. ayet. ءَأَنتُمْ تَزْرَعُونَهُۥٓ أَمْ نَحْنُ ٱلزَّٰرِعُونَ

Onu siz mi yetiştiriyorsunuz; yoksa yetiştiren biz miyiz?

65 ayet sayfası

Vâkıa suresi, 65. ayet. لَوْ نَشَآءُ لَجَعَلْنَـٰهُ حُطَـٰمًۭا فَظَلْتُمْ تَفَكَّهُونَ

(65, 66, 67) Dileseydik onu kuru bir çöp yapardık da "Şüphesiz ki borçlandık (zarardayız); dahası biz (üründen) mahrum bırakıldık!" diyerek şaşar kalırdınız.

66 ayet sayfası

Vâkıa suresi, 66. ayet. إِنَّا لَمُغْرَمُونَ

(65, 66, 67) Dileseydik onu kuru bir çöp yapardık da "Şüphesiz ki borçlandık (zarardayız); dahası biz (üründen) mahrum bırakıldık!" diyerek şaşar kalırdınız.

67 ayet sayfası

Vâkıa suresi, 67. ayet. بَلْ نَحْنُ مَحْرُومُونَ

(65, 66, 67) Dileseydik onu kuru bir çöp yapardık da "Şüphesiz ki borçlandık (zarardayız); dahası biz (üründen) mahrum bırakıldık!" diyerek şaşar kalırdınız.

68 ayet sayfası

Vâkıa suresi, 68. ayet. أَفَرَءَيْتُمُ ٱلْمَآءَ ٱلَّذِى تَشْرَبُونَ

İçmekte olduğunuz suyu düşündünüz mü hiç?

69 ayet sayfası

Vâkıa suresi, 69. ayet. ءَأَنتُمْ أَنزَلْتُمُوهُ مِنَ ٱلْمُزْنِ أَمْ نَحْنُ ٱلْمُنزِلُونَ

Onu bulutlardan siz mi indirdiniz; yoksa indirenler biz miyiz?

70 ayet sayfası

Vâkıa suresi, 70. ayet. لَوْ نَشَآءُ جَعَلْنَـٰهُ أُجَاجًۭا فَلَوْلَا تَشْكُرُونَ

Dileseydik onu da tuzlu yapardık. Şükretmeniz gerekmez mi?

71 ayet sayfası

Vâkıa suresi, 71. ayet. أَفَرَءَيْتُمُ ٱلنَّارَ ٱلَّتِى تُورُونَ

Tutuşturmakta olduğunuz ateşi hiç düşündünüz mü?

72 ayet sayfası

Vâkıa suresi, 72. ayet. ءَأَنتُمْ أَنشَأْتُمْ شَجَرَتَهَآ أَمْ نَحْنُ ٱلْمُنشِـُٔونَ

Onun ağacını siz mi yetiştirdiniz; yoksa oluşturanlar biz miyiz?

73 ayet sayfası

Vâkıa suresi, 73. ayet. نَحْنُ جَعَلْنَـٰهَا تَذْكِرَةًۭ وَمَتَـٰعًۭا لِّلْمُقْوِينَ

İşte, biz onu (ağacı, gerçeğin) hatırlatması ve ihtiyacı olanlar için geçimlik yaptık.

74 ayet sayfası

Vâkıa suresi, 74. ayet. فَسَبِّحْ بِٱسْمِ رَبِّكَ ٱلْعَظِيمِ

Yüce Rabbinin adını tesbih et (yücelt)!

75 ayet sayfası

Vâkıa suresi, 75. ayet. فَلَآ أُقْسِمُ بِمَوَٰقِعِ ٱلنُّجُومِ

Hayır! Nücûm'un yerlerine yemin ederim.

76 ayet sayfası

Vâkıa suresi, 76. ayet. وَإِنَّهُۥ لَقَسَمٌۭ لَّوْ تَعْلَمُونَ عَظِيمٌ

Bilirseniz şüphesiz ki bu büyük bir yemindir.

79 ayet sayfası

Vâkıa suresi, 79. ayet. لَّا يَمَسُّهُۥٓ إِلَّا ٱلْمُطَهَّرُونَ

Ona arındırılmış (melek)lerin dışında kimse dokunamaz.

80 ayet sayfası

Vâkıa suresi, 80. ayet. تَنزِيلٌۭ مِّن رَّبِّ ٱلْعَـٰلَمِينَ

Alemlerin Rabbinden indir(il)medir.

81 ayet sayfası

Vâkıa suresi, 81. ayet. أَفَبِهَـٰذَا ٱلْحَدِيثِ أَنتُم مُّدْهِنُونَ

Siz bu sözü küçümsüyor musunuz?

82 ayet sayfası

Vâkıa suresi, 82. ayet. وَتَجْعَلُونَ رِزْقَكُمْ أَنَّكُمْ تُكَذِّبُونَ

Rızkınızı yalanlamaya dönüştürüyorsunuz?

83 ayet sayfası

Vâkıa suresi, 83. ayet. فَلَوْلَآ إِذَا بَلَغَتِ ٱلْحُلْقُومَ

Peki (ya can) boğaza dayandığı zaman (haliniz nasıl olacak)!

84 ayet sayfası

Vâkıa suresi, 84. ayet. وَأَنتُمْ حِينَئِذٍۢ تَنظُرُونَ

O zaman siz (ölmekte olan kişiye) bakar durursunuz.

85 ayet sayfası

Vâkıa suresi, 85. ayet. وَنَحْنُ أَقْرَبُ إِلَيْهِ مِنكُمْ وَلَـٰكِن لَّا تُبْصِرُونَ

Biz ona sizden daha yakınız fakat siz göremezsiniz.

86 ayet sayfası

Vâkıa suresi, 86. ayet. فَلَوْلَآ إِن كُنتُمْ غَيْرَ مَدِينِينَ

(86, 87) Mademki hesaba çekilmeyeceksiniz, doğruysanız (ölmekte olanı geri) döndürsenize!

87 ayet sayfası

Vâkıa suresi, 87. ayet. تَرْجِعُونَهَآ إِن كُنتُمْ صَـٰدِقِينَ

(86, 87) Mademki hesaba çekilmeyeceksiniz, doğruysanız (ölmekte olanı geri) döndürsenize!

88 ayet sayfası

Vâkıa suresi, 88. ayet. فَأَمَّآ إِن كَانَ مِنَ ٱلْمُقَرَّبِينَ

(88, 89) (Ölen kişi Allah'a) yakınlaştırılanlardan ise ona rahatlık, güzel rızık ve nimet cenneti vardır.

89 ayet sayfası

Vâkıa suresi, 89. ayet. فَرَوْحٌۭ وَرَيْحَانٌۭ وَجَنَّتُ نَعِيمٍۢ

(88, 89) (Ölen kişi Allah'a) yakınlaştırılanlardan ise ona rahatlık, güzel rızık ve nimet cenneti vardır.

90 ayet sayfası

Vâkıa suresi, 90. ayet. وَأَمَّآ إِن كَانَ مِنْ أَصْحَـٰبِ ٱلْيَمِينِ

(90, 91) Sağın halkından ise (kendisine) "Sana (senin gibi olan) sağın halkından selam olsun!" (denecektir).

91 ayet sayfası

Vâkıa suresi, 91. ayet. فَسَلَـٰمٌۭ لَّكَ مِنْ أَصْحَـٰبِ ٱلْيَمِينِ

(90, 91) Sağın halkından ise (kendisine) "Sana (senin gibi olan) sağın halkından selam olsun!" (denecektir).

92 ayet sayfası

Vâkıa suresi, 92. ayet. وَأَمَّآ إِن كَانَ مِنَ ٱلْمُكَذِّبِينَ ٱلضَّآلِّينَ

(92, 93, 94) Sapkınlık yapan, yalanlayanlardan ise ona da kaynar sudan bir ziyafet(!) ve cehenneme yaslanma vardır.

93 ayet sayfası

Vâkıa suresi, 93. ayet. فَنُزُلٌۭ مِّنْ حَمِيمٍۢ

(92, 93, 94) Sapkınlık yapan, yalanlayanlardan ise ona da kaynar sudan bir ziyafet(!) ve cehenneme yaslanma vardır.

94 ayet sayfası

Vâkıa suresi, 94. ayet. وَتَصْلِيَةُ جَحِيمٍ

(92, 93, 94) Sapkınlık yapan, yalanlayanlardan ise ona da kaynar sudan bir ziyafet(!) ve cehenneme yaslanma vardır.

95 ayet sayfası

Vâkıa suresi, 95. ayet. إِنَّ هَـٰذَا لَهُوَ حَقُّ ٱلْيَقِينِ

İşte bu, gerçeğin ta kendisidir.

96 ayet sayfası

Vâkıa suresi, 96. ayet. فَسَبِّحْ بِٱسْمِ رَبِّكَ ٱلْعَظِيمِ

Yüce Rabbinin adını tesbih et (yücelt)!