77. sure · dinle

Mürselât Suresi المرسلات

Okunan kelime metin üstünde işaretlenir; sure baştan sona kesintisiz çalar. Betik çalışmazsa her ayetin altındaki oynatıcı yine çalışır.

Mürselât suresi sayfasına dön

5 ayet sayfası

Mürselât suresi, 5. ayet. فَٱلْمُلْقِيَـٰتِ ذِكْرًا

(5, 6) Özür (imkânı vermek) veya uyarı(da bulunmak) için öğüt bırakanlara (ulaştıranlara) ki

6 ayet sayfası

Mürselât suresi, 6. ayet. عُذْرًا أَوْ نُذْرًا

(5, 6) Özür (imkânı vermek) veya uyarı(da bulunmak) için öğüt bırakanlara (ulaştıranlara) ki

7 ayet sayfası

Mürselât suresi, 7. ayet. إِنَّمَا تُوعَدُونَ لَوَٰقِعٌۭ

Size vadedilen (gün) elbette gerçekleşecektir.

11 ayet sayfası

Mürselât suresi, 11. ayet. وَإِذَا ٱلرُّسُلُ أُقِّتَتْ

Elçilere (şahitlik için) vakit verildiğinde (Son Saat gerçekleşmiş olacaktır).

14 ayet sayfası

Mürselât suresi, 14. ayet. وَمَآ أَدْرَىٰكَ مَا يَوْمُ ٱلْفَصْلِ

O ayrılma gününün ne olduğunu sana bildiren ne olabilir ki!

15 ayet sayfası

Mürselât suresi, 15. ayet. وَيْلٌۭ يَوْمَئِذٍۢ لِّلْمُكَذِّبِينَ

(O günü) yalanlayanların, o gün vay hâline!

16 ayet sayfası

Mürselât suresi, 16. ayet. أَلَمْ نُهْلِكِ ٱلْأَوَّلِينَ

Biz (bunlar gibi inkârcı olan) öncekileri de helak etmedik mi?

17 ayet sayfası

Mürselât suresi, 17. ayet. ثُمَّ نُتْبِعُهُمُ ٱلْـَٔاخِرِينَ

Sonra gelenleri de onların peşine takacağız.

18 ayet sayfası

Mürselât suresi, 18. ayet. كَذَٰلِكَ نَفْعَلُ بِٱلْمُجْرِمِينَ

İşte biz, suçlulara böyle yaparız!

19 ayet sayfası

Mürselât suresi, 19. ayet. وَيْلٌۭ يَوْمَئِذٍۢ لِّلْمُكَذِّبِينَ

(O günü) yalanlayanların, o gün vay hâline!

20 ayet sayfası

Mürselât suresi, 20. ayet. أَلَمْ نَخْلُقكُّم مِّن مَّآءٍۢ مَّهِينٍۢ

Sizi dayanıksız bir sudan yaratmadık mı?

21 ayet sayfası

Mürselât suresi, 21. ayet. فَجَعَلْنَـٰهُ فِى قَرَارٍۢ مَّكِينٍ

(21, 22) Sonra onu belirli bir süreye kadar sağlam bir yere yerleştirmiştik.

22 ayet sayfası

Mürselât suresi, 22. ayet. إِلَىٰ قَدَرٍۢ مَّعْلُومٍۢ

(21, 22) Sonra onu belirli bir süreye kadar sağlam bir yere yerleştirmiştik.

23 ayet sayfası

Mürselât suresi, 23. ayet. فَقَدَرْنَا فَنِعْمَ ٱلْقَـٰدِرُونَ

(İşte bunları) bir ölçüyle yaptık. Ne güzel ölçü koyanlarız biz!

24 ayet sayfası

Mürselât suresi, 24. ayet. وَيْلٌۭ يَوْمَئِذٍۢ لِّلْمُكَذِّبِينَ

(O günü) yalanlayanların, o gün vay hâline!

25 ayet sayfası

Mürselât suresi, 25. ayet. أَلَمْ نَجْعَلِ ٱلْأَرْضَ كِفَاتًا

(25, 26) Biz yeryüzünü diriler ve ölüler için toplanma yeri yapmadık mı?

26 ayet sayfası

Mürselât suresi, 26. ayet. أَحْيَآءًۭ وَأَمْوَٰتًۭا

(25, 26) Biz yeryüzünü diriler ve ölüler için toplanma yeri yapmadık mı?

27 ayet sayfası

Mürselât suresi, 27. ayet. وَجَعَلْنَا فِيهَا رَوَٰسِىَ شَـٰمِخَـٰتٍۢ وَأَسْقَيْنَـٰكُم مَّآءًۭ فُرَاتًۭا

Oraya sabit ağırlıklar koydukve size tatlı sular içirdik.

28 ayet sayfası

Mürselât suresi, 28. ayet. وَيْلٌۭ يَوْمَئِذٍۢ لِّلْمُكَذِّبِينَ

(O günü) yalanlayanların, o gün vay hâline!

29 ayet sayfası

Mürselât suresi, 29. ayet. ٱنطَلِقُوٓا۟ إِلَىٰ مَا كُنتُم بِهِۦ تُكَذِّبُونَ

(İnkârcılara şöyle denecektir): "Yalanlamış olduğunuz şeye doğru yürüyün!

30 ayet sayfası

Mürselât suresi, 30. ayet. ٱنطَلِقُوٓا۟ إِلَىٰ ظِلٍّۢ ذِى ثَلَـٰثِ شُعَبٍۢ

(30, 31) Üç katlı, gölge etmeyen ve ateşten korumayan bir karanlığa doğru yürüyün!"

31 ayet sayfası

Mürselât suresi, 31. ayet. لَّا ظَلِيلٍۢ وَلَا يُغْنِى مِنَ ٱللَّهَبِ

(30, 31) Üç katlı, gölge etmeyen ve ateşten korumayan bir karanlığa doğru yürüyün!"

32 ayet sayfası

Mürselât suresi, 32. ayet. إِنَّهَا تَرْمِى بِشَرَرٍۢ كَٱلْقَصْرِ

Şüphesiz ki o (cehennem), kütükler (gibi büyük) kıvılcımlar saçar.

33 ayet sayfası

Mürselât suresi, 33. ayet. كَأَنَّهُۥ جِمَـٰلَتٌۭ صُفْرٌۭ

O (kıvılcımlar) sanki sarı (kızgın) halatlar gibidir.

34 ayet sayfası

Mürselât suresi, 34. ayet. وَيْلٌۭ يَوْمَئِذٍۢ لِّلْمُكَذِّبِينَ

(O günü) yalanlayanların, o gün vay hâline!

35 ayet sayfası

Mürselât suresi, 35. ayet. هَـٰذَا يَوْمُ لَا يَنطِقُونَ

Bu (mahşer, kâfirlerin) konuşamayacağı gündür.

36 ayet sayfası

Mürselât suresi, 36. ayet. وَلَا يُؤْذَنُ لَهُمْ فَيَعْتَذِرُونَ

Özür dilemeleri için kendilerine izin verilmeyecektir.

37 ayet sayfası

Mürselât suresi, 37. ayet. وَيْلٌۭ يَوْمَئِذٍۢ لِّلْمُكَذِّبِينَ

(O günü) yalanlayanların, o gün vay hâline!

38 ayet sayfası

Mürselât suresi, 38. ayet. هَـٰذَا يَوْمُ ٱلْفَصْلِ ۖ جَمَعْنَـٰكُمْ وَٱلْأَوَّلِينَ

(38, 39) (İnkârcılara şöyle denecektir:) "Bu, ayrılık günüdür. Sizi de öncekileri de bir araya toplayacağız. (Azaptan kurtulmak için) bir hileniz varsa hemen bana tuzak kurun!

39 ayet sayfası

Mürselât suresi, 39. ayet. فَإِن كَانَ لَكُمْ كَيْدٌۭ فَكِيدُونِ

(38, 39) (İnkârcılara şöyle denecektir:) "Bu, ayrılık günüdür. Sizi de öncekileri de bir araya toplayacağız. (Azaptan kurtulmak için) bir hileniz varsa hemen bana tuzak kurun!

40 ayet sayfası

Mürselât suresi, 40. ayet. وَيْلٌۭ يَوْمَئِذٍۢ لِّلْمُكَذِّبِينَ

(O günü) yalanlayanların, o gün vay hâline!

41 ayet sayfası

Mürselât suresi, 41. ayet. إِنَّ ٱلْمُتَّقِينَ فِى ظِلَـٰلٍۢ وَعُيُونٍۢ

(41, 42) Şüphesiz ki muttakîler (duyarlı olanlar), gölgelerde, (su) kaynaklarında ve canlarının çektiği her tür meyve(lik)lerde olacaklardır.

42 ayet sayfası

Mürselât suresi, 42. ayet. وَفَوَٰكِهَ مِمَّا يَشْتَهُونَ

(41, 42) Şüphesiz ki muttakîler (duyarlı olanlar), gölgelerde, (su) kaynaklarında ve canlarının çektiği her tür meyve(lik)lerde olacaklardır.

43 ayet sayfası

Mürselât suresi, 43. ayet. كُلُوا۟ وَٱشْرَبُوا۟ هَنِيٓـًٔۢا بِمَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ

(Onlara) "Yaptıklarınıza karşılık afiyetle yiyip için" (denecektir).

44 ayet sayfası

Mürselât suresi, 44. ayet. إِنَّا كَذَٰلِكَ نَجْزِى ٱلْمُحْسِنِينَ

Şüphesiz ki biz güzel davrananları işte böyle ödüllendiririz.

45 ayet sayfası

Mürselât suresi, 45. ayet. وَيْلٌۭ يَوْمَئِذٍۢ لِّلْمُكَذِّبِينَ

(O günü) yalanlayanların, o gün vay hâline!

46 ayet sayfası

Mürselât suresi, 46. ayet. كُلُوا۟ وَتَمَتَّعُوا۟ قَلِيلًا إِنَّكُم مُّجْرِمُونَ

(Suçlulara şöyle denecektir:) "Yiyin, (dünyadan) biraz daha yararlanın! (Bilin ki) siz suçlusunuz."

47 ayet sayfası

Mürselât suresi, 47. ayet. وَيْلٌۭ يَوْمَئِذٍۢ لِّلْمُكَذِّبِينَ

(O günü) yalanlayanların, o gün vay hâline!

48 ayet sayfası

Mürselât suresi, 48. ayet. وَإِذَا قِيلَ لَهُمُ ٱرْكَعُوا۟ لَا يَرْكَعُونَ

Onlara "(Allah'a) boyun eğin!" dendiğinde boyun eğmezler.

49 ayet sayfası

Mürselât suresi, 49. ayet. وَيْلٌۭ يَوْمَئِذٍۢ لِّلْمُكَذِّبِينَ

(O günü) yalanlayanların, o gün vay hâline!

50 ayet sayfası

Mürselât suresi, 50. ayet. فَبِأَىِّ حَدِيثٍۭ بَعْدَهُۥ يُؤْمِنُونَ

Bundan (Kur'an'dan) sonra artık hangi söze inanacaklar ki!