Abese suresi, 1. ayet. عَبَسَ وَتَوَلَّىٰٓ
(1, 2) Görme engelli biri ona geldi diye yüzünü ekşitti ve arkasını döndü.
80. sure · dinle
Okunan kelime metin üstünde işaretlenir; sure baştan sona kesintisiz çalar. Betik çalışmazsa her ayetin altındaki oynatıcı yine çalışır.
Abese suresi, 1. ayet. عَبَسَ وَتَوَلَّىٰٓ
(1, 2) Görme engelli biri ona geldi diye yüzünü ekşitti ve arkasını döndü.
Abese suresi, 2. ayet. أَن جَآءَهُ ٱلْأَعْمَىٰ
(1, 2) Görme engelli biri ona geldi diye yüzünü ekşitti ve arkasını döndü.
Abese suresi, 3. ayet. وَمَا يُدْرِيكَ لَعَلَّهُۥ يَزَّكَّىٰٓ
(3, 4) O (azgın Mekkeli)nin arınacağını veya (gerçeği) hatırlayıp bunun ona yarar sağlayacağını sana bildirecek olan ne olabilir ki!
Abese suresi, 4. ayet. أَوْ يَذَّكَّرُ فَتَنفَعَهُ ٱلذِّكْرَىٰٓ
(3, 4) O (azgın Mekkeli)nin arınacağını veya (gerçeği) hatırlayıp bunun ona yarar sağlayacağını sana bildirecek olan ne olabilir ki!
Abese suresi, 5. ayet. أَمَّا مَنِ ٱسْتَغْنَىٰ
(5, 6) Kendini zengin (ihtiyaçsız) gören bu kişiye gelince, sen ona yöneliyorsun.
Abese suresi, 6. ayet. فَأَنتَ لَهُۥ تَصَدَّىٰ
(5, 6) Kendini zengin (ihtiyaçsız) gören bu kişiye gelince, sen ona yöneliyorsun.
Abese suresi, 7. ayet. وَمَا عَلَيْكَ أَلَّا يَزَّكَّىٰ
Oysa onun temizlenip arınmamasından sen sorumlu değilsin.
Abese suresi, 8. ayet. وَأَمَّا مَن جَآءَكَ يَسْعَىٰ
(8, 9, 10) Fakat (Allah'a) saygı ile koşarak sana gelenle ilgilenmiyorsun.
Abese suresi, 9. ayet. وَهُوَ يَخْشَىٰ
(8, 9, 10) Fakat (Allah'a) saygı ile koşarak sana gelenle ilgilenmiyorsun.
Abese suresi, 10. ayet. فَأَنتَ عَنْهُ تَلَهَّىٰ
(8, 9, 10) Fakat (Allah'a) saygı ile koşarak sana gelenle ilgilenmiyorsun.
Abese suresi, 11. ayet. كَلَّآ إِنَّهَا تَذْكِرَةٌۭ
Hayır! Şüphesiz ki bunlar, (gerçeğin) hatırlatılmasıdır.
Abese suresi, 12. ayet. فَمَن شَآءَ ذَكَرَهُۥ
Dileyen onu (Kur'an'ı) hatırlar.
Abese suresi, 13. ayet. فِى صُحُفٍۢ مُّكَرَّمَةٍۢ
(13, 14, 15, 16) (Kur'an) kıymetli ve güvenilir elçilerin ellerinde, yüceltilmiş, arındırılmış, kutsal, değerli sahifelerdedir.
Abese suresi, 14. ayet. مَّرْفُوعَةٍۢ مُّطَهَّرَةٍۭ
(13, 14, 15, 16) (Kur'an) kıymetli ve güvenilir elçilerin ellerinde, yüceltilmiş, arındırılmış, kutsal, değerli sahifelerdedir.
Abese suresi, 15. ayet. بِأَيْدِى سَفَرَةٍۢ
(13, 14, 15, 16) (Kur'an) kıymetli ve güvenilir elçilerin ellerinde, yüceltilmiş, arındırılmış, kutsal, değerli sahifelerdedir.
Abese suresi, 16. ayet. كِرَامٍۭ بَرَرَةٍۢ
(13, 14, 15, 16) (Kur'an) kıymetli ve güvenilir elçilerin ellerinde, yüceltilmiş, arındırılmış, kutsal, değerli sahifelerdedir.
Abese suresi, 17. ayet. قُتِلَ ٱلْإِنسَـٰنُ مَآ أَكْفَرَهُۥ
Kahrolası o insan ne kadar da nankördür!
Abese suresi, 18. ayet. مِنْ أَىِّ شَىْءٍ خَلَقَهُۥ
(Allah) onu hangi şeyden yarattı (bir düşünse ya)?
Abese suresi, 19. ayet. مِن نُّطْفَةٍ خَلَقَهُۥ فَقَدَّرَهُۥ
Bir nutfeden (zigottan) yaratıp ona şekil verir.
Abese suresi, 20. ayet. ثُمَّ ٱلسَّبِيلَ يَسَّرَهُۥ
Sonra ona yolu kolaylaştırır.
Abese suresi, 21. ayet. ثُمَّ أَمَاتَهُۥ فَأَقْبَرَهُۥ
Daha sonra onu öldürüp kabre koydurur.
Abese suresi, 22. ayet. ثُمَّ إِذَا شَآءَ أَنشَرَهُۥ
En sonunda dilediği zaman onu yeniden diriltir.
Abese suresi, 23. ayet. كَلَّا لَمَّا يَقْضِ مَآ أَمَرَهُۥ
Gerçek şu ki (insan, Allah'ın) ona emrettiğini yerine getirmedi.
Abese suresi, 24. ayet. فَلْيَنظُرِ ٱلْإِنسَـٰنُ إِلَىٰ طَعَامِهِۦٓ
Bu insan, yiyeceğine bir baksın!
Abese suresi, 25. ayet. اَنَّا صَبَبْنَا ٱلْمَآءَ صَبًّۭا
Suyu bolca indirdik.
Abese suresi, 26. ayet. ثُمَّ شَقَقْنَا ٱلْأَرْضَ شَقًّۭا
Toprağı yardıkça yardık.
Abese suresi, 27. ayet. فَأَنۢبَتْنَا فِيهَا حَبًّۭا
Orada (toprakta) taneler yetiştirdik.
Abese suresi, 28. ayet. وَعِنَبًۭا وَقَضْبًۭا
Üzüm ve sebze,
Abese suresi, 29. ayet. وَزَيْتُونًۭا وَنَخْلًۭا
Zeytin ve hurma,
Abese suresi, 30. ayet. وَحَدَآئِقَ غُلْبًۭا
Gür (ağaçlı) bahçe,
Abese suresi, 31. ayet. وَفَـٰكِهَةًۭ وَأَبًّۭا
Meyve ve çayır,
Abese suresi, 32. ayet. مَّتَـٰعًۭا لَّكُمْ وَلِأَنْعَـٰمِكُمْ
Sizin ve hayvanlarınızın yararlanması için (böyle yaptık).
Abese suresi, 33. ayet. فَإِذَا جَآءَتِ ٱلصَّآخَّةُ
Kulakları sağır eden o ses geldiği zaman,
Abese suresi, 34. ayet. يَوْمَ يَفِرُّ ٱلْمَرْءُ مِنْ أَخِيهِ
(34, 35, 36) O gün kişi kardeşinden, annesinden, babasından, hanımından (eşinden) ve çocuğundan kaçar.
Abese suresi, 35. ayet. وَأُمِّهِۦ وَأَبِيهِ
(34, 35, 36) O gün kişi kardeşinden, annesinden, babasından, hanımından (eşinden) ve çocuğundan kaçar.
Abese suresi, 36. ayet. وَصَـٰحِبَتِهِۦ وَبَنِيهِ
(34, 35, 36) O gün kişi kardeşinden, annesinden, babasından, hanımından (eşinden) ve çocuğundan kaçar.
Abese suresi, 37. ayet. لِكُلِّ ٱمْرِئٍۢ مِّنْهُمْ يَوْمَئِذٍۢ شَأْنٌۭ يُغْنِيهِ
(Çünkü) o gün, her kişinin kendisine yetecek bir işi olacaktır.
Abese suresi, 38. ayet. وُجُوهٌۭ يَوْمَئِذٍۢ مُّسْفِرَةٌۭ
O gün bazı yüzler aydınlıktır.
Abese suresi, 39. ayet. ضَاحِكَةٌۭ مُّسْتَبْشِرَةٌۭ
(Onlar) güler, müjdeyle sevinir.
Abese suresi, 40. ayet. وَوُجُوهٌۭ يَوْمَئِذٍ عَلَيْهَا غَبَرَةٌۭ
O gün bazı yüzlerde de toz (hüzün) vardır.
Abese suresi, 41. ayet. تَرْهَقُهَا قَتَرَةٌ
(Onları âdeta) karanlık kaplamıştır.
Abese suresi, 42. ayet. أُو۟لَـٰٓئِكَ هُمُ ٱلْكَفَرَةُ ٱلْفَجَرَةُ
İşte onlar -evet onlar- kâfirlerdir, (doğru yoldan) sapanlardır.