Âl-i İmrân suresi

Âl-i İmrân suresi, 66. ayet

Âl-i İmrân suresi, 66. ayet. هَٰٓأَنتُمْ هَٰٓؤُلَآءِ حَٰجَجْتُمْ فِيمَا لَكُم بِهِۦ عِلْمٌ فَلِمَ تُحَآجُّونَ فِيمَا لَيْسَ لَكُم بِهِۦ عِلْمٌ وَٱللَّهُ يَعْلَمُ وَأَنتُمْ لَا تَعْلَمُونَ

hâentüm hâülâi ḥâcectüm fîmâ leküm bihî `ilmün felime tüḥâccûne fîmâ leyse leküm bihî `ilm. vellâhü ya`lemü veentüm lâ ta`lemûn.

Diyanet İşleri

İşte siz böyle kimselersiniz! Diyelim ki biraz bilginiz olan şey hakkında tartıştınız. Ya hiç bilginiz olmayan şey hakkında niçin tartışıyorsunuz? Allah bilir, siz bilmezsiniz.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Âl-i İmrân 63–69 · surenin 66. ayeti / 200

Konu Kitap ehline çağrı: ortak söz; İbrâhim hanîf idi Âl-i İmrân 64–80 3

  1. Âl-i İmrân 63

    Eğer yüz çevirirlerse, şüphesiz ki Allah fesat çıkaranları çok iyi bilir.

  2. Âl-i İmrân 64

    De ki: "Ey kitap ehli! Bizimle sizin aranızda ortak bir söze gelin: Yalnız Allah'a ibadet edelim. O'na hiçbir şeyi ortak koşmayalım. Allah'ı bırakıp da kimimiz kimimizi ilah edinmesin." Eğer onlar yine yüz çevirirlerse, deyin ki: "Şahit olun, biz müslümanlarız."

  3. Âl-i İmrân 65

    Ey kitap ehli! İbrahim hakkında niçin tartışıyorsunuz. Oysa Tevrat da, İncil de ondan sonra indirilmiştir. Siz hiç düşünmüyor musunuz?

  4. 66

    İşte siz böyle kimselersiniz! Diyelim ki biraz bilginiz olan şey hakkında tartıştınız. Ya hiç bilginiz olmayan şey hakkında niçin tartışıyorsunuz? Allah bilir, siz bilmezsiniz.

  5. Âl-i İmrân 67

    İbrahim, ne Yahudi idi, ne de Hıristiyan. Fakat o, hanif (Allah'ı bir tanıyan, hakka yönelen) bir müslümandı. Allah'a ortak koşanlardan da değildi.

  6. Âl-i İmrân 68

    Şüphesiz, insanların İbrahim'e en yakın olanı, elbette ona uyanlar, bir de bu peygamber (Muhammed) ve mü'minlerdir. Allah da mü'minlerin dostudur.

  7. Âl-i İmrân 69

    Kitap ehlinden bir grup sizi saptırabilmeyi çok arzu etti. Oysa sadece kendilerini saptırıyorlar, fakat farkına varmıyorlar.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 65–68. ayetler için yazılmıştır.

65-68. Bütün dinlerin ehli; yahudiler, hıristiyanlar, müşrikler ve aynı şekilde müslümanlar hep kendilerinin İbrahim’in dini üzere olduklarını iddia ediyorlardı. İşte Yüce Allah insanlar arasında İbrahim’e en yakın olanların, Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem ile onun tabileri ve Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’den önce İbrahim’e uyanlar olduğunu haber vermektedir. Yahudiler, hıristiyanlar ve müşriklere gelince; İbrahim aleyhisselam onlardan uzaktır, onların dostu da değildir. Çünkü İbrahim’in dini, bütün peygamberlere ve bütün kitaplara imanı ihtiva eden müsamahakar Haniflik idi ki bu da Müslümanlara has bir özelliktir.

Yahudi ve hıristiyanların İbrahim’in dini üzere oldukları iddialarına gelince, izlemekte oldukları yahudiliğin ve hıristiyanlığın ancak İbrahim’den sonra ortaya çıktığı bilinen bir husustur. Peki, yalancı oldukları ve iftirada bulundukları açıkça bilinen bir hususta nasıl tartışmaya koyulabilmektedirler? Hadi diyelim ki onlar bilgileri bulunan bir hususta tartıştılar. Peki, böyle bir durumda nasıl tartışırlar? Çünkü daha onların iddialarının ihtiva ettiği tutarsızlığa bakmadan önce bile bu iddialarının yersiz ve tutarsız olduğu açıkça belli olmaktadır.

Bu âyet-i kerimede insanın bilgisi bulunmayan hususlar hakkında söz söylemesinin yahut tartışmaya girişmesinin helâl olmadığına delil vardır.

Yüce Allah’ın: “Allah mü’minlerin dostudur” buyruğu şu demektir. Kulun imanı güçlendiği oranda Allah lütfu ile onu kendisine dost eder, kolay olan hidâyet yolunu ona kolaylaştırır ve zor olan sapıklık yolundan da onu uzaklaştırır.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Ey Ehlikitap! Sizler ilminizin olduğu kendi dininiz ve size indirilen hakkında Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- ile tartıştınız. İlminizin olmadığı, sizin kitaplarınızda olmayan ve peygamberlerinizin de haber vermediği şey olan İbrahim -aleyhisselam- ve dini hakkında neden tartışıyorsunuz ? Oysa Allah bilir, sizler bilmezsiniz. İşleri ve hakikatini Allah bilir, siz bilmezsiniz.

Kelimeler

19 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. هَـٰٓأَنتُمْ ha entum işte siz böylesiniz
  2. هَـٰٓؤُلَآءِ ha'ula'i o kimseler ki
  3. حَـٰجَجْتُمْ hacectum tartışıyorsunuz kök: حجج
  4. فِيمَا fima olan şey
  5. لَكُم lekum sizin
  6. بِهِۦ bihi onun (hakkında)
  7. عِلْمٌۭ ilmun biraz bilginiz kök: علم
  8. فَلِمَ felime ama neden?
  9. تُحَآجُّونَ tuhaccune tartışıyorsunuz kök: حجج
  10. فِيمَا fima hakkında
  11. لَيْسَ leyse olmayan kök: ليس
  12. لَكُم lekum sizin
  13. بِهِۦ bihi onun (hakkında)
  14. عِلْمٌۭ ۚ ilmun bilginiz kök: علم
  15. وَٱللَّهُ vallahu Allah kök: اله
  16. يَعْلَمُ yea'lemu bilir kök: علم
  17. وَأَنتُمْ veentum ve siz
  18. لَا la
  19. تَعْلَمُونَ tea'lemune bilmezsiniz kök: علم

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 6 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: حجج (33 geçiş) · Aynı kök: ليس (89 geçiş)

    Sana, hilalleri soruyorlar. De ki: "Onlar, insanlar ve hac için vakit ölçüleridir. İyilik, evlere arkalarından girmeniz değildir. Ama iyi davranış,…

  • Aynı kök: حجج (33 geçiş)

    Onlar iman edenlerle karşılaşınca, "İman ettik" derler. Birbirleriyle baş başa kaldıklarında da şöyle derler: "Rabbinizin huzurunda delil olarak…

  • Aynı kök: حجج (33 geçiş)

    Onlara de ki: "Allah hakkında mı bizimle tartışıp duruyorsunuz? Halbuki O, bizim de Rabbimiz, sizin de Rabbinizdir. Bizim işlediklerimiz bize, sizin…

  • Aynı kök: ليس (89 geçiş)

    Yahudiler, "Hıristiyanlar bir temel üzerinde değiller" dediler. Hıristiyanlar da, "Yahudiler bir temel üzerinde değiller" dediler. Oysa hepsi Kitab'ı…

  • Aynı kök: ليس (89 geçiş)

    İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı taraflarına çevirmeniz(den ibaret) değildir. Asıl iyilik, Allah'a, ahiret gününe, meleklere, kitap ve peygamberlere…

  • Aynı kök: ليس (89 geçiş)

    (Hac mevsiminde ticaret yaparak) Rabbinizin lütuf ve keremini istemekte size bir günah yoktur. Arafat'tan ayrılıp (sel gibi Müzdelife'ye) akın…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

69 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

İşte siz böyle kişilersiniz! Hakkında bilgi sahibi olduğunuz konuda tartıştınız (da), hakkında hiçbir bilgi sahibi olmadığınız konuda niçin tartışıyorsunuz! Allah bilir, siz bilmezsiniz.

Mustafa İslamoğlu

Hadi şu bildiğiniz şeylerde tartıştınız, fakat bilmediğiniz şey hakkında niçin tartışırsınız? Halbuki Allah bilir, fakat siz bilemez siniz:

Muhammed Esed

Siz, bilginiz olan şeyler hakkında tartışırdınız, ama hiç bilmediğiniz şey hakkında neden tartışıyorsunuz? Halbuki Allah (onu) bilir, ama siz bilmezsiniz:

Ahmed Hulusi

Az çok bildiğiniz konularda tartışıp durdunuz, neyse. . . Fakat hiç bilmediğiniz bir konuda neden tartışırsınız? Oysa Allah bilir, siz bilmezsiniz!

Ali Bulaç

İşte sizler böylesiniz; (diyelim ki) hakkında bilginiz olan şeyde tartıştınız, ama hiç bilginiz olmayan bir konuda ne diye tartışıp duruyorsunuz? Oysa Allah bilir, sizler bilmezsiniz.

Ali Özek ve heyeti

İşte siz böyle kimselersiniz! Hadi hakkında bilgi sahibi olduğunuz konuda tartıştınız; fakat bilgi sahibi olmadığınız konuda niçin tartışıyorsunuz! Oysa ki Allah, her şeyi bilir, siz ise bilmezsiniz.

Ali Rıza Safa

İşte, siz böylesiniz; bilginiz olan bir konuda tartıştınız, ama bilginiz olmayan bir konuda neden tartışıyorsunuz? Allah bilir, ama siz bilmezsiniz.

Bayraktar Bayraklı

İşte siz böyle kimselersiniz! Haydi bilginiz olan şeyler hakkında tartıştınız; fakat bilgi sahibi olmadığınız konuda niçin tartışıyorsunuz? Halbuki Allah her şeyi bilir, ama siz bilemezsiniz.

Edip Yüksel

Bilgi sahibi olduğunuz konularda tartışıp duruyorsunuz! Peki hakkında hiçbir bilgiye sahip olamadığınız bir konuda nasıl tartışabiliyorsunuz? Siz bilmeyebilirsiniz; ama ALLAH bilir.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Bilgi sahibi olduğunuz konularda tartışıp duruyorsunuz! Peki hakkında hiç bir bilgiye sahip olamadığınız bir konuda nasıl tartışabiliyorsunuz? Siz bilmeyebilirsiniz; ama ALLAH bilir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

İşte siz öylesiniz, diyelim ki, biraz bilginiz olan konuda tartıştınız. Ama hiç bilginiz olmayan konuda ne diye tartışırsınız? Oysa Allah bilir, siz ise bilmiyorsunuz.

Elmalılı Hamdi Yazır

İşte siz öylesiniz, haydi biraz bilginiz olan şeyde münakaşa etdiniz, ya hiç bir ilminiz olmıyan şeyde niçin münakaşa edersiniz? Halbuki Allah bilir siz bilmiyorsunuz

Erhan Aktaş

Diyelim ki bildiğiniz şeyler hakkında tartıştınız. Peki, hiçbir bilginiz olmayan konularda ne diye tartışıyorsunuz? Allah bilir, siz bilmezsiniz.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Diyelim ki bildiğiniz şeyler hakkında tartıştınız. Peki, hiçbir bilginiz olmayan konularda ne diye tartışıyorsunuz? Allah bilir, siz bilmezsiniz.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Diyelim ki bildiğiniz şeyler hakkında tartıştınız. Peki, hiçbir bilginiz olmayan konularda ne diye tartışıyorsunuz? Allah bilir, siz bilmezsiniz.

Gültekin Onan

İşte sizler böylesiniz; (diyelim ki) hakkında bilginiz olan şeyde tartıştınız, ama hiç bilginiz olmayan bir konuda ne diye tartışıp duruyorsunuz? Oysa Tanrı bilir, sizler bilmezsiniz.

Hasan Basri Çantay

İşte sizler onlarsınız ki hakkında (biraz) bilginiz olan şeyde (haydi) çekişdiniz (diyelim, ya) hiç bilgi (niz) olmayanlar hakkında haala neye çekişib duruyorsunuz? Halbuki (her şey'i) Allah bilir, siz bilmezsiniz.

İbni Kesir

Siz, hadi bilginiz olan şey üzerine münakaşa eden kimselersiniz. Ya bilginiz olmayan şey üzerine niçin münakaşa ediyorsunuz? Halbuki Allah bilir, siz bilmezsiniz.

Mehmet Alagaş

(64-74) De ki Ey kitap halkı bizimle sizin arasındaki aynı seviyede olan kelimeye gelin, Allah’tan başkasına kulluk etmeyelim ve ona herhangi bir şeyi ortak koşmayalım ve Allah’ın dışında bazımız bazılarını ilah edinmesin, eğer yüz çevirirlerse deyin ki şahit olunuz ki biz Müslümanlarız. De ki Ey kitap halkı İbrahim konusunda niçin tartışıyorsunuz? Tevrat ta İncil de ondan sonra indirildi , akletmiyor musunuz? İşte siz, işte onlar, hakkında bilginiz olan şeyde bile tartıştınız , peki niye hakkında ilminizin olmadığı konuda tartışırsınız ki? Allah bilir sizler bilmezsiniz. İbrahim Yahudi de değildi Hristiyan da değildi ve lakin hanifti müslümandı, Müşriklerden olmadı. (Hanif; doğru yola yönelme eğilimli, cenif; doğru yoldan sapmaya eğilimli) İnsanlardan İbrahim’e en dost olanı bu Resule / Muhammed’e uyanlar ve iman edenlerdir , Allah iman edenlerin dostudur. Ehli Kitaptan bir kısım, sizi saptırmış olmayı arzuladılar, onlar ancak kendilerini saptırdılar ve de bilincinde / şuurunda değildiler. Ey Kitap halkı şahit olduğunu z halde niçin Allah’ın ayetlerini yok sayıyorsunuz , ey kitap halkı niçin hakka batıl giydiriyorsunuz, niçin bildiğiniz halde hakkı saklıyorsunuz? Ehli kitaptan bir kısım dedi ki gündüzün ön yüzünde inanın , sonrasında inkâr edin, böylelikle belki onlar dönerler , sizin dininize uyandan başkasına iman etmeyin dediler. De ki, muhakkak ki yola sokma kta / kılavuzlukta Allah’ın kılavuzluğudur, size verilenin benzeri, birine daha veriliyor (Sizin ki resul ise bu da resul) diye mi yahut Rabbinizin yanında O, sizinle tartışacak diye mi? De ki muhakkak ki fazıl Allah’ın yanındadır, onu istediğine verir. (Risalet’i kime vereceğini size mi soracak) Allah kapsayıcıdır / geniştir, bilendir. İstediğine rahmetini tahsis eder / özel olarak verir, Allah fazıl sahibidir, büyüktür.

Rowwad Tercüme Merkezi

İşte siz böyle kimselersiniz. İlminiz olan şey hakkında tartışıyorsunuz. Ya ilminiz olmayan şey (İbrahim) hakkında neden tartışırsınız? Oysa Allah bilir, sizler bilmezsiniz.

Süleyman Ateş

Haydi siz, biraz bilginiz olan şey hakkında tartıştınız; ama hiç bilginiz olmayan şey hakkında neden tartışıyorsunuz? Allah bilir, siz bilmezsiniz.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Siz hakkında bilginiz olan konuda tartışırsınız, ama hakkında bilginiz olmayan bir konuda ne diye tartışıyorsunuz? Bunları bilen Allah'tır, siz bilmezsiniz.

Şaban Britch

İşte siz böyle kimselersiniz! İlminiz olan şey hakkında tartışıyorsunuz. Ya ilminiz olmayan şey (İbrahim) hakkında neden tartışırsınız? Oysa Allah bilir, sizler bilmezsiniz.

Şaban Piriş

İşte siz öylesiniz, biraz bir şeyler bildiğiniz konuda hadi tartıştınız, ama bilginiz olmayan bir şey hakkında ne diye tartışıyorsunuz? Oysa Allah bilir, siz bilmezsiniz!

Yaşar Nuri Öztürk

İşte siz böyle insanlarsınız! Hakkında biraz bilginiz olan şeyde çekişmeye girdiniz. Peki, hakkında hiçbir bilginiz olmayan şeyde neden tartışmaya giriyorsunuz? Allah bilir ama siz bilmezsiniz.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

There, you continued with arguments about your system of faith and of the mission of ‘Isa, son of Maryam. Why bring forward reasons in support of or against a matter of which you have empty knowledge? Allah is 'Alimun whereas you are not!

Abdul Haleem

You argue about some things of which you have some knowledge, but why do you argue about things of which you know nothing? God knows and you do not.

Abdullah Yusuf Ali

Ah! Ye are those who fell to disputing (Even) in matters of which ye had some knowledge! but why dispute ye in matters of which ye have no knowledge? It is Allah Who knows, and ye who know not!

Abul A'la Maududi

Behold, you are those who have disputed greatly concerning matters which you knew; why are you now disputing about matters that you know nothing about? Allah knows it whereas you do not know.

Aisha Bewley

You are people arguing about something of which you have no knowledge. Why do you argue about something of which you have no knowledge? Allah knows; you do not know.’

Al-Hilali & Khan

Verily, you are those who have disputed about that of which you have knowledge. Why do you then dispute concerning that of which you have no knowledge? It is Allâh Who knows, and you know not.

Ali Quli Qarai

Ah! You are the very ones who argue about that of which you have knowledge. Why then do you argue about that of which you have no knowledge? And Allah knows and you do not know.

Amatul Rahman Omar

Behold! you are such as have argued about that whereof you had a little knowledge, now, why do you argue about that whereof you have no knowledge at all? Indeed, Allâh knows the truth while you do not.

Arthur John Arberry

Ha, you are the ones who dispute on what you know; why then dispute you touching a matter of which you know not anything? God knows, and you know not.

Bijan Moeinian

You have already disputed [and changed the nature of the truth] of what you had at least some knowledge about it. Why are you now disputing about what you do not have any knowledge about it? God knows and you do not know that:

E. Henry Palmer

Here ye are, disputing about what ye have some knowledge of; why then do ye dispute about what ye have no knowledge of? God knows and ye know not.

Edip-Layth

Here you have debated in what you knew; so why then do you debate in what you do not know? God knows while you may not know.

George Sale

Behold ye are they who dispute concerning that which ye have some knowledge in; why therefore do ye dispute concerning that which ye have no knowledge of? God knoweth, but ye know not.

Hamid S. Aziz

Here you are, disputing about what you have some knowledge of; why then do you dispute about what you have no knowledge? Allah knows and you know not.

Mahmoud Ghali

Now you are the ones who have argued about what you have (some) knowledge (of); so, why do you argue about what you have no knowledge (of); and Allah knows and you do not know.

Marmaduke Pickthall

Lo! ye are those who argue about that whereof ye have some knowledge: Why then argue ye concerning that whereof ye have no knowledge? Allah knoweth. Ye know not.

Mohamed Ahmed - Samira

Remember you are those who disputed the things you knew; so wherefore dispute about things you do not know? And God has the knowledge, while you do not know.

Muhammad Asad

Lo! You are the ones who would argue about that which is known to you; but why do you argue about something which is unknown to you? Yet God knows [it], whereas you do not know:

Mustafa Khattab

Here you are! You disputed about what you have ˹little˺ knowledge of,[1] but why do you now argue about what you have no knowledge of?[2] Allah knows and you do not know.

Progressive Muslims

Here you have debated in what you knew; so why then do you debate in what you do not know God knows while you do not know.

Rashad Khalifa

You have argued about things you knew; why do you argue about things you do not know? GOD knows, while you do not know.

Sahih International

Here you are - those who have argued about that of which you have [some] knowledge, but why do you argue about that of which you have no knowledge? And Allah knows, while you know not.

Sam Gerrans

Here you are: those who have disputed about that whereof you have knowledge; why then dispute you about that whereof you have no knowledge? And God knows, and you know not.

Shabbir Ahmed

You argued in matters of which you had knowledge (with Moses and about Jesus); why dispute in matters that you know nothing about? Indeed Allah knows and you don't.

Syed Vickar Ahamed

Surely! You are those who fell into disagreements in matters about which you had some knowledge! But why do you dispute in matters about which you have no knowledge? It is Allah Who knows and you who do not know!

Taqi Usmani

Look, this is what you are - you have already argued about matters concerning which you have knowledge; why then do you argue about matters of which you have no knowledge? Allah knows and you do not know.

The Monotheist Group

Here you have debated in what you knew; so why then do you debate in what you do not know? And God knows while you do not know.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Âl-i İmrân suresi, 66. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Âl-i İmrân suresi, 66. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Âl-i İmrân suresi, 66. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩