Diyanet İşleri
Vasiyet edenin hataya meyletmesinden ve günaha girmesinden korkan bir kimse, (tarafların) aralarını düzeltirse ona hiçbir günah yoktur. Şüphesiz Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
Bakara suresi
Bakara suresi, 182. ayet. فَمَنْ خَافَ مِن مُّوصٍ جَنَفًا أَوْ إِثْمًا فَأَصْلَحَ بَيْنَهُمْ فَلَآ إِثْمَ عَلَيْهِ إِنَّ ٱللَّهَ غَفُورٌ رَّحِيمٌ
femen ḫâfe mim mûṣin cenefen ev iŝmen feaṣleḥa beynehüm felâ iŝme `aleyh. inne-llâhe gafûrur raḥîm.
Vasiyet edenin hataya meyletmesinden ve günaha girmesinden korkan bir kimse, (tarafların) aralarını düzeltirse ona hiçbir günah yoktur. Şüphesiz Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Kısas ve vasiyet Bakara 178–182 3
Ey akıl sahipleri! Kısasta sizin için hayat vardır. Umulur ki (bu hükme uyarak) korunursunuz.
Sizden birinize ölüm gelip çattığı zaman, eğer geride bir hayır (mal) bırakmışsa, anaya, babaya ve yakın akrabaya meşru bir tarzda vasiyette bulunması -Allah'a karşı gelmekten sakınanlar üzerinde bir hak olarak- size farz kılındı.
Her kim işittikten sonra vasiyeti değiştirirse, günahı ancak onu değiştirenlerin boynunadır. Şüphesiz Allah hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.
Vasiyet edenin hataya meyletmesinden ve günaha girmesinden korkan bir kimse, (tarafların) aralarını düzeltirse ona hiçbir günah yoktur. Şüphesiz Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
Ey iman edenler! Allah'a karşı gelmekten sakınmanız için oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi, size de farz kılındı.
Oruç, sayılı günlerdedir. Sizden kim hasta, ya da yolculukta olursa, tutamadığı günler sayısınca başka günlerde tutar. Oruca gücü yetmeyenler ise bir yoksul doyumu fidye verir. Bununla birlikte, gönülden kim bir iyilik yaparsa (mesela fidyeyi fazla verirse) o kendisi için daha hayırlıdır. Eğer bilirseniz oruç tutmanız sizin için daha hayırlıdır.
(O sayılı günler), insanlar için bir hidayet rehberi, doğru yolun ve hak ile batılı birbirinden ayırmanın apaçık delilleri olarak Kur'an'ın kendisinde indirildiği Ramazan ayıdır. Öyle ise içinizden kim bu aya ulaşırsa, onu oruçla geçirsin. Kim de hasta veya yolcu olursa, tutamadığı günler sayısınca başka günlerde tutsun. Allah, size kolaylık diler, zorluk dilemez. Bu da sayıyı tamamlamanız ve hidayete ulaştırmasına karşılık Allah'ı yüceltmeniz ve şükretmeniz içindir.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 181–182. ayetler için yazılmıştır.
181-182. “Artık kim onu” yani sözü geçenlere veya başkalarına yapılan vasiyeti “işittikten” onu anlayıp kavradıktan, yollarını ve uygulama şeklini öğrendikten sonra “değiştirirse günah ancak onu değiştirenlerin boynunadır.” Vasiyet edenin ise ecrini vermek Allah’a aittir, günah ancak vasiyeti değişikliğe uğratanadır. “Şüphesiz ki Allah her şeyi işitendir,” Bütün sesleri işitir. Vasiyette bulunanın sözleri ile onun vasiyeti de bunlar arasındadır. O bakımdan vasiyette bulunan kimsenin kendisini işitip görenin gözetimi altında bulunduğunu bilmesi, vasiyetinde zulme sapmaması gerekir.
“…bilendir” vasiyette bulunanın niyetini ve kendisine vasiyette bulunulan kişinin de amelini bilir. Vasiyette bulunacak kişi bütün gayretini ortaya koyarsa -hata edecek olsa dahi- Allah onun bu niyetini bildiği için onu mükâfatlandırır. Bu buyruk ile kendisine vasiyette bulunulan (vasiyeti gerçekleştirmekle görevli kişi) değişiklikten sakındırılmaktadır. Çünkü Allah onun halini çok iyi bilir. Onun yapacağına muttalidir. O bakımdan o, Allah’tan korkmalıdır.
Adil vasiyetin hükmü budur. Herhangi bir haksızlık ve günah bulunan vasiyete gelince; vasiyette bulunana vasiyeti esnasında yanında hazır bulunan kimselerin en güzel ve en adil olanı öğütlemeleri, haksızlık yapmaktan, hataya meyletmekten onu alıkoymaları ve sakındırmaları gerekir. Vasiyette bulunanı hem hata ederek (kasıtsız) yapılan yanlış eğilimlerden hem de kasti olarak günah eğiliminden uzak tutmaya çalışmalıdırlar. Şâyet vasiyette bulunan kişi bunu dinlemeyecek olursa o takdirde kendilerine vasiyette bulunulan kimseler arasında sulh yapmaya ve karşılıklı rıza ve barışma yolu ile aralarında adaleti gerçekleştirmeye çalışmalı, yakınlarına vefat edeni haktan kurtarmaları için öğüt vermelidirler. Bunu yapan bir kimse büyük bir iyilik yapmış olur ve caiz olan vasiyeti değiştiren hakkında söz konusu olan vebal onun için vebal söz konusu olmaz.
Bundan dolayı Yüce Allah: “Şüphesiz ki Allah çok bağışlayıcıdır,” Yani tevbe edenlerin bütün yanılmalarını bağışlar ve günahlarını affeder. Hakkından ferâgat edip bir bölümünü kardeşi lehine terk edenlere mağfiret etmesi de buna dâhildir. Çünkü başkasına müsamaha gösterene Allah da müsamaha gösterir. Birbirlerine müsamaha gösterdikleri vakit bunu ölen yakınlarının günahtan kurtulması için gösterecek olurlarsa, vasiyetinde haksızlık yapan ölülerine de mağfiret eder. Kullarına da “pek merhametlidir”. Çünkü O, onlara birbirlerine merhamet edecekleri ve kendi aralarında şefkat gösterecekleri her bir emri meşru kılmıştır.
Bu âyet-i kerimede vasiyetin teşvik edildiğine, vasiyetin kimin için olacağına, adil vasiyeti değiştirenin tehdide muhatap olduğuna, haksızlık ihtiva eden vasiyette de arayı düzeltmenin teşvik edildiğine delil bulunmaktadır.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Her kim, vasiyet sahibinin doğrudan ayrıldığını veya vasiyetinde adaletsiz davrandığını bilir, onun ifsat ettiğini nasihati ile düzeltir ve vasiyet üzerinde ihtilaf edenlerin arasını düzeltirse, ona bir günah yoktur. Bilakis o yaptığı bu ıslahtan ötürü sevap kazanır. Muhakkak Allah, kullarından tövbe edenleri bağışlar ve onlara karşı çok merhametlidir.
Aynı kök: جنف (2 geçiş) · Aynı kök: اثم (49 geçiş)
Ölmüş hayvan, kan, domuz eti, Allah'tan başkası adına boğazlanan, (henüz canı çıkmamış iken) kestikleriniz hariç; boğulmuş, darbe sonucu ölmüş,…
Aynı kök: وصي (32 geçiş) · Aynı kök: اثم (49 geçiş)
Ey iman edenler! Birinizin ölümü yaklaştığı zaman, vasiyet sırasında aranızda şahitlik (edecek olanlar) sizden adaletli iki kişidir. Yahut; seferde…
Aynı kök: خوف (124 geçiş) · Ortak kavram: Korku (Havf)
"İnin oradan (cennetten) hepiniz. Tarafımdan size bir yol gösterici (peygamber) gelir de kim ona uyarsa, onlar için herhangi bir korku yoktur, onlar…
Aynı kök: خوف (124 geçiş) · Ortak kavram: Korku (Havf)
Şüphesiz, inananlar (Müslümanlar) ile Yahudiler, Hıristiyanlar ve Sabiilerden (her bir grubun kendi şeriatında) "Allah'a ve ahiret gününe inanan ve…
Aynı kök: خوف (124 geçiş) · Ortak kavram: Korku (Havf)
Hayır, öyle değil! Kim "ihsan" derecesine yükselerek özünü Allah'a teslim ederse, onun mükafatı Rabbinin katındadır. Artık onlara korku yoktur, onlar…
Aynı kök: وصي (32 geçiş)
İbrahim, bunu kendi oğullarına da vasiyet etti, Yakub da öyle: "Oğullarım! Allah, sizin için bu dini (İslam'ı) seçti. Siz de ancak müslümanlar olarak…
Aynı kök: وصي (32 geçiş)
Sizden birinize ölüm gelip çattığı zaman, eğer geride bir hayır (mal) bırakmışsa, anaya, babaya ve yakın akrabaya meşru bir tarzda vasiyette…
Aynı kök: اثم (49 geçiş)
Ama siz, birbirinizi öldüren, içinizden bir kesime karşı kötülük ve zulümde yardımlaşarak; size haram olduğu halde onları yurtlarından çıkaran, size…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Kim vasiyet edenin haksızlığa veya günaha yönelmesinden endişe eder de (ilgililerin) arasını bulursa kendisine herhangi bir günah yoktur. Şüphesiz ki Allah çok bağışlayandır, çok merhametlidir.
Fakat kim vasiyet edenin yanlı ya da kasıtlı davrandığından endişe eder ve (mirasçıların) arasını uzlaştırırsa, bu durumda kendisine herhangi bir vebal yoktur. Elbette Allah tarifsiz bağışlayıcıdır, eşsiz merhamet kaynağıdır.
Ama her kim, vasiyet edenin bir hata yaptığından veya (bilerek) bir kusur işlediğinden endişe eder ve bunun üzerine mirasçılar arasında bir uzlaşma sağlanırsa (bu nedenle) kendisine bir günah terettüb etmez. Doğrusu Allah çok affedicidir, rahmet kaynağıdır.
Kim vasiyet edenin hata yapmasından ya da bilerek yanlış yapmasından korkup, (varisler arasında) arabuluculuk yaparsa, onun üzerine bir suç yoktur. Muhakkak ki Allah Ğafur'dur, Rahıym'dir.
Bunun yanında, kim, vasiyet edenin haksızlığa eğilim göstereceğinden ya da günaha gireceğinden korkup da ikisinin (tarafların) arasını bulup düzeltirse, artık ona günah yoktur. Gerçekten Allah, bağışlayandır, esirgeyendir.
Her kim, vasiyet edenin haksızlığa yahut günaha meyletmesinden endişe eder de (alâkalıların) aralarını bulursa kendisine günah yoktur. Şüphesiz Allah çok bağışlayan hem de çok esirgeyendir.
Son istekte bulunanın yanlışlık veya haksızlık yaptığından kaygı duyarak, kim onları uzlaştırırsa, üzerine suç yoktur. Kuşkusuz, Allah, Sınırsız Bağışlayandır; Merhametlidir.
Her kim, vasiyet edenin bir hata yaptığından veya bir kusur işlediğinden endişe eder ve bunun üzerine mirasçılar arasında bir uzlaşma sağlarsa, kendisine bir günah yoktur. Doğrusu Allah çok affedicidir; merhamet sahibidir.
Vasiyet edenin yanlışlık veya haksız bir paylaşım yapacağını sezen birisi olaya karışıp durumu düzeltirse günah işlemiş olmaz. ALLAH Bağışlayandır, Rahimdir.
Vasiyet edenin yanlışlık veya haksız bir paylaşım yapacağını sezen birisi olaya karışıp durumu düzeltirse günah işlemiş olmaz. ALLAH Bağışlayandır, Rahimdir.
Her kim de vasiyet edenin bir yanlışlık yapmasından veya bir günaha girmesinden endişe eder de iki tarafın arasını düzeltirse ona günah yoktur. Şüphesiz, Allah çok bağışlayıcı çok merhametlidir.
her kim de vasıyyet edenin bir hata etmesinden veya bir günaha girmesinden endişe eder ve tarafeynin aralarını düzeltirse ona vebal yoktur, şüphesiz Allah gafur, rahimdir
Kim, vasiyet edenin yanılacağından veya günaha gireceğinden endişe ederse, taraflar arasında uzlaşma sağlamasında, ona bir günah yoktur. Kuşkusuz Allah Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.
Kim, vasiyet edenin yanılacağından veya günaha gireceğinden endişe ederse, taraflar arasında uzlaşma sağlamasında, ona bir günah yoktur. Kuşkusuz Allah Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.
Kim, vasiyet edenin yanılacağından veya günaha gireceğinden endişe ederse, taraflar arasında uzlaşma sağlamasında, ona bir günah yoktur. Kuşkusuz Allah Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.
Bunun yanında, kim vasiyet edenin haksızlığa eğilim göstereceğinden ya da günaha gireceğinden korkup da ikisini (tarafların) arasını bulup düzeltirse, artık ona günah yoktur. Gerçekten Tanrı bağışlayandır, rahimdir.
Bununla beraber, kim vasıyyet edenin haksızlığa meylinden, yahud günaha gireceğinden endişe edib de (alakalıların) aralarını bulursa ona da hiç bir günah yokdur. Şübhesiz ki Allah çok yarlığayıcı, hakkıyle esirgeyicidir.
Bununla birlikte, kim vasiyet edenin haksızlığa meylinden, günaha girmesinden korkup aralarını bulursa; ona da bir günah yoktur. Şüphesiz ki Allah, Gafur'dur. Rahim'dir.
(180-182) Ölüme hazır hale gelmiş sizden biri, bir hayır bırakacaksa, vasiyetini örfe uygun olarak ana babaya, yakınlara yap ması sakınanlar üzerine bu bir borçtur / sorumluluktur, işitmesinin ardından işittiği şeyi kim değiştirirse (Vasiyeti) kesinlikle onun günahı değiştirenin üzerinedir , Allah işitendir , bilendir. Kim de vasiyet edenin önyargısından veya günaha girmesinden korkarsa onların arasını ıslah etmesi gerekir , bunda O’na/ araya girip ıslah edene , herhangi bir günah yoktur.
Vasiyet edenin yanlış yada haksız bir paylaşım yapmasından endişe duyan kimse (tarafların) aralarını düzeltmesinde bir günah yoktur. Şüphesiz Allah, çok bağışlayıcı ve çok merhametlidir.
Kim de vasiyyet edenin bir hata veya günah işlemesinden korkar da (tarafların) aralarını düzeltirse, ona günah yoktur, Allah bağışlayandır, esirgeyendir.
Mirası paylaştırma görevini yapan kişi, dipnot 1 bir tarafa meyletmekten veya günaha girmekten korkar da mirasçıları uzlaştırırsa dipnot 2 ona bir günah olmaz. Allah, çok bağışlayan ve ikramı bol olandır.
Mirası paylaştıran kişi, dipnot 1 bir tarafa meyletmekten veya günaha girmekten korkar da mirasçıları uzlaştırırsa, yanlış yapmış dipnot 2 olmaz. Çokça bağışlayan ve iyiliği bol olan Allah'tır.
Vasiyet edenin yanlış yada haksız bir paylaşım yapmasından endişe duyan kimse (tarafların) aralarını düzeltirse, ona günah yoktur. Şüphesiz Allah, çok bağışlayıcı ve çok merhametlildir.
Vasiyet edenin yanılacağından veya günaha düşeceğinden endişe duyan kimse (ilgililerin) aralarını düzeltirse, ona günah yoktur. Allah, şüphesiz bağışlayan ve merhamet edendir.
Kim vasiyet edenin haksızlığa sapmış veya günah işlemiş olmasından endişelenip de ilgililerin arasını bulursa ona günah yoktur. Allah çok affedici, çok merhamet edicidir.
But he who believes the testator has wronged without guilty intentions or if the testator’s motives were selfish and unjust and tries to redress the wrong and bring peace among those concerned, he shall incur no sin; Allah is Ghafurun and Rahimun.
But if anyone knows that the testator has made a mistake, or done wrong, and so puts things right between the parties, he will incur no sin: God is most forgiving and merciful.
But if anyone fears partiality or wrong-doing on the part of the testator, and makes peace between (The parties concerned), there is no wrong in him: For Allah is Oft-forgiving, Most Merciful.
He who suspects that the testator has committed an error or injustice and then brings about a settlement among the parties concerned incurs no sin. Surely Allah is Much-Forgiving, Most Compassionate.
But if someone fears bias or wrongdoing on the part of the person making the will, and puts things right between the people involved, in that case he has not committed any crime. Allah is Ever-Forgiving, Most Merciful.
But he who fears from a testator some unjust act or wrong-doing, and thereupon he makes peace between the parties concerned, there shall be no sin on him. Certainly, Allâh is Oft-Forgiving, Most Merciful.
But should someone, fearing deviance or sin on the testator’s behalf, set things right between them, there is no sin upon him. Indeed Allah is all-forgiving, all-merciful.
If anyone apprehends that the testator is partial or follows a sinful course there will be no blame on him provided he sets things right (and so brings about reconciliation) between them (- the parties concerned under the will). Surely, Allâh is Great Protector, Ever Merciful.
But if any man fears injustice or sin from one making testament, and so makes things right between them, then sin shall not rest upon him; surely God is All-forgiving, All-compassionate.
It is not a sin for someone to restore a will to its original state, if he knows for sure that there has been a mistake in it. Bear in mind that God is forgiving and merciful.
And he who fears from the testator a wrong intention, or a crime, and doth make up the matter between the parties, it is no sin to him; verily, God is forgiving and merciful.
If anyone fears deviation or sin from his beneficiary, then he does not commit sin by reconciling what is between them. God is Forgiving, Compassionate.
Howbeit he who apprehendeth from the testator any mistake or injustice, and shall compose the matter between them, that shall be no crime in him, for God is gracious and merciful.
And he who fears from the testator a wrong intention, or a crime, and does make peace between the parties, it is no sin to him; verily, Allah is Oft-Forgiving and Merciful.
Then, whoever fears unfairness or vice from a testator, so he makes things righteous among them, (i. e., reconciles the parties) then no vice will be upon him; surely Allah is Ever-Forgiving, Ever-Merciful.
But he who feareth from a testator some unjust or sinful clause, and maketh peace between the parties, (it shall be) no sin for him. Lo! Allah is Forgiving, Merciful.
He who suspects wrong or partiality on the part of the testator and brings about a settlement, does not incure any guilt, for God is verily forgiving and merciful.
If, however, one has reason to fear that the testator has committed a mistake or a [deliberate] wrong, and thereupon brings about a settlement between the heirs, he will incur no sin [thereby]. Verily, God is much-forgiving, a dispenser of grace.
Whoever suspects an error or an injustice in the will and brings about a ˹fair˺ settlement among the parties will not be sinful. Surely Allah is All-Forgiving, Most Merciful.
If anyone fears harm or sin from his beneficiary, then reconcile what is between them. God is Forgiving, Merciful.
If one sees gross injustice or bias on the part of a testator, and takes corrective action to restore justice to the will, he commits no sin. GOD is Forgiver, Most Merciful.
But if one fears from the bequeather [some] error or sin and corrects that which is between them, there is no sin upon him. Indeed, Allah is Forgiving and Merciful.
But whoso fears from a testator partiality or sin and makes right between them, no sin is upon him; God is forgiving and merciful.
(The one who makes a will, the testator, is likely to make errors of omission or commission. ) So, if anyone, who has heard the will, fears from a testator some bias or diminishing of a due right, and then makes proper adjustments to bring about an amicable and acceptable settlement between the concerned parties, he will not be harming his own character. Verily, Allah is Absolver of imperfections, Merciful. ('Ithm' = A dragging violation that harms the human personality or potential).
But if anyone fears partiality or wrongdoing on the part of the trustee and makes peace between (the parties concerned), there is no wrong in him: Truly, Allah is Often Forgiving (Ghafoor), Most Merciful (Raheem).
But, whoever apprehends a mistake (unintentional) or a sin (intentional) from a testator, and puts things right between them, then there is no sin on him. Surely, Allah is Forgiving, Merciful.
If anyone fears harm or sin from his beneficiary, then reconcile what is between them. God is Forgiving, Merciful.