Diyanet İşleri
Göğün açık bir duman getireceği günü bekle.
Duhân suresi
Duhân suresi, 10. ayet. فَٱرْتَقِبْ يَوْمَ تَأْتِى ٱلسَّمَآءُ بِدُخَانٍ مُّبِينٍ
ferteḳib yevme te'ti-ssemâü bidüḫânim mübîn.
Göğün açık bir duman getireceği günü bekle.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Mübarek gece; dumanın gelişi ve azap Duhân 1–16 3
(4-7) Katımızdan bir emirle her hikmetli iş o gecede ayırt edilir. Eğer kesin olarak inanıyorsanız, Rabbinden; göklerin, yerin ve bu ikisi arasındakilerin Rabbinden bir rahmet olarak biz peygamberler göndermekteyiz. O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.
O'ndan başka hiçbir ilah yoktur. Yaşatır, öldürür. O, sizin de Rabbiniz, önceki atalarınızın da Rabbidir.
Fakat onlar, şüphe içinde eğlenip duruyorlar.
Göğün açık bir duman getireceği günü bekle.
(O duman) insanları bürür. Bu, elem dolu bir azaptır.
İnsanlar, "Rabbimiz! Bu azabı bizden kaldır, çünkü biz artık inanıyoruz" derler.
Nerede onlarda öğüt almak?! Oysa kendilerine (gerçeği) açıklayan bir peygamber gelmişti.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 10–16. ayetler için yazılmıştır.
10. “O halde sen, göğün aşikar bir duman getireceği günü gözle!” Onların azaba uğramalarını bekle. Çünkü onların azap edilme vakti yaklaşmış bulunuyor.
11-16. “O, insanları” bu duman, onların hepsini “bürüyecektir.” Ve onlara:
“Bu can yakıcı bir azaptır” denilecektir. Müfessirler, buradaki “duman”dan maksadın ne olduğu hususunda farklı görüşlere sahiptir:
1. Bir görüşe göre bu, Kıyamet gününde cehennem ateşi günahkârlara yakınlaştırılınca insanları bürüyüp kuşatacak olan bir dumandır. Buna göre Yüce Allah, bu buyruğunda Kıyamet gününün azabı ile onları tehdit etmekte ve peygamberine de onların bu gün ile karşılaşmalarını gözetlemesini emretmektedir.
Kâfirleri tehdit etmek ve onlara gelecek olan azabı acele istememek hususunda Kur’ân’ın izlediği yolun bu olması, bu manayı desteklemektedir. Zira bu tür buyruklarda o gün hatırlatılarak ve onun azabı bildirilerek kafirler korkutulmaktadır. Aynı zamanda peygamber ve mü’minlere de kendilerine eziyet verenlerin başına gelecek azap bildirilerek onlar teselli edilmektedirler.
Yine bu manayı şu âyet-i kerime de desteklemektedir: “Onlarda düşünüp öğüt almak nerede? Halbuki onlara açıklayıcı bir peygamber de gelmiştir.” (13. ayet) Zira bu sözler, Kıyamet gününde kâfirlere, dünyaya döndürülmeyi isteyecekleri vakit söylenecek ve onlara: Artık geri dönüş zamanı geride kalmıştır, denilecektir.
2. Bir diğer görüşe göre bu dumandan kasıt, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in Kureyş kâfirlerine iman etmedikleri ve hakka karşı büyüklendikleri için beddua etmesi üzerine onların başına gelen bir musibettir. Peygamber, onlara yaptığı bedduasında: “Allah’ım Yusuf(un döneminde görülen kıtlık) yılları gibi yıllarla onlara karşı bana yardımcı ol!”[20] demişti.
Bunun üzerine Yüce Allah da onları çok büyük bir açlığa mahkûm etmiş ve sonunda leşleri, kemikleri yeme noktasına kadar varmışlar, gök ile yer arasında hiçbir şey olmadığı halde bir duman görecek hale gelmişlerdi. Bunun sebebi ise aşırı derecedeki açlıkları idi. Buna göre Yüce Allah’ın: “O halde sen, göğün aşikar bir duman getireceği günü gözle” buyruğundaki duman, onların bakışları ve algılayışları itibariyle bir dumandı. Yoksa gerçekte duman diye bir şey yoktu. Onların bu durumları, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’den merhamet dilenip de Yüce Allah’a kendileri için bu azabı üzerlerinden kaldırması için dua etmesini istedikleri ve onun da dua etmesi üzerine Allah’ın bu azabı üzerlerinden kaldırması vaktine kadar devam etmişti.
Buna göre Yüce Allah’ın: “Biz, o azabı bir süre kaldıracağız; ama şüphesiz siz yine (eski halinize) döneceksiniz” buyruğu Yüce Allah’ın bu azabı üzerlerinden kaldıracağına dair bir haberdir. Ayrıca eğer tekrar büyüklenmeye ve yalanlamaya dönmesinler diye onlara bir tehdittir. Hem de ona döneceklerine dair bir haberdir ki haber verildiği gibi de gerçekleşmiştir. Yine Yüce Allah, bu şekilde hareket etmeleri halinde büyük yakalayışla onları cezalandıracağını da bildirmiştir. Müfessirlerin dediklerine göre bu, Bedir vakasıdır. Ancak bu görüşün tartışmaya çok açık bir görüş olduğu aşikardır.
3. Bir başka görüşe göre bu dumandan kasıt, Kıyamet alâmetlerinden olan dumandır ve âhir zamanda gerçekleşecektir. Bu duman, insanların nefes almalarını zorlaştıracak ve mü’minler de bir dumandan rahatsız olur gibi ondan rahatsız olacaklardır.
Ancak kabul edilmeye değer olan, birinci görüştür. Burada şöyle bir ihtimal de vardır: “O halde sen, göğün aşikar bir duman getireceği günü gözle. O (duman) insanları bürüyecektir. “Bu, can yakıcı bir azaptır. “Rabbimiz! Bu azabı üzerimizden kaldır. Çünkü biz iman edeceğiz.” (derler.) Ama nerde onlarda düşünüp öğüt almak?! Halbuki onlara açıklayıcı bir peygamber de gelmiştir. Sonra yine ondan yüz çevirdiler ve: “O, kendisine bir şeyler öğretilmiş bir delidir” dediler.” buyruklarında kastedilen bütün hususlar, Kıyamet gününde gerçekleşecektir. Buna karşılık Yüce Allah’ın: “Biz, o azabı bir süre kaldıracağız; ama şüphesiz siz yine (eski halinize) döneceksiniz. En büyük azapla yakalayacağımız gün, hiç şüphe yok ki Biz, (onlardan) intikam alacağız” buyrukları ise az önce zikredildiği üzere Kureyşlilerin başından geçen musibete işaret olabilir.
Bu âyet-i kerimelerin bu iki mana ve hususa dair nâzil olduğu kabul edilecek olursa, âyetlerin lafzında buna mani herhangi bir husus olmadığı görülür. Aksine bu lafızların belirttiğimiz bu iki manaya tam olarak uyduğu görülür. Kanaatimizce kuvvetli olan ve doğru olma ihtimali daha ileri olan görüş de budur. Doğrusunu en iyi bilen Allah’tır.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
-Ey Rasûl!- Sen kavminin başına yakında gelecek azabı bekle. Açlığın şiddetinden gözleriyle apaçık görecekleri o gün gökyüzü, dumanını getirecektir.
Aynı kök: دخن (2 geçiş)
Sonra duman halinde bulunan göğe yöneldi; ona ve yeryüzüne, "İsteyerek veya istemeyerek gelin" dedi. İkisi de, "İsteyerek geldik" dediler.
Aynı kök: رقب (24 geçiş)
İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı taraflarına çevirmeniz(den ibaret) değildir. Asıl iyilik, Allah'a, ahiret gününe, meleklere, kitap ve peygamberlere…
Aynı kök: رقب (24 geçiş)
Ey insanlar! Sizi bir tek nefisten yaratan ve ondan da eşini yaratan; ikisinden birçok erkek ve kadın (meydana getirip) yayan Rabbinize karşı…
Aynı kök: رقب (24 geçiş)
Bir mü'minin bir mü'mini öldürmesi olacak şey değildir. Ancak yanlışlıkla olması başka. Kim bir mü'mini yanlışlıkla öldürürse, bir mü'min köleyi azad…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
(Şimdi) sen göğün açık bir duman getireceği günü gözetle! dipnot 1
Şu halde, göğün (felaket) taşıyan bir dumanla kaplanacağı günü bekle!
Öyleyse, gökyüzünde (Son Saat'in yaklaştığını) haber veren bir duman tabakasının belireceği Gün'ü bekle,
Semanın apaçık bir duhan (duman) olarak geleceği (insani hakikatin fark edileceği) süreci gözetle!
Öyleyse sen, göğün açıkça bir duman getireceği günü gözle;
Şimdi sen, göğün,açık bir duman çıkaracağı günü gözetle.
Artık, gökyüzünde apaçık bir Büyük Duman belireceği günü gözle.
- Artık sen, göğün, insanları bürüyecek apaçık bir duman çıkaracağı günü bekle! Bu, elem verici bir azaptır.
Göğün apaçık bir dumanı getireceği günü gözetle.
Göğün apaçık bir dumanı getireceği günü gözetle.
O halde o göğün açık bir duman ile geleceği günü gözetle
O halde gözet o Semanın açık bir duman ile geleceği günü
Artık göğün, apaçık bir duman getireceği günü bekle.
Artık göğün, apaçık bir duman getireceği günü bekle.
Artık göğün, apaçık bir duman getireceği günü bekle.
Öyleyse sen, göğün açıkça bir duman getireceği günü gözle;
O halde semanın apaşikar bir duman getireceği günü gözetle (Habibim).
Öyleyse sen gözle. Göğün açıkça bir duman çıkaracağı gün;
(9-16) Onlar bir kuşku içinde oynuyorlar , insanları kaplayacak , apaçık bir dumanın geldiği günü gözetle , işte bu acıtıcı bir azaptır, Rabbimiz bizden azabı gider / kaldır kesinlikle biz iman ediyoruz , onlar için artık hatırlamak / anmak artık ne kadar uzak! Onlara apaçık bir Resul gelmişti de sonra ondan yüz çevirmişlerdi öğretilmiş / belletilmiş / muallim divane / mecnun dediler. Biz az bir şey , azabı gidereceğiz siz yine kesinlikle küfre döneceksiniz. O gün büyük bir yakalayış ile yakalayacağız biz kesinlikle öc alıcıyız / intikam alıcıyız.
Göğün apaçık bir duman getireceği günü gözle!
Göğün, açık bir duman getireceği günü gözetle.
Göğün apaçık bir duman getireceği dipnot 1 (üzerlerine çaresizlik çökeceği) günü gözle.
Bunların dünyasının, işin aslını gösteren bir dumanla kararacağı günü bekle.
Göğün apaçık bir duman getireceği günü gözle!
Göğün apaçık bir duman getireceği günü gözle!
Artık sen göğün açıkça izlenen bir duman getireceği günü gözle.
You just wait the course of events O Muhammad; there comes a Day when the heavens shall stir smoke-like dust and things end into smoke.
[Prophet], watch out for the Day when the sky brings forth clouds of smoke for all to see.
Then watch thou for the Day that the sky will bring forth a kind of smoke (or mist) plainly visible,
So watch for the Day when the sky will come down with a pall of smoke,
So be on the watch for a day when heaven brings forth a distinctive smoke,
Then wait you for the Day when the sky will bring forth a visible smoke,
So watch out for the day when the sky brings on a manifest smoke,
So (Prophet!) watch for the day when the sky will bring about a clear drought;
So be on the watch for a day when heaven shall bring a manifest smoke
Your doubt will certainly be removed, when you see the mass of smoke descending from the heaven.
But expect thou the day when the heaven shall bring obvious smoke
Therefore, watch for the day when the sky will bring a visible smoke/gas.
But observe them on the day whereon the heaven shall produce a visible smoke,
Therefore, keep waiting for the day when the heaven shall bring evident smoke (or mist),
So be on the watch for a Day when the heaven will come up with an evident smoke,
But watch thou (O Muhammad) for the day when the sky will produce visible smoke
So watch for the day when the sky begins to emit clear smoke,
WAIT, THEN, for the Day when the skies shall bring forth a pall of smoke which will make obvious [the approach of the Last Hour],
Wait then ˹O Prophet˺ for the day ˹when˺ the sky will be veiled in haze,[1] clearly visible,
Therefore, watch for the day when the sky will bring a visible smoke.
Therefore, watch for the day when the sky brings a profound smoke.
Then watch for the Day when the sky will bring a visible smoke.
So watch thou for the day the sky will bring obvious smoke
Wait, then, for the Day when the sky will bring forth a pall of visible smoke.
Then you watch for the Day on which the sky will bring out a kind of clearly visible smoke (or mist),
So, wait for a day when the sky will come up with a visible smoke
Therefore, watch for the day when the heaven will bring a visible smoke.