Duhân suresi

Duhân suresi, 12. ayet

Duhân suresi, 12. ayet. رَّبَّنَا ٱكْشِفْ عَنَّا ٱلْعَذَابَ إِنَّا مُؤْمِنُونَ

rabbene-kşif `anne-l`aẕâbe innâ mü'minûn.

Diyanet İşleri

İnsanlar, "Rabbimiz! Bu azabı bizden kaldır, çünkü biz artık inanıyoruz" derler.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Duhân 9–15 · surenin 12. ayeti / 59

Konu Mübarek gece; dumanın gelişi ve azap Duhân 1–16 3

  1. Duhân 9

    Fakat onlar, şüphe içinde eğlenip duruyorlar.

  2. Duhân 10

    Göğün açık bir duman getireceği günü bekle.

  3. Duhân 11

    (O duman) insanları bürür. Bu, elem dolu bir azaptır.

  4. 12

    İnsanlar, "Rabbimiz! Bu azabı bizden kaldır, çünkü biz artık inanıyoruz" derler.

  5. Duhân 13

    Nerede onlarda öğüt almak?! Oysa kendilerine (gerçeği) açıklayan bir peygamber gelmişti.

  6. Duhân 14

    Sonra ondan yüz çevirdiler ve "Bu bir öğretilmiş, bu bir deli!" dediler.

  7. Duhân 15

    Biz bu azabı kısa bir süre kaldıracağız, siz de yine eski halinize döneceksiniz.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 10–16. ayetler için yazılmıştır.

10. “O halde sen, göğün aşikar bir duman getireceği günü gözle!” Onların azaba uğramalarını bekle. Çünkü onların azap edilme vakti yaklaşmış bulunuyor.

11-16. “O, insanları” bu duman, onların hepsini “bürüyecektir.” Ve onlara:

“Bu can yakıcı bir azaptır” denilecektir. Müfessirler, buradaki “duman”dan maksadın ne olduğu hususunda farklı görüşlere sahiptir:

1. Bir görüşe göre bu, Kıyamet gününde cehennem ateşi günahkârlara yakınlaştırılınca insanları bürüyüp kuşatacak olan bir dumandır. Buna göre Yüce Allah, bu buyruğunda Kıyamet gününün azabı ile onları tehdit etmekte ve peygamberine de onların bu gün ile karşılaşmalarını gözetlemesini emretmektedir.

Kâfirleri tehdit etmek ve onlara gelecek olan azabı acele istememek hususunda Kur’ân’ın izlediği yolun bu olması, bu manayı desteklemektedir. Zira bu tür buyruklarda o gün hatırlatılarak ve onun azabı bildirilerek kafirler korkutulmaktadır. Aynı zamanda peygamber ve mü’minlere de kendilerine eziyet verenlerin başına gelecek azap bildirilerek onlar teselli edilmektedirler.

Yine bu manayı şu âyet-i kerime de desteklemektedir: “Onlarda düşünüp öğüt almak nerede? Halbuki onlara açıklayıcı bir peygamber de gelmiştir.” (13. ayet) Zira bu sözler, Kıyamet gününde kâfirlere, dünyaya döndürülmeyi isteyecekleri vakit söylenecek ve onlara: Artık geri dönüş zamanı geride kalmıştır, denilecektir.

2. Bir diğer görüşe göre bu dumandan kasıt, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in Kureyş kâfirlerine iman etmedikleri ve hakka karşı büyüklendikleri için beddua etmesi üzerine onların başına gelen bir musibettir. Peygamber, onlara yaptığı bedduasında: “Allah’ım Yusuf(un döneminde görülen kıtlık) yılları gibi yıllarla onlara karşı bana yardımcı ol!”[20] demişti.

Bunun üzerine Yüce Allah da onları çok büyük bir açlığa mahkûm etmiş ve sonunda leşleri, kemikleri yeme noktasına kadar varmışlar, gök ile yer arasında hiçbir şey olmadığı halde bir duman görecek hale gelmişlerdi. Bunun sebebi ise aşırı derecedeki açlıkları idi. Buna göre Yüce Allah’ın: “O halde sen, göğün aşikar bir duman getireceği günü gözle” buyruğundaki duman, onların bakışları ve algılayışları itibariyle bir dumandı. Yoksa gerçekte duman diye bir şey yoktu. Onların bu durumları, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’den merhamet dilenip de Yüce Allah’a kendileri için bu azabı üzerlerinden kaldırması için dua etmesini istedikleri ve onun da dua etmesi üzerine Allah’ın bu azabı üzerlerinden kaldırması vaktine kadar devam etmişti.

Buna göre Yüce Allah’ın: “Biz, o azabı bir süre kaldıracağız; ama şüphesiz siz yine (eski halinize) döneceksiniz” buyruğu Yüce Allah’ın bu azabı üzerlerinden kaldıracağına dair bir haberdir. Ayrıca eğer tekrar büyüklenmeye ve yalanlamaya dönmesinler diye onlara bir tehdittir. Hem de ona döneceklerine dair bir haberdir ki haber verildiği gibi de gerçekleşmiştir. Yine Yüce Allah, bu şekilde hareket etmeleri halinde büyük yakalayışla onları cezalandıracağını da bildirmiştir. Müfessirlerin dediklerine göre bu, Bedir vakasıdır. Ancak bu görüşün tartışmaya çok açık bir görüş olduğu aşikardır.

3. Bir başka görüşe göre bu dumandan kasıt, Kıyamet alâmetlerinden olan dumandır ve âhir zamanda gerçekleşecektir. Bu duman, insanların nefes almalarını zorlaştıracak ve mü’minler de bir dumandan rahatsız olur gibi ondan rahatsız olacaklardır.

Ancak kabul edilmeye değer olan, birinci görüştür. Burada şöyle bir ihtimal de vardır: “O halde sen, göğün aşikar bir duman getireceği günü gözle. O (duman) insanları bürüyecektir. “Bu, can yakıcı bir azaptır. “Rabbimiz! Bu azabı üzerimizden kaldır. Çünkü biz iman edeceğiz.” (derler.) Ama nerde onlarda düşünüp öğüt almak?! Halbuki onlara açıklayıcı bir peygamber de gelmiştir. Sonra yine ondan yüz çevirdiler ve: “O, kendisine bir şeyler öğretilmiş bir delidir” dediler.” buyruklarında kastedilen bütün hususlar, Kıyamet gününde gerçekleşecektir. Buna karşılık Yüce Allah’ın: “Biz, o azabı bir süre kaldıracağız; ama şüphesiz siz yine (eski halinize) döneceksiniz. En büyük azapla yakalayacağımız gün, hiç şüphe yok ki Biz, (onlardan) intikam alacağız” buyrukları ise az önce zikredildiği üzere Kureyşlilerin başından geçen musibete işaret olabilir.

Bu âyet-i kerimelerin bu iki mana ve hususa dair nâzil olduğu kabul edilecek olursa, âyetlerin lafzında buna mani herhangi bir husus olmadığı görülür. Aksine bu lafızların belirttiğimiz bu iki manaya tam olarak uyduğu görülür. Kanaatimizce kuvvetli olan ve doğru olma ihtimali daha ileri olan görüş de budur. Doğrusunu en iyi bilen Allah’tır.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Şöyle söyleyerek Rablerine yalvarıp yakarırlar: "Rabbimiz! Bize göndermiş olduğun azabı üzerimizden kaldır. Şüphesiz eğer azabı üzerimizden kaldırırsan, biz sana ve resulüne iman edenleriz."

Kelimeler

6 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. رَّبَّنَا rabbena Rabbimiz kök: ربب
  2. ٱكْشِفْ kşif kaldır kök: كشف
  3. عَنَّا anna bizden
  4. ٱلْعَذَابَ l-azabe azabı kök: عذب
  5. إِنَّا inna çünkü biz
  6. مُؤْمِنُونَ mu'minune inanıyoruz kök: امن

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 3 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: كشف (20 geçiş)

    Şayet Allah sana bir zarar dokundursa, bunu O'ndan başka giderecek yoktur. Fakat sana bir hayır dokunduracak olsa onu da kimse gideremez. Bil ki O,…

  • Aynı kök: كشف (20 geçiş)

    Hayır! (Bu durumda) yalnız O'na dua edersiniz, O da dilerse (kurtulmak için) dua ettiğiniz sıkıntıyı giderir ve siz o an Allah'a ortak koştuklarınızı…

  • Aynı kök: كشف (20 geçiş)

    Üzerlerine azap çökünce, "Ey Musa! Rabbinin sana verdiği söz uyarınca bizim için dua et. Eğer azabı üzerimizden kaldırırsan, mutlaka sana inanacağız…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

77 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

(İşte o zaman inkârcılar:) "Rabbimiz! Bizden azabı kaldır! Şüphesiz ki biz (artık) inanıyoruz." (diyecekler).

Mustafa İslamoğlu

Rabbimiz! Bu azabı bizden kaldır, çünkü biz artık inanmış bulunuyoruz!"

Muhammed Esed

"Ey Rabbimiz, bizi azaptan uzak tut, çünkü biz (artık Sana) inanıyoruz!" (dedirten).

Ahmed Hulusi

"Rabbimiz! Azap veren halden bizi çıkar; doğrusu biz iman edenleriz (artık)!"

Ali Bulaç

"Rabbimiz, azabı üstümüzden açıp gider; çünkü biz (artık) iman edicileriz."

Ali Özek ve heyeti

(İşte o zaman insanlar:) Rabbimiz! Bizden azabı kaldır. Doğrusu biz artık inanıyoruz (derler).

Ali Rıza Safa

"Efendimiz! Cezayı bizden kaldır; kuşkusuz inandık!"

Bayraktar Bayraklı

İnsanlar, "Ey Rabbimiz! Bizden bu azabı kaldır. Doğrusu biz artık inanıyoruz" derler.

Edip Yüksel

"Efendimiz, bizden bu azabı kaldır; biz gerçeği onaylıyoruz."

Edip Yüksel (Eski Baskı)

'Rabbimiz, bizden bu azabı kaldır; biz inanıyoruz.'

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

"Ey Rabbimiz, bizden bu azabı aç; çünkü biz inanıyoruz." diyecekler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Rabbena! bizden bu azabı aç, çünkü biz mü'minleriz diyecekler

Erhan Aktaş

"Rabb'imiz! Azabı bizden kaldır. Kuşkusuz biz iman edenleriz."

Erhan Aktaş (10. Baskı)

"Rabb'imiz! Azabı bizden kaldır. Kuşkusuz biz inananlarız."

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

"Rabb'imiz! Azabı bizden kaldır. Kuşkusuz biz inananlarız."

Gültekin Onan

"Rabbimiz, azabı üstümüzden açıp gider çünkü biz (artık) inançlılarız."

Hasan Basri Çantay

"Ey Rabbimiz, bizden bu azabı açıb kaldır. Çünkü biz iman edeceğiz".

İbni Kesir

Rabbımız; bu azabı bizden kaldır. Doğrusu biz, artık mü'minleriz.

Mehmet Alagaş

(9-16) Onlar bir kuşku içinde oynuyorlar , insanları kaplayacak , apaçık bir dumanın geldiği günü gözetle , işte bu acıtıcı bir azaptır, Rabbimiz bizden azabı gider / kaldır kesinlikle biz iman ediyoruz , onlar için artık hatırlamak / anmak artık ne kadar uzak! Onlara apaçık bir Resul gelmişti de sonra ondan yüz çevirmişlerdi öğretilmiş / belletilmiş / muallim divane / mecnun dediler. Biz az bir şey , azabı gidereceğiz siz yine kesinlikle küfre döneceksiniz. O gün büyük bir yakalayış ile yakalayacağız biz kesinlikle öc alıcıyız / intikam alıcıyız.

Rowwad Tercüme Merkezi

"Rabbimiz! Azabı bizden kaldır. Doğrusu biz iman eden kimseleriz. (derler)"

Süleyman Ateş

"Rabbimiz, bizden azabı kaldır, çünkü biz artık inanıyoruz" derler.

Süleymaniye Vakfı

(Şöyle diyecekler:) "Rabbimiz, bu azabı üzerimizden kaldır; biz kesinlikle inanan kimseleriz!"

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

"Sahibimiz! Bu azabı üzerimizden kaldır; artık biz gerçekten inanacağız."

Şaban Britch

Rabbimiz! Azabı bizden kaldır, biz iman eden kimseleriz.

Şaban Piriş

-Rabbimiz, azabı bizden kaldır, biz iman eden kimseleriz.

Yaşar Nuri Öztürk

"Ey Rabbimiz, kaldır bizden bu azabı. Biz gerçekten müminleriz."

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Thence they shall plead with Allah for alleviating their distress: " O Allah, our Creator ", they shall say: "deliver us from what is burdensome and exhausting to the mind and we will submit and believe with hearts reflecting religious and spiritual virtues".

Abdul Haleem

Lord relieve us from this torment! We believe!’

Abdullah Yusuf Ali

(They will say:) "Our Lord! remove the Penalty from us, for we do really believe!"

Abul A'la Maududi

(People will then say): "Our Lord, remove this scourge from us; we shall believe."

Aisha Bewley

Our Lord, remove the punishment from us. We are really muminun.’

Al-Hilali & Khan

(They will say): "Our Lord! Remove the torment from us, really we shall become believers!"

Ali Quli Qarai

Our Lord! Remove from us this punishment. Indeed we have believed!’

Amatul Rahman Omar

(Seeing this the people will cry out, ) `Our Lord! rid us of this calamity, truly we will be believers. '

Arthur John Arberry

'O our Lord, remove Thou from us the chastisement; we are believers. '

Bijan Moeinian

"Our Lord, remove this disaster as we really believe in you!"

E. Henry Palmer

Our Lord! remove from us the torment; verily, we are believers.

Edip-Layth

"Our Lord, remove the retribution from us; we are those who acknowledge."

George Sale

They shall say, O Lord, take this plague from off us: Verily we will become true believers.

Hamid S. Aziz

(They pray, ) "Our Lord! Remove from us the punishment; surely we are believers. "

Mahmoud Ghali

"Our Lord, lift off from us the torment; surely, we are believers. "

Marmaduke Pickthall

(Then they will say): Our Lord relieve us of the torment. Lo! we are believers.

Mohamed Ahmed - Samira

"O Lord, take away this torment from us," (they will pray); "we have come to believe. "

Muhammad Asad

O our Sustainer, relieve us of suffering, for, verily, we [now] believe [in Thee]!"

Mustafa Khattab

Our Lord! Remove ˹this˺ torment from us, ˹and˺ we will certainly believe."

Progressive Muslims

"Our Lord, remove the retribution from us; we are believers. "

Rashad Khalifa

"Our Lord, relieve this retribution for us; we are believers."

Sahih International

[They will say], "Our Lord, remove from us the torment; indeed, we are believers. "

Sam Gerrans

“Our Lord: remove Thou from us the punishment; we are believers!”

Shabbir Ahmed

O Our Lord! Relieve us of this suffering. Behold, now we are believers (in Your Laws)."

Syed Vickar Ahamed

(They will say:) "Our Lord! Remove the penalty from us, really, we are believers!"

Taqi Usmani

(Then they will say,) "O our Lord, remove from us the punishment; we will truly believe."

The Monotheist Group

"Our Lord, remove the retribution from us; we are believers."

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Duhân suresi, 12. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Duhân suresi, 12. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Duhân suresi, 12. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩