En'âm suresi

En'âm suresi, 42. ayet

En'âm suresi, 42. ayet. وَلَقَدْ أَرْسَلْنَآ إِلَىٰٓ أُمَمٍ مِّن قَبْلِكَ فَأَخَذْنَٰهُم بِٱلْبَأْسَآءِ وَٱلضَّرَّآءِ لَعَلَّهُمْ يَتَضَرَّعُونَ

veleḳad erselnâ ilâ ümemim min ḳablike feeḫaẕnâhüm bilbe'sâi veḍḍarrâi le`allehüm yeteḍarra`ûn.

Diyanet İşleri

Andolsun, senden önce birtakım ümmetlere de peygamberler gönderdik. (Peygamberlerini dinlemediler.) Sonunda, yalvarsınlar da tövbe etsinler diye onları şiddetli yoksulluk ve darlıklarla yakaladık.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

En'âm 39–45 · surenin 42. ayeti / 165

Konu Sıkıntıda yalnız O'na dua; müjdeci ve uyarıcı peygamberler En'âm 40–49 3

  1. En'âm 39

    Ayetlerimizi yalanlayanlar, karanlıklar içerisindeki birtakım sağırlar ve dilsizlerdir. Allah, kimi dilerse onu şaşırtır. Kimi de dilerse onu dosdoğru yol üzere kılar.

  2. En'âm 40

    (Ey Muhammed!) De ki: "Söyleyin bakalım. Acaba size Allah'ın azabı gelse veya size kıyamet saati gelip çatsa (böyle bir durumda) siz Allah'tan başkasını mı çağırırsınız? Eğer (putların size yararı dokunduğu iddianızda) doğru söyleyenlerseniz (haydi onları yardıma çağırın).

  3. En'âm 41

    Hayır! (Bu durumda) yalnız O'na dua edersiniz, O da dilerse (kurtulmak için) dua ettiğiniz sıkıntıyı giderir ve siz o an Allah'a ortak koştuklarınızı unutursunuz.

  4. 42

    Andolsun, senden önce birtakım ümmetlere de peygamberler gönderdik. (Peygamberlerini dinlemediler.) Sonunda, yalvarsınlar da tövbe etsinler diye onları şiddetli yoksulluk ve darlıklarla yakaladık.

  5. En'âm 43

    Hiç olmazsa onlara azabımız geldiği zaman yakarıp tövbe etselerdi ya.. Fakat (onu yapmadılar) kalpleri katılaştı. Şeytan da yapmakta olduklarını zaten onlara süslü göstermişti.

  6. En'âm 44

    Derken onlar kendilerine hatırlatılanı unuttuklarında, (önce) üzerlerine her şeyin kapılarını açtık. Sonra kendilerine verilenle sevinip şımardıkları sırada, onları ansızın yakaladık da bir anda tüm ümitlerini kaybedip yıkıldılar.

  7. En'âm 45

    Böylece zulmeden o toplumun kökü kesildi. Hamd, alemlerin Rabbi Allah'a mahsustur.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

42. Yüce Allah: “Andolsun ki senden önceki ümmetlere” geçmiş ümmetlere, önceki nesiller arasından senden önceki ümmetlere biz nice “peygamberler gönderdik.” Ancak peygamberlerimizi yalanladılar ve âyetlerimizi bile bile inkâr ettiler. “Belki” bize “yalvarırlar diye” ve sıkıntı esnasında bize sığınırlar diye bizden onlara bir rahmet olmak üzere “onları darlığa ve sıkıntıya” fakirlik, hastalık, çeşitli afet ve musibetlere “uğrattık.”

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

-Ey Resul!- Ant olsun ki senden önceki ümmetlere de peygamberler gönderdik. Onları yalanladılar, onların getirdiklerinden yüz çevirdiler. Biz de onları şiddetli fakirlik, bedenlerine zarar veren hastalıklara uğrattık ki, Rablerine boyun eğip yalvarsınlar.

Kelimeler

11 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَلَقَدْ velekad muhakkak
  2. أَرْسَلْنَآ erselna (elçiler) gönderdik kök: رسل
  3. إِلَىٰٓ ila
  4. أُمَمٍۢ umemin ümmetlere kök: امم
  5. مِّن min
  6. قَبْلِكَ kablike senden önce de kök: قبل
  7. فَأَخَذْنَـٰهُم feehaznahum onları yakalayıp cezalandırmıştık kök: اخذ
  8. بِٱلْبَأْسَآءِ bil-be'sa'i darlık ile kök: باس
  9. وَٱلضَّرَّآءِ ve dderra'i ve sıkıntı ile kök: ضرر
  10. لَعَلَّهُمْ leallehum belki onlar
  11. يَتَضَرَّعُونَ yetederraune yalvarırlar diye kök: ضرع

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: ضرع (8 geçiş) · Aynı kök: باس (73 geçiş) · Aynı kök: ضرر (74 geçiş)

    Biz hiçbir memlekete bir peygamber göndermedik ki (karşı çıkmaktan vazgeçip) yalvarıp yakarsınlar diye ora halkını yoksulluk ve sıkıntıya uğratmış…

  • Aynı kök: ضرع (8 geçiş) · Aynı kök: باس (73 geçiş)

    Hiç olmazsa onlara azabımız geldiği zaman yakarıp tövbe etselerdi ya.. Fakat (onu yapmadılar) kalpleri katılaştı. Şeytan da yapmakta olduklarını…

  • Aynı kök: باس (73 geçiş) · Aynı kök: امم (118 geçiş) · Ortak kavram: Ümmet

    Musa, kavmine kızgın ve üzgün olarak döndüğünde, "Benden sonra arkamdan ne kötü işler yaptınız! Rabbinizin emrini beklemeyip acele mi ettiniz?" dedi.…

  • Aynı kök: ضرر (74 geçiş) · Aynı kök: امم (118 geçiş) · Ortak kavram: Ümmet

    De ki: "Allah dilemedikçe, ben kendime bile ne bir zarar, ne de fayda verme gücüne sahibim. Her milletin bir eceli vardır. Onların eceli geldi mi, ne…

  • Aynı kök: باس (73 geçiş) · Aynı kök: ضرر (74 geçiş)

    "Süleyman'ın hükümranlığı hakkında şeytanların (ve şeytan tıynetli insanların) uydurdukları yalanların ardına düştüler. Oysa Süleyman (büyü yaparak)…

  • Aynı kök: باس (73 geçiş) · Aynı kök: ضرر (74 geçiş)

    Hani İbrahim, "Rabbim! Bu şehri güvenli bir şehir kıl. Halkından Allah'a ve ahiret gününe iman edenleri her türlü ürünle rızıklandır" demişti. Allah…

  • Aynı kök: ضرع (8 geçiş)

    De ki: "Sizler, açıktan ve gizlice O'na 'Eğer bizi bundan kurtarırsa, elbette şükredenlerden olacağız' diye dua ederken, sizi karanın ve denizin…

  • Aynı kök: امم (118 geçiş) · Ortak kavram: Ümmet

    Bunların bir de ümmi takımı vardır; Kitab'ı (Tevrat'ı) bilmezler. Onların bütün bildikleri bir sürü kuruntulardır. Onlar sadece zanda bulunurlar.

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

81 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Yemin olsun ki senden önceki ümmetlere de elçiler göndermiştik. dipnot 1 (Gerçeğe) boyun eğsinler diye onları çeşitli sıkıntı ve darlık ile denemiştik.

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Benzer mesajlar: Yûnus 10:47; Ra‘d 13:7; Hicr 15:10; Nahl 16:36, 63; Fâtır 35:24; Zuhruf 43:6. Ayrıca İsrâ 17:15'te geçtiği üzere, vahiy hiç ulaşmamış veya doğru ulaşmamış kişilere vahiy ile ilgili azap edilmeyeceği ifade edilmektedir.

Mustafa İslamoğlu

Doğrusu Biz, senden önceki topluluklara da mesajlarımızı göndermiştik. Onları da şiddetli zorluğa ve darlığa düşürdük ki, acziyetlerini itiraf etsinler.

Muhammed Esed

Biz, senden önceki toplumlara da mesajlarımızı gönderdik (ey Peygamber,) ve onları sıkıntı ve zorluklara uğrattık ki tevazu ile boyun eğsinler.

Ahmed Hulusi

Andolsun ki, senden önce de topluluklara (Rasul) irsal ettik. . . Belki boyun eğerek dua ederler diye onları azap ve hastalık ile yakaladık.

Ali Bulaç

Andolsun, senden önceki ümmetlere (peygamberler) gönderdik de onları dayanılmaz zorluk (yoksulluk) ve sıkıntılarla çeviriverdik. Umulur ki yalvarırlar diye.

Ali Özek ve heyeti

Andolsun ki, senden önceki ümmetlere de elçiler gönderdik. Ardından boyun eğsinler diye onları darlık ve hastalıklara uğrattık.

Ali Rıza Safa

Gerçek şu ki, senden önce de topluluklara gönderdik. Onları, yoksulluklara ve zorluklara uğrattık; belki yalvararak yakarışlarda bulunurlar diye.

Bayraktar Bayraklı

Senden önce de milletlere peygamberler göndermiştik. Boyun eğsinler diye onları darlık ve sıkıntıya uğrattık.

Edip Yüksel

Senden önceki toplumlara da elçiler gönderdik. Yalvarsınlar diye onları darlık ve sıkıntılarla sınadık.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Senden önceki toplumlara da elçiler gönderdik. Yalvarsınlar diye onları darlık ve sıkıntılarla sınadık.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Andolsun ki, senden önce bir takım ümmetlere de peygamberler gönderdik; dinlemediler. Biz de onları yalvarıp yakarsınlar diye darlık ve sıkıntı ile cezalandırdık.

Elmalılı Hamdi Yazır

Celalim hakkı için senden önce bir takım ümmetlere Resuller gönderdik dinlemediler de onları şiddetler ve zaruretlerle sıktık gerek ki yalvarsınlar diye

Erhan Aktaş

Ant olsun ki Biz, senden önceki ümmetlere de gönderdik. dipnot 1 Belki tederruda dipnot 2 bulunurlar diye onları darlık ve sıkıntı ile yakaladık. dipnot 3

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Azap veya elçiler.
  2. metne dön, dipnot 2
    Allah'ın yüceliği karşısında küçülerek, basitliğinin, muhtaçlığının bilincinde olarak, acziyetini ifade ederek tevazu üstüne tevazu göstererek istekte bulunmak.
  3. metne dön, dipnot 3
    Bkz. 6:40, 41, 42, 43 ve 44. ayetler aynı konu bağlamında değerlendirilmelidir. Söz konusu ümmetler (toplumlar) kalpleri katılaşmış, azgınlaşmış ve iyice sapkınlaşmış toplumlardır.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Ant olsun ki Biz, senden önceki ümmetlere de gönderdik. dipnot 1 Belki tederruda dipnot 2 bulunurlar diye onları darlık ve sıkıntı ile yakaladık. dipnot 3

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Azap veya elçiler.
  2. metne dön, dipnot 2
    Allah'ın yüceliği karşısında küçülerek, basitliğinin, muhtaçlığının bilincinde olarak, acziyetini ifade ederek tevazu üstüne tevazu göstererek istekte bulunmak.
  3. metne dön, dipnot 3
    Bu ayet, 40, 41, 42, 43 ve
  4. metne dön, dipnot 4
    ayetlerle aynı konu bağlamında değerlendirilmelidir. Söz konusu ümmetler (toplumlar) kalpleri katılaşmış, azgınlaşmış ve iyice sapkınlaşmış toplumlardır.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Ant olsun ki Biz, senden önceki ümmetlere de gönderdik. dipnot 1 Belki yalvarırlar diye onları darlık ve sıkıntı ile yakaladık. dipnot 2

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Azap veya elçiler.
  2. metne dön, dipnot 2
    Bu ayet, 40, 41,42,43 ve 44. ayetlerle aynı konu bağlamında değerlendirilmelidir. Söz konusu ümmetler(toplumlar) kalpleri katılaşmış, azgınlaşmış ve iyice sapkınlaşmış toplumlardır.

Gültekin Onan

Andolsun, senden önceki ümmetlere (elçiler) gönderdik de onları dayanılmaz zorluk (yoksulluk) ve sıkıntılarla çeviriverdik. Umulur ki yalvarırlar (tazarru) diye...

Hasan Basri Çantay

Andolsun ki biz, senden evvelki ümmetlere de peygamberler gönderdik de (küfr-ü inkarlarından dolayı) kendilerini çetin bir yoksullukla, çeşitli hastalıkla yakaladık, olur ki yalvarırlar, (tevbe ederler diye).

İbni Kesir

Andolsun ki; Biz, senden önceki ümmetlere de peygamberler gönderdik. Yalvarsınlar diye, onları darlık ve sıkıntıya soktuk.

Mehmet Alagaş

(33-45) Kesinlikle biz biliyoruz ki onların söyledikleri seni hüzünlendiriyor, onlar kesinlikle seni yalanlamıyorlar, zalimler Allah’ın ayetlerine karşı çaba içindeler, (onların derdi seninle değil bizimle) senden önce de kesinlikle elçiler yalanlandı (yeni bir şey değil ki) yalanlamalarına ve eziyetlerine yardımımız gelene kadar sabrettiler, Allah’ın kelimelerinin yerine başka kelimeler getirilemez, kesin olan şu ki elçilerin haberlerinden sana da geldi, onların sırtlarını dönmeleri senin ağrına gittiyse, eğer ki gücün de yeterse yerde ulaşabileceğin bir tüneli ya da semaya bir merdiveni delil olarak / ayet olarak onlara getir, eğer ki Allah dileseydi onların hepsi yola girmiş olarak / hidayete ermiş olarak biraraya gelirlerdi, Aman ha cahillerden olma. Muhakkak ki işiten kimseler cevap verir, ölüleri ise Allah tekrar diriltir sonrada ona geri götürülürler /rücu edilirler, dediler ki Rabbinden üzerimize bir mucize / ayet indirilse ya! de ki ayet indirmeye güç yetiren muhakkak ki Allah'tır ve fakat onların çoğu / ekserisi bilmiyorlar. Arzda hiçbir yaratık yahut kanatlarıyla uçan yok ki sizler gibi bir toplum / ümmet olmasınlar, kitapta biz hiçbir şeyi eksik bırakmadık, s onra Rabbinizde bir araya geleceksiniz. Ayetlerimizi yalanlayanlar karanlıktaki sağırdırlar dilsizdirler, Allah kimi isterse onu saptırır, kimi isterse de onu doğru yol üzere / istikamet üzere yapar. De ki görebilir misiniz? size Allah'ın azabı gelse ya da saat size gelse , eğer sözünüze bağlı / sözünüze sadık iseniz Allah'tan başkasını çağırır mısınız? Bilakis sadece O’nu çağırırsınız, O da isterse , O’nu ne için çağırdı iseniz onu giderir ve siz de unutursunuz teşekkür etmezsiniz. Kesin olan şu ki senden önceki toplumlara da gönderdik, zararla ve darlıkla onları tutup yakaladık böylelikle belki yakarırlar / belki yalvarırlar diye. Bari darlığımız onlara geldiğinde yalvarıp yakarsalardı ve fakat kalpleri katılaştı / kasetleşti ve şeytan da onlara yaptıklarını süslü gösterdi. Ne zaman ki O ’nu / Allah’ı hatırlamayı unuttular, biz de her bir şeyin kapısını onlara açtık, ta ki onlara verilenlerle şımardıklarında / ferahladıklarında ansızın / birdenbire onları tutup yakaladık ve o zaman da onlar , ümitsizliğe düştüler, zalim kavmin ardı arkası kesildi, evrenlerin / alemlerin Rabbine övgü olsun / hamdolsun.

Rowwad Tercüme Merkezi

Andolsun, senden önce de ümmetlere peygamberler gönderdik ve belki yalvarırlar diye kendilerini darlık ve sıkıntıya soktuk.

Süleyman Ateş

Senden önce de ümmetlere elçiler gönderdik. (İnkarlarından dönüp bize) yalvarsınlar diye onları darlık ve sıkıntı ile yakalayıp cezalandırmıştık.

Süleymaniye Vakfı

Senden önceki toplumlara da elçiler göndermiş, belki yalvarıp yakarırlar diye onları çeşitli sıkıntılara ve zararlara uğratmıştık.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Senden önceki toplumlara da (ümmetlere de) elçiler göndermiştik. Belki yalvarıp yakarırlar diye onları çeşitli baskılara ve zorluklara uğratmıştık.

Şaban Britch

Senden önceki toplumlara da (elçiler) göndermiş ve belki yalvarıp yakarırlar diye onları darlık ve sıkıntıya sokmuştuk.

Şaban Piriş

Senden önceki toplumlara da (elçiler) göndermiş ve belki yalvarıp yakarırlar diye onları darlık ve sıkıntıya sokmuştuk.

Yaşar Nuri Öztürk

Andolsun ki, senden önce de ümmetlere elçiler göndermiştik. O ümmetleri, bize yaklaşıp sığınsınlar diye zorluklar ve darlıklarla yakalamıştık.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

We have sent Messengers before you O Muhammad to peoples who came to this world before your people, and We afflicted them with misfortunes and wedded them to calamities hoping they would, humble themselves to Allah.

Abdul Haleem

We sent messengers before you [Prophet] to many communities and afflicted their people with suffering and hardships, so that they could learn humility.

Abdullah Yusuf Ali

Before thee We sent (messengers) to many nations, and We afflicted the nations with suffering and adversity, that they might learn humility.

Abul A'la Maududi

And We did indeed send Messengers to other nations before you and then We seized those nations with misfortune and hardship so that they might humble themselves (before Us).

Aisha Bewley

We sent Messengers to nations before you, and afflicted those nations with hardship and distress so that hopefully they would humble themselves.

Al-Hilali & Khan

Verily, We sent (Messengers) to many nations before you (O Muhammad صلى الله عليه وسلم). And We seized them with extreme poverty (or loss in wealth) and loss in health (with calamities) so that they might humble themselves (believe with humility).

Ali Quli Qarai

We have certainly sent [apostles] to nations before you, then We seized them with stress and distress so that they might entreat [Us].

Amatul Rahman Omar

We have already sent (Messengers) towards the communities before you, then (on their rejecting the Messengers) We afflicted them with destitution, calamities and adversities so that they might become humble (before Us).

Arthur John Arberry

Indeed We sent to nations before thee, and We seized them with misery and hardship that haply they might be humble;

Bijan Moeinian

There were other prophets sent to many other nations [such as Moses to the Egyptians. ] I afflicted them with many misfortunes [such as nine disasters that the Egyptians had to go through] so that they may choose to believe and approach God with the utmost humility [by bowing down and prostrating before Him.]

E. Henry Palmer

Ere this we sent unto nations before thee, and we caught them in distress and trouble that haply they might humble themselves.

Edip-Layth

We have sent others to nations before you. We then took them with adversity and hardship, perhaps they would implore.

George Sale

And indeed We sent Messengers to peoples before thee; then We afflicted them with poverty and adversity that they might humble themselves.

Hamid S. Aziz

Ere this We sent unto nations before you, and We sent them distress and adversity that per chance (or possibly) they might humble themselves.

Mahmoud Ghali

And indeed We have already sent to nations even before you; so We took them (to task) with misery and tribulation, that possibly they would supplicate to (Us).

Marmaduke Pickthall

We have sent already unto peoples that were before thee, and We visited them with tribulation and adversity, in order that they might grow humble.

Mohamed Ahmed - Samira

We have indeed sent (apostles) to many a people before you, and inflicted upon them hardships and afflictions so that they might submit.

Muhammad Asad

And, indeed, We sent Our messages unto people before thy time, [O Prophet,] and visited them with misfortune and hardship so that they might humble themselves:

Mustafa Khattab

Indeed, We have sent messengers before you ˹O Prophet˺ to other people who We put through suffering and adversity ˹for their denial˺, so perhaps they would be humbled.

Progressive Muslims

And We have sent others to nations before you. We then took them with adversity and hardship, perhaps they would implore.

Rashad Khalifa

We have sent (messengers) to communities before you, and we put them to the test through adversity and hardship, that they may implore.

Sahih International

And We have already sent [messengers] to nations before you, [O Muúammad]; then We seized them with poverty and hardship that perhaps they might humble themselves [to Us].

Sam Gerrans

And We have sent to communities before thee; then We took them with affliction and adversity, that they might humble themselves.

Shabbir Ahmed

We sent Messengers to nations before you. (They compassionately advised their people that the Supreme Law is operative on the earth, as it is in the heavens). When those nations violated Our Laws in their societies, they had to face the consequences. They should have become humble and taken corrective action right away.

Syed Vickar Ahamed

Indeed, We sent (messengers) to many nations before you, and We gave the nations suffering and poverty that they may learn to be humble.

Taqi Usmani

We did send messengers to communities before you and put them to hardships and sufferings, so that they may supplicate in humility.

The Monotheist Group

And We have sent others to nations before you. We then took them with adversity and hardship, perhaps they would implore.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — En'âm suresi, 42. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — En'âm suresi, 42. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — En'âm suresi, 42. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩