En'âm suresi

En'âm suresi, 44. ayet

En'âm suresi, 44. ayet. فَلَمَّا نَسُوا۟ مَا ذُكِّرُوا۟ بِهِۦ فَتَحْنَا عَلَيْهِمْ أَبْوَٰبَ كُلِّ شَىْءٍ حَتَّىٰٓ إِذَا فَرِحُوا۟ بِمَآ أُوتُوٓا۟ أَخَذْنَٰهُم بَغْتَةً فَإِذَا هُم مُّبْلِسُونَ

felemmâ nesû mâ ẕükkirû bihî fetaḥnâ `aleyhim ebvâbe külli şey'. ḥattâ iẕâ feriḥû bimâ ûtû eḫaẕnâhüm bagteten feiẕâ hüm müblisûn.

Diyanet İşleri

Derken onlar kendilerine hatırlatılanı unuttuklarında, (önce) üzerlerine her şeyin kapılarını açtık. Sonra kendilerine verilenle sevinip şımardıkları sırada, onları ansızın yakaladık da bir anda tüm ümitlerini kaybedip yıkıldılar.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

En'âm 41–47 · surenin 44. ayeti / 165

Konu Sıkıntıda yalnız O'na dua; müjdeci ve uyarıcı peygamberler En'âm 40–49 3

  1. En'âm 41

    Hayır! (Bu durumda) yalnız O'na dua edersiniz, O da dilerse (kurtulmak için) dua ettiğiniz sıkıntıyı giderir ve siz o an Allah'a ortak koştuklarınızı unutursunuz.

  2. En'âm 42

    Andolsun, senden önce birtakım ümmetlere de peygamberler gönderdik. (Peygamberlerini dinlemediler.) Sonunda, yalvarsınlar da tövbe etsinler diye onları şiddetli yoksulluk ve darlıklarla yakaladık.

  3. En'âm 43

    Hiç olmazsa onlara azabımız geldiği zaman yakarıp tövbe etselerdi ya.. Fakat (onu yapmadılar) kalpleri katılaştı. Şeytan da yapmakta olduklarını zaten onlara süslü göstermişti.

  4. 44

    Derken onlar kendilerine hatırlatılanı unuttuklarında, (önce) üzerlerine her şeyin kapılarını açtık. Sonra kendilerine verilenle sevinip şımardıkları sırada, onları ansızın yakaladık da bir anda tüm ümitlerini kaybedip yıkıldılar.

  5. En'âm 45

    Böylece zulmeden o toplumun kökü kesildi. Hamd, alemlerin Rabbi Allah'a mahsustur.

  6. En'âm 46

    De ki: "Ne dersiniz, eğer Allah sizin kulağınızı ve gözlerinizi alır, kalplerinizi de mühürlerse, Allah'tan başka onu size (geri) getirecek ilah kimmiş?" Bak, biz ayetleri değişik biçimlerde nasıl açıklıyoruz, sonra onlar nasıl yüz çeviriyorlar?

  7. En'âm 47

    De ki: "Ne dersiniz, Allah'ın azabı size beklenmedik bir anda veya açıktan açığa gelse, zalimler toplumundan başkası mı helak edilecek?"

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

44. “Onlar kendilerine verilen öğütleri unutunca, biz de üzerlerine” dünya ve dünyanın lezzetleri ve gafletleri türünden “her şeyin kapılarını açtık. Nihâyet kendilerine verilenlerle şımarınca ansızın onları yakalayıverdik de ümitsizce kalakaldılar.” Her türlü hayırdan yana ümitlerini kestiler. Bu ise olabilecek en şiddetli azaptır. Yani farkında olmadan, gaflet içerisinde iken, huzur ve rahat içinde iken azabın onları gelip yakalaması... Böylelikle azapları daha ağır, musibetleri daha büyük olur.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Şiddetli fakirlik ve hastalıklarla kendilerine verilen öğütleri terk edip Allah'ın emirleri ile amel etmediklerinde, onlara rızık kapılarını açarak istidracta bulunduk. Fakirlikten sonra zenginlikleri, hastalıktan sonra onların bedenlerini sağlığa kavuşturduk. Ancak onlar kibirlendiler. Kendilerine verilen nimetlerle saşkınlığa kapıldılar ve azabımız aniden gelip onları yakaladı. Neye uğradıklarını bilemediler, umut ettikleri şeyde ümitsizliğe kapıldılar.

Kelimeler

20 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. فَلَمَّا felemma ne zaman ki
  2. نَسُوا۟ nesu unutunca kök: نسي
  3. مَا ma
  4. ذُكِّرُوا۟ zukkiru yapılan uyarıları kök: ذكر
  5. بِهِۦ bihi kendileri
  6. فَتَحْنَا fetehna açıverdik kök: فتح
  7. عَلَيْهِمْ aleyhim üzerlerine
  8. أَبْوَٰبَ ebvabe kapılarını kök: بوب
  9. كُلِّ kulli her kök: كلل
  10. شَىْءٍ şey'in şeyin kök: شيا
  11. حَتَّىٰٓ hatta nihayet
  12. إِذَا iza sırada
  13. فَرِحُوا۟ ferihu sevince daldıkları kök: فرح
  14. بِمَآ bima şey ile
  15. أُوتُوٓا۟ utu kendilerine verilen kök: اتي
  16. أَخَذْنَـٰهُم ehaznahum onları yakaladık kök: اخذ
  17. بَغْتَةًۭ begteten ansızın kök: بغت
  18. فَإِذَا fe iza böylece
  19. هُم hum onlar
  20. مُّبْلِسُونَ mublisune bütün umutlarnı yitirdiler kök: بلس

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: بلس (5 geçiş) · Aynı kök: بوب (27 geçiş) · Aynı kök: فتح (38 geçiş)

    Sonunda onlara şiddetli bir azap kapısı açtığımızda bir de bakarsın onun içinde ümitsizliğe düşüvereceklerdir.

  • Aynı kök: فرح (22 geçiş) · Aynı kök: فتح (38 geçiş)

    Şüphesiz Karun, Musa'nın kavmindendi. Onlara karşı azgınlık etti. Biz ona, anahtarlarını (bile taşımak) güçlü bir topluluğa ağır gelecek hazineler…

  • Aynı kök: بوب (27 geçiş) · Aynı kök: فتح (38 geçiş)

    Ayetlerimizi yalanlayanlar ve o ayetlere uymayı kibirlerine yediremeyenler var ya, onlara göklerin kapıları açılmaz. Onlar, deve iğne deliğinden…

  • Aynı kök: بوب (27 geçiş) · Aynı kök: فتح (38 geçiş)

    (14-15) Onlara gökten bir kapı açsak da oradan yukarı çıkmaya koyulsalar, yine "Gözlerimiz döndürüldü, biz herhalde büyülenmiş bir toplumuz" derlerdi.

  • Aynı kök: بوب (27 geçiş) · Aynı kök: فتح (38 geçiş)

    (49-50) Bu bir öğüttür. Allah'a karşı gelmekten sakınanlar için elbette güzel bir dönüş yeri, kapıları kendilerine açılmış olarak Adn cennetleri…

  • Aynı kök: بلس (5 geçiş)

    Kıyametin kopacağı günde, suçlular hayal kırıklığı içinde ümitsizliğe düşeceklerdir.

  • Aynı kök: بلس (5 geçiş)

    Oysa onlar daha önce kendilerine yağmur yağdırılmadan evvel kesin bir ümitsizliğe kapılmışlardı.

  • Aynı kök: بغت (13 geçiş)

    Allah'ın huzuruna çıkmayı yalanlayanlar gerçekten ziyana uğramıştır. Nihayet onlara ansızın o saat (kıyamet) gelip çatınca, bütün günahlarını…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

83 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Kendilerine yapılan uyarıları unuttuklarında, üzerlerine her şeyin kapılarını açmıştık. Sonunda kendilerine verilenler yüzünden şımardıkları zaman onları ansızın yakalamıştık; birdenbire bütün ümitlerini yitirmişlerdi.

Mustafa İslamoğlu

Öyle ki, onlar kendilerine yapılan bütün uyarıları kulak ardı ettiler. Biz de nimet kapılarını ardına kadar açtık. Onlar kendilerine verilen nimetlerin hazzıyla sermest bir haldeyken, kendilerini apansız yakalayıverdik: İşte o vakit, tüm umutlarını yitirdiler.

Muhammed Esed

Sonra, kendilerine yapılan uyarıları gözardı ettiklerinde bütün (güzel) şeylerin kapılarını onlara ardına kadar açtık ve kendilerine bağışlanan şeylerden zevk alarak yararlanmaya devam ederlerken onları apansız yakaladık: işte o anda bütün ümitlerini kaybettiler;

Ahmed Hulusi

Ne zaman ki kendilerine hatırlatılan şeyi (Allah için yaratılmış olduklarını) unuttular, onlara her şeyin (dünya güzelliklerinin) kapılarını açtık. . . Nihayet (kendilerine) verilenler ile keyiflenip şımardıkları bir sırada, onları ansızın yakaladık! Bir anda tüm umutları sönerek çaresiz kaldılar!

Ali Bulaç

Derken kendilerine hatırlatılanı unuttuklarında, onların üzerlerine her şeyin kapılarını açtık. Öyleki kendilerine verilen şeylerle 'sevince kapılıp şımarınca', onları apansız yakalayıverdik. Artık onlar umutları suya düşenler oldular.

Ali Özek ve heyeti

Kendilerine yapılan uyarıları unuttuklarında, (indirmiş olduğumuz sıkıntı ve musibetleri kaldırıp) üzerlerine her şeyin kapılarını açtık. Nihayet kendilerine verilenler yüzünden şımardıkları zaman onları ansızın yakaladık, birdenbire onlar bütün ümitlerini yitirdiler.

Ali Rıza Safa

Öğretiyi unuttuklarında, verilenlerle sevinip şımarıncaya değin, her şeyin kapılarını onların üzerine açtık. Onları ansızın yakaladığımızda, artık, tüm umutlarını yitirdiler.

Bayraktar Bayraklı

Kendilerine yapılan uyarıları unuttuklarında, üzerlerine her şeyin kapılarını açıverdik. Nihayet, kendilerine verilenler yüzündenşımardıkları sırada onları ansızın yakaladık, birden bire bütün umutlarını yitirdiler.

Edip Yüksel

Kendilerine iletilen mesajı unuttuklarında kendilerine her şeyin kapısını ardına kadar açtık. Kendilerine verilenlerle şımarınca onları ansızın yakaladık ve böylece şaşkın ve umutsuz kaldılar.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Kendilerine iletilen mesajı unuttuklarında kendilerine her şeyin kapısını ardına kadar açtık. Kendilerine verilenlerle şımarınca onları ansızın yakaladık ve böylece şaşkın ve umutsuz kaldılar.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Vakta ki yapılan uyarıları unuttular, üzerlerine herşeyin kapılarını açıverdik. Nihayet kendilerine verilen bu bolluk ve serbestlik ile tam ferahlandıkları, düzlüğe çıktıkları sırada ansızın kendilerini yakalayıverdik! Hepsi bir anda bütün ümitlerinden mahrum kaldılar.

Elmalılı Hamdi Yazır

Bu sebeble vaktaki edilen ıhtarları unuttular, üzerlerine her şey'in kapılarını açıverdik, nihayet kendilerine verilen bu genişlik ve serbeslik ile tam ferahlandıkları sırada ansızın tuttuk kendilerini yakalayıverdik ne bakarsın hepsi bir anda bütün ümidlerinden mahrum düştüler

Erhan Aktaş

Onlar, verilen öğüdü unutunca, onlara her şeyin kapılarını açtık; kendilerine verilen şeylerle sevince daldıkları sırada onları ansızın yakalayıverdik. O zaman bütün ümitleri boşa çıktı.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Onlar, verilen öğüdü unutunca, onlara her şeyin kapılarını açtık; kendilerine verilen şeylerle sevince daldıkları sırada onları ansızın yakalayıverdik. O zaman bütün ümitleri boşa çıktı.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Onlar, verilen öğüdü unutunca, onlara her şeyin kapılarını açtık; kendilerine verilen şeylerle sevince daldıkları sırada onları ansızın yakalayıverdik. O zaman bütün ümitleri boşa çıktı.

Gültekin Onan

Derken kendilerine hatırlatılanı unuttuklarında, onların üzerlerine her şeyin kapılarını açtık. Öyle ki, kendilerine verilen şeylerle 'sevince kapılıp şımarınca', onları apansız yakalayıverdik. Artık onlar umutları suya düşenler oldular.

Hasan Basri Çantay

Onun için bunlar kendilerine ne hatırlatıldı, öğüd verildiyse onları unutunca üzerlerine her şey'in (her zevkin, her nimetin) kapılarını açdık, nihayet kendilerine verilen o şeyler (o genişlik ve o serbestlik) yüzünden (tam şımarıb) ferahlandıkları vakit da onları ansızın tutub yakalayıverdik ve artık o anda onlar bütün ümidlerinden mahrum kaldılar.

İbni Kesir

Onlar, kendilerine hatırlatılan şeyleri unutunca; Biz de kendilerine her şeyin kapılarını açtık. Nihayet kendilerine verilen o şeyler yüzünden sevinince; onları, ansızın yakaladık ve bütün ümitlerinden mahrum kaldılar.

Mehmet Alagaş

(33-45) Kesinlikle biz biliyoruz ki onların söyledikleri seni hüzünlendiriyor, onlar kesinlikle seni yalanlamıyorlar, zalimler Allah’ın ayetlerine karşı çaba içindeler, (onların derdi seninle değil bizimle) senden önce de kesinlikle elçiler yalanlandı (yeni bir şey değil ki) yalanlamalarına ve eziyetlerine yardımımız gelene kadar sabrettiler, Allah’ın kelimelerinin yerine başka kelimeler getirilemez, kesin olan şu ki elçilerin haberlerinden sana da geldi, onların sırtlarını dönmeleri senin ağrına gittiyse, eğer ki gücün de yeterse yerde ulaşabileceğin bir tüneli ya da semaya bir merdiveni delil olarak / ayet olarak onlara getir, eğer ki Allah dileseydi onların hepsi yola girmiş olarak / hidayete ermiş olarak biraraya gelirlerdi, Aman ha cahillerden olma. Muhakkak ki işiten kimseler cevap verir, ölüleri ise Allah tekrar diriltir sonrada ona geri götürülürler /rücu edilirler, dediler ki Rabbinden üzerimize bir mucize / ayet indirilse ya! de ki ayet indirmeye güç yetiren muhakkak ki Allah'tır ve fakat onların çoğu / ekserisi bilmiyorlar. Arzda hiçbir yaratık yahut kanatlarıyla uçan yok ki sizler gibi bir toplum / ümmet olmasınlar, kitapta biz hiçbir şeyi eksik bırakmadık, s onra Rabbinizde bir araya geleceksiniz. Ayetlerimizi yalanlayanlar karanlıktaki sağırdırlar dilsizdirler, Allah kimi isterse onu saptırır, kimi isterse de onu doğru yol üzere / istikamet üzere yapar. De ki görebilir misiniz? size Allah'ın azabı gelse ya da saat size gelse , eğer sözünüze bağlı / sözünüze sadık iseniz Allah'tan başkasını çağırır mısınız? Bilakis sadece O’nu çağırırsınız, O da isterse , O’nu ne için çağırdı iseniz onu giderir ve siz de unutursunuz teşekkür etmezsiniz. Kesin olan şu ki senden önceki toplumlara da gönderdik, zararla ve darlıkla onları tutup yakaladık böylelikle belki yakarırlar / belki yalvarırlar diye. Bari darlığımız onlara geldiğinde yalvarıp yakarsalardı ve fakat kalpleri katılaştı / kasetleşti ve şeytan da onlara yaptıklarını süslü gösterdi. Ne zaman ki O ’nu / Allah’ı hatırlamayı unuttular, biz de her bir şeyin kapısını onlara açtık, ta ki onlara verilenlerle şımardıklarında / ferahladıklarında ansızın / birdenbire onları tutup yakaladık ve o zaman da onlar , ümitsizliğe düştüler, zalim kavmin ardı arkası kesildi, evrenlerin / alemlerin Rabbine övgü olsun / hamdolsun.

Rowwad Tercüme Merkezi

Verilen öğütleri unuttukları bir sırada, her şeyin kapılarını onlara açtık. Kendilerine verilenler ile şımarıp azdıkları zaman, onları ansızın bütün ümitlerini yitirmiş bir halde yakaladık.

Süleyman Ateş

Kendileri yapılan uyarıları unutunca, üzerlerine her şeyin kapılarını açıverdik; kendilerine verilenle sevince daldıkları sırada da ansızın onları yakaladık, birden bire bütün umutlarını yitirdiler.

Süleymaniye Vakfı

Akılda tutulması gereken bilgileri dipnot 1 akıllarından çıkardıkları zaman onlara bütün kapıları açtık. Verilen nimetlerle şımardıkları bir sırada da onları ansızın yakaladık. Bütün umutlarını kaybettiler.

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Kendilerine hatırlatılan görevleri unuttukları zaman önlerine bütün kapıları açarız. Verilen nimetlerle şımardıkları bir sırada da onları yakalayıveririz. Birden bire umutsuzluğa düşerler.

Şaban Britch

Verilen öğütleri unuttukları bir sırada, her şeyin kapılarını onlara açtık. Kendilerine verilenler ile şımarıp azdıkları zaman, onları ansızın bütün ümitlerini yitirmiş bir halde yakaladık.

Şaban Piriş

Verilen öğütleri unuttukları bir sırada, her şeyin kapılarını onlara açtık. Kendilerine verilenler ile şımarıp, azdıkları zaman, onları ansızın bütün ümitlerini yitirmiş bir halde yakaladık.

Yaşar Nuri Öztürk

Öğütlenmeye çağırıldıkları şeyi unutunca, her şeyin kapılarını üzerlerine açıverdik. Nihayet, kendilerine verilenle sevinç şımarıklığına daldıkları bir sırada, ansızın onları yakaladık. Tüm ümitlerini bir anda yitirdiler.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

And when they became wilfully unmindful of all that We had imparted to them of knowledge and of the misfortunes they suffered, We opened, for them all the great channels of prosperity until their appetite and desire were gratified and they rejoiced beyond a common joy. There and then We suddenly seized them and dressed them with ruin and there, they simply gave up hope and nursed despair.

Abdul Haleem

So, when they had forgotten the warning they had received, We opened the gates to everything for them. Then, as they revelled in what they had been given, We struck them suddenly and they were dumbfounded.

Abdullah Yusuf Ali

But when they forgot the warning they had received, We opened to them the gates of all (good) things, until, in the midst of their enjoyment of Our gifts, on a sudden, We called them to account, when lo! they were plunged in despair!

Abul A'la Maududi

So, when they forgot what they had been reminded of, We opened the gates of all things so that while they rejoiced in what they had been granted We seized them suddenly and they were plunged into utter despair.

Aisha Bewley

When they forgot what they had been reminded of, We opened up for them the doors to everything, until, when they were exulting in what they had been given, We suddenly seized them and at once they were in despair.

Al-Hilali & Khan

So, when they forgot (the warning) with which they had been reminded, We opened for them the gates of every (pleasant) thing, until in the midst of their enjoyment in that which they were given, all of a sudden, We took them (in punishment), and lo! They were plunged into destruction with deep regrets and sorrows.

Ali Quli Qarai

So when they forgot what they had been admonished of, We opened for them the gates of all [good] things. When they rejoiced in what they were given, We seized them suddenly, whereat, behold, they were despondent.

Amatul Rahman Omar

Then, when they abandoned that whereof they had been reminded, We opened to them the gates of everything. Until when they began to boast over what they were given, We seized them unawares; then behold! they were in sore despair (of all good).

Arthur John Arberry

So, when they forgot what they were reminded of; We opened unto them the gates of everything until; when they rejoiced in what they were given, We seized them suddenly, and behold, they were sore confounded.

Bijan Moeinian

In spite of their [rebellion] and forgetting what was revealed to them, I showered them with many blessings. In response, they got totally involved in [nothing but the] entertainment and vanities. It was then that, all of a sudden, I seized them with the disasters and they were the most miserable.

E. Henry Palmer

And when they forgot what they were reminded of, we opened for them the gates of everything, until when they rejoiced at what they had, we caught them up suddenly, and lo! they were in despair.

Edip-Layth

So when they forgot what they had been reminded of, We opened for them the gates of all opportunities; and when they became haughty with what they were given, We took them suddenly! They were confounded.

George Sale

When they forgot that with which they had been admonished, and We opened unto them the gates of all things, till, even as they were rejoicing in what they were given, We seized them suddenly, and lo! they were in utter despair.

Hamid S. Aziz

And when they forgot what they were reminded of, We opened for them the gates of all things, until when they rejoiced at what they had, We caught them up suddenly (or unawares, unexpectedly), and Lo! They were plunged into despair.

Mahmoud Ghali

So, as soon as they forgot what they were reminded of, We opened upon them the gates of everything, until when they exulted with what was brought to them, We took them (away) suddenly; then lo, they were dumbfounded.

Marmaduke Pickthall

Then, when they forgot that whereof they had been reminded, We opened unto them the gates of all things till, even as they were rejoicing in that which they were given, We seized them unawares, and lo! they were dumbfounded.

Mohamed Ahmed - Samira

When they had become oblivious of what they were warned, We opened wide the gates of everything to them; yet as they rejoiced at what they were given, We caught them unawares, and they were filled with despair.

Muhammad Asad

Then, when they had forgotten all that they had been told to take to heart, We threw open to them the gates of all [good] things until -even as they were rejoicing in what they had been granted - We suddenly took them to task: and lo! they were broken in spirit;

Mustafa Khattab

When they became oblivious to warnings, We showered them with everything they desired. But just as they became prideful of what they were given, We seized them by surprise, then they instantly fell into despair!

Progressive Muslims

So when they forgot what they had been reminded of, We opened for them the gates of all opportunities; and when they were happy with what they were given, We took them suddenly! They were confounded.

Rashad Khalifa

When they thus disregard the message given to them, we open for them the gates of everything. Then, just as they rejoice in what was given to them, we punish them suddenly; they become utterly stunned.

Sahih International

So when they forgot that by which they had been reminded, We opened to them the doors of every [good] thing until, when they rejoiced in that which they were given, We seized them suddenly, and they were [then] in despair.

Sam Gerrans

So when they forgot that whereof they had been reminded, We opened upon them the gates of all things; when they had exulted in what they were given, We took them suddenly; and then were they in despair,

Shabbir Ahmed

They ignored the Message, and persisted in their ways. We opened for them the gates of all things and they kept enjoying life exploiting others (16:112). But the Law of Requital is ever vigilant. Social orders based on injustice and inequities eventually fail. Our Requital then came with stunning speed, and all they could do was, to plunge in despair.

Syed Vickar Ahamed

But (even) when they forgot the warning that they had received, We opened unto them the gates of all (good) things to them, until, in the middle of their enjoyment of Our gifts, all of a sudden, We called them to account, when see! They were fell into sorrow (and suffering)!

Taqi Usmani

Thereafter, when they forgot the advice they were given, We opened for them doors of everything, so that when they became proud of what they were given, We seized them suddenly and they were left in despair.

The Monotheist Group

So when they forgot what they had been reminded of, We opened for them the gates of all opportunities; and when they were happy with what they were given, We took them suddenly! They were confounded.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — En'âm suresi, 44. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — En'âm suresi, 44. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — En'âm suresi, 44. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩