Furkân suresi

Furkân suresi, 76. ayet

Furkân suresi, 76. ayet. خَٰلِدِينَ فِيهَا حَسُنَتْ مُسْتَقَرًّا وَمُقَامًا

ḫâlidîne fîhâ. ḥasünet müsteḳarrav vemüḳâmâ.

Diyanet İşleri

Orada ebedi kalırlar. Orası ne güzel bir durak ve ne güzel bir konaktır!

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Furkân 73–77 · surenin 76. ayeti / 77

Konu Rahmân'ın kullarının vasıfları Furkân 63–77 3

  1. Furkân 73

    Onlar, kendilerine Rabblerinin ayetleri hatırlatıldığı zaman, onlara kör ve sağır kesilmezler.

  2. Furkân 74

    Onlar, "Ey Rabbimiz! Eşlerimizi ve çocuklarımızı bize göz aydınlığı kıl ve bizi Allah'a karşı gelmekten sakınanlara önder eyle" diyenlerdir.

  3. Furkân 75

    İşte onlar, sabretmelerine karşılık cennetin yüksek makamlarıyla mükafatlandırılacaklar ve orada esenlik dileği ve selamla karşılanacaklardır.

  4. 76

    Orada ebedi kalırlar. Orası ne güzel bir durak ve ne güzel bir konaktır!

  5. Furkân 77

    (Ey Muhammed!) De ki: "Duanız olmasa, Rabbim size ne diye değer versin! Siz yalanladınız. Öyle ise azap yakanızı bırakmayacak."

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 75–76. ayetler için yazılmıştır.

75-76. “İşte onlar sabretmelerinden ötürü cennetin yüksek köşkleri ile mükâfatlandırılacaklar.” Canın çektiği, gözlerin lezzet aldığı her bir şeyi ihtiva eden, son derece yüksek ve mükemmel meskenlerle mükâfatlandırılacaklardır. Bu mükâfatlara sabırları sebebiyle erişeceklerdir. Nitekim Yüce Allah, şöyle buyurmaktadır: “Melekler de her kapıdan onların yanına gelip: Sabretmenize karşılık selam sizlere. (Dünya) yurdun(un) ne güzel akıbetidir bu! (derler)” (er-Ra’d, 13/23-24) Bundan dolayı Yüce Allah burada da: “Onlar orada esenlik dileği ve selâm ile karşılanırlar.” Rableri ve şerefli melekler onlara selam verecekleri gibi, kendileri de birbirlerine selam vereceklerdir. Ayrıca kederlendirici ve zevklerini bulandırıcı her şeyden yana da esenlikte olacaklardır.

zetle; Yüce Allah, bu salih kullarını ağır başlılıkla, kendisine karşı da kullarına karşıda alçak gönüllülükle, güzel edeple, hoşgörü ve tahammülle, güzel ahlâkla, cahilleri affetmekle, onlardan yüz çevirmekle, kötülüklerine karşı iyilikte bulunmakla, geceleyin ihlâsla namaz kılmakla, Rablerine kendilerini cehennemden korumak için dua etmekle, farz ve müstehap olan harcamaları yerine getirmekle, harcamada orta yolu tutmakla, -normalde ya aşırı gitmenin veya cimri davranmanın söz konusu olduğu harcamalarda orta yollu oldukları için- başka hususlarda haydi haydi orta yolu tutmamakla, büyük günahlardan uzak kalmakla, Allah’a ibadetlerinde ihlâs sahibi olmakla, başkalarının canına ve namusuna zarar vermekten uzak ve iffetli olmakla, bunlardan herhangi birisini işledikleri takdirde tevbe etmekle, kötülüklerin işlendiği, sözlü ve fiilî fâsıklıkların yapıldığı meclislerde hazır bulunmamakla ve onları da asla işlememekle, hayrı bulunmayan seviyez fiillerden ve boş sözlerden uzak kalmakla -ki bu onların erdemliliklerini, insanlıklarını ve kemallerini ifade eder-, sözlü ya da fiili düşük her bir şeyden kendilerini uzak tutmakla, Allah’ın âyetlerini kabul ile karşılamakla, o âyetlerin manalarını iyice anlamakla, bellemekle ve gereklerince amel etmekle, bu âyetlerin hükümlerini uygulamak için olanca gayretlerini harcamakla, Yüce Allah’a hem kendilerinin, hem kendileriyle ilgisi bulunanların, hem de müslümanların faydalanacağı şekilde eşlerinin, yakınlarının ve nesillerinin salih olmalarını isteyerek en güzel duaları yapmakla vasfetmiş bulunmaktadır. Eşlerine ve nesillerine gerekli bilgileri öğretmek, öğüt vermek ve nasihat etmek için çabalamak da bunun gerekleri arasındadır. Çünkü bir şeyi özellikle istemek ve bunun için Allah’a dua etmek için mutlaka onun sebeplerini de yerine getirmek gerekir. Yinre onlar, Allah’a kendileri için mümkün olan en yüksek derecelere erişmek için de dua etmişlerdir ki bu da önderlik ve sıddıklık derecesidir. Allah için gerçekten bunlar, en üstün sıfatlar ve en yüce maksatlardır. Bu maksatlar, ne kadar yüce, bu ruhlar ne kadar temiz, bu kalpler ne kadar duru ve saf, bu önder kimseler ne kadar da takvâlıdırlar! Yüce Allah’ın onlar üzerindeki lütfu, nimeti ve rahmeti de pek büyüktür. O’nun bu lütfu sayesinde de onlar bu üstün mevkilere ulaşmışlardır.

llah, bu salih kullarının vasıflarını beyan etmekle ve onların hallerini nitelendirip gayretlerinin neye yönelik olduğunu açıklamakla kullarına d abüyük bir lütufta bulunmuştur. Bunların mükâfatlarını da onlara açıklamıştır ki böylelikle onlar, bu salih kulların vasıflarına sahip olmak için özlem duysunlar. Bu uğurda bütün gayretlerini ortaya koysunlar. Bunlara her zaman ve mekanda, her an ve vakitte lütuf ve ihsanlarını sağanak sağanak yağdırandan, bunlara hidâyet verdiği gibi kendilerine de hidâyet vermesini istesinler. Onları himayesine aldığı gibi kendilerini de özel olarak himayesinin altına almasını istesinler.

amdler yalnız sanadır Allah’ım, şikayetimiz de yalnız sanadır, yardımı senden diliyoruz, senden imdat istiyoruz. Sen güç vermedikçe biz güç sahibi olamayız, kendimize bir fayda sağlamayız, gelecek zararları önleyemeyiz. Eğer sen bize bunları kolaylaştırmayacak olursan biz zerre kadar iyilik işleyemeyiz. Şüphesiz bizler zayıfız, her bakımdan âciz kimseleriz. Biz tanıklık ederiz ki Sen, bizi bir göz açıp kapayacak vakit dahi kendimize bırakacak olursan, bizi kendi zaafımızla, kendi acizliğimizle ve kendi günahlarımızla baş başa bıraktın demektir. Rabbimiz! Senin rahmetinden başka bir şeye güvenmiyoruz. O rahmetinle bizi yarattın, bizi rızıklandırıyorsun, görünür görünmez bunca nimetleri bize ihsan ediyorsun, başımızdan pek çok musibeti önlüyorsun. Bize öyle bir rahmet eyle ki bu sayede senden başkalarının rahmetine ihtiyacımız olmasın. Senden dileyen ve rahmetini uman, asla zarar etmez.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Orada ebedî kalırlar. İskan edip yerleştikleri yer ne güzel bir yer ve ikamet ettikleri mekân ne güzel mekândır.

Kelimeler

5 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. خَـٰلِدِينَ halidine ebedi kalacaklardır kök: خلد
  2. فِيهَا ۚ fiha orada
  3. حَسُنَتْ hasunet ne güzel kök: حسن
  4. مُسْتَقَرًّۭا mustekarran karargahtır kök: قرر
  5. وَمُقَامًۭا ve mukamen ve makamdır kök: قوم

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: خلد (87 geçiş) · Ortak kavram: Ebedîlik (huld) · Ortak kavram: İhsan

    Dedikleri bu söze karşılık Allah onlara, devamlı kalacakları, içinden ırmaklar akan cennetleri mükafat olarak verdi. İşte bu, iyilik yapanların…

  • Aynı kök: خلد (87 geçiş) · Ortak kavram: Ebedîlik (huld) · Ortak kavram: İhsan

    İslam'ı ilk önce kabul eden muhacirler ve ensar ile, iyilikle onlara uyanlar var ya, Allah onlardan razı olmuş; onlar da O'ndan razı olmuşlardır.…

  • Aynı kök: خلد (87 geçiş) · Ortak kavram: Ebedîlik (huld) · Ortak kavram: İhsan

    Güzel iş yapanlara (karşılık olarak) daha güzeli ve bir de fazlası vardır. Onların yüzlerine ne bir kara bulaşır, ne de bir zillet. İşte onlar…

  • Aynı kök: قرر (38 geçiş) · Ortak kavram: İhsan

    O gün cennetliklerin kalacakları yer daha hayırlı, dinlenecekleri yer daha güzeldir.

  • Aynı kök: قرر (38 geçiş) · Ortak kavram: İhsan

    Allah, yeryüzünü sizin için karar kılma yeri, göğü de bina yapan; size şekil verip de şekillerinizi güzel kılan ve sizi temiz şeylerle…

  • Aynı kök: قرر (38 geçiş)

    Derken, şeytan ayaklarını oradan kaydırdı. Onları içinde bulundukları konumdan çıkardı. Bunun üzerine biz de, "Birbirinize düşman olarak inin. Sizin…

  • Ortak kavram: İhsan

    Hani, "Şu memlekete girin. Orada dilediğiniz gibi, bol bol yiyin. Kapısından eğilerek tevazu ile girin ve "hıtta!" (Ya Rabbi, bizi affet) deyin ki,…

  • Ortak kavram: İhsan

    Hani, biz İsrailoğulları'ndan, "Allah'tan başkasına ibadet etmeyeceksiniz, anne babaya, yakınlara, yetimlere, yoksullara iyilik edeceksiniz, herkese…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

81 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

İçlerinde ebedî kalacaklardır. Orası ne güzel bir ikamet yeri ve makamdır!

Mustafa İslamoğlu

Onlar orada ebedi kalacaklar: o ne güzel bir ikamet mahalli, ne kutlu bir makamdır.

Muhammed Esed

(ve onlar) orada sonsuza kadar yaşayıp gideceklerdir; bu ne güzel bir varış yeri, bu ne üstün bir makam!

Ahmed Hulusi

(Onlar) orada sonsuza dek kalıcılardır. . . Ne güzel durak ve makamdır!

Ali Bulaç

Orda ebedi olarak kalıcıdırlar; o, ne güzel bir karargah ve ne güzel bir konaklama yeridir.

Ali Özek ve heyeti

Orada ebedî kalacaklardır. Orası ne güzel bir yerleşme ve ikamet yeridir.

Ali Rıza Safa

Sürekli orada kalacaklardır. Ne güzel bir durak yeri ve ne güzel bir kalış yeridir.

Bayraktar Bayraklı

Çok uzun süreli olarak orada kalacaklardır. Orası ne güzel bir karargah ve ne güzel bir yerdir!

Edip Yüksel

Orada ebedi kalıcıdırlar. Ne güzel bir duraktır, ne güzel bir yerdir.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Orada ebedi kalıcıdırlar. Ne güzel bir duraktır, ne güzel bir yerdir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Orada ebedi kalacaklar; ne güzel durulacak bir yer, ne güzel bir makam!

Elmalılı Hamdi Yazır

Orada ebedi kalacaklar, ne güzel makarr ne güzel makam

Erhan Aktaş

Sürekli orada kalacaklardır. Orası ne güzel bir konaklama yeri ve konaktır.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Sürekli orada kalacaklardır. Orası ne güzel bir konaklama yeri ve konaktır.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Sürekli orada kalacaklardır. Orası ne güzel bir konaklama yeri ve konaktır.

Gültekin Onan

Orada ebedi olarak kalıcıdırlar; o, ne güzel bir karargah ve ne güzel bir konaklama yeridir.

Hasan Basri Çantay

Orada ebedi kalıcıdırlar onlar. O, ne güzel bir karargahdır, (ne güzel) bir ikaametgahdır!

İbni Kesir

Orada temelli kalırlar. Orası ne güzel bir yer ve ne güzel bir duraktır.

Mehmet Alagaş

(70-77) Ancak, dönüş yapa nı / tövbe ede ni ve iman edip salih amel işle yeni işte Allah, onların kötülüklerini iyiliklerle yer değiştirir / mübadele eder. Allah bağışlayan ve esirgeyendir. Her kim vazgeçerse / tövbe ederse ve salih amel işlerse kesinlikle o tövbesi kabul edilmiş olarak Allaha döner. Sahte ve yalana şahitlik etmezler, boş söz ve gevezelik (oyalayıcı konuşma) ile karşılaştıklarında kibarca geçip giderler. Rablerinin ayetleri kendilerine hatırlatıldığında onlara kör ve de sağır kesilmezler. Rabbimiz bize zevcelerimizden ve soyumuzdan / zürriyetimizden göz aydınlıkları hibe eyle. Bizi sakınanlara lider/ önder / imam eyle d erler. Onlar, sabırları dolayısıyla bir oda ile ödüllendirileceklerdir ve de orada hürmet ve selam ile karşıla nacaklar. Orada kalıcıdırlar, ne güzel durulan yer dir / konumdur ve pozisyondur / makamdır. De ki duanız olmasaydı Rabbim size değer vermezdi. Kesinlikle siz yalanladınız ve ileride de gereken olacak.

Rowwad Tercüme Merkezi

Orada ebedî kalırlar. Orası ne güzel bir durak ve ne güzel bir konaktır!

Süleyman Ateş

Orada ebedi kalacaklardır. Ne güzel karargah ve ne güzel makamdır orası!

Süleymaniye Vakfı

Orada ölümsüzleşeceklerdir. Orası ne güzel yerleşme ve kalma yeridir!

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Orada ölümsüzleşeceklerdir; ne güzel kalma yeri, ne güzel yerleşme yeridir o.

Şaban Britch

Orada ebedi kalacaklar. Orası ne güzel bir yerleşme ve ikamet yeridir.

Şaban Piriş

Orada temellidirler, O ne güzel konut ve ne güzel makam!

Yaşar Nuri Öztürk

Orada sürekli kalacaklardır. Ne güzel konak yeri, ne güzel dinlenme yeri!"

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Wherein they will have passed through nature to Eternity. How excellent it is for an abode and how excellent it is for a place to settle in.

Abdul Haleem

There they will stay- a happy home and resting place!

Abdullah Yusuf Ali

Dwelling therein;- how beautiful an abode and place of rest!

Abul A'la Maududi

Therein they shall abide for ever: how good an abode, and how good a resting-place!

Aisha Bewley

They will remain in it timelessly, for ever. What an excellent lodging and abode!

Al-Hilali & Khan

Abiding therein - excellent it is as an abode, and as a place to rest in.

Ali Quli Qarai

to abide in them [forever], an excellent abode and place.

Amatul Rahman Omar

They will abide therein (for ever). How excellent it is as a lodging place (to rest) and how noble as an abode for permanent stay.

Arthur John Arberry

Therein they shall dwell forever; fair it is as a lodging-place and an abode.

Bijan Moeinian

What an excellent place to live, what an excellent place to rest.

E. Henry Palmer

to dwell therein for aye; a good abode and station shall it be!

Edip-Layth

In it they will abide, what an excellent dwelling and position.

George Sale

they shall remain in the same for ever: It shall be an excellent abode, and a delightful station.

Hamid S. Aziz

These shall be rewarded with a high place for that they were steadfast: and they will meet therein with welcome and peace,

Mahmoud Ghali

Eternally (abiding) therein; fair it is as a repository and a stationing.

Marmaduke Pickthall

Abiding there for ever. Happy is it as abode and station!

Mohamed Ahmed - Samira

And abide there for ever: What an excellent destination and abode!

Muhammad Asad

therein to abide: [and] how goodly an abode and [how high] a station!

Mustafa Khattab

staying there forever. What an excellent place to settle and reside!

Progressive Muslims

In it they will abide, what an excellent dwelling and position.

Rashad Khalifa

Eternally they abide therein; what a beautiful destiny; what a beautiful abode.

Sahih International

Abiding eternally therein. Good is the settlement and residence.

Sam Gerrans

They abiding eternally therein; good as a dwelling-place and a residence.

Shabbir Ahmed

Therein to abide. What a goodly destiny! And what a high station!

Syed Vickar Ahamed

Living in there— How beautiful a home and place of rest!

Taqi Usmani

living in it (the Paradise) for ever. It is best as an abode and as a place to dwell in.

The Monotheist Group

In it they will abide, what an excellent abode and station.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Furkân suresi, 76. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Furkân suresi, 76. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Furkân suresi, 76. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩