Diyanet İşleri
(15-16) Hayır (ne mümkün)! Şüphesiz cehennem, derileri kavurup çıkaran alevli ateştir.
Meâric suresi
Meâric suresi, 15. ayet. كَلَّآ إِنَّهَا لَظَىٰ
kellâ. innehâ leżâ.
(15-16) Hayır (ne mümkün)! Şüphesiz cehennem, derileri kavurup çıkaran alevli ateştir.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu O günün dehşeti ve cehennemin çağrısı Meâric 8–18 3
(11-14) Birbirlerine gösterilirler. Günahkar kimse ister ki, o günün azabından kurtulmak için oğullarını, karısını, kardeşini, kendisini koruyup barındıran tüm ailesini ve yeryüzünde bulunanların hepsini fidye olarak versin de, kendisini kurtarsın.
(15-16) Hayır (ne mümkün)! Şüphesiz cehennem, derileri kavurup çıkaran alevli ateştir.
(17-18) O, (hakka) arka döneni ve (imandan) yüz çevireni; servet toplayıp yığanı kendine çağırır.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 15–18. ayetler için yazılmıştır.
15-16. “Asla” onların kurtulma çareleri yoktur. Kimse onlara yardım edemeyecektir. Çünkü bu gibi günahkârlar hakkında Rabbinin azap sözü hak olmuştur. Akraba ve arkadaşların fayda sağlayabilecekleri haller geride kalmıştır.
“O, alevli bir ateştir. Derileri kavurup soyar.” Yani aşırı hararetinden dolayı görünen ve görünmeyen azaları soyup sıyıran bir ateştir.
17-18. “(Kendine) çağırır arkasını dönen ve yüz çevireni; (mal) toplayıp da bir kenara yığanı.” Haktan yüz çeviren, hakka sırtını dönen, malları yığıp keselere, kasalara dolduran, kendisine faydalı olacak ve ateşi kendisinden uzaklaştıracak yerlere harcamayan kimseleri cehennem ateşi kendisine doğru çağırır ve alevi ile onları yakmaya hazırlanır.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Durum bu günahkârın temenni ettiği gibi değildir. Şüphesiz ahiret yurdunun ateşi yanmış ve alevlenmiştir.
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
(15, 16) Hayır! Şüphesiz ki o (cehennem), derileri kavurup soyan alevli bir ateştir.
Fakat ne mümkün! (Onu bekleyen) dediğini çarpan tarifsiz bir alevdir;
Ama hayır! (Onu bekleyen) tek şey alev saçan bir ateştir,
Hayır, asla! Muhakkak ki o Leza'dır (dumansız alev).
Hayır; (hiçbiri kabul edilmez). Doğrusu o (cehennem), cayır cayır yanmakta olan ateştir:
Fakat ne mümkün! Bilinmeli ki, o (cehennem) alevlenen bir ateştir.
Asla! Kuşkusuz, alevli bir ateştir.
Hayır, hayır; o cehennem, alevli bir ateştir.
Hayır, o alevli ateştir.
Hayır, o alevli ateştir.
Hayır, çünkü o salgın alevli bir ateştir.
Hayır, çünkü o salgın bir leza,
Hayır! Hayır! O alev alev yanan ateştir;
Hayır! Hayır! O alev alev yanan ateştir;
Hayır! Hayır! O alev alev yanan ateştir;
Hayır; (hiçbiri kabul edilmez). Doğrusu o (cehennem), cayır cayır yanmakta olan ateştir.
Fakat ne mümkin! Çünkü o (ateş) (kafirler için hazırlanmış) haalis alevdir,
Fakat ne mümkün, çünkü o; halis alevdir.
(1-18) İsteyici biri , y ükselinecek yerleri / mearicleri olan Allah’tan , olacak olan azabı yani kafirler için olan azabı istedi , O savılacak bir şey değildir. Melekler ve Ruh miktarı elli bin sene olan bir günde Allah’a yükselirler, güzel bir sabırla sabret, onlar kesinlikle onu uzak görüyorlar , (Daha süre varmış diyorlar) biz ise onu yakın görüyoruz. Gök o gün kaynayan maden / erimiş maden olur , dağlar da atılmış yün olur , birbirlerini gördükleri halde hiçbir samimi dost dostunu soramaz, suçlular azabın fidyesi olarak (kefalet le azaptan kurtuluş ücreti olarak) evlatlarını, eşini, kardeşini, kendisini barındıran ailesini ve de yer yüzünün hepsini vermeyi ister ki sonrasında kendisi kurtulabilsin. Hayır Asla! O alevli bir ateştir, başın derisini söker alır, (vahye) arkasını döneni yüz çevireni, (malı) depo edip toplayanı çağırır.
Asla! Çünkü o alevli bir ateştir.
Hayır! O (ateş), alevlenen bir ateştir.
Hayır, asla! O, saf ateştir dipnot 1 ,
Hepsi boş! Cehennem alevler saçar,
Asla! Şüphesiz o, alevlenen bir ateştir.
Asla, şüphesiz O, alev almıştır.
Hayır, hayır! O, alevlenen bir ateştir.
But never will he succeed in avoiding the tormenting Hell Fire,
But no! There is a raging flame
By no means! for it would be the Fire of Hell!-
By no means! It will be the fierce flame
But no! It is a Raging Blaze
By no means! Verily, it will be the Fire of Hell,
Never! Indeed it is a blazing fire,
By no means! (He can never be redeemed). Surely, it (- the punishment you are warned against) is a blazing Fire,
Nay, verily it is a furnace
But no offer will save the guilty one from Hellfire…
Nay, verily, it is a flame,-
No, it is a flame.
By no means: For hell fire,
By no means! Surely it is a flaming Fire
Not at all! Surely it is a fierce Blaze,
But nay! for lo! it is the fire of hell
But never. It is pure white flame
But nay! Verily, all [that awaits him] is a raging flame,
But no! There will certainly be a raging Flame
No, it is a flame.
No; it is aflame.
No! Indeed, it is the Flame [of Hell],
No, indeed! It is a blazing fire,
But nay! Behold, it is a raging flame.
By no means! Verily, it would be the Fire of Hell!
By no means! It is the flaming fire
No, it is a torching flame.