Diyanet İşleri
Ey iman edenler! (Düşmana karşı) tedbirinizi alıp, küçük birlikler halinde, yahut topluca savaşa gidin.
Nisâ suresi
Nisâ suresi, 71. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ خُذُوا۟ حِذْرَكُمْ فَٱنفِرُوا۟ ثُبَاتٍ أَوِ ٱنفِرُوا۟ جَمِيعًا
yâ eyyühe-lleẕîne âmenû ḫuẕû ḥiẕraküm fenfirû ŝübâtin evi-nfirû cemî`â.
Ey iman edenler! (Düşmana karşı) tedbirinizi alıp, küçük birlikler halinde, yahut topluca savaşa gidin.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Savaş, münafıkların tutumu; iyilik ve kötülük Nisâ 71–84 3
Onları elbette doğru yola iletirdik.
Kim Allah'a ve Peygambere itaat ederse, işte onlar, Allah'ın kendilerine nimet verdiği peygamberlerle, sıddiklarla, şehidlerle ve iyi kimselerle birliktedirler. Bunlar ne güzel arkadaştır.
Bu lütuf Allah'tandır. Hakkıyla bilen olarak Allah yeter.
Ey iman edenler! (Düşmana karşı) tedbirinizi alıp, küçük birlikler halinde, yahut topluca savaşa gidin.
Şüphesiz, aranızda öyle kimseler var ki, (onların her biri savaşa gitme konusunda) hakikaten pek ağır davranır. Eğer başınıza bir musibet gelirse, "Allah, bana lütfetti de onlarla beraber bulunmadım" der.
Eğer Allah'tan size bir lütuf (zafer) erişse, bu sefer de; sizinle kendisi arasında hiç tanışıklık yokmuş gibi şöyle der: "Keşke ben de onlarla beraber olsaydım da büyük bir başarıya (ganimete) ulaşsaydım."
O halde, dünya hayatını ahiret hayatı karşılığında satanlar, Allah yolunda savaşsınlar. Kim Allah yolunda savaşır da öldürülür veya galip gelirse, biz ona büyük bir mükafat vereceğiz.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
71. Yüce Allah mü’min kullarına kâfir düşmanlarına karşı tedbirlerini almalarını emretmektedir. Bu emir düşmanlarla savaşmakta, onların hile ve tuzaklarını savmakta, güçlerini bertaraf etmekte katkısı bulunan kaleler yapmak, hendekler açmak, atış ve binicilik öğrenmek, bunları sağlayacak sanayiyi bilmek, kendisi vasıtası ile düşmanlarının girişlerinin, çıkışlarının ve planlarının öğrenilmesine yardımcı olan hususları öğrenmek ve Allah yolunda savaşa çıkmak gibi bütün yollara başvurmayı kapsamaktadır.
İşte bundan dolayı Yüce Allah burada “küçük birlikler halinde savaşa çıkın” yani seriyyeler halinde ayrı ayrı çıkın ya da bir ordu giderken diğerleri yerlerinde kalsın “yahut toptan seferber olun.” Bütün bunlar ise maslahata, düşmanlara zarar verme miktarına ve müslümanların dini gereklerini yerlerine getirmek bakımından rahata kavuşmalarına bağlı olan durumlardır. Bu âyet-i kerime Yüce Allah’ın: “Siz de onlara karşı gücünüzün yettiği kadar kuvvet hazırlayın” (el-Enfal, 8/60) buyruğuna benzemektedir.
Daha sonra şanı Yüce Allah, cihad hususunda tembellik yapan imanı zayıf kimseler hakkında şöyle buyurmaktadır:
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Ey Allah’a iman eden ve resulüne tabi olanlar! Düşmanlarınızla savaşta size yardımcı olacak sebepleri (araç-gereç ve diğerleri) edinerek tedbirinizi alın. Onların karşısına bölük bölük ya da toplu olarak çıkın. Bunlardan hangisi sizin maslahatınıza uygun ve düşmanlarınızı yenmenizi sağlayacaksa onu yapın.
Aynı kök: نفر (18 geçiş) · Aynı kök: حذر (21 geçiş)
(Ne var ki) mü'minlerin hepsi toptan seferber olacak değillerdir. Öyleyse onların her kesiminden bir grup da, din konusunda köklü ve derin bilgi…
Aynı kök: نفر (18 geçiş)
Ey iman edenler! Ne oldunuz ki, size "Allah yolunda sefere çıkın" denilince, yere çakılıp kaldınız. Yoksa ahiretten vazgeçip dünya hayatını mı…
Aynı kök: نفر (18 geçiş)
Eğer Allah, yolunda sefere çıkmazsanız, sizi elem dolu bir azap ile cezalandırır ve yerinize sizden başka bir toplum getirir. Siz ise O'na hiçbir…
Aynı kök: حذر (21 geçiş)
Yahut onların durumu, gökten yoğun karanlıklar içinde gök gürültüsü ve şimşekle sağanak halinde boşanan yağmura tutulmuş kimselerin durumu gibidir.…
Aynı kök: حذر (21 geçiş)
(Vefat iddeti beklemekte olan) kadınlara kendileri ile evlenmek istediğinizi üstü kapalı olarak anlatmanızda veya bu isteğinizi içinizde saklamanızda…
Aynı kök: حذر (21 geçiş)
Binlerce kişi oldukları halde, ölüm korkusuyla yurtlarını terk edenleri görmedin mi? Allah, onlara "ölün" dedi, sonra da onları diriltti. Şüphesiz…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Ey iman edenler! Önleminizi alın; (ya) bölük bölük savaşa çıkın; veya (gerektiğinde) topyekün savaşın! dipnot 1
Siz ey iman edenler! Küçük müfrezeler halinde ya da topyekün orduyla ilerlerken ihtiyatlı hareket edin!
Siz ey imana ermiş olanlar! İster küçük guruplar halinde ister toplu halde, savaşa giderken tehlikelere karşı hazırlıklı olun.
Ey iman edenler, ihtiyatlı olun, gruplar halinde ya da topluca savaşa girin.
Ey iman edenler, (düşmanlarınıza karşı) tedbirinizi alın da savaşa bölük bölük çıkın ya da topluca çıkın.
Ey iman edenler! Tedbirinizi alın; bölük bölük savaşa çıkın, yahut (gerektiğinde) topyekün savaşın.
Ey inanca çağırılanlar! Önleminizi alın; artık, birlikler biçiminde veya toplu olarak savaşa çıkın.
Ey iman edenler! İster küçük gruplar halinde ister toplu halde savaşa giderken tehlikelere karşı hazırlıklı olunuz!
Gerçeği onaylayanlar! Tetikte durun. Bölük bölük ya da topluca harekete geçin.
İnananlar! Tetikte durun. Bölük bölük ya da topluca harekete geçin.
Ey iman edenler, hazırlığınızı yapın da müfrezeler halinde harekete geçin, yahut toplu olarak seferber olun!
Ey o bütün iyman edenler! hazırlığınızı görün de müfrezeler halinde harekete gelin yahud toplu olarak seferber olun
Ey İman Edenler! Önleminizi alın. Savaşa, küçük birlikler halinde veya topyekun olarak çıkın.
Ey iman edenler! Önleminizi alın. Savaşa, küçük birlikler halinde veya topyekun olarak çıkın.
Ey iman edenler! Tedbirli olun. Savaşa küçük birlikler halinde veya topyekun olarak çıkın.
Ey inananlar, (düşmanlarınıza karşı) tedbirinizi alın da savaşa bölük bölük çıkın ya da topluca çıkın.
Ey iman edenler, (düşmanlarınıza karşı) korunma tedbirinizi alın da küçük kıt'alar haalinde harbe çıkın, yahud topdan seferber olun.
Ey iman edenler; korunma tedbirinizi alın da silahlanarak, birlikler halinde veya toptan seferber olun.
(71-79) Ey iman edenler, hazırladıklarınızı alın ve ayrı ayrı yahut topluca sefere çıkın , sizden ağır davrananlar olacaktır , eğer, size bir musibet isabet ederse (hezimet katliam) derler ki Allah bana nimette bulundu da onlarla beraber şehit olmadım. Eğer ki size bir fazilet isabet ederse de (fetih, ganimet) o zaman sizinle onun arasında herhangi bir sevgi olmadığı halde diyecek ki keşke onlarla beraber olsaydım da büyük bir başarı başarsaydım. Dünya hayatını ahiret karşılığında satanlar ise artık Allah yolunda savaşsınlar. Her kim Allah yolunda savaşır da öldürülürse yahut yenerse / galip gelirse ona büyük bir ecir vereceğiz. Size ne oluyor ki Allah yolunda ve zayıf bırakılan adamlar kadınlar ve çocuklar için savaşmıyorsunuz, ki onlar şunu diyorlar; Rabbimiz bizi halkı zalim olan bu memleketten çıkar, bizim için katından bir dost yap, bizim için katından bir yardımcı yap, iman edenler Allah yolunda savaşırlar, kafirler ise Tağut yolunda savaşırlar, şeytanın dostları ile savaşın, muhakkak ki şeytanın kurgu ladığı tuzak zayıftır. Onlara ellerinizi savaştan çekin, namaz kılın, zekâtı verin dendiğini görmedin mi? Ne zaman ki kendilerine savaş yazılırsa da onlardan bir bölüm, Allah ’tan tedirgin olduğu gibi hatta daha şiddetli bir tedirginlik ile insanlardan tedirgin olurlar, Rabbimiz bize niye savaş yazdın ki derler, yakın bir vakte kadar erteleseydin / tehir etseydin derler, dünyanın geçimlikleri azdır, sakınanlar için ise ahiret daha hayırlıdır, kıl kadar dahi, zulmedilmezsiniz. Ölüm sizin için nerede olursanız olun, hatta sağlam kaleler de dahi olsanız bilinir hale / idrak edilir hale gelir. Onlara bir güzellik isabet ederse, işte bu Allah’ın yanındandır, eğer onlara bir kötülük gelirse de bu sendendir derler de ki hepsi Allah’ın yanındandır , bu kavme ne oluyor ki, anlatılanı anlamaya yanaşmıyorlar , sana güzel olarak ne isabet etmişse Allah’tandır, sana kötü olarak ne isabet etmişse de o da kendindendir, biz seni insanlara elçi olarak gönderdik, şahit olarak Allah yeterlidir.
Ey iman edenler! (Düşmana karşı) tedbirinizi alın ve bölük bölük veya hep birden savaşa gidin.
Ey inananlar, (uyanık bulunup) korunma(tedbirleri)nizi alın, bölük bölük, ya da hep birlikte savaşa gidin.
Ey İnanıp güvenenler! Tedbirinizi alın, dipnot 1 (gerektiğinde) bölükler halinde veya toplu olarak hızla harekete geçin.
Ey İnanıp güvenenler(müminler)! Savaşa hazır olun da (gerektiğinde) bölükler halinde veya toplu olarak hızla harekete geçin.
Ey iman edenler! Tedbirinizi alın da savaşa bölük bölük ya da topluca çıkın.
-Ey iman edenler! Tedbirinizi alın da savaşa bölük bölük ya da topluca çıkın.
Ey inananlar! Savunma tedbirlerinizi alın. Gerektiğinde de bölükler halinde hareket geçin yahut toplu halde savaşa çıkın.
O you who have conformed to Islam: Take all precautions to provide against a surprise party and advance in single battalions or advance in regiment;
You who believe, be on your guard. March [to battle] in small groups or as one body.
O ye who believe! Take your precautions, and either go forth in parties or go forth all together.
Believers! Always be on your guard against encounters. dipnot 1 Then (as circumstance demands) either advance in detachments or advance in a body.
You who have iman! take all necessary precautions, then go out to fight in separate groups or go out as one body.
O you who believe! Take your precautions, and either go forth (on an expedition) in parties, or go forth all together.
O you who have faith! Take your precautions, then go forth in companies, or go forth en masse.
O you who believe! take your precautions always by way of security, then either march forward in separate companies or march forward in a body (according to the requirement of the war situation).
O believers, take your precautions; then move forward in companies, or move forward all together.
O you who have chosen to believe; [now that all your enemies try to harm you after your defeat at Ohud, ] be alert and go in missions in group or [in case of hostility,] march as a body.
O ye who believe! take your precautions and sally in detachments or altogether.
O you who acknowledge, take your precaution by going out in clusters, or going out all together.
O true believers, take your necessary precaution against your enemies, and either go forth to war in separate parties, or go forth all together in a body.
O you who believe! Take your precautions and go forth in groups or all together.
O you who have believed, take your wary (precautions); so march out in detachments, or march out altogether.
O ye who believe! Take your precautions, then advance the proven ones, or advance all together.
O believers, take precautions, and advance in detachments, or go all together in a body.
O YOU who have attained to faith! Be fully prepared against danger, whether you go to war in small groups or all together.
O believers! Take your precautions and go forth either in groups or together.
O you who believe, take your precaution by going out in clusters, or going out all together.
O you who believe, you shall remain alert, and mobilize as individuals, or mobilize all together.
O you who have believed, take your precaution and [either] go forth in companies or go forth all together.
O you who heed warning: take your precautions, and advance in groups or advance all together.
O You who have chosen to be graced with belief! Be fully prepared against danger. You shall remain alert to meet aggression. Take your precautions then mobilize in groups or all together as determined by your commander.
O you who believe! Take your precautions, and either go forward in parties or go forward all together.
O you who believe, be on your guard, and march in groups, or march all together.
O you who believe, take your precaution by going out in clusters, or going out all together.