Bakara suresi

Bakara suresi, 19. ayet

Bakara suresi, 19. ayet. أَوْ كَصَيِّبٍ مِّنَ ٱلسَّمَآءِ فِيهِ ظُلُمَٰتٌ وَرَعْدٌ وَبَرْقٌ يَجْعَلُونَ أَصَٰبِعَهُمْ فِىٓ ءَاذَانِهِم مِّنَ ٱلصَّوَٰعِقِ حَذَرَ ٱلْمَوْتِ وَٱللَّهُ مُحِيطٌۢ بِٱلْكَٰفِرِينَ

ev keṣayyibim mine-ssemâi fîhi żulümâtüv vera`düv veberḳ. yec`alûne eṣâbi`ahüm fî âẕânihim mine-ṣṣavâ`iḳi ḥaẕera-lmevt. vellâhü müḥîṭum bilkâfirîn.

Diyanet İşleri

Yahut onların durumu, gökten yoğun karanlıklar içinde gök gürültüsü ve şimşekle sağanak halinde boşanan yağmura tutulmuş kimselerin durumu gibidir. Ölüm korkusuyla, yıldırım seslerinden parmaklarını kulaklarına tıkarlar. Oysa Allah, kafirleri çepeçevre kuşatmıştır.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Bakara 16–22 · surenin 19. ayeti / 286

Konu Münafıklar ve iki benzetme Bakara 8–20 3

  1. Bakara 16

    İşte onlar, hidayete karşılık sapıklığı satın almış kimselerdir. Bu yüzden alışverişleri onlara kar getirmemiş ve (sonuçta) doğru yolu bulamamışlardır.

  2. Bakara 17

    Onların durumu, (geceleyin) ateş yakan kimsenin durumuna benzer: Ateş tam çevresini aydınlattığı sırada Allah ışıklarını yok ediverir de onları göremez bir şekilde karanlıklar içinde bırakıverir.

  3. Bakara 18

    Onlar, sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler. Artık (hakka) dönmezler.

  4. 19

    Yahut onların durumu, gökten yoğun karanlıklar içinde gök gürültüsü ve şimşekle sağanak halinde boşanan yağmura tutulmuş kimselerin durumu gibidir. Ölüm korkusuyla, yıldırım seslerinden parmaklarını kulaklarına tıkarlar. Oysa Allah, kafirleri çepeçevre kuşatmıştır.

  5. Bakara 20

    Şimşek neredeyse gözlerini alıverecek. Önlerini her aydınlatışında ışığında yürürler. Karanlık çökünce dikilip kalırlar. Allah dileseydi, elbette onların işitme ve görme duyularını giderirdi. Şüphesiz Allah, her şeye hakkıyla gücü yetendir.

  6. Bakara 21

    Ey insanlar! Sizi ve sizden öncekileri yaratan Rabbinize ibadet edin ki, Allah'a karşı gelmekten sakınasınız.

  7. Bakara 22

    O, yeri sizin için döşek, göğü de bina yapan, gökten su indirip onunla size rızık olarak çeşitli ürünler çıkarandır. Öyleyse siz de bile bile Allah'a ortaklar koşmayın.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

19. Daha sonra Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “Yahut gökten boşanan bir yağmur (yağışa tutulmuş kimse) gibi(dirler)” Yani onların misali gökten boşanan bir yağmura tutulmuş kişiye benzer. “ki onda karanlıklar” yani gecenin, bulutların ve yağmurun karanlıkları, “gök gürlemesi” yani bulutlardan işitilen ses “ve şimşek” yani bulutların arasında parladığı görülen ışık “vardır.”

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Onlara verilen su örneği ise şöyledir: Onların misali gök gürültüsü, şimşek, zifiri karanlıklar içeren şiddetli yağmur gibidir. Bunlar o topluluğa iner ve şiddetli bir korku onlara isabet eder. Bundan dolayı onlar parmaklarının ucuyla kulaklarını tıkarlar. Yıldırımın o şiddetli sesinden dolayı ölmekten korkarlar. Allah onları çepeçevre kuşatmıştır, O'nu aciz bırakamazlar.

Kelimeler

19 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. أَوْ ev ya da (onlar)
  2. كَصَيِّبٍۢ kesayyibin boşanan yağmur gibi kök: صوب
  3. مِّنَ mine -ten
  4. ٱلسَّمَآءِ s-semai gök kök: سمو
  5. فِيهِ fihi içinde
  6. ظُلُمَـٰتٌۭ zulumatun karanlıklar kök: ظلم
  7. وَرَعْدٌۭ ve raa'dun ve gök gürlemesi kök: رعد
  8. وَبَرْقٌۭ ve berkun ve şimşek (ler) kök: برق
  9. يَجْعَلُونَ yec'alune tıkarlar kök: جعل
  10. أَصَـٰبِعَهُمْ esabiahum parmaklarını kök: صبع
  11. فِىٓ fi içine
  12. ءَاذَانِهِم azanihim kulakları kök: اذن
  13. مِّنَ mine -nden
  14. ٱلصَّوَٰعِقِ s-savaiki yıldırım sesleri kök: صعق
  15. حَذَرَ hazera korkusuyla kök: حذر
  16. ٱلْمَوْتِ ۚ l-mevti ölüm kök: موت
  17. وَٱللَّهُ vallahu oysa Allah kök: اله
  18. مُحِيطٌۢ muhitun tamamen kuşatmıştır kök: حوط
  19. بِٱلْكَـٰفِرِينَ bil-kafirine inkarcıları kök: كفر

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: رعد (2 geçiş) · Aynı kök: صعق (11 geçiş) · Aynı kök: صوب (77 geçiş)

    Gök gürlemesi O'na hamd ederek tespih eder. Melekler de O'nun korkusundan tespih ederler. O, yıldırımlar gönderir de onlarla dilediğini çarpar. Onlar…

  • Aynı kök: صبع (2 geçiş) · Aynı kök: اذن (102 geçiş)

    "Kuşkusuz sen onları bağışlayasın diye kendilerini her davet edişimde parmaklarını kulaklarına tıkadılar, elbiselerine büründüler, inanmamakta…

  • Aynı kök: برق (7 geçiş) · Aynı kök: صوب (77 geçiş)

    Görmez misin ki Allah, bulutları sevk eder. Sonra, onları kaynaştırıp üst üste yığar. Nihayet yağmurun, onların arasından yağdığını görürsün. O,…

  • Aynı kök: برق (7 geçiş) · Ortak kavram: Ölüm

    Korku ve ümit kaynağı olarak şimşeği size göstermesi, gökten yağmur indirip onunla yeryüzünü ölümünden sonra diriltmesi, O'nun (varlığının ve…

  • Aynı kök: حذر (21 geçiş) · Aynı kök: صوب (77 geçiş)

    Aralarında, Allah'ın indirdiği ile hükmet. Onların arzularına uyma ve Allah'ın sana indirdiğinin bir kısmından (Kur'an'ın bazı hükümlerinden) seni…

  • Aynı kök: حذر (21 geçiş) · Aynı kök: صوب (77 geçiş)

    (Ey inananlar!) Peygamberin (sizi) çağırmasını aranızda birbirinizi çağırmanız gibi tutmayın. İçinizden biribirini siper ederek sıvışıp gidenleri…

  • Aynı kök: حوط (28 geçiş) · Aynı kök: صوب (77 geçiş)

    Size bir iyilik dokunursa, bu onları üzer. Başınıza bir kötülük gelse, ona sevinirler. Eğer siz sabırlı olur, Allah'a karşı gelmekten sakınırsanız,…

  • Aynı kök: حوط (28 geçiş) · Aynı kök: اذن (102 geçiş)

    Allah, kendisinden başka hiçbir ilah olmayandır. Diridir, kayyumdur. O'nu ne bir uyuklama tutabilir, ne de bir uyku. Göklerdeki her şey, yerdeki her…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

55 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Veya (onların durumu) gökten boşanan, içinde karanlıklar, gök gürültüsü ve şimşek bulunan sağanağa (tutulmuş kişilerin durumu) gibidir. Onlar (münafıklar), yıldırımlardan kaynaklanan ölüm korkusuyla parmaklarını kulaklarına tıkarlar. Allah kâfirleri çepeçevre kuşatandır.

Mustafa İslamoğlu

Ya da (durumları şu örneğe) benzer: Gökten inen bir sağanak (düşünün), onunla birlikte karanlıklar, gök gürlemesi, şimşek... Yıldırımlardan dolayı, ölüm korkusuyla parmaklarını kulaklarına tıkıyorlar. Zira Allah kafirleri çepeçevre kuşatandır.

Muhammed Esed

Ya da (onların durumu) gökten zifiri karanlıklar içinde gök gürültüsü ve şimşekle gelen şiddetli bir sağanağ(a benzer): Ölümün dehşeti içinde yıldırımlardan korunmak için parmakları ile kulaklarını tıkarlar, ama Allah hakikati inkar edenleri (kudreti ile) kuşatır.

Ahmed Hulusi

Ya da semadan (gökyüzü - düşünsel boyuttan) inen yağmur (fikirler), zulmet (karanlığın bilinmezliği) gökgürültüsü (doğru - yanlış çatışması) ve şimşek (bir an için akla düşen hakikat bilgisi) içindedirler! Yıldırımlara, ölüm korkusu (hakikatin açığa çıkmasıyla benliklerinin yok olması) düşüncesiyle kulaklarını tıkarlar (hakikat bilgisine kendilerini kapatırlar). Allah, hakikati inkar edenlerin de varlığını meydana getiren Muhiyt'tir (ihata etmektedir).

Ali Bulaç

Ya da (bunlar) karanlıklar, gök gürültüsü ve şimşek(ler)le yüklü, gökten şiddetli bir yağmur fırtınasına tutulmuş gibidirler ki, yıldırımların saldığı dehşetle; ölüm korkusundan parmaklarıyla kulaklarını tıkarlar. Oysa Allah kafirleri çepeçevre kuşatıcıdır.

Ali Özek ve heyeti

Yahut (onların durumu), gökten sağanak halinde boşanan, içinde yoğun karanlıklar, gürültü ve yıldırımlar bulunan yağmur (a tutulmuş kimselerin durumu) gibidir. O münafıklar yıldımlardan gelecek ölüm korkusuyla parmaklarını kulaklarına tıkarlar. Halbuki Allah, kâfirleri çepeçevre kuşatmıştır.

Ali Rıza Safa

Veya karanlıklar, gök gürlemesi ve şimşekle yüklü gökten boşanan bir yağmura tutulmuş gibilerdir. Yıldırımlardan ölmek korkusuyla, parmaklarını kulaklarına tıkarlar. Çünkü Allah, nankörlük edenleri Kuşatandır.

Bayraktar Bayraklı

Yahut onların durumu, gökten sağanak halinde boşalan, içinde yoğun karanlıklar, gök gürültüsü ve şimşekler bulunan fırtınaya tutulmuş insana benzer. O münafıklar yıldırımlardan gelecek ölüm korkusuyla parmaklarını kulaklarına tıkarlar. Halbuki Allah, kafirleri çepeçevre kuşatmıştır.

Edip Yüksel

Ya da, karanlık, gök gürültüsü ve şimşekler arasında gökten boşanan bir yağmur altında yıldırımlardan ölmek korkusuyla parmaklarını kulaklarına tıkayan kimseye benzerler. ALLAH inkarcıları böyle kuşatır.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Ya da, karanlık, gökgürültüsü ve şimşekler arasında gökten boşanan bir yağmur altında yıldırımlardan ölmek korkusuyla parmaklarını kulaklarına tıkayan kimseye benzerler. ALLAH inkarcıları böyle kuşatır.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Yahut bunların durumu karanlıklar, gürleme ve şimşekler içinde gökten boşanan bir yağmura tutulmuş kimsenin durumu gibidir. Ölüm korkusuyla parmaklarını kulaklarına tıkıyorlar. Allah kafirleri kuşatmıştır.

Elmalılı Hamdi Yazır

yahut semadan boşanan bir yağmur hali gibidir ki onda karanlıklar var, bir gürleme, bir şimşek var, yıldırımlardan ölüm korkusiyle parmaklarını kulaklarına tıkıyorlar, ve Allah kafirleri kuşatmıştır

Erhan Aktaş

Ya da onların durumu; içinde karanlıklar, gök gürültüsü ve şimşekler bulunan, sağanak bir yağmurda; ölüm korkusuyla, yıldırım sesinden kulaklarını parmaklarıyla tıkayan kimselerin durumuna benzer. Oysaki Allah, Kafirleri her yönden kuşatmıştır.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Ya da onların dipnot 1 durumu; içinde karanlıklar, gök gürültüsü ve şimşekler bulunan, sağanak bir yağmurda; ölüm korkusuyla, yıldırım sesinden kulaklarını parmaklarıyla tıkayan kimselerin durumuna benzer. Oysaki Allah, kafirleri dipnot 2 her yönden kuşatmıştır.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    İnanmadıkları halde inanmış gibi görünenlerin.
  2. metne dön, dipnot 2
    Kafir: İnançsız, inanmayan, gerçeğin üzerini örten, gerçeği kabul etmeyen, nankör. Allah'ı ve vahyi reddeden . Küfr, İman'ın karşıtıdır.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Ya da onların durumu; içinde karanlıklar, gök gürültüsü ve şimşekler bulunan sağanak bir yağmurda; ölüm korkusuyla, yıldırım sesinden kulaklarını parmaklarıyla tıkayan kimselerin durumuna benzer. Oysaki Allah, gerçeği yalanlayan nankörleri her yönden kuşatmıştır.

Gültekin Onan

Ya da, karanlık, gökgürültüsü ve şimşekler arasında gökten boşanan bir yağmur altında yıldırımlardan ölüm korkusuyla parmaklarını kulaklarına tıkayan kimseye benzerler. Tanrı kafirleri böyle kuşatmıştır (muhiytun).

Hasan Basri Çantay

Yahud (onların haali) gökden (bulutdan boşanan) yağmur (a tutulmuşun haali) gibidir ki onda (o yağmurda) karanlıklar, gök gürültüsü ve şimşek çakışı vardır. Ölüm korkusiyle yıldırımlardan parmaklarını kulaklarına tıkarlar. Allah kafirleri çepçevre kuşatandır.

İbni Kesir

Yahut gökten inen sağnağa tutulmuş gibilerdir ki; onda karanlıklar, gök gürültüsü ve şimşek vardır. Yıldırımlardan ölmek korkusuyla parmaklarını kulaklarına tıkarlar. Allah kafirleri çepeçevre kuşatıcıdır.

Mehmet Alagaş

(8-20) İnsanlardan Allah’a ve diğer güne / ahiret gününe inanıyoruz diyenler var, onlar iman etmiş değillerdir, Allah’ı ve iman edenleri aldatmaya / kandırmaya çalışırlar oysa onlar ancak kendilerini aldatıyorlar ve bilincinde değiller / şuurunda değiller, k alplerinde hastalık vardır, Allah’ta hastalıklarını / marazlarını artırmıştır. Onlara, yalanlıyor olmalarından dolayı acıtıcı /elemli bir azap vardır , onlara, arzda bozgun / fesat çıkarmayın denildiğinde derler ki biz ıslah edicileriz , hayır onlar kesinlikle ve kesinlikle bozguncudurlar ve fakat bilincinde değillerdir , onlara insanların iman ettiği gibi siz de iman edin denildiğinde akılsızların / sefihlerin imanı gibi mi iman edeceğiz derler , hayır asıl onlar akılsızdırlar/sefihtirler ve fakat bilmiyorlar , iman edenlerle buluştuklarında iman ettik derler, şeytanları ile baş başa kaldıklarında ise biz sizle beraberiz biz onlarla alay ediyoruz derler, Allah’ ta onlarla alay eder ve taşkınlıkları içerisinde bocalasınlar diye de onlara süre tanır, (Münafığın bu şekil imanı onu ölünceye kadar emniyette tutar, öldükten sonrası felaket.) Sapıklığı, yola girmiş olmaya tercih edip satın alanlar, ticaretlerinde kâr edemediler onlar yolu da bulamadılar, onların misali, ateş yakan birisine benzer, yakılan ateş etrafını ışıklandırınca, Allah’ın onların ışığını gidermesi ile onları karanlıkta bırakması ve onların artık görememesi gibidir, sağırdırlar dilsizdirler, kördürler, onlar gerisin geri dönemezler (karanlıktaki halleri budur) yahut o kişi, gökten boşalan, içinde karanlığın, gök gürültüsünün ve şimşeğin olduğu yağışa tutulan birileri gibidir, yıldırımdan dolayı ölüm korkusu ile parmaklarını kulaklarına tıkarlar, Allah, kafirleri kuşatmıştır, şimşek çakar gözleri kamaşır , her bir aydınlanmasında o yağmurda ancak yürüyebilirler, karanlıktayken / şimşek çakmazken de ayakta kalakalırlar, eğer Allah dileseydi işitmelerini de görmelerini de giderirdi (ne şimşek görürlerdi ne gök gürültüsü duyarlardı) Allah her şeyi güç yetirip ayarlayandır.

Rowwad Tercüme Merkezi

Yahut onlar gökten boşalan bir yağmura tutulmuş kimselere benzerler. O yağmurda karanlıklar, gök gürültüsü ve şimşek vardır. Onlar yıldırımın şiddetinden ve ölüm korkusundan dolayı parmaklarıyla kulaklarını tıkayıp, kapatırlar. Şüphesiz Allah, kâfirleri çepeçevre kuşatmıştır.

Süleyman Ateş

Ya da (onlar), gökten boşanan, içinde karanlıklar, gök gürlemesi ve şimşek (ler) bulunan bir yağmur(a tutulmuş) gibi(dirler). Yıldırım seslerinden ölüm korkusuyla parmaklarını kulaklarına tıkarlar; oysa Allah, inkarcıları tamamen kuşatmıştır.

Süleymaniye Vakfı

Ya da onlar, gökten boşanan yağmura tutulmuş kişi gibidirler. Orada karanlıklar, gök gürültüsü ve şimşek vardır. Şiddetli gürültüden dolayı dipnot 1 ölecekleri korkusuyla parmaklarını kulaklarına tıkarlar. Allah o kafirleri çepeçevre kuşatmıştır. dipnot 2

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Sava'ik (صواعق), sa'ika (صاعقة)'nın çoğuludur. Sa'ika; "şiddetli gök gürültüsü" demektir. Bu gürültünün etkisiyle azap veya ölüm oluşur (Müfredat). Allah, böyle bir gürültüyü, bazı toplumları cezalandırmak için kullanmıştır (Bakara 2/55, Nisa 4/153, Ra'd 13/13, Fussilet 41/13, 17; Zariyat 51/44). Mahşer günü herkes, buna benzer bir gürültü ile mezarından çıkacaktır (Zümer 39/68, Tur 52/45).
  2. metne dön, dipnot 2
    Münafık, kafir olduğu halde mümin olduğunu söyleyen yalancıdır. Gerçekleri görüp inandıktan sonra kafir olanı, Allah, melekler ve insanlar dışlarlar (Al-i İmran 3/87-88). Onların kafirliklerine, yalancılıkları da eklenince kendilerini sanki şiddetli yağmura tutulup da önlerini bile göremez hale gelmiş gibi hisseder, ne yapacaklarını bilemezler (Nisa 4/142-143). Bazı ayetler bir şimşeğin ışığı gibi kısa süreliğine önlerini aydınlatır, bazıları ise onları, şiddetli bir gürültü kopmuş gibi etkiler ve korkutur. Bu yüzden kulaklarını tıkar ve o ayetleri duymak istemezler.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Karanlıkların her yanı kapladığı, göğün gürlediği ve şimşeklerin çaktığı bir yerde, bardaktan boşanırcasına yağmura tutulmuş bir kimseye de benzerler; şiddetli gürültüden ölecekleri korkusuyla parmaklarını kulaklarına tıkarlar. O kafirleri dipnot 1 çevreleyen her şeyi bilen dipnot 2 Allah'tır

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Ayetleri görmezlikten gelenleri.
  2. metne dön, dipnot 2
    Allah, yaptığı şeyin iyi mi yoksa kötü mü olduğunu kişinin içine ilham eder (Şems 91/8)

Şaban Britch

Yahut, onlar gökten boşanan bir yağmura tutulmuş kimselere benzerler. O yağmurda karanlıklar, gök gürültüsü ve şimşek vardır. Onlar da yıldırımlardan ve ölüm korkusundan parmaklarıyla kulaklarını tıkarlar. Şüphesiz Allah kâfirleri çepeçevre kuşatmıştır.

Şaban Piriş

Yahut, onlar gökten boşanan bir yağmura tutulmuş kimselere benzerler. O yağmurda karanlıklar, gök gürültüsü ve şimşek vardır. Onlar da yıldırımlardan ve ölüm korkusundan parmaklarıyla kulaklarını tıkarlar. Şüphesiz Allah kafirleri çepeçevre kuşatmıştır.

Yaşar Nuri Öztürk

Yahut gökten boşalan bir yağmur haline benzer ki onda karanlıklar var, bir gök gürlemesi var, bir şimşek var. Yıldırımlar yüzünden ölüm korkusuyla parmaklarını kulaklarına tıkarlar. Allah Muhit'dir, küfre sapanları çepeçevre kuşatmıştır.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Their example stands similitude exact of a people who are overshadowed with dark thunder cloud floating in the floor of the vault of heaven and sends forth thunder and lightning, terrifying and startling, and they think that by plugging their ears with their finger tips to make them impervious to sound they would avert death, but Allah besets and bounds those who deny Him on all sides.

Abdul Haleem

Or [like people who, under] a cloudburst from the sky, with its darkness, thunder, and lightning, put their fingers into their ears to keep out the thunderclaps for fear of death- God surrounds the disbelievers.

Abdullah Yusuf Ali

Or (another similitude) is that of a rain-laden cloud from the sky: In it are zones of darkness, and thunder and lightning: They press their fingers in their ears to keep out the stunning thunder-clap, the while they are in terror of death. But Allah is ever round the rejecters of Faith!

Abul A'la Maududi

Or they are like those who encounter a violent rainstorm from the sky, accompanied by pitch-dark clouds, thunder-claps and flashes of lightning: on hearing thunder-claps they thrust their fingers into their ears in fear of death. Allah encompasses these deniers of the Truth. dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    By thrusting their fingers into their ears they temporarily deceive themselves into believing that they can escape the catastrophic end that awaits them. However, they cannot escape that end since God with all His might, encompasses them.

Aisha Bewley

Or that of a storm-cloud in the sky, full of darkness, thunder and lightning. They put their fingers in their ears against the thunderclaps, fearful of death. Allah encompasses the kafirun.

Al-Hilali & Khan

Or like a rainstorm from the sky, wherein is darkness, thunder, and lightning. They thrust their fingers in their ears to keep out the stunning thunder-clap for fear of death. But Allâh ever encompasses the disbelievers (i.e. Allâh will gather them all together).

Ali Quli Qarai

Or that of a rainstorm from the sky, wherein is darkness, thunder, and lightning: they put their fingers in their ears due to the thunderclaps, apprehensive of death; and Allah besieges the faithless.

Amatul Rahman Omar

Or (the case of some of the hypocrites is) like (the case of those who are hit by) heavy downpour from the clouds wherein there are different kinds of darkness, thunder and lightning. They plug their ears with their fingers against the thunder-claps fearing death. And Allâh encompasses the disbelievers (to punish them).

Arthur John Arberry

or as a cloudburst out of heaven in which is darkness, and thunder, and lightning -- they put their fingers in their ears against the thunderclaps, fearful of death; and God encompasses the unbelievers;

Bijan Moeinian

Their case may also be compared to the case of the people caught up in a frightening thunder storm. Whenever they see/ hear a thunder, their only reaction to overcome the fear of death is to put their fingers in their ears! Indeed unbelievers are overpowered by God.

E. Henry Palmer

Or like a storm-cloud from the sky, wherein is darkness and thunder and lightning; they put their fingers in their ears at the thunder-clap, for fear of death, for God encompasses the misbelievers.

Edip-Layth

Or like a storm from the sky, in it are darkness, thunder, and lightning. They place their fingers in their ears from stunning noises out of fear of death; and God is aware of the ingrates.

George Sale

Or like a stormy cloud from heaven, fraught with darkness, thunder, and lightning, they put their fingers in their ears, because of the noise of the thunder, for fear of death; God encompasseth the infidels:

Hamid S. Aziz

Or like a storm-cloud from the sky, wherein is darkness and thunder and lightning; they put their fingers in their ears at the thunder-clap, for fear of death, for Allah encompasses the disbelievers.

Mahmoud Ghali

Or as a cloudburst from the heaven in which are darknesses, and thunder, and lightning. They set their fingers in their ears against stunning (thunderbolts), wary of death, and Allah is Supremely Encompassing the disbelievers.

Marmaduke Pickthall

Or like a rainstorm from the sky, wherein is darkness, thunder and the flash of lightning. They thrust their fingers in their ears by reason of the thunder-claps, for fear of death, Allah encompasseth the disbelievers (in His guidance, His omniscience and His omnipotence).

Mohamed Ahmed - Samira

Or like rain pouring from the sky which hides within it darkness, thunder and lightning. They thrust their fingers into their ears for safety against noise and death. But God surrounds those who believe not from all sides.

Muhammad Asad

Or [the parable] of a violent cloudburst in the sky, with utter darkness, thunder and lightning: they put their fingers into their ears to keep out the peals of thunder, in terror of death; but God encompasses [with His might] all who deny the truth.

Mustafa Khattab

Or ˹those caught in˺ a rainstorm from the sky with darkness, thunder, and lightning. They press their fingers into their ears at the sound of every thunder-clap for fear of death. And Allah encompasses the disbelievers ˹by His might˺.

Progressive Muslims

Or like a cloud from the sky, in it is darkness and thunder and lightning. They place their fingers in their ears from the lightning strikes out of fear of death; and God is aware of the rejecters.

Rashad Khalifa

Another example: a rainstorm from the sky in which there is darkness, thunder, and lightning. They put their fingers in their ears, to evade death. GOD is fully aware of the disbelievers.

Sahih International

Or [it is] like a rainstorm from the sky within which is darkness, thunder and lightning. They put their fingers in their ears against the thunderclaps in dread of death. But Allah is encompassing of the disbelievers.

Sam Gerrans

Or like a thundercloud from the sky wherein is darkness, and thunder, and lightning: they put their fingers in their ears against the thunderbolts in fear of death; but God encompasses the false claimers of guidance.

Shabbir Ahmed

Or ponder a rainstorm from the sky in all darkness with thunder and lightning. They plug their ears with their fingers for fear of death. (But this will not make the storm disappear since denial is never a solution to any problems). And Allah encompasses the deniers of His Laws (Rejection cannot counter the Universal Laws. ((7:183), (29:54), (79:36), (82:16)).

Syed Vickar Ahamed

Or (another similitude) is that of a stormy rain cloud from the sky: In it are zones of darkness, and thunder and lightning. They press their fingers in their ears to keep out the stunning thunder, the while they are in terror of death. But Allah is all around those who reject Faith!

Taqi Usmani

Or (it is) like a rainstorm from the sky, bringing darkness, thunder and lightning; they thrust their fingers in their ears against the thunderclaps for fear of death, -and Allah encompasses the disbelievers.

The Monotheist Group

Or like a storm cloud from the sky, in it is darkness and thunder and lightning. They place their fingers in their ears from the thunder-claps for fear of death; and God is aware of the rejecters.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Bakara suresi, 19. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Bakara suresi, 19. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Bakara suresi, 19. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩