Nûr suresi

Nûr suresi, 12. ayet

Nûr suresi, 12. ayet. لَّوْلَآ إِذْ سَمِعْتُمُوهُ ظَنَّ ٱلْمُؤْمِنُونَ وَٱلْمُؤْمِنَٰتُ بِأَنفُسِهِمْ خَيْرًا وَقَالُوا۟ هَٰذَآ إِفْكٌ مُّبِينٌ

levlâ iẕ semi`tümûhü żanne-lmü'minûne velmü'minâtü bienfüsihim ḫayrav veḳâlû hâẕâ ifküm mübîn.

Diyanet İşleri

Bu iftirayı işittiğiniz zaman, iman eden erkek ve kadınlar, kendi (din kardeş)leri hakkında iyi zan besleyip de, "Bu, apaçık bir iftiradır" deselerdi ya!

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Nûr 9–15 · surenin 12. ayeti / 64
  1. Nûr 9

    (8-9) Kocasının yalancılardan olduğuna dair Allah'ı dört defa şahit getirmesi (Allah adına yemin etmesi), beşinci defada da eğer kocası doğru söyleyenlerden ise Allah'ın gazabının kendi üzerine olmasını dilemesi, kadından cezayı kaldırır.

  2. Nûr 10

    Allah'ın size lütfu ve merhameti olmasaydı ve Allah tövbeleri kabul eden, hüküm ve hikmet sahibi olmasaydı, haliniz nice olurdu?

  3. Nûr 11

    O ağır iftirayı uyduranlar, sizin içinizden bir güruhtur. Bu iftirayı kendiniz için kötü bir şey sanmayın. Aksine o sizin için bir hayırdır. Onlardan her biri için, işledikleri günahın cezası vardır. İçlerinden (elebaşılık ederek) o günahın büyüğünü üstlenen için ise ağır bir azap vardır.

  4. 12

    Bu iftirayı işittiğiniz zaman, iman eden erkek ve kadınlar, kendi (din kardeş)leri hakkında iyi zan besleyip de, "Bu, apaçık bir iftiradır" deselerdi ya!

  5. Nûr 13

    Onlar (iftiracılar) bu iddialarına dair dört şahit getirselerdi ya! Mademki şahit getirmediler; işte onlar Allah yanında yalancıların ta kendileridir.

  6. Nûr 14

    Eğer size dünya ve ahirette Allah'ın lütfu ve rahmeti olmasaydı, içine daldığınız bu iftiradan dolayı size mutlaka büyük bir azap dokunurdu!

  7. Nûr 15

    Hani o iftirayı dilden dile dolaştırıyor; hakkında hiçbir bilginiz olmayan şeyleri ağzınıza alıp söylüyor ve bunu önemsiz bir iş sanıyordunuz. Halbuki bu, Allah katında büyük bir günahtır.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

12. Daha sonra Allah bu gibi sözleri işitmeleri halinde mü’min kullarına takınmaları gereken tutumu şöylece göstermektedir: “Bu iftirayı işittiğinizde mü’min erkeklerle mümin kadınların birbirleri hakkında hüsnü zanda bulunmaları” mü’minler birbirleri ile ilgili güzel duygular beslemeleri “ve: “Bu, apaçık bir iftiradır” demeleri gerekmez miydi?” Hüsnü zan beslemek, mü’minlerin maruz kaldıkları bu iftiradan uzak olduklarını kabul etmektir. Mü’minlerin sahip bulundukları iman, onlar hakkında ileri sürülen asılsız iftirayı bertaraf etmelidir. İşte onlar, bu güzel zanları sebebi ile “Rabbimiz, seni her türlü kötülükten tenzih ederiz. Seçkin kullarını da bu gibi ağır imtihanlara maruz bırakacağından da seni tenzih ederiz. Şüphesiz “bu, apaçık bir iftiradır”; ileri sürülen ve iftira olduğu apaçık belli olan büyük bir yalandır”, demeleri gerekirdi. İşte mü’min bir kimsenin, mü’min kardeşi hakkında bu gibi sözleri işittiği takdirde beslemesi gereken zan budur. Dili ile mü’min kardeşinin günahsız olduğunu ifade etmeli ve böyle bir sözü söyleyeni de yalanlamalıdır.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Mümin erkek ve Mümin kadınların bu büyük iftirayı işittiklerinde Mümin kardeşlerinin iftirada bulunulan kimse hakkında güzel zanda bulunup; "Bu apaçık bir yalandır." demeleri gerekmez miydi?

Kelimeler

12 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. لَّوْلَآ levla gerekmez miydi?
  2. إِذْ iz zaman
  3. سَمِعْتُمُوهُ semia'tumuhu onu işittiğiniz kök: سمع
  4. ظَنَّ zenne zanda bulunup kök: ظنن
  5. ٱلْمُؤْمِنُونَ l-mu'minune inanan erkeklerin kök: امن
  6. وَٱلْمُؤْمِنَـٰتُ velmu'minatu ve inanan kadınların kök: امن
  7. بِأَنفُسِهِمْ bienfusihim kendiliklerinden kök: نفس
  8. خَيْرًۭا hayran güzel kök: خير
  9. وَقَالُوا۟ ve kalu ve demeleri kök: قول
  10. هَـٰذَآ haza bu
  11. إِفْكٌۭ ifkun bir iftiradır kök: افك
  12. مُّبِينٌۭ mubinun apaçık kök: بين

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: ظنن (69 geçiş) · Ortak kavram: Zan · Ortak kavram: Hayır

    "Kıyametin kopacağını da sanmıyorum. Rabbime döndürülsem bile andolsun bundan daha iyi bir sonuç bulurum."

  • Aynı kök: افك (30 geçiş) · Ortak kavram: Hayır

    O ağır iftirayı uyduranlar, sizin içinizden bir güruhtur. Bu iftirayı kendiniz için kötü bir şey sanmayın. Aksine o sizin için bir hayırdır. Onlardan…

  • Aynı kök: افك (30 geçiş) · Ortak kavram: Hayır

    İnkar edenler, inananlar için, "Eğer o Kur'an iyi bir şey olsaydı, onlar onu kabulde, bizi geçemezlerdi" dediler. Onunla doğru yolu bulamadıkları…

  • Aynı kök: ظنن (69 geçiş) · Ortak kavram: Zan

    Onlar, Rablerine kavuşacaklarını ve gerçekten O'na döneceklerini çok iyi bilirler.

  • Aynı kök: ظنن (69 geçiş) · Ortak kavram: Zan

    Bunların bir de ümmi takımı vardır; Kitab'ı (Tevrat'ı) bilmezler. Onların bütün bildikleri bir sürü kuruntulardır. Onlar sadece zanda bulunurlar.

  • Aynı kök: افك (30 geçiş)

    Meryem oğlu Mesih, sadece bir peygamberdir. Ondan önce de nice peygamberler geldi geçti. Onun annesi de dosdoğru bir kadındır. (Nasıl ilah…

  • Ortak kavram: Hayır

    Musa, kavmine dedi ki: "Ey kavmim! Sizler, buzağıyı ilah edinmekle kendinize yazık ettiniz. Gelin yaratıcınıza tövbe edin de nefislerinizi öldürün…

  • Ortak kavram: Hayır

    Hani, "Ey Musa! Biz bir çeşit yemeğe asla katlanamayız. O halde, bizim için Rabbine yalvar da, o bize yerden biten sebze, kabak, sarımsak, mercimek,…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

81 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Bunu (iftirayı) duyduğunuzda erkek ve kadın müminlerin, kendi vicdanları ile olumlu zanda bulunup da "Bu, apaçık bir iftiradır!" demeleri gerekmez miydi!

Mustafa İslamoğlu

Bu (iftirayı) işittiğinizde, mü'min erkekler ve kadınlar birbirleri hakkında iyi zanda bulunup da, "Bu düpedüz bir iftiradır" demeleri gerekmez miydi?

Muhammed Esed

Böyle bir (söylenti) işittiğiniz zaman, (siz) inanan erkek ve kadınların, birbirleri hakkında iyi zan besleyip de, "Bu düpedüz bir iftiradır" demeleri gerekmez miydi?

Ahmed Hulusi

Onu (iftirayı) işittiğinde iman eden erkekler ve iman eden kadınların birbirleri hakkında hayır zannında bulunup: "Bu apaçık iftiradır" demeleri gerekmez miydi?

Ali Bulaç

Onu işittiğiniz zaman, erkek mü'minler ile kadın mü'minlerin kendi nefisleri adına hayırlı bir zanda bulunup: "Bu, açıkca uydurulmuş iftira bir sözdür" demeleri gerekmez miydi?

Ali Özek ve heyeti

Bu iftirayı işittiğinizde erkek ve kadın müminlerin, kendi vicdanları ile hüsnüzanda bulunup da: «Bu, apaçık bir iftiradır» demeleri gerekmez miydi?

Ali Rıza Safa

Bunu duyduklarında, inanan erkeklerin ve inanan kadınların, kendi benliklerinde güzel düşünerek; "İşte bu, apaçık bir karalamadır!" demeleri gerekmez miydi?

Bayraktar Bayraklı

İftirayı duyduğunuzda, inanan erkek ve kadınlar kendi kendilerine iyi zanda bulunup da, "Bu, apaçık bir iftiradır" demeleri gerekmez miydi?

Edip Yüksel

Onu işittiğinizde, siz gerçeği onaylayan erkek ve kadınların birbiriniz hakkında olumlu düşüncelere sahip olarak, "Bu, açıkça büyük bir yalandır" demeleri gerekmez miydi?

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Onu işittiğinizde, siz inanan erkek ve kadınların birbiriniz hakkında olumlu düşüncelere sahip olarak, 'Bu, açıkça büyük bir yalandır,' demeleri gerekmez miydi?

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Ne vardı, onu işittiğiniz zaman mümin erkeklerle mümin kadınlar kendi kendilerine hüsnü zanda bulunup: "Bu açık bir iftiradır!" deselerdi?

Elmalılı Hamdi Yazır

Ne vardı onu işittiğiniz vakıt erkek ve kadın mü'minler kendi kendilerine husni zann etselerdi de bu açık bir ifktir deselerdi ya

Erhan Aktaş

Mü'min erkeklerin ve Mü'min kadınların onu işittikleri zaman, iyi zan dipnot 1 ile "Bu apaçık iftiradır." demeleri gerekmez miydi?

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    İyi niyet göstererek.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Mü'min erkeklerin ve Mü'min kadınların onu işittikleri zaman, iyi zan dipnot 1 ile "Bu apaçık iftiradır." demeleri gerekmez miydi?

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    İyi niyet göstererek.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Mü'min erkeklerin ve mü'min kadınların onu işittikleri zaman, iyi niyetli kimseler olarak, "Bu apaçık iftiradır." demeleri gerekmez miydi?

Gültekin Onan

Onu işittiğiniz zaman, inançlı(erkek)ler ile inançlı(kadın)ların kendi nefsleri adına hayırlı bir zanda bulunup: "Bu, açıkca uydurulmuş iftira bir sözdür" demeleri gerekmez miydi?

Hasan Basri Çantay

Onu işitdiğiniz vakit erkek mü'minlerle kadın mü'minlerin, kendi vicdanları (önünde), iyi bir zanda bulunub da "Bu, apaçık bir iftiradır" demeleri (lazım) değil miydi?

İbni Kesir

Onu işittiğiniz vakit mü'min erkeklerle, mü'min kadınların kendiliklerinden hüsn-ü zanda bulunup: Bu, apaçık bir iftiradır, demeleri gerekmez miydi?

Mehmet Alagaş

(11-20) O uydurma haberi / lekelemeyi / karalamayı (Hz. Aişe hakkında) getiren sizden bir çetedir, onu sizin için fenalık olarak / şer olarak değerlendirmeyin / hesap etmeyin, bilakis o sizin için iyidir / hayırdır, onlardan / çete üyelerinden her birine günahtan kazandığı vardır , içlerinden günahın büyüğünü üstlenip başı çekene ise büyük bir azap vardır. (Abdullah b. Ubeyy) Şayet mümin erkek ve mümin kadınlar onu işittiklerinde kendi kendilerine hayır olarak düşünmeleri gerekmez miydi? Ve de bu açık ve net bir uydurma haberdir / ifktir deselerdi. Onun aleyhine dört şahit getirmeleri gerekmez miydi? Eğer dört şahit getiremedi ler ise işte bunlar Allah’ın yanında yalancıdırlar. Şaye t Allah’ın üzerinizde ki maddi manevi zenginliği / fazlı, dünyada ki ve ahirette ki rahmeti olmasa idi sebep olduğunuz / katkıda bulunduğunuz bu konuda size büyük bir azap dokunurdu , dillerinizle onu bir vakit aktardınız, hakkında ilminizin olmadığı şey hakkında ağızlarınızla söylediniz, onu önemsiz bir şey olarak değerlendiriyordunuz / hesap ediyordunuz, O Allah yanında büyük bir şeydir. (Çok önemlidir) Şayet onu işittiğinizde bunu konuşmak bize yakışmaz / bize uygun olmaz , seni / Ey Allah’ım üstte tutarız ki bu büyük bir iftiradır, deseydiniz, Allah, böyle bir şeyi ebediyyen tekrar etmemeniz için size öğüt veriyor / vaazda bulunuyor. Allah bilendir ve hüküm verendir / son kararları verendir. İğrençliklerin / fuhşiyâtın iman edenler içinde yayılmasını / şayia edilmesini sevenler , onlara dünyada ve ahirette acıtıcı bir azap vardır, Allah bilir ve siz bilmezsiniz. Şayet Allah’ın sizin üzerinizdeki maddi manevi zenginliği / fazlı ve esirgemesi olmasaydı ve şayet Allah gerçekten şefkatli ve esirgeyen olmasaydı. (Ne hallere düşerdiniz haliniz nasıl olurdu)

Rowwad Tercüme Merkezi

Onu işittiğiniz zaman, Mümin erkek ve Mümin kadınların kendi vicdanlarında hüsnü zanda bulunup; “Bu, apaçık bir iftiradır.” demeleri gerekmez miydi?

Süleyman Ateş

Onu işittiğiniz zaman inanan erkek ve kadınların, kendiliklerinden güzel zanda bulunup: "Bu, apaçık bir iftiradır" demeleri gerekmez miydi?

Süleymaniye Vakfı

O iftirayı duyduğunuzda siz mümin erkekler ve mümin kadınların, sizden olanlar için iyi düşünceler beslemeniz ve "Bu, apaçık bir iftiradır!" demeniz gerekmez miydi dipnot 1 ?

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Suçlamayı duyduğunuzda müslüman erkekler ile müslüman kadınların birbirleri için iyi niyet göstererek "Bu, apaçık bir iftiradır" demeleri gerekmez miydi?

Şaban Britch

Onu işittiğiniz zaman, mümin erkek ve mümin kadınların hüsnüzanda bulunup “Bu, apaçık bir iftiradır” demeleri gerekmez miydi?

Şaban Piriş

Onu işittiğiniz zaman, mümin erkek ve mümin kadınların kendilerince iyi niyette bulunup "Bu, apaçık bir iftiradır" demeleri gerekmez miydi?

Yaşar Nuri Öztürk

Onu işittiğinizde, erkek ve kadın müminlerin birbirleri için iyi zanda bulunup, "Bu apaçık bir iftiradır" demeleri gerekmez miydi?"

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

If only the Muslims -men and women- as they heard the rumour realized, as they should have, that they are people of mind and reasoned high of Providence and of those who conformed to His will and thought of themselves as the model of chastity, and rejected the charge as falsehood personified!

Abdul Haleem

When you heard the lie, why did believing men and women not think well of their own people and declare, ‘This is obviously a lie’?

Abdullah Yusuf Ali

Why did not the believers - men and women - when ye heard of the affair,- put the best construction on it in their own minds and say, "This (charge) is an obvious lie"?

Abul A'la Maududi

When you heard of it, why did the believing men and women not think well of their own folk dipnot 1 and say: "This is a manifest calumny?" dipnot 2

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    This may also be translated as: Why did they not have a good opinion of the people of their own community and society? The words in the text are comprehensive and contain a subtle meaning which should be understood well. What happened concerning Aishah and Safwan bin Muattal was only this: A woman belonging to the caravan (apart from the fact that she was the Prophet’s wife) was left behind, and a man belonging to the same caravan, who was also left behind, happened to see her and brought her on his camel to the camp. Now if a person alleges that when the two found themselves alone, they became involved in sin, the accusation would imply two other hypotheses: First, if the accuser himself (whether man or woman) had been there, he would certainly have availed of the rare opportunity and committed the sinful act, for he had never before chanced upon a person of the opposite sex in a situation like this. Second, the accuser’s assessment of the moral condition of the society he belongs to is that in that society there is no man or woman who could possibly have abstained from sin in similar circumstances. This will be the case when it involves any one man and any one woman. But supposing if the man and the woman happened to belong to the same place, and the woman who was left behind by chance was the wife, or sister, or daughter of a friend, or a relative, or a neighbor, or an acquaintance of the man, the matter would become much more serious and grave. Then it would mean that the one who utters such an accusation has a very poor and degraded opinion of himself as well as of his society, which has nothing to do with morality and good sense. No gentleman can imagine that if he finds a woman belonging to the family of a friend, or a neighbor or an acquaintance, stranded on the way, the first thing he would do would be to molest and dishonor her, and then would think of escorting her home. But here the matter was a thousand times more serious. The lady was no other than the wife of the Prophet (peace be upon him) of Allah, whom every Muslim esteemed higher than his own mother, and whom Allah Himself had forbidden for every Muslim just like his own mother. The man was not only a follower of the same caravan and a soldier of the same army, and an inhabitant of the same city, but also a Muslim, who believed in the lady’s husband to be the Messenger of Allah and his religious leader and guide, and had even followed him and fought in the most dangerous battle at Badr. Viewed against this background, it would seem that the person who uttered such an accusation and those who considered the accusation as probable, formed a very poor opinion not only of their moral selves but also of the whole society.
  2. metne dön, dipnot 2
    That is, the accusation was not worth any consideration; the Muslims should have rejected it there and then as a lie and a falsehood. A question might be asked: Why did not the Prophet (peace be upon him) and Abu Bakr Siddiq reject it on the very first day, and why did they give it all that importance? The answer is that the position of the husband and the father is different from that of the common people. Though none else can know a woman better than her husband and a righteous husband cannot doubt the character of a virtuous and pious wife only on account of the people’s accusations, but when the wife is accused, the husband is placed in a difficult situation. Even if he rejects it outright as a calumny, the accusers will not listen. They will rather say that the woman is clever and has beguiled the husband into believing that she is virtuous and pious whereas she is not. A similar situation is faced by the parents. They also cannot remove the accusers’ slander regarding their daughter’s chastity even if they know that the accusation is manifestly false. The same thing had afflicted the Prophet (peace be upon him), Abu Bakr and Umm Ruman, otherwise they did not entertain any doubt about Aishah's character. That is why the Prophet (peace be upon him) had declared in his sermon that he had neither seen any evil in his wife nor in the man who was being mentioned in the slander.

Aisha Bewley

Why, when you heard it, did you not, as men and women of the muminun, instinctively think good thoughts and say, ‘This is obviously a lie’?

Al-Hilali & Khan

Why then, did not the believers, men and women, when you heard it (the slander), think good of their own people and say: "This (charge) is an obvious lie[1]?"

Ali Quli Qarai

When you [first] heard about it, why did not the faithful, men and women, think well of their folks, and say, ‘This is an obvious calumny’?

Amatul Rahman Omar

When you heard of this (accusation) why did not the believing men and believing women have a better opinion in respect of their own people and say, `This (charge) is an obvious lie?'

Arthur John Arberry

Why, when you heard it, did the believing men and women not of their own account think good thoughts, and say, 'This is a manifest calumny'?

Bijan Moeinian

When the rumors started to circulate, the believers should have shown their goodness of heart saying: "This is a great slander. "

E. Henry Palmer

Why did not, when ye heard it, the believing men and believing women think good in themselves, and say, 'This is an obvious lie?'

Edip-Layth

If only when you heard it the acknowledging men and women should have thought good of themselves and said: "This is an obvious lie!"

George Sale

Did not the faithful men, and the faithful women, when ye heard this, judge in their own minds for the best; and say, this is a manifest falsehood?

Hamid S. Aziz

Verily, those who spread the slander are a gang among you. Deem it not as an evil for you. Nay, it is good for you. Every man of them shall have what he has earned of sin; and he among them who had the greater share (took the lead), for him is an awful doom.

Mahmoud Ghali

If the men believers and the women believers had thought good (thoughts) of themselves as you heard it and they would have said, "This is an evident falsehood. "

Marmaduke Pickthall

Why did not the believers, men and women, when ye heard it, think good of their own own folk, and say: It is a manifest untruth?

Mohamed Ahmed - Samira

Why did the faithful men and women not think well of their people when they heard this, and said: "This is a clear lie?"

Muhammad Asad

Why do not the believing men and women, whenever such [a rumour] is heard, think the best of one another and say, "This is an obvious falsehood"?

Mustafa Khattab

If only the believing men and women had thought well of one another, when you heard this ˹rumour˺, and said, "This is clearly ˹an outrageous˺ slander!"

Progressive Muslims

If only when you heard it the believing men and women should have thought good of their own selves and said: "This is an obvious lie!"

Rashad Khalifa

When you heard it, the believing men and the believing women should have had better thoughts about themselves, and should have said, "This is obviously a big lie."

Sahih International

Why, when you heard it, did not the believing men and believing women think good of one another and say, "This is an obvious falsehood"?

Sam Gerrans

Oh, that when you heard it, the believing men and the believing women had but thought good of themselves and said: “This is a clear falsehood!”

Shabbir Ahmed

Why do not the believing men and believing women, whenever such a rumor is heard, think the best of one another and say, "This is an obvious falsehood?"

Syed Vickar Ahamed

Why then, did not the believers —men and women — When you heard of the incident— Put the best reasons after it in their own minds and say, "This (slander) is an open lie?"

Taqi Usmani

Why - when you (O believers) heard of it - did the believing men and the believing women not think well about their own selves, and (why did they not) say, "This is a manifest lie".

The Monotheist Group

If only when you heard it the believing males and the believing females should have thought good of their own selves and said: "This is an obvious lie!"

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Nûr suresi, 12. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Nûr suresi, 12. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Nûr suresi, 12. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩