Diyanet İşleri
(Ey Muhammed!) Mutlak güç sahibi, hüküm ve hikmet sahibi olan Allah, sana ve senden öncekilere işte böyle vahyeder.
Şûrâ suresi
Şûrâ suresi, 3. ayet. كَذَٰلِكَ يُوحِىٓ إِلَيْكَ وَإِلَى ٱلَّذِينَ مِن قَبْلِكَ ٱللَّهُ ٱلْعَزِيزُ ٱلْحَكِيمُ
keẕâlike yûḥî ileyke veile-lleẕîne min ḳablike-llâhü-l`azîzü-lḥakîm.
(Ey Muhammed!) Mutlak güç sahibi, hüküm ve hikmet sahibi olan Allah, sana ve senden öncekilere işte böyle vahyeder.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Vahyin gelişi ve şehirlerin anası Şûrâ 1–9 3
Ha Mim.
Ayn Sin Kaf
(Ey Muhammed!) Mutlak güç sahibi, hüküm ve hikmet sahibi olan Allah, sana ve senden öncekilere işte böyle vahyeder.
Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O'nundur. O, yücedir, büyüktür.
Neredeyse gökler (O'nun azametinden) üstlerinden çatlayacaklar. Melekler ise, Rablerini hamd ile tespih ederler ve yeryüzündekiler için bağışlanma dilerler. İyi bilin ki Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
Allah'tan başka dostlar edinenlere gelince, Allah onları daima gözetlemektedir. Sen onlara vekil değilsin.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 1–5. ayetler için yazılmıştır.
1-4. Yüce Allah, Nebiyy-i Kerîm’e bu Kur’ân-ı Azim’i vahyedenin -kendisinden önceki peygamber ve rasûllere vahyettiği gibi- kendisi olduğunu haber vermektedir. Bununla Yüce Allah, önceden ve sonradan kitaplar indirip peygamberler göndermekle ne kadar lütufkâr olduğunu, Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’in önceden benzeri görülmemiş bir peygamber olmadığını, onun yolunun kendisinden öncekilerin yolu ile aynı olduğunu, durumunun da kendisinden önceki peygamberlerin durumuna uygun olduğunu açıklamaktadır. Onun getirdiği, kendisinden önceki peygamberlerin getirdiklerine benzemektedir. Çünkü hepsi de hak ve gerçektir.
Bu Kitap ulûhiyet, pek büyük izzet ve kudret sahibi (Aziz) ve sonsuz hikmet sahibi (Hakim) olan tarafından indirilmiştir. Ulvi ve süfli alem tamamen O’nun mülküdür. Hepsi O’nun kaderi ve şer’i tedbir ve idaresi altındadır.
Ayrıca O hem zatı, hem kadri, hem de her şeyi kuşatan hakimiyeti yönünden en üsttedir: “O, çok yücedir, pek büyüktür.” O’nun büyüklüğünün bir tecellisi de şudur:
5. “Gökler” büyüklüklerine ve cansız varlıklar olmalarına rağmen “nerede ise üst taraflarından çatlayacaklar;” mukarreb olan şerefli “melekler de” O’nun azametine boyun eğerek, izzetinin önünde saygı ile eğilerek ve rububiyetine önünde boyun bükerek “Rablerini hamd ile tesbih ederler.” O’nu tazim ederler, her türlü eksiklikten tenzih ederler, bütün kemal sıfatları ile nitelendirirler.
“Yeryüzünde olanlar için” onlardan sadır olup da Rablerinin azamet ve kibriyâsına lâyık olmayan türden amelleri dolayısıyla “mağfiret dilerler.”
“Allah, çok bağışlayıcıdır, pek merhametlidir.” Eğer O’nun mağfiret ve rahmeti olmasa idi, bütün insanlara toptan imha edici cezayı çabucak gönderirdi.
Yüce Allah’ın genel olarak bütün peygamberlere, özel olarak da Muhammed’e -Allah’ın salât ve selâmı hepsine olsun- vahiy gönderdiğini söz konusu ettikten sonra kendi zatını bu vasıflar ile vasfetmesi, bu Kur’ân-ı Kerîm’de yüce yaratıcının kemaline delil teşkil eden apaçık belge ve delillerin bulunduğuna ve O’nun da bu yüce isimlerle vasfedilmesi gerektiğine işarettir.
Böylelikle kalpler, O’nu tanımak, O’nu sevmek, O’na tazim etmek, O’nun celal ve ikramını kavramak imkânını bulsun, gizli ve açık bütün türleri ile ibadeti yalnız O’na yöneltsin.
Diğer taraftan zulmün en büyüğü ve en çirkin söz de Allah’ın dışında herhangi bir fayda sağlama ya da zarar verme imkânına sahip bulunmayan birtakım varlıkları Allah'a eş koşmaktır. Halbuki bunlar, Allah tarafından yaratılmış ve bütün hallerinde Yüce Allah’a muhtaç olan varlıklardır. Bundan dolayı Yüce Allah, devamla şöyle buyurmaktadır:
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Ey Muhammed! Sana gelen bu vahyi ve senden önce gelen Allah'ın peygamberlerine vahyedilenin aynısını vahyeden Yüce Allah, düşmanlarından intikam almada çok güçlüdür. Yüce Allah, yaratmasında işleri çekip çevirmede hikmet sahibidir.
Aynı kök: وحي (78 geçiş) · Aynı kök: عزز (120 geçiş) · Ortak kavram: Vahiy
Böylece onları, iki günde (iki evrede) yedi gök olarak yarattı ve her göğe kendi işini bildirdi. En yakın göğü kandillerle süsledik ve onu koruduk.…
Aynı kök: وحي (78 geçiş) · Ortak kavram: Vahiy · Ortak kavram: Hikmet
(Ey Muhammed!) Sana vahyolunana uy ve Allah hükmünü verinceye kadar sabret. O, hüküm verenlerin en hayırlısıdır.
Aynı kök: وحي (78 geçiş) · Ortak kavram: Vahiy · Ortak kavram: Hikmet
Bunlar, Rabbinin sana vahyettiği bazı hikmetlerdir. Allah ile birlikte başka ilah edinme. Sonra kınanmış ve Allah'ın rahmetinden kovulmuş olarak…
Aynı kök: عزز (120 geçiş) · Ortak kavram: İzzet · Ortak kavram: Hikmet
"Rabbimiz! İçlerinden onlara bir peygamber gönder; onlara ayetlerini okusun, kitabı ve hikmeti öğretsin ve onları her kötülükten arındırsın.…
Aynı kök: عزز (120 geçiş) · Ortak kavram: İzzet · Ortak kavram: Hikmet
Size apaçık deliller geldikten sonra, eğer yine de yan çizerseniz, bilin ki Allah, gerçekten mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.
Aynı kök: عزز (120 geçiş) · Ortak kavram: İzzet · Ortak kavram: Hikmet
Dünya ve ahiret hakkında düşünesiniz, diye böyle yapıyor. Bir de sana yetimleri soruyorlar. De ki: "Onların durumlarını düzeltmek hayırlıdır. Eğer…
Ortak kavram: Hikmet
Melekler, "Seni bütün eksikliklerden uzak tutarız. Senin bize öğrettiklerinden başka bizim hiçbir bilgimiz yoktur. Şüphesiz her şeyi hakkıyla bilen,…
Ortak kavram: Hikmet
Yahudiler, "Hıristiyanlar bir temel üzerinde değiller" dediler. Hıristiyanlar da, "Yahudiler bir temel üzerinde değiller" dediler. Oysa hepsi Kitab'ı…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Güçlü, doğru hüküm veren Allah senden öncekilere (olduğu gibi) sana da işte böyle vahyetmektedir.
Her işinde tek mükemmel olan, her hükmünde tam isabet bulunan Allah, sana ve senden öncekilere hakikati işte böyle vahyediyor.
Kudret ve hikmet sahibi olan Allah, (ey Muhammed) sana ve senden öncekilere (hakikati) şöyle vahyetti:
Aziyz ve Hakiym olan Allah, sana ve senden öncekilere böylece vahyeder!
O, Aziz ve Hakim olan Allah, sana ve senden öncekilere böyle vahyetmektedir.
Azîz ve hakîm olan Allah, sana ve senden öncekilere işte böyle vahyeder.
Hem sana hem de senden öncekilere, işte böyle bildirmiştir. Allah, Üstündür; Bilgelik ve Adaletle Yönetendir.
Kudret ve hikmet sahibi olan Allah, sana ve senden öncekilere şöyle vahyediyor:
Üstün ve Bilge olan ALLAH sana ve senden öncekilere böyle vahiy eder.
Üstün ve Bilge olan ALLAH sana ve senden öncekilere böyle vahyeder.
O güçlü, hikmet sahibi Allah sana, senden öncekilere de işte böyle vahyediyor.
İşte böyle vahiy veriyor sana -senden evvelkilere de- Allah, o, aziz, hakim.
Mutlak Üstün Olan, En İyi Hüküm Veren Allah, sana ve senden öncekilere işte böyle vahyeder.
Mutlak Üstün Olan, En İyi Hüküm Veren Allah, sana ve senden öncekilere işte böyle vahyeder.
Mutlak Üstün Olan, En İyi Hüküm Veren Allah, sana ve senden öncekilere işte böyle vahyeder.
O Aziz ve Hakim olan Tanrı, sana ve senden öncekilere böyle vahyetmektedir.
O mutlak gaalib, O hukum ve hikmet saahibi Allah sana da, senden evvelkilere de işte böyle vahyeder.
Aziz, Hakim olan Allah sana da, senden öncekilere de böyle vahyeder.
(1-6) Ha, mim, ayn, sin kâf. Senden öncekiler gibi sana da aynı şekilde vahyediliyor, Allah, saygıdeğerdir, hâkimdir, semalarda ve arzda ne varsa onundur , O yücedir (fiziki olmayan varlıklardan aşkın) ve büyüktür (fiziki varlıklardan aşkındır) Neredeyse üstlerindeki / tepelerindeki semalar çatlayıp parçalanacaklar, melekler Rablerini övgü ile tesbih ederler. Ve arz da kim varsa onlar için de bağışlanma dilerler, Dikkat edin! Allah bağışlayan dır, esirgeyendir. Allahtan başka dost edinenlere gelince, Allah onları da ezberlemektedir, sen onlara vekil değilsin (onlar adına savunma yapamazsın)
Azîz ve Hakîm olan Allah, sana ve senden öncekilere işte böyle vahyediyor.
O aziz ve hakim olan Allah, sana ve senden öncekilere böyle vahyeder:
Daima üstün olan ve doğru hükümler veren Allah, sana ve senden öncekilere işte böyle vahyeder dipnot 1 .
Üstün olan ve doğru kararlar veren Allah, sana da senden öncekilere de işte böyle vahyeder.
İşte böyle vahyediyor sana ve senden öncekilere, Aziz ve Hakim olan Allah!
İşte böyle vahyediyor sana ve senden öncekilere, Aziz ve hakim olan Allah!
İşte böyle vahyeder sana ve senden öncekilere Aziz ve Hakim olan Allah!
In like manner does Allah inspire to you O Muhammad, even as He inspired to those sent before you His veritable revelations and disclosure of knowledge, precepts and injunctions. Thus Say Allah AL-Aziz (the Almighty), and AL-Hakim (the source of wisdom and wise mysterious dispensations.)
This is how God, the Mighty, the Wise, sends revelation to you [Prophet] as He did to those before you.
Thus doth (He) send inspiration to thee as (He did) to those before thee,- Allah, Exalted in Power, Full of Wisdom.
Thus does Allah, the Most Mighty, the Most Wise reveal to you even as (He revealed) to those (Messengers) who preceded you. dipnot 1
That is how He sends revelation to you and those before you. Allah is the Almighty, the All-Wise.
Likewise Allâh, the All-Mighty, the All-Wise sends Revelation to you (O Muhammad صلى الله عليه و سلم) as (He sent Revelation to) those before you.[1]
Thus does He reveal to you and to those who were before you, Allah, the All-mighty, the All-wise:
(Just as He has sent this revelation) so does Allâh, the All-Mighty, the All-Wise reveals to you, and so has He also revealed to those (Messengers) who preceded you.
So reveals to thee, and to those before thee, God, the All-mighty, the All-wise.
Hereby the Almighty and the Most Wise reveals His revelations to you (Mohammad) the same way that He revealed His revelations to the prophets before you.
Thus does God, the mighty, the wise, inspire thee and those before thee.
Similarly, inspiring you and those before you, is God, the Noble, the Wise.
Thus doth the mighty, the wise God reveal his will unto thee; and in like manner did He reveal it unto the prophets who were before thee.
Thus does Allah, the Mighty, the Wise, reveal to you, as to those before you.
Thus reveals to you, and to the ones (even) before you Allah, The Ever-Mighty, The Ever-Wise.
Thus Allah the Mighty, the Knower inspireth thee (Muhammad) as (He inspired) those before thee.
So has God, all-mighty and all-wise, been revealing to you and to others before you.
THUS has God, the Almighty, the Wise, revealed [the truth] unto thee, [O Muhammad,] and unto those who preceded thee:
And so you ˹O Prophet˺ are sent revelation, just like those before you, by Allah—the Almighty, All-Wise.
Similarly, inspiring you and those before you, is God, the Noble, the Wise.
Inspiring you, and those before you, is GOD, the Almighty, Most Wise.
Thus has He revealed to you, [O Muúammad], and to those before you - Allah, the Exalted in Might, the Wise.
Thus reveals to thee, and to those before thee, God, the Exalted in Might, the Wise.
Thus it is: Revealing to you (O Prophet) as He did to those before you, is Allah, the Almighty, the Wise.
This way does Allah, the Almighty (Al-Aziz), the All Wise (Al-Hakeem), send Revelation to you (O Prophet!) as (Allah did) to those before you—
This is how Allah, the Mighty, the Wise, sends revelation to you and to those who were before you.
Similarly, inspiring you and those before you, is God, the Noble, the Wise.