Şûrâ suresi

Şûrâ suresi, 3. ayet

Şûrâ suresi, 3. ayet. كَذَٰلِكَ يُوحِىٓ إِلَيْكَ وَإِلَى ٱلَّذِينَ مِن قَبْلِكَ ٱللَّهُ ٱلْعَزِيزُ ٱلْحَكِيمُ

keẕâlike yûḥî ileyke veile-lleẕîne min ḳablike-llâhü-l`azîzü-lḥakîm.

Diyanet İşleri

(Ey Muhammed!) Mutlak güç sahibi, hüküm ve hikmet sahibi olan Allah, sana ve senden öncekilere işte böyle vahyeder.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Şûrâ 1–6 · surenin 3. ayeti / 53

Konu Vahyin gelişi ve şehirlerin anası Şûrâ 1–9 3

  1. Şûrâ 1

    Ha Mim.

  2. Şûrâ 2

    Ayn Sin Kaf

  3. 3

    (Ey Muhammed!) Mutlak güç sahibi, hüküm ve hikmet sahibi olan Allah, sana ve senden öncekilere işte böyle vahyeder.

  4. Şûrâ 4

    Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O'nundur. O, yücedir, büyüktür.

  5. Şûrâ 5

    Neredeyse gökler (O'nun azametinden) üstlerinden çatlayacaklar. Melekler ise, Rablerini hamd ile tespih ederler ve yeryüzündekiler için bağışlanma dilerler. İyi bilin ki Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

  6. Şûrâ 6

    Allah'tan başka dostlar edinenlere gelince, Allah onları daima gözetlemektedir. Sen onlara vekil değilsin.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 1–5. ayetler için yazılmıştır.

1-4. Yüce Allah, Nebiyy-i Kerîm’e bu Kur’ân-ı Azim’i vahyedenin -kendisinden önceki peygamber ve rasûllere vahyettiği gibi- kendisi olduğunu haber vermektedir. Bununla Yüce Allah, önceden ve sonradan kitaplar indirip peygamberler göndermekle ne kadar lütufkâr olduğunu, Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’in önceden benzeri görülmemiş bir peygamber olmadığını, onun yolunun kendisinden öncekilerin yolu ile aynı olduğunu, durumunun da kendisinden önceki peygamberlerin durumuna uygun olduğunu açıklamaktadır. Onun getirdiği, kendisinden önceki peygamberlerin getirdiklerine benzemektedir. Çünkü hepsi de hak ve gerçektir.

Bu Kitap ulûhiyet, pek büyük izzet ve kudret sahibi (Aziz) ve sonsuz hikmet sahibi (Hakim) olan tarafından indirilmiştir. Ulvi ve süfli alem tamamen O’nun mülküdür. Hepsi O’nun kaderi ve şer’i tedbir ve idaresi altındadır.

Ayrıca O hem zatı, hem kadri, hem de her şeyi kuşatan hakimiyeti yönünden en üsttedir: “O, çok yücedir, pek büyüktür.” O’nun büyüklüğünün bir tecellisi de şudur:

5. “Gökler” büyüklüklerine ve cansız varlıklar olmalarına rağmen “nerede ise üst taraflarından çatlayacaklar;” mukarreb olan şerefli “melekler de” O’nun azametine boyun eğerek, izzetinin önünde saygı ile eğilerek ve rububiyetine önünde boyun bükerek “Rablerini hamd ile tesbih ederler.” O’nu tazim ederler, her türlü eksiklikten tenzih ederler, bütün kemal sıfatları ile nitelendirirler.

“Yeryüzünde olanlar için” onlardan sadır olup da Rablerinin azamet ve kibriyâsına lâyık olmayan türden amelleri dolayısıyla “mağfiret dilerler.”

“Allah, çok bağışlayıcıdır, pek merhametlidir.” Eğer O’nun mağfiret ve rahmeti olmasa idi, bütün insanlara toptan imha edici cezayı çabucak gönderirdi.

Yüce Allah’ın genel olarak bütün peygamberlere, özel olarak da Muhammed’e -Allah’ın salât ve selâmı hepsine olsun- vahiy gönderdiğini söz konusu ettikten sonra kendi zatını bu vasıflar ile vasfetmesi, bu Kur’ân-ı Kerîm’de yüce yaratıcının kemaline delil teşkil eden apaçık belge ve delillerin bulunduğuna ve O’nun da bu yüce isimlerle vasfedilmesi gerektiğine işarettir.

Böylelikle kalpler, O’nu tanımak, O’nu sevmek, O’na tazim etmek, O’nun celal ve ikramını kavramak imkânını bulsun, gizli ve açık bütün türleri ile ibadeti yalnız O’na yöneltsin.

Diğer taraftan zulmün en büyüğü ve en çirkin söz de Allah’ın dışında herhangi bir fayda sağlama ya da zarar verme imkânına sahip bulunmayan birtakım varlıkları Allah'a eş koşmaktır. Halbuki bunlar, Allah tarafından yaratılmış ve bütün hallerinde Yüce Allah’a muhtaç olan varlıklardır. Bundan dolayı Yüce Allah, devamla şöyle buyurmaktadır:

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Ey Muhammed! Sana gelen bu vahyi ve senden önce gelen Allah'ın peygamberlerine vahyedilenin aynısını vahyeden Yüce Allah, düşmanlarından intikam almada çok güçlüdür. Yüce Allah, yaratmasında işleri çekip çevirmede hikmet sahibidir.

Kelimeler

10 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. كَذَٰلِكَ kezalike böyle
  2. يُوحِىٓ yuhi vahyeder kök: وحي
  3. إِلَيْكَ ileyke sana
  4. وَإِلَى ve ila ve
  5. ٱلَّذِينَ ellezine
  6. مِن min
  7. قَبْلِكَ kablike senden öncekilere kök: قبل
  8. ٱللَّهُ llahu Allah kök: اله
  9. ٱلْعَزِيزُ l-azizu aziz kök: عزز
  10. ٱلْحَكِيمُ l-hakimu hakim kök: حكم

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: وحي (78 geçiş) · Aynı kök: عزز (120 geçiş) · Ortak kavram: Vahiy

    Böylece onları, iki günde (iki evrede) yedi gök olarak yarattı ve her göğe kendi işini bildirdi. En yakın göğü kandillerle süsledik ve onu koruduk.…

  • Aynı kök: وحي (78 geçiş) · Ortak kavram: Vahiy · Ortak kavram: Hikmet

    (Ey Muhammed!) Sana vahyolunana uy ve Allah hükmünü verinceye kadar sabret. O, hüküm verenlerin en hayırlısıdır.

  • Aynı kök: وحي (78 geçiş) · Ortak kavram: Vahiy · Ortak kavram: Hikmet

    Bunlar, Rabbinin sana vahyettiği bazı hikmetlerdir. Allah ile birlikte başka ilah edinme. Sonra kınanmış ve Allah'ın rahmetinden kovulmuş olarak…

  • Aynı kök: عزز (120 geçiş) · Ortak kavram: İzzet · Ortak kavram: Hikmet

    "Rabbimiz! İçlerinden onlara bir peygamber gönder; onlara ayetlerini okusun, kitabı ve hikmeti öğretsin ve onları her kötülükten arındırsın.…

  • Aynı kök: عزز (120 geçiş) · Ortak kavram: İzzet · Ortak kavram: Hikmet

    Size apaçık deliller geldikten sonra, eğer yine de yan çizerseniz, bilin ki Allah, gerçekten mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.

  • Aynı kök: عزز (120 geçiş) · Ortak kavram: İzzet · Ortak kavram: Hikmet

    Dünya ve ahiret hakkında düşünesiniz, diye böyle yapıyor. Bir de sana yetimleri soruyorlar. De ki: "Onların durumlarını düzeltmek hayırlıdır. Eğer…

  • Ortak kavram: Hikmet

    Melekler, "Seni bütün eksikliklerden uzak tutarız. Senin bize öğrettiklerinden başka bizim hiçbir bilgimiz yoktur. Şüphesiz her şeyi hakkıyla bilen,…

  • Ortak kavram: Hikmet

    Yahudiler, "Hıristiyanlar bir temel üzerinde değiller" dediler. Hıristiyanlar da, "Yahudiler bir temel üzerinde değiller" dediler. Oysa hepsi Kitab'ı…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

69 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Güçlü, doğru hüküm veren Allah senden öncekilere (olduğu gibi) sana da işte böyle vahyetmektedir.

Mustafa İslamoğlu

Her işinde tek mükemmel olan, her hükmünde tam isabet bulunan Allah, sana ve senden öncekilere hakikati işte böyle vahyediyor.

Muhammed Esed

Kudret ve hikmet sahibi olan Allah, (ey Muhammed) sana ve senden öncekilere (hakikati) şöyle vahyetti:

Ahmed Hulusi

Aziyz ve Hakiym olan Allah, sana ve senden öncekilere böylece vahyeder!

Ali Bulaç

O, Aziz ve Hakim olan Allah, sana ve senden öncekilere böyle vahyetmektedir.

Ali Özek ve heyeti

Azîz ve hakîm olan Allah, sana ve senden öncekilere işte böyle vahyeder.

Ali Rıza Safa

Hem sana hem de senden öncekilere, işte böyle bildirmiştir. Allah, Üstündür; Bilgelik ve Adaletle Yönetendir.

Bayraktar Bayraklı

Kudret ve hikmet sahibi olan Allah, sana ve senden öncekilere şöyle vahyediyor:

Edip Yüksel

Üstün ve Bilge olan ALLAH sana ve senden öncekilere böyle vahiy eder.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Üstün ve Bilge olan ALLAH sana ve senden öncekilere böyle vahyeder.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

O güçlü, hikmet sahibi Allah sana, senden öncekilere de işte böyle vahyediyor.

Elmalılı Hamdi Yazır

İşte böyle vahiy veriyor sana -senden evvelkilere de- Allah, o, aziz, hakim.

Erhan Aktaş

Mutlak Üstün Olan, En İyi Hüküm Veren Allah, sana ve senden öncekilere işte böyle vahyeder.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Mutlak Üstün Olan, En İyi Hüküm Veren Allah, sana ve senden öncekilere işte böyle vahyeder.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Mutlak Üstün Olan, En İyi Hüküm Veren Allah, sana ve senden öncekilere işte böyle vahyeder.

Gültekin Onan

O Aziz ve Hakim olan Tanrı, sana ve senden öncekilere böyle vahyetmektedir.

Hasan Basri Çantay

O mutlak gaalib, O hukum ve hikmet saahibi Allah sana da, senden evvelkilere de işte böyle vahyeder.

İbni Kesir

Aziz, Hakim olan Allah sana da, senden öncekilere de böyle vahyeder.

Mehmet Alagaş

(1-6) Ha, mim, ayn, sin kâf. Senden öncekiler gibi sana da aynı şekilde vahyediliyor, Allah, saygıdeğerdir, hâkimdir, semalarda ve arzda ne varsa onundur , O yücedir (fiziki olmayan varlıklardan aşkın) ve büyüktür (fiziki varlıklardan aşkındır) Neredeyse üstlerindeki / tepelerindeki semalar çatlayıp parçalanacaklar, melekler Rablerini övgü ile tesbih ederler. Ve arz da kim varsa onlar için de bağışlanma dilerler, Dikkat edin! Allah bağışlayan dır, esirgeyendir. Allahtan başka dost edinenlere gelince, Allah onları da ezberlemektedir, sen onlara vekil değilsin (onlar adına savunma yapamazsın)

Rowwad Tercüme Merkezi

Azîz ve Hakîm olan Allah, sana ve senden öncekilere işte böyle vahyediyor.

Süleyman Ateş

O aziz ve hakim olan Allah, sana ve senden öncekilere böyle vahyeder:

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Üstün olan ve doğru kararlar veren Allah, sana da senden öncekilere de işte böyle vahyeder.

Şaban Britch

İşte böyle vahyediyor sana ve senden öncekilere, Aziz ve Hakim olan Allah!

Şaban Piriş

İşte böyle vahyediyor sana ve senden öncekilere, Aziz ve hakim olan Allah!

Yaşar Nuri Öztürk

İşte böyle vahyeder sana ve senden öncekilere Aziz ve Hakim olan Allah!

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

In like manner does Allah inspire to you O Muhammad, even as He inspired to those sent before you His veritable revelations and disclosure of knowledge, precepts and injunctions. Thus Say Allah AL-Aziz (the Almighty), and AL-Hakim (the source of wisdom and wise mysterious dispensations.)

Abdul Haleem

This is how God, the Mighty, the Wise, sends revelation to you [Prophet] as He did to those before you.

Abdullah Yusuf Ali

Thus doth (He) send inspiration to thee as (He did) to those before thee,- Allah, Exalted in Power, Full of Wisdom.

Abul A'la Maududi

Thus does Allah, the Most Mighty, the Most Wise reveal to you even as (He revealed) to those (Messengers) who preceded you. dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    The style of the opening verses by itself shows that in the background there are the misgivings, wonder and amazement which were being expressed at that time in every assembly, every meeting place, every street and every house and shop of Makkah at the message of the Prophet (peace be upon him) and the themes of the Quran. The people said; Where is this man bringing from new revelations to us every day? The like of these we have never heard nor seen before. How strange that he rejects as false the religion that our forefathers have been following in the past, the religion that is still being followed by all of us, and the traditions and ways that have been prevalent in the country for so many centuries; and he says that the religion that he presents only is right and true. They said: Had he presented even this new religion in a way as to substitute some of the falsehood he found in the ancestral paganism and prevalent customs with certain others which might be the result of his own thought, there could be a dialogue with him. But he says that what he recites is divine Word. How can we accept this? Does God visit him, or does he visit God? Or does some dialogue take place between him and God? It is in the background of such expression of wonder and doubt that although the address is apparently directed to the Prophet (peace be upon him), the disbelievers have in fact been told: Yes, these very things are being revealed by the All-Mighty, the All-Wise Allah, and with the same themes has its revelation been coming down to all the former Prophets.

Aisha Bewley

That is how He sends revelation to you and those before you. Allah is the Almighty, the All-Wise.

Al-Hilali & Khan

Likewise Allâh, the All-Mighty, the All-Wise sends Revelation to you (O Muhammad صلى الله عليه و سلم) as (He sent Revelation to) those before you.[1]

Ali Quli Qarai

Thus does He reveal to you and to those who were before you, Allah, the All-mighty, the All-wise:

Amatul Rahman Omar

(Just as He has sent this revelation) so does Allâh, the All-Mighty, the All-Wise reveals to you, and so has He also revealed to those (Messengers) who preceded you.

Arthur John Arberry

So reveals to thee, and to those before thee, God, the All-mighty, the All-wise.

Bijan Moeinian

Hereby the Almighty and the Most Wise reveals His revelations to you (Mohammad) the same way that He revealed His revelations to the prophets before you.

E. Henry Palmer

Thus does God, the mighty, the wise, inspire thee and those before thee.

Edip-Layth

Similarly, inspiring you and those before you, is God, the Noble, the Wise.

George Sale

Thus doth the mighty, the wise God reveal his will unto thee; and in like manner did He reveal it unto the prophets who were before thee.

Hamid S. Aziz

Thus does Allah, the Mighty, the Wise, reveal to you, as to those before you.

Mahmoud Ghali

Thus reveals to you, and to the ones (even) before you Allah, The Ever-Mighty, The Ever-Wise.

Marmaduke Pickthall

Thus Allah the Mighty, the Knower inspireth thee (Muhammad) as (He inspired) those before thee.

Mohamed Ahmed - Samira

So has God, all-mighty and all-wise, been revealing to you and to others before you.

Muhammad Asad

THUS has God, the Almighty, the Wise, revealed [the truth] unto thee, [O Muhammad,] and unto those who preceded thee:

Mustafa Khattab

And so you ˹O Prophet˺ are sent revelation, just like those before you, by Allah—the Almighty, All-Wise.

Progressive Muslims

Similarly, inspiring you and those before you, is God, the Noble, the Wise.

Rashad Khalifa

Inspiring you, and those before you, is GOD, the Almighty, Most Wise.

Sahih International

Thus has He revealed to you, [O Muúammad], and to those before you - Allah, the Exalted in Might, the Wise.

Sam Gerrans

Thus reveals to thee, and to those before thee, God, the Exalted in Might, the Wise.

Shabbir Ahmed

Thus it is: Revealing to you (O Prophet) as He did to those before you, is Allah, the Almighty, the Wise.

Syed Vickar Ahamed

This way does Allah, the Almighty (Al-Aziz), the All Wise (Al-Hakeem), send Revelation to you (O Prophet!) as (Allah did) to those before you—

Taqi Usmani

This is how Allah, the Mighty, the Wise, sends revelation to you and to those who were before you.

The Monotheist Group

Similarly, inspiring you and those before you, is God, the Noble, the Wise.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Şûrâ suresi, 3. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Şûrâ suresi, 3. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Şûrâ suresi, 3. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩