Şûrâ suresi

Şûrâ suresi, 10. ayet

Şûrâ suresi, 10. ayet. وَمَا ٱخْتَلَفْتُمْ فِيهِ مِن شَىْءٍ فَحُكْمُهُۥٓ إِلَى ٱللَّهِ ذَٰلِكُمُ ٱللَّهُ رَبِّى عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُ وَإِلَيْهِ أُنِيبُ

veme-ḫteleftüm fîhi min şey'in feḥukmühû ile-llâh. ẕâlikümü-llâhü rabbî `aleyhi tevekkelt. veileyhi ünîb.

Diyanet İşleri

Hakkında ayrılığa düştüğünüz herhangi bir şeyin hükmü Allah'a aittir. İşte bu, Rabbim Allah'tır. Yalnız O'na tevekkül ettim ve ancak O'na yöneliyorum.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Şûrâ 7–13 · surenin 10. ayeti / 53

Konu Dini dosdoğru tutun, ayrılığa düşmeyin Şûrâ 10–16 3

  1. Şûrâ 7

    Böylece biz sana Arapça bir Kur'an vahyettik ki, şehirlerin anası olan Mekke'de ve çevresinde bulunanları uyarasın. Hakkında asla şüphe olmayan toplanma günüyle onları uyarasın. Bir grup cennette, bir grup ise cehennemdedir.

  2. Şûrâ 8

    Allah dileseydi, onları (aynı dine mensup) bir tek ümmet yapardı. Fakat O, dilediğini rahmetine sokar. Zalimlerin ise bir dost ve yardımcısı yoktur.

  3. Şûrâ 9

    Yoksa onlar Allah'tan başka dostlar mı edindiler? Halbuki gerçek dost Allah'tır. O, ölüleri diriltir. O, her şeye hakkıyla gücü yetendir.

  4. 10

    Hakkında ayrılığa düştüğünüz herhangi bir şeyin hükmü Allah'a aittir. İşte bu, Rabbim Allah'tır. Yalnız O'na tevekkül ettim ve ancak O'na yöneliyorum.

  5. Şûrâ 11

    O, gökleri ve yeri yaratandır. Size kendinizden eşler, hayvanlardan da (kendilerine) eşler yaratmıştır. Bu suretle sizi üretiyor. O'nun benzeri hiçbir şey yoktur. O, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir.

  6. Şûrâ 12

    Göklerin ve yerin anahtarları O'nundur. Dilediğine rızkı bol verir ve (dilediğine) kısar. Şüphesiz O, her şeyi hakkıyla bilendir.

  7. Şûrâ 13

    "Dini dosdoğru tutun ve onda ayrılığa düşmeyin!" diye Nuh'a emrettiğini, sana vahyettiğini, İbrahim'e, Musa'ya ve İsa'ya emrettiğini size de din kıldı. Fakat senin kendilerini çağırdığın şey (İslam dini), Allah'a ortak koşanlara ağır geldi. Allah, ona dilediğini seçer. İçtenlikle kendine yönelenleri de ona ulaştırır.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

10. İster dininizin esaslarını teşkil eden itikad ile ilgili meseleler olsun, ister ahkamı ilgilendiren fer’î meseleler olsun, üzerinde görüş birliğine varmayarak “hakkında anlaşmazlığa düştüğünüz her ne olursa, onun hükmünü vermek Allah’a aittir.” O, O’nun Kitabına ve Rasûlünün sünnetine havale edilmelidir. Onlar neye hüküm verirlerse hak olan odur. Ona muhalif olan her şey de batıldır.

“İşte benim Rabbim olan Allah budur.” Yüce ve mutlak Rab, yaratan, rızık veren ve her şeyi idare eden O olduğu gibi, aynı şekilde şeriati ile kulları arasındaki bütün işlerde tek hakim olarak hüküm veren de O’dur.

Âyet-i kerimenin mefhumundan anlaşıldığı üzere ümmetin ittifakı, kat’î bir delildir. Çünkü Yüce Allah, bize sadece hakkında ihtilâf ettiğimiz şeyleri kendisine havale etmemizi emretmektedir. Hakkında ittifak ettiğimiz hususlarda ise ümmetin bu ittifakı yeterlidir. Çünkü ümmetin ittifakı, hatadan korunmuştur. Ayrıca ümmetin bu ittifakının Allah’ın Kitabı ve Rasûlünün sünnetinde bulunanlara uygun olması kaçınılmazdır.

“Ben, yalnız O’na tevekkül eder” Menfaatlari sağlamak, zararları önlemek hususunda kalbimle O’na güvenip dayanırım. Bu konuda O’nun yardımıma yetişeceğine güvenim tamdır. “ve” kalbimle, bedenimle, itaat ve ibadetimle “sadece O’na yönelirim.”

Bunlar (ibadet ve tevekkül) Yüce Allah’ın Kitab-ı Kerim’inde çokça zikrettiği iki önemli esastır. Çünkü bunların bir arada olması ile kul kemale erişir. Kul bunların ikisini ya da birini kaybedecek olursa kemale erişme imkânını da kaybeder. Nitekim şu ayetler de böyledir: “Yalnız Sana ibadet eder ve yalnız Senden yardım dileriz.” (el-Fâtiha, 1/5); “O halde O’na ibadet et ve O’na güvenip dayan” (Hûd, 11/123)

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

-Ey insanlar!- Hakkında ayrılığa düştüğünüz dininizin aslında veya furûunda herhangi bir şeyin hükmünü vermek Allah'a aittir. Bu durumda ya Allah'ın kitabına veya Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in sünnetine müracaat edilir. İşte bu sıfatlarla vasıflanan benim Rabbimdir. Bütün işlerimde yalnız O'na dayanırım ve tövbeyle O'na yönelirim.

Kelimeler

15 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَمَا ve ma ve ne varsa
  2. ٱخْتَلَفْتُمْ hteleftum ayrılığa düştüğünüz kök: خلف
  3. فِيهِ fihi hakkında
  4. مِن min
  5. شَىْءٍۢ şey'in herhangi bir kök: شيا
  6. فَحُكْمُهُۥٓ fehukmuhu hüküm vermek kök: حكم
  7. إِلَى ila aittir
  8. ٱللَّهِ ۚ llahi Allah'a kök: اله
  9. ذَٰلِكُمُ zalikumu işte budur
  10. ٱللَّهُ llahu Allah kök: اله
  11. رَبِّى rabbi Rabbim kök: ربب
  12. عَلَيْهِ aleyhi O'na
  13. تَوَكَّلْتُ tevekkeltu dayandım kök: وكل
  14. وَإِلَيْهِ ve ileyhi ve O'na
  15. أُنِيبُ unibu yöneldim kök: نوب

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: نوب (18 geçiş) · Aynı kök: وكل (70 geçiş) · Aynı kök: خلف (127 geçiş)

    Şu'ayb, şöyle dedi: "Ey kavmim! Söyleyin bakayım, ya ben Rabbimden gelen açık bir delil üzere isem ve katından bana güzel bir rızık vermişse!. Ben…

  • Aynı kök: نوب (18 geçiş) · Aynı kök: وكل (70 geçiş) · Ortak kavram: Tevekkül

    İbrahim'de ve onunla birlikte bulunanlarda sizin için güzel bir örnek vardır. Hani onlar kavimlerine, "Biz sizden ve Allah'ı bırakıp taptıklarınızdan…

  • Aynı kök: نوب (18 geçiş) · Aynı kök: خلف (127 geçiş) · Ortak kavram: Halifelik

    Onlar, önlerindeki ve arkalarındaki (kendilerini dört bir yandan kuşatan) göğe ve yere bakmadılar mı? Eğer dilersek onları yere geçirir veya gökten…

  • Aynı kök: وكل (70 geçiş) · Ortak kavram: Tevekkül · Ortak kavram: Hikmet

    Onlar kendilerine kitap, hikmet ve peygamberlik verdiğimiz kimselerdir. Eğer şunlar (inanmayanlar) bunları tanımayıp inkar ederlerse, biz onları…

  • Aynı kök: وكل (70 geçiş) · Ortak kavram: Tevekkül · Ortak kavram: Hikmet

    Hani münafıklar ve kalplerinde hastalık bulunan kimseler, "Bunları dinleri aldatmış" diyorlardı. Halbuki kim Allah'a tevekkül ederse, hiç şüphesiz…

  • Aynı kök: وكل (70 geçiş) · Ortak kavram: Tevekkül · Ortak kavram: Hikmet

    Sonra da, "Ey oğullarım! Bir kapıdan girmeyin, ayrı ayrı kapılardan girin. Ama Allah'tan gelecek hiçbir şeyi sizden uzaklaştıramam. Hüküm ancak…

  • Aynı kök: خلف (127 geçiş) · Ortak kavram: Halifelik · Ortak kavram: Hikmet

    Yahudiler, "Hıristiyanlar bir temel üzerinde değiller" dediler. Hıristiyanlar da, "Yahudiler bir temel üzerinde değiller" dediler. Oysa hepsi Kitab'ı…

  • Aynı kök: خلف (127 geçiş) · Ortak kavram: Halifelik · Ortak kavram: Hikmet

    İnsanlar tek bir ümmetti. Allah, müjdeciler ve uyarıcılar olarak peygamberler gönderdi ve beraberlerinde, insanların anlaşmazlığa düştükleri şeyler…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

68 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Ayrılığa düştüğünüz herhangi bir şeydeki (konunun) hükmü Allah'a aittir. İşte, Rabbim Allah budur. Yalnızca O'na güvendim ve yalnızca O'na yönelirim.

Mustafa İslamoğlu

Bu alanda ayrılığa düştüğünüz her hususta hüküm Allah'a aittir. (De ki): "Bakın, işte benim Rabbim olan Allah budur: yalnız O'na güvendim ve her daim O'na yönelirim."

Muhammed Esed

Öyleyse (ey müminler biliniz ki,) ayrılığa düştüğünüz her konuda hüküm Allah'a aittir. (De ki:) "İşte Allah! Benim Rabbim budur. O'na dayanıp güvendim ve her zaman O'na yönelirim!"

Ahmed Hulusi

Herhangi bir şey hakkında fikir ayrılığına düştüğünüzde, onun hükmü Allah'a aittir! İşte budur Allah, Rabbim! O'na tevekkül ettim. . . O'na dönerim!

Ali Bulaç

Hakkında ihtilafa düştüğünüz herhangi bir şey; artık O'nun hükmü Allah'ındır. İşte Rabbim olan Allah. Ben O'na tevekkül ettim ve yalnızca O'na dönüp yönelirim.

Ali Özek ve heyeti

Ayrılığa düştüğünüz herhangi bir şeyde hüküm vermek, Allah’a mahsustur. İşte, bu Allah, benim Rabbimdir. O'na dayandım ve O'na yönelirim.

Ali Rıza Safa

Ve hakkında uyuşmazlığa düştüğünüz şeylerde, yargı, Allah'a özgüdür. "İşte, benim Efendim, Allah'tır. O'na güvendim ve O'na yönelirim!"

Bayraktar Bayraklı

Ayrılığa düştüğünüz herhangi bir konuda hüküm vermek Allah'a aittir. İşte bu Allah, benim Rabbimdir. O'na dayandım ve O'na yöneldim.

Edip Yüksel

Bu mesajın herhangi bir bölümünde anlaşmazlığa düşerseniz hüküm ALLAH'a aittir. Efendim ALLAH işte böyledir. Ben O'na güvendim ve O'na yönelirim.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Bu mesajın her hangi bir bölümünde anlaşmazlığa düşerseniz hüküm ALLAH'a aittir. Rabbim ALLAH işte böyledir. Ben O'na güvendim ve O'na yönelirim.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Herhangi birşey hakkında ihtilafa düştüğünüzde hüküm Allah'a aittir. İşte de: "O Allah, benim Rabbim, Ben O'na dayanmaktayım ve hep O'na sığınırım.''

Elmalılı Hamdi Yazır

Ihtılaf ettiğiniz herhangi bir şey hakkında da huküm Allaha aiddir, işte de: o Allah benim rabbım ben ona dayanmaktayım ve hep ona sığınırım

Erhan Aktaş

Bir şey hakkında anlaşmazlığa düşerseniz, artık onun hükmü Allah'a aittir. İşte O Allah, benim Rabb'imdir. O'na tevekkül dipnot 1 ettim ve O'na yöneldim.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Allah'a güvenmek, O'na dayanmak; her türlü hazırlığı yaptıktan sonra sonucu Allah'a bırakmak.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Bir şey hakkında anlaşmazlığa düşerseniz, artık onun hükmü Allah'a aittir. İşte o Allah, benim Rabb'imdir. O'na tevekkül dipnot 1 ettim ve O'na yöneldim.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Allah'a güvenmek, O'na dayanmak; her türlü hazırlığı yaptıktan sonra sonucu Allah'a bırakmak.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Bir şey hakkında anlaşmazlığa düşerseniz, artık onun hükmü Allah'a aittir. İşte o Allah, benim Rabb'imdir. O'na tevekkül dipnot 1 ettim ve O'na yöneldim.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Allah'a güvenme, O'na dayanma; her türlü çabayı gösterdikten sonra sonucu Allah'a bırakma.

Gültekin Onan

Hakkında ihtilafa düştüğünüz herhangi bir şey; artık O'nun hükmü Tanrı'nındır. İşte rabbim olan Tanrı. Ben O'na tevekkül ettim ve yalnızca O'na dönüp yönelirim.

Hasan Basri Çantay

(Kafirlerle) ihtilaf etdiğiniz herhangi birşey hakkında hüküm vermek Allaha aiddir, işte benim Rabbim (O haakim) olan Allahdır. Ben ancak Ona güvenib dayandım. (Her müşkilde) ben yalnız Ona dönerim.

İbni Kesir

İhtilafa düştüğünüz herhangi bir şeyde hüküm Allah'ındır. İşte Rabbım Allah budur. Ben, O'na tevekkül ettim ve yalnız O'na yöneldim.

Mehmet Alagaş

(7-12) Mekke’yi ve etrafındakileri uyarman için , şüphe duyulmayan toplanma gününden uyarman için , işte böyle, biz sana Arabi bir Okunanı / Kuranı vahyettik. Bir kısım / bir fırka cennette bir kısmı da ateşte. Eğer Allah isteseydi, sizi tek bir ümmet yapardı ve lakin istediği kimseler, esirgemesine / rahmetine soku lur, zalimlerin ise onların bir dostu ve de bir yardımcısı yoktur. Yoksa O’ndan başka dostlar mı edindiler? Allah işte O, dosttur, O ölülere hayat verir, O her şeyi güç yetirip ayarlayandır / kâdirdir. Karşıtlaştığınız / ihtilaf ettiğiniz konuların hükmü hakkında ki karar Allah’a aittir, işte sizin Rabbiniz olan Allah, benim de Rabbimdir , O’na vekaleti verdim / O ’nu vekil tayin ettim ve yönümü ona gönülden yöneldim. Semaları ve Arzı yarıp çıkarmıştır (fatır), sizler için kendinizden türdeş eşler ve ziraatini yaptığınız / çiftçiliğini yaptığınız nimetlerden de çiftler /dişler erkekler yapmıştır, O’nun bir benzeri / bir misli daha yoktur (zât, sıfat ve eylem itibari ile benzersizdir) ve O işitendir, görendir. Semaların ve Arzın otorite anahtarları / meqalid O’ndadır. (İnsan O’nun mülküne misafirdir) İstediği kimse için rızkı basitleştiriyor ve ayarlıyor, muhakkak ki O her şeyi bilendir.

Rowwad Tercüme Merkezi

Hakkında anlaşmazlığa düştüğünüz konuda hüküm Allah’a aittir. İşte o Allah, benim Rabbimdir. O’na tevekkül ettim ve O’na yöneldim.

Süleyman Ateş

Ayrılığa düştüğünüz herhangi bir şeyde hüküm vermek, Allah'a aittir. İşte Rabbim Allah budur. O'na dayandım, O'na yöneldim.

Süleymaniye Vakfı

(De ki:) "İhtilafa düştüğünüz her şeyde hüküm Allah'a aittir dipnot 1 . İşte Allah budur. Benim Rabbimdir. Ben ona güvenip dayandım, sadece ona yönelirim."

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Nisa 4/59. ayet ve dipnotu.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Anlaşamadığınız her şeyin son kararı Allah'a aittir. "İşte Allah budur. Benim Sahibimdir. O'na dayanır, O'na yönelirim."

Şaban Britch

Hakkında anlaşmazlığa düştüğünüz konuda hüküm Allah’a aittir. İşte o Allah, benim Rabbimdir. O’na tevekkül ettim ve O’na yöneldim.

Şaban Piriş

Hakkında anlaşmazlığa düştüğünüz konuda hüküm Allah'a aittir. İşte o Allah, benim Rabbimdir. O'na bağlandım ve O'na yöneldim.

Yaşar Nuri Öztürk

Herhangi bir şeyde ihtilafa düştüğünüzde onun hükmü Allah'a bırakılır. İşte budur Rabbim olan Allah! Yalnız O'na güvenip dayandım; yalnız O'na yönelirim ben.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

And whatever subject or point you seem resolved to argue or dispute, refer it to Allah, the Ultimate Authority, for decision, recalling Him to the mind and speaking your thought, thus: "He is Allah, my Creator, in Whom I trust and to whom I have recourse for guidance. "

Abdul Haleem

Whatever you may differ about is for God to judge. [Say], ‘Such is God, my Lord. In Him I trust and to Him I turn,

Abdullah Yusuf Ali

Whatever it be wherein ye differ, the decision thereof is with Allah: such is Allah my Lord: In Him I trust, and to Him I turn.

Abul A'la Maududi

The dipnot 1 judgement on whatever you differ rests with Allah. dipnot 2 Such is Allah, dipnot 3 my Lord; in Him I have put all my trust and to Him I always turn in devotion. dipnot 4

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    From here to the end of( verse 12), though the whole discourse is a revelation from Allah, the speaker is not Allah but the Messenger (peace be upon him) of Allah. In other words, Allah Almighty is telling His Prophet (peace be upon him) to make this proclamation to the people. Such themes in the Quran sometimes begin with qul (say, O Prophet) and sometimes without it. Only the style indicates that the speaker at a place is not Allah but Allah’s Messenger. Even at some places though the words are Allah’s, the speaker are the believers, as for example in Surah Surah Al-Fatiha. Or, the speaker are the angels as in (Surah Maryam, Ayats 64-65).
  2. metne dön, dipnot 2
    This is the natural and logical demand of Allah Almighty’s being the Master of the Universe and His being the real Guardian. When Sovereignty and Guardianship belong to Him only inevitably He alone is also the Ruler. And it is for Him to judge human beings’ mutual disputes and differences. Those who restrict it only to the Hereafter make a mistake. There is no argument to prove that Allah’s position as a Ruler has no effect in this world but is meant only for the life Hereafter. Likewise, those who restrict it only to beliefs and a few questions of religious nature are also in the wrong. The words are general and they clearly proclaim Allah as having the sole right to judge all disputes and differences. According to them, just as Allah is the Master of the Day of Judgment in the Hereafter; so He is the best of Judges in this world too. And just as He is the Settler of the differences pertaining to beliefs as to what is the truth and what is falsehood, so also in legal matters He is the Settler of differences as to what is pure for man and what is impure, what is lawful and desirable for him and what is forbidden and undesirable. What is evil and vicious in morals and what is good and virtuous, what are the rights of the people in their mutual dealings and what are the right practices in social political and economic life and what are wrong. On this very basis the Quran has declared this principle as the fundamental of law:
  3. metne dön, dipnot 3
    If there arises any dispute between you about anything, refer it to Allah and the Messenger. (Surah An-Nisa, Ayat 59). And: It does not behoove a believing man and a believing woman that when Allah and His Messenger have given their verdict in a matter, they should exercise an option in that matter of theirs. (Surah Al-Ahzab, Ayat 36). And: O people, follow what has been sent down to you from your Lord and do not follow other patrons beside Him. (Surah Al-Aaraf, Ayat 3).
  4. metne dön, dipnot 4
    Then, in the context in which this verse has occurred, it gives another meaning also and that is: To decide differences is not only Allah’s legal right on accepting or rejecting which depends on man’s being a believer or an unbeliever, but Allah, in fact, practically also is deciding between the truth and falsehood due to which falsehood and its worshipers are ultimately being destroyed and the truth and the faithful are being honored and exalted, no matter how delayed the enforcement of this decision may seem to be. This theme occurs in (verse 24) below, and has been expressed at several places in the Quran. For this please see (Surah Ar-Raad, Ayats 17,41); (Surah Ibrahim, Ayats 24-27); (Surah Bani Israil, Ayat 8);(Surah Al-Anbiya, Ayats 18, 44 and the E.Ns).

Aisha Bewley

The judgement concerning anything you differ about is Allah’s concern. That is Allah, my Lord – I have put my trust in Him and to Him I turn –

Al-Hilali & Khan

And in whatsoever you differ, the decision thereof is with Allâh (He is the ruling Judge). (And say O Muhammad صلى الله عليه و سلم to these polytheists:) Such is Allâh, my Lord in Whom I put my trust, and to Him I turn (in all of my affairs and) in repentance.

Ali Quli Qarai

Whatever thing you may differ about, its judgement is with Allah. That is Allah, my Lord. In Him I have put my trust, and to Him I turn penitently.

Amatul Rahman Omar

And whatever may your differences be in a thing, the (ultimate) decision of it rests with Allâh. Such is Allâh, my Lord! On Him alone have I (always) put my trust, and towards Him do I turn (seeking His mercy).

Arthur John Arberry

And whatever you are at variance on, the judgment thereof belongs to God. That then is God, my Lord; in Him I have put my trust, and to Him I turn, penitent.

Bijan Moeinian

God is the final judge in whatever you differ in. The same Judge is my Lord. I have put my trust in God and only to Him I return [for guidance.]

E. Henry Palmer

But whatsoever ye dispute about, the judgment of it is God's. There is God for you!- my Lord! upon Him do I rely, and unto Him I turn repentant.

Edip-Layth

Anything you dispute in, then its judgment shall be with God. Such is God my Lord. In Him I put my trust, and to Him I repent.

George Sale

Whatever matter ye disagree about, the decision thereof appertaineth unto God. This is God, my Lord: In him do I trust, and unto him do I turn me;

Hamid S. Aziz

And in whatever thing you disagree, the judgment thereof is in the hands of Allah; such is Allah, my Lord, on Him do I trust and to Him do I turn.

Mahmoud Ghali

And in whatever things you differ about, then the judgment thereof belongs to Allah. "That is Allah, my Lord; in Him I have put my trust, and to Him I turn penitent".

Marmaduke Pickthall

And in whatsoever ye differ, the verdict therein belongeth to Allah. Such is my Lord, in Whom I put my trust, and unto Whom I turn.

Mohamed Ahmed - Samira

In whatever matter you disagree the ultimate judgement rests with God. This is God, my Lord; in Him have I placed my trust, if to Him I turn.

Muhammad Asad

AND ON WHATEVER you may differ, [O believers,] the verdict thereon rests with God. [Say, therefore:] "Such is God, my Sustainer: in Him have I placed my trust, and unto Him do I always turn!"

Mustafa Khattab

˹Say to the believers, O  Prophet,˺ "Whatever you may differ about, its judgment rests with Allah. That is Allah—my Lord. In Him I put my trust, and to Him I ˹always˺ turn."

Progressive Muslims

And anything you dispute in, then its judgment shall be with God. Such is God my Lord. In Him I put my trust, and to Him I repent.

Rashad Khalifa

If you dispute any part of this message, the judgment for doing this rests with GOD. Such is GOD my Lord. In Him I trust, and to Him I submit.

Sahih International

And in anything over which you disagree - its ruling is [to be referred] to Allah. [Say], "That is Allah, my Lord; upon Him I have relied, and to Him I turn back."

Sam Gerrans

And that wherein you differ in anything, the judgment thereof is to God: “That is God, my Lord; in whom I place my trust, and to whom I turn.”

Shabbir Ahmed

And in whatever you humans may differ, the Decision rests with Allah. (Say), "Such is Allah, my Lord. In Him I trust and unto Him I always turn." ((42:8). Turning to Allah = Turning to His Laws in the Qur'an).

Syed Vickar Ahamed

And, in whatever (matters) which you differ, the decision about them is with Allah, (and) so is Allah, my Lord: In Him, I trust and to Him, I turn (in repentance).

Taqi Usmani

And (Say O prophet to your opponents,) "Whatever dispute you have in any matter, its judgment lies with Allah. That One is Allah, the Lord of mine; in Him alone I have placed my trust, and to Him alone I turn (in every matter)."

The Monotheist Group

And anything you dispute in, then its judgment shall be with God. Such is God my Lord. In Him I place my trust, and to Him I repent.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Şûrâ suresi, 10. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Şûrâ suresi, 10. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Şûrâ suresi, 10. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩