Yûsuf suresi

Yûsuf suresi, 88. ayet

Yûsuf suresi, 88. ayet. فَلَمَّا دَخَلُوا۟ عَلَيْهِ قَالُوا۟ يَٰٓأَيُّهَا ٱلْعَزِيزُ مَسَّنَا وَأَهْلَنَا ٱلضُّرُّ وَجِئْنَا بِبِضَٰعَةٍ مُّزْجَىٰةٍ فَأَوْفِ لَنَا ٱلْكَيْلَ وَتَصَدَّقْ عَلَيْنَآ إِنَّ ٱللَّهَ يَجْزِى ٱلْمُتَصَدِّقِينَ

felemmâ deḫalû `aleyhi ḳâlû yâ eyyühe-l`azîzü messenâ veehlene-ḍḍurru veci'nâ bibiḍâ`atim müzcâtin feevfi lene-lkeyle veteṣaddaḳ `aleynâ. inne-llâhe yeczi-lmüteṣaddiḳîn.

Diyanet İşleri

Bunun üzerine (Mısır'a dönüp) Yusuf'un yanına girdiklerinde, "Ey güçlü vezir! Bize ve ailemize darlık ve sıkıntı dokundu. Değersiz bir sermaye ile geldik. Zahiremizi tam ölç, ayrıca bize sadaka ver. Şüphesiz Allah, sadaka verenleri mükafatlandırır" dediler.

25 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Yûsuf 85–91 · surenin 88. ayeti / 111

Konu Tanışma ve gömleğin götürülüşü Yûsuf 88–98 3

  1. Yûsuf 85

    Oğulları, "Allah'a yemin ederiz ki, sen hala Yusuf'u anıp duruyorsun. Sonunda üzüntüden eriyip gideceksin veya helak olacaksın" dediler.

  2. Yûsuf 86

    Yakub, "Ben tasa ve üzüntümü ancak Allah'a arz ederim. Ben, Allah tarafından sizin bilmediğiniz şeyleri bilirim" dedi.

  3. Yûsuf 87

    "Ey oğullarım! Gidin Yusuf'u ve kardeşini araştırın. Allah'ın rahmetinden ümit kesmeyin. Çünkü kafirler topluluğundan başkası Allah'ın rahmetinden ümidini kesmez."

  4. 88

    Bunun üzerine (Mısır'a dönüp) Yusuf'un yanına girdiklerinde, "Ey güçlü vezir! Bize ve ailemize darlık ve sıkıntı dokundu. Değersiz bir sermaye ile geldik. Zahiremizi tam ölç, ayrıca bize sadaka ver. Şüphesiz Allah, sadaka verenleri mükafatlandırır" dediler.

  5. Yûsuf 89

    Yusuf dedi ki: "Siz (henüz) cahil kimseler iken Yusuf ve kardeşine neler yaptığınızı biliyor musunuz?"

  6. Yûsuf 90

    Kardeşleri, "Yoksa sen, sen Yusuf musun?" dediler. O da, "Ben Yusuf'um, bu da kardeşim. Allah, bize iyilikte bulundu. Çünkü, kim kötülükten sakınır ve sabrederse, şüphesiz Allah iyilik yapanların mükafatını zayi etmez" dedi.

  7. Yûsuf 91

    Dediler ki: "Allah'a andolsun, gerçekten Allah seni bize üstün kıldı. Gerçekten biz suç işlemiştik."

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

88. “Bunun üzerine” kalkıp gittiler. Yusuf’un “huzuruna vardıklarında” yalvarırcasına “dediler ki: Ey Aziz, bizi de ailemizi de darlık sardı.” Biz de aile halkımız da oldukça sıkıntı içerisinde bulunuyoruz. “Pek değerli olmayan” yani azlığı ve pek bir işe yaramadığı için beğenilmeyen, istenilmeyen “bir bedel ile geldik. Bize (yine) tam ölçek(le erzak) ver” Bu bedel maksada kafi gelmiyor ise de ölçeğin bize tam olsun “ve bize” gerekenden fazlasını vermek sureti ile “tasadduk bulun. Çünkü Allah, sadaka verenleri” dünya ve âhiret mükâfaatı ile “mükâfatlandırır.”

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Babalarının emrini yerine getirdiler. Yusuf ve kardeşini aramak için yola koyuldular. Yusuf'un yanına girdiklerinde ona şöyle dediler: Bize darlık ve sıkıntı isabet etti. Çok az değersiz bir sermaye ile geldik. Daha önceden bize ölçüp verdiğin gibi tam bir şekilde ölçüp ver. Değersiz olan bu sermayemizi görmezden gelip bize daha fazlasını tasadduk et. Şüphesiz ki yüce Allah, sadaka verenlerin karşılığını en güzel şekilde verir.

Kelimeler

21 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. فَلَمَّا felemma böylece
  2. دَخَلُوا۟ dehalu girdiklerinde kök: دخل
  3. عَلَيْهِ aleyhi onun huzuruna
  4. قَالُوا۟ kalu dediler ki kök: قول
  5. يَـٰٓأَيُّهَا ya eyyuha ey kök: ايي
  6. ٱلْعَزِيزُ l-azizu vezir kök: عزز
  7. مَسَّنَا messena bize dokundu kök: مسس
  8. وَأَهْلَنَا ve ehlena ve çocuklarımıza kök: اهل
  9. ٱلضُّرُّ d-durru darlık kök: ضرر
  10. وَجِئْنَا ve ci'na ve geldik kök: جيا
  11. بِبِضَـٰعَةٍۢ bibidaatin bir sermaye ile kök: بضع
  12. مُّزْجَىٰةٍۢ muzcatin değersiz kök: زجو
  13. فَأَوْفِ feevfi tam ver kök: وفي
  14. لَنَا lena bize
  15. ٱلْكَيْلَ l-keyle ölçyü kök: كيل
  16. وَتَصَدَّقْ ve tesaddek ve tasadduk eyle kök: صدق
  17. عَلَيْنَآ ۖ aleyna bize
  18. إِنَّ inne çünkü
  19. ٱللَّهَ llahe Allah kök: اله
  20. يَجْزِى yeczi mükafatlandırır kök: جزي
  21. ٱلْمُتَصَدِّقِينَ l-mutesaddikine tasadduk edenleri kök: صدق

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: بضع (7 geçiş) · Aynı kök: كيل (16 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Yûsuf

    Yüklerini açıp zahire bedellerinin kendilerine geri verildiğini gördüler. "Ey babamız! Daha ne isteriz? İşte ödediğimiz bedeller de bize geri…

  • Aynı kök: كيل (16 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Yûsuf · Aynı kök: وفي (66 geçiş)

    Yusuf, onların yüklerini hazırlatınca dedi ki: "Sizin baba bir kardeşinizi de bana getirin. Görmüyor musunuz, ölçeği tam dolduruyorum ve ben misafir…

  • Aynı kök: بضع (7 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Yûsuf · Aynı kök: اهل (127 geçiş)

    Yusuf, adamlarına dedi ki: "Onların ödedikleri zahire bedellerini yüklerinin içine koyun. Umulur ki ailelerine varınca onu anlarlar da belki yine…

  • Aynı kıssa: Hz. Yûsuf · Aynı kök: جزي (118 geçiş) · Aynı kök: اهل (127 geçiş)

    İkisi de kapıya koştular. Kadın, Yusuf'un gömleğini arkadan yırttı. Kapının yanında hanımın efendisine rastladılar. Kadın dedi ki: "Senin ailene…

  • Aynı kök: وفي (66 geçiş) · Aynı kök: ضرر (74 geçiş) · Ortak kavram: Ahid (Söz ve Antlaşma)

    İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı taraflarına çevirmeniz(den ibaret) değildir. Asıl iyilik, Allah'a, ahiret gününe, meleklere, kitap ve peygamberlere…

  • Aynı kök: دخل (126 geçiş) · Aynı kök: عزز (120 geçiş) · Aynı kök: اهل (127 geçiş)

    (Kraliçe Belkıs) şöyle dedi: "Krallar bir memlekete girdi mi, orayı harap ederler ve halkının ileri gelenlerini zelil hale getirirler. İşte onlar…

  • Aynı kök: كيل (16 geçiş) · Aynı kök: وفي (66 geçiş) · Ortak kavram: Ahid (Söz ve Antlaşma)

    Rüşdüne erişinceye kadar yetimin malına ancak en güzel şekilde yaklaşın. Ölçüyü ve tartıyı adaletle tam yapın. Biz herkesi ancak gücünün yettiği…

  • Aynı kök: كيل (16 geçiş) · Aynı kök: وفي (66 geçiş) · Ortak kavram: Ahid (Söz ve Antlaşma)

    Medyen halkına da kardeşleri Şu'ayb'ı peygamber olarak gönderdik. Dedi ki: "Ey kavmim! Allah'a kulluk edin. Sizin için O'ndan başka hiçbir ilah…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

78 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

25 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

(Kardeşleri) Yusuf'un yanına girdiklerinde şöyle demişlerdi: "Ey vezir! Bizi ve ailemizi kıtlık bastı ve biz değersiz (az) bir sermaye ile geldik. Hakkımızı tam ölçerek ver! (Ayrıca) bize bağışta da bulun! Şüphesiz ki Allah bağışta bulunanları ödüllendirir."

Mustafa İslamoğlu

Derken onlar (tekrar Mısır'a gelip Yusuf'un) huzuruna çıktılar: "Ey saygın yönetici!" dediler, "Biz ve ailemiz kıtlıktan dolayı perişan olduk; üstelik bedel (olarak) getirdiğimiz şeyler de pek yetersiz. Buna rağmen sen (yine de) bize tam ölçek ver! İstersen üzerine ikramını (da ilave) et! Unutma ki Allah ikram edenlerin karşılığını verir.

Muhammed Esed

(Yakub'un oğulları Mısır'a geri dönüp Yusuf'un) huzuruna çıktıklarında, "Ey soylu kişi!" dediler, "Biz ve ailemiz (yine) darlık ve sıkıntıya düştük ve pek değersiz bir şeyle çıkıp geldik; sen yine de bizim için tartıyı tam tut ve bize karşı cömert ol; çünkü Allah cömertçe verenleri ödüllendirir!"

Ahmed Hulusi

(Daha sonra tekrar erzak için Mısır'a giden kardeşler) Onun (Yusuf'un) yanına girdiklerinde: "Ey Aziyz. . . Ailemiz büyük darlık ve sıkıntıya düştü. . . Pek değerli olmayan bir sermaye ile geldik. . . Bize tam ölçek ver ve bize bağışta bulun fazladan. . . Muhakkak ki Allah bağışta bulunanları cezalandırır (karşılığını verir). "

Ali Bulaç

Böylece onun (Yusuf'un) huzuruna girdikleri zaman, dediler ki: "Ey Vezir, bize ve ailemize şiddetli bir darlık dokundu; önemi olmayan bir sermaye ile geldik. Bize artık (yine) ölçeği tam olarak ver ve bize ilave bir bağışta bulun. Şüphesiz Allah, tasaddukta bulunanlara karşılığını verir."

Ali Özek ve heyeti

Yusuf'un yanına girdiklerinde dediler ki: Ey aziz! Bizi ve ailemizi kıtlık bastı ve biz değersiz bir sermaye ile geldik. Hakkımızı tam ölçerek ver. Ayrıca bize bağışta da bulun. Şüphesiz Allah sadaka verenleri mükâfatlandırır.

Ali Rıza Safa

Sonunda, yanına girdiklerinde, "Ey yönetici!" dediler; "Biz ve ailemiz, zorlu bir darlığa düştük ve az bir birikimle geldik. Şimdi bize ölçeği tam olarak ver. Ayrıca, karşılıksız olarak da ver. Kuşkusuz, Allah, karşılıksız verenleri ödülsüz bırakmaz!"

Bayraktar Bayraklı

Ya'kub'un oğulları tekrar Mısır'a, Yusuf'un yanına döndüklerinde dediler ki: "Ey Aziz!Bize ve çocuklarımıza darlık dokundu, değersiz bir sermaye ile geldik; ama sen bizim için tam ölçü ver, bize bağışta bulun. Şüphesiz, Allah bağışta bulunanları ödüllendirir."

Edip Yüksel

Huzuruna girince, "Sayın ekselans, bize ve ailemize darlık dokundu; bu yüzden değersiz bir eşya ile geldik. Ama sen bize tam ölçü ver, bize yardımda bulun. ALLAH sadaka verenleri ödüllendirir" dediler.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

(Yusuf'un) Huzuruna girince, 'Sayın ekselans, bize ve ailemize darlık dokundu; bu yüzden değersiz bir eşya ile geldik. Ama sen bize tam ölçü ver, bize yardımda bulun. ALLAH sadaka verenleri ödüllendirir,' dediler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Bunun üzerine Yusuf'un huzuruna girdikleri vakit dediler ki: "Ey şanlı Aziz! Bize ve ailemize darlık ve sıkıntı bastırıverdi, önemsiz bir sermaye ile de geldik. Yine bize erzakımızı tam ölçü ver ve bize biraz da sadaka ver; çünkü Allah sadaka verenlere mükafatını verir!"

Elmalılı Hamdi Yazır

Bunun üzerine vaktaki huzuruna girdiler, ey şanlı Aziz, dediler: bize ve ıyalimize zaruret messetti, pek ehemmiyetsiz bir sermaye ile de geldik, yine bize tam ölçü ver ve bize tesadduk buyur, çünkü Allah, tasadduk edenlere mükafatını verir

Erhan Aktaş

Sonra onun yanına girdiklerinde: "Ey saygıdeğer Aziz! dipnot 1 Bize ve ailemize darlık dokundu. Az bir sermaye ile geldik. Bize tam ölçek ver ve bize tasaddukta dipnot 2 bulun. Kuşkusuz, Allah tasadduk edenlerin ödülünü verir." dediler.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Yönetici, vezir.
  2. metne dön, dipnot 2
    Karşılıksız yardımda bulun.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Sonra onun yanına girdiklerinde: "Ey saygıdeğer Aziz! dipnot 1 Bize ve ailemize darlık dokundu. Az bir sermaye ile geldik. Bize tam ölçek ver ve bize tasaddukta dipnot 2 bulun. Kuşkusuz, Allah tasadduk edenlerin ödülünü verir." dediler.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Yönetici, vezir.
  2. metne dön, dipnot 2
    Karşılıksız yardımda bulun.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Sonra onun yanına girdiklerinde: "Ey saygıdeğer Aziz! dipnot 1 Bize ve ailemize darlık dokundu. Az bir sermaye ile geldik. Bize tam ölçek ver ve bize tasaddukta dipnot 2 bulun. Kuşkusuz, Allah tasadduk edenlerin ödülünü verir." dediler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Yönetici, vezir.
  2. metne dön, dipnot 2
    Karşılıksız yardımda bulun.

Gültekin Onan

Böylece onun (Yusuf'un) huzuruna girdikleri zaman dediler ki: "Ey Vezir, bize ve ehlimize (ailemize) şiddetli bir darlık dokundu; önemi olmayan bir sermaye ile geldik. Bize artık (yine) ölçeği tam olarak ver ve bize ilave bir bağışta bulun. Şüphesiz Tanrı tasaddukta bulunanlara karşılığını verir."

Hasan Basri Çantay

Bunun üzerine (Ya'kubun oğulları tekrar Mısıra gidib Yuusufun) huzuruna girdikleri zaman dediler ki: "Ey aziz, bizi de, ailemizi de darlık basdı. Pek ehemmiyyetsiz bir sermaye ile geldik. Bize yine tam ölçek ver. Hakkımızda ayrıca lütufkarlık da et. Zira Allah lutufkarları mükafatlandırır".

İbni Kesir

Onlar yanına vardıklarında dediler ki: Ey Aziz; bizi de ailemizi de darlık bastı, pek değersiz bir malla geldik. Bize yine tam ölçek ver de tasadduk et. Muhakkak ki Allah, tasadduk edenleri mükafaatlandırır.

Rowwad Tercüme Merkezi

Bunun üzerine (Mısır’a dönüp) Yûsuf’un yanına girdiklerinde: “Ey Aziz! Bize ve ailemize darlık ve sıkıntı dokundu. Değersiz bir sermaye ile geldik. Yiyeceğimizi tam ölç, ayrıca bize sadaka ver. Şüphesiz Allah, sadaka verenleri mükâfatlandırır” dediler.

Süleyman Ateş

(Ya'kub'un oğulları, tekrar Mısır'a) Yusuf'un yanına döndüklerinde dediler ki: "Ey vezir, bize ve çocuklarımıza darlık dokundu, değersiz de bir sermaye ile geldik, ama sen bizim için tam ölçü ver, bize tasadduk eyle; çünkü Allah, tasadduk edenleri mükafatlandırır."

Süleymaniye Vakfı

Onlar gidip de Yusuf'un huzuruna çıkınca şöyle dediler: "Ey vezir! Bizi ve ailemizi kıtlık sardı. (Bu defa) Az bir sermaye ile geldik. Fakat sen bize yine de erzakımızı tam ver, (fazlasını da) bize sadaka vermiş ol. Allah sadaka verenleri mutlaka ödüllendirir."

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Gidip Yusuf'un huzuruna çıkınca şöyle dediler: "Sayın vezirim! Darlık bizi ve ailemizi de vurdu. Buraya derleyip toplayabildiğimiz bir sermayeyle geldik. Sen bize tahsisatımızı tam ver; sadakan olsun. Allah sadaka verenlere karşılığını verir."

Şaban Britch

Kardeşleri Yusuf’un yanına girdiklerinde: Ey Aziz! Biz ve ailemize sıkıntı dokundu. Pek değersiz az bir malla geldik. Ölçeği bize tam tut ve sadaka ver. Allah sadaka verenleri şüphesiz mükâfatlandırır, dediler.

Şaban Piriş

Kardeşleri Yusuf'un yanına girdiklerinde: -Ey Aziz! Biz ve ailemiz sıkıntı ve ihtiyaç içerisindeyiz; pek değersiz bir malla geldik; ölçeği bize bol tut ve sadaka ver; Allah sadaka verenleri şüphesiz mükafatlandırır, dediler.

Yaşar Nuri Öztürk

Tekrar Yusuf'un yanına girdiklerinde şöyle dediler: "Ey Vezir! Bize de ailemize de zorluk dokundu. Önemsiz bir sermaye ile geldik. Sen bize tam ölçü zahire ver, bize sadaka vermiş ol. Allah, karşılıksız verenleri ödüllendirir."

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

When the brothers went back and joined the eldest brother and were granted audience of the vizier –Yusuf-, they said to him, appealing to his charity: "O noble one we and our family have had a severe touch of misfortunes and the famine has levied distress upon us, and we have brought the little we could afford in exchange for the corn we need. We seek your kindness and your benevolence for the alleviation of our mental and physical distress. We should be grateful indeed if you would give us the full measure of corn and consider the extra you add as charitable alms comforting the poor; blessed indeed is he that considers the poor, for Allah rewards the benevolent."

Abdul Haleem

Then, when they presented themselves before Joseph, they said, ‘Mighty governor, misfortune has afflicted us and our family. We have brought only a little merchandise, but give us full measure. Be charitable to us: God rewards the charitable.’

Abdullah Yusuf Ali

Then, when they came (back) into (Joseph's) presence they said: "O exalted one! distress has seized us and our family: we have (now) brought but scanty capital: so pay us full measure, (we pray thee), and treat it as charity to us: for Allah doth reward the charitable."

Abul A'la Maududi

On going to Egypt they presented themselves to Joseph and said to him: "O chief! We and our family are struck with distress and have brought only a paltry sum. So give us corn in full measure, and give it to us in charity. dipnot 1 Allah rewards those who are charitable."

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    That is, it will be charitable of you if you give us that much grain as we require to fulfill our needs, because the goods we have brought for its barter are of less value than of the grain we require.

Aisha Bewley

So when they came into his presence, they said, ‘Your Eminence! Hardship has hit us and our families. We bring scant merchandise, but fill the measure for us generously. Allah always rewards a generous giver.’

Al-Hilali & Khan

Then, when they entered unto him [Yûsuf (Joseph)], they said: "O ruler of the land! A hard time has hit us and our family, and we have brought but poor capital, so pay us full measure and be charitable to us. Truly, Allâh does reward the charitable."

Ali Quli Qarai

Then, when they entered into his presence, they said, ‘O emir! Distress has befallen our family, and us, and we have brought [just] a meager sum. Yet grant us the full measure, and be charitable to us! Indeed Allah rewards the charitable.’

Amatul Rahman Omar

And when they (- Joseph's brothers) came again before him (- Joseph) they said, `O noble chief! distress and poverty (due to famine) has befallen us and our family. We have brought only a scanty amount of money. Give us (nonetheless) full measure (of corn) and show us charity. Surely, Allâh rewards the charitable.'

Arthur John Arberry

So, when they entered unto him, they said, 'O mighty prince, affliction has visited us and our people. We come with merchandise of scant worth. Fill up to us the measure, and be charitable to us; surely God recompenses the charitable.'

Bijan Moeinian

When they returned back to the presence of Joseph’s, they said: "Your highness, we and our family are going through a lot of hardship now. We have brought some merchandise of less value to barter for food. Please be charitable and give us enough food for our survival in return. You know well that God highly rewards the charitable people."

E. Henry Palmer

And when they entered in unto him they said, 'O prince! distress has touched both us and our families, and we have brought trifling chattels. So give us full measure and bestow upon us in charity; verily, God rewards the charitable.'

Edip-Layth

So when they entered upon him, they said, "O Governor, we have been afflicted with harm, us and our family, and we have come with poor goods to trade, so give us a measure of grain, and be charitable towards us, for God does reward the charitable."

George Sale

Wherefore Joseph's brethren returned into Egypt: And when they came into his presence they said, noble lord, the famine is felt by us and our family, and we are come with a small sum of money: Yet give unto us full measure, and bestow corn upon us as alms; for God rewardeth the alms-givers.

Hamid S. Aziz

"O my sons! Go and inquire concerning Joseph and his brother, and despair not of Allah's comfort (soothing mercy); for, verily, none despairs of the Mercy of Allah save a faithless people. "

Mahmoud Ghali

Then, as soon as they entered to him, (i. e., Yûsuf) they said, "O you mighty (Governor), (Literally: the ever-mighty Al-Azîz) adversity has touched us and our family and we have come with scant merchandise. So, fill up to us the measure and donate to us; surely ? Allah recompenses the constant donators."

Marmaduke Pickthall

And when they came (again) before him (Joseph) they said: O ruler! Misfortune hath touched us and our folk, and we bring but poor merchandise, so fill for us the measure and be charitable unto us. Lo! Allah will requite the charitable,

Mohamed Ahmed - Samira

When they returned to him, they said (to Joseph): "O Minister, calamity has befallen us and our people. We have brought but a meagre sum, but give us full measure as alms bestowed. God surely rewards those who give alms."

Muhammad Asad

[AND THE SONS of Jacob went back to Egypt and to Joseph;] and when they presented themselves before him, they said: "O thou great one! Hardship has visited us and our folk, and so we have brought but scanty merchandise; but give us a full measure [of grain], and be charitable to us: behold, God rewards those who give in charity!"

Mustafa Khattab

When they entered Joseph’s presence, they pleaded, "O Chief Minister! We and our family have been touched with hardship, and we have brought only a few worthless coins, but ˹please˺ give us our supplies in full and be charitable to us. Indeed, Allah rewards the charitable."

Progressive Muslims

So when they entered upon him, they said: "O Governor, we have been afflicted with harm, us and our family, and we have come with poor goods to trade, so give us a measure of grain, and be charitable towards us, for God does reward the charitable. "

Rashad Khalifa

When they entered (Joseph's) quarters, they said, "O you noble one, we have suffered a lot of hardship, along with our family, and we have brought inferior goods. But we hope that you will give us full measure and be charitable to us. GOD rewards the charitable."

Sahih International

So when they entered upon Joseph, they said, "O 'Azeez, adversity has touched us and our family, and we have come with goods poor in quality, but give us full measure and be charitable to us. Indeed, Allah rewards the charitable."

Sam Gerrans

And when they entered upon him, they said: “O Governor: affliction has touched us and our people, and we have come with paltry merchandise. Fulfil thou for us the measure, and be thou charitable to us; God rewards the charitable.”

Shabbir Ahmed

When they came before Joseph, they said, "O Noble one! We have suffered a lot of hardship along with our family. We bring only inferior barter to pay. So give us the full measure, and be charitable to us. Allah rewards the charitable."

Syed Vickar Ahamed

Then when they came into (Yusuf's) presence, they said: "O mighty one! (Extreme) suffering has come upon us and our family: And we have (now) brought only little capital: So do give us full measure (of grain, we request you) and treat it as charity to us: Truly, Allah does reward the charitable. "

Taqi Usmani

So, when they came to him (Yūsuf), they said, "‘Azīz, we and our family are struck by distress, and we have brought some goods of very little worth. So, give us the full measure (of grain) and be charitable to us. Surely, Allah rewards the charitable."

The Monotheist Group

So when they entered upon him, they said: "O governor, we have been afflicted with harm, us and our family, and we have come with poor goods to trade, so give us a measure of grain, and be charitable towards us, for God rewards the charitable."

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Yûsuf suresi, 88. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Yûsuf suresi, 88. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Yûsuf suresi, 88. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩