Diyanet İşleri
Dosdoğru Kur'an'ı getiren ile onu tasdik edenler var ya, işte onlar Allah'a karşı gelmekten sakınanlardır.
Zümer suresi
Zümer suresi, 33. ayet. وَٱلَّذِى جَآءَ بِٱلصِّدْقِ وَصَدَّقَ بِهِۦٓ أُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْمُتَّقُونَ
velleẕî câe biṣṣidḳi veṣaddeḳa bihî ülâike hümü-lmütteḳûn.
Dosdoğru Kur'an'ı getiren ile onu tasdik edenler var ya, işte onlar Allah'a karşı gelmekten sakınanlardır.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Kur'an'daki örnekler ve ortaklar meseli Zümer 27–35 3
(Ey Muhammed!) Şüphesiz sen öleceksin ve şüphesiz onlar da öleceklerdir.
Sonra şüphesiz siz kıyamet günü Rabbinizin huzurunda muhakeme edileceksiniz.
Kim, Allah'a karşı yalan uyduran ve kendisine geldiğinde, doğruyu (Kur'an'ı) yalanlayandan daha zalimdir? Cehennemde kafirler için kalacak bir yer mi yok!?
Dosdoğru Kur'an'ı getiren ile onu tasdik edenler var ya, işte onlar Allah'a karşı gelmekten sakınanlardır.
Onlar için Rableri katında diledikleri her şey vardır. İşte bu, iyilik yapanların mükafatıdır.
Allah, işlediklerinin en kötüsünü örtmek ve onlara yaptıklarının en güzeli ile karşılık vermek için (onları böyle mükafatlandırdı).
Allah, kuluna yetmez mi? Seni O'ndan (Allah'tan) başkalarıyla korkutmaya çalışıyorlar. Allah, kimi saptırırsa artık onun için bir yol gösterici yoktur.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
33. Söz ve amelinde “doğruyu getirene” buyruğunun kapsamına, hem peygamberler hem de onların görevlerini ifa ederek Allah’ın haberleri ve hükümleri hakkında doğru söyleyen ve amellerinde dürüst olan kimseler girmektedir.
“Ve onu doğrulayanlar...” Çünkü kişi, doğruyu getirmekle birlikte kibri yahut onu söyleyeni ve getireni küçük görmesi dolayısı ile o doğruyu tasdik etmeyebilir. O bakımdan bir kimsenin bu özelliğinin övülmesi için, mutlaka doğru söylemesi ve doğruyu tasdik etmesi gerekir. Doğru söylemesi, bilgi sahibi ve adaletli olduğuna, doğruyu tasdik etmesi de alçakgönüllü oluşuna ve büyüklenmediğine delildir.
“İşte onlar” yani her iki hususu bir arada gerçekleştirme başarısını elde edenler “takva sahiplerinin ta kendileridir.”
Çünkü takvânın bütün özellikleri, hakkı doğru söylemek ve onu tasdik edip doğrulamaktan geçer.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Peygamber ve diğer kimselerden söz ve fiillerinde doğruyu getiren ve iman etmiş olarak onu tasdik edip gerektirdiği ile amel edenler var ya, işte onlar hakikî muttakilerdir. Rablerinin emirlerini yerine getirir ve yasaklarından sakınırlar.
Ortak kavram: Sıdk (Doğruluk)
Eğer kulumuza (Muhammed'e) indirdiğimiz (Kur'an) hakkında şüphede iseniz, haydin onun benzeri bir sure getirin ve eğer doğru söyleyenler iseniz,…
Ortak kavram: Sıdk (Doğruluk)
Allah, Adem'e bütün varlıkların isimlerini öğretti. Sonra onları meleklere göstererek, "Eğer doğru söyleyenler iseniz, haydi bana bunların isimlerini…
Ortak kavram: Sıdk (Doğruluk)
Elinizdeki Tevrat'ı tasdik edici olarak indirdiğimize (Kur'an'a) iman edin. Onu inkar edenlerin ilki olmayın. Ayetlerimi az bir karşılığa değişmeyin…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Gerçeği getiren ve onu doğrulayan(lar) var ya, işte muttakîler (duyarlı olanlar) sadece bunlardır.
Ama doğruluğun tarafında yer alan ve hakikati tüm kalbiyle tasdik eden kimselere gelince: işte sorumluluklarını idrak eden onlardır.
Ama hakikati getiren ve onu bütün kalpleriyle tasdik edenler; işte onlar Allah'a karşı sorumluluklarının (tam) bilincinde olanlardır!
Sıdkı (Allah kulu olunduğu ve bedende hilafet hakikatinin yaşandığı gerçeğini) getiren ve Onu tasdik edene (Hz. Ebu Bekir) gelince, işte onlar Mütteki'lerin ta kendileridir!
Doğruyu getiren ve doğrulayanlara gelince; işte onlar muttaki (takva sahibi) olanlardır.
Doğruyu getiren ve onu tasdik edenler var ya, işte kötülükten sakınanlar onlardır.
Doğruyu getirenler ve onu doğrulayanlar; sorumluluk bilinci taşıyanlar, işte onlardır.
Ama, hakikati getiren ve onu bütün kalbiyle tasdik edenler var ya; işte,takva sahipleri onlardır.
Gerçeği getiren ve onu doğrulayana gelince, işte onlar erdemlilerdir.
Gerçeği getiren ve onu doğrulayana gelince, işte onlar erdemlilerdir
Doğruyu getiren ve onu tasdik edenlere gelince, işte onlar, Allah'tan korkanlardır.
Doğruyu getiren ve onu tasdık eden ise işte onlar korunan müttekıyler
Doğruyu getirenler ve onu doğrulayanlar, işte onlar takva sahibidirler.
Doğruyu getirenler ve onu doğrulayanlar, işte onlar takva sahibidirler.
Doğruyu getirenler dipnot 1 ve onu doğrulayanlar, işte onlar takva dipnot 2 sahibidirler.
Doğruyu getiren ve doğrulayanlara gelince; işte onlar muttaki olanlardır.
Sıdk (-u hakıykat) ı getirene ve onu tasdıyk edenlere (mü'minlere) gelince: İşte onlar takvaye erenlerin ta kendileridir.
Doğruyu getiren ve onu tasdik edenler; işte onlar muttakilerdir.
(32-40) Allah’a yalan atandan ve o / kuran kendisine geldiğinde kalpten tasdik ederek yalanlayandan daha zalim kim olabilir ki? Cehennem de kafirlere yer mi kalmadı ki? Sözüne bağlılıkla / sadakatle gelen ve onu onaylayan / tasdik eden, işte onlar sakınanlardır. Onlara Rableri yanında istedikleri vardır , işte bu güzel davrananların / ihsanda bulunanların karşılığıdır. Allah onların yaptıklarının / amellerinin en kötü lerini örtecek (kefaret edecek) onları yapıyor olduklarının daha güzeli ile ecirlendirecek / mükafatlandıracak. Kullarına Allah yeterli değil midir? / kâfi değil midir? Seni O’nun dışındakilerle / Allah’ın dışındakilerle korkutuyorlar! Kimi Allah saptırırsa, ona yola girmek yoktur / hidayet yoktur. Allah kimi de yola yönlendirmişse artık onu da saptıracak yoktur. Allah saygıdeğer ve öcünüalan/ intikam sahibi değil midir? (Yaptığının acısını aynen tattıran) Eğer onlara semaları ve arzı kim yarattı diye sorsan? diyecekler ki Allah, eğer Allah bana bir zarar dilerse / murad ederse, onlar onun zararını kaldırabilecekler mi? Ya da bana bir rahmet murad ederse, onlar, Onun rahmetini tutacaklar mı? (Rahmetin bana gelmesini engelleyebilecekler mi?) De ki Allah bana yeter, vekil tayin edenler / mütevekkiller, O’na sorumluluğu bırakırlar / tevekkül ederler. De ki ey kavmim! mekanlarınızda çalışın bende çalışıyorum, kime onu rezil edecek azap geleceğini ve kimin üzerine daimî azabın serbest bırakılacağını (Helal: serbest bırakılan) nasıl olsa ilerde bileceksiniz.
Doğruyu getiren ve doğrulayanlar (var ya), işte onlar takva sahibi olanlardır.
Doğruyu getirene ve onu doğrulayanlara gelince: İşte korunanlar onlardır.
Doğruları getirenler ve bir de onu tasdik edenler var ya işte onlar, yanlışlardan sakınanlardır dipnot 1 .
Doğruları getiren ve onu kabul edenler, kendini koruyanlardır.
Doğruyu getiren ve onu tasdik edenler ise, işte onlar muttakilerdir.
Doğru'yu getiren ve onu tasdik edenler ise, işte onlar korunanlardır.
Doğruyu getirene ve onu tasdikleyene gelince, işte böyleleri, korunanların ta kendileridir.
And he who has conveyed the divine message of truth to the people as well as to those who are convinced of its conformity with fact and use it to exhort others to what is good, laudable and divine are those who keep in awe of Allah and entertain the profound reverence dutiful to Him.
It is the one who brings the truth and the one who accepts it as true who are mindful of God:
And he who brings the Truth and he who confirms (and supports) it - such are the men who do right.
But he who brought the Truth, and those who confirmed it as true, such are the ones who shall be guarded against the chastisement. dipnot 1
He who brings the truth and those who confirm it – those are the people who have taqwa.
And he (Muhammad صلى الله عليه وسلم) who has brought the truth (this Qur’ân and Islâmic Monotheism) and (those who) believed therein (i.e. the true believers of Islâmic Monotheism), those are Al-Muttaqûn (the pious - See V.2:2).
He who brings the truth and he who confirms it —it is they who are the Godwary.
But he who brings the truth and testifies whole heartedly to it (by accepting it as true) these it is who become secure against evil.
And he who has come with the very truth and confirms it, those they are the godfearing.
As for those who chose to believe and spread the truth, they are righteous.
but whoso brings the truth and believes in it, these are they who fear.
Those who came with the truth, and acknowledged it, these are the righteous.
But he who bringeth the truth, and giveth credit thereto, these are they who fear God;
And he who brings the truth and he who accepts it as the truth, these are they that guard (against evil).
And he who has come with the sincere (faith) and has sincere faith in it, those are they who are pious.
And whoso bringeth the truth and believeth therein - Such are the dutiful.
He who brings the truth and verifies it, -- such are the people who are God-fearing.
But he who brings the truth, and he who wholeheartedly accepts it as true - it is they, they, who are [truly] conscious of Him!
And the one who has brought the truth and those who embrace it—it is they who are the righteous.
And those who came with the truth, and believed in it, these are the righteous.
As for those who promote the truth, and believe therein, they are the righteous.
And the one who has brought the truth and [they who] believed in it - those are the righteous.
And whoso comes with the truth and confirms it, it is they who are those of prudent fear:
And, the one who brings the Truth and the one who affirms it - they, indeed they, are the upright. (Note that the statements in this verse and the preceding one allude to the Messenger and the recipients of the Message).
And he (the man) who says the Truth and he who restates (and supports) it— Such men are those who do right.
As for the one who has come with the truth and believed it to be true, then such people are the ones who are God-fearing.
And those who came with the truth, and believed in it, these are the righteous.