Zümer suresi

Zümer suresi, 33. ayet

Zümer suresi, 33. ayet. وَٱلَّذِى جَآءَ بِٱلصِّدْقِ وَصَدَّقَ بِهِۦٓ أُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْمُتَّقُونَ

velleẕî câe biṣṣidḳi veṣaddeḳa bihî ülâike hümü-lmütteḳûn.

Diyanet İşleri

Dosdoğru Kur'an'ı getiren ile onu tasdik edenler var ya, işte onlar Allah'a karşı gelmekten sakınanlardır.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Zümer 30–36 · surenin 33. ayeti / 75
  1. Zümer 30

    (Ey Muhammed!) Şüphesiz sen öleceksin ve şüphesiz onlar da öleceklerdir.

  2. Zümer 31

    Sonra şüphesiz siz kıyamet günü Rabbinizin huzurunda muhakeme edileceksiniz.

  3. Zümer 32

    Kim, Allah'a karşı yalan uyduran ve kendisine geldiğinde, doğruyu (Kur'an'ı) yalanlayandan daha zalimdir? Cehennemde kafirler için kalacak bir yer mi yok!?

  4. 33

    Dosdoğru Kur'an'ı getiren ile onu tasdik edenler var ya, işte onlar Allah'a karşı gelmekten sakınanlardır.

  5. Zümer 34

    Onlar için Rableri katında diledikleri her şey vardır. İşte bu, iyilik yapanların mükafatıdır.

  6. Zümer 35

    Allah, işlediklerinin en kötüsünü örtmek ve onlara yaptıklarının en güzeli ile karşılık vermek için (onları böyle mükafatlandırdı).

  7. Zümer 36

    Allah, kuluna yetmez mi? Seni O'ndan (Allah'tan) başkalarıyla korkutmaya çalışıyorlar. Allah, kimi saptırırsa artık onun için bir yol gösterici yoktur.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

33. Söz ve amelinde “doğruyu getirene” buyruğunun kapsamına, hem peygamberler hem de onların görevlerini ifa ederek Allah’ın haberleri ve hükümleri hakkında doğru söyleyen ve amellerinde dürüst olan kimseler girmektedir.

“Ve onu doğrulayanlar...” Çünkü kişi, doğruyu getirmekle birlikte kibri yahut onu söyleyeni ve getireni küçük görmesi dolayısı ile o doğruyu tasdik etmeyebilir. O bakımdan bir kimsenin bu özelliğinin övülmesi için, mutlaka doğru söylemesi ve doğruyu tasdik etmesi gerekir. Doğru söylemesi, bilgi sahibi ve adaletli olduğuna, doğruyu tasdik etmesi de alçakgönüllü oluşuna ve büyüklenmediğine delildir.

“İşte onlar” yani her iki hususu bir arada gerçekleştirme başarısını elde edenler “takva sahiplerinin ta kendileridir.”

Çünkü takvânın bütün özellikleri, hakkı doğru söylemek ve onu tasdik edip doğrulamaktan geçer.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Peygamber ve diğer kimselerden söz ve fiillerinde doğruyu getiren ve iman etmiş olarak onu tasdik edip gerektirdiği ile amel edenler var ya, işte onlar hakikî muttakilerdir. Rablerinin emirlerini yerine getirir ve yasaklarından sakınırlar.

Kelimeler

8 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَٱلَّذِى vellezi ve kimseler
  2. جَآءَ ca'e getiren(ler) kök: جيا
  3. بِٱلصِّدْقِ bis-sidki doğruyu kök: صدق
  4. وَصَدَّقَ ve saddeka ve doğrulayanlar kök: صدق
  5. بِهِۦٓ ۙ bihi onu
  6. أُو۟لَـٰٓئِكَ ulaike işte
  7. هُمُ humu onlardır
  8. ٱلْمُتَّقُونَ l-muttekune korunanlar kök: وقي

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 3 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Ortak kavram: Sıdk (Doğruluk)

    Eğer kulumuza (Muhammed'e) indirdiğimiz (Kur'an) hakkında şüphede iseniz, haydin onun benzeri bir sure getirin ve eğer doğru söyleyenler iseniz,…

  • Ortak kavram: Sıdk (Doğruluk)

    Allah, Adem'e bütün varlıkların isimlerini öğretti. Sonra onları meleklere göstererek, "Eğer doğru söyleyenler iseniz, haydi bana bunların isimlerini…

  • Ortak kavram: Sıdk (Doğruluk)

    Elinizdeki Tevrat'ı tasdik edici olarak indirdiğimize (Kur'an'a) iman edin. Onu inkar edenlerin ilki olmayın. Ayetlerimi az bir karşılığa değişmeyin…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

66 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Gerçeği getiren ve onu doğrulayan(lar) var ya, işte muttakîler (duyarlı olanlar) sadece bunlardır.

Mustafa İslamoğlu

Ama doğruluğun tarafında yer alan ve hakikati tüm kalbiyle tasdik eden kimselere gelince: işte sorumluluklarını idrak eden onlardır.

Muhammed Esed

Ama hakikati getiren ve onu bütün kalpleriyle tasdik edenler; işte onlar Allah'a karşı sorumluluklarının (tam) bilincinde olanlardır!

Ahmed Hulusi

Sıdkı (Allah kulu olunduğu ve bedende hilafet hakikatinin yaşandığı gerçeğini) getiren ve Onu tasdik edene (Hz. Ebu Bekir) gelince, işte onlar Mütteki'lerin ta kendileridir!

Ali Bulaç

Doğruyu getiren ve doğrulayanlara gelince; işte onlar muttaki (takva sahibi) olanlardır.

Ali Özek ve heyeti

Doğruyu getiren ve onu tasdik edenler var ya, işte kötülükten sakınanlar onlardır.

Ali Rıza Safa

Doğruyu getirenler ve onu doğrulayanlar; sorumluluk bilinci taşıyanlar, işte onlardır.

Bayraktar Bayraklı

Ama, hakikati getiren ve onu bütün kalbiyle tasdik edenler var ya; işte,takva sahipleri onlardır.

Edip Yüksel

Gerçeği getiren ve onu doğrulayana gelince, işte onlar erdemlilerdir.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Gerçeği getiren ve onu doğrulayana gelince, işte onlar erdemlilerdir

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Doğruyu getiren ve onu tasdik edenlere gelince, işte onlar, Allah'tan korkanlardır.

Elmalılı Hamdi Yazır

Doğruyu getiren ve onu tasdık eden ise işte onlar korunan müttekıyler

Erhan Aktaş

Doğruyu getirenler ve onu doğrulayanlar, işte onlar takva sahibidirler.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Doğruyu getirenler ve onu doğrulayanlar, işte onlar takva sahibidirler.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Kafir, örten demektir. Gerçeğin üzerini örten, nankörlük eden, vahye inanmayan, güvenmeyen ve kabul etmeyen; Allah'ı ve vahyi reddeden kimse. Küfr, İman'ın, emin olmanın, güvenmenin, onaylamanın karşıtıdır.

Gültekin Onan

Doğruyu getiren ve doğrulayanlara gelince; işte onlar muttaki olanlardır.

Hasan Basri Çantay

Sıdk (-u hakıykat) ı getirene ve onu tasdıyk edenlere (mü'minlere) gelince: İşte onlar takvaye erenlerin ta kendileridir.

İbni Kesir

Doğruyu getiren ve onu tasdik edenler; işte onlar muttakilerdir.

Mehmet Alagaş

(32-40) Allah’a yalan atandan ve o / kuran kendisine geldiğinde kalpten tasdik ederek yalanlayandan daha zalim kim olabilir ki? Cehennem de kafirlere yer mi kalmadı ki? Sözüne bağlılıkla / sadakatle gelen ve onu onaylayan / tasdik eden, işte onlar sakınanlardır. Onlara Rableri yanında istedikleri vardır , işte bu güzel davrananların / ihsanda bulunanların karşılığıdır. Allah onların yaptıklarının / amellerinin en kötü lerini örtecek (kefaret edecek) onları yapıyor olduklarının daha güzeli ile ecirlendirecek / mükafatlandıracak. Kullarına Allah yeterli değil midir? / kâfi değil midir? Seni O’nun dışındakilerle / Allah’ın dışındakilerle korkutuyorlar! Kimi Allah saptırırsa, ona yola girmek yoktur / hidayet yoktur. Allah kimi de yola yönlendirmişse artık onu da saptıracak yoktur. Allah saygıdeğer ve öcünüalan/ intikam sahibi değil midir? (Yaptığının acısını aynen tattıran) Eğer onlara semaları ve arzı kim yarattı diye sorsan? diyecekler ki Allah, eğer Allah bana bir zarar dilerse / murad ederse, onlar onun zararını kaldırabilecekler mi? Ya da bana bir rahmet murad ederse, onlar, Onun rahmetini tutacaklar mı? (Rahmetin bana gelmesini engelleyebilecekler mi?) De ki Allah bana yeter, vekil tayin edenler / mütevekkiller, O’na sorumluluğu bırakırlar / tevekkül ederler. De ki ey kavmim! mekanlarınızda çalışın bende çalışıyorum, kime onu rezil edecek azap geleceğini ve kimin üzerine daimî azabın serbest bırakılacağını (Helal: serbest bırakılan) nasıl olsa ilerde bileceksiniz.

Rowwad Tercüme Merkezi

Doğruyu getiren ve doğrulayanlar (var ya), işte onlar takva sahibi olanlardır.

Süleyman Ateş

Doğruyu getirene ve onu doğrulayanlara gelince: İşte korunanlar onlardır.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Doğruları getiren ve onu kabul edenler, kendini koruyanlardır.

Şaban Britch

Doğruyu getiren ve onu tasdik edenler ise, işte onlar muttakilerdir.

Şaban Piriş

Doğru'yu getiren ve onu tasdik edenler ise, işte onlar korunanlardır.

Yaşar Nuri Öztürk

Doğruyu getirene ve onu tasdikleyene gelince, işte böyleleri, korunanların ta kendileridir.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

And he who has conveyed the divine message of truth to the people as well as to those who are convinced of its conformity with fact and use it to exhort others to what is good, laudable and divine are those who keep in awe of Allah and entertain the profound reverence dutiful to Him.

Abdul Haleem

It is the one who brings the truth and the one who accepts it as true who are mindful of God:

Abdullah Yusuf Ali

And he who brings the Truth and he who confirms (and supports) it - such are the men who do right.

Abul A'la Maududi

But he who brought the Truth, and those who confirmed it as true, such are the ones who shall be guarded against the chastisement. dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    It means this: As to who will receive punishment in the trial before Allah on the day of Resurrection, you should note it well that the punishment inevitably will be inflicted on those wicked people who invented a false creed that there were also other associates with Allah, who had a share in His Being, authority, powers and rights, and worse than that, when the truth was presented before them, they not only paid no heed to it, but, on the contrary, treated the one who presented it as an impostor. As far as the person who came with the truth, and those who affirmed faith in him, are concerned there can obviously be no question of their receiving any punishment from the court of Allah.

Aisha Bewley

He who brings the truth and those who confirm it – those are the people who have taqwa.

Al-Hilali & Khan

And he (Muhammad صلى الله عليه وسلم) who has brought the truth (this Qur’ân and Islâmic Monotheism) and (those who) believed therein (i.e. the true believers of Islâmic Monotheism), those are Al-Muttaqûn (the pious - See V.2:2).

Ali Quli Qarai

He who brings the truth and he who confirms it —it is they who are the Godwary.

Amatul Rahman Omar

But he who brings the truth and testifies whole heartedly to it (by accepting it as true) these it is who become secure against evil.

Arthur John Arberry

And he who has come with the very truth and confirms it, those they are the godfearing.

Bijan Moeinian

As for those who chose to believe and spread the truth, they are righteous.

E. Henry Palmer

but whoso brings the truth and believes in it, these are they who fear.

Edip-Layth

Those who came with the truth, and acknowledged it, these are the righteous.

George Sale

But he who bringeth the truth, and giveth credit thereto, these are they who fear God;

Hamid S. Aziz

And he who brings the truth and he who accepts it as the truth, these are they that guard (against evil).

Mahmoud Ghali

And he who has come with the sincere (faith) and has sincere faith in it, those are they who are pious.

Marmaduke Pickthall

And whoso bringeth the truth and believeth therein - Such are the dutiful.

Mohamed Ahmed - Samira

He who brings the truth and verifies it, -- such are the people who are God-fearing.

Muhammad Asad

But he who brings the truth, and he who wholeheartedly accepts it as true - it is they, they, who are [truly] conscious of Him!

Mustafa Khattab

And the one who has brought the truth and those who embrace it—it is they who are the righteous.

Progressive Muslims

And those who came with the truth, and believed in it, these are the righteous.

Rashad Khalifa

As for those who promote the truth, and believe therein, they are the righteous.

Sahih International

And the one who has brought the truth and [they who] believed in it - those are the righteous.

Sam Gerrans

And whoso comes with the truth and confirms it, it is they who are those of prudent fear:

Shabbir Ahmed

And, the one who brings the Truth and the one who affirms it - they, indeed they, are the upright. (Note that the statements in this verse and the preceding one allude to the Messenger and the recipients of the Message).

Syed Vickar Ahamed

And he (the man) who says the Truth and he who restates (and supports) it— Such men are those who do right.

Taqi Usmani

As for the one who has come with the truth and believed it to be true, then such people are the ones who are God-fearing.

The Monotheist Group

And those who came with the truth, and believed in it, these are the righteous.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Zümer suresi, 33. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Zümer suresi, 33. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Zümer suresi, 33. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩