Âl-i İmrân suresi

Âl-i İmrân suresi, 37. ayet

Âl-i İmrân suresi, 37. ayet. فَتَقَبَّلَهَا رَبُّهَا بِقَبُولٍ حَسَنٍ وَأَنۢبَتَهَا نَبَاتًا حَسَنًا وَكَفَّلَهَا زَكَرِيَّا كُلَّمَا دَخَلَ عَلَيْهَا زَكَرِيَّا ٱلْمِحْرَابَ وَجَدَ عِندَهَا رِزْقًا قَالَ يَٰمَرْيَمُ أَنَّىٰ لَكِ هَٰذَا قَالَتْ هُوَ مِنْ عِندِ ٱللَّهِ إِنَّ ٱللَّهَ يَرْزُقُ مَن يَشَآءُ بِغَيْرِ حِسَابٍ

feteḳabbelehâ rabbühâ biḳabûlin ḥaseniv veembetehâ nebâten ḥasenev vekeffelehâ zekeriyyâ. küllemâ deḫale `aleyhâ zekeriyye-lmiḥrâbe vecede `indehâ rizḳan. ḳâle yâ meryemü ennâ leki hâẕâ. ḳâlet hüve min `indi-llâh. inne-llâhe yerzüḳu mey yeşâü bigayri ḥisâb.

Diyanet İşleri

Bunun üzerine Rabbi onu güzel bir şekilde kabul buyurdu ve onu güzel bir şekilde yetiştirdi. Zekeriya'yı da onun bakımıyla görevlendirdi. Zekeriya, onun bulunduğu bölmeye her girişinde yanında bir yiyecek bulurdu. "Meryem! Bu sana nereden geldi?" derdi. O da "Bu, Allah katından" diye cevap verirdi. Zira Allah, dilediğine hesapsız rızık verir.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Âl-i İmrân 34–40 · surenin 37. ayeti / 200

Konu İmrân ailesi, Meryem'in doğumu, Zekeriyyâ ve Yahyâ Âl-i İmrân 33–41 3

  1. Âl-i İmrân 34

    (33-34) Şüphesiz Allah, Adem'i, Nuh'u, İbrahim ailesini (soyunu) ve İmran ailesini (soyunu) birbirinden gelmiş birer nesil olarak seçip alemlere üstün kıldı. Allah, her şeyi hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.

  2. Âl-i İmrân 35

    Hani, İmran'ın karısı, "Rabbim! Karnımdaki çocuğu sırf sana hizmet etmek üzere adadım. Benden kabul et. Şüphesiz sen hakkıyla işitensin, hakkıyla bilensin" demişti.

  3. Âl-i İmrân 36

    Onu doğurunca, "Rabbim!" dedi, "Onu kız doğurdum." -Oysa Allah, onun ne doğurduğunu daha iyi bilir- "Erkek, kız gibi değildir. Ona Meryem adını verdim. Onu ve soyunu kovulmuş şeytandan senin korumana bırakıyorum."

  4. 37

    Bunun üzerine Rabbi onu güzel bir şekilde kabul buyurdu ve onu güzel bir şekilde yetiştirdi. Zekeriya'yı da onun bakımıyla görevlendirdi. Zekeriya, onun bulunduğu bölmeye her girişinde yanında bir yiyecek bulurdu. "Meryem! Bu sana nereden geldi?" derdi. O da "Bu, Allah katından" diye cevap verirdi. Zira Allah, dilediğine hesapsız rızık verir.

  5. Âl-i İmrân 38

    Orada Zekeriya Rabbine dua etti: "Rabbim! Bana katından temiz bir nesil bahşet. Şüphesiz sen duayı hakkıyla işitensin" dedi.

  6. Âl-i İmrân 39

    Zekeriya mabedde namaz kılarken melekler ona, "Allah sana, kendisinden gelen bir kelimeyi (İsa'yı) doğrulayıcı, efendi, nefsine hakim ve salihlerden bir peygamber olarak Yahya'yı müjdeler" diye seslendiler.

  7. Âl-i İmrân 40

    Zekeriya, "Ey Rabbim! Bana ihtiyarlık gelip çatmış iken ve karım da kısır iken benim nasıl çocuğum olabilir?" dedi. Allah, "Öyledir, ama Allah dilediğini yapar" dedi.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 33–55. ayetler için yazılmıştır.

33-34. Yüce Allah’ın kulları arasından seçtiği kimseler vardır. O üstün faziletlerle, yüce sıfatlarla, faydalı bilgilerle, salih amellerle ve çeşitli özelliklerle onlara ihsan ve lütufta bulunur, onları beğenip seçer. Yüce Allah bu buyruklarda bu büyük aileleri, bunların arasındaki kemal sıfatlarını elde etmiş üstün ve kâmil erkeklerin bazılarını söz konusu etmektedir. Faziletin ve hayrın bu üstün şahsiyetlerin zürriyetlerinde müteselsilen devam ettiğini, onların erkek ve kadınlarını da kapsamına aldığını ortaya koymaktadır. İşte bu Yüce Allah’ın en üstün lütuflarından, cömertlik ve kereminin en değerlilerinden birisidir. “Allah hakkıyla işitendir, bilendir.” Kimin fazilete ve üstün kılınmaya layık olduğunu çok iyi bilir. O hikmetinin gerektirdiği yerde de lütfunu ve faziletini ihsan eder.

35. Yüce Allah zikri geçen ailelerin büyüklüğünü vurguladıktan sonra Meryem ile oğlu İsa’nın kıssasını ve onların bu faziletli aileler arasında nasıl bir silsileden geldiklerini, başından sonuna kadar hangi durumlardan geçtiklerini söz konusu etmektedir. İmran’ın hanımının, Rabbine niyaz ederek, O’nun Beytini tazim ve O’na itaate devamı ihtiva eden ve Allah’ın sevdiği, O’na yakınlaştırıcı bir ibadet ile O’na yakınlaşmak niyetiyle şöyle dediğini zikretmektedir: “Rabbim ben karnımdakini her kayıttan azade olarak sana adadım.” Yani ben karnımdakini ibadet edenlerle dolup taşan ibadet evinin bir hizmetkârı olarak adadım. “Benden kabul buyur.” Bu amelimi kabul et. Yani bu amelimin temelini iman ve ihlâs kıl, hayır ve sevaplar ile onu sonuçlandır.

36. “Fakat onu doğurunca: “Rabbim ben kız doğurdum…” İmran’ın hanımının bu sözlerinde sanki bir çeşit niyaz ve bir çeşit burukluk vardır. Çünkü o adağını karnındaki yavrunun erkek olacağını düşüncesiyle yapmıştı. Erkek ise güç ve kuvvet sahibi kimselerin ortaya koydukları gibi bu işleri yaparken güçlü bir şekilde gerçekleştirir, hizmetini ve bu hizmeti gerçekleştirmek için gerekli işleri güçlü ve yetkin bir şekilde yapar. Kız ise böyle değildir.

37. Yüce Allah onun kalbinin burukluğunu gidererek adağını kabul etti ve bu kız, birçok erkekten daha doğrusu erkeklerin birçoğundan daha mükemmel ve daha eksiksiz hizmetler ifa etti. Onun varlığı ile Allah, erkekler ile elde edilenden çok daha büyük maksatları gerçekleştirdi. Bundan dolayıdır ki Yüce Allah burada: “Rabbi onu güzel bir kabul ile kabul etti. Güzel bir şekilde yetiştirdi” buyurmaktadır. Yani din, ahlâk, edep yönünden hayret edilecek bir terbiyeden geçti. Bu terbiye ile bütün halleri kemal derecesine ulaştı, bu sayede salih sözlere ve fiillere sahip oldu, gelişip kemale erdi. Allah Zekeriyya aleyhisselam’ı onun bakımıyla görevlendirdi. Bir kimsenin terbiyesini, kamil ve ıslah edici kimselerden birisinin üzerine alması Yüce Allah’ın o kuluna ihsan ettiği lütuflardan biridir.

Diğer taraftan Yüce Allah, hem Meryem’e hem de Zekeriyya’ya ikramda bulunmuştur. Çünkü Meryem’e hiçbir şekilde yorulmadan, çabalamadan rızık ihsan etmişti. Bu, Yüce Allah’ın Meryem’i kendisi ile taltif ettiği bir keramettir. Zira: “Zekeriyya her ne zaman onun yanına, mihraba girse” ibadet mahalline bu ifade, Meryem’in çokça namaz kıldığına ve ibadet mahallinden ayrılmadığına işaret etmektedir. “yanında” afiyetle yiyeceği hazırlanmış “bir rızık buluyordu. “Ey Meryem! Bu sana nereden geliyor?” dedi. O da: “O, Allah katındandır.” dedi. Şüphesiz Allah dilediğine hesapsız rızık verir.”

38. Zekeriyya bu durumu, yani Allah’ın Meryem’e olan büyük iyilik ve lütfunu görünce Yüce Allah’tan çocuk sahibi olmaktan ümidini kestiği bir zamanda çocuk sahibi olmayı dilemeyi hatırına getirdi ve şöyle dua etti: “Rabbim, bana katından tertemiz bir soy bağışla!…”

39. “katından bir kelimeyi tasdik edici” Allah katından olan kelime İsa b. Meryem’dir. Zekeriyya’nın bu şerefli peygamberle müjdelenmesi aynı zamanda Meryem oğlu İsa ile müjdelenmeyi, onu tasdik etmeyi, onun risaletine dair tanıklıkta bulunmayı da ihtiva etmektedir. Allah’tan gelen bu kelime, şerefli bir kelimedir. Allah bunu özel olarak Meryem oğlu İsa’ya tahsis etmiştir. Yoksa o da esas itibari ile bütün yaratıkları kendisi ile var etmiş olduğu kelimelerinden bir kelimedir. Nitekim Yüce Allah, İsa’nın bu özelliğine şöylece dikkat çekmektedir: “Muhakkak ki İsa’nın misali Allah nezdinde Âdem’in misali gibidir. Onu topraktan yarattı, sonra ona “Ol” dedi, o da oluverdi. (Aynı şekilde İsa’ya da “Ol” dedi, o da oluverdi)” (Al-i İmran, 3/59)

“efendi, nefsini sakındıran” yani doğacağı müjdelenen kişi olan Yahya, peygamberlerin en faziletlilerinden ve en şereflilerinden olan efendi birisidir. (“Nefsini sakındıran” anlamı verilen) “حصور”, bir görüşe göre çocuğu olmayan ve kadınlara karşı arzusu bulunmayan kimse demektir. Bir diğer açıklamaya göre ise günahlardan ve zarar verici arzulardan korunup muhafaza edilmiş kimse demektir ki iki anlamdan en uygun olanı da budur. “salihlerden bir peygamber” yani salih olmada üstün bir zirveye ulaşmış kimselerden.

40. “Rabbim, gerçekten ben kocamış iken ve eşim de kısır olduğu halde benim nasıl bir oğlum olur?” Bu ikisi çocuk sahibi olmaya engeldir. Peki, ey Rabbim durumum çocuk sahibi olmaya elverişli değilken hangi yolla benim oğlum olacak?

“Öyle, Allah dilediğini yapar.” Yüce Allah’ın hikmeti, her bir işin bilinen sebeplerine bağlı olarak cereyan etmesini gerektirmesine rağmen bazen bu sebeplerin dışına çıkmayı gerektirdiği de olur. Çünkü O dilediğini yapandır. Sebepler kudretine boyun eğmiştir, O’nun meşiet ve iradesinin etkisi altındadır. Ne kadar güçlü olursa olsun hiçbir sebep, O’nun kudretine karşı koyamaz.

41. “Rabbim, bana bir alâmet ver” ki onunla sevineyim ve müjdeye kavuşayım. Ey Rabbim, ben bana bildirdiğin habere kesinlikle inanıyorum; ama rahmetin öncü haberleri ve lütfun mukaddimeleri ile ruh sevinir, kalp de mutmain olur.

“Senin alâmetin insanlarla üç gün süre ile işaret dışında konuşamamandır.” Bu süre içerisinde sen de “Rabbini çokça an ve sabah akşam tesbih et.” Günün başında da sonunda da O’nu tesbih et. Bu süre zarfında konuşamaması, böyle bir durumda kocamış yaşlı bir erkek ile kısır bir kadından doğacak çocuğa uygun bir alâmet idi. Diğer taraftan dili ile Yüce Allah’ı anıp O’nu tesbih etmekle birlikte insanlarla konuşamaması diğer bir alâmet idi. İşte o zaman sevindi, Yüce Allah’a şükretti, sabah ve akşam vakitlerinde çokça Allah’ı anıp tesbih etti.

Bu çocuğun (Yahya) dünyaya gelişi de İmran kızı Meryem’in, Zekeriyya’ya ulaşmasına vesile olduğu bereketlerden biri idi. Çünkü Yüce Allah’ın Meryem’e lütfettiği o hesapsızca verilen güzel rızık, Zekeriyya’yı Allah’a niyazda ve dilekte bulunmak için heyecana getirdi ve bu dilekte bulunmayı hatırlamasını sağladı. Sebebi de sonucu da lütfeden Yüce Allah’tır. Ancak O, sevdiği kimseler vasıtası ile sevilecek bir takım işleri takdir eder. Böylelikle Allah o kimsenin kadrini yükseltip ecrini çoğaltır.

Daha sonra Yüce Allah, tekrar Meryem’i söz konusu etmeye ve ibadet ve kemalde onun çok büyük bir dereceye ulaştığına dair açıklamalara dönerek şöyle buyurmaktadır:

42. “Hani melekler şöyle demişti: Ey Meryem! Şüphesiz ki Allah seni seçti” sana üstün nitelikler ve güzel bir ahlâk verdi, buna karşılık kötü huylardan da “seni arındırdı ve seni âlemlerin kadınlarına üstün kıldı.” Bundan dolayı Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Erkeklerden kemale eren çok kişi olmuştur, kadınlardan kemale erenler ise yalnızca İmran kızı Meryem, Muzahim kızı Âsiye ve Huveylid kızı Hatice’dir. Âişe’nin sair kadınlara üstünlüğü ise tiridin diğer yemeklere üstünlüğü gibidir.”

43. Melekler bu hususta ona Allah’ın emri ile seslendiler ki o, Yüce Allah’ın nimetleri dolayısı ile sevinsin, Allah’a şükretsin, O’nun haklarını yerine getirsin ve O’na ibadet ile meşgul olsun. Bundan dolayı melekler devamla: “Ey Meryem, Rabbine kunut et” Rabbine çokça itaat et, gönülden gelen bir sevgi ile O’na boyun eğ ve bunu sürekli yap “secdeye kapan ve rüku edenlerle beraber rükû et” yani namaz kılanlarla birlikte sen de namaz kıl. Meryem de emrolunduğu her bir hususu yerine getirdi; böylelikle kemal ve olgunluğu ile belirli bir konuma yükseldi, üstün bir noktaya geldi.

44. Bu kıssa ve diğerleri Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’in risaletinin en büyük delillerindendir. Çünkü Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem bu kıssayı tafsilatlı ve gerçeğe uygun olarak bildirmiştir. Ne bir fazla ne bir eksik. Bunun böyle olması ise Kur’ân-ı Kerîm’in Aziz ve Hakim olan Allah tarafından vahiy ile bildirilmesinden ötürüdür. Yoksa insanlardan öğrenerek anlatılmış değildir. Bunun tek sebebi budur. İşte bundan dolayı Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:

“Bunlar sana vahyetmekte olduğumuz gayb haberlerindendir. Onlar Meryem’in bakımını hangisi üzerine alacak diye kalemlerini atarlarken sen yanlarında olmadığın gibi, onlar çekişirlerken de sen yanlarında değildin.” Annesi Meryem’i getirdiğinde hangileri onun bakımını üstlenecek diye kendi aralarında tartışmaya koyuldular. Çünkü Meryem önderlerinin ve başlarının kızı idi. Hepsi de Allah’tan hayır ve ecir kazanmak istiyorlardı. Nihâyet aralarındaki tartışma bu hususta kur’a çekme noktasına kadar geldi. Kur’a çekmek üzere kalemlerini attılar ve kur’a -Yüce Allah’ın hem Zekeriyya’ya hem de Meryem’e bir rahmeti olarak- Zekeriyya’ya çıktı. İşte ey Peygamber; bunlar olurken sen orada değildin ki bunu bilesin ve insanlara bunu anlatasın. Sana bunu bildiren ancak Allah Teala’dır.

İşte kıssaların nakledilmesindeki en büyük maksat, onlardan ibret alınmasıdır. En büyük ibret ise bu kıssaları tevhide, risalete, öldükten sonra dirilişe ve bunun dışındaki diğer önemli temel konulara delil görebilmektir.

45-46. “Dünyada da âhirette de şanı yücedir ve mukarreblerdendir.” Yani dünyada da âhirette de insanlar nezdinde şerefli ve büyük bir mevkiye sahiptir. Bununla birlikte O, Allah nezdinde de yaratılmışların Yüce Allah’a en yakınları, derece itibarı ile de en üstünleri olan “mukarreb” kimselerdendir. Şüphesiz ki bu, benzersiz bir müjdedir. Bu müjdeyi daha da mükemmelleştiren bir husus ise onun: “Beşikte iken de...” insanlarla konuşmasıdır. Onun insanlarla bu şekilde konuşması Allah’ın mucizelerinden bir mucize, onun annesine ve diğer insanlara olan bir rahmetidir.

Aynı şekilde İsa “yetişkinliğinde de insanlarla konuşacaktır.” Bu konuşma ise onun peygamber olarak davet ve irşad kastı ile konuşmasıdır. Beşikteki konuşması, onun doğruluğuna, peygamberliğine, annesinin ise hakkında kötü zanlardan beri olduğuna dair açık mucizelerden ve kesin delillerdendir. Yetişkinliğindeki konuşması ise insanlara oldukça büyük faydaları ihtiva eder. İnsanlar ile Rab’leri arasında Allah’ın vahyi, dininin ve şeriatının tebliği hususunda vasıta oluşunun insanlara faydası elbetteki pek büyüktür. Bununla birlikte o “salihlerdendir.” Yani öyle kimselerdendir ki Allah onların kalplerini marifeti ve muhabbeti ile dillerini övgüsü ve zikri ile azalarını da itaati ve kendi uğruna hizmet ile ıslah etmiştir.

47. “Dedi ki: “Rabbim, bana hiçbir beşer dokunmamışken benim nasıl çocuğum olur?” Çünkü bu, hayret edilecek bir husustur. “Öyle, Allah dilediğini yaratır...” Böylelikle kullar O’nun herşeye kadir olduğunu bilsinler ve O’nun iradesine hiçbir şeyin engel olamayacağını kavrasınlar. “O, bir işe hükmedince ona yalnızca “Ol” der, o da oluverir.”

48. (Bir de Allah) ona kitabı... öğretecek.” Yani kendinden önceki kitapları, insanlar arasında hüküm vermeyi öğretecek, ona peygamberlik ihsan edecektir.

49. Ve Allah onu “İsrailoğullarına peygamber olarak gönderecek” apaçık âyetlerle ve karşı konulamaz delillerle destekleyecektir. Çünkü İsa şöyle diyecekti: “Ben size Rabbinizden bir mucize ile geldim” ve bu benim gerçekten size Allah’ın göndermiş olduğu bir peygamberi olduğumu göstermektedir. Şöyle ki: “Size çamurdan kuş şekli yapar ve ona üfürürüm. Allah’ın izni ile o da derhal bir kuş olur. Yine Allah’ın izni ile anadan doğma körü” âyet-i kerimedeki “الأكمه”; hem görme yetisini hem de gözlerini tamamıyla kaybetmiş, gözleri silme kör olan kimse demektir. “alacalıyı iyi eder ve ölüyü diriltirim. Evlerinizde yediğiniz ve biriktirdiğiniz şeyleri size haber veririm. Elbette bunlarda” sözü geçen hususlarda “(büyük bir) delil vardır, eğer iman eden kimseler iseniz.”

50-51. “Benden önce gelen Tevrat’ı tasdik edici olarak...” Yüce Allah onu iki tür mucize ve delille desteklemiştir. İlki peygamber olmayanların göstermesine imkân olmayan harikulade haller. İkincisi de onun getirdiği risalet, davet ve din ki bu da Tevrat ve önceki peyamberlerin dinidir. İşte bu da doğru söyleyenlerin doğruluğunun en büyük bir delilidir. Çünkü eğer o yalan söyleyen kimselerden olsa idi, onun getirdiklerinin, peygamberlerin getirdiğine muhalif olması, inanç esaslarında ve fer’î meselelerde onlarla çelişmesi gerekirdi. İşte böylelikle onun Allah’ın peygamberi olduğu ve onun getirdiklerinin de hiçbir şüphe söz konusu olmayan hakkın tâ kendisi olduğu ortaya çıkmıştır.

“ve size (önceden) haram kılınan bazı şeyleri helâl kılmak için geldim” yani üzerinizdeki bazı ağır yükleri, sırtınızdaki sorumlulukları hafifletmeye geldim. “O halde Allah’tan korkup sakının ve bana itaat edin. Şüphesiz Allah benim de Rabbim sizin de Rabbinizdir. Öyle ise O’na ibadet edin.” İşte bütün peygamberlerin kendisine davet ettikleri şey budur. Allah’a hiçbir şeyi ortak koşmaksızın yalnızca O’na ibadet etmek ve peygamberlere itaat etmek. İşte dosdoğru yol budur ve bu yol, izleyeni Naîm cennetlerine ulaştırır.

52. İsrailoğullarının çeşitli fırkaları İsa hakkında görüş ayrılığına düştüler. Onlardan kimisi ona iman edip tabi oldu; kimisi de küfredip yalanladı ve annesini de Yahudiler gibi fuhuş işlemekle itham etti. “İsa onlardan küfrü” ve davetini reddetmek üzere ittifak üzere olduklarını “sezince” İsrailoğullarına kendisini desteklemeye teşvik eden bir üslûpla şöyle dedi: “Allah’a (giden yolda) bana yardım edecekler kimlerdir? Havariler” yani yardımcıları “şöyle dediler: Biz, Allah’ın yardımcılarıyız. Allah’a iman ettik, sen de bizim müslümanlar olduğumuza şahit ol!” Bu da Yüce Allah’ın hem onlara hem de İsa’ya bir lütfudur. Çünkü havarilere kendisine iman edip itaatine boyun eğmelerini, peygamberine de yardımcı olmalarını ilham etmişti.

53. “Rabbimiz, indirdiğine iman ettik ve Rasul’e tabi olduk” Bu da Yüce Allah’ın bütün indirdiklerine imana ve rasûlüne de itaate tam bir bağlılığı ifade eder. “Artık bizi” senin vahdaniyetine, peygamberinin risaletine, dininin hak ve gerçek olduğuna dair şahitlik eden “şahitlerle beraber yaz!”

54. İsa’nın küfürlerini sezdiği kimselere gelince onlar İsrailoğullarının çoğunluğunu teşkil ediyorlardı. İşte “onlar” İsa’ya “tuzak kurdulur. Allah da” onlara “tuzak kurdu. Allah tuzak kuranların en hayırlısıdır.” İsrailoğulları İsa’yı öldürüp onu haça germek konusunda görüş birliğine vardılar; ancak yakaladıkları kimse İsa’ya benzer gösterildi ve böylelikle onlar İsa’ya benzettikleri kimseyi yakaladılar. Allah da İsa’ya hitaben şöyle buyurdu:

55. “Seni vefat ettireceğim, kendime yükselteceğim ve seni o kâfirler arasından tertemiz çıkaracağım.” Böylece Yüce Allah İsa’yı kendisine yükseltti, kâfirler arasından onu tertemiz çıkardı, onlar ise İsa sandıkları bir başkasını öldürüp çarmıha gerdiler ve böylelikle büyük bir günah işlediler.

Bu ümmetin son dönemlerinde Meryem oğlu İsa aleyhisselam adaletli bir yönetici olarak inecektir. Domuzu öldürecek, haçı kıracak, Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’in getirdiklerine tâbî olacaktır. Yalancılar da aldanış ve aldatmalarının farkına varacak, kendilerinin aldandıklarını ve aldanışa düştüklerini anlayacaklardır.

“Sana uyanları da Kıyamet gününe kadar kâfirlerin üstünde tutacağım.” İsa’ya uyanlardan kasıt ona iman eden ve Yüce Allah’ın İsa’nın dininden sapanlara karşı kendilerine yardım ve destek verdiği kimselerdir. Daha sonra Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’in ümmeti geldiğinde artık gerçek manada ona tâbî olanlar onlar oldular. Allah da onlara destek verdi ve bütün kâfirlere karşı onlara yardımcı oldu. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’in kendilerine getirmiş olduğu din ile onlara üstünlük ve zafer verdi: “Allah içinizden iman edip salih amel işleyenlere onları kesinlikle yeryüzünde halife kılacağını vaat etti...” (en-Nur, 24/55)

Ancak Yüce Allah’ın hikmetinde adalet de vardır ki O’nun hikmeti şunu hükme bağlamıştır: Dine sımsıkı yapışan kimselere Allah apaçık bir zafer verir ve onlara yardımcı olur. O’nun emir ve yasaklarını terk edip şeriatını bir kenara atan, O’na isyan etmek cesaretini gösteren kimseleri ise cezalandırır ve düşmanları ona musallat kılar. Allah Azîzdir, Hakimdir.

“Sonra hepinizin dönüşü bana olacak ve Ben de ayrılığa düştüğünüz konularda aranızda hüküm vereceğim.”

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Allah, onun bu adağını güzel bir kabul ile kabul etti, onu güzel bir şekilde yetiştirdi ve onun kalbinin üzerine kullarından salih kimselerin şefkatinden koydu. Zekeriya -aleyhisselam-'ı da onu bakmakla görevlendirdi. Zekeriya ne zaman yanına, onun bulunduğu ibadet mahalline girse yanında kolay elde edilmiş ve güzel yiyecek bulur ve Meryem'e hitaben: "Ey Meryem! Sana bu rızık nereden geldi?" dediğinde Meryem cevap olarak şöyle derdi: "Bu rızık, Allah katındandır! Doğrusu Allah, dilediği kimseye hesapsız olarak bol rızık bağışlar."

Kelimeler

34 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. فَتَقَبَّلَهَا fetekabbeleha kabul buyurdu onu kök: قبل
  2. رَبُّهَا rabbuha Rabbi kök: ربب
  3. بِقَبُولٍ bikabulin kabulle (şekilde) kök: قبل
  4. حَسَنٍۢ hasenin güzel bir kök: حسن
  5. وَأَنۢبَتَهَا ve enbeteha ve onu yetiştirdi kök: نبت
  6. نَبَاتًا nebaten bir bitki (gibi) kök: نبت
  7. حَسَنًۭا hasenen güzel kök: حسن
  8. وَكَفَّلَهَا ve keffeleha ve onun bakımını üstlendi kök: كفل
  9. زَكَرِيَّا ۖ zekeriyya Zekeriyya da
  10. كُلَّمَا kullema her kök: كلل
  11. دَخَلَ dehale girdiğinde kök: دخل
  12. عَلَيْهَا aleyha onun yanına
  13. زَكَرِيَّا zekeriyya Zekeriyya
  14. ٱلْمِحْرَابَ l-mihrabe mihraba kök: حرب
  15. وَجَدَ vecede bulurdu kök: وجد
  16. عِندَهَا indeha yanında kök: عند
  17. رِزْقًۭا ۖ rizkan bir rızık kök: رزق
  18. قَالَ kale derdi kök: قول
  19. يَـٰمَرْيَمُ ya meryemu Meryem
  20. أَنَّىٰ enna nereden? kök: اني
  21. لَكِ leki sana
  22. هَـٰذَا ۖ haza bu
  23. قَالَتْ kalet (O da) derdi kök: قول
  24. هُوَ huve Bu
  25. مِنْ min
  26. عِندِ indi katından kök: عند
  27. ٱللَّهِ ۖ llahi Allah kök: اله
  28. إِنَّ inne şüphesiz
  29. ٱللَّهَ llahe Allah kök: اله
  30. يَرْزُقُ yerzuku rızık verir kök: رزق
  31. مَن men kimseye
  32. يَشَآءُ yeşa'u dilediği kök: شيا
  33. بِغَيْرِ bigayri olmaksızın kök: غير
  34. حِسَابٍ hisabin hesap kök: حسب

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: حسب (109 geçiş) · Aynı kök: رزق (123 geçiş) · Aynı kök: دخل (126 geçiş)

    "Kim bir kötülük yaparsa, ancak onun kadar ceza görür. Kadın veya erkek, kim, mü'min olarak salih bir amel işlerse, işte onlar cennete girecek ve…

  • Aynı kök: حسب (109 geçiş) · Aynı kök: رزق (123 geçiş) · Ortak kavram: Rızık

    (Bütün bunları) Allah, kendilerini yaptıklarının en güzeli ile mükafatlandırsın ve lütfundan onlara daha da fazlasını versin diye (yaparlar). Allah,…

  • Aynı kıssa: Hz. Zekeriyyâ · Aynı kök: حرب (11 geçiş)

    Zekeriya mabedde namaz kılarken melekler ona, "Allah sana, kendisinden gelen bir kelimeyi (İsa'yı) doğrulayıcı, efendi, nefsine hakim ve salihlerden…

  • Aynı kıssa: Hz. Zekeriyyâ · Aynı kök: حرب (11 geçiş)

    Derken Zekeriya ibadet yerinden halkının karşısına çıktı. (Konuşmak istedi, konuşamadı) ve onlara "Sabah akşam Allah'ı tespih edin" diye işaret etti.

  • Aynı kök: كفل (10 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Meryem

    (Ey Muhammed!) Bunlar sana vahyettiğimiz gayb haberlerindendir. Meryem'i kim himayesine alıp koruyacak diye kalemlerini (kur'a için) atarlarken sen…

  • Aynı kök: حسب (109 geçiş) · Aynı kök: رزق (123 geçiş) · Ortak kavram: Rızık

    İnkar edenlere dünya hayatı süslü gösterildi. Onlar iman edenlerle alay etmektedirler. Allah'a karşı gelmekten sakınanlar ise, kıyamet günü bunların…

  • Aynı kök: رزق (123 geçiş) · Aynı kök: دخل (126 geçiş) · Ortak kavram: Rızık

    İman edip salih amel işleyenleri, karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için size Allah'ın apaçık ayetlerini okuyan bir peygamber gönderdi. Kim Allah'a…

  • Aynı kıssa: Hz. Zekeriyyâ · Aynı kök: اني (36 geçiş)

    Zekeriya, "Ey Rabbim! Bana ihtiyarlık gelip çatmış iken ve karım da kısır iken benim nasıl çocuğum olabilir?" dedi. Allah, "Öyledir, ama Allah…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

76 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Rabbi onu (Meryem'i) güzel bir şekilde (duasını) kabul etmişti; onu güzel bir bitki olarak yetiştirmiş dipnot 1 ve Zekeriya'yı da onun bakımıyla görevlendirmişti. Zekeriya mabette onun yanına her girişinde orada bir rızık bulurdu. (Zekeriya), "Ey Meryem, bu sana nereden (geliyor)?" dediğinde, o da "Bu, Allah katındandır." demişti. Şüphesiz ki Allah dilediğine (layık olana) hesapsız rızık verir.

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    İnsanın insan olması için hücre oluşumuna gereksinim vardır ve bütün hücrelerin de doğrudan veya dolaylı, organik veya inorganik olarak "toprak"tan meydana geldiği bilinen bir gerçektir. Bu haliyle, her insanın topraktan tıpkı bir bitki gibi bir süreç halinde meydana getirildiği anlaşılmaktadır. Özel olarak sadece Hz. Meryem için kullanılan "güzel bitki" ifadesi ise onun mucize yaratılışıyla ilgilidir (Bkz. Mehmet Okuyan, "Kur'an'da Hz. Meryem Mucizesi", [Din Eğitimi Araştırmaları Dergisi], İstanbul, 2005, sayı: XVI, ss. 129-157).

Mustafa İslamoğlu

Bunun üzerine Rabbi onu memnuniyetle kabul etti; dahası onu bir çiçek gibi yetiştirdi ve Zekeriyya'nın himayesine verdi. Zekeriyya ne zaman onun bulduğu bölmeye girse, onun yanında yiyecekler görürdü. (Ve bir gün) sordu. "Ey Meryem! Bunlar sana nereden geliyor?" O da cevapladı: "Bunlar Allah katındandır; Allah dilediği kimseye hesapsız rızık bağışlar."

Muhammed Esed

Bunun üzerine Rabbi, kız çocuğunu hoşnutlukla kabul etti, onu güzelce büyüttü ve Zekeriya'nın himayesine verdi. Zekeriya, ne zaman onu mabedde ziyaret ettiyse yanında yiyeceklerle görür ve sorardı: "Ey Meryem, bunlar sana nereden geliyor?" Meryem: "Bunlar Allah'tandır; Allah, dilediğine hesapsız rızık bağışlar!" diye cevap verirdi.

Ahmed Hulusi

Bunun üzerine Rabbi onu hoşnutlukla kabul etti ve nadide bir çiçek gibi yetiştirdi. Zekeriyya'nın himayesine verdi. Zekeriyya mabede her girişinde, Onun yanında yeni yiyecekler bulur, sorardı: "Ya Meryem, bunlar nereden?" Cevap verirdi Meryem: "Bu Allah'ın indindendir" (O'nun merhameti sonucu, kullarıyla ulaşmakta). Muhakkak ki Allah, dilediğine dilediğince yaşam gıdası (rızık) verir.

Ali Bulaç

Bunun üzerine Rabbi onu güzel bir kabulle kabul etti ve onu güzel bir bitki gibi yetiştirdi. Zekeriya'yı ondan sorumlu kıldı. Zekeriya her ne zaman mihraba girdiyse, yanında bir yiyecek buldu: "Meryem, bu sana nereden geldi?" deyince, "Bu, Allah katındandır. Şüphesiz Allah, dilediğine hesapsız rızık verendir" dedi.

Ali Özek ve heyeti

Rabbi Meryem'e hüsnü kabul gösterdi; onu güzel bir bitki gibi yetiştirdi. Zekeriyyâ'yı da onun bakımı ile görevlendirdi. Zekeriyya, onun yanına, mâbede her girişinde orada bir rızık bulur ve «Ey Meryem, bu sana nereden geliyor?» der; o da: «Bu, Allah katındandır. Allah, dilediğini hesapsız rızıklandırır.»

Ali Rıza Safa

Böylece, Efendisi, hoşnutlukla Onu kabul etti. Güzel bir bitki gibi Onu yetiştirdi ve Zekeriya'yı, Ona bakmakla yükümlü yaptı. Zekeriya, tapınakta Onun yanına her girişinde, yanında yiyecekler bulurdu. "Ey Meryem! Bunlar, sana nereden geliyor?" dediğinde, şunu söylerdi: "Allah'ın katından! Kuşkusuz, Allah, dilediğine, hesapsız geçimlik verir!" dipnot 62

Ali Rıza Safa — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 62
    Allah'ın katından, Meryem'e yiyecekler gönderilmesi, babasız çocuk doğurmasını sağlamak için özel bir beslenme yöntemi uygulanması olarak yorumlanabilir. Ayrıca, 19:23-26 ayetlerinde doğum sırasındaki beslenmesine ilişkin bilgiler verilmesi ve "Artık, ye, iç; gözün aydın olsun!" söylemi, Meryem'in beslenmesine, Allah tarafından büyük önem verildiğini göstermektedir.

Bayraktar Bayraklı

Bunun üzerine Rabbi, Meryem'i hoşnutlukla kabul etti, onu güzelce büyüttü ve onu Zekeriyya'nın himayesine verdi. Zekeriyya, ne zaman onu mabedde ziyaret ettiyse yanında yiyecekler görür ve sorardı: "Ey Meryem! Bunlar sana nereden geliyor?" Meryem, "Bunlar Allah'tandır, Allah dilediğine hesapsız rızık bağışlar" diye cevap verirdi.

Edip Yüksel

Efendisi, adağını güzel bir şekilde kabul etti ve onu Zekeriya'nın himayesinde güzel bir çiçek gibi yetiştirdi. Zekeriya, odanın köşesinde onun yanına her girişinde yanında yiyecekler bulurdu. "Meryem, bunlar sana nereden geliyor" diye sorduğunda, "Bu, ALLAH katındandır. ALLAH dilediğine hesapsız rızık verir" derdi.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Rabbi, adağını güzel bir şekilde kabul etti ve onu Zekeriya'nın himayesinde güzel bir çiçek gibi yetiştirdi. Zekeriya, tapınakta onun yanına her girişinde yanında yiyecekler bulurdu. 'Meryem, bunlar sana nereden geliyor,' diye sorduğunda, 'Bu, ALLAH katındandır. ALLAH dilediğini hesapsız rızık verir,' derdi.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Bunun üzerine Rabbi, onu hoşnutlukla kabul buyurdu, onu güzel bir biçimde yetiştirdi ve Zekeriyya'nın himayesine verdi. Zekeriyya, onun yanına mihraba her girdikçe yeni bir yiyecek bulur ve: "Ey Meryem, bu sana nereden?" derdi. O da: "Allah tarafından" derdi. Şüphe yok ki, Allah dilediğine sayısız rızık verir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Bunun üzerine rabbı onu güzel bir kabul ile kabul buyurdu ve güzel bir surette yetiştirdi, Zekeriyanın himayesine verdi, Zekeriyya onun üzerine mihraba her girdikçe yanında yeni bir rızk bulur, ya Meryem! bu sana nereden? derdi, o da Allah tarafından, derdi: Şüphe yok ki Allah dilediğini hisabsız merzuk buyurur

Erhan Aktaş

Bunun üzerine Rabb'i onu iyi bir şekilde kabul etti. Ve onu iyi bir şekilde yetiştirdi. Onu, Zekeriya'nın korumasına verdi. Zekeriya ne zaman mihraba dipnot 1 girse, onun yanında yiyecek bir şey bulurdu. "Ey Meryem! Bunlar sana nereden geldi?" derdi. O da "Bunlar, Allah'tandır. dipnot 2 " derdi. Kuşkusuz, Allah, hak edeni, dipnot 3 hesapsız olarak rızıklandırır.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Merdivenle çıkılan yüksekçe yer, oda.
  2. metne dön, dipnot 2
    Allah'ın lütfudur, nimetidir.
  3. metne dön, dipnot 3
    Bkz. 3:74. ayetin dipnotu.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Bunun üzerine Rabb'i onu iyi bir şekilde kabul etti. Ve onu iyi bir şekilde yetiştirdi. Onu, Zekeriya'nın korumasına verdi. Zekeriya ne zaman mihraba dipnot 1 girse, onun yanında yiyecek bir şey bulurdu. "Ey Meryem! Bunlar sana nereden geldi?" derdi. O da "Bunlar, Allah'tandır." dipnot 2 derdi. Kuşkusuz, Allah, hak edeni, dipnot 3 hesapsız olarak rızıklandırır.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Merdivenle çıkılan yüksekçe yer, oda.
  2. metne dön, dipnot 2
    Allah'ın lütfudur, nimetidir.
  3. metne dön, dipnot 3
    Literal olarak: dilediğini.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Bunun üzerine Rabb'i onu iyi bir şekilde kabul etti. Ve onu iyi bir şekilde yetiştirdi. Onu, Zekeriyya'nın korumasına verdi. Zekeriyya ne zaman mihraba dipnot 1 girse, onun yanında yiyecek bir şey bulurdu. "Ey Meryem! Bunlar sana nereden geldi?" derdi. O da, "Bunlar, Allah'tandır." dipnot 2 derdi. Kuşkusuz, Allah, dilediğini dipnot 3 , hesapsız olarak rızıklandır.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Merdivenle çıkılan yüksekçe yer, oda.
  2. metne dön, dipnot 2
    Allah'ın lütfudur, nimetidir.
  3. metne dön, dipnot 3
    Uygun gördüğünü.

Gültekin Onan

Bunun üzerine rabbi, onu güzel bir kabul ile kabul etti ve onu güzel bir bitki gibi yetiştirdi. Zekeriya'yı ondan sorumlu kıldı. Zekeriya her ne zaman mihraba girdiyse, yanında bir yiyecek buldu: "Meryem, bu sana nereden geldi?" deyince, "Bu, Tanrı katındandır. Şüphesiz Tanrı, dilediğine hesapsız rızık verendir" dedi.

Hasan Basri Çantay

Bunun üzerine Rabbi onu iyi bir rızaa ile kabul etdi. Onu güzel bir nebat gibi büyütdü. Zekeriyyayi de ona (bakmıya) me'mur etdi. Zekeriyya ne zaman (kızın bulunduğu) mihraaba girdiyse onun yanında bir yiyecek buldu: "Meryem, bu sana nereden (geliyor?)" dedi. O da: Bu, Allah tarafından. Şübhe yokdur ki Allah kimi dilerse ona sayısız rızık verir" dedi.

İbni Kesir

Bunun üzerine Rabbı onu güzel bir kabul ile karşıladı. Onu güzel bir bitki gibi yetiştirdi. Zekeriyya'nın himayesine verdi. Zekeriyya mihraba her girişinde onun yanında bir yiyecek bulurdu. Ey Meryem, bu sana nereden? derdi. O da: Allah tarafından, derdi. Şüphe yok ki Allah, dilediğini hesapsız rızıklandırır.

Mehmet Alagaş

(33-44) Allah alemlerden Adem’i Nuh’u ve İbrahim Ailesini ve İmran Ailesini seçti. Onların bazısı bazılarının soyudur / zürriyetidir, Allah işitendir, bilendir. Bir vakit İmran’ın karısı dedi ki Rabbim ben sana karnımdakini hür olarak / kendi irademle adadım benden kabul et , M uhakkak ki sen işitensin bilensin. Onu doğurduğu zaman Rabbim ben kız doğurdum dedi, Allah onun ne doğurduğunu daha iyi bilir , erkek ise kız gibi değil dedi ve kesinlikle ben onu Meryem olarak isimlendirdim, Onu ve zürriyetini taşlanmış şeytandan sana sığındırıyorum dedi. Rabbi Onu güzel bir kabul ile kabul etti, güzel bir bitki gibi onu yetiştirdi , Onu Zekeriya’nın sorumluluğuna verdi , Zekeriya ne zaman mihraba girse mihrabın yanında rızık bulurdu. Dedi ki Ey Meryem bu sana nereden gelir? Dedi ki O Allah’ın yanındandır, muhakkak ki Allah istediğini hesapsız şekilde rızıklandırır. Orada Zekeriya Rabbine çağrıda bulunmuş / dua etmiş ve demişti ki Rabbim bana katından tertemiz bir zürriyet hibe et , muhakkak ki sen duaları işitensin. Mihrapta namaza durduğunda melekler ona, Allah sana Yahya’yı müjdeler diye seslendiler , Allah’ın kelimesini doğrulayan, efendi / seyyit, nefsine hâkim / nefsini koruyan , salihlerden bir nebi dir. Dedi ki Rabbim , benim nasıl oğlum olabilir ki? Ben ileri yaşlarıma ulaştım ve karımda kısırdır, dedi ki böyledir, Allah istediğini yapar. Dedi ki Rabbim bana bir gösterge yap / bir ayet yap, dedi ki Ayetin, üç gün insanlarla işaret etme dışında konuşmamandır, Allah’ı çokça zikret ve akşam ve sabah onu üstün eyle. Melekler ona / Meryem’e demişlerdi ki Ey Meryem, Allah seni seçti ve temizledi, seni alemlerin kadınları arasından seçti, Ey Meryem, Rabbine boynun eğik kal / kunut halinde ol, bana secde et, bana rükû edenlerle beraber rükû et. İşte bu nlar, gaybden haberlerdir onu sana vahyediyoruz , hangisi Meryem’in sorumluluğunu alacak diye kalemlerini attıklarında onların yanlarında değildin ve rakipleştiklerinde / çekiştiklerinde onların yanlarında değildin.

Rowwad Tercüme Merkezi

Rabbi, onu güzel bir kabul ile kabul etti ve onu güzel bir şekilde yetiştirdi. Zekeriya’yı da ona bakmakla görevlendirdi. Zekeriya ne zaman yanına, onun bulunduğu ibadet mahalline girse, O’nun yanında bir yiyecek bulurdu: Meryem, bu sana nereden geldi? dediğinde, o şöyle cevap verirdi: Bu, Allah katından! Doğrusu Allah, dilediği kimseye hesapsız rızık bağışlar.

Süleyman Ateş

Rabbi onu güzel bir şekilde kabul buyurdu; onu güzel bir bitki gibi yetiştirdi ve Zekeriyya da onun bakımını üstlendi. Zekeriyya, onun yanına, mihraba her girdiğinde yanında bir rızık bulurdu. "Ey Meryem, bu sana nereden?" derdi. (O da) "Bu, Allah katından" derdi. "Allah, dilediğine hesapsız rızık verir."

Süleymaniye Vakfı

Rabbi Meryem'i, güzel bir şekilde kabul etti ve güzel bir bitki gibi yetiştirdi. dipnot 1 Bakımını da Zekeriya'ya verdi. Zekeriya ne zaman has odaya dipnot 2 girse onun yanında bir rızık dipnot 3 bulur, "Meryem! Bu sana nereden (geldi)?" diye sorardı. O da "Allah katından! Allah, tercih ettiğine hesapsız rızık verir!" derdi. dipnot 4

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Herkes yerden biten bir bitki gibi oluşur (Nuh 71/17). Ayette Meryem validemizin güzel bir bitki gibi yetiştirildiğinin belirtilmesi, onun kendi yapısında bitkiye benzer bir özelliğin olduğunu gösterir. Meryem'in sıradan bir bitkiye değil de güzel bir bitkiye benzetilmesi, onun çiçekli bitkilere benzetildiğini düşündürür. Çoğu çiçekli bitkilerde hem erkeklik hem dişilik özelliği olur ve kendi kendini döller. Meryem'e ruhun üflenmesi ile ilgili iki ayetten birinde erkek (Tahrim 66/12), diğerinde dişi zamir (Enbiya 21/91) ile gönderme yapılması da bunu destekler.
  2. metne dön, dipnot 2
    "Has oda" anlamı verilen "mihrab (مهراب)" kelimesi oda, hünkar mahfili, başoda, sultanın tek başına kaldığı has oda, harem dairesi, insanların oturduğu ve toplandığı yer vs. anlamlarda kullanılır. (Lisan'ul-Arab ve el-Kamus'ul-Muhit) (Meryem 19/11, Sad 38/21).
  3. metne dön, dipnot 3
    İster maddi, ister manevi olsun, nimet olarak Allah tarafından verilen her şeye rızık denir (Bakara 2/22, 172, Hud 11/88, Hac 22/58, Vakıa 56/82).
  4. metne dön, dipnot 4
    Apokrif sayılan Yakup İncili'nde Meryem validemizin bir meleğin elinden yiyecek aldığı bildirilmektedir (Yakup İncili VIII.1). Meryem o meleği insan suretinde görüyor olabilir; ancak yiyecekleri sağlayanın Allah olduğunu biliyordu.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Sahibi Meryem'i güzelce kabul etti ve güzel bir bitki dipnot 1 gibi yetiştirdi. Bakımını da Zekeriya'ya yükledi dipnot 2 . Zekeriya ne zaman onun dairesine dipnot 3 girse yanında bir rızık (yiyecek veya giyecek) dipnot 4 bulur: "Meryem! Bu sana nereden?" diye sorardı. O da "Allah katındandır! Allah, tercih ettiğine dipnot 5 hesapsız rızık verir!" derdi.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Meryem validemizin güzel bir bitki gibi yetiştirilmesi, yapısında bitkilere has bir özellik olduğunu gösterir. Bazı bitkilerde hem erkeklik hem dişilik organı olur ve kendi kendini döller. Meryem'in rahmine ruhun üflenmesi ile ilgili iki ayetten birinde (Tahrim 66/12) erkek, diğerinde de dişi zamirin (Enbiya 21/91) kullanılması bunu gösterir. İsa aleyhisselamın örneğinin Adem aleyhisselam olması (Al-i İmran 3/59) ve insanın ilk yaratılışının bitki örneği ile açıklanması (Nuh 71/17), Ahirette yeniden yaratılışın aynı usulle olacağının bildirilmesi (Araf 7/29)  bunu ispatlar.
  2. metne dön, dipnot 2
    "Bakımını Zekeriya'ya yükledi" ayeti o sırada Meryem'in babasının ve annesinin hayatta olmadıklarını gösterir.
  3. metne dön, dipnot 3
    Mihrab; oda, hünkar mahfili, başoda, sultanın tek başına kaldığı has oda, harem dairesi, insanların oturduğu ve toplandığı yer vs. anlamlarda kullanılır. (Lisan'ul-Arab ve el-Kamus'ul-muhit)
  4. metne dön, dipnot 4
    Rızık sadece yiyecek olmaz. Giyecekler ve her türlü eşya da rızıktır. Bu rızkın, Allah katından olması, Meryem'in odasına melekler tarafından bırakıldığı gibi uydurma anlamlara gelmez.
  5. metne dön, dipnot 5
    "Şae = شاء", "bir şeyi var etti" demektir (Müfredat). Allah bazı şeyleri kulunun tercihine göre yarattığından öznesi kul olursa "tercih edip yaptı", Allah olursa "tercih edip yarattı" anlamına gelir.

Şaban Britch

Rabbi, onu güzel bir kabul ile kabul etti ve onu güzel bir şekilde yetiştirdi. Zekeriya’yı da ona bakmakla görevlendirdi. Zekeriya ne zaman yanına, onun bulunduğu ibadet mahalline girse O’nun yanında bir yiyecek bulurdu: Meryem, bu sana nereden geldi? dediğinde O şöyle cevap verirdi: Bu, Allah katından! Doğrusu Allah, dilediği kimseye hesapsız rızık bağışlar.

Şaban Piriş

Rabbi, onu güzel bir kabul ile karşıladı ve onu güzel bir bitki gibi yetiştirdi. Zekeriya'yı da ona bakmakla görevlendirdi. Zekeriya ne zaman yanına, onun bulunduğu ibadet mahalline girse O'nun yanında bir yiyecek bulurdu: -Meryem, bu sana nereden geldi? dediğinde O şöyle cevap verirdi: -Bu, Allah katından! Doğrusu Allah, dilediği kimseye hesapsız rızık bağışlar.

Yaşar Nuri Öztürk

Allah, onu güzel bir kabulle kabul etti ve onu güzel bir bitki gibi besleyip büyüttü. Onu, Zekeriyya'nın korumasına verdi. Zekeriyya, mihrapta onun yanına her girdiğinde, orada bir rızık bulur ve sorardı: "Meryem, bu sana nereden?" Meryem de "Bu, Allah katındandır; çünkü Allah dilediğini hesapsızca rızıklandırır." derdi.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

The offering was met with a favourable reception and Allah, her Creator, received her with favour and under His tutelage she grew in grace and piety. She grew to a place of incomparable honour and Zakariya (Zakariah) fostered her. Every time Zakariya entered into her chamber in the Temple, he found her well provisioned. He asked: "O Maryam, from which source do you get this unprecedented provision?" "It is from Allah", she said, "Indeed Allah provides livelihood and fits out meritoriously whom He will with what He will and with what he deems necessary for a certain purpose".

Abdul Haleem

Her Lord graciously accepted her and made her grow in goodness, and entrusted her to the charge of Zachariah. Whenever Zachariah went in to see her in her sanctuary, he found her supplied with provisions. He said, ‘Mary, how is it you have these provisions?’ and she said, ‘They are from God: God provides limitlessly for whoever He will.’

Abdullah Yusuf Ali

Right graciously did her Lord accept her: He made her grow in purity and beauty: To the care of Zakariya was she assigned. Every time that he entered (Her) chamber to see her, He found her supplied with sustenance. He said: "O Mary! Whence (comes) this to you?" She said: "From Allah: for Allah Provides sustenance to whom He pleases without measure."

Abul A'la Maududi

Thereupon her Lord graciously accepted Mary and vouchsafed to her a goodly growth and placed her in the care of Zechariah. Whenever Zechariah dipnot 1 visited her in the sanctuary, dipnot 2 he found her provided with food. He asked her: 'O Mary, how did this come to you?' She said: 'It is from Allah. Allah provides sustenance to whom He wills beyond all reckoning.'

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    This section refers to that period of Mary's life when she attained her majority and was admitted to the Temple of Jerusalem, and devoted all her time to remembering God. Zechariah, into whose care she was given, was perhaps the husband of her maternal aunt, and was one of the guardians of the Temple. This Zechariah is not to be confused with the Prophet Zechariah whose assassination is mentioned in the Old Testament.
  2. metne dön, dipnot 2
    The word mihrab usually refers to that niche in mosques where the leader of the prayer stands. In this instance, however, the term signifies the apartments usually built in synagogues and sanctuaries on a raised platform adjacent to the place of congregational worship, which served as the residence of caretakers, servants and beggars. Mary lived in an apartment of this kind and devoted all her time to worship and prayer.

Aisha Bewley

Her Lord accepted her with approval and made her grow in health and beauty. And Zakariyya became her guardian. Every time Zakariyya visited her in the Upper Room, he found food with her. He said, ‘Maryam, how did you come by this?’ She said, ‘It is from Allah. Allah provides for whoever He wills without any reckoning.’

Al-Hilali & Khan

So her Lord (Allâh) accepted her with goodly acceptance. He made her grow in a good manner and put her under the care of Zakariyâ (Zachariya). Every time he entered Al-Mihrâb [1] to (visit) her, he found her supplied with sustenance. He said: "O Maryam (Mary)! From where have you got this?" She said, "This is from Allâh." Verily, Allâh provides sustenance to whom He wills, without limit."

Ali Quli Qarai

Thereupon her Lord accepted her with a gracious acceptance, and made her grow up in a worthy fashion, and He charged Zechariah with her care. Whenever Zechariah visited her in the sanctuary, he would find provisions with her. He said, ‘O Mary, from where does this come for you?’ She said, ‘It comes from Allah. Allah provides whomever He wishes without any reckoning.’

Amatul Rahman Omar

So her Lord accepted her (- Mary) with a gracious acceptance and made her grow into an excellent form and assigned her to the care of Zachariah. Every time Zachariah visited her in the chamber he found with her provisions. He said, `From where do you get all this, O Mary?' She replied (with all conscientiousness), `It is from Allâh.' Verily, Allâh provides whomsoever He will without measure.

Arthur John Arberry

Her Lord received the child with gracious favour, and by His goodness she grew up comely, Zachariah taking charge of her. Whenever Zachariah went in to her in the Sanctuary, he found her provisioned. 'Mary,' he said, 'how comes this to thee?' 'From God,' she said. Truly God provisions whomsoever He will without reckoning.

Bijan Moeinian

The Lord then accepted the nice gesture of the woman and let Mary to grow up and become a pure and beautiful woman under the custody of Zachariah. Anytime that Zachariah would enter her room, he would find food there. When he would ask who has offered you this food, Mary would answer: "It is from God. The One Who generously provides for whoever He wills."

E. Henry Palmer

And her Lord received her with a good reception, and made her grow up with a good growth, and Zachariah took care of her. Whenever Zachariah entered the chamber to her he found beside her a provision, and said, 'O Mary, how hast thou this?' She said, 'It is from God, for God provides for whom He pleases without count.'

Edip-Layth

So her Lord accepted her with a good acceptance, and made her grow like a flower, and charged Zechariah with her. Every time Zechariah entered upon her in the temple enclosure, he found provisions with her. He said, "O Mary, from where did you get this?" She said, "It is from God, God provides for whom He wishes beyond reckoning."

George Sale

Therefore the Lord accepted her with a gracious acceptance, and caused her to bear an excellent offspring. And Zacharias took care of the child; whenever Zacharias went into the chamber to her, he found provisions with her: And he said, O Mary, whence hadst thou this? She answered, this is from God: For God provideth for whom he pleaseth without measure.

Hamid S. Aziz

And her Lord accepted fully, and gave her a goodly growth, and assigned her to Zachariah's care. Whenever Zachariah entered her chamber he found beside her a provision, and he said, "O Mary, whence comes this to you?" She answered, "It is from Allah, for Allah provides without stint for whom He pleases."

Mahmoud Ghali

Then, her Lord graciously accepted her with fair acceptance, and caused her to grow a fair growth, and He made Zakariyya (Zechariah) her sponsor. Whenever Zakariyya entered the Chamber to her, he found (a) provision in her presence. He said, "O Maryam, however does this (come) to you?" She said, "It is from the Providence of Allah; surely Allah provides whomever He decides without reckoning."

Marmaduke Pickthall

And her Lord accepted her with full acceptance and vouchsafed to her a goodly growth; and made Zachariah her guardian. Whenever Zachariah went into the sanctuary where she was, he found that she had food. He said: O Mary! Whence cometh unto thee this (food)? She answered: It is from Allah. Allah giveth without stint to whom He will.

Mohamed Ahmed - Samira

Her Lord accepted her graciously, and she grew up with excellence, and was given into the care of Zachariah. Whenever Zachariah came to see her in the chamber, he found her provided with food, and he asked: "Where has this come from, O Mary?" And she said: "From God who gives food in abundance to whomsoever He will."

Muhammad Asad

And thereupon her Sustainer accepted the girl-child with goodly acceptance, and caused her to grow up in goodly growth, and placed her in the care of Zachariah. Whenever Zachariah visited her in the sanctuary, he found her provided with food. He would ask: "O Mary, whence came this unto thee?" She would answer: "It is from God; behold, God grants sustenance unto whom He wills, beyond all reckoning."

Mustafa Khattab

So her Lord accepted her graciously and blessed her with a pleasant upbringing—entrusting her to the care of Zachariah. Whenever Zachariah visited her in the sanctuary, he found her supplied with provisions. He exclaimed, "O Mary! Where did this come from?" She replied, “It is from Allah. Surely Allah provides for whoever He wills without limit.”

Progressive Muslims

So her Lord accepted her a good acceptance, and made her grow into a good growth, and charged Zachariah with her. Every time Zachariah entered upon her in the temple enclosure, he found provisions with her. He said: "O Mary, from where did you get this" She said: "It is from God, God provides for whom He wishes without reckoning."

Rashad Khalifa

Her Lord accepted her a gracious acceptance, and brought her up a gracious upbringing, under the guardianship of Zachariah. Whenever Zachariah entered her sanctuary he found provisions with her. He would ask, "Mary, where did you get this from?" She would say, "It is from GOD. GOD provides for whomever He chooses, without limits."

Sahih International

So her Lord accepted her with good acceptance and caused her to grow in a good manner and put her in the care of Zechariah. Every time Zechariah entered upon her in the prayer chamber, he found with her provision. He said, "O Mary, from where is this [coming] to you?" She said, "It is from Allah. Indeed, Allah provides for whom He wills without account."

Sam Gerrans

So her Lord accepted her with a comely acceptance, and caused her to grow with a comely growth, and placed her in the charge of Zachariah. Whenever Zachariah entered upon her in the chamber, he found with her provision. He said: “O Mary: whence comes this to thee?” She said: “It is from God; God gives provision to whom He wills without reckoning.”

Shabbir Ahmed

And her Lord accepted her graciously. (Mary was dedicated to the Temple) and she grew up in beauty and purity, a gracious upbringing, under the guardianship of Zechariah. (He was a Prophet of Allah and a distant uncle of Mary). Whenever he entered the chamber of Mary, he found that she had food. Knowingly he asked, "O Mary! Where does this food come from?" (Mary's devotees were taking good care of her. Like all saints) she said, "It is from Allah. Allah provides according to His Laws and sometimes in unexpected ways."

Syed Vickar Ahamed

Rightly (and) kindly did her Lord accept her: He made her grow with good manners, purity and beauty: To the care of Zakariyya (Zachariah) was she assigned. Every time he entered (her) chamber to see her he found her supplied with items of food. He said: "O Maryam (Mary)! From where does this (come) to you?" She said: "This is from Allah: For Allah provides sustenance to whom He pleases, without measure."

Taqi Usmani

So, her Lord accepted her, a good acceptance, and made her grow, a good growth, and made Zakariyyā her guardian. Whenever Zakariyyā visited her at the place of worship, he found food with her. He said: "Maryam, from where did you have this?" She said: “It is from Allah. Surely, Allah gives whom He wills without measure.”

The Monotheist Group

So her Lord accepted her a good acceptance, and made her grow into a good growth, and charged Zachariah with her. Every time Zachariah entered upon her in the temple enclosure, he found provisions with her. He said: "O Mary, from where did you get this?" She said: "It is from God, for God provides for whom He wishes without reckoning."

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Âl-i İmrân suresi, 37. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Âl-i İmrân suresi, 37. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Âl-i İmrân suresi, 37. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩