2. sure

Bakara Suresi البقرة

Bu sureyi dinle — okunan kelime işaretlenir

Konu dizini 44 konu
  1. Kitabın niteliği ve sakınanların vasıfları 1–5 karşılaştır — Kitabın niteliği ve sakınanların vasıfları
  2. İnkâra saplananlar 6–7 karşılaştır — İnkâra saplananlar
  3. Münafıklar ve iki benzetme 8–20 karşılaştır — Münafıklar ve iki benzetme
  4. Kulluk çağrısı ve Kur'an'a meydan okuma 21–29 karşılaştır — Kulluk çağrısı ve Kur'an'a meydan okuma
  5. Âdem'in yaratılışı ve yeryüzüne iniş 30–39 karşılaştır — Âdem'in yaratılışı ve yeryüzüne iniş
  6. İsrâiloğullarına çağrı: verdiğiniz sözü tutun 40–46 karşılaştır — İsrâiloğullarına çağrı: verdiğiniz sözü tutun
  7. Hatırlatılan nimetler: denizin yarılması, buzağı, Kitap 47–53 karşılaştır — Hatırlatılan nimetler: denizin yarılması, buzağı, Kitap
  8. Tövbe, Allah'ı görme isteği, gölge ve kudret helvası 54–59 karşılaştır — Tövbe, Allah'ı görme isteği, gölge ve kudret helvası
  9. Sudan ve yemekten şikâyet 60–61 karşılaştır — Sudan ve yemekten şikâyet
  10. İnananlar, Yahudiler, Hıristiyanlar ve Sâbiîler 62 karşılaştır — İnananlar, Yahudiler, Hıristiyanlar ve Sâbiîler
  11. Tûr'un kaldırılması ve Cumartesi yasağı 63–66 karşılaştır — Tûr'un kaldırılması ve Cumartesi yasağı
  12. Sığır kıssası ve katılaşan kalpler 67–74 karşılaştır — Sığır kıssası ve katılaşan kalpler
  13. Kitabı tahrif edenler ve "sayılı günler" iddiası 75–82 karşılaştır — Kitabı tahrif edenler ve "sayılı günler" iddiası
  14. Misak: ana babaya iyilik, kan dökmemek 83–86 karşılaştır — Misak: ana babaya iyilik, kan dökmemek
  15. Peygamberlerin yalanlanması 87–96 karşılaştır — Peygamberlerin yalanlanması
  16. Cebrâil'e düşmanlık, Süleyman ve sihir 97–103 karşılaştır — Cebrâil'e düşmanlık, Süleyman ve sihir
  17. "Râinâ" demeyin; nesih; Kitap ehlinin kıskançlığı 104–110 karşılaştır — "Râinâ" demeyin; nesih; Kitap ehlinin kıskançlığı
  18. Cennet iddiaları, mescitler, doğu ve batı 111–121 karşılaştır — Cennet iddiaları, mescitler, doğu ve batı
  19. İbrâhim'in imtihanı ve Kâbe'nin yükseltilmesi 122–129 karşılaştır — İbrâhim'in imtihanı ve Kâbe'nin yükseltilmesi
  20. İbrâhim'in dini ve Ya'kūb'un vasiyeti 130–141 karşılaştır — İbrâhim'in dini ve Ya'kūb'un vasiyeti
  21. Kıble'nin değiştirilmesi 142–152 karşılaştır — Kıble'nin değiştirilmesi
  22. Sabır, namaz ve imtihan 153–157 karşılaştır — Sabır, namaz ve imtihan
  23. Safâ ile Merve; hakkı gizleyenler; tek ilah 158–163 karşılaştır — Safâ ile Merve; hakkı gizleyenler; tek ilah
  24. Yaratılıştaki deliller ve ortak koşanlar 164–167 karşılaştır — Yaratılıştaki deliller ve ortak koşanlar
  25. Helal ve haram yiyecekler; atalara uyma 168–176 karşılaştır — Helal ve haram yiyecekler; atalara uyma
  26. İyilik (birr) nedir 177 karşılaştır — İyilik (birr) nedir
  27. Kısas ve vasiyet 178–182 karşılaştır — Kısas ve vasiyet
  28. Oruç 183–187 karşılaştır — Oruç
  29. Haksız kazanç ve hilaller 188–189 karşılaştır — Haksız kazanç ve hilaller
  30. Savaş hükümleri 190–195 karşılaştır — Savaş hükümleri
  31. Hac ve umre 196–203 karşılaştır — Hac ve umre
  32. İki insan tipi ve barışa çağrı 204–210 karşılaştır — İki insan tipi ve barışa çağrı
  33. İsrâiloğullarına sorulan ve ümmetin imtihanı 211–214 karşılaştır — İsrâiloğullarına sorulan ve ümmetin imtihanı
  34. Sorular: infak, savaş, içki ve kumar, yetimler, evlilik 215–221 karşılaştır — Sorular: infak, savaş, içki ve kumar, yetimler, evlilik
  35. Ay hali, yeminler ve îlâ 222–228 karşılaştır — Ay hali, yeminler ve îlâ
  36. Boşanma, emzirme, vefat iddeti ve mehir 229–237 karşılaştır — Boşanma, emzirme, vefat iddeti ve mehir
  37. Namaz, korku namazı ve dul eşler 238–242 karşılaştır — Namaz, korku namazı ve dul eşler
  38. Yurtlarını terk edenler; Tâlût ve Câlût 243–252 karşılaştır — Yurtlarını terk edenler; Tâlût ve Câlût
  39. Peygamberler arasındaki fark, Âyetü'l-Kürsî, dinde zorlama yok 253–257 karşılaştır — Peygamberler arasındaki fark, Âyetü'l-Kürsî, dinde zorlama yok
  40. Üç diriliş sahnesi 258–260 karşılaştır — Üç diriliş sahnesi
  41. İnfakın örnekleri ve âdâbı 261–274 karşılaştır — İnfakın örnekleri ve âdâbı
  42. Faiz 275–281 karşılaştır — Faiz
  43. Borcun yazılması 282–283 karşılaştır — Borcun yazılması
  44. Kapanış: peygamberin ve mü'minlerin imanı, son dua 284–286 karşılaştır — Kapanış: peygamberin ve mü'minlerin imanı, son dua

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır.

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

Kitabın niteliği ve sakınanların vasıfları 1–5

  1. Bakara suresi, 1. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 1. ayet. الٓمٓ

    elif-lâm-mîm.

    Süleymaniye Vakfı

    Elif-Lam-Mim dipnot 1 !

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu harflere huruf-u mukattaa /birbiri ile bağlantısı kesilmiş harfler denir. Bunların Nebimize sorulmamış olması, bilinen bir anlamının olduğunu gösterir. Yoksa müşrikler bunu dillerine dolar, Nebimizi sürekli rahatsız ederlerdi. Bununla ilgili sorular, İslam'ın Arap yarımadası dışına yayılmasından sonra başlamıştır. Bu harflerle başlayan yirmi dokuz sureden yirmi beşinde Kur'an'a, dördünde de önemli bir konuya vurgu yapılıyor olmasından dolayı onların dikkatleri toplama görevi yaptığı söylenebilir.. Türkçede böyle bir kullanım yoktur.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 1. ayet

  2. Bakara suresi, 2. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 2. ayet. ذَٰلِكَ ٱلْكِتَٰبُ لَا رَيْبَ فِيهِ هُدًى لِّلْمُتَّقِينَ

    ẕâlike-lkitâbü lâ raybe fîh. hüdel lilmütteḳîn.

    Süleymaniye Vakfı

    İşte (beklenen) o Kitap! dipnot 1 Onda hiçbir şüphe yoktur. dipnot 2 Müttakiler dipnot 3 /yanlışlardan sakınanlar için bir rehberdir. dipnot 4

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      el-kitab (ٱلْكِتَٰابُ), "o kitap" anlamındadır. Her nebiye kitap verilmiştir (Al-i İmran 3/81-82). Kur'an, Allah'ın, beklenen son kitabıdır (Bakara 2/40-41, 89,101, Şuara 26/196). Herkesin, önceki kitaplarla birlikte bu kitaba da inanma görevi vardır (Bakara 2/136-137, Al-i İmran 3/84-85. Nisa 4/47, A'raf 7/157).
    2. metne dön, dipnot 2
    3. metne dön, dipnot 3
      Müttaki, kendini koruyandır (Lisan'ül-Arab). Allah'ın dini fıtrat, tabiatta ve insanın hem fiziksel hem ruhsal yapısında geçerli kanun ve kurallar bütünü olduğu için (Rum 30/30) müttaki, fıtratını koruyan, yanlış yapmaktan sakınan kişidir. O, herhangi bir varlığı Allah'a denk tutmaz (Nisa 4/48, 116-121). Fıtratını koruyaan biri, Kur'an ile karşılaşınca onu kendine rehber edinir. Daima dürüst ve erdemli olmaya ve her türlü yanlıştan sakınmaya çalışır (Bakara 2/177, Zümer 39/32-33). Yalnızca şirk koşmaktan sakınmış kişiyi de Allah, bu yönüyle müttaki sayar. Günahı sevabından çok olursa cezasını çekmek üzere cehenneme sevk edilir ama cezasını çektikten sonra Allah onu, cehennemden kurtarır (Meryem 19/68-72, 86-87).
    4. metne dön, dipnot 4
      Rehber diye çevirdiğimiz "hüda" kelimesi, hidayet kökündendir. Hidayet, nazikçe yol göstermektir (Müfredat). A'raf 7/52; Yunus 10/57; Nahl 16/64, 89, 102; Neml 27/12, 76-77; Lokman 31/1-3.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 2. ayet

  3. Bakara suresi, 3. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 3. ayet. ٱلَّذِينَ يُؤْمِنُونَ بِٱلْغَيْبِ وَيُقِيمُونَ ٱلصَّلَوٰةَ وَمِمَّا رَزَقْنَٰهُمْ يُنفِقُونَ

    elleẕîne yü'minûne bilgaybi veyüḳîmûne-ṣṣalâte vemimmâ razaḳnâhüm yünfiḳûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Allah'a içten dipnot 1 inanan, dipnot 2 namazı düzgün ve sürekli kılan, dipnot 3 kendilerine rızık olarak verdiklerimizden infak eden /hayra harcayan, dipnot 4

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Var olduğu halde duyu organlarından uzak olana veya kişinin bilmediği şeylere 'gayb' denir (Müfredat). İnsanın içi, Allah'tan başkası için gaybdır. İman, kalp ile tasdik şartına bağlandığından bir kişinin gerçekten inanıp inanmadığını Allah'tan başkası bilemez (Kasas 28/56, Kaf 50/16-18). Bu sebeple kimse, bir inancı kabule veya inkara zorlanamaz (Bakara 2/256). İman, kesin bilgi sonucunda oluşur (Al-i İmran 3/86-89). Allah, hakkında bilgi sahibi olunmayan bir şeyin arkasına düşmeyi yasakladığı için (İsra 17/36) "gayba inanmak" diye bir şey olamaz. Ayette geçen el-ğayb (الغيب) kelimesindeki el (ال) takısı muzafunileyhten ıvaz olduğu için tamlayanın yerine geçer ve ona, "gayblarıyla (بغيبهم)" yani "içleriyle" anlamı kazandırır. Bu yüzden kelimeye "içten" anlamı verilmiştir. Allah Teala Mahşer Günü elçilerini topladığında onlara: "Size ne cevap verildi?" diye soracak, onlar da "Bizim bu konuda bir bilgimiz yok. Bütün gaybı bilen sensin!" diyeceklerdir (Maide 5/109).
    2. metne dön, dipnot 2
      İnanmak, güvenmektir. Allah'ın varlığını herkes kabul eder; ama herkes yeterince güvenip teslim olamaz. İnsanı kafir yapan, Allah'a tam güvenmemesidir. Allah'ın varlığını ve birliğini kabul ettiği halde ona tam güvenmeyenler, kendilerini bir şey sanarak kibirlenenlerdir(Bakara 2/34, Zümer 39/59).
    3. metne dön, dipnot 3
      Namaz diye anlam verdiğimiz es-salat (الصلاة)'ın kök anlamı, bir şeyi bırakmamak, sürekli arkasında olmaktır (Lisan'ul-Arab). Namaza salat denmesi, hiçbir şart altında terk edilemeyen ve her gün, belli vakitlerde yerine getirilmesi gereken tek ibadet olmasından dolayıdır.
    4. metne dön, dipnot 4
      "Hayra harcama" olarak meal verilen infak kelimesinin Arapçadaki temel anlamı "ihraç" yani elden çıkarmadır (Mekayis). Mal kelimesi ile birlikte kullanıldığında malı elden çıkarma yani onu harcama anlamına gelir (Mefatih'ul-Ğayb). Kur'an'da her türlü harcama, hatta kafirlerin yaptığı harcamalar bile infak kelimesiyle ifade edilmiştir (Bakara 2/265, 274, Al-i İmran 3/134, Nisa 4/38, Enfal 8/36). Sadaka ve zekat da infak kapsamına girer (Bakara 2/215, 219, 261-264, 267, Tevbe 9/34, 60, 103). Bu ayet ve benzerlerinde geçen "infak", hayır için yapılan her türlü harcamadır (Enfal 8/3, Ra'd 13/22, İbrahim 14/31, Hac 22/35, Secde 32/16, Fatır 35/29, Şura 42/38).

    Ayet detayı — Bakara suresi, 3. ayet

  4. Bakara suresi, 4. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 4. ayet. وَٱلَّذِينَ يُؤْمِنُونَ بِمَآ أُنزِلَ إِلَيْكَ وَمَآ أُنزِلَ مِن قَبْلِكَ وَبِٱلْـَٔاخِرَةِ هُمْ يُوقِنُونَ

    velleẕîne yü'minûne bimâ ünzile ileyke vemâ ünzile min ḳablik. vebil'âḫirati hüm yûḳinûn.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 4. ayet

  5. Bakara suresi, 5. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 5. ayet. أُو۟لَٰٓئِكَ عَلَىٰ هُدًى مِّن رَّبِّهِمْ وَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْمُفْلِحُونَ

    ülâike `alâ hüdem mir rabbihim veülâike hümü-lmüfliḥûn.

    Süleymaniye Vakfı

    işte onlar Rablerinden /Sahiplerinden dipnot 1 gelen rehbere uymuş olanlardır. Onlar, umduklarına kavuşacak olanlardır.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Rab kelimesinin en uygun karşılığı "sahip"tir. Bkz. Fatiha 1/2'nin dipnotu.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 5. ayet

İnkâra saplananlar 6–7

  1. Bakara suresi, 6. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 6. ayet. إِنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ سَوَآءٌ عَلَيْهِمْ ءَأَنذَرْتَهُمْ أَمْ لَمْ تُنذِرْهُمْ لَا يُؤْمِنُونَ

    inne-lleẕîne keferû sevâün `aleyhim eenẕertehüm em lem tünẕirhüm lâ yü'minûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Kafirlik edenleri /ayetleri görmezlikte direnenleri dipnot 1 uyarsan da uyarmasan da onlar için fark etmez; inanıp güvenmezler. dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Arapçada "küfr", örtme; "kafir", örten anlamına gelir (Müfredat). Kur'an'da kafirin ilk örneği İblis'tir (Bakara 2/34). Allah ona, Adem'e secde etmesini emrettiği halde etmemiş, "Sana emrettiğimde secde etmemene yol açan engel neydi?" diye sorduğunda da "Ben ondan daha değerliyim. Beni ateşten yarattın ama onu balçıktan yarattın." (A'raf 7/12) diyerek, sanki Allah ona, neden yaratıldığını sormuş gibi farklı bir cevapla, kendine verilen emrin üstünü örtmüş ve davranışında ısrarcı olmuştu. Bu sebeple kafirlik kelimesini en iyi karşılayan ifade "görmemekte direnmek"tir. Bir kişi, Allah'ın ayetlerine inandıktan sonra onlardan bir tanesini dahi görmemekte direnirse üstünü örtmüş ve kafir olmuş olur (Al-i İmran 3/86-90, 106, Neml 27/14). Bu kişi, direnmesine sebep olan şeyi Allah'ın seviyesine çıkardığı için de müşrik olur. Bundan dolayı her kafir, müşrik; her müşrik de kafirdir (Al-i İmran 3/151).
    2. metne dön, dipnot 2
      Ayetleri görmezlikte direnenler için fark etmese de Müslümanların onları, uygun ortamlarda (A'la 87/9-12) uyarmaya devam etmesi gerekir (A'raf 7/163-166, Hicr 15/94, Yasin 36/10).

    Ayet detayı — Bakara suresi, 6. ayet

  2. Bakara suresi, 7. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 7. ayet. خَتَمَ ٱللَّهُ عَلَىٰ قُلُوبِهِمْ وَعَلَىٰ سَمْعِهِمْ وَعَلَىٰٓ أَبْصَٰرِهِمْ غِشَٰوَةٌ وَلَهُمْ عَذَابٌ عَظِيمٌ

    ḫateme-llâhü `alâ ḳulûbihim ve`alâ sem`ihim. ve`alâ ebṣârihim gişâveh. velehüm `aẕâbün `ażîm.

    Süleymaniye Vakfı

    (Sanki) Allah kalplerini ve kulaklarını mühürlemiş, gözlerinin üzerine de perde inmiştir! dipnot 1 Onlar için büyük bir azap vardır.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kafirlerin ön yargıları, istiare-i temsiliyye /alegori ile canlandırılmıştır (Keşşaf). İstiarede benzetme edatı gizlenir. Buradaki mecaz gerçek sanıldığı için benzetme edatı, tarafımızdan "sanki" sözüyle açığa çıkarılmıştır (Yasin 36/8-10, Lokman 31/6-7, Casiye 45/6-7). "Sanki" edatı yazılmazsa Allah'ın kafirlere, tövbe kapısını kapattığını ve özgürce karar almalarını engellediği anlaşılabilir (Nisa 4/18). Oysa tövbe edildiği yani yanlıştan dönüldüğü takdirde (Bakara 2/160) affedilmeyecek bir günah yoktur (Bakara 2/159-160, Al-i İmran 3/86-89, Zümer 39/53). Ayetleri görmezlikte direnenler, gerçekleri görmek, duymak ve anlamak istemezler (Fussilet 41/5). Sanki Allah onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiş, gözlerine de perde inmiş gibi davranırlar. Ayrıca Allah, kafirleri, en'ama yani koyun, keçi, sığır ve deveye benzetmiştir. Bunun sebebi de kalplerini, kulaklarını ve gözlerini bir insan gibi kullanmamalarıdır (A'raf 7/179, Furkan 25/43-44). Ayrıca bakınız: Nisa 4/155, Maide 5/13, En'am 6/46, A'raf 7/100-101, Tevbe 9/87,93, Yunus 10/74, Nahl 16/106-108, Rum 30/58-59, Mü'min 40/35, Casiye 45/23, Muhammed 47/16, Saff 61/5, Münafikun 63/3, Mutaffifin 83/14.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 7. ayet

Münafıklar ve iki benzetme 8–20

  1. Bakara suresi, 8. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 8. ayet. وَمِنَ ٱلنَّاسِ مَن يَقُولُ ءَامَنَّا بِٱللَّهِ وَبِٱلْيَوْمِ ٱلْـَٔاخِرِ وَمَا هُم بِمُؤْمِنِينَ

    vemine-nnâsi mey yeḳûlü âmennâ billâhi vebilyevmi-l'âḫiri vemâ hüm bimü'minîn.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 8. ayet

  2. Bakara suresi, 9. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 9. ayet. يُخَٰدِعُونَ ٱللَّهَ وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَمَا يَخْدَعُونَ إِلَّآ أَنفُسَهُمْ وَمَا يَشْعُرُونَ

    yüḫâdi`ûne-llâhe velleẕîne âmenû. vemâ yaḫde`ûne illâ enfüsehüm vemâ yeş`urûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Allah'ı ve müminleri aldatmaya çalışırlar. dipnot 1 Onlar yalnızca kendilerini aldatırlar ama bunun bilincinde değillerdir! dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayette geçen hıda' (الخداع)'nın anlamı, planlı bir şekilde yanıltma ve aldatmadır (Müfredat). Yeni bir nebi beklentisinde olan bazı Yahudilerin nebimize gösterdikleri tavır buna örnektir (Bakara 2/75-79, 90). Hesaplarına uymayan ayetlere farklı anlamlar verip yan çizen herkes bu kapsama girer. Allah münafıkların, kafirleri kendilerine müminlerden daha yakın gören kimseler olarak tanımlamış (Nisa 4/138-139) ve böyle bir davranış göstermemeleri konusunda müminleri uyarmıştır (Nisa 4/144).
    2. metne dön, dipnot 2

    Ayet detayı — Bakara suresi, 9. ayet

  3. Bakara suresi, 10. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 10. ayet. فِى قُلُوبِهِم مَّرَضٌ فَزَادَهُمُ ٱللَّهُ مَرَضًا وَلَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌۢ بِمَا كَانُوا۟ يَكْذِبُونَ

    fî ḳulûbihim meraḍun fezâdehümü-llâhü meraḍâ. velehüm `aẕâbün elîmüm bimâ kânû yekẕibûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Kalplerinde, (kafirliklerinden dolayı) bir hastalık vardır; Allah onlara bir hastalık daha (münafıklık hastalığını da) ekler. Yalan söylemelerine karşılık onlara acıklı bir azap vardır. dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bunlar kafirlik ve yalancılıklarının cezasını dünyada da ahirette de çekerler (Tevbe 9/101, 125). Kalplerinde hastalık olduğu bildirilen kişilerin davranışları ile ilgili diğer ayetler için bkz: Maide 5/52, Enfal 8/49, Ahzab 33/12, 60-61, Muhammed 47/20-29, Müddessir 74/31.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 10. ayet

  4. Bakara suresi, 11. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 11. ayet. وَإِذَا قِيلَ لَهُمْ لَا تُفْسِدُوا۟ فِى ٱلْأَرْضِ قَالُوٓا۟ إِنَّمَا نَحْنُ مُصْلِحُونَ

    veiẕâ ḳîle lehüm lâ tüfsidû fi-l'arḍi ḳâlû innemâ naḥnü muṣliḥûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Onlara: "Yeryüzünde düzeni bozmayın!" dipnot 1 denildiğinde "Biz sadece düzeni sağlayan kimseleriz." derler.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Düzeni bozma" şeklinde tercüme ettiğimiz ifsad, fıtratı bozma gayretidir. Fıtrat ise, tabiatta ve insan vücudunda geçerli kanun ve kurallar bütünüdür. Allah'ın doğru saydığı din de fıtrattır (Rum 30/30).

    Ayet detayı — Bakara suresi, 11. ayet

  5. Bakara suresi, 12. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 12. ayet. أَلَآ إِنَّهُمْ هُمُ ٱلْمُفْسِدُونَ وَلَٰكِن لَّا يَشْعُرُونَ

    elâ innehüm hümü-lmüfsidûne velâkil lâ yeş`urûn.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 12. ayet

  6. Bakara suresi, 13. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 13. ayet. وَإِذَا قِيلَ لَهُمْ ءَامِنُوا۟ كَمَآ ءَامَنَ ٱلنَّاسُ قَالُوٓا۟ أَنُؤْمِنُ كَمَآ ءَامَنَ ٱلسُّفَهَآءُ أَلَآ إِنَّهُمْ هُمُ ٱلسُّفَهَآءُ وَلَٰكِن لَّا يَعْلَمُونَ

    veiẕâ ḳîle lehüm âminû kemâ âmene-nnâsü ḳâlû enü'minü kemâ âmene-ssüfehâ'. elâ innehüm hümü-ssüfehâü velâkil lâ ya`lemûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Onlara: "O insanlar nasıl inanıyorsa siz de öyle inanın." denildiğinde, "O akılsızların inandığı gibi mi inanalım!" derler. Dikkat edin! Asıl akılsızlar onlardır ama bunu bilmezler. dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bunun örneği, Kur'an'a inanmadığı halde Müslüman görünerek nebimizin arkasında namaz kılan Yahudi münafıklardır. Kıblenin Beytülmakdis'ten Kabe'ye çevrilmesi, bu yüzden onları çok rahatsız etmişti (Bakara 2/142).

    Ayet detayı — Bakara suresi, 13. ayet

  7. Bakara suresi, 14. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 14. ayet. وَإِذَا لَقُوا۟ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ قَالُوٓا۟ ءَامَنَّا وَإِذَا خَلَوْا۟ إِلَىٰ شَيَٰطِينِهِمْ قَالُوٓا۟ إِنَّا مَعَكُمْ إِنَّمَا نَحْنُ مُسْتَهْزِءُونَ

    veiẕâ leḳu-lleẕîne âmenû ḳâlû âmennâ. veiẕâ ḫalev ilâ şeyâṭînihim ḳâlû innâ me`aküm innemâ naḥnü müstehziûn.

    Süleymaniye Vakfı

    İnanıp güvenenlerle karşılaştıklarında "Biz de inanıp güvendik." derler. Şeytanlarıyla dipnot 1 başbaşa kalınca da "Biz, kesinlikle sizin yanınızdayız, biz onları, sadece hafife alıyoruz!" dipnot 2 derler. dipnot 3

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Şeytanlar, doğru yoldan çıkmış olan ama başkalarını da çıkarmak için doğru yolun üstünde oturan insanlar ve cinlerdir (En'am 6/71, 112, A'raf 7/30, Şuara 26/221-223, Nas 114/1-6).
    2. metne dön, dipnot 2
      Ayetteki müstehzi (مُسْتَهْزِءُ) kelimesi, gizlice dalga geçme anlamındaki hüz' (هزء) kökündendir (Müfredat). Ona, yerine göre idare etme, göz yumma veya hafife alma şeklinde anlam verilmesi uygun düşmektedir.
    3. metne dön, dipnot 3

    Ayet detayı — Bakara suresi, 14. ayet

  8. Bakara suresi, 15. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 15. ayet. ٱللَّهُ يَسْتَهْزِئُ بِهِمْ وَيَمُدُّهُمْ فِى طُغْيَٰنِهِمْ يَعْمَهُونَ

    allâhü yestehziü bihim veyemüddühüm fî ṭugyânihim ya`mehûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Taşkınlıkları içinde bocalayıp durmalarına fırsat vererek onları hafife alan Allah'tır. dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah'ın verdiği ceza, işlenen suç ile orantılıdır (Şura 42/40). Bunlar müminleri hafife alıp kafirleri önemseyerek gizli işler çevirdikleri için Allah da onları hafife alıp bocalamalarına fırsat vererek (Nisa 4/142-143) yaptıklarına denk bir ceza ile cezalandırmış olur (Tevbe 9/64-65).

    Ayet detayı — Bakara suresi, 15. ayet

  9. Bakara suresi, 16. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 16. ayet. أُو۟لَٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ ٱشْتَرَوُا۟ ٱلضَّلَٰلَةَ بِٱلْهُدَىٰ فَمَا رَبِحَت تِّجَٰرَتُهُمْ وَمَا كَانُوا۟ مُهْتَدِينَ

    ülâike-lleẕîne-şteravu-ḍḍalâlete bilhüdâ. femâ rabiḥat ticâratühüm vemâ kânû mühtedîn.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 16. ayet

  10. Bakara suresi, 17. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 17. ayet. مَثَلُهُمْ كَمَثَلِ ٱلَّذِى ٱسْتَوْقَدَ نَارًا فَلَمَّآ أَضَآءَتْ مَا حَوْلَهُۥ ذَهَبَ ٱللَّهُ بِنُورِهِمْ وَتَرَكَهُمْ فِى ظُلُمَٰتٍ لَّا يُبْصِرُونَ

    meŝelühüm kemeŝeli-lleẕi-stevḳade nârâ. felemmâ eḍâet mâ ḥavlehû ẕehebe-llâhü binûrihim veterakehüm fî żulümâtil lâ yübṣirûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Onların durumu, ateş yakmaya çalışanın durumu gibidir: Ateş tam da o kişinin çevresindekileri aydınlattığı sırada Allah, onların ışığını söndürür ve onları hiçbir şey göremez halde karanlıklar içinde bırakır. dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Buradan itibaren dört ayette, kafirlerin ve münafıkların durumu, bir benzetme ile canlandırılmıştır. Bu ayete göre onlar başlangıçta, bir meşale ile yani Allah'ın kitabı ile aydınlanmak ve doğru yolda yürümek istiyorlardı. Ama önleri aydınlanıp o yolu gördükten sonra bazı şeyler hesaplarına gelmediği için körler gibi davranmaya başladılar (Nur 24/39-40, Münafikun 63/2-3). Mesela Yahudiler, son nebinin getireceği kitapla önlerinin açılacağını bekliyorlardı. Kur'an gelince onun Allah'ın kitabı olduğunu kesin olarak anladılar (En'am 6/20, 114). Ama daha sonra çoğunun davranışı değişti (Al-i İmran 3/110); bir kısmı kafir (Bakara 2/89-92) bir kısmı da münafık oldu (Bakara 2/75-77).

    Ayet detayı — Bakara suresi, 17. ayet

  11. Bakara suresi, 18. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 18. ayet. صُمٌّۢ بُكْمٌ عُمْىٌ فَهُمْ لَا يَرْجِعُونَ

    ṣummüm bükmün `umyün fehüm lâ yerci`ûn.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 18. ayet

  12. Bakara suresi, 19. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 19. ayet. أَوْ كَصَيِّبٍ مِّنَ ٱلسَّمَآءِ فِيهِ ظُلُمَٰتٌ وَرَعْدٌ وَبَرْقٌ يَجْعَلُونَ أَصَٰبِعَهُمْ فِىٓ ءَاذَانِهِم مِّنَ ٱلصَّوَٰعِقِ حَذَرَ ٱلْمَوْتِ وَٱللَّهُ مُحِيطٌۢ بِٱلْكَٰفِرِينَ

    ev keṣayyibim mine-ssemâi fîhi żulümâtüv vera`düv veberḳ. yec`alûne eṣâbi`ahüm fî âẕânihim mine-ṣṣavâ`iḳi ḥaẕera-lmevt. vellâhü müḥîṭum bilkâfirîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Ya da onlar, gökten boşanan yağmura tutulmuş kişi gibidirler. Orada karanlıklar, gök gürültüsü ve şimşek vardır. Şiddetli gürültüden dolayı dipnot 1 ölecekleri korkusuyla parmaklarını kulaklarına tıkarlar. Allah o kafirleri çepeçevre kuşatmıştır. dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Sava'ik (صواعق), sa'ika (صاعقة)'nın çoğuludur. Sa'ika; "şiddetli gök gürültüsü" demektir. Bu gürültünün etkisiyle azap veya ölüm oluşur (Müfredat). Allah, böyle bir gürültüyü, bazı toplumları cezalandırmak için kullanmıştır (Bakara 2/55, Nisa 4/153, Ra'd 13/13, Fussilet 41/13, 17; Zariyat 51/44). Mahşer günü herkes, buna benzer bir gürültü ile mezarından çıkacaktır (Zümer 39/68, Tur 52/45).
    2. metne dön, dipnot 2
      Münafık, kafir olduğu halde mümin olduğunu söyleyen yalancıdır. Gerçekleri görüp inandıktan sonra kafir olanı, Allah, melekler ve insanlar dışlarlar (Al-i İmran 3/87-88). Onların kafirliklerine, yalancılıkları da eklenince kendilerini sanki şiddetli yağmura tutulup da önlerini bile göremez hale gelmiş gibi hisseder, ne yapacaklarını bilemezler (Nisa 4/142-143). Bazı ayetler bir şimşeğin ışığı gibi kısa süreliğine önlerini aydınlatır, bazıları ise onları, şiddetli bir gürültü kopmuş gibi etkiler ve korkutur. Bu yüzden kulaklarını tıkar ve o ayetleri duymak istemezler.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 19. ayet

  13. Bakara suresi, 20. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 20. ayet. يَكَادُ ٱلْبَرْقُ يَخْطَفُ أَبْصَٰرَهُمْ كُلَّمَآ أَضَآءَ لَهُم مَّشَوْا۟ فِيهِ وَإِذَآ أَظْلَمَ عَلَيْهِمْ قَامُوا۟ وَلَوْ شَآءَ ٱللَّهُ لَذَهَبَ بِسَمْعِهِمْ وَأَبْصَٰرِهِمْ إِنَّ ٱللَّهَ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ

    yekâdü-lberḳu yaḫṭafü ebṣârahüm. küllemâ eḍâe lehüm meşev fîhi veiẕâ ażleme `aleyhim ḳâmû. velev şâe-llâhü leẕehebe bisem`ihim veebṣârihim. inne-llâhe `alâ külli şey'in ḳadîr.

    Süleymaniye Vakfı

    O şimşek, neredeyse gözlerini çıkaracak gibi olur. Ne zaman önlerini aydınlatsa o aydınlıkta yürür, dipnot 1 üzerlerine karanlık çökünce de kalakalırlar. Allah farklı bir tercihte bulunsaydı dipnot 2 kesinlikle onların görme ve dinleme özelliklerini yok ederdi. dipnot 3 Şüphesiz Allah, her şeye bir ölçü koyar. dipnot 4

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Münafıklar, hesaplarına uyan ayetler arar, birçok ayeti bağlamından koparıp Müslümanları saptırmaya çalışırlar (Al-i İmran 3/7, 78-80, Maide 5/41). Bazılarının en büyük arzusu, nebimizin sözlerini, ayet seviyesine çıkarmaktır. Bunlar, nebi ve resul kelimelerinde anlam kayması yaparak Muhammed aleyhisselamın nebi sıfatıyla söylediği sözleri veya onun adına uydurulan rivayetleri resul sıfatıyla tebliğ ettiği ayetler seviyesine çıkarmış ve onu, Allah'ın yanında ikinci bir ilah saymışlardır. Bunları bilen Nebimiz, kendi sözlerinin yazılmasını yasaklamıştır (Müslim Adab 32). Ebubekir ve Ömer (r.a.) döneminde yasak sürmüş ama daha sonra önleri açılmıştır.(Şura 42/52-53, En'am 6/122-123)
    2. metne dön, dipnot 2
      Şae (شاء) fiili, "bir şey yapmak" anlamındaki şey (شيء) mastarından türemiştir. Allah'ın bir şeyi yapması o şeyi var etmesi, insanın bir şeyi yapması da o şeyin oluşması için gereken çabayı göstermesidir (Müfredat). Allah, her şeyi bir ölçüye göre var eder (Kamer 54/49, Ra'd 13/8). İmtihanla ilgili şeyleri iyi ve kötü diye ikiye ayırmıştır (Enbiya 21/35). Allah, herkesin doğru yolda olmasını ister (Nisa 4/26) ama sadece doğru şeyler yapanı doğru yolda sayar (Nur 24/46). Yaptığının doğru veya yanlış olduğunu da kişiye ilham eder. Onun için doğru davrananın içi rahat, yanlış davrananın içi de sıkıntılı olur (Şems 91/7-10). Buna göre şae (شاء) fiilinin öznesi Allah olursa "bir şeyi yaptı veya yarattı", insan olursa "bir şeyi yaptı" anlamında olur. Allah insanlara, tercihlerine göre davranma hürriyeti vermeseydi hiç kimse yanlış bir şey yapamaz ve imtihan diye bir şey de olmazdı (Nahl 16/93). Yanlış kader anlayışını imanın bir esası gibi İslam'a yerleştirmek isteyenler, büyük bir çarpıtma yaparak şae (شاء) fiiline irade yani isteme ve dileme anlamı vermiş; bunu, tefsirlere hatta sözlüklere bile yerleştirerek birçok ayetin mealini bozmuşlardır. Bkz: https://www.suleymaniyevakfi.org/akaid-arastirmalari/kuranda-sey-mesiet-irade-ve-fitrat.html
    3. metne dön, dipnot 3
      Gözlerini ve kulaklarını doğrulara kapattıkları için bu ceza, suçlarına denk olur. Ama Allah, işlenen suçun cezasını hemen vermez, daha sonraya bırakır.(Nahl 16/61)
    4. metne dön, dipnot 4
      Ayetteki kadir (قدير), "ölçü koyan" anlamındadır. Bu kelimeye "gücü yeten" anlamı verilir. Ölçüyü en güçlü olan koyar ama ayete "gücü yeten" anlamı verilince kelimenin ölçü ile ilişkisi kesilmiş olur.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 20. ayet

Kulluk çağrısı ve Kur'an'a meydan okuma 21–29

  1. Bakara suresi, 21. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 21. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّاسُ ٱعْبُدُوا۟ رَبَّكُمُ ٱلَّذِى خَلَقَكُمْ وَٱلَّذِينَ مِن قَبْلِكُمْ لَعَلَّكُمْ تَتَّقُونَ

    yâ eyyühe-nnâsu-`büdû rabbekümü-lleẕî ḫaleḳaküm velleẕîne min ḳabliküm le`alleküm tetteḳûn.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 21. ayet

  2. Bakara suresi, 22. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 22. ayet. ٱلَّذِى جَعَلَ لَكُمُ ٱلْأَرْضَ فِرَٰشًا وَٱلسَّمَآءَ بِنَآءً وَأَنزَلَ مِنَ ٱلسَّمَآءِ مَآءً فَأَخْرَجَ بِهِۦ مِنَ ٱلثَّمَرَٰتِ رِزْقًا لَّكُمْ فَلَا تَجْعَلُوا۟ لِلَّهِ أَندَادًا وَأَنتُمْ تَعْلَمُونَ

    elleẕî ce`ale lekümü-l'arḍa firâşev vessemâe binaâ. veenzele mine-ssemâi mâen feaḫrace bihî mine-ŝŝemerâti rizḳal leküm. felâ tec`alû lillâhi endâdev veentüm ta`lemûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Yeryüzünü sizin için dayalı döşeli hale getiren, göğü de bina gibi yapılandıran odur. dipnot 1 Gökten su indirir de onunla oluşan ürünlerden sizin için rızık çıkarır. dipnot 2 Öyleyse bile bile, dipnot 3 Allah'a benzer nitelikte varlıklar dipnot 4 uydurmayın.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
    2. metne dön, dipnot 2
    3. metne dön, dipnot 3
      Allah'ın varlığı ve birliği konusunda kimsenin şüphesi yoktur (A'raf 7/172-174). İlah sayılanlar, Allah ile araya konan aracılardır. Heykelin ilah olamayacağını herkes bilir (Ankebut 29/16-25). Bu ayette yer alan "bile bile Allah'a benzer nitelikte varlıklar uydurmayın." ifadesi, bilmeden işlenen şirk günahının affedileceğini gösterir (Enfal 8/27). Bunun örneği İbrahim aleyhisselamdır. O, buluğa erdiği andan itibaren putların ilah olmayacağını anlamıştı. Ama En'am 6/75-79. ayetlerde belirtildiği gibi, gözlemler yapıp kesin kanaate varıncaya kadar gezegenin, ayın ve güneşin, kendisinin rabbi olduğuna inanıyordu. Yaptığı gözlemler sonucunda onların rab olamayacaklarını anlar anlamaz kesin tavrını ortaya koydu (Enbiya 21/51-64). Onun bu konuda, bile bile yaptığı herhangi bir yanlış olmadığı için Allah onu hiçbir zaman müşrik saymamıştır (Bakara 2/135, Al-i İmran 3/18, 67, 95, En'am 6/161, Nahl 16/123). Nitekim Müslümanlar da Muhammed aleyhisselamın ve ilim adamlarının ilah yapıldığının farkında değillerdir. Allah Teala Kur'an'ı sadece kendisinin açıkladığını, bunu bir ilme göre yaptığını (A'raf 7/52), bu açıklamalara, konuyu bilenlerden oluşan bir ekibin ulaşabileceğini (Fussilet 41/3) bildirmiş ve başkasının yapacağı açıklamayı kabul etmenin onu ilah saymak olduğunu açıkça ifade etmiştir (Hud 11/1). Ama geleneksel yapı, birçok ayeti gizlemiş, bir çoğuna da yanlış anlamlar vermiş ve Muhammed aleyhisselamın da ayetleri açıklama yetkisinin olduğunu, Müslümanlara kabul ettirmiştir. Bu yetki alimlere de verilerek mezhepler oluşturulmuş ve bir ilahlar piramidi meydana getirilmiştir. Bu, kabul edilebilecek bir şey değildir (Bakara 2/103-105, 213, En'am 6/159, Şura 42/13-14). Ancak bu yapıyı, bilmeden kabul edenlerin bir sorumluluğu olmaz (Bakara 2/22, 286). Ama bunu bile bile yapıp Müslümanları bu hale sokanlar, en ağır cezaya çarptırılacaklardır (Bakara 2/159-162, 174-176, A'raf 7/44-45).
    4. metne dön, dipnot 4
      Ayetteki endad (أنداد) kelimesinin tekili nidd'dir (نِدٌّ). Nidd, "bir şeyin benzeri ve işlerinde ona muhalefeti olan varlık" anlamındadır (el-Ayn). Müşrikler, Allah ile ortak özelliklere sahip olduğuna inandıkları varlıkları araya koyarak isteklerini, onların aracılığı ile Allah'a kabul ettireceklerine inanırlar.(Bakara 2/165, İbrahim 14/30, Sebe 34/33, Zümer 39/8, Fussilet 41/9).

    Ayet detayı — Bakara suresi, 22. ayet

  3. Bakara suresi, 23. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 23. ayet. وَإِن كُنتُمْ فِى رَيْبٍ مِّمَّا نَزَّلْنَا عَلَىٰ عَبْدِنَا فَأْتُوا۟ بِسُورَةٍ مِّن مِّثْلِهِۦ وَٱدْعُوا۟ شُهَدَآءَكُم مِّن دُونِ ٱللَّهِ إِن كُنتُمْ صَٰدِقِينَ

    vein küntüm fî raybim mimmâ nezzelnâ `alâ `abdinâ fe'tû bisûratim mim miŝlih. ved`û şühedâeküm min dûni-llâhi in küntüm ṣâdiḳîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Kulumuza indirdiğimizden (Kur'an'dan) şüpheniz varsa ondaki surelerden birine denk bir sure getirin, Allah ile aranıza koyduğunuz dipnot 1 bilgili kişilerinizi dipnot 2 de çağırın. Doğru sözlü kimselerseniz (bunu yaparsınız).

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayette geçen dun (دون) kelimesi "yakınlaştırma, aşağı görme ve üstün zıddı" anlamlarına gelir (Tacu'l-arus). Müşrikler, kutsadıkları varlıkları, bir yönüyle Allah'a, bir yönüyle de insana benzeterek Allah ile insan arasında bir yere yerleştirir ve onların aracılığı ile Allah'a ulaşacaklarına inanırlar. Ayetlerdeki min dunillah (من دون الله) ifadesi, daha çok bu anlamı ifade eder. Hristiyanlar İsa'yı Allah'ın oğlu; Mekkeli müşrikler, melekleri Allah'ın kızları; büyüklerini aracı koyanlar da onları Allah'ın dostu sayarak Allah ile aralarına koyarlar. Bu inanç, insana sinir uçlarından yakın olan Allah'ı (Kaf 50/16) ikinci sıraya koymaya sebep olur ve kişiyi müşrik yapar. Maalesef tefsirlerde kelimenin doğru anlamına rastlanmamaktadır.
    2. metne dön, dipnot 2
      "Bilgili kişiler" diye anlam verdiğimiz 'şuheda'nın tekili olan şehid, bu ayette şahit anlamındadır. Şahit, bir yerde bulunan, bilen ve bildiren anlamlarına gelir (Mekayis). Kur'an'ı anlayarak okuyan herkes onun Allah'ın sözü olduğunu kesin olarak kavrar (Al-i İmran 3/18, Maide 5/83-84, Yusuf 12/26). Bu ayet, Kur'an'ın Allah kelamı olduğunu kabul etmeyenlere karşı bir meydan okumadır (Yunus 10/37-38, Hud 11/13, İsra 17/88, Kasas 28/49, Tur 52/34).

    Ayet detayı — Bakara suresi, 23. ayet

  4. Bakara suresi, 24. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 24. ayet. فَإِن لَّمْ تَفْعَلُوا۟ وَلَن تَفْعَلُوا۟ فَٱتَّقُوا۟ ٱلنَّارَ ٱلَّتِى وَقُودُهَا ٱلنَّاسُ وَٱلْحِجَارَةُ أُعِدَّتْ لِلْكَٰفِرِينَ

    feil lem tef`alû velen tef`alû fetteḳu-nnâra-lletî veḳûdühe-nnâsü velḥicârah. ü`iddet lilkâfirîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Bunu yapmazsanız ki asla yapamazsınız, dipnot 1 o zaman tutuşturucusu dipnot 2 insanlar ve taşlar olan o ateşten/ cehennemden kendinizi koruyun. dipnot 3 Orası kafirler için hazırlanmıştır. dipnot 4

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
    2. metne dön, dipnot 2
      Cehennem yaratılmış ama henüz tutuşturulmamıştır. Ahirette tutuşturulduktan sonra insanlar oraya atılacaktır (Tekvir 81/12). O ateş onların sadece derilerini yakacağından azabı tatmaları için sürekli derileri yenilenecektir (Nisa 4/56). Onlar orada ölmeyecek, birbirleriyle (A'raf 7/38-39), görevli meleklerle (Mümin 40/49-50) ve Cennete gitmiş olanlarla konuşacaklardır (A'raf 7/48-51, Müddessir 74/40-47). Ayetlerdeki "vekud (وقود)" kelimesine "yakıt" anlamı verilir ama onlar, oranın yakıtı olsalar her tarafları yanar, kimseyle konuşamaz ve kısa sürede yok olup giderlerdi. Bütün bunlardan dolayı Cehennemle ilgili ayetlerdeki "vekud (وقود)" kelimesine "yakıt" değil mecazen 'tutuşturucu" anlamı vermek uygun olur.
    3. metne dön, dipnot 3
    4. metne dön, dipnot 4

    Ayet detayı — Bakara suresi, 24. ayet

  5. Bakara suresi, 25. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 25. ayet. وَبَشِّرِ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ أَنَّ لَهُمْ جَنَّٰتٍ تَجْرِى مِن تَحْتِهَا ٱلْأَنْهَٰرُ كُلَّمَا رُزِقُوا۟ مِنْهَا مِن ثَمَرَةٍ رِّزْقًا قَالُوا۟ هَٰذَا ٱلَّذِى رُزِقْنَا مِن قَبْلُ وَأُتُوا۟ بِهِۦ مُتَشَٰبِهًا وَلَهُمْ فِيهَآ أَزْوَٰجٌ مُّطَهَّرَةٌ وَهُمْ فِيهَا خَٰلِدُونَ

    vebeşşiri-lleẕîne âmenû ve`amilu-ṣṣâliḥâti enne lehüm cennâtin tecrî min taḥtihe-l'enhâr. küllemâ ruziḳû minhâ min ŝemeratir rizḳan ḳâlû hâẕe-lleẕî ruziḳnâ min ḳablü veütû bihî müteşâbihâ. velehüm fîhâ ezvâcüm müṭahherâtüv vehüm fîhâ ḫâlidûn.

    Süleymaniye Vakfı

    İnanıp güvenen ve iyi işler yapanlara şu müjdeyi ver: dipnot 1 Onlar için, içlerinden ırmaklar akan cennetler/ bahçeler vardır. Her ne zaman o bahçelerin bir ürünü onlara rızık olarak sunulsa "Bundan bize daha önce de sunulmuştu." diyeceklerdir. Aslında onlara öncekinin benzeri verilmiştir. dipnot 2 Orada onlar için tertemiz eşler dipnot 3 de vardır. Onlar orada ölümsüz olarak kalacaklardır.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
    2. metne dön, dipnot 2
      Cennette yedikleri her şey, bildikleri ve sevdikleri şeylerden olmakla birlikte her defasında farklı lezzette olacağından onlardan bıkmayacaklardır.
    3. metne dön, dipnot 3
      "Eş" diye tercüme ettiğimiz zevc (زوج) kelimesi Kur'an'da hem kadın hem de erkek için kullanılır. Cennete giden eşler, kusurlarından ve kötü huylarından arındırıldığı için, biri diğerinde herhangi bir eksik bulamayacaktır (Al-i İmran 3/15, Nisa 4/57, A'raf 7/43). Cennetteki vildan ve huriler eş değil hizmetçidirler (Duhan 44/54, Vakıa 56/17-24, İnsan 76/19). ًGılman ise onların küçük yaşta ölmüş çocuklarıdır (Tur 52/24).

    Ayet detayı — Bakara suresi, 25. ayet

  6. Bakara suresi, 26. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 26. ayet. إِنَّ ٱللَّهَ لَا يَسْتَحْىِۦٓ أَن يَضْرِبَ مَثَلًا مَّا بَعُوضَةً فَمَا فَوْقَهَا فَأَمَّا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ فَيَعْلَمُونَ أَنَّهُ ٱلْحَقُّ مِن رَّبِّهِمْ وَأَمَّا ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ فَيَقُولُونَ مَاذَآ أَرَادَ ٱللَّهُ بِهَٰذَا مَثَلًا يُضِلُّ بِهِۦ كَثِيرًا وَيَهْدِى بِهِۦ كَثِيرًا وَمَا يُضِلُّ بِهِۦٓ إِلَّا ٱلْفَٰسِقِينَ

    inne-llâhe lâ yestaḥyî ey yaḍribe meŝelem mâ be`ûḍaten femâ fevḳahâ. feemme-lleẕîne âmenû feya`lemûne ennehü-lḥaḳḳu mir rabbihim. veemme-lleẕîne keferû feyeḳûlûne mâẕâ erâde-llâhü bihâẕâ meŝelâ. yüḍillü bihî keŝîrav veyehdî bihî keŝîrâ. vemâ yüḍillü bihî ille-lfâsiḳîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Allah herhangi bir şeyi, bir sivrisineği de onun üstünde olanı dipnot 1 da örnek vermekten çekinmez. dipnot 2 İnanıp güvenenler bilirler ki bu örnek, Rablerinden gelen bir gerçektir. Kafirlik edenler ise şöyle diyeceklerdir: "Allah bunu örnek vererek neyi amaçlamış olabilir ki! dipnot 3 " Allah, bununla birçoğunun yoldan çıktığına, birçoğunun da yola geldiğine karar verir; dipnot 4 yoldan çıktığına karar verdikleri sadece fasıklardır. dipnot 5

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bir varlığın diğerinin "üstünde" sayılması, "büyüklük-küçüklük, fayda-zarar, karmaşıklık-basitlik" gibi farklı açılardan olabilir. Allah'ın verdiği örnekler için bu kelimeyi tercih etmesi, örneklerin çeşitliliğini vurgulaması bakımından önemlidir (İsra 17/89, Kehf 18/54, Rum 30/58, Zümer 39/27-28). Allah'a inanıp güvenen herkes, ondan gelen her şeye büyük değer verir. Sivrisineğin de küçümsenecek bir tarafı yoktur. Yapılan araştırmalara göre sivrisineğin 3500 farklı türü vardır. İnsan ve hayvanlardaki solunum, sindirim, dolaşım gibi biyolojik sistemlerin tamamı mikro düzeyde birkaç milimetrelik bir sivrisineğin vücuduna yerleştirilmiştir. Sivrisinekler, binlerce basit gözün bir araya gelmesiyle oluşmuş bir çift petek göze sahiptir. Memelilerin hiçbir kas veya ekleminin yapamayacağı güçle, saniyede 1000 kez kanat çırparak rüzgarsız havada saniyede bir metre yol katederler. Ayak uçlarındaki pulvillum adı verilen vantuz şeklindeki yapılar sayesinde duvarda ve tavanda yürüyebilirler. Dişi sivrisinekler, yumurtalarını geliştirebilmek amacıyla kan emerler. Antenlerindeki harekete, sese ve kokuya duyarlı küçük kıllar vasıtasıyla zifiri karanlıkta yayılan ısıyı; ter, karbondioksit ve nem kokularını kolaylıkla algılayıp tespit ettikleri insan ve hayvanlara konarlar. Sensörleri yardımıyla deri altındaki kılcal damarları tespit eder ve yedi parçalı ağız yapısıyla deriyi keserek doğrudan damar içerisine sondaj yaparlar. Kolayca kan emebilmek amacıyla tükürük salgısıyla ağrı oluşumunu ve kanın pıhtılaşmasını önlerler. Sivrisineğin üzerinde ve içinde barınma ve beslenme sağlayan daha küçük canlılar vardır. Onlara mikrobiyata denir. Yapılan araştırmalar özellikle bakteriyel mikrobiyatanın, sivrisineğin üreme yeteneğini, erkek veya dişi olmasını, larvadan ergine büyümesini, sindirimini, bağışıklığını ve hatta davranış özelliklerini bile önemli ölçüde etkilediğini ortaya koymuştur. Bunun dışında küçücük sivrisineğin üzerinde yaşayan akarlardan, kan emerek beslenen sinekler de vardır. (Mehmet Yaman, M. 2020. Veteriner Entomoloji Ders Notları, MKÜ, Vet. Fak.; Lin D ve ark, 2021. Bacterial composition of …, Parasit Vectors.; 14: 586.) https://www.parasitesandvectors.com/content/6/1/326.
    2. metne dön, dipnot 2
    3. metne dön, dipnot 3
    4. metne dön, dipnot 4
      Her insan, Allah'ın varlığını, birliğini ve kendisinin sahibi olduğunu, ömür boyu yaptığı gözlemlerle, tekrar tekrar kavrar. (A'raf 7/172-173) Kendini yanlışlardan koruması gerektiğini de bilir. Ayetleri iyi anlayan herkes, onların Allah'a ait olduğu konusunda kesin bir kanaate varır (Fussilet 41/53-54) ve onlara uyma sözü verir (Maide 5/7).
    5. metne dön, dipnot 5

    Ayet detayı — Bakara suresi, 26. ayet

  7. Bakara suresi, 27. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 27. ayet. ٱلَّذِينَ يَنقُضُونَ عَهْدَ ٱللَّهِ مِنۢ بَعْدِ مِيثَٰقِهِۦ وَيَقْطَعُونَ مَآ أَمَرَ ٱللَّهُ بِهِۦٓ أَن يُوصَلَ وَيُفْسِدُونَ فِى ٱلْأَرْضِ أُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْخَٰسِرُونَ

    elleẕîne yenḳuḍûne `ahde-llâhi mim ba`di mîŝâḳih. veyaḳṭa`ûne mâ emera-llâhü bihî ey yûṣale veyüfsidûne fi-l'arḍ. ülâike hümü-lḫâsirûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Fasıklar; Allah'a verdikleri sözü sağlamlaştırdıktan sonra sözünden cayan, Allah'ın kurulmasını emrettiği bağı koparan dipnot 1 ve yeryüzünde bozgunculuk yapanlardır. Kaybedenler işte onlardır. dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Burada verilen söz, Allah'ın tek ilah olduğu, onun bir ortağının olmadığı ve kulluğun sadece ona yapılacağı sözüdür (A'raf 7/172-173, Yasin 36/60-61). Verdiği bu sözün gereğini yerine getirmeyenler, sinir uçlarından da yakın olan Allah'ı (Kaf 50/16) uzakta sayıp araya koyduğu aracılarla ona ulaşmaya çalışarak (Zümer 39/3) veya Allah'ın ayetlerini görmezlikten gelip onun yerine kendi sözünü (Kasas 28/50) yahut başkasının sözünü koyarak (Tevbe 9/31) kafir olmuş ve şirke düşmüş olurlar (Al-i İmran 3/151). Böylece, Allah'la aralarına, kendi arzularını veya kutsal saydıkları şeyleri koyup aradaki bağı koparmış olurlar. İşte Allah'ın koparılmamasını istediği bağ budur (Ra'd 13/19-21). Buradaki yasağın, akrabalık bağı ile bir ilgisi yoktur.
    2. metne dön, dipnot 2

    Ayet detayı — Bakara suresi, 27. ayet

  8. Bakara suresi, 28. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 28. ayet. كَيْفَ تَكْفُرُونَ بِٱللَّهِ وَكُنتُمْ أَمْوَٰتًا فَأَحْيَٰكُمْ ثُمَّ يُمِيتُكُمْ ثُمَّ يُحْيِيكُمْ ثُمَّ إِلَيْهِ تُرْجَعُونَ

    keyfe tekfürûne billâhi veküntüm emvâten feaḥyâküm. ŝümme yümîtüküm ŝümme yuḥyîküm ŝümme ileyhi türce`ûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Allah'a karşı nasıl kafirlik edersiniz! dipnot 1 Siz cansız varlıklardınız, dipnot 2 size o hayat verdi. Sonra sizin canınızı alacak ve daha sonra yeniden hayat verecektir. Sonunda onun huzuruna çıkarılacaksınız. dipnot 3

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
    2. metne dön, dipnot 2
      Allah insanı topraktan bir bitki gibi bitirmiştir (Nuh 71/17-18). Bitkiler topraktaki cansız /inorganik maddelerle beslenir ve büyürler. İnsanlar da topraktan yetişen bitkilerle, etçil veya otçul hayvanlarla beslenir. Demek ki bitkiler gibi, insanların da yapı taşlarını oluşturan temel maddeler en başta cansızdır. İnsan ölüp de toprağa karıştığında tekrar cansız /inorganik elementler haline gelir. Kıyamette de tıpkı ilk yaratılışı gibi topraktan yaratılacak, topraktaki elementler, onun oluşup gelişmesini sağlayacaktır (Rum 30/19, Zuhruf 43/11, Kaf 50/9-11).
    3. metne dön, dipnot 3

    Ayet detayı — Bakara suresi, 28. ayet

  9. Bakara suresi, 29. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 29. ayet. هُوَ ٱلَّذِى خَلَقَ لَكُم مَّا فِى ٱلْأَرْضِ جَمِيعًا ثُمَّ ٱسْتَوَىٰٓ إِلَى ٱلسَّمَآءِ فَسَوَّىٰهُنَّ سَبْعَ سَمَٰوَٰتٍ وَهُوَ بِكُلِّ شَىْءٍ عَلِيمٌ

    hüve-lleẕî ḫaleḳa leküm mâ fi-l'arḍi cemî`an ŝümme-stevâ ile-ssemâi fesevvâhünne seb`a semâvât. vehüve bikülli şey'in `alîm.

    Süleymaniye Vakfı

    Yerde olan her şeyi sizin için yaratan odur. dipnot 1 Aynı zamanda dipnot 2 göğe yönelmiş ve onları yedi gök olarak düzenlemiştir. dipnot 3 Her şeyi bilen odur.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
    2. metne dön, dipnot 2
      "Aynı zamanda" anlamı verdiğimiz kelime sümme (ثمَ) edatıdır. Bu edat, dört anlamda kullanılır. Bunlardan biri, sıralama veya öncelik-sonralık kastedilmeksizin mutlak beraberliği ifade eder (Mu'cemu'l-Lugati'l-Arabiyyeti'l-Muasıra, Ahmed Muhtar Ömer, Alem-ül Kütüb, 2008, c. 1, s. 328). Ayrıca bkz. Yunus 10/103, Hud 11/3, 52; Beled 90/17.
    3. metne dön, dipnot 3
      Toplam yedi ayette gökler ile yerin altı günde yaratıldığı bildirilir. Yer, iki günde yaratılmış, gıda ölçülerinin tamamlanması için süre dört gün daha uzatılmıştır. Bu süre zarfında göklerin yaratılması da iki gün sürmüştür. (Fussilet 41/9-12). Allah katında bir gün bize göre bin yıl gibi (Secde 32/5, Hac 22/47) olduğundan, bu altı gün bize göre altı bin yıldır. Tabiata canlılık veren Güneş ışınları (duha) ortaya çıkıp karanlıklar ve aydınlık oluşunca (En'am 6/1) yer kabuğunun kaymaması için üstüne dağlar yerleştirilmiş; nehirler, vadiler ve yollar oluşturularak yeryüzü bitkiler ve canlılarla donatılmıştır (Naziat 79/27-33, Nahl 16/15, Enbiya 21/31, Lokman 31/10). Yıldızlarla birlikte hareket eden Dünya ile Güneş sistemi arasında beşik hareketine benzeyen (Taha 20/53, Nebe 78/6-7) bir eğim /deklinasyon oluşturulmuş ve mevsimlerin meydana gelmesine imkan veren bir denge kurulmuştur (Rahman 55/5-8). Bütün bunlar, insanların yararı için olduğundan (Casiye 45/13) insan, en son yaratılan varlıktır (İnsan 76/1-2).

    Ayet detayı — Bakara suresi, 29. ayet

Âdem'in yaratılışı ve yeryüzüne iniş 30–39

  1. Bakara suresi, 30. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 30. ayet. وَإِذْ قَالَ رَبُّكَ لِلْمَلَٰٓئِكَةِ إِنِّى جَاعِلٌ فِى ٱلْأَرْضِ خَلِيفَةً قَالُوٓا۟ أَتَجْعَلُ فِيهَا مَن يُفْسِدُ فِيهَا وَيَسْفِكُ ٱلدِّمَآءَ وَنَحْنُ نُسَبِّحُ بِحَمْدِكَ وَنُقَدِّسُ لَكَ قَالَ إِنِّىٓ أَعْلَمُ مَا لَا تَعْلَمُونَ

    veiẕ ḳâle rabbüke lilmelâiketi innî câ`ilün fi-l'arḍi ḫalîfeh. ḳâlû etec`alü fîhâ mey yüfsidü fîhâ veyesfikü-ddimâ'. venaḥnü nüsebbiḥu biḥamdike venüḳaddisü lek. ḳâle innî a`lemü mâ lâ ta`lemûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Rabbin bir gün meleklere: "Yeryüzünde bir halife /muhalif varlık oluşturuyorum." dedi. Melekler: "Orada düzeni bozacak ve kan dökecek birini mi oluşturuyorsun? dipnot 1 Her şeyi mükemmel yaptığın için sana yine de boyun eğeriz. Senden dolayı onu kutsal sayarız." dipnot 2 dediler. Allah: "Ben sizin bilmediklerinizi bilirim!" dedi. dipnot 3

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Halife (خَلِيفَةً), "bir şeyin bir şeyden sonra gelip yerine geçmesi, öncekine muhalefet etme ve değişme anlamlarına gelen half (خلف) kökündendir (Mekayis). Feil (فعيل) kalıbında olduğu için hem ism-i fail /eylemi yapan hem de ism-i mef'ul /eylemden etkilenen için kullanılır. Bu ayette kelimenin "muhalefet eden" anlamının kastedildiği, insanın yaratılışından gelen temel özelliğini anlatan şu ayetler okunduğunda açıkça ortaya çıkar: "Rabbin tercihini farklı yapsaydı elbette insanları tek bir ümmet /hep doğru davrananlar topluluğu yapardı. Ama onlar, muhalif olmayı sürdüreceklerdir. Rabbinin ikramda bulundukları /doğru yolda saydıkları bunun dışındadır. O, insanları bunun için yaratmıştır." (Hud 11/118-119). Burada melekler, muhalif yapıda yaratılan insanın düzeni bozup kan dökeceği ile ilgili endişelerini dile getirmişlerdir. Hayvanlar birbirlerinin kanını döktüğü için onların vücut yapısına benzer özellikte yaratılacak muhalif yapıdaki varlık düzeni bozabilir ve kan dökebilir. Allah bunu kabul etmekle birlikte Adem'e öğreteceği ama meleklerin bilmediği bir şeye dikkat çekmiş ve onu, sonraki ayetlerde anlatmıştır.
    2. metne dön, dipnot 2
      Takdis (تقديس), "mukaddes sayma" demektir. "Nukaddisu lek" sözü, nukaddisuhu lek (نُقَدِّسُه لَكَ) anlamındadır. Bu takdirin yapılması, nukaddisu fiilinin, gizli olan mef'ulünün açığa çıkarılması sebebiyledir.
    3. metne dön, dipnot 3
      Allah bu haberi verdiği sırada Mele-i a'la'da yani meleklerin en üst seviyedeki topluluğu arasında çekişme çıktı (Sad 38/69-78). Allah'a olan bu itirazları, o çekişmenin bir yansımasıdır. Demek ki melekler de muhalif yapıda imişler. Bu ayetler ve ilgili diğer ayetler (A'raf 7/11-13) İblis'in de o zaman Mele-i a'la'da görevli olduğunun açık delilidir. Yahudilerin sözlü geleneğine ait Tevrat dışı eserlerde de Adem'in yaratılışı ve meleklerin ona secde etmeleriyle ilgili anlatılar yer alır; meleklerin Adem yaratılmadan önceki tartışmalarından ve bazı itirazlarından bahsedilir; İblis'in diğer bütün meleklerden daha üstün bir konumda olduğu anlatılır. Ancak Adem'e secde etmeyi kabul etmediği için makamından kovulur ve yeryüzüne sürgün edilir [TB Sanhedrin 38a-38b; Midrash, Bereshit Rabbeti].

    Ayet detayı — Bakara suresi, 30. ayet

  2. Bakara suresi, 31. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 31. ayet. وَعَلَّمَ ءَادَمَ ٱلْأَسْمَآءَ كُلَّهَا ثُمَّ عَرَضَهُمْ عَلَى ٱلْمَلَٰٓئِكَةِ فَقَالَ أَنۢبِـُٔونِى بِأَسْمَآءِ هَٰٓؤُلَآءِ إِن كُنتُمْ صَٰدِقِينَ

    ve`alleme âdeme-l'esmâe küllehâ ŝümme `araḍahüm `ale-lmelâiketi feḳâle embiûnî biesmâi hâülâi in küntüm ṣâdiḳîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Adem'e bütün varlıkların isimlerini /özelliklerini dipnot 1 öğretti, dipnot 2 sonra onları dipnot 3 meleklere gösterdi: "(Muhalif varlık konusunda) Doğru sözlü kimselerseniz bana şunların isimlerini /özelliklerini anlatın!" dedi.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Arapçada isim, bir şeyi tanımlayan, neye yaradığını gösteren ve akılda tutmaya yarayan sözdür (Müfredat).
    2. metne dön, dipnot 2
      el-esma (الاسماء)'daki el (ال) takısı muzafun ileyhten ıvazdır yani isim tamlamasındaki tamlayanın yerine geçmiştir; esma'ul- mevcudat = varlıkların isimleri anlamındadır. Allah Adem'e göklerde ve yerdeki (Bakara 2/33) varlıkların isimlerini, neye yaradıklarını ve onlardaki bilgileri öğretmiştir.
    3. metne dön, dipnot 3
      "Bütün isimleri (الأَسْمَاء كُلَّهَا)" ifadesinde yer alan ve akılsız varlıklar için kullanılan ha (ها) zamiri, "onları gösterdi (عَرَضَهُمْ)" ifadesinde, akıllı varlıklar için kullanılan hum (هُمْ) zamirine dönüşmüştür. Arapçada akıl, "aklı kullanarak yararlanılan bilgi" anlamına da gelir (Müfredat). Zamirlerdeki bu dönüşüm, Adem aleyhisselama, varlıkların isimleri yanında aklı kullanarak elde edilecek bilgilerin de öğretildiğini gösterir. Bunlar, yaratılan ayetlerdeki bilgilerdir. İndirilen ayetlerdeki bilgilere de akıllı varlıklar için olan hum (هم) ile gönderme yapılmıştır (Bakara 2/136 ve Al-i İmran 3/84). Allah Adem'e yazıyı da öğretmiş ve o bilgileri ona yazdırmıştır (Alak 96/4-5).

    Ayet detayı — Bakara suresi, 31. ayet

  3. Bakara suresi, 32. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 32. ayet. قَالُوا۟ سُبْحَٰنَكَ لَا عِلْمَ لَنَآ إِلَّا مَا عَلَّمْتَنَآ إِنَّكَ أَنتَ ٱلْعَلِيمُ ٱلْحَكِيمُ

    ḳâlû sübḥâneke lâ `ilme lenâ illâ mâ `allemtenâ. inneke ente-l`alîmü-lḥakîm.

    Süleymaniye Vakfı

    Melekler, "Biz sana boyun eğeriz, senin öğrettiğin dışında bir bilgimiz yoktur. Her şeyi bilen ve bütün kararları doğru olan sensin." dediler.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 32. ayet

  4. Bakara suresi, 33. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 33. ayet. قَالَ يَٰٓـَٔادَمُ أَنۢبِئْهُم بِأَسْمَآئِهِمْ فَلَمَّآ أَنۢبَأَهُم بِأَسْمَآئِهِمْ قَالَ أَلَمْ أَقُل لَّكُمْ إِنِّىٓ أَعْلَمُ غَيْبَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَأَعْلَمُ مَا تُبْدُونَ وَمَا كُنتُمْ تَكْتُمُونَ

    ḳâle yâ âdemü embi'hüm biesmâihim. felemmâ embeehüm biesmâihim ḳâle elem eḳul leküm innî a`lemü gaybe-ssemâvâti vel'arḍi vea`lemü mâ tübdûne vemâ küntüm tektümûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Allah: "Adem! Meleklere şunların isimlerini /özelliklerini anlat!" dedi. Adem onlara o isimleri anlatınca, "Size dememiş miydim, ben göklerin ve yerin gaybını /gizlisini saklısını bilirim. Neyi açığa vurduğunuzu, (içinizde) neyi sakladığınızı dipnot 1 da bilirim." dedi.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu söz, meleklerin Adem'i kıskandıklarını gösterdiğinden verilen secde emri ile zor bir imtihana sokulmuşlardı.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 33. ayet

  5. Bakara suresi, 34. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 34. ayet. وَإِذْ قُلْنَا لِلْمَلَٰٓئِكَةِ ٱسْجُدُوا۟ لِـَٔادَمَ فَسَجَدُوٓا۟ إِلَّآ إِبْلِيسَ أَبَىٰ وَٱسْتَكْبَرَ وَكَانَ مِنَ ٱلْكَٰفِرِينَ

    veiẕ ḳulnâ lilmelâiketi-scüdû liâdeme fesecedû illâ iblîs. ebâ vestekbera vekâne mine-lkâfirîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Meleklere "Adem'e secde edin /onun karşısında saygıyla eğilin!" dipnot 1 dediğimizde hepsi hemen secde etti, İblis hariç. O direndi, büyüklendi ve kafirlerden dipnot 2 oldu. dipnot 3

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Secdenin kök anlamı eğilmedir (Müfredat). Bu sebeple Güneş, Ay, gezegenler, dünya ve yıldızlar arasında oluşan eğimler /deklinasyon ve ona bağlı olarak gölgenin uzayıp kısalması, "secde" kelimesiyle ifade edilmiştir (Nahl 16/48, Ra'd 13/15). Bazı ayetlerde sadece itaat anlamında (Hac 22/18, İnşikak 84/21), bazılarında da itaat ile birlikte fiziki eğilme anlamında kullanılır (Bakara 2/34, 58, Nisa 4/154, A'raf 7/161, Yusuf 12/4 ve 100). Nitekim namazda, vücudumuz ayaklar, eller ve dizler üzerinde yere paralelken alnı yere koymak da Allah'a itaat ederek eğilme anlamındaki secdedir (Nisa 4/102-103).
    2. metne dön, dipnot 2
      Allah'ın imtihan için yarattığı varlıklar, insanlar ve cinlerdir (Zariyat 51/56). Melekler, cinlerin Allah tarafından görevlendirilmiş olanlarıdır. İblis de Allah'ın melek olarak görevlendirdiği cinlerdendir. Secde emri meleklere verildiği için İblis melek olmasaydı secdeden sorumlu tutulamazdı. Secde etmemesinin sebebi kendini büyük görüp direnmesidir. Bu suçu hangi melek işlese aynı duruma düşer (Nisa 4/172-173). "Kafirlerden oldu" sözü, İblis'ten önce de kafir olanların varlığını gösterir.
    3. metne dön, dipnot 3

    Ayet detayı — Bakara suresi, 34. ayet

  6. Bakara suresi, 35. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 35. ayet. وَقُلْنَا يَٰٓـَٔادَمُ ٱسْكُنْ أَنتَ وَزَوْجُكَ ٱلْجَنَّةَ وَكُلَا مِنْهَا رَغَدًا حَيْثُ شِئْتُمَا وَلَا تَقْرَبَا هَٰذِهِ ٱلشَّجَرَةَ فَتَكُونَا مِنَ ٱلظَّٰلِمِينَ

    veḳulnâ yâ âdemü-skün ente vezevcüke-lcennete vekülâ minhâ ragaden ḥayŝü şi'tümâ. velâ taḳrabâ hâẕihi-şşecerate fetekûnâ mine-żżâlimîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Dedik ki: "Adem! Sen ve eşin şu bahçeye dipnot 1 yerleşin. İstediğiniz yerden bol bol yiyin; ama şu ağaca yaklaşmayın, yoksa yanlış yapanlardan dipnot 2 olursunuz." dipnot 3

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Adem ve eşinin yerleştirildiği cennet, bir bahçedir. Arapçada gövdeli bitkilerle örtülü yere 'cennet' denir (Müfredat, Bakara 2/266). İnsanlar dünyada yaratılır, orada yaşar ve ölürler. Tekrar dirilme de orada olacağından bu bahçe, dünyadadır. (Bakara 2/30, A'raf 7/25). Arapçada insanın gece kalabileceği yere beyt denir (Müfredat). İnsanlar için kurulan ilk beyt, hac ibadetinin yapıldığı Arafat, Müzdelife, Mina, Kabe, Safa ve Merve'yi içine alan Bekke'dedir (Al-i İmran 3/96-97). Arafat vakfesini tamamlayan hacılar Meş'ar-i Haram'a /Müzdelife'ye doğru sel gibi akarlar (Bakara 2/198) Müzdelife ile başlayıp Ka'be'ye kadar uzanan bölge, ekin bitmeyen bir vadidir (İbrahim 14/37) Bu sebeple Adem ve eşinin yerleştirildiği cennet yani bahçe Arafat dışında bir yer olamaz. Hacca gidenlerin tamamını barındıracak büyüklükteki Arafat, bugün de bir bahçe konumundadır.
    2. metne dön, dipnot 2
      Arapçada "zulm (ظلم)" kelimesi, "Bir şeyi, olması gerekenden farklı bir yere koymak" anlamındadır (Lisan'ul Arab). Kur'an'da, işlenen büyük - küçük günahları (Bakara 2/254, Fatır 35/32) ve haksızlığı ifade etmek için kullanılmıştır. Bu kelime Türkçede: "Adalete aykırı davranma, hak edene hakkını vermeme, haksızlık, adaletsizlik" anlamında kullanılır (Kubbealtı Lugatı). Bu anlam farkından dolayı kelime tarafımızdan, "zulüm" değil, bağlamına göre "yanlış yapmak" veya "haksızlık etmek" şeklinde tercüme edilmiştir.
    3. metne dön, dipnot 3

    Ayet detayı — Bakara suresi, 35. ayet

  7. Bakara suresi, 36. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 36. ayet. فَأَزَلَّهُمَا ٱلشَّيْطَٰنُ عَنْهَا فَأَخْرَجَهُمَا مِمَّا كَانَا فِيهِ وَقُلْنَا ٱهْبِطُوا۟ بَعْضُكُمْ لِبَعْضٍ عَدُوٌّ وَلَكُمْ فِى ٱلْأَرْضِ مُسْتَقَرٌّ وَمَتَٰعٌ إِلَىٰ حِينٍ

    feezellehüme-şşeyṭânü `anhâ feaḫracehümâ mimmâ kânâ fîh. veḳulne-hbiṭû ba`ḍuküm liba`ḍin `adüvv. veleküm fi-l'arḍi müsteḳarruv vemetâ`un ilâ ḥîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Sonra o şeytan, dipnot 1 o ağaç yüzünden ikisinin de ayaklarını kaydırdı ve onları bulundukları yerden çıkardı. dipnot 2 (Üçüne birden) şöyle dedik: "Biriniz diğerine düşman olarak oradan inin! dipnot 3 Sizin için bu topraklarda yerleşecek yer ve bir süreye kadar geçiminizi sağlayacak şeyler de bulunacaktır." dipnot 4

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İblis, Allah'ın emrine uymamakta ısrar edince 'şeytan' olarak nitelendi. Çünkü şeytan, doğru yoldan uzaklaşan ve başkalarını da oradan uzaklaştırmaya çalışan insana ve cine denir (En'am 6/112, Nas 114/1-6).
    2. metne dön, dipnot 2
    3. metne dön, dipnot 3
      Düşman anlamı verdiğimiz kelimenin kökü olan adv (عدو), haddini aşmak ve uyumsuzluk anlamındadır (Müfredat). Ayetteki "inin (اهْبِطُواْ) emri çoğuldur. Arapçada çoğul en az üçü ifade ettiğinden buradaki üçüncü varlık İblis'tir. O, insana muhaliftir. Muhalefet eşler ve çocuklar arasında da olur (A'raf 7/24, Taha 20/123, Teğabun 64/14).
    4. metne dön, dipnot 4
      İnsan bu dünyada yaratılmıştır. Burada yaşayacak, burada ölecek ve yeniden burada dirilecektir (A'raf 7/25, Taha 20/55, Nuh 71/17-18, Mürselat 77/25-26). Meleklerin görev yaptıkları yer, birinci kat semadadır (Saffat 37/6-10). İblis secde etmeyince oradan uzaklaştırılmış (A'raf 7/13) ve cin şeytanlarının tamamının birinci kat semaya çıkışları yasaklanmıştır (Mülk 67/5). Şeytan olmayan cinler birinci kat semaya çıkabilmektedir (Cin 72/8-11).

    Ayet detayı — Bakara suresi, 36. ayet

  8. Bakara suresi, 37. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 37. ayet. فَتَلَقَّىٰٓ ءَادَمُ مِن رَّبِّهِۦ كَلِمَٰتٍ فَتَابَ عَلَيْهِ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلتَّوَّابُ ٱلرَّحِيمُ

    feteleḳḳâ âdemü mir rabbihî kelimâtin fetâbe `aleyh. innehû hüve-ttevvâbü-rraḥîm.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 37. ayet

  9. Bakara suresi, 38. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 38. ayet. قُلْنَا ٱهْبِطُوا۟ مِنْهَا جَمِيعًا فَإِمَّا يَأْتِيَنَّكُم مِّنِّى هُدًى فَمَن تَبِعَ هُدَاىَ فَلَا خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلَا هُمْ يَحْزَنُونَ

    ḳulne-hbiṭû minhâ cemî`â. feimmâ ye'tiyenneküm minnî hüden femen tebi`a hüdâye felâ ḫavfün `aleyhim velâ hüm yaḥzenûn.

    Süleymaniye Vakfı

    (O üçüne) şunu da söyledik: "Oradan hep birlikte inin! Tarafımdan size bir rehber (kitap) gelir de rehberime kim uyarsa onların üzerinde ne bir korku olur ne de üzülürler. dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayete göre Adem o zaman nebi değildi. Allah onu seçip nebi yapınca (Al-i İmran 3/33) bir rehber verdi (Taha 20/122). Rehber anlamına gelen "hüda" kelimesi, bu surenin ikinci ayetinde Allah'ın kitabının ana özelliği sayıldığından bu ayetteki rehber, Adem'e verilen kitaptır. O kitap, cinlerden olan İblis'i de bağlar. Çünkü cinler de insanlar gibi imtihan için yaratılmış (Zariyat 51/55-56) ve Allah'ın kitabından sorumlu tutulmuşlardır (Ahkaf 46/29-32). İblis, son insan ölünceye kadar yaşama garantisi aldığından (A'raf 7/14-15) tövbe /dönüş için vaktinin olduğunu düşünüyor olabilir; ama o saat, hiç beklemediği bir anda gelecektir (A'raf 7/187, Nahl 16/77, Zuhruf 43/66). Cehennem ile ilgili ayetlerde İblis ifadesi geçmez, sadece İblis'in ordusunun yani takipçilerinin oraya atılacağı ifade edilir (Şuara 26/91-95). Ama kafir olarak ölen Firavun'un, ordusuyla beraber cehenneme atılacağı, açıkça bildirilmiştir (Kasas 28/36-42). Şeytanlar, takipçileri ile birlikte cehenneme gireceklerdir (Meryem 19/68).İblis davasından dönmezse o da oraya girecektir (Sad 38/84-85) Şeytan, insandan da cinden de olur (En'am 6/112, Nas 114/1-6) Bütün bunlar, tevbe kapısının, diğer şeytanlar gibi İblis'e de açık olduğunu gösterir (Nisa 4/17-18). Çünkü Allah, ahirette herkese yaptığının karşılığını verecek ve hiçbir kuluna haksızlık etmeyecektir (Fussilet 41/46).

    Ayet detayı — Bakara suresi, 38. ayet

  10. Bakara suresi, 39. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 39. ayet. وَٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ وَكَذَّبُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَآ أُو۟لَٰٓئِكَ أَصْحَٰبُ ٱلنَّارِ هُمْ فِيهَا خَٰلِدُونَ

    velleẕîne keferû vekeẕẕebû biâyâtinâ ülâike aṣḥâbü-nnâr. hüm fîhâ ḫâlidûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Ayetlerimizi görmezlikte direnen dipnot 1 ve onlar karşısında yalana sarılanlar dipnot 2 olursa işte onlar o ateşin /cehennemin dipnot 3 ahalisidir. Onlar orada ölümsüz olarak kalacaklardır." dipnot 4

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Küfür, bir şeyi başka bir şey ile örtmektir (Müfredat). Kafirler kendilerine tebliğ edilen ayetlerin, Allah'a ait olduğunu ve doğruları gösterdiğini anlayıp kavradıktan sonra menfaatlerine ters düştüğü için inançlarının üstünü örtüp inanmadıklarını söyleyerek yalana sarılırlar (Al-i İmran 3/86, Neml 27/14). Kur'an'da kafirin ilk örneği İblis'tir (Bakara 2/34). Allah ona, Adem'e secde etmesini emrettiği halde etmemiş, "Sana emrettiğimde secde etmemene yol açan engel neydi?" diye sorduğunda da "Ben ondan daha değerliyim. Beni ateşten yarattın ama onu balçıktan yarattın." (A'raf 7/12) diyerek, sanki Allah ona, neden yaratıldığını sormuş gibi farklı bir cevapla, kendine verilen emrin üstünü örtmüş ve davranışında ısrarcı olmuştu. Bu sebeple kafirlik kelimesini en iyi karşılayan ifade "görmemekte direnmek"tir. Adem ve eşi ise Allah'ın emrini görmezden gelerek yasak ağaçtan yemişlerdi ama onlar, İblis gibi, Allah'ın emrini görmezlikte direnmeyip yaptıkları yanlışı kabul ettikleri için kafir değil günahkar sayılmışlardır.
    2. metne dön, dipnot 2
      Kezzebe (كذّب) fiili bazı ayetlerde geçişsiz /lazım, bazılarında geçişli /müteaddi, bazılarında da ba (ب) harf-i cerri ile geçişli kılınmıştır. Doğrudan geçişli olduğu yerlerde "yalanlama" harf-i cerr ile geçişli olanlarda "bir şey karşısında yalan söyleme" ve geçişsiz olanlarda da "çok yalan söyleme" anlamındadır.
    3. metne dön, dipnot 3
    4. metne dön, dipnot 4

    Ayet detayı — Bakara suresi, 39. ayet

İsrâiloğullarına çağrı: verdiğiniz sözü tutun 40–46

  1. Bakara suresi, 40. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 40. ayet. يَٰبَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ ٱذْكُرُوا۟ نِعْمَتِىَ ٱلَّتِىٓ أَنْعَمْتُ عَلَيْكُمْ وَأَوْفُوا۟ بِعَهْدِىٓ أُوفِ بِعَهْدِكُمْ وَإِيَّٰىَ فَٱرْهَبُونِ

    yâ benî isrâîle-ẕkürû ni`metiye-lletî en`amtü `aleyküm veevfû bi`ahdî ûfi bi`ahdiküm veiyyâye ferhebûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Ey İsrailoğulları! dipnot 1 Size verdiğim nimeti dipnot 2 hatırlayın! Bana verdiğiniz sözü yerine getirin dipnot 3 ki ben de size verdiğim sözü yerine getireyim. dipnot 4 Yalnız benden korkun.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İsrail, Yakup aleyhisselamın lakabıdır (Meryem 19/49-58). İsrailoğulları, Yakup aleyhisselamın soyundan gelenlerdir. Onun babası İshak, dedesi İbrahim aleyhisselam idi (Bakara 2/133, Hud 11/71).
    2. metne dön, dipnot 2
      Allah Teala 'nın İsrailoğullarına yaptığı iyilik ve ikram, Yakup aleyhisselamdan Muhammed aleyhisselama kadar onların içinden nebiler çıkarmasıdır (Bakara 2/136, Maide 5/20). Yakup'un oğlu Yusuf aleyhisselam, köle olarak Mısır'a getirilip bir vezire satıldı. Vezirin eşinin ve daha birçok kadının birlikte olma isteğini kabul etmeyip hapsi tercih etti (Yusuf 12/20-33). Daha sonra hapisten çıkarıldı ve Mısır hazinelerinin başına geçirildi (Yusuf 12/55). Artık Mısır onun vatanıydı (Yusuf 12/56). Babası Yakup aleyhisselam, annesi ve 11 erkek kardeşi gelip oraya yerleştiler (Yusuf 12/99-100). Allah onu, Mısır'a elçi yaptı (Mümin 40/34). Aradan yıllar geçti, nüfusları arttı. Mısır krallarının sonuncusu olan Firavun, İsrailoğullarına zulmetmeye başladı. Allah onları Firavun'un zulmünden kurtarmak için İsrailoğullarından Musa aleyhisselamı ve Harun aleyhisselamı Mısır'a elçi /resul olarak gönderdi (Kasas 28/3-6). İsrail oğullarından gelen en son elçi İsa aleyhisselamdır (Saf 61/6). Muhammed aleyhisselam ise İsmail aleyhisselam soyundandır. Bütün dünyaya gönderilen son elçinin Muhammed aleyhisselam olduğunu İsrailoğulları bilir (
      Tesniye 18:18 — Eski Ahit, Yasa'nın Tekrarı; alıntıyı aç

      Eski Ahit · Yasa'nın Tekrarı 18:18

      ‹Onlara kardeşleri arasından senin gibi bir peygamber çıkaracağım. Sözlerimi onun ağzından işiteceksiniz. Kendisine buyurduklarımın tümünü onlara bildirecek.

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      ,19,
      Mezmurlar 118:22-26 — Eski Ahit, Mezmurlar; alıntıyı aç

      Eski Ahit · Mezmurlar 118:22

      Yapıcıların reddettiği taş, 2 Köşenin baş taşı oldu.

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      ) ama bu nebi onların soyundan olmadığı için kabul etmek istemezler (Bakara 2/89-92).
    3. metne dön, dipnot 3
      İsrailoğullarının Allah'a verdikleri söz, kendi kitaplarını tasdik eden yeni kitaba yani Kur'an'a ve onu getiren nebiye yani Muhammed aleyhisselama inanma sözüdür (Al-i İmran 3/81,84; A'raf 7/157).
    4. metne dön, dipnot 4
      Allah, İsrailoğullarına dünya hakimiyetini vaat etmiş (Enbiya 21/105) ve Tevrat'ta şöyle demiştir: "Bugün sana emretmekte olduğum Tanrın Rabbin bütün emirlerini tutup yapmak için, O'nun sözünü iyice dinlersen, Tanrın Rab dünyanın bütün milletlerine seni üstün kılacaktır." (Yasa'nın Tekrarı 28:1). Muhammed aleyhisselamın nebi olarak görevlendirilmesinin sebeplerinden biri, bu hakimiyetin gerçekleşmesidir (Tevbe 9/33). İsrailoğulları Kur'an'a iman etmedikçe bu hakimiyetten yararlanamayacakları gibi (A'raf 7/156-157) Tevrat'ın şu vaadinin muhatabı da olacaklardır: "Fakat vaki olacak ki bugün sana emretmekte olduğum Tanrın Rabbin bütün emirlerini ve kanunlarını tutup yapmak üzere onun sözünü dinlemezsen, bütün şu lanetler senin üzerine gelecekler ve sana erişeceklerdir. Şehirde lanetli olacaksın ve kırda lanetli olacaksın." (Yasa'nın Tekrarı 28:15-16).

    Ayet detayı — Bakara suresi, 40. ayet

  2. Bakara suresi, 41. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 41. ayet. وَءَامِنُوا۟ بِمَآ أَنزَلْتُ مُصَدِّقًا لِّمَا مَعَكُمْ وَلَا تَكُونُوٓا۟ أَوَّلَ كَافِرٍۭ بِهِۦ وَلَا تَشْتَرُوا۟ بِـَٔايَٰتِى ثَمَنًا قَلِيلًا وَإِيَّٰىَ فَٱتَّقُونِ

    veâminû bimâ enzeltü müṣaddiḳal limâ me`aküm velâ tekûnû evvele kâfirim bih. velâ teşterû biâyâtî ŝemenen ḳalîlâ. veiyyâye fetteḳûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Yanınızda olanı (Tevrat'ı) dipnot 1 tasdik edici özellikte indirdiğime (Kur'an'a) inanıp güvenin. dipnot 2 Onu ilk görmezlik eden siz olmayın! Ayetlerimi geçici dipnot 3 bir çıkara karşılık satmayın! dipnot 4 Bana karşı yanlış yapmaktan sakının!

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Tevrat'taki ifade şöyledir: "Onlara kardeşleri (İsmailoğulları) arasından senin gibi bir peygamber çıkaracağım. Sözlerimi onun ağzından işiteceksiniz. Kendisine buyurduklarımın tümünü onlara bildirecek. Adımla konuşan bu peygamberin ilettiği sözleri dinlemeyeni ben cezalandıracağım." (
      Tesniye 18:18 — Eski Ahit, Yasa'nın Tekrarı; alıntıyı aç

      Eski Ahit · Yasa'nın Tekrarı 18:18

      ‹Onlara kardeşleri arasından senin gibi bir peygamber çıkaracağım. Sözlerimi onun ağzından işiteceksiniz. Kendisine buyurduklarımın tümünü onlara bildirecek.

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      ,19).
    2. metne dön, dipnot 2
      Kur'an, önceki kitapları tasdik etmeseydi onlara inananların Kur'an'a inanmaları gerekmezdi (Al-i İmran 3/81-82).
    3. metne dön, dipnot 3
      Kalil (قليل), bir şeyin az olduğu veya kalıcı olmadığı anlamına gelir (Mekayis).
    4. metne dön, dipnot 4

    Ayet detayı — Bakara suresi, 41. ayet

  3. Bakara suresi, 42. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 42. ayet. وَلَا تَلْبِسُوا۟ ٱلْحَقَّ بِٱلْبَٰطِلِ وَتَكْتُمُوا۟ ٱلْحَقَّ وَأَنتُمْ تَعْلَمُونَ

    velâ telbisü-lḥaḳḳa bilbâṭili vetektümü-lḥaḳḳa veentüm ta`lemûn.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 42. ayet

  4. Bakara suresi, 43. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 43. ayet. وَأَقِيمُوا۟ ٱلصَّلَوٰةَ وَءَاتُوا۟ ٱلزَّكَوٰةَ وَٱرْكَعُوا۟ مَعَ ٱلرَّٰكِعِينَ

    veeḳîmu-ṣṣalâte veâtü-zzekâte verke`û me`a-rrâki`în.

    Süleymaniye Vakfı

    Namazı düzgün ve sürekli kılın, dipnot 1 zekatı verin; dipnot 2 rüku edenlerle birlikte rüku edin! dipnot 3

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Adem aleyhisselamdan Muhammed aleyhisselama kadar bütün nebiler namazı ve zekatı emretmişlerdir (Beyyine 98/5). Namazı kılıp zekatı vermek, nebilerin yolunda olmanın olmazsa olmaz göstergesidir. İsrailoğullarından da bu konuda söz alınmıştır (Bakara 2/83, Maide 5/12).
    2. metne dön, dipnot 2
      Zekat kelimesi, "gelişme" anlamına gelen z-k-v (زكو) kökünden türemiştir. Zekat, muhtaç kesimin ve kamunun (Tevbe 9/60) ihtiyacını giderip mal ve hizmet dolaşımının önündeki engelleri kaldırarak ekonomiyi geliştirir.
    3. metne dön, dipnot 3
      Bu ifade, namazı cemaatle kılmanın önemini gösterir.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 43. ayet

  5. Bakara suresi, 44. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 44. ayet. أَتَأْمُرُونَ ٱلنَّاسَ بِٱلْبِرِّ وَتَنسَوْنَ أَنفُسَكُمْ وَأَنتُمْ تَتْلُونَ ٱلْكِتَٰبَ أَفَلَا تَعْقِلُونَ

    ete'mürûne-nnâse bilbirri vetensevne enfüseküm veentüm tetlûne-lkitâb. efelâ ta`ḳilûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Kitabı /Tevrat'ı bağlantılarıyla dipnot 1 birlikte okuduğunuz halde, insanlara erdemli olmayı emredip kendinizi unutuyorsunuz, öyle mi? Hiç aklınızı kullanmaz mısınız?

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Tilavet kelimesinin kökü olan t-l-v (تلو) "birden çok şeyin, aralarına kendi cinslerinden olmayan bir şeyin karışmayacağı şekilde peş peşe sıralanması" anlamındadır (Müfredat). Buna göre tilavet, birbiriyle bağlantılı ayetleri birlikte okumaktır.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 44. ayet

  6. Bakara suresi, 45. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 45. ayet. وَٱسْتَعِينُوا۟ بِٱلصَّبْرِ وَٱلصَّلَوٰةِ وَإِنَّهَا لَكَبِيرَةٌ إِلَّا عَلَى ٱلْخَٰشِعِينَ

    veste`înû biṣṣabri veṣṣalâh. veinnehâ lekebîratün illâ `ale-lḫâşi`în.

    Süleymaniye Vakfı

    Sabırla dipnot 1 /duruşunuzu bozmadan ve görevlerinizi aksatmadan dipnot 2 (Allah'tan) yardım isteyin. dipnot 3 Bu, (Allah'a) saygılı olanlardan başkasına gerçekten ağır gelir.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Sabır, aklın ve dinin gerektirdiği şekilde kendine hakim olmaktır (Müfredat). Bu şekilde davranan kişi, önüne çıkan engelleri aşarak yoluna devam eder. Dilimizde bunu en iyi ifade eden söz, "duruşunu bozmamak"tır.
    2. metne dön, dipnot 2
      Ayette geçen es-salat (ٱلصَّلَوٰةِ)'ın kök anlamı, bir şeyi bırakmamak ve sürekli arkasında olmaktır (Lisan'ul-Arab). Allah'ın yardımını hak edebilmek için sabırlı olunması ve başta namaz olmak üzere bütün görevlerin yerine getirilmesi gerekir (Bakara 2/155-157).
    3. metne dön, dipnot 3
      İsrailoğullarına verilen bu emrin aynısı tüm inananlar için de verilmiştir (Bakara 2/153).

    Ayet detayı — Bakara suresi, 45. ayet

  7. Bakara suresi, 46. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 46. ayet. ٱلَّذِينَ يَظُنُّونَ أَنَّهُم مُّلَٰقُوا۟ رَبِّهِمْ وَأَنَّهُمْ إِلَيْهِ رَٰجِعُونَ

    elleẕîne yeżunnûne ennehüm mülâḳû rabbihim veennehüm ileyhi râci`ûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Saygılı olanlar, Rableriyle yüzleşeceklerini ve onun huzuruna varacaklarını anlayanlardır. dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ehlikitap yani kitaplarında uzman olanlar içinde doğru inanca sahip kişiler bugün de vardır (Al-i İmran 3/113-115, 199).

    Ayet detayı — Bakara suresi, 46. ayet

Hatırlatılan nimetler: denizin yarılması, buzağı, Kitap 47–53

  1. Bakara suresi, 47. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 47. ayet. يَٰبَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ ٱذْكُرُوا۟ نِعْمَتِىَ ٱلَّتِىٓ أَنْعَمْتُ عَلَيْكُمْ وَأَنِّى فَضَّلْتُكُمْ عَلَى ٱلْعَٰلَمِينَ

    yâ benî isrâîle-ẕkürû ni`metiye-lletî en`amtü `aleyküm veennî feḍḍaltüküm `ale-l`âlemîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Ey İsrailoğulları! Size verdiğim nimetleri ve sizi çağdaşlarınıza üstün kıldığımı dipnot 1 hatırlayın! dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İsrailoğulları, içlerinden Allah'ın en çok nebi çıkardığı toplumdur. Bu da Allah'ın onlara büyük bir nimetidir (Maide 5/20). Kendilerine gönderilen nebinin yolundan giden her ümmet, yaşadığı dönemin en üstün toplumu olur (Al-i İmran 3/139).
    2. metne dön, dipnot 2

    Ayet detayı — Bakara suresi, 47. ayet

  2. Bakara suresi, 48. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 48. ayet. وَٱتَّقُوا۟ يَوْمًا لَّا تَجْزِى نَفْسٌ عَن نَّفْسٍ شَيْـًٔا وَلَا يُقْبَلُ مِنْهَا شَفَٰعَةٌ وَلَا يُؤْخَذُ مِنْهَا عَدْلٌ وَلَا هُمْ يُنصَرُونَ

    vetteḳû yevmel lâ teczî nefsün `an nefsin şey'ev velâ yuḳbelü minhâ şefâ`atüv velâ yü'ḫaẕü minhâ `adlüv velâ hüm yünṣarûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Kimsenin kimseden bir şeyi savamayacağı, dipnot 1 kimsenin şefaatinin dipnot 2 kabul edilmeyeceği, kimseden (kurtuluşu için) bir bedel alınmayacağı dipnot 3 ve hiç kimseye yardım edilmeyeceği dipnot 4 bir gün konusunda yanlış yapmaktan sakının!

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
    2. metne dön, dipnot 2
      Şefaat, birine yardımcı olmak veya birinden bir şey istemek için onunla bir araya gelmektir. Daha çok saygın ve üst derecede olan birinin alt derecede olan birini yanına alması anlamında kullanılır. İyi veya kötü bir işte bir başkasıyla yardımlaşmak da şefaat sayılır (Müfredat). Dünyada insanlar birbirlerine şefaat edebilir yani yardım edip destek olabilirler (Nisa 4/85). Ama mahşer günü kimse kimseye şefaat edemez (Bakara 2/123, 255, En'am 6/51, Secde 32/4, İnfitar 82/17-19).
    3. metne dön, dipnot 3
    4. metne dön, dipnot 4

    Ayet detayı — Bakara suresi, 48. ayet

  3. Bakara suresi, 49. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 49. ayet. وَإِذْ نَجَّيْنَٰكُم مِّنْ ءَالِ فِرْعَوْنَ يَسُومُونَكُمْ سُوٓءَ ٱلْعَذَابِ يُذَبِّحُونَ أَبْنَآءَكُمْ وَيَسْتَحْيُونَ نِسَآءَكُمْ وَفِى ذَٰلِكُم بَلَآءٌ مِّن رَّبِّكُمْ عَظِيمٌ

    veiẕ necceynâküm min âli fir`avne yesûmûneküm sûe-l`aẕâbi yüẕebbiḥûne ebnâeküm veyestaḥyûne nisâeküm. vefî ẕâliküm belâüm mir rabbiküm `ażîm.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 49. ayet

  4. Bakara suresi, 50. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 50. ayet. وَإِذْ فَرَقْنَا بِكُمُ ٱلْبَحْرَ فَأَنجَيْنَٰكُمْ وَأَغْرَقْنَآ ءَالَ فِرْعَوْنَ وَأَنتُمْ تَنظُرُونَ

    veiẕ feraḳnâ bikümü-lbaḥra feenceynâküm veagraḳnâ âle fir`avne veentüm tenżurûn.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 50. ayet

  5. Bakara suresi, 51. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 51. ayet. وَإِذْ وَٰعَدْنَا مُوسَىٰٓ أَرْبَعِينَ لَيْلَةً ثُمَّ ٱتَّخَذْتُمُ ٱلْعِجْلَ مِنۢ بَعْدِهِۦ وَأَنتُمْ ظَٰلِمُونَ

    veiẕ vâ`adnâ mûsâ erbe`îne leyleten ŝümme-tteḫaẕtümü-l`icle mim ba`dihî veentüm żâlimûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Biz Musa ile kırk geceliğine sözleşmiştik. dipnot 1 Siz ise onun arkasından hemen dipnot 2 yanlışlara dalarak boğayı dipnot 3 ilah edinmiştiniz. dipnot 4

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
    2. metne dön, dipnot 2
      "Hemen" anlamı verdiğimiz kelime sümme (ثمَ) edatıdır. Bu edat, sıralama veya öncelik-sonralık kastedilmeksizin mutlak beraberliği de ifade eder (Mu'cemu'l-Lugati'l-Arabiyyeti'l-Muasıra, Ahmed Muhtar Ömer, Alem-ül Kütüb, 2008, c. 1, s. 328).
    3. metne dön, dipnot 3
      Firavun hanedanı suda boğulunca onların bütün serveti İsrailoğullarına kaldı (Şuara 26/57-59, Duhan 44/25-28) Mısır'da tapılan en önemli ilahlardan biri, Apis adı verilen bir boğa idi. Boğa sevgisi İsrailoğullarının içlerine öylesine işlemişti ki Musa aleyhisselamın Tur'a gitmesini fırsat bildiler ve ellerindeki altınlardan bir Apis heykeli yapıp tapmaya başladılar (Taha 20/83-98). Tevrat'ta şu ifadeler vardır: "Mısır'da bildirin, Migdol'da duyurun, Nof'ta, Tahpanhes'te duyurun: "Yerini al, hazırlan, çünkü çevrendekileri yiyip bitiriyor kılıç! İlahın Apis neden kaçtı? Boğan neden ayakta kalamadı? Çünkü Rab onu yere serdi." (
      Yeremya 46:14 — Eski Ahit, Yeremya; alıntıyı aç

      Eski Ahit · Yeremya 46:14

      “Mısırda bildirin, 2 Migdolda duyurun, 2 Nofta, Tahpanheste duyurun: 2 ‹Yerini al, hazırlan, 2 Çünkü çevrendekileri yiyip bitiriyor kılıç!›

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      )
    4. metne dön, dipnot 4
      İttehaze (اتخذ) fiili iki mef'ul alabilir. Kur'an'da açıkça "ilah edinme" şeklinde geçtiği yerlerin aksine, buzağı geçen hiçbir ayette ikinci mef'ul açık gelmemiştir. Bunun amacı, altından bir boğa heykeli yapmanın ve onu ilah edinmenin Tevrat'a göre ayrı ayrı yasakların ihlali (Çıkış 20:4,5,23) olduğunun vurgulanması olabilir.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 51. ayet

  6. Bakara suresi, 52. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 52. ayet. ثُمَّ عَفَوْنَا عَنكُم مِّنۢ بَعْدِ ذَٰلِكَ لَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ

    ŝümme `afevnâ `anküm mim ba`di ẕâlike le`alleküm teşkürûn.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 52. ayet

  7. Bakara suresi, 53. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 53. ayet. وَإِذْ ءَاتَيْنَا مُوسَى ٱلْكِتَٰبَ وَٱلْفُرْقَانَ لَعَلَّكُمْ تَهْتَدُونَ

    veiẕ âteynâ mûse-lkitâbe velfürḳâne le`alleküm tehtedûn.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 53. ayet

Tövbe, Allah'ı görme isteği, gölge ve kudret helvası 54–59

  1. Bakara suresi, 54. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 54. ayet. وَإِذْ قَالَ مُوسَىٰ لِقَوْمِهِۦ يَٰقَوْمِ إِنَّكُمْ ظَلَمْتُمْ أَنفُسَكُم بِٱتِّخَاذِكُمُ ٱلْعِجْلَ فَتُوبُوٓا۟ إِلَىٰ بَارِئِكُمْ فَٱقْتُلُوٓا۟ أَنفُسَكُمْ ذَٰلِكُمْ خَيْرٌ لَّكُمْ عِندَ بَارِئِكُمْ فَتَابَ عَلَيْكُمْ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلتَّوَّابُ ٱلرَّحِيمُ

    veiẕ ḳâle mûsâ liḳavmihî yâ ḳavmi inneküm żalemtüm enfüseküm bittiḫâẕikümü-l`icle fetûbû ilâ bâriiküm faḳtülû enfüseküm. ẕâliküm ḫayrul leküm `inde bâriiküm. fetâbe `aleyküm. innehû hüve-ttevvâbü-rraḥîm.

    Süleymaniye Vakfı

    Musa halkına şöyle demişti: "Ey halkım! Boğayı ilah edinmekle kendinize karşı yanlış yaptınız. Bu yüzden her birinizi farklı özelliklerde yaratana /Allah'a dipnot 1 tövbe edin /dönüş yapın da nefislerinizi öldürün. dipnot 2 Her birinizi farklı özelliklerde yaratanın katında iyi olan budur." (Bunun üzerine tövbe etmiştiniz) Allah da tövbenizi kabul etmişti. dipnot 3 Çünkü tövbeleri çokça kabul eden, ikramı bol olan odur."

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bari' (بَارِئ) "yarattığının özünü ve şeklini farklı yaratan" demektir (Lisanu'l Arab). İnsan insana, bitki bitkiye, hayvan hayvana benzer ama hepsi birbirinden farklıdır. Allah, her şeyi farklı yarattığı için el-Bari' onun isimlerindendir (Haşr 59/24).
    2. metne dön, dipnot 2
      Kur'an'da aynı olayın anlatıldığı ilgili diğer ayetler dikkate alınarak bu ayette geçen "nefisleri öldürmek" ifadesine gerçek değil mecaz anlam verilmiştir. Boğayı ilah edinmekle kendilerini kötü duruma düşürenler tevbe ederlerse, kabul edileceği bildirilmiştir. (Bakara 2/51-54, A'raf 7/152-153). Ayrıca Kur'an'da bir başka olay sebebiyle bu suçu işleyenlere daha sonraki bir zaman diliminde tekrar hitap edilmesi ve işledikleri bu suçun hatırlatılması, onların öldürülmediklerini gösterir (Bakara 2/93). Hatta bu olayın asıl aktörü Samiri dahi öldürülmemiş, dışlanmıştır (Taha 20/95-97). "Nefisleri öldürmek" ifadesi Kur'an'da herhangi bir karineye ihtiyaç duyulmayacak açıklıkta mecaz olarak da kullanılmıştır (Nisa 4/29, 66-69).
    3. metne dön, dipnot 3

    Ayet detayı — Bakara suresi, 54. ayet

  2. Bakara suresi, 55. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 55. ayet. وَإِذْ قُلْتُمْ يَٰمُوسَىٰ لَن نُّؤْمِنَ لَكَ حَتَّىٰ نَرَى ٱللَّهَ جَهْرَةً فَأَخَذَتْكُمُ ٱلصَّٰعِقَةُ وَأَنتُمْ تَنظُرُونَ

    veiẕ ḳultüm yâ mûsâ len nü'mine leke ḥattâ nera-llâhe cehraten feeḫaẕetkümu-ṣṣâ`iḳatü veentüm tenżurûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Bir gün, "Ey Musa! Allah'ı apaçık görene kadar sana asla inanmayacağız!" demiştiniz. dipnot 1 Bunun üzerine, bakıp dururken sizi şiddetli gök gürültüsü yakalamıştı. dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Muhammed aleyhisselamdan da benzer bir talepte bulunulmuştu (İsra 17/90-92)
    2. metne dön, dipnot 2
      Sa'ika; "şiddetli gök gürültüsü" demektir. Onun etkisiyle ateş, azap veya ölüm oluşur (Müfredat). Nisa 4/153.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 55. ayet

  3. Bakara suresi, 56. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 56. ayet. ثُمَّ بَعَثْنَٰكُم مِّنۢ بَعْدِ مَوْتِكُمْ لَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ

    ŝümme be`aŝnâküm mim ba`di mevtiküm le`alleküm teşkürûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Şükredesiniz / görevlerinizi yerine getiresiniz diye ölümünüzün dipnot 1 ardından yine de sizi dirilttik.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Tevrat'a göre Allah, halkın gözü önünde dağa tecelli edip İsrailoğullarına emirlerini vermek için üç günlük arınma süresi verir ve dağın etrafına halkın geçmeyeceği bir sınır çizilmesini ister. Bundan sonrası şöyle anlatılır: "Üçüncü günün sabahı gök gürledi, şimşekler çaktı. Dağın üzerinde koyu bir bulut vardı. Derken, çok güçlü bir boru sesi duyuldu. Yerleşim yerinde herkes titremeye başladı. Musa halkın Tanrı'yla görüşmek üzere yerleşkeden çıkmasına öncülük etti. Dağın eteğinde durdular. Sina Dağı'nın her yanından duman tütüyordu. Çünkü Rab dağın üstüne ateş içinde inmişti. Dağdan ocak dumanı gibi duman çıkıyor, bütün dağ şiddetle sarsılıyordu. Boru sesi gitgide yükselince, Musa konuştu ve Tanrı gök gürlemeleriyle onu yanıtladı. Rab, Sina Dağı'nın üzerine indi, Musa'yı dağın tepesine çağırdı." (Çıkış 19:16-20). "Halk gök gürlemelerini, boru sesini duyup şimşekleri ve dağın başındaki dumanı görünce korkudan titremeye başladı. Uzakta durarak Musa'ya, "Bizimle sen konuş, dinleyelim" dediler, "Ama Tanrı konuşmasın, yoksa ölürüz". Musa, "Korkmayın!" diye karşılık verdi, "Tanrı sizi denemek için geldi; Tanrı korkusu üzerinizde olsun, günah işlemeyesiniz diye. Halk uzakta durdu, fakat Musa, Tanrı'nın bulunduğu koyu bulut kümesine yaklaştı. Rab, Musa'ya şöyle dedi: "İsrailoğullarına diyeceksin ki: 'Sizinle gökten konuştuğumu gördünüz. Altın, gümüş ilahlar yapıp onları benimle bir tutmayacaksınız..." (Çıkış 20:19-23).

    Ayet detayı — Bakara suresi, 56. ayet

  4. Bakara suresi, 57. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 57. ayet. وَظَلَّلْنَا عَلَيْكُمُ ٱلْغَمَامَ وَأَنزَلْنَا عَلَيْكُمُ ٱلْمَنَّ وَٱلسَّلْوَىٰ كُلُوا۟ مِن طَيِّبَٰتِ مَا رَزَقْنَٰكُمْ وَمَا ظَلَمُونَا وَلَٰكِن كَانُوٓا۟ أَنفُسَهُمْ يَظْلِمُونَ

    veżallelnâ `aleykümü-lgamâme veenzelnâ `aleykümü-lmenne vesselvâ. külû min ṭayyibâti mâ razaḳnâküm. vemâ żalemûnâ velâkin kânû enfüsehüm yażlimûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Bulutları üzerinize gölgelik yaptık, men /kudret helvası dipnot 1 ve selva /bıldırcın indirdik, "Verdiğimiz rızıkların temiz ve lezzetli olanlarından yiyin." dipnot 2 dedik. Yanlışı bize değil, kendilerine yapıyorlardı.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Kudret helvası" anlamı verilen "men" kelimesinin, Allah tarafından İsrailoğullarına indirilen tatlı bir yiyecek olduğu anlaşılmaktadır. Selva bıldırcın olduğu için onların, "Tek çeşit yemeğe katlanamayacağız" demeleri (Bakara 2/61) men'in ekmek gibi bir şey olmasını gerektirir. Nitekim Tevrat'ta "Menin kırağı şeklinde küçük ve yuvarlak, kişniş tohumu gibi beyaz ve ak günlük görünüşünde olduğu, lezzetinin ballı yufkaya benzediği belirtilir (Çıkış, 16/14, 31). Ayrıca Tevrat'ta şu ifadeler yer alır: "Rab Musa'ya, "Size gökten ekmek yağdıracağım" dedi, "Halk her gün gidip günlük ekmeğini toplayacak. Böylece onları sınayacağım: Benim yasama göre yaşıyorlar mı, yaşamıyorlar mı, göreceğim" (Çıkış 16/4-5). "Men kişniş tohumuna benzerdi, görünüşü de reçine gibiydi. Halk çıkıp onu toplar, değirmende öğütür ya da havanda döverdi. Çömlekte haşlayıp pide yaparlardı. Tadı zeytinyağında pişirilmiş yiyeceklere benzerdi" (Çölde
      Sayım 11/7-8 — Eski Ahit, Çölde Sayım; alıntıyı aç

      Eski Ahit · Çölde Sayım 11:7

      Man kişniş tohumuna benzerdi, görünüşü de reçine gibiydi.

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      ).
    2. metne dön, dipnot 2
      Allah onlara, bu konuda taşkınlık etmemelerini emretmişti (Taha 20/80-81). Yaptıkları taşkınlık, Tevrat'ta şu şekilde açıklanır: "RAB'bin buyruğu şudur: 'Herkes yiyeceği kadar toplasın. Çadırınızdaki her kişi için birer omer alın.'" İsrailoğulları söyleneni yaptılar. Kimi çok, kimi az topladı. Omerle ölçtüklerinde, çok toplayanın fazlası, az toplayanın da eksiği yoktu. Herkes yiyeceği kadar toplamıştı. Musa onlara, "Kimse sabaha bir parça bile bırakmasın" dedi. Ama bazıları ona aldırmayıp sabaha bıraktılar. Bıraktıkları kurtlanıp kokmaya başlayınca Musa onlara öfkelendi" (Mısır'dan Çıkış 16:16-20).

    Ayet detayı — Bakara suresi, 57. ayet

  5. Bakara suresi, 58. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 58. ayet. وَإِذْ قُلْنَا ٱدْخُلُوا۟ هَٰذِهِ ٱلْقَرْيَةَ فَكُلُوا۟ مِنْهَا حَيْثُ شِئْتُمْ رَغَدًا وَٱدْخُلُوا۟ ٱلْبَابَ سُجَّدًا وَقُولُوا۟ حِطَّةٌ نَّغْفِرْ لَكُمْ خَطَٰيَٰكُمْ وَسَنَزِيدُ ٱلْمُحْسِنِينَ

    veiẕ ḳulne-dḫulû hâẕihi-lḳaryete fekülû minhâ ḥayŝü şi'tüm ragadev vedḫulü-lbâbe süccedev veḳûlû ḥiṭṭatün nagfir leküm ḫaṭâyâküm. vesenezîdü-lmuḥsinîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Bir gün şöyle demiştik: "Şu kente girin; istediğiniz yerden bol bol yiyin. O kapıdan boyun eğerek girin dipnot 1 ve 'Günah yükümüzü kaldır!' deyin ki hatalarınızı bağışlayalım. Güzel davrananlara daha fazlasını vereceğiz." dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayetin bu bölümünün meali "secde ederek girin" şeklindedir. Arap dilinde secde, eğilme ve boyun eğmedir (Müfredat). Türkçede secde denildiğinde sadece namazda yapılan secde anlaşıldığı için "boyun eğerek girin" anlamı verilmiştir.
    2. metne dön, dipnot 2

    Ayet detayı — Bakara suresi, 58. ayet

  6. Bakara suresi, 59. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 59. ayet. فَبَدَّلَ ٱلَّذِينَ ظَلَمُوا۟ قَوْلًا غَيْرَ ٱلَّذِى قِيلَ لَهُمْ فَأَنزَلْنَا عَلَى ٱلَّذِينَ ظَلَمُوا۟ رِجْزًا مِّنَ ٱلسَّمَآءِ بِمَا كَانُوا۟ يَفْسُقُونَ

    febeddele-lleẕîne żalemû ḳavlen gayra-lleẕî ḳîle lehüm feenzelnâ `ale-lleẕîne żalemû riczem mine-ssemâi bimâ kânû yefsüḳûn.

    Süleymaniye Vakfı

    (İçlerinden) yanlış davrananlar, kendilerine söylenen sözü (verdiğimiz emri) başka bir sözle değiştirdiler. dipnot 1 Biz de yoldan çıkmalarına karşılık, yanlış davrananların üzerine gökten bir afet indirdik. dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kendilerine verilen: "Oraya girin" emrini, sanki "onlarlarla şavaşın" denilmiş gibi değiştirerek emre karşı çıkmış ve şöyle demişlerdi: : "Ey Musa! Orada çok zorba bir halk var. Onlar çıkmadıkça biz asla oraya girmeyeceğiz. Eğer onlar çıkarlarsa o zaman gireriz."(Maide 5/22) Ey Musa! Onlar orada oldukça biz asla oraya girmeyeceğiz. Sen ve Rabbin gidin, onlarla ikiniz savaşın! Biz burada oturacağız" (Maide 5/24). Burada bahsedilen olaylar, Tevrat'ın Çölde Sayım 13-14 bablarında ve Yasa'nın Tekrarı 1:20-46 pasajlarında anlatılmaktadır.
    2. metne dön, dipnot 2

    Ayet detayı — Bakara suresi, 59. ayet

Sudan ve yemekten şikâyet 60–61

  1. Bakara suresi, 60. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 60. ayet. وَإِذِ ٱسْتَسْقَىٰ مُوسَىٰ لِقَوْمِهِۦ فَقُلْنَا ٱضْرِب بِّعَصَاكَ ٱلْحَجَرَ فَٱنفَجَرَتْ مِنْهُ ٱثْنَتَا عَشْرَةَ عَيْنًا قَدْ عَلِمَ كُلُّ أُنَاسٍ مَّشْرَبَهُمْ كُلُوا۟ وَٱشْرَبُوا۟ مِن رِّزْقِ ٱللَّهِ وَلَا تَعْثَوْا۟ فِى ٱلْأَرْضِ مُفْسِدِينَ

    veiẕi-stesḳâ mûsâ liḳavmihî feḳulne-ḍrib bi`aṣâke-lḥacer. fenfecerat minhü-ŝnetâ `aşrate `aynâ. ḳad `alime küllü ünâsim meşrabehüm. külû veşrabû mir rizḳi-llâhi velâ ta`ŝev fi-l'arḍi müfsidîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Yine bir gün Musa, halkı için su talebinde bulundu. Biz de "Değneğinle şu taşa vur!" dedik. Hemen oradan on iki pınar kaynadı. Her bir bölük, su içeceği yeri öğrendi. (Onlara) "Allah'ın verdiği rızıktan yiyin, için ama bozgunculuk yaparak ortalığı birbirine katmayın." dedik. dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Ayet detayı — Bakara suresi, 60. ayet

  2. Bakara suresi, 61. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 61. ayet. وَإِذْ قُلْتُمْ يَٰمُوسَىٰ لَن نَّصْبِرَ عَلَىٰ طَعَامٍ وَٰحِدٍ فَٱدْعُ لَنَا رَبَّكَ يُخْرِجْ لَنَا مِمَّا تُنۢبِتُ ٱلْأَرْضُ مِنۢ بَقْلِهَا وَقِثَّآئِهَا وَفُومِهَا وَعَدَسِهَا وَبَصَلِهَا قَالَ أَتَسْتَبْدِلُونَ ٱلَّذِى هُوَ أَدْنَىٰ بِٱلَّذِى هُوَ خَيْرٌ ٱهْبِطُوا۟ مِصْرًا فَإِنَّ لَكُم مَّا سَأَلْتُمْ وَضُرِبَتْ عَلَيْهِمُ ٱلذِّلَّةُ وَٱلْمَسْكَنَةُ وَبَآءُو بِغَضَبٍ مِّنَ ٱللَّهِ ذَٰلِكَ بِأَنَّهُمْ كَانُوا۟ يَكْفُرُونَ بِـَٔايَٰتِ ٱللَّهِ وَيَقْتُلُونَ ٱلنَّبِيِّـۧنَ بِغَيْرِ ٱلْحَقِّ ذَٰلِكَ بِمَا عَصَوا۟ وَّكَانُوا۟ يَعْتَدُونَ

    veiẕ ḳultüm yâ mûsâ len naṣbira `alâ ṭa`âmiv vâḥidin fed`u lenâ rabbeke yuḫric lenâ mimmâ tümbitü-l'arḍu mim baḳlihâ veḳiŝŝâihâ vefûmihâ ve`adesihâ vebeṣalihâ. ḳâle etestebdilûne-lleẕî hüve ednâ billeẕî hüve ḫayr. ihbiṭû miṣran feinne leküm mâ seeltüm. veḍuribet `aleyhimü-ẕẕilletü velmeskenetü vebâû bigaḍabim mine-llâh. ẕâlike biennehüm kânû yekfürûne biâyâti-llâhi veyaḳtülûne-nnebiyyîne bigayri-lḥaḳḳ. ẕâlike bimâ `aṣav vekânû ya`tedûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Hani siz şöyle demiştiniz: "Ey Musa! Biz tek çeşit yemeğe katlanamayacağız; Rabbine bizim için dua et de bize toprak ürünlerinden sebze, hıyar, sarımsak, mercimek ve soğan bitirsin!" O da "Üstün olanı düşük seviyede olanla mı değiştirmek istiyorsunuz? dipnot 1 İnin bir şehre, istediğiniz şeyler orada var!" dedi. Onlara alçaklık damgası vuruldu, üzerlerine çaresizlik çöktü ve tekrar Allah'ın öfkesini hak ettiler. Bu ceza, Allah'ın ayetlerini görmezlikte direnmeleri ve haklı bir gerekçeye dayanmadan nebilerini dipnot 2 öldürmeleri /itibarsızlaştırmaları sebebiyledir. dipnot 3 Bu ceza, isyan etmelerine ve aşırı gitmelerine karşılıktır.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Üstün olanı düşük seviyede olanla değiştirme", Allah'tan istedikleri yiyeceklerle ilgili değildir. Öyle olsaydı, "İnin bir şehre, istediğiniz şeyler orada var!" denilmezdi. Firavun'un bütün serveti bunlara kaldığı için (Şuara 26/57-59) istedikleri her şeyi, rahatça satın alabilirlerdi. Onlar, Mısır'dan çıkıp vadedilen geniş ve verimli topraklara, süt ve bal akan ülkeye (Tevrat / Çıkış 3:8) kadar geldikten sonra yanlışları yüzünden (Bakara 2/58-59) oraya girmekten men edilmiş ve kırk yıl çölde dolaşmaya mahkum edilmişlerdi. Çölde Allah onları men ve selvayla beslediği halde bu kez de eskiden Mısır'da yedikleri ürünleri yetiştirmek istemişlerdi (Çölde
      Sayım 11:4-6 — Eski Ahit, Çölde Sayım; alıntıyı aç

      Eski Ahit · Çölde Sayım 11:4

      Derken, halkın arasındaki yabancılar başka yiyeceklere özlem duymaya başladılar. İsrailliler de yine ağlayarak, “Keşke yiyecek biraz et olsaydı!” dediler,

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      ). Onları yetiştirebilmeleri için çölün bir yerinde yerleşerek tarım yapmaları gerekirdi. Bunu yapınca, oraya bağımlı hale gelecek ve Allah'ın vaad ettiği yere gitmekten vazgeçerek düşük seviyedeki bir yeri, süt ve bal akan ülkeye tercih etmiş olacaklardı.
    2. metne dön, dipnot 2
      Nebi, kendisine kitap ve hikmet verilen kişidir (Al-i İmran 3/81-82, En'am 6/83-90). Resul (رسول), "gönderilen"dir. Bu kelime, "birine gönderilen söz" anlamına geldiği gibi o sözü tebliğ için gönderilen elçi anlamına da gelir (Müfredat). Nebi, Allah'ın ayetlerini tebliğ ile görevli olduğu için o, aynı zamanda resuldür. Bir ayet şöyledir: "Bu kitapta İsmail'i de an, o sözünde durmuştu; nebi olan resul idi." (Meryem 19/54) Nebi olmayan resuller de vardır. Onlar, inandıkları nebiye inen kitabı insanlara tebliğ eden kişilerdir. Nitekim Lut aleyhisselama iki kızı dışında inanan kimse olmadığı halde Allah onlar için şöyle demiştir: "Lut kavmi resullerini yalanladı." (Şuara 26/160) Arap dilinde çoğul, en az üçü gösterdiği için Lut aleyhisselam dışındaki resuller onun iki kızından başkası olamaz.
    3. metne dön, dipnot 3
      Her nebi resuldür ama her resul nebi değildir (Şuara 26/106,123, 141,176) Nebi olsun veya olmasın, Allah Teala , bütün resullerine yardım eder ve onları düşmanlarından korur (Maide 5/67, Yunus 10/102-103, Enbiya 21/7-9, Saffat 37/171-173). Nebilerin öldürülmesi, onların hem nebiliklerinin hem de resullüklerinin öldürülmesidir. İlgili ayetlerde geçen katl (قتل) sözünün kök anlamlarından biri izlal (اذلال) (Müfredat) yani itibarı ile oynamadır. Yahudiler, İsa aleyhisselamı öldürdüklerini söylerler. Hıristiyanlar da sistemlerini, İsa aleyhisselamın çarmıha gerilip defnedilmesinden üç gün sonra kabrinden çıkarak Celile'de 11 havarisine gö­ründüğü iddiası üzerine kurarlar (
      Matta 28/16 — Yeni Ahit, Matta; alıntıyı aç

      Yeni Ahit · Matta 28:16

      On bir öğrenci Celileye, İsanın kendilerine bildirdiği dağa gittiler.

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      –20). Halbuki İsa aleyhisselam ne öldürümüş ne de asılmıştır (Nisa 4/157-158). İncil, Allah'ın İsa aleyhisselama indirdiği kitaptır (Maide 5/46). Onun ölümünden sonrası ile ilgili sözler İncil'e ait olamaz. Bazı İncillere Yahya aleyhisselamın öldürüldüğü iddiaları da sokuşturulmuştur (
      Matta 14/3-12 — Yeni Ahit, Matta; alıntıyı aç

      Yeni Ahit · Matta 14:3

      Hirodes, kardeşi Filipusun karısı Hirodiya yüzünden Yahyayı tutuklatmış, bağlatıp zindana attırmıştı.

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      ,
      Markos 6/17-29 — Yeni Ahit, Markos; alıntıyı aç

      Yeni Ahit · Markos 6:17

      Hirodesin kendisi, kardeşi Filipusun karısı Hirodiyanın yüzünden adam gönderip Yahyayı tutuklatmış, zindana attırıp zincire vurdurmuştu. Çünkü Hirodes bu kadınla evlenince Yahya ona, “Kardeşinin…

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. Alıntı 200 karakterde kesilmiştir. tam metin

      ). Halbuki Kur'an, bu iki nebinin öldürüldüklerinden değil, öldüklerinden söz eder ve öldükleri gün tam bir güven içinde olduklarını bildirir (Meryem 19/15, 33). Nebiler gibi dürüst davranmaya davet eden insanların kişiliklerini öldürme gayretleri de eskiden olduğu gibi bugün de devam etmektedir (Al-i İmran 3/21-22). Allah onlara da, kurtarma sözü vermiştir (A'raf 7/163-166, Hud 11/116).

    Ayet detayı — Bakara suresi, 61. ayet

İnananlar, Yahudiler, Hıristiyanlar ve Sâbiîler 62

  1. Bakara suresi, 62. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 62. ayet. إِنَّ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَٱلَّذِينَ هَادُوا۟ وَٱلنَّصَٰرَىٰ وَٱلصَّٰبِـِٔينَ مَنْ ءَامَنَ بِٱللَّهِ وَٱلْيَوْمِ ٱلْـَٔاخِرِ وَعَمِلَ صَٰلِحًا فَلَهُمْ أَجْرُهُمْ عِندَ رَبِّهِمْ وَلَا خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلَا هُمْ يَحْزَنُونَ

    inne-lleẕîne âmenû velleẕîne hâdû venneṣârâ veṣṣâbi'îne men âmene billâhi velyevmi-l'âḫiri ve`amile ṣâliḥan felehüm ecruhüm `inde rabbihim. velâ ḫavfün `aleyhim velâ hüm yaḥzenûn.

    Süleymaniye Vakfı

    İnananlar ile Yahudi, dipnot 1 Hristiyan dipnot 2 ve Sabiiler dipnot 3 var ya! (Onlardan) her kim Allah'a ve ahiret gününe inanıp güvenir ve iyi işler yaparsa dipnot 4 ödülleri Rableri katındadır. Onların üzerinde ne bir korku olur ne de üzülürler. dipnot 5

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Yahudi" kavramı Davud aleyhisselamın krallığından sonra ortaya çıkmıştır. Davud aleyhisselam, Yakub aleyhisselamın oğullarından Yahuda'nın soyundan gelir. Bundan dolayı onun krallığına "Yahuda Krallığı" denmiştir. "Yahudi" kavramı başlarda "Yahuda krallığına mensup kişi" manasında kullanıyordu. Yahuda krallığı, Babil istilasında yıkılınca bu kavram İsrailoğullarının dini-etnik kimliklerini ifade için kullanılmaya başlandı. Kur'an'ın indiği dönemde de "Yahudilik" doğru veya yanlış İsrailoğullarının tüm dini geleneğini (Torah, Talmud, Midraşim vs.) ifade etmekteydi.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bir ayette, Hristiyan anlamında "Nasrani", on dört ayette de onun çoğulu olan "Nasara" kullanılır. Kelimenin, İsa aleyhisselamın yardım talebine havarilerin olumlu cevap vermeleri sebebiyle (Al-i İmran 3/52; es-Saf 61/14), "yardım etme" anlamındaki nasr kökünden (Müfredat) veya İsa'nın memleketi olan Nasıra kelimesinden türetildiği söylenir.
    3. metne dön, dipnot 3
      Sabiiler, Yahya aleyhisselamın ümmeti olmalıdır. Çünkü Allah Teala, her nebi gibi (Al-i İmran 3/81) Yahya aleyhisselama da kitap ve hikmet vermiştir (Meryem 19/12, En'am 6/84-89). Sabiilerin temel kitapları Ginza, Draşya d Yahya ve Kolasta'dır. (Şinasi Gündüz, Sabiilik, DİA)
    4. metne dön, dipnot 4
      Kur'an tebliğ edilmemişse kendi kitaplarına uymaları yeterli olur (Al-i İmran 3/81, A'raf 7/157). Ama Kur'an tebliğ edilmişse artık Kur'an'a uymak zorundadırlar Bakara 2/136-137, Al-i İmran 3/84-85, Nisa 4/161-162, Maide 5/67-68).
    5. metne dön, dipnot 5
      Maide 5/69, Hac 22/17. Kendisine bir elçinin tebliği ulaşmayan kimse, sadece bile bile şirk koşmaktan (Bakara 2/22) ve bildiği doğrulardan sorumlu tutulur.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 62. ayet

Tûr'un kaldırılması ve Cumartesi yasağı 63–66

  1. Bakara suresi, 63. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 63. ayet. وَإِذْ أَخَذْنَا مِيثَٰقَكُمْ وَرَفَعْنَا فَوْقَكُمُ ٱلطُّورَ خُذُوا۟ مَآ ءَاتَيْنَٰكُم بِقُوَّةٍ وَٱذْكُرُوا۟ مَا فِيهِ لَعَلَّكُمْ تَتَّقُونَ

    veiẕ eḫaẕnâ mîŝâḳaküm verafa`nâ fevḳakümu-ṭṭûr. ḫuẕû mâ âteynâküm biḳuvvetiv veẕkürû mâ fîhi le`alleküm tetteḳûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Birgün Tur'u /Sina Dağı'nı tepenize kaldırarak sizden kesin söz almıştık: "Size verdiğimize (Musa'nın kitabına) dipnot 1 sıkı sarılın, ondaki bilgileri aklınızda tutun; belki yanlışlardan sakınırsınız!" demiştik. dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Musa aleyhisselama indirilen kitap, Tevrat'ın bir bölümüdür. Çünkü Tevrat, Musa'dan İsa'ya kadar İsrailoğullarının nebilerine verilen kitapların toplamından ibarettir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bakara 2/93, Nisa 4/154, A'raf 7/171. Bu olay, Yahudilerin sözlü Tevrat dedikleri Talmud'un Shabbat 88a bölümünde şu şekilde anlatılır: "O kutsal varlık Sina dağını büyük bir tekne gibi onların üstüne kaldırdı ve "Tevrat'ı kabul ederseniz iyi olur yoksa burası mezarınız olur" dedi."

    Ayet detayı — Bakara suresi, 63. ayet

  2. Bakara suresi, 64. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 64. ayet. ثُمَّ تَوَلَّيْتُم مِّنۢ بَعْدِ ذَٰلِكَ فَلَوْلَا فَضْلُ ٱللَّهِ عَلَيْكُمْ وَرَحْمَتُهُۥ لَكُنتُم مِّنَ ٱلْخَٰسِرِينَ

    ŝümme tevelleytüm mim ba`di ẕâlik. felevlâ faḍlü-llâhi `aleyküm veraḥmetühû leküntüm mine-lḫâsirîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Buna rağmen daha sonra yüz çevirmiştiniz. dipnot 1 Eğer Allah'ın size lütfu ve ikramı olmasaydı kesinlikle kaybedenlerden olurdunuz.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Ayet detayı — Bakara suresi, 64. ayet

  3. Bakara suresi, 65. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 65. ayet. وَلَقَدْ عَلِمْتُمُ ٱلَّذِينَ ٱعْتَدَوْا۟ مِنكُمْ فِى ٱلسَّبْتِ فَقُلْنَا لَهُمْ كُونُوا۟ قِرَدَةً خَٰسِـِٔينَ

    veleḳad `alimtümü-lleẕîne-`tedev minküm fi-ssebti feḳulnâ lehüm kûnû ḳiradeten ḫâsiîn.

    Süleymaniye Vakfı

    İçinizden iş bırakma gününde /Şabat'ta dipnot 1 sınırı aşanları elbette bilirsiniz. Onlara "maymunlara, alçaklara dönüşün!" dipnot 2 demiştik.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Nisa 4/47, 154-155, A'raf 7/163, Nahl 16/124. Cumartesi yasağıyla ilgili Tevrat'taki hüküm şöyledir: "Tanrın Rabb'in buyruğu uyarınca Şabat (Cumartesi) Günü'nü tut ve kutsal say. Altı gün çalışacak, bütün işlerini yapacaksın. Ama yedinci gün bana, Tanrın Rabb'e Şabat Günü olarak adanmıştır. O gün sen, oğlun, kızın, erkek ve kadın kölen, öküzün, eşeğin ya da herhangi bir hayvanın, aranızdaki yabancılar dahil, hiçbir iş yapmayacaksınız. Öyle ki, senin gibi erkek ve kadın kölelerin de dinlensinler." (
      Tesniye 5:12-14 — Eski Ahit, Yasa'nın Tekrarı; alıntıyı aç

      Eski Ahit · Yasa'nın Tekrarı 5:12

      “ ‹Tanrın RABbin buyruğu uyarınca Şabat Gününü tut ve kutsal say.

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      ).
    2. metne dön, dipnot 2
      Cumartesi yasağını çiğneyenler maymunlar gibi olmuşlardı. Bu, onlara has fiziksel bir dönüşüm değil, benzer davranışları gösteren herkese uygulanan bir dışlama biçimidir (Bakara 2/65, Nisa 4/47, Maide 5/60). Ayette geçen hasiin (خاسئين) kelimesi, cemi müzekker kalıbında olduğu için maymunların değil insanların sıfatı ve kane (كان)'nin ikinci haberidir. Eğer maymunların sıfatı olsaydı, kelime hasie (خاسئة) şeklinde olurdu.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 65. ayet

  4. Bakara suresi, 66. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 66. ayet. فَجَعَلْنَٰهَا نَكَٰلًا لِّمَا بَيْنَ يَدَيْهَا وَمَا خَلْفَهَا وَمَوْعِظَةً لِّلْمُتَّقِينَ

    fece`alnâhâ nekâlel limâ beyne yedeyhâ vemâ ḫalfehâ vemev`iżatel lilmütteḳîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Bunu, o gün yaşayanlara ve arkadan gelenlere caydırıcı bir ders dipnot 1 ve yanlışlardan sakınanlara öğüt olsun diye yapmıştık.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Caydırıcı ders" anlamındaki (نَكَٰلًا) kelimesi, Naziat 79/25. ayette de geçmekte ve Firavun'un, kendi zamanında yaşayan ve sonradan gelenler için caydırıcı bir ders olduğu bildirilmektedir.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 66. ayet

Sığır kıssası ve katılaşan kalpler 67–74

  1. Bakara suresi, 67. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 67. ayet. وَإِذْ قَالَ مُوسَىٰ لِقَوْمِهِۦٓ إِنَّ ٱللَّهَ يَأْمُرُكُمْ أَن تَذْبَحُوا۟ بَقَرَةً قَالُوٓا۟ أَتَتَّخِذُنَا هُزُوًا قَالَ أَعُوذُ بِٱللَّهِ أَنْ أَكُونَ مِنَ ٱلْجَٰهِلِينَ

    veiẕ ḳâle mûsâ liḳavmihî inne-llâhe ye'müruküm en teẕbeḥû beḳarah. ḳâlû etetteḫiẕünâ hüzüvâ. ḳâle e`ûẕü billâhi en ekûne mine-lcâhilîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Bir gün Musa halkına: "Allah bir sığır kesmenizi emrediyor!" dedi dipnot 1 ."Sen bizi hafife mi alıyorsun!" dediler. O da "Cahillik eden biri dipnot 2 olmaktan Allah'a sığınırım!" dedi.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Eski Mısır'da Apis denen boğaya ve Hator (Hathor) denen ineğe tapılırdı (Ömer Faruk Harman, TEŞBİH, DİA). Apis daha değerliydi (Tevrat/
      Yeremya 46:14-15 — Eski Ahit, Yeremya; alıntıyı aç

      Eski Ahit · Yeremya 46:14

      “Mısırda bildirin, 2 Migdolda duyurun, 2 Nofta, Tahpanheste duyurun: 2 ‹Yerini al, hazırlan, 2 Çünkü çevrendekileri yiyip bitiriyor kılıç!›

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      ). Musa aleyhisselam "Allah bir sığır kesmenizi emrediyor" dediğinde bir inek kesebilirlerdi. Ama o inanç içlerine öylesine işlemişti ki (Bakara 2/93) inek bile kesmek istemezken sonunda emre uyup Apis özelliğinde bir boğa kesmek zorunda kaldılar.
    2. metne dön, dipnot 2
      Kendini bilmez diye tercüme ettiğimiz "cahil", "bilmeyen" anlamına geldiği gibi "olması gerekenin aksine davranan" (Müfredat) ve "kendine hakim olamayan (Yusuf 12/33)" anlamlarına da gelir.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 67. ayet

  2. Bakara suresi, 68. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 68. ayet. قَالُوا۟ ٱدْعُ لَنَا رَبَّكَ يُبَيِّن لَّنَا مَا هِىَ قَالَ إِنَّهُۥ يَقُولُ إِنَّهَا بَقَرَةٌ لَّا فَارِضٌ وَلَا بِكْرٌ عَوَانٌۢ بَيْنَ ذَٰلِكَ فَٱفْعَلُوا۟ مَا تُؤْمَرُونَ

    ḳâlü-d`u lenâ rabbeke yübeyyil lenâ mâ hî. ḳâle innehû yeḳûlü innehâ beḳaratül lâ fâriḍuv velâ bikr. `avânüm beyne ẕâlik. fef`alû mâ tü'merûn.

    Süleymaniye Vakfı

    "Bizim için Rabbine sor da onun nasıl bir sığır olduğunu bize açıklasın!" dediler. Dedi ki: "Rabbim, onun ne yaşlı ne körpe, ikisinin ortası bir sığır olduğunu söylüyor. Haydi, size verilen emri yerine getirin!"

    Ayet detayı — Bakara suresi, 68. ayet

  3. Bakara suresi, 69. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 69. ayet. قَالُوا۟ ٱدْعُ لَنَا رَبَّكَ يُبَيِّن لَّنَا مَا لَوْنُهَا قَالَ إِنَّهُۥ يَقُولُ إِنَّهَا بَقَرَةٌ صَفْرَآءُ فَاقِعٌ لَّوْنُهَا تَسُرُّ ٱلنَّٰظِرِينَ

    ḳâlü-d`u lenâ rabbeke yübeyyil lenâ mâ levnühâ. ḳâle innehû yeḳûlü innehâ beḳaratün ṣafrâü fâḳi`ul levnühâ tesürru-nnâżirîn.

    Süleymaniye Vakfı

    "Bizim için Rabbine sor da renginin ne olduğunu da açıklasın!" dediler. Musa dedi ki: "Rabbim onun sapsarı, parlak renkte, görenlere zevk veren bir sığır olduğunu söylüyor."

    Ayet detayı — Bakara suresi, 69. ayet

  4. Bakara suresi, 70. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 70. ayet. قَالُوا۟ ٱدْعُ لَنَا رَبَّكَ يُبَيِّن لَّنَا مَا هِىَ إِنَّ ٱلْبَقَرَ تَشَٰبَهَ عَلَيْنَا وَإِنَّآ إِن شَآءَ ٱللَّهُ لَمُهْتَدُونَ

    ḳâlü-d`u lenâ rabbeke yübeyyil lenâ mâ hiye inne-lbeḳara teşâbehe `aleynâ. veinnâ in şâe-llâhü lemühtedûn.

    Süleymaniye Vakfı

    "Bizim için Rabbine bir daha sor, onun nasıl bir şey olduğunu iyice açıklasın! Çünkü bu (özelliklerdeki) sığır bize bir şeyi çağrıştırdı. dipnot 1 Allah nasip ederse mutlaka doğruyu buluruz!" dediler.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayette "bu özelliklerdeki sığır" diye meal verilen el-bakar (ٱلْبَقَرَ) kelimesinin başındaki belirlilik takısı belli bir sığır cinsini gösterir. "Çağrıştırma" anlamı verdiğimiz kelime ise iki şey arasındaki benzerliği ifade eden "teşabüh"tür. Bu ayet, Musa aleyhisselamın yaptığı tanımlamaların onların zihninde Mısırlıların tanrısı Apis boğasını canlandırdığını ortaya koyar.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 70. ayet

  5. Bakara suresi, 71. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 71. ayet. قَالَ إِنَّهُۥ يَقُولُ إِنَّهَا بَقَرَةٌ لَّا ذَلُولٌ تُثِيرُ ٱلْأَرْضَ وَلَا تَسْقِى ٱلْحَرْثَ مُسَلَّمَةٌ لَّا شِيَةَ فِيهَا قَالُوا۟ ٱلْـَٰٔنَ جِئْتَ بِٱلْحَقِّ فَذَبَحُوهَا وَمَا كَادُوا۟ يَفْعَلُونَ

    ḳâle innehû yeḳûlü innehâ beḳaratül lâ ẕelûlün tüŝîru-l'arḍa velâ tesḳi-lḥarŝ. müsellemetül lâ şiyete fîhâ. ḳâlü-l'âne ci'te bilḥaḳḳ. feẕebeḥûhâ vemâ kâdû yef`alûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Musa dedi ki: "Rabbim şöyle diyor: 'O öyle bir sığırdır ki ne koşulup toprağı sürmüş ne de ekin sulamıştır. Salmadır, dipnot 1 alacası da yoktur." Onlar da "İşte bütün gerçeği şimdi bildirdin!" dediler ve onu kestiler. Az kalsın (emredileni) yapmayacaklardı.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bakara (بقَرةَ) , bakar (بقَر) yani sığır cinsinden bir adet hayvan demektir. Tarlayı sürebilecek özellikte olduğu halde sürmemiş, serbest bırakılmış olması onun bir boğa olduğunu gösterir. Ayetteki fiillerin müennes /dişil olması, sadece "bakara" kelimesinin lafzi müennes olmasından dolayıdır.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 71. ayet

  6. Bakara suresi, 72. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 72. ayet. وَإِذْ قَتَلْتُمْ نَفْسًا فَٱدَّٰرَْٰٔتُمْ فِيهَا وَٱللَّهُ مُخْرِجٌ مَّا كُنتُمْ تَكْتُمُونَ

    veiẕ ḳateltüm nefsen feddâra'tüm fîhâ. vellâhü muḫricüm mâ küntüm tektümûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Bir gün bir kişiyi öldürmüş, suçu birbirinize atmıştınız. Halbuki Allah gizlemiş olduğunuz şeyi ortaya çıkaracaktı.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 72. ayet

  7. Bakara suresi, 73. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 73. ayet. فَقُلْنَا ٱضْرِبُوهُ بِبَعْضِهَا كَذَٰلِكَ يُحْىِ ٱللَّهُ ٱلْمَوْتَىٰ وَيُرِيكُمْ ءَايَٰتِهِۦ لَعَلَّكُمْ تَعْقِلُونَ

    feḳulne-ḍribûhü biba`ḍihâ. keẕâlike yuḥyi-llâhü-lmevtâ veyürîküm âyâtihî le`alleküm ta`ḳilûn.

    Süleymaniye Vakfı

    "Öldürülene bedeninin (kopan) parçasını dipnot 1 yerleştirin!" dipnot 2 dedik. Allah ölülere, bu şekilde (parçalarını bütünleştirerek) can verir. dipnot 3 O size ayetlerini böyle gösteriyor. Belki aklınızı kullanırsınız /doğru bağlantılar kurarsınız.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayetin bu bölümüne meal ve tefsirlerde "sığırın bir parçasıyla ölüye vurun" şeklinde anlam verilerek "o" manasına gelen ha (هَا) zamiri daha önce geçen sığırla ilişkilendirilir. Halbuki bu ayette, öncekinden farklı bir olaydan söz edildiği için kurulan ilişki yanlıştır. Zaten Allah ahirette hiçbir ölüyü, sığırın bir parçası ile vurarak diriltmeyecektir. Buradaki zamir, öldürülen kişinin nefsini yani bedenini gösterir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Darb (ضرب)'ın kök anlamı, bir şeyi bir şeyin üstüne vurma veya sabitlemedir (Müfredat). Arapçada pek çok iş için kullanılabilen bu fiilin anlamı, vurulan veya sabitlenen şeye göre değişir (el-Ayn).
    3. metne dön, dipnot 3
      Ölüden ayrılan parçanın onun bedeniyle birleştirilmesi emredilmektedir. Yeniden dirilme, tekrar yaratılan kemiklerin bütünleştirilip onlara et giydirilmesi şeklinde olacaktır (Bakara 2/259-260, Müminun 23/14-16).

    Ayet detayı — Bakara suresi, 73. ayet

  8. Bakara suresi, 74. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 74. ayet. ثُمَّ قَسَتْ قُلُوبُكُم مِّنۢ بَعْدِ ذَٰلِكَ فَهِىَ كَٱلْحِجَارَةِ أَوْ أَشَدُّ قَسْوَةً وَإِنَّ مِنَ ٱلْحِجَارَةِ لَمَا يَتَفَجَّرُ مِنْهُ ٱلْأَنْهَٰرُ وَإِنَّ مِنْهَا لَمَا يَشَّقَّقُ فَيَخْرُجُ مِنْهُ ٱلْمَآءُ وَإِنَّ مِنْهَا لَمَا يَهْبِطُ مِنْ خَشْيَةِ ٱللَّهِ وَمَا ٱللَّهُ بِغَٰفِلٍ عَمَّا تَعْمَلُونَ

    ŝümme ḳaset ḳulûbüküm mim ba`di ẕâlike fehiye kelḥicârati ev eşeddü ḳasveh. veinne mine-lḥicârati lemâ yetefecceru minhü-l'enhâr. veinne minhâ lemâ yeşşeḳḳaḳu feyaḫrucü minhü-lmâ'. veinne minhâ lemâ yehbiṭu min ḫaşyeti-llâh. veme-llâhü bigâfilin `ammâ ta`melûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Bütün bunların ardından yine de kalpleriniz katılaştı; artık onlar taş gibi, hatta daha da katıdır. Öyle taşlar var ki içlerinden ırmaklar fışkırır. Çatlayıp içinden su çıkan hatta Allah korkusundan aşağı yuvarlanan taşlar da vardır. dipnot 1 Allah, yaptıklarınızdan habersiz değildir.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ve benzeri ayetlere göre maddenin de bir dili ve anlama kabiliyeti vardır. Gökler ve yer, insan davranışından etkilenir (Meryem 19/88-91, Duhan 44/17-29). Allah Teala göklere ve yere; "İsteyerek veya istemeyerek gelin" demişti, ikisi de "İsteyerek geldik" diye cevap vermişlerdi" (Fussilet 41/9–12). Nuh Tufanında "Ey yer, suyunu yut! Ey gök suyunu tut!" denildiğinde sular çekilmişti" (Hud 11/44). İbrahim aleyhisselam ateşe atılınca Allah "Ey Ateş! İbrahim'e karşı serin ve zararsız ol." demiş, o da öyle olmuştu (Enbiya 21/69-71). Canlı cansız bütün varlıklar Allah'ı tesbih ederler (İsra 17/44; Nur 24/41). Ahirette yeryüzü konuşacak ve kendindeki bilgileri verecektir (Zilzal 99/1-5). Kur'an'da eşyanın dilini ve anlama kabiliyetini gösteren çok sayıda ayet vardır (Haşr 59/21).

    Ayet detayı — Bakara suresi, 74. ayet

Kitabı tahrif edenler ve "sayılı günler" iddiası 75–82

  1. Bakara suresi, 75. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 75. ayet. أَفَتَطْمَعُونَ أَن يُؤْمِنُوا۟ لَكُمْ وَقَدْ كَانَ فَرِيقٌ مِّنْهُمْ يَسْمَعُونَ كَلَٰمَ ٱللَّهِ ثُمَّ يُحَرِّفُونَهُۥ مِنۢ بَعْدِ مَا عَقَلُوهُ وَهُمْ يَعْلَمُونَ

    efetaṭme`ûne ey yü'minû leküm veḳad kâne ferîḳum minhüm yesme`ûne kelâme-llâhi ŝümme yüḥarrifûnehû mim ba`di mâ `aḳalûhü vehüm ya`lemûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Şimdi bunların (bu Yahudilerin) size inanıp güvenmelerini mi bekliyorsunuz? Onların bir takımı Allah'ın sözünü /Kur'an'ı dinler,(Tevrat ile) bağlantısını kurduktan dipnot 1 sonra onu tahrif ederler /anlamını kaydırırlar. dipnot 2 Bunu bile bile yaparlar.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Akl" kelimesi "bağlamak yoluyla alıkoymak" anlamında mastardır. Devenin iki ayağını birbirine bağlamak anlamında "عقلت البعير" denir. Böylelikle devenin hareketi, yürüyüp gitmesi engellenmiş olur. Nitekim devenin iki ayağını birbirine bağlayan bağ ya da zincire de "العقال" denir. Akıl insana nispet edildiğinde kendine hakim olan ve istediği şeyi yapmaktan kendini engelleyen (Lisan'ul-Arab) anlamı öne çıkar. Kelimenin Kur'an'daki tüm kullanımları fiil şeklindedir. Bu, aklın başlı başına bir cevher değil, işlev olduğunu gösterir. Nitekim Kur'an'da "akıl" anlamı verilen ve isim formunda kullanılan "اللُّبُّ", "الحِجْر", "النُّهى" gibi kelimeler bulunur. Yukarıdaki ayette "مِنْ بَعْدِ مَا عَقَلُوهُ" ifadesi geçmektedir. Yani doğru bağlantıyı kurduktan sonra tahrife kalkıştıkları haber veriliyor. Bağlantıyı doğru kurmak, bu ayette olduğu gibi her zaman doğru davranışı yapmakla sonuçlanmaz. Ayette sözü edilen Yahudiler, Kur'an'ı dinlemişler, kurmaları gereken bağlantıyı kurmuşlar ama işlerine gelmediği için bu bağlantıları gölgelemek amacıyla tahrife kalkışmışlar.
    2. metne dön, dipnot 2
      "Uç" anlamındaki harf (حرف) kökünden türemiş olan tahrif, iki uca çekilebilecek sözü bir tarafa çekmektir (Müfredat). Bu ayette sözü edilen tahrif, Kur'an'ın ellerindeki Tevrat'ı tasdik ettiğini gören ve gerçeği anlayan Yahudilerin tasdik konusunu, bile bile saptırmalarıdır. Dini bozmak için yapılan tahrif de ayete bağlamına uygun olmayan anlamı verme şeklinde yapılır (Nisa 4/46, Maide 5/41). Tahrif metinde değil anlamda yapıldığı için Kur'an, önceki kitapların ana metinlerini tasdik eder. Ama tahrif kelimesi de tahrif edilip ona "tebdil" yani metni değiştirme anlamı verildiğinden (Muharref DİA) hem Kur'an'ın önceki kitapları tasdik ettiği unutturulmuş hem de ayetlerde yapılan anlam kaydırmalarının üstü örtülmüştür. En fazla tahrif, Yahudi ve Hristiyanları rahatsız eden ayetlerde yapılmıştır. Ayetlerin anlamları üzerinde yapılan tahrif, günümüzde de devam etmektedir.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 75. ayet

  2. Bakara suresi, 76. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 76. ayet. وَإِذَا لَقُوا۟ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ قَالُوٓا۟ ءَامَنَّا وَإِذَا خَلَا بَعْضُهُمْ إِلَىٰ بَعْضٍ قَالُوٓا۟ أَتُحَدِّثُونَهُم بِمَا فَتَحَ ٱللَّهُ عَلَيْكُمْ لِيُحَآجُّوكُم بِهِۦ عِندَ رَبِّكُمْ أَفَلَا تَعْقِلُونَ

    veiẕâ leḳu-lleẕîne âmenû ḳâlû âmennâ. veiẕâ ḫalâ ba`ḍuhüm ilâ ba`ḍin ḳâlû etüḥaddiŝûnehüm bimâ feteḥa-llâhü `aleyküm liyüḥâccûküm bihî `inde rabbiküm. efelâ ta`ḳilûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Allah'ın kitabına inanıp güvenenlerle karşılaşınca "Biz de ona inanıp güvendik!" der, dipnot 1 birbirleriyle baş başa kalınca da şöyle derler: "Allah'ın size gösterdiği şeyi (Kur'an'ın Tevrat'ı tasdik ettiği gerçeğini) dipnot 2 Rabbinizin katında size karşı delil olarak kullansınlar diye mi onlara söylüyorsunuz? Bu bağı kuramıyor musunuz?"

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
    2. metne dön, dipnot 2
      Çünkü bunlar, ellerindeki Tevrat'ı tasdik eden Kur'an'a inanmak ve onu getiren resule destek vermek zorundadırlar (Bakara 2/41, Al-i İmran 3/3, 81, A'raf 7/157).

    Ayet detayı — Bakara suresi, 76. ayet

  3. Bakara suresi, 77. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 77. ayet. أَوَلَا يَعْلَمُونَ أَنَّ ٱللَّهَ يَعْلَمُ مَا يُسِرُّونَ وَمَا يُعْلِنُونَ

    evelâ ya`lemûne enne-llâhe ya`lemü mâ yüsirrûne vemâ yü`linûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Bunlar bilmezler mi ki Allah onların gizlediklerini de açığa vurduklarını da bilir. dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Al-i İmran 3/29, En'am 6/3, Nahl 16/19, 23, Hac 22/70, Mücadele 58/7, Teğabün 64/4, Mülk 67/13-14. Yahudiler içinde münafıklık yapanlarla ilgili olarak Tevrat'ta şöyle bir ifade vardır: "Tasarılarını Rab'den gizlemeye uğraşanların vay haline! Karanlıkta iş gören bu adamlar, "Bizi kim görecek, kim tanıyacak?" diye düşünürler." (
      Yeşeya 29/15 — Eski Ahit, Yeşaya; alıntıyı aç

      Eski Ahit · Yeşaya 29:15

      Tasarılarını RABden gizlemeye uğraşanların vay haline! 2 Karanlıkta iş gören bu adamlar, 2 “Bizi kim görecek, kim tanıyacak?” diye düşünürler.

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      ).

    Ayet detayı — Bakara suresi, 77. ayet

  4. Bakara suresi, 78. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 78. ayet. وَمِنْهُمْ أُمِّيُّونَ لَا يَعْلَمُونَ ٱلْكِتَٰبَ إِلَّآ أَمَانِىَّ وَإِنْ هُمْ إِلَّا يَظُنُّونَ

    veminhüm ümmiyyûne lâ ya`lemûne-lkitâbe illâ emâniyye vein hüm illâ yeżunnûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Onların bir kısmı ümmidir; dipnot 1 kitabı bilmez, kendilerini beklentilere sokan kurguları bilirler. dipnot 2 Onlar sadece zanna dayanırlar.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayette geçen "ümmiler" ifadesi, inandığı ilahi kitabın içeriğini bilmeyenler anlamındadır. Kur'an'da ümmi kelimesi "kendine kitap verilmemiş olan" (Al-i İmran 3/20) ve Mekkeli anlamında da kullanılmıştır (Al-i İmran 3/75, Cum'a 62/2). Nebimiz daha önce ilahi kitap bilgisine sahip değildi (Ankebut 29/47-48, Şura 42/52-53) ama Kur'an'da ona, bundan dolayı ümmi denilmemiştir. Son nebinin Mekke'den çıkacağı Tevrat ve İncil'de yazılı olduğundan (A'raf 7/157-158) Kur'an'da onunla ilgili olarak kullanılan ümmi kavramı, Mekkeli anlamındadır. Arapçada anasından doğduğu gibi kalıp okuma yazma bilmeyen kişiye de ümmi denir (Lisan'ul-Arab). Mekkeli müşrikler, Kur'an'ın Muhammed aleyhisselama birileri tarafından yazdırıldığını iddia ederler (Furkan 25/5). Eğer o, okuma yazma bilmeseydi onu yakından tanıyan Mekkeliler, böyle bir iddiada bulunamazdı.
    2. metne dön, dipnot 2
      "Kurgular" diye anlam verdiğimiz emani (أَمَانِى), 'ümniyye'nin çoğuludur. Burada bu kelime, kitabı anlamadan okuma manasındadır. Bu okuyuş kişiyi, hayale dayalı beklentilere sokar (Müfredat). Bakara 2/111.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 78. ayet

  5. Bakara suresi, 79. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 79. ayet. فَوَيْلٌ لِّلَّذِينَ يَكْتُبُونَ ٱلْكِتَٰبَ بِأَيْدِيهِمْ ثُمَّ يَقُولُونَ هَٰذَا مِنْ عِندِ ٱللَّهِ لِيَشْتَرُوا۟ بِهِۦ ثَمَنًا قَلِيلًا فَوَيْلٌ لَّهُم مِّمَّا كَتَبَتْ أَيْدِيهِمْ وَوَيْلٌ لَّهُم مِّمَّا يَكْسِبُونَ

    feveylül lilleẕîne yektübûne-lkitâbe bieydîhim ŝümme yeḳûlûne hâẕâ min `indi-llâhi liyeşterû bihî ŝemenen ḳalîlâ. feveylül lehüm mimmâ ketebet eydîhim veveylül lehüm mimmâ yeksibûn.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 79. ayet

  6. Bakara suresi, 80. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 80. ayet. وَقَالُوا۟ لَن تَمَسَّنَا ٱلنَّارُ إِلَّآ أَيَّامًا مَّعْدُودَةً قُلْ أَتَّخَذْتُمْ عِندَ ٱللَّهِ عَهْدًا فَلَن يُخْلِفَ ٱللَّهُ عَهْدَهُۥٓ أَمْ تَقُولُونَ عَلَى ٱللَّهِ مَا لَا تَعْلَمُونَ

    veḳâlû len temessene-nnâru illâ eyyâmem ma`dûdeh. ḳul etteḫaẕtüm `inde-llâhi `ahden feley yuḫlife-llâhü `ahdehû em teḳûlûne `ale-llâhi mâ lâ ta`lemûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Onlar: "O ateş bize, sayılı birkaç günden fazla dokunmaz!" derler. De ki: "Allah katından söz mü aldınız? Eğer öyleyse Allah sözünden dönmez. Yoksa (O'na ait olduğunu) bilmediğiniz şeyleri Allah'a mı mal ediyorsunuz?" dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yahudilerin sözlü Tevrat dedikleri Talmud'da şu ifadeler geçer: "Kötülerin cehennemdeki cezası on iki ay sürer. Bu süre içinde günahlarının keffareti ödenmiş olur." (Shabbat 33b). Allah Teala bu sözlerin yalan ve iftira olduğunu bildirmektedir (Al-i İmran 3/24-25).

    Ayet detayı — Bakara suresi, 80. ayet

  7. Bakara suresi, 81. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 81. ayet. بَلَىٰ مَن كَسَبَ سَيِّئَةً وَأَحَٰطَتْ بِهِۦ خَطِيٓـَٔتُهُۥ فَأُو۟لَٰٓئِكَ أَصْحَٰبُ ٱلنَّارِ هُمْ فِيهَا خَٰلِدُونَ

    belâ men kesebe seyyietev veeḥâṭat bihî ḫaṭîetühû feülâike aṣḥâbü-nnâr. hüm fîhâ ḫâlidûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Hayır! Kötülük yapan ve günaha iyice batanlar dipnot 1 o ateşin ahalisidir. Onlar orada ölümsüz olarak kalırlar.[2]

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Günaha batanlar iki türlüdür, biri şirk günahına batanlardır. Her kafir, aynı zamanda müşrik olduğu için (Al-i İmran 3/151) bunlar ölmeden önce tevbe etmemişlerse cehennemden çıkamazlar (Nisa 4/48, 116). Diğeri de şirk dışındaki günahları batanlardır. Bunların günahları sevaplarından fazla ise cehenneme giderler (A'raf 7/9, Meryem 19/71-72, 86-87, Müminun 23/103-104, Karia 101/8-11). Cezalarını çektikten sonra cennetteki yakınlarının yanına yerleştirilirler (Tur 52/21). Şirkten uzak kalan ve büyük günahlardan kaçınan (Nisa 4/31, Necm 53/31-32) veya günah işledikten sonra tövbe edip kendilerini düzeltenler (Furkan 25/68-71) ile sevapları günahlarından fazla olanlar doğrudan cennete gider, cehennemin hışırtısını bile duymazlar (Enbiya 21/101-102).

    Ayet detayı — Bakara suresi, 81. ayet

  8. Bakara suresi, 82. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 82. ayet. وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ أُو۟لَٰٓئِكَ أَصْحَٰبُ ٱلْجَنَّةِ هُمْ فِيهَا خَٰلِدُونَ

    velleẕîne âmenû ve`amilu-ṣṣâliḥâti ülâike aṣḥâbü-lcenneh. hüm fîhâ ḫâlidûn.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 82. ayet

Misak: ana babaya iyilik, kan dökmemek 83–86

  1. Bakara suresi, 83. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 83. ayet. وَإِذْ أَخَذْنَا مِيثَٰقَ بَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ لَا تَعْبُدُونَ إِلَّا ٱللَّهَ وَبِٱلْوَٰلِدَيْنِ إِحْسَانًا وَذِى ٱلْقُرْبَىٰ وَٱلْيَتَٰمَىٰ وَٱلْمَسَٰكِينِ وَقُولُوا۟ لِلنَّاسِ حُسْنًا وَأَقِيمُوا۟ ٱلصَّلَوٰةَ وَءَاتُوا۟ ٱلزَّكَوٰةَ ثُمَّ تَوَلَّيْتُمْ إِلَّا قَلِيلًا مِّنكُمْ وَأَنتُم مُّعْرِضُونَ

    veiẕ eḫaẕnâ mîŝâḳa benî isrâîle lâ ta`büdûne ille-llâhe vebilvâlideyni iḥsânev veẕi-lḳurbâ velyetâmâ velmesâkîni veḳûlû linnâsi ḥusnev veeḳîmu-ṣṣalâte veâtü-zzekâh. ŝümme tevelleytüm illâ ḳalîlem minküm veentüm mü`riḍûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Bir gün İsrailoğullarından şöyle söz almıştık: "Allah'tan başkasına kulluk etmeyeceksiniz, ana ve babanıza, yakınlarınıza, yetimlere ve miskinlere /çaresizlere dipnot 1 güzel davranacaksınız. İnsanlarla güzel konuşacak, namazı düzgün ve sürekli kılacak, zekatı da vereceksiniz". (Ey İsrailoğulları!) Pek azınız hariç, yüz çevirip sözünüzden dönmüştünüz. dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Miskin; geliri açlık sınırı altında, çaresiz durumda kalmış ve ihtiyaçlı olduğu her halinden belli olan kişidir. Oruç tutabilenlerin Ramazan bayramında vermesi gereken fitre /fidyenin en düşük ölçüsü miskin yiyeceği (Bakara 2/184) olduğundan, miskinlerin ihtiyaç sahipleri içinde en düşük seviyedeki kesim olduğu anlaşılmaktadır. Bunlar temel ihtiyaçlarını karşılayamadıkları için doyurulması gereken (Kalem 68/24), bir hatanın keffareti olarak "yedirilmesi veya giydirilmesi" emredilen (Maide 5/89-95, Mücadele 58/4), Müslümanların mallarında hakkı olan (İsra 17/26, Rum 30/38), mirastan yararlandırılan (Nisa 4/8), kendilerine ihsanda bulunulması istenen (Nisa 4/36) dolayısıyla gönüllü veya zorunlu harcama kalemlerinin hepsinde yer alan kişilerdir (Bakara 2/177- 215, Tevbe 9/60, İnsan 76/8).
    2. metne dön, dipnot 2

    Ayet detayı — Bakara suresi, 83. ayet

  2. Bakara suresi, 84. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 84. ayet. وَإِذْ أَخَذْنَا مِيثَٰقَكُمْ لَا تَسْفِكُونَ دِمَآءَكُمْ وَلَا تُخْرِجُونَ أَنفُسَكُم مِّن دِيَٰرِكُمْ ثُمَّ أَقْرَرْتُمْ وَأَنتُمْ تَشْهَدُونَ

    veiẕ eḫaẕnâ mîŝâḳaküm lâ tesfikûne dimâeküm velâ tuḫricûne enfüseküm min diyâriküm ŝümme aḳrartüm veentüm teşhedûn.

    Süleymaniye Vakfı

    "Birbirinizin kanını dökmeyeceksiniz, sizden olanları yurdunuzdan çıkarmayacaksınız!" diye de söz almıştık. Bunu da kabul etmiştiniz. Siz bunu (Tevrat'ta) dipnot 1 görüyorsunuz.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Tevrat'ın ifadeleri şöyledir: "Rab diyor ki, İsrailli kardeşlerinize saldırmayın, onlarla savaşmayın." (
      I. Krallar 12:24 — Eski Ahit, 1. Krallar; alıntıyı aç

      Eski Ahit · 1. Krallar 12:24

      ‹RAB diyor ki, İsrailli kardeşlerinize saldırmayın, onlarla savaşmayın. Herkes evine dönsün! Çünkü bu olayı ben düzenledim.› ” RABbin bu sözlerini duyan halk Onun buyruğuna uyup evine döndü.

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      ). "Egemen Rab şöyle diyor: Yeter artık, ey İsrail önderleri! Zorbalığı, baskıyı bırakın. Adil ve doğru olanı yapın. Halkımı kendi topraklarından kovmayın." (
      Hezekiel 45:9 — Eski Ahit, Hezekiel; alıntıyı aç

      Eski Ahit · Hezekiel 45:9

      “ ‹Egemen RAB şöyle diyor: Yeter artık, ey İsrail önderleri! Zorbalığı, baskıyı bırakın. Adil ve doğru olanı yapın. Halkımı kendi topraklarından kovmayın. Egemen RAB böyle diyor.

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      ).

    Ayet detayı — Bakara suresi, 84. ayet

  3. Bakara suresi, 85. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 85. ayet. ثُمَّ أَنتُمْ هَٰٓؤُلَآءِ تَقْتُلُونَ أَنفُسَكُمْ وَتُخْرِجُونَ فَرِيقًا مِّنكُم مِّن دِيَٰرِهِمْ تَظَٰهَرُونَ عَلَيْهِم بِٱلْإِثْمِ وَٱلْعُدْوَٰنِ وَإِن يَأْتُوكُمْ أُسَٰرَىٰ تُفَٰدُوهُمْ وَهُوَ مُحَرَّمٌ عَلَيْكُمْ إِخْرَاجُهُمْ أَفَتُؤْمِنُونَ بِبَعْضِ ٱلْكِتَٰبِ وَتَكْفُرُونَ بِبَعْضٍ فَمَا جَزَآءُ مَن يَفْعَلُ ذَٰلِكَ مِنكُمْ إِلَّا خِزْىٌ فِى ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا وَيَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ يُرَدُّونَ إِلَىٰٓ أَشَدِّ ٱلْعَذَابِ وَمَا ٱللَّهُ بِغَٰفِلٍ عَمَّا تَعْمَلُونَ

    ŝümme entüm hâülâi taḳtülûne enfüseküm vetuḫricûne ferîḳam minküm min diyârihim. teżâherûne `aleyhim bil'iŝmi vel`udvân. veiy ye'tûküm üsârâ tüfâdûhüm vehüve müḥarramün `aleyküm iḫrâcühüm. efetü'minûne biba`ḍi-lkitâbi vetekfürûne biba`ḍ. femâ cezâü mey yef`alü ẕâlike minküm illâ ḫizyün fi-lḥayâti-ddünyâ. veyevme-lḳiyâmeti yüraddûne ilâ eşeddi-l`aẕâb. veme-llâhü bigâfilin `ammâ ta`melûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Artık siz öyle bir haldesiniz ki birbirinizi öldürüyor, içinizden birtakım insanları yurtlarından çıkarıyor, onlara karşı günah dipnot 1 ve düşmanlık konusunda birbirinize destek veriyorsunuz. Esir olarak geldiklerinde de fidye verip kurtarıyorsunuz. Oysa onları çıkarmanız size zaten yasaktır. Şimdi siz, o kitabın (Tevrat'ın) bir bölümüne inanıyor, bir bölümünü görmezlikte direniyor musunuz? İçinizden bunu yapanın hak ettiği, dünya hayatında rezil olmaktan başka nedir? Böyleleri kıyamet /mezardan kalkış günü de azabın en çetinine dipnot 2 çarptırılırlar. Allah, yaptıklarınızdan habersiz değildir

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      'Günah' anlamı verdiğimiz ism (إِثْمَ), kişiyi sevaptan yani iyiliklerden uzaklaştıran davranış anlamındadır (Müfredat). Allah, 'ism' olarak tanımladığı her davranışı, haram saymıştır (A'raf 7/33).
    2. metne dön, dipnot 2
      "En çetin" diye anlam verdiğimiz eşedd (أَشَدِّ) kelimesi, "en üst seviyede bağlantılı" anlamındadır (Müfredat). Allah, vereceği cezayı, kulunun suçuna bağlamıştır(En'am 6/160).

    Ayet detayı — Bakara suresi, 85. ayet

  4. Bakara suresi, 86. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 86. ayet. أُو۟لَٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ ٱشْتَرَوُا۟ ٱلْحَيَوٰةَ ٱلدُّنْيَا بِٱلْـَٔاخِرَةِ فَلَا يُخَفَّفُ عَنْهُمُ ٱلْعَذَابُ وَلَا هُمْ يُنصَرُونَ

    ülâike-lleẕîne-şteravu-lḥayâte-ddünyâ bil'âḫirati. felâ yüḫaffefü `anhümü-l`aẕâbü velâ hüm yünṣarûn.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 86. ayet

Peygamberlerin yalanlanması 87–96

  1. Bakara suresi, 87. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 87. ayet. وَلَقَدْ ءَاتَيْنَا مُوسَى ٱلْكِتَٰبَ وَقَفَّيْنَا مِنۢ بَعْدِهِۦ بِٱلرُّسُلِ وَءَاتَيْنَا عِيسَى ٱبْنَ مَرْيَمَ ٱلْبَيِّنَٰتِ وَأَيَّدْنَٰهُ بِرُوحِ ٱلْقُدُسِ أَفَكُلَّمَا جَآءَكُمْ رَسُولٌۢ بِمَا لَا تَهْوَىٰٓ أَنفُسُكُمُ ٱسْتَكْبَرْتُمْ فَفَرِيقًا كَذَّبْتُمْ وَفَرِيقًا تَقْتُلُونَ

    veleḳad âteynâ mûse-lkitâbe veḳaffeynâ mim ba`dihî birrusüli veâteynâ `îse-bne meryeme-lbeyyinâti veeyyednâhü birûḥi-lḳudüs. efeküllemâ câeküm rasûlüm bimâ lâ tehvâ enfüsükümü-stekbertüm. feferîḳan keẕẕebtüm veferîḳan taḳtülûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Şurası kesin ki Musa'ya kitabı vermiş, dipnot 1 arkasından elçilerimizi art arda göndermiştik. Meryemoğlu İsa'ya da açık belgeler (mucizeler) vermiş, onu Kutsal Ruh (Cebrail) ile desteklemiştik. dipnot 2 Hoşunuza gitmeyen bir şeyle gelen her resule karşı büyüklenmeli miydiniz! Kimini yalanlayıp, kimini de öldürmeli /itibarsızlaştırmalı mıydınız! dipnot 3

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
    2. metne dön, dipnot 2
    3. metne dön, dipnot 3
      Yahudiler, Tevrat'ı adeta yok sayar ve M.Ö. 200 ile M.S 500'lü yıllar arasında yazıya geçirilmiş olan Talmud'u onun yerine koyarlar (Yusuf Basalel, Yahudi Ansiklopedisi, c.III, s.696, Gözlem Yay. 2002) (Bakara 2/79, Maide 5/70). İsa aleyhisselama indirilen İncil'e de havariler dışında inanan olmamıştı (Al-i İmran 3/52-53). Bunlar, benzer davranışı Kur'an'a da yaptılar (Bakara 2/89-91, 101, 146-147, En'am 6/19-21, 114). Çünkü daima, Allah'ın nurunu yani kitabını söndürmeye çalışırlar (Tevbe 9/30-32). Bütün bunlar, Allah'ın elçilerini itibarsızlaştırıp kendilerini onların yerine koyma çalışmalarıdır.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 87. ayet

  2. Bakara suresi, 88. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 88. ayet. وَقَالُوا۟ قُلُوبُنَا غُلْفٌۢ بَل لَّعَنَهُمُ ٱللَّهُ بِكُفْرِهِمْ فَقَلِيلًا مَّا يُؤْمِنُونَ

    veḳâlû ḳulûbünâ gulf. bel le`anehümü-llâhü biküfrihim feḳalîlem mâ yü'minûn.

    Süleymaniye Vakfı

    "Bizim kalplerimiz kapalı!" dipnot 1 dediler. Hayır, ayetleri görmezlikte direnmeleri sebebiyle Allah onları dışladı. dipnot 2 Artık pek azı inanır.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Biz her şeyi biliyoruz, yeni bir bilgiye ihtiyacımız yok (Nisa 4/155).
    2. metne dön, dipnot 2
      "Dışlama" anlamı verilen kelime, kızıp kovma ve uzaklaştırma anlamındaki lanettir (Müfredat).

    Ayet detayı — Bakara suresi, 88. ayet

  3. Bakara suresi, 89. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 89. ayet. وَلَمَّا جَآءَهُمْ كِتَٰبٌ مِّنْ عِندِ ٱللَّهِ مُصَدِّقٌ لِّمَا مَعَهُمْ وَكَانُوا۟ مِن قَبْلُ يَسْتَفْتِحُونَ عَلَى ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ فَلَمَّا جَآءَهُم مَّا عَرَفُوا۟ كَفَرُوا۟ بِهِۦ فَلَعْنَةُ ٱللَّهِ عَلَى ٱلْكَٰفِرِينَ

    velemmâ câehüm kitâbüm min `indi-llâhi müṣaddiḳul limâ me`ahüm vekânû min ḳablü yesteftiḥûne `ale-lleẕîne keferû. felemmâ câehüm mâ `arafû keferû bih. fela`netü-llâhi `ale-lkâfirîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Nihayet Allah katından, yanlarında olanı tasdik eden bir kitap geldi. Önceleri kafirlere karşı önlerinin (bu kitapla) açılmasını bekliyorlardı. dipnot 1 Ama tanıdıkları kitap gelince onu görmezlikte direndiler. dipnot 2 Allah'ın laneti /dışlaması o kafirleredir. dipnot 3

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
    2. metne dön, dipnot 2
      Geleceğini bildikleri ve kendi kitaplarındaki bilgilerden yola çıkarak çok iyi tanıdıkları elçi, o kitap ile gelince (A'raf 7/157) onu bilmiyormuş gibi davranıp kafir oldular (Bakara 2/101).
    3. metne dön, dipnot 3
      Kur'an'a inandıktan sonra onun bir ayetini bile görmezlikten gelen aynı lanete uğrar (Bakara 2/159-162)

    Ayet detayı — Bakara suresi, 89. ayet

  4. Bakara suresi, 90. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 90. ayet. بِئْسَمَا ٱشْتَرَوْا۟ بِهِۦٓ أَنفُسَهُمْ أَن يَكْفُرُوا۟ بِمَآ أَنزَلَ ٱللَّهُ بَغْيًا أَن يُنَزِّلَ ٱللَّهُ مِن فَضْلِهِۦ عَلَىٰ مَن يَشَآءُ مِنْ عِبَادِهِۦ فَبَآءُو بِغَضَبٍ عَلَىٰ غَضَبٍ وَلِلْكَٰفِرِينَ عَذَابٌ مُّهِينٌ

    bi'seme-şterav bihî enfüsehüm ey yekfürû bimâ enzele-llâhü bagyen ey yünezzile-llâhü min faḍlihî `alâ mey yeşâü min `ibâdih. febâû bigaḍabin `alâ gaḍab. velilkâfirîne `aẕâbüm mühîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Allah'ın, tercih ettiği dipnot 1 bir kuluna iyilik edip kitap indirmesini kıskanarak Allah'ın indirdiğini görmezlikte direnmekle, kendilerini ne kötü sattılar! Başlarına gazap üstüne gazap geldi. Kafirler için alçaltıcı bir azap vardır. dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Şae (شاء) fiilinin kökü, "bir şeyi yapma, var etme" anlamında olan şey (شيء)'dir. (Müfredat). Burada Allah'ın yaptığı, bir kulunu tercih ederek ona kitap indirmesidir. Ayrıca bkz Bakara 2/20. ayetin dipnotu.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bu azap, Muhammed aleyhisselamın elçiliğini öldürme çabalarının cezasıdır.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 90. ayet

  5. Bakara suresi, 91. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 91. ayet. وَإِذَا قِيلَ لَهُمْ ءَامِنُوا۟ بِمَآ أَنزَلَ ٱللَّهُ قَالُوا۟ نُؤْمِنُ بِمَآ أُنزِلَ عَلَيْنَا وَيَكْفُرُونَ بِمَا وَرَآءَهُۥ وَهُوَ ٱلْحَقُّ مُصَدِّقًا لِّمَا مَعَهُمْ قُلْ فَلِمَ تَقْتُلُونَ أَنۢبِيَآءَ ٱللَّهِ مِن قَبْلُ إِن كُنتُم مُّؤْمِنِينَ

    veiẕâ ḳîle lehüm âminû bimâ enzele-llâhü ḳâlû nü'minü bimâ ünzile `aleynâ veyekfürûne bimâ verâehû vehüve-lḥaḳḳu müṣaddiḳal limâ me`ahüm. ḳul felime taḳtülûne embiyâe-llâhi min ḳablü in küntüm mü'minîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Onlara, "Allah'ın indirdiğine inanıp güvenin!" denince, "Biz, bize indirilene inanıp güveniriz!" der, ardından geleni (Kur'an'ı) görmezlikte direnirler. Halbuki o, yanlarındakini tasdik edici dipnot 1 özelliği olan bir gerçektir. De ki: "İnanıp güvenen kimselerseniz neden Allah'ın bundan önceki nebilerini /onların nebiliklerini öldürüyorsunuz?" dipnot 2

    Ayet detayı — Bakara suresi, 91. ayet

  6. Bakara suresi, 92. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 92. ayet. وَلَقَدْ جَآءَكُم مُّوسَىٰ بِٱلْبَيِّنَٰتِ ثُمَّ ٱتَّخَذْتُمُ ٱلْعِجْلَ مِنۢ بَعْدِهِۦ وَأَنتُمْ ظَٰلِمُونَ

    veleḳad câeküm mûsâ bilbeyyinâti ŝümme-tteḫaẕtümü-l`icle mim ba`dihî veentüm żâlimûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Şurası kesin ki Musa size, apaçık belgelerle (mucizelerle) gelmişti. Yanınızdan ayrılmasının ardından yanlışlara dalarak boğayı ilah edinmiştiniz. dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bakara 2/51, Nisa 4/153, A'raf 7/148. Bunlar, boğayı ilah edinmekle kalmamış "Bu, Musa'nın ilahıdır, onu unuttu!" diyerek onun da puta tapan biri olduğunu söylemiş (Taha 20/88) ve nebiliğini öldürmüşlerdi.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 92. ayet

  7. Bakara suresi, 93. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 93. ayet. وَإِذْ أَخَذْنَا مِيثَٰقَكُمْ وَرَفَعْنَا فَوْقَكُمُ ٱلطُّورَ خُذُوا۟ مَآ ءَاتَيْنَٰكُم بِقُوَّةٍ وَٱسْمَعُوا۟ قَالُوا۟ سَمِعْنَا وَعَصَيْنَا وَأُشْرِبُوا۟ فِى قُلُوبِهِمُ ٱلْعِجْلَ بِكُفْرِهِمْ قُلْ بِئْسَمَا يَأْمُرُكُم بِهِۦٓ إِيمَٰنُكُمْ إِن كُنتُم مُّؤْمِنِينَ

    veiẕ eḫaẕnâ mîŝâḳaküm verafa`nâ fevḳakümu-ṭṭûr. ḫuẕû mâ âteynâküm biḳuvvetiv vesme`û. ḳâlû semi`nâ ve`aṣaynâ veüşribû fî ḳulûbihimü-l`icle biküfrihim. ḳul bi'semâ ye'müruküm bihî îmânüküm in küntüm mü'minîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Bir gün Tur'u /Sina Dağı'nı tepenize kaldırarak dipnot 1 sizden kesin söz almış, "Size verdiğimize sıkı sarılın ve dinleyin!" demiştik. Siz de "Dinledik ve sıkı sarıldık!" dipnot 2 demiştiniz. dipnot 3 Oysa (kitabı) görmezlikte direnmeniz yüzünden boğa tutkusu içinize işlemişti. dipnot 4 De ki: "Eğer inanıp güvenen kişilerseniz inancınız sizden ne kötü şey istiyor!" dipnot 5

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
    2. metne dön, dipnot 2
      Gelenekte buraya "dinledik ve isyan ettik" anlamı verilir ama "isyan ettik" diyenler Allah'a söz vermiş olamazlar. Asa (عصى)'nın "değneğe sarılır gibi sarılma" (Lisan'ul-Arab) anlamı da olduğundan "asayna"ya "sıkı sarıldık" anlamını vermek gerekir (Bkz. Nisa 46'nın dipnotu). Tevrat'ın ilgili bölümü şöyledir: "(Musa) antlaşma kitabını alıp halka okudu. Halk, 'Şama'nu ve asinu = Rabb'in her söylediğini yapacağız, Onu dinleyeceğiz' dedi." (Çıkış 24/3-7)
    3. metne dön, dipnot 3
      Bu ayette iltifat sanatı kullanılmıştır. Sözlükte eğmek /bükmek /çevirmek anlamındaki left (لفت) kökünden türeyen iltifat, bir şeyi yöneldiği taraftan başka bir tarafa çevirmek anlamına gelir. Terim olarak iltifat, üslupla ilgili edebi bir sanattır. Kullanıldığı yerlerde ifadeye tehdit ve korkutma, tenbih, kınama, silkeleme, uyarma ve hatırlatma, sebep gösterme, talebin önemini ifade etme gibi anlamlar katar. Dinleyicinin ilgi ve dikkatini canlı tutmayı sağlar. İltifat; kişide, tekillik-çoğullukta ve zamanda yapılabilir. Türkçede de benzer amaçlarla, konuşurken kişi değiştirme, tekil kişiyi çoğul zamirle ifade etme ve kipte değişiklik yapma vardır; ancak her dilin dinamikleri kendine özgü olduğu için bir dilden başka bir dile çeviri yapılırken aynı anlam inceliklerini yansıtmak her zaman mümkün olmaz. Bu yüzden mealimizde Kur'an'da geçen iltifat sanatlı söyleyişler, Türkçede daha iyi anlaşılması amacıyla yer yer lafzen değil, manen aktarılmıştır.
    4. metne dön, dipnot 4
    5. metne dön, dipnot 5
      Hem "dinledik ve sıkı sarıldık" diyorsunuz hem de boğa tutkusundan vazgeçmiyorsunuz.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 93. ayet

  8. Bakara suresi, 94. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 94. ayet. قُلْ إِن كَانَتْ لَكُمُ ٱلدَّارُ ٱلْـَٔاخِرَةُ عِندَ ٱللَّهِ خَالِصَةً مِّن دُونِ ٱلنَّاسِ فَتَمَنَّوُا۟ ٱلْمَوْتَ إِن كُنتُمْ صَٰدِقِينَ

    ḳul in kânet lekümü-ddâru-l'âḫiratü `inde-llâhi ḫâliṣatem min dûni-nnâsi fetemennevu-lmevte in küntüm ṣâdiḳîn.

    Süleymaniye Vakfı

    De ki: "Ahiret yurdu, Allah katında başka insanlara değil de sadece size aitse ve siz de doğru sözlü kişilerseniz ölümü dileyin bakalım!" dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Ayet detayı — Bakara suresi, 94. ayet

  9. Bakara suresi, 95. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 95. ayet. وَلَن يَتَمَنَّوْهُ أَبَدًۢا بِمَا قَدَّمَتْ أَيْدِيهِمْ وَٱللَّهُ عَلِيمٌۢ بِٱلظَّٰلِمِينَ

    veley yetemennevhü ebedem bimâ ḳaddemet eydîhim. vellâhü `alîmüm biżżâlimîn.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 95. ayet

  10. Bakara suresi, 96. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 96. ayet. وَلَتَجِدَنَّهُمْ أَحْرَصَ ٱلنَّاسِ عَلَىٰ حَيَوٰةٍ وَمِنَ ٱلَّذِينَ أَشْرَكُوا۟ يَوَدُّ أَحَدُهُمْ لَوْ يُعَمَّرُ أَلْفَ سَنَةٍ وَمَا هُوَ بِمُزَحْزِحِهِۦ مِنَ ٱلْعَذَابِ أَن يُعَمَّرَ وَٱللَّهُ بَصِيرٌۢ بِمَا يَعْمَلُونَ

    veletecidennehüm aḥraṣa-nnâsi `alâ ḥayâh. vemine-lleẕîne eşrakû yeveddü eḥadühüm lev yü`ammeru elfe seneh. vemâ hüve bimüzaḥziḥihî mine-l`aẕâbi ey yü`ammer. vellâhü beṣîrum bimâ ya`melûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Şunu kesin olarak göreceksin; onlar, insanların yaşamaya en düşkün olanlarıdır hatta müşriklerden bile düşkündürler! Onlardan her biri şunu çok ister: Keşke ömrü bin seneye çıkarılsa! Ama bu, onları azaptan uzaklaştıracak değildir. Allah yaptıkları şeyi daima görmektedir.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 96. ayet

Cebrâil'e düşmanlık, Süleyman ve sihir 97–103

  1. Bakara suresi, 97. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 97. ayet. قُلْ مَن كَانَ عَدُوًّا لِّجِبْرِيلَ فَإِنَّهُۥ نَزَّلَهُۥ عَلَىٰ قَلْبِكَ بِإِذْنِ ٱللَّهِ مُصَدِّقًا لِّمَا بَيْنَ يَدَيْهِ وَهُدًى وَبُشْرَىٰ لِلْمُؤْمِنِينَ

    ḳul men kâne `adüvvel licibrîle feinnehû nezzelehû `alâ ḳalbike biiẕni-llâhi müṣaddiḳal limâ beyne yedeyhi vehüdev vebüşrâ lilmü'minîn.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 97. ayet

  2. Bakara suresi, 98. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 98. ayet. مَن كَانَ عَدُوًّا لِّلَّهِ وَمَلَٰٓئِكَتِهِۦ وَرُسُلِهِۦ وَجِبْرِيلَ وَمِيكَىٰلَ فَإِنَّ ٱللَّهَ عَدُوٌّ لِّلْكَٰفِرِينَ

    men kâne `adüvvel lillâhi vemelâiketihî verusülihî vecibrîle vemîkâle feinne-llâhe `adüvvül lilkâfirîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Kim Allah'a, meleklerine, elçilerine, Cebrail'e ve Mikail'e dipnot 1 düşman olursa dipnot 2 (bilsin ki) Allah da o kafirlerin düşmanıdır. dipnot 3

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kur'an'da ve Kitab-ı Mukaddes'te bu iki melek dışında adı geçen melek yoktur. Bir kısmının da sadece görevlerinden söz edilir. Vahiy meleği Cebrail, Cibril şeklinde, Mikail de Mikal şeklinde geçer. Kitab-ı Mukaddes'te Cebrail ismi beş defa geçer. Bunlardan üçü Eski Ahit'te, ikisi Yeni Ahit'tedir. İlgili bölümlere bakıldığında Cebrail'in Allah'tan aldığı haberleri ve vahiyleri insanlara ulaştırmakla görevli olduğu anlaşılmaktadır (
      Daniel 9:21-23 — Eski Ahit, Daniel; alıntıyı aç

      Eski Ahit · Daniel 9:21

      daha dua ediyorken, önceden görümde gördüğüm adam -Cebrail- akşam sunusu saatinde hızla uçarak yanıma geldi.

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      ). İncillerde, Meryem validemize çocuk müjdesi getiren meleğin Cebrail olduğu bilgisi yer alır (
      Luka 1:19 — Yeni Ahit, Luka; alıntıyı aç

      Yeni Ahit · Luka 1:19

      Melek ona şöyle karşılık verdi: “Ben Tanrının huzurunda duran Cebrailim. Seninle konuşmak ve bu müjdeyi sana bildirmek için gönderildim.

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      ). Mikail de Kitab-ı Mukaddes'te beş defa geçer. Bunlardan üçü Eski Ahit'te (
      Daniel, 10:13 — Eski Ahit, Daniel; alıntıyı aç

      Eski Ahit · Daniel 10:13

      Pers krallığının önderi yirmi bir gün bana karşı durdu. Sonra baş önderlerden Mikail bana yardıma geldi, çünkü orada, Pers krallarının yanında alıkonulmuştum.

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      , 21; 12:1), ikisi de Yeni Ahit'te yer alır (
      Yahuda 1:9 — Yeni Ahit, Yahuda; alıntıyı aç

      Yeni Ahit · Yahuda 1:9

      Oysa Başmelek Mikail bile Musanın cesedi konusunda İblisle çekişip tartışırken, söverek onu yargılamaya kalkışmadı. Ancak, “Seni Rab azarlasın” dedi.

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      ;
      Vahiy, 12:7 — Yeni Ahit, Vahiy; alıntıyı aç

      Yeni Ahit · Vahiy 12:7

      Gökte savaş oldu. Mikaille melekleri ejderhayla savaştılar. Ejderha kendi melekleriyle birlikte karşı koydu, ama gücü yetmedi. Bu yüzden gökteki yerlerini yitirdiler.

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      ).
    2. metne dön, dipnot 2
      Bunlar, Kur'an'ın, kendilerinden olmayan birine indirilmesini çekemeyip Muhammed aleyhisselama düşmanlık eden Yahudilerdir (Bakara 2/89-90). İsa aleyhiselam döneminde de Musa'ya verilen kitaptan başkasına inanmadıklarını söyleyen ve Saduki denen Yahudiler vardı. Onlar, Musa'nın kitabında bulunmasına rağmen meleklere (Tevrat/ Yaratılış 32:1), cinlere, ruha ve yeniden dirilişe inanmazlardı (İncil /Elçilerin İşleri 23:8). Mikail ve Cebrail'in de uydurma olduğunu söylüyorlardı. Onlara Kur'an'ın indiği dönemde Karaim Yahudileri deniyordu.
    3. metne dön, dipnot 3

    Ayet detayı — Bakara suresi, 98. ayet

  3. Bakara suresi, 99. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 99. ayet. وَلَقَدْ أَنزَلْنَآ إِلَيْكَ ءَايَٰتٍۭ بَيِّنَٰتٍ وَمَا يَكْفُرُ بِهَآ إِلَّا ٱلْفَٰسِقُونَ

    veleḳad enzelnâ ileyke âyâtim beyyinât. vemâ yekfüru bihâ ille-lfâsiḳûn.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 99. ayet

  4. Bakara suresi, 100. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 100. ayet. أَوَكُلَّمَا عَٰهَدُوا۟ عَهْدًا نَّبَذَهُۥ فَرِيقٌ مِّنْهُم بَلْ أَكْثَرُهُمْ لَا يُؤْمِنُونَ

    eveküllemâ `âhedû `ahden nebeẕehû ferîḳum minhüm. bel ekŝeruhüm lâ yü'minûn.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 100. ayet

  5. Bakara suresi, 101. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 101. ayet. وَلَمَّا جَآءَهُمْ رَسُولٌ مِّنْ عِندِ ٱللَّهِ مُصَدِّقٌ لِّمَا مَعَهُمْ نَبَذَ فَرِيقٌ مِّنَ ٱلَّذِينَ أُوتُوا۟ ٱلْكِتَٰبَ كِتَٰبَ ٱللَّهِ وَرَآءَ ظُهُورِهِمْ كَأَنَّهُمْ لَا يَعْلَمُونَ

    velemmâ câehüm rasûlüm min `indi-llâhi müṣaddiḳul limâ me`ahüm nebeẕe ferîḳum mine-lleẕîne ûtü-lkitâb. kitâbe-llâhi verâe żuhûrihim keennehüm lâ ya`lemûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Allah katından, yanlarında olanı tasdik eden bir resul dipnot 1 gelince, kitap verilenlerden bir kısmı Allah'ın kitabını, sanki hiç bilmiyorlarmış gibi sırtlarının arkasına attılar.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayette geçen Resul (رسول), Kur'an'dır. Çünkü ayetin devamı, onların kulak ardı ettikleri 'resul'ün, Allah'ın kitabı olduğunu açıkça ifade etmektedir. Zaten resul, hem birine gönderilen söz hem de o sözü ileten elçi anlamındadır (Müfredat). Bu ayetteki "yanlarında olanı tasdik eden bir resul" ifadesinin bir benzeri Al-i İmran 3/81'de "yanınızda olanı tasdik eden bir resul" şeklinde geçer. Bu benzerlik, o ayette geçen resul kelimesinin de kitap anlamında olduğunun delilidir.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 101. ayet

  6. Bakara suresi, 102. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 102. ayet. وَٱتَّبَعُوا۟ مَا تَتْلُوا۟ ٱلشَّيَٰطِينُ عَلَىٰ مُلْكِ سُلَيْمَٰنَ وَمَا كَفَرَ سُلَيْمَٰنُ وَلَٰكِنَّ ٱلشَّيَٰطِينَ كَفَرُوا۟ يُعَلِّمُونَ ٱلنَّاسَ ٱلسِّحْرَ وَمَآ أُنزِلَ عَلَى ٱلْمَلَكَيْنِ بِبَابِلَ هَٰرُوتَ وَمَٰرُوتَ وَمَا يُعَلِّمَانِ مِنْ أَحَدٍ حَتَّىٰ يَقُولَآ إِنَّمَا نَحْنُ فِتْنَةٌ فَلَا تَكْفُرْ فَيَتَعَلَّمُونَ مِنْهُمَا مَا يُفَرِّقُونَ بِهِۦ بَيْنَ ٱلْمَرْءِ وَزَوْجِهِۦ وَمَا هُم بِضَآرِّينَ بِهِۦ مِنْ أَحَدٍ إِلَّا بِإِذْنِ ٱللَّهِ وَيَتَعَلَّمُونَ مَا يَضُرُّهُمْ وَلَا يَنفَعُهُمْ وَلَقَدْ عَلِمُوا۟ لَمَنِ ٱشْتَرَىٰهُ مَا لَهُۥ فِى ٱلْـَٔاخِرَةِ مِنْ خَلَٰقٍ وَلَبِئْسَ مَا شَرَوْا۟ بِهِۦٓ أَنفُسَهُمْ لَوْ كَانُوا۟ يَعْلَمُونَ

    vettebe`û mâ tetlü-şşeyâṭînü `alâ mülki süleymân. vemâ kefera süleymânü velâkinne-şşeyâṭîne keferû yü`allimûne-nnâse-ssiḥr. vemâ ünzile `ale-lmelekeyni bibâbile hârûte vemârût. vemâ yü`allimâni min eḥadin ḥattâ yeḳûlâ innemâ naḥnü fitnetün felâ tekfür. feyete`allemûne minhümâ mâ yüferriḳûne bihî beyne-lmer'i vezevcih. vemâ hüm biḍârrîne bihî min eḥadin illâ biiẕni-llâh. veyete`allemûne mâ yeḍurruhüm velâ yenfe`uhüm. veleḳad `alimû lemeni-şterâhü mâ lehû fi-l'âḫirati min ḫalâḳ. velebi'se mâ şerav bihî enfüsehüm. lev kânû ya`lemûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Onlar, şeytanların dipnot 1 Süleyman'ın iktidarı aleyhinde oluşturdukları düzmecelere dipnot 2 uydular. Süleyman kafir olmamıştı ama insanlara sihri dipnot 3 ve Babil'de o iki melikin, Harut ile Marut'un dipnot 4 başına getirilenleri dipnot 5 öğreten şeytanlar kafir olmuşlardı. dipnot 6 Halbuki o ikisi, "Biz büyük bir belaya düşürüldük, dipnot 7 sakın bunu göz ardı etme!" demeden kimseye bir şey öğretmezlerdi. Ama bunlar, dipnot 8 o ikisinden, kişi ile eşinin arasını ayıracak şeyler (entrikalar) öğreniyorlardı. Oysa öğrendikleri ile kimseye zarar verebilecek değillerdi; Allah'ın onayı olursa başka. Bunlar, işlerine yaramayan, sadece zararı olan şeyleri öğreniyorlardı. İyi biliyorlardı ki (Allah'ın kitabını sırtlarının arkasına atıp) bunları satın alanların ahirette ellerine bir şey geçmez. Kendilerini ne kötü satıyorlar! Keşke bunu bilseler!

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Şeytanlar, doğru yoldan çıkmış olan ama başkalarını da çıkarmak için doğru yolun üstünde oturan insanlar ve cinlerdir (En'am 6/71, 112, A'raf 7/30, Şuara 26/221-223, Nas 114/1-6).
    2. metne dön, dipnot 2
      "oluşturdukları düzmeceler" diye meal verdiğimiz ifadenin tam karşılığı "tilavet ettikleri"dir. Tilavet, "birden çok şeyin, aralarına farklı türden bir şey karışmayacak şekilde peş peşe sıralanması" anlamındadır (Müfredat). Şeytanların yapacakları tilavet, uydurdukları yalanları peşpeşe, ustaca sıralamalarıdır. Bu şekilde sıralanmış yalanlar için "düzmece" kelimesi uygun düşmektedir.
    3. metne dön, dipnot 3
      Sihir, bir şeyi olduğundan farklı gösterme, aldatma, oyalama ve hiledir (Lisanü'l-Arab). Kur'an, sihrin tam bir oyun ve aldatma olduğunu bildirir (A'raf 7/103-120, Yunus 10/81). Bu sebeple insanlar arasındaki bağları koparmak için konuşup duranların şerrinden Allah'a sığınmamız emredilmiştir (Felak 113/4).
    4. metne dön, dipnot 4
      Elimizdeki mushaflarda Harut ile Marut'u anlatan kelime "melekeyn : iki melek" şeklinde okunur. Allah, "Melekleri sadece gerçek bir iş için indiririz." (Hicr 15/8) dediğinden onlar sihir öğretemezler. Çünkü sihir gerçek dışı yani batıldır (A'raf 7/116-119, Yunus 81). Bu kelimeyi, Abdullah b. Abbas, İbn-i Ebza, Dahhak ve Hasan Basri, "el-melikeyn: iki melik" şeklinde okumuşlardır (Kurtubi). Yönetimde olana melik dendiği gibi yönetime gelme gücü olana da melik denir (Müfredat). Ayetin bağlamına ve Kuran bütünlüğüne göre Harut ile Marut, çeşitli oyunlarla iktidardan uzaklaştırılan şehzadelerdir. Onlar, kendilerine oynanan oyunları, kötüye kullanılmaması şartıyla insanlara anlatmışlardır.
    5. metne dön, dipnot 5
      (نزل) fiili, başa gelen kötülüğü ifade için de kullanılır. (el-Mu'cem'ul-vasit).
    6. metne dön, dipnot 6
      Elimizdeki Tevrat çevirilerine göre Süleyman aleyhisselam, hayatının son dönemlerinde putperestliğe bulaşmış ve kafir olmuştur. İlgili bölüm şöyledir: "Ve Yeroboama dedi: Kendine on parça al, çünkü İsrail'in Allah'ı Rab şöyle diyor: İşte, ben Süleyman'ın elinden krallığı çekip alacağım ve on sıptı sana vereceğim... çünkü beni bıraktılar ve Saydalıların ilahesi Astartiye, Moab ilahı Kemoşa ve Ammonoğullarının ilahı Milkom'a tapındılar..." (1 Krallar 11.31-33). Bu iftiraların sebebi, Süleyman'dan sonra tahta geçen oğlu Rehavam'ın elinden krallığı almaktı (1 Krallar 11. 43). Yahudi yorumcular bu pasajlarda Süleyman'ın putperestliğinden bahsedilmediğini, Süleyman'ın asla kafir olmadığını, bu bölümlerle ilgili özellikle erken dönem Yunanca çevirilerde kasıtlı bazı çarpıtmalar olduğunu savunurlar (Talmud, Sabbath 56b). Bu çarpıtmalar, özellikle Tevrat'ın Yunanca çevirisini esas alan Hristiyanların, Kitab-ı Mukaddes'i diğer dillere tercüme hareketiyle iyice yayılmıştır. Bakara Suresi 102. ayet de Tevrat'taki bu pasajlarla ilgili şeytanların bazı tahrifler yaptığına dikkat çekmiştir.
    7. metne dön, dipnot 7
      "Fitne", altını içindeki yabancı maddelerden ayırmak için ateşe sokmaktır (Müfredat). Kur'an'da bu kelime imtihan (A'raf 7/155), aldatma (A'raf 7/27), cehennem azabı (Zariyat 51/10-14) ve savaş (Bakara 2/217) anlamlarında kullanılmıştır. Burada şehzadeler, kötü duruma düşürüldüklerini anlattıkları için kelimeye "büyük bir bela" anlamı verilmiştir.
    8. metne dön, dipnot 8
      Bu şeytanlar, amaçları ibret almak değil taktik öğrenmek ve o taktiği kötüye kullanmak olan insanlardır.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 102. ayet

  7. Bakara suresi, 103. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 103. ayet. وَلَوْ أَنَّهُمْ ءَامَنُوا۟ وَٱتَّقَوْا۟ لَمَثُوبَةٌ مِّنْ عِندِ ٱللَّهِ خَيْرٌ لَّوْ كَانُوا۟ يَعْلَمُونَ

    velev ennehüm âmenû vetteḳav lemeŝûbetüm min `indi-llâhi ḫayr. lev kânû ya`lemûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Bunlar /bu Yahudiler (kitaplarını tasdik eden Kur'an'a) inanıp güvenseler ve kendilerini yanlışlardan korusalar Allah katından alacakları karşılık elbette çok iyi olur. Keşke bunu bilseler! dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Ayet detayı — Bakara suresi, 103. ayet

"Râinâ" demeyin; nesih; Kitap ehlinin kıskançlığı 104–110

  1. Bakara suresi, 104. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 104. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ لَا تَقُولُوا۟ رَٰعِنَا وَقُولُوا۟ ٱنظُرْنَا وَٱسْمَعُوا۟ وَلِلْكَٰفِرِينَ عَذَابٌ أَلِيمٌ

    yâ eyyühe-lleẕîne âmenû lâ teḳûlû râ`inâ veḳûlü-nẕürnâ vesme`û. velilkâfirîne `aẕâbün elîm.

    Süleymaniye Vakfı

    Ey inanıp güvenenler! "Bizi kolla!" demeyin, "Bizi gözet!" dipnot 1 deyin ve dinleyin. Kafirlik edenler için acıklı bir azap vardır.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Birbirimizi gözetelim" anlamı verilen kelime raina (رَاعـِنَا)'dır. Ona, "bizi gözet" anlamı da verilebilir. Ancak kelime, bir işin birden çok özne tarafından ortaklaşa yapıldığını gösteren mufaale (مفاعلة) kalıbında olduğu için, akla ilk gelen "birbirimizi gözetelim" anlamıdır (Tehzib'ul-luğa). Allah'ın dininde, herhangi bir taviz söz konusu olamayacağından dinle ilgili bir konuda bu yola girenler, doğru yoldan çıkmış olurlar (İsra 17/73-75, Kalem 68/9). Dolayısıyla iki şekilde anlaşılma ihtimali olmayan "bize bak /bizi gözet" anlamına gelen unzurna (ٱنظُرْنَا) denilmesi emredilmiştir. İşte böyle iki anlama gelecek bir kelimeyi dinle ilgili bir konuda kullanmak dinde tavize yol açacağı için yasaklanmıştır (Nisa 4/46).

    Ayet detayı — Bakara suresi, 104. ayet

  2. Bakara suresi, 105. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 105. ayet. مَّا يَوَدُّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ مِنْ أَهْلِ ٱلْكِتَٰبِ وَلَا ٱلْمُشْرِكِينَ أَن يُنَزَّلَ عَلَيْكُم مِّنْ خَيْرٍ مِّن رَّبِّكُمْ وَٱللَّهُ يَخْتَصُّ بِرَحْمَتِهِۦ مَن يَشَآءُ وَٱللَّهُ ذُو ٱلْفَضْلِ ٱلْعَظِيمِ

    mâ yeveddü-lleẕîne keferû min ehli-lkitâbi vele-lmüşrikîne ey yünezzele `aleyküm min ḫayrim mir rabbiküm. vellâhü yaḫteṣṣu biraḥmetihî mey yeşâ'. vellâhü ẕü-lfaḍli-l`ażîm.

    Süleymaniye Vakfı

    Kafirlik dipnot 1 eden ehlikitap /kitaplarında uzman olanlar ve müşrikler size rabbinizden bir hayır indirilmesini hiç istemezler. Allah, tercih ettiği dipnot 2 kişilere özel ikramda bulunur. Allah büyük lütuf sahibidir.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Arapçada "küfr", örtme; "kafir", örten anlamına gelir (Müfredat). Kur'an'da "ehlikitap" ifadesiyle elindeki ilahi kitap konusunda uzman olanlar kastedilir. Ehlikitaptan iman edenler bulunduğu için (Al-i İmran 3/113, 199) bu ayette onların kafir olanlarından bahsedilmiştir. Ayette sözü edilen müşrikler ise elinde kitap olmadığı halde Allah'a ortak koşan gruba verilen addır. Ehlikitaptan ve bu müşriklerden kafir olanlar, Allah'ın ayetlerini anlayıp kavradıktan sonra onları görmezden gelip örtenlerdir (Al-i İmran 3/86, 106, Maide 5/15, En'am 6/91). Kafirler bu davranışlarıyla kendilerini veya bir başkasını Allah'ın seviyesine çıkardıkları için müşrik olarak da nitelenirler (Al-i İmran 3/151). Dolayısıyla her kafir müşriktir ve Allah, kendisine ortak koşulmasını affetmez (Nisa 4/48, 116). Ancak bir müşrik herhangi bir ayeti bilmeden örtüp görmezden gelmişse kafir sayılmaz (Bakara 2/22).
    2. metne dön, dipnot 2
      Şae (شاء) fiilinin kökü, "bir şeyi yapma, var etme" anlamında olan şey (شيء)'dir (Müfredat). Burada Allah'ın yaptığı şey, bazı kullarını tercih ederek onlara ikramda bulunmasıdır. Ayrıca bkz Bakara 2/20. ayetin dipnotu.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 105. ayet

  3. Bakara suresi, 106. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 106. ayet. مَا نَنسَخْ مِنْ ءَايَةٍ أَوْ نُنسِهَا نَأْتِ بِخَيْرٍ مِّنْهَآ أَوْ مِثْلِهَآ أَلَمْ تَعْلَمْ أَنَّ ٱللَّهَ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ

    mâ nensaḫ min âyetin ev nünsihâ ne'ti biḫayrim minhâ ev miŝlihâ. elem ta`lem enne-llâhe `alâ külli şey'in ḳadîr.

    Süleymaniye Vakfı

    Biz bir ayeti nesh eder dipnot 1 veya unutturursak yerine daha hayırlısını ya da dengini getiririz. dipnot 2 Allah'ın her şeye bir ölçü koyduğunu bilmez misin!

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Nesh, bir kitapta olanı bir başka kitaba aktarmaktır (el- Ayn). Bunu yapan, o kitabın yazarı ise büyük bir bölümünü aynen aktarır, bazı bölümlerini de kendine göre daha iyisi ile değiştirir. Allah, ilk nebisi Adem aleyhisselamdan son nebisi Muhammed aleyhisselama kadar indirdiği kitaplarda bu kuralı uygulamış ve onlardan birini diğerinden farklı görmemizi yasaklamıştır (Bakara 2/136, Al-i İmran 3/81, 84, En'am 6/89-90) Her kitapta bazı değişiklikler de yapmıştır. İbrahim aleyhisselam ile başlayan, erkeklerin sünnet edilmesi ile ilgili hüküm de (
      Tekvin, 17/9-27 — Eski Ahit, Yaratılış; alıntıyı aç

      Eski Ahit · Yaratılış 17:9

      Tanrı İbrahime, “Sen ve soyun kuşaklar boyu antlaşmama bağlı kalmalısınız” dedi,

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      ) Kur'an'a alınmayarak hayırlısı ile nesh edilmiştir. Ayrıca her bir ümmeti, diğeri ile zorlu bir imtihandan geçirmek için onlara özel, bazı hükümler de konmuştur (Maide 5/48). Örneğin Mescid-i Haram, ilk günden beri kıble iken (Al-i İmran 3/96) Süleyman aleyhisselam zamanında kıblenin, geçici olarak, Kudüs'teki Beytülmakdis'e çevrilmesinin sebebi budur (Bakara 2/143, Tevrat /
      I Krallar 8:28-30 — Eski Ahit, 1. Krallar; alıntıyı aç

      Eski Ahit · 1. Krallar 8:28

      Ya RAB Tanrım, kulunun bugün ettiği duayı, yalvarışı işit; duasına ve yakarışına kulak ver.

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      ,
      II Tarihler 6/19-21 — Eski Ahit, 1. Tarihler; alıntıyı aç

      Eski Ahit · 1. Tarihler 6:19

      Merarinin oğulları: Mahli, Muşi. Soylarına göre yazılan Levi oymağının boyları şunlardır:

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      ). Bütün bunlardan dolayı Allah, ayetlerin büyük bir bölümünü misliyle, az bir kısmını da daha hayırlısı ile nesh etmiştir. Kur'an'da Ramazan orucunun, önceki ümmetler gibi tutulması emredildikten sonra bazı kolaylıklar getirilmesi (Bakara 2/183) daha hayırlısı ile neshe örnektir (Bakara 2/187).
    2. metne dön, dipnot 2
      Önceki kitaplarda olduğu halde, ehl-i kitap tarafından gizlenen ayetlerin bir kısmı, Kur'an'a alınarak misliyle veya daha hayırlısı ile nesh edilmiş, bir kısmı da alınmayarak unutturulmuştur (Maide 5/15, En'am 6/91). Mesela bütün insanlar, Adem'in evladıdır (A'raf 7/26, 27, 31, 35, 172, İsra 17/70, Yasin 36/60) ve aynı ana babadan çoğalmıştır (Nisa 4/1, Hucurat 49/13). Bu sebeple başlangıçta kardeş evliliği bir zorunluluktur. Nuh aleyhisselamdan sonra herkes, ona emredilen şeriatten sorumlu tutulduğu için (Nisa 4/163, Nahl 16/101, Şura 42/13) bu, Nuh aleyhisselam zamanından itibaren unutturulan hayırlısı ile nesihtir (Nisa 4/23). Önceki kitaplarda görülmediği halde Kur'an'da yer alan, hırsızın elinin kesilmesi ile ilgili hüküm de (Maide 5/39-40) bunun bir başka örneğidir.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 106. ayet

  4. Bakara suresi, 107. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 107. ayet. أَلَمْ تَعْلَمْ أَنَّ ٱللَّهَ لَهُۥ مُلْكُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَمَا لَكُم مِّن دُونِ ٱللَّهِ مِن وَلِىٍّ وَلَا نَصِيرٍ

    elem ta`lem enne-llâhe lehû mülkü-ssemâvâti vel'arḍ. vemâ leküm min dûni-llâhi miv veliyyiv velâ neṣîr.

    Süleymaniye Vakfı

    Bilmez misin ki göklerde ve yerde tüm yetkiler Allah'ındır! Allah ile aranıza girecek hiçbir veliniz /yakınınız dipnot 1 ve yardımcınız yoktur! dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Aralarına başka bir şey girmeyecek şekilde birbirine yakın olan iki kişi veya şeyden her birine veli denir. Buradan hareketle akrabalık, dostluk, yardım ve inanç bakımından doğan yakınlık da mecazen bu kelimeyle ifade edilir (Müfredat). İnsana sinir uçlarından daha yakın olan Allah, onun velisi ve en yakınıdır (Kaf 50/16). Ayetler gayet açık olduğu halde tasavvufta bir velayet makamı oluşturulur, o makama veli veya evliya diye nitelenen kişiler yerleştirilerek onlar birer vesile/ aracı konumuna getirilir. Böylece bunlar Allah'ın seviyesine çıkarılır ve tevbe edilmediği taktirde asla affedilmeyecek şirk günahına girilmiş olur (Bakara 2/257, Nisa 4/48, 116, A'raf 7/3, 30, Secde 32/4, Ahkaf 46/4-6).
    2. metne dön, dipnot 2

    Ayet detayı — Bakara suresi, 107. ayet

  5. Bakara suresi, 108. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 108. ayet. أَمْ تُرِيدُونَ أَن تَسْـَٔلُوا۟ رَسُولَكُمْ كَمَا سُئِلَ مُوسَىٰ مِن قَبْلُ وَمَن يَتَبَدَّلِ ٱلْكُفْرَ بِٱلْإِيمَٰنِ فَقَدْ ضَلَّ سَوَآءَ ٱلسَّبِيلِ

    em türîdûne en tes'elû rasûleküm kemâ süile mûsâ min ḳabl. vemey yetebeddeli-lküfra bil'îmâni feḳad ḍalle sevâe-ssebîl.

    Süleymaniye Vakfı

    Yoksa size gelen elçiden, daha önce Musa'dan talep edilene benzer bir talepte bulunmak mı istiyorsunuz? dipnot 1 Kim imanını kafirlikle değiştirirse doğru yoldan çıkmış olur.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Ayet detayı — Bakara suresi, 108. ayet

  6. Bakara suresi, 109. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 109. ayet. وَدَّ كَثِيرٌ مِّنْ أَهْلِ ٱلْكِتَٰبِ لَوْ يَرُدُّونَكُم مِّنۢ بَعْدِ إِيمَٰنِكُمْ كُفَّارًا حَسَدًا مِّنْ عِندِ أَنفُسِهِم مِّنۢ بَعْدِ مَا تَبَيَّنَ لَهُمُ ٱلْحَقُّ فَٱعْفُوا۟ وَٱصْفَحُوا۟ حَتَّىٰ يَأْتِىَ ٱللَّهُ بِأَمْرِهِۦٓ إِنَّ ٱللَّهَ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ

    vedde keŝîrum min ehli-lkitâbi lev yeruddûneküm mim ba`di îmâniküm küffârâ. ḥasedem min `indi enfüsihim mim ba`di mâ tebeyyene lehümü-lḥaḳḳ. fa`fû vaṣfeḥû ḥattâ ye'tiye-llâhü biemrih. inne-llâhe `alâ külli şey'in ḳadîr.

    Süleymaniye Vakfı

    Ehl-i kitabın /kitaplarında uzman olanların çoğu, inanıp güvenmenizden sonra sizi kafirler haline getirmeyi çok ister. dipnot 1 Bunu, gerçekler onlar için bütün açıklığı ile ortaya çıktıktan sonra, kendilerinde oluşan kıskançlıktan dolayı yaparlar. Allah emrini verinceye kadar onlara göz yumun ve yeni bir sayfa açın. dipnot 2 Şüphesiz Allah her şeye bir ölçü koyar.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
    2. metne dön, dipnot 2
      Al-i İmran 3/186, Maide 5/13. Kur'an-ı Kerim'de suçların bağışlanması anlamında afv (عفو), safh (صفح) ve mağfiret (مغفرة) olmak üzere üç ayrı kelime kullanılır. Bunlardan afv (عفو) kelimesinin sözlükteki temel iki anlamından biri, bir şeyi terk etmektir (Mekayisü'l-lüğa). Bu anlamdan ve ilgili ayetlerden hareketle "afv", yapılan kötü işleri görmezlikten gelmektir. Bir kişinin günahından yüz çevirme anlamına gelen safh da (Sıhah) yeni bir sayfa açmak anlamındadır. Mağfiretin anlamı ise örtmektir (Sıhah, Mekayisü'l-lüğa). Dolayısıyla ilgili ayetlerde geçen suç ve günahları mağfiret etmek, onları örtüp bağışlamak anlamındadır.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 109. ayet

  7. Bakara suresi, 110. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 110. ayet. وَأَقِيمُوا۟ ٱلصَّلَوٰةَ وَءَاتُوا۟ ٱلزَّكَوٰةَ وَمَا تُقَدِّمُوا۟ لِأَنفُسِكُم مِّنْ خَيْرٍ تَجِدُوهُ عِندَ ٱللَّهِ إِنَّ ٱللَّهَ بِمَا تَعْمَلُونَ بَصِيرٌ

    veeḳîmu-ṣṣalâte veâtü-zzekâh. vemâ tüḳaddimû lienfüsiküm min ḫayrin tecidûhü `inde-llâh. inne-llâhe bimâ ta`melûne beṣîr.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 110. ayet

Cennet iddiaları, mescitler, doğu ve batı 111–121

  1. Bakara suresi, 111. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 111. ayet. وَقَالُوا۟ لَن يَدْخُلَ ٱلْجَنَّةَ إِلَّا مَن كَانَ هُودًا أَوْ نَصَٰرَىٰ تِلْكَ أَمَانِيُّهُمْ قُلْ هَاتُوا۟ بُرْهَٰنَكُمْ إِن كُنتُمْ صَٰدِقِينَ

    veḳâlû ley yedḫule-lcennete illâ men kâne hûden ev neṣârâ. tilke emâniyyühüm. ḳul hâtû bürhâneküm in küntüm ṣâdiḳîn.

    Süleymaniye Vakfı

    (Ehl-i kitap /kitaplarında uzman olanlar) dediler ki: "Yahudi veya Hristiyan olanlardan başkası cennete giremez." Bu, kendilerini beklentiye sokan kurgularıdır. De ki: "Eğer doğru sözlü kimselerseniz kanıtınızı getirin!" dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Ayet detayı — Bakara suresi, 111. ayet

  2. Bakara suresi, 112. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 112. ayet. بَلَىٰ مَنْ أَسْلَمَ وَجْهَهُۥ لِلَّهِ وَهُوَ مُحْسِنٌ فَلَهُۥٓ أَجْرُهُۥ عِندَ رَبِّهِۦ وَلَا خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلَا هُمْ يَحْزَنُونَ

    belâ men esleme vechehû lillâhi vehüve muḥsinün felehû ecruhû `inde rabbih. velâ ḫavfün `aleyhim velâ hüm yaḥzenûn.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 112. ayet

  3. Bakara suresi, 113. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 113. ayet. وَقَالَتِ ٱلْيَهُودُ لَيْسَتِ ٱلنَّصَٰرَىٰ عَلَىٰ شَىْءٍ وَقَالَتِ ٱلنَّصَٰرَىٰ لَيْسَتِ ٱلْيَهُودُ عَلَىٰ شَىْءٍ وَهُمْ يَتْلُونَ ٱلْكِتَٰبَ كَذَٰلِكَ قَالَ ٱلَّذِينَ لَا يَعْلَمُونَ مِثْلَ قَوْلِهِمْ فَٱللَّهُ يَحْكُمُ بَيْنَهُمْ يَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ فِيمَا كَانُوا۟ فِيهِ يَخْتَلِفُونَ

    veḳâleti-lyehûdü leyseti-nneṣârâ `alâ şey'. veḳâleti-nneṣârâ leyseti-lyehûdü `alâ şey'iv vehüm yetlûne-lkitâb. keẕâlike ḳâle-lleẕîne lâ ya`lemûne miŝle ḳavlihim. fellâhü yaḥkümü beynehüm yevme-lḳiyâmeti fîmâ kânû fîhi yaḫtelifûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Yahudiler, "Hıristiyanların bir temeli yoktur" dediler; Hıristiyanlar da "Yahudilerin bir temeli yoktur" dediler. Halbuki onlar, kitaplarını bağlantılarıyla birlikte okurlar. (Kitab'ı) Bilmeyenler dipnot 1 de bunların sözlerine denk şeyler söylediler. Allah kıyamet /mezardan kalkış günü, ihtilafa düştükleri konu hakkında aralarında hüküm verecektir. dipnot 2

    Ayet detayı — Bakara suresi, 113. ayet

  4. Bakara suresi, 114. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 114. ayet. وَمَنْ أَظْلَمُ مِمَّن مَّنَعَ مَسَٰجِدَ ٱللَّهِ أَن يُذْكَرَ فِيهَا ٱسْمُهُۥ وَسَعَىٰ فِى خَرَابِهَآ أُو۟لَٰٓئِكَ مَا كَانَ لَهُمْ أَن يَدْخُلُوهَآ إِلَّا خَآئِفِينَ لَهُمْ فِى ٱلدُّنْيَا خِزْىٌ وَلَهُمْ فِى ٱلْـَٔاخِرَةِ عَذَابٌ عَظِيمٌ

    vemen ażlemü mimmem mene`a mesâcide-llâhi ey yüẕkera fîhe-smühû vese`â fî ḫarâbihâ. ülâike mâ kâne lehüm ey yedḫulûhâ illâ ḫâifîn. lehüm fi-ddünyâ ḫizyüv velehüm fi-l'âḫirati `aẕâbün `ażîm.

    Süleymaniye Vakfı

    Allah'ın mescitlerinde, onun adının anılmasını engelleyen ve oraları harap etmeye çalışanın yaptığından daha büyük yanlışı kim yapabilir? dipnot 1 Onlar korkuya kapılmadan oralara giremezler. Onların hak ettiği, bu dünyada rezil olmak, ahirette ise büyük bir azaptır.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Ayet detayı — Bakara suresi, 114. ayet

  5. Bakara suresi, 115. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 115. ayet. وَلِلَّهِ ٱلْمَشْرِقُ وَٱلْمَغْرِبُ فَأَيْنَمَا تُوَلُّوا۟ فَثَمَّ وَجْهُ ٱللَّهِ إِنَّ ٱللَّهَ وَٰسِعٌ عَلِيمٌ

    velillâhi-lmeşriḳu velmagribü feeynemâ tüvellû feŝemme vechü-llâh. inne-llâhe vâsi`un `alîm.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 115. ayet

  6. Bakara suresi, 116. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 116. ayet. وَقَالُوا۟ ٱتَّخَذَ ٱللَّهُ وَلَدًا سُبْحَٰنَهُۥ بَل لَّهُۥ مَا فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ كُلٌّ لَّهُۥ قَٰنِتُونَ

    veḳâlü-tteḫaẕe-llâhü veleden sübḥâneh. bel lehû mâ fi-ssemâvâti vel'arḍ. küllül lehû ḳânitûn.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 116. ayet

  7. Bakara suresi, 117. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 117. ayet. بَدِيعُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَإِذَا قَضَىٰٓ أَمْرًا فَإِنَّمَا يَقُولُ لَهُۥ كُن فَيَكُونُ

    bedî`u-ssemâvâti vel'arḍ. veiẕâ ḳaḍâ emran feinnemâ yeḳûlü lehû kün feyekûn.

    Süleymaniye Vakfı

    O, gökleri ve yeri örneksiz yaratandır. Bir şeyin olmasına karar verdi mi onun için sadece "Ol!" der, o şey oluşur. dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Nahl 16/40, Yasin 36/82, Mü'min 40/68. Bu ayete, "ol der, hemen olur" şeklinde meal verilir. Allah her şeyi bir ölçüye göre yarattığından (Kamer 54/49) o emirle sadece oluşum başlar. Mesela Allah, bir çocuğun olmasını murad ettiğinde emri, döllenme öncesinde verir ve çocuk oluşmaya başlar (Al-i İmran 3/59, Meryem 19/35, İnsan 76/1-2).

    Ayet detayı — Bakara suresi, 117. ayet

  8. Bakara suresi, 118. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 118. ayet. وَقَالَ ٱلَّذِينَ لَا يَعْلَمُونَ لَوْلَا يُكَلِّمُنَا ٱللَّهُ أَوْ تَأْتِينَآ ءَايَةٌ كَذَٰلِكَ قَالَ ٱلَّذِينَ مِن قَبْلِهِم مِّثْلَ قَوْلِهِمْ تَشَٰبَهَتْ قُلُوبُهُمْ قَدْ بَيَّنَّا ٱلْـَٔايَٰتِ لِقَوْمٍ يُوقِنُونَ

    veḳâle-lleẕîne lâ ya`lemûne levlâ yükellimüne-llâhü ev te'tînâ âyeh. keẕâlike ḳâle-lleẕîne min ḳablihim miŝle ḳavlihim. teşâbehet ḳulûbühüm. ḳad beyyenne-l'âyâti liḳavmiy yûḳinûn.

    Süleymaniye Vakfı

    (Kitab'ı) Bilmeyenler: "Allah bizimle de konuşsa veya bize de bir ayet gelse ya!" dediler. dipnot 1 Onlardan öncekiler de onların sözlerine denk şeyler söylediler. Kalpleri birbirine benzedi. Biz ayetleri, inancı kesin olan bir toplum için açık açık anlattık.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Ayet detayı — Bakara suresi, 118. ayet

  9. Bakara suresi, 119. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 119. ayet. إِنَّآ أَرْسَلْنَٰكَ بِٱلْحَقِّ بَشِيرًا وَنَذِيرًا وَلَا تُسْـَٔلُ عَنْ أَصْحَٰبِ ٱلْجَحِيمِ

    innâ erselnâke bilḥaḳḳi beşîrav veneẕîrav velâ tüs'elü `an aṣḥâbi-lceḥîm.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 119. ayet

  10. Bakara suresi, 120. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 120. ayet. وَلَن تَرْضَىٰ عَنكَ ٱلْيَهُودُ وَلَا ٱلنَّصَٰرَىٰ حَتَّىٰ تَتَّبِعَ مِلَّتَهُمْ قُلْ إِنَّ هُدَى ٱللَّهِ هُوَ ٱلْهُدَىٰ وَلَئِنِ ٱتَّبَعْتَ أَهْوَآءَهُم بَعْدَ ٱلَّذِى جَآءَكَ مِنَ ٱلْعِلْمِ مَا لَكَ مِنَ ٱللَّهِ مِن وَلِىٍّ وَلَا نَصِيرٍ

    velen terḍâ `anke-lyehûdü vele-nneṣârâ ḥattâ tettebi`a milletehüm. ḳul inne hüde-llâhi hüve-lhüdâ. veleini-tteba`te ehvâehüm ba`de-lleẕî câeke mine-l`ilmi mâ leke mine-llâhi miv veliyyiv velâ neṣîr.

    Süleymaniye Vakfı

    Dini yaşama biçimlerine dipnot 1 uymadıkça Yahudisi de Hristiyanı da senden asla razı olmaz. De ki: "Doğru yol Allah'ın gösterdiği yoldur." dipnot 2 Sana bu bilgi geldikten sonra tutar da onların arzularına uyarsan Allah senin velin/ yakının da olmaz yardımcın da. dipnot 3

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      '"Dini yaşama biçimi" anlamı verdiğimiz "millet (ملة)" kelimesine genellikle 'din' anlamı verilir. Halbuki Kur'an'da "Allah'ın dini" ifadesi olduğu halde "Allah'ın milleti" ifadesi yoktur. Bu kelime İbrahim, İshak ve Yakup aleyhisselama nispetle kullanıldığı gibi (Bakara 2/130, Yusuf 12/38) kafirlere nispetle de kullanılmıştır (Yusuf 12/37). Muhammed aleyhisselam dahil bütün müminlere verilen, "İbrahim'in milletine uyma" emri, bu kelimenin, "din" değil "dini yaşama biçimi" anlamında olduğunun en açık delilidir (Nisa 4/125, Nahl 16/123).
    2. metne dön, dipnot 2
    3. metne dön, dipnot 3

    Ayet detayı — Bakara suresi, 120. ayet

  11. Bakara suresi, 121. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 121. ayet. ٱلَّذِينَ ءَاتَيْنَٰهُمُ ٱلْكِتَٰبَ يَتْلُونَهُۥ حَقَّ تِلَاوَتِهِۦٓ أُو۟لَٰٓئِكَ يُؤْمِنُونَ بِهِۦ وَمَن يَكْفُرْ بِهِۦ فَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْخَٰسِرُونَ

    elleẕîne âteynâhümü-lkitâbe yetlûnehû ḥaḳḳa tilâvetih. ülâike yü'minûne bih. vemey yekfür bihî feülâike hümü-lḫâsirûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Kendilerine kitap verdiklerimizden, kitaplarını (Kur'an ile) bağlantı kurarak gerektiği gibi okuyanlar dipnot 1 var ya, işte onlar, Kur'an'a da inanıp güvenirler. dipnot 2 Kim onu görmezlikte direnirse işte onlar kaybedenlerdir.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Tilavet, birden çok şeyin, aralarına farklı türden bir şey karışmayacak şekilde peş peşe sıralanmasıdır (Müfredat). "Gerektiği gibi tilavet" ise kitabı doğru anlamak için bağlantılı ayetleri birlikte okumaktır. Kur'an ayetlerini bağlantılarıyla okumak tilavet olduğu gibi onları, Allah'ın diğer kitaplarındaki ayetlerle bağlantılı olarak okumak da tilavettir. Bu metoda göre okuma yapan ehlikitap da gelecek son kitaba inanma yükümlülüğünü kendi elindeki kitapta bulur ve Kur'an ile ilişkisini kurarak onun da Allah'ın ayetlerinden oluştuğunu anlar.
    2. metne dön, dipnot 2

    Ayet detayı — Bakara suresi, 121. ayet

İbrâhim'in imtihanı ve Kâbe'nin yükseltilmesi 122–129

  1. Bakara suresi, 122. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 122. ayet. يَٰبَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ ٱذْكُرُوا۟ نِعْمَتِىَ ٱلَّتِىٓ أَنْعَمْتُ عَلَيْكُمْ وَأَنِّى فَضَّلْتُكُمْ عَلَى ٱلْعَٰلَمِينَ

    yâ benî isrâîle-ẕkürû ni`metiye-lletî en`amtü `aleyküm veennî feḍḍaltüküm `ale-l`âlemîn.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 122. ayet

  2. Bakara suresi, 123. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 123. ayet. وَٱتَّقُوا۟ يَوْمًا لَّا تَجْزِى نَفْسٌ عَن نَّفْسٍ شَيْـًٔا وَلَا يُقْبَلُ مِنْهَا عَدْلٌ وَلَا تَنفَعُهَا شَفَٰعَةٌ وَلَا هُمْ يُنصَرُونَ

    vetteḳû yevmel lâ teczî nefsün `an nefsin şey'ev velâ yuḳbelü minhâ `adlüv velâ tenfe`uhâ şefâ`atüv velâ hüm yünṣarûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Kimsenin kimseden bir şeyi savamayacağı, kimseden bir bedelin kabul edilmeyeceği, şefaatin kimseye fayda vermeyeceği ve hiç kimseye yardım edilmeyeceği bir gün konusunda yanlış yapmaktan sakının! dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Ayet detayı — Bakara suresi, 123. ayet

  3. Bakara suresi, 124. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 124. ayet. وَإِذِ ٱبْتَلَىٰٓ إِبْرَٰهِـۧمَ رَبُّهُۥ بِكَلِمَٰتٍ فَأَتَمَّهُنَّ قَالَ إِنِّى جَاعِلُكَ لِلنَّاسِ إِمَامًا قَالَ وَمِن ذُرِّيَّتِى قَالَ لَا يَنَالُ عَهْدِى ٱلظَّٰلِمِينَ

    veiẕi-btelâ ibrâhîme rabbühû bikelimâtin feetemmehünn. ḳâle innî câ`ilüke linnâsi imâmâ. ḳâle vemin ẕürriyyetî. ḳâle lâ yenâlü `ahdi-żżâlimîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Bir zamanlar Rabbi, İbrahim'i birtakım yükümlülüklerle dipnot 1 yıpratıcı imtihanlardan geçirmiş, o da onları tam olarak başarmıştı. Rabbi ona: "Ben seni insanlara önder yapacağım!" dedi. O "Soyumdan da olsun!" dipnot 2 deyince, "(Olur, ama) yanlış yapanlar, sözümün kapsamına girmez." dedi. dipnot 3

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kur'an'da geçen "kelime" ve "kelimat" ifadeleri bir cümleyi (Tevbe 9/74, Kehf 18/5, Mu'minun 23/100) veya vahyi (En'am 6/150, A'raf 7/158, Kehf 18/27) gösterir. Allah'ın nebilere ulaştırdığı sözler, ancak onlara yaptığı vahiy olduğu için (Şura 42/51) İbrahim aleyhisselamı imtihan ettigi kelimeler, ona verdiği emir ve yasakları içeren vahiylerdir (Nahl 16/121, Saffat 37/102-106).
    2. metne dön, dipnot 2
      Her müslüman, kendinin ve evladının, müttakilere imam yani önder olması için dua etmelidir (Furkan 25/74). Bunun için dua yetmez, gereğini yapmak da icab eder (Bakara 2/200-202).
    3. metne dön, dipnot 3

    Ayet detayı — Bakara suresi, 124. ayet

  4. Bakara suresi, 125. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 125. ayet. وَإِذْ جَعَلْنَا ٱلْبَيْتَ مَثَابَةً لِّلنَّاسِ وَأَمْنًا وَٱتَّخِذُوا۟ مِن مَّقَامِ إِبْرَٰهِـۧمَ مُصَلًّى وَعَهِدْنَآ إِلَىٰٓ إِبْرَٰهِـۧمَ وَإِسْمَٰعِيلَ أَن طَهِّرَا بَيْتِىَ لِلطَّآئِفِينَ وَٱلْعَٰكِفِينَ وَٱلرُّكَّعِ ٱلسُّجُودِ

    veiẕ ce`alne-lbeyte meŝâbetel linnâsi veemnâ. vetteḫiẕû mim meḳâmi ibrâhîme müṣallâ. ve`ahidnâ ilâ ibrâhîme veismâ`île en ṭahhirâ beytiye liṭṭâifîne vel`âkifîne verrukke`i-ssücûd.

    Süleymaniye Vakfı

    O Beyt'i dipnot 1 insanların sevap kazanacağı ve güvende olacağı bir yer yaptık. Siz makam-ı İbrahim'i /İbrahim'in ibadet için bulunduğu yerleri, dipnot 2 ibadet yeri edinin. İbrahim ile İsmail'e "tavaf dipnot 3 edenler, itikafta dipnot 4 bulunanlar, rüku ve secde edenler /namaz kılanlar için Beyt'imi tertemiz tutun!" diye sorumluluk yükledik. dipnot 5

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Arap dilinde beyt, gece kalınabilecek yerdir (Müfredat). "İnsanlar için kurulan ilk Beyt, Bekke'dedir" (Al-i İmran 3/96). "Bir yolunu bulanların o Beyt'te hac yapması, Allah'ın insanlar üzerindeki hakkıdır." (Al-i İmran 3/97). Bekke, ekin bitmeyen bir vadidir (İbrahim 14/37) Tevrat'ta oraya Bekke Vadisi denir (
      Mezmurlar 84:4-7 — Eski Ahit, Mezmurlar; alıntıyı aç

      Eski Ahit · Mezmurlar 84:4

      Ne mutlu senin evinde oturanlara, 2 Seni sürekli överler! |iSela

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      ).Bekke Vadisini içinde barındıran şehrin adı Mekke'dir. Batı sınırı, 17 km uzağındaki Hudeybiye'ye kadar uzanır (Fetih 48/24). Mekke için Mescid-i Haram ifadesi de kullanılır (Tevbe 9/7). Kabe'ye de beyt denir (Bakara 2/127, Maide 5/2, 97). Mekke, Allah tarafından güvenli hale getirilmiş ve dünyanın her yerinden her türlü ürünün insanlara ulaştırılabileceği özellikte kılınmıştır (Bakara 2/125-126). İbrahim aleyhisselam, oğlu İsmail ile birlikte Kabe'yi, eski temelleri üzerine yeniden bina ettikten sonra Allah ona, hac ve umre ibadetlerinin yapıldığı yerleri göstermiş (Bakara 2/128, 158, 196) ve o yerlere Makam-ı İbrahim adını vermiştir (Al-i İmran 3/97). Hac ibadeti Arafat, Müzdelife, Mina, Kabe, Safa ve Merve'de yapılır.
    2. metne dön, dipnot 2
      Makam (مقام) kelimesine, yerine göre tekil yerine göre çoğul anlam verilir. İbrahim aleyhisselam: "(Rabbimiz) Bize hac ve umre ibadetlerini yapacağımız yerleri göster" (Bakara 2/128) diye dua etmiş ve ibadetini, gösterilen yerlerde yapmıştı. Öyleyse 'Makam-ı İbrahim, hac ibadetinin yapıldığı Arafat, Müzdelife, Şeytan taşlama yerleri, Safa, Merve ve Kabe'dir (Hac 22/27-30).
    3. metne dön, dipnot 3
      Tavaf, bir şeyin çevresini dolaşmaktır (Müfredat). İbrahim aleyhisselamın ibadetini yaptığı yerlerdeki tavaf, Kabe'yi tavaf ile birlikte hac ve umre ibadetleri sırasında dolaşılması gereken bütün yerleri kapsar (Bakara 2/158, Al-i İmran 3/96-97).
    4. metne dön, dipnot 4
      Bakara 2/187. İtikaf, Allah'a yakın olma niyetiyle kendini bir mescide /camiye kapama anlamına gelir (Müfredat).
    5. metne dön, dipnot 5

    Ayet detayı — Bakara suresi, 125. ayet

  5. Bakara suresi, 126. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 126. ayet. وَإِذْ قَالَ إِبْرَٰهِـۧمُ رَبِّ ٱجْعَلْ هَٰذَا بَلَدًا ءَامِنًا وَٱرْزُقْ أَهْلَهُۥ مِنَ ٱلثَّمَرَٰتِ مَنْ ءَامَنَ مِنْهُم بِٱللَّهِ وَٱلْيَوْمِ ٱلْـَٔاخِرِ قَالَ وَمَن كَفَرَ فَأُمَتِّعُهُۥ قَلِيلًا ثُمَّ أَضْطَرُّهُۥٓ إِلَىٰ عَذَابِ ٱلنَّارِ وَبِئْسَ ٱلْمَصِيرُ

    veiẕ ḳâle ibrâhîmü rabbi-c`al hâẕâ beleden âminev verzuḳ ehlehû mine-ŝŝemerâti men âmene minhüm billâhi velyevmi-l'âḫir. ḳâle vemen kefera feümetti`uhû ḳalîlen ŝümme aḍṭarruhû ilâ `aẕâbi-nnâr. vebi'se-lmeṣîr.

    Süleymaniye Vakfı

    Bir gün İbrahim şöyle dedi: "Rabbim, burayı güvenli bir belde yap! Buranın halkından Allah'a ve ahiret gününe inananları her üründen rızıklandır!" dipnot 1 Allah ise şöyle dedi: "Kafirlik edeni de az bir süre nimetlerden yararlandırırım ama daha sonra onu ateş azabına mahkum ederim. dipnot 2 Ne kötü hale gelmektir o!"

    Ayet detayı — Bakara suresi, 126. ayet

  6. Bakara suresi, 127. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 127. ayet. وَإِذْ يَرْفَعُ إِبْرَٰهِـۧمُ ٱلْقَوَاعِدَ مِنَ ٱلْبَيْتِ وَإِسْمَٰعِيلُ رَبَّنَا تَقَبَّلْ مِنَّآ إِنَّكَ أَنتَ ٱلسَّمِيعُ ٱلْعَلِيمُ

    veiẕ yerfe`u ibrâhîmü-lḳavâ`ide mine-lbeyti veismâ`îl. rabbenâ teḳabbel minnâ. inneke ente-ssemî`u-l`alîm.

    Süleymaniye Vakfı

    İbrahim ile İsmail, Kabe'nin temellerini dipnot 1 yükselttikleri sırada şöyle yalvardılar: "Rabbimiz, bunu bizden kabul et, daima dinleyen ve her şeyi bilen sensin!"

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Ayet detayı — Bakara suresi, 127. ayet

  7. Bakara suresi, 128. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 128. ayet. رَبَّنَا وَٱجْعَلْنَا مُسْلِمَيْنِ لَكَ وَمِن ذُرِّيَّتِنَآ أُمَّةً مُّسْلِمَةً لَّكَ وَأَرِنَا مَنَاسِكَنَا وَتُبْ عَلَيْنَآ إِنَّكَ أَنتَ ٱلتَّوَّابُ ٱلرَّحِيمُ

    rabbenâ vec`alnâ müslimeyni leke vemin ẕürriyyetinâ ümmetem müslimetel lek. veerinâ menâsikenâ vetüb `aleynâ. inneke ente-ttevvâbü-rraḥîm.

    Süleymaniye Vakfı

    "Rabbimiz! İkimizi de sana teslim olmuş kişiler yap, soyumuzdan gelenlerden de sana teslim olmuş bir topluluk oluştur! dipnot 1 Bize menasikimizi/ hac ve umre ibadetlerini yapacağımız yerleri göster dipnot 2 ve tövbemizi /dönüşümüzü kabul et! Tövbeleri çokça kabul eden ve ikramı bol olan sensin!"

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
    2. metne dön, dipnot 2
      İbrahim aleyhisselamın "menasikimizi bize göster" sözünden, hac ve umre ibadetinin yapıldığı yerlerin daha önce bilindiği ama kaybolduğu anlaşılır. Kaybolma Nuh tufanında olmalıdır. (Bkz. Taberi, Al-i İmran 3/96 ile ilgili açıklama.)

    Ayet detayı — Bakara suresi, 128. ayet

  8. Bakara suresi, 129. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 129. ayet. رَبَّنَا وَٱبْعَثْ فِيهِمْ رَسُولًا مِّنْهُمْ يَتْلُوا۟ عَلَيْهِمْ ءَايَٰتِكَ وَيُعَلِّمُهُمُ ٱلْكِتَٰبَ وَٱلْحِكْمَةَ وَيُزَكِّيهِمْ إِنَّكَ أَنتَ ٱلْعَزِيزُ ٱلْحَكِيمُ

    rabbenâ veb`aŝ fîhim rasûlem minhüm yetlû `aleyhim âyâtike veyü`allimühümü-lkitâbe velḥikmete veyüzekkîhim. inneke ente-l`azîzü-lḥakîm.

    Süleymaniye Vakfı

    "Rabbimiz! Onlara (Mekkelilere) kendi içlerinden bir elçi çıkar dipnot 1 da senin ayetlerini onlara, bağlantılarıyla birlikte dipnot 2 okusun, kitabı ve hikmeti dipnot 3 öğretsin ve onları geliştirsin. Daima üstün olan ve bütün kararları doğru olan sensin!"

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İbrahim aleyhisselamın oğlu İsmail aleyhisselamın soyundan gelen tek nebi, Muhammed aleyhisselamdır (Bakara 2/151, Al- İmran 3/164, Cuma 62/2).
    2. metne dön, dipnot 2
      Tilavet için bkz. Bakara 2/44 dipnotu.
    3. metne dön, dipnot 3
      Hikmet, doğru hükümdür. Allah'ın indirdiği ve yarattığı ayetlerden hareketle doğru hükme ulaşma yöntemine de hikmet denir. Allah'ın kitabındaki hikmete ulaşma yöntemi, o kitabın içinde anlatılmıştır (Bakara 2/169, Al-i İmran 3/7, A'raf 7/52, Hud 11/1-2, Zümer 39/23, Fussilet 41/3).Bu ayet, hikmetin öğrenilebilen bir şey olduğunu göstermektedir. Kur'an'dan doğru hükümler çıkarma yöntemini Nebimiz'e Allah öğretmiş (Nisa 4/113), o da ümmetine, uygulamalı olarak göstermiştir.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 129. ayet

İbrâhim'in dini ve Ya'kūb'un vasiyeti 130–141

  1. Bakara suresi, 130. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 130. ayet. وَمَن يَرْغَبُ عَن مِّلَّةِ إِبْرَٰهِـۧمَ إِلَّا مَن سَفِهَ نَفْسَهُۥ وَلَقَدِ ٱصْطَفَيْنَٰهُ فِى ٱلدُّنْيَا وَإِنَّهُۥ فِى ٱلْـَٔاخِرَةِ لَمِنَ ٱلصَّٰلِحِينَ

    vemey yergabü `am milleti ibrâhîme illâ men sefihe nefseh. veleḳadi-ṣṭafeynâhü fi-ddünyâ. veinnehû fi-l'âḫirati lemine-ṣṣâliḥîn.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 130. ayet

  2. Bakara suresi, 131. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 131. ayet. إِذْ قَالَ لَهُۥ رَبُّهُۥٓ أَسْلِمْ قَالَ أَسْلَمْتُ لِرَبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ

    iẕ ḳâle lehû rabbühû eslim ḳâle eslemtü lirabbi-l`âlemîn.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 131. ayet

  3. Bakara suresi, 132. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 132. ayet. وَوَصَّىٰ بِهَآ إِبْرَٰهِـۧمُ بَنِيهِ وَيَعْقُوبُ يَٰبَنِىَّ إِنَّ ٱللَّهَ ٱصْطَفَىٰ لَكُمُ ٱلدِّينَ فَلَا تَمُوتُنَّ إِلَّا وَأَنتُم مُّسْلِمُونَ

    veveṣṣâ bihâ ibrâhîmü benîhi veya`ḳûb. yâ benîye inne-llâhe-ṣṭafâ lekümü-ddîne felâ temûtünne illâ veentüm müslimûn.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 132. ayet

  4. Bakara suresi, 133. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 133. ayet. أَمْ كُنتُمْ شُهَدَآءَ إِذْ حَضَرَ يَعْقُوبَ ٱلْمَوْتُ إِذْ قَالَ لِبَنِيهِ مَا تَعْبُدُونَ مِنۢ بَعْدِى قَالُوا۟ نَعْبُدُ إِلَٰهَكَ وَإِلَٰهَ ءَابَآئِكَ إِبْرَٰهِـۧمَ وَإِسْمَٰعِيلَ وَإِسْحَٰقَ إِلَٰهًا وَٰحِدًا وَنَحْنُ لَهُۥ مُسْلِمُونَ

    em küntüm şühedâe iẕ ḥaḍara ya`ḳûbe-lmevtü iẕ ḳâle libenîhi mâ ta`büdûne mim ba`dî. ḳâlû na`büdü ilâheke veilâhe âbâike ibrâhîme veismâ`île veisḥâḳa ilâhev vâḥidâ. venaḥnü lehû müslimûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Yoksa siz Yakup ölmek üzere iken orada mıydınız! O sırada evlatlarına, "Benim arkamdan kime kulluk edeceksiniz?" diye sordu. Onlar, "Senin ilahına, ataların İbrahim, İsmail ve İshak'ın ilahına yani tek ilaha kulluk edeceğiz. Biz, ona teslim olmuş kimseleriz!" dediler. dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Ayet detayı — Bakara suresi, 133. ayet

  5. Bakara suresi, 134. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 134. ayet. تِلْكَ أُمَّةٌ قَدْ خَلَتْ لَهَا مَا كَسَبَتْ وَلَكُم مَّا كَسَبْتُمْ وَلَا تُسْـَٔلُونَ عَمَّا كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ

    tilke ümmetün ḳad ḫalet. lehâ mâ kesebet veleküm mâ kesebtüm. velâ tüs'elûne `ammâ kânû ya`melûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Onlar gelip geçmiş bir topluluktur. Onların kazandıkları onlara, sizin kazandıklarınız size! Onların yaptıkları işler size sorulmayacaktır. dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Ayet detayı — Bakara suresi, 134. ayet

  6. Bakara suresi, 135. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 135. ayet. وَقَالُوا۟ كُونُوا۟ هُودًا أَوْ نَصَٰرَىٰ تَهْتَدُوا۟ قُلْ بَلْ مِلَّةَ إِبْرَٰهِـۧمَ حَنِيفًا وَمَا كَانَ مِنَ ٱلْمُشْرِكِينَ

    veḳâlû kûnû hûden ev neṣârâ tehtedû. ḳul bel millete ibrâhîme ḥanîfâ. vemâ kâne mine-lmüşrikîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Dediler ki: "Yahudi veya Hristiyan olun ki doğru yolda olasınız". dipnot 1 De ki: "Hayır, İbrahim'in dini dosdoğru yaşama biçimine uyun! O, hiç müşriklerden olmadı." dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yahudiler, İsa'ya inanmayarak Tevrat'taki şu ayete uymamış ve müşrik olmuşlardır: "Bundan ötürü Rabbin kendisi size bir işaret verecek: İşte, bakire kız gebe kalıp bir oğul doğuracak; adı "Emanuel /Allah bizimledir" olacak." (
      Yeşeya 7:14 — Eski Ahit, Yeşaya; alıntıyı aç

      Eski Ahit · Yeşaya 7:14

      Bundan ötürü Rabbin kendisi size bir belirti verecek: İşte, kız gebe kalıp bir oğul doğuracak; adını İmmanuel koyacak.

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      ). Hristiyanlar da Tevrat'ın "Benden başka ilahın olmayacak" (Çıkış 20:3) emrine rağmen İsa'yı ilahlaştırarak müşrik olmuşlardır. İncil'de de şöyle bir ifade vardır: "En önemli (emir) şudur: 'Dinle, ey İsrail! İlahımız Rab tek Rabdir. İlahın olan Rabbi bütün yüreğinle, bütün canınla, bütün aklınla ve bütün gücünle seveceksin'." (
      Markos 12:29-30 — Yeni Ahit, Markos; alıntıyı aç

      Yeni Ahit · Markos 12:29

      İsa şöyle karşılık verdi: “En önemlisi şudur: ‹Dinle, ey İsrail! Tanrımız Rab tek Rabdir.

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      ).
    2. metne dön, dipnot 2

    Ayet detayı — Bakara suresi, 135. ayet

  7. Bakara suresi, 136. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 136. ayet. قُولُوٓا۟ ءَامَنَّا بِٱللَّهِ وَمَآ أُنزِلَ إِلَيْنَا وَمَآ أُنزِلَ إِلَىٰٓ إِبْرَٰهِـۧمَ وَإِسْمَٰعِيلَ وَإِسْحَٰقَ وَيَعْقُوبَ وَٱلْأَسْبَاطِ وَمَآ أُوتِىَ مُوسَىٰ وَعِيسَىٰ وَمَآ أُوتِىَ ٱلنَّبِيُّونَ مِن رَّبِّهِمْ لَا نُفَرِّقُ بَيْنَ أَحَدٍ مِّنْهُمْ وَنَحْنُ لَهُۥ مُسْلِمُونَ

    ḳûlû âmennâ billâhi vemâ ünzile ileynâ vemâ ünzile ilâ ibrâhîme veismâ`île veisḥâḳa veya`ḳûbe vel'esbâṭi vemâ ûtiye mûsâ ve`îsâ vemâ ûtiye-nnebiyyûne mir rabbihim. lâ nüferriḳu beyne eḥadim minhüm. venaḥnü lehû müslimûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Şöyle deyin: Biz Allah'a inanıp güvendik; bize indirilene, İbrahim'e, İsmail'e, İshak'a, Yakub'a dipnot 1 ve torunlarına dipnot 2 indirilene, Musa'ya ve İsa'ya verilmiş olana, Rableri tarafından bütün nebilere verilenlere dipnot 3 inandık. Onlardan birini diğerinden ayırmayız. dipnot 4 Biz sadece Allah'a teslim olmuş kimseleriz.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayette geçen "İbrahim, İsmail, İshak ve Yakup" ifadeleri, Kur'an'ın Tevrat'ı tasdiki açısından önemlidir; çünkü Allah Musa aleyhisselama şu emri vermiştir: "İsrailliler'e de ki, 'Beni size atalarınız İbrahim'in, İshak'ın, Yakup'un Tanrısı gönderdi" (Çıkış 3:15). Tevrat'ta, İsmail ifadesinin geçmemesi ise İsmail'in onların değil Muhammed aleyhisselamın atası olmasından dolayıdır.
    2. metne dön, dipnot 2
      Yakup aleyhisselamın on iki oğluna ve onların soyundan gelenlere esbat denir. Ayetlere göre esbat içinden nebi olanlara da kitap indirilmiştir (Bakara 2/136,140; Al-i İmran 3/84; Nisa 4/163). Bunlardan İsa aleyhisselama İncil verildiği için (Maide 5/46) Tevrat, Musa'dan İsa'ya kadar İsrailoğullarının nebilerine verilmiş kitapların toplamından ibarettir. O nebiler, Tevrat ile hüküm verirlerdi (Maide 5/44).
    3. metne dön, dipnot 3
      Bütün nebilere, kitap ile birlikte hikmet de verilmiştir (Al-i İmran 3/81, En'am 6/89).
    4. metne dön, dipnot 4
      Ayette geçen "Onlardan hiçbirini diğerinden ayırmayız" ifadesi, ayrım yapmaksızın tüm nebilere ve onlara indirilen /verilen tüm kitaplara inanmayı gerektirir. Onlardan bazısına inanıp bazısına inanmamak Allah'ın istediği şekilde bir iman olmaz (Nisa 4/150-152). Hem bu ayete hem de Bakara 213, Al-i İmran 81, 84 ve En'am 6/83-89. ayetlerde tüm nebilere kitap verildiği bildirilmiştir.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 136. ayet

  8. Bakara suresi, 137. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 137. ayet. فَإِنْ ءَامَنُوا۟ بِمِثْلِ مَآ ءَامَنتُم بِهِۦ فَقَدِ ٱهْتَدَوا۟ وَّإِن تَوَلَّوْا۟ فَإِنَّمَا هُمْ فِى شِقَاقٍ فَسَيَكْفِيكَهُمُ ٱللَّهُ وَهُوَ ٱلسَّمِيعُ ٱلْعَلِيمُ

    fein âmenû bimiŝli mâ âmentüm bihî feḳadi-htedev. vein tevellev feinnemâ hüm fî şiḳâḳ. feseyekfîkehümü-llâh. vehüve-ssemî`u-l`alîm.

    Süleymaniye Vakfı

    Eğer onlar da sizin inandığınız gibi inanırlarsa doğru yola girmiş olurlar. Ama yüz çevirirlerse kesinlikle ayrı yoldadırlar. dipnot 1 Onlara karşı Allah sana yetecektir. dipnot 2 O, daima dinleyen ve her şeyi bilendir.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Şikak (شقاق) kelimesi, bir şeyde oluşan yarık ve bir şeyi yarma anlamındaki şakk (شَقّ) kökünden türemiştir; kişinin, arkadaşının durduğu taraftan farklı bir tarafta durmasını ifade eder (Mekayis, Müfredat, Lisan'ul Arab). Bu kökten türeyen kelimeler Kur'an'da, daha çok, inanç farklılığı (Bakara 2/137, Hud 11/89), haktan uzaklaşma (Bakara 2/176, Hac 22/53, Sad 38/2, Fussilet 41/52) ve Allah'ın gösterdiği yoldan başka bir yola girme anlamında kullanılmıştır (Nisa 4/115; Enfal 8/13).
    2. metne dön, dipnot 2

    Ayet detayı — Bakara suresi, 137. ayet

  9. Bakara suresi, 138. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 138. ayet. صِبْغَةَ ٱللَّهِ وَمَنْ أَحْسَنُ مِنَ ٱللَّهِ صِبْغَةً وَنَحْنُ لَهُۥ عَٰبِدُونَ

    ṣibgate-llâh. vemen aḥsenü mine-llâhi ṣibgah. venaḥnü lehû `âbidûn.

    Süleymaniye Vakfı

    "Siz, Allah'ın boyası ile boyanın! dipnot 1 Kimin boyası Allah'ın boyasından daha güzel olabilir! (Şöyle deyin:) Biz yalnız ona kulluk edenleriz."

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah'ın boyası, yarattığı her şeyi güzel ve değerli kılan kanun ve kurallar bütünüdür. Bunlara fıtrat denir. Rum 30/30'a göre din fıtrattır. Bu dine giren, Allah'ın boyasıyla boyanmış ve rengini belli etmiş olur. Bu boya insanı hem güzelleştirir hem de koruma altına alır (Al-i İmran 3/83, Nisa 4/125).

    Ayet detayı — Bakara suresi, 138. ayet

  10. Bakara suresi, 139. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 139. ayet. قُلْ أَتُحَآجُّونَنَا فِى ٱللَّهِ وَهُوَ رَبُّنَا وَرَبُّكُمْ وَلَنَآ أَعْمَٰلُنَا وَلَكُمْ أَعْمَٰلُكُمْ وَنَحْنُ لَهُۥ مُخْلِصُونَ

    ḳul etüḥâccûnenâ fi-llâhi vehüve rabbünâ verabbüküm. velenâ a`mâlünâ veleküm a`mâlüküm. venaḥnü lehû muḫliṣûn.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 139. ayet

  11. Bakara suresi, 140. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 140. ayet. أَمْ تَقُولُونَ إِنَّ إِبْرَٰهِـۧمَ وَإِسْمَٰعِيلَ وَإِسْحَٰقَ وَيَعْقُوبَ وَٱلْأَسْبَاطَ كَانُوا۟ هُودًا أَوْ نَصَٰرَىٰ قُلْ ءَأَنتُمْ أَعْلَمُ أَمِ ٱللَّهُ وَمَنْ أَظْلَمُ مِمَّن كَتَمَ شَهَٰدَةً عِندَهُۥ مِنَ ٱللَّهِ وَمَا ٱللَّهُ بِغَٰفِلٍ عَمَّا تَعْمَلُونَ

    em teḳûlûne inne ibrâhîme veismâ`île veisḥâḳa veya`ḳûbe vel'esbâṭa kânû hûden ev neṣârâ. ḳul eentüm a`lemü emi-llâh. vemen ażlemü mimmen keteme şehâdeten `indehû mine-llâh. veme-llâhü bigâfilin `ammâ ta`melûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Yoksa İbrahim, İsmail, İshak, Yakup ve torunlarının Yahudi veya Hristiyan olduklarını mı söylüyorsunuz? dipnot 1 De ki: "Siz mi iyi bilirsiniz, yoksa Allah mı?" Allah'tan gelen bir bilgiye şahit olup da onu gizleyenden daha büyük yanlışı yapan kimdir? dipnot 2 Allah, yaptıklarınızdan habersiz değildir.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
    2. metne dön, dipnot 2
      Yahudi ve Hristiyanların gizlediği bilgiler, Tevrat'ta ve İncil'de olanlardır (Bakara 2/159-162, Maide 5/15).

    Ayet detayı — Bakara suresi, 140. ayet

  12. Bakara suresi, 141. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 141. ayet. تِلْكَ أُمَّةٌ قَدْ خَلَتْ لَهَا مَا كَسَبَتْ وَلَكُم مَّا كَسَبْتُمْ وَلَا تُسْـَٔلُونَ عَمَّا كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ

    tilke ümmetün ḳad ḫalet. lehâ mâ kesebet veleküm mâ kesebtüm. velâ tüs'elûne `ammâ kânû ya`melûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Onlar gelip geçmiş bir topluluktur. Onların kazandıkları onlara, sizin kazandıklarınız size! Onların yaptıkları işler size sorulmayacaktır. dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Ayet detayı — Bakara suresi, 141. ayet

Kıble'nin değiştirilmesi 142–152

  1. Buradan itibaren cüz 2

    Bakara suresi, 142. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 142. ayet. سَيَقُولُ ٱلسُّفَهَآءُ مِنَ ٱلنَّاسِ مَا وَلَّىٰهُمْ عَن قِبْلَتِهِمُ ٱلَّتِى كَانُوا۟ عَلَيْهَا قُل لِّلَّهِ ٱلْمَشْرِقُ وَٱلْمَغْرِبُ يَهْدِى مَن يَشَآءُ إِلَىٰ صِرَٰطٍ مُّسْتَقِيمٍ

    seyeḳûlü-ssüfehâü mine-nnâsi mâ vellâhüm `an ḳibletihimü-lletî kânû `aleyhâ. ḳul lillâhi-lmeşriḳu velmagrib. yehdî mey yeşâü ilâ ṣirâṭim müsteḳîm.

    Süleymaniye Vakfı

    Bu insanlardan akılsızlık edenler dipnot 1 şöyle diyeceklerdir: "Bunları yönelmekte oldukları kıbleden (Kudüs'ten) çeviren nedir ki!" De ki: "Doğu da Allah'ındır, batı da! dipnot 2 O, gereğini yapanı doğru bir yola yöneltir" dipnot 3

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Akılsızlar" diye meal verdiğimiz "es-süfeha" Bakara 2/13'te münafıkların özelliği olarak anlatılmaktadır. Bakara 2/75-76'da kimi Yahudilerin, Kur'an ayetlerini anladıktan sonra onları tahrif etmek için münafıklık yaptıkları ifade edildiğinden "süfeha" kelimesi, kıble değişiminden rahatsız olan kesimin Yahudi münafıklar olduğunu gösterir. Bakara 2/145'e göre buna Hristiyanlar da dahildir.
    2. metne dön, dipnot 2
    3. metne dön, dipnot 3
      Şae (شاء) fiilinin kökü, "bir şeyi yapma, var etme" anlamında olan şey (شيء)'dir. (Müfredat). Allah'ın doğru yola yönelttikleri, görevlerini yerine getiren yani gereğini yapan kişilerdir. Ayrıca bkz: Bakara 2/20. ayetin dipnotu.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 142. ayet

  2. Bakara suresi, 143. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 143. ayet. وَكَذَٰلِكَ جَعَلْنَٰكُمْ أُمَّةً وَسَطًا لِّتَكُونُوا۟ شُهَدَآءَ عَلَى ٱلنَّاسِ وَيَكُونَ ٱلرَّسُولُ عَلَيْكُمْ شَهِيدًا وَمَا جَعَلْنَا ٱلْقِبْلَةَ ٱلَّتِى كُنتَ عَلَيْهَآ إِلَّا لِنَعْلَمَ مَن يَتَّبِعُ ٱلرَّسُولَ مِمَّن يَنقَلِبُ عَلَىٰ عَقِبَيْهِ وَإِن كَانَتْ لَكَبِيرَةً إِلَّا عَلَى ٱلَّذِينَ هَدَى ٱللَّهُ وَمَا كَانَ ٱللَّهُ لِيُضِيعَ إِيمَٰنَكُمْ إِنَّ ٱللَّهَ بِٱلنَّاسِ لَرَءُوفٌ رَّحِيمٌ

    vekeẕâlike ce`alnâküm ümmetev veseṭal litekûnû şühedâe `ale-nnâsi veyekûne-rrasûlü `aleyküm şehîdâ. vemâ ce`alne-lḳiblete-lletî künte `aleyhâ illâ lina`leme mey yettebi`u-rrasûle mimmey yenḳalibü `alâ `aḳibeyh. vein kânet lekebîraten illâ `ale-lleẕîne hede-llâh. vemâ kâne-llâhü liyüḍî`a îmâneküm. inne-llâhe binnâsi leraûfür raḥîm.

    Süleymaniye Vakfı

    Böylece, sizi merkez topluluk yaptık ki insanlara örnek dipnot 1 olasınız, bu resul dipnot 2 de size örnek olsun. dipnot 3 Yönelmekte olduğun kıbleyi (Kudüs'ü), dipnot 4 sırf bu resule uyanla gerisin geri döneni bilelim diye kıble yaptık. dipnot 5 Bu, Allah'ın doğru yolda olduklarını onayladığı kişilerin dışındakilere kesinlikle ağır gelir. Allah, (Kabe'nin tekrar kıble olacağına dair) inancınızı boşa çıkaracak değildir. dipnot 6 Allah, insanlara karşı pek şefkatli ve ikramı bol olandır.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Her insanın uyması gereken din İslam dini olduğundan (Al-i İmran 3/85), bu dine inananların örnek konumda olmaları gerekir (Al-i İmran 3/110).
    2. metne dön, dipnot 2
      Resul (رسول), "birine gönderilen söz" anlamına geldiği gibi "o sözü iletmek için gönderilen elçi" anlamına da gelir.(Müfredat). Allah'ın elçilerinin görevi, onun sözlerini insanlara ulaştırmaktır. Bu sebeple Kur'an'da geçen Allah'ın resulü (رسول اللّه) ifadelerinde asıl vurgu ayetleredir. Muhammed aleyhisselam öldüğü için bizim muhatabımız olan resul, sadece Kur'an'dır (Al-i İmran 3/144).
    3. metne dön, dipnot 3
      Ayetteki şehid kelimesine, meşhud anlamı verilmiştir. Çünkü bu kalıpta olan bir kelimeye hem ism-i fail (eylemi yapan) hem de ism-i mef'ul (eyleme konu olan) anlamı verilebilir. Müslümanların, insanlara örnek olmaları (Al-i İmran 3/110), Muhammed aleyhisselamı da kendilerine örnek almaları gerektiği için (Ahzab 33/21) burada uygun olan kelimeye "örnek" anlamının verilmesidir.
    4. metne dön, dipnot 4
      Önceki ayette, "Bunları yönelmekte oldukları kıbleden (Kudüs'ten) çeviren nedir ki!" ifadesi geçmektedir. İki ayeti birlikte düşününce kıble değişikliğinin, Yahudileri çok rahatsız ettiği anlaşılır.
    5. metne dön, dipnot 5
      İlk kıble, Mekke'deki Mescid-i Haram'dır (Al-i İmran 3/96). Kıblenin Kudüs'te bulunan Beytülmakdis'e çevrilmesi, Süleyman aleyhisselam zamanında olmuştur (Tevrat /
      I Krallar 8:28-30 — Eski Ahit, 1. Krallar; alıntıyı aç

      Eski Ahit · 1. Krallar 8:28

      Ya RAB Tanrım, kulunun bugün ettiği duayı, yalvarışı işit; duasına ve yakarışına kulak ver.

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      ,
      II Tarihler 6/19-21 — Eski Ahit, 1. Tarihler; alıntıyı aç

      Eski Ahit · 1. Tarihler 6:19

      Merarinin oğulları: Mahli, Muşi. Soylarına göre yazılan Levi oymağının boyları şunlardır:

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      ). Bu ayet, oranın, Yahudileri ve Hristiyanları imtihan için geçici bir süreliğine kıble yapıldığını bildirmektedir.
    6. metne dön, dipnot 6
      Mescid-i Haram'ın tekrar kıble olacağını bilen Yahudi ve Hristiyanlar (Bakara 2/144-146) bunu Mekke'de ve Medine'de yaşayan Araplara haber vermiş olmalıdırlar.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 143. ayet

  3. Bakara suresi, 144. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 144. ayet. قَدْ نَرَىٰ تَقَلُّبَ وَجْهِكَ فِى ٱلسَّمَآءِ فَلَنُوَلِّيَنَّكَ قِبْلَةً تَرْضَىٰهَا فَوَلِّ وَجْهَكَ شَطْرَ ٱلْمَسْجِدِ ٱلْحَرَامِ وَحَيْثُ مَا كُنتُمْ فَوَلُّوا۟ وُجُوهَكُمْ شَطْرَهُۥ وَإِنَّ ٱلَّذِينَ أُوتُوا۟ ٱلْكِتَٰبَ لَيَعْلَمُونَ أَنَّهُ ٱلْحَقُّ مِن رَّبِّهِمْ وَمَا ٱللَّهُ بِغَٰفِلٍ عَمَّا يَعْمَلُونَ

    ḳad nerâ teḳallübe vechike fi-ssemâ'. felenüvelliyenneke ḳibleten terḍâhâ. fevelli vecheke şaṭra-lmescidi-lḥarâm. veḥayŝü mâ küntüm fevellû vucûheküm şaṭrah. veinne-lleẕîne ûtü-lkitâbe leya`lemûne ennehü-lḥaḳḳu mir rabbihim. veme-llâhü bigâfilin `ammâ ya`melûn.

    Süleymaniye Vakfı

    (Ya Muhammed!) Yüzünün sık sık göğe yöneldiğini görmekteyiz. Razı olacağın kıbleye seni mutlaka çevireceğiz. Haydi şimdi yüzünü Mescid-i Haram yönüne dipnot 1 çevir! (Müminler! Siz de) Nerede olursanız olun, (namazda) yüzünüzü onun bulunduğu yöne çevirin! Kendilerine kitap verilenler iyi bilirler ki bu, Rablerinden gelen gerçek hükümdür. dipnot 2 Allah, yaptıklarınızdan habersiz değildir.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Namazda Mescid-i Haram'ın kendisine dönmek gerekmez. Onun bulunduğu tarafa dönmek yeterlidir (Bakara 2/149-150).
    2. metne dön, dipnot 2
      Bakara 2/146. Nebimiz, kıblenin değişeceğine dair bilgiyi Yahudi ve Hristiyanlardan öğrenmiş olmalıdır. İncil'de şu ifadeler geçer: Kadın (İsa'ya), "Efendim, anlıyorum, sen bir peygambersin" dedi. "Atalarımız bu dağda tapındılar, ama sizler tapınılması gereken yerin Yeruşalim'de (Kudüs'te) olduğunu söylüyorsunuz." İsa ona şöyle dedi: "Kadın, bana inan, öyle bir saat geliyor ki, Baba'ya ne bu dağda, ne de Yeruşalim'de tapınacaksınız!" (
      Yuhanna 4:19-21 — Yeni Ahit, Yuhanna; alıntıyı aç

      Yeni Ahit · Yuhanna 4:19

      Kadın, “Efendim, anlıyorum, sen bir peygambersin” dedi.

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      )

    Ayet detayı — Bakara suresi, 144. ayet

  4. Bakara suresi, 145. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 145. ayet. وَلَئِنْ أَتَيْتَ ٱلَّذِينَ أُوتُوا۟ ٱلْكِتَٰبَ بِكُلِّ ءَايَةٍ مَّا تَبِعُوا۟ قِبْلَتَكَ وَمَآ أَنتَ بِتَابِعٍ قِبْلَتَهُمْ وَمَا بَعْضُهُم بِتَابِعٍ قِبْلَةَ بَعْضٍ وَلَئِنِ ٱتَّبَعْتَ أَهْوَآءَهُم مِّنۢ بَعْدِ مَا جَآءَكَ مِنَ ٱلْعِلْمِ إِنَّكَ إِذًا لَّمِنَ ٱلظَّٰلِمِينَ

    velein eteyte-lleẕîne ûtü-lkitâbe bikülli âyetim mâ tebi`û ḳibletek. vemâ ente bitâbi`in ḳibletehüm. vemâ ba`ḍuhüm bitâbi`in ḳiblete ba`ḍ. veleini-tteba`te ehvâehüm mim ba`di mâ câeke mine-l`ilmi inneke iẕel lemine-żżâlimîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Kendilerine kitap verilenlere (kitaplarındaki) bütün ayetleri getirsen bile senin kıblene uymazlar. Sen de onların kıblesine uyacak değilsin. Onlar birbirlerinin kıblesine de uymazlar. dipnot 1 Sana gelen bu bilgiden sonra tutar da onların arzularına uyarsan sen de yanlışa dalanlardan olursun. dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yahudiler Kudüs'teki Süleyman Mabedi'ne yani Beytülmakdis'e, Hristiyanlar da doğuya yönelirler.
    2. metne dön, dipnot 2

    Ayet detayı — Bakara suresi, 145. ayet

  5. Bakara suresi, 146. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 146. ayet. ٱلَّذِينَ ءَاتَيْنَٰهُمُ ٱلْكِتَٰبَ يَعْرِفُونَهُۥ كَمَا يَعْرِفُونَ أَبْنَآءَهُمْ وَإِنَّ فَرِيقًا مِّنْهُمْ لَيَكْتُمُونَ ٱلْحَقَّ وَهُمْ يَعْلَمُونَ

    elleẕîne âteynâhümü-lkitâbe ya`rifûnehû kemâ ya`rifûne ebnâehüm. veinne ferîḳam minhüm leyektümûne-lḥaḳḳa vehüm ya`lemûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Kendilerine Kitap verdiklerimiz onu (Kabe'nin tekrar kıble olacağını), kendi oğullarını tanıdıkları gibi tanırlar. Ama onların bir takımı bu gerçeği bile bile gizler. dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Ayet detayı — Bakara suresi, 146. ayet

  6. Bakara suresi, 147. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 147. ayet. ٱلْحَقُّ مِن رَّبِّكَ فَلَا تَكُونَنَّ مِنَ ٱلْمُمْتَرِينَ

    elḥaḳḳu mir rabbike felâ tekûnenne mine-lmümterîn.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 147. ayet

  7. Bakara suresi, 148. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 148. ayet. وَلِكُلٍّ وِجْهَةٌ هُوَ مُوَلِّيهَا فَٱسْتَبِقُوا۟ ٱلْخَيْرَٰتِ أَيْنَ مَا تَكُونُوا۟ يَأْتِ بِكُمُ ٱللَّهُ جَمِيعًا إِنَّ ٱللَّهَ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ

    velikülliv vichetün hüve müvellîhâ festebiḳu-lḫayrât. eyne mâ tekûnû ye'ti bikümü-llâhü cemî`â. inne-llâhe `alâ külli şey'in ḳadîr.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 148. ayet

  8. Bakara suresi, 149. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 149. ayet. وَمِنْ حَيْثُ خَرَجْتَ فَوَلِّ وَجْهَكَ شَطْرَ ٱلْمَسْجِدِ ٱلْحَرَامِ وَإِنَّهُۥ لَلْحَقُّ مِن رَّبِّكَ وَمَا ٱللَّهُ بِغَٰفِلٍ عَمَّا تَعْمَلُونَ

    vemin ḥayŝü ḫaracte fevelli vecheke şaṭra-lmescidi-lḥarâm. veinnehû lelḥaḳḳu mir rabbik. veme-llâhü bigâfilin `ammâ ta`melûn.

    Süleymaniye Vakfı

    (Namaza) kalktığın her yerde yüzünü Mescid-i Haram yönüne çevir. Bu, kesinlikle Rabbinden gelen bir gerçektir. dipnot 1 Allah, yaptıklarınızdan habersiz değildir.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Ayet detayı — Bakara suresi, 149. ayet

  9. Bakara suresi, 150. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 150. ayet. وَمِنْ حَيْثُ خَرَجْتَ فَوَلِّ وَجْهَكَ شَطْرَ ٱلْمَسْجِدِ ٱلْحَرَامِ وَحَيْثُ مَا كُنتُمْ فَوَلُّوا۟ وُجُوهَكُمْ شَطْرَهُۥ لِئَلَّا يَكُونَ لِلنَّاسِ عَلَيْكُمْ حُجَّةٌ إِلَّا ٱلَّذِينَ ظَلَمُوا۟ مِنْهُمْ فَلَا تَخْشَوْهُمْ وَٱخْشَوْنِى وَلِأُتِمَّ نِعْمَتِى عَلَيْكُمْ وَلَعَلَّكُمْ تَهْتَدُونَ

    vemin ḥayŝü ḫaracte fevelli vecheke şaṭra-lmescidi-lḥarâm. veḥayŝü mâ küntüm fevellû vucûheküm şaṭrahû liellâ yekûne linnâsi `aleyküm ḥucceh. ille-lleẕîne żalemû minhüm felâ taḫşevhüm vaḫşevnî veliütimme ni`metî `aleyküm vele`alleküm tehtedûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Nerede (namaza) kalkarsan yüzünü Mescid-i Haram yönüne çevir. Nerede olursanız olun, (namazda) yüzünüzü onun bulunduğu yöne çevirin ki bu insanların size karşı bir delili kalmasın; dipnot 1 onların yanlış yapanları başka! Onlardan çekinmeyin, benden çekinin. Bu, size olan nimetimi tamamlamam ve sizin de doğru yolda olmanız içindir. dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yahudi ve Hristiyanlar Kabe'nin tekrar kıble olacağını kitaplarından bildikleri için, kıble değişmeseydi bunu Müslümanlara karşı kullanırlardı (Bakara 2/144, 149).
    2. metne dön, dipnot 2

    Ayet detayı — Bakara suresi, 150. ayet

  10. Bakara suresi, 151. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 151. ayet. كَمَآ أَرْسَلْنَا فِيكُمْ رَسُولًا مِّنكُمْ يَتْلُوا۟ عَلَيْكُمْ ءَايَٰتِنَا وَيُزَكِّيكُمْ وَيُعَلِّمُكُمُ ٱلْكِتَٰبَ وَٱلْحِكْمَةَ وَيُعَلِّمُكُم مَّا لَمْ تَكُونُوا۟ تَعْلَمُونَ

    kemâ erselnâ fîküm rasûlem minküm yetlû `aleyküm âyâtinâ veyüzekkîküm veyü`allimükümü-lkitâbe velḥikmete veyü`allimüküm mâ lem tekûnû ta`lemûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Nitekim içinizden birini size elçi olarak gönderdik. O size, ayetlerimizi bağlantılarıyla okuyor, sizi geliştiriyor, kitabı ve hikmeti öğretiyor. O size bilmediğiniz şeyleri öğretiyor. dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayet, İbrahim aleyhisselam ve İsmail aleyhisselamın dualarının kabul edildiğini gösterir (Bakara 2/129, Al-i İmran 3/164, Cuma 62/2).

    Ayet detayı — Bakara suresi, 151. ayet

  11. Bakara suresi, 152. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 152. ayet. فَٱذْكُرُونِىٓ أَذْكُرْكُمْ وَٱشْكُرُوا۟ لِى وَلَا تَكْفُرُونِ

    feẕkürûnî eẕkürküm veşkürû lî velâ tekfürûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Öyleyse siz beni zikredin /aklınızda tutun dipnot 1 ben de sizi zikredeyim! Bana karşı görevinizi yerine getirin, nankörlük etmeyin! dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Zikir, bağlantılarıyla birlikte düşünülüp öğrenilen doğru bilgi, o bilgiyi kullanıma hazır tutmak, akla veya dile getirmektir (Müfredat). Zikretmek, o bilgiyi dikkate alıp kullanmaktır. Doğru bilginin kaynağı Allah'ın ayetleridir. Bunlar, yaratılan ayetler ve indirilen ayetler olmak üzere iki türlüdür. Her birinden elde edilen doğru bilgi zikirdir (En'am 6/80, Enbiya 21/24). İnsanı, sadece bu bilgi tatmin eder (Ra'd 13/28). Allah'ı zikretmek; ona, kitabına ve yarattığı ayetlere odaklanmak, onlardan elde edilen bilgileri akıldan çıkarmamak ve onların üzerine düşünmektir (Tevbe 9/67, Ahzab 33/41, Haşr 59/19). İnsan bunlardan bildiği kadarıyla sorumludur (Bakara 2/286).
    2. metne dön, dipnot 2

    Ayet detayı — Bakara suresi, 152. ayet

Sabır, namaz ve imtihan 153–157

  1. Bakara suresi, 153. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 153. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ ٱسْتَعِينُوا۟ بِٱلصَّبْرِ وَٱلصَّلَوٰةِ إِنَّ ٱللَّهَ مَعَ ٱلصَّٰبِرِينَ

    yâ eyyühe-lleẕîne âmenü-ste`înû biṣṣabri veṣṣalâh. inne-llâhe me`a-ṣṣâbirîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Ey inanıp güvenenler! Sabırla /duruşunuzu bozmadan ve görevlerinizi aksatmadan dipnot 1 (Allah'tan) yardım isteyin! Muhakkak ki Allah sabredenlerle beraberdir. dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayette geçen es-salat (ٱلصَّلَوٰةِ)'ın kök anlamı, bir şeyi bırakmamak ve sürekli arkasında olmaktır (Lisan'ul-Arab). Allah'ın yardımını hak edebilmek için sabırlı olunması ve başta namaz olmak üzere bütün görevlerin yerine getirilmesi gerekir (Bakara 2/45).
    2. metne dön, dipnot 2

    Ayet detayı — Bakara suresi, 153. ayet

  2. Bakara suresi, 154. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 154. ayet. وَلَا تَقُولُوا۟ لِمَن يُقْتَلُ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ أَمْوَٰتٌۢ بَلْ أَحْيَآءٌ وَلَٰكِن لَّا تَشْعُرُونَ

    velâ teḳûlû limey yuḳtelü fî sebîli-llâhi emvâh. bel aḥyâüv velâkil lâ teş`urûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Allah yolunda öldürülenlere "ölüler" demeyin! Aslında onlar diridirler, fakat siz anlayamazsınız. dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah yolunda öldürülenlerin diriliği, bizim anlayabileceğimiz bir dirilik değildir (Al-i İmran 3/169).

    Ayet detayı — Bakara suresi, 154. ayet

  3. Bakara suresi, 155. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 155. ayet. وَلَنَبْلُوَنَّكُم بِشَىْءٍ مِّنَ ٱلْخَوْفِ وَٱلْجُوعِ وَنَقْصٍ مِّنَ ٱلْأَمْوَٰلِ وَٱلْأَنفُسِ وَٱلثَّمَرَٰتِ وَبَشِّرِ ٱلصَّٰبِرِينَ

    veleneblüvenneküm bişey'im mine-lḫavfi velcû`i venaḳṣim mine-l'emvâli vel'enfüsi veŝŝemerât. vebeşşiri-ṣṣâbirîn.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 155. ayet

  4. Bakara suresi, 156. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 156. ayet. ٱلَّذِينَ إِذَآ أَصَٰبَتْهُم مُّصِيبَةٌ قَالُوٓا۟ إِنَّا لِلَّهِ وَإِنَّآ إِلَيْهِ رَٰجِعُونَ

    elleẕîne iẕâ eṣâbethüm müṣîbetün ḳâlû innâ lillâhi veinnâ ileyhi râci`ûn.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 156. ayet

  5. Bakara suresi, 157. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 157. ayet. أُو۟لَٰٓئِكَ عَلَيْهِمْ صَلَوَٰتٌ مِّن رَّبِّهِمْ وَرَحْمَةٌ وَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْمُهْتَدُونَ

    ülâike `aleyhim ṣalevâtüm mir rabbihim veraḥmetüv veülâike hümü-lmühtedûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Rablerinin sürekli desteği ve ikramı onlaradır. dipnot 1 İşte onlar, doğru yolda olanlardır.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah Teala , yapılan iyi davranışları, daha iyisiyle ödüllendirir (Nahl 16/96-97). Allah'ın yaptığı imtihanı, büyük bir sabırla kazanmaya odaklanan kişi, onun sürekli desteğini ve yardımını hak eder.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 157. ayet

Safâ ile Merve; hakkı gizleyenler; tek ilah 158–163

  1. Bakara suresi, 158. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 158. ayet. إِنَّ ٱلصَّفَا وَٱلْمَرْوَةَ مِن شَعَآئِرِ ٱللَّهِ فَمَنْ حَجَّ ٱلْبَيْتَ أَوِ ٱعْتَمَرَ فَلَا جُنَاحَ عَلَيْهِ أَن يَطَّوَّفَ بِهِمَا وَمَن تَطَوَّعَ خَيْرًا فَإِنَّ ٱللَّهَ شَاكِرٌ عَلِيمٌ

    inne-ṣṣafâ velmervete min şe`âiri-llâh. femen ḥacce-lbeyte evi-`temera felâ cünâḥa `aleyhi ey yeṭṭavvefe bihimâ. vemen teṭavve`a ḫayran feinne-llâhe şâkirun `alîm.

    Süleymaniye Vakfı

    Safa ile Merve (tepeleri), Allah'a kulluğun simgelerindendir. dipnot 1 Kim o Beyt'te dipnot 2 hac veya umre yaparsa o ikisini sa'y etmesinde dipnot 3 bir günah yoktur. dipnot 4 Kim bir iyiliği fazlasıyla yaparsa dipnot 5 bilsin ki Allah, her iyiliğin karşılığını veren ve daima bilendir.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Maide 5/2, Hac 22/32.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bakara 2/125'in dipnotuna bkz.
    3. metne dön, dipnot 3
      Sa'y, hac veya umre yapan kişilerin Safa ile Merve tepelerine gidip gelerek yaptıkları ibadettir.
    4. metne dön, dipnot 4
      Cahiliye Arapları, Safa ile Merve tepelerine İsaf ve Naile adında iki put koymuştu. Müslümanlar sa'yin, onlar için yapıldığını sanarak sa'yi terk ettiler (İbn-i Hacer el-Askalani, Feth'ul-Bari Şerhu Sahih'il- Buhari). Bu ayet, Safa ile Merve'nin, Allah'a kulluğun bir simgesi olduğunu ve hac ve umre yapanların say' etmesinin günah olmadığını bildirir. Daha sonra inen "Haccı ve umreyi Allah için tamamlayın" (Bakara 2/196) emri de bu iki ibadette eksik bırakılan şeyin sa'y olduğunu ve bu eksikliğin mutlaka tamamlanması gerektiğini ifade eder. Bu da hac ve umre yapanların, safa ile merve arasında sa'y etmelerinin farz olduğunu gösterir.
    5. metne dön, dipnot 5
      Buradaki 'fazlasıyla iyilik', Safa ile Merve arasında nafile sa'y yapmaktır.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 158. ayet

  2. Bakara suresi, 159. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 159. ayet. إِنَّ ٱلَّذِينَ يَكْتُمُونَ مَآ أَنزَلْنَا مِنَ ٱلْبَيِّنَٰتِ وَٱلْهُدَىٰ مِنۢ بَعْدِ مَا بَيَّنَّٰهُ لِلنَّاسِ فِى ٱلْكِتَٰبِ أُو۟لَٰٓئِكَ يَلْعَنُهُمُ ٱللَّهُ وَيَلْعَنُهُمُ ٱللَّٰعِنُونَ

    inne-lleẕîne yektümûne mâ enzelnâ mine-lbeyyinâti velhüdâ mim ba`di mâ beyyennâhü linnâsi fi-lkitâbi ülâike yel`anühümü-llâhü veyel`anühümü-llâ`inûn.

    Süleymaniye Vakfı

    İndirdiğimiz açıklayıcı ve yol gösterici ayetleri, insanlar için Kitap'ta açıkça ortaya koymamızdan sonra gizleyenler var ya! Allah, işte onları lanetler /dışlar. Lanet edecek olanlar da onları lanetlerler. dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Ayet detayı — Bakara suresi, 159. ayet

  3. Bakara suresi, 160. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 160. ayet. إِلَّا ٱلَّذِينَ تَابُوا۟ وَأَصْلَحُوا۟ وَبَيَّنُوا۟ فَأُو۟لَٰٓئِكَ أَتُوبُ عَلَيْهِمْ وَأَنَا ٱلتَّوَّابُ ٱلرَّحِيمُ

    ille-lleẕîne tâbû veaṣleḥû vebeyyenû feülâike etûbü `aleyhim. veene-ttevvâbü-rraḥîm.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 160. ayet

  4. Bakara suresi, 161. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 161. ayet. إِنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ وَمَاتُوا۟ وَهُمْ كُفَّارٌ أُو۟لَٰٓئِكَ عَلَيْهِمْ لَعْنَةُ ٱللَّهِ وَٱلْمَلَٰٓئِكَةِ وَٱلنَّاسِ أَجْمَعِينَ

    inne-lleẕîne keferû vemâtû vehüm küffârun ülâike `aleyhim la`netü-llâhi velmelâiketi vennâsi ecme`în.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 161. ayet

  5. Bakara suresi, 162. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 162. ayet. خَٰلِدِينَ فِيهَا لَا يُخَفَّفُ عَنْهُمُ ٱلْعَذَابُ وَلَا هُمْ يُنظَرُونَ

    ḫâlidîne fîhâ. lâ yüḫaffefü `anhümü-l`aẕâbü velâ hüm yünżarûn.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 162. ayet

  6. Bakara suresi, 163. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 163. ayet. وَإِلَٰهُكُمْ إِلَٰهٌ وَٰحِدٌ لَّآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ ٱلرَّحْمَٰنُ ٱلرَّحِيمُ

    veilâhüküm ilâhüv vâḥid. lâ ilâhe illâ hüve-rraḥmânü-rraḥîm.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 163. ayet

Yaratılıştaki deliller ve ortak koşanlar 164–167

  1. Bakara suresi, 164. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 164. ayet. إِنَّ فِى خَلْقِ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَٱخْتِلَٰفِ ٱلَّيْلِ وَٱلنَّهَارِ وَٱلْفُلْكِ ٱلَّتِى تَجْرِى فِى ٱلْبَحْرِ بِمَا يَنفَعُ ٱلنَّاسَ وَمَآ أَنزَلَ ٱللَّهُ مِنَ ٱلسَّمَآءِ مِن مَّآءٍ فَأَحْيَا بِهِ ٱلْأَرْضَ بَعْدَ مَوْتِهَا وَبَثَّ فِيهَا مِن كُلِّ دَآبَّةٍ وَتَصْرِيفِ ٱلرِّيَٰحِ وَٱلسَّحَابِ ٱلْمُسَخَّرِ بَيْنَ ٱلسَّمَآءِ وَٱلْأَرْضِ لَـَٔايَٰتٍ لِّقَوْمٍ يَعْقِلُونَ

    inne fî ḫalḳi-ssemâvâti vel'arḍi vaḫtilâfi-lleyli vennehâri velfülki-lletî tecrî fi-lbaḥri bimâ yenfe`u-nnâse vemâ enzele-llâhü mine-ssemâi mim mâin feaḥyâ bihi-l'arḍa ba`de mevtihâ vebeŝŝe fîhâ min külli dâbbeh. vetaṣrîfi-rriyâḥi vesseḥâbi-lmüseḫḫari beyne-ssemâi vel'arḍi leâyâtil liḳavmiy ya`ḳilûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün art arda gelmesinde, insanlara yararlı şeyleri denizde taşıyıp götüren gemilerde, Allah'ın gökten indirdiği ve onunla yeryüzünü ölümünden sonra canlandırdığı suda, orada yaydığı her hareketli canlıda, rüzgarları farklı yönlerden ve farklı özelliklerde estirmesinde, dipnot 1 gök ile yer arasında boyun eğdirilmiş yağmur bulutlarında, aklını kullanan /doğru bağlantılar kuran bir toplum için kesinlikle ayetler /göstergeler dipnot 2 vardır.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
    2. metne dön, dipnot 2
      Allah'ın ayetleri ikiye ayrılır: İlki yaratılmış ayetlerdir, bunlar kainattaki tüm varlıklardır (Casiye 45/3-6). İkincisi indirilmiş ayetlerdir ki onlar ilahi kitaplardadır (Fussilet 41/39, Şura 42/13-14). Yaratılmış ayetler, indirilmiş ayetlerin doğruluğunun göstergesidir; çünkü hem kainatı yaratan hem de onunla ilgili en doğru bilgileri veren Allah'tır. İndirilmiş ve yaratılmış ayetler arasında çelişki olmaz, aksine kopmaz bir bağ vardır. Bilimin uğraş alanı Allah'ın yarattığı ayetlerdir. Bu sahada Allah'ın indirdiği ayetlerden de yararlanılırsa bilimde hayallerin ötesinde bir gelişme yaşanacaktır (Al-i İmran 3/190-191, Yusuf 12/105, Zariyat 51/20-21).

    Ayet detayı — Bakara suresi, 164. ayet

  2. Bakara suresi, 165. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 165. ayet. وَمِنَ ٱلنَّاسِ مَن يَتَّخِذُ مِن دُونِ ٱللَّهِ أَندَادًا يُحِبُّونَهُمْ كَحُبِّ ٱللَّهِ وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ أَشَدُّ حُبًّا لِّلَّهِ وَلَوْ يَرَى ٱلَّذِينَ ظَلَمُوٓا۟ إِذْ يَرَوْنَ ٱلْعَذَابَ أَنَّ ٱلْقُوَّةَ لِلَّهِ جَمِيعًا وَأَنَّ ٱللَّهَ شَدِيدُ ٱلْعَذَابِ

    vemine-nnâsi mey yetteḫiẕü min dûni-llâhi endâdey yüḥibbûnehüm keḥubbi-llâh. velleẕîne âmenû eşeddü ḥubbel lillâh. velev yera-lleẕîne żalemû iẕ yeravne-l`aẕâbe enne-lḳuvvete lillâhi cemî`av veenne-llâhe şedîdü-l`aẕâb.

    Süleymaniye Vakfı

    İnsanlardan kimileri, Allah'a benzer nitelikler yükleyip onu sever gibi sevdikleri varlıkları dipnot 1 Allah ile aralarına koyarlar. dipnot 2 İnanıp güvenenlerin Allah'a olan sevgisi çok daha güçlüdür. dipnot 3 Bu yanlışı yapanlar keşke şunu anlasalar: Azabı görecekleri gün, bütün güç Allah'ın elindedir ve Allah'ın cezalandırması çetindir. dipnot 4

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Endad için bkz. Bakara 2/22'nin dipnotu.
    2. metne dön, dipnot 2
      Müşrik, Allah'ın varlığını ve birliğini kabul eder ama kendini Allah'a daha çok yaklaştırsın diye araya aracılar koyarak onlara kayıtsız şartsız boyun eğer (Zümer 39/3). Böylece onları da ilah yapmış olur.
    3. metne dön, dipnot 3
      "Daha güçlü" anlamına gelen eşed (أَشَدُّ) kelimesinin kökü olan şedd (شد), güçlü bağ anlamındadır (Müfredat). Mümin, araya bir aracı koymayıp doğrudan ona bağlandığı için onun Allah ile olan bağı çok güçlüdür. Müşrik ise araya aracı koyarak Allah'a daha çok yaklaşmayı beklerken ondan uzaklaşır. Böylece Allah ile bağını zayıflatır ve aracının kulu-kölesi olur.
    4. metne dön, dipnot 4
      "Çetin", ayetteki "şedid (شديد)"in karşılığıdır. Şedid, 'güçlü bağla bağlı' anlamındadır (Müfredat). Allah, cezayı, işlenen suça bağlamış (En'am 6/160) ve şöyle demiştir: "Bir kötülüğün cezası, ona denk bir kötülüktür." (Şura 42/40) size kim saldırırsa ona, size yaptığı saldırıya denk bir saldırı ile karşılık verin (Bakara 2/194) Buna göre cezanın, işlenen suça denk olması gerekir bu da ancak suçun iki katı ile olur. Birincisi ile verdiği zarar giderilir, ikincisi ile de o zarara denk bir zarara sokulur.. Bu ceza prensibi, cehennemde de uygulanır (A'raf 7/38, Furkan 25/68-69).

    Ayet detayı — Bakara suresi, 165. ayet

  3. Bakara suresi, 166. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 166. ayet. إِذْ تَبَرَّأَ ٱلَّذِينَ ٱتُّبِعُوا۟ مِنَ ٱلَّذِينَ ٱتَّبَعُوا۟ وَرَأَوُا۟ ٱلْعَذَابَ وَتَقَطَّعَتْ بِهِمُ ٱلْأَسْبَابُ

    iẕ teberrae-lleẕîne-ttübi`û mine-lleẕîne-ttebe`û veraevü-l`aẕâbe veteḳaṭṭa`at bihimü-l'esbâb.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 166. ayet

  4. Bakara suresi, 167. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 167. ayet. وَقَالَ ٱلَّذِينَ ٱتَّبَعُوا۟ لَوْ أَنَّ لَنَا كَرَّةً فَنَتَبَرَّأَ مِنْهُمْ كَمَا تَبَرَّءُوا۟ مِنَّا كَذَٰلِكَ يُرِيهِمُ ٱللَّهُ أَعْمَٰلَهُمْ حَسَرَٰتٍ عَلَيْهِمْ وَمَا هُم بِخَٰرِجِينَ مِنَ ٱلنَّارِ

    veḳâle-lleẕîne-ttebe`û lev enne lenâ kerraten feneteberrae minhüm kemâ teberraû minnâ. keẕâlike yürîhimü-llâhü a`mâlehüm ḥaserâtin `aleyhim. vemâ hüm biḫâricîne mine-nnâr.

    Süleymaniye Vakfı

    Onları takip edenler şöyle derler: "Keşke elimizde bir fırsat olsa da (hep birlikte dünyaya dönsek) burada bunların bizden uzak durdukları gibi biz de onlardan uzak dursak!" Allah yaptıklarını onlara, içlerini yakacak şekilde gösterecektir. dipnot 1 Artık o ateşten çıkacak da değillerdir. dipnot 2

    Ayet detayı — Bakara suresi, 167. ayet

Helal ve haram yiyecekler; atalara uyma 168–176

  1. Bakara suresi, 168. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 168. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّاسُ كُلُوا۟ مِمَّا فِى ٱلْأَرْضِ حَلَٰلًا طَيِّبًا وَلَا تَتَّبِعُوا۟ خُطُوَٰتِ ٱلشَّيْطَٰنِ إِنَّهُۥ لَكُمْ عَدُوٌّ مُّبِينٌ

    yâ eyyühe-nnâsü külû mimmâ fi-l'arḍi ḥalâlen ṭayyibâ. velâ tettebi`û ḫuṭuvâti-şşeyṭân. innehû leküm `adüvvüm mübîn.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 168. ayet

  2. Bakara suresi, 169. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 169. ayet. إِنَّمَا يَأْمُرُكُم بِٱلسُّوٓءِ وَٱلْفَحْشَآءِ وَأَن تَقُولُوا۟ عَلَى ٱللَّهِ مَا لَا تَعْلَمُونَ

    innemâ ye'müruküm bissûi velfaḥşâi veen teḳûlû `ale-llâhi mâ lâ ta`lemûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Şeytan sizden kötülükler ve çirkin işler yapmanızı, bir de (O'na ait olduğunu) bilmediğiniz şeyleri Allah'a mal etmenizi ister. dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bakara 2/268. Allah'ın kitabında olmayan bir şeyi Allah'a mal etmek en büyük günahtır (Bakara 2/80, A'raf 7/28, 33, Yunus 10/68-70). Şeytan bu konuda Allah'ın nebilerini ve onun kitabını tebliğ eden kişileri bile saptırmaya çalışır. Ama Allah, insan ve cin şeytanlarına uymayıp duruşunu bozmayanlara destek verir (İsra 17/73-75, Hac 22/52-53, Nur 24/21).

    Ayet detayı — Bakara suresi, 169. ayet

  3. Bakara suresi, 170. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 170. ayet. وَإِذَا قِيلَ لَهُمُ ٱتَّبِعُوا۟ مَآ أَنزَلَ ٱللَّهُ قَالُوا۟ بَلْ نَتَّبِعُ مَآ أَلْفَيْنَا عَلَيْهِ ءَابَآءَنَآ أَوَلَوْ كَانَ ءَابَآؤُهُمْ لَا يَعْقِلُونَ شَيْـًٔا وَلَا يَهْتَدُونَ

    veiẕâ ḳîle lehümü-ttebi`û mâ enzele-llâhü ḳâlû bel nettebi`u mâ elfeynâ `aleyhi âbâenâ. evelev kâne âbâühüm lâ ya`ḳilûne şey'ev velâ yehtedûn.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 170. ayet

  4. Bakara suresi, 171. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 171. ayet. وَمَثَلُ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ كَمَثَلِ ٱلَّذِى يَنْعِقُ بِمَا لَا يَسْمَعُ إِلَّا دُعَآءً وَنِدَآءً صُمٌّۢ بُكْمٌ عُمْىٌ فَهُمْ لَا يَعْقِلُونَ

    vemeŝelü-lleẕîne keferû kemeŝeli-lleẕî yen`iḳu bimâ lâ yesme`u illâ dü`âev venidââ. ṣummüm bükmün `umyün fehüm lâ ya`ḳilûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Kafirlik eden bu kimselerin durumu, duyduğu şeyi, sadece bağırıp çağırma olarak algılayıp öten karganın dipnot 1 durumu gibidir. Sağır, dilsiz ve kör kesilirler. Onlar akıllarını kullanmazlar /doğru bağlantı kurmazlar. dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayette geçen yen'iqu (يَنْعِقُ) fiilinin kökü karganın ötmesi anlamına da gelen na'q (نعق)'tır (Lisan'ül -Arab). Onun için anlam bu şekilde verilmiştir.
    2. metne dön, dipnot 2

    Ayet detayı — Bakara suresi, 171. ayet

  5. Bakara suresi, 172. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 172. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ كُلُوا۟ مِن طَيِّبَٰتِ مَا رَزَقْنَٰكُمْ وَٱشْكُرُوا۟ لِلَّهِ إِن كُنتُمْ إِيَّاهُ تَعْبُدُونَ

    yâ eyyühe-lleẕîne âmenû külû min ṭayyibâti mâ razaḳnâküm veşkürû lillâhi in küntüm iyyâhü ta`büdûn.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 172. ayet

  6. Bakara suresi, 173. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 173. ayet. إِنَّمَا حَرَّمَ عَلَيْكُمُ ٱلْمَيْتَةَ وَٱلدَّمَ وَلَحْمَ ٱلْخِنزِيرِ وَمَآ أُهِلَّ بِهِۦ لِغَيْرِ ٱللَّهِ فَمَنِ ٱضْطُرَّ غَيْرَ بَاغٍ وَلَا عَادٍ فَلَآ إِثْمَ عَلَيْهِ إِنَّ ٱللَّهَ غَفُورٌ رَّحِيمٌ

    innemâ ḥarrame `aleykümü-lmeytete veddeme velaḥme-lḫinzîri vemâ ühille bihî ligayri-llâh. femeni-ḍṭurra gayra bâgiv velâ `âdin felâ iŝme `aleyh. inne-llâhe gafûrur raḥîm.

    Süleymaniye Vakfı

    Allah size sadece (kesilmeden) ölmüş hayvanı, kanı, domuz etini ve Allah'tan başkasının adı anılarak kesilmiş olanı haram kılmıştır. dipnot 1 Fakat kim çaresiz kalır da birinin hakkına saldırmadan ve ihtiyaç sınırını da aşmadan bunlardan yerse ona bir günah dipnot 2 yoktur. Şüphesiz Allah, çok bağışlayan ve ikramı bol olandır.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah'tan başkası adına kesildiği, net olarak bilinmedikçe, Müslüman olmayanların kestiği veya besmelesiz kesilen hayvanın eti haram değildir. Aksini gösteren ne bir ayet ne de hadis vardır((Bkz. En'am 6/145 ve Maide 5/3, Nahl 16/115).
    2. metne dön, dipnot 2
      'Günah' anlamı verdiğimiz ism (إِثْمَ), kişiyi sevaptan yani iyiliklerden uzaklaştıran davranış anlamındadır (Müfredat). Allah, 'ism' olarak tanımladığı her davranışı, haram saymıştır (A'raf 7/33).

    Ayet detayı — Bakara suresi, 173. ayet

  7. Bakara suresi, 174. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 174. ayet. إِنَّ ٱلَّذِينَ يَكْتُمُونَ مَآ أَنزَلَ ٱللَّهُ مِنَ ٱلْكِتَٰبِ وَيَشْتَرُونَ بِهِۦ ثَمَنًا قَلِيلًا أُو۟لَٰٓئِكَ مَا يَأْكُلُونَ فِى بُطُونِهِمْ إِلَّا ٱلنَّارَ وَلَا يُكَلِّمُهُمُ ٱللَّهُ يَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ وَلَا يُزَكِّيهِمْ وَلَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ

    inne-lleẕîne yektümûne mâ enzele-llâhü mine-lkitâbi veyeşterûne bihî ŝemenen ḳalîlen ülâike mâ ye'külûne fî büṭûnihim ille-nnâra velâ yükellimühümü-llâhü yevme-lḳiyâmeti velâ yüzekkîhim. velehüm `aẕâbün elîm.

    Süleymaniye Vakfı

    Allah'ın indirdiği kitaptan bir şey gizleyen ve karşılığında geçici dipnot 1 bir çıkar elde edenler, karınlarına sadece ateş doldurmuş olurlar. Allah, kıyamet /mezardan kalkış günü onlarla konuşmaz ve onları temize çıkarmaz. Hak ettikleri acıklı bir azaptır. dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kalil (قليل) , bir şeyin az olduğu veya geçici olduğu anlamına gelir (Mekayis).
    2. metne dön, dipnot 2

    Ayet detayı — Bakara suresi, 174. ayet

  8. Bakara suresi, 175. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 175. ayet. أُو۟لَٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ ٱشْتَرَوُا۟ ٱلضَّلَٰلَةَ بِٱلْهُدَىٰ وَٱلْعَذَابَ بِٱلْمَغْفِرَةِ فَمَآ أَصْبَرَهُمْ عَلَى ٱلنَّارِ

    ülâike-lleẕîne-şteravu-ḍḍalâlete bilhüdâ vel`aẕâbe bilmagfirah. femâ aṣberahüm `ale-nnâr.

    Süleymaniye Vakfı

    Onlar bu rehber /Kur'an karşılığında sapkınlığı, dipnot 1 bağışlanma karşılığında azabı satın almış kimselerdir. Ateşe ne kadar da dayanıklılarmış! dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hidayet; doğru yola girme, doğru bir yola rehberlik etme ve o yolu kabul etme anlamlarındadır. Dalalet ise kasıtlı veya kasıtsız olarak yoldan çıkma, hedeften sapma, kaybolma, bir şeyi kaybetme vs. anlamlara gelir.
    2. metne dön, dipnot 2

    Ayet detayı — Bakara suresi, 175. ayet

  9. Bakara suresi, 176. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 176. ayet. ذَٰلِكَ بِأَنَّ ٱللَّهَ نَزَّلَ ٱلْكِتَٰبَ بِٱلْحَقِّ وَإِنَّ ٱلَّذِينَ ٱخْتَلَفُوا۟ فِى ٱلْكِتَٰبِ لَفِى شِقَاقٍۭ بَعِيدٍ

    ẕâlike bienne-llâhe nezzele-lkitâbe bilḥaḳḳ. veinne-lleẕîne-ḫtelefû fi-lkitâbi lefî şiḳâḳum be`îd.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 176. ayet

İyilik (birr) nedir 177

  1. Bakara suresi, 177. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 177. ayet. لَّيْسَ ٱلْبِرَّ أَن تُوَلُّوا۟ وُجُوهَكُمْ قِبَلَ ٱلْمَشْرِقِ وَٱلْمَغْرِبِ وَلَٰكِنَّ ٱلْبِرَّ مَنْ ءَامَنَ بِٱللَّهِ وَٱلْيَوْمِ ٱلْـَٔاخِرِ وَٱلْمَلَٰٓئِكَةِ وَٱلْكِتَٰبِ وَٱلنَّبِيِّـۧنَ وَءَاتَى ٱلْمَالَ عَلَىٰ حُبِّهِۦ ذَوِى ٱلْقُرْبَىٰ وَٱلْيَتَٰمَىٰ وَٱلْمَسَٰكِينَ وَٱبْنَ ٱلسَّبِيلِ وَٱلسَّآئِلِينَ وَفِى ٱلرِّقَابِ وَأَقَامَ ٱلصَّلَوٰةَ وَءَاتَى ٱلزَّكَوٰةَ وَٱلْمُوفُونَ بِعَهْدِهِمْ إِذَا عَٰهَدُوا۟ وَٱلصَّٰبِرِينَ فِى ٱلْبَأْسَآءِ وَٱلضَّرَّآءِ وَحِينَ ٱلْبَأْسِ أُو۟لَٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ صَدَقُوا۟ وَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْمُتَّقُونَ

    leyse-lbirra en tüvellû vucûheküm ḳibele-lmeşriḳi velmagribi velâkinne-lbirra men âmene billâhi velyevmi-l'âḫiri velmelâiketi velkitâbi vennebiyyîn. veâte-lmâle `alâ ḥubbihî ẕevi-lḳurbâ velyetâmâ velmesâkîne vebne-ssebîli vessâilîne vefi-rriḳâb. veeḳâme-ṣṣalâte veâte-zzekâh. velmûfûne bi`ahdihim iẕâ `âhedû. veṣṣâbirîne fi-lbe'sâi veḍḍarrâi veḥîne-lbe's. ülâike-lleẕîne ṣadeḳû. veülâike hümü-lmütteḳûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Erdemli dipnot 1 olmak, yüzünüzü doğu ve batı tarafına çevirmeniz değildir. dipnot 2 Erdemli olmak; Allah'a, ahiret gününe, meleklere, kitaplara ve nebilere inanıp güvenen dipnot 3 bir kişi olmaktır. dipnot 4 Böyle bir kişi, sevmesine rağmen malını, kendine yakınlığı olanlara, yetimlere, çaresizlere, yolculara ve isteyenlere verir, bir de boyunduruk altındakiler için harcar. dipnot 5 Namazı düzgün ve sürekli kılar, zekatı da verir. Bunlar anlaşma yaptıkları zaman yükümlülüklerini yerine getirirler. Maddi sıkıntılara ve bedensel sıkıntılara karşı bir de ani baskınlarda sabırlı olur /duruşlarını bozmazlar. İşte bunlar doğru sözlü olanlardır. İşte bunlar, yanlışlardan sakınanlardır. dipnot 6

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Erdem Türkçede iyi olma, alçak gönüllülük, yiğitlik, doğruluk, fazilet vb. niteliklerin genel adıdır (Bakara 2/189, Al-i İmran 3/92).
    2. metne dön, dipnot 2
      Bu ifade, önemli olanın Allah'ın emrine uymak olduğunu vurgular. Müslümanların Mescid-i Haram yönüne dönerek namaz kılmaları da Allah'ın emri olduğu için önemlidir (Bakara 2/115, 149-150).
    3. metne dön, dipnot 3
      Allah'ın her nebisi aynı zamanda onun resulüdür. Bu yüzden Bakara 2/285 ve Nisa 4/136'da "resullere iman"dan bahsedilir; ama her resul nebi değildir (Yusuf 12/50).
    4. metne dön, dipnot 4
      Bu ayette ve Nisa 136'da, gelenekte imanın şartları olarak bilinen altı şarttan beşi sayılmış ama altıncısı olduğu söylenen "kadere iman"a yer verilmemiştir. Çünkü geleneksel anlamda kadere imanın yani her şeyin ezelde yazıldığına dair inancın Kur'an'da yeri yoktur. Kur'an'da geçen kader, Allah Teala 'nın varlıklara istediği gücü verip sınırlar koymasıdır (Mekayis). Çünkü Allah, her şeyi bir ölçüye göre yaratır (Kamer 54/49). O, iyiliğin de kötülüğün de ölçüsünü koymuştur. İyi davrananlar imtihanı kazanırlar, kötü davrananlar da kaybederler (Casiye 45/15). Kur'an'da anlatılan bu ölçülerin varlığına inanmak, diğer tüm ayetlere inanmak gibi mecburidir.
    5. metne dön, dipnot 5
      Ayetteki rikab (الرِّقاَبِ), rakabe'nin çoğuludur. Türkçede buna "boyunduruk altında olanlar" denir (Tevbe 9/60).
    6. metne dön, dipnot 6

    Ayet detayı — Bakara suresi, 177. ayet

Kısas ve vasiyet 178–182

  1. Bakara suresi, 178. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 178. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ كُتِبَ عَلَيْكُمُ ٱلْقِصَاصُ فِى ٱلْقَتْلَى ٱلْحُرُّ بِٱلْحُرِّ وَٱلْعَبْدُ بِٱلْعَبْدِ وَٱلْأُنثَىٰ بِٱلْأُنثَىٰ فَمَنْ عُفِىَ لَهُۥ مِنْ أَخِيهِ شَىْءٌ فَٱتِّبَاعٌۢ بِٱلْمَعْرُوفِ وَأَدَآءٌ إِلَيْهِ بِإِحْسَٰنٍ ذَٰلِكَ تَخْفِيفٌ مِّن رَّبِّكُمْ وَرَحْمَةٌ فَمَنِ ٱعْتَدَىٰ بَعْدَ ذَٰلِكَ فَلَهُۥ عَذَابٌ أَلِيمٌ

    yâ eyyühe-lleẕîne âmenû kütibe `aleykümü-lḳiṣâṣu fi-lḳatlâ. elḥurru bilḥurri vel`abdü bil`abdi vel'ünŝâ bil'ünŝâ. femen `ufiye lehû min eḫîhi şey'ün fettibâ`um bilma`rûfi veedâün ileyhi biiḥsân. ẕâlike taḫfîfüm mir rabbiküm veraḥmetün. femeni-`tedâ ba`de ẕâlike felehû `aẕâbün elîm.

    Süleymaniye Vakfı

    Ey inanıp güvenenler! Kısas dipnot 1 size, öldürülenler konusunda farz kılındı. Hür (olanı öldüren o) hüre karşılık, esir dipnot 2 (olanı öldüren o) esire karşılık, kadın (öldüren de o) kadına karşılık (kısas edilir). dipnot 3 Kimin lehine kardeşi dipnot 4 tarafından (kısası düşürecek) bir bağışlanma olursa marufa uysun dipnot 5 ve (diyeti) dipnot 6 ona güzelce ödesin. Bu, Rabbiniz tarafından yapılmış bir hafifletme ve bir iyiliktir. dipnot 7 Kim bundan sonra da düşmanlığı sürdürürse ona acı bir azap vardır.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kısas, suç ile verilen ceza arasındaki denkliği ifade eder. Katilin suçu sabit olduktan sonra, mahkemenin verdiği yetkiyle katil, öldürülen kişinin velisi tarafından öldürülebilir (İsra 17/33) ki bu kısastır. Veli isterse katili affetme hakkına da sahiptir. Affetmesi, bu ayetle teşvik edilmiştir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Abd (العبد) kelimesine köle değil de esir anlamı vermemizin sebebi, İslamın köleliği kaldırmış olmasıdır. Savaş esirlerine yapılacak tek muamele, onları, karşılıksız veya fidye karşılığı serberst bırakmaktır (Muhammed 47/4).
    3. metne dön, dipnot 3
      Ayette hür (الحر), esir (العبد) ve kadın (الأنثى) kelimelerinden her biri, elif lamlı (ال) olarak, arka arkaya iki kere tekrarlanır. Arap dilinde, bu şekilde tekrarlanan kelimelerden birincisi cins, ikincisi de ahd ifade eder ve aynı şeyi gösterir. Bu sebeple takdirin şöyle yapılması zorunludur: (قاتل الحر بالحر المقتول وقاتل العبد بالعبد المقتول وقاتل الأنثى بالأنثى المقتولة) Hürü öldüren, öldürdüğü hüre karşılık, esiri öldüren, öldürdüğü esire karşılık, kadını öldüren, öldürdüğü kadına karşılık kısas edilir. Takdir yani cümleye, sözün akışına uygun kelime yerleştirme, Arap dilinin olmazsa olmazıdır. Takdir işlemi, hem ayetin iç bütünlüğüne hem de Kur'an bütünlüğüne uygun olmak zorundadır. Bu ayetin iç bütünlüğünü sağlayan ana kelime, işlenen suç ile verilen cezanın denkliğini ifade eden kısas (القصاص) kelimesidir. Kısasda, öldürülenin hür, esir, kadın veya erkek olması fark etmez (İsra 17/33). Hür ve esir kapsamına kadın da girdiği halde ondan ayrıca söz edilmesi, kadın haklarına dikkat çekildiğini gösterir. Zaten Kur'an'da kadın için, müslüman kafir, hür esir ayrımı yapılmaksızın muhsana (محصنة) yani korunmuş sıfatı kullanılır (Nisa 4/24-25, Maide 5/5, Nur 24/4). Savaş esirlerinin öldürülmesi veya köleleştirilmesi diye bir şey de yoktur. Esirlere yapılabilecek tek muamele, onları karşılıksız veya fidye karşılığı serberst bırakmaktır (Muhammed 47/4). Bu sebeple onlar da can güvenliği hakkına sahiptirler. Sonuç olarak kısasta öldürülenin kimliğine bakılmaz (İsra 17/33).
    4. metne dön, dipnot 4
      Buradaki "kardeş" ifadesi, öldürülen kişinin yakınlarını gösterir. Katilin bağışlanması halinde katil kendisini bağışlayanları kardeş gibi göreceğinden bu ifade "katilin kardeşi" olarak da anlaşılabilir.
    5. metne dön, dipnot 5
      Maruf, aklın veya dinin doğru saydığı her şeydir. Zıttı 'münker'dir (Müfredat). Her toplumda oluşmuş maruflar vardır. Kur'an'a aykırı olmadığı müddetçe, onlara uyulur.
    6. metne dön, dipnot 6
      Bu bedel hakkında Nebimiz şöyle bilgi vermiştir: "Kim bir mümini kasten öldürürse o kişi öldürülenin velilerine teslim edilir. İsterlerse onu öldürürler, isterlerse diyetini alırlar. Diyet otuz hıkka yani dört yaşına girmiş dişi deve, otuz cezea yani beş yaşına girmiş dişi deve ve kırk halifa yani hamile devedir. Bu, kasten öldürmenin diyetidir. Taraflar karşılıklı olarak bir şey üzerinde de anlaşabilirler. Bu (100 deve), diyet-i muğallazadır." (Ahmed b. Hanbel, 2/217). Diyet-i muğallaza, ağırlaştırılmış diyet demektir.
    7. metne dön, dipnot 7
      "Bu, Rabbiniz tarafından yapılmış bir hafifletme ve bir iyiliktir" ifadesi, kısas konusunda daha hayırlısı ile bir neshin yapıldığını bildirir. Çünkü Maide 5/45. ayette bildirildiğine göre Tevrat'ta kısas; cana can, göze göz, buruna burun, kulağa kulak, dişe diş ve yaralamaya karşılık yaralama şeklindedir. Kur'an'da ise kısas, sadece adam öldürmelerde farz kılınarak Allah tarafından daha hayırlısı ile bir nesih yapılmıştır (Bakara 2/106).

    Ayet detayı — Bakara suresi, 178. ayet

  2. Bakara suresi, 179. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 179. ayet. وَلَكُمْ فِى ٱلْقِصَاصِ حَيَوٰةٌ يَٰٓأُو۟لِى ٱلْأَلْبَٰبِ لَعَلَّكُمْ تَتَّقُونَ

    veleküm fi-lḳiṣâṣi ḥayâtüy yâ ûli-l'elbâbi le`alleküm tetteḳûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Ey aklıselim sahibi olanlar! dipnot 1 Kısasta sizin için hayat vardır; belki yanlışlardan sakınırsınız. dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Aklıselim" anlamı verdiğimiz elbab (ألباب)ın tekili olan lubb (لب) kelimesi, mastar olarak kullanıldığında, bir yerde sürekli durma, durduğu yerden ayrılmama, saf olma ve kaliteli olma anlamlarına gelir. İsim olarak kullanıldığında da her şeyin katkısız olanı anlamını ifade eder. Bu anlamlardan yola çıkılarak sağlam ve güçlü akla "lub" denir (Mekayıs, Muhtaru's-Sıhah, Umdetu'l-Huffaz, Tacu'l-Arus). "Kalp ile birleşen akıl" anlamına geldiğini söyleyenler de vardır (Kitabu'l-Ayn, Lisanu'l-Arap, Tacu'l-Arus) Bu kelime Kuran'da, 16 yerde "ul'ul-elbab (أولوا الألباب) lub sahipleri" şeklinde geçer ve genel olarak şu dört mana ile bağlantılı olur: 1- Takva (Bakara 2/179, 197; Maide 5/100; Talak 65/10). 2- Tezekkür ve Tedebbür (Bakara 2/269; Al-i İmran 3/7; Ra'd 13/19; İbrahim 14/52; Sad 38/29, 43; Zümer 39/9, 21; Mü'min 40/54). 3- Tefekkür ve ibret alma (Al-i İmran 3/190; Yusuf 12/111). 4- Allah'ın kitabına en güzel şekilde uyma (Zümer 39/18). Akıl manasına delalet eden diğer kelimeler ile "Lubb"ün farkı şöyle özetlenebilir: "Nuha" ve "hicr" (Taha 20/54, 124; Fecr 89/5) ile a-k-l kökünden türeyen elli civarındaki kelime, düşünme ile ilgilidir. Ancak "ulu'l-elbab"ın, yukarıdaki dört manadan birine bağlı olarak gelmesi gösteriyor ki, akıl sadece düşünmeye, doğru ile yanlışı ayırt etmeye yarar, "Lubb" ise düşünüp tespit ettikten sonra doğruyu yapmayı ve hakka tabi olmayı ifade eder. Çünkü yukarıdaki dört mananın her biri birer doğru eylemdir, doğru eylem doğru karardan sonra yapılır. Öyle ise "el-lubb" sağlıklı düşünen akıl, yani akl-ı selim olur.
    2. metne dön, dipnot 2

    Ayet detayı — Bakara suresi, 179. ayet

  3. Bakara suresi, 180. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 180. ayet. كُتِبَ عَلَيْكُمْ إِذَا حَضَرَ أَحَدَكُمُ ٱلْمَوْتُ إِن تَرَكَ خَيْرًا ٱلْوَصِيَّةُ لِلْوَٰلِدَيْنِ وَٱلْأَقْرَبِينَ بِٱلْمَعْرُوفِ حَقًّا عَلَى ٱلْمُتَّقِينَ

    kütibe `aleyküm iẕâ ḥaḍara eḥadekümü-lmevtü in terake ḫayran. elveṣiyyetü lilvâlideyni vel'aḳrabîne bilma`rûf. ḥaḳḳan `ale-lmütteḳîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Birinize ölüm gelmiş de geriye mal bırakmışsa, ana-baba ve en yakınlara karşı size yüklenen o vasiyeti (mirası paylaştırma görevini) dipnot 1 marufa /belirlenmiş paylara göre yerine getirmeniz size farz kılınmıştır. Bu, yanlışlardan sakınanların boynuna borçtur.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "O vasiyet" diye anlam verdiğimiz "el-vasiyye (الوصية)" Allah'ın yüklediği mirası paylaştırma görevidir. Çünkü mirasla ilgili olan Nisa 4/11. ayet, "Allah size vasiyet eder (يُوصِيكُمُ اللَّهُ) = görev yükler" diye başlar. Nisa 4/12. ayet de "Allah tarafından yapılan vasiyet /verilen görev (وَصِيَّةً مِنَ اللَّه)" diye biter. Bu ayetteki "maruf (ٱلْمَعْرُوفِ)" ise mirasla ilgili ayetlerde belirlenmiş payları gösterir (Nisa 4/11-12, 33, 176).

    Ayet detayı — Bakara suresi, 180. ayet

  4. Bakara suresi, 181. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 181. ayet. فَمَنۢ بَدَّلَهُۥ بَعْدَ مَا سَمِعَهُۥ فَإِنَّمَآ إِثْمُهُۥ عَلَى ٱلَّذِينَ يُبَدِّلُونَهُۥٓ إِنَّ ٱللَّهَ سَمِيعٌ عَلِيمٌ

    femem beddelehû ba`de mâ semi`ahû feinnemâ iŝmühû `ale-lleẕîne yübeddilûneh. inne-llâhe semî`un `alîm.

    Süleymaniye Vakfı

    Bu emri duyduktan sonra kim onu (belirlenmiş payları) değiştirirse günahı değiştirenin boynunadır. dipnot 1 Daima dinleyen ve bilen Allah'tır.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Ayet detayı — Bakara suresi, 181. ayet

  5. Bakara suresi, 182. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 182. ayet. فَمَنْ خَافَ مِن مُّوصٍ جَنَفًا أَوْ إِثْمًا فَأَصْلَحَ بَيْنَهُمْ فَلَآ إِثْمَ عَلَيْهِ إِنَّ ٱللَّهَ غَفُورٌ رَّحِيمٌ

    femen ḫâfe mim mûṣin cenefen ev iŝmen feaṣleḥa beynehüm felâ iŝme `aleyh. inne-llâhe gafûrur raḥîm.

    Süleymaniye Vakfı

    Mirası paylaştırma görevini yapan kişi, dipnot 1 bir tarafa meyletmekten veya günaha girmekten korkar da mirasçıları uzlaştırırsa dipnot 2 ona bir günah olmaz. Allah, çok bağışlayan ve ikramı bol olandır.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Mirası paylaştıran" diye tercüme ettiğimiz "musin (موص)" kelimesinin kök anlamı, "bir şeyi bir şeye ulaştırma"dır (Mekayis).
    2. metne dön, dipnot 2
      Miras paylaşımında, malların değerini belirlemek zordur. Bu durumda yapılabilecek en iyi iş, tarafları uzlaştırıp aralarında kin ve düşmanlığın çıkmasını engellemektir.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 182. ayet

Oruç 183–187

  1. Bakara suresi, 183. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 183. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ كُتِبَ عَلَيْكُمُ ٱلصِّيَامُ كَمَا كُتِبَ عَلَى ٱلَّذِينَ مِن قَبْلِكُمْ لَعَلَّكُمْ تَتَّقُونَ

    yâ eyyühe-lleẕîne âmenû kütibe `aleykümu-ṣṣiyâmü kemâ kütibe `ale-lleẕîne min ḳabliküm le`alleküm tetteḳûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Ey inanıp güvenenler! Oruç, dipnot 1 sizden öncekilere farz kılındığı şekliyle dipnot 2 size de farz kılındı ki yanlışlardan sakınabilesiniz.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayet metninde yer alan "es-sıyam (الصِّيَامُ)" kelimesinin başındaki elif-lam (harf-ı ta'rif) takısı, Arapçada belirlilik (ma'rifelik) ifade ettiği için manası "o oruç" olur. Bu da bize farz kılınan orucun bizden önceki ümmetlere farz kılınanla aynı olduğunu gösterir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bu ayet gereği oruç, ilk başlarda eski ümmetlerde nasılsa o şekilde tutulmuştur. Fakat Bakara 2/187. ayetin inişi ile birlikte bu hüküm hayırlısı ile neshedilmiş (Bakara 2/106) ve Ümmet-i Muhammed'e bazı kolaylıklar getirilmiştir.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 183. ayet

  2. Bakara suresi, 184. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 184. ayet. أَيَّامًا مَّعْدُودَٰتٍ فَمَن كَانَ مِنكُم مَّرِيضًا أَوْ عَلَىٰ سَفَرٍ فَعِدَّةٌ مِّنْ أَيَّامٍ أُخَرَ وَعَلَى ٱلَّذِينَ يُطِيقُونَهُۥ فِدْيَةٌ طَعَامُ مِسْكِينٍ فَمَن تَطَوَّعَ خَيْرًا فَهُوَ خَيْرٌ لَّهُۥ وَأَن تَصُومُوا۟ خَيْرٌ لَّكُمْ إِن كُنتُمْ تَعْلَمُونَ

    eyyâmem ma`dûdât. femen kâne minküm merîḍan ev `alâ seferin fe`iddetüm min eyyâmin üḫar. ve`ale-lleẕîne yüṭîḳûnehû fidyetün ṭa`âmü miskîn. femen teṭavve`a ḫayran fehüve ḫayrul leh. veen teṣûmû ḫayrul leküm in küntüm ta`lemûn.

    Süleymaniye Vakfı

    (Orucu) Sayılı günlerde (tutun). dipnot 1 Sizden kim hasta veya yolculuk halinde olursa tutmadığı günler sayısınca diğer günlerde tutsun. Oruca takatı olanların /gücü yetenlerin dipnot 2 bir miskini doyuracak kadar fidye dipnot 3 (fitre) verme görevi vardır. Kim (fitre dahil) bir iyiliği fazlasıyla yaparsa onun için daha iyi olur. Bilseniz (hasta veya yolcu iken de) oruç tutmanız sizin için daha iyidir.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Sayılı günler" ifadesi Bakara 2/185. ayette Ramazan ayı olarak açıklanmıştır.
    2. metne dön, dipnot 2
      Takat (الطاقة) kelimesi, kişinin gücü dahilinde olan şey için kullanılır (Lisan'ul-arab). Allah bu dinde kimseye bir zorluk yüklemediği için (Hac 22/78) hasta ve yolculara oruç tutmama ruhsatı vermiş ve şöyle demiştir: "Allah sizin için kolaylık ister, zorluk istemez." Bu ayette, hasta ve yolcular için "Bilseniz oruç tutmanız sizin için daha iyidir." denmesi bu kişiler zorlansa da oruca güçlerinin yetmesi sebebiyledir. Çünkü takat kelimesi hem kolaylıkla hem de zorlukla yapılabilecek şeyler için kullanılan bir ifadedir. Buna göre, Ramazan'da oruç tutmaya gücü yetmeyenlerin, oruçlarını kaza etmeleri gerekmediği gibi tutamadıkları günler için fidye vermeleri de gerekmez. Onlara fidye görevi yükleyenler, ayetteki "Oruca gücü yetenler" ifadesini "gücü yetmeyenler" şekline çevirerek anlamı bozmuşlar ve Kur'an'a aykırı bir yola girmişlerdir.
    3. metne dön, dipnot 3
      Fidye, kişinin sıkıntıdan korunmak için ödediği bedeldir (Müfredat). Bu ayet, Ramazan orucunu vaktinde tutana da hasta veya yolcu olduğu için Ramazanda tutmayıp daha sonra kaza edene de fidye yani fitre verme sorumluluğu yüklemiştir. Abdullah b. Ömer şöyle demiştir: "Allah'ın Elçisi, fıtır veya Ramazan sadakasını, erkeğe, kadına, hüre ve esire, hurmadan bir sa' (3920 gr) veya arpadan bir sa' olarak farz kıldı. İnsanlar bunu yarım sa' buğdayla denkleştirdi" (Buhari, Zekat 77). Muhammed aleyhisselam, Resul sıfatıyla, Kur'an ayetlerini tebliğ ile görevli olduğu için (Maide 5/67) fitreyi farz kılan o değil, Allah'tır.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 184. ayet

  3. Bakara suresi, 185. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 185. ayet. شَهْرُ رَمَضَانَ ٱلَّذِىٓ أُنزِلَ فِيهِ ٱلْقُرْءَانُ هُدًى لِّلنَّاسِ وَبَيِّنَٰتٍ مِّنَ ٱلْهُدَىٰ وَٱلْفُرْقَانِ فَمَن شَهِدَ مِنكُمُ ٱلشَّهْرَ فَلْيَصُمْهُ وَمَن كَانَ مَرِيضًا أَوْ عَلَىٰ سَفَرٍ فَعِدَّةٌ مِّنْ أَيَّامٍ أُخَرَ يُرِيدُ ٱللَّهُ بِكُمُ ٱلْيُسْرَ وَلَا يُرِيدُ بِكُمُ ٱلْعُسْرَ وَلِتُكْمِلُوا۟ ٱلْعِدَّةَ وَلِتُكَبِّرُوا۟ ٱللَّهَ عَلَىٰ مَا هَدَىٰكُمْ وَلَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ

    şehru rameḍane-lleẕî ünzile fîhi-lḳur'ânü hüdel linnâsi vebeyyinâtim mine-lhüdâ velfürḳân. femen şehide minkümü-şşehra felyeṣumh. vemen kâne merîḍan ev `alâ seferin fe`iddetüm min eyyâmin üḫar. yürîdü-llâhü bikümü-lyüsra velâ yürîdü bikümü-l`usr. velitükmilü-l`iddete velitükebbirü-llâhe `alâ mâ hedâküm vele`alleküm teşkürûn.

    Süleymaniye Vakfı

    (Sayılı günler) dipnot 1 hem insanlara bir rehber hem de o rehberin ve hakla batılı ayırmanın açık belgeleri olan Kur'an'ın dipnot 2 indirildiği Ramazan ayıdır. Sizden kim o aya ulaşırsa onu oruçlu geçirsin. Kim de hasta yahut yolculuk halinde olursa (tutmadığı) o günlerin sayısı kadar diğer günlerde oruç tutsun. dipnot 3 Allah sizin için kolaylık ister, zorluk istemez. Bunlar, sayıyı tamamlamanız, (orucun bittiği gün) sizi doğruya yöneltmesine karşılık Allah'ı tekbirlerle anmanız (bayram namazı kılmanız) dipnot 4 ve ona karşı görevinizi yerine getirmeniz içindir.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Burada, Bakara 2/184. ayette geçen "sayılı günler"i gösteren gizli bir mübteda vardır. (هي شهر رمضان) takdirindedir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Kur'an, toplama ve birleştirme anlamına gelen kar' (القَرْء) kökünden türetilmiştir. Mastar olarak kullanıldığı gibi bütünlük ve küme anlamında isim olarak da kullanılır. Allah'ın kitabına Kur'an denmesi, bütün sureleri toplayıp bir araya getirmesi sebebiyledir (Lisanu'l-Arab). "Okumak" anlamına gelen "kıraat (اَلْقِرَاءَة)" de bu anlamdadır. Okuma, harflerin ve kelimelerin bir araya getirilmesi ile olur. Sabah namazının vaktini gösteren fecr ışıklarının toplanma anı da "kur'an" kelimesi ile ifade edilmiştir (İsra 17/78). Alak suresinin ilk ayetleri Ramazan ayında, kadir gecesinde (Kadr 97/1) indirilmiştir. İlk inen ayetler, besmele ile beraber altı ayet olduğu halde Bakara 2/185. ayette onlara Kur'an denmesi ve Kadir Suresinde o ayetlere tekil zamir ile gönderme yapılması, o gece inen ayetlerin Kur'an'ın tamamı değil ilk ayetler kümesi olduğunu gösterir. Çünkü Allah'ın, ayetler kümesi şeklinde düzenlediği (İsra 17/106) bu Kitab'ın tamamı, yirmi yılı aşkın bir süre içinde inmiştir. Her kümenin ayetleri Kitabın içerisinde dağınık halde bulunabileceğinden, ayetler arasında muhkem, müteşabih ve mesani ilişkisi kurularak bağlantılı ayetleri bir araya getirmek suretiyle anlam kümelerine ulaşmamıza imkan verilmiştir (Al-i İmran 3/7; Zümer 39/23). Her konuyla ilgili en ince ayrıntılara, ancak bu yolla ulaşılabilir.
    3. metne dön, dipnot 3
      Oruç tutmama ruhsatı, sadece hasta ve yolcular içindir (Bakara 2/184). Bu ikisi dışında oruç tutmayan veya tuttuğu orucu kasten bozanların kaza veya keffaret orucu tutmaları gerekmez. Bu kişilerin yapacağı tek şey, tövbe edip bir daha bu yanlışa dönmemektir. Nebimizin şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Kim Ramazan günü bir özrü ve hastalığı olmadan yiyip içerse bütün zamanlarını oruçlu geçirse bile o günün eksiğini kapatamaz." (‏Buhari, Savm, 29; Tirmizi, Savm, 27; İbn Mace, Sıyam, 14; Darimi, Savm, 18; Ahmed b. Hanbel, 2/458, 470.)
    4. metne dön, dipnot 4
      Tekbir, Allah'ın yüceliğini dile getirmek yani "Allahu Ekber" diyerek onu zikretmektir. Allah Teala zikir için namaz kılmayı emrettiğinden (Taha 20/14) buradaki tekbir emri, ancak namazla yerine gelir. Namazın en azı iki rekattır. Bu da bayram günü iki rekat namaz kılmanın farz olduğunu gösterir. Gün, güneşin doğmasıyla başladığı için namaz kılmanın caiz olduğu ilk vakit olan kuşluk vaktinde bayram namazı kılınır. Nebimiz, Ramazan ve Kurban Bayramlarında, eşlerini ve kızlarını namaz kılınan yere çıkarır, bütün kadınların gelmelerini de emrederdi (Buhari, lydeyn 15, 20, Hayz 23, Salat 2, Hacc 81; Müslim, Iydeyn 10-890). Bayram namazında diğer namazlardan farklı olarak her rekatta tekbir getirilmesi, ayetteki "tekbir getiresiniz" ifadesinin gereğidir. (Hac 22/37).

    Ayet detayı — Bakara suresi, 185. ayet

  4. Bakara suresi, 186. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 186. ayet. وَإِذَا سَأَلَكَ عِبَادِى عَنِّى فَإِنِّى قَرِيبٌ أُجِيبُ دَعْوَةَ ٱلدَّاعِ إِذَا دَعَانِ فَلْيَسْتَجِيبُوا۟ لِى وَلْيُؤْمِنُوا۟ بِى لَعَلَّهُمْ يَرْشُدُونَ

    veiẕâ seeleke `ibâdî `annî feinnî ḳarîb. ücîbü da`vete-ddâ`i iẕâ de`âni felyestecîbû lî velyü'minû bî le`allehüm yerşüdûn.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 186. ayet

  5. Bakara suresi, 187. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 187. ayet. أُحِلَّ لَكُمْ لَيْلَةَ ٱلصِّيَامِ ٱلرَّفَثُ إِلَىٰ نِسَآئِكُمْ هُنَّ لِبَاسٌ لَّكُمْ وَأَنتُمْ لِبَاسٌ لَّهُنَّ عَلِمَ ٱللَّهُ أَنَّكُمْ كُنتُمْ تَخْتَانُونَ أَنفُسَكُمْ فَتَابَ عَلَيْكُمْ وَعَفَا عَنكُمْ فَٱلْـَٰٔنَ بَٰشِرُوهُنَّ وَٱبْتَغُوا۟ مَا كَتَبَ ٱللَّهُ لَكُمْ وَكُلُوا۟ وَٱشْرَبُوا۟ حَتَّىٰ يَتَبَيَّنَ لَكُمُ ٱلْخَيْطُ ٱلْأَبْيَضُ مِنَ ٱلْخَيْطِ ٱلْأَسْوَدِ مِنَ ٱلْفَجْرِ ثُمَّ أَتِمُّوا۟ ٱلصِّيَامَ إِلَى ٱلَّيْلِ وَلَا تُبَٰشِرُوهُنَّ وَأَنتُمْ عَٰكِفُونَ فِى ٱلْمَسَٰجِدِ تِلْكَ حُدُودُ ٱللَّهِ فَلَا تَقْرَبُوهَا كَذَٰلِكَ يُبَيِّنُ ٱللَّهُ ءَايَٰتِهِۦ لِلنَّاسِ لَعَلَّهُمْ يَتَّقُونَ

    üḥille leküm leylete-ṣṣiyâmi-rrafeŝü ilâ nisâiküm. hünne libâsül leküm veentüm libâsül lehünn. `alime-llâhü enneküm küntüm taḫtânûne enfüseküm fetâbe `aleyküm ve`afâ `anküm. fel'âne bâşirûhünne vebtegû mâ ketebe-llâhü leküm. vekülû veşrabû ḥattâ yetebeyyene lekümü-lḫayṭu-l'ebyeḍu mine-lḫayṭi-l'esvedi mine-lfecr. ŝümme etimmu-ṣṣiyâme ile-lleyl. velâ tübâşirûhünne veentüm `âkifûne fi-lmesâcid. tilke ḥudûdü-llâhi felâ taḳrabûhâ. keẕâlike yübeyyinü-llâhü âyâtihî linnâsi le`allehüm yetteḳûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Oruç gecelerinde kadınlarınızla cinsel ilişkide bulunmanız size helal kılındı. dipnot 1 Onlar sizin için bir elbise, siz de onlar için bir elbisesiniz. Allah kendinize ihanet ettiğinizi bildi de tövbenizi /dönüşünüzü kabul etti dipnot 2 ve sizi affetti. Artık onlarla birleşebilirsiniz. Allah'ın sizin için yazacağını (çocuk sahibi olmayı) isteyin. dipnot 3 Fecirden dipnot 4 /ilk ışıkların kümeleşmesinden oluşan beyaz çizgi, siyah çizgiden size göre net olarak ayrılıncaya kadar yiyin, için; sonra orucu geceye dipnot 5 kadar tamamlayın. Mescitlerde itikaf dipnot 6 halinde iken kadınlarınızla birleşmeyin. Bunlar Allah'ın koyduğu sınırlardır; bunlara yaklaşmayın. Allah ayetlerini insanlara böyle açıklar ki kendilerini yanlışlardan korusunlar.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Arap dilinde geçmiş zaman kipi, gelecek zaman için de kullanılır. Allah, doğacak çocuğu, döllenme sırasında belirlediğinden geçmiş zaman kalıbındaki ketebe (كتب) kelimesine, "yazacağı" anlamı verilmiştir (Al-i İmran 3/6, İnsan 75/1-2, Abese 80/19).
    2. metne dön, dipnot 2
    3. metne dön, dipnot 3
      Fecr, genişçe yarılma anlamındadır (Müfredat). Yarılma, doğu ufkunun üst tarafında hafif bir aydınlıkla başlar ve oradaki zayıf ışıklı yıldızlar gözükmez olur. Astronomlar bu saatte yıldız gözlemeyi bıraktıklarından buna astronomik tan (Astronomical Twilight) denir. Daha sonra gözle görülebilen aydınlık başlar. Bu aydınlığı görenler sabah namazı vaktinin girdiğini sandıkları için bu vakte fecr-i kazib (yalancı fecr) denir. Bu sırada tabiat uyanır, vücut ısısı artar, seher ve sahur vakti başlar. Giderek artan ışıklar, bir kubbe görüntüsü oluşturur. Güneş ufka -10 derece yaklaştığında doğu ufku, siyah bir çizgi şeklinde net olarak gözükür. Denizciler yollarını daha çok bu saatte belirledikleri için ona rasat tanı (observation twilight) denir. Daha sonra bu siyah çizginin üst tarafında, ona paralel beyaz bir çizgi ve bu iki çizgi arasında bir kızıllık oluşur. Kutuplarda, güneşin hiç batmadığı zamanlarda bu kızıllık gözükmez. Kur'an'ın bu kızıllıktan söz etmemesinin sebebi bu olabilir. Doğu ufku boyunca birbirine paralel olarak uzayan siyah ve beyaz çizgiler, çıplak gözle, net olarak görülünce imsak yani oruca başlama ve sabah namazı vakti girer. Bu vakte fecr-i sadık denir. Bu sırada Güneşin ufka yakınlığı -9 derecenin altına inmiş olur.
    4. metne dön, dipnot 4
      Arapçada "leyl (لِيل)" yani gece, güneşin batmasıyla başlar (Lisan'ul-arab). Türkçede bu vakte "akşam" denir. Ayette orucu Güneş batıncaya kadar değil de "geceye kadar tamamlayın" denilmesi, kutup bölgesinde güneşsiz gündüzlerin veya beyaz gecelerin olduğu zamanlarda oruç tutmayı mümkün hale getirir. Güneşin batmadığı zamanlarda gecenin başlangıç ve bitişi gözlemlenebildiği için "beyaz geceler" ifadesi kullanılır. Güneşin hiç doğmadığı zamanlarda da gecenin başlangıç ve bitişi gözlemlenmektedir.
    5. metne dön, dipnot 5
      İtikaf, Allah'a yakın olma niyetiyle kendini bir mescide /camiye kapama anlamına gelir (Müfredat). (Bakara 2/125). Nebimiz Ramazan'ın son on gününü itikafla geçirirdi.
    6. metne dön, dipnot 6
      "Allah'ın koyduğu sınırlar" ifadesi; bu ayet dışında, boşanma (Bakara 2/229-230, Talak 65/1), miras (Nisa 4/13-14) ve zıhar (Mücadele 58/5) konuları ile ilgili olarak da geçer. Bir Müslümanın, hayatını kendi arzularına veya başkalarının isteklerine göre değil, Allah'ın koyduğu hükümlere göre yaşaması gerekir (En'am 6/57, Yusuf 12/40). Aksi takdirde ilahi cezayı hak etmiş olur; çünkü Allah'ın hükümlerine uymayanlar kafir (Maide 5/44), zalim (Maide 5/45), fasık (Maide 5/47) ve açık bir şekilde sapmış (Ahzab 33/36) olarak nitelendirilmiştir.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 187. ayet

Haksız kazanç ve hilaller 188–189

  1. Bakara suresi, 188. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 188. ayet. وَلَا تَأْكُلُوٓا۟ أَمْوَٰلَكُم بَيْنَكُم بِٱلْبَٰطِلِ وَتُدْلُوا۟ بِهَآ إِلَى ٱلْحُكَّامِ لِتَأْكُلُوا۟ فَرِيقًا مِّنْ أَمْوَٰلِ ٱلنَّاسِ بِٱلْإِثْمِ وَأَنتُمْ تَعْلَمُونَ

    velâ te'külû emvâleküm beyneküm bilbâṭili vetüdlû bihâ ile-lḥukkâmi lite'külû ferîḳam min emvâli-nnâsi bil'iŝmi veentüm ta`lemûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Mallarınızı aranızda batıl /Kur'an'a aykırı yollarla yemeyin. dipnot 1 Ayrıca, insanların mallarının bir kısmını yemek için, bile bile günaha girerek onu yetkililere (rüşvet olarak) vermeyin! dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Batıl yolla mal yemek şu şekillerde olur: Ölçüde ve tartıda eksiltme yapmak (Mutaffifin 83/1-3, İsra 17/35), faiz yemek (Bakara 2/275, 278-279, Al-i İmran 3/130), kumar ve şans oyunları (Bakara 2/219, Maide 5/90-91), gasp (Kehf 18/79), hırsızlık (Maide 5/38), yetim malı yemek (Nisa 4/2, 6,10), boşadığı hanıma verdiği bir şeyi geri almak (Bakara 2/229, Nisa 4/20-21), başkasının malını yemek için yetkililere rüşvet vermek, ayetleri gizlemek (Bakara 2/174) ve din istismarı (Tevbe 9/34). (Nisa 4/29).
    2. metne dön, dipnot 2
      Bu ayet, rüşvetin haram olduğunu bildirmektedir. Rüşvet, başkasının malını bile bile haksız yere yemek için yetkililere mal vermektir. Kişi, kendi meşru hakkını almak için yetkililere mal vermek zorunda kalırsa bu, verene değil, alana haram olur.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 188. ayet

  2. Bakara suresi, 189. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 189. ayet. يَسْـَٔلُونَكَ عَنِ ٱلْأَهِلَّةِ قُلْ هِىَ مَوَٰقِيتُ لِلنَّاسِ وَٱلْحَجِّ وَلَيْسَ ٱلْبِرُّ بِأَن تَأْتُوا۟ ٱلْبُيُوتَ مِن ظُهُورِهَا وَلَٰكِنَّ ٱلْبِرَّ مَنِ ٱتَّقَىٰ وَأْتُوا۟ ٱلْبُيُوتَ مِنْ أَبْوَٰبِهَا وَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ

    yes'elûneke `ani-l'ehilleh. ḳul hiye mevâḳîtü linnâsi velḥacc. veleyse-lbirru bien te'tü-lbüyûte min żuhûrihâ velâkinne-lbirra meni-tteḳâ. ve'tü-lbüyûte min ebvâbihâ. vetteḳu-llâhe le`alleküm tüfliḥûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Sana hilalleri dipnot 1 soruyorlar. De ki: "Onlar insanlar ve hac için vakit ölçüleridir. Erdemli olmak, evleri arkalarından dolaşmanız değildir. dipnot 2 Erdemli olmak, yanlışlardan sakınan kişi olmaktır. dipnot 3 Evlere kapılarından girin. Allah'a karşı yanlış yapmaktan sakının ki umduğunuza kavuşasınız.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kameri ayların başı ve sonu, hesap ile belirlenir. (En'am 6/96, Yunus 10/5, İsra 17/12, Yasin 36/39, Rahman 55/5). Nebimizin yanında bu hesabı yapabilecek bir kimse olmadığı için şöyle demişti: "Biz ümmi bir toplumuz; bu konuda yazı yazamaz, hesap yapamayız. Hilali görünce oruç tutun, tekrar görünce orucu bırakın, hava bulutluysa ayı otuza tamamlayın." (Müslim, Sıyam, 1080, 1081). Artık çevremizde bu hesabı bilen uzman bilim adamları olduğu için kameri ayların başlangıç ve bitişlerinin hesapla tespiti gerekir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Nebimize sorulan bu soru, kameri ayların hesabı ile ilgili olmalıdır. Nebimiz aralarında bu hesabı bilen birinin olmadığını açıkça ifade ettiği halde (Müslim, Sıyam, 1080, 1081) ona böyle bir soru sormak, evi arkadan dolaşmak gibi gereksiz bir davranıştır.
    3. metne dön, dipnot 3

    Ayet detayı — Bakara suresi, 189. ayet

Savaş hükümleri 190–195

  1. Bakara suresi, 190. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 190. ayet. وَقَٰتِلُوا۟ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ ٱلَّذِينَ يُقَٰتِلُونَكُمْ وَلَا تَعْتَدُوٓا۟ إِنَّ ٱللَّهَ لَا يُحِبُّ ٱلْمُعْتَدِينَ

    veḳâtilû fî sebîli-llâhi-lleẕîne yüḳâtilûneküm velâ ta`tedû. inne-llâhe lâ yüḥibbü-lmü`tedîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Size savaş açanlara karşı siz, Allah yolunda savaşın ama haksız saldırı yapmayın. dipnot 1 Allah, haksız saldırı yapanları sevmez.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Müslümanların savaşabilecekleri durumlar sadece şunlardır: Kendileriyle din sebebiyle savaşılması, yurtlarından çıkarılmaları veya çıkarılmalarına destek verilmesi (Tevbe 9/13, Hac 22/39, Mümtahine 60/8-9), ezilen toplumların çağrısı (Nisa 4/75), barış antlaşması yapılmış bir toplumun antlaşmayı bozacaklarından delile dayalı olarak endişe edilmesi (Enfal 8/58) ve barış antlaşmasının bozulması (Tevbe 9/13), savaşan iki mümin grubun aralarının düzeltilmesine rağmen birinin saldırılara devam etmesi (Hucurat 49/9).

    Ayet detayı — Bakara suresi, 190. ayet

  2. Bakara suresi, 191. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 191. ayet. وَٱقْتُلُوهُمْ حَيْثُ ثَقِفْتُمُوهُمْ وَأَخْرِجُوهُم مِّنْ حَيْثُ أَخْرَجُوكُمْ وَٱلْفِتْنَةُ أَشَدُّ مِنَ ٱلْقَتْلِ وَلَا تُقَٰتِلُوهُمْ عِندَ ٱلْمَسْجِدِ ٱلْحَرَامِ حَتَّىٰ يُقَٰتِلُوكُمْ فِيهِ فَإِن قَٰتَلُوكُمْ فَٱقْتُلُوهُمْ كَذَٰلِكَ جَزَآءُ ٱلْكَٰفِرِينَ

    vaḳtülûhüm ḥayŝü ŝeḳiftümûhüm veaḫricûhüm min ḥayŝü aḫracûküm velfitnetü eşeddü mine-lḳatl. velâ tüḳâtilûhüm `inde-lmescidi-lḥarâmi ḥattâ yüḳâtilûküm fîh. fein ḳâtelûküm faḳtülûhüm. keẕâlike cezâü-lkâfirîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Onları tespit ettiğiniz yerde öldürün. dipnot 1 Sizi çıkardıkları yerden siz de onları çıkarın. dipnot 2 Bu fitne (savaş ateşi), adam öldürmekten beterdir. dipnot 3 Onlar sizinle Mescid-i Haram dipnot 4 yanında savaşmadıkça onlarla orada savaşmayın. Eğer savaşırlarsa onları öldürün. dipnot 5 O kafirlerin cezası işte böyledir.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
    2. metne dön, dipnot 2
      Nebimiz Mekke'yi fethetmeden önce Hudeybiye'de Mekkeli müşriklerle bir antlaşma yapmıştı. Onlardan antlaşmaya sadık kalanlar olduğu gibi bozanlar da vardı (Tevbe 9/7). Nebimiz, onlara karşı gösterilecek tavrın ne olacağını açıklayan Tevbe suresinin ilk ayetleri ininceye kadar kimseye dokunmadı.
    3. metne dön, dipnot 3
    4. metne dön, dipnot 4
      Mescid-i Haram, Mekke'de Kabe'nin de bulunduğu geniş alanın adıdır. Geniş bilgi için Bakara 2/125. ayetin dipnotuna bkz.
    5. metne dön, dipnot 5
      Savaş hukukunu anlatan bu ayetin, Tevbe 9/5. ayetle nesh edildiği iddia edilir (Kurtubi, Bakara 2/191'in tefsiri) ancak o ayetin, savaş hukuku ile ilgili bir ayeti yürürlükten kaldırması mümkün değildir. Çünkü orada savaştan değil, müslümanları Mekke'den çıkaran, Bedir, Uhud ve Hendek'te onlara karşı savaşan, ayrıca Hudeybiye Antlaşmasını da bozanlara uygulanacak cezadan söz edilir.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 191. ayet

  3. Bakara suresi, 192. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 192. ayet. فَإِنِ ٱنتَهَوْا۟ فَإِنَّ ٱللَّهَ غَفُورٌ رَّحِيمٌ

    feini-ntehev feinne-llâhe gafûrur raḥîm.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 192. ayet

  4. Bakara suresi, 193. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 193. ayet. وَقَٰتِلُوهُمْ حَتَّىٰ لَا تَكُونَ فِتْنَةٌ وَيَكُونَ ٱلدِّينُ لِلَّهِ فَإِنِ ٱنتَهَوْا۟ فَلَا عُدْوَٰنَ إِلَّا عَلَى ٱلظَّٰلِمِينَ

    veḳâtilûhüm ḥattâ lâ tekûne fitnetüv veyekûne-ddînü lillâh. feini-ntehev felâ `udvâne illâ `ale-żżâlimîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Onlarla savaşın ki fitne (savaş ateşi) dipnot 1 yok olsun ve Allah'ın dini hakim olsun. dipnot 2 Savaşmayı bırakırlarsa yanlış yapanlardan dipnot 3 başkasına düşmanlık edilmez. dipnot 4

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Fitne için bkz Bakara 2/102'nin dipnotu.
    2. metne dön, dipnot 2
      Dinde zorlama olamayacağı için (Bakara 2/256) Allah'ın dininin hakim olması, herkesin Müslüman olması değil (Yunus 10/99), Allah'ın koyduğu kuralların hakim olmasıdır (Fetih 48/28). O da herkesin hürriyet içinde yaşayacağı bir ortamın oluşması demektir (Kehf 18/29).
    3. metne dön, dipnot 3
      "Yanlış yapan" anlamı verilen kelime "zalim" kelimesidir. Bu ayette sözü edilen zalimler, savaş bittikten sonra da çatışmaya devam eden (Enfal 8/61-62) veya antlaşmayı bozanlardır (Enfal 8/58).
    4. metne dön, dipnot 4

    Ayet detayı — Bakara suresi, 193. ayet

  5. Bakara suresi, 194. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 194. ayet. ٱلشَّهْرُ ٱلْحَرَامُ بِٱلشَّهْرِ ٱلْحَرَامِ وَٱلْحُرُمَٰتُ قِصَاصٌ فَمَنِ ٱعْتَدَىٰ عَلَيْكُمْ فَٱعْتَدُوا۟ عَلَيْهِ بِمِثْلِ مَا ٱعْتَدَىٰ عَلَيْكُمْ وَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَٱعْلَمُوٓا۟ أَنَّ ٱللَّهَ مَعَ ٱلْمُتَّقِينَ

    eşşehru-lḥarâmü bişşehri-lḥarâmi velḥurumâtü ḳiṣâṣ. femeni-`tedâ `aleyküm fa`tedû `aleyhi bimiŝli me-`tedâ `aleyküm. vetteḳu-llâhe va`lemû enne-llâhe me`a-lmütteḳîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Haram aya saygı, haram aya saygı duyanlar içindir; yasaklara uyma karşılıklı olur. dipnot 1 O halde (haram ayda) size kim saldırırsa ona, size yaptığı saldırıya denk bir saldırı ile karşılık verin. Allah'a karşı yanlış yapmaktan sakının. Bilin ki Allah, yanlışlardan sakınanlarla beraberdir. dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Haram aylar, Zilkade, Zilhicce, Muharrem ve Recep aylarıdır. Haram ayda savaş yasağı, o yasağa saygı gösterenlere karşı uygulanır (Maide 5/2, 97; Tevbe 9/36).
    2. metne dön, dipnot 2

    Ayet detayı — Bakara suresi, 194. ayet

  6. Bakara suresi, 195. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 195. ayet. وَأَنفِقُوا۟ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ وَلَا تُلْقُوا۟ بِأَيْدِيكُمْ إِلَى ٱلتَّهْلُكَةِ وَأَحْسِنُوٓا۟ إِنَّ ٱللَّهَ يُحِبُّ ٱلْمُحْسِنِينَ

    veenfiḳû fî sebîli-llâhi velâ tülḳû bieydîküm ile-ttehlükeh. veaḥsinû. inne-llâhe yüḥibbü-lmuḥsinîn.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 195. ayet

Hac ve umre 196–203

  1. Bakara suresi, 196. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 196. ayet. وَأَتِمُّوا۟ ٱلْحَجَّ وَٱلْعُمْرَةَ لِلَّهِ فَإِنْ أُحْصِرْتُمْ فَمَا ٱسْتَيْسَرَ مِنَ ٱلْهَدْىِ وَلَا تَحْلِقُوا۟ رُءُوسَكُمْ حَتَّىٰ يَبْلُغَ ٱلْهَدْىُ مَحِلَّهُۥ فَمَن كَانَ مِنكُم مَّرِيضًا أَوْ بِهِۦٓ أَذًى مِّن رَّأْسِهِۦ فَفِدْيَةٌ مِّن صِيَامٍ أَوْ صَدَقَةٍ أَوْ نُسُكٍ فَإِذَآ أَمِنتُمْ فَمَن تَمَتَّعَ بِٱلْعُمْرَةِ إِلَى ٱلْحَجِّ فَمَا ٱسْتَيْسَرَ مِنَ ٱلْهَدْىِ فَمَن لَّمْ يَجِدْ فَصِيَامُ ثَلَٰثَةِ أَيَّامٍ فِى ٱلْحَجِّ وَسَبْعَةٍ إِذَا رَجَعْتُمْ تِلْكَ عَشَرَةٌ كَامِلَةٌ ذَٰلِكَ لِمَن لَّمْ يَكُنْ أَهْلُهُۥ حَاضِرِى ٱلْمَسْجِدِ ٱلْحَرَامِ وَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَٱعْلَمُوٓا۟ أَنَّ ٱللَّهَ شَدِيدُ ٱلْعِقَابِ

    veetimmü-lḥacce vel`umrate lillâh. fein uḥṣirtüm feme-steysera mine-lhedy. velâ taḥliḳû ruûseküm ḥattâ yeblüga-lhedyü meḥilleh. femen kâne minküm merîḍan ev bihî eẕem mir ra'sihî fefidyetüm min ṣiyâmin ev ṣadeḳatin ev nüsük. feiẕâ emintüm. femen temette`a bil`umrati ile-lḥacci feme-steysera mine-lhedy. femel lem yecid feṣiyâmü ŝelâŝeti eyyâmin fi-lḥacci veseb`atin iẕâ raca`tüm. tilke `aşeratün kâmileh. ẕâlike limel lem yekün ehlühû ḥâḍiri-lmescidi-lḥarâm. vetteḳu-llâhe va`lemû enne-llâhe şedîdü-l`iḳâb.

    Süleymaniye Vakfı

    Haccı ve umreyi Allah için tamamlayın. dipnot 1 Eğer (hac görevini yapmaktan) engellenirseniz kolayınıza gelen (yanınızda olan) kurbanı kesin. Kurbanın kesilme zamanı dipnot 2 gelinceye kadar da başlarınızı tıraş etmeyin. dipnot 3 İçinizden biri hasta olur veya başında bir sıkıntı[4] bulunursa fidye olarak ya oruç tutması ya sadaka vermesi ya da bir kurban[4] kesmesi gerekir. Güven içinde olduğunuzda, hacca kadar umreden yararlanan kişi kolayına gelen bir kurban kessin. Kim (kurban) bulamazsa üç gün hacda, yedi gün de geri döndüğünüzde oruç tutsun. Bu oruçlar, tam on gündür. Bu, ailesi Mescid-i Haram bölgesinde oturmayanlar içindir. Allah'a karşı yanlış yapmaktan sakının! Allah'ın cezalandırmasının çetin olduğunu da bilin.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayet indiğinde hac ve umre yapanların eksik bıraktıkları görev sa'y idi. Burada emredilen, o görevin mutlaka yerine getirilmesidir. Bkz. Bakara 2/158. ayet ve dipnotu.
    2. metne dön, dipnot 2
      Buradaki "hedy", hacıların harem bölgesinde kesilmek üzere götürdükleri kurban bayramı kurbanıdır. Mahill, kesim vakti veya kesim yeri demektir. Hedyin kesim yeri harem bölgesi, kesim vakti de kurban bayramı günleridir (Hac 22/28). Harem bölgesine girmek için bir engel çıkarsa yanında kurbanı olanlar, onları harem dışında kesebilirler ama kesme zamanını beklemek zorundadırlar. Nitekim Mekke'ye girmesi engellenen Nebimiz ve yanında kurban olan ashabı, kesme zamanı gelince kurbanını Hudeybiye'de kesmişlerdi (Fetih 48/25). Yanında kurbanı olmayanların kurban kesme görevi yoktur.
    3. metne dön, dipnot 3
      Saçı tıraş etme işi, hac ibadetinde Arafat'tan inip bayramın birinci günü büyük şeytan taşlandıktan sonra olur ve daha sonra farz tavaf için Kabe'ye gidilir (Hac 22/29). Umrede ise Kabe tavaf edilip sa'y yapıldıktan sonra saç kesilir veya kısaltılır (Fetih 48/27).

    Ayet detayı — Bakara suresi, 196. ayet

  2. Bakara suresi, 197. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 197. ayet. ٱلْحَجُّ أَشْهُرٌ مَّعْلُومَٰتٌ فَمَن فَرَضَ فِيهِنَّ ٱلْحَجَّ فَلَا رَفَثَ وَلَا فُسُوقَ وَلَا جِدَالَ فِى ٱلْحَجِّ وَمَا تَفْعَلُوا۟ مِنْ خَيْرٍ يَعْلَمْهُ ٱللَّهُ وَتَزَوَّدُوا۟ فَإِنَّ خَيْرَ ٱلزَّادِ ٱلتَّقْوَىٰ وَٱتَّقُونِ يَٰٓأُو۟لِى ٱلْأَلْبَٰبِ

    elḥaccü eşhürum ma`lûmâh. femen feraḍa fîhinne-lḥacce felâ rafeŝe velâ füsûḳa velâ cidâle fi-lḥacc. vemâ tef`alû min ḫayriy ya`lemhü-llâh. vetezevvedû feinne ḫayra-zzâdi-ttaḳvâ. vetteḳûni yâ ûli-l'elbâb.

    Süleymaniye Vakfı

    Hac bilinen aylardadır. dipnot 1 Kim o aylarda hacca başlarsa (ihrama girerse) cinsel ilişkide bulunamaz, yasakları çiğneyemez dipnot 2 ve kavga edemez. İyilik olarak ne yaparsanız Allah onu bilir. Yanınıza yolluğunuzu alın. En iyi yolluk kendinizi koruyacak kadar olandır. Ey aklıselim sahibi olanlar, dipnot 3 bana karşı yanlış yapmaktan sakının!

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Aylar" anlamı verilen "eşhur (أَشْهُرٌ)" kelimesi çoğuldur. Arapçada çoğul en az üçü gösterir. Bunlar, öteden beri, hac ayları olarak bilinen Zilkade, Zilhicce ve Muharrem'dir. Bunların üçü de can ve mal güvenliğinin sağlandığı haram aylardandır (Tevbe 9/36). "Haccı içinde barındıran" anlamına gelen Zilhicce, bu üç ayın ortasındadır. Mekke, İbrahim aleyhisselamdan beri dünyanın en önemli ticaret merkezlerinden olduğu için hacca gelenler orada alım satım yaparlar (Bakara 2/126). Zilhicce ayının 9. gününde hac ibadeti için Arafat'a çıkılır, dönüşte Müzdelife vakfesi yapılır ve sonra hacılar Mina'ya doğru sel gibi akarlar. Zilhicce'nin 10. gününden 13. gününe kadar süren 4 gün, Kurban Bayramı günleridir. Bu günlerde Kabe tavaf edilir ve isteyen hacılar, kurban bayramı kurbanı keserler (Bakara 2/198, Hac 22/28-29). Bu dört günde şeytan taşlaması da yapılarak hac ibadeti tamamlanır (Bakara 2/203).
    2. metne dön, dipnot 2
      Ayet metnindeki füsuk (فُسُوقَ) şeriatın belirlediği sınırları aşmaktır (Müfredat). Hac ibadetini yapan kişinin sınırları aşması, yapması gerekeni yapmaması veya yapmaması gerekenleri yapmasıdır (Bakara 2/196, Maide 5/1-2, 94-96).
    3. metne dön, dipnot 3
      "Aklıselim sahibi olanlar" anlamı verdiğimiz ifade "ulü'l-elbab"dır. Bkz. Bakara 2/179'un dipnotu.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 197. ayet

  3. Bakara suresi, 198. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 198. ayet. لَيْسَ عَلَيْكُمْ جُنَاحٌ أَن تَبْتَغُوا۟ فَضْلًا مِّن رَّبِّكُمْ فَإِذَآ أَفَضْتُم مِّنْ عَرَفَٰتٍ فَٱذْكُرُوا۟ ٱللَّهَ عِندَ ٱلْمَشْعَرِ ٱلْحَرَامِ وَٱذْكُرُوهُ كَمَا هَدَىٰكُمْ وَإِن كُنتُم مِّن قَبْلِهِۦ لَمِنَ ٱلضَّآلِّينَ

    leyse `aleyküm cünâḥun en tebtegû faḍlem mir rabbiküm. feiẕâ efaḍtüm min `arafâtin feẕkürü-llâhe `inde-lmeş`ari-lḥarâm. veẕkürûhü kemâ hedâküm. vein küntüm min ḳablihî lemine-ḍḍâllîn.

    Süleymaniye Vakfı

    (Hac aylarında) Rabbinizin bir lütfunun (bir kazancın) peşinde olmanızın size bir günahı olmaz. dipnot 1 Arafat'tan sel gibi aktığınız zaman Meş'ar-i Haram'da (Müzdelife'de) Allah'ı anın dipnot 2 (namaz kılın). Size nasıl gösterdiyse onu öyle anın. Doğrusu bundan önce, gerçekten yanlış yolda olanlardandınız. dipnot 3

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Eskiden hac aylarında panayırlar kurulurdu. Ayete göre hacılar, kazanç amacıyla panayırlara, ticari faaliyetlere katılabilir, alım satım yapabilirler. (Hac 22/27-28).
    2. metne dön, dipnot 2
      Taha 20/14. ayette "beni zikir için namaz kıl" emri verildiği için vaktinde yetişenler, Müzdelife'de akşam ve yatsı namazlarını kılarlar. Oraya, yatsı vaktinden sonra gidenler de sabah namazını beklerler. Rivayete göre Tay kabilesinden Urve b. Mudarris şöyle demiştir: Resulullah aleyhisselama geldim, Cem'de (Müzdelife'de) vakfe yerindeydi. Dedim ki, "Ey Allah'ın Elçisi, Tay dağından geldim. Bineğim perişan oldu, kendimi de yordum. Vallahi üzerinde beklemediğim bir kum tepesi olmadı, ben hacı olabilir miyim? Resulullah aleyhisselam dedi ki "Kim bizimle birlikte şu namazı kılar ve daha önce gece veya gündüz Arafat'a gelmiş olursa haccını tamamlamış, tefesini /her iki vakfeyi (Hac 22/29) yerine getirmiş olur." (Ebu Davud, Menasik, 69; Tirmizi, Hac, 57; Nesai, Menasik, 211; İbn Mace, Menasik, 57; Ahmed b. Hanbel 4/ 261).
    3. metne dön, dipnot 3
      Cahiliye döneminde Kureyşlilere ve çevrelerindeki bazı kabilelere hums denirdi. Hums dinlerine bağlı, karşı konulamayacak güçte kahraman anlamına gelir (el-Ayn). Bunlar kendilerini "ehlullah /Allah'ın yakını" gördüklerinden, Harem bölgesi dışında kaldığı için hac sırasında Arafat'a çıkmazlardı (Taberi Bakara 189'un tefsiri). Bu ayet onların bu davranışını yoldan çıkma olarak nitelemektedir.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 198. ayet

  4. Bakara suresi, 199. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 199. ayet. ثُمَّ أَفِيضُوا۟ مِنْ حَيْثُ أَفَاضَ ٱلنَّاسُ وَٱسْتَغْفِرُوا۟ ٱللَّهَ إِنَّ ٱللَّهَ غَفُورٌ رَّحِيمٌ

    ŝümme efîḍû min ḥayŝü efâḍa-nnâsü vestagfirü-llâh. inne-llâhe gafûrur raḥîm.

    Süleymaniye Vakfı

    Sonra insanların sel gibi aktıkları yerden (Müzdelife'den Mina'ya doğru) akın. dipnot 1 Allah'tan bağışlanma dileyin. Şüphesiz Allah, çok bağışlayan ve ikramı bol olandır.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Ayet detayı — Bakara suresi, 199. ayet

  5. Bakara suresi, 200. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 200. ayet. فَإِذَا قَضَيْتُم مَّنَٰسِكَكُمْ فَٱذْكُرُوا۟ ٱللَّهَ كَذِكْرِكُمْ ءَابَآءَكُمْ أَوْ أَشَدَّ ذِكْرًا فَمِنَ ٱلنَّاسِ مَن يَقُولُ رَبَّنَآ ءَاتِنَا فِى ٱلدُّنْيَا وَمَا لَهُۥ فِى ٱلْـَٔاخِرَةِ مِنْ خَلَٰقٍ

    feiẕâ ḳaḍaytüm menâsikeküm feẕkürü-llâhe keẕikriküm âbâeküm ev eşedde ẕikrâ. femine-nnâsi mey yeḳûlü rabbenâ âtinâ fi-ddünyâ vemâ lehû fi-l'âḫirati min ḫalâḳ.

    Süleymaniye Vakfı

    Hacda yapılması gereken ibadetleri dipnot 1 yerine getirirken dipnot 2 Allah'ı, babalarınızdan öğrendiğiniz gibi, dipnot 3 hatta daha güçlü dualarla anın. İnsanlardan kimi der ki: "Rabbimiz! Bize (vereceğini) bu dünyada ver!" Ahirette onun eline bir şey geçmez.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayetteki menasik kelimesi, hac sırasında yapılan ibadetler, o ibadetlerin yapıldıkları yer ve zamanlar anlamındadır. İbrahim aleyhisselam, Nuh tufanında yıkılan Kabe'yi eski temelleri üzerine yeniden inşa edince: "(Rabbimiz) Bize menasikimizi göster" (Bakara 2/127-128) diye dua etmiş ve o ibadetleri oralarda yapmıştı. O yerler Arafat, Müzdelife, Cemerat, Safa, Merve ve Kabe'dir. Buralara makam-ı İbrahim de denir (Bakara 2/125).
    2. metne dön, dipnot 2
      (Kaza = قضي) kelimesi bir işi tam ve sağlam yapma ve hedefine ulaştırma anlamındadır (Mekayis).
    3. metne dön, dipnot 3
      Gelenekte bu ayete şöyle anlam verilir: "Hac ibadetinizi bitirdiğinizde, babalarınızı andığınız gibi, hatta ondan daha kuvvetli bir anışla Allah'ı anın." Bu anlam yanlıştır. Çünkü hac ibadeti bittikten sonra yapılacak böyle bir görev yoktur. Ayrıca Allah'ı anma ile babaları anma arasında bir kıyaslama da kabul edilemez. Mekkelilerin babaları İbrahim ve İsmail aleyhisselam ve onların orada yaptığı dualarla ilgili ayetler şunlardır: Bakara 2/125, 127-128. Doğru olan, ayetin şu şekilde anlaşılmasıdır: "(فَٱذْكُرُوا۟ ٱللَّهَ كَذِكْرِكُمْ ءَابَآءَكُمْ أَوْ أَشَدَّ ذِكْرًا) Allah'ı babalarınızdan öğrendiğiniz gibi hatta daha güçlü anın."

    Ayet detayı — Bakara suresi, 200. ayet

  6. Bakara suresi, 201. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 201. ayet. وَمِنْهُم مَّن يَقُولُ رَبَّنَآ ءَاتِنَا فِى ٱلدُّنْيَا حَسَنَةً وَفِى ٱلْـَٔاخِرَةِ حَسَنَةً وَقِنَا عَذَابَ ٱلنَّارِ

    veminhüm mey yeḳûlü rabbenâ âtinâ fi-ddünyâ ḥasenetev vefi-l'âḫirati ḥasenetev veḳinâ `aẕâbe-nnâr.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 201. ayet

  7. Bakara suresi, 202. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 202. ayet. أُو۟لَٰٓئِكَ لَهُمْ نَصِيبٌ مِّمَّا كَسَبُوا۟ وَٱللَّهُ سَرِيعُ ٱلْحِسَابِ

    ülâike lehüm neṣîbüm mimmâ kesebû. vellâhü serî`u-lḥisâb.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 202. ayet

  8. Bakara suresi, 203. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 203. ayet. وَٱذْكُرُوا۟ ٱللَّهَ فِىٓ أَيَّامٍ مَّعْدُودَٰتٍ فَمَن تَعَجَّلَ فِى يَوْمَيْنِ فَلَآ إِثْمَ عَلَيْهِ وَمَن تَأَخَّرَ فَلَآ إِثْمَ عَلَيْهِ لِمَنِ ٱتَّقَىٰ وَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَٱعْلَمُوٓا۟ أَنَّكُمْ إِلَيْهِ تُحْشَرُونَ

    veẕkürü-llâhe fî eyyâmim ma`dûdât. femen te`accele fî yevmeyni felâ iŝme `aleyh. vemen teeḫḫara felâ iŝme `aleyhi limeni-tteḳâ. vetteḳu-llâhe va`lemû enneküm ileyhi tuḥşerûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Allah'ı bir de (bayramın birinci gününe) eklenen günlerde anın dipnot 1 (şeytan taşlama ibadetini yapın). Kim acele eder (şeytan taşlamayı eklenen) iki gün içinde tamamlarsa ona bir günah yoktur. dipnot 2 Kim bir gün daha kalırsa (eklenen üçüncü günde de taşlarsa) ona da bir günah yoktur. Bu, yanlışlardan sakınanlar içindir. Allah'a karşı yanlış yapmaktan sakının ve onun huzurunda toplanacağınızı bilin.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ma'dudat (معدودات), ma'dude'nin (معدودة) çoğuludur, "sayılan" ve "birbirine eklenmiş" anlamlarına gelir (Müfredat). Bunlar, Kurban Bayramının birinci gününe eklenen ve eyyam-ı teşrik olarak bilinen üç gündür. Bu günlere özel zikir, şeytan taşlama sırasında yapılan dualardır. Şeytan taşlama Kurban Bayramının birinci gününde de yapıldığı için toplam dört gün sürer.
    2. metne dön, dipnot 2

    Ayet detayı — Bakara suresi, 203. ayet

İki insan tipi ve barışa çağrı 204–210

  1. Bakara suresi, 204. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 204. ayet. وَمِنَ ٱلنَّاسِ مَن يُعْجِبُكَ قَوْلُهُۥ فِى ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا وَيُشْهِدُ ٱللَّهَ عَلَىٰ مَا فِى قَلْبِهِۦ وَهُوَ أَلَدُّ ٱلْخِصَامِ

    vemine-nnâsi mey yü`cibüke ḳavlühû fi-lḥayâti-ddünyâ veyüşhidü-llâhe `alâ mâ fî ḳalbihî vehüve eleddü-lḫiṣâm.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 204. ayet

  2. Bakara suresi, 205. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 205. ayet. وَإِذَا تَوَلَّىٰ سَعَىٰ فِى ٱلْأَرْضِ لِيُفْسِدَ فِيهَا وَيُهْلِكَ ٱلْحَرْثَ وَٱلنَّسْلَ وَٱللَّهُ لَا يُحِبُّ ٱلْفَسَادَ

    veiẕâ tevellâ se`â fi-l'arḍi liyüfside fîhâ veyühlike-lḥarŝe vennesl. vellâhü lâ yüḥibbü-lfesâd.

    Süleymaniye Vakfı

    Yanından ayrılınca dipnot 1 yeryüzündeki düzeni bozmaya, kaynakları dipnot 2 ve nesli yok etmeye çalışır. Allah düzenin dipnot 3 bozulmasını istemez.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayette geçen tevella (تَوَلَّىٰ), velayeti üstlenme, yönetimin başına geçme anlamına da gelir (Müfredat).
    2. metne dön, dipnot 2
      Ayetteki hars (حرث) kelimesi, toprağa tohum atma, tarım ürünü elde etme ve mal kazanma anlamlarına gelir (el-Ayn). Bu gibi kişiler, insanların kazanç kapılarını kapatacak işler yaparlar.
    3. metne dön, dipnot 3

    Ayet detayı — Bakara suresi, 205. ayet

  3. Bakara suresi, 206. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 206. ayet. وَإِذَا قِيلَ لَهُ ٱتَّقِ ٱللَّهَ أَخَذَتْهُ ٱلْعِزَّةُ بِٱلْإِثْمِ فَحَسْبُهُۥ جَهَنَّمُ وَلَبِئْسَ ٱلْمِهَادُ

    veiẕâ ḳîle lehü-tteḳi-llâhe eḫaẕethü-l`izzetü bil'iŝmi feḥasbühû cehennem. velebi'se-lmihâd.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 206. ayet

  4. Bakara suresi, 207. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 207. ayet. وَمِنَ ٱلنَّاسِ مَن يَشْرِى نَفْسَهُ ٱبْتِغَآءَ مَرْضَاتِ ٱللَّهِ وَٱللَّهُ رَءُوفٌۢ بِٱلْعِبَادِ

    vemine-nnâsi mey yeşrî nefsehü-btigâe merḍâti-llâh. vellâhü raûfüm bil`ibâd.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 207. ayet

  5. Bakara suresi, 208. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 208. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ ٱدْخُلُوا۟ فِى ٱلسِّلْمِ كَآفَّةً وَلَا تَتَّبِعُوا۟ خُطُوَٰتِ ٱلشَّيْطَٰنِ إِنَّهُۥ لَكُمْ عَدُوٌّ مُّبِينٌ

    yâ eyyühe-lleẕîne âmenü-dḫulû fi-ssilmi kâffeten. velâ tettebi`û ḫuṭuvâti-şşeyṭân. innehû leküm `adüvvüm mübîn.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 208. ayet

  6. Bakara suresi, 209. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 209. ayet. فَإِن زَلَلْتُم مِّنۢ بَعْدِ مَا جَآءَتْكُمُ ٱلْبَيِّنَٰتُ فَٱعْلَمُوٓا۟ أَنَّ ٱللَّهَ عَزِيزٌ حَكِيمٌ

    fein zeleltüm mim ba`di mâ câetkümü-lbeyyinâtü fa`lemû enne-llâhe `azîzün ḥakîm.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 209. ayet

  7. Bakara suresi, 210. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 210. ayet. هَلْ يَنظُرُونَ إِلَّآ أَن يَأْتِيَهُمُ ٱللَّهُ فِى ظُلَلٍ مِّنَ ٱلْغَمَامِ وَٱلْمَلَٰٓئِكَةُ وَقُضِىَ ٱلْأَمْرُ وَإِلَى ٱللَّهِ تُرْجَعُ ٱلْأُمُورُ

    hel yenżurûne illâ ey ye'tiyehümü-llâhü fî żulelim mine-lgamâmi velmelâiketü veḳuḍiye-l'emr. veile-llâhi türce`u-l'ümûr.

    Süleymaniye Vakfı

    Onlar (sözleriyle seni hayran bırakan fesatçılar), Allah'ın ve meleklerin bulut gölgeleri içinde gelmesi ve işlerinin bitirilmesi dışında bir şey mi bekliyorlar. dipnot 1 Bütün işler Allah'a arz edilir.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      En'am 6/8, 158; Nahl 16/33. Allah'ın bulut gölgeleri içinde gelmesi olayı, İsrailoğulları'na on emir verilmeden önce Sina Dağı'nda gerçekleşmiş ve Tevrat'ın Çıkış 19. bölümünde anlatılmıştır: "Rab Musa'ya, "Sana koyu bir bulut içinde geleceğim" dedi, "Öyle ki, seninle konuşurken halk işitsin ve her zaman sana güvensin." (Çıkış 19:9)

    Ayet detayı — Bakara suresi, 210. ayet

İsrâiloğullarına sorulan ve ümmetin imtihanı 211–214

  1. Bakara suresi, 211. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 211. ayet. سَلْ بَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ كَمْ ءَاتَيْنَٰهُم مِّنْ ءَايَةٍۭ بَيِّنَةٍ وَمَن يُبَدِّلْ نِعْمَةَ ٱللَّهِ مِنۢ بَعْدِ مَا جَآءَتْهُ فَإِنَّ ٱللَّهَ شَدِيدُ ٱلْعِقَابِ

    sel benî isrâîle kem âteynâhüm min âyetim beyyineh. vemey yübeddil ni`mete-llâhi mim ba`di mâ câethü feinne-llâhe şedîdü-l`iḳâb.

    Süleymaniye Vakfı

    İsrailoğullarına bir sor, dipnot 1 onlara nice açık ayetler /mucizeler verdik. Kim kendisine Allah'ın nimeti geldikten sonra onu başka bir şeyle değiştirirse bilsin ki Allah'ın cezalandırması çetindir. dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kur'an birkaç ayette daha Resulullah'ın bazı konularda ehlikitaba sormasını emretmiştir. Bu ayetler için bkz: A'raf 7/163, Yunus 10/94, İsra 17/101, Zuhruf 43/45.
    2. metne dön, dipnot 2

    Ayet detayı — Bakara suresi, 211. ayet

  2. Bakara suresi, 212. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 212. ayet. زُيِّنَ لِلَّذِينَ كَفَرُوا۟ ٱلْحَيَوٰةُ ٱلدُّنْيَا وَيَسْخَرُونَ مِنَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَٱلَّذِينَ ٱتَّقَوْا۟ فَوْقَهُمْ يَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ وَٱللَّهُ يَرْزُقُ مَن يَشَآءُ بِغَيْرِ حِسَابٍ

    züyyine lilleẕîne keferü-lḥayâtü-ddünyâ veyesḫarûne mine-lleẕîne âmenû. velleẕîne-tteḳav fevḳahüm yevme-lḳiyâmeh. vellâhü yerzüḳu mey yeşâü bigayri ḥisâb.

    Süleymaniye Vakfı

    Dünya hayatı, kafirlik edenlere süslü gösterilir, onlar inananlarla alay ederler. dipnot 1 Ama müttakiler /kendini yanlışlardan koruyanlar dipnot 2 kıyamet /mezardan kalkış günü kafirlerden üstün durumda olurlar. dipnot 3 Allah, tercih ettiği kişiye hesapsız rızık verir.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 212. ayet

  3. Bakara suresi, 213. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 213. ayet. كَانَ ٱلنَّاسُ أُمَّةً وَٰحِدَةً فَبَعَثَ ٱللَّهُ ٱلنَّبِيِّـۧنَ مُبَشِّرِينَ وَمُنذِرِينَ وَأَنزَلَ مَعَهُمُ ٱلْكِتَٰبَ بِٱلْحَقِّ لِيَحْكُمَ بَيْنَ ٱلنَّاسِ فِيمَا ٱخْتَلَفُوا۟ فِيهِ وَمَا ٱخْتَلَفَ فِيهِ إِلَّا ٱلَّذِينَ أُوتُوهُ مِنۢ بَعْدِ مَا جَآءَتْهُمُ ٱلْبَيِّنَٰتُ بَغْيًۢا بَيْنَهُمْ فَهَدَى ٱللَّهُ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ لِمَا ٱخْتَلَفُوا۟ فِيهِ مِنَ ٱلْحَقِّ بِإِذْنِهِۦ وَٱللَّهُ يَهْدِى مَن يَشَآءُ إِلَىٰ صِرَٰطٍ مُّسْتَقِيمٍ

    kâne-nnâsü ümmetev vâḥideten febe`aŝe-llâhü-nnebiyyîne mübeşşirîne vemünẕirîn. veenzele me`ahümü-lkitâbe bilḥaḳḳi liyaḥküme beyne-nnâsi fîme-ḫtelefû fîh. veme-ḫtelefe fîhi ille-lleẕîne ûtûhü mim ba`di mâ câethümü-lbeyyinâtü bagyem beynehüm. fehede-llâhü-lleẕîne âmenû lime-ḫtelefû fîhi mine-lḥaḳḳi biiẕnih. vellâhü yehdî mey yeşâü ilâ ṣirâṭim müsteḳîm.

    Süleymaniye Vakfı

    İnsanlar tek bir ümmet /toplumdu. dipnot 1 Sonra Allah nebileri, müjde veren ve uyarılarda bulunan kişiler olarak görevlendirdi. İhtilafa düştükleri konularda insanlar arasında hükmetsin diye nebilere gerçekleri içeren kitap da indirdi. dipnot 2 O gerçekler konusunda ihtilafa düşenler, sadece kendilerine kitap verilenler oldu. Bu da açık ayetler geldikten sonra birbirlerine üstünlük kurma gayretlerinden kaynaklandı. dipnot 3 Sonra Allah, ihtilafa düştükleri gerçekler konusunda, inanıp güvenenleri, kendi onayıyla doğruya yöneltti. dipnot 4 Allah, gereğini yapanı doğru yola yöneltir.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 213. ayet

  4. Bakara suresi, 214. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 214. ayet. أَمْ حَسِبْتُمْ أَن تَدْخُلُوا۟ ٱلْجَنَّةَ وَلَمَّا يَأْتِكُم مَّثَلُ ٱلَّذِينَ خَلَوْا۟ مِن قَبْلِكُم مَّسَّتْهُمُ ٱلْبَأْسَآءُ وَٱلضَّرَّآءُ وَزُلْزِلُوا۟ حَتَّىٰ يَقُولَ ٱلرَّسُولُ وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ مَعَهُۥ مَتَىٰ نَصْرُ ٱللَّهِ أَلَآ إِنَّ نَصْرَ ٱللَّهِ قَرِيبٌ

    em ḥasibtüm en tedḫulü-lcennete velemmâ ye'tiküm meŝelü-lleẕîne ḫalev min ḳabliküm. messethümü-lbe'sâü veḍḍarrâü vezülzilû ḥattâ yeḳûle-rrasûlü velleẕîne âmenû me`ahû metâ naṣru-llâh. elâ inne naṣra-llâhi ḳarîb.

    Süleymaniye Vakfı

    Yoksa siz, öncekilerin başlarına gelenlerin bir benzeri sizin başınıza da gelmeden cennete gireceğinizi mi hesap ediyorsunuz? dipnot 1 Onlar maddi sıkıntılara, bedensel sıkıntılara uğramış ve öylesine sarsılmışlardı ki Allah'ın onlara gönderdiği elçi ve beraberindeki müminler "Allah'ın yardımı ne zaman?" diyecek hale gelmişlerdi. dipnot 2 Bilin ki Allah'ın yardımı yakındır. dipnot 3

    Ayet detayı — Bakara suresi, 214. ayet

Sorular: infak, savaş, içki ve kumar, yetimler, evlilik 215–221

  1. Bakara suresi, 215. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 215. ayet. يَسْـَٔلُونَكَ مَاذَا يُنفِقُونَ قُلْ مَآ أَنفَقْتُم مِّنْ خَيْرٍ فَلِلْوَٰلِدَيْنِ وَٱلْأَقْرَبِينَ وَٱلْيَتَٰمَىٰ وَٱلْمَسَٰكِينِ وَٱبْنِ ٱلسَّبِيلِ وَمَا تَفْعَلُوا۟ مِنْ خَيْرٍ فَإِنَّ ٱللَّهَ بِهِۦ عَلِيمٌ

    yes'elûneke mâẕâ yünfiḳûn. ḳul mâ enfaḳtüm min ḫayrin felilvâlideyni vel'aḳrabîne velyetâmâ velmesâkîni vebni-ssebîl. vemâ tef`alû min ḫayrin feinne-llâhe bihî `alîm.

    Süleymaniye Vakfı

    Sana hayra neyi harcayacaklarını soruyorlar. De ki: "Hayır olarak ne harcarsanız; ana-baba, en yakınlar, yetimler, çaresizler ve yolcular için olsun." dipnot 1 Hayır olarak ne yaparsanız Allah onu bilir. dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Burada neyin infak edileceği sorusuna karşılık kimlere infak edileceğinin bildirilmesi, yapılan harcamanın ne olduğundan ziyade kimlere yapılması gerektiğinin daha önemli olduğuna dikkat çekmektedir (Nisa 4/36, Tevbe 9/60, Nahl 16/90, İsra 17/26, Rum 30/38, Zariyat 51/19, Mearic 70/24-25). Neyi harcayacaklarının cevabı ise Bakara 2/219. ayettedir.
    2. metne dön, dipnot 2

    Ayet detayı — Bakara suresi, 215. ayet

  2. Bakara suresi, 216. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 216. ayet. كُتِبَ عَلَيْكُمُ ٱلْقِتَالُ وَهُوَ كُرْهٌ لَّكُمْ وَعَسَىٰٓ أَن تَكْرَهُوا۟ شَيْـًٔا وَهُوَ خَيْرٌ لَّكُمْ وَعَسَىٰٓ أَن تُحِبُّوا۟ شَيْـًٔا وَهُوَ شَرٌّ لَّكُمْ وَٱللَّهُ يَعْلَمُ وَأَنتُمْ لَا تَعْلَمُونَ

    kütibe `aleykümü-lḳitâlü vehüve kürhül leküm. ve`asâ en tekrahû şey'ev vehüve ḫayrul leküm. ve`asâ en tüḥibbû şey'ev vehüve şerrul leküm. vellâhü ya`lemü veentüm lâ ta`lemûn.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 216. ayet

  3. Bakara suresi, 217. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 217. ayet. يَسْـَٔلُونَكَ عَنِ ٱلشَّهْرِ ٱلْحَرَامِ قِتَالٍ فِيهِ قُلْ قِتَالٌ فِيهِ كَبِيرٌ وَصَدٌّ عَن سَبِيلِ ٱللَّهِ وَكُفْرٌۢ بِهِۦ وَٱلْمَسْجِدِ ٱلْحَرَامِ وَإِخْرَاجُ أَهْلِهِۦ مِنْهُ أَكْبَرُ عِندَ ٱللَّهِ وَٱلْفِتْنَةُ أَكْبَرُ مِنَ ٱلْقَتْلِ وَلَا يَزَالُونَ يُقَٰتِلُونَكُمْ حَتَّىٰ يَرُدُّوكُمْ عَن دِينِكُمْ إِنِ ٱسْتَطَٰعُوا۟ وَمَن يَرْتَدِدْ مِنكُمْ عَن دِينِهِۦ فَيَمُتْ وَهُوَ كَافِرٌ فَأُو۟لَٰٓئِكَ حَبِطَتْ أَعْمَٰلُهُمْ فِى ٱلدُّنْيَا وَٱلْـَٔاخِرَةِ وَأُو۟لَٰٓئِكَ أَصْحَٰبُ ٱلنَّارِ هُمْ فِيهَا خَٰلِدُونَ

    yes'elûneke `ani-şşehri-lḥarâmi ḳitâlin fîh. ḳul ḳitâlün fîhi kebîr. veṣaddün `an sebîli-llâhi veküfrum bihî velmescidi-lḥarâmi veiḫrâcü ehlihî minhü ekberu `inde-llâh. velfitnetü ekberu mine-lḳatl. velâ yezâlûne yüḳâtilûneküm ḥattâ yeruddûküm `an dîniküm ini-steṭâ`û. vemey yertedid minküm `an dînihî feyemüt vehüve kâfirun feülâike ḥabiṭat a`mâlühüm fi-ddünyâ vel'âḫirah. veülâike aṣḥâbü-nnâr. hüm fîhâ ḫâlidûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Sana haram aylarını, dipnot 1 o aylarda savaş yapmayı soruyorlar. De ki: O aylarda savaş büyük günahtır. Ama (insanları) Allah'ın yolundan engellemek, Allah'ı ve Mescid-i Haram'ı görmezlikte direnmek ve halkını oradan (Mekke'den) çıkarmak Allah katında daha büyük günahtır. O fitne (savaş ateşi) adam öldürmekten beterdir. dipnot 2 Güçleri yetse sizi dininizden döndürünceye kadar sizinle savaşı sürdürürler. Sizden kim dininden döner ve kafir olarak ölürse yaptıkları şeyler dünyada da ahirette de boşa gider. dipnot 3 Onlar cehennem ahalisidir, orada ölümsüz olarak kalacaklardır. dipnot 4

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
    2. metne dön, dipnot 2
    3. metne dön, dipnot 3
      Kafir olarak ölenlerin geride bıraktıkları eserlerin olumlu etkileri kendilerine bir fayda sağlamaz (Yasin 36/12).
    4. metne dön, dipnot 4

    Ayet detayı — Bakara suresi, 217. ayet

  4. Bakara suresi, 218. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 218. ayet. إِنَّ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَٱلَّذِينَ هَاجَرُوا۟ وَجَٰهَدُوا۟ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ أُو۟لَٰٓئِكَ يَرْجُونَ رَحْمَتَ ٱللَّهِ وَٱللَّهُ غَفُورٌ رَّحِيمٌ

    inne-lleẕîne âmenû velleẕîne hâcerû vecâhedû fî sebîli-llâhi ülâike yercûne raḥmete-llâh. vellâhü gafûrur raḥîm.

    Süleymaniye Vakfı

    İnanıp güvenen ve Allah yolunda hicret edip dipnot 1 cihad edenlere /ellerinden geleni yapanlara gelince, dipnot 2 işte onlar Allah'ın ikramını bekleyebilirler. Allah, çok bağışlayan ve ikramı bol olandır. dipnot 3

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hicret sözlükte, kişinin bir şeyden bedeniyle, diliyle veya kalbiyle uzaklaşmasıdır (Müfredat). İlgili ayetler için bkz. Nisa 4/97-100, Enfal 8/72-75, Meryem 19/46, Furkan 25/30, Mümtehine 60/10, Müzzemmil 73/10, Müddessir 74/5.
    2. metne dön, dipnot 2
      Cihad (جهاد), düşmanın, şeytanın veya arzuların baskısına karşı Allah'ın emrine uymak için verilen her türlü mücadeledir (Müfredat). Allah yolunda savaş, cihadın en önemli bir parçasıdır.
    3. metne dön, dipnot 3

    Ayet detayı — Bakara suresi, 218. ayet

  5. Bakara suresi, 219. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 219. ayet. يَسْـَٔلُونَكَ عَنِ ٱلْخَمْرِ وَٱلْمَيْسِرِ قُلْ فِيهِمَآ إِثْمٌ كَبِيرٌ وَمَنَٰفِعُ لِلنَّاسِ وَإِثْمُهُمَآ أَكْبَرُ مِن نَّفْعِهِمَا وَيَسْـَٔلُونَكَ مَاذَا يُنفِقُونَ قُلِ ٱلْعَفْوَ كَذَٰلِكَ يُبَيِّنُ ٱللَّهُ لَكُمُ ٱلْـَٔايَٰتِ لَعَلَّكُمْ تَتَفَكَّرُونَ

    yes'elûneke `ani-lḫamri velmeysir. ḳul fîhimâ iŝmün kebîruv vemenâfi`u linnâs. veiŝmühümâ ekberu min nef`ihimâ. veyes'elûneke mâẕâ yünfiḳûn. ḳuli-l`afv. keẕâlike yübeyyinü-llâhü lekümü-l'âyâti le`alleküm tetefekkerûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Sana içki ve uyuşturucu çeşitleri dipnot 1 ile kumar çeşitlerini dipnot 2 soruyorlar. De ki: İkisinde de büyük günah dipnot 3 ve insanlar için (bazı) yararlar vardır; dipnot 4 ama ikisinin de günahı yararlarından büyüktür. Hayra neyi harcayacaklarını da soruyorlar. dipnot 5 De ki: (ihtiyaçtan) Artan ve artma özelliği olanı! dipnot 6 Allah ayetlerini size böyle açıklar ki düşünesiniz.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "İçki ve uyuşturucu çeşitleri" anlamını verdiğimiz kelime, "bir şeyi örten" anlamına gelen "hamr (خمر)"dır. İçki ve uyuşturucu çeşitleri insanı sarhoş ettiğinden dolayı bu anlam verilmiştir. Nitekim nebimizin şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Sarhoşluk veren her şey hamrdır. Sarhoş eden her şey haramdır." (Müslim, Eşribe,73; Ebu Davud, Eşribe, 5)
    2. metne dön, dipnot 2
      Ayet metninde geçen "meysir (ميسر)", "yüsr (يسر)" yani kolaylık kökünden gelmektedir. Meysir, iki ayette daha "hamr" ile birlikte zikredilir (Maide 5/90-91). Kolayca mala kavuşmayı amaçlayan ve aynı zamanda malı kolayca kaybetmeye sebep olan piyango, toto, loto ve tombala gibi bütün şans oyunları; poker, rulet, kollu kumar makineleri gibi tüm kumar çeşitleri; iddaa, at yarışı, horoz dövüştürme vb. her türlü bahis bu kapsama girer. Kaybedenin hesabı ödemesi şartıyla oynanan tüm oyunlar da meysir kapsamında olduğu için bu tür oyunları oynamak haramdır.
    3. metne dön, dipnot 3
      Günah' anlamı verdiğimiz ism (إِثْمَ), kişiyi sevaptan yani iyiliklerden uzaklaştıran davranış anlamındadır (Müfredat). Allah, 'ism' olarak tanımladığı her davranışı, haram saymıştır (A'raf 7/33). Bu sebeple içki, uyuşturucu ve kumar, büyük günahlardandır.
    4. metne dön, dipnot 4
      İçki, uyuşturucu maddeler ve kumardan bazı menfaatler elde edilebilir. Ancak bunların zararı menfaatlerinden fazladır. Bu özellik, bütün haramlarda vardır. Nefislerinin esiri olanlar, bu menfaatleri öne alarak kendilerini haklı göstermeye çalışırlar. Allah'a inanıp güvenenler ise onun emrine uyarlar.
    5. metne dön, dipnot 5
    6. metne dön, dipnot 6
      "el-afv (العفو)" sözünün infak edilebilecek mallarla ilgili anlamları, "temel ihtiyaçtan artan" (es-Sıhah) ve "çoğalan"dır (Mekayis). A'raf 7/95. ayette de aynı kökten gelen "afev (عَفَواْ)" fiili, "çoğaldılar" anlamında kullanılmıştır. Kişinin evi, ev eşyası, kendisinin ve bakmakla sorumlu olduğu kişilerin yiyeceği, bineği, işyeri, araç ve gereçler vs. temel ihtiyaçlarıdır. Bunlar, "artan" kavramına girmediği için bunlardan sadaka /vergi alınmaz. "el-afv (العفو)" sözü zekat kelimesinin anlamı olan "çoğalma, artma" anlamıyla örtüştüğünden zekat /sadaka mallarının özelliğini de belirtmektedir. Dolayısıyla artan ve artma özelliği olan mallardan zekat /sadaka alınır. Temel ihtiyaçları ve borçları çıkarıldıktan sonra şer'an kişiyi zengin yani ihtiyaçsız kılacak miktarda (nisap miktarı) malı olan kişi zekat /sadaka vermekle sorumludur. En'am 6/160. ayet gereği, bir ton ceviz üreten biri, onun öşrünü yani yüz kilosunu sadaka /vergi olarak verirse tamamını vermiş gibi olur. Tarım ürünlerinin sadakası /vergisi hasat günü tarlada alınacağından (En'am 6/141) üretici onun nakliyesinden ve korumasından sorumlu olmaz. Alım satımını yapanlar ise nakliye, depolama, pazarlama ve satış sonrası doğacak sıkıntılara gireceğinden bu işlemlerin her biri sadaka /vergi oranını azaltır ve o, malının kırkta birini verince tamamını vermiş gibi olur. Altın, gümüş, para ve ticaret mallarından kırkta bir oranında zekat alınır.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 219. ayet

  6. Bakara suresi, 220. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 220. ayet. فِى ٱلدُّنْيَا وَٱلْـَٔاخِرَةِ وَيَسْـَٔلُونَكَ عَنِ ٱلْيَتَٰمَىٰ قُلْ إِصْلَاحٌ لَّهُمْ خَيْرٌ وَإِن تُخَالِطُوهُمْ فَإِخْوَٰنُكُمْ وَٱللَّهُ يَعْلَمُ ٱلْمُفْسِدَ مِنَ ٱلْمُصْلِحِ وَلَوْ شَآءَ ٱللَّهُ لَأَعْنَتَكُمْ إِنَّ ٱللَّهَ عَزِيزٌ حَكِيمٌ

    fi-ddünyâ vel'âḫirah. veyes'elûneke `ani-lyetâmâ. ḳul iṣlâḥul lehüm ḫayr. vein tüḫâliṭûhüm feiḫvânüküm. vellâhü ya`lemü-lmüfside mine-lmuṣliḥ. velev şâe-llâhü lea`neteküm. inne-llâhe `azîzün ḥakîm.

    Süleymaniye Vakfı

    (Allah ayetlerini böyle açıklar ki) hem dünya hem ahiret hakkında (düşünesiniz). Sana yetimleri de soruyorlar. De ki: Onların durumunu iyileştirmek en iyisidir. Eğer onlarla bir arada (aile gibi) yaşarsanız bilin ki onlar (evladınız değil sadece) kardeşlerinizdir. dipnot 1 Allah, (onların durumunu) bozanı, iyileştirenden ayırmasını bilir. dipnot 2 Allah farklı bir tercihte bulunsaydı sizi kesinlikle sıkıntıya sokardı. dipnot 3 Allah daima üstün olan ve bütün kararları doğru olandır.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kur'an, evlatlıkların hiçbir yönüyle öz evlat sayılamayacağını bildirir (Ahzab 33/4-5). Allah nebimizi, evlatlığı Zeyd'in boşadığı Zeynep ile evlendirdi ki evlatlığın kişinin kendi evladı konumunda olmadığı zihinlere yerleşsin(Ahzab 33/37-38).
    2. metne dön, dipnot 2
      Nisa 4/2, 3, 6, 10.
    3. metne dön, dipnot 3
      Birçok ayette yetimlere iyi davranmak, onları gözetmek ve ikramda bulunmak emredilmiş, bu emri yerine getiren kullar övülmüştür (Bakara 2/83, 177, 215, Nisa 4/8, 36; İnsan 76/8; Beled 90/15). Ancak bu gözetimin mutlaka müminlerin kendi evlerinde yapılmasını şart koşmaz. Yine de bir yetimi kendi evinde gözetimi altına alan kişi, onu din kardeşi olarak görecek, gerçek evladı gibi kabul etmeyecektir. Bunun sonucu olarak bir müminin evinde korumaya alınan yetimlere, miras hakkı ve evlenme yasağı gibi hukuki sonuçlar doğuracak evlatlık statüsü verilemez. Ancak mirastan biraz yararlandırılır (Nisa 4/8). Yetimlerin mallarını yönetenler, ihtiyaçlı iseler o mallardan yararlanabilirler (Nisa 4/6). Tüm bunlar yetimler hususunda müminleri sıkıntıya sokmayan ilahi ölçülerdir.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 220. ayet

  7. Bakara suresi, 221. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 221. ayet. وَلَا تَنكِحُوا۟ ٱلْمُشْرِكَٰتِ حَتَّىٰ يُؤْمِنَّ وَلَأَمَةٌ مُّؤْمِنَةٌ خَيْرٌ مِّن مُّشْرِكَةٍ وَلَوْ أَعْجَبَتْكُمْ وَلَا تُنكِحُوا۟ ٱلْمُشْرِكِينَ حَتَّىٰ يُؤْمِنُوا۟ وَلَعَبْدٌ مُّؤْمِنٌ خَيْرٌ مِّن مُّشْرِكٍ وَلَوْ أَعْجَبَكُمْ أُو۟لَٰٓئِكَ يَدْعُونَ إِلَى ٱلنَّارِ وَٱللَّهُ يَدْعُوٓا۟ إِلَى ٱلْجَنَّةِ وَٱلْمَغْفِرَةِ بِإِذْنِهِۦ وَيُبَيِّنُ ءَايَٰتِهِۦ لِلنَّاسِ لَعَلَّهُمْ يَتَذَكَّرُونَ

    velâ tenkiḥü-lmüşrikâti ḥattâ yü'minn. veleemetüm mü'minetün ḫayrum mim müşriketiv velev a`cebetküm. velâ tünkiḥü-lmüşrikîne ḥattâ yü'minû. vele`abdüm mü'minün ḫayrum mim müşrikiv velev a`cebeküm. ülâike yed`ûne ile-nnâr. vellâhü yed`û ile-lcenneti velmagfirati biiẕnih. veyübeyyinü âyâtihî linnâsi le`allehüm yeteẕekkerûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Mümin oluncaya kadar müşrik kadınlarla evlenmeyin. Müşrik bir kadını çok beğenmiş olsanız bile, mümin bir kadın köle dipnot 1 ondan daha hayırlıdır. Mümin oluncaya kadar müşrik erkekleri (kızlarınızla) evlendirmeyin. dipnot 2 Müşrik bir erkeği çok beğenmiş olsanız bile, mümin bir köle ondan daha hayırlıdır. dipnot 3 Onlar sizi ateşe çağırırlar, Allah ise kendi izniyle Cennet'e ve (günahlarınızı) bağışlamaya çağırır. Allah ayetlerini insanlara açıklar ki bilgilerini kullansınlar. dipnot 4

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hür olmayan kadına eme (الأمة), erkeğe abd (عبد) denir (Sıhah). Bunların Türkçe karşılığı köle ve cariyedir.
    2. metne dön, dipnot 2
      "Kız vermeyin" ifadesi, velilere yapılan tavsiyedir. Eğer kız evlenmekte kararlı ise Bakara 2/232 ve Nur 24/33'e göre onlara baskı yapılamayacağından evlenmelerine engel olunamaz.
    3. metne dön, dipnot 3
      Nisa 4/22'den 24'e kadar, din farkına yer verilmeden evlenilmesi haram olan kadınlar sayılmış, 25. ayette ise namuslu mümin kadınlarla evlenmeye gücü yetmeyenlerin namuslu mümin esir kadınlarla evlenebileceği ama onlarla evlenmeyip sabretmelerinin daha hayırlı olacağı bildirilmiştir. Tevbe 9/31'de bugünkü Yahudi ve Hıristiyanların müşrik oldukları açıkça ifade edildiği halde Maide 5/5'te onların namuslu kadınları ile evlenmenin helal olduğu hükme bağlanmıştır. Hepsinin özeti olan bu ayete göre evlilikte ilk tercih edilecek kadınlar, namuslu mümin hür olanlar, ikinci tercih namuslu mümin esir kadınlar, son tercih de namuslu müşrik kadınlardır. Kur'an'da her şeyin bir örneği vardır (İsra 17/89, Kehf 18/54). Nuh ve Lut aleyhisselamın eşlerinin kafir olması, Firavun'un eşinin de mümin olması, bunun örneğidir (Tahrim 66/10-11). Nebimizin Cüveyriye ile evlenmek için Müslüman olmasını şart koşmaması da onun örnekliğidir (Ahzab 33/21). Nebimizin kızı Zeyneb'in eşi Ebü'l-As b. er-Rebi hicretin 6. yılına kadar Müslüman olmadığı halde, evlilikleri devam etmiştir.
    4. metne dön, dipnot 4
      "Zikir" hakkında bilgi için bkz. Bakara 2/152. ayetin dipnotu. Tezkir, zikri karşı tarafa ulaştırmak (Ğaşiye 88/21); tezekkür ise o zikri kullanmaktır (Kasas 28/51-52, Zümer 33/9).

    Ayet detayı — Bakara suresi, 221. ayet

Ay hali, yeminler ve îlâ 222–228

  1. Bakara suresi, 222. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 222. ayet. وَيَسْـَٔلُونَكَ عَنِ ٱلْمَحِيضِ قُلْ هُوَ أَذًى فَٱعْتَزِلُوا۟ ٱلنِّسَآءَ فِى ٱلْمَحِيضِ وَلَا تَقْرَبُوهُنَّ حَتَّىٰ يَطْهُرْنَ فَإِذَا تَطَهَّرْنَ فَأْتُوهُنَّ مِنْ حَيْثُ أَمَرَكُمُ ٱللَّهُ إِنَّ ٱللَّهَ يُحِبُّ ٱلتَّوَّٰبِينَ وَيُحِبُّ ٱلْمُتَطَهِّرِينَ

    veyes'elûneke `ani-lmeḥîḍ. ḳul hüve eẕen fa`tezilü-nnisâe fi-lmeḥîḍi velâ taḳrabûhünne ḥattâ yaṭhürn. feiẕâ teṭahherne fe'tûhünne min ḥayŝü emerakümü-llâh. inne-llâhe yüḥibbü-ttevvâbîne veyüḥibbü-lmüteṭahhirîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Sana adet ve lohusalık hallerini dipnot 1 soruyorlar. De ki: "O haller bir sıkıntıdır, dipnot 2 adet ve lohusalık süresince karılarınızı rahat bırakın. (Kandan) arınıncaya kadar (cinsel ilişki için) onlara yaklaşmayın. İyice arındıklarında onlara Allah'ın emrettiği yerden yaklaşabilirsiniz. dipnot 3 Allah tövbe edenleri /dönüş yapanları sever, iyice temizlenenleri de sever."

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Arap dilinde doğum yapmış kadına da hayızlı dendiği için (Mekayis) "el-mahid (المحيض)" kelimesi, hem adet hem lohusalık anlamına gelir. Bir rivayette Ümmü Seleme validemiz, Muhammed aleyhisselam ile birlikte ince bir örtünün altında yattığından söz ederken şu ifadeleri kullanmıştır: "(O anda) Birden hayız olduğumu fark ettim. Hemen yataktan sıyrılıp hayız elbisemi aldım ve giyindim. Resulullah (s.a.v.) 'Nifas mı oldun? (أنَفِسْتِ)' dedi. Ben de 'Evet!' dedim. Beni çağırdı ve (tekrar) örtünün altında beraber yattık." (Buhari, Hayz, 4) Rivayette de görüldüğü gibi adet anlamına gelen hayız ile lohusalık anlamına gelen nifas kelimeleri birbirlerinin yerine kullanılmaktadır.
    2. metne dön, dipnot 2
      Burada, adetli kadın ile ilgili olarak kullanılan eza (أذى) /sıkıntı kelimesi, Nisa 4/102. ayette, yağmurdan doğan sıkıntı anlamında kullanılmış, öyle bir sıkıntı yolculukta, düşman saldırısı tehlikesi altında dahi yaşansa namazın kısaltılmasına müsaade edilmiş ama kazaya bırakılmasına dahi izin verilmemiştir (Nisa 4/102-103).
    3. metne dön, dipnot 3
      Bu ayet, adetli veya lohusa olan kadının namaz kılamayacağının delili sayılır. Halbuki buradaki yasak, sadece evli kadınların kocalarına konan cinsel ilişki yasağıdır. Dolayısı ile bu ayet, adetli veya lohusa olan kadının namaz kılamayacağının delili olamaz. Abdesti bozan şey, tuvalette yapılanlar olduğu için (Maide 5/6) adet ve lohusalık kanı abdesti de bozmaz. Elbiseye veya namaz kılınan yere bulaşan kanın namaza mani olacağının bir delili olmadığından böyle bir kadın, o kanın bulaştığı yeri temizlemeden namazını kılabilir.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 222. ayet

  2. Bakara suresi, 223. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 223. ayet. نِسَآؤُكُمْ حَرْثٌ لَّكُمْ فَأْتُوا۟ حَرْثَكُمْ أَنَّىٰ شِئْتُمْ وَقَدِّمُوا۟ لِأَنفُسِكُمْ وَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَٱعْلَمُوٓا۟ أَنَّكُم مُّلَٰقُوهُ وَبَشِّرِ ٱلْمُؤْمِنِينَ

    nisâüküm ḥarŝül leküm. fe'tû ḥarŝeküm ennâ şi'tüm. veḳaddimû lienfüsiküm. vetteḳu-llâhe va`lemû enneküm mülâḳûh. vebeşşiri-lmü'minîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Kadınlarınız sizin için bir ekim yeridir. Ekim yerinize istediğiniz şekilde yaklaşabilirsiniz, dipnot 1 kendiniz için ön hazırlık yapın. dipnot 2 Allah'a karşı yanlış yapmaktan sakının ve onun huzuruna varacağınızı bilin. Bunu inananlara müjdele. dipnot 3

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ekim yeri, ürün alınan yer yani döl yatağıdır. Kadının ürünü, doğuracağı çocuktur. Döl yatağından olmak şartıyla eşi onunla ilişkiye girilebilir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Kadınlar, talep edilen konumdadır (Al-i İmran 3/14). Karı-koca ilişkileri ile ilgili ayetlerde emrin kocaya verilmesi (Bakara 2/187, Nisa 4/19), kocanın karısını cinsel ilişkiyi talep eder hale getirmesi gerektiğini gösterir. Bunu göremeyen erkekler, eşlerinin kendilerine soğuk davrandığından şikayet ederler.
    3. metne dön, dipnot 3
      Güncel Tevrat meallerine göre adetli ve lohusa kadın kirlidir, kanaması bitip üzerinden yedi gün geçmedikçe dokunduğu ve üstüne oturduğu her şey kirlenir. Ona veya onun dokunduğu şeylere dokunan da akşama kadar kirli kalır. O kadınla cinsel ilişki haramdır (
      Levililer 15/19-33 — Eski Ahit, Levililer; alıntıyı aç

      Eski Ahit · Levililer 15:19

      “ ‹Âdet gördüğü için kan kaybeden kadın yedi gün kirli sayılacak. Ona dokunan da akşama kadar kirli sayılacak.

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      ). Bir üst ayetteki soru, bundan dolayı sorulmuş olmalıdır. Bu ayetler inince nebimiz şöyle demiştir: "Cinsel ilişki dışında her şeyi yapabilirsiniz." (Müslim, Hayz, 16-302, Ebu Davud Taharet, 258). Adet ve lohusalık, namaza ve oruca engel değildir. Çünkü yeme içme ve cinsel ilişki dışında orucu bozan bir şey yoktur (Bakara 2/187). Adet bunlardan hiçbirine girmez. Kur'an'ın namazla ilgili emirlerinde de kadın erkek ayrımı yoktur. Abdest, kişinin kendini rahat hissettiği bir yerde ön ve arka bölgeden çıkan; idrar, büyük abdest ve yellenme ile bir de cünüplükle bozulur (Maide 5/6). Adet veya lohusalığın bunlarla bir ilgisi yoktur. Adet ve lohusalık kanının abdesti bozduğunu gösteren bir ayet veya sahih bir hadis de yoktur. Adeti ve lohusalığı biten kadının yıkanmasına dair bir emir de bulunmamaktadır. Bu ayetin sonundaki 'Allah tövbe edenleri sever, iyice temizlenenleri de sever' ifadesi, hem erkek hem de kadına hitap ettiği için adet veya lohusalık döneminde karı-koca ilişkisi olmuşsa her ikisi de tövbe edip manevi yönden temizlenmelidirler. Dolayısıyla ayetin "temizlenenleri sever" bölümü de adetli kadının ibadet için adet kanından temiz olması gerektiğine delil getirilemez. Bir de öncesinde tövbeden bahsedildiği için buradaki temizliğin günahtan temizlenme olduğu açıktır. Ayrıca bu ayet, sadece evli olanlara hitap eder. Halbuki bekar ve dul kadınlar da adet görürler.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 223. ayet

  3. Bakara suresi, 224. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 224. ayet. وَلَا تَجْعَلُوا۟ ٱللَّهَ عُرْضَةً لِّأَيْمَٰنِكُمْ أَن تَبَرُّوا۟ وَتَتَّقُوا۟ وَتُصْلِحُوا۟ بَيْنَ ٱلنَّاسِ وَٱللَّهُ سَمِيعٌ عَلِيمٌ

    velâ tec`alü-llâhe `urḍatel lieymâniküm en teberrû vetetteḳû vetuṣliḥû beyne-nnâs. vellâhü semî`un `alîm.

    Süleymaniye Vakfı

    Yeminlerinizde Allah'ı, erdemli davranmanıza, yanlışlardan sakınmanıza ve insanların arasını düzeltmenize engel yapmayın. dipnot 1 Allah daima dinleyen ve bilendir.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah, yeminlere uymayı emretmiş ama yeminin erdemli davranmaya, yanlışlardan sakınmaya ve insanların arasını düzeltmeye engel kılınmasını yasaklamıştır (Nahl 16/91-94). Allah, Nebimizin yaptığı böyle bir yemini bozmasını emretmiştir (Tahrim 66/1-2). Nebimizin şöyle dediği rivayet edilir: "Günaha yemin edenin yemini, yemin değildir. Akraba ile ilişkiyi kesmeye yemin edenin yemini de yemin değildir." (Ebu Davud, Talak 7). "Bir konuda yemin eder, sonra başkasını hayırlı görürsen, yeminini boz, keffaretini ver ve hayırlı gördüğüne yönel." (Buhari, Eyman, 1). Yeminini bozan kişinin keffareti de Maide 5/89'da anlatılmıştır.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 224. ayet

  4. Bakara suresi, 225. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 225. ayet. لَّا يُؤَاخِذُكُمُ ٱللَّهُ بِٱللَّغْوِ فِىٓ أَيْمَٰنِكُمْ وَلَٰكِن يُؤَاخِذُكُم بِمَا كَسَبَتْ قُلُوبُكُمْ وَٱللَّهُ غَفُورٌ حَلِيمٌ

    lâ yüâḫiẕükümü-llâhü billagvi fî eymâniküm velâkiy yüâḫiẕüküm bimâ kesebet ḳulûbüküm. vellâhü gafûrun ḥalîm.

    Süleymaniye Vakfı

    Allah, kasıtsız olarak ettiğiniz yeminlerden sizi sorumlu tutmaz; ama kalpten, kasıtlı olarak ettiğiniz yeminlerden sorumlu tutar. dipnot 1 Allah çok bağışlayan ve pek yumuşak davranandır.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Ayet detayı — Bakara suresi, 225. ayet

  5. Bakara suresi, 226. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 226. ayet. لِّلَّذِينَ يُؤْلُونَ مِن نِّسَآئِهِمْ تَرَبُّصُ أَرْبَعَةِ أَشْهُرٍ فَإِن فَآءُو فَإِنَّ ٱللَّهَ غَفُورٌ رَّحِيمٌ

    lilleẕîne yü'lûne min nisâihim terabbüṣu erbe`ati eşhür. fein fâû feinne-llâhe gafûrur raḥîm.

    Süleymaniye Vakfı

    İla yapan /karılarından uzak durmaya karar veren kocaların, dört ay bekleme hakkı vardır. dipnot 1 (Bu süre içinde eşlerine) dönerlerse Allah çok bağışlayan ve ikramı bol olandır.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayette geçen yu'lune (يُؤْلُونَ) kelimesi ila (إيلاء) kökünden olup, "tembellik etmek, çaba göstermek, direnmek, kararlılık göstermek, men etmek ve güç yetirmek" anlamlarına gelir (Lisanu'l-arap, ala (ألا), Mu´cemü'l-iştikaki, alv (ألو). Araplar, erkeğin eşinden cinsel ilişkiyi kestiğini bildiren herhangi bir sözü için "ila yaptı" der ve onu yemin sayarlar (Zerkani, Şerhu'l-müvetta,3/224). Bir gün Nebimiz, "Mariye'yi kendime haram kıldım" deyince Allah bu sözü yemin saydı ve şu ayeti indirdi: "Allah'ın sana helal kıldığını niçin kendine haram kılıyorsun. Allah, (bu tür) yeminlerinizi bozmayı size farz kılmıştır" (Tahrim 66/1-2) Bunun üzerine Nebimiz, yeminini bozdu ve Mariye ile evliliğini, eskisi gibi sürdürdü. (Nesai, sünen, "kitabu Aşretü'n-nisa, 4 (3959); Hakim, Müstedrek, 2/535 (3824); Dare Kutni, Sünen,4/41-42; İbn Kesir 8/158-159). Buradaki yemin, Allah'ın nikah ile helal kıldığı eşiyle ilişkiyi haram kılma yeminidir. Bu maksatla yapılan tüm yeminler ila sayılır (Ebu Şibe, Müsennef, 18859-60). Bu yüzden Zihar da bir tür iladır. İla veya Zihar yapmış olan, yemin keffareti ödeyerek eşine dönmelidir. Ancak zihar yapan, eşini annesi gibi sayarak çirkin ve yalan bir söz söylemiş olduğu için daha ağır bir keffaret ödemek zorundadır (Mücadele 58/2-3). Bu ayete göre, ila veya zihar yaparak eşinden ayrı kalmaya karar veren kişi, ondan ancak dört ay ayrı kalabilir. Süre bitene kadar eşine dönmezse talak gerçekleşir ve kadın, iddet beklemeye başlar (Bakara 2/228, Talak 65/4).

    Ayet detayı — Bakara suresi, 226. ayet

  6. Bakara suresi, 227. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 227. ayet. وَإِنْ عَزَمُوا۟ ٱلطَّلَٰقَ فَإِنَّ ٱللَّهَ سَمِيعٌ عَلِيمٌ

    vein `azemu-ṭṭalâḳa feinne-llâhe semî`un `alîm.

    Süleymaniye Vakfı

    Ama boşamaya karar vermişlerse (iddet süreci başlar) Allah daima dinleyen ve bilendir.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 227. ayet

  7. Bakara suresi, 228. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 228. ayet. وَٱلْمُطَلَّقَٰتُ يَتَرَبَّصْنَ بِأَنفُسِهِنَّ ثَلَٰثَةَ قُرُوٓءٍ وَلَا يَحِلُّ لَهُنَّ أَن يَكْتُمْنَ مَا خَلَقَ ٱللَّهُ فِىٓ أَرْحَامِهِنَّ إِن كُنَّ يُؤْمِنَّ بِٱللَّهِ وَٱلْيَوْمِ ٱلْـَٔاخِرِ وَبُعُولَتُهُنَّ أَحَقُّ بِرَدِّهِنَّ فِى ذَٰلِكَ إِنْ أَرَادُوٓا۟ إِصْلَٰحًا وَلَهُنَّ مِثْلُ ٱلَّذِى عَلَيْهِنَّ بِٱلْمَعْرُوفِ وَلِلرِّجَالِ عَلَيْهِنَّ دَرَجَةٌ وَٱللَّهُ عَزِيزٌ حَكِيمٌ

    velmüṭalleḳâtü yeterabbaṣne bienfüsihinne ŝelâŝete ḳurû'. velâ yeḥillü lehünne ey yektümne mâ ḫaleḳa-llâhü fî erḥâmihinne in künne yü'minne billâhi velyevmi-l'âḫir. vebü`ûletühünne eḥaḳḳu biraddihinne fî ẕâlike in erâdû iṣlâḥâ. velehünne miŝlü-lleẕî `aleyhinne bilma`rûf. velirricâli `aleyhinne deraceh. vellâhü `azîzün ḥakîm.

    Süleymaniye Vakfı

    Boşanmış kadınlar dipnot 1 kendi başlarına üç temizlik dönemi dipnot 2 beklerler. Allah'a ve ahiret gününe inanmışlarsa Allah'ın, rahimlerinde yarattığını gizlemeleri dipnot 3 onlara helal değildir. Eğer kocaları dipnot 4 arayı düzeltmek isterlerse bu süre içinde karılarına geri dönme hakları vardır. dipnot 5 Marufa /Kur'an'daki hükümlere göre kadınların erkekler üzerindeki hakkı, erkeklerin kadınlar üzerindeki hakkına denktir. Erkeklerin (boşama konusunda) onlara karşı bir derece farkları vardır. dipnot 6 Allah daima üstün olan ve bütün kararları doğru olandır.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayeti, önceki ayet ile birlikte düşününce, dört aylık ila süresi bittiği halde kocası kendine dönmemiş kadınların da boşanmış sayılacağı açıkça görülür.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bir erkek eşini ancak iddeti içinde boşayabilir. Bu süre içinde kadın evden çıkarılamayacağı için (Talak 65/1) ayetteki "kendi başına bekleme" ifadesi, eşiyle ilişkiye girmemesi anlamındadır. Adetli iken ilişkiye girmesi yasak olduğundan (Bakara 2/222) ayette geçen üç kur', ifadesi üç temizlik dönemi dışında bir şey olmaz.
    3. metne dön, dipnot 3
      İddeti hesaplama görevi erkeğe verildiğinden (Talak 65/1) kadın, adeti ile ilgili doğru bilgi vermezse günaha girer. "Rahimlerinde olan" ifadesiyle kast edilen, çocuk da olabilir. Yani bu durumdaki kadınlar hamile olduklarını da gizleyemezler. Onların iddeti doğum ile birlikte biter (Talak 65/4).
    4. metne dön, dipnot 4
      Ayette "kocalar" şeklinde tercüme edilen "buul (بُعُول)" kelimesi, Nur 24/31'de de kadınların yanlarında ziynetlerini açabilecekleri kocalarını ifade etmek için kullanılır. Demek ki boşanmış kadın, iddeti boyunca da evli sayılır ve kocasının yanında açılabilir. Ancak erkek, boşanmaktan vazgeçip eşine dönmedikçe onunla cinsel ilişkiye giremez (Talak 65/1).
    5. metne dön, dipnot 5
      Erkek iyi niyetli olmak şartıyla, iddet bitmeden eşine dönebilir. İlgili ayetler dikkatle düşünülürse talakın her safhasının şahitlerle tespitinin şart olduğu ortaya çıkar. Bunlardan ilki, boşamanın gerçekleştiği andır. Boşamanın şahitlerle tespiti halinde Müslümanlar durumdan haberdar olup arayı düzeltmek için harekete geçerler; yoksa bu görevi yerine getirmeleri zorlaşır. Erkeğin iddet içinde eşine dönmesi arayı düzeltme şartına bağlandığından, bu konuda erkeğin niyetinin sorgulanmasına ve durumun tespitine ihtiyaç olur. Kötü niyetli olduğu anlaşılırsa dönmesine imkan verilmez. Onun için bu safhanın da şahitlerle tespiti gerekir. Süre sonunda dönme de iyi niyet şartına bağlanmıştır (Bakara 2/231). Bu da ancak şahitlerle tespit edilebilir. Demek ki talakın her safhasının şahitlerle tespiti şarttır (Talak 65/2-3).
    6. metne dön, dipnot 6
      Erkeğin bir derece farkı, boşama kararını tek başına uygulamaya geçirmesidir. Ama kadının boşanma kararının uygulamaya geçmesi için hakemlerin devreye girmesi gerekir (Nisa 4/19-21, 35). Bu sebeple erkeğin boşanmasına, evlilik düğümünü çözme anlamına gelen talak, kadının boşamasına da fidye vererek kendini kurtarma anlamına gelen iftida denir (Bakara 2/229).

    Ayet detayı — Bakara suresi, 228. ayet

Boşanma, emzirme, vefat iddeti ve mehir 229–237

  1. Bakara suresi, 229. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 229. ayet. ٱلطَّلَٰقُ مَرَّتَانِ فَإِمْسَاكٌۢ بِمَعْرُوفٍ أَوْ تَسْرِيحٌۢ بِإِحْسَٰنٍ وَلَا يَحِلُّ لَكُمْ أَن تَأْخُذُوا۟ مِمَّآ ءَاتَيْتُمُوهُنَّ شَيْـًٔا إِلَّآ أَن يَخَافَآ أَلَّا يُقِيمَا حُدُودَ ٱللَّهِ فَإِنْ خِفْتُمْ أَلَّا يُقِيمَا حُدُودَ ٱللَّهِ فَلَا جُنَاحَ عَلَيْهِمَا فِيمَا ٱفْتَدَتْ بِهِۦ تِلْكَ حُدُودُ ٱللَّهِ فَلَا تَعْتَدُوهَا وَمَن يَتَعَدَّ حُدُودَ ٱللَّهِ فَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلظَّٰلِمُونَ

    eṭṭalâḳu merratân. feimsâküm bima`rûfin ev tesrîḥum biiḥsân. velâ yeḥillü leküm en te'ḫuẕû mimmâ âteytümûhünne şey'en illâ ey yeḫâfâ ellâ yüḳîmâ ḥudûde-llâh. fein ḫiftüm ellâ yüḳîmâ ḥudûde-llâhi felâ cünâḥa `aleyhimâ fîme-ftedet bih. tilke ḥudûdü-llâhi felâ ta`tedûhâ. vemey yete`adde ḥudûde-llâhi feülâike hümu-żżâlimûn.

    Süleymaniye Vakfı

    O talak (geri dönülebilir talak) dipnot 1 iki defa olur. Her birinden sonra kadını ya marufa /Kur'an'daki hükümlere göre tutmak ya da güzellikle bırakmak gerekir. (Ey kocalar!) Karılarınıza verdiklerinizden bir şey almanız size helal değildir. dipnot 2 Bunun tek istisnası, karı kocanın Allah'ın koyduğu sınırları koruyamamaktan korkmalarıdır. (Ey müminler!) Karı-kocanın, Allah'ın koyduğu sınırları koruyamayacaklarından siz de korkarsanız kadının (boşanmak için kocasına) fidye dipnot 3 vermesinde her ikisi için de günah yoktur. dipnot 4 Bunlar Allah'ın koyduğu sınırlardır, onları aşmayın. dipnot 5 Her kim Allah'ın koyduğu sınırları aşarsa işte onlar yanlış yapan kimselerdir.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Geri dönülebilir talak" diye anlam verdiğimiz et-talak (الطلاق) taki elif-lam takısı ahd içindir yani bilinen talakı gösterir. Bu da Talak suresinde anlatılan talak biçimidir (Talak 65/1-7).
    2. metne dön, dipnot 2
      Eşini boşayan bir koca, eşine verdiği mehir ve hediyeleri geri isteyemez (Nisa 4/19-21).
    3. metne dön, dipnot 3
      Fidye, kişinin sıkıntıdan korunmak için ödediği bedeldir (Müfredat). Buradaki fidye, kocasından boşanmak isteyen kadının, ondan aldıklarının tamamı veya bir kısmıdır.
    4. metne dön, dipnot 4
      Kadın ayrılmak isterse, biri kadının ailesinden diğeri erkeğin ailesinden olmak üzere iki hakem görevlendirilir (Nisa 4/35). Karı-koca anlaşamazsa kadın, eşinden aldığı mehir ve hediyeleri geri verir ve kendi hür kararıyla eşinden ayrılır. Erkeğin, eşini iftidaya zorlamak için baskı yaptığı tespit edilirse kadın, küçük bir şey verip ayrılabilir. Ancak Nisa 20 ve 21. ayetlere göre böyle bir kocanın, o küçük şeyi almaya bile hakkı yoktur.
    5. metne dön, dipnot 5
      "Allah'ın koyduğu sınırlar" ifadesi; bu ve bir sonraki ayet ile Talak 65/1'de boşanma, bunların dışında da oruç (Bakara 2/187), miras (Nisa 4/13-14), zıhar (Mücadele 58/3-5) konuları ile ilgili olarak geçer. Bir müslümanın, hayatını kendi arzularına veya başkalarının isteklerine göre değil, Allah'ın koyduğu hükümlere göre yaşaması gerekir (En'am 6/57, Yusuf 12/40). Aksi takdirde Allah'ın emirlerine uymayanlar yoldan çıkmış (Ahzab 33/36) ve ilahi cezayı hak etmiş olur; çünkü Allah'ın hükümlerine uymayanlar kafir (Maide 5/44), zalim (Maide 5/45) ve fasık (Maide 5/47) olarak nitelendirilmişlerdir.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 229. ayet

  2. Bakara suresi, 230. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 230. ayet. فَإِن طَلَّقَهَا فَلَا تَحِلُّ لَهُۥ مِنۢ بَعْدُ حَتَّىٰ تَنكِحَ زَوْجًا غَيْرَهُۥ فَإِن طَلَّقَهَا فَلَا جُنَاحَ عَلَيْهِمَآ أَن يَتَرَاجَعَآ إِن ظَنَّآ أَن يُقِيمَا حُدُودَ ٱللَّهِ وَتِلْكَ حُدُودُ ٱللَّهِ يُبَيِّنُهَا لِقَوْمٍ يَعْلَمُونَ

    fein ṭalleḳahâ felâ teḥillü lehû mim ba`dü ḥattâ tenkiḥa zevcen gayrah. fein ṭalleḳahâ felâ cünâḥa `aleyhimâ ey yeterâce`â in żannâ ey yüḳîmâ ḥudûde-llâh. vetilke ḥudûdü-llâhi yübeyyinühâ liḳavmiy ya`lemûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Erkek karısını tekrar (üçüncü defa) boşarsa kadın bir başka eşle evleninceye kadar ona helal olmaz. dipnot 1 O eşi de onu boşarsa o zaman Allah'ın koyduğu sınırlarda duracakları kanaatine varırlarsa tekrar birbirlerine dönmelerinde bir günah olmaz. Bunlar Allah'ın sınırlarıdır. Allah bunları, bilen bir toplum için açıklamaktadır. dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Erkek üçüncü ve son boşama hakkını da kullanmış olur.
    2. metne dön, dipnot 2
      Kur'an'ı Allah açıklamış (Hud 11/1-2) ve açıklamayı bir ilme göre yapmıştır (A'raf 7/52). O ilmin bütün ayrıntılarını Kur'an'a yerleştirmiştir. Allah'ın yaptığı açıklamaya ancak bu ilmi bilenlerden oluşan bir topluluk ulaşabilir (Fussilet 41/3, Al-i İmran 3/7).

    Ayet detayı — Bakara suresi, 230. ayet

  3. Bakara suresi, 231. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 231. ayet. وَإِذَا طَلَّقْتُمُ ٱلنِّسَآءَ فَبَلَغْنَ أَجَلَهُنَّ فَأَمْسِكُوهُنَّ بِمَعْرُوفٍ أَوْ سَرِّحُوهُنَّ بِمَعْرُوفٍ وَلَا تُمْسِكُوهُنَّ ضِرَارًا لِّتَعْتَدُوا۟ وَمَن يَفْعَلْ ذَٰلِكَ فَقَدْ ظَلَمَ نَفْسَهُۥ وَلَا تَتَّخِذُوٓا۟ ءَايَٰتِ ٱللَّهِ هُزُوًا وَٱذْكُرُوا۟ نِعْمَتَ ٱللَّهِ عَلَيْكُمْ وَمَآ أَنزَلَ عَلَيْكُم مِّنَ ٱلْكِتَٰبِ وَٱلْحِكْمَةِ يَعِظُكُم بِهِۦ وَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَٱعْلَمُوٓا۟ أَنَّ ٱللَّهَ بِكُلِّ شَىْءٍ عَلِيمٌ

    veiẕâ ṭallaḳtümü-nnisâe febelagne ecelehünne feemsikûhünne bima`rûfin ev serriḥûhünne bima`rûf. velâ tümsikûhünne ḍirâral lita`tedû. vemey yef`al ẕâlike feḳad żaleme nefseh. velâ tetteḫiẕû âyâti-llâhi hüzüvâ. veẕkürû ni`mete-llâhi `aleyküm vemâ enzele `aleyküm mine-lkitâbi velḥikmeti ye`iżuküm bih. vetteḳu-llâhe va`lemû enne-llâhe bikülli şey'in `alîm.

    Süleymaniye Vakfı

    Kadınlarınızı boşadığınızda bekleme sürelerinin sonuna varırlarsa onları ya marufa /Kur'an hükümlerine göre tutun ya da marufa göre bırakın. dipnot 1 Haklarına girip onlara zarar vermek için onları (nikahınızda) tutmayın. dipnot 2 Şurası kesin ki bunu yapan yanlışı, kesinlikle kendine yapmış olur. Allah'ın ayetlerini hafife almayın. Allah'ın üzerinizdeki nimetini daima aklınızda tutun. O, indirdiği kitap ve (ondan çıkarılan) hikmet ile size öğüt vermektedir. dipnot 3 Allah'a karşı yanlış yapmaktan sakının. Bilin ki her şeyi bilen Allah'tır.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
    2. metne dön, dipnot 2
      Birlikte olmayı istemediğiniz halde, serbest kalmalarını engellemek ya da mallarına konmak için nikahınızda tutmayın (Nisa 4/19).
    3. metne dön, dipnot 3
      Bu ayette Kitap ve Hikmet sözcüklerinin ikisine işaret eden zamir tesniye /ikil değil, müfred /tekil yapıdadır. Bu zamir (وَمَآ أَنزَلَ) ifadesindeki ma ismi mevsulune gittiği için tekil olarak gelmekte ve hem kitabı hem de hikmeti içermektedir. Bu da Kitap ile Hikmet'in birbirinden ayrı olmadığını gösterir.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 231. ayet

  4. Bakara suresi, 232. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 232. ayet. وَإِذَا طَلَّقْتُمُ ٱلنِّسَآءَ فَبَلَغْنَ أَجَلَهُنَّ فَلَا تَعْضُلُوهُنَّ أَن يَنكِحْنَ أَزْوَٰجَهُنَّ إِذَا تَرَٰضَوْا۟ بَيْنَهُم بِٱلْمَعْرُوفِ ذَٰلِكَ يُوعَظُ بِهِۦ مَن كَانَ مِنكُمْ يُؤْمِنُ بِٱللَّهِ وَٱلْيَوْمِ ٱلْـَٔاخِرِ ذَٰلِكُمْ أَزْكَىٰ لَكُمْ وَأَطْهَرُ وَٱللَّهُ يَعْلَمُ وَأَنتُمْ لَا تَعْلَمُونَ

    veiẕâ ṭallaḳtümü-nnisâe febelagne ecelehünne felâ ta`ḍulûhünne ey yenkiḥne ezvâcehünne iẕâ terâḍav beynehüm bilma`rûf. ẕâlike yû`ażu bihî men kâne minküm yü'minü billâhi velyevmi-l'âḫir. ẕâliküm ezkâ leküm veaṭher. vellâhü ya`lemü veentüm lâ ta`lemûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Kadınlarınızı boşadığınızda bekleme sürelerinin sonuna varırlarsa koca adaylarıyla dipnot 1 marufa uygun olarak anlaştıkları takdirde evlenmelerine engel olmayın! dipnot 2 Bu, içinizden Allah'a ve ahiret gününe inananlara verilen öğüttür. Sizi daha geliştirecek ve daha da arındıracak olan budur. Bunları Allah bilir ama siz bilemezsiniz.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kadın kocasıyla zaten evli olacağı için ayetteki "eşleri" ifadesi mecazdır, "koca adayları" anlamındadır.
    2. metne dön, dipnot 2
      Kadın eşini kendi seçer. Hem bu ayette hem de Bakara 2/230, ayette geçen nikah fillerinin faili kadındır. Yaptığı seçim sadece marufa yani Kur'an'a uygunluk açısından denetlenir.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 232. ayet

  5. Bakara suresi, 233. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 233. ayet. وَٱلْوَٰلِدَٰتُ يُرْضِعْنَ أَوْلَٰدَهُنَّ حَوْلَيْنِ كَامِلَيْنِ لِمَنْ أَرَادَ أَن يُتِمَّ ٱلرَّضَاعَةَ وَعَلَى ٱلْمَوْلُودِ لَهُۥ رِزْقُهُنَّ وَكِسْوَتُهُنَّ بِٱلْمَعْرُوفِ لَا تُكَلَّفُ نَفْسٌ إِلَّا وُسْعَهَا لَا تُضَآرَّ وَٰلِدَةٌۢ بِوَلَدِهَا وَلَا مَوْلُودٌ لَّهُۥ بِوَلَدِهِۦ وَعَلَى ٱلْوَارِثِ مِثْلُ ذَٰلِكَ فَإِنْ أَرَادَا فِصَالًا عَن تَرَاضٍ مِّنْهُمَا وَتَشَاوُرٍ فَلَا جُنَاحَ عَلَيْهِمَا وَإِنْ أَرَدتُّمْ أَن تَسْتَرْضِعُوٓا۟ أَوْلَٰدَكُمْ فَلَا جُنَاحَ عَلَيْكُمْ إِذَا سَلَّمْتُم مَّآ ءَاتَيْتُم بِٱلْمَعْرُوفِ وَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَٱعْلَمُوٓا۟ أَنَّ ٱللَّهَ بِمَا تَعْمَلُونَ بَصِيرٌ

    velvâlidâtü yürḍi`ne evlâdehünne ḥavleyni kâmileyni limen erâde ey yütimme-rraḍâ`ah. ve`ale-lmevlûdi lehû rizḳuhünne vekisvetühünne bilma`rûf. lâ tükellefü nefsün illâ vus`ahâ. lâ tüḍârra vâlidetüm biveledihâ velâ mevlûdül lehû biveledihî ve`ale-lvâriŝi miŝlü ẕâlik. fein erâdâ fiṣâlen `an terâḍim minhümâ veteşâvurin felâ cünâḥa `aleyhimâ. vein erattüm en testerḍi`û evlâdeküm felâ cünâḥa `aleyküm iẕâ sellemtüm mâ âteytüm bilma`rûf. vetteḳu-llâhe va`lemû enne-llâhe bimâ ta`melûne beṣîr.

    Süleymaniye Vakfı

    Anneler çocuklarını tam iki (kameri) dipnot 1 yıl emzirirler. dipnot 2 Bu, emzirmeyi tamamlamak isteyen içindir. Annelerin yiyeceğini ve giyeceğini marufa uygun olarak karşılamak babaların görevidir. Kimseye gücünün üstünde yük yüklenmez. dipnot 3 Çocuğu yüzünden ne anne zarara sokulur ne de baba. Mirasçının dipnot 4 sorumluluğu da aynıdır. Anne ve baba, birbirlerine danışıp anlaşarak çocuğu sütten kesmek isterlerse ikisi için de günah olmaz. dipnot 5 Çocuklarınıza sütanne tutmak isterseniz ücretini marufa uygun olarak ödedikten sonra bunun da size bir günahı olmaz. Allah'a karşı yanlış yapmaktan sakının. Bilin ki Allah, yaptığınız her şeyi daima görür.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah katında yıl hesabı, kameri aylara göredir Tevbe 9/36.
    2. metne dön, dipnot 2
    3. metne dön, dipnot 3
      Bu ayet boşanmış annenin çocuğunu emzirmesi konusunu da düzenlemektedir Talak 65/6-7.
    4. metne dön, dipnot 4
      Baba vefat etmişse emziren annenin masraflarını, babanın mirasçıları karşılar Bakara 2/240.
    5. metne dön, dipnot 5
      Eşlerin karşılıklı anlaşmalarıyla iki yıl dolmadan, çocuk sütten kesilebilir.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 233. ayet

  6. Bakara suresi, 234. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 234. ayet. وَٱلَّذِينَ يُتَوَفَّوْنَ مِنكُمْ وَيَذَرُونَ أَزْوَٰجًا يَتَرَبَّصْنَ بِأَنفُسِهِنَّ أَرْبَعَةَ أَشْهُرٍ وَعَشْرًا فَإِذَا بَلَغْنَ أَجَلَهُنَّ فَلَا جُنَاحَ عَلَيْكُمْ فِيمَا فَعَلْنَ فِىٓ أَنفُسِهِنَّ بِٱلْمَعْرُوفِ وَٱللَّهُ بِمَا تَعْمَلُونَ خَبِيرٌ

    velleẕîne yüteveffevne minküm veyeẕerûne ezvâcey yeterabbaṣne bienfüsihinne erbe`ate eşhüriv ve`aşrâ. feiẕâ belagne ecelehünne felâ cünâḥa `aleyküm fîmâ fe`alne fî enfüsihinne bilma`rûf. vellâhü bimâ ta`melûne ḫabîr.

    Süleymaniye Vakfı

    İçinizden vefat eden kocaların geride bıraktıkları eşleri, kendi başlarına /evlenmeden dört ay on gün beklerler. dipnot 1 Sürelerinin sonuna vardıklarında kendileri hakkında marufa uygun olarak yaptıkları şeyin size bir günahı olmaz. dipnot 2 Allah, yaptığınız her şeyin iç yüzünden haberdardır.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Buradaki bekleme süresi, kadının evlenmesi ile ilgilidir. Yoksa kadının evden dışarı çıkıp çıkmamasıyla ilgili değildir (Bakara 2/240).
    2. metne dön, dipnot 2
      Kocası ölen kadın, iddeti bitince istediği kişiyle evlenebilir. Evliliği sadece Kur'an'a uygunluk açısından denetlenir.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 234. ayet

  7. Bakara suresi, 235. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 235. ayet. وَلَا جُنَاحَ عَلَيْكُمْ فِيمَا عَرَّضْتُم بِهِۦ مِنْ خِطْبَةِ ٱلنِّسَآءِ أَوْ أَكْنَنتُمْ فِىٓ أَنفُسِكُمْ عَلِمَ ٱللَّهُ أَنَّكُمْ سَتَذْكُرُونَهُنَّ وَلَٰكِن لَّا تُوَاعِدُوهُنَّ سِرًّا إِلَّآ أَن تَقُولُوا۟ قَوْلًا مَّعْرُوفًا وَلَا تَعْزِمُوا۟ عُقْدَةَ ٱلنِّكَاحِ حَتَّىٰ يَبْلُغَ ٱلْكِتَٰبُ أَجَلَهُۥ وَٱعْلَمُوٓا۟ أَنَّ ٱللَّهَ يَعْلَمُ مَا فِىٓ أَنفُسِكُمْ فَٱحْذَرُوهُ وَٱعْلَمُوٓا۟ أَنَّ ٱللَّهَ غَفُورٌ حَلِيمٌ

    velâ cünâḥa `aleyküm fîmâ `arraḍtüm bihî min ḫiṭbeti-nnisâi ev eknentüm fî enfüsiküm. `alime-llâhü enneküm seteẕkürûnehünne velâkil lâ tüvâ`idûhünne sirran illâ en teḳûlû ḳavlem ma`rûfâ. velâ ta`zimû `uḳdete-nnikâḥi ḥattâ yeblüga-lkitâbü eceleh. va`lemû enne-llâhe ya`lemü mâ fî enfüsiküm faḥẕerûh. va`lemû enne-llâhe gafûrun ḥalîm.

    Süleymaniye Vakfı

    (İddet beklemekte olan) kadınlara üstü kapalı evlenme teklifi yapmanız veya niyetinizi içinizde saklamanız günah değildir. Allah bunu onlara açacağınızı biliyor; ama siz (şimdiden) birbirinize gizlice söz vermeyin. Sadece marufa uygun konuşmalar yapabilirsiniz. Belirlenmiş bekleme süresi sona erinceye kadar, dipnot 1 nikah akdi yapma kararı almayın. Bilin ki Allah içinizde olanı bilir. dipnot 2 Öyleyse O'na karşı dikkatli davranın. Bilin ki Allah çok bağışlar, pek yumuşak davranır.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 235. ayet

  8. Bakara suresi, 236. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 236. ayet. لَّا جُنَاحَ عَلَيْكُمْ إِن طَلَّقْتُمُ ٱلنِّسَآءَ مَا لَمْ تَمَسُّوهُنَّ أَوْ تَفْرِضُوا۟ لَهُنَّ فَرِيضَةً وَمَتِّعُوهُنَّ عَلَى ٱلْمُوسِعِ قَدَرُهُۥ وَعَلَى ٱلْمُقْتِرِ قَدَرُهُۥ مَتَٰعًۢا بِٱلْمَعْرُوفِ حَقًّا عَلَى ٱلْمُحْسِنِينَ

    lâ cünâḥa `aleyküm in ṭallaḳtümü-nnisâe mâ lem temessûhünne ev tefriḍû lehünne ferîḍah. vemetti`ûhünn. `ale-lmûsi`i ḳaderuhû ve`ale-lmuḳtiri ḳaderuhü. metâ`am bilma`rûf. ḥaḳḳan `ale-lmuḥsinîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Henüz mehirlerini kesinleştirmediğiniz dipnot 1 kadınları, el sürmeden boşarsanız size bir günahı olmaz. Onlara; imkanı olan gücü ölçüsünde, darlık içinde olan da gücü ölçüsünde marufa uygun bir ödeme yapsın. dipnot 2 Bu, güzel davrananların boynuna borçtur. dipnot 3

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Mehir, evlenen erkeğin eşine vermek zorunda olduğu maldır. Miktarını eşler, karşılıklı anlaşma ile belirlerler (Nisa 4/4, 20-21, 24). Ayetteki "ev tefridu (أَوْ تَفْرِضُوا۟)" ifadesinin başındaki "ev (أَوْ)" edatına "veya" anlamı yerine "henüz" anlamı vermemiz, burada "ila en (إلى أن)" anlamında olması sebebiyledir (Muhyiddin Derviş, İ'rab'ul Kur'an). Bir sonraki ayette kendilerine el sürülmemiş ama mehri belirlenmiş kadınlardan bahsedildiği için bu ayet, kendilerine el sürülmemiş ve mehirleri belirlenmemiş kadınların durumunu anlatır.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bakara 2/237'de kesinleşmiş mehrin yarısının verilmesi emredildiğine göre, "marufa uygun" yararlandırma, erkeğin imkanları dikkate alınarak belirlenen mehrin yarısı olur. Çünkü Allah, kimseye gücünün üstünde yük yüklemez (Bakara 2/233).
    3. metne dön, dipnot 3

    Ayet detayı — Bakara suresi, 236. ayet

  9. Bakara suresi, 237. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 237. ayet. وَإِن طَلَّقْتُمُوهُنَّ مِن قَبْلِ أَن تَمَسُّوهُنَّ وَقَدْ فَرَضْتُمْ لَهُنَّ فَرِيضَةً فَنِصْفُ مَا فَرَضْتُمْ إِلَّآ أَن يَعْفُونَ أَوْ يَعْفُوَا۟ ٱلَّذِى بِيَدِهِۦ عُقْدَةُ ٱلنِّكَاحِ وَأَن تَعْفُوٓا۟ أَقْرَبُ لِلتَّقْوَىٰ وَلَا تَنسَوُا۟ ٱلْفَضْلَ بَيْنَكُمْ إِنَّ ٱللَّهَ بِمَا تَعْمَلُونَ بَصِيرٌ

    vein ṭallaḳtümûhünne min ḳabli en temessûhünne veḳad feraḍtüm lehünne ferîḍaten feniṣfü mâ feraḍtüm illâ ey ya`fûne ev ya`füve-lleẕî biyedihî `uḳdetü-nnikâḥ. veen ta`fû aḳrabü littaḳvâ. velâ tensevu-lfaḍle beyneküm. inne-llâhe bimâ ta`melûne beṣîr.

    Süleymaniye Vakfı

    Mehirlerini kesinleştirdiğiniz kadınları, el sürmeden önce dipnot 1 boşarsanız kesinleştirdiğiniz mehrin yarısını vermeniz gerekir. Kadınlar veya nikah düğümü elinde olan kişi /koca, dipnot 2 hakkından vazgeçerse başka. (Ey erkekler!) Sizin vazgeçmeniz dipnot 3 yanlışlardan sakınma açısından daha uygundur. Aranızdaki farkı dipnot 4 unutmayın. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızı daima görür.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kadınlara el sürülmüş sayılması için cinsel ilişki şart değildir. İlişkiye imkan veren bir alanda kocasıyla baş başa kalmış olması yeterlidir (Nisa 4/20-21). Buna fıkıhta halvet-i sahiha denir. Kendilerine dokunulmadan boşanan kadınların iddet beklemesi gerekmez (Ahzab 33/49).
    2. metne dön, dipnot 2
      Erkeğin boşamasına talak denir. Talak sözlükte düğümü çözmektir. Bu yüzden nikah düğümü erkeğin elindedir. Kadının da boşanma hakkı vardır. O bu hakkını, araya hakemlerin girmesinden sonra eşinden aldığı şeylerin tamamını veya bir kısmını vererek gerçekleştirebileceği için ona iftida denir (Bakara 2/229). Kadın bu iftida hakkını hakemlerin araya girmesinden sonra kullanabildiğinden, nikah düğümü onun elinde sayılmaz.
    3. metne dön, dipnot 3
      Bu ifadeyle kastedilen, mehrin yarısını alma hakkı bulunan erkeğin bu hakkından vazgeçip tamamını eşine bırakmasıdır.
    4. metne dön, dipnot 4
      Erkekler kadınları koruyup kollamakla görevli olduklarından bu davranış onlar için daha iyi olur (Nisa 4/34).

    Ayet detayı — Bakara suresi, 237. ayet

Namaz, korku namazı ve dul eşler 238–242

  1. Bakara suresi, 238. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 238. ayet. حَٰفِظُوا۟ عَلَى ٱلصَّلَوَٰتِ وَٱلصَّلَوٰةِ ٱلْوُسْطَىٰ وَقُومُوا۟ لِلَّهِ قَٰنِتِينَ

    ḥâfiżû `ale-ṣṣalâvâti veṣṣalâti-lvusṭâ veḳûmû lillâhi ḳânitîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Namazlara ve en orta namaza dipnot 1 özen gösterin ve Allah'a içten boyun eğerek dik durun.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Namazlar" diye anlam verdiğimiz kelime 'salavat'tır. Arapçada çoğul, en az üçü gösterir. "Namazlar" ifadesinin arkasından "ve en orta namaz" sözünün gelmesi, namaz sayısını en az dörde çıkarır. Ancak dördün ortası yoktur. Üçten sonra ortası olan ilk rakam beş olduğu için bu ayet, namazın beş vakit olmasını zorunlu kılar. Bu durumda her namaz orta namaz olabilir. Çünkü her birinin öncesinde ve sonrasında 2 namaz bulunur. Mesela sabah namazı akşam ve yatsı ile öğle ve ikindi namazlarının ortasında yer alır. Ancak ayette, "orta" değil "en orta" anlamına gelen "el-vusta (الْوُسْطَىٰ)" kelimesi kullanılmıştır. Bu durumda "en orta namaz" sadece akşam namazı olabilir. Zira akşam namazı her yönden orta olma özelliğine sahiptir. Bunları şöyle sıralayabiliriz: a- Gün; gündüz ve geceden oluşur. Önce gündüz, sonra gece gelir (Yasin 36/40). Günü ikiye bölen şey, akşam vaktinin girmesidir. Bu yüzden bu vakitte kılınan namaz, vakit açısından "orta namaz" olur. b- Gün güneşin doğması ile başladığından günün ilk namazı öğlen namazıdır (İsra 17/78, Hud 11/114). Bu sebeple akşam namazının öncesinde gündüz kılınan öğle ve ikindi, sonrasında da gece kılınan yatsı ve sabah namazları vardır. Bu bakımdan da akşam namazı tam ortada yer alır. c- Akşam namazı üç rekat kılınan tek namazdır. Üçün ortası olduğu halde iki ve dört rekat olarak kılınan diğer namazların ortası yoktur. Ayette geçen "namazlar" ifadesinden sonra "en orta namaz"a dikkat çekilmesi, namazlara özen göstermenin yanı sıra akşam namazının rekat sayısının değişmemesi gerektiğini de gösterir. Bu sebeple yolculukta, öğle, ikindi ve yatsı namazlarının rekat sayısı ikiye indiği halde akşam namazı üç rekat olmaya devam eder. Sabah namazının iki rekattan bir rekata düşmemesinin sebebi ise tek rekatlık namazın sadece yolculukta düşmanın saldırma korkusunun ortaya çıkması durumunda kılınabilmesinden dolayıdır (Nisa 4/101-103)

    Ayet detayı — Bakara suresi, 238. ayet

  2. Bakara suresi, 239. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 239. ayet. فَإِنْ خِفْتُمْ فَرِجَالًا أَوْ رُكْبَانًا فَإِذَآ أَمِنتُمْ فَٱذْكُرُوا۟ ٱللَّهَ كَمَا عَلَّمَكُم مَّا لَمْ تَكُونُوا۟ تَعْلَمُونَ

    fein ḫiftüm fericâlen ev rukbânâ. feiẕâ emintüm feẕkürü-llâhe kemâ `allemeküm mâ lem tekûnû ta`lemûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Eğer korkarsanız dipnot 1 (namazı) yürüyerek yahut binekte iken kılın. Güvene kavuşunca da bilmediğiniz şeyi /namazın nasıl kılınacağını size öğrettiği gibi dipnot 2 Allah'ı zikredin /namazı kılın. dipnot 3

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Buradaki korku, namazı vaktinde kılamama korkusudur. Çünkü hiçbir namaz, vaktinin dışında kılınamaz (Nisa 4/103) Kişi, içinde bulunduğu şartlardan dolayı namazı, rükünlerine riayet ederek vaktinde kılamamaktan korkarsa onu, yürüyerek veya binili olarak kılabilir. Nisa 4/101- 102. ayetlerde ise yolculukta düşman korkusunun ortaya çıkması halinde namazın rekat sayısının azaltılabileceği anlatılmıştır.
    2. metne dön, dipnot 2
    3. metne dön, dipnot 3
      Namaz, Allah'ı zikir için yani onun öğrettiği bilgileri kafaya yerleştirmek için kılınır (Taha 20/14).

    Ayet detayı — Bakara suresi, 239. ayet

  3. Bakara suresi, 240. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 240. ayet. وَٱلَّذِينَ يُتَوَفَّوْنَ مِنكُمْ وَيَذَرُونَ أَزْوَٰجًا وَصِيَّةً لِّأَزْوَٰجِهِم مَّتَٰعًا إِلَى ٱلْحَوْلِ غَيْرَ إِخْرَاجٍ فَإِنْ خَرَجْنَ فَلَا جُنَاحَ عَلَيْكُمْ فِى مَا فَعَلْنَ فِىٓ أَنفُسِهِنَّ مِن مَّعْرُوفٍ وَٱللَّهُ عَزِيزٌ حَكِيمٌ

    velleẕîne yüteveffevne minküm veyeẕerûne ezvâcâ. veṣiyyetel liezvâcihim metâ`an ile-lḥavli gayra iḫrâc. fein ḫaracne felâ cünâḥa `aleyküm fî mâ fe`alne fî enfüsihinne mim ma`rûf. vellâhü `azîzün ḥakîm.

    Süleymaniye Vakfı

    İçinizden vefat eden kocaların geride bıraktıkları eşleriyle ilgili olarak size yüklenen görev, onları (oturdukları evlerden) çıkarmadan, bir yıla kadar geçimlerini sağlamaktır. dipnot 1 Eğer onlar çıkarlarsa kendileri hakkında yaptıkları marufa uygun şeylerden dolayı size bir günah olmaz. Allah daima üstün ve bütün kararları doğru olandır.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayette geçen "vasiyyet (وَصِيَّة)" kelimesi, birine yüklenen belli bir görev anlamındadır (Lisan). Ölmüş kişi bir vasiyette bulunamayacağından buradaki vasiyet, Nisa 4/11 ve 12. ayetlerde olduğu gibi Allah'ın mirasçılara yüklediği görevdir. Eşi ölmüş bir kadın, kendini açıkta kalmış gibi hissedeceği için evinden çıkarılmadan bir yıl süre ile geçindirilmesi onu, biraz rahatlatır (Nisa 4/8). Bu ayetin, Bakara 2/234. ayet ile nesh edildiği iddia edilir. Halbuki Bakara 2/234'te sadece kadının yeni bir evlilik yapabilmesi için beklemesi gereken süre anlatılır. Burada ise ölenin mirasçılarına yüklenen görevden söz edilir. Hem görev yüklenen kişilerin hem de yüklenen görevlerin farklı olması sebebiyle bu iki ayet arasında bir nesih ilişkisi olamaz.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 240. ayet

  4. Bakara suresi, 241. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 241. ayet. وَلِلْمُطَلَّقَٰتِ مَتَٰعٌۢ بِٱلْمَعْرُوفِ حَقًّا عَلَى ٱلْمُتَّقِينَ

    velilmüṭalleḳâti metâ`um bilma`rûf. ḥaḳḳan `ale-lmütteḳîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Kocaları tarafından boşanma süreci başlatılmış kadınların da marufa göre geçindirilme hakları dipnot 1 vardır. Bu, yanlışlardan sakınanların boynuna borçtur.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Boşanmış kadınların kocaları tarafından geçindirilme hakkı, iddet süresinin sonunda biter (Talak 65/1, 6-7).

    Ayet detayı — Bakara suresi, 241. ayet

  5. Bakara suresi, 242. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 242. ayet. كَذَٰلِكَ يُبَيِّنُ ٱللَّهُ لَكُمْ ءَايَٰتِهِۦ لَعَلَّكُمْ تَعْقِلُونَ

    keẕâlike yübeyyinü-llâhü leküm âyâtihî le`alleküm ta`ḳilûn.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 242. ayet

Yurtlarını terk edenler; Tâlût ve Câlût 243–252

  1. Bakara suresi, 243. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 243. ayet. أَلَمْ تَرَ إِلَى ٱلَّذِينَ خَرَجُوا۟ مِن دِيَٰرِهِمْ وَهُمْ أُلُوفٌ حَذَرَ ٱلْمَوْتِ فَقَالَ لَهُمُ ٱللَّهُ مُوتُوا۟ ثُمَّ أَحْيَٰهُمْ إِنَّ ٱللَّهَ لَذُو فَضْلٍ عَلَى ٱلنَّاسِ وَلَٰكِنَّ أَكْثَرَ ٱلنَّاسِ لَا يَشْكُرُونَ

    elem tera ile-lleẕîne ḫaracû min diyârihim vehüm ülûfün ḥaẕera-lmevt. feḳâle lehümü-llâhü mûtû ŝümme aḥyâhüm. inne-llâhe leẕû faḍlin `ale-nnâsi velâkinne ekŝera-nnâsi lâ yeşkürûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Ölüm korkusuyla yurtlarından çıkmış binlerce kişiyi gözünde canlandırmaz mısın? Allah onlara: "Ölün!" demiş sonra onları tekrar diriltmişti. dipnot 1 Allah insanlara karşı, kesinlikle çok lütufkardır ama insanların çoğu görevini yerine getirmez. dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah'ın öldürdükten sonra dirilttiği kişi, geçen süreyi göz açıp kapama gibi hisseder (Nahl 16/77). Çünkü ölüm uyku gibidir (Zümer 39/42). Bu ayette sözü edilenler, düşman korkusundan ülkelerini terk etmiş olabilirler. Allah onları öldürüp yeniden diriltince hepsi kendini, tatlı bir uykudan uyanmış gibi hissedeceğinden bu, onlar için büyük bir lütuf olur. Düşman tehlikesinin geçtiğini de öğrenince mutlu bir şekilde ülkelerine dönerler.
    2. metne dön, dipnot 2

    Ayet detayı — Bakara suresi, 243. ayet

  2. Bakara suresi, 244. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 244. ayet. وَقَٰتِلُوا۟ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ وَٱعْلَمُوٓا۟ أَنَّ ٱللَّهَ سَمِيعٌ عَلِيمٌ

    veḳâtilû fî sebîli-llâhi va`lemû enne-llâhe semî`un `alîm.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 244. ayet

  3. Bakara suresi, 245. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 245. ayet. مَّن ذَا ٱلَّذِى يُقْرِضُ ٱللَّهَ قَرْضًا حَسَنًا فَيُضَٰعِفَهُۥ لَهُۥٓ أَضْعَافًا كَثِيرَةً وَٱللَّهُ يَقْبِضُ وَيَبْصُۜطُ وَإِلَيْهِ تُرْجَعُونَ

    men ẕe-lleẕî yuḳriḍu-llâhe ḳarḍan ḥasenen feyüḍâ`ifehû lehû aḍ`âfen keŝîrah. vellâhü yaḳbiḍu veyebsüṭ. veileyhi türce`ûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Kim Allah'a güzel bir ödünç verirse dipnot 1 Allah da ona kat kat fazlasını verir. Allah daraltır da genişletir de. (Sonunda) onun huzuruna çıkarılacaksınız.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Ödünç" anlamına gelen kard (قرض) kelimesinin mastar anlamı "kesmek"tir. Allah'a verilen güzel ödünç de kişinin Allah rızası için kendi malından ayırıp verdiği yani infak ettiği şeydir. Bir önceki ayette savaştan söz edildiği için savaşa hazırlık amacıyla yapılan harcamalar da bu kapsama girer (Enfal 8/60). Allah, karşılık beklemeksizin kendi yolunda yapılan harcamaları kendisine verilen borç olarak kabul eder ve karşılığını ona kat kat fazlasıyla verir (Bakara 2/261, Hadid 57/11, 18, Teğabun 64/17, Müzzemmil 73/20). Karz-ı hasen yani "güzel ödünç" faizsiz borç anlamında da kullanılır. Çünkü faizsiz borç verme işlemi, Allah rızası için faizden vazgeçmektir. Allah bunun karşılığını kat kat verir.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 245. ayet

  4. Bakara suresi, 246. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 246. ayet. أَلَمْ تَرَ إِلَى ٱلْمَلَإِ مِنۢ بَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ مِنۢ بَعْدِ مُوسَىٰٓ إِذْ قَالُوا۟ لِنَبِىٍّ لَّهُمُ ٱبْعَثْ لَنَا مَلِكًا نُّقَٰتِلْ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ قَالَ هَلْ عَسَيْتُمْ إِن كُتِبَ عَلَيْكُمُ ٱلْقِتَالُ أَلَّا تُقَٰتِلُوا۟ قَالُوا۟ وَمَا لَنَآ أَلَّا نُقَٰتِلَ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ وَقَدْ أُخْرِجْنَا مِن دِيَٰرِنَا وَأَبْنَآئِنَا فَلَمَّا كُتِبَ عَلَيْهِمُ ٱلْقِتَالُ تَوَلَّوْا۟ إِلَّا قَلِيلًا مِّنْهُمْ وَٱللَّهُ عَلِيمٌۢ بِٱلظَّٰلِمِينَ

    elem tera ile-lmelei mim benî isrâîle mim ba`di mûsâ. iẕ ḳâlû linebiyyil lehümü-b`aŝ lenâ meliken nüḳâtil fî sebîli-llâh. ḳâle hel `aseytüm in kütibe `aleykümü-lḳitâlü ellâ tüḳâtilû. ḳâlû vemâ lenâ ellâ nüḳâtile fî sebîli-llâhi veḳad uḫricnâ min diyârinâ veebnâinâ. felemmâ kütibe `aleyhimü-lḳitâlü tevellev illâ ḳalîlem minhüm. vellâhü `alîmüm biżżâlimîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Musa'dan sonra, İsrailoğullarının önde gelenlerini gözünde canlandırmaz mısın? Bir gün nebilerine: dipnot 1 "Bize bir kral görevlendir de Allah yolunda savaşalım!" demişlerdi. O da: "Ya savaş emredilir de savaşmazsanız?" dedi. Onlar: "Hem yurtlarımızdan hem çocuklarımızdan ayrı düşürülmüşken ne diye Allah yolunda savaşmayalım!" dediler. Ne zaman ki savaş onlara farz kılındı, pek azı dışında hepsi vazgeçti. dipnot 2 Allah o zalimleri iyi bilir.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Tevrat'ta, burada sözü geçen nebinin Samuel, kral olarak atanan kişinin de Saul olduğu ifade edilir. (Bkz
      1. Samuel 9:15-17 — Eski Ahit, 1. Samuel; alıntıyı aç

      Eski Ahit · 1. Samuel 9:15

      Saul gelmeden bir gün önce RAB Samuele şunu açıklamıştı:

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      ve 1.Samuel 8-9 babları).
    2. metne dön, dipnot 2

    Ayet detayı — Bakara suresi, 246. ayet

  5. Bakara suresi, 247. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 247. ayet. وَقَالَ لَهُمْ نَبِيُّهُمْ إِنَّ ٱللَّهَ قَدْ بَعَثَ لَكُمْ طَالُوتَ مَلِكًا قَالُوٓا۟ أَنَّىٰ يَكُونُ لَهُ ٱلْمُلْكُ عَلَيْنَا وَنَحْنُ أَحَقُّ بِٱلْمُلْكِ مِنْهُ وَلَمْ يُؤْتَ سَعَةً مِّنَ ٱلْمَالِ قَالَ إِنَّ ٱللَّهَ ٱصْطَفَىٰهُ عَلَيْكُمْ وَزَادَهُۥ بَسْطَةً فِى ٱلْعِلْمِ وَٱلْجِسْمِ وَٱللَّهُ يُؤْتِى مُلْكَهُۥ مَن يَشَآءُ وَٱللَّهُ وَٰسِعٌ عَلِيمٌ

    veḳâle lehüm nebiyyühüm inne-llâhe ḳad be`aŝe leküm ṭâlûte melikâ. ḳâlû ennâ yekûnü lehü-lmülkü `aleynâ venaḥnü eḥaḳḳu bilmülki minhü velem yü'te se`atem mine-lmâl. ḳâle inne-llâhe-ṣṭafâhü `aleyküm vezâdehû besṭaten fi-l`ilmi velcism. vellâhü yü'tî mülkehû mey yeşâ'. vellâhü vâsi`un `alîm.

    Süleymaniye Vakfı

    Nebileri onlara "Allah, size kral olarak Talut'u görevlendirdi" dedi. Onlar da: "O bize nasıl kral olabilir! Krallık ondan çok bizim hakkımızdır. Ona fazla bir mal verilmiş de değil!" dediler. dipnot 1 Nebileri ise şöyle dedi: "Onu başınıza Allah seçti. Ona, bilgi ve vücut bakımından üstünlük de verdi. Allah yetkiyi, tercih ettiğine verir. dipnot 2 Allah, imkanları geniş olan ve daima bilendir."

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Tevrat /
      1. Samuel 10/27 — Eski Ahit, 1. Samuel; alıntıyı aç

      Eski Ahit · 1. Samuel 10:27

      Ama bazı kötü kişiler, “O bizi nasıl kurtarabilir?” diyerek Saul'u küçümsediler ve ona armağan vermediler. Saul ise buna aldırmadı.

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      .
    2. metne dön, dipnot 2

    Ayet detayı — Bakara suresi, 247. ayet

  6. Bakara suresi, 248. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 248. ayet. وَقَالَ لَهُمْ نَبِيُّهُمْ إِنَّ ءَايَةَ مُلْكِهِۦٓ أَن يَأْتِيَكُمُ ٱلتَّابُوتُ فِيهِ سَكِينَةٌ مِّن رَّبِّكُمْ وَبَقِيَّةٌ مِّمَّا تَرَكَ ءَالُ مُوسَىٰ وَءَالُ هَٰرُونَ تَحْمِلُهُ ٱلْمَلَٰٓئِكَةُ إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَةً لَّكُمْ إِن كُنتُم مُّؤْمِنِينَ

    veḳâle lehüm nebiyyühüm inne âyete mülkihî ey ye'tiyekümü-ttâbûtü fîhi sekînetüm mir rabbiküm vebeḳiyyetüm mimmâ terake âlü mûsâ veâlü hârûne taḥmilühü-lmelâikeh. inne fî ẕâlike leâyetel leküm in küntüm mü'minîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Nebileri onlara dedi ki: "Ona krallık verildiğinin belgesi, size o sandığın dipnot 1 gelmesidir. İçinde Rabbinizden sizi rahatlatacak bir şey, bir de Musa ve Harun ailelerinin bıraktığı hatıralar dipnot 2 olacak ve onu melekler taşıyacaktır. Eğer inanıyorsanız bunda sizin için gerçek bir ayet /gösterge vardır."

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      O sandık, on emrin yazılı olduğu levhaların (A'raf 7/145, 150, 154) muhafaza edildiği Ahid Sandığıdır. Bu sandık ile ilgili olarak Tevrat'ta Allah'ın Musa aleyhisselama verdiği şu emirler yer alır: "Akasya ağacından bir sandık yapsınlar. Boyu iki buçuk, eni ve yüksekliği birer buçuk arşın olsun. İçini de dışını da saf altınla kapla. Çevresine altın pervaz yap. Dört altın halka döküp dört ayağına tak. İkisi bir yanda, ikisi öbür yanda olacak. Akasya ağacından sırıklar yapıp altınla kapla. Sandığın taşınması için sırıkları yanlardaki halkalara geçir. Sırıklar sandığın halkalarında kalacak, çıkarılmayacak. Antlaşmanın taş levhalarını sana vereceğim. Onları sandığın içine koy." (Tevrat, Mısır'dan Çıkış 25:10-16).
    2. metne dön, dipnot 2
      Sandığın içinde ne olduğu Tevratta, İbraniler 9:3-4 bölümünde anlatılmaktadır.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 248. ayet

  7. Bakara suresi, 249. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 249. ayet. فَلَمَّا فَصَلَ طَالُوتُ بِٱلْجُنُودِ قَالَ إِنَّ ٱللَّهَ مُبْتَلِيكُم بِنَهَرٍ فَمَن شَرِبَ مِنْهُ فَلَيْسَ مِنِّى وَمَن لَّمْ يَطْعَمْهُ فَإِنَّهُۥ مِنِّىٓ إِلَّا مَنِ ٱغْتَرَفَ غُرْفَةًۢ بِيَدِهِۦ فَشَرِبُوا۟ مِنْهُ إِلَّا قَلِيلًا مِّنْهُمْ فَلَمَّا جَاوَزَهُۥ هُوَ وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ مَعَهُۥ قَالُوا۟ لَا طَاقَةَ لَنَا ٱلْيَوْمَ بِجَالُوتَ وَجُنُودِهِۦ قَالَ ٱلَّذِينَ يَظُنُّونَ أَنَّهُم مُّلَٰقُوا۟ ٱللَّهِ كَم مِّن فِئَةٍ قَلِيلَةٍ غَلَبَتْ فِئَةً كَثِيرَةًۢ بِإِذْنِ ٱللَّهِ وَٱللَّهُ مَعَ ٱلصَّٰبِرِينَ

    felemmâ feṣale ṭâlûtü bilcünûdi ḳâle inne-llâhe mübtelîküm bineher. femen şeribe minhü feleyse minnî. vemel lem yaṭ`amhü feinnehû minnî illâ meni-gterafe gurfetem biyedih. feşeribû minhü illâ ḳalîlem minhüm. felemmâ câvezehû hüve velleẕîne âmenû me`ahû ḳâlû lâ ṭâḳate lene-lyevme bicâlûte vecünûdih. ḳâle-lleẕîne yeżunnûne ennehüm mülâḳu-llâhi kem min fietin ḳalîletin galebet fieten keŝîratem biiẕni-llâh. vellâhü me`a-ṣṣâbirîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Talut askerleriyle birlikte ayrılınca dedi ki: "Allah sizi bir ırmakla yıpratıcı bir imtihandan geçirecektir. Kim o ırmaktan içerse benden değildir, kim de yiyeceğine bile katmazsa bendendir; ama eliyle bir avuç alan alabilir." dipnot 1 Sonra pek azı dışında hepsi ondan içtiler. O ve onunla beraber iman edenler ırmağı geçtiklerinde şöyle dediler: "Bugün Calut'a ve askerlerine karşı koymaya gücümüz yok." Allah'la yüzleşeceklerini düşünenler ise şöyle dediler: "Nice küçük birlikler, Allah'ın izniyle, büyük birliklere üstün gelmiştir. Allah sabredenlerle /duruşunu bozmayanlarla beraberdir." dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bir komutan Allah adına konuşamayacağı için söylediği bu sözlerin, Allah tarafından beraberlerindeki Nebi'ye yapılan vahiy olması gerekir.
    2. metne dön, dipnot 2

    Ayet detayı — Bakara suresi, 249. ayet

  8. Bakara suresi, 250. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 250. ayet. وَلَمَّا بَرَزُوا۟ لِجَالُوتَ وَجُنُودِهِۦ قَالُوا۟ رَبَّنَآ أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَٱنصُرْنَا عَلَى ٱلْقَوْمِ ٱلْكَٰفِرِينَ

    velemmâ berazû licâlûte vecünûdihî ḳâlû rabbenâ efrig `aleynâ ṣabrav veŝebbit aḳdâmenâ venṣurnâ `ale-lḳavmi-lkâfirîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Calut ve ordusunun karşısına çıktıklarında şöyle dua ettiler: "Rabbimiz! Sabrımızı /direnme gücümüzü artırdıkça artır! Ayaklarımızı sabit kıl! Kafirler toplumuna karşı bize yardım et!" dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Ayet detayı — Bakara suresi, 250. ayet

  9. Bakara suresi, 251. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 251. ayet. فَهَزَمُوهُم بِإِذْنِ ٱللَّهِ وَقَتَلَ دَاوُۥدُ جَالُوتَ وَءَاتَىٰهُ ٱللَّهُ ٱلْمُلْكَ وَٱلْحِكْمَةَ وَعَلَّمَهُۥ مِمَّا يَشَآءُ وَلَوْلَا دَفْعُ ٱللَّهِ ٱلنَّاسَ بَعْضَهُم بِبَعْضٍ لَّفَسَدَتِ ٱلْأَرْضُ وَلَٰكِنَّ ٱللَّهَ ذُو فَضْلٍ عَلَى ٱلْعَٰلَمِينَ

    fehezemûhüm biiẕni-llâhi veḳatele dâvûdü câlûte veâtâhü-llâhü-lmülke velḥikmete ve`allemehû mimmâ yeşâ'. velevlâ def`u-llâhi-nnâse ba`ḍahüm biba`ḍil lefesedeti-l'arḍu velâkinne-llâhe ẕû faḍlin `ale-l`âlemîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Sonra Allah'ın izniyle onları yenilgiye uğrattılar. Davut, Calut'u öldürdü. dipnot 1 Allah ona krallık ve hikmet verdi, gerekli gördüğü her şeyi öğretti. dipnot 2 Allah insanların bir kısmıyla diğerlerini engellemezse kesinlikle yeryüzünde düzen bozulur. dipnot 3 Fakat Allah, bütün varlıklara karşı lütufkardır.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu olaylar, Tevrat'ın 1. Samuel kitabında anlatılır. Talut'un ismi "Saul", Calut'unki ise "Golyat" şeklinde geçmektedir. Samuel aleyhisselam nebi iken Allah'ın emriyle Talut'u İsraililerin kralı olarak atadı (1.Samuel 9-16 babları ve
      1.Samuel 17:8-11 — Eski Ahit, 1. Samuel; alıntıyı aç

      Eski Ahit · 1. Samuel 17:8

      Golyat durup İsrail ordusuna, “Neden savaş düzeni aldınız?” diye haykırdı, “Ben Filistliyim, sizse Saulun kölelerisiniz. Aranızdan karşıma çıkacak birini seçin.

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      pasajları). Talut ve Calut'un orduları karşı karşıya geldiğinde Davud aleyhisselam, Calut'un meydan okumasına cevap verip onu öldürmüş, Talut da bundan dolayı Davud'a orduda yüksek rütbe vermiştir (
      1.Samuel 18:5 — Eski Ahit, 1. Samuel; alıntıyı aç

      Eski Ahit · 1. Samuel 18:5

      Davut Saulun kendisini gönderdiği her yere gitti ve başarılı oldu. Bu yüzden Saul ona ordusunda üstün bir rütbe verdi. Bu olay bütün halkı, Saulun görevlilerini bile hoşnut etti.

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      ). Sonrasında da Davud'a krallık (
      2. Samuel 5:1-4 — Eski Ahit, 2. Samuel; alıntıyı aç

      Eski Ahit · 2. Samuel 5:1

      İsrailin bütün oymakları Hevronda bulunan Davuta gelip şöyle dediler: “Biz senin etin, kemiğiniz.

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      ) ve nebilik verilmiştir.
    2. metne dön, dipnot 2
    3. metne dön, dipnot 3

    Ayet detayı — Bakara suresi, 251. ayet

  10. Bakara suresi, 252. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 252. ayet. تِلْكَ ءَايَٰتُ ٱللَّهِ نَتْلُوهَا عَلَيْكَ بِٱلْحَقِّ وَإِنَّكَ لَمِنَ ٱلْمُرْسَلِينَ

    tilke âyâtü-llâhi netlûhâ `aleyke bilḥaḳḳ. veinneke lemine-lmürselîn.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 252. ayet

Peygamberler arasındaki fark, Âyetü'l-Kürsî, dinde zorlama yok 253–257

  1. Buradan itibaren cüz 3

    Bakara suresi, 253. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 253. ayet. تِلْكَ ٱلرُّسُلُ فَضَّلْنَا بَعْضَهُمْ عَلَىٰ بَعْضٍ مِّنْهُم مَّن كَلَّمَ ٱللَّهُ وَرَفَعَ بَعْضَهُمْ دَرَجَٰتٍ وَءَاتَيْنَا عِيسَى ٱبْنَ مَرْيَمَ ٱلْبَيِّنَٰتِ وَأَيَّدْنَٰهُ بِرُوحِ ٱلْقُدُسِ وَلَوْ شَآءَ ٱللَّهُ مَا ٱقْتَتَلَ ٱلَّذِينَ مِنۢ بَعْدِهِم مِّنۢ بَعْدِ مَا جَآءَتْهُمُ ٱلْبَيِّنَٰتُ وَلَٰكِنِ ٱخْتَلَفُوا۟ فَمِنْهُم مَّنْ ءَامَنَ وَمِنْهُم مَّن كَفَرَ وَلَوْ شَآءَ ٱللَّهُ مَا ٱقْتَتَلُوا۟ وَلَٰكِنَّ ٱللَّهَ يَفْعَلُ مَا يُرِيدُ

    tilke-rrusülü feḍḍalnâ ba`ḍahüm `alâ ba`ḍ. minhüm men kelleme-llâhü verafe`a ba`ḍahüm deracât. veâteynâ `îse-bne meryeme-lbeyyinâti veeyyednâhü birûḥi-lḳudüs. velev şâe-llâhü me-ḳtetele-lleẕîne mim ba`dihim mim ba`di mâ câethümü-lbeyyinâtü velâkini-ḫtelefû feminhüm men âmene veminhüm men kefer. velev şâe-llâhü me-ḳtetelû velâkinne-llâhe yef`alü mâ yürîd.

    Süleymaniye Vakfı

    İşte elçilerimiz! Onlardan kimini kimine üstün kıldık. dipnot 1 Allah kimiyle konuştu, kimini birkaç basamak yükseltti. dipnot 2 Meryem'in oğlu İsa'ya da açık belgeler verdik ve onu Kutsal Ruh ile destekledik. dipnot 3 Allah, tercihi (insanlara bırakmayıp) kendi yapsaydı sonrakiler o açık belgeler geldikten sonra birbirleriyle savaşamazlardı. Ama ihtilafa düştüler; kimi inanıp güvendi, kimi de kafir oldu. Evet, tercihi Allah yapsaydı birbirleriyle savaşamazlardı ama Allah dilediğini yapar. dipnot 4

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah, nebilerinden kimini kimine üstün kılmış (İsra 17/55) ama müminlere, bir ayrım yapmadan, bütün nebilere inanma görevi yüklemiştir. (Bakara 2/136, 285; Al-i İmran 3/84).
    2. metne dön, dipnot 2
    3. metne dön, dipnot 3
    4. metne dön, dipnot 4
      Burada Allah'ın iradesi ile meşieti arasındaki fark gösterilmiştir. Allah'ın iradesi, bir şeyin olmasını istemesi, meşieti ise iradesinin arkasından "ol" emrini vererek o şeyi oluşturmasıdır (Yasin 36/82). "Ol" emrini vermemişse iradesi gerçekleşmeyebilir (Nisa 4/26-27). Allah insanları imtihan için yarattığından Allah'ın imtihanla ilgili konulardaki iradesi, kulun da o şeyi irade edip yapması ile meşiete dönüşür ve oluşum gerçekleşir(Tekvir 81/26-29).

    Ayet detayı — Bakara suresi, 253. ayet

  2. Bakara suresi, 254. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 254. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ أَنفِقُوا۟ مِمَّا رَزَقْنَٰكُم مِّن قَبْلِ أَن يَأْتِىَ يَوْمٌ لَّا بَيْعٌ فِيهِ وَلَا خُلَّةٌ وَلَا شَفَٰعَةٌ وَٱلْكَٰفِرُونَ هُمُ ٱلظَّٰلِمُونَ

    yâ eyyühe-lleẕîne âmenû enfiḳû mimmâ razaḳnâküm min ḳabli ey ye'tiye yevmül lâ bey`un fîhi velâ ḫulletüv velâ şefâ`ah. velkâfirûne hümu-żżâlimûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Ey inanıp güvenenler! Alışverişin, dostluğun ve şefaatin dipnot 1 olmayacağı gün gelmeden önce size rızık olarak verdiğimiz şeylerden infak edin /hayra harcayın. dipnot 2 Kafirler, zalimlerin /yanlışlar içinde olanların ta kendileridir.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Şefaat, birine yardımcı olmak veya birinden bir şey istemek için onunla bir araya gelmektir. Daha çok saygın ve üst derecede olan birinin, alt derecede olan birini yanına alması anlamında kullanılır. İyi veya kötü bir işte bir başkasıyla yardımlaşmak da şefaat sayılır (Müfredat). Dünyada insanlar birbirlerine şefaat edebilir yani yardım edip destek olabilirler (Nisa 4/85). Ama mahşer günü, nebiler dahil kimse kimseye şefaat edemez (Bakara 2/48, 123, En'am 6/51, Secde 32/4, İnfitar 82/17-19).
    2. metne dön, dipnot 2

    Ayet detayı — Bakara suresi, 254. ayet

  3. Bakara suresi, 255. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 255. ayet. ٱللَّهُ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ ٱلْحَىُّ ٱلْقَيُّومُ لَا تَأْخُذُهُۥ سِنَةٌ وَلَا نَوْمٌ لَّهُۥ مَا فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِى ٱلْأَرْضِ مَن ذَا ٱلَّذِى يَشْفَعُ عِندَهُۥٓ إِلَّا بِإِذْنِهِۦ يَعْلَمُ مَا بَيْنَ أَيْدِيهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْ وَلَا يُحِيطُونَ بِشَىْءٍ مِّنْ عِلْمِهِۦٓ إِلَّا بِمَا شَآءَ وَسِعَ كُرْسِيُّهُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ وَلَا يَـُٔودُهُۥ حِفْظُهُمَا وَهُوَ ٱلْعَلِىُّ ٱلْعَظِيمُ

    allâhü lâ ilâhe illâ hû. elḥayyü-lḳayyûm. lâ te'ḫuẕühû sinetüv velâ nevm. lehû mâ fi-ssemâvâti vemâ fi-l'arḍ. men ẕe-lleẕî yeşfe`u `indehû illâ biiẕnih. ya`lemü mâ beyne eydîhim vemâ ḫalfehüm. velâ yüḥîṭûne bişey'im min `ilmihî illâ bimâ şâ'. vesi`a kürsiyyühü-ssemâvâti vel'arḍ. velâ yeûdühû ḥifżuhümâ. vehüve-l`aliyyü-l`ażîm.

    Süleymaniye Vakfı

    Allah, kendisinden başka ilah olmayandır. Daima diridir, her şey gözetimi altındadır. dipnot 1 Onu ne uyuklama ne de uyku tutar. Göklerde ve yerde olan her şey onundur. Ondan izinsiz, onun katında kim birine şefaat edebilir! dipnot 2 O, onların önlerinde olanı da arkalarında kalanı da bilir. Ama onlardan hiçbiri, onun bilgisinden onun gerekli gördüğü kadarı dışında bir şey kavrayamaz. Hakimiyeti, gökleri de kapsar yeri de. Bu ikisini korumak ona zor gelmez. dipnot 3 O yücedir, büyüktür.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
    2. metne dön, dipnot 2
      Cennete gitmiş biri, bilerek işlediği şirk günahı ile değil de (Bakara 2/22) diğer günahlarından dolayı cehenneme girip cezasını çekmiş bir yakınına, Allah'ın onayıyla şefaat edebilir yani onu yanına alabilir (A'raf 7/46-49, Meryem 19/86-87, Tur 52/21). Çünkü Allah'ın onayı olmadan şefaat olmaz (Taha 20/109, Sebe 34/23).
    3. metne dön, dipnot 3

    Ayet detayı — Bakara suresi, 255. ayet

  4. Bakara suresi, 256. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 256. ayet. لَآ إِكْرَاهَ فِى ٱلدِّينِ قَد تَّبَيَّنَ ٱلرُّشْدُ مِنَ ٱلْغَىِّ فَمَن يَكْفُرْ بِٱلطَّٰغُوتِ وَيُؤْمِنۢ بِٱللَّهِ فَقَدِ ٱسْتَمْسَكَ بِٱلْعُرْوَةِ ٱلْوُثْقَىٰ لَا ٱنفِصَامَ لَهَا وَٱللَّهُ سَمِيعٌ عَلِيمٌ

    lâ ikrâhe fi-ddîni ḳat tebeyyene-rruşdü mine-lgayy. femey yekfür biṭṭâgûti veyü'mim billâhi feḳadi-stemseke bil`urveti-lvuŝḳâ. le-nfiṣâme lehâ. vellâhü semî`un `alîm.

    Süleymaniye Vakfı

    Bu dinde hiçbir zorlama olamaz; dipnot 1 doğrular, yanlış kurgulardan kesin olarak ayrılıp ortaya çıkmıştır. Artık kim tağutları dipnot 2 /haddini aşanları tanımaz da Allah'a inanıp güvenirse en sağlam kulpa yapışmış olur. Allah daima dinleyen ve bilendir.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İmanın temeli kalp ile tasdiktir. Orası insanın en hür olduğu yerdir. Bu sebeple hiç kimse bir inancı kabule zorlanamaz (En'am 6/35, Yunus 10/99, Kaf 50/45, Ğaşiye 88/21-26). Kalpten yapılmayan niyet geçersiz olduğundan, zorla ibadet de olmaz (Nahl 16/106).
    2. metne dön, dipnot 2
      Tağut, haddini aşmakta ileri giden insan ve cin şeytanlarıdır. Bunlar, yoldan çıkmakla kalmaz ayetleri ya yok sayarak ya da anlamlarını bozarak başkalarının da haddini aşmasına ve yoldan çıkmasına sebep olurlar (Bakara 2/257; Nisa 4/51, 60, 76; Maide 5/60; Nahl 16/36; Zümer 39/17).

    Ayet detayı — Bakara suresi, 256. ayet

  5. Bakara suresi, 257. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 257. ayet. ٱللَّهُ وَلِىُّ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ يُخْرِجُهُم مِّنَ ٱلظُّلُمَٰتِ إِلَى ٱلنُّورِ وَٱلَّذِينَ كَفَرُوٓا۟ أَوْلِيَآؤُهُمُ ٱلطَّٰغُوتُ يُخْرِجُونَهُم مِّنَ ٱلنُّورِ إِلَى ٱلظُّلُمَٰتِ أُو۟لَٰٓئِكَ أَصْحَٰبُ ٱلنَّارِ هُمْ فِيهَا خَٰلِدُونَ

    allâhü veliyyü-lleẕîne âmenû yuḫricühüm mine-żżulümâti ile-nnûr. velleẕîne keferû evliyâühümu-ṭṭâgûtü yuḫricûnehüm mine-nnûri ile-żżulümât. ülâike aṣḥâbü-nnâr. hüm fîhâ ḫâlidûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Allah, inanıp güvenenlerin velisi /en yakınıdır. dipnot 1 Onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır. Kafirlik edenlerin velileri /en yakınları ise tağutlardır; dipnot 2 onlar da aydınlıktan karanlıklara çıkarırlar. Onlar o ateşin ahalisidir, orada ölümsüz olarak kalacaklardır.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Aralarına başka bir şey girmeyecek şekilde birbirine yakın olan iki kişi veya şeyden her birine veli denir. Buradan hareketle akrabalık, dostluk, yardım ve inanç bakımından doğan yakınlık da mecazen bu kelimeyle ifade edilir (Müfredat). İnsana sinir uçlarından daha yakın olan Allah, onun velisi ve en yakınıdır (Kaf 50/16). Ayetler gayet açık olduğu halde tasavvufta bir velayet makamı oluşturulur, o makama veli veya evliya diye nitelenen kişiler yerleştirilerek onlar birer vesile /aracı konumuna getirilir. Böylece onlar, Allah'ın seviyesine çıkarılmış ve tevbe edilmediği takdirde asla affedilmeyecek şirk günahına girilmiş olur (Al-i İmran 3/68, Nisa 4/48, 116, A'raf 7/3, 30, Secde 32/4, Şura 42/9, Casiye 45/19, Ahkaf 46/4-6, Muhammed 47/11)
    2. metne dön, dipnot 2
      Allah, insana sinir uçlarından daha yakındır (Kaf 50/16), ama kafirler tağutları kendilerine daha yakın görürler. Bunu bir mümin yapsa münafık gibi olur (Nisa 4/138-139, 144). Tağut için ayrıca bkz. Bakara 2/256. ayetin dipnotu.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 257. ayet

Üç diriliş sahnesi 258–260

  1. Bakara suresi, 258. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 258. ayet. أَلَمْ تَرَ إِلَى ٱلَّذِى حَآجَّ إِبْرَٰهِـۧمَ فِى رَبِّهِۦٓ أَنْ ءَاتَىٰهُ ٱللَّهُ ٱلْمُلْكَ إِذْ قَالَ إِبْرَٰهِـۧمُ رَبِّىَ ٱلَّذِى يُحْىِۦ وَيُمِيتُ قَالَ أَنَا۠ أُحْىِۦ وَأُمِيتُ قَالَ إِبْرَٰهِـۧمُ فَإِنَّ ٱللَّهَ يَأْتِى بِٱلشَّمْسِ مِنَ ٱلْمَشْرِقِ فَأْتِ بِهَا مِنَ ٱلْمَغْرِبِ فَبُهِتَ ٱلَّذِى كَفَرَ وَٱللَّهُ لَا يَهْدِى ٱلْقَوْمَ ٱلظَّٰلِمِينَ

    elem tera ile-lleẕî ḥâcce ibrâhîme fî rabbihî en âtâhü-llâhü-lmülk. iẕ ḳâle ibrâhîmü rabbiye-lleẕî yuḥyî veyümîtü ḳâle ene uḥyî veümît. ḳâle ibrâhîmü feinne-llâhe ye'tî bişşemsi mine-lmeşriḳi fe'ti bihâ mine-lmagribi febühite-lleẕî kefer. vellâhü lâ yehdi-lḳavme-żżâlimîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Allah kendisine bir hükümdarlık vermiş diye, dipnot 1 Rabbi hakkında İbrahim ile tartışan kişiyi gözünde canlandırmaz mısın? dipnot 2 İbrahim, "Benim Rabbim hem hayat veren hem de öldürendir!" dediğinde o, "Ben de hayat verir, ben de öldürürüm!" demişti. İbrahim, "Allah, Güneşi doğudan getirir, hadi sen de batıdan getir!" dipnot 3 deyince kafirlik eden o kişi şaşkına dönmüştü. Allah, yanlışlar içinde olan bir toplumu yola getirmez.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
    2. metne dön, dipnot 2
      İbrahim Aleyhisselam sadece burada bahsi geçen kişiyle değil kavmi ile de benzer tartışmalar yaşamıştır (En'am 6/80-82).
    3. metne dön, dipnot 3

    Ayet detayı — Bakara suresi, 258. ayet

  2. Bakara suresi, 259. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 259. ayet. أَوْ كَٱلَّذِى مَرَّ عَلَىٰ قَرْيَةٍ وَهِىَ خَاوِيَةٌ عَلَىٰ عُرُوشِهَا قَالَ أَنَّىٰ يُحْىِۦ هَٰذِهِ ٱللَّهُ بَعْدَ مَوْتِهَا فَأَمَاتَهُ ٱللَّهُ مِا۟ئَةَ عَامٍ ثُمَّ بَعَثَهُۥ قَالَ كَمْ لَبِثْتَ قَالَ لَبِثْتُ يَوْمًا أَوْ بَعْضَ يَوْمٍ قَالَ بَل لَّبِثْتَ مِا۟ئَةَ عَامٍ فَٱنظُرْ إِلَىٰ طَعَامِكَ وَشَرَابِكَ لَمْ يَتَسَنَّهْ وَٱنظُرْ إِلَىٰ حِمَارِكَ وَلِنَجْعَلَكَ ءَايَةً لِّلنَّاسِ وَٱنظُرْ إِلَى ٱلْعِظَامِ كَيْفَ نُنشِزُهَا ثُمَّ نَكْسُوهَا لَحْمًا فَلَمَّا تَبَيَّنَ لَهُۥ قَالَ أَعْلَمُ أَنَّ ٱللَّهَ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ

    ev kelleẕî merra `alâ ḳaryetiv vehiye ḫâviyetün `alâ `urûşihâ. ḳâle ennâ yuḥyî hâẕihi-llâhü ba`de mevtihâ. feemâtehü-llâhü miete `âmin ŝümme be`aŝeh. ḳâle kem lebiŝt. ḳâle lebiŝtü yevmen ev ba`ḍa yevm. ḳâle bel lebiŝte miete `âmin fenżur ilâ ṭa`âmike veşerâbike lem yetesenneh. venżur ilâ ḥimârike velinec`aleke âyetel linnâsi venżur ile-l`iżâmi keyfe nünşizühâ ŝümme neksûhâ laḥmâ. felemmâ tebeyyene lehû ḳâle a`lemü enne-llâhe `alâ külli şey'in ḳadîr.

    Süleymaniye Vakfı

    Şu kişiyi de gözünde canlandırmaz mısın? Tavanlarının üstüne çökmüş bir kente uğramıştı da "Allah burayı ölümünden sonra nasıl canlandıracak?" demişti. Bunun üzerine Allah onu yüz yıl süreyle öldürdü, sonra diriltti. "Ne kadar kaldın?" diye sordu. "Bir gün kaldım, belki bir günden de az!" dedi. Allah dedi ki: "Yok, yüz yıl kaldın! Yiyeceğine ve içeceğine bak, hiç bozulmamış! Bir de eşeğine bak! Bu, seni insanlara bir ayet /bir mucize yapmamız içindir. dipnot 1 Şimdi de (eşeğinden kalma) kemiklere bak, yerden nasıl kaldıracağımızı, sonra nasıl ete büründüreceğimizi gör!" Bunlar bütün açıklığı ile ortaya çıkınca şöyle dedi: "Biliyorum ki Allah her şeye bir ölçü koyar."

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu kent, Buhtunnasr (Nebukadnezzar) tarafından yıkılan Kudüs'tür. Beyt-i makdis, surlar ve saraylar yıkılmış, halk kılıçtan geçirilmiş (Tevrat,
      Yeremya 18:15-23 — Eski Ahit, Yeremya; alıntıyı aç

      Eski Ahit · Yeremya 18:15

      Oysa halkım beni unuttu, 2 Değersiz ilahlara buhur yaktı. 2 Bu ilahlar gidecekleri yollarda, 2 Eski yollarda sendelemelerine neden oldu; 2 Onları sapa, bitmemiş yollarda yürüttü.

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      ) ve sağ kalan 10.000 kişi de köle olarak Babil'e götürülmüştü (
      2. Krallar 24:12-16 — Eski Ahit, 2. Krallar; alıntıyı aç

      Eski Ahit · 2. Krallar 24:12

      Yahuda Kralı Yehoyakin, annesi, görevlileri, yöneticileri ve hadımlarıyla birlikte, Nebukadnessara teslim oldu. Babil Kralı krallığının sekizinci yılında Yehoyakini tutsak etti.

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      ). Bu ayet ve ilgili diğer ayeler (Tevbe 9/30, İsra 17/4-5) Tevrat'ın Babil sürgününü anlatan bölümleriyle beraber bir anlam bütünlüğü içinde okunup sıralanınca bu ayette sözü edilen kişinin, Perslerin Babil'i fethetmesinden sonra, Kudüs'ün yeniden inşası için gönderilen ilk kafilenin başındaki Ezra yani Üzeyir aleyhisselam olduğu görülür. M.Ö. 538'de Kudüs'e gönderilen ve tamamı erkeklerden oluşan bu kafilede, İsrail'in ileri gelenleri ve daha bir çok kişi vardı (Tevrat,
      Ezra 7/27-28 — Eski Ahit, Ezra; alıntıyı aç

      Eski Ahit · Ezra 7:27

      Atalarımızın Tanrısı RABbe övgüler olsun! Kralın yüreğine Yeruşalimdeki tapınağını onurlandırma isteğini koydu.

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      ). Bu ayete göre Kudüs'ü perişan halde gören Ezra şöyle dedi: "Allah burayı ölümünden sonra nasıl canlandıracak?" Dört gün sonra ortadan kayboldu (Tevrat,
      Ezra 8/31-33 — Eski Ahit, Ezra; alıntıyı aç

      Eski Ahit · Ezra 8:31

      Birinci ayın on ikinci günü Yeruşalime gitmek üzere Ahava Kanalından ayrıldık. Tanrımızın eli üzerimizdeydi; yol boyunca düşmandan, pusuya yatanların saldırısından bizi korudu.

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      ) ve tam 100 sene sonra, Artahşasta'nın krallığının yedinci yılında yani M.Ö. 437'de tekrar Kudüs'e geldi (
      Ezra 7:8 — Eski Ahit, Ezra; alıntıyı aç

      Eski Ahit · Ezra 7:8

      Ezra, Artahşastanın krallığının yedinci yılının beşinci ayında Yeruşalime vardı.

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      ). Bu ayete göre Allah onunla konuştu ve onu, İsa aleyhisselam gibi insanlar için bir ayet /bir mucize yaptı (Meryem 19/1). O da yıkım sırasında kaybolan Tevrat'ı getirip insanlara okuyunca büyük bir ilgiyle dinlendi (Tevrat,
      Nehemya 8/1-18 — Eski Ahit, Nehemya; alıntıyı aç

      Eski Ahit · Nehemya 8:1

      İsrailliler kentlerine yerleştikten sonra, yedinci ay tek vücut halinde Su Kapısının karşısındaki alanda toplandılar. Bilgin Ezraya RABbin Musa aracılığıyla İsrail halkına verdiği buyrukları içeren…

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. Alıntı 200 karakterde kesilmiştir. tam metin

      ). Mucizevi kişiliğinden dolayı Hristiyanlar nasıl İsa aleyhisselama Allah'ın oğlu dedilerse Yahudiler de Ezra'ya yani Üzeyir aleyhisselama Allah'ın oğlu dediler (Tevbe 9/30).

    Ayet detayı — Bakara suresi, 259. ayet

  3. Bakara suresi, 260. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 260. ayet. وَإِذْ قَالَ إِبْرَٰهِـۧمُ رَبِّ أَرِنِى كَيْفَ تُحْىِ ٱلْمَوْتَىٰ قَالَ أَوَلَمْ تُؤْمِن قَالَ بَلَىٰ وَلَٰكِن لِّيَطْمَئِنَّ قَلْبِى قَالَ فَخُذْ أَرْبَعَةً مِّنَ ٱلطَّيْرِ فَصُرْهُنَّ إِلَيْكَ ثُمَّ ٱجْعَلْ عَلَىٰ كُلِّ جَبَلٍ مِّنْهُنَّ جُزْءًا ثُمَّ ٱدْعُهُنَّ يَأْتِينَكَ سَعْيًا وَٱعْلَمْ أَنَّ ٱللَّهَ عَزِيزٌ حَكِيمٌ

    veiẕ ḳâle ibrâhîmü rabbi erinî keyfe tuḥyi-lmevtâ. ḳâle evelem tü'min. ḳâle belâ velâkil liyaṭmeinne ḳalbî. ḳâle feḫuẕ erbe`atem mine-ṭṭayri feṣurhünne ileyke ŝümme-c`al `alâ külli cebelim minhünne cüz'en ŝümme-d`uhünne ye'tîneke sa`yâ. va`lem enne-llâhe `azîzün ḥakîm.

    Süleymaniye Vakfı

    Bir gün İbrahim dedi ki: "Rabbim! Ölüleri nasıl canlandıracağını bana göster!" Allah "Yoksa (yeniden dirilişe) inanmadın mı?" dedi. (İbrahim) "Hayır, inandım fakat kalbimin tatmin olması için!" dedi. "Öyleyse dört kuş tut, kendine alıştır, sonra her dağın üstüne onların her birinden bir parça koy. dipnot 1 Daha sonra onları çağır, koşarak sana geleceklerdir. Şunu bil ki Allah daima üstün olan ve bütün kararları doğru olandır." dedi.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah burada; "Kuşlardan her birini bir dağın üstüne koy!" demedi. "Her dağın üstüne onların her birinden bir parça koy" dedi. Bu emir, İbrahim aleyhisselamın kuşları öldürüp parçalamasını gerektirir. Kuşları çağırdığında bütün parçaları birleşmiş olarak gelmeleri, ölülerin nasıl diriltildiğinin bir örneği olmuştur. Nitekim Allah, Üzeyir aleyhisselamın eşeğini (Bakara 2/259) ve öldürülen bir kişiyi de (Bakara 2/72-73) aynı şekilde yeniden diriltmiştir.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 260. ayet

İnfakın örnekleri ve âdâbı 261–274

  1. Bakara suresi, 261. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 261. ayet. مَّثَلُ ٱلَّذِينَ يُنفِقُونَ أَمْوَٰلَهُمْ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ كَمَثَلِ حَبَّةٍ أَنۢبَتَتْ سَبْعَ سَنَابِلَ فِى كُلِّ سُنۢبُلَةٍ مِّا۟ئَةُ حَبَّةٍ وَٱللَّهُ يُضَٰعِفُ لِمَن يَشَآءُ وَٱللَّهُ وَٰسِعٌ عَلِيمٌ

    meŝelü-lleẕîne yünfiḳûne emvâlehüm fî sebîli-llâhi kemeŝeli ḥabbetin embetet seb`a senâbile fî külli sümbületim mietü ḥabbeh. vellâhü yüḍâ`ifü limey yeşâ'. vellâhü vâsi`un `alîm.

    Süleymaniye Vakfı

    Mallarını Allah yolunda infak edenlerin /harcayanların durumu, dipnot 1 yedi başak bitiren bir tohumun durumu gibidir. Her başağında yüz tohum oluşur. Gereğini yapana Allah, bunun kat kat fazlasını verir. dipnot 2 Allah, imkanları geniş olan ve daima bilendir.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Arapçada tünele "nafak" denir. "İnfak", bir şeyi tünelden geçirmek gibidir. Damarları tünele benzetirsek infak; kanın, gıda ve oksijeni hücrelere götürüp onların ürettiklerini ilgili yerlere taşımasına benzer. Dolayısıyla infak, mal ve paranın ihtiyaçlılara ulaşmasını sağlar. Bu yüzden Kur'an daima infakı emreder. Allah rızası için infak, doğrudan ihtiyaçlıya ulaştığı için derhal tüketilir ve yeni üretime yol açar. Mal, uzun süre saklanamaz ama para saklanabilir. Paranın esası altın ve gümüştür. Allah Teala, altın ve gümüşü yani parayı kasalara koyup dolaşımına engel olanları ağır bir şekilde tehdit etmiştir (Tevbe 9/34-35).
    2. metne dön, dipnot 2

    Ayet detayı — Bakara suresi, 261. ayet

  2. Bakara suresi, 262. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 262. ayet. ٱلَّذِينَ يُنفِقُونَ أَمْوَٰلَهُمْ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ ثُمَّ لَا يُتْبِعُونَ مَآ أَنفَقُوا۟ مَنًّا وَلَآ أَذًى لَّهُمْ أَجْرُهُمْ عِندَ رَبِّهِمْ وَلَا خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلَا هُمْ يَحْزَنُونَ

    elleẕîne yünfiḳûne emvâlehüm fî sebîli-llâhi ŝümme lâ yütbi`ûne mâ enfeḳû mennev velâ eẕel lehüm ecruhüm `inde rabbihim. velâ ḫavfün `aleyhim velâ hüm yaḥzenûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Mallarını Allah yolunda harcayan, sonra da yaptıkları iyiliği başa kakmayan ve incitmeyenler dipnot 1 var ya onlara Rableri katında ödül vardır. Onların üzerinde ne bir korku olur ne de üzülürler.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Ayet detayı — Bakara suresi, 262. ayet

  3. Bakara suresi, 263. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 263. ayet. قَوْلٌ مَّعْرُوفٌ وَمَغْفِرَةٌ خَيْرٌ مِّن صَدَقَةٍ يَتْبَعُهَآ أَذًى وَٱللَّهُ غَنِىٌّ حَلِيمٌ

    ḳavlüm ma`rûfüv vemagfiratün ḫayrum min ṣadeḳatiy yetbe`uhâ eẕâ. vellâhü ganiyyün ḥalîm.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 263. ayet

  4. Bakara suresi, 264. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 264. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ لَا تُبْطِلُوا۟ صَدَقَٰتِكُم بِٱلْمَنِّ وَٱلْأَذَىٰ كَٱلَّذِى يُنفِقُ مَالَهُۥ رِئَآءَ ٱلنَّاسِ وَلَا يُؤْمِنُ بِٱللَّهِ وَٱلْيَوْمِ ٱلْـَٔاخِرِ فَمَثَلُهُۥ كَمَثَلِ صَفْوَانٍ عَلَيْهِ تُرَابٌ فَأَصَابَهُۥ وَابِلٌ فَتَرَكَهُۥ صَلْدًا لَّا يَقْدِرُونَ عَلَىٰ شَىْءٍ مِّمَّا كَسَبُوا۟ وَٱللَّهُ لَا يَهْدِى ٱلْقَوْمَ ٱلْكَٰفِرِينَ

    yâ eyyühe-lleẕîne âmenû lâ tübṭilû ṣadeḳâtiküm bilmenni vel'eẕâ kelleẕî yünfiḳu mâlehû riâe-nnâsi velâ yü'minü billâhi velyevmi-l'âḫir. femeŝelühû kemeŝeli ṣafvânin `aleyhi türâbün feeṣâbehû vâbilün feterakehû ṣaldâ. lâ yaḳdirûne `alâ şey'im mimmâ kesebû. vellâhü lâ yehdi-lḳavme-lkâfirîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Ey inanıp güvenenler! Başa kakarak ve inciterek sadakalarınızı geçersiz kılmayın! dipnot 1 Malını, insanlara gösteriş olsun diye harcayan, Allah'a da ahiret gününe de inanıp güvenmeyen kişi gibi davranmayın! dipnot 2 Onun durumu, üzerinde toprak olan kayaya benzer. Bol yağmur yağar ve orayı çıplak bırakır. Böyleleri çalışmalarından hiçbir şey elde edemezler. dipnot 3 Allah, kafirler toplumunu yola getirmez.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 264. ayet

  5. Bakara suresi, 265. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 265. ayet. وَمَثَلُ ٱلَّذِينَ يُنفِقُونَ أَمْوَٰلَهُمُ ٱبْتِغَآءَ مَرْضَاتِ ٱللَّهِ وَتَثْبِيتًا مِّنْ أَنفُسِهِمْ كَمَثَلِ جَنَّةٍۭ بِرَبْوَةٍ أَصَابَهَا وَابِلٌ فَـَٔاتَتْ أُكُلَهَا ضِعْفَيْنِ فَإِن لَّمْ يُصِبْهَا وَابِلٌ فَطَلٌّ وَٱللَّهُ بِمَا تَعْمَلُونَ بَصِيرٌ

    vemeŝelü-lleẕîne yünfiḳûne emvâlehümü-btigâe merḍâti-llâhi veteŝbîtem min enfüsihim kemeŝeli cennetim birabvetin eṣâbehâ vâbilün feâtet ükülehâ ḍi`feyn. feil lem yüṣibhâ vâbilün feṭall. vellâhü bimâ ta`melûne beṣîr.

    Süleymaniye Vakfı

    Allah'ın rızasını kazanmak ve kendi duruşlarını sağlamlaştırmak için mallarını harcayanların durumu, dipnot 1 yüksek yere kurulu bir bahçenin durumu gibidir. Oraya bol yağmur yağarsa iki kat ürün verir. Yağmur yağmasa bile (ürün vermeye yetecek kadar) çiğ düşer. Allah yaptığınız her şeyi daima görür.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 265. ayet

  6. Bakara suresi, 266. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 266. ayet. أَيَوَدُّ أَحَدُكُمْ أَن تَكُونَ لَهُۥ جَنَّةٌ مِّن نَّخِيلٍ وَأَعْنَابٍ تَجْرِى مِن تَحْتِهَا ٱلْأَنْهَٰرُ لَهُۥ فِيهَا مِن كُلِّ ٱلثَّمَرَٰتِ وَأَصَابَهُ ٱلْكِبَرُ وَلَهُۥ ذُرِّيَّةٌ ضُعَفَآءُ فَأَصَابَهَآ إِعْصَارٌ فِيهِ نَارٌ فَٱحْتَرَقَتْ كَذَٰلِكَ يُبَيِّنُ ٱللَّهُ لَكُمُ ٱلْـَٔايَٰتِ لَعَلَّكُمْ تَتَفَكَّرُونَ

    eyeveddü eḥadüküm en tekûne lehû cennetüm min neḫîliv vea`nâbin tecrî min taḥtihe-l'enhâru lehû fîhâ min külli-ŝŝemerâti veeṣâbehü-lkiberu velehû ẕürriyyetün ḍu`afâ'. feeṣâbehâ i`ṣârun fîhi nârun faḥteraḳat. keẕâlike yübeyyinü-llâhü lekümü-l'âyâti le`alleküm tetefekkerûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Hanginiz ister ki içinden sular akan hurma ve üzüm bahçeleri olsun, orada her türlü üründen bulunsun; ama kendisine ihtiyarlık gelip çatmış, çocukları da korunmaya muhtaç durumda olsun. Derken bahçeyi ateşli bir kasırga vursun ve onu yakıp kavursun. dipnot 1 Allah, ayetlerini size böyle açıklar ki iyice düşünesiniz.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Ayet detayı — Bakara suresi, 266. ayet

  7. Bakara suresi, 267. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 267. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ أَنفِقُوا۟ مِن طَيِّبَٰتِ مَا كَسَبْتُمْ وَمِمَّآ أَخْرَجْنَا لَكُم مِّنَ ٱلْأَرْضِ وَلَا تَيَمَّمُوا۟ ٱلْخَبِيثَ مِنْهُ تُنفِقُونَ وَلَسْتُم بِـَٔاخِذِيهِ إِلَّآ أَن تُغْمِضُوا۟ فِيهِ وَٱعْلَمُوٓا۟ أَنَّ ٱللَّهَ غَنِىٌّ حَمِيدٌ

    yâ eyyühe-lleẕîne âmenû enfiḳû min ṭayyibâti mâ kesebtüm vemimmâ aḫracnâ leküm mine-l'arḍ. velâ teyemmemü-lḫabîŝe minhü tünfiḳûne velestüm biâḫiẕîhi illâ en tugmiḍû fîh. va`lemû enne-llâhe ganiyyün ḥamîd.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 267. ayet

  8. Bakara suresi, 268. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 268. ayet. ٱلشَّيْطَٰنُ يَعِدُكُمُ ٱلْفَقْرَ وَيَأْمُرُكُم بِٱلْفَحْشَآءِ وَٱللَّهُ يَعِدُكُم مَّغْفِرَةً مِّنْهُ وَفَضْلًا وَٱللَّهُ وَٰسِعٌ عَلِيمٌ

    eşşeyṭânü ye`idükümü-lfaḳra veye'müruküm bilfaḥşâ'. vellâhü ye`idüküm magfiratem minhü vefaḍlâ. vellâhü vâsi`un `alîm.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 268. ayet

  9. Bakara suresi, 269. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 269. ayet. يُؤْتِى ٱلْحِكْمَةَ مَن يَشَآءُ وَمَن يُؤْتَ ٱلْحِكْمَةَ فَقَدْ أُوتِىَ خَيْرًا كَثِيرًا وَمَا يَذَّكَّرُ إِلَّآ أُو۟لُوا۟ ٱلْأَلْبَٰبِ

    yü'ti-lḥikmete mey yeşâ'. vemey yü'te-lḥikmete feḳad ûtiye ḫayran keŝîâ. vemâ yeẕẕekkeru illâ ülü-l'elbâb.

    Süleymaniye Vakfı

    Allah, hikmeti gereğini yapana verir. dipnot 1 Kime hikmet verilirse ona çok hayırlı bir şey verilmiş olur. Bu bilgiye (hikmete) aklıselim sahibi olanlardan dipnot 2 başkası ulaşamaz.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hikmet, doğru hükümdür. Allah'ın indirdiği ve yarattığı ayetlerden hareketle doğru hükme ulaşma metoduna da hikmet denir. Allah bu metodu, indirdiği bütün kitaplarında anlatmış (Al-i İmran 3/81, En'am 6/89, A'raf 7/52), Muhammed aleyhisselam da Kur'an'daki hikmeti ümmetine uygulamalı olarak öğretmiştir. Yaratılan ayetlerde yani tabiatta olan doğru bilgiye ulaşma metodu da onların üzerinde yapılacak dikkatli ve sabırlı bir çalışma ile ortaya çıkar. Her iki metotla doğru bilgiye ulaşmak için, yeterli gayreti göstermek gerekir (Bakara 2/129, 151; Al-i İmran 3/7; A'raf 7/52; Hud 11/1-2; Zümer 39/23; Fussilet 41/3, Müzzemmil 73/1-20).
    2. metne dön, dipnot 2
      "Aklıselim sahibi olanlar" anlamı verdiğimiz ifade "ulü'l-elbab"dır. Bkz. Bakara 2/179'un dipnotu.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 269. ayet

  10. Bakara suresi, 270. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 270. ayet. وَمَآ أَنفَقْتُم مِّن نَّفَقَةٍ أَوْ نَذَرْتُم مِّن نَّذْرٍ فَإِنَّ ٱللَّهَ يَعْلَمُهُۥ وَمَا لِلظَّٰلِمِينَ مِنْ أَنصَارٍ

    vemâ enfaḳtüm min nefeḳatin ev neẕertüm min neẕrin feinne-llâhe ya`lemüh. vemâ liżżâlimîne min enṣâr.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 270. ayet

  11. Bakara suresi, 271. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 271. ayet. إِن تُبْدُوا۟ ٱلصَّدَقَٰتِ فَنِعِمَّا هِىَ وَإِن تُخْفُوهَا وَتُؤْتُوهَا ٱلْفُقَرَآءَ فَهُوَ خَيْرٌ لَّكُمْ وَيُكَفِّرُ عَنكُم مِّن سَيِّـَٔاتِكُمْ وَٱللَّهُ بِمَا تَعْمَلُونَ خَبِيرٌ

    in tübdu-ṣṣadeḳâti feni`immâ hî. vein tuḫfûhâ vetü'tûhe-lfüḳarâe fehüve ḫayrul leküm. veyükeffiru `anküm min seyyiâtiküm. vellâhü bimâ ta`melûne ḫabîr.

    Süleymaniye Vakfı

    O sadakaları /zekatı dipnot 1 açıktan verirseniz ne güzel olur! Ama fakirlere verirken gizlerseniz dipnot 2 sizin için daha iyi olur. O, bir kısım kötülüklerinizi örter. Allah, yaptığınız her şeyin iç yüzünden haberdardır. dipnot 3

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Sadaka (صدقة)" kelimesi "doğru söylemek, sözünü yerine getirmek" anlamına gelen "sıdk (صدق)" kökünden türemiş bir isimdir (Kitabu'l-Ayn). Bu kelime hem nafile hem de farz olan yardımlar için kullanılır. Tevbe 9/60. ayette olduğu gibi bu ayette de belirli ve çoğul formunda gelen "O sadakalar (ٱلصَّدَقَٰتِ)" ifadesi, zekat anlamındadır. Farz olan zekata sadaka denilmesinin sebebi, kişinin sözünün doğruluğunu fiiliyle ispatlamasıdır (Müfredat). Kur'an'da zekatın devlet eliyle toplanıp dağıtılmasından bahseden ayetlerde de devlete olan sadakati bildiren sadaka kelimesi kullanılmıştır (Tevbe 9/60,103). Yine zekatın faizle karşılaştırılması (Bakara 2/276) ve borcun zekata sayılabilmesi (Bakara 2/280) ile ilgili ayetlerde de bu kökten gelen kelimeler kullanılmıştır.
    2. metne dön, dipnot 2
      Fakir "geliri açlık sınırının üstünde, temel ihtiyaçlarını karşılayabilen ancak fazla malı olmadığı için zengin sayılmayan kişi"dir. Bir kimsenin temel ihtiyaçlardan olan evi, eşyası ve borcuna denk parası bulunsa da fakir sayılır. Diğer bir deyişle kişinin temel ihtiyaçlarının giderilmesi onu fakir olmaktan çıkarıp zengin yapmaz. Harcama kalemleri içinde fakirlerin miskinlerden önce gelmesi onların miskinlerden daha zor durumda olduğuna değil, desteklendikleri takdirde kısa sürede zengin hale gelip zekat verebilecek pozisyona ulaşacaklarına işaret etmektedir. Kur'an'da geçen özelliklerine göre fakirler; ihtiyaç sahibi olma (Kasas 28/24) noktasında miskinlerden farklı olarak, gelir elde edecek iş yapma imkanı bulamadığı için temel ihtiyacını karşılamada zorlanan (Bakara 2/273, Haşr 59/8, Hac 22/8), ya da çalışsın çalışmasın ihtiyaçlarını karşılayabilse de fazla malı olmadığından ötürü (Bakara 2/268) zengin sayılmayan (Al-i İmran 3/181, Nisa 4/6,135, Nur 24/32, Fatır 35/15, Muhammed 47/38), sadece fey ve sadakalarda /zekatta hakkı bulunan (Tevbe 9/60, Haşr 59/7), istemekten çekindikleri ve zengin zannedildikleri için de kendilerine sadakanın gizlice verilmesi daha uygun olan kişilerdir (Bakara 2/271).
    3. metne dön, dipnot 3
      Sadakalar yani zekat sekiz sınıfa verildiğinden (Tevbe 9/60) ayetteki (وَتُؤْتُوهَا ٱلْفُقَرَآءَ) cümlesi, (وَتُؤْتُونهَا ٱلْفُقَرَآءَ) takdirinde birinci cümlenin hali olur. Yoksa sadakaların sadece fakirlere verilmesinin daha iyi olacağı gibi Kur'an'a ters bir anlam çıkar.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 271. ayet

  12. Bakara suresi, 272. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 272. ayet. لَّيْسَ عَلَيْكَ هُدَىٰهُمْ وَلَٰكِنَّ ٱللَّهَ يَهْدِى مَن يَشَآءُ وَمَا تُنفِقُوا۟ مِنْ خَيْرٍ فَلِأَنفُسِكُمْ وَمَا تُنفِقُونَ إِلَّا ٱبْتِغَآءَ وَجْهِ ٱللَّهِ وَمَا تُنفِقُوا۟ مِنْ خَيْرٍ يُوَفَّ إِلَيْكُمْ وَأَنتُمْ لَا تُظْلَمُونَ

    leyse `aleyke hüdâhüm velâkinne-llâhe yehdî mey yeşâ'. vemâ tünfiḳû min ḫayrin felienfüsiküm. vemâ tünfiḳûne ille-btigâe vechi-llâh. vemâ tünfiḳû min ḫayriy yüveffe ileyküm veentüm lâ tużlemûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Onları doğru yola getirmek senin görevin değildir dipnot 1 ama Allah, gereğini yapanı doğru yola getirir. Hayra yapacağınız her harcama kendi lehinizedir. Harcamayı, sırf Allah'ın beğenisini kazanmak amacıyla yapmalısınız. dipnot 2 Hayra yapacağınız her harcamanın karşılığı size tam olarak verilir ve haksızlık görmezsiniz. dipnot 3

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yardım ettiğimiz kişinin doğru yolda olup olmaması yani dini kimliği önemli değildir. Muhtaç olan herkese yardım etmek gerekir (Rum 30/38, Kasas 28/56).
    2. metne dön, dipnot 2
    3. metne dön, dipnot 3

    Ayet detayı — Bakara suresi, 272. ayet

  13. Bakara suresi, 273. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 273. ayet. لِلْفُقَرَآءِ ٱلَّذِينَ أُحْصِرُوا۟ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ لَا يَسْتَطِيعُونَ ضَرْبًا فِى ٱلْأَرْضِ يَحْسَبُهُمُ ٱلْجَاهِلُ أَغْنِيَآءَ مِنَ ٱلتَّعَفُّفِ تَعْرِفُهُم بِسِيمَٰهُمْ لَا يَسْـَٔلُونَ ٱلنَّاسَ إِلْحَافًا وَمَا تُنفِقُوا۟ مِنْ خَيْرٍ فَإِنَّ ٱللَّهَ بِهِۦ عَلِيمٌ

    lilfüḳarâi-lleẕîne uḥṣirû fî sebîli-llâhi lâ yesteṭî`ûne ḍarben fi-l'arḍ. yaḥsebühümü-lcâhilü agniyâe mine-tte`affüf. ta`rifühüm bisîmâhüm. lâ yes'elûne-nnâse ilḥâfâ. vemâ tünfiḳû min ḫayrin feinne-llâhe bihî `alîm.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 273. ayet

  14. Bakara suresi, 274. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 274. ayet. ٱلَّذِينَ يُنفِقُونَ أَمْوَٰلَهُم بِٱلَّيْلِ وَٱلنَّهَارِ سِرًّا وَعَلَانِيَةً فَلَهُمْ أَجْرُهُمْ عِندَ رَبِّهِمْ وَلَا خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلَا هُمْ يَحْزَنُونَ

    elleẕîne yünfiḳûne emvâlehüm billeyli vennehâri sirrav ve`alâniyeten felehüm ecruhüm `inde rabbihim. velâ ḫavfün `aleyhim velâ hüm yaḥzenûn.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 274. ayet

Faiz 275–281

  1. Bakara suresi, 275. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 275. ayet. ٱلَّذِينَ يَأْكُلُونَ ٱلرِّبَوٰا۟ لَا يَقُومُونَ إِلَّا كَمَا يَقُومُ ٱلَّذِى يَتَخَبَّطُهُ ٱلشَّيْطَٰنُ مِنَ ٱلْمَسِّ ذَٰلِكَ بِأَنَّهُمْ قَالُوٓا۟ إِنَّمَا ٱلْبَيْعُ مِثْلُ ٱلرِّبَوٰا۟ وَأَحَلَّ ٱللَّهُ ٱلْبَيْعَ وَحَرَّمَ ٱلرِّبَوٰا۟ فَمَن جَآءَهُۥ مَوْعِظَةٌ مِّن رَّبِّهِۦ فَٱنتَهَىٰ فَلَهُۥ مَا سَلَفَ وَأَمْرُهُۥٓ إِلَى ٱللَّهِ وَمَنْ عَادَ فَأُو۟لَٰٓئِكَ أَصْحَٰبُ ٱلنَّارِ هُمْ فِيهَا خَٰلِدُونَ

    elleẕîne ye'külûne-rribâ lâ yeḳûmûne illâ kemâ yeḳûmü-lleẕî yeteḫabbeṭuhü-şşeyṭânü mine-lmess. ẕâlike biennehüm ḳâlû inneme-lbey`u miŝlü-rribâ. veeḥalle-llâhü-lbey`a veḥarrame-rribâ. femen câehû mev`iżatüm mir rabbihî fentehâ felehû mâ selef. veemruhû ile-llâh. vemen `âde feülâike aṣḥâbü-nnâr. hüm fîhâ ḫâlidûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Faiz yiyenler, sadece şeytanın dürtüp aklını çeldiği kimselerin duruşu gibi bir duruş sergilerler. dipnot 1 Bu, onların: "Alım-satım, tıpkı faizli işlem dipnot 2 gibidir" demeleri sebebiyledir. Halbuki Allah alım-satımı helal, faizli işlemi haram kılmıştır. Kime Rabbinden bir öğüt gelir de (faizli işlemi) bırakırsa önceden aldıkları kendine aittir. dipnot 3 Onun işi Allah'a kalmıştır. Kim de tekrar (faizli işleme) dönerse onlar o ateşin ahalisidir, orada ölümsüz olarak kalacaklardır.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Şeytanın yaptığı, insanın yanlış işlerini güzel göstermektir (En'am 6/43, Enfal 8/48). Yanlışlardan sakınanlar, Şeytanın bir vesvesesini fark edince doğru bilgileri (ayetleri) hatırlar ve hemen gerçeği görürler (A'raf 7/201).
    2. metne dön, dipnot 2
      "Faizli işlem" anlamı verdiğimiz kelime er-riba (الربوا)'dır. Mastar olarak 'artma ve çoğalma'; isim olarak 'artan' yani 'faiz' veya 'artmaya sebep olan eylem' yani 'faizli işlem' anlamındadır. Ayette riba, kar ile değil, alım-satım ile karşılaştırıldığı için burada riba, 'faizli işlem' anlamındadır.
    3. metne dön, dipnot 3
      O ana kadar aldıkları kendine kalır ama tahsil etmediği faiz alacaklarını alamaz (Bakara 2/278).

    Ayet detayı — Bakara suresi, 275. ayet

  2. Bakara suresi, 276. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 276. ayet. يَمْحَقُ ٱللَّهُ ٱلرِّبَوٰا۟ وَيُرْبِى ٱلصَّدَقَٰتِ وَٱللَّهُ لَا يُحِبُّ كُلَّ كَفَّارٍ أَثِيمٍ

    yemḥaḳu-llâhü-rribâ veyürbi-ṣṣadeḳâti. vellâhü lâ yüḥibbü külle keffârin eŝîm.

    Süleymaniye Vakfı

    Allah, faizli işleri daraltır, dipnot 1 sadakaları /zekatları ise artırır (büyüme ve gelişme aracı yapar). dipnot 2 Allah, gerçekleri görmezlikte direnip duran hiçbir günahkarı sevmez.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Daraltır" anlamı verilen kelimenin kökü olan mahk (مَحْق), bir şeyin hayrının, bereketinin gitmesi ve azalması anlamındadır. Gökteki hilalin, kameri ayın sonunda kaybolup görünmez hale gelmesine de mehak (محاق) denir (el- Ayn). Çünkü dolunay, günden güne küçülür ve tamamen kaybolur. Faizli işler, başlangıçta dolunay gibi cazip gözükür ama gün geçtikçe daralma olur ve sonunda büyük bir sıkıntı ortaya çıkar.
    2. metne dön, dipnot 2
      Faiz ekonomiyi daraltır ama zekat geliştirir (Rum 30/39). Sadaka ile ilgili olarak şu ayetlere de bakılabilir: Bakara 2/261-274, Hadid 57/18.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 276. ayet

  3. Bakara suresi, 277. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 277. ayet. إِنَّ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ وَأَقَامُوا۟ ٱلصَّلَوٰةَ وَءَاتَوُا۟ ٱلزَّكَوٰةَ لَهُمْ أَجْرُهُمْ عِندَ رَبِّهِمْ وَلَا خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلَا هُمْ يَحْزَنُونَ

    inne-lleẕîne âmenû ve`amilu-ṣṣâliḥâti veeḳâmu-ṣṣalâte veâtevu-zzekâte lehüm ecruhüm `inde rabbihim. velâ ḫavfün `aleyhim velâ hüm yaḥzenûn.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 277. ayet

  4. Bakara suresi, 278. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 278. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ ٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَذَرُوا۟ مَا بَقِىَ مِنَ ٱلرِّبَوٰٓا۟ إِن كُنتُم مُّؤْمِنِينَ

    yâ eyyühe-lleẕîne âmenü-tteḳu-llâhe veẕerû mâ beḳiye mine-rribâ in küntüm mü'minîn.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 278. ayet

  5. Bakara suresi, 279. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 279. ayet. فَإِن لَّمْ تَفْعَلُوا۟ فَأْذَنُوا۟ بِحَرْبٍ مِّنَ ٱللَّهِ وَرَسُولِهِۦ وَإِن تُبْتُمْ فَلَكُمْ رُءُوسُ أَمْوَٰلِكُمْ لَا تَظْلِمُونَ وَلَا تُظْلَمُونَ

    feil lem tef`alû fe'ẕenû biḥarbim mine-llâhi verasûlih. vein tübtüm feleküm ruûsü emvâliküm. lâ tażlimûne velâ tużlemûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Eğer bunu yapmazsanız Allah ve resulü tarafından açılmış bir savaşın içinde olduğunuzu bilin. dipnot 1 Tövbe ederseniz /dönüş yaparsanız ana mallarınız sizindir; dipnot 2 ne haksızlık eder ne de haksızlığa uğrarsınız.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Faizli borç vermekten vazgeçmeyenler, Allah ve resulüne karşı savaşmalarının ve ekonomiyi çökerterek (Bakara 2/276) fesat çıkarmalarının cezası olarak sürgün cezasına çarptırılabilirler (Maide 5/33).
    2. metne dön, dipnot 2
      Ana malın yani borç olarak verilen şeyin üstündeki her fazlalık faizdir; ancak kağıt para ve dijital para sisteminde paranın gerçek değeri olmadığı için satın alma gücü esas alınır. Ayetin devamındaki "haksızlık etmemek" ve "haksızlığa uğramamak" ifadelerine bakıldığında, satın alma gücündeki değişikliğin dikkate alınması, yani borcu öderken enflasyon farkına dikkat edilmesi gereği ortaya çıkar.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 279. ayet

  6. Bakara suresi, 280. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 280. ayet. وَإِن كَانَ ذُو عُسْرَةٍ فَنَظِرَةٌ إِلَىٰ مَيْسَرَةٍ وَأَن تَصَدَّقُوا۟ خَيْرٌ لَّكُمْ إِن كُنتُمْ تَعْلَمُونَ

    vein kâne ẕû `usratin feneżiratün ilâ meyserah. veen teṣaddeḳû ḫayrul leküm in küntüm ta`lemûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Borçlu darlık içindeyse rahata çıkıncaya kadar beklemek gerekir. Alacağınızı sadakaya /zekata dipnot 1 saymanız, sizin için daha hayırlıdır. Bunu bir bilseydiniz!

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Borçlular, sadaka yani zekat verilen sekiz sınıfın içinde olduğu için (Tevbe 9/60) bu ayet, zor durumda olan borçlunun borcunun sadakaya yani zekata sayılabileceğini gösterir.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 280. ayet

  7. Bakara suresi, 281. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 281. ayet. وَٱتَّقُوا۟ يَوْمًا تُرْجَعُونَ فِيهِ إِلَى ٱللَّهِ ثُمَّ تُوَفَّىٰ كُلُّ نَفْسٍ مَّا كَسَبَتْ وَهُمْ لَا يُظْلَمُونَ

    vetteḳû yevmen türce`ûne fîhi ile-llâhi ŝümme tüveffâ küllü nefsim mâ kesebet vehüm lâ yużlemûn.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 281. ayet

Borcun yazılması 282–283

  1. Bakara suresi, 282. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 282. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ إِذَا تَدَايَنتُم بِدَيْنٍ إِلَىٰٓ أَجَلٍ مُّسَمًّى فَٱكْتُبُوهُ وَلْيَكْتُب بَّيْنَكُمْ كَاتِبٌۢ بِٱلْعَدْلِ وَلَا يَأْبَ كَاتِبٌ أَن يَكْتُبَ كَمَا عَلَّمَهُ ٱللَّهُ فَلْيَكْتُبْ وَلْيُمْلِلِ ٱلَّذِى عَلَيْهِ ٱلْحَقُّ وَلْيَتَّقِ ٱللَّهَ رَبَّهُۥ وَلَا يَبْخَسْ مِنْهُ شَيْـًٔا فَإِن كَانَ ٱلَّذِى عَلَيْهِ ٱلْحَقُّ سَفِيهًا أَوْ ضَعِيفًا أَوْ لَا يَسْتَطِيعُ أَن يُمِلَّ هُوَ فَلْيُمْلِلْ وَلِيُّهُۥ بِٱلْعَدْلِ وَٱسْتَشْهِدُوا۟ شَهِيدَيْنِ مِن رِّجَالِكُمْ فَإِن لَّمْ يَكُونَا رَجُلَيْنِ فَرَجُلٌ وَٱمْرَأَتَانِ مِمَّن تَرْضَوْنَ مِنَ ٱلشُّهَدَآءِ أَن تَضِلَّ إِحْدَىٰهُمَا فَتُذَكِّرَ إِحْدَىٰهُمَا ٱلْأُخْرَىٰ وَلَا يَأْبَ ٱلشُّهَدَآءُ إِذَا مَا دُعُوا۟ وَلَا تَسْـَٔمُوٓا۟ أَن تَكْتُبُوهُ صَغِيرًا أَوْ كَبِيرًا إِلَىٰٓ أَجَلِهِۦ ذَٰلِكُمْ أَقْسَطُ عِندَ ٱللَّهِ وَأَقْوَمُ لِلشَّهَٰدَةِ وَأَدْنَىٰٓ أَلَّا تَرْتَابُوٓا۟ إِلَّآ أَن تَكُونَ تِجَٰرَةً حَاضِرَةً تُدِيرُونَهَا بَيْنَكُمْ فَلَيْسَ عَلَيْكُمْ جُنَاحٌ أَلَّا تَكْتُبُوهَا وَأَشْهِدُوٓا۟ إِذَا تَبَايَعْتُمْ وَلَا يُضَآرَّ كَاتِبٌ وَلَا شَهِيدٌ وَإِن تَفْعَلُوا۟ فَإِنَّهُۥ فُسُوقٌۢ بِكُمْ وَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَيُعَلِّمُكُمُ ٱللَّهُ وَٱللَّهُ بِكُلِّ شَىْءٍ عَلِيمٌ

    yâ eyyühe-lleẕîne âmenû iẕâ tedâyentüm bideynin ilâ ecelim müsemmen fektübûh. velyektüb beyneküm kâtibüm bil`adl. velâ ye'be kâtibün ey yektübe kemâ `allemehü-llâhü felyektüb. velyümlili-lleẕî `aleyhi-lḥaḳḳu velyetteḳi-llâhe rabbehû velâ yebḫas minhü şey'â. fein kâne-lleẕî `aleyhi-lḥaḳḳu sefîhen ev ḍa`îfen ev lâ yesteṭî`u ey yümille hüve felyümlil veliyyühû bil`adl. vesteşhidû şehîdeyni mir ricâliküm. feil lem yekûnâ racüleyni feracülüv vemraetâni mimmen terḍavne mine-şşühedâi en teḍille iḥdâhümâ fetüẕekkira iḥdâhüme-l'uḫrâ. velâ ye'be-şşühedâü iẕâ mâ dü`û. velâ tes'emû en tektübûhü ṣagîran ev kebîran ilâ ecelih. ẕâliküm aḳseṭu `inde-llâhi veaḳvemü lişşehâdeti veednâ ellâ tertâbû illâ en tekûne ticâraten ḥâḍiraten tüdîrûnehâ beyneküm feleyse `aleyküm cünâḥun ellâ tektübûhâ. veeşhidû iẕâ tebâya`tüm. velâ yüḍârra kâtibüv velâ şehîd. vein tef`alû feinnehû füsûḳum biküm. vetteḳu-llâh. veyü`allimükümü-llâh. vellâhü bikülli şey'in `alîm.

    Süleymaniye Vakfı

    Ey inanıp güvenenler! Birbirinize belli bir vadeye kadar borçlandığınızda borcu yazın. Bir yazıcı onu, aranızda adaletle yazsın. Yazıcı, Allah'ın (bu ayette) öğrettiği gibi yazmaktan kaçınmasın, yazsın. Onu, borçlu olan taraf yazdırsın. dipnot 1 Rabbi olan Allah'a karşı yanlış yapmaktan sakınsın da borçtan bir şeyi eksiltmesin. Borçlu; sefih, dipnot 2 güçsüz dipnot 3 veya yazdıracak durumda değilse onun velisi borcu adaletle yazdırsın. Erkeklerinizden iki kişiyi de şahit tutun. İki erkek yoksa şahitliğini kabul edeceğiniz kişilerden dipnot 4 bir erkek ile iki kadın da olur. Kadınlardan biri yanılırsa diğeri ona hatırlatır. Şahitler çağrıldıklarında (şahitlik yapmaktan) kaçınmasınlar. Borç, ister büyük ister küçük olsun onu vadesi ile birlikte yazmaya üşenmeyin. Allah katında böylesi daha düzgün, şahitlik için daha sağlam, dipnot 5 şüpheye düşmemeniz için daha uygundur. dipnot 6 Ama aranızda yaptığınız ticaret peşin olursa onu yazmamanızın size bir günahı olmaz. Alım satım yaptığınızda şahit tutun. dipnot 7 Yazıcı da şahit de bir zarara uğratılmasın. Onlara zarar vermeniz, yoldan çıkmanız olur. Allah'a karşı yanlış yapmaktan sakının. Bunları size Allah öğretiyor. Allah her şeyi bilir.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Borcu borçlunun yazdırması itiraf, alacaklının yazdırması iddia olur. İtiraf şahitler huzurunda yapılırsa, borcun başka şekilde ispat edilmesine ihtiyaç kalmaz.
    2. metne dön, dipnot 2
      Sefih, malının değerini bilmeyip, gereksiz harcama yapan kişidir.
    3. metne dön, dipnot 3
      Bununla kastedilen güçsüzler, çocuklar veya çok yaşlı kimselerdir.
    4. metne dön, dipnot 4
      Bunlar güvenilir kişiler olmalıdır (Maide 5/106 -108, Talak 65/2).
    5. metne dön, dipnot 5
      Bu ayet, kadının şahitliğinin erkeğinkine denk olmadığına delil getirilir ama ayette geçen "böylesi şahitlik için daha sağlamdır" ifadesi, bir erkek ile bir kadının veya iki kadının şahitliğinin de "sağlam" olduğunu gösterir. Nitekim ölmek üzere olan bir kişinin borçlarının ödenmesi için yaptığı vasiyete şahit tutması ile ilgili ayetlerde (Maide 5/106-108), kadın erkek ayrımı olmaksızın güvenilir iki Müslüman şahit öngörülür. Ölmek üzere olan kişi, borcunun ödenmesi ile ilgili vasiyetini yolculukta yaparsa Müslüman olmayan iki kişi de şahit olabilir. Şahitlerin, yanlış ifade verip günaha girdikleri fark edilirse ölenin hak sahibi iki yakını, onların şahitliğini hükümsüz kılacak şekilde şahitlikte bulunur. Ölenin yakınları kadın da olabilir. Bu konuda delil alınacak cümle şudur: "Böylesi, şahitliği gereği gibi yapmalarının en alt seviyesidir" (Maide 5/108). Bu cümleyi, bu ayetteki "Böylesi, şahitlik için daha sağlamıdır" cümlesi ile karşılaştırınca, şahitlerin iki erkek veya bir erkek ile iki kadın ya da müslüman olmalarının şart değil tavsiye olduğu ortaya çıkar. Zinaya ve boşanmaya şahitlik konularında ise şahitlerin cinsiyeti hususunda hiçbir ayrım yapılmamıştır (Nisa 4/15; Nur 24/4, 6-8, 13; Talak 65/2).
    6. metne dön, dipnot 6
      "Daha doğru" ile başlayan ifadeler ve bir sonraki ayet, borcu yazmanın farz olmadığını, bunun tavsiye niteliğinde olduğunu gösterir.
    7. metne dön, dipnot 7
      Şahitlik ya bir şeyi görüp duyarak ya da bilgi ve tecrübeyle tespit ederek yapılır. Şahit tutma ifadesinin kapsamına yazıyla kayıt altına alma da girer. Bugün yapılan alışverişlerde düzenlenen fatura satıcının, senet ise alıcının itirafı sayılır. Bu sebeple bir ihtilaf durumunda fatura alıcı lehine, senet ise satıcı lehine şahitlik eder. Eğer belge noterde veya tapuda düzenleniyorsa şahit şartı zaten yerine gelmektedir. Bu ayet baştan sona dikkatli bir şekilde okunursa yazıyla kayıt altına almaya öncelik verildiği görülecektir. Bundan sonraki ayet ise yolculuk halinde yazıcı bulamazsanız diye başlamaktadır. Demek ki ilk yapılması gereken borç ya da alışverişin kayda geçirilmesidir. Ayrıca şahitlik, sadece gözle görmek değil onu kesin bir şekilde bilmektir. Yusuf aleyhisselamın gömleğinin kim tarafından yırtıldığı meselesinde bir kişi olayı görmediği halde suç biliminde uzman olması sebebiyle şahit olarak adlandırılmıştır (Yusuf 12/26-27). Ehlikitap /kitaplarının içeriğini bilenler de Kur'an'ı Tevrat ile karşılaştırınca onun Allah'ın ayetlerinden ibaret olduğuna şahit olurlar (Al-i İmran 3/70). Kur'an'ın ayetlerini doğru anlayan herkes, onun Allah'ın kitabı olduğuna, onu getirenin de Allah'ın elçisi olduğuna şahitlik eder (Bakara 2/23-24, Al-i İmran 3/86-89). Dolayısıyla kesin bilgiye ulaşmayı sağlayan her türlü kanıt, şahitlik kapsamına girmektedir.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 282. ayet

  2. Bakara suresi, 283. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 283. ayet. وَإِن كُنتُمْ عَلَىٰ سَفَرٍ وَلَمْ تَجِدُوا۟ كَاتِبًا فَرِهَٰنٌ مَّقْبُوضَةٌ فَإِنْ أَمِنَ بَعْضُكُم بَعْضًا فَلْيُؤَدِّ ٱلَّذِى ٱؤْتُمِنَ أَمَٰنَتَهُۥ وَلْيَتَّقِ ٱللَّهَ رَبَّهُۥ وَلَا تَكْتُمُوا۟ ٱلشَّهَٰدَةَ وَمَن يَكْتُمْهَا فَإِنَّهُۥٓ ءَاثِمٌ قَلْبُهُۥ وَٱللَّهُ بِمَا تَعْمَلُونَ عَلِيمٌ

    vein küntüm `alâ seferiv velem tecidû kâtiben ferihânüm maḳbûḍah. fein emine ba`ḍuküm ba`ḍan felyüeddi-lleẕi-'tümine emânetehû velyetteḳi-llâhe rabbeh. velâ tektümü-şşehâdet. vemey yektümhâ feinnehû âŝimün ḳalbüh. vellâhü bimâ ta`melûne `alîm.

    Süleymaniye Vakfı

    Yolculukta olur da yazacak birini bulamazsanız dipnot 1 alınan rehinler yeterlidir. Biriniz diğerine güvenir (rehin almaz) ise kendine güvenilen kişi Rabbi olan Allah'a karşı yanlış yapmaktan sakınsın da borcunu ödesin. dipnot 2 (Böyle bir duruma şahit olursanız) şahitliği gizlemeyin. Kim gizlerse kalbi günah içinde olur. Allah ne yaptığınızı bilir.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
    2. metne dön, dipnot 2
      Bu ayete göre birbirine güvenenler, borçları yazmayabilir, rehin almayabilir ve şahit de tutmayabilirler.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 283. ayet

Kapanış: peygamberin ve mü'minlerin imanı, son dua 284–286

  1. Bakara suresi, 284. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 284. ayet. لِّلَّهِ مَا فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِى ٱلْأَرْضِ وَإِن تُبْدُوا۟ مَا فِىٓ أَنفُسِكُمْ أَوْ تُخْفُوهُ يُحَاسِبْكُم بِهِ ٱللَّهُ فَيَغْفِرُ لِمَن يَشَآءُ وَيُعَذِّبُ مَن يَشَآءُ وَٱللَّهُ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ

    lillâhi mâ fi-ssemâvâti vemâ fi-l'arḍ. vein tübdû mâ fî enfüsiküm ev tuḫfûhü yüḥâsibküm bihi-llâh. feyagfiru limey yeşâü veyü`aẕẕibü mey yeşâ'. vellâhü `alâ külli şey'in ḳadîr.

    Süleymaniye Vakfı

    Göklerde ne var, yerde ne varsa hepsi Allah'ındır. dipnot 1 İçinizde olanı açığa vursanız da gizleseniz de Allah sizi ondan hesaba çeker. dipnot 2 Bağışlanmayı hak edeni bağışlar, azabı hak edene azap eder. Allah her şeye ölçü koyar.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
    2. metne dön, dipnot 2
      İnsanlar içlerinden geçen vesvese, hayal, anlık duygular gibi şeylerden değil içlerine yerleştirdikleri iman, küfür gibi şeylerden sorumludur (Al-i İmran 3/29, Nur 24/64, Ahzab 33/54).

    Ayet detayı — Bakara suresi, 284. ayet

  2. Bakara suresi, 285. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 285. ayet. ءَامَنَ ٱلرَّسُولُ بِمَآ أُنزِلَ إِلَيْهِ مِن رَّبِّهِۦ وَٱلْمُؤْمِنُونَ كُلٌّ ءَامَنَ بِٱللَّهِ وَمَلَٰٓئِكَتِهِۦ وَكُتُبِهِۦ وَرُسُلِهِۦ لَا نُفَرِّقُ بَيْنَ أَحَدٍ مِّن رُّسُلِهِۦ وَقَالُوا۟ سَمِعْنَا وَأَطَعْنَا غُفْرَانَكَ رَبَّنَا وَإِلَيْكَ ٱلْمَصِيرُ

    âmene-rrasûlü bimâ ünzile ileyhi mir rabbihî velmü'minûn. küllün âmene billâhi vemelâiketihî vekütübihî verusülih. lâ nüferriḳu beyne eḥadim mir rusülih. veḳâlû semi`nâ veeṭa`nâ gufrâneke rabbenâ veileyke-lmeṣîr.

    Süleymaniye Vakfı

    Bu elçi, Rabbinden kendisine indirilen her şeye inanıp güvenir, müminler de öyle! Her biri Allah'a, meleklerine, kitaplarına ve elçilerine inanıp güvenir. "O'nun elçileri arasında ayırım yapmayız." dipnot 1 derler. Şunu da derler: "Dinledik ve gönülden boyun eğdik! dipnot 2 Bağışla bizi ey Rabbimiz! Dönüp varılacak yer, senin huzurundur."

    Ayet detayı — Bakara suresi, 285. ayet

  3. Bakara suresi, 286. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 286. ayet. لَا يُكَلِّفُ ٱللَّهُ نَفْسًا إِلَّا وُسْعَهَا لَهَا مَا كَسَبَتْ وَعَلَيْهَا مَا ٱكْتَسَبَتْ رَبَّنَا لَا تُؤَاخِذْنَآ إِن نَّسِينَآ أَوْ أَخْطَأْنَا رَبَّنَا وَلَا تَحْمِلْ عَلَيْنَآ إِصْرًا كَمَا حَمَلْتَهُۥ عَلَى ٱلَّذِينَ مِن قَبْلِنَا رَبَّنَا وَلَا تُحَمِّلْنَا مَا لَا طَاقَةَ لَنَا بِهِۦ وَٱعْفُ عَنَّا وَٱغْفِرْ لَنَا وَٱرْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلَىٰنَا فَٱنصُرْنَا عَلَى ٱلْقَوْمِ ٱلْكَٰفِرِينَ

    lâ yükellifü-llâhü nefsen illâ vus`ahâ. lehâ mâ kesebet ve`aleyhâ me-ktesebet. rabbenâ lâ tüâḫiẕnâ in nesînâ ev aḫṭa'nâ. rabbenâ velâ taḥmil `aleynâ iṣran kemâ ḥameltehû `ale-lleẕîne min ḳablinâ. rabbenâ velâ tüḥammilnâ mâ lâ ṭâḳate lenâ bih. va`fü `annâ. vagfir lenâ. verḥamnâ. ente mevlânâ fenṣurnâ `ale-lḳavmi-lkâfirîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Allah hiç kimseye gücünün üstünde bir sorumluluk yüklemez. dipnot 1 Kişinin kimi kazancı lehine, kimi kazancı da aleyhinedir. dipnot 2 (Siz şöyle deyin:) "Rabbimiz! Eğer unutur veya hata edersek bizi sorumlu tutma! Rabbimiz! Bizden öncekilere yüklediğin ısrı /ağır yükü dipnot 3 bize yükleme! Rabbimiz! Güç yetiremeyeceğimiz yükü de bize yükleme! Bizi affet! Bizi bağışla! dipnot 4 Bize ikramda bulun! Sen bizim mevlamız /en yakınımızsın. dipnot 5 Kafirler toplumuna karşı bize yardım et!"

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
    2. metne dön, dipnot 2
    3. metne dön, dipnot 3
      Üstlenilen ağır bir görev anlamındaki 'ısr' (Lisan'ul-arab), gelecek yeni resule /kitaba inanma görevidir. (Al-i İmran 3/81) Kur'an'ın inmesi ile birlikte ısr yükü kalkmıştır (A'raf 7/157). O yükün artık bulunmadığı, buradaki dua cümlesi ile müminlerin zihinlerinde canlı tutulmaktadır.
    4. metne dön, dipnot 4
      Kur'an-ı Kerim'de suçların bağışlanması anlamında afv (عفو), safh (صفح) ve mağfiret (مغفرة) olmak üzere üç ayrı kelime kullanılır. Bunlardan afv (عفو) kelimesinin sözlükteki temel iki anlamından biri, bir şeyi terk etmektir (Mekayisü'l-lüğa). Bu anlamdan ve ilgili ayetlerden hareketle "afv", yapılan kötü işleri görmezlikten gelmektir. Sözlükte bir kişinin günahından yüz çevirme anlamına gelen safh da (Sıhah) yeni bir sayfa açmak anlamındadır. Mağfiretin sözlükteki anlamı ise örtmektir (Sıhah, Mekayisü'l-lüğa). Dolayısıyla ilgili ayetlerde geçen suç ve günahları mağfiret etmek, onları örtüp bağışlamak anlamındadır.
    5. metne dön, dipnot 5
      Bkz. Bakara 2/107. ayetin dipnotu.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 286. ayet