Diyanet İşleri
Zekeriya mabedde namaz kılarken melekler ona, "Allah sana, kendisinden gelen bir kelimeyi (İsa'yı) doğrulayıcı, efendi, nefsine hakim ve salihlerden bir peygamber olarak Yahya'yı müjdeler" diye seslendiler.
Âl-i İmrân suresi
Âl-i İmrân suresi, 39. ayet. فَنَادَتْهُ ٱلْمَلَٰٓئِكَةُ وَهُوَ قَآئِمٌ يُصَلِّى فِى ٱلْمِحْرَابِ أَنَّ ٱللَّهَ يُبَشِّرُكَ بِيَحْيَىٰ مُصَدِّقًۢا بِكَلِمَةٍ مِّنَ ٱللَّهِ وَسَيِّدًا وَحَصُورًا وَنَبِيًّا مِّنَ ٱلصَّٰلِحِينَ
fenâdethü-lmelâiketü vehüve ḳâimüy yüṣallî fi-lmiḥrâbi enne-llâhe yübeşşiruke biyaḥyâ müṣaddiḳam bikelimetim mine-llâhi veseyyidev veḥaṣûrav venebiyyem mine-ṣṣâliḥîn.
Zekeriya mabedde namaz kılarken melekler ona, "Allah sana, kendisinden gelen bir kelimeyi (İsa'yı) doğrulayıcı, efendi, nefsine hakim ve salihlerden bir peygamber olarak Yahya'yı müjdeler" diye seslendiler.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu İmrân ailesi, Meryem'in doğumu, Zekeriyyâ ve Yahyâ Âl-i İmrân 33–41 3
Onu doğurunca, "Rabbim!" dedi, "Onu kız doğurdum." -Oysa Allah, onun ne doğurduğunu daha iyi bilir- "Erkek, kız gibi değildir. Ona Meryem adını verdim. Onu ve soyunu kovulmuş şeytandan senin korumana bırakıyorum."
Bunun üzerine Rabbi onu güzel bir şekilde kabul buyurdu ve onu güzel bir şekilde yetiştirdi. Zekeriya'yı da onun bakımıyla görevlendirdi. Zekeriya, onun bulunduğu bölmeye her girişinde yanında bir yiyecek bulurdu. "Meryem! Bu sana nereden geldi?" derdi. O da "Bu, Allah katından" diye cevap verirdi. Zira Allah, dilediğine hesapsız rızık verir.
Orada Zekeriya Rabbine dua etti: "Rabbim! Bana katından temiz bir nesil bahşet. Şüphesiz sen duayı hakkıyla işitensin" dedi.
Zekeriya mabedde namaz kılarken melekler ona, "Allah sana, kendisinden gelen bir kelimeyi (İsa'yı) doğrulayıcı, efendi, nefsine hakim ve salihlerden bir peygamber olarak Yahya'yı müjdeler" diye seslendiler.
Zekeriya, "Ey Rabbim! Bana ihtiyarlık gelip çatmış iken ve karım da kısır iken benim nasıl çocuğum olabilir?" dedi. Allah, "Öyledir, ama Allah dilediğini yapar" dedi.
Zekeriya, "Rabbim! (çocuğum olacağına dair) bana bir alamet ver" dedi. Allah da şöyle dedi: "Senin için alamet, insanlarla üç gün konuşamaman, ancak işaretleşebilmendir. Ayrıca Rabbini çok an, sabah akşam tesbih et."
Hani melekler, "Ey Meryem! Allah, seni seçti. Seni tertemiz yaptı ve seni dünya kadınlarına üstün kıldı."
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 33–55. ayetler için yazılmıştır.
33-34. Yüce Allah’ın kulları arasından seçtiği kimseler vardır. O üstün faziletlerle, yüce sıfatlarla, faydalı bilgilerle, salih amellerle ve çeşitli özelliklerle onlara ihsan ve lütufta bulunur, onları beğenip seçer. Yüce Allah bu buyruklarda bu büyük aileleri, bunların arasındaki kemal sıfatlarını elde etmiş üstün ve kâmil erkeklerin bazılarını söz konusu etmektedir. Faziletin ve hayrın bu üstün şahsiyetlerin zürriyetlerinde müteselsilen devam ettiğini, onların erkek ve kadınlarını da kapsamına aldığını ortaya koymaktadır. İşte bu Yüce Allah’ın en üstün lütuflarından, cömertlik ve kereminin en değerlilerinden birisidir. “Allah hakkıyla işitendir, bilendir.” Kimin fazilete ve üstün kılınmaya layık olduğunu çok iyi bilir. O hikmetinin gerektirdiği yerde de lütfunu ve faziletini ihsan eder.
35. Yüce Allah zikri geçen ailelerin büyüklüğünü vurguladıktan sonra Meryem ile oğlu İsa’nın kıssasını ve onların bu faziletli aileler arasında nasıl bir silsileden geldiklerini, başından sonuna kadar hangi durumlardan geçtiklerini söz konusu etmektedir. İmran’ın hanımının, Rabbine niyaz ederek, O’nun Beytini tazim ve O’na itaate devamı ihtiva eden ve Allah’ın sevdiği, O’na yakınlaştırıcı bir ibadet ile O’na yakınlaşmak niyetiyle şöyle dediğini zikretmektedir: “Rabbim ben karnımdakini her kayıttan azade olarak sana adadım.” Yani ben karnımdakini ibadet edenlerle dolup taşan ibadet evinin bir hizmetkârı olarak adadım. “Benden kabul buyur.” Bu amelimi kabul et. Yani bu amelimin temelini iman ve ihlâs kıl, hayır ve sevaplar ile onu sonuçlandır.
36. “Fakat onu doğurunca: “Rabbim ben kız doğurdum…” İmran’ın hanımının bu sözlerinde sanki bir çeşit niyaz ve bir çeşit burukluk vardır. Çünkü o adağını karnındaki yavrunun erkek olacağını düşüncesiyle yapmıştı. Erkek ise güç ve kuvvet sahibi kimselerin ortaya koydukları gibi bu işleri yaparken güçlü bir şekilde gerçekleştirir, hizmetini ve bu hizmeti gerçekleştirmek için gerekli işleri güçlü ve yetkin bir şekilde yapar. Kız ise böyle değildir.
37. Yüce Allah onun kalbinin burukluğunu gidererek adağını kabul etti ve bu kız, birçok erkekten daha doğrusu erkeklerin birçoğundan daha mükemmel ve daha eksiksiz hizmetler ifa etti. Onun varlığı ile Allah, erkekler ile elde edilenden çok daha büyük maksatları gerçekleştirdi. Bundan dolayıdır ki Yüce Allah burada: “Rabbi onu güzel bir kabul ile kabul etti. Güzel bir şekilde yetiştirdi” buyurmaktadır. Yani din, ahlâk, edep yönünden hayret edilecek bir terbiyeden geçti. Bu terbiye ile bütün halleri kemal derecesine ulaştı, bu sayede salih sözlere ve fiillere sahip oldu, gelişip kemale erdi. Allah Zekeriyya aleyhisselam’ı onun bakımıyla görevlendirdi. Bir kimsenin terbiyesini, kamil ve ıslah edici kimselerden birisinin üzerine alması Yüce Allah’ın o kuluna ihsan ettiği lütuflardan biridir.
Diğer taraftan Yüce Allah, hem Meryem’e hem de Zekeriyya’ya ikramda bulunmuştur. Çünkü Meryem’e hiçbir şekilde yorulmadan, çabalamadan rızık ihsan etmişti. Bu, Yüce Allah’ın Meryem’i kendisi ile taltif ettiği bir keramettir. Zira: “Zekeriyya her ne zaman onun yanına, mihraba girse” ibadet mahalline bu ifade, Meryem’in çokça namaz kıldığına ve ibadet mahallinden ayrılmadığına işaret etmektedir. “yanında” afiyetle yiyeceği hazırlanmış “bir rızık buluyordu. “Ey Meryem! Bu sana nereden geliyor?” dedi. O da: “O, Allah katındandır.” dedi. Şüphesiz Allah dilediğine hesapsız rızık verir.”
38. Zekeriyya bu durumu, yani Allah’ın Meryem’e olan büyük iyilik ve lütfunu görünce Yüce Allah’tan çocuk sahibi olmaktan ümidini kestiği bir zamanda çocuk sahibi olmayı dilemeyi hatırına getirdi ve şöyle dua etti: “Rabbim, bana katından tertemiz bir soy bağışla!…”
39. “katından bir kelimeyi tasdik edici” Allah katından olan kelime İsa b. Meryem’dir. Zekeriyya’nın bu şerefli peygamberle müjdelenmesi aynı zamanda Meryem oğlu İsa ile müjdelenmeyi, onu tasdik etmeyi, onun risaletine dair tanıklıkta bulunmayı da ihtiva etmektedir. Allah’tan gelen bu kelime, şerefli bir kelimedir. Allah bunu özel olarak Meryem oğlu İsa’ya tahsis etmiştir. Yoksa o da esas itibari ile bütün yaratıkları kendisi ile var etmiş olduğu kelimelerinden bir kelimedir. Nitekim Yüce Allah, İsa’nın bu özelliğine şöylece dikkat çekmektedir: “Muhakkak ki İsa’nın misali Allah nezdinde Âdem’in misali gibidir. Onu topraktan yarattı, sonra ona “Ol” dedi, o da oluverdi. (Aynı şekilde İsa’ya da “Ol” dedi, o da oluverdi)” (Al-i İmran, 3/59)
“efendi, nefsini sakındıran” yani doğacağı müjdelenen kişi olan Yahya, peygamberlerin en faziletlilerinden ve en şereflilerinden olan efendi birisidir. (“Nefsini sakındıran” anlamı verilen) “حصور”, bir görüşe göre çocuğu olmayan ve kadınlara karşı arzusu bulunmayan kimse demektir. Bir diğer açıklamaya göre ise günahlardan ve zarar verici arzulardan korunup muhafaza edilmiş kimse demektir ki iki anlamdan en uygun olanı da budur. “salihlerden bir peygamber” yani salih olmada üstün bir zirveye ulaşmış kimselerden.
40. “Rabbim, gerçekten ben kocamış iken ve eşim de kısır olduğu halde benim nasıl bir oğlum olur?” Bu ikisi çocuk sahibi olmaya engeldir. Peki, ey Rabbim durumum çocuk sahibi olmaya elverişli değilken hangi yolla benim oğlum olacak?
“Öyle, Allah dilediğini yapar.” Yüce Allah’ın hikmeti, her bir işin bilinen sebeplerine bağlı olarak cereyan etmesini gerektirmesine rağmen bazen bu sebeplerin dışına çıkmayı gerektirdiği de olur. Çünkü O dilediğini yapandır. Sebepler kudretine boyun eğmiştir, O’nun meşiet ve iradesinin etkisi altındadır. Ne kadar güçlü olursa olsun hiçbir sebep, O’nun kudretine karşı koyamaz.
41. “Rabbim, bana bir alâmet ver” ki onunla sevineyim ve müjdeye kavuşayım. Ey Rabbim, ben bana bildirdiğin habere kesinlikle inanıyorum; ama rahmetin öncü haberleri ve lütfun mukaddimeleri ile ruh sevinir, kalp de mutmain olur.
“Senin alâmetin insanlarla üç gün süre ile işaret dışında konuşamamandır.” Bu süre içerisinde sen de “Rabbini çokça an ve sabah akşam tesbih et.” Günün başında da sonunda da O’nu tesbih et. Bu süre zarfında konuşamaması, böyle bir durumda kocamış yaşlı bir erkek ile kısır bir kadından doğacak çocuğa uygun bir alâmet idi. Diğer taraftan dili ile Yüce Allah’ı anıp O’nu tesbih etmekle birlikte insanlarla konuşamaması diğer bir alâmet idi. İşte o zaman sevindi, Yüce Allah’a şükretti, sabah ve akşam vakitlerinde çokça Allah’ı anıp tesbih etti.
Bu çocuğun (Yahya) dünyaya gelişi de İmran kızı Meryem’in, Zekeriyya’ya ulaşmasına vesile olduğu bereketlerden biri idi. Çünkü Yüce Allah’ın Meryem’e lütfettiği o hesapsızca verilen güzel rızık, Zekeriyya’yı Allah’a niyazda ve dilekte bulunmak için heyecana getirdi ve bu dilekte bulunmayı hatırlamasını sağladı. Sebebi de sonucu da lütfeden Yüce Allah’tır. Ancak O, sevdiği kimseler vasıtası ile sevilecek bir takım işleri takdir eder. Böylelikle Allah o kimsenin kadrini yükseltip ecrini çoğaltır.
Daha sonra Yüce Allah, tekrar Meryem’i söz konusu etmeye ve ibadet ve kemalde onun çok büyük bir dereceye ulaştığına dair açıklamalara dönerek şöyle buyurmaktadır:
42. “Hani melekler şöyle demişti: Ey Meryem! Şüphesiz ki Allah seni seçti” sana üstün nitelikler ve güzel bir ahlâk verdi, buna karşılık kötü huylardan da “seni arındırdı ve seni âlemlerin kadınlarına üstün kıldı.” Bundan dolayı Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Erkeklerden kemale eren çok kişi olmuştur, kadınlardan kemale erenler ise yalnızca İmran kızı Meryem, Muzahim kızı Âsiye ve Huveylid kızı Hatice’dir. Âişe’nin sair kadınlara üstünlüğü ise tiridin diğer yemeklere üstünlüğü gibidir.”
43. Melekler bu hususta ona Allah’ın emri ile seslendiler ki o, Yüce Allah’ın nimetleri dolayısı ile sevinsin, Allah’a şükretsin, O’nun haklarını yerine getirsin ve O’na ibadet ile meşgul olsun. Bundan dolayı melekler devamla: “Ey Meryem, Rabbine kunut et” Rabbine çokça itaat et, gönülden gelen bir sevgi ile O’na boyun eğ ve bunu sürekli yap “secdeye kapan ve rüku edenlerle beraber rükû et” yani namaz kılanlarla birlikte sen de namaz kıl. Meryem de emrolunduğu her bir hususu yerine getirdi; böylelikle kemal ve olgunluğu ile belirli bir konuma yükseldi, üstün bir noktaya geldi.
44. Bu kıssa ve diğerleri Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’in risaletinin en büyük delillerindendir. Çünkü Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem bu kıssayı tafsilatlı ve gerçeğe uygun olarak bildirmiştir. Ne bir fazla ne bir eksik. Bunun böyle olması ise Kur’ân-ı Kerîm’in Aziz ve Hakim olan Allah tarafından vahiy ile bildirilmesinden ötürüdür. Yoksa insanlardan öğrenerek anlatılmış değildir. Bunun tek sebebi budur. İşte bundan dolayı Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:
“Bunlar sana vahyetmekte olduğumuz gayb haberlerindendir. Onlar Meryem’in bakımını hangisi üzerine alacak diye kalemlerini atarlarken sen yanlarında olmadığın gibi, onlar çekişirlerken de sen yanlarında değildin.” Annesi Meryem’i getirdiğinde hangileri onun bakımını üstlenecek diye kendi aralarında tartışmaya koyuldular. Çünkü Meryem önderlerinin ve başlarının kızı idi. Hepsi de Allah’tan hayır ve ecir kazanmak istiyorlardı. Nihâyet aralarındaki tartışma bu hususta kur’a çekme noktasına kadar geldi. Kur’a çekmek üzere kalemlerini attılar ve kur’a -Yüce Allah’ın hem Zekeriyya’ya hem de Meryem’e bir rahmeti olarak- Zekeriyya’ya çıktı. İşte ey Peygamber; bunlar olurken sen orada değildin ki bunu bilesin ve insanlara bunu anlatasın. Sana bunu bildiren ancak Allah Teala’dır.
İşte kıssaların nakledilmesindeki en büyük maksat, onlardan ibret alınmasıdır. En büyük ibret ise bu kıssaları tevhide, risalete, öldükten sonra dirilişe ve bunun dışındaki diğer önemli temel konulara delil görebilmektir.
45-46. “Dünyada da âhirette de şanı yücedir ve mukarreblerdendir.” Yani dünyada da âhirette de insanlar nezdinde şerefli ve büyük bir mevkiye sahiptir. Bununla birlikte O, Allah nezdinde de yaratılmışların Yüce Allah’a en yakınları, derece itibarı ile de en üstünleri olan “mukarreb” kimselerdendir. Şüphesiz ki bu, benzersiz bir müjdedir. Bu müjdeyi daha da mükemmelleştiren bir husus ise onun: “Beşikte iken de...” insanlarla konuşmasıdır. Onun insanlarla bu şekilde konuşması Allah’ın mucizelerinden bir mucize, onun annesine ve diğer insanlara olan bir rahmetidir.
Aynı şekilde İsa “yetişkinliğinde de insanlarla konuşacaktır.” Bu konuşma ise onun peygamber olarak davet ve irşad kastı ile konuşmasıdır. Beşikteki konuşması, onun doğruluğuna, peygamberliğine, annesinin ise hakkında kötü zanlardan beri olduğuna dair açık mucizelerden ve kesin delillerdendir. Yetişkinliğindeki konuşması ise insanlara oldukça büyük faydaları ihtiva eder. İnsanlar ile Rab’leri arasında Allah’ın vahyi, dininin ve şeriatının tebliği hususunda vasıta oluşunun insanlara faydası elbetteki pek büyüktür. Bununla birlikte o “salihlerdendir.” Yani öyle kimselerdendir ki Allah onların kalplerini marifeti ve muhabbeti ile dillerini övgüsü ve zikri ile azalarını da itaati ve kendi uğruna hizmet ile ıslah etmiştir.
47. “Dedi ki: “Rabbim, bana hiçbir beşer dokunmamışken benim nasıl çocuğum olur?” Çünkü bu, hayret edilecek bir husustur. “Öyle, Allah dilediğini yaratır...” Böylelikle kullar O’nun herşeye kadir olduğunu bilsinler ve O’nun iradesine hiçbir şeyin engel olamayacağını kavrasınlar. “O, bir işe hükmedince ona yalnızca “Ol” der, o da oluverir.”
48. (Bir de Allah) ona kitabı... öğretecek.” Yani kendinden önceki kitapları, insanlar arasında hüküm vermeyi öğretecek, ona peygamberlik ihsan edecektir.
49. Ve Allah onu “İsrailoğullarına peygamber olarak gönderecek” apaçık âyetlerle ve karşı konulamaz delillerle destekleyecektir. Çünkü İsa şöyle diyecekti: “Ben size Rabbinizden bir mucize ile geldim” ve bu benim gerçekten size Allah’ın göndermiş olduğu bir peygamberi olduğumu göstermektedir. Şöyle ki: “Size çamurdan kuş şekli yapar ve ona üfürürüm. Allah’ın izni ile o da derhal bir kuş olur. Yine Allah’ın izni ile anadan doğma körü” âyet-i kerimedeki “الأكمه”; hem görme yetisini hem de gözlerini tamamıyla kaybetmiş, gözleri silme kör olan kimse demektir. “alacalıyı iyi eder ve ölüyü diriltirim. Evlerinizde yediğiniz ve biriktirdiğiniz şeyleri size haber veririm. Elbette bunlarda” sözü geçen hususlarda “(büyük bir) delil vardır, eğer iman eden kimseler iseniz.”
50-51. “Benden önce gelen Tevrat’ı tasdik edici olarak...” Yüce Allah onu iki tür mucize ve delille desteklemiştir. İlki peygamber olmayanların göstermesine imkân olmayan harikulade haller. İkincisi de onun getirdiği risalet, davet ve din ki bu da Tevrat ve önceki peyamberlerin dinidir. İşte bu da doğru söyleyenlerin doğruluğunun en büyük bir delilidir. Çünkü eğer o yalan söyleyen kimselerden olsa idi, onun getirdiklerinin, peygamberlerin getirdiğine muhalif olması, inanç esaslarında ve fer’î meselelerde onlarla çelişmesi gerekirdi. İşte böylelikle onun Allah’ın peygamberi olduğu ve onun getirdiklerinin de hiçbir şüphe söz konusu olmayan hakkın tâ kendisi olduğu ortaya çıkmıştır.
“ve size (önceden) haram kılınan bazı şeyleri helâl kılmak için geldim” yani üzerinizdeki bazı ağır yükleri, sırtınızdaki sorumlulukları hafifletmeye geldim. “O halde Allah’tan korkup sakının ve bana itaat edin. Şüphesiz Allah benim de Rabbim sizin de Rabbinizdir. Öyle ise O’na ibadet edin.” İşte bütün peygamberlerin kendisine davet ettikleri şey budur. Allah’a hiçbir şeyi ortak koşmaksızın yalnızca O’na ibadet etmek ve peygamberlere itaat etmek. İşte dosdoğru yol budur ve bu yol, izleyeni Naîm cennetlerine ulaştırır.
52. İsrailoğullarının çeşitli fırkaları İsa hakkında görüş ayrılığına düştüler. Onlardan kimisi ona iman edip tabi oldu; kimisi de küfredip yalanladı ve annesini de Yahudiler gibi fuhuş işlemekle itham etti. “İsa onlardan küfrü” ve davetini reddetmek üzere ittifak üzere olduklarını “sezince” İsrailoğullarına kendisini desteklemeye teşvik eden bir üslûpla şöyle dedi: “Allah’a (giden yolda) bana yardım edecekler kimlerdir? Havariler” yani yardımcıları “şöyle dediler: Biz, Allah’ın yardımcılarıyız. Allah’a iman ettik, sen de bizim müslümanlar olduğumuza şahit ol!” Bu da Yüce Allah’ın hem onlara hem de İsa’ya bir lütfudur. Çünkü havarilere kendisine iman edip itaatine boyun eğmelerini, peygamberine de yardımcı olmalarını ilham etmişti.
53. “Rabbimiz, indirdiğine iman ettik ve Rasul’e tabi olduk” Bu da Yüce Allah’ın bütün indirdiklerine imana ve rasûlüne de itaate tam bir bağlılığı ifade eder. “Artık bizi” senin vahdaniyetine, peygamberinin risaletine, dininin hak ve gerçek olduğuna dair şahitlik eden “şahitlerle beraber yaz!”
54. İsa’nın küfürlerini sezdiği kimselere gelince onlar İsrailoğullarının çoğunluğunu teşkil ediyorlardı. İşte “onlar” İsa’ya “tuzak kurdulur. Allah da” onlara “tuzak kurdu. Allah tuzak kuranların en hayırlısıdır.” İsrailoğulları İsa’yı öldürüp onu haça germek konusunda görüş birliğine vardılar; ancak yakaladıkları kimse İsa’ya benzer gösterildi ve böylelikle onlar İsa’ya benzettikleri kimseyi yakaladılar. Allah da İsa’ya hitaben şöyle buyurdu:
55. “Seni vefat ettireceğim, kendime yükselteceğim ve seni o kâfirler arasından tertemiz çıkaracağım.” Böylece Yüce Allah İsa’yı kendisine yükseltti, kâfirler arasından onu tertemiz çıkardı, onlar ise İsa sandıkları bir başkasını öldürüp çarmıha gerdiler ve böylelikle büyük bir günah işlediler.
Bu ümmetin son dönemlerinde Meryem oğlu İsa aleyhisselam adaletli bir yönetici olarak inecektir. Domuzu öldürecek, haçı kıracak, Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’in getirdiklerine tâbî olacaktır. Yalancılar da aldanış ve aldatmalarının farkına varacak, kendilerinin aldandıklarını ve aldanışa düştüklerini anlayacaklardır.
“Sana uyanları da Kıyamet gününe kadar kâfirlerin üstünde tutacağım.” İsa’ya uyanlardan kasıt ona iman eden ve Yüce Allah’ın İsa’nın dininden sapanlara karşı kendilerine yardım ve destek verdiği kimselerdir. Daha sonra Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’in ümmeti geldiğinde artık gerçek manada ona tâbî olanlar onlar oldular. Allah da onlara destek verdi ve bütün kâfirlere karşı onlara yardımcı oldu. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’in kendilerine getirmiş olduğu din ile onlara üstünlük ve zafer verdi: “Allah içinizden iman edip salih amel işleyenlere onları kesinlikle yeryüzünde halife kılacağını vaat etti...” (en-Nur, 24/55)
Ancak Yüce Allah’ın hikmetinde adalet de vardır ki O’nun hikmeti şunu hükme bağlamıştır: Dine sımsıkı yapışan kimselere Allah apaçık bir zafer verir ve onlara yardımcı olur. O’nun emir ve yasaklarını terk edip şeriatını bir kenara atan, O’na isyan etmek cesaretini gösteren kimseleri ise cezalandırır ve düşmanları ona musallat kılar. Allah Azîzdir, Hakimdir.
“Sonra hepinizin dönüşü bana olacak ve Ben de ayrılığa düştüğünüz konularda aranızda hüküm vereceğim.”
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Zekeriya -aleyhisselam-, ibadet mekanında, namazda, kıyamda iken melekler ona seslenerek şöyle dediler: Allah, seni doğacak ve ismi Yahyâ olacak olan bir evlat ile müjdeliyor. Allah'tan bir kelimeyi Meryem'in oğlu İsâ’yı doğrulayıcı olması -ki o Allah tarafından bir kelime olarak özel bir yaratılış ile yaratılmıştır- bu çocuk (Yahyâ) ilimde ve ibadette kavminin efendisi, nefsini kadınlara yaklaşmak gibi şehevî arzularından engellemesi, zamanını Rabbine ibadete ayırması ve -yine- salihlerden bir peygamber olması ile bilinmiştir.
Aynı kıssa: Hz. Yahyâ · Aynı kıssa: Hz. Zekeriyyâ · Aynı kök: بشر (123 geçiş)
(Allah, şöyle dedi:) "Ey Zekeriyya! Haberin olsun ki biz sana Yahya adlı bir oğul müjdeliyoruz. Daha önce onun adını kimseye vermedik."
Aynı kıssa: Hz. Yahyâ · Aynı kıssa: Hz. Zekeriyyâ · Aynı kök: حرب (11 geçiş)
Derken Zekeriya ibadet yerinden halkının karşısına çıktı. (Konuşmak istedi, konuşamadı) ve onlara "Sabah akşam Allah'ı tespih edin" diye işaret etti.
Aynı kıssa: Hz. Yahyâ · Aynı kıssa: Hz. Zekeriyyâ · Aynı kök: كلم (75 geçiş)
Zekeriya, "Rabbim! (çocuğum olacağına dair) bana bir alamet ver" dedi. Allah da şöyle dedi: "Senin için alamet, insanlarla üç gün konuşamaman, ancak…
Aynı kök: حصر (6 geçiş) · Aynı kök: صلو (99 geçiş) · Ortak kavram: Namaz (Salât)
Haram aylar çıkınca bu Allah'a ortak koşanları artık bulduğunuz yerde öldürün, onları yakalayıp hapsedin ve her gözetleme yerine oturup onları…
Aynı kıssa: Hz. Zekeriyyâ · Aynı kök: حرب (11 geçiş)
Bunun üzerine Rabbi onu güzel bir şekilde kabul buyurdu ve onu güzel bir şekilde yetiştirdi. Zekeriya'yı da onun bakımıyla görevlendirdi. Zekeriya,…
Aynı kök: صلو (99 geçiş) · Ortak kavram: Namaz (Salât) · Ortak kavram: Sıdk (Doğruluk)
İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı taraflarına çevirmeniz(den ibaret) değildir. Asıl iyilik, Allah'a, ahiret gününe, meleklere, kitap ve peygamberlere…
Aynı kök: سود (10 geçiş) · Aynı kök: بشر (123 geçiş) · Ortak kavram: Müjde (Beşâret)
Oruç gecesinde kadınlarınıza yaklaşmak size helal kılındı. Onlar, size örtüdürler, siz de onlara örtüsünüz. Allah, (Ramazan gecelerinde hanımlarınıza…
Aynı kök: سود (10 geçiş) · Aynı kök: بشر (123 geçiş) · Ortak kavram: Müjde (Beşâret)
Onlardan biri, kız ile müjdelendiği zaman içi öfke ile dolarak yüzü simsiyah kesilir!
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
O (Zekeriya) mabette namaz kılarken dipnot 1 melekler (ona şöyle) seslenmişlerdi: "Allah sana kendisi tarafından gelen bir sözü dipnot 2 doğrulayıcı, efendi, onurlu ve iyilerden bir peygamber olarak Yahya'yı müjdeliyor."
Zekeriyya mihrapta ibadet ederken melekler ona seslendiler: "Allah sana, Allah'tan gelen kelamı doğrulayıcı bir kelime olan, saygın bir konuma sahip, nefsine hakim, salihlerden bir peygamber olacak Yahya'yı müjdeliyor.
Bunun üzerine, mabedde dua ederken, melekler ona: "Allah sana, Kendi katından bir sözün gerçekliğini doğrulayacak, insanlar arasında seçkin (bir yere sahip olacak), tam bir iffet sahibi, dürüst ve erdemli bir peygamber olacak olan Yahya(nın doğumun)u müjdeliyor" diye seslendiler.
O mabette Rabbine yöneliş halindeyken, melaike Ona nida etti: "Allah'tan sana Bi-kelimeyi (İsa - özel kuvvelerin açığa çıktığı Allah kelimesini) tasdik edici, seyyid (kuvvelerinin efendisi), hasur (nefsaniyetini kontrol eden) salihlerden bir Nebi olarak (varlığındaki Hakk'ı yaşayan) Yahya'yı müjdeler. "
O mihrapta namaz kılarken, melekler ona seslendi: "Allah, sana Yahya'yı müjdeler. O, Allah'tan olan bir kelimeyi (İsa'yı) doğrulayan, efendi, iffetli ve salihlerden bir peygamberdir."
Zekeriyyâ mâbedde durmuş namaz kılarken melekler ona şöyle nida ettiler: Allah sana, kendisi tarafından gelen bir kelimeyi tasdik edici, efendi, iffetli ve sâlihlerden bir peygamber olan Yahyâ’yı müjdeler.
Bunun üzerine, Zekeriya tapınakta namaz kılarken, melekler, Ona, şöyle seslendi: "Allah, Yahya'yı, sevinçli bir haber olarak sana veriyor. Allah'tan bir sözü doğrulayan, seçkin, benliğine egemen, erdemli bir peygamber olarak!"
Zekeriyya mabedde durmuş namaz kılarken, melekler ona şöyle seslendiler: "Allah sana, kendi katından bir sözün gerçekleştiğini doğrulayacak, efendi, iffetli, dürüst ve erdemli bir peygamber olacak olan Yahya'yı müjdeliyor."
Tapınakta salat için durmuşken melekler ona, "ALLAH seni, ALLAH'ın Sözünü doğrulayacak, onurlu, iffetli ve erdemli bir peygamber olan Yahya ile müjdeliyor" diye seslendiler.
Tapınakta durmuş namaz kılıyorken melekler ona, 'ALLAH seni, ALLAH'ın Sözünü doğrulayacak, onurlu, iffetli ve erdemli bir peygamber olan Yahya ile müjdeliyor,' diye seslendiler.
O kalkmış mihrabda namaz kılarken melekler kendisine şöyle seslendiler: "Haberin olsun, Allah sana, Allah'tan gelen bir kelimeyi doğrulayacak, efendi, son derece nefsine hakim ve salihlerden bir peygamber olmak üzere Yahya'yı müjdeliyor.
Derken melaikeler kendisine nida ettiler, o kalkmış mihrabda namaz kılıyordu: Haberin olsun Allah sana Yahyayı müjdeliyor: Allahdan bir kelimeyi tasdik edecek, hem bir efendi, hem gayet zahid, ve bir Peygamber, salihinden.
O dipnot 1 , mihrapta salat dipnot 2 ederken, melekler: " Kuşkusuz Allah, seni Yahya ile müjdeliyor. O, Allah'tan gelen kelimeyi tasdik eden, toplumuna öncülük yapan, kendisine sahip olan, iyilerden bir Nebi olacak." diye seslendiler.
O dipnot 1 , mihrapta salat dipnot 2 ederken, melekler: " Kuşkusuz Allah, seni Yahya ile müjdeliyor. O, Allah'tan gelen kelimeyi tasdik eden, toplumuna öncülük yapan, kendisine sahip olan, iyilerden bir nebi olacak." diye seslendiler.
O dipnot 1 , mihrapta dikilmiş salat dipnot 2 ederken, melekler: "Allah, seni yahya dipnot 3 ile müjdeliyor, O, Allah'tan gelen kelimeyi tasdik eden, toplumuna öncülük yapan, kendisine sahip olan, iyilerden bir nebi olacak." diye seslendiler.
O mihrabda namaz kılarken melekler ona seslendi "Tanrı, sana Yahya'yı müjdeler. O, Tanrı'dan olan bir kelimeyi (İsa'yı) doğrulayan efendi, iffetli ve salihlerden bir peygamberdir".
O, mihrabda durub namaz kılarken melekler ona (şöyle) nida ettir "Gerçek, Allah sana kendisinden bir kelimeyi tasdıyk edici, bir efendi, nefsine haakim ve saalihlerden bir peygamber olmak üzere Yahyayi müjdeler".
O, mihrabda namaz kılarken melekler ona seslendiler: Allah sana, kendisinden bir kelimeyi tasdik edici bir efendi, nefsine hakim ve salihlerden bir peygamber olmak üzere Yahya'yı müjdeler.
(33-44) Allah alemlerden Adem’i Nuh’u ve İbrahim Ailesini ve İmran Ailesini seçti. Onların bazısı bazılarının soyudur / zürriyetidir, Allah işitendir, bilendir. Bir vakit İmran’ın karısı dedi ki Rabbim ben sana karnımdakini hür olarak / kendi irademle adadım benden kabul et , M uhakkak ki sen işitensin bilensin. Onu doğurduğu zaman Rabbim ben kız doğurdum dedi, Allah onun ne doğurduğunu daha iyi bilir , erkek ise kız gibi değil dedi ve kesinlikle ben onu Meryem olarak isimlendirdim, Onu ve zürriyetini taşlanmış şeytandan sana sığındırıyorum dedi. Rabbi Onu güzel bir kabul ile kabul etti, güzel bir bitki gibi onu yetiştirdi , Onu Zekeriya’nın sorumluluğuna verdi , Zekeriya ne zaman mihraba girse mihrabın yanında rızık bulurdu. Dedi ki Ey Meryem bu sana nereden gelir? Dedi ki O Allah’ın yanındandır, muhakkak ki Allah istediğini hesapsız şekilde rızıklandırır. Orada Zekeriya Rabbine çağrıda bulunmuş / dua etmiş ve demişti ki Rabbim bana katından tertemiz bir zürriyet hibe et , muhakkak ki sen duaları işitensin. Mihrapta namaza durduğunda melekler ona, Allah sana Yahya’yı müjdeler diye seslendiler , Allah’ın kelimesini doğrulayan, efendi / seyyit, nefsine hâkim / nefsini koruyan , salihlerden bir nebi dir. Dedi ki Rabbim , benim nasıl oğlum olabilir ki? Ben ileri yaşlarıma ulaştım ve karımda kısırdır, dedi ki böyledir, Allah istediğini yapar. Dedi ki Rabbim bana bir gösterge yap / bir ayet yap, dedi ki Ayetin, üç gün insanlarla işaret etme dışında konuşmamandır, Allah’ı çokça zikret ve akşam ve sabah onu üstün eyle. Melekler ona / Meryem’e demişlerdi ki Ey Meryem, Allah seni seçti ve temizledi, seni alemlerin kadınları arasından seçti, Ey Meryem, Rabbine boynun eğik kal / kunut halinde ol, bana secde et, bana rükû edenlerle beraber rükû et. İşte bu nlar, gaybden haberlerdir onu sana vahyediyoruz , hangisi Meryem’in sorumluluğunu alacak diye kalemlerini attıklarında onların yanlarında değildin ve rakipleştiklerinde / çekiştiklerinde onların yanlarında değildin.
(Zekeriya) mabedde namaz kılarken melekler ona: “Allah sana, Allah'tan bir kelimeyi (İsa’yı) doğrulayıcı, efendi, nefsine hâkim ve salihlerden bir peygamber olarak Yahya’yı müjdeler!” diye seslendiler.
Zekeriyya, mabedde durmuş namaz kılarken, melekler ona: "Allah sana, Allah'tan bir kelimeyi doğrulayıcı, efendi, nefsine hakim ve iyilerden bir peygamber olacak Yahya'yı müjdeler," diye ünlediler.
Bunun üzerine has odada, ayakta namaz kılarken melekler Zekeriyya'ya şöyle seslendiler: "Allah sana, Allah'a ait bir sözü tasdik edecek, dipnot 1 efendi, kendine hakim ve iyilerden olacak bir nebiyi, Yahya'yı müjdeliyor!" dipnot 2
(Meryem'in olduğu) dairede, ayakta namazda iken melekler şöyle seslendiler: "Allah sana, Allah'ın bir sözünü onaylayacak dipnot 1 ; önder, kendine hakim ve iyilerden bir nebi olacak olan Yahya'yı müjdeliyor."
(Zekeriya) mabedde namaz kılarken melekler ona, “Allah sana, kendisinden gelen bir kelimeyi (İsa’yı) doğrulayıcı, efendi, nefsine hâkim ve salihlerden bir peygamber olarak Yahya’yı müjdeler” diye seslendiler
Mihrapta namaz kılmakta iken, melekler O'na, Allah'ın kendisine Yahya'yı, Allah'tan gelen bir kelimeyi tasdik eden, efendi, nefsine hakim ve iyilerden bir peygamber olarak müjdelediğini söylediler.
Zekeriyya mihrapta durmuş namaz kılarken, melekler ona şöyle çağırmıştı: "Allah sana, Allah'tan bir kelimeyi doğrulayıcı bir efendi; nefsine egemen bir benlik, hayır ve barışı sevenlerden bir peygamber olarak Yahya'yı müjdeliyor."
His prayer was met with quite an unexpected and most favourable divine response. The angels addressed him while he was at his devotions, performing his prayer in the Temple. "O Zakariya," they said, "Here we relate to you a divine edict. Allah intimates to you the announcement of a happy event; the arrival of a male child to be called Yahya (John). His birth shall verify that a word from Allah is all that it takes for anything material or immaterial to be and to have a place in the realm of fact. He will be a son who shall be great and illustrious, spiritually attached to Allah and a virtuous Prophet whose deeds are imprinted with wisdom and piety.
The angels called out to him, while he stood praying in the sanctuary, ‘God gives you news of John, confirming a Word from God. He will be noble and chaste, a prophet, one of the righteous.’
While he was standing in prayer in the chamber, the angels called unto him: "Allah doth give thee glad tidings of Yahya, witnessing the truth of a Word from Allah, and (be besides) noble, chaste, and a prophet,- of the (goodly) company of the righteous."
As he stood praying in the sanctuary, the angels called out to him: 'Allah gives you good tidings of John (Yahya), dipnot 1 who shall confirm a command of Allah , dipnot 2 shall be outstanding among men, utterly chaste, and a Prophet from among the righteous.'
The angels called out to him while he was standing in prayer in the Upper Room: ‘Allah gives you the good news of Yahya, who will come to confirm a Word from Allah, and will be a leader and a celibate, a Prophet and one of the righteous. ’
Then the angels called him, while he was standing in prayer in Al-Mihrâb (a praying place or a private room), (saying): "Allâh gives you glad tidings of Yahya (John), confirming (believing in) the word from Allâh [i.e. the creation of ‘Îsâ (Jesus) عليه السلام, the Word from Allâh ("Be!" - and he was!)], noble, keeping away from sexual relations with women, a Prophet, from among the righteous."
Then the angels called out to him, as he stood praying in the sanctuary: ‘Allah gives you the good news of John, as a confirmer of a Word of Allah, eminent and chaste, a prophet, among the righteous. ’
So the angels called to him as he stood praying in the Sanctuary, `Allâh bears you the glad tidings of John, who shall confirm the word of God and who shall be noble, utterly chaste, a Prophet from among the righteous. '
And the angels called to him, standing in the Sanctuary at worship, 'Lo, God gives thee good tidings of John, who shall confirm a Word of God, a chief, and chaste, a Prophet, righteous. '
While standing in worship of the Lord in the sanctuary, the angles appeared to him saying: "We are here to give you the good news of the acceptance of your prayer. Your child will be John; a noble, moral and righteous Prophet blessed with receiving the revelations of God."
And an angel cried out to him as he was standing praying in the chamber (and said) that 'God gives thee the glad tidings of John, to confirm the Word from God,- of a chief and a chaste one, and a prophet from amongst the righteous. '
The controllers called him while he was standing and praying in the temple enclosure: "God gives you good tidings of John, authenticating a word from God, respectable, protected, and a prophet from the reformers."
And the angels called to him, while he stood praying in the chamber, saying, verily God promiseth thee a son named John, who shall bear witness to the word which cometh from God; an honourable person, chast, and one of the righteous prophets.
And an angel called out to him as he was standing praying in the chamber (and said) "Allah gives you the glad tidings of John, to confirm the Word from Allah, a noble and a chaste one, and a prophet of the righteous. "
So, the Angels called out to him (as) he was upright praying in the Chamber, " Allah gives you the good tidings of Yahya, (John) sincerely (verifying previous scriptures) with a Word from Allah, and a master, and chaste, and a Prophet, one of the righteous. "
And the angels called to him as he stood praying in the sanctuary: Allah giveth thee glad tidings of (a son whose name is) John, (who cometh) to confirm a word from Allah lordly, chaste, a prophet of the righteous.
Then the angels said to him as he stood in the chamber at prayer: "God sends you good tidings of John who will confirm a thing from God and be noble, continent, and a prophet, and one of those who are upright and do good. "
Thereupon, as he stood praying in the sanctuary, the angels called out unto him: "God sends thee the glad tiding of [the birth of] John, who shall confirm the truth of a word from God, and [shall be] outstanding among men, and utterly chaste, and a prophet from among the righteous. "
So the angels called out to him while he stood praying in the sanctuary, "Allah gives you good news of ˹the birth of˺ John who will confirm the Word of Allah and will be a great leader, chaste, and a prophet among the righteous."
The Angels called to him while he was standing to the contact-method in the temple enclosure: "God gives you good tidings of John, authenticating the word from God, and a master, and steadfast, and a prophet from the upright. "
The angels called him when he was praying in the sanctuary: "GOD gives you good news of John; a believer in the word of GOD, honorable, moral, and a righteous prophet."
So the angels called him while he was standing in prayer in the chamber, "Indeed, Allah gives you good tidings of John, confirming a word from Allah and [who will be] honorable, abstaining [from women], and a prophet from among the righteous. "
And the angels called to him as he stood performing the duty in the chamber: “God gives thee glad tidings of John, confirming a word from God, both honourable and chaste, and a prophet among the righteous.”
While he was still praying in the chamber, angels announced to him, "Allah gives you the good news of a son, Yahya (John the Baptist) who would reiterate the Word of Allah, be outstanding among men, and a strict disciplinarian, and a Prophet among those who greatly contribute to humanity. "
The angels called to him while he was standing in prayer in the chamber "Allah does give you the good news of Yahya (Baptist John), verifying the truth of a Word from Allah, and (of one) noble, chaste, and a prophet— From the noble company of the righteous. "
So then, when he stood praying in the place of worship, the angels called out to him saying: "Allah gives you the good news of YaHyā who shall come to confirm a word of Allah and shall be a chief, abstinent (from women), a prophet and one of the righteous."
So the angels called to him while he was standing, making contact, in the temple enclosure: "God gives you glad tidings of John, authenticating the word from God, and a master, and steadfast, and a prophet from the upright."