A'lâ suresi

A'lâ suresi, 3. ayet

A'lâ suresi, 3. ayet. وَٱلَّذِى قَدَّرَ فَهَدَىٰ

velleẕî ḳaddera fehedâ.

Diyanet İşleri

O, (her şeyi) ölçüyle yapıp yönlendirendir.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

A'lâ 1–6 · surenin 3. ayeti / 19

Konu Rabbin adını tespih: yaratma ve ölçü A'lâ 1–5 3

  1. A'lâ 1

    Yüce Rabbinin adını tespih et.

  2. A'lâ 2

    O, yaratıp şekillendiren, ahenk veren ve düzene koyandır.

  3. 3

    O, (her şeyi) ölçüyle yapıp yönlendirendir.

  4. A'lâ 4–5

    (4-5) O, yeşil bitki örtüsünü çıkaran, sonra da onları çürüyüp kararmış çör çöpe çevirendir.

  5. A'lâ 6

    Sana Kur'an'ı okutacağız ve sen onu unutmayacaksın.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 1–3. ayetler için yazılmıştır.

1-2. Yüce Allah tesbih edilmesini emretmektedir ki bu da zikrini, ibadetini, celâli ve azameti önünde saygı ile boyun eğmeyi, büyüklüğü karşısında itaat ile boyun bükmeyi ihtiva eder.

Bu tesbihin Yüce Allah’ın azametine lâyık olmasını da istenmektedir. Bu da O’nu pek yüce ve pek güzel isimlerinin her birisinin büyük ve azametli anlamı ile ve fiillerinin zikredilmesi ile olur ki bu fiillerden biri de O’nun mahlukatı en sağlam ve en güzel şekilde yaratmış olmasıdır.

3. “O ki” takdir ile gerçekleştirilen her bir şeyin kendisine bağlı olarak gerçekleştiği kaderi “takdir edip” bütün mahlukata bu konuda “yol gösterendir.”

Bu genel anlamdaki hidâyettir. Bunun anlamı da şudur: O, her bir varlığa kendi maslahat ve menfaatine olan şeyleri göstermiş, o yola iletmiştir. Yüce Allah’ın dünyevî nimetleri de bunlar arasındadır. O bakımdan şöyle buyrulmaktadır:

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Bütün varlıkların cinslerini, türlerini ve özelliklerini takdir eden, her varlığı kendisi için münasip ve uygun olana yönlendirendir.

Kelimeler

3 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَٱلَّذِى vellezi ve O ki
  2. قَدَّرَ kaddera takdie etti kök: قدر
  3. فَهَدَىٰ feheda hedefini gösterdi kök: هدي

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 3 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Ortak kavram: Kader · Ortak kavram: Kudret ve Ölçü

    Şimşek neredeyse gözlerini alıverecek. Önlerini her aydınlatışında ışığında yürürler. Karanlık çökünce dikilip kalırlar. Allah dileseydi, elbette…

  • Ortak kavram: Kader · Ortak kavram: Kudret ve Ölçü

    Biz herhangi bir ayetin hükmünü yürürlükten kaldırır veya onu unutturur (ya da ertelersek), yerine daha hayırlısını veya mislini getiririz. Allah'ın…

  • Ortak kavram: Kader · Ortak kavram: Kudret ve Ölçü

    Kitap ehlinden birçoğu, hak kendilerine belirdikten sonra dahi, içlerindeki kıskançlıktan ötürü sizi, imanınızdan sonra küfre döndürmek isterler. Siz…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

54 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mustafa İslamoğlu

O ki, her şeye yaratılıştan bir ölçü ve amaç takdir etti, sonra (o ölçüye uyarak amacına ulaşacak) istikamete yöneltti.

Muhammed Esed

O ki, (bütün mevcudatın) tabiatını belirlemekte ve onu (hedefine doğru) yöneltmektedir;

Ahmed Hulusi

O ki, takdir etti de hidayet etti (kemalatını izhar için kılavuzladı).

Ali Bulaç

Takdir etti, böylece yol gösterdi,

Ali Özek ve heyeti

takdir edip yol gösteren,

Ali Rıza Safa

Ve O, ölçtü; sonra yol gösterdi.

Bayraktar Bayraklı

- Yaratıp düzene koyanın, her şeyi ölçüyle yapıp doğasına göre görevini belirleyenin, yeşil otu çıkarıp sonra da onu kapkara bir sel artığına çevirenin ismini tesbih et.

Edip Yüksel

O ki ölçtü, yol gösterdi.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

O ki ölçtü, yol gösterdi.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Takdir edip doğru yolu gösteren Rabbinin.

Elmalılı Hamdi Yazır

O rabbın ki takdir etti de hidayet buyurdu

Erhan Aktaş (10. Baskı)

O ki takdir etti dipnot 1 ve yol gösterdi.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Her varlığa kendisine özgü özellikler (fıtrat) verdi.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

O ki takdir etti dipnot 1 ve yol gösterdi.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Her varlığa kendisine özgü özellikler(fıtrat) verdi.

Gültekin Onan

Takdir etti, böylece yol gösterdi,

Hasan Basri Çantay

Takdir eden, (ona göre de) yol gösterendir.

İbni Kesir

Ki O, takdir edip doğru yolu göstermiştir.

Mehmet Alagaş

(1-5) Yüce / Âlâ Rabbinin adını / ismini üstün et / tesbih et. Öyle ki yarattı ve düzenledi / donattı. Öyle ki ayarladı / takdir etti ve yönlendirdi / hidayet etti. Öyle ki otlu araziler / meralar çıkardı. O yeri kararmış çer çöp yaptı.

Rowwad Tercüme Merkezi

O, (her şeyi) ölçüyle yapıp, yol gösterendir.

Süleyman Ateş

Ve O ki herşeyin miktarını, biçimini belirleyip hedefini gösterdi.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Güç veren ve yol gösteren,

Şaban Britch

Takdir eden ve yol gösteren,

Şaban Piriş

Takdir eden ve yol gösteren.

Yaşar Nuri Öztürk

O ki miktarını, şeklini belirledi, yolunu çizip aydınlattı.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Who guided every being to its befitting course and endowed all beings with the impulses determining their direction to a definite end, and He has indicated to man the path of misery and that of happiness and left him to choose his way,

Abdul Haleem

who determined their destinies and guided them;

Abdullah Yusuf Ali

Who hath ordained laws. And granted guidance;

Abul A'la Maududi

Who determined dipnot 1 and guided them, dipnot 2

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Set a destiny: Determined beforehand what would be the function of a certain thing in the world, and for that purpose what would be its size, its form and shape, its qualities, its place of location, and what opportunities and means should be provided for its survival, existence and functioning, when it should come into being, and when and how it should cease to be after completing its part of the work. Such a scheme for a thing is its destiny (taqdir). And this destiny Allah has set for everything in the universe and for the entire universe as a whole. This means that the creation has not come about without a pre-conceived plan, haphazardly, but for it the Creator had a full plan before Him, and everything is happening according to that plan. (For further explanation, see (E.Ns 13, 14 of Surah Al-Hijr); (E.N. 8 of Surah Al-Furqan); (E.N. 25 of Surah Al-Qamar). (E.N. 12 of Surah Abasa).
  2. metne dön, dipnot 2
    That is, nothing was just created and left to itself, but whatever was created to perform a certain function, it was also taught the method of performing that function. In other words, He is not merely the Creator but Guide too. He has taken the responsibility to give guidance to whatever He has created in a particular capacity to fit its nature and to guide it in the way suitable for it. One kind of guidance is for the earth, the moon, the sun, and the stars and planets, which they are following in performing their role. Another kind of guidance is for water, air, light and the solid and mineral elements, and they are performing the same services for which they have been created accordingly. Still another kind of guidance is for vegetables, according to which they take root and spread in the earth, sprout up from its layers, obtain food from wherever Allah has created it for them, produce stem, branches, leaves, blossom and fruit, and fulfill the function which has been appointed for each of them. Still another kind of guidance is for the countless species of animals of the land, and water, and for each member of the species, the wonderful manifestations of which are clearly visible in the life of the animals and in their works, so much so that even an atheist is compelled to concede that different kinds of animals possess some sort of inspirational knowledge which man cannot obtain even through his instruments, not to speak of his senses. Then, there are two different kinds of guidance for man, which correspond to his two different capacities. One kind of guidance is for his animal life, by which each child learns to suck milk spontaneously on birth, by which the eyes of man, his nose, ear, heart, brain, lungs, kidney, liver, stomach, intestines, nerves, veins and arteries, all are performing their respective functions, without man’s being conscious of it, or his will’s having anything to do with the functions of these organs. This is the guidance under which all physical and mental changes pertaining to childhood, maturity, youth and old age go on taking place in man, independent of his will, choice, even his consciousness. The second kind of guidance is for his intellectual and conscious life, the nature of which is absolutely different from the guidance for unconscious life, for in this sphere of life a kind of freedom has been transferred to man, for which the mode of guidance meant for voluntary life is not suitable. For turning away from this last kind of guidance, man may offer whatever arguments and excuses he may like, it is not credible that the Creator Who has arranged guidance for everything in this universe according to its capacity, might have set for man the destiny that he may appropriate numerous things in His world freely, but might not have made any arrangement to show what is the right way of using his choice and what is the wrong way. (For further explanation, see (E.Ns 9, 10,14, 56 of Surah An-Nahl); (E.N. 23 of Surah TaHa), ( E.Ns 2, 3 of Surah Ar-Rahman); ( E.N. 5 of Surah Ad-Dahr).

Aisha Bewley

He who determined and guided;

Al-Hilali & Khan

And Who has measured (preordainments for everything even to be blessed or wretched); and then guided (i.e. showed mankind the right as well as the wrong paths, and guided the animals to pasture).

Ali Quli Qarai

who determined and guided,

Amatul Rahman Omar

Who determines (the capacities and faculties) and furnishes them with (appropriate) guidance to achieve the final goal.

Arthur John Arberry

who determined and guided,

Bijan Moeinian

Your Lord is the One Who guides his creatures to their final destiny.

E. Henry Palmer

and who decreed and guided,

Edip-Layth

The One who measured and then guided.

George Sale

And Who determineth them to various ends, and directeth them to attain the same;

Hamid S. Aziz

Who ordains Laws and Guides,

Mahmoud Ghali

And Who determined; so He guided;

Marmaduke Pickthall

Who measureth, then guideth;

Mohamed Ahmed - Samira

Who determines and directs,

Muhammad Asad

and who determines the nature [of all that exists], and thereupon guides it [towards its fulfilment],

Mustafa Khattab

and Who ordained precisely and inspired accordingly,

Progressive Muslims

And the One who measured and then guided.

Rashad Khalifa

He designs and guides.

Sahih International

And who destined and [then] guided

Sam Gerrans

And who determined and guided,

Shabbir Ahmed

And Who appoints due measure and then shows the way (to all things as to their functions).

Syed Vickar Ahamed

Who has prescribed laws (to live by) and given you guidance (in His Books);

Taqi Usmani

and who determined a measure (for everything), then guided (it),

The Monotheist Group

And the One who measured and then guided.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — A'lâ suresi, 3. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — A'lâ suresi, 3. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — A'lâ suresi, 3. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩