Diyanet İşleri
Sana Kur'an'ı okutacağız ve sen onu unutmayacaksın.
A'lâ suresi
A'lâ suresi, 6. ayet. سَنُقْرِئُكَ فَلَا تَنسَىٰٓ
senuḳriüke felâ tensâ.
Sana Kur'an'ı okutacağız ve sen onu unutmayacaksın.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Kur'an'ın okutulması ve öğüdün fayda vermesi A'lâ 6–13 3
O, (her şeyi) ölçüyle yapıp yönlendirendir.
(4-5) O, yeşil bitki örtüsünü çıkaran, sonra da onları çürüyüp kararmış çör çöpe çevirendir.
Sana Kur'an'ı okutacağız ve sen onu unutmayacaksın.
Ancak Allah'ın dilediği başka. Şüphesiz O, açık olanı da bilir, gizliyi de.
Biz seni en kolay olana kolayca ileteceğiz.
O halde, eğer öğüt fayda verirse, öğüt ver.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 6–7. ayetler için yazılmıştır.
6. Zikri geçen genel hidâyetin kapsamı içerisinde Yüce Allah'ın dinî nimetleri de dahildir. Bundan dolayı Yüce Allah, bu dinî nimetlerin esasını ve ana kaynağını lütfettiğini hatırlatmaktadır ki o da Kur’ân-ı Kerîm’dir. O, şöyle buyurmaktadır:
“Sana okutacağız ve (sen onu) unutmayacaksın.” Yani sana vahyetmiş olduğumuz Kitabı koruyacağız ve onu kalbine yerleştireceğiz. Sen de ondan hiçbir şey unutmayacaksın. Bu, Yüce Allah’ın kulu ve rasûlü Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’e verdiği pek büyük bir müjdedir. Bu müjdeye göre O, ona unutmayacağı bir şekilde bilgiler öğreteceğini bildirmektedir.
7. “Ancak Allah’ın dilediği müstesnâ.” Yani hikmeti, bir maslahat ve pek büyük bir hikmet dolayısı ile sana unutturmayı gerektirdiği şeyler bundan müstesnâdır.
"Şüphesiz O, açığı da bilir, gizli olanı da.” O’nun, nelerin kullarının faydasına olduğunu, neyin onları ıslah edeceğini bilmesi de buna dahildir. Yani bundan dolayı O, dilediğini teşrî’ eder, istediği hükmü koyar.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
-Ey Peygamber!- Sana Kur’an’ı okutacağız ve onu senin kalbinde toplayacağız ki, böylece onu unutmayacaksın. Öyleyse Cebrail’le okuyuşunda onu unutmamak için yaptığın gibi yarışma.
Aynı kök: قرا (88 geçiş) · Ortak kavram: Kıraat (Okuma)
(O sayılı günler), insanlar için bir hidayet rehberi, doğru yolun ve hak ile batılı birbirinden ayırmanın apaçık delilleri olarak Kur'an'ın…
Aynı kök: قرا (88 geçiş) · Ortak kavram: Kıraat (Okuma)
Boşanmış kadınlar kendi kendilerine üç ay hali (hayız veya temizlik müddeti) beklerler. Eğer Allah'a ve ahiret gününe inanıyorlarsa, Allah'ın kendi…
Aynı kök: قرا (88 geçiş) · Ortak kavram: Kıraat (Okuma)
Hala Kur'an'ı düşünüp anlamaya çalışmıyorlar mı? Eğer o, Allah'tan başkası tarafından (indirilmiş) olsaydı, mutlaka onda birçok çelişki bulurlardı.
Aynı kök: نسي (45 geçiş)
Siz Kitab'ı (Tevrat'ı) okuyup durduğunuz halde, kendinizi unutup başkalarına iyiliği mi emrediyorsunuz? (Yaptığınızın çirkinliğini) anlamıyor musunuz?
Aynı kök: نسي (45 geçiş)
Biz herhangi bir ayetin hükmünü yürürlükten kaldırır veya onu unutturur (ya da ertelersek), yerine daha hayırlısını veya mislini getiririz. Allah'ın…
Aynı kök: نسي (45 geçiş)
Eğer onlara mehir tespit eder de kendilerine el sürmeden boşarsanız, tespit ettiğiniz mehrin yarısı onlarındır. Ancak kadının, ya da nikah bağı…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
(6, 7) Sana (Kur'an'ı) okutacağız ve sen -Allah'ın dilemesi hariç- (onu) unutmayacaksın. Şüphesiz ki O, açığı da gizli olanı da bilir.
(Ey muhatab) Biz sana okutacağız ve sen asla unutmayacaksın;
Biz sana öğreteceğiz ve (öğrendiklerinden hiçbirini) unutmayacaksın,
Sana OKUtacağız da unutmayacaksın!
Sana okutacağız, sen de unutmayacaksın.
Sana (Kur'an'ı) okutacağız; sen hiç unutmayacaksın.
Sana okutacağız; artık unutmayacaksın.
- Bundan böyle seni okutacağız; artık Allah'ın dilediği hariç, sen hiç unutmayacaksın. Şüphesiz Allah açığı ve gizleneni bilir.
Seni okutacağız; sen de unutmayacaksın.
Seni okutacağız; sen de unutmayacaksın.
Bundan böyle sana Kur'an okutacağız da unutmayacaksın.
Bundan böyle sana Kur'an okutacağız da unutmayacaksın
Sana okutacağız; dipnot 1 bir daha unutmayacaksın; dipnot 2
Sana okutacağız dipnot 1 ; bir daha unutmayacaksın; dipnot 2
Sana okutacağız dipnot 1 ; bir daha unutmayacaksın; dipnot 2
Sana okutacağız, sen de unutmayacaksın.
(Habibim) seni okutacağız da (asla) unutmayacaksın.
Seni okutacağız da hiç unutmayacaksın.
(6-13) Sana okuyacağız Allah ’ın istedikleri hariç unutmayacaksın. O /Allah, aşikarı ve de gizliyi kesinlikle bilir. Seni kolaylığa ulaştıracağız / müyesser edeceğiz . Eğer ha tırlatma fayda verecekse hatırlat. Tedirgin olan / haşyet duyan kişi hatırlayacaktır. İsyancı / şaki ise ondan kaçınacaktır. Büyük ateşe atılacak ve ardından orada ne ölecek ne de dirilecektir.
Sana (Kur’an’ı) okutacağız ve sen onu unutmayacaksın.
Sana (Kur'an'ı), okutacağız, unutmayacaksın.
Biz sana ayet kümelerini dipnot 1 kurduracağız; sen de unutmayacaksın,
Sana Kur'an'ı okutacağız, sen unutmayacaksın.
Sana (Kur’an’ı) okutacağız, sen de unutmayacaksın.
Sana (Kur'an'ı) okutacağız, sen de unutmayacaksın.
Seni/sana okutacağız da artık unutmayacaksın.
We shall make you recite so that you will not forget,
[Prophet], We shall teach you [the Quran] and you will not forget––
By degrees shall We teach thee to declare (the Message), so thou shalt not forget,
We shall make you recite and then you will not forget, dipnot 1
We will cause you to recite so that you do not forget –
We shall make you to recite (the Qur’ân), so you (O Muhammad صلى الله عليه وسلم) shall not forget (it),
We shall have you recite [the Qur’ān], then you will not forget [any of it]
We will soon teach (you and) make you recite (the Qur'ân) so that you shall not forget (any part of it).
We shall make thee recite, to forget not
Your Lord will endow you with the ability to recite as much as…
We will make thee recite, and thou shalt not forget,
We will make you study, so do not forget.
We will enable thee to rehearse our revelations; and thou shalt not forget any part thereof,
We will teach you by degrees to declare (or recite), and you shall not forget,
We will soon make you read so you will not forget,
We shall make thee read (O Muhammad) so that thou shalt not forget
We shall make you recite (the Qur'an) so that you will not forget it,
WE SHALL teach thee, and thou wilt not forget [aught of what thou art taught],
We will have you recite ˹the Quran, O Prophet,˺ so you will not forget ˹any of it˺,
We will make you study, so do not forget.
We will recite to you; do not forget.
We will make you recite, [O Muúammad], and you will not forget,
(We will make thee recite, and thou wilt not forget.)
(O Messenger) We shall teach you thus that you will never forget. (Mankind need Guidance like all things in the Universe do).
By small amounts We shall teach you (O Prophet!) To declare (the Message), so that you shall not forget,
We will make you recite, then you will not forget
We will let you read, so do not forget.