A'râf suresi

A'râf suresi, 132. ayet

A'râf suresi, 132. ayet. وَقَالُوا۟ مَهْمَا تَأْتِنَا بِهِۦ مِنْ ءَايَةٍ لِّتَسْحَرَنَا بِهَا فَمَا نَحْنُ لَكَ بِمُؤْمِنِينَ

veḳâlû mehmâ te'tinâ bihî min âyetil litesḥaranâ bihâ femâ naḥnü leke bimü'minîn.

Diyanet İşleri

Dediler ki: "Bizi büyülemek için her ne getirirsen getir, biz sana inanacak değiliz."

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

A'râf 129–135 · surenin 132. ayeti / 206

Konu Firavun ailesine gelen musibetler ve kurtuluş A'râf 127–137 3

  1. A'râf 129

    Dediler ki: "Sen bize gelmeden önce de bize işkence edildi, geldikten sonra da." Musa, "Umulur ki, Rabbiniz düşmanınızı helak edecek ve sizi bu yerde (Mısır'da) egemen kılıp, nasıl davranacağınıza bakacaktır" dedi.

  2. A'râf 130

    Andolsun biz, Firavun ailesini, öğüt alsınlar diye yıllarca süren kıtlık ve ürün eksikliği ile cezalandırdık.

  3. A'râf 131

    Fakat onlara iyilik geldiği zaman, "Bu bizimdir, (biz çalışıp kazandık)" derler. Eğer başlarına bir kötülük gelirse, Musa ve beraberindekilerin uğursuzluğuna yorarlardı. İyi bilin ki, onların uğursuzluk sebebi ancak Allah katında (yazılı)dır. Fakat çokları bilmezler.

  4. 132

    Dediler ki: "Bizi büyülemek için her ne getirirsen getir, biz sana inanacak değiliz."

  5. A'râf 133

    Biz de, her biri ayrı ayrı birer mucize olmak üzere başlarına tufan, çekirge, ürün güvesi (haşarat), kurbağalar ve kan gönderdik. (Hiçbirinden ders almadılar.) Büyüklük tasladılar ve suçlu bir kavim oldular.

  6. A'râf 134

    Üzerlerine azap çökünce, "Ey Musa! Rabbinin sana verdiği söz uyarınca bizim için dua et. Eğer azabı üzerimizden kaldırırsan, mutlaka sana inanacağız ve İsrailoğullarını seninle birlikte elbette göndereceğiz" dediler.

  7. A'râf 135

    Fakat erişecekleri bir süreye kadar biz azabı üzerlerinden kaldırınca hemen yeminlerini bozarlar.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

132. Onlar Mûsâ’ya batıllarını sürdürmeye devam edeceklerini ve ondan ayrılmayacaklarını açıklayarak “dediler ki: Bizi kendisiyle büyülemek için her ne mucize getirirsen getir, sana iman edecek değiliz.” Yani biz artık senin bir sihirbaz olduğuna kesin kanaat getirmiş bulunuyoruz. O nedenle sen bize hangi mucizeyi getirirsen getir, biz kesinlikle “O, bir sihirdir” diyeceğiz. Sana iman etmeyeceğiz ve senin doğru söylediğine inanmayacağız. Bu hal, inadın en ileri derecesidir ve o kafirleri öyle bir noktaya getirmiştir ki onlar için üzerlerine âyet ve mucizelerin inmesi ve inmemesi arasında hiçbir fark yoktur.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Firavun 'un kavmi hakka karşı inat ederek Musa -aleyhisselam-'a şöyle dediler: "Sen bize hangi mucize ve delili getirirsen getir ve inandıklarımızın batıl olduğunu ispat etmek ve bizi ondan çevirmek ve getirdiklerinin doğru olduğunu kabul etmemiz için hangi hücceti sunarsan sun bizler sana asla iman edecek değiliz."

Kelimeler

12 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَقَالُوا۟ ve kalu ve dediler ki kök: قول
  2. مَهْمَا mehma ne kadar
  3. تَأْتِنَا te'tina getirsen de bize kök: اتي
  4. بِهِۦ bihi
  5. مِنْ min bir
  6. ءَايَةٍۢ ayetin mu'cize kök: ايي
  7. لِّتَسْحَرَنَا litesharana bizi büyülemek için kök: سحر
  8. بِهَا biha onunla
  9. فَمَا fema değiliz
  10. نَحْنُ nehnu biz
  11. لَكَ leke sana
  12. بِمُؤْمِنِينَ bimu'minine inanacak kök: امن

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 6 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: سحر (63 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ

    Firavun'un kavminden ileri gelenler, dediler ki: "Şüphesiz bu adam usta bir sihirbazdır."

  • Aynı kök: سحر (63 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ

    "Bütün usta sihirbazları (toplayıp) sana getirsinler."

  • Aynı kök: سحر (63 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ

    Sihirbazlar Firavun'a geldiler. "Galip gelenler biz olursak mutlaka bize bir mükafat vardır, değil mi?" dediler.

  • Aynı kıssa: Hz. Mûsâ

    Hani, sizi azabın en kötüsüne uğratan, kadınlarınızı sağ bırakıp, oğullarınızı boğazlayan Firavun ailesinden kurtarmıştık. Bunda, size Rabbinizden…

  • Aynı kıssa: Hz. Mûsâ

    Hani, sizin için denizi yarmış, sizi kurtarmış, gözlerinizin önünde Firavun ailesini suda boğmuştuk.

  • Aynı kıssa: Hz. Mûsâ

    Hani, biz Musa ile kırk gece için sözleşmiştik. Sizler ise onun ardından (kendinize) zulmederek bir buzağıyı tanrı edinmiştiniz.

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

76 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

(Mısırlılar) şöyle demişlerdi: "Bizi büyülemen için her ne ayet (mucize) getirirsen (getir), biz sana asla inanacak değiliz."

Mustafa İslamoğlu

(Musa'ya) dediler ki: "Bizi büyülemek için hangi delili getirirsen getir yine sana inanmayacağız."

Muhammed Esed

(Musaya) şöyle dediler: "Bizi büyülemek için her ne işaret ortaya koyarsan koy, sana inanmayacağız!"

Ahmed Hulusi

Ve dediler ki: "Bizi büyülemek için her ne mucize getirirsen getir, biz sana iman etmeyiz!"

Ali Bulaç

Onlar: "Bizi büyülemek için mucize (ayet) olarak her ne getirirsen getir, yine de biz sana inanacak değiliz" dediler.

Ali Özek ve heyeti

Ve dediler ki: «Bizi sihirlemek için ne mucize getirirsen getir, biz sana inanacak değiliz.»

Ali Rıza Safa

Dediler ki: "Bizi büyülemek için, ne denli mucize getirirsen getir; artık, sana inanacak değiliz!"

Bayraktar Bayraklı

Dediler ki: "Bizi büyülemek için ne mucize getirirsen getir, biz sana inanacak değiliz."

Edip Yüksel

"Bizi büyülemek için ne kadar işaret (ayet) getirirsen getir, biz seni onaylayacak değiliz" dediler.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

'Bizi büyülemek için ne kadar mucize (ayet) getirirsen getir, biz sana inanacak değiliz,' dediler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Ve: "Sen bizi büyülemek için her ne mucize getirirsen getir, asla sana inanacak değiliz." derlerdi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve sen bizi büyülemek için her ne ayet getirsen imkanı yok sana inanacak değiliz derlerdi

Erhan Aktaş

"Bizi büyülemek için ne kadar ayet dipnot 1 getirirsen getir, biz sana asla inanacak değiliz." dediler.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Mucize, kanıt.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

"Bizi büyülemek için ne kadar ayet dipnot 1 getirirsen getir, biz sana asla inanacak değiliz." dediler.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Mucize, kanıt.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

"Bizi büyülemek için ne kadar ayet dipnot 1 getirirsen getir, biz sana asla inanacak değiliz." dediler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Mucize, kanıt.

Gültekin Onan

Onlar: "Bizi büyülemek için ne kadar ayet getirirsen getir, biz sana inançlı olacak değiliz" dediler.

Hasan Basri Çantay

Dediler: "Bizi büyülemek için her ne mu'cize getirsen sana iman ediciler değiliz biz".

İbni Kesir

Dediler ki: Bizi büyülemek için ne kadar mucize gösterirsen göster; biz, sana inananlardan olmayacağız.

Mehmet Alagaş

(103-156) Onların arkasından firavuna ve onun seçkinlerine , ayetlerimizle Musa’yı yarattık, ona zulmettiler. Hele bak bozguncuların / müfsitlerin sonu / akıbeti nasıl oldu. Musa dedi ki, ey firavun kesinlikle ben, alemlerin Rabbinin elçisiyim. Hakikat şu ki Allah hakkında gerçek olandan / haktan başka söz söyleyemem , kesinlikle size rabbinizden apaçık delillerle geldim, İsrail oğullarını benimle beraber yolla / gönder. Dedi ki; eğer ayet ile geldinse eğer ki sözüne bağlı isen / sadık isen onu bize getir. Asasını bır aktı apaçık bir ejderha /yılan oldu. Elini çekip çıkardığı vakit o da bakanlara bembeyaz oldu. Firavun kavminden seçkin olanlar, kesinlikle bu , bilgili bir sihirbaz dır. Sizi yerinizden / arzınızdan çıkarmak gibi bir dileği var, peki o halde ne emredersiniz dediler. Dediler ki Onu ve kardeşini alıkoy ve şehirlere toplayıcılar / organizatörler gönder. Bilgili sihirbazların her birini sana getirsinler. Sihirbazlar firavuna geldi ve dediler ki eğer galip olursak bize bir ücret / ecir var değil mi? Dedi ki evet, kesinlikle yakınlardan / akrabalardan olacaksınız. Dediler ey Musa sen mi bıra kacaksın ya da bizler mi bırakalım ? Dedi ki siz bırakın , bıraktıkları zaman insanların gözlerini büyülediler / etki altına aldılar, onları ürküttüler, büyük bir sihir getirdiler. Biz de Musa’ya hadi bırak asanı diye vahyettik, o vakit asa, uydurduklarını / ifklerini yutuyordu. Gerçek / hak ortaya çıktı /vuku buldu ve yaptıkları boşa çıktı / iptal oldu. İşte orada yenildiler / mağlup oldular. Küçü lmüş hale / önemsiz hale dönüştüler . Sihirbazlar secdeye kendilerini bıraktılar. Alemlerin rabbine Musa ve Harun’un Rabbine iman ettik dediler. Firavun dedi ki; size izin vermeden önce ona iman mı ettiniz ? kesin bu bir kurulu tuzak , şehirde iken halkını oradan çıkarmak için onu kurmuşsunuz, i leride bileceksiniz. Ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama / karşısından / hilafından doğrayacağım / keseceğim, sonra da hepinizi asacağım / sallandıracağım. Dediler ki; bizler rabbimize dönüyoruz / inkılap ediyoruz. Bizden öc alman / intikam alman ın nedeni, Rabbimizin ayetleri bize geldiğinde onlara iman ettiğimizdendir. Rabbimiz üzerimize sabır yağdır Müslümanlar olarak canlılığımızı al / vefat ettir. Firavun kavminden seçkinler dedi ki; Musa’yı ve kavmini arzda bozgun yapsınlar, ilahlarını ve seni terk etsinler diye bırakıyor musun? Dedi ki; oğullarını öldüreceğiz , kadınlarını hayatta bırakacağız onların üzerinde ezici güçteyiz / kahrediciyiz. Musa kavmine dedi ki; Allaha sığının ve sabredin , kesinlikle Arz, Allah içindir , Ona, kullarından istediği ni varis edecek ve sonuçta / akıbette sakınanların / muttakilerin olacak. İsrail oğulları d ediler ki; sen bize gelmeden önce eziyet edildik sen geldikten sonra da eziyet ediliyoruz. Musa dedi ki u mulur ki Rabbiniz düşmanınızı helak eder ve sizleri arzın devralanları / halifeleri yapar ve de n asıl amel ediyorsunuz ona bakar. Gerçekten biz Firavun yandaşları nı / ailesini senelerce yakaladık, ürünlerden / semerelerden de kısıtladık böylelikle belki düşünürler. Güzellik geldiğinde bu bizdendir dediler , eğer ki kötülük isabet ettiğindeyse bu, Musa ’nın ve beraberindekilerin uğursuzluğudur dediler. (Tayyir; Arapların bir işin uğuru yahut uğursuzluğu için kuş uçurmalarından gelir) Dikkat edin ! muhakkak onların uğursuzlukları Allah yanındadır ve lakin onların çoğu bilmiyorlar. Firavun kavmi, Musa’ya b izleri büyülemek için ayetlerden her neyi getirsen getir, bizler sana inananlar değiliz dediler . Biz de onlara tufan, çekirge haşerat, kurbağa, kan gibi ayrıntılı / detaylı ayetler gönderdik. Büyüklendiler ve suçlu kavim oldular. Üzerlerine pislik etki edince dediler ki Ey Musa , Rabbine, sana olan vaadi gereği çağrıda bulun / dua et , ü zerimizden pisliği giderirsen sana iman edeceğiz, senle beraber İsrail oğullarını da göndereceğiz. Üzerlerinden pisliği erişebi lecekleri belli süreye kadar giderdiğimiz de ise, aynısını tekrarladılar / nüksettiler. Bizde onlardan int ikam aldık denizde onları boğduk , kesinlikle ayetlerimizi yalanladılar ve de ondan bihaber kaldılar / gafil oldular . Düşkün biçare kavmi, içinde bereket olan arzın, doğusundan batısına kadar mirasçı ettik. Rabbinin İsrail oğulları üzerindeki kelimeleri , sabırlarından dolayı güzellikle tamamlandı. (Bilal-i Şam Nil Fırat arası onların oldu) Firavun ve kavmini yaptıklarından dolayı imha ettik. Onlar taht kurmuşlardı / arş kurmuşlardı. İsrail oğullarını denizden geçirdik, bir kavme uğradılar onlar putlara tapıyorlardı, Dediler ki ey Musa onların ilahları gibi bize de ilah yap , sizler kesinlikle cahillik eden bir kavimsiniz dedi. Muhakkak puta tapanların içinde bulundukları durum helak olacaktır ve yaptıkları her neyse boşa gitmişti / batıldır /iptaldir. Dedi ki; O sizi alemlerde tercih edip faziletl i kılmışken / erdemli kılmışken ben size Allahtan gayrı ilah ister miyim? Bir vakit sizi Firavun yandaşlarından kurtarmıştık , kötü şekilde azap çekiyordunuz , oğullarınızı öldürüyorlar ve kadınlarınızı sağ bırakıyorlardı, bunda, Rabbinizden, size büyük bir imtihan / bela vardı. Musa ile 30 gecelik sözleştik / vaatleştik ona 10 gece ekleyerek, Rabbinin tayin ettiği vakit olan 40 geceye tamamlandı. (Zilkade ayından 30 ve zilhicceden 10 gün) Musa Kardeşi Harun’a dedi ki; kavmimde benim yerimi devralan ol / halifem ol. Onları düzenle / ıslah et, bozucuların yoluna uyma. Musa tayin edilen vakitte geldi ve Rabbi onunla konuştu , Musa, bana göster / gözük , sana bakayım dedi, dedi ki; sen beni göremezsin ve lakin dağa bak, mek ânında istikrar ederse/ yerinde kalmayı başarırsa sen beni görebilirsin, (Ben görünmem demedi len erâ demedi len tera göremezsin dedi, bu bedende bu göz ile olmaz) Rabbi dağa belirince / tecelli edince onu paramparça yaptı, Musa bayılarak yere düştü, Ayılınca dedi ki; seni üstün tutarım sana tövbe ettim, ben müminlerin ilkiyim / evveliyim. Ey Musa dedi; kesin olarak seni insanlara mesajlarım ve konuşmalarım için seçtim. Sana verdiğimi al ve şükredenlerden ol. Onun için, levhalar içine her bir konuyu / mevzuyu ve her bir şeyi ayrıntılı olarak / detaylı olarak yazdık , onu kuvvetle tut ve kavmine de emret, güzellikle onlarda tutsunlar , sana yoldan çıkmışların yurdunu ilerde göstereceğim. Haksız yere arzda büyüklenenleri ayetlerimden uzaklaştıracağım , a yetlerin hepsini görseler dahi onlara iman etmezler , erişkinlik yolunu / rüşte erdiren yolu görseler dahi onu yol olarak edinmezler , azgınlık yolunu gördüklerinde ise onu yol olarak edinirler , bu onların ayetlerimizi yalanlamalarındandır ve on lardan bihaberdirler / gafildiler. Ayetlerimizi ve ahiret buluşmasını yalanlayanlar öyleleridir ki yaptıkları ameller, boşa çıkmıştır / başarıya ulaşmamıştır , yaptıklarıyla cezalandırılmıyorlar mı? Sonrasında Musa kavmi , süs eşyalarından yapma böğürmesi olan buzağı bedenini edindi , görmezler mi ki gerçekten o, onlarla konuşmuyor / kelam etmiyor, yola da yönlendirmiyor, onu edindiler ve de zalimler oldular. Onlar ileri sürdüklerinde pişman oldular ve gerçekten onlar ne yapacaklarını bilemez hallerini de gördüler, dediler ki; Rabbimiz eğer ki sen bize merhamet etmez isen bizi bağışlamazsan hasara uğrayanlardan / hüsran olanlardan olacağız. Musa kavmine öfkeli ve tasalı bir şekilde döndüğü vakit, benden so nra ne kadar kötü bir halifelik yaptınız , Rabbinizin emri için acelemi ettiniz dedi, levhaları bıraktı , kardeşinin başını eline aldı, kendine doğru çekti, Harun dedi ki; anamın oğlu, kavmin beni düşkün / biçare / mustazaf hale getirdiler ve nerdeyse beni öldüreceklerdi , beni düşmanlara güldürme , beni zalim kavimle beraber bir tutma. Musa d edi ki; Rabbim beni ve kardeşimi bağışla , bizi, rahmetine dahil eyle, sen merhametlilerin en merhametlisisin. Buzağıyı edinenler kesinlikle onlar , ileride Rablerinden hışıma / gazaba ve dünya hayatında horlanmaya / zillete nail olacaklar, İftiracıları işte böyle cezalandırırız. Öyle ki kötülük yaptılar, sonra o kötülüklerinin ardından vazgeçtiler ve de iman ettiler, Rabbin de el bet bağışlayıcıdır, kollayandır / esirgeyendir. Musa’daki kızgınlık sessizleşince / yatışınca levhaları aldı, ki o nüshalardan birinde "Rablerinden ürkenler için / korkanlar için rahmet ve yönlendirme / hidayettir " ayeti vardı. Musa kavminden 40 adamı tayin edilen vakit için / randevu zamanı için seçti, onları bir sarsıntı aldığındaysa dedi ki Rabbim isteseydin onları ve beni daha öncesinde helak edebilirdin , bizden aklı kıtların / sefihlerin / aptalların yaptıklarından ötürü bizi helak mı edeceksin? kesin bu senin bir sınamandır / fitnendir, sen o nunla istediğini saptırırsın , istediğini de yola sokarsın , sen bizim dostumuzsun / velimizsin, bizi bağışla , bize merhamet et , sen bağışlayıcıların hayırlısısın. Bize bu dünyada da ahirette de güzellik yaz, biz sana yöneldik , dedi; azabım istediğime isabet ettiririm, rahmetim ise her şeyden daha geniştir. Onu / rahmetimi kesinlikle sakınanlara ve zekât verenlere yazacağım, onlar ayetlerimize iman ediyorlar.

Rowwad Tercüme Merkezi

Ve dediler ki: “Bizi büyülemek için her ne mûcize getirirsen sana asla iman edecek değiliz.”

Süleyman Ateş

Ve dediler ki: "bizi büyülemek için ne kadar mu'cize getirirsen getir, biz sana inanacak değiliz!"

Süleymaniye Vakfı

Dediler ki "Bizi büyülemek için hangi mucizeyi getirirsen getir, sana inanacak değiliz."

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Derlerdi ki "Bizi büyülemek için hangi mucizeyi (ayeti) getirirsen getir, sana inanacak değiliz."

Şaban Britch

Bizi, kendisiyle büyülemek için her ne zaman bize bir ayet/mucize getirirsen, biz sana iman edecek değiliz, dediler.

Şaban Piriş

-Bizi, kendisiyle büyülemek için her ne zaman bize bir mucize getirirsen, biz sana inanacak değiliz, dediler.

Yaşar Nuri Öztürk

Şunu da söylediler: "Bizi büyülemek için, bize istediğin kadar ayet getir. Sana inanmayacağız."

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Being arrogant, obstinate men of little intelligence they said to Mussa: "No matter how impressive and exciting the signs may be never shall we be convinced nor shall you be able to bring us to acknowledge the truth of your mission".

Abdul Haleem

They said, ‘We will not believe in you, no matter what signs you produce to cast a spell on us,’

Abdullah Yusuf Ali

They said (to Moses): "Whatever be the Signs thou bringest, to work therewith thy sorcery on us, we shall never believe in thee.

Abul A'la Maududi

And they said to Moses: 'Whatever sign you might produce before us in order to enchant us, we are not going to believe you.' dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Pharaoh's courtiers obstinately persisted in branding Moses' signs as sorcery although they knew well that sorcery had nothing in common with the miraculous signs granted to Moses. Even a fool would not he ready to believe that the country-wide famine and the consistent decrease in agricultural output could have been caused by magic. It is for this reason that the Qur'an says:But when Our signs, which should have opened their eyes, came to them they said: 'This is clear sorcery! And they rejected those signs out of iniquity and arrogance even though they were inwardly convinced of it' (al-Naml 27: 13-14).

Aisha Bewley

They said, ‘No matter what kind of Sign you bring us to bewitch us, we will not have iman in you. ’

Al-Hilali & Khan

They said [to Mûsâ (Moses)]: "Whatever Ayât (proofs, evidence, verses, lessons, signs, revelations, etc.) you may bring to us, to work therewith your sorcery on us, we shall never believe in you."

Ali Quli Qarai

And they said, ‘Whatever sign you may bring us to bewitch us, we are not going to believe you. ’

Amatul Rahman Omar

And they said (to Moses), `Whatsoever sign you may bring to us to cast a spell upon us with it, we will not be believers in you at all. '

Arthur John Arberry

And they said, 'Whatsoever sign thou bringest to us, to cast a spell upon us, we will not believe thee. '

Bijan Moeinian

They said to Moses: "No matter how many miracles you come up with, we will never believe in you!"

E. Henry Palmer

And they said, 'Whatever thou dost bring us as a sign to enchant us therewith, yet will we not believe in thee. '

Edip-Layth

They said, "No matter what you bring us of a sign to bewitch us with, we will never acknowledge you."

George Sale

And they said, 'Whatever Sign thou mayest bring to us to bewitch us with, we will not submit to thee. '

Hamid S. Aziz

And they said, "Whatever Sign you bring to enchant us, we will not put faith in you. "

Mahmoud Ghali

And they said, "No matter what sign you come up with to us to bewitch us, then in no way are we believers with you. "

Marmaduke Pickthall

And they said: Whatever portent thou bringest wherewith to bewitch us, we shall not put faith in thee.

Mohamed Ahmed - Samira

They said: "Whatsoever the sign you have brought to deceive us, we shall not believe in you. "

Muhammad Asad

And they said [unto Moses]: "Whatever sign thou mayest produce before us in order to cast a spell upon us thereby, we shall not believe thee!"

Mustafa Khattab

They said, "No matter what sign you may bring to deceive us, we will never believe in you."

Progressive Muslims

And they said: "No matter what you bring us of a sign to bewitch us with, we will never believe in you. "

Rashad Khalifa

They said, "No matter what kind of sign you show us, to dupe us with your magic, we will not believe."

Sahih International

And they said, "No matter what sign you bring us with which to bewitch us, we will not be believers in you. "

Sam Gerrans

And they said: “Whatever proof thou bring us wherewith to bewitch us, we will not believe thee.”

Shabbir Ahmed

They kept telling Moses, "Whatever the Verses might say, whatever bad omens you could bring, or bewitch us with your logic, we will not believe in you" (and will not consider moral reformation).

Syed Vickar Ahamed

They said (to Musa): "Whatever are the Signs that you will bring, to work your magic on us with them, we will never believe in you. "

Taqi Usmani

They said, "Whatever sign you bring to us to enchant us with, we are not going to believe in you."

The Monotheist Group

And they said: "No matter what you bring us of a sign to bewitch us with, we will never believe in you."

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — A'râf suresi, 132. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — A'râf suresi, 132. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — A'râf suresi, 132. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩