A'râf suresi

A'râf suresi, 129. ayet

A'râf suresi, 129. ayet. قَالُوٓا۟ أُوذِينَا مِن قَبْلِ أَن تَأْتِيَنَا وَمِنۢ بَعْدِ مَا جِئْتَنَا قَالَ عَسَىٰ رَبُّكُمْ أَن يُهْلِكَ عَدُوَّكُمْ وَيَسْتَخْلِفَكُمْ فِى ٱلْأَرْضِ فَيَنظُرَ كَيْفَ تَعْمَلُونَ

ḳâlû ûẕîne min ḳabli en te'tiyenâ vemim ba`di mâ ci'tenâ. ḳâle `asâ rabbüküm ey yühlike `adüvveküm veyestaḫlifeküm fi-l'arḍi feyenżura keyfe ta`melûn.

Diyanet İşleri

Dediler ki: "Sen bize gelmeden önce de bize işkence edildi, geldikten sonra da." Musa, "Umulur ki, Rabbiniz düşmanınızı helak edecek ve sizi bu yerde (Mısır'da) egemen kılıp, nasıl davranacağınıza bakacaktır" dedi.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

A'râf 126–132 · surenin 129. ayeti / 206

Konu Firavun ailesine gelen musibetler ve kurtuluş A'râf 127–137 3

  1. A'râf 126

    "Sen sırf, Rabbimizin ayetleri bize geldiğinde iman ettiğimiz için bize hınç duyuyorsun. Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır ve müslüman olarak bizim canımızı al."

  2. A'râf 127

    Firavun'un kavminden ileri gelenler dediler ki: "Sen (sihirbazları cezalandıracaksın da) Musa'yı ve kavmini, bu ülkede fesat çıkarsınlar, seni ve ilahlarını terk etsinler diye bırakacak mısın?" Firavun, "Biz onların oğullarını öldüreceğiz, kadınlarını sağ bırakacağız. Biz onların üzerinde ezici bir güce sahibiz?" dedi.

  3. A'râf 128

    Musa, kavmine, "Allah'tan yardım isteyin ve sabredin. Şüphesiz yeryüzü Allah'ındır. Ona, kullarından dilediğini mirasçı kılar. Sonuç Allah'a karşı gelmekten sakınanlarındır" dedi.

  4. 129

    Dediler ki: "Sen bize gelmeden önce de bize işkence edildi, geldikten sonra da." Musa, "Umulur ki, Rabbiniz düşmanınızı helak edecek ve sizi bu yerde (Mısır'da) egemen kılıp, nasıl davranacağınıza bakacaktır" dedi.

  5. A'râf 130

    Andolsun biz, Firavun ailesini, öğüt alsınlar diye yıllarca süren kıtlık ve ürün eksikliği ile cezalandırdık.

  6. A'râf 131

    Fakat onlara iyilik geldiği zaman, "Bu bizimdir, (biz çalışıp kazandık)" derler. Eğer başlarına bir kötülük gelirse, Musa ve beraberindekilerin uğursuzluğuna yorarlardı. İyi bilin ki, onların uğursuzluk sebebi ancak Allah katında (yazılı)dır. Fakat çokları bilmezler.

  7. A'râf 132

    Dediler ki: "Bizi büyülemek için her ne getirirsen getir, biz sana inanacak değiliz."

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

129. İsrailoğulları, Firavun’un işkence ve eziyeti altında uzun süre kalmaktan yana usanmış bir halde Mûsâ’ya “dediler ki: Sen bize gelmeden önce de eziyet görüyorduk sen bize geldikten sonra da….” aynı şekilde eziyet görüyoruz. Onlar bize en kötü azabı tattırıyorlar, oğullarımızı öldürüyor ve kız çocuklarımızı diri bırakıyorlar.

Mûsâ da Firavun’un ve kavminin kötülüklerinden kurtuluşun yakın olduğu konusunda onlara umut vererek şöyle dedi: “Umulur ki Rabbiniz düşmanınızı helak eder ve sizi yeryüzünde halifeler kılar” Size orada iktidar verir ve yönetimi size tevdi eder de “sizin nasıl amel edeceğinize bakar.” Şükür mü edeceksiniz yoksa nankörlük mü? Bu, ilâhi bir vaat idi ki Yüce Allah, dilediği vakit gelince onu gerçekleştirmiştir.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Musa'nın İsrailoğulları'ndan olan kavmi, Musa -aleyhisselam-'a şöyle dediler: "Ey Musa! Sen bize gelmezden önce de, sen bize geldikten sonra da Firavun'un erkek çocuklarımızın öldürülmesi ve kadınlarımızın hizmet etmeleri için hayatta bırakılması ile işkenceye maruz kaldık." Musa -aleyhisselam- onlara nasihatte bulunarak ve kurtulmalarının müjdesini vererek şöyle dedi: "Umulur ki Rabbiniz, düşmanınız Firavun ve kavmini helak eder ve onların yerine sizi yeryüzüne hakim kılar. Ondan sonra da şükür ile mi yoksa inkar ile mi amel edeceğinize bakar." dedi.

Kelimeler

22 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. قَالُوٓا۟ kalu dediler kök: قول
  2. أُوذِينَا uzina bize işkence edildi kök: اذي
  3. مِن min -den
  4. قَبْلِ kabli önce- kök: قبل
  5. أَن en
  6. تَأْتِيَنَا te'tiyena sen bize gelmezden kök: اتي
  7. وَمِنۢ vemin ve
  8. بَعْدِ bea'di sonradan kök: بعد
  9. مَا ma
  10. جِئْتَنَا ۚ ci'tena sen bize geldikten kök: جيا
  11. قَالَ kale dedi kök: قول
  12. عَسَىٰ asa umulur ki kök: عسي
  13. رَبُّكُمْ rabbukum Rabbiniz kök: ربب
  14. أَن en
  15. يُهْلِكَ yuhlike yok eder kök: هلك
  16. عَدُوَّكُمْ aduvvekum düşmanınızı kök: عدو
  17. وَيَسْتَخْلِفَكُمْ ve yestehlifekum ve sizi hakim kılar kök: خلف
  18. فِى fi
  19. ٱلْأَرْضِ l-erdi yeryüzüne kök: ارض
  20. فَيَنظُرَ feyenzura böylece bakar kök: نظر
  21. كَيْفَ keyfe nasıl kök: كيف
  22. تَعْمَلُونَ tea'melune hareket edeceğinize kök: عمل

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: هلك (68 geçiş) · Aynı kök: عدو (106 geçiş) · Aynı kök: خلف (127 geçiş)

    Hani siz vadinin (Medine'ye) yakın tarafında; onlar uzak tarafında, kervansa sizin aşağınızdaydı. (Onlar sayıca sizden öylesine fazla idi ki), şayet…

  • Aynı kıssa: Hz. Mûsâ · Aynı kök: عدو (106 geçiş) · Aynı kök: خلف (127 geçiş)

    Musa, kavmine kızgın ve üzgün olarak döndüğünde, "Benden sonra arkamdan ne kötü işler yaptınız! Rabbinizin emrini beklemeyip acele mi ettiniz?" dedi.…

  • Aynı kıssa: Hz. Mûsâ · Aynı kök: نظر (129 geçiş) · Aynı kök: خلف (127 geçiş)

    Musa, "Çekil git! Artık sen hayatın boyunca (hastalanıp) "Bana dokunmak yok!" diyeceksin. Senin için, asla kaçamayacağın bir ceza daha var. Hele şu…

  • Aynı kök: كيف (83 geçiş) · Aynı kök: نظر (129 geçiş) · Aynı kök: خلف (127 geçiş)

    Sonra, nasıl davranacağınızı görelim diye, onların ardından yeryüzünde sizi onların yerine getirdik.

  • Aynı kök: كيف (83 geçiş) · Aynı kök: نظر (129 geçiş) · Aynı kök: خلف (127 geçiş)

    Onu yine de yalanladılar. Biz de onu ve onunla beraber gemide bulunanları kurtardık ve onları ötekilerin yerine geçirdik. Ayetlerimizi yalanlayanları…

  • Aynı kıssa: Hz. Mûsâ · Aynı kök: كيف (83 geçiş) · Aynı kök: نظر (129 geçiş)

    Sonra onların ardından Musa'yı, apaçık mucizelerimizle Firavun'a ve onun ileri gelen adamlarına peygamber olarak gönderdik de onları (mucizeleri)…

  • Aynı kök: هلك (68 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ · Ortak kavram: Helâk

    Musa, kavminden, belirlediğimiz yere gitmek için yetmiş adam seçti. Onları sarsıntı yakalayınca (bayıldılar). Musa, "Ey Rabbim! Dileseydin onları da…

  • Aynı kök: هلك (68 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ · Ortak kavram: Helâk

    Andolsun, daha önce Yusuf da size apaçık deliller getirmişti de, onun size getirdikleri hakkında şüphe edip durmuştunuz. Daha sonra o ölünce de,…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

77 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Onlar "Sen bize (peygamber olarak) gelmeden önce de eziyete uğratılmıştık; geldikten sonra da!" demişlerdi. (Musa ise): "Elbette Rabbiniz, düşmanınızı helak edecek ve onların yerine sizi yeryüzüne hâkim kılacak dipnot 1 ve nasıl hareket edeceğinize bakacaktır." demişti. dipnot 2

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Benzer mesajlar: A‘râf 7:137; İbrâhîm 14:14; Enbiyâ 21:105; Nûr 24:55; Kasas 28:5.
  2. metne dön, dipnot 2
    Burada, Yüce Allah'ın bakması ile kastedilen, durumun ne olacağını muhataplara göstermek, tutumlarını ortaya koymalarını sağlamaktır. Yoksa Allah'ın bilgilenmesi değildir. Çünkü Yüce Allah sonradan bilgilenmeye muhtaç değildir; ezelî ilmiyle her şeyi bilmektedir.

Mustafa İslamoğlu

(Musa'nın toplumu): "Sen bize gelmeden önce de eza cefa görüyorduk, mucizelerle geldikten sonra da" diye çıkıştılar. (Musa): "Rabbiniz düşmanınızı yok ettikten sonra sizi ülkeye kesinlikle varis kılacak, bunun için de sizin tavır ve davranışlarınıza bakacaktır" dedi.

Muhammed Esed

(Fakat İsrailoğulları:) "Biz, sen gelmeden önce de çok eziyet çektik, geldikten sonra da!" dediler. (Musa cevaben): "Belki de, Rabbiniz düşmanınızı yok edip yeryüzüne sizi varis kılacak: Ve sonra sizin nasıl (ve neler) yaptığınıza bakacak!"

Ahmed Hulusi

(Musa'nın kavmi) dediler ki: "Senin bize gelişinden önce de eziyet edildik, gelişinden sonra da". . . (Musa) dedi ki: "Umulur ki Rabbiniz, düşmanınızı helak eder ve (onların yerine) yeryüzünde sizi halifeler kılar da, neler yapacağınıza bakar. "

Ali Bulaç

Dediler ki: "Sen bize gelmeden önce de, geldikten sonra da eziyete uğratıldık." (Musa:) "Umulur ki, Rabbiniz düşmanınızı helak edecek ve sizleri yeryüzünde halifeler (egemenler) kılacak, böylece nasıl davranacağınızı gözleyecek" dedi.

Ali Özek ve heyeti

Onlar da, sen bize (peygamber olarak) gelmeden önce de geldikten sonra da bize işkence edildi, dediler. (Musa), «Umulur ki Rabbiniz düşmanınızı helâk eder ve onların yerine sizi yeryüzüne hakim kılar da nasıl hareket edeceğinize bakar» dedi.

Ali Rıza Safa

Dediler ki: "Sen gelmeden önce de geldikten sonra da çok sıkıntı çektik!" Dedi ki: "Efendinizin, düşmanınızı yıkıma uğratması ve yeryüzünde sizi egemen yapması umut edilebilir. Böylece, nasıl davranacağınıza bakar!"

Bayraktar Bayraklı

Onlar da, "Sen peygamber olarak gelmeden önce de geldikten sonra da bize işkence edildi" dediler. Musa, "Umulur ki Rabbiniz düşmanınızı helak eder ve onların yerine sizi yeryüzüne hakim kılar da nasıl hareket edeceğinize bakar" dedi.

Edip Yüksel

"Sen bize gelmeden önce de, bize geldikten sonra da eziyet edildik" dediler. (Musa da) "Umulur ki Efendiniz düşmanınızı yok ederek onların yerine sizleri yeryüzüne yerleştirsin ve sonra nasıl davranacağınıza baksın" dedi.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

'Sen bize gelmeden önce de, bize geldikten sonra da eziyet edildik,' dediler. (Musa da) 'Umulur ki Rabbiniz düşmanınızı yok ederek onların yerine sizleri yeryüzüne yerleştirsin ve sonra nasıl davranacağınıza baksın,' dedi.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Kavmi de ona: "Sen bize gelmeden önce de, geldikten sonra da işkenceye uğratıldık." dediler. O da: "Umulur ki, Rabbiniz hasımınızı helak edip de sizi yeryüzünde halife kılacak ve sizin nasıl işler yapacağınıza bakacaktır."

Elmalılı Hamdi Yazır

Biz, dediler: sen bize gelmezden evvel de eza edildik sen bize geldikten sonra da, umulur ki, dedi: Rabbınız hasmınızı helak edib de sizi yer yüzünde halife kılacak, sizin de nasıl işler yapacağınıza bakacaktır

Erhan Aktaş

"Sen bize gelmeden önce de, bize geldikten sonra da bize eziyet edildi." dediler. O da: "Umulur ki Rabb'iniz düşmanlarınızı yok eder ve sizi yeryüzüne halifeler dipnot 1 kılar da nasıl davranacağınıza bakar." dedi.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Kur'an, bu kelimeyi, irade ve akıl verilerek, yeryüzünü düzenleyen, yönlendiren, yöneten, imar eden anlamında ve bir de önceki toplumların yerine geçen ardıl anlamında kullanmaktadır. Vekalet etmek, vekil ve naib olmak sıfatıyla "Allah'ın yeryüzündeki temsilciliği, vekilliği" olarak anlam kazanan ve halifenin de "Allah'ın yeryüzündeki temsilcisi, vekili" sayılması şeklinde siyasallaşan, "halife" kelimesinin, Kur'an'da yer alan Halife kelimesi ile bir ilgisi yoktur (27:62).

Erhan Aktaş (10. Baskı)

"Sen bize gelmeden önce de, bize geldikten sonra da bize eziyet edildi." dediler. O da: "Umulur ki Rabb'iniz düşmanlarınızı yok eder ve sizi yeryüzüne halifeler dipnot 1 kılar da nasıl davranacağınıza bakar." dedi.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Kur'an, bu sözcüğü, irade ve akıl verilerek yeryüzünü düzenleyen, yönlendiren, yeryüzünün yöneticisi ve onarıcısı anlamında veya sizden öncekilerin yerine geçiren ardıl anlamında kullanmaktadır. Terim olarak birinin yerine geçmek; vekalet etmek, vekil ve naip olarak "Allah'ın yeryüzündeki temsilciliği, vekilliği" olarak anlaşılması ve halifenin de, "Allah'ın yeryüzündeki temsilcisi, vekili" sayılması şeklinde siyasal bir anlam kazanan halife sözcüğünün Kur'an'da yer alan Halife sözcüğü ile bir ilgisi yoktur.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

"Sen bize gelmeden önce de, bize geldikten sonra da bize eziyet edildi." dediler. O da: "Umulur ki Rabb'iniz düşmanlarınızı yok eder ve sizi yeryüzüne halifeler kılar da nasıl davranacağınıza bakar." dedi.

Gültekin Onan

Dediler ki: "Sen bize gelmeden önce de, geldikten sonra da eziyet edildik." (Musa da:) "Umulur ki rabbiniz düşmanınızı helak edecek ve sizleri yeryüzünde halifeler kılacak, böylece nasıl davranacağınızı gözleyecek" dedi.

Hasan Basri Çantay

(İsrail oğulları): "Biz, dediler, sen bize (peygamber olarak) gelmezden evvel de, bize geldiğinden sonra da işkenceye duçar edildik". (Musa şöyle) dedi: "Umulur ki Rabbiniz düşmanınızı helak edecek, sizi bu yerde hükümdar yapacak da sizin nasıl hareket edeceğinize bakacakdır".

İbni Kesir

Dediler ki: Sen, bize gelmezden önce de, geldikten sonra da eziyyet edildik. Dedi ki: Rabbınızın, düşmanınızı yok etmesi ve yeryüzünde sizi onların yerine getirmesi umulur. Ve o zaman nasıl davranacağınıza bakacaktır.

Mehmet Alagaş

(103-156) Onların arkasından firavuna ve onun seçkinlerine , ayetlerimizle Musa’yı yarattık, ona zulmettiler. Hele bak bozguncuların / müfsitlerin sonu / akıbeti nasıl oldu. Musa dedi ki, ey firavun kesinlikle ben, alemlerin Rabbinin elçisiyim. Hakikat şu ki Allah hakkında gerçek olandan / haktan başka söz söyleyemem , kesinlikle size rabbinizden apaçık delillerle geldim, İsrail oğullarını benimle beraber yolla / gönder. Dedi ki; eğer ayet ile geldinse eğer ki sözüne bağlı isen / sadık isen onu bize getir. Asasını bır aktı apaçık bir ejderha /yılan oldu. Elini çekip çıkardığı vakit o da bakanlara bembeyaz oldu. Firavun kavminden seçkin olanlar, kesinlikle bu , bilgili bir sihirbaz dır. Sizi yerinizden / arzınızdan çıkarmak gibi bir dileği var, peki o halde ne emredersiniz dediler. Dediler ki Onu ve kardeşini alıkoy ve şehirlere toplayıcılar / organizatörler gönder. Bilgili sihirbazların her birini sana getirsinler. Sihirbazlar firavuna geldi ve dediler ki eğer galip olursak bize bir ücret / ecir var değil mi? Dedi ki evet, kesinlikle yakınlardan / akrabalardan olacaksınız. Dediler ey Musa sen mi bıra kacaksın ya da bizler mi bırakalım ? Dedi ki siz bırakın , bıraktıkları zaman insanların gözlerini büyülediler / etki altına aldılar, onları ürküttüler, büyük bir sihir getirdiler. Biz de Musa’ya hadi bırak asanı diye vahyettik, o vakit asa, uydurduklarını / ifklerini yutuyordu. Gerçek / hak ortaya çıktı /vuku buldu ve yaptıkları boşa çıktı / iptal oldu. İşte orada yenildiler / mağlup oldular. Küçü lmüş hale / önemsiz hale dönüştüler . Sihirbazlar secdeye kendilerini bıraktılar. Alemlerin rabbine Musa ve Harun’un Rabbine iman ettik dediler. Firavun dedi ki; size izin vermeden önce ona iman mı ettiniz ? kesin bu bir kurulu tuzak , şehirde iken halkını oradan çıkarmak için onu kurmuşsunuz, i leride bileceksiniz. Ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama / karşısından / hilafından doğrayacağım / keseceğim, sonra da hepinizi asacağım / sallandıracağım. Dediler ki; bizler rabbimize dönüyoruz / inkılap ediyoruz. Bizden öc alman / intikam alman ın nedeni, Rabbimizin ayetleri bize geldiğinde onlara iman ettiğimizdendir. Rabbimiz üzerimize sabır yağdır Müslümanlar olarak canlılığımızı al / vefat ettir. Firavun kavminden seçkinler dedi ki; Musa’yı ve kavmini arzda bozgun yapsınlar, ilahlarını ve seni terk etsinler diye bırakıyor musun? Dedi ki; oğullarını öldüreceğiz , kadınlarını hayatta bırakacağız onların üzerinde ezici güçteyiz / kahrediciyiz. Musa kavmine dedi ki; Allaha sığının ve sabredin , kesinlikle Arz, Allah içindir , Ona, kullarından istediği ni varis edecek ve sonuçta / akıbette sakınanların / muttakilerin olacak. İsrail oğulları d ediler ki; sen bize gelmeden önce eziyet edildik sen geldikten sonra da eziyet ediliyoruz. Musa dedi ki u mulur ki Rabbiniz düşmanınızı helak eder ve sizleri arzın devralanları / halifeleri yapar ve de n asıl amel ediyorsunuz ona bakar. Gerçekten biz Firavun yandaşları nı / ailesini senelerce yakaladık, ürünlerden / semerelerden de kısıtladık böylelikle belki düşünürler. Güzellik geldiğinde bu bizdendir dediler , eğer ki kötülük isabet ettiğindeyse bu, Musa ’nın ve beraberindekilerin uğursuzluğudur dediler. (Tayyir; Arapların bir işin uğuru yahut uğursuzluğu için kuş uçurmalarından gelir) Dikkat edin ! muhakkak onların uğursuzlukları Allah yanındadır ve lakin onların çoğu bilmiyorlar. Firavun kavmi, Musa’ya b izleri büyülemek için ayetlerden her neyi getirsen getir, bizler sana inananlar değiliz dediler . Biz de onlara tufan, çekirge haşerat, kurbağa, kan gibi ayrıntılı / detaylı ayetler gönderdik. Büyüklendiler ve suçlu kavim oldular. Üzerlerine pislik etki edince dediler ki Ey Musa , Rabbine, sana olan vaadi gereği çağrıda bulun / dua et , ü zerimizden pisliği giderirsen sana iman edeceğiz, senle beraber İsrail oğullarını da göndereceğiz. Üzerlerinden pisliği erişebi lecekleri belli süreye kadar giderdiğimiz de ise, aynısını tekrarladılar / nüksettiler. Bizde onlardan int ikam aldık denizde onları boğduk , kesinlikle ayetlerimizi yalanladılar ve de ondan bihaber kaldılar / gafil oldular . Düşkün biçare kavmi, içinde bereket olan arzın, doğusundan batısına kadar mirasçı ettik. Rabbinin İsrail oğulları üzerindeki kelimeleri , sabırlarından dolayı güzellikle tamamlandı. (Bilal-i Şam Nil Fırat arası onların oldu) Firavun ve kavmini yaptıklarından dolayı imha ettik. Onlar taht kurmuşlardı / arş kurmuşlardı. İsrail oğullarını denizden geçirdik, bir kavme uğradılar onlar putlara tapıyorlardı, Dediler ki ey Musa onların ilahları gibi bize de ilah yap , sizler kesinlikle cahillik eden bir kavimsiniz dedi. Muhakkak puta tapanların içinde bulundukları durum helak olacaktır ve yaptıkları her neyse boşa gitmişti / batıldır /iptaldir. Dedi ki; O sizi alemlerde tercih edip faziletl i kılmışken / erdemli kılmışken ben size Allahtan gayrı ilah ister miyim? Bir vakit sizi Firavun yandaşlarından kurtarmıştık , kötü şekilde azap çekiyordunuz , oğullarınızı öldürüyorlar ve kadınlarınızı sağ bırakıyorlardı, bunda, Rabbinizden, size büyük bir imtihan / bela vardı. Musa ile 30 gecelik sözleştik / vaatleştik ona 10 gece ekleyerek, Rabbinin tayin ettiği vakit olan 40 geceye tamamlandı. (Zilkade ayından 30 ve zilhicceden 10 gün) Musa Kardeşi Harun’a dedi ki; kavmimde benim yerimi devralan ol / halifem ol. Onları düzenle / ıslah et, bozucuların yoluna uyma. Musa tayin edilen vakitte geldi ve Rabbi onunla konuştu , Musa, bana göster / gözük , sana bakayım dedi, dedi ki; sen beni göremezsin ve lakin dağa bak, mek ânında istikrar ederse/ yerinde kalmayı başarırsa sen beni görebilirsin, (Ben görünmem demedi len erâ demedi len tera göremezsin dedi, bu bedende bu göz ile olmaz) Rabbi dağa belirince / tecelli edince onu paramparça yaptı, Musa bayılarak yere düştü, Ayılınca dedi ki; seni üstün tutarım sana tövbe ettim, ben müminlerin ilkiyim / evveliyim. Ey Musa dedi; kesin olarak seni insanlara mesajlarım ve konuşmalarım için seçtim. Sana verdiğimi al ve şükredenlerden ol. Onun için, levhalar içine her bir konuyu / mevzuyu ve her bir şeyi ayrıntılı olarak / detaylı olarak yazdık , onu kuvvetle tut ve kavmine de emret, güzellikle onlarda tutsunlar , sana yoldan çıkmışların yurdunu ilerde göstereceğim. Haksız yere arzda büyüklenenleri ayetlerimden uzaklaştıracağım , a yetlerin hepsini görseler dahi onlara iman etmezler , erişkinlik yolunu / rüşte erdiren yolu görseler dahi onu yol olarak edinmezler , azgınlık yolunu gördüklerinde ise onu yol olarak edinirler , bu onların ayetlerimizi yalanlamalarındandır ve on lardan bihaberdirler / gafildiler. Ayetlerimizi ve ahiret buluşmasını yalanlayanlar öyleleridir ki yaptıkları ameller, boşa çıkmıştır / başarıya ulaşmamıştır , yaptıklarıyla cezalandırılmıyorlar mı? Sonrasında Musa kavmi , süs eşyalarından yapma böğürmesi olan buzağı bedenini edindi , görmezler mi ki gerçekten o, onlarla konuşmuyor / kelam etmiyor, yola da yönlendirmiyor, onu edindiler ve de zalimler oldular. Onlar ileri sürdüklerinde pişman oldular ve gerçekten onlar ne yapacaklarını bilemez hallerini de gördüler, dediler ki; Rabbimiz eğer ki sen bize merhamet etmez isen bizi bağışlamazsan hasara uğrayanlardan / hüsran olanlardan olacağız. Musa kavmine öfkeli ve tasalı bir şekilde döndüğü vakit, benden so nra ne kadar kötü bir halifelik yaptınız , Rabbinizin emri için acelemi ettiniz dedi, levhaları bıraktı , kardeşinin başını eline aldı, kendine doğru çekti, Harun dedi ki; anamın oğlu, kavmin beni düşkün / biçare / mustazaf hale getirdiler ve nerdeyse beni öldüreceklerdi , beni düşmanlara güldürme , beni zalim kavimle beraber bir tutma. Musa d edi ki; Rabbim beni ve kardeşimi bağışla , bizi, rahmetine dahil eyle, sen merhametlilerin en merhametlisisin. Buzağıyı edinenler kesinlikle onlar , ileride Rablerinden hışıma / gazaba ve dünya hayatında horlanmaya / zillete nail olacaklar, İftiracıları işte böyle cezalandırırız. Öyle ki kötülük yaptılar, sonra o kötülüklerinin ardından vazgeçtiler ve de iman ettiler, Rabbin de el bet bağışlayıcıdır, kollayandır / esirgeyendir. Musa’daki kızgınlık sessizleşince / yatışınca levhaları aldı, ki o nüshalardan birinde "Rablerinden ürkenler için / korkanlar için rahmet ve yönlendirme / hidayettir " ayeti vardı. Musa kavminden 40 adamı tayin edilen vakit için / randevu zamanı için seçti, onları bir sarsıntı aldığındaysa dedi ki Rabbim isteseydin onları ve beni daha öncesinde helak edebilirdin , bizden aklı kıtların / sefihlerin / aptalların yaptıklarından ötürü bizi helak mı edeceksin? kesin bu senin bir sınamandır / fitnendir, sen o nunla istediğini saptırırsın , istediğini de yola sokarsın , sen bizim dostumuzsun / velimizsin, bizi bağışla , bize merhamet et , sen bağışlayıcıların hayırlısısın. Bize bu dünyada da ahirette de güzellik yaz, biz sana yöneldik , dedi; azabım istediğime isabet ettiririm, rahmetim ise her şeyden daha geniştir. Onu / rahmetimi kesinlikle sakınanlara ve zekât verenlere yazacağım, onlar ayetlerimize iman ediyorlar.

Rowwad Tercüme Merkezi

Onlar: “Sen bize gelmezden evvel de geldikten sonra da işkenceye uğratıldık.” dediler. Dedi ki: “Rabbinizin düşmanlarınızı yok etmesi, yeryüzünde sizi onların yerine geçirmesi ve böylece nasıl amel edeceğinize bakması umulur” dedi.

Süleyman Ateş

"(Ey Musa), sen bize gelmezden önce de, sen bize geldikten sonra da bize işkence edildi." dediler. (Musa) dedi: "Umulur ki Rabbiniz düşmanınızı yok eder ve onların yerine sizi yeryüzüne hakim kılar da nasıl hareket edeceğinize bakar."

Süleymaniye Vakfı

Dediler ki: "Sen gelmeden önce de geldikten sonra da hep eziyet gördük." Musa şöyle dedi: "Belki de Rabbiniz, düşmanınızı yok edecek ve bu topraklarda sizi onların yerine geçirecektir. Sonra da sizin ne yapacağınıza bakacaktır."

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Dediler ki "Sen aramıza katılmadan da gelişinden sonra da ezilen hep biz olduk." Musa şöyle dedi: "Belki de Rabbiniz, düşmanınızı etkisiz hale getirecek ve sizi onların yerine yerleştirecektir. Sonra da sizin ne yapacağınıza bakacaktır."

Şaban Britch

Kavmi ise: Sen bize gelmeden önce de geldikten sonra da bize işkence edildi, dediler. Musa da: Rabbinizin düşmanlarınızı helak etmesi ve sizi yeryüzünde nasıl davranacağınıza bakmak için, iktidara getirmesi umulur, dedi.

Şaban Piriş

Kavmi ise: -Sen bize gelmeden önce de geldikten sonra da bize işkence edildi, dediler. Musa da: -Rabbinizin düşmanlarınızı helak etmesi ve sizi yeryüzünde nasıl yaşayacağınıza bakmak için, iktidara getirmesi ümit edilir, dedi.

Yaşar Nuri Öztürk

Dediler ki: "Senin bize gelişinden önce de işkenceye uğratıldık, gelişinden sonra da." Musa dedi: "Rabbinizin, düşmanınızı yok etmesi ve nasıl davranacağınıza bakmak üzere yeryüzünde sizi yöneticiler yapması umulabilir."

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

But in despair did his people say to him: " We have been burdened with cruel impositions before you came to us and since you have been with us". " May Allah, your Creator, said Mussa, reduce your enemy into a useless form and designate you the successors in the land, and then He shall see how you conduct yourselves in life!"

Abdul Haleem

and they replied, ‘We were being persecuted long before you came to us, and since then too.’ He said, ‘Your Lord may well destroy your enemy and make you successors to the land to see how you behave.’

Abdullah Yusuf Ali

They said: "We have had (nothing but) trouble, both before and after thou camest to us." He said: "It may be that your Lord will destroy your enemy and make you inheritors in the earth; that so He may try you by your deeds."

Abul A'la Maududi

The people of Moses replied: 'We were oppressed before your coming to us and after it.' Moses said: 'Your Lord will soon destroy your enemy and make you rulers in the land. Then He will see how you act.'

Aisha Bewley

They said, ‘We suffered harm before you came to us and after you came to us. ’ He said, ‘It may well be that your Lord is going to destroy your enemy and make you the successors in the land so that He can see how you behave.’

Al-Hilali & Khan

They said: "We (Children of Israel) had suffered troubles before you came to us, and since you have come to us." He said: "It may be that your Lord will destroy your enemy and make you successors on the earth, so that He may see how you act?"

Ali Quli Qarai

They said, ‘We were tormented before you came to us and [also] after you came to us. ’ He said, ‘Maybe your Lord will destroy your enemy and make you successors in the land, and then He will see how you act.’

Amatul Rahman Omar

They (- the persons of superficial thinking of the Children of Israel) said, `We were persecuted before you came to us and (are being persecuted) even after you have come to us. ' (Moses) said, `It is well nigh that your Lord will destroy your enemy and make you rulers in the (promised) land and then He will see how you act.'

Arthur John Arberry

They said, 'We have been hurt before thou camest to us, and after thou camest to us. ' He said, 'Perchance your Lord will destroy your enemy, and will make you successors in the land, so that He may behold how you shall do.'

Bijan Moeinian

His people complained: "What is this? Before you come to use we were oppressed and now that you have come to us, we are still oppressed!" Moses said: "In the near future God will destroy your enemies and establish you as His representative on earth to see whether or not you will choose to behave accordingly. "

E. Henry Palmer

They said, 'We have been hurt before thou didst come to us, and since thou hast come to us. ' Said he, 'It may be that your Lord will destroy your foe, and will make you succeed him in the earth; and He will see how ye act.'

Edip-Layth

They said, "We were being harmed before you came to us and since you have come to us." He said, "Perhaps your Lord will destroy your enemy, and make you successors in the land, so He sees how you behave."

George Sale

They replied, 'We were persecuted before thou camest to us and even after thou camest to us. ' He said, 'Your Lord is about to destroy your enemy and make you rulers in the land, that He may see how you act.'

Hamid S. Aziz

They said, "We suffered before you did come to us, and also since you have come to us. " Said he, "It may be that your Lord will destroy your foe, and will make you vicegerents (inheritors, successors) in the earth, that He may see how you behave."

Mahmoud Ghali

They said, "We were hurt even before you came up to us and even after you came to us. " Said he, "It may be that your Lord will cause your enemy to perish and make you successors in the earth; so He looks into how you do."

Marmaduke Pickthall

They said: We suffered hurt before thou camest unto us, and since thou hast come unto us. He said: It may be that your Lord is going to destroy your adversary and make you viceroys in the earth, that He may see how ye behave.

Mohamed Ahmed - Samira

They said: "We were oppressed before you came, and have been since you have come to us. " He answered: "It may well be that soon God may destroy your enemy and make you inherit the land, and then see how you behave."

Muhammad Asad

[But the children of Israel] said: "We have suffered hurt ere thou camest to us and since thou hast come to us!" [Moses] replied: "It may well be that your Sustainer will destroy your foe and make you inherit the earth: and thereupon he will behold how you act. "

Mustafa Khattab

They complained, "We have always been oppressed—before and after you came to us ˹with the message˺." He replied, “Perhaps your Lord will destroy your enemy and make you successors in the land to see what you will do.”

Progressive Muslims

They said: "We were being harmed before you came to us and since you have come to us. " He said: "Perhaps your Lord will destroy your enemy, and make you successors in the land, so He sees how you act"

Rashad Khalifa

They said, "We were persecuted before you came to us, and after you came to us." He said, "Your Lord will annihilate your enemy and establish you on earth, then He will see how you behave."

Sahih International

They said, "We have been harmed before you came to us and after you have come to us. " He said, "Perhaps your Lord will destroy your enemy and grant you succession in the land and see how you will do."

Sam Gerrans

They said: “We have been hindered before thou camest to us and since thou camest to us.” Said he: “It may be that your Lord will destroy your enemy, and make you successors in the earth, so He might see how you will do.”

Shabbir Ahmed

Fearing persecution they said, "We suffered before you came to us and after you have come to us. " Moses said, "Your Lord will annihilate your enemy, and you will inherit the earth. Then He will see what kind of works you do."

Syed Vickar Ahamed

They said: "We have had (only) trouble, both before and after you came to us. " He said: "It may be that your Lord will destroy your enemy and make you the inheritors in the earth; That so He may try you by your actions."

Taqi Usmani

They said, "We were persecuted before you came to us and after you have come to us." He said, “Hopefully your Lord will destroy your enemy and make you successors in the land, then He will see how you act.”

The Monotheist Group

They said: "We were being harmed before you came to us and since you have come to us." He said: "Perhaps your Lord will destroy your enemy, and make you successors in the land, so He sees how you work?"

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — A'râf suresi, 129. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — A'râf suresi, 129. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — A'râf suresi, 129. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩