Diyanet İşleri
Allah da, "Sen süre verilenlerdensin" dedi.
A'râf suresi
A'râf suresi, 15. ayet. قَالَ إِنَّكَ مِنَ ٱلْمُنظَرِينَ
ḳâle inneke mine-lmünżarîn.
Allah da, "Sen süre verilenlerdensin" dedi.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Âdem, İblîs ve cennetten iniş A'râf 11–25 3
Allah, "Sana emrettiğim zaman seni saygı ile eğilmekten ne alıkoydu?" dedi. (O da) "Ben ondan hayırlıyım. Çünkü beni ateşten yarattın. Onu ise çamurdan yarattın" dedi.
Allah, "Şimdi in aşağı oradan. Çünkü senin orada büyüklük taslamak haddine değil! Hemen çık! Çünkü sen aşağılıklardansın" dedi.
Şeytan dedi ki: "(Öyle ise) bana insanların tekrar diriltilecekleri güne kadar süre ver."
Allah da, "Sen süre verilenlerdensin" dedi.
Şeytan dedi ki: "(Öyle ise) beni azdırmana karşılık, yemin ederim ki, ben de onları saptırmak için senin dosdoğru yolunun üzerinde elbette oturacağım."
"Sonra (pusu kurup) onlara önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından sokulacağım ve sen onların çoğunu şükreden (kimse)ler bulamayacaksın."
Allah, dedi ki: "Yerilmiş ve kovulmuş olarak çık oradan. Andolsun, onlardan sana kim uyarsa sizin, hepinizi cehenneme doldururum."
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 14–15. ayetler için yazılmıştır.
14-15. Allah’ın düşmanı, hem Allah’a hem Âdem’e hem de onun soyundan gelenlere düşmanlığını ilan ettikten sonra Yüce Allah’tan kendisine öldükten sonra diriliş gününe kadar süre tanınmasını, mühlet verilmesini istedi. Böylelikle Âdemoğullarından gücünün yettiği kimseleri azdırma imkânını elde etmek istedi. Yüce Allah'ın hikmeti, kimin doğru, kimin yalancı, kimin kendisine itaat eden, kimin düşmanına itaat eden olduğunu açıkça ortaya çıkarmayı ve kullarını sınamayı gerekli kıldığından O da İblis’in isteğini kabul ederek: “Haydi (öyle olsun), sen mühlet verilmişlerdensin.” buyurdu.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Yüce Allah ona dedi ki: "Ey İblis! Sen, bütün mahlukatın öleceği ilk sura üfleme gününe dek kendisine ölümün yazıldığı mühlet verilen kimselerden birisin. O gün yalnızca bütün canlıların yaratıcısı olan Allah kalacaktır.”
Aynı kıssa: Hz. Âdem · Aynı kök: نظر (129 geçiş)
Şeytan dedi ki: "(Öyle ise) bana insanların tekrar diriltilecekleri güne kadar süre ver."
Aynı kıssa: Hz. Âdem · Aynı kök: نظر (129 geçiş)
İblis: "Rabbim! Öyle ise onların tekrar diriltilecekleri güne kadar bana mühlet ver" dedi.
Aynı kıssa: Hz. Âdem · Aynı kök: نظر (129 geçiş)
(37-38) Allah da, "O halde, sen vakti (yalnızca benim tarafımdan) bilinen güne (kıyamete) kadar mühlet verilenlerdensin" dedi.
Aynı kök: نظر (129 geçiş)
Hani, sizin için denizi yarmış, sizi kurtarmış, gözlerinizin önünde Firavun ailesini suda boğmuştuk.
Aynı kök: نظر (129 geçiş)
Hani siz, "Ey Musa! Biz Allah'ı açıktan açığa görmedikçe sana asla inanmayız" demiştiniz. Bunun üzerine siz bakıp dururken sizi yıldırım çarpmıştı.
Aynı kök: نظر (129 geçiş)
Onlar, "Bizim için Rabbine dua et de, rengi neymiş? açıklasın" dediler. Musa şöyle dedi: "Rabbim diyor ki, o, sapsarı; rengi, bakanların içini açan…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
(14, 15) (İblis) "Bana, (insanların) tekrar diriltilecekleri güne kadar zaman tanı." deyince, (Allah da) "(Tamam), sen zaman tanınanlardansın." demişti dipnot 1
(Allah) "Sen zaten süre tanınmışlardan biriydin!" buyurdu.
(Ve Allah): "Tamam, sen artık mühlet verilen kimselerden oldun" diye buyurdu.
Buyurdu: "Muhakkak ki sen mühlet verilmişlerdensin. "
(Allah:) "Sen gözlenip ertelenenlerdensin" dedi.
Allah: Haydi, sen mühlet verilenlerdensin, buyurdu.
Dedi ki: "Sana süre verilmiştir!"
Allah, "Haydi, sen mühlet verilenlerdensin" buyurdu.
"Sana süre tanınmıştır" dedi.
"Sana süre tanınmıştır" dedi.
Allah: "Haydi, mühlet verilenlerdensin." buyurdu.
buyurdu ki: haydi mühlet verilenlerdensin
"Sen gözlenenlerdensin. dipnot 1 " dedi.
"Sen gözlenenlerdensin." dipnot 1 dedi.
"Sen süre verilmişlerdensin." dedi.
(Tanrı:) "Sen gözlenip ertelenenlerdensin" dedi.
(Allah) dedi ki: "Sen mühlet verilmişlerdensin".
Buyudu ki: Sen mühlet verilmişlerdensin.
(11-27) Kesinlikle sizi biz yarattık / halk ettik. Sonra size biçim verdik / suret verdik. Sonra meleklere dedik ki Ademe secde edin. İblis hariç secde ettiler. O secde edenlerden olmadı. Sana emrettiğim vakit secde etmedin sana ne / engel oldu / ne mâni oldu dedi. Dedi ki ben ondan hayırlıyım beni ateşten yarattın onu ise kurutulmuş çamurdan / Tın’dan yarattın. Oradan in, orada senin büyüklenmen / kibirlenmen olamaz, hemen çık, sen küçük düşmüşlerdensin dedi Beni tekrar diriliş gününe kadar beklet ebilir misin? dedi. Muhakkak sen bekletilenlerdensin dedi. Beni azdırmandan dolayı onlar için senin düzgün yoluna oturacağım. Sonra onlar a, önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından varacağım. Çoğunu da şükreden bulmayacaksın. Kovulmuş olarak ve de kınanmış olarak oradan çık, sana onlardan kim tâbi olursa da sizin hepinizi cehenneme dolduracağım. Ey Âdem sen ve zevcen cennette yerleşin / iskân olun. Her ikiniz de istediğiniz taraftan yiyin , bu ağaca yaklaşmayın ikinizde zalimlerden olursunuz. Şeytan her ikisine avret olanı / açılması ayıp yeri çıkarmak için ikisine de fısıldadı / vesvese verdi. Rabbiniz bu ağaçtan sizi, iki melek olamayın veya ebedileşemeyin diye men etti dedi ve de ben size nasihat ediyorum diye yemin de etti. Aldanarak her ikisini de (ağaca) sarkıttırdı. Ağaçtan tattıklarında, avretleri her ikisinin de açığa çıktı. Her ikisi de cennet yapraklarından üzerlerine yamalamaya koyuldular. Rableri her ikisine de bu ağacı men etmedim mi diye seslendi / nida etti. Her ikinize de şeytan size açıkça düşmandır dedim. Her ikisi de Rabbimiz kendimize zulmettik, eğer bizi bağışlamazsan merhamet etmezsen hüsran oluruz dedi. Dedi ki bazılarınız bazılarınıza düşman olarak inin, sizlere arzda belirli bir zaman durma ve geçinme var. Dedi ki orada yaşayacaksınız ve orada öleceksiniz ve yine oradan çıkarılacaksınız. Ey Âdem oğulları sizlere edep yerlerinizi gizlemeniz için elbise ve tüy indirdik. Takva elbisesi bu hayırlıdır ve bu Allah ’ın ayetlerindendir, böylelikle belki düşünürler. Ey Âdem oğulları tıpkı ebeveynlerinizi, her ikisinin elbisesini edep yerleri gözükmesi için soydu ktan sonra cennetten çıkardığı gibi şeytan sizi sınayıp ayrıştırmasın / fitnelemesin. O ve kabilesi sizleri, sizin göremediğin iz taraftan görürler, Muhakkak şeytanları iman etmeyenlere dostlar yaptık.
Allah dedi ki: “O halde sen, kendisine mühlet verilenlerdensin.''
(Allah) buyurdu: "Haydi sen süre verilmişlerdensin."
Allah: "Tamam, sen yaşama fırsatı verilenlerdensin dipnot 1 ." dedi.
Allah dedi ki "Sen de yaşatılacaklardansın." dipnot 1
Allah: Mühlet verilenlerdensin! dedi.
Allah: -Mühlet verilenlerdensin! dedi.
Buyurdu: "Süre verilenlerdensin."
Allah said: "You are granted, like those with characteristics befitting you, a delay of punishment till the predetermined Eventful Hour".
and God replied, ‘You have respite.’
(Allah) said: "Be thou among those who have respite."
Allah said: 'You are granted respite.'
He said, ‘You are one of the reprieved. ’
(Allâh) said: "You are of those respited."
Said He, ‘You are indeed among the reprieved. ’
(God) said, `Surely, you are of those (already) given respite. '
Said He, 'Thou art among the ones that are respited. '
The Lord replied: "Your wish is granted. "
He said, 'Verily, thou art of the respited;'
He said, "You are granted respite."
God said, verily thou shalt be one of those who are respited.
He (Allah) said, "Verily, you are of those given respite. "
Said He, "Surely you are among the ones respited. "
He said: Lo! thou art of those reprieved.
And God said: "You have the respite. "
[And God] replied: "Verily, thou shalt be among those who are granted a respite. "
Allah said, "You are delayed ˹until the appointed Day˺."[1]
He said: "You are granted. "
He said, "You are granted a respite."
[ Allah ] said, "Indeed, you are of those reprieved. "
He said: “Thou art of those granted respite.”
The request was granted, " Be among those who are given respite. "
(Allah) said: "You be among those who have a rest. "
He (Allah) said, "You are granted respite’’.
He said: "You are granted."