A'râf suresi

A'râf suresi, 17. ayet

A'râf suresi, 17. ayet. ثُمَّ لَـَٔاتِيَنَّهُم مِّنۢ بَيْنِ أَيْدِيهِمْ وَمِنْ خَلْفِهِمْ وَعَنْ أَيْمَٰنِهِمْ وَعَن شَمَآئِلِهِمْ وَلَا تَجِدُ أَكْثَرَهُمْ شَٰكِرِينَ

ŝümme leâtiyennehüm mim beyni eydîhim vemin ḫalfihim ve`an eymânihim ve`an şemâilihim. velâ tecidü ekŝerahüm şâkirîn.

Diyanet İşleri

"Sonra (pusu kurup) onlara önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından sokulacağım ve sen onların çoğunu şükreden (kimse)ler bulamayacaksın."

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

A'râf 14–20 · surenin 17. ayeti / 206
  1. A'râf 14

    Şeytan dedi ki: "(Öyle ise) bana insanların tekrar diriltilecekleri güne kadar süre ver."

  2. A'râf 15

    Allah da, "Sen süre verilenlerdensin" dedi.

  3. A'râf 16

    Şeytan dedi ki: "(Öyle ise) beni azdırmana karşılık, yemin ederim ki, ben de onları saptırmak için senin dosdoğru yolunun üzerinde elbette oturacağım."

  4. 17

    "Sonra (pusu kurup) onlara önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından sokulacağım ve sen onların çoğunu şükreden (kimse)ler bulamayacaksın."

  5. A'râf 18

    Allah, dedi ki: "Yerilmiş ve kovulmuş olarak çık oradan. Andolsun, onlardan sana kim uyarsa sizin, hepinizi cehenneme doldururum."

  6. A'râf 19

    "Ey Adem! Sen ve eşin cennette kalın. Dilediğiniz yerden yiyin. Fakat şu ağaca yaklaşmayın. Yoksa zalimlerden olursunuz."

  7. A'râf 20

    Derken şeytan, kendilerinden gizlenmiş olan avret yerlerini onlara açmak için kendilerine vesvese verdi ve dedi ki: "Rabbiniz size bu ağacı ancak, melek olmayasınız, ya da (cennette) ebedi kalacaklardan olmayasınız diye yasakladı."

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

17. “Sonra andolsun önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından onlara sokulacağım.” Yani bütün yönlerden, dört bir yandan, imkân bulacağım her bir taraftan onlara yaklaşacağım. Onlar hakkında gözettiğim maksadımı -kısmen de olsa- gerçekleştireceğim. İblis, Âdemoğullarının zayıf kimseler olduklarını, bazen onların pek çoğunun gafletin etkisi altında kalacağını bildiğinden ve onları azdırmak için bütün gücünü ortaya koymakta kararlı olduğundan haklı bir zanda bulunarak: “Böylece çoğunu şükredenlerden bulamayacaksın” dedi. Çünkü Allah’a şükretmek, O’nun dosdoğru yolunu izlemenin bir parçasıdır. O da onları o yoldan alıkoymak ve şükretmemelerini istemektedir. Nitekim Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “O, kendi taraftarlarını ancak alevli ateşin arkadaşları olsunlar diye çağırır.” (Fatır, 35/6) Yüce Allah da şeytanın söylediklerine ve yapmaya azmettiği işe dikkatimizi çekmektedir ki biz bu konuda tedbirimizi alalım, düşmanımıza karşı hazırlığımızı yapalım, karşımıza çıkacağı yolları ve içerisinden gireceği delikleri bilmek sureti ile kendimizi ona karşı koruyalım. Yüce Allah’ın üzerimizdeki bu nimeti, pek yüce ve pek büyüktür.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

“Sonra ahireti terk ettirip, dünyaya karşı rağbet vererek, şüpheler atarak ve arzularını güzel göstererek onlara her yönden yanaşacağım. -Ey Rabbim!- Onlara dikte ettiğim küfürden ötürü, onların çoğunu sana şükredenlerden bulamayacaksın.”

Kelimeler

15 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. ثُمَّ summe sonra
  2. لَـَٔاتِيَنَّهُم latiyennehum onlara sokulacağım kök: اتي
  3. مِّنۢ min
  4. بَيْنِ beyni kök: بين
  5. أَيْدِيهِمْ eydihim önlerinden kök: يدي
  6. وَمِنْ ve min ce
  7. خَلْفِهِمْ halfihim arkalarından kök: خلف
  8. وَعَنْ ve an ve
  9. أَيْمَـٰنِهِمْ eymanihim sağlarından kök: يمن
  10. وَعَن ve an ve
  11. شَمَآئِلِهِمْ ۖ şemailihim sollarından kök: شمل
  12. وَلَا ve la ve
  13. تَجِدُ tecidu bulmayacaksın kök: وجد
  14. أَكْثَرَهُمْ ekserahum çoklarını kök: كثر
  15. شَـٰكِرِينَ şakirine şükredenlerden kök: شكر

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: شمل (12 geçiş) · Aynı kök: يمن (71 geçiş) · Aynı kök: شكر (75 geçiş)

    Andolsun, Sebe' halkı için kendi yurtlarında bir ibret vardı: Biri sağda biri solda iki bahçe bulunuyordu. Onlara şöyle denilmişti: "Rabbinizin…

  • Aynı kök: يمن (71 geçiş) · Aynı kök: شكر (75 geçiş) · Aynı kök: وجد (107 geçiş)

    Allah, boş bulunarak ettiğiniz yeminlerle sizi sorumlu tutmaz. Ama bile bile yaptığınız yeminlerle sizi sorumlu tutar. Bu durumda yeminin keffareti,…

  • Aynı kök: شمل (12 geçiş) · Aynı kök: يمن (71 geçiş) · Aynı kök: وجد (107 geçiş)

    (Orada olsaydın) güneş doğduğunda onun; mağaralarının sağ tarafına kaydığını, batarken de onlara dokunmadan sol tarafa gittiğini görürdün. Kendileri…

  • Aynı kök: شكر (75 geçiş) · Aynı kök: وجد (107 geçiş) · Aynı kök: يدي (120 geçiş)

    Ey iman edenler! Namaza kalkacağınız zaman yüzlerinizi, dirseklere kadar ellerinizi ve -başlarınıza mesh edip- her iki topuğa kadar da ayaklarınızı…

  • Aynı kök: شكر (75 geçiş) · Aynı kök: خلف (127 geçiş) · Ortak kavram: Şükür

    O, öğüt almak isteyen ve çok şükredici olmayı dileyen kimseler için geceyi ve gündüzü birbiri ardınca getirendir.

  • Aynı kıssa: Hz. Âdem · Aynı kök: خلف (127 geçiş) · Ortak kavram: Halifelik

    Hani, Rabbin meleklere, "Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım" demişti. Onlar, "Orada bozgunculuk yapacak, kan dökecek birini mi yaratacaksın? Oysa…

  • Aynı kök: شمل (12 geçiş) · Aynı kök: يمن (71 geçiş)

    Allah'ın yarattığı şeyleri görmüyorlar mı? Onların gölgeleri Allah'a secde ederek ve tevazu ile boyun eğerek sağa ve sola dönmektedir.

  • Aynı kök: شكر (75 geçiş) · Aynı kök: يدي (120 geçiş) · Ortak kavram: Şükür

    (34-35) Meyvelerinden yesinler diye biz orada hurmalıklar, üzüm bağları var ettik ve içlerinde pınarlar fışkırttık. Bunları onların elleri yapmış…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

69 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Sonra elbette onlara önlerinden, arkalarından, sağlarından, sollarından gelip (sokul)acağım; sen onların çoğunu şükredenler olarak bulamayacaksın!" demişti.

Mustafa İslamoğlu

sonra da hem doğrudan ve açıktan, hem de dolaylı ve sinsice, hem suret-i haktan görünerek hem de zaafları ve güdüleri kullanarak sokulacağım onlara: Ve Sen onların çoğunu nankörlük eden kimseler olarak bulacaksın."

Muhammed Esed

ve hem açıktan açığa, hem de akılların ermediği yol ve yöntemlerle, sağlarından sollarından sokulacağım onlara: Ve sen onlardan çoğunu nankör kimseler olarak bulacaksın."

Ahmed Hulusi

"Sonra andolsun ki, onlara önlerinden (hırslarını tahrik ederek - benliklerini yücelterek hakikati inkara sürükleyerek), arkalarından (gizli şirke yönelterek - saptırıcı fikirlerle), sağlarından (senden alıkoyacak hayırları ilham ederek) ve sollarından (kötülükleri güzel - süslü göstererek) geleceğim. . . Onların çoğunluğunu, verdiklerini değerlendiren olarak bulamayacaksın!"

Ali Bulaç

"Sonra muhakkak önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından sokulacağım. Onların çoğunu şükredici bulmayacaksın."

Ali Özek ve heyeti

«Sonra elbette onlara önlerinden, arkalarından, sağlarından, sollarından sokulacağım ve sen, onların çoklarını şükrederlerden bulmayacaksın!» dedi.

Ali Rıza Safa

"Sonra, önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından kesinlikle onlara sokulacağım. Onların çoğunu, şükredenler arasında bulmayacaksın!"

Bayraktar Bayraklı

"Sonra onlara elbette önlerinden, arkalarından, sağlarından, sollarından sokulacağım ve sen, onların çoklarını şükredenlerden bulamayacaksın" dedi.

Edip Yüksel

"Sonra önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından kendilerine sokulacağım. Böylece çoklarını şükreder bulmayacaksın."

Edip Yüksel (Eski Baskı)

'Sonra önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından kendilerine sokulacağım. Böylece çoklarını şükreder bulmayacaksın.'

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Sonra onlara önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından sokulacağım. Sen de çoğunu şükredici bulmayacaksın." dedi.

Elmalılı Hamdi Yazır

sonra onlara önlerinden ve arkalarından, sağlarından ve sollarından sokulacağım, sen de çoğunu şükredici bulmıyacaksın

Erhan Aktaş

"Sonra, ant olsun ki onlara önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından sokulacağım ve Sen onların çoğunu şükrediciler olarak bulamayacaksın."

Erhan Aktaş (10. Baskı)

"Sonra, ant olsun ki onlara önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından sokulacağım ve Sen onların çoğunu şükrediciler olarak bulamayacaksın."

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Sonra, ant olsun ki onlara önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından sokulacağım ve Sen onların çoğunu şükrediciler olarak bulamayacaksın.

Gültekin Onan

"Sonra muhakkak önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından sokulacağım. Onların çoğunu şükredici bulmayacaksın."

Hasan Basri Çantay

"Sonra, andolsun, onların önlerinden, arkalarından, sağlarından, sollarından kendilerine geleceğim (musallat olacağım). Sen de onların çoğunu şükredici (kimse) ler bulmayacaksın".

İbni Kesir

Sonra andolsun ki; onların önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından geleceğim. Ve Sen, onların çoğunu şükreder bulmayacaksın.

Mehmet Alagaş

(11-27) Kesinlikle sizi biz yarattık / halk ettik. Sonra size biçim verdik / suret verdik. Sonra meleklere dedik ki Ademe secde edin. İblis hariç secde ettiler. O secde edenlerden olmadı. Sana emrettiğim vakit secde etmedin sana ne / engel oldu / ne mâni oldu dedi. Dedi ki ben ondan hayırlıyım beni ateşten yarattın onu ise kurutulmuş çamurdan / Tın’dan yarattın. Oradan in, orada senin büyüklenmen / kibirlenmen olamaz, hemen çık, sen küçük düşmüşlerdensin dedi Beni tekrar diriliş gününe kadar beklet ebilir misin? dedi. Muhakkak sen bekletilenlerdensin dedi. Beni azdırmandan dolayı onlar için senin düzgün yoluna oturacağım. Sonra onlar a, önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından varacağım. Çoğunu da şükreden bulmayacaksın. Kovulmuş olarak ve de kınanmış olarak oradan çık, sana onlardan kim tâbi olursa da sizin hepinizi cehenneme dolduracağım. Ey Âdem sen ve zevcen cennette yerleşin / iskân olun. Her ikiniz de istediğiniz taraftan yiyin , bu ağaca yaklaşmayın ikinizde zalimlerden olursunuz. Şeytan her ikisine avret olanı / açılması ayıp yeri çıkarmak için ikisine de fısıldadı / vesvese verdi. Rabbiniz bu ağaçtan sizi, iki melek olamayın veya ebedileşemeyin diye men etti dedi ve de ben size nasihat ediyorum diye yemin de etti. Aldanarak her ikisini de (ağaca) sarkıttırdı. Ağaçtan tattıklarında, avretleri her ikisinin de açığa çıktı. Her ikisi de cennet yapraklarından üzerlerine yamalamaya koyuldular. Rableri her ikisine de bu ağacı men etmedim mi diye seslendi / nida etti. Her ikinize de şeytan size açıkça düşmandır dedim. Her ikisi de Rabbimiz kendimize zulmettik, eğer bizi bağışlamazsan merhamet etmezsen hüsran oluruz dedi. Dedi ki bazılarınız bazılarınıza düşman olarak inin, sizlere arzda belirli bir zaman durma ve geçinme var. Dedi ki orada yaşayacaksınız ve orada öleceksiniz ve yine oradan çıkarılacaksınız. Ey Âdem oğulları sizlere edep yerlerinizi gizlemeniz için elbise ve tüy indirdik. Takva elbisesi bu hayırlıdır ve bu Allah ’ın ayetlerindendir, böylelikle belki düşünürler. Ey Âdem oğulları tıpkı ebeveynlerinizi, her ikisinin elbisesini edep yerleri gözükmesi için soydu ktan sonra cennetten çıkardığı gibi şeytan sizi sınayıp ayrıştırmasın / fitnelemesin. O ve kabilesi sizleri, sizin göremediğin iz taraftan görürler, Muhakkak şeytanları iman etmeyenlere dostlar yaptık.

Rowwad Tercüme Merkezi

"Ardından onlara, önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından sokulacağım. Böylece sen onların çoğunu şükredenlerden bulmayacaksın."

Süleyman Ateş

"Sonra (onların) önlerinden, arkalarından, sağlarından, sollarından onlara sokulacağım ve çoklarını şükredenlerden bulmayacaksın!"

Süleymaniye Vakfı

Sonra önlerinden, arkalarından, sağlarından, sollarından sokulacağım. Onların çoğunu, şükretmeyen /sana karşı görevlerini yerine getirmeyen kişiler olarak göreceksin."

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Sonra önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından sokulacağım. Göreceksin, onların çoğu sana karşı görevlerini yerine getirmeyecektir."

Şaban Britch

Sonra onlara, önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından yaklaşacağım. Sen de onların çoğunu şükreder bulamayacaksın, dedi.

Şaban Piriş

Sonra onlara, önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından yaklaşacağım. Sen de onların çoğunu şükreder bulamayacaksın, dedi.

Yaşar Nuri Öztürk

"Sonra onlara; önlerinden, arkalarından, sağlarından, sollarından musallat olacağım. Bir çoklarını şükreder bulamayacaksın."

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

" And I will assail them emotionally and mentally from every side; I will leap at them from front and from behind, from their right and from their left to assail their virtue/and You shall find most of them not feeling or displaying gratitude".

Abdul Haleem

I will come at them- from their front and their back, from their right and their left- and You will find that most of them are ungrateful.’

Abdullah Yusuf Ali

"Then will I assault them from before them and behind them, from their right and their left: Nor wilt thou find, in most of them, gratitude (for thy mercies)."

Abul A'la Maududi

Then I will come upon them from the front and from the rear, and from their right and from their left. And You will not find most of them thankful.' dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    This was the challenge thrown down by Satan to God. What it meant is that Satan would make use of the respite granted to him until the Last Day, and he would do so in order to prove that nian did not deserve a position superior to his and this had after all been bestowed upon him by God. So doing, he would expose how ungrateful, thankless and disloyal a creature man is. The respite asked for by Satan and granted to him by God includes not only the time but also the opportunity to mislead Man and to prove his point by appealing to man's weaknesses. The Qur'an makes a pointed statement about this in (Banu Isra'il 17: 61-5). These verses make it clear that God had granted Satan the opportunity to try to mislead Adam and his offspring At the same time it has also been made quite clear that Satan was not granted the power to lead men into error against their will. 'As for my servants', says the Qur'an, 'you shall have no power over them' (Banu Isra'il 17: 65). Thus all that Satan can do is to cause misunderstanding, to make people cherish false illusions, to make evil and error seem atractive, and to invite people to evil ways by holding out to them the promise of immense pleasure and material benefits. He would have no power, however, to forcibly pull them to the Satanic way and to prevent them from following the Right Way. Accordingly, the Qur'an makes it quite plain elsewhere that on the Day of Judgement, Satan would address the men who had followed him in the following words: 'I had no power over you except to call you; but you listened to me: then reproach me not, but reproach your own selves' (Ibrahim 14: 22). As for Satan's allegation that God Himself caused him to fall into error see (verse 16) it is an attempt on the part of Satan to transfer the blame which fails squarely on him to God. Satan's grivance seems to be that God was responsible for his deviation insofar as He hurt Satan's pride by asking him to prostrate before Adam, and that it was this which led him to disobey God. It is thus clear that Satan wanted to continue enjoying his vain arrogance and that he was incensed that his weakness - arrogance - was seen through and brought to full light. The underlying stupidity of the statement is too patently obvious to call for any refutation, and hence God took no notice of it.

Aisha Bewley

Then I will come at them, from in front of them and behind them, from their right and from their left. You will not find most of them thankful.’

Al-Hilali & Khan

"Then I will come to them from before them and behind them, from their right and from their left, and You will not find most of them as thankful ones (i.e. they will not be dutiful to You)."

Ali Quli Qarai

Then I will come at them from their front and from their rear, and from their right and their left, and You will not find most of them to be grateful. ’

Amatul Rahman Omar

`There will I come upon them from their front and from their backs and from their right and from their left so that You will not find most of them grateful (to You). '

Arthur John Arberry

then I shall come on them from before them and from behind them, from their right hands and their left hands; Thou wilt not find most of them thankful. '

Bijan Moeinian

I will appear to them [in different shape & forms so that they do not recognize me] from all sides: right, left, front and behind. You will then find that most human beings do not appreciate Your favors [and easily leave the straight path in search of vanities.]

E. Henry Palmer

then I will surely come to them, from before them and from behind them; and most of them Thou shalt not find thankful. '

Edip-Layth

"Then I will come to them from between their hands, and from behind them, and from their right, and from their left; You will not find most of them to be appreciative."

George Sale

then will I come upon them from before, and from behind, and from their right hands, and from their left; and thou shalt not find the greater part of them thankful.

Hamid S. Aziz

Then I will surely come to them, from before them and from behind them; and most of them you shall not find thankful. "

Mahmoud Ghali

Thereafter indeed I will definitely come up to them from before them (Literally: between their hands) and from behind them, and from their right (hands), and from their left (hands); and You will not find most of them thankful. "

Marmaduke Pickthall

Then I shall come upon them from before them and from behind them and from their right hands and from their left hands, and Thou wilt not find most of them beholden (unto Thee).

Mohamed Ahmed - Samira

And I shall come upon them from the front and behind, right and left; and You will not find among them many who would give thanks. "

Muhammad Asad

and shall most certainly fall upon them openly as well as in a manner beyond their ken, and from their right and from their left: and most of them Thou wilt find ungrateful. "

Mustafa Khattab

I will approach them from their front, their back, their right, their left, and then You will find most of them ungrateful."

Progressive Muslims

"Then I will come to them from between their hands, and from behind them, and from their right, and from their left; You will find most of them are unappreciative. "

Rashad Khalifa

"I will come to them from before them, and from behind them, and from their right, and from their left, and You will find that most of them are unappreciative."

Sahih International

Then I will come to them from before them and from behind them and on their right and on their left, and You will not find most of them grateful [to You]. "

Sam Gerrans

“Then will I come to them from before them, and from behind them, and from their right, and from their left; and Thou wilt not find most of them grateful.”

Shabbir Ahmed

"Then I will assault them openly and secretly, through their strengths and through their weaknesses. And You will not find most of them grateful (for Your Guidance)."

Syed Vickar Ahamed

"Then I will attack them, from before them and behind them, from their right and their left: And You will not find most of them to be thankful (for Your Mercies). "

Taqi Usmani

Then I will come upon them from their front side and from their behind, and from their right and from their left. You will not find most of them grateful.

The Monotheist Group

"Then I will come to them from between their hands, and from behind them, and from their right, and from their left; and You will find most of them unthankful."

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — A'râf suresi, 17. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — A'râf suresi, 17. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — A'râf suresi, 17. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩