Diyanet İşleri
Eğer onları, doğru yola çağırırsanız işitmezler. Sen onların sana baktıklarını görürsün, halbuki onlar görmezler.
A'râf suresi
A'râf suresi, 198. ayet. وَإِن تَدْعُوهُمْ إِلَى ٱلْهُدَىٰ لَا يَسْمَعُوا۟ وَتَرَىٰهُمْ يَنظُرُونَ إِلَيْكَ وَهُمْ لَا يُبْصِرُونَ
vein ted`ûhüm ile-lhüdâ lâ yesme`û. veterâhüm yenżurûne ileyke vehüm lâ yübṣirûn.
Eğer onları, doğru yola çağırırsanız işitmezler. Sen onların sana baktıklarını görürsün, halbuki onlar görmezler.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Tek nefisten yaratılış ve âciz ilahlar A'râf 189–198 3
Onların yürüyecek ayakları mı var? Yahut tutacak elleri mi var? Veya görecek gözleri mi var, ya da işitecek kulakları mı var? De ki: "Haydi, çağırın ortaklarınızı, sonra bana tuzak kurun da bana göz açtırmayın bakalım!"
Çünkü benim velim, Kitab'ı (Kur'an'ı) indiren Allah'tır. O, bütün salihlere velilik eder.
Allah'tan başka taptıklarınızın ise size yardım etmeğe güçleri yetmez. Onlar kendilerine de yardım edemezler.
Eğer onları, doğru yola çağırırsanız işitmezler. Sen onların sana baktıklarını görürsün, halbuki onlar görmezler.
Sen af yolunu tut, iyiliği emret, cahillerden yüz çevir.
Eğer şeytandan bir kışkırtma seni dürterse, hemen Allah'a sığın. Şüphesiz O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.
Şüphe yok ki Allah'a karşı gelmekten sakınanlar, kendilerine şeytandan bir vesvese dokunduğu zaman iyice düşünürler (derhal Allah'ı hatırlarlar da) sonra hemen gözlerini açarlar.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 197–198. ayetler için yazılmıştır.
197-198. Bu buyruklar da yine müşriklerin Allah’tan başka tapındıkları o putların, ibadet namına hiçbir şeyi hak etmediklerini açıklamaya yöneliktir. Çünkü bu putların ne kendilerine yardım konusunda ne de kendilerine ibadet edenlere yardım sağlama hususunda herhangi bir güç ve kudretleri yoktur. Akletme güçleri de kendilerine yapılan duaları kabul edip istekleri yerine getirebilme güçleri de yoktur.
Bu putları hidâyete davet edecek olsan hidâyet bulamazlar. Çünkü onlar cansız suretlerden ibarettir. Sana baktıklarını görürsün. Gerçekte ise onlar seni görmemektedirler. Çünkü onlara tapanlar, bu putları insan veya insandan başka canlı birtakım varlıkların suretinde şekillendirmişlerdir. Bunlara göz ve organ yapmışlardır. Onları gördüğün vakit “Bunlar canlıdır” dersin. Yakından tetkik edersen cansız, hareketsiz ve hayat sahibi olmayan varlıklar olduklarını anlarsın. O halde müşrikler hangi görüşe dayanarak bunları Allah ile birlikte ilah edinmişlerdir? Hangi maslahatı veya faydayı umarak bunların huzurunda eğilmişlerdir? Ne diye bunlara çeşitli ibadetlerle yakınlaşmaya çalışmışlardır?
Bunun böyle olduğu açıkça anlaşıldığına göre artık müşriklerin de tapındıkları ilahların da bir araya gelip gökleri ve yeri yoktan var edenin dost edindiği ve aynı zamanda durumlarını düzeltmeyi üzerine aldığı salih kullarına herhangi bir zarar vermeleri imkânsızdır. Onlara tuzak kurmak için bir araya gelecek olsalar dahi zerre ağırlığınca bir zarar veremezler. Çünkü onlar, son derece acizdirler. Buna karşılık, Allah’ın güç ve iktidarı da kemâl derecesindedir. O’nun celal ve azametinin himayesine giren ve O’na tevekkül edenler de bu güçle güçlenir.
Yüce Allah’ın: “Onların sana baktığını görürsün, halbuki onlar görmezler” buyruğundaki zamirlerin Allah Rasûlü’nü yalanlayan müşriklere ait olduğu da söylenmiştir. Yani ey Allah’ın Rasûlü, sen o müşriklerin sana kimin doğru kimin yalan söylediğini ortaya çıkaracak bir ibret nazarı ile baktıklarını zannedersin. Oysa onlar, senin gerçek durumunu görmedikleri gibi gerçekten ibretle bakanların sende gördükleri güzellikleri, kemal ve doğruluğu da görmezler.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Ey Müşrikler! Eğer Allah'tan başka ibadet etmiş olduğunuz putlarınızı hidayete davet etseniz, onlar sizi duymazlar. Onlar cansız gözleri ile karşınızda öylece dururlar. Müşrikler insan ve hayvan şeklinde putlar yaparlardı. Bu putlarda el, ayak ve gözler olurdu. Fakat onlar hayatı ve hareketi olmayan birer cansız varlıklardır.
Aynı kök: نظر (129 geçiş) · Ortak kavram: Dua
Onlar, "Bizim için Rabbine dua et de, rengi neymiş? açıklasın" dediler. Musa şöyle dedi: "Rabbim diyor ki, o, sapsarı; rengi, bakanların içini açan…
Aynı kök: نظر (129 geçiş) · Ortak kavram: Dua
Onların yürüyecek ayakları mı var? Yahut tutacak elleri mi var? Veya görecek gözleri mi var, ya da işitecek kulakları mı var? De ki: "Haydi, çağırın…
Aynı kök: نظر (129 geçiş) · Ortak kavram: Dua
Ey iman edenler! Yemek için çağrılmaksızın ve yemeğin pişmesini beklemeksizin (vakitli vakitsiz) Peygamber'in evlerine girmeyin, çağrıldığınız zaman…
Ortak kavram: Dua
Eğer kulumuza (Muhammed'e) indirdiğimiz (Kur'an) hakkında şüphede iseniz, haydin onun benzeri bir sure getirin ve eğer doğru söyleyenler iseniz,…
Ortak kavram: Dua
Hani, "Ey Musa! Biz bir çeşit yemeğe asla katlanamayız. O halde, bizim için Rabbine yalvar da, o bize yerden biten sebze, kabak, sarımsak, mercimek,…
Ortak kavram: Dua
"Bizim için Rabbine dua et de onun nasıl bir sığır olduğunu bize açıklasın." dediler. Musa şöyle dedi: "Rabbim diyor ki: O, ne yaşlı, ne körpe, ikisi…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Onları doğru yola çağırırsanız size kulak veremezler. Onları sana bakar görürsün; oysa onlar görmezler. dipnot 1
Ve eğer yol göstersinler diye yakarsanız, sizi duymazlar bile; ve sanırsın ki sana bakıyorlar, fakat onlar görmezler."
onlara yol göstermeleri için yalvarsanız, işitmezler; sana baktıklarını sanırsın, oysa görmezler."
Onları hidayet etmeleri için çağırsanız, işitmezler. . . Onları sana bakar sanırsın, ama görmezler!
Eğer onları doğru yola çağırırsanız işitmezler. Onları sana bakar (gibi) görürsün, oysa onlar görmezler bile.
Onları doğru yola çağırmış olsanız işitmezler. Ve onları sana bakar görürsün, oysa onlar görmezler.
Onları, yol göstermeleri için çağırsanız duymazlar. Sana baktıklarını görürsün; oysa onlar görmezler.
Onları doğru yola çağırmış olsanız, işitmezler. Onları sana bakar görürsün, oysa onlar görmezler.
Onları hidayete çağırsan işitmezler. Onların sana baktığını görürsün; fakat onlar görmezler.
Onları hidayete çağırsan işitmezler. Onların sana baktığını görürsün; fakat onlar görmezler.
Siz onları doğru yolu göstermeye çağıracak olsanız işitmezler. Onların sana baktıklarını görürsün, ama görmezler.
siz onları doğru yolu göstermeğe çağıracak olsanız duymazlar, ve görürsün onları sana bakıb duruyorlardır da görmezler
Eğer onları doğru yola çağırsanız sizi duymazlar. Onların, sana baktıklarını sanırsın, oysa onlar görmezler.
Eğer onları doğru yola çağırsanız sizi duymazlar. Onların, sana baktıklarını sanırsın, oysa onlar görmezler.
Eğer onları hidayete çağırsanız sizi duymazlar. Onların, sana baktıklarını görürsün, oysa onlar görmezler.
Eğer onları hidayete çağırsan işitmezler. Onların sana baktığını görürsün, oysa onlar görmezler.
Eğer onları doğru yolu göstermiye çağırsanız duymazlar. Onları sana bakar görürsün. Halbuki görmezler de onlar.
Onları hidayete çağırsanız; duymazlar bile. Onları sana bakar görürsün; ama görmezler ki.
(189-198) O ki sizleri tek bir nefisten yarattı ve ondan eşini onda sakinleşsin diye yarattı. Ona büründüğünde / dolandığında hafifçe bir yük yüklendi, onunla bir müddet geçirdi, ağırlaştığı vakit, Allaha her ikisi de dua etti, bize salih verirsen eğer teşekkür edenlerden olacağız dediler. O ikisine salih evlat verdiğimizde, verdiğimizi Allah’a ortak koştular, Allah ortak koştuklarından üstündür. Herhangi bir şey yaratamayanları, kendileri yaratılmış olanları ortak mı koşuyorlar? Onlara yardım etmeye güçleri yetmez, kendilerine dahi yardım edemezler. Onları / şirk koştuklarını yola girmeye çağırsanız / hidayete davet etseniz, size uymazlar, ister onları davet edin yahut suskun olun farksızdır / aynıdır, Allah’ın dışında dua ettikleriniz sizin gibi kuldurlar, eğer sözünüze bağlı iseniz / sadık iseniz dua edin onlara, onlar da size cevap versinler. A yakları mı var ki onunla yürüyorlar ? elleri mi var ki onunla tutuyorlar ? gözlerimi var ki onunla görüyorlar? kulaklarımı var ki onunla işitiyorlar? Deki ortak tuttuklarınızı çağırın sonra tuzak kurun / hile kurun beni hiç beklemeyin / bekletmeyin. Muhakkak ki Allah benim velimdir , öyle ki kitabı peyder pey indirdi ve O yüzünü salihlere döner, onları dost edinir. (Nezzele parça parça indirmek enzele tek seferde indirmektir) Onun dışında duada bulunduklarınızın sizlere yardıma güçleri yetmez ve kendilerine de yardım edemezler. Onları hidayete çağırdığında işitmezler ve onların sana baktığını görürsün onlar görmezler.
Onları doğru yola çağırsanız sizi işitmezler. Onları sana bakar görürsün fakat onlar görmezler.
Onları hidayete çağırırsanız, işitmezler. Onların sana baktıklarını sanırsın, oysa onlar görmezler.
Onları doğru yola çağırsanız duymazlar. Sana baktıklarını görürsün ama onlar görmezler.
Onları doğru yola çağırsan seni dinlemezler. Sana baktıklarını görürsün, oysa onlar göremezler. dipnot 1
Onları doğru yola çağırsanız sizi işitmezler. Onları sana bakar görürsün fakat onlar görmezler.
Onları doğru yola çağırsanız sizi işitmezler. Onları sana bakar görürsün fakat onlar görmezler.
Onları, hidayete çağırsanız, duymazlar. Onların sana baktıklarını sanırsın. Oysaki, onlar görmezler.
"And if you should invoke them to offer you counsel they cannot hear you, and you can see their artificial eyes staring vacantly at you, unable to see".
If you [believers] call such people to guidance, they do not hear. You [Prophet] may observe them looking at you, but they can-not see.
If thou callest them to guidance, they hear not. Thou wilt see them looking at thee, but they see not.
And if you were to call them to true guidance, they will not hear; and you observe them looking at you whereas they have no power to see.'
If you call them to guidance, they do not hear. You see them looking at you, yet they do not see.
And if you call them to guidance, they hear not and you will see them looking at you, yet they see not.
If you call them to guidance, they will not hear. You see them observing you, but they do not perceive.
And if you call these (polytheists) to guidance they will not even be able to hear (you speak). And though you see them (as if they are) looking at you while (as a matter of fact) they do not see (anything being absent minded as they are).
If you call them to the guidance they do not hear; and thou seest them looking at thee, unperceiving.
When you invite them to the right path, their ears does not process your call. Although it seems that they are looking at you, they do not see nothing.
But if ye call them unto the guidance they will not hear, thou mayest see them looking towards thee, yet they do not see.
If you invite them to the guidance, they do not listen; you see them looking at you, while they do not see.
And if you invite them to guidance, they hear not. And thou seest them looking towards thee, but they see not.
But if you call them unto the guidance, they hear not. You will see them looking at you, yet they see not.
And in case you call them to the guidance, they do not hear, and you see them looking at you, and they do not behold. .
And if ye (Muslims) call them to the guidance they hear not; and thou (Muhammad) seest them looking toward thee, but they see not.
When you call upon them for guidance, they do not hear. When you think they are looking at you, (in fact) they cannot see."
and if you pray unto them for guidance, they do not hear; and though thou mayest imagine that they behold thee, they do not see. "
If you ˹idolaters˺ call them to guidance, they cannot hear. And you ˹O Prophet˺ may see them facing towards you, but they cannot see.
And if you invite them to the guidance, they do not listen. And you see them looking at you, while they do not see.
When you invite them to the guidance, they do not hear. And you see them looking at you, but they do not see.
And if you invite them to guidance, they do not hear; and you see them looking at you while they do not see.
And if you invite them to guidance, they hear not; and thou seest them looking at thee, but they see not.
Such people are lost in their reverence of false deities. When you invite them to Guidance, they hear without listening and you see them looking at you, but they see not.
If you call them to guidance— They will not hear, you will see them looking at you, yet they do not see.
If you call them for guidance, they shall not hear. You see them as if they are looking at you, while they cannot see.
And when you invite them to the guidance, they do not listen. And you see them looking at you, while they do not see.