A'râf suresi

A'râf suresi, 198. ayet

A'râf suresi, 198. ayet. وَإِن تَدْعُوهُمْ إِلَى ٱلْهُدَىٰ لَا يَسْمَعُوا۟ وَتَرَىٰهُمْ يَنظُرُونَ إِلَيْكَ وَهُمْ لَا يُبْصِرُونَ

vein ted`ûhüm ile-lhüdâ lâ yesme`û. veterâhüm yenżurûne ileyke vehüm lâ yübṣirûn.

Diyanet İşleri

Eğer onları, doğru yola çağırırsanız işitmezler. Sen onların sana baktıklarını görürsün, halbuki onlar görmezler.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

A'râf 195–201 · surenin 198. ayeti / 206

Konu Tek nefisten yaratılış ve âciz ilahlar A'râf 189–198 3

  1. A'râf 195

    Onların yürüyecek ayakları mı var? Yahut tutacak elleri mi var? Veya görecek gözleri mi var, ya da işitecek kulakları mı var? De ki: "Haydi, çağırın ortaklarınızı, sonra bana tuzak kurun da bana göz açtırmayın bakalım!"

  2. A'râf 196

    Çünkü benim velim, Kitab'ı (Kur'an'ı) indiren Allah'tır. O, bütün salihlere velilik eder.

  3. A'râf 197

    Allah'tan başka taptıklarınızın ise size yardım etmeğe güçleri yetmez. Onlar kendilerine de yardım edemezler.

  4. 198

    Eğer onları, doğru yola çağırırsanız işitmezler. Sen onların sana baktıklarını görürsün, halbuki onlar görmezler.

  5. A'râf 199

    Sen af yolunu tut, iyiliği emret, cahillerden yüz çevir.

  6. A'râf 200

    Eğer şeytandan bir kışkırtma seni dürterse, hemen Allah'a sığın. Şüphesiz O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.

  7. A'râf 201

    Şüphe yok ki Allah'a karşı gelmekten sakınanlar, kendilerine şeytandan bir vesvese dokunduğu zaman iyice düşünürler (derhal Allah'ı hatırlarlar da) sonra hemen gözlerini açarlar.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 197–198. ayetler için yazılmıştır.

197-198. Bu buyruklar da yine müşriklerin Allah’tan başka tapındıkları o putların, ibadet namına hiçbir şeyi hak etmediklerini açıklamaya yöneliktir. Çünkü bu putların ne kendilerine yardım konusunda ne de kendilerine ibadet edenlere yardım sağlama hususunda herhangi bir güç ve kudretleri yoktur. Akletme güçleri de kendilerine yapılan duaları kabul edip istekleri yerine getirebilme güçleri de yoktur.

Bu putları hidâyete davet edecek olsan hidâyet bulamazlar. Çünkü onlar cansız suretlerden ibarettir. Sana baktıklarını görürsün. Gerçekte ise onlar seni görmemektedirler. Çünkü onlara tapanlar, bu putları insan veya insandan başka canlı birtakım varlıkların suretinde şekillendirmişlerdir. Bunlara göz ve organ yapmışlardır. Onları gördüğün vakit “Bunlar canlıdır” dersin. Yakından tetkik edersen cansız, hareketsiz ve hayat sahibi olmayan varlıklar olduklarını anlarsın. O halde müşrikler hangi görüşe dayanarak bunları Allah ile birlikte ilah edinmişlerdir? Hangi maslahatı veya faydayı umarak bunların huzurunda eğilmişlerdir? Ne diye bunlara çeşitli ibadetlerle yakınlaşmaya çalışmışlardır?

Bunun böyle olduğu açıkça anlaşıldığına göre artık müşriklerin de tapındıkları ilahların da bir araya gelip gökleri ve yeri yoktan var edenin dost edindiği ve aynı zamanda durumlarını düzeltmeyi üzerine aldığı salih kullarına herhangi bir zarar vermeleri imkânsızdır. Onlara tuzak kurmak için bir araya gelecek olsalar dahi zerre ağırlığınca bir zarar veremezler. Çünkü onlar, son derece acizdirler. Buna karşılık, Allah’ın güç ve iktidarı da kemâl derecesindedir. O’nun celal ve azametinin himayesine giren ve O’na tevekkül edenler de bu güçle güçlenir.

Yüce Allah’ın: “Onların sana baktığını görürsün, halbuki onlar görmezler” buyruğundaki zamirlerin Allah Rasûlü’nü yalanlayan müşriklere ait olduğu da söylenmiştir. Yani ey Allah’ın Rasûlü, sen o müşriklerin sana kimin doğru kimin yalan söylediğini ortaya çıkaracak bir ibret nazarı ile baktıklarını zannedersin. Oysa onlar, senin gerçek durumunu görmedikleri gibi gerçekten ibretle bakanların sende gördükleri güzellikleri, kemal ve doğruluğu da görmezler.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Ey Müşrikler! Eğer Allah'tan başka ibadet etmiş olduğunuz putlarınızı hidayete davet etseniz, onlar sizi duymazlar. Onlar cansız gözleri ile karşınızda öylece dururlar. Müşrikler insan ve hayvan şeklinde putlar yaparlardı. Bu putlarda el, ayak ve gözler olurdu. Fakat onlar hayatı ve hareketi olmayan birer cansız varlıklardır.

Kelimeler

12 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَإِن ve in eğer
  2. تَدْعُوهُمْ ted'uhum onları çağırsanız kök: دعو
  3. إِلَى ila
  4. ٱلْهُدَىٰ l-huda hidayete kök: هدي
  5. لَا la
  6. يَسْمَعُوا۟ ۖ yesmeu işitmezler kök: سمع
  7. وَتَرَىٰهُمْ ve terahum ve görürsün kök: راي
  8. يَنظُرُونَ yenzurune baktıklarını kök: نظر
  9. إِلَيْكَ ileyke sana
  10. وَهُمْ vehum oysa onlar
  11. لَا la
  12. يُبْصِرُونَ yubsirune görmezler kök: بصر

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 6 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: نظر (129 geçiş) · Ortak kavram: Dua

    Onlar, "Bizim için Rabbine dua et de, rengi neymiş? açıklasın" dediler. Musa şöyle dedi: "Rabbim diyor ki, o, sapsarı; rengi, bakanların içini açan…

  • Aynı kök: نظر (129 geçiş) · Ortak kavram: Dua

    Onların yürüyecek ayakları mı var? Yahut tutacak elleri mi var? Veya görecek gözleri mi var, ya da işitecek kulakları mı var? De ki: "Haydi, çağırın…

  • Aynı kök: نظر (129 geçiş) · Ortak kavram: Dua

    Ey iman edenler! Yemek için çağrılmaksızın ve yemeğin pişmesini beklemeksizin (vakitli vakitsiz) Peygamber'in evlerine girmeyin, çağrıldığınız zaman…

  • Ortak kavram: Dua

    Eğer kulumuza (Muhammed'e) indirdiğimiz (Kur'an) hakkında şüphede iseniz, haydin onun benzeri bir sure getirin ve eğer doğru söyleyenler iseniz,…

  • Ortak kavram: Dua

    Hani, "Ey Musa! Biz bir çeşit yemeğe asla katlanamayız. O halde, bizim için Rabbine yalvar da, o bize yerden biten sebze, kabak, sarımsak, mercimek,…

  • Ortak kavram: Dua

    "Bizim için Rabbine dua et de onun nasıl bir sığır olduğunu bize açıklasın." dediler. Musa şöyle dedi: "Rabbim diyor ki: O, ne yaşlı, ne körpe, ikisi…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

68 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Onları doğru yola çağırırsanız size kulak veremezler. Onları sana bakar görürsün; oysa onlar görmezler. dipnot 1

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bu ayet grubunda putların çaresizliği, acizliği, cansızlığı, iradesizliği vs. noktalarda bilgi verilmektedir.

Mustafa İslamoğlu

Ve eğer yol göstersinler diye yakarsanız, sizi duymazlar bile; ve sanırsın ki sana bakıyorlar, fakat onlar görmezler."

Muhammed Esed

onlara yol göstermeleri için yalvarsanız, işitmezler; sana baktıklarını sanırsın, oysa görmezler."

Ahmed Hulusi

Onları hidayet etmeleri için çağırsanız, işitmezler. . . Onları sana bakar sanırsın, ama görmezler!

Ali Bulaç

Eğer onları doğru yola çağırırsanız işitmezler. Onları sana bakar (gibi) görürsün, oysa onlar görmezler bile.

Ali Özek ve heyeti

Onları doğru yola çağırmış olsanız işitmezler. Ve onları sana bakar görürsün, oysa onlar görmezler.

Ali Rıza Safa

Onları, yol göstermeleri için çağırsanız duymazlar. Sana baktıklarını görürsün; oysa onlar görmezler.

Bayraktar Bayraklı

Onları doğru yola çağırmış olsanız, işitmezler. Onları sana bakar görürsün, oysa onlar görmezler.

Edip Yüksel

Onları hidayete çağırsan işitmezler. Onların sana baktığını görürsün; fakat onlar görmezler.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Onları hidayete çağırsan işitmezler. Onların sana baktığını görürsün; fakat onlar görmezler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Siz onları doğru yolu göstermeye çağıracak olsanız işitmezler. Onların sana baktıklarını görürsün, ama görmezler.

Elmalılı Hamdi Yazır

siz onları doğru yolu göstermeğe çağıracak olsanız duymazlar, ve görürsün onları sana bakıb duruyorlardır da görmezler

Erhan Aktaş

Eğer onları doğru yola çağırsanız sizi duymazlar. Onların, sana baktıklarını sanırsın, oysa onlar görmezler.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Eğer onları doğru yola çağırsanız sizi duymazlar. Onların, sana baktıklarını sanırsın, oysa onlar görmezler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Eğer onları hidayete çağırsanız sizi duymazlar. Onların, sana baktıklarını görürsün, oysa onlar görmezler.

Gültekin Onan

Eğer onları hidayete çağırsan işitmezler. Onların sana baktığını görürsün, oysa onlar görmezler.

Hasan Basri Çantay

Eğer onları doğru yolu göstermiye çağırsanız duymazlar. Onları sana bakar görürsün. Halbuki görmezler de onlar.

İbni Kesir

Onları hidayete çağırsanız; duymazlar bile. Onları sana bakar görürsün; ama görmezler ki.

Mehmet Alagaş

(189-198) O ki sizleri tek bir nefisten yarattı ve ondan eşini onda sakinleşsin diye yarattı. Ona büründüğünde / dolandığında hafifçe bir yük yüklendi, onunla bir müddet geçirdi, ağırlaştığı vakit, Allaha her ikisi de dua etti, bize salih verirsen eğer teşekkür edenlerden olacağız dediler. O ikisine salih evlat verdiğimizde, verdiğimizi Allah’a ortak koştular, Allah ortak koştuklarından üstündür. Herhangi bir şey yaratamayanları, kendileri yaratılmış olanları ortak mı koşuyorlar? Onlara yardım etmeye güçleri yetmez, kendilerine dahi yardım edemezler. Onları / şirk koştuklarını yola girmeye çağırsanız / hidayete davet etseniz, size uymazlar, ister onları davet edin yahut suskun olun farksızdır / aynıdır, Allah’ın dışında dua ettikleriniz sizin gibi kuldurlar, eğer sözünüze bağlı iseniz / sadık iseniz dua edin onlara, onlar da size cevap versinler. A yakları mı var ki onunla yürüyorlar ? elleri mi var ki onunla tutuyorlar ? gözlerimi var ki onunla görüyorlar? kulaklarımı var ki onunla işitiyorlar? Deki ortak tuttuklarınızı çağırın sonra tuzak kurun / hile kurun beni hiç beklemeyin / bekletmeyin. Muhakkak ki Allah benim velimdir , öyle ki kitabı peyder pey indirdi ve O yüzünü salihlere döner, onları dost edinir. (Nezzele parça parça indirmek enzele tek seferde indirmektir) Onun dışında duada bulunduklarınızın sizlere yardıma güçleri yetmez ve kendilerine de yardım edemezler. Onları hidayete çağırdığında işitmezler ve onların sana baktığını görürsün onlar görmezler.

Rowwad Tercüme Merkezi

Onları doğru yola çağırsanız sizi işitmezler. Onları sana bakar görürsün fakat onlar görmezler.

Süleyman Ateş

Onları hidayete çağırırsanız, işitmezler. Onların sana baktıklarını sanırsın, oysa onlar görmezler.

Süleymaniye Vakfı

Onları doğru yola çağırsanız duymazlar. Sana baktıklarını görürsün ama onlar görmezler.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Onları doğru yola çağırsan seni dinlemezler. Sana baktıklarını görürsün, oysa onlar göremezler. dipnot 1

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    la yübsirun=alternatif olarak ileriyi göremezler; boş bakarlar; göremezler ifadesi anlamca havada kalıyor.

Şaban Britch

Onları doğru yola çağırsanız sizi işitmezler. Onları sana bakar görürsün fakat onlar görmezler.

Şaban Piriş

Onları doğru yola çağırsanız sizi işitmezler. Onları sana bakar görürsün fakat onlar görmezler.

Yaşar Nuri Öztürk

Onları, hidayete çağırsanız, duymazlar. Onların sana baktıklarını sanırsın. Oysaki, onlar görmezler.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

"And if you should invoke them to offer you counsel they cannot hear you, and you can see their artificial eyes staring vacantly at you, unable to see".

Abdul Haleem

If you [believers] call such people to guidance, they do not hear. You [Prophet] may observe them looking at you, but they can-not see.

Abdullah Yusuf Ali

If thou callest them to guidance, they hear not. Thou wilt see them looking at thee, but they see not.

Abul A'la Maududi

And if you were to call them to true guidance, they will not hear; and you observe them looking at you whereas they have no power to see.'

Aisha Bewley

If you call them to guidance, they do not hear. You see them looking at you, yet they do not see.

Al-Hilali & Khan

And if you call them to guidance, they hear not and you will see them looking at you, yet they see not.

Ali Quli Qarai

If you call them to guidance, they will not hear. You see them observing you, but they do not perceive.

Amatul Rahman Omar

And if you call these (polytheists) to guidance they will not even be able to hear (you speak). And though you see them (as if they are) looking at you while (as a matter of fact) they do not see (anything being absent minded as they are).

Arthur John Arberry

If you call them to the guidance they do not hear; and thou seest them looking at thee, unperceiving.

Bijan Moeinian

When you invite them to the right path, their ears does not process your call. Although it seems that they are looking at you, they do not see nothing.

E. Henry Palmer

But if ye call them unto the guidance they will not hear, thou mayest see them looking towards thee, yet they do not see.

Edip-Layth

If you invite them to the guidance, they do not listen; you see them looking at you, while they do not see.

George Sale

And if you invite them to guidance, they hear not. And thou seest them looking towards thee, but they see not.

Hamid S. Aziz

But if you call them unto the guidance, they hear not. You will see them looking at you, yet they see not.

Mahmoud Ghali

And in case you call them to the guidance, they do not hear, and you see them looking at you, and they do not behold. .

Marmaduke Pickthall

And if ye (Muslims) call them to the guidance they hear not; and thou (Muhammad) seest them looking toward thee, but they see not.

Mohamed Ahmed - Samira

When you call upon them for guidance, they do not hear. When you think they are looking at you, (in fact) they cannot see."

Muhammad Asad

and if you pray unto them for guidance, they do not hear; and though thou mayest imagine that they behold thee, they do not see. "

Mustafa Khattab

If you ˹idolaters˺ call them to guidance, they cannot hear. And you ˹O Prophet˺ may see them facing towards you, but they cannot see.

Progressive Muslims

And if you invite them to the guidance, they do not listen. And you see them looking at you, while they do not see.

Rashad Khalifa

When you invite them to the guidance, they do not hear. And you see them looking at you, but they do not see.

Sahih International

And if you invite them to guidance, they do not hear; and you see them looking at you while they do not see.

Sam Gerrans

And if you invite them to guidance, they hear not; and thou seest them looking at thee, but they see not.

Shabbir Ahmed

Such people are lost in their reverence of false deities. When you invite them to Guidance, they hear without listening and you see them looking at you, but they see not.

Syed Vickar Ahamed

If you call them to guidance— They will not hear, you will see them looking at you, yet they do not see.

Taqi Usmani

If you call them for guidance, they shall not hear. You see them as if they are looking at you, while they cannot see.

The Monotheist Group

And when you invite them to the guidance, they do not listen. And you see them looking at you, while they do not see.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — A'râf suresi, 198. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — A'râf suresi, 198. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — A'râf suresi, 198. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩