Diyanet İşleri
"Şüphesiz ki ben, beni taşlamanızdan, benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah'a sığındım."
Duhân suresi
Duhân suresi, 20. ayet. وَإِنِّى عُذْتُ بِرَبِّى وَرَبِّكُمْ أَن تَرْجُمُونِ
veinnî `uẕtü birabbî verabbiküm en tercümûn.
"Şüphesiz ki ben, beni taşlamanızdan, benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah'a sığındım."
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Firavun kavmi ve İsrâiloğullarının kurtuluşu Duhân 17–33 3
Andolsun, onlardan önce Firavun kavmini sınamıştık. Onlara değerli bir peygamber (Musa) gelmişti.
O, şöyle demişti: "Allah'ın kullarını (esaret altındaki İsrailoğullarını) bana teslim edin. Çünkü ben güvenilir bir peygamberim."
"Allah'a karşı ululuk taslamayın. Çünkü ben size apaçık bir delil (mucize) getiriyorum."
"Şüphesiz ki ben, beni taşlamanızdan, benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah'a sığındım."
"Bana inanmadınızsa benden uzak durun."
Sonra Musa, Rabbine, "Bunlar günahkar bir toplumdur" diye seslendi.
Allah da şöyle dedi: "O halde kullarımı geceleyin yola çıkar, çünkü takip edileceksiniz."
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
20. Ancak onlar, Mûsâ aleyhisselam’ı yalanladılar ve onu öldürmeye kalkıştılar. O da onların kötülüklerinden Allah’a sığınarak şöyle dedi: “Gerçekten ben, beni taşlamanızdan” taşa tutmak sureti ile en kötü şekilde öldürmenizden “benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz (olan Allah'a) sığınırım.”
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Şüphesiz ki beni taşlayarak öldürmenizden benim de sizin de Rabbiniz olan Yüce Rabbime sığındım.
Aynı kök: رجم (14 geçiş) · Aynı kök: عوذ (17 geçiş)
Onu doğurunca, "Rabbim!" dedi, "Onu kız doğurdum." -Oysa Allah, onun ne doğurduğunu daha iyi bilir- "Erkek, kız gibi değildir. Ona Meryem adını…
Aynı kök: رجم (14 geçiş) · Aynı kök: عوذ (17 geçiş)
Kur'an okuduğun zaman, kovulmuş şeytandan Allah'a sığın.
Aynı kök: رجم (14 geçiş)
Dediler ki: "Ey Şu'ayb! Dediklerinin çoğunu anlamıyoruz. Hem biz seni aramızda zayıf görüyoruz. Eğer kabilen olmasaydı, seni taşa tutardık. Zaten sen…
Aynı kök: عوذ (17 geçiş)
Hani Musa kavmine, "Allah, size bir sığır kesmenizi emrediyor" demişti. Onlar da, "Sen bizimle eğleniyor musun?" demişlerdi. Musa, "Kendini bilmez…
Aynı kök: عوذ (17 geçiş)
Eğer şeytandan bir kışkırtma seni dürterse, hemen Allah'a sığın. Şüphesiz O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.
Aynı kök: عوذ (17 geçiş)
Nuh, "Rabbim! Şüphesiz ben senden hakkında bilgim olmayan şeyi istemekten sana sığınırım. Eğer beni bağışlamaz ve bana acımazsan, şüphesiz ziyana…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Beni kovmanızdan benim de sizin de Rabbinize sığındım.
İyi bilin ki ben, sizin bana yönelik saldırınızdan benim de sizin de Rabbiniz olan (Allah'a) sığınıyorum.
ve bana yaptığınız bütün hakaretlerden Rabbime ve sizin de Rabbinize sığınıyorum.
"Beni taşlayarak öldürme arzunuzdan Rabbim (Hakikatim olan Esma kuvvesine) ve sizin de Rabbiniz olana (hakikatinize) sığındım. "
"Ve doğrusu ben, sizin taşa tutmanızdan benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan (Allah)a sığındım."
Ben, beni taşlamanızdan, benim ve sizin Rabbiniz olan Allah'a sığındım.
"Kuşkusuz, beni taşlamanızdan, sizin de Efendiniz olan Efendime sığınırım!"
"Ben, beni taşlamanızdan dolayı benim ve sizin Rabbiniz olan Allah'a sığındım."
"Sizin beni taşlamanızdan/kovmanızdan, benim Efendime ve sizin Efendinize sığınıyorum."
'Sizin beni taşlamanızdan, benim Rabbime ve sizin Rabbinize sığınıyorum.'
ve haberiniz olsun ki ben, sizin beni taşlamanızdan Rabbim ve Rabbinize sığınmışımdır.
Ve haberiniz olsun ki ben sizin beni recminizden rabbım ve rabbınıza sığınmışımdır
"Ben, beni taşlamanızdan, sizin de Rabb'iniz olan Rabb'ime sığındım."
"Ben, beni taşlamanızdan, sizin de Rabb'iniz olan Rabb'ime sığındım."
"Ben, beni taşlamanızdan, sizin de Rabb'iniz olan Rabb'ime sığındım."
"Ve doğrusu ben, sizin taşa tutmanızdan benim de rabbim, sizin de rabbiniz olana sığındım."
"Şübhesiz ki ben, beni taşlamanızdan, benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz (olan Allah) a sığındım".
Beni taşlamanızdan ötürü; benim de Rabbım, sizin de Rabbınız olana sığındım.
(17-39) Kesin olan şu ki, ö nceden firavun kavmini de denedik / sınadık (fitne: ikili yapıda sınav / o mu bu mu sınavı) onlara ikram eden bir Resul geldi, Allah'ın kullarını bana geri verin ben güvenilir bir elçiyim , Allah'a karşı yücelik taslamayın ben kesinlikle size apaçık bir delil dayanağı / bir sultan getirdim , muhakkak ki beni taşlamanız / recm etmenizden Rabbime ve sizin de Rabbiniz olana sığınıyorum , eğer bana iman etmiyorsanız ayrılın benden / benden kopun dedi ve Rabbine işte bunlar suçlu bir kavimdir diye çağrıda bulundu / dua etti , geceleyin kullarımı götür sizi takip edeceğiz dedik, yarılmış denizi terket, onlar kesinlikle boğulacak bir kavimdi r. G erilerinde nice bahçeler, gözeler, tarlalar / çiftlikler, verilmiş / ikram edilmiş makamlar ve sefasını sürdükleri nimetler bıraktılar / terkettiler, böylelikle onları başka kavimlere miras ettik, ne gök onlara ağladı ne de yer ağladı, onlara süre de verilmedi / bekletilmediler. Kesin ola şu ki, biz İsrailoğullarını zelil eden bir azaptan, firavundan kurtardık , muhakkak ki o kendini yüce gören ve hoyratça harcayandı / savurgandı / müsrifti. Kesin olan şu ki, bir bilgi üzere / bir bilgiye dayalı, alemlerde onları seçtik, onlara içinde apaçık imtihanlar / belevler içeren ayetlerimizi verdik, onlar şunu diyorlardı bizim sadece ilk ölümümüz var biz tekrar yayınlanmayacağız / neşredilmeyeceğiz / diriltilmeyeceğiz , e ğer doğru sözlü iseniz bir ayet getirin, (Şu göstergeye dayanıyoruz deyin) siz mi hayırlısınız? yoksa tubbağ kavmi mi? yahut ta daha öncekiler mi? Biz onları yok ettik / helak ettik onlar suçlulardı / mücrimlerdi / cürümlülerdi . Biz semaları ve yeri ve bu ikisi arasındakileri oyuncak olsun diye yaratmadık ikisini de gerçek olarak / hakikat olarak yarattık ve fakat onların çoğu bilmiyorlar.
Ve ben, beni taşlamanızdan sizin de Rabbiniz olan Rabbime sığındım.
"Ben, beni taşla(yıp öldür)menizden, benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan (Allah)'a sığındım."
Beni taşa tutarsınız diye benim de Rabbim sizin de Rabbiniz olana sığındım dipnot 1 .
Beni taşa tutarsınız diye benim de Sahibim, sizin de Sahibiniz olan Allah'a sığındım.
Ve ben, beni taşlamanızdan sizin de Rabbiniz olan Rabbime sığındım.
Ve ben, beni taşlamanızdan sizin de Rabb'iniz olan Rabb'ime sığındım.
"Ben, beni taşlamanızdan Rabbim ve Rabbinize sığındım."
"And here do I commit myself to Allah, my Creator and your Creator, counter to your hostile attitude of mind which may induce you to stone me to death"
I seek refuge in my Lord and yours against your insults!
"For me, I have sought safety with my Lord and your Lord, against your injuring me.
I have taken refuge with my Lord and your Lord lest you should attack me with stones.
I have sought refuge with my Lord and your Lord against your stoning me.
"And truly, I seek refuge with my Lord and your Lord, lest you should stone me (or call me a sorcerer or kill me).
I seek the protection of my Lord and your Lord, lest you should stone me.
`And I have taken refuge with my Lord and your Lord lest you should stone me (to death).
and I take refuge in my Lord and your Lord, lest you should stone me.
If you assault me, I will take refuge in the same God that has Created you and me.
And, verily, I seek refuge in my Lord and your Lord, that ye stone me not.
"I seek refuge in my Lord and your Lord, should you stone/reject me."
And I fly for protection unto my Lord, and your Lord, that ye stone me not.
"And surely I have taken refuge with my Lord and your Lord against your stoning me to death:
And in case you do not believe me, then keep apart from me!"
And lo! I have sought refuge in my Lord and your Lord lest ye stone me to death.
I have taken refuge in my Lord and your Lord against your stoning me to death.
and, behold, it is with my Sustainer - and your Sustainer - that I seek refuge against all your endeavours to revile me.
And indeed, I seek refuge with my Lord and your Lord so you do not stone me ˹to death˺.
"And I seek refuge in my Lord and your Lord, should you stone me. "
"I seek refuge in my Lord and your Lord, if you oppose me.
And indeed, I have sought refuge in my Lord and your Lord, lest you stone me.
And: “I have sought refuge in my Lord and your Lord lest you stone me.”
And, behold, it is with my Lord and your Lord that I seek refuge against that you debar me. ('Rajm' = Debar, stone, revile, expel, insult, dismiss, humiliate, curse, deride, mock, ridicule, belittle).
"As for me, I have prayed to my Lord and your Lord, for safety against your injuring (stoning) me.
And I have sought refuge with my Lord and your Lord, lest you stone me to death.
"And I seek refuge with my Lord and your Lord, should you stone me."