Fussilet suresi

Fussilet suresi, 35. ayet

Fussilet suresi, 35. ayet. وَمَا يُلَقَّىٰهَآ إِلَّا ٱلَّذِينَ صَبَرُوا۟ وَمَا يُلَقَّىٰهَآ إِلَّا ذُو حَظٍّ عَظِيمٍ

vemâ yüleḳḳâhâ ille-lleẕîne ṣaberû. vemâ yüleḳḳâhâ illâ ẕû ḥażżin `ażîm.

Diyanet İşleri

Bu güzel davranışa ancak sabredenler kavuşturulur. Buna ancak (hayırdan ve olgunluktan) büyük payı olanlar kavuşturulur.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Fussilet 32–38 · surenin 35. ayeti / 54

Konu En güzel söz; kötülüğü en güzel şekilde savmak Fussilet 33–36 3

  1. Fussilet 32

    (31-32) "Biz dünya hayatında da ahirette de sizin dostlarınızız. Çok bağışlayan ve çok merhametli olan Allah'tan bir ağırlama olarak, orada canlarınızın çektiği her şey var, istediğiniz her şey orada sizin için var."

  2. Fussilet 33

    Allah'a çağıran, salih amel işleyen ve "Kuşkusuz ben müslümanlardanım" diyenden daha güzel sözlü kimdir?

  3. Fussilet 34

    İyilikle kötülük bir olmaz. Kötülüğü en güzel bir şekilde sav. Bir de bakarsın ki, seninle arasında düşmanlık bulunan kimse sanki sıcak bir dost oluvermiştir.

  4. 35

    Bu güzel davranışa ancak sabredenler kavuşturulur. Buna ancak (hayırdan ve olgunluktan) büyük payı olanlar kavuşturulur.

  5. Fussilet 36

    Eğer şeytandan gelen kötü bir düşünce seni dürtecek olursa, hemen Allah'a sığın. Çünkü O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.

  6. Fussilet 37

    Gece, gündüz, güneş ve ay Allah'ın varlığının delillerindendir. Güneşe ve aya secde etmeyin. Eğer gerçekten Allah'a kulluk ediyorsanız, onları yaratan Allah'a secde edin.

  7. Fussilet 38

    Eğer onlar büyüklük taslarlarsa, bilsinler ki Rabbinin yanında bulunanlar (melekler), gece gündüz hiç usanmadan O'nu tespih ederler.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

35. “Buna ancak sabredenler” nefislerini hoşlanılmayan şeylere karşı zorlayıp sabırlı kılan ve Allah’ın sevdiği şeyleri yapmaya mecbur eden kimseler “kavuşturulur.” Ancak onlar, bu övülmeye değer, güzel haslete sahip olma başarısını elde ederler.

Çünkü insan nefsi, mayası gereği kötülük yapana kötülükle karşılık vermek ve onu affetmemek ister. Durum böyle iken nasıl ona iyilik yapılabilir ki?

İşte insan, nefsini sabra zorlarsa, Rabbinin emrini yerine getirir ve bunun pek büyük mükâfatı olduğunu bilirse, kötülük yapan kimseye davranışının benzeri ile karşılık vermesinin kendisine bir fayda sağlamayacağını, düşmanlığı artırmaktan başka bir işe yaramayacağını, buna karşılık o kimseye iyilik yapmasının kendisinin değerini düşürecek bir şey olmadığını, aksine Yüce Allah için bir alçakgönüllülük olup bundan dolayı Allah’ın onu yücelteceğini bilecek olursa; bu işi yapmak onu için çok kolay olur. Bu işi ondan haz duyarak yapar ve böyle bir davranışta bulunmak ona tatlı gelir.

“Buna ancak büyük bir pay sahibi olanlar kavuşturulur.” Çünkü bu, kulun kendisi sebebi ile dünya ve âhirette yükseldiği üstün ahlâkî değerlerin en büyüklerinden olup seçkin kulların sahip olduğu en hususi ve önemli özelliklerden biridir.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Bu övülen özelliğe ancak eziyetlere ve insanların kendisine kötülük yaptığı kimselere sabredenler muvaffak kılınır. İçinde bulunan çok hayır ve faydadan dolayı buna ancak büyük nasip sahibinden başkası muvaffak kılınmaz.

Kelimeler

11 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَمَا ve ma
  2. يُلَقَّىٰهَآ yulekkaha buna kavuşturulmaz kök: لقي
  3. إِلَّا illa başkası
  4. ٱلَّذِينَ ellezine kimselerden
  5. صَبَرُوا۟ saberu sabreden(lerden) kök: صبر
  6. وَمَا ve ma ve
  7. يُلَقَّىٰهَآ yulekkaha buna kavuşturulmaz kök: لقي
  8. إِلَّا illa başkası
  9. ذُو zu olandan
  10. حَظٍّ hazzin şansı kök: حظظ
  11. عَظِيمٍۢ azimin büyük kök: عظم

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 6 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: حظظ (7 geçiş)

    Küfürde yarışanlar seni üzmesin. Onlar, Allah'a hiçbir şekilde zarar veremezler. Allah, onlara ahirette bir pay vermemek istiyor. Onlar için büyük…

  • Aynı kök: حظظ (7 geçiş)

    Allah, size, çocuklarınız(ın alacağı miras) hakkında, erkeğe iki dişinin payı kadarını emreder. (Çocuklar sadece) ikiden fazla kız iseler, (ölenin…

  • Aynı kök: حظظ (7 geçiş)

    Senden fetva istiyorlar. De ki: "Allah, size "kelale" (babasız ve çocuksuz kimse)nin mirası hakkında hükmünü açıklıyor: Çocuğu olmayan bir kişi ölür…

  • Aynı kök: صبر (103 geçiş) · Ortak kavram: Sabır

    Sabrederek ve namaz kılarak (Allah'tan) yardım dileyin. Şüphesiz namaz, Allah'a derinden saygı duyanlardan başkasına ağır gelir.

  • Aynı kök: صبر (103 geçiş) · Ortak kavram: Sabır

    Hani, "Ey Musa! Biz bir çeşit yemeğe asla katlanamayız. O halde, bizim için Rabbine yalvar da, o bize yerden biten sebze, kabak, sarımsak, mercimek,…

  • Aynı kök: صبر (103 geçiş) · Ortak kavram: Sabır

    Ey iman edenler! Sabrederek ve namaz kılarak Allah'tan yardım dileyin. Şüphe yok ki, Allah sabredenlerle beraberdir.

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

69 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Buna ancak sabredenler kavuşturulur; buna ancak (hayırdan) büyük payı olan kimse kavuşturulur.

Mustafa İslamoğlu

Ne ki bu (meziyete) sadece sabırda direnenler ulaşabilir; yine buna, ancak kendisine büyük bir pay ayrılanlar ulaşabilir.

Muhammed Esed

Ama (bu mazhariyet) sadece sıkıntıya karşı sabredenlere verilmiştir; yalnızca (faziletten) en büyük payı almış olanlara verilmiştir.

Ahmed Hulusi

(Bu özelliğe) sadece sabredenler kavuşturulur. . . (Bu sabıra da) sadece büyük nasip sahipleri kavuşturulur.

Ali Bulaç

Buna da, sabredenlerden başkası kavuşturulamaz. Ve buna, büyük bir pay sahibi olanlardan başkası da kavuşturulamaz.

Ali Özek ve heyeti

Buna (bu güzel davranışa) ancak sabredenler kavuşturulur; buna ancak (hayırdan) büyük nasibi olan kimse kavuşturulur.

Ali Rıza Safa

Dirençli olanlardan başkası buna eriştirilmez. Büyük paya hak kazanmış olanlardan başkası buna eriştirilmez.

Bayraktar Bayraklı

Buna ancak sabredenler kavuşturulur; buna ancak büyük nasibi olan kimse kavuşturulur.

Edip Yüksel

Bu duruma ancak dirençli olanlar eriştirilir. Bu duruma ancak alabildiğine şanslı olanlar ulaştırılır.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Bu duruma ancak dirençli olanlar eriştirilir. Bu duruma ancak alabildiğine şanslı olanlar ulaştırılır.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

O rütbeye ise ancak sabredenler kavuşturulur ve o rütbeye ancak (fazilette) büyük pay sahibi olan kavuşturulur.

Elmalılı Hamdi Yazır

O rütbeye ise ancak sabredenler kavuşturulur ve o rütbeye ancak büyük bir hazz sahibi olan kavuşturulur

Gültekin Onan

Buna da sabredenlerden başkası kavuşturulamaz. Ve buna, büyük bir pay sahibi olanlardan başkası da kavuşturulamaz.

Hasan Basri Çantay

Bu (en güzel haslete) sabredenlerden başkası kavuşdurulmaz. Buna büyük bir hazza malik olandan gayrisi erişdirilmez.

İbni Kesir

Bu, ancak sabredenlere vergidir. Ve buna ancak o büyük hazzı tadanlar kavuşturulur.

Mehmet Alagaş

(29-36) Kafirler dediler ki Rabbimiz (şimdi rab demeye başladılar) insanlardan ve cinlerden bizi saptıranları bize göster. Onların ikisini de ayaklarımızın altına alalım da aşağılanmışlardan / sefillerden olsunlar. Rabbimiz Allah diyenler ve sonrasında dosdoğru istikamet üzere olanlar, onların üzerlerine korkmayın ve üzülmeyin demek için melekler inerler ve onları söz verildikleri / vaat olundukları cennet ile müjdelerler , bizler dünya hayatında ahirette de sizlerin dostlarınız derler , burada size nefsinizin çektiği / iştahlandığı şeyler var burada sizin için çağırdığınız her şey var derler , b ağışlayan, esirgeyenden indirilmedir derler. Allah’a çağrıda bulunandan / dua edenden (ondan isteyenden) ve muhakkak ki ben teslim olanlardanım diyenden daha güzel sözlü kim olabilir ki? Kötülükle güzellik aynı seviyede değildir, onu, (kötülüğü) sen iyilikle defet / kov , seninle arasında düşmanlık olan kişi işte o zaman samimi bir dost oluverir. (Kötülüğe iyilikle yanıt verirsen kendine onu dost edersin) Bununla da ancak ve ancak sabreden buluşur / mülaki olur, bununla ancak ve ancak bü yük kısmet / büyük haz sahipleri buluşur. Şeytandan bir vesvese / kışkırtma sana bulaşırsa Allah’a sığın Muhakkak ki O işiten ve bilendir.

Rowwad Tercüme Merkezi

Buna ancak sabredenler kavuşturulur, buna ancak büyük bir pay sahibi olanlar kavuşturulur.

Süleyman Ateş

Bu (kötülüğü iyilikle savma olgunluğu)na ancak sabredenler kavuşturulur. Buna ancak büyük şansı olan kavuşturulur.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Bu davranışı ancak sabırlı olanlar gösterebilirler. Bu seviyeye ancak hayırda büyük pay sahibi olanlar ulaşabilirler.

Şaban Britch

Buna sabredenlerden başkası kavuşturulmaz. Buna ancak büyük nasibi olan kimse kavuşturulur.

Şaban Piriş

Buna sabredenlerden başkası ulaşamaz. Buna, büyük hazzı tadanlardan başkası ulaşamazlar.

Yaşar Nuri Öztürk

Böyle bir tavra, sabredenlerden başkası ulaştırılmaz. Böyle bir tavra, büyük nasip sahibinden başkası ulaştırılmaz.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Nor can such a disposition that is characterized with sublimity be attained except by those who exercise patience in adversity, forbearance under provocation and constancy in labour and effort. Nor can such a disposition be attained except by those who are so fortunate as to be divinely endowed with such a privilege.

Abdul Haleem

but only those who are steadfast in patience, only those who are blessed with great righteousness, will attain to such goodness.

Abdullah Yusuf Ali

And no one will be granted such goodness except those who exercise patience and self-restraint,- none but persons of the greatest good fortune.

Abul A'la Maududi

But none attains to this except those who are steadfast; dipnot 1 none attains to this except those endowed with mighty good fortune. dipnot 2

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Although a very efficacious recipe, it is not easy to use. It requires a great will power, resolution, courage, power of endurance and full control over one’s own self. A man may act benevolently in response to an evil done, on an impulse, and there is nothing extraordinary in it. But when a person has to fight for years and years, for the sake of the truth, those mischievous worshipers of falsehood, who do not feel any hesitation in violating any bond of morality, and are also intoxicated with power, it requires extraordinary grit to go on resisting the evil with good, and that too with the superior good, without ever showing any lack of restraint and self-control. Such a work can be accomplished only by him who has resolved with a cool mind to work for the cause of upholding the truth, who has subdued his self to intellect and sense and in whom good and righteousness have taken such deep roots that no malice and mischief of the opponents can succeed in deposing him from his high position.
  2. metne dön, dipnot 2
    This is a law of nature. Only a man of very high rank is characterized by these qualities; and the one who possesses these qualities cannot be prevented by any power of the world from attaining to his goal of success. It is in no way possible that the depraved people may defeat him with their mean machinations and shameless devices.

Aisha Bewley

None will obtain it but those who are truly steadfast. None will obtain it but those who have great good fortune.

Al-Hilali & Khan

But none is granted it (the above quality) except those who are patient - and none is granted it except the owner of the great portion (of happiness in the Hereafter i.e. Paradise and of a high moral character) in this world.

Ali Quli Qarai

But none is granted it except those who are patient, and none is granted it except the greatly endowed.

Amatul Rahman Omar

Yet it is only the steadfast and patiently persevering who are allowed this (grace) and it is only those who possess a large share of good who are allowed this (moral standard).

Arthur John Arberry

Yet none shall receive it, except the steadfast; none shall receive it, except a man of mighty fortune.

Bijan Moeinian

None can attain such a greatness except those who practice patience; how fortunate they are.

E. Henry Palmer

But none shall meet with it save those who are patient; and none shall meet with it save those who are endowed with mighty good fortune.

Edip-Layth

None can attain this except those who are patient. None can attain this except those who are extremely fortunate.

George Sale

But none shall attain to this perfection, except they who are patient; nor shall any attain thereto, except he who is indued with a great happiness of temper.

Hamid S. Aziz

And none are granted this power but those who possess patience and self-restraint, and none are granted it but the owners of great happiness.

Mahmoud Ghali

And in no way will anyone be granted (such fairness) except the ones who (endure) patiently; and in no way will anyone be granted it except an owner of a tremendous fortune (Literally: Portion) (in the Hereafter).

Marmaduke Pickthall

But none is granted it save those who are steadfast, and none is granted it save the owner of great happiness.

Mohamed Ahmed - Samira

Only they attain it who forbear, and only a man of great good fortune can achieve it.

Muhammad Asad

Yet [to achieve] this is not given to any but those who are wont to be patient in adversity: it is not given to any but those endowed with the greatest good fortune!

Mustafa Khattab

But this cannot be attained except by those who are patient and who are truly fortunate.

Progressive Muslims

And none can attain this except those who are patient. And none can attain this except those who are extremely fortunate.

Rashad Khalifa

None can attain this except those who steadfastly persevere. None can attain this except those who are extremely fortunate.

Sahih International

But none is granted it except those who are patient, and none is granted it except one having a great portion [of good].

Sam Gerrans

But none is granted it save those who are patient; and none is granted it save a possessor of tremendous fortune.

Shabbir Ahmed

Yet, none is granted this quality but those who exercise patience and restraint. And none is granted it except those who become worthy of great happiness and good fortune. This quality can make you outstandingly successful, winning. ('Zu-hazzin azim' = Extremely fortunate, includes the two meanings rendered here).

Syed Vickar Ahamed

And no one will be granted such goodness except those who use patience and self-control, (such people are) the only persons of the greatest good fortune.

Taqi Usmani

And no one is blessed with this (attitude) but those who observe patience, and no one is blessed with this (attitude) but a man of great luck.

The Monotheist Group

And none can attain this except those who are patient. And none can attain this except those who are extremely fortunate.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Fussilet suresi, 35. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Fussilet suresi, 35. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Fussilet suresi, 35. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩