Hadîd suresi

Hadîd suresi, 27. ayet

Hadîd suresi, 27. ayet. ثُمَّ قَفَّيْنَا عَلَىٰٓ ءَاثَٰرِهِم بِرُسُلِنَا وَقَفَّيْنَا بِعِيسَى ٱبْنِ مَرْيَمَ وَءَاتَيْنَٰهُ ٱلْإِنجِيلَ وَجَعَلْنَا فِى قُلُوبِ ٱلَّذِينَ ٱتَّبَعُوهُ رَأْفَةً وَرَحْمَةً وَرَهْبَانِيَّةً ٱبْتَدَعُوهَا مَا كَتَبْنَٰهَا عَلَيْهِمْ إِلَّا ٱبْتِغَآءَ رِضْوَٰنِ ٱللَّهِ فَمَا رَعَوْهَا حَقَّ رِعَايَتِهَا فَـَٔاتَيْنَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ مِنْهُمْ أَجْرَهُمْ وَكَثِيرٌ مِّنْهُمْ فَٰسِقُونَ

ŝümme ḳaffeynâ `alâ âŝârihim birusülinâ veḳaffeynâ bi`îse-bni meryeme veâteynâhü-l'incîle vece`alnâ fî ḳulûbi-lleẕîne-ttebe`ûhü ra'fetev veraḥmeh. verahbâniyyeten-btede`ûhâ mâ ketebnâhâ `aleyhim ille-btigâe riḍvâni-llâhi femâ ra`avhâ ḥaḳḳa ri`âyetihâ. feâteyne-lleẕîne âmenû minhüm ecrahüm. vekeŝîrum minhüm fâsiḳûn.

Diyanet İşleri

Sonra bunların peşinden ard arda peygamberlerimizi gönderdik. Onların arkasından da Meryem oğlu İsa'yı gönderdik, ona İncil'i verdik ve kendisine uyanların kalplerine şefkat ve merhamet duygusu koyduk. (Kendiliklerinden) icat ettikleri ruhbanlığa gelince; biz onu onlara farz kılmamıştık. Allah'ın rızasını kazanmak için onu kendileri icat etmişlerdi. Fakat ona da gereği gibi uymadılar. Biz de içlerinden iman edenlere mükafatlarını verdik. Fakat onlardan birçoğu da fasık kimselerdir.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Hadîd 24–29 · surenin 27. ayeti / 29

Konu Peygamberlerin gönderilişi, ruhbanlık ve Kitap ehli Hadîd 25–29 3

  1. Hadîd 24

    Onlar cimrilik edip insanlara da cimriliği emreden kimselerdir. Kim yüz çevirirse bilsin ki şüphesiz Allah ganidir, zengindir, övülmeye layıktır.

  2. Hadîd 25

    Andolsun, biz elçilerimizi açık mucizelerle gönderdik ve beraberlerinde kitabı ve mizanı (ölçüyü) indirdik ki, insanlar adaleti yerine getirsinler. Kendisinde müthiş bir güç ve insanlar için birçok faydalar bulunan demiri yarattık (ki insanlar ondan yararlansınlar). Allah da kendisine ve Resullerine gayba inanarak yardım edecekleri bilsin. Şüphesiz Allah kuvvetlidir, mutlak güç sahibidir.

  3. Hadîd 26

    Andolsun, biz Nuh'u ve İbrahim'i peygamber olarak gönderdik. Peygamberliği ve kitabı onların soylarına da verdik. Onlardan kimi doğru yola ermiştir, ama içlerinden birçoğu da fasık kimselerdir.

  4. 27

    Sonra bunların peşinden ard arda peygamberlerimizi gönderdik. Onların arkasından da Meryem oğlu İsa'yı gönderdik, ona İncil'i verdik ve kendisine uyanların kalplerine şefkat ve merhamet duygusu koyduk. (Kendiliklerinden) icat ettikleri ruhbanlığa gelince; biz onu onlara farz kılmamıştık. Allah'ın rızasını kazanmak için onu kendileri icat etmişlerdi. Fakat ona da gereği gibi uymadılar. Biz de içlerinden iman edenlere mükafatlarını verdik. Fakat onlardan birçoğu da fasık kimselerdir.

  5. Hadîd 28

    Ey iman edenler! Allah'a karşı gelmekten sakının ve peygamberine iman edin ki, size rahmetinden iki kat pay versin, size kendisiyle yürüyeceğiniz bir nur versin ve sizi bağışlasın. Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.

  6. Hadîd 29

    Bunları açıkladık ki, kitap ehli, Allah'ın lütfundan hiçbir şeyi kendilerine has kılmaya güçlerinin yetmeyeceğini ve lütfun, Allah'ın elinde olduğunu, onu dilediği kimseye vereceğini bilsinler. Allah, büyük lütuf sahibidir.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

27. “Sonra onların izleri üzere rasûllerimizi peşpeşe gönderdik. Meryem oğlu İsa’yı da peşlerinden gönderdik.” Özellikle İsa aleyhisselam’ın söz konusu edilmesi, bu ifadelerin özellikle İsa aleyhisselam’a mensup olduklarını iddia eden hristiyanlara dair olmasından dolayıdır.

"Ve ona” Yüce Allah’ın üstün kitaplarından birisi olan “İncil’i verdik.”

“Ona uyanların kalplerine şefkat ve merhamet koyduk.” Nitekim Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “Andolsun insanlar arasında iman edenlere düşmanlıkta en şiddetli olanların yahudiler ve müşrikler olduğunu göreceksin. İman edenlere sevgi (beslemeleri) bakımından en yakınlarının da: Biz hristiyanlarız, diyenleri göreceksin. Bu, aralarında keşişlerin, rahiplerin olmasından ve onların büyüklük taslamamalarındandır.” (el-Maide, 5/82) Bundan dolayı hristiyanlar İsa aleyhisselam’ın şeriati üzere oldukları zamanda başkalarından daha yumuşak kalpli kimseler idiler.

"Kendiliklerinden uydurdukları ruhbanlığa gelince...” Ruhbanlık, bir tür ibadettir. Bunu kendiliklerinden ibadet diye ortaya attılar, onu kendilerine vazife bilip birtakım sorumluluklarla kendilerini yükümlü tuttular.

“Biz onu onlara farz kılmadık.” Allah, bunu onlara farz kılmamıştı. Bunu kendilerine şart koşan kendileri oldu. Bundan maksatları da Allah’ın rızasını elde etmekti.

"Ama” bununla birlikte “ona da hakkıyla riâyet etmediler.” Ne onun gereğini yerine getirdiler, ne de haklarını eda ettiler. Böylece iki bakımdan yanlış yaptılar: Bir, kendiliklerinden böyle bir ibadet uydurdukları için, diğeri de kendilerine farz kıldıkları işi gereği gibi yerine getirmedikleri için. İşte onların çoğunlukla görülen durum budur.

Bununla birlikte aralarından Allah’ın emri üzere dosdoğru yürüyenler de vardır. Bundan dolayı Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “Onlardan iman edenlere ise mükafatlarını verdik.” Yani İsa aleyhisselam’a iman etmeleri ile birlikte Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’e de iman edenlerin hepsine Allah imanına uygun mükâfatlar vermiştir. “Ama onların çoğu fâsıktır.”

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Sonra rasullerimizi birbiri ardınca kavimlerine gönderdik. Meryem oğlu İsa’yı da arkalarından gönderdik. Ona İncil’i verdik. Ona iman edip tabi olanların kalplerine şefkat ve merhamet duygusu yerleştirdik. Onlar birbirlerini seven ve merhamet eden kimselerdi. Ancak dinlerinde aşırıya gidip, Yüce Allah'ın helal kıldığı evlenmeyi ve bazı lezzetleri terk ederek bidatler uydurdular. Biz onlardan bunu talep etmedik. Ancak onlar dinde bidatler uydurarak kendi nefislerine bunu zorunlu kıldılar. Fakat biz onlardan Allah'ın rızasına tabi olmalarını istedik, ancak bunu yapmadılar. Onlardan iman edenlere ecirlerini verdik. Onlardan çoğu Allah'ın resulü Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'in kendilerine getirdiğini yalanlayarak Yüce Allah'a itaat etmeyi terk ettiler.

Kelimeler

39 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. ثُمَّ summe sonra
  2. قَفَّيْنَا kaffeyna ardarda gönderdik kök: قفو
  3. عَلَىٰٓ ala üzerine
  4. ءَاثَـٰرِهِم asarihim bunların izleri kök: اثر
  5. بِرُسُلِنَا birusulina elçilerimizi kök: رسل
  6. وَقَفَّيْنَا ve kaffeyna ve onların ardına kattık kök: قفو
  7. بِعِيسَى biiysa Îsa'yı
  8. ٱبْنِ bni oğlu kök: بني
  9. مَرْيَمَ meryeme Meryem
  10. وَءَاتَيْنَـٰهُ ve ateynahu ve ona verdik kök: اتي
  11. ٱلْإِنجِيلَ l-incile İncil'i
  12. وَجَعَلْنَا ve cealna ve koyduk kök: جعل
  13. فِى fi içine
  14. قُلُوبِ kulubi kalbleri kök: قلب
  15. ٱلَّذِينَ ellezine
  16. ٱتَّبَعُوهُ ttebeuhu ona uyanların kök: تبع
  17. رَأْفَةًۭ ra'feten şefkat kök: راف
  18. وَرَحْمَةًۭ ve rahmeten ve merhamet kök: رحم
  19. وَرَهْبَانِيَّةً verahbaniyyeten ve ruhbanlığı kök: رهب
  20. ٱبْتَدَعُوهَا btedeuha icadettikleri kök: بدع
  21. مَا ma
  22. كَتَبْنَـٰهَا ketebnaha biz yazmamıştık kök: كتب
  23. عَلَيْهِمْ aleyhim onlara
  24. إِلَّا illa dışında bir şey
  25. ٱبْتِغَآءَ btiga'e kazanmaları kök: بغي
  26. رِضْوَٰنِ ridvani rızasını kök: رضو
  27. ٱللَّهِ llahi Allah'ın kök: اله
  28. فَمَا fema ama
  29. رَعَوْهَا raavha ona uymadılar kök: رعي
  30. حَقَّ hakka hakkıyla kök: حقق
  31. رِعَايَتِهَا ۖ riaayetiha riayet ederek kök: رعي
  32. فَـَٔاتَيْنَا fe ateyna biz de verdik kök: اتي
  33. ٱلَّذِينَ ellezine kimselere
  34. ءَامَنُوا۟ amenu iman eden(lere) kök: امن
  35. مِنْهُمْ minhum onlardan
  36. أَجْرَهُمْ ۖ ecrahum mükafatlarını kök: اجر
  37. وَكَثِيرٌۭ vekesirun fakat birçoğu kök: كثر
  38. مِّنْهُمْ minhum onlardan
  39. فَـٰسِقُونَ fasikune yoldan çıkmıştır kök: فسق

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: اثر (21 geçiş) · Aynı kök: رضو (73 geçiş) · Aynı kök: بغي (96 geçiş)

    Muhammed, Allah'ın Resulüdür. Onunla beraber olanlar, inkarcılara karşı çetin, birbirlerine karşı da merhametlidirler. Onların, rüku ve secde…

  • Aynı kök: رضو (73 geçiş) · Aynı kök: بغي (96 geçiş) · Aynı kök: اجر (108 geçiş)

    (Savaş esiri olarak) sahip olduklarınız hariç, evli kadınlar (da size) haram kılındı. (Bunlar) üzerinize Allah'ın emri olarak yazılmıştır. Bunların…

  • Aynı kök: رضو (73 geçiş) · Aynı kök: بغي (96 geçiş) · Aynı kök: اجر (108 geçiş)

    Bir sadaka vermeyi, yahut iyilik yapmayı, yahut da insanların arasını düzeltmeyi emredenleri hariç, onların aralarındaki gizli konuşmaların çoğunda…

  • Aynı kök: راف (13 geçiş) · Aynı kök: رضو (73 geçiş) · Aynı kök: بغي (96 geçiş)

    İnsanlardan öylesi de vardır ki, Allah'ın rızasını kazanmak için kendini feda eder. Allah, kullarına çok şefkatlidir.

  • Aynı kök: فسق (54 geçiş) · Aynı kök: رضو (73 geçiş) · Ortak kavram: Fısk

    Onların bir ahdi nasıl olabilir ki! Eğer onlar size üstün gelselerdi, sizin hakkınızda ne akrabalık (bağlarını), ne de antlaşma (yükümlülüğünü)…

  • Aynı kök: قفو (5 geçiş) · Aynı kök: اثر (21 geçiş)

    O peygamberlerin izleri üzere Meryem oğlu İsa'yı, önündeki Tevrat'ı doğrulayıcı olarak gönderdik. Ona, içerisinde hidayet ve nur bulunan, önündeki…

  • Aynı kök: فسق (54 geçiş) · Aynı kök: رضو (73 geçiş) · Ortak kavram: Fısk

    Ey iman edenler! Belli bir süre için birbirinize borçlandığınız zaman bunu yazın. Aranızda bir yazıcı adaletle yazsın. Yazıcı, Allah'ın kendisine…

  • Aynı kök: فسق (54 geçiş) · Aynı kök: رضو (73 geçiş) · Ortak kavram: Fısk

    Ölmüş hayvan, kan, domuz eti, Allah'tan başkası adına boğazlanan, (henüz canı çıkmamış iken) kestikleriniz hariç; boğulmuş, darbe sonucu ölmüş,…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

59 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Sonra bunların izinden art arda elçilerimizi göndermiştik. Meryem oğlu İsa'yı da arkalarından göndermiş, ona İncil'i vermiştik. Ona uyanların kalplerine şefkat ve merhamet yerleştirmiştik. Uydurdukları ruhbanlığa dipnot 1 gelince, onu onlara biz yazmamıştık. Fakat kendileri, Allah rızasını kazanmak için yapmış, (ancak) buna da gerektiği gibi uymamışlardı. dipnot 2 Biz de onlardan iman edenlere ödüllerini vermiştik. İçlerinden çoğu yoldan çıkmıştı.

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    "Korkmak" anlamındaki [rehebe] kökünden türetilen [rahbâniyyeh] kelimesi, çok korkanların korkusu anlamında bir mübalağa anlamı içermektedir ki Bakara 2:143'te belirtildiği üzere "vasat ümmet" kılınışı nedeniyle bu ümmetin böyle bir aşırılığa müsait bir tarafı olmamalı, "tefrit"i reddettiği gibi "ifrat"ı da reddetmeli, itidali esas almalıdır.
  2. metne dön, dipnot 2
    Hz. İsa'ya uyanların Yüce Allah'ın emretmediği, ancak kendilerinin meydana getirdiği [rahb] denen "korkuya dayalı aşırı dindarlığın" gereğini de hakkıyla yerine getirmedikleri ifade edilmektedir.

Mustafa İslamoğlu

Sonra onların peşinden (başka) elçilerimizi de getirdik; peşlerinden de Meryem oğlu İsa'yı getirdik ve ona İncil'i verdik; ve ona uyanların kalplerine şefkat ve merhamet yerleştirdik. Ama ruhbanlık başka... Onu kendilerine emretmediğimiz halde onlar uydurdu, gerekçesi de Allah'ın rızasını kazanmaktı; fakat onun gereklerine de hakkıyla riayet etmediler ya... Neticede Biz onlardan iman eden kimselere karşılıklarını verdik; fakat yine onlardan bir çoğu yoldan saptılar.

Muhammed Esed

Ve sonra onların ardından öteki elçilerimizi gönderdik; ve (zaman içinde) arkalarından kendisine İncil verdiğimiz Meryem oğlu İsa'yı gönderdik; o'na (sadık bir şekilde) uyanların kalplerine şefkat ve merhamet yerleştirdik. Ruhbanca riyazete gelince, Biz onlara bunu emretmedik, Allah'ın rızasını kazanmak arzusuyla onu kendileri uydurdu. Ama sonra ona, (her zaman) gerektiği gibi uymadılar, böylece Biz, (gerçekten) iman etmiş olanlara karşılığını verdik, ama onların çoğu yoldan çıkmışlardı.

Ahmed Hulusi

Sonra Rasullerimizle onların eserleri üzere takviye ettik! Meryem'in oğlu İsa ile de takviye ettik; Ona İncil'i (müjde olan BİLGİ) verdik. . . Ona tabi olanların kalplerinde şefkat, sınırsız hoşgörü ve rahmet ve Ruhbaniyet (Allah'a ermeyi) oluşturduk; bu amaçla yaptıkları ruhbaniyet çalışmalarını ise (çok büyük korku dolayısıyla sırf uhrevi - ruhani yaşama dönük çalışma) onlar uydurdular! (Oysa) onu (Ruhbaniyeti) onlara mükellef kılmamıştık. Ancak Allah'ın rıdvanını (cennet nimetlerini) talep etmek için bunu başlattılar. . . (Ama) ona hakkıyla da riayet etmediler! Onlardan iman edenlere ecirlerini verdik. . . (Ancak) onlardan (ruhbanlardan) çoğunun inancı bozuktur!

Ali Bulaç

Sonra onların izleri üzerinde elçilerimizi birbiri ardınca gönderdik. Meryem oğlu İsa'yı da arkalarından gönderdik; ona İncil'i verdik ve onu izleyenlerin kalplerinde bir şefkat ve merhamet kıldık. (Bir bid'at olarak) Türettikleri ruhbanlığı ise, Biz onlara yazmadık (emretmedik). Ancak Allah'ın rızasını aramak için (türettiler) ama buna da gerektiği gibi uymadılar. Bununla birlikte onlardan iman edenlere ecirlerini verdik, onlardan birçoğu da fasık olanlardır.

Ali Özek ve heyeti

Sonra bunların izinden ardarda peygamberlerimizi gönderdik. Meryem oğlu İsa'yı da arkalarından gönderdik, ona İncil'i verdik; ona uyanların kalplerine şefkat ve merhamet vermiştik. Uydurdukları ruhbanlığa gelince, onu biz yazmadık. Fakat kendileri Allah rızasını kazanmak için yaptılar. Ama buna da gereği gibi uymadılar. Biz de onlardan iman edenlere mükâfatlarını verdik. İçlerinden çoğu da yoldan çıkmışlardır.

Ali Rıza Safa

Sonra, onların ardından, art arda elçilerimizi gönderdik. İncil'i verdiğimiz Meryem Oğlu İsa'yı da arkalarından gönderdik. Onu izleyenlerin yüreklerine sevecenlik ve merhamet yerleştirdik. Allah'ın hoşnutluğunu kazanmak için uydurdukları Efendilerine adanmış olmayı, onlara Biz yazmadık. Yine de gereği gibi ona uymadılar. Onların inananlarına ödüllerini verdik. Ama çoğu zaten yoldan çıkmıştı.

Bayraktar Bayraklı

Sonra onların ardından da peygamberlerimizi gönderdik. Meryem oğlu İsa'yı da onların ardından gönderdik ve ona İncil'i verdik. Ona uyanların kalplerine şefkat ve merhamet duyguları koyduk. Ruhbanlığı ise kendileri uydurdular. Biz onu kendilerine yazmadık. Ancak onlar Allah'ın rızasını kazanmak arzusu ile bunu yaptılar; ama buna gereği gibi de uymadılar. Onlardan da inananlara ödüllerini verdik. Onların çoğu yoldan çıkmışlardır.

Edip Yüksel

Sonra onların peşinden, ard arda elçilerimizi gönderdik. Meryem oğlu İsa'yı da gönderdik ve ona İncil'i verdik. Onu izleyenlerin gönüllerine şefkat ve merhamet koyduk. Fakat, bizim kendileri için onaylamadığımız bir ruhbanlık uydurdular. Halbuki onlardan sadece ALLAH'ı hoşnut edecek hususlara uymalarını istemiştik. Üstelik ruhbanlığa hakkıyla da uymadılar. Aralarından iman edenlere ödüllerini verdik; ancak çokları yoldan çıkmışlardı.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Sonra onların peşinden, ard arda elçilerimizi gönderdik. Meryem oğlu İsa'yı da gönderdik ve ona İncil'i verdik. Onu izleyenlerin gönüllerine şefkat ve merhamet koyduk. Fakat, bizim kendileri için onaylamadığımız bir ruhbanlık uydurdular. Halbuki onlardan sadece ALLAH'ı hoşnut edecek hususlara uymalarını istemiştik. Üstelik ruhbanlığa hakkıyla da uymadılar. Aralarından inananlara ödüllerini verdik; ancak çokları yoldan çıkmışlardı.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Sonra onların izleri üzerinde ardarda peygamberlerimizle izledik; arkasından Meryem oğlu İsa'yı gönderdik, ona İncil'i verdik ve ona uyanların kalplerinde bir şefkat ve merhamet yarattık. Bir de rahipliği ki, onu onlar uydurdular, Biz onu üzerlerine yazmamıştık; ancak Allah'ın rızasını aramak için yaptılar, sonra da ona hakkıyla riayet etmediler. Biz de içlerinden iman etmiş olanlara mükafatlarını verdik, çokları ise yoldan çıkmış fasıklardır.

Elmalılı Hamdi Yazır

Sonra onların izleri üzerinde Resullerimizle ta'kıyb ettik, bir de Meryemin oğlu Isa ile ta'kıyb ettik ve ona İncili verdik ve ona tabi' olanların kalblerinde bir rıkkat bir merhamet yarattık, bir de rehbaniyyet ki onu onlar ibda' ettiler, biz onu üzerlerine yazmamıştık, ancak Allah rızasını aramak için yaptılar, sonra da ona hakkıyle riayet etmediler, biz de içlerinden iyman etmiş olanlara ecirlerini verdik, çokları ise yoldan çıkmış fasıklardır

Erhan Aktaş

Sonra onların izleri üzerinde art arda Resullerimizi gönderdik. Ve Meryem Oğlu İsa'yı gönderdik ve ona İncil'i verdik. Ona uyan kimselerin kalplerine şefkat ve merhamet koyduk. Allah'ın rızasını kazanmak için uydurdukları ve fakat gereği gibi de uymadıkları ruhbanlık dipnot 1 Bizim buyruğumuzdan kaynaklanmış değildir. Onlardan iman edenlere ödüllerini verdik. Ne var ki onların çoğu doğru yoldan çıkmış kimselerdi.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Ruhbanlar. Rabb'e kul olanlar (Hıristiyan din adamları). Ruhbanlık: Kelimenin kök anlamı korkmak demektir. Bu korku, sakınma, önlem alma, ihtiyatlı olma, tedirgin olma anlamında bir korkmadır. İsm-i faili olan "Rahib" kelimesi sakınan, çekinen, ihtiyatlı olan, önlem alan kimse demektir. "Ruhban" rahip kelimesinin çoğuludur. Ruhbanlık, çekingen bir hayat sürmek, dünyadan el etek çekip, yalnızca ibadetle ilgilenerek ruhu yüceltmek demektir. Ne var ki Ruhbanlık Allah'ın dini yerine kendi yanından uydurduğu dini din edinmeye dönüştürülmüştür.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Sonra onların izleri üzerinde art arda resullerimizi gönderdik. Ve Meryem oğlu Îsa'yı gönderdik ve ona İncil'i verdik. Ona uyan kimselerin kalplerine şefkat ve merhamet koyduk. Allah'ın rızasını kazanmak için uydurdukları ve fakat gereği gibi de uymadıkları ruhbanlık dipnot 1 Bizim buyruğumuzdan kaynaklanmış değildir. Onlardan iman edenlere ödüllerini verdik. Ne var ki onların çoğu doğru yoldan çıkmış kimselerdi.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Sözcüğün kök anlamı, korkmak demektir. Bu korku, sakınma, önlem alma, ihtiyatlı olma, tedirgin olma anlamında bir korkmadır. İsm-i fail olan "rahip" sözcüğü; sakınan, çekinen, ihtiyatlı olan, önlem alan kimse demek olup, "ruhban" rahip sözcüğünün çoğuludur. Ruhbanlık, çekingen bir hayat sürmek, dünyadan el etek çekip, yalnızca ibadetle ilgilenerek ruhu yüceltmek demektir. Ne var ki Ruhbanlık Allah'ın dini yerine kendi yanından uydurduğu dini din edinmeye dönüştürülmüştür.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Sonra onların izleri üzerinde artarda rasullerimizi gönderdik. Ve Meryem oğlu İsa'yı gönderdik ve ona İncil'i verdik. Ona uyan kimselerin kalplerine şefkat ve merhamet koyduk. Allah'ın rızasını kazanmak için uydurdukları ve fakat gereği gibi de uymadıkları ruhbanlık dipnot 1 Bizim buyruğumuzdan kaynaklanmış değildir. Onlardan iman edenlere ödüllerini verdik. Ne var ki onların çoğu yoldan çıkmış kimselerdi.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Sözcüğün kök anlamı, korkmak demektir. Bu korku, sakınma, önlem alma, ihtiyatlı olma, tedirgin olma anlamında bir korkmadır. İsm-i fail olan "rahip" sözcüğü; sakınan, çekinen, ihtiyatlı olan, önlem alan kimse demek olup, "ruhban" rahip sözcüğünün çoğuludur. Ruhbanlık, çekingen bir hayat sürmek, dünyadan el etek çekip, yalnızca ibadetle ilgilenerek ruhu yüceltmek demektir.

Gültekin Onan

Sonra onların izleri üzerinde elçilerimizi birbiri ardınca gönderdik. Meryem oğlu İsa'yı da arkalarından gönderdik; ona İncil'i verdik ve onu izleyenlerin kalplerinde bir şefkat ve merhamet kıldık. (Bir bidat olarak) türettikleri ruhbanlığı ise, biz onlara yazmadık (emretmedik). Ancak Tanrı'nın rızasını aramak için (türettiler) ama buna da gerektiği gibi uymadılar. Bununla birlikte onlardan inananlara ecirlerini verdik, onlardan çoğu da fasıktı.

Hasan Basri Çantay

Sonra bunların izleri üzerinde, ardı ardınca peygamberlerimizi yolladık. Arkalarından da Meryem oğlu isayı gönderdik. Ona incili verdik. Kendisine tabi olanların yüreklerine bir şefekat ve merhamet koyduk. Onların (yeni bir adet olmak üzere) ihdas etdikleri rehbanlığa (gelince:) Onu üzerlerine biz farzetmedik. Ancak (onlar bunu sırf) Allahın rızaasını aramak için yapdılar. Fakat buna hakkıyle riaayet de etmediler. Biz de içlerinden (gerçek) iman edenlere mükafatlarını verdik. Onlardan bir çoğu ise (doğru yoldan) çıkanlardı.

İbni Kesir

Sonra onların izleri üzerinde, peygamberlerimizi ard arda gönderdik. Meryem oğlu İsa'yı da arkalarından gönderdik. Ona İncil'i verdik ve ona uyanların kalblerine bir şefkat ve merhamet koyduk. Onların uydurdukları rehbaniyyete gelince; onu kendilerine Biz, yazmadık. Fakat kendileri Allah'ın rızasını kazanmak için yaptılar. Ama buna da hakkıyla riayet etmediler. Biz de onlardan iman etmiş olanlara ecirlerini verdik. İçlerinden çoğu ise fasıklardır.

Mehmet Alagaş

(26-29) Kesin olan şu ki, biz Nuh’u ve İbrahim’i gönderdik , her ikisinin soyunda da / zürriyetinde de nübüvvet ve kitap yaptık ve onlardan birileri yola girdi, onlardan çokları ise yoldan çıktılar, sonra onların izleri / eserleri üzerine Resullerimizi ard arda sıraladık / kafiyeli ve artlarından da Meryem oğlu İsa’yı sıraladık , Ona incili verdik ve Ona uyanların kalbinde de şefkat (Ra’fe, Rauf) ve esirgeme yaptık. Üzerlerine farz kılmadığımız Ruhbaniyet bidati. Bunu sadece Allah’ın hoşnutluğunu aramak amacıyla yapt ılar. Ona da hakiki bir riayetle riayet edemediler , biz de onlardan iman edenlere ödüllerini verdik, onların çoğu da yoldan çıkanlardı . Ey iman edenler, Allah’tan sakının ve O’nun Resulüne iman edin , size esirgemesinden / rahmetinden iki pay versin , sizin için nur yapsın da onunla yürüyün , sizi bağışlasın , Allah bağışlayandır, esirgeyendir. Kitap halkı artık Allah’ın hazinesinden / fazlından hiçbir şeyi güç yetirip ayarlayamacaklarını bilsinler. Hazine / fazıl kesinlikle Allah’ın elindedir, istediği kişiye verir ve Allah büyük bir hazinenin sahibidir.

Rowwad Tercüme Merkezi

Sonra onların izleri üzerinde rasûllerimizi birbiri ardınca gönderdik. Meryem oğlu Îsâ’yı da arkalarından gönderdik. Ona İncil’i verdik, ona tabi olanların kalplerine şefkat ve merhamet duygusu yerleştirdik. Onların uydurdukları ruhbanlığı ise biz farz kılmadık. Bunu Allah’ın rızasını kazanmak için yaptılar. Fakat ona da hakkıyla riayet etmediler. Biz de onlardan iman edenlere mükâfatlarını verdik. Onlardan çoğu fasıklardır/yoldan çıkmış kimselerdir.

Süleyman Ateş

Sonra bunların peşinden ardarda elçilerimizi gönderdik. Meryem oğlu İsa'yı da onların ardına kattık; ona İncil'i verdik ve ona uyanların kalblerine şefkat ve merhamet koyduk. İcadettikleri ruhbanlığı, biz onlara yazmamıştık, yalnız Allah'ın rızasını kazanmak için kendiliklerinden uyguladılar ama ona gereği gibi uymadılar. Biz de onlardan iman edenlere mükafatlarını verdik. Fakat onlardan birçoğu da yoldan çıkmıştır.

Süleymaniye Vakfı

Sonra arkalarından, onların izlerini takip eden elçilerimizi gönderdik; Meryem oğlu İsa'yı da onların arkalarından gönderdik ve ona İncil'i verdik dipnot 1 . Ona uyanların kalplerine şefkat ve merhamet duygularını yerleştirdik. Ama onlar kendilerine farz kılmadığımız bir ruhbanlık icat ettiler. Oysa onlara farz kıldığımız, sadece Allah'ın rızasını aramalarıydı. Ruhbanlığın da gereğini tam yapmadılar dipnot 2 . İçlerinden inanıp güvenmiş olanlara ödüllerini veririz ama çoğu yoldan çıkmış kimselerdir dipnot 3 .

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
  2. metne dön, dipnot 2
    Ruhbanlığı gereği gibi yapanlar, şu ayetlerde anlatılmaktadır: Maide 5/82-85. Gereği gibi yapmayanlar da dini kullanarak insanları sömürdüler (Tevbe 9/34).
  3. metne dön, dipnot 3

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Sonra onların izlerini takip eden elçilerimizi peş peşe gönderdik; Meryem oğlu İsa'yı da onların ardından gönderdik ve ona İncil'i verdik. Ona uyanların gönüllerine şefkat ve iyilik duyguları yerleştirdik. Ama kendilerine yazmadığımız bir ruhbanlık uydurdular. Niyetleri sadece Allah'ın rızasını kazanmaktı fakat onu gereği gibi yapmadılar. İçlerinde inanıp güvenmiş olanlara ödülünü veririz ama çoğu yoldan çıkmıştır.

Şaban Britch

Sonra onların izi sıra peygamberlerimizi ard arda gönderdik. Meryem oğlu İsa’yı da arkalarından gönderdik. Ona İncil’i verip, ona tabi olanların kalplerine şefkat ve merhamet yerleştirdik. Onların uydurdukları ruhbanlığı ise biz farz kılmadık. Bunu Allah’ın rızasını kazanmak için yaptılar. Fakat ona da hakkıyla riayet etmediler. Biz de onlardan iman edenlere mükâfatlarını verdik. Onlardan çoğu yoldan çıkmıştır.

Şaban Piriş

Sonra onların izi sıra peygamberlerimizi ardarda gönderdik. Meryem oğlu İsa'yı da arkalarından gönderdik. Ona İncil'i verip, ona tabi olanların kalplerine şefkat ve merhamet yerleştirdik. Onların uydurdukları ruhbanlığı ise biz farz kılmadık. Yalnızca Allah'ın rızasını kazanmak için yaptılar. Fakat ona da hakkıyla riayet etmediler. Biz de onlardan iman edenlere mükafatlarını verdik. Onlardan çoğu yoldan çıkmıştır.

Yaşar Nuri Öztürk

Sonra onların eserleri üzere, resullerimizi art arda gönderdik. Meryem'in oğlu İsa'yı da onların ardınca gönderdik. Ona İncil'i verdik; ona uyanların gönüllerine şefkat ve merhamet koyduk. Bir bid'at olarak ortaya çıkardıkları ruhbaniyeti, onlar üzerine biz yazmamıştık. Allah'ın rızasını kazanmak için ortaya çıkardılar. Ama ona gerektiği şekilde saygılı olmadılar. Onların, iman edenlerine ödüllerini verdik. Onlardan çoğu yoldan çıkmış olanlardır.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Then in sequence We sent after them others of Our Messengers from the same lineal descent and in order of succession We sent Isa (Jesus), the son of Maryam (Mary), and We gave him the Injil (the Bible) and We impressed the hearts of those who followed him and believed in him with kindness and mercy and monasticism, a system of their contrivance they had introduced, We never imposed on them. They were expected to please Allah with the profound reverence dutiful to Him and with deeds reflecting wisdom and piety and striving in His cause to attain His purpose. Yet when We made Monasticism come to pass, they never regarded the principle with close attention nor did they foster it as they should. And so We gave those of them, whose hearts Reflected the image of religious and spiritual virtues and their deeds wisdom and piety the reward they merited; many among them were indeed wicked.

Abdul Haleem

We sent other messengers to follow in their footsteps. After those We sent Jesus, son of Mary: We gave him the Gospel and put compassion and mercy into the hearts of his followers. But monasticism was something they invented- We did not ordain it for them- only to seek God’s pleasure, and even so, they did not observe it properly. So We gave a reward to those of them who believed, but many of them were lawbreakers.

Abdullah Yusuf Ali

Then, in their wake, We followed them up with (others of) Our messengers: We sent after them Jesus the son of Mary, and bestowed on him the Gospel; and We ordained in the hearts of those who followed him Compassion and Mercy. But the Monasticism which they invented for themselves, We did not prescribe for them: (We commanded) only the seeking for the Good Pleasure of Allah; but that they did not foster as they should have done. Yet We bestowed, on those among them who believed, their (due) reward, but many of them are rebellious transgressors.

Abul A'la Maududi

In their wake, We sent a succession of Our Messengers, and raised Jesus, son of Mary, after all of them, and bestowed upon him the Evangel, and We set tenderness and mercy dipnot 1 in the hearts of those that followed him. As for monasticism, dipnot 2 it is they who invented it; dipnot 3 We did not prescribe it for them. They themselves invented it in pursuit of Allah's good pleasure, and then they did not observe it as it ought to have been observed. dipnot 4 So We gave their reward to those of them that believed. But many of them are wicked.

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    The words in the text are rafat and rahmat, which are almost synonymous. But when they are used together, rafat implies the compassion that a person feels on seeing another person in pain and distress, and rahmat is the feeling under which bhe tries to help him. As the Prophet Jesus (peace be upon him) was highly compassionate and merciful towards the people, his this trait of character deeply influenced his disciples: therefore, they treated the people with pity and sympathy and served them with all their heart and soul.
  2. metne dön, dipnot 2
    The root rahb (from which rahbaniyyat or ruhbaniyyat is derived) means fear; thus rahbaniyyat means a mode of life which reflects fear and terror, and ruhbaniyyat means the mode of life of the terrified. As a term it implies a person’s abandoning the world out of fear (whether it is the fear of somebody’s tyranny, or fear of the worldly temptations and distractions, or fear of one’s personal weaknesses) and taking refuge in the jungles and mountains, or living alone as a hermit.
  3. metne dön, dipnot 3
    The words in the original can have two meanings:
  4. metne dön, dipnot 4
    (1) That We did not enjoin monasticism (ruhbaniyyat) upon them. We enjoined upon them only the seeking of Allah’s good pleasure.

Aisha Bewley

Then We sent Our Messengers following in their footsteps and sent ‘Isa son of Maryam after them, giving him the Gospel. We put compassion and mercy in the hearts of those who followed him. They invented monasticism – We did not prescribe it for them – purely out of desire to gain the pleasure of Allah, but even so they did not observe it as it should have been observed. To those of them who had iman We gave their reward but many of them are deviators.

Al-Hilali & Khan

Then, We sent after them Our Messengers, and We sent ‘Îsâ (Jesus) - son of Maryam (Mary), and gave him the Injeel (Gospel). And We ordained in the hearts of those who followed him compassion and mercy. But the monasticism which they invented for themselves, We did not prescribe for them, but (they sought it) only to please Allâh therewith, but they did not observe it with the right observance. So We gave those among them who believed their (due) reward; but many of them are Fâsiqûn (rebellious, disobedient to Allâh).

Ali Quli Qarai

Then We followed them up with Our apostles and We followed [them] with Jesus son of Mary, and We gave him the Evangel, and We put in the hearts of those who followed him kindness and mercy. But as for monasticism, they innovated it —We had not prescribed it for them— only seeking Allah’s pleasure. Yet they did not observe it with due observance. So We gave to the faithful among them their [due] reward, but many of them are transgressors.

Amatul Rahman Omar

Then We caused a series of Our Messengers one after the other to follow them closely in their footsteps, and we caused Jesus, son of Mary, to follow them, and We gave him (- Jesus) the Evangel. And We placed compassion and mercy in the hearts of those who followed him, but as for monasticism they invented it themselves, We did not enjoin it upon them. (They started monastic life) to seek Allâh's pleasure, but they did not observe it (as faithfully) as it should have been observed. Yet We duly rewarded such of them as (truly) believed but many of them were transgressors.

Arthur John Arberry

Then We sent, following in their footsteps, Our Messengers; and We sent, following, Jesus son of Mary, and gave unto him the Gospel. And We set in the hearts of those who followed him tenderness and mercy. And monasticism they invented -- We did not prescribe it for them -- only seeking the good pleasure of God; but they observed it not as it should be observed. So We gave those of them who believed their wage; and many of them are ungodly.

Bijan Moeinian

After them we sent many Prophets [to guide them back to the right path]. Eventually I sent Jesus, son of Mary and gave him the Gospel and placed in the heart of his follower’s kindness and mercy. The Monasticism [abandoning the world out of fear], however, was their own invention (not prescribed by God) to please God. They did not observe the rules of their invented sect in the right spirit as it should have been observed. I (God) rewarded those of them who had believed but most of them are wicked.

E. Henry Palmer

Then we followed up their footsteps with our apostles; and we followed them up with Jesus the son of Mary; and we gave him the gospel; and we placed in the hearts of those who followed him kindness and compassion. - But monkery, they invented it; we only prescribed to them the craving after the goodwill of God, and they observed it not with due observance. But we gave to those who believe amongst them their hire; though many amongst them were workers of abomination!

Edip-Layth

Then We sent in their tracks Our messengers. We sent Jesus the son of Mary, and We gave him the Injeel, and We ordained in the hearts of his followers kindness and compassion. But they invented Monasticism which We never decreed for them. They wanted to please God, but they did not observe it the way it should have been observed. Consequently, We gave those who acknowledged among them their recompense, while many of them were wicked.

George Sale

Afterwards We caused our apostles to succeed in their footsteps; and We caused Jesus the son of Mary to succeed them, and We gave him the gospel: And We put in the hearts of those who followed him, compassion and mercy: But as to the monastic state, they instituted the same -- We did not prescribe it to them -- only out of a desire to please God; yet they observed not the same as it ought truly to have been observed. And We gave unto such of them as believed, their reward: But many of them were wicked doers.

Hamid S. Aziz

Then We made Our Messengers to follow in their footsteps, and We sent Jesus, son of Mary afterwards, and We bestowed on him the Gospel, and We put in the heart of those who followed him kindness and mercy; but monkery (or monasticism), they invented it - We did not prescribe it for them - (We commanded) only the seeking of Allah's pleasure, but they did not observe it with its due observance; so We gave to those of them who believed their reward, but most of them are transgressors.

Mahmoud Ghali

Thereafter We made to supervene on their tracks Our Messengers; and We made to supervene (after that) Isa son of Maryam, (1Jesus son of Mary) and We brought him the Injil; (The Book revealed to) and We made in the hearts of the ones who closely followed him compassion and mercy. And monasticism they innovated for themselves; in no way did We prescribe it for them, except for seeking the all-blessed Satisfaction of Allah; yet in no way did they pay heed to it as it should be truly heeded. So We brought the ones of them who believed their reward; and many of them are immoral.

Marmaduke Pickthall

Then We caused Our messengers to follow in their footsteps; and We caused Jesus, son of Mary, to follow, and gave him the Gospel, and placed compassion and mercy in the hearts of those who followed him. But monasticism they invented - We ordained it not for them - only seeking Allah's pleasure, and they observed it not with right observance. So We give those of them who believe their reward, but many of them are evil-livers.

Mohamed Ahmed - Samira

Then in their train We sent Our apostles, and succeeding them Jesus, son of Mary, and gave him the Gospel, and put into the hearts of his followers compassion and kindness. But they created monasticism which had not been prescribed for them by Us except for seeking the pleasure of God; yet they did not observe it as it should have been rightly observed. So We gave those among them who were believers their reward; but most of them are disobedient.

Muhammad Asad

And thereupon We caused [other of] Our apostles to follow in their footsteps; and [in the course of time] We caused them to be followed by Jesus, the son of Mary, upon whom We bestowed the Gospel; and in the hearts of those who [truly] followed him We engendered compassion and mercy. But as for monastic asceticism - We did not enjoin it upon them: they invented it themselves out of a desire for God’s goodly acceptance. But then, they did not [always] observe it as it ought to have been observed: and so We granted their recompense unto such of them as had [truly] attained to faith, whereas many of them became iniquitous.

Mustafa Khattab

Then in the footsteps of these ˹prophets˺, We sent Our messengers, and ˹after them˺ We sent Jesus, son of Mary, and granted him the Gospel, and instilled compassion and mercy into the hearts of his followers. As for monasticism, they made it up—We never ordained it for them—only seeking to please Allah, yet they did not ˹even˺ observe it strictly. So We rewarded those of them who were faithful. But most of them are rebellious.

Progressive Muslims

Then We sent in their tracks Our messengers. We sent Jesus the son of Mary, and We gave him the Injeel, and We ordained in the hearts of his followers kindness and mercy. But they invented Monasticism which We never decreed for them. They wanted to please God, but they did not observe it the way it should have been observed. Consequently, We gave those who believed among them their recompense, while many of them were wicked.

Rashad Khalifa

Subsequent to them, we sent our messengers. We sent Jesus the son of Mary, and we gave him the Injeel (Gospel), and we placed in the hearts of his followers kindness and mercy. But they invented hermitism which we never decreed for them. All we asked them to do was to uphold the commandments approved by GOD. But they did not uphold the message as they should have. Consequently, we gave those who believed among them their recompense, while many of them were wicked.

Sahih International

Then We sent following their footsteps Our messengers and followed [them] with Jesus, the son of Mary, and gave him the Gospel. And We placed in the hearts of those who followed him compassion and mercy and monasticism, which they innovated; We did not prescribe it for them except [that they did so] seeking the approval of Allah. But they did not observe it with due observance. So We gave the ones who believed among them their reward, but many of them are defiantly disobedient.

Sam Gerrans

Then We sent, following in their footsteps, Our messengers; and We sent, following, Jesus, son of Mary. And We gave him the Gospel, and We placed in the hearts of those who followed him compassion and mercy. But monasticism, they invented it; We did not prescribe it for them — only the seeking of the approval of God; but they did not observe it with the observance due it. And We gave those who heeded warning among them their reward; but many of them are perfidious.

Shabbir Ahmed

Then, in succession, We followed them up with (other of) Our Messengers. We caused them to be followed by Jesus son of Mary and gave him the Gospel. And We placed kindness and compassion in the hearts of those who followed him. As for monastic asceticism - We had never ordained it to them. They invented it themselves to seek Allah's Approval. But then, they did not uphold the Gospel with right observance. And so those who truly believed among them, We gave them their reward. But, a great many of them have been drifting away.

Syed Vickar Ahamed

Then, afterwards, We followed them with (others of) Our messengers; And We sent after them Isa (Jesus) the son of Maryam (Mary), and gifted him the Gospel: And We placed compassion and mercy in the hearts of those who followed him. But the self isolation and self-denial (practiced by monks in monasteries) which they made up for themselves, We did not place it upon them: (We commanded) only the seeking for the good Pleasure of Allah: But that they did not continue it as they should have done. So, We blessed, on those among them who believed, their (due) reward, but many of them are rebellious transgressors.

Taqi Usmani

Then We made Our messengers follow them one after the other, then We sent after them ‘Īsā, the son of Maryam (Jesus, son of Mary), and gave him the Injīl, and placed compassion and mercy in the hearts of his followers. As for monasticism, it was invented by them; We did not ordain it for them, but (they adopted it) to seek Allah’s pleasure, then could not observe it as was due. So We gave the believers from among them their reward. And many of them are sinners.

The Monotheist Group

Then We sent in their tracks Our messengers. And We sent Jesus, son of Mary, and We gave him the Gospel, and We ordained in the hearts of his followers kindness and mercy. But they invented Monasticism which We never decreed for them. They wanted to please God, but they did not observe it the way it should have been observed. Consequently, We gave those who believed among them their recompense, while many of them were wicked.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Hadîd suresi, 27. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Hadîd suresi, 27. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Hadîd suresi, 27. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩