9. sure

Tevbe Suresi التوبة

Bu sureyi dinle — okunan kelime işaretlenir

Konu dizini 14 konu
  1. Müşriklerle antlaşmaların bozulması ve berâet ilanı 1–16 karşılaştır — Müşriklerle antlaşmaların bozulması ve berâet ilanı
  2. Mescidlerin imarı; akrabayı Allah'a tercih etmemek 17–24 karşılaştır — Mescidlerin imarı; akrabayı Allah'a tercih etmemek
  3. Huneyn günü ve cizye 25–29 karşılaştır — Huneyn günü ve cizye
  4. Hahamlar ve rahipler; haram aylar 30–37 karşılaştır — Hahamlar ve rahipler; haram aylar
  5. Sefere çağrı ve ağırdan alanlar 38–49 karşılaştır — Sefere çağrı ve ağırdan alanlar
  6. Münafıkların tutumu ve sadakalar hakkında dil uzatmaları 50–59 karşılaştır — Münafıkların tutumu ve sadakalar hakkında dil uzatmaları
  7. Zekâtın sarf yerleri; münafık erkekler ve kadınlar 60–72 karşılaştır — Zekâtın sarf yerleri; münafık erkekler ve kadınlar
  8. Münafıklarla cihad ve verdikleri sözü tutmayanlar 73–80 karşılaştır — Münafıklarla cihad ve verdikleri sözü tutmayanlar
  9. Seferden geri kalanlar; cenaze namazı yasağı 81–89 karşılaştır — Seferden geri kalanlar; cenaze namazı yasağı
  10. Bedevîler: mazeret ileri sürenler ve samimi olanlar 90–99 karşılaştır — Bedevîler: mazeret ileri sürenler ve samimi olanlar
  11. Öne geçen muhacirler ve ensar; günahını itiraf edenler 100–106 karşılaştır — Öne geçen muhacirler ve ensar; günahını itiraf edenler
  12. Mescid-i Dırâr 107–110 karşılaştır — Mescid-i Dırâr
  13. Allah'ın mü'minlerden satın alması; tövbesi kabul edilen üç kişi 111–118 karşılaştır — Allah'ın mü'minlerden satın alması; tövbesi kabul edilen üç kişi
  14. Sadıklarla beraber olun; her sureye verilen tepkiler ve kapanış 119–129 karşılaştır — Sadıklarla beraber olun; her sureye verilen tepkiler ve kapanış

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır.

Müşriklerle antlaşmaların bozulması ve berâet ilanı 1–16

  1. Tevbe suresi, 1. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 1. ayet. بَرَآءَةٌ مِّنَ ٱللَّهِ وَرَسُولِهِۦٓ إِلَى ٱلَّذِينَ عَٰهَدتُّم مِّنَ ٱلْمُشْرِكِينَ

    berâetüm mine-llâhi verasûlihî ile-lleẕîne `âhettüm mine-lmüşrikîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Bu, antlaşma yaptığınız müşriklere, Allah ve elçisi tarafından yapılan ilişkiyi kesme ilanıdır:

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 1. ayet

  2. Tevbe suresi, 2. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 2. ayet. فَسِيحُوا۟ فِى ٱلْأَرْضِ أَرْبَعَةَ أَشْهُرٍ وَٱعْلَمُوٓا۟ أَنَّكُمْ غَيْرُ مُعْجِزِى ٱللَّهِ وَأَنَّ ٱللَّهَ مُخْزِى ٱلْكَٰفِرِينَ

    fesîḥû fi-l'arḍi erbe`ate eşhüriv va`lemû enneküm gayru mü`cizi-llâhi veenne-llâhe muḫzi-lkâfirîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Bugünden itibaren bu topraklarda dört ay daha dolaşabilirsiniz; ama Allah'ı aciz bırakamayacağınızı ve Allah'ın kafirleri /ayetleri görmezlikte direnenleri rezil edeceğini bilin!

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 2. ayet

  3. Tevbe suresi, 3. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 3. ayet. وَأَذَٰنٌ مِّنَ ٱللَّهِ وَرَسُولِهِۦٓ إِلَى ٱلنَّاسِ يَوْمَ ٱلْحَجِّ ٱلْأَكْبَرِ أَنَّ ٱللَّهَ بَرِىٓءٌ مِّنَ ٱلْمُشْرِكِينَ وَرَسُولُهُۥ فَإِن تُبْتُمْ فَهُوَ خَيْرٌ لَّكُمْ وَإِن تَوَلَّيْتُمْ فَٱعْلَمُوٓا۟ أَنَّكُمْ غَيْرُ مُعْجِزِى ٱللَّهِ وَبَشِّرِ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ بِعَذَابٍ أَلِيمٍ

    veeẕânüm mine-llâhi verasûlihî ile-nnâsi yevme-lḥacci-l'ekberi enne-llâhe berîüm mine-lmüşrikîne verasûlüh. fein tübtüm fehüve ḫayrul leküm. vein tevelleytüm fa`lemû enneküm gayru mü`cizi-llâh. vebeşşiri-lleẕîne keferû bi`aẕâbin elîm.

    Süleymaniye Vakfı

    Bu büyük hac gününde dipnot 1 Allah ve elçisi tarafından bütün insanlara yapılan duyuru şudur: Allah'ın ve elçisinin bu müşriklerle ilişkisi kalmamıştır! (Ey müşrikler!) Tövbe ederseniz /dönüş yaparsanız sizin için iyi olur. Yüz çevirirseniz bilin ki Allah'ı aciz bırakamazsınız. (Ey Muhammed!) Kafirlik edenlere acıklı bir azabı müjdele!

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Cahiliye döneminde Kureyşlilere ve çevrelerindeki bazı kabilelere hums denirdi. Hums dinlerine bağlı, karşı konamayacak güçte kahraman anlamına gelir (el-Ayn). Bunlar kendilerini "ehlullah /Allah'ın yakını" gördüklerinden, Harem bölgesi dışında kaldığı için hac sırasında Arafat'a çıkmazlardı (Taberi Bakara 189'un tefsiri). Bu ilan onlara yapıldığı için hacc-ı ekber günü, iddia edildiği gibi Arafat vakfesinin yapıldığı gün değil, kurban bayramının birinci günü olur.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 3. ayet

  4. Tevbe suresi, 4. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 4. ayet. إِلَّا ٱلَّذِينَ عَٰهَدتُّم مِّنَ ٱلْمُشْرِكِينَ ثُمَّ لَمْ يَنقُصُوكُمْ شَيْـًٔا وَلَمْ يُظَٰهِرُوا۟ عَلَيْكُمْ أَحَدًا فَأَتِمُّوٓا۟ إِلَيْهِمْ عَهْدَهُمْ إِلَىٰ مُدَّتِهِمْ إِنَّ ٱللَّهَ يُحِبُّ ٱلْمُتَّقِينَ

    ille-lleẕîne `âhettüm mine-lmüşrikîne ŝümme lem yenḳuṣûküm şey'ev velem yüżahirû `aleyküm eḥaden feetimmû ileyhim `ahdehüm ilâ müddetihim. inne-llâhe yüḥibbü-lmütteḳîn.

    Süleymaniye Vakfı

    (Ey müminler!) Bu duyuru; sizinle antlaşma yapmış, sonra ona aykırı bir davranışta bulunmamış ve size karşı hiç kimseye destek vermemiş müşrikleri kapsamaz. Onlarla yaptığınız antlaşmaya, süresi bitinceye kadar tam olarak uyun dipnot 1 . Allah müttakileri /yanlışlardan sakınanları sever.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Burada bahsedilen antlaşma, Hudeybiye Antlaşması'dır. Hendek Savaşından bir yıl sonra 628 yılı Mart ayında Mekkeli müşrikler ve Medineli Müslümanlar arasında yapılan bu antlaşmaya göre on yıl boyunca taraflar ve müttefik olduğu kabileler birbirlerine saldırmayacak ve her türlü ticari ilişkide emniyeti temin edeceklerdi. Antlaşmadan iki yıl sonra Kureyş'ten gizli destek alan Beni Bekir kabilesi, Müslümanların müttefiki olan Beni Huzaa kabilesine saldırarak antlaşmayı bozmuş oldu. Bu ayette, antlaşmaya sadık kalanlar istisna edilmiş, onlar için antlaşma maddelerinin işlerliğinin devam edeceği bildirilmiştir.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 4. ayet

  5. Tevbe suresi, 5. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 5. ayet. فَإِذَا ٱنسَلَخَ ٱلْأَشْهُرُ ٱلْحُرُمُ فَٱقْتُلُوا۟ ٱلْمُشْرِكِينَ حَيْثُ وَجَدتُّمُوهُمْ وَخُذُوهُمْ وَٱحْصُرُوهُمْ وَٱقْعُدُوا۟ لَهُمْ كُلَّ مَرْصَدٍ فَإِن تَابُوا۟ وَأَقَامُوا۟ ٱلصَّلَوٰةَ وَءَاتَوُا۟ ٱلزَّكَوٰةَ فَخَلُّوا۟ سَبِيلَهُمْ إِنَّ ٱللَّهَ غَفُورٌ رَّحِيمٌ

    feiẕe-nseleḫa-l'eşhüru-lḥurumü faḳtülü-lmüşrikîne ḥayŝü vecettümûhüm veḫuẕûhüm vaḥṣurûhüm vaḳ`udû lehüm külle merṣad. fein tâbû veeḳâmu-ṣṣalâte veâtevu-zzekâte feḫallû sebîlehüm. inne-llâhe gafûrur raḥîm.

    Süleymaniye Vakfı

    Bu haram aylar /can ve mal dokunulmazlıklarının olduğu bu dört ay dipnot 1 çıkınca (Mekke'den ayrılmayan) o müşrikleri dipnot 2 bulduğunuz yerde öldürün. Onları yakalayın, kuşatın ve onlar için her gözetleme yerinde bekleyin. Ama dönüş yapar, namazı özenle ve sürekli kılar ve zekatı da verirlerse artık onları serbest bırakın dipnot 3 . Şüphesiz Allah, çok bağışlayan ve ikramı bol olandır.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yukarıdaki duyuru, haram aylarının ikincisi olan Zilhicce'de yapılmıştı. Buradaki haram aylar (el-eşhuru'l-hurum) bilinen haram aylar değil, ikinci ayette belirtilen can ve mal dokunulmazlığının tanındığı dört aydır. Haram denmesi, bu süre içinde muhatapların dokunulmaz sayılmasından dolayıdır.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bu müşriklerin tamamı daha önce Muhammed aleyhisselamı öldürmeye kalkan, Müslümanları Mekke'den göç etmeye zorlayan kimselerdir. Nebiye karşı işlenmiş bu suçun karşılığı olarak ya verilen tarihe kadar göç edecekler ya da savaş suçlusu oldukları için (Bakara 2/191) öldürüleceklerdir. 11. ayette tövbe edip /dönüş yapıp bunu hareketlerine de yansıttıkları takdirde bu muameleye maruz kalmayacakları bildirilmektedir.
    3. metne dön, dipnot 3

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 5. ayet

  6. Tevbe suresi, 6. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 6. ayet. وَإِنْ أَحَدٌ مِّنَ ٱلْمُشْرِكِينَ ٱسْتَجَارَكَ فَأَجِرْهُ حَتَّىٰ يَسْمَعَ كَلَٰمَ ٱللَّهِ ثُمَّ أَبْلِغْهُ مَأْمَنَهُۥ ذَٰلِكَ بِأَنَّهُمْ قَوْمٌ لَّا يَعْلَمُونَ

    vein eḥadüm mine-lmüşrikîne-stecârake feecirhü ḥattâ yesme`a kelâme-llâhi ŝümme eblighü me'meneh. ẕâlike biennehüm ḳavmül lâ ya`lemûn.

    Süleymaniye Vakfı

    O müşriklerden (Mekke'den ayrılmış) biri yanına gelmek isterse ona güvence ver ki gelsin, Allah'ın kelamını dinlesin. Sonra onu, kendini güvende gördüğü bölgeye ulaştır. Böyle yap, çünkü onlar bilmeyen bir topluluktur.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 6. ayet

  7. Tevbe suresi, 7. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 7. ayet. كَيْفَ يَكُونُ لِلْمُشْرِكِينَ عَهْدٌ عِندَ ٱللَّهِ وَعِندَ رَسُولِهِۦٓ إِلَّا ٱلَّذِينَ عَٰهَدتُّمْ عِندَ ٱلْمَسْجِدِ ٱلْحَرَامِ فَمَا ٱسْتَقَٰمُوا۟ لَكُمْ فَٱسْتَقِيمُوا۟ لَهُمْ إِنَّ ٱللَّهَ يُحِبُّ ٱلْمُتَّقِينَ

    keyfe yekûnü lilmüşrikîne `ahdün `inde-llâhi ve`inde rasûlihî ille-lleẕîne `âhettüm `inde-lmescidi-lḥarâm. feme-steḳâmû leküm festeḳîmû lehüm. inne-llâhe yüḥibbü-lmütteḳîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Mescid-i Haram yanında dipnot 1 yaptığınız antlaşmanın kapsamına girmeyen müşrikler lehine, Allah ve elçisi nezdinde verilmiş bir söz nasıl olabilir ki! Antlaşma yaptıklarınızdan size karşı dürüst davranmaya devam edenlere siz de dürüst davranın. Allah yanlışlardan sakınanları sever.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Burada Mescid-i Haram, Mekke anlamındadır. Çünkü bu antlaşma Mekke'nin 17 km uzağındaki Hudeybiye'de yapılmıştır. Hudeybiye için "Mekke'nin batnında" yani Mekke'nin Medine istikametine göre alt sınırında ifadesi de kullanılır (Fetih 48/24).

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 7. ayet

  8. Tevbe suresi, 8. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 8. ayet. كَيْفَ وَإِن يَظْهَرُوا۟ عَلَيْكُمْ لَا يَرْقُبُوا۟ فِيكُمْ إِلًّا وَلَا ذِمَّةً يُرْضُونَكُم بِأَفْوَٰهِهِمْ وَتَأْبَىٰ قُلُوبُهُمْ وَأَكْثَرُهُمْ فَٰسِقُونَ

    keyfe veiy yażherû `aleyküm lâ yerḳubû fîküm illev velâ ẕimmeh. yürḍûneküm biefvâhihim vete'bâ ḳulûbühüm. veekŝeruhüm fâsiḳûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Öyle bir söz nasıl verilmiş olabilir! Onlar size üstün gelseler ne akrabalık bağlarını gözetirler ne yükümlülüklerini! Kalpleri istemese de ağızlarıyla sizi razı etmeye çalışırlar. Onların çoğu, yoldan çıkmıştır dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 8. ayet

  9. Tevbe suresi, 9. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 9. ayet. ٱشْتَرَوْا۟ بِـَٔايَٰتِ ٱللَّهِ ثَمَنًا قَلِيلًا فَصَدُّوا۟ عَن سَبِيلِهِۦٓ إِنَّهُمْ سَآءَ مَا كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ

    işterav biâyâti-llâhi ŝemenen ḳalîlen feṣaddû `an sebîlih. innehüm sâe mâ kânû ya`melûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Onlar Allah'ın ayetlerini geçici dipnot 1 bir çıkar karşılığında satmış, böylece onun yolundan çıkmışlardır. Onların yapmakta oldukları şey ne kötüdür!

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Nahl 16/96, Tevbe 9/38. Kalil ( قليل ) , bir şeyin az olduğu veya kalıcı olmadığı anlamına gelir (Mekayis).

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 9. ayet

  10. Tevbe suresi, 10. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 10. ayet. لَا يَرْقُبُونَ فِى مُؤْمِنٍ إِلًّا وَلَا ذِمَّةً وَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْمُعْتَدُونَ

    lâ yerḳubûne fî mü'minin illev velâ ẕimmeh. veülâike hümü-lmü`tedûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Onlar herhangi bir mümine karşı ne akrabalık bağı gözetirler ne de yükümlülüklerini yerine getirirler! İşte sınırı aşanlar onlardır.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 10. ayet

  11. Tevbe suresi, 11. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 11. ayet. فَإِن تَابُوا۟ وَأَقَامُوا۟ ٱلصَّلَوٰةَ وَءَاتَوُا۟ ٱلزَّكَوٰةَ فَإِخْوَٰنُكُمْ فِى ٱلدِّينِ وَنُفَصِّلُ ٱلْـَٔايَٰتِ لِقَوْمٍ يَعْلَمُونَ

    fein tâbû veeḳâmu-ṣṣalâte veâtevu-zzekâte feiḫvânüküm fi-ddîn. venüfeṣṣilü-l'âyâti liḳavmiy ya`lemûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Eğer tövbe eder /dönüş yapar, namazı özenle ve sürekli kılar, zekatı da verirlerse artık onlar sizin din kardeşlerinizdir. Biz ayetlerimizi bilenler topluluğu için ayrıntılı olarak açıklarız.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 11. ayet

  12. Tevbe suresi, 12. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 12. ayet. وَإِن نَّكَثُوٓا۟ أَيْمَٰنَهُم مِّنۢ بَعْدِ عَهْدِهِمْ وَطَعَنُوا۟ فِى دِينِكُمْ فَقَٰتِلُوٓا۟ أَئِمَّةَ ٱلْكُفْرِ إِنَّهُمْ لَآ أَيْمَٰنَ لَهُمْ لَعَلَّهُمْ يَنتَهُونَ

    vein nekeŝû eymânehüm mim ba`di `ahdihim veṭa`anû fî dîniküm feḳâtilû eimmete-lküfri innehüm lâ eymâne lehüm le`allehüm yentehûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Antlaşmalarından sonra (ilişkiyi kesme ilanı dışında kalanlar) yeminlerini bozar ve dininize de saldırırlarsa o zaman siz de küfrün elebaşlarına savaş açın. Artık verdikleri sözün bir değeri kalmamış olur. Böyle yapın, belki yanlış davranışlarından vazgeçerler.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 12. ayet

  13. Tevbe suresi, 13. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 13. ayet. أَلَا تُقَٰتِلُونَ قَوْمًا نَّكَثُوٓا۟ أَيْمَٰنَهُمْ وَهَمُّوا۟ بِإِخْرَاجِ ٱلرَّسُولِ وَهُم بَدَءُوكُمْ أَوَّلَ مَرَّةٍ أَتَخْشَوْنَهُمْ فَٱللَّهُ أَحَقُّ أَن تَخْشَوْهُ إِن كُنتُم مُّؤْمِنِينَ

    elâ tüḳâtilûne ḳavmen nekeŝû eymânehüm vehemmû biiḫrâci-rrasûli vehüm bedeûküm evvele merrah. etaḫşevnehüm. fellâhü eḥaḳḳu en taḫşevhü in küntüm mü'minîn.

    Süleymaniye Vakfı

    (Hudeybiye'de) ettikleri yemini bozmuş ve Allah'ın elçisini (Mekke'den) çıkarmaya kastetmiş bir toplulukla savaşmayacak mısınız dipnot 1 ? Üstelik sizinle savaşı başlatan onlardır. Yoksa onlardan çekiniyor musunuz? Eğer inanıp güvenmiş kimselerseniz asıl çekinmeniz gereken dipnot 2 Allah'tır.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
    2. metne dön, dipnot 2
      (أَحَقُّ) kelimesine sıfat-ı müşebbehe anlamı verilmiştir. Bunun nedeni Al-i İmran 3/173-175 ayetleridir.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 13. ayet

  14. Tevbe suresi, 14. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 14. ayet. قَٰتِلُوهُمْ يُعَذِّبْهُمُ ٱللَّهُ بِأَيْدِيكُمْ وَيُخْزِهِمْ وَيَنصُرْكُمْ عَلَيْهِمْ وَيَشْفِ صُدُورَ قَوْمٍ مُّؤْمِنِينَ

    ḳâtilûhüm yü`aẕẕibhümü-llâhü bieydîküm veyuḫzihim veyenṣurküm `aleyhim veyeşfi ṣudûra ḳavmim mü'minîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Onlarla savaşın ki Allah sizin ellerinizle onlara azap etsin ve onları rezil etsin; size de onlara karşı zafer versin ve inanıp güvenenler topluluğunun içini rahatlatsın.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 14. ayet

  15. Tevbe suresi, 15. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 15. ayet. وَيُذْهِبْ غَيْظَ قُلُوبِهِمْ وَيَتُوبُ ٱللَّهُ عَلَىٰ مَن يَشَآءُ وَٱللَّهُ عَلِيمٌ حَكِيمٌ

    veyüẕhib gayża ḳulûbihim. veyetûbü-llâhü `alâ mey yeşâ'. vellâhü `alîmün ḥakîm.

    Süleymaniye Vakfı

    Bir de inanıp güvenenlerin kalplerindeki öfkeyi gidersin. Allah gerekeni yapanın tövbesini /dönüşünü de kabul eder. Allah daima bilen ve kararları doğru olandır.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 15. ayet

  16. Tevbe suresi, 16. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 16. ayet. أَمْ حَسِبْتُمْ أَن تُتْرَكُوا۟ وَلَمَّا يَعْلَمِ ٱللَّهُ ٱلَّذِينَ جَٰهَدُوا۟ مِنكُمْ وَلَمْ يَتَّخِذُوا۟ مِن دُونِ ٱللَّهِ وَلَا رَسُولِهِۦ وَلَا ٱلْمُؤْمِنِينَ وَلِيجَةً وَٱللَّهُ خَبِيرٌۢ بِمَا تَعْمَلُونَ

    em ḥasibtüm en tütrakû velemmâ ya`lemi-llâhü-lleẕîne câhedû minküm velem yetteḫiẕû min dûni-llâhi velâ rasûlihî vele-lmü'minîne velîceh. vellâhü ḫabîrum bimâ ta`melûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Yoksa Allah içinizden hem cihad edenleri /elinden geleni yapanları dipnot 1 hem de Allah'ı, elçisini ve müminler dışında birini sırdaş edinmeyenleri dipnot 2 bilmeden kendi halinize bırakılacağınızı mı sandınız dipnot 3 ? Allah, yaptığınız her şeyin iç yüzünden haberdardır.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Cihad (جهاد), düşmanın, şeytanın veya arzuların baskısına karşı Allah'ın emrine uymak için verilen her türlü mücadeledir (Müfredat). Allah yolunda savaş, cihadın çok önemli bir parçasıdır.
    2. metne dön, dipnot 2
    3. metne dön, dipnot 3

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 16. ayet

Mescidlerin imarı; akrabayı Allah'a tercih etmemek 17–24

  1. Tevbe suresi, 17. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 17. ayet. مَا كَانَ لِلْمُشْرِكِينَ أَن يَعْمُرُوا۟ مَسَٰجِدَ ٱللَّهِ شَٰهِدِينَ عَلَىٰٓ أَنفُسِهِم بِٱلْكُفْرِ أُو۟لَٰٓئِكَ حَبِطَتْ أَعْمَٰلُهُمْ وَفِى ٱلنَّارِ هُمْ خَٰلِدُونَ

    mâ kâne lilmüşrikîne ey ya`mürû mesâcide-llâhi şâhidîne `alâ enfüsihim bilküfr. ülâike ḥabiṭat a`mâlühüm. vefi-nnâri hüm ḫâlidûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Müşrikler, kendi kafirliklerine dipnot 1 bizzat kendileri şahitken Allah'ın mescitlerine hizmet etmeye hakları yoktur. Onların bütün çalışmaları boşa gider. Onlar, o ateş içinde ölümsüz olarak kalacaklardır.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Her müşrik aynı zamanda kafir, her kafir aynı zamanda müşriktir (Al-i İmran 3/151).

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 17. ayet

  2. Tevbe suresi, 18. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 18. ayet. إِنَّمَا يَعْمُرُ مَسَٰجِدَ ٱللَّهِ مَنْ ءَامَنَ بِٱللَّهِ وَٱلْيَوْمِ ٱلْـَٔاخِرِ وَأَقَامَ ٱلصَّلَوٰةَ وَءَاتَى ٱلزَّكَوٰةَ وَلَمْ يَخْشَ إِلَّا ٱللَّهَ فَعَسَىٰٓ أُو۟لَٰٓئِكَ أَن يَكُونُوا۟ مِنَ ٱلْمُهْتَدِينَ

    innemâ ya`müru mesâcide-llâhi men âmene billâhi velyevmi-l'âḫiri veeḳâme-ṣṣalâte veâte-zzekâte velem yaḫşe ille-llâhe fe`asâ ülâike ey yekûnû mine-lmühtedîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Allah'ın mescitlerine ancak Allah'a ve ahiret gününe inanıp güvenen, namazı özenle ve sürekli kılan, zekatı veren ve Allah'tan başkasından çekinmeyenler dipnot 1 hizmet edebilirler. İşte bunların doğru yolda olmaları umulur.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 18. ayet

  3. Tevbe suresi, 19. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 19. ayet. أَجَعَلْتُمْ سِقَايَةَ ٱلْحَآجِّ وَعِمَارَةَ ٱلْمَسْجِدِ ٱلْحَرَامِ كَمَنْ ءَامَنَ بِٱللَّهِ وَٱلْيَوْمِ ٱلْـَٔاخِرِ وَجَٰهَدَ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ لَا يَسْتَوُۥنَ عِندَ ٱللَّهِ وَٱللَّهُ لَا يَهْدِى ٱلْقَوْمَ ٱلظَّٰلِمِينَ

    ece`altüm siḳâyete-lḥâcci ve`imârate-lmescidi-lḥarâmi kemen âmene billâhi velyevmi-l'âḫiri vecâhede fî sebîli-llâh. lâ yestevûne `inde-llâh. vellâhü lâ yehdi-lḳavme-żżâlimîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Yoksa siz; hacılara su verme ve Mescid-i Haram'a hizmet etme işini üstlenenleri, Allah'a ve ahiret gününe inanıp güvenen ve Allah yolunda cihad edenlerle /elinden geleni yapanlarla dipnot 1 bir mi tutuyorsunuz? Bunlar Allah katında bir olmazlar. Allah yanlışlar içinde olan topluluğu yola getirmez.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Cihad için bkz. Tevbe 9/16'nın dipnotu.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 19. ayet

  4. Tevbe suresi, 20. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 20. ayet. ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَهَاجَرُوا۟ وَجَٰهَدُوا۟ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ بِأَمْوَٰلِهِمْ وَأَنفُسِهِمْ أَعْظَمُ دَرَجَةً عِندَ ٱللَّهِ وَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْفَآئِزُونَ

    elleẕîne âmenû vehâcerû vecâhedû fî sebîli-llâhi biemvâlihim veenfüsihim a`żamü deraceten `inde-llâh. veülâike hümü-lfâizûn.

    Süleymaniye Vakfı

    İnanıp güvenen, hicret dipnot 1 eden, Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad edenlerin /elinden geleni yapanların dipnot 2 Allah katındaki dereceleri pek yüksektir. Başarıya ulaşanlar işte onlardır.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hicret sözlükte (Müfredat), kişinin bir şeyden bedeniyle, diliyle veya kalbiyle uzaklaşmasıdır (Nisa 4/97-100, Enfal 8/72-75, Meryem 19/46, Furkan 25/30, Mümtehine 60/10, Müzzemmil 73/10, Müddessir 74/5).
    2. metne dön, dipnot 2
      Cihad için bkz. Tevbe 9/16'nın dipnotu.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 20. ayet

  5. Tevbe suresi, 21. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 21. ayet. يُبَشِّرُهُمْ رَبُّهُم بِرَحْمَةٍ مِّنْهُ وَرِضْوَٰنٍ وَجَنَّٰتٍ لَّهُمْ فِيهَا نَعِيمٌ مُّقِيمٌ

    yübeşşiruhüm rabbühüm biraḥmetim minhü veriḍvâniv vecennâtil lehüm fîhâ ne`îmüm müḳîm.

    Süleymaniye Vakfı

    Rableri onları, kendi ikramı, rızası ve nimetleri sürekli olan cennetlerle müjdeler.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 21. ayet

  6. Tevbe suresi, 22. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 22. ayet. خَٰلِدِينَ فِيهَآ أَبَدًا إِنَّ ٱللَّهَ عِندَهُۥٓ أَجْرٌ عَظِيمٌ

    ḫâlidîne fîhâ ebedâ. inne-llâhe `indehû ecrun `ażîm.

    Süleymaniye Vakfı

    Onlar orada ölümsüz olarak sonsuza dek kalacaklardır dipnot 1 . Şüphesiz büyük ödül Allah katındadır.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kur'an'da, cennetlik ve cehennemlik olanlar için iki kelime kullanılır. Birisi 'ebeden' diğeri 'halid'tir. Ebeden, 'sonsuza kadar', halid ise 'ölümsüz olan' anlamına gelir. Cennetlikler için Nisa 4/57,122; Maide 5/119, Tevbe 9/22,100; Tegabun 64/9, Talak 65/11, Beyyine 98/8 ayetlerine; cehennemlikler için Nisa 4/169, Ahzab 33/65, Cin 72/23 ayetlerine bakınız.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 22. ayet

  7. Tevbe suresi, 23. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 23. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ لَا تَتَّخِذُوٓا۟ ءَابَآءَكُمْ وَإِخْوَٰنَكُمْ أَوْلِيَآءَ إِنِ ٱسْتَحَبُّوا۟ ٱلْكُفْرَ عَلَى ٱلْإِيمَٰنِ وَمَن يَتَوَلَّهُم مِّنكُمْ فَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلظَّٰلِمُونَ

    yâ eyyühe-lleẕîne âmenû lâ tetteḫiẕû âbâeküm veiḫvâneküm evliyâe ini-steḥabbü-lküfra `ale-l'îmân. vemey yetevellehüm minküm feülâike hümu-żżâlimûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Ey inanıp güvenenler! Eğer kafirliği sevip imana tercih ediyorlarsa ana-babanızı ve kardeşlerinizi bile kendinize yakın saymayın. Sizden kim onları kendine yakın sayarsa işte asıl yanlışı yapanlar onlardır.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 23. ayet

  8. Tevbe suresi, 24. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 24. ayet. قُلْ إِن كَانَ ءَابَآؤُكُمْ وَأَبْنَآؤُكُمْ وَإِخْوَٰنُكُمْ وَأَزْوَٰجُكُمْ وَعَشِيرَتُكُمْ وَأَمْوَٰلٌ ٱقْتَرَفْتُمُوهَا وَتِجَٰرَةٌ تَخْشَوْنَ كَسَادَهَا وَمَسَٰكِنُ تَرْضَوْنَهَآ أَحَبَّ إِلَيْكُم مِّنَ ٱللَّهِ وَرَسُولِهِۦ وَجِهَادٍ فِى سَبِيلِهِۦ فَتَرَبَّصُوا۟ حَتَّىٰ يَأْتِىَ ٱللَّهُ بِأَمْرِهِۦ وَٱللَّهُ لَا يَهْدِى ٱلْقَوْمَ ٱلْفَٰسِقِينَ

    ḳul in kâne âbâüküm veebnâüküm veiḫvânüküm veezvâcüküm ve`aşîratüküm veemvâlün-ḳteraftümûhâ veticâratün taḫşevne kesâdehâ vemesâkinü terḍavnehâ eḥabbe ileyküm mine-llâhi verasûlihî vecihâdin fî sebîlihî feterabbeṣû ḥattâ ye'tiye-llâhü biemrih. vellâhü lâ yehdi-lḳavme-lfâsiḳîn.

    Süleymaniye Vakfı

    De ki "Eğer ana-babanız, evlatlarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, bağlı olduğunuz topluluk, elde ettiğiniz mallar, durgunlaşmasından korktuğunuz ticaret ve beğendiğiniz meskenler size, Allah'tan, elçisinden ve onun yolunda cihaddan /elinden geleni yapmaktan dipnot 1 daha hoş geliyorsa Allah'ın sizi cezalandırma emri gelinceye kadar bekleyin. Allah, yoldan çıkmış bir topluluğu yola getirmez."

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Cihad için bkz. Tevbe 9/16'nın dipnotu.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 24. ayet

Huneyn günü ve cizye 25–29

  1. Tevbe suresi, 25. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 25. ayet. لَقَدْ نَصَرَكُمُ ٱللَّهُ فِى مَوَاطِنَ كَثِيرَةٍ وَيَوْمَ حُنَيْنٍ إِذْ أَعْجَبَتْكُمْ كَثْرَتُكُمْ فَلَمْ تُغْنِ عَنكُمْ شَيْـًٔا وَضَاقَتْ عَلَيْكُمُ ٱلْأَرْضُ بِمَا رَحُبَتْ ثُمَّ وَلَّيْتُم مُّدْبِرِينَ

    leḳad neṣarakümü-llâhü fî mevâṭine keŝîrativ veyevme ḥuneynin iẕ a`cebetküm keŝratüküm felem tugni `anküm şey'ev veḍâḳat `aleykümü-l'arḍu bimâ raḥubet ŝümme velleytüm müdbirîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Allah birçok yerde size yardım etti. Huneyn gününde dipnot 1 de öyle oldu. O gün sayıca çok olmanız sizi fazla etkilemişti; ama bu bir işinize yaramadı. Tüm genişliğine rağmen yeryüzü size dar geldi. Sonra da gerisin geri dönüp çekildiniz.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Huneyn Savaşı, Mekke'nin fethinden 20 gün sonra Müslümanlarla Hevazin kabilesi arasında gerçekleşmiştir. Nebimiz, daha önceleri Medine'den Hevazin'in muhtelif kolları üzerine akıncı birlikleri göndermişti. Mekke'nin fethi amacıyla Medine'den çıkıldığında Resulullah seferin hedefini Ebu Bekir'den bile gizlemişti. Hevazin kabilesi seferin kendilerine karşı yapıldığını zannederek Sakif dahil Hevazin'in bütün kollarının katılımıyla büyük bir ordu oluşturdu. Mekke fethi sonrası durumdan haberdar olan Nebi as, Hevazin'e karşı sayıca üstün bir ordu ile yürüdü. Ancak çok daha önceden savaş meydanında konuşlanmış olan Hevazin kabilesi, alanın bütün imkanlarını kendi lehleri için kullanarak savaşın başında Müslüman orduyu dağıttı. Toplamda 200 ila 300 arası şehit verilen savaş, Muhammed aleyhisselamın geri çekilen birlikleri yeniden tanzim ederek ikinci bir taarruz yapması ile Müslümanların lehine döndü.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 25. ayet

  2. Tevbe suresi, 26. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 26. ayet. ثُمَّ أَنزَلَ ٱللَّهُ سَكِينَتَهُۥ عَلَىٰ رَسُولِهِۦ وَعَلَى ٱلْمُؤْمِنِينَ وَأَنزَلَ جُنُودًا لَّمْ تَرَوْهَا وَعَذَّبَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ وَذَٰلِكَ جَزَآءُ ٱلْكَٰفِرِينَ

    ŝümme enzele-llâhü sekînetehû `alâ rasûlihî ve`ale-lmü'minîne veenzele cünûdel lem teravhâ ve`aẕẕebe-lleẕîne keferû. veẕâlike cezâü-lkâfirîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Sonra Allah, elçisine ve müminlere bir iç huzuru verdi dipnot 1 . Görmediğiniz ordular indirdi. Kafirlere /ayetleri görmezlikte direnenlere de azap etti. Kafirlerin alacağı karşılık işte budur.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 26. ayet

  3. Tevbe suresi, 27. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 27. ayet. ثُمَّ يَتُوبُ ٱللَّهُ مِنۢ بَعْدِ ذَٰلِكَ عَلَىٰ مَن يَشَآءُ وَٱللَّهُ غَفُورٌ رَّحِيمٌ

    ŝümme yetûbü-llâhü mim ba`di ẕâlike `alâ mey yeşâ'. vellâhü gafûrur raḥîm.

    Süleymaniye Vakfı

    Bütün bunlardan sonra, Allah, gerekeni yapanların tövbesini /dönüşünü kabul eder. Allah, çok bağışlayan ve ikramı bol olandır.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 27. ayet

  4. Tevbe suresi, 28. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 28. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ إِنَّمَا ٱلْمُشْرِكُونَ نَجَسٌ فَلَا يَقْرَبُوا۟ ٱلْمَسْجِدَ ٱلْحَرَامَ بَعْدَ عَامِهِمْ هَٰذَا وَإِنْ خِفْتُمْ عَيْلَةً فَسَوْفَ يُغْنِيكُمُ ٱللَّهُ مِن فَضْلِهِۦٓ إِن شَآءَ إِنَّ ٱللَّهَ عَلِيمٌ حَكِيمٌ

    yâ eyyühe-lleẕîne âmenû inneme-lmüşrikûne necesün felâ yaḳrabü-lmescide-lḥarâme ba`de `âmihim hâẕâ. vein ḫiftüm `ayleten fesevfe yugnîkümü-llâhü min faḍlihî in şâ'. inne-llâhe `alîmün ḥakîm.

    Süleymaniye Vakfı

    Ey inanıp güvenenler! (Antlaşmayı bozan) müşrikler dipnot 1 birer pisliktir; içinde bulundukları bu yıldan sonra dipnot 2 Mescid-i Haram'a dipnot 3 yaklaşmasınlar. Bundan dolayı muhtaç duruma düşmekten korkarsanız dipnot 4 , gerekli görürse Allah ikramıyla ihtiyacınızı giderecektir. Allah daima bilen ve kararları doğru olandır.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hudeybiye antlaşmasını bozmamış olan müşrikler süre sonuna kadar Mekke'de yaşayabilecekleri için burada sözü edilen müşrikler, Hudeybiye antlaşmasını bozanlardan başkası değildir. Zaten Allah Teala şu ayette müşriklerin orada yaşayacağını bildirmiştir: Bir gün İbrahim şöyle yalvardı: "Rabbim /Sahibim, burayı güvenli bir şehir yap! Buranın halkından, Allah'a ve ahiret gününe inananları her üründen yararlandır!" Allah da şöyle dedi: "Ayetleri görmezlikte direneni de bir süre yararlandırır, sonra onu ateş azabına mahkum ederim. Ne kötü hale gelmektir o!" (Bakara 2/126) İman ve şirk kişinin kalbindedir; oraya kimse baskı yapamaz. Allah Teala şöyle buyurmuştur: "Dinde zorlama olamaz; doğrular ile yanlış kurgular birbirinden iyice ayrılmıştır. Kim tağutları tanımaz da Allah'a inanıp güvenirse, kopması imkansız en sağlam kulpa yapışmış olur. Allah, her şeyi dinler ve bilir." (Bakara 2/256) Bir kimseyi inancından dolayı bir yere sokmamak veya bir yerden çıkarmak, ona yapılan en büyük zorlama ve baskıdır.
    2. metne dön, dipnot 2
      Dört ay müddetleri bitince.
    3. metne dön, dipnot 3
      Yani Mekke'ye yaklaşmasınlar. Bkz.Tevbe 9/7'nin dipnotu.
    4. metne dön, dipnot 4
      Onlar gelmezlerse ticari faaliyetler aksar, gelirimiz azalır diye bir korkuya kapılmayın.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 28. ayet

  5. Tevbe suresi, 29. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 29. ayet. قَٰتِلُوا۟ ٱلَّذِينَ لَا يُؤْمِنُونَ بِٱللَّهِ وَلَا بِٱلْيَوْمِ ٱلْـَٔاخِرِ وَلَا يُحَرِّمُونَ مَا حَرَّمَ ٱللَّهُ وَرَسُولُهُۥ وَلَا يَدِينُونَ دِينَ ٱلْحَقِّ مِنَ ٱلَّذِينَ أُوتُوا۟ ٱلْكِتَٰبَ حَتَّىٰ يُعْطُوا۟ ٱلْجِزْيَةَ عَن يَدٍ وَهُمْ صَٰغِرُونَ

    ḳâtilü-lleẕîne lâ yü'minûne billâhi velâ bilyevmi-l'âḫiri velâ yüḥarrimûne mâ ḥarrame-llâhü verasûlühû velâ yedînûne dîne-lḥaḳḳi mine-lleẕîne ûtü-lkitâbe ḥattâ yü`ṭü-lcizyete `ay yediv vehüm ṣâgirûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Kendilerine kitap verilmiş olanlardan, Allah'a ve ahiret gününe inanıp güvenmeyen, Allah'ın ve resulünün /elçisinin getirdiği kitabın dipnot 1 haram saydığını haram saymayan ve bu doğru dini din edinmeyen kimselerle; kendileri küçük düşüp o cezayı dipnot 2 elleriyle ödeyecek hale gelinceye kadar savaşın dipnot 3 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Resul (رسول), "birine gönderilen söz" anlamına geldiği gibi "o sözü iletmek için gönderilen elçi" anlamına da gelir. (Müfredat). Allah'ın elçilerinin görevi, onun sözlerini insanlara ulaştırmaktır. Bu sebeple Kur'an'da geçen Allah'ın resulü (رسول اللّه ) ifadelerinde asıl vurgu ayetleredir. Muhammed aleyhisselam öldüğü için bizim muhatabımız olan resul, sadece Kur'an'dır (Al-i İmran 3/144). Resul kelimesi yerine "resulünün /elçisinin getirdiği kitabın" ifadesi bunun için yazılmıştır (Maide 5/67, Nahl 16/35).
    2. metne dön, dipnot 2
      "O ceza" diye meal verdiğimiz el-cizye (الْجِزْيَةَ), çeşit bildiren mastardır, belli bir ceza demektir. Onun ne olduğunu ancak şu ayetten öğrenebiliriz: "Ayetleri görmezlikte direnenlerle (kafirlerle) savaşta karşılaşınca boyun köklerini vurun. Etkisiz hale getirince onları, sıkı güvenlik çemberine alın. Sonra esirleri karşılıksız ya da fidye alarak serbest bırakın ki savaşın ağırlığı kalmasın..." (Muhammed 47/4) Savaşta küçük düşüp o cezayı elleriyle verecek hale gelmeleri, esir olmalarıdır. Ödeyecekleri ceza da karşılıksız serbest bırakılmayanların ödeyecekleri fidyedir. Gelenekte gayri müslimlerin erkeklerinden alınan baş vergisi anlamındaki cizyenin, her hangi bir delili yoktur.
    3. metne dön, dipnot 3
      Allah Teala şöyle demiştir: "Yanlış davrananlar dışındaki ehl-i kitap'la mücadelede sadece en güzel yöntemi uygulayın..." (Ankebut 29/46) Yanlış davrananlar, bize savaş açanlardır. İlgili ayet şöyledir: "Allah yolunda, sizinle savaşanlarla savaşın ve haksız saldırı yapmayın. Allah, haksız saldırı yapanları sevmez." (Bakara 2/190)

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 29. ayet

Hahamlar ve rahipler; haram aylar 30–37

  1. Tevbe suresi, 30. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 30. ayet. وَقَالَتِ ٱلْيَهُودُ عُزَيْرٌ ٱبْنُ ٱللَّهِ وَقَالَتِ ٱلنَّصَٰرَى ٱلْمَسِيحُ ٱبْنُ ٱللَّهِ ذَٰلِكَ قَوْلُهُم بِأَفْوَٰهِهِمْ يُضَٰهِـُٔونَ قَوْلَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ مِن قَبْلُ قَٰتَلَهُمُ ٱللَّهُ أَنَّىٰ يُؤْفَكُونَ

    veḳâleti-lyehûdü `uzeyrun-bnü-llâhi veḳâleti-nneṣâra-lmesîḥu-bnü-llâh. ẕâlike ḳavlühüm biefvâhihim. yüḍâhiûne ḳavle-lleẕîne keferû min ḳabl. ḳâtelehümü-llâh. ennâ yü'fekûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Yahudiler; "Üzeyir Allah'ın oğludur dipnot 1 " dediler. Hıristiyanlar da "Mesih /İsa Allah'ın oğludur" dediler. Bunlar, onların dillerine doladıkları (geçersiz) sözlerdir. Kendilerinden önceki kafirlerin ağzı ile konuşuyorlar. Allah canlarını alsın! Bu yalana nasıl da sürükleniyorlar!

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Üzeyir, Tevrat'ta Ezra olarak geçer. Kudüs'teki Beytülmakdis'in ilk yıkılışından sonra (İsra 17/5), Buhtunnasr (Nabukadnessar), Yahudileri Babil'e sürdü. M.Ö. 539'da Babil'i fetheden Pers kralı Koreş; Üzeyir, Nehemya ve diğerlerini, Mescid'i yeniden inşa etmeleri için geri gönderdi (Tevrat/
      Ezra 1/1-3 — Eski Ahit, Ezra; alıntıyı aç

      Eski Ahit · Ezra 1:1

      Pers Kralı Koreşin krallığının birinci yılında RAB, Yeremya aracılığıyla bildirdiği sözünü yerine getirmek amacıyla, Pers Kralı Koreşi harekete geçirdi. Koreş yönetimi altındaki bütün halklara şu…

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. Alıntı 200 karakterde kesilmiştir. tam metin

      ). Üzeyir Kudüs'ü görünce: "Allah bu kenti ölümünden sonra nasıl canlandıracak?" dedi. "Allah da onu öldürdü ve yüz yıl sonra tekrar diriltti." (Bakara 2/259) Bu arada Mescid, Darius'un krallığının ikinci yılında inşa edilmişti (
      Ezra 4/11-24 — Eski Ahit, Ezra; alıntıyı aç

      Eski Ahit · Ezra 4:11

      İşte Kral Artahşastaya gönderilen mektubun örneği: “Kral Artahşastaya, “Fıratın batı yakasındaki bölgede yaşayan kullarından:

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      ). Üzeyir, II. Artahşasta'nın krallığının yedinci yılında yani M.Ö. 437'de Kudüs'e vardı (
      Ezra 7/8 — Eski Ahit, Ezra; alıntıyı aç

      Eski Ahit · Ezra 7:8

      Ezra, Artahşastanın krallığının yedinci yılının beşinci ayında Yeruşalime vardı.

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      ). Bu, onun Kudüs'e ikinci varışıydı. (Yahudilik- DİA) İlk varışı ile ikincisi arasında 100 yıllık süre geçmesine rağmen yaşlanmamış haliyle karşılarına çıkması, Yahudilerin onu kutsamasına sebep olmuştur.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 30. ayet

  2. Tevbe suresi, 31. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 31. ayet. ٱتَّخَذُوٓا۟ أَحْبَارَهُمْ وَرُهْبَٰنَهُمْ أَرْبَابًا مِّن دُونِ ٱللَّهِ وَٱلْمَسِيحَ ٱبْنَ مَرْيَمَ وَمَآ أُمِرُوٓا۟ إِلَّا لِيَعْبُدُوٓا۟ إِلَٰهًا وَٰحِدًا لَّآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ سُبْحَٰنَهُۥ عَمَّا يُشْرِكُونَ

    itteḫaẕû aḥbârahüm veruhbânehüm erbâbem min dûni-llâhi velmesîḥa-bne meryem. vemâ ümirû illâ liya`büdû ilâhev vâḥidâ. lâ ilâhe illâ hû. sübḥânehû `ammâ yüşrikûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Onlar, ilim adamlarını ve din adamlarını dipnot 1 Allah ile aralarına koyup Rab edindiler; dipnot 2 Meryem oğlu Mesih'i de (Rab edindiler). Oysa onlara sadece, tek olan ilaha kul olmaları emredilmişti. dipnot 3 Ondan başka ilah yoktur. Allah, onların ortak koştuklarından uzaktır.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ahbar (احبار), kelimesi "Hibr"in çoğuludur. Hibr (حبر), "kendisiyle yazı yazılan şey", "mürekkep" ve "Müslüman veya gayrımüslim alim" yani "ilim adamı" demektir (Lisanu'l-Arab, Müfredat). Ruhban, "korkmak", "çekinmek" anlamlarına gelen (رهب) kökünden türemiş bir kelimedir. "Allah'tan korkan", "O'ndan çekinen" anlamında "Rahib" kelimesinin çoğuludur. Buna göre Ruhban; "Allah'tan korkan ve uzlet halinde ibadet eden kimseler" anlamına gelmektedir (Müfredat). Bu kişiler çoğunlukla manastırda uzlete çekilen din adamlarıdır.
    2. metne dön, dipnot 2
      Kölenin efendisine Arapçada Rab denir. Allah ile aralarına koyup rab saymaları, bu insanların sözlerini Allah'ın ayetlerine tercih etmelerinden dolayıdır. Adiyy b. Hatim diyor ki: "Nebimiz aleyhisselama geldim, boynumda altın haç vardı. 'Adiyy, at o putu!' dedi. Ondan yukarıdaki ayeti dinledim. Dedi ki: 'Onlar bunlara ibadet etmediler, ama bir şeyi helal sayarlarsa helal saydılar, haram sayarlarsa haram saydılar. Onları rab edinmeleri böyle oldu.' (Tirmizi, Tefsiru'l-Kur'an, 10)" Ayrıca, Allah'ın kitabını açıkladıklarını iddia ederek onun hükümleri yerine hüküm veren din adamlarına ya da ilim adamlarına uymak, onları Rab edinmek olur.
    3. metne dön, dipnot 3
      Al-i İmran 3/64, Beyyine 98/5. Bu emir, Tevrat ve İncil'de de açıkça geçmektedir: "Benden başka ilahın olmayacak. Kendine yukarıda gökyüzünde, aşağıda yeryüzünde ya da yer altındaki sularda yaşayan herhangi bir canlıya benzer put yapmayacaksın. Putların önünde eğilmeyecek, onlara ibadet etmeyeceksin" (Tevrat -
      Tesniye 5:7-8 — Eski Ahit, Yasa'nın Tekrarı; alıntıyı aç

      Eski Ahit · Yasa'nın Tekrarı 5:7

      “ ‹Benden başka tanrın olmayacak.

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      ). "İsa ona şu karşılığı verdi: '(Allah'a) Rabbe ibadet edecek ve yalnız ona kul olacaksın' diye yazılmıştır" (İncil -
      Luka 4:8 — Yeni Ahit, Luka; alıntıyı aç

      Yeni Ahit · Luka 4:8

      İsa ona şu karşılığı verdi: “ ‹Tanrın Rabbe tapacak, yalnız Ona kulluk edeceksin› diye yazılmıştır.”

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      ).

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 31. ayet

  3. Tevbe suresi, 32. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 32. ayet. يُرِيدُونَ أَن يُطْفِـُٔوا۟ نُورَ ٱللَّهِ بِأَفْوَٰهِهِمْ وَيَأْبَى ٱللَّهُ إِلَّآ أَن يُتِمَّ نُورَهُۥ وَلَوْ كَرِهَ ٱلْكَٰفِرُونَ

    yürîdûne ey yuṭfiû nûra-llâhi biefvâhihim veye'be-llâhü illâ ey yütimme nûrahû velev kerihe-lkâfirûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Bunlar, Allah'ın nurunu /Kur'an'ı ağızlarıyla söndürmek istiyorlar dipnot 1 . Oysa Allah'ın ısrarla üzerinde durduğu şey, sadece nurunun tamamlanmasıdır dipnot 2 . Varsın bu kafirler bundan hoşlanmasınlar!

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Buradaki "nur" kavramı, Allah'ın indirdiği Kur'an'ın bir özelliğidir (Nisa 4/174, Maide 5/15, A'raf 7/157, Teğabun 64/8). Bu nuru ağızla söndürmek, onu yalanlamaya, çürütmeye, etkisizleştirmeye çalışmaktır (Bakara 2/42, Maide 5/15, Fussilet 41/26, Saf 61/8).
    2. metne dön, dipnot 2
      Allah'ın nurunu tamamlaması, indirdiği son kitapla bu dine son şeklini vermesidir (Maide 5/3).

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 32. ayet

  4. Tevbe suresi, 33. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 33. ayet. هُوَ ٱلَّذِىٓ أَرْسَلَ رَسُولَهُۥ بِٱلْهُدَىٰ وَدِينِ ٱلْحَقِّ لِيُظْهِرَهُۥ عَلَى ٱلدِّينِ كُلِّهِۦ وَلَوْ كَرِهَ ٱلْمُشْرِكُونَ

    hüve-lleẕî ersele rasûlehû bilhüdâ vedîni-lḥaḳḳi liyużhirahû `ale-ddîni küllihî velev kerihe-lmüşrikûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Dinini, bütün dinlere hakim kılmak için dipnot 1 Elçisini bu rehber (Kur'an) ve hak din dipnot 2 ile gönderen Allah'tır. Varsın bu müşrikler bundan hoşlanmasınlar.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Her insan kendini dindar saydığı için (A'raf 7/30) herkesin bir dini vardır. Bu sebeple hak din, insanların yaşadığı her yere hakim olacaktır. (Fetih 48/28, Saf 61/9) Nebimizin şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Gece ve gündüzün ulaştığı her yere bu din ulaşacak; İster kentlerde, isterse kırsalda olsun, Allah, bu dini ulaştırmadığı hiçbir ev bırakmayacaktır. Bu (kimi için) öyle bir izzet (kimi için de) öyle bir zillet olacaktır ki! Bu şekilde Allah, İslam'ı güçlü ve şerefli kılacak, küfrü ise zelil ve hakir edecektir." (Ahmed b. Hanbel, c. 4, s. 103)
    2. metne dön, dipnot 2
      Mevsuf, sıfatına izafe edilmiştir, ed-din'ul-hak (الدين الحق) demektir. Hak din, Allah'ın kitaplarında beyan ettiği tek din olan İslam dinidir (Al-i İmran 3/19, Zümer 39/2-3). Bunun dışında kalanlar batıl dinlerdir (Al-i İmran 3/85).

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 33. ayet

  5. Tevbe suresi, 34. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 34. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ إِنَّ كَثِيرًا مِّنَ ٱلْأَحْبَارِ وَٱلرُّهْبَانِ لَيَأْكُلُونَ أَمْوَٰلَ ٱلنَّاسِ بِٱلْبَٰطِلِ وَيَصُدُّونَ عَن سَبِيلِ ٱللَّهِ وَٱلَّذِينَ يَكْنِزُونَ ٱلذَّهَبَ وَٱلْفِضَّةَ وَلَا يُنفِقُونَهَا فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ فَبَشِّرْهُم بِعَذَابٍ أَلِيمٍ

    yâ eyyühe-lleẕîne âmenû inne keŝîram mine-l'aḥbâri verruhbâni leye'külûne emvâle-nnâsi bilbâṭili veyeṣuddûne `an sebîli-llâh. velleẕîne yeknizûne-ẕẕehebe velfiḍḍate velâ yünfiḳûnehâ fî sebîli-llâhi febeşşirhüm bi`aẕâbin elîm.

    Süleymaniye Vakfı

    Ey inanıp güvenenler! İlim adamlarının ve din adamlarının çoğu insanların mallarını haksız yolla yer ve onları Allah'ın yolundan çevirirler. Altını ve gümüşü biriktirip de Allah yolunda harcamayanlara acıklı bir azabı müjdele!

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 34. ayet

  6. Tevbe suresi, 35. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 35. ayet. يَوْمَ يُحْمَىٰ عَلَيْهَا فِى نَارِ جَهَنَّمَ فَتُكْوَىٰ بِهَا جِبَاهُهُمْ وَجُنُوبُهُمْ وَظُهُورُهُمْ هَٰذَا مَا كَنَزْتُمْ لِأَنفُسِكُمْ فَذُوقُوا۟ مَا كُنتُمْ تَكْنِزُونَ

    yevme yuḥmâ `aleyhâ fî nâri cehenneme fetükvâ bihâ cibâhühüm vecünûbühüm veżuhûruhüm. hâẕâ mâ keneztüm lienfüsiküm feẕûḳû mâ küntüm teknizûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Bir gün o altın ve gümüşler cehennem ateşinde kızdırılacak; onlarla alınları, yanları ve sırtları dağlanacak ve onlara şöyle denilecektir: "İşte kendiniz için biriktirdikleriniz! Tadın bakalım biriktirdiklerinizi!"

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 35. ayet

  7. Tevbe suresi, 36. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 36. ayet. إِنَّ عِدَّةَ ٱلشُّهُورِ عِندَ ٱللَّهِ ٱثْنَا عَشَرَ شَهْرًا فِى كِتَٰبِ ٱللَّهِ يَوْمَ خَلَقَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ مِنْهَآ أَرْبَعَةٌ حُرُمٌ ذَٰلِكَ ٱلدِّينُ ٱلْقَيِّمُ فَلَا تَظْلِمُوا۟ فِيهِنَّ أَنفُسَكُمْ وَقَٰتِلُوا۟ ٱلْمُشْرِكِينَ كَآفَّةً كَمَا يُقَٰتِلُونَكُمْ كَآفَّةً وَٱعْلَمُوٓا۟ أَنَّ ٱللَّهَ مَعَ ٱلْمُتَّقِينَ

    inne `iddete-şşühûri `inde-llâhi-ŝnâ `aşera şehran fî kitâbi-llâhi yevme ḫaleḳa-ssemâvâti vel'arḍa minhâ erbe`atün ḥurum. ẕâlike-ddînü-lḳayyimü felâ tażlimû fîhinne enfüseküm veḳâtilü-lmüşrikîne kâffeten kemâ yüḳâtilûneküm kâffeh. va`lemû enne-llâhe me`a-lmütteḳîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Gökleri ve yeri yarattığı gün, Allah'ın kitabında dipnot 1 olan şudur: Allah katında ayların sayısı on ikidir; bunlardan dördü haram aylardır dipnot 2 . İşte doğru hesap budur. Bu aylarda (savaşıp dipnot 3 da) kendinizi kötü duruma düşürmeyin! Ama müşrikler (bu yasağı dikkate almayıp) sizinle nasıl bütün aylarda savaşıyorlarsa siz de onlarla o aylarda savaşın dipnot 4 ! Bilin ki Allah, yanlışlardan sakınanlarla beraberdir.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Evrenin yapısı ile ilgili olarak levh-i mahfuzda yani korunmuş kitapta kayıtlı olan bilgi (Hac 22/70, Sebe 34/3).
    2. metne dön, dipnot 2
      Haram aylar; Zilkade, Zilhicce, Muharrem ve Recep aylarıdır.
    3. metne dön, dipnot 3
    4. metne dön, dipnot 4
      Buradaki kaffeten (كافة) ifadesine bütün aylarda (في كافة الشهور) anlamı verilmiştir. Kaffeten (كافة)'deki tenvin muzafun ileyhten ıvazdır. Ayetin bağlamına bakılınca, muzafun ileyhin aylar (الشهور) dışında bir şey olamayacağı görülür. Zaten haram aylarda bizimle savaşılırsa bize de savaşma hakkı doğar (Bakara 2/194, 217). Tefsir ve meallerde bu ayete "topyekün savaşma" anlamı verilir. Halbuki bu anlam Tevbe 9/122'ye ters düşmektedir.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 36. ayet

  8. Tevbe suresi, 37. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 37. ayet. إِنَّمَا ٱلنَّسِىٓءُ زِيَادَةٌ فِى ٱلْكُفْرِ يُضَلُّ بِهِ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ يُحِلُّونَهُۥ عَامًا وَيُحَرِّمُونَهُۥ عَامًا لِّيُوَاطِـُٔوا۟ عِدَّةَ مَا حَرَّمَ ٱللَّهُ فَيُحِلُّوا۟ مَا حَرَّمَ ٱللَّهُ زُيِّنَ لَهُمْ سُوٓءُ أَعْمَٰلِهِمْ وَٱللَّهُ لَا يَهْدِى ٱلْقَوْمَ ٱلْكَٰفِرِينَ

    inneme-nnesîü ziyâdetün fi-lküfri yüḍallü bihi-lleẕîne keferû yüḥillûnehû `âmev veyüḥarrimûnehû `âmel liyüvâṭiû `iddete mâ ḥarrame-llâhü feyüḥillû mâ ḥarrame-llâh. züyyine lehüm sûü a`mâlihim. vellâhü lâ yehdi-lḳavme-lkâfirîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Nesi dipnot 1 /haram ayları yerinden oynatmak için yapılan ekleme, yalnızca kafirliğe kafirlik katmaktır. Kafirlik edenler, eklenen kısmı bir yıl helal bir yıl da haram sayarak bu yolla saptırılırlar. Bunu, Allah'ın haram kıldığı ayların sayısına uyum sağlamak için yaparlar. Böylece Allah'ın haram kıldığını helal saymış olurlar. Kötü işleri, onlar için süslü gösterilir. Allah, o kafirler topluluğunu yola getirmez.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Nesi, "geciktirme" anlamında mastardır. Kameri yıl ile güneş yılı arasında 11 gün kadar fark vardır. Bu da haccın, yılın her mevsimini dolaşmasına sebep olur. Hac ibadeti, can ve mal güvenliğinin sağlandığı peş peşe gelen üç haram ayından ikincisi olan Zilhicce'nin dokuzunda başlar ve on üçünde biter. Haram aylarından Zilkade, hacca gelirken, Muharrem de dönüş sırasında hacıların yol güvenliği açısından önemlidir. Ancak haram ayların, yılın bütün mevsimlerini dolaşıyor olması, bazı kimselerin hesabına gelmediği için kameri aylara ilave yaparak onları belli bir mevsimde sabitlemeye çalışmışlardır. İşte bu hilenin adı 'nesi' dir. Bunu Yahudiler de yapmaktadır. Onlar dini konularda Güneş-Ay (Lunisolar) takvimini esas alırlar. Bu sistemde ayın başlangıcı ve bitişi kameri takvimde olduğu gibi ayın hareketine göre hesaplanır. Ancak yılların sayısı hesaplanırken Güneş dikkate alınır. Aylar sene boyunca sabittir. Ayları sene boyu sabit tutabilmek için belli aralıklarla seneye ilave bir ay (Adar II) ekleyip ayların sayısını on üçe çıkarırlar. Bu hesapta her on dokuz senede yedi defa, bir yıl on üç ay çeker. Daha sonra bu on dokuz yıllık periyot başa sarar.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 37. ayet

Sefere çağrı ve ağırdan alanlar 38–49

  1. Tevbe suresi, 38. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 38. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ مَا لَكُمْ إِذَا قِيلَ لَكُمُ ٱنفِرُوا۟ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ ٱثَّاقَلْتُمْ إِلَى ٱلْأَرْضِ أَرَضِيتُم بِٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا مِنَ ٱلْـَٔاخِرَةِ فَمَا مَتَٰعُ ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا فِى ٱلْـَٔاخِرَةِ إِلَّا قَلِيلٌ

    yâ eyyühe-lleẕîne âmenû mâ leküm iẕâ ḳîle lekümü-nfirû fî sebîli-llâhi-ŝŝâḳaltüm ile-l'arḍ. eraḍîtüm bilḥayâti-ddünyâ mine-l'âḫirah. femâ metâ`u-lḥayâti-ddünyâ fi-l'âḫirati illâ ḳalîl.

    Süleymaniye Vakfı

    Ey inanıp güvenenler! Size ne oldu ki "Allah yolunda savaşa çıkın." denince olduğunuz yerde çakılıp kaldınız dipnot 1 ? Yoksa ahiret yerine dünya hayatına mı razı oldunuz? Dünya hayatının menfaati ahiret hayatının yanında çok azdır.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Burada bahsedilen, Tebük seferidir. Seferin vaktinin Medinelilerin ana gelir kaynağı olan hurmanın hasat mevsimi olan eylül-ekim aylarına denk gelmesi, bu mevsimde havanın çok sıcak olması, münafıkların ve kalbinde hastalık olan bazı kimselerin savaşa katılmamak için izin istemeleri ve Muhammed aleyhisselamın buna izin vermesinin oluşturduğu huzursuzluk, bazılarını savaşa katılma noktasında isteksiz hale getirmişti.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 38. ayet

  2. Tevbe suresi, 39. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 39. ayet. إِلَّا تَنفِرُوا۟ يُعَذِّبْكُمْ عَذَابًا أَلِيمًا وَيَسْتَبْدِلْ قَوْمًا غَيْرَكُمْ وَلَا تَضُرُّوهُ شَيْـًٔا وَٱللَّهُ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ

    illâ tenfirû yü`aẕẕibküm `aẕâben elîmev veyestebdil ḳavmen gayraküm velâ teḍurrûhü şey'â. vellâhü `alâ külli şey'in ḳadîr.

    Süleymaniye Vakfı

    Eğer savaşa çıkmazsanız, Allah sizi acıklı bir azapla cezalandırır, yerinize başka bir topluluğu getirir ve siz de Allah'a hiçbir şekilde zarar veremezsiniz. Allah her şeye bir ölçü koyar.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 39. ayet

  3. Tevbe suresi, 40. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 40. ayet. إِلَّا تَنصُرُوهُ فَقَدْ نَصَرَهُ ٱللَّهُ إِذْ أَخْرَجَهُ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ ثَانِىَ ٱثْنَيْنِ إِذْ هُمَا فِى ٱلْغَارِ إِذْ يَقُولُ لِصَٰحِبِهِۦ لَا تَحْزَنْ إِنَّ ٱللَّهَ مَعَنَا فَأَنزَلَ ٱللَّهُ سَكِينَتَهُۥ عَلَيْهِ وَأَيَّدَهُۥ بِجُنُودٍ لَّمْ تَرَوْهَا وَجَعَلَ كَلِمَةَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ ٱلسُّفْلَىٰ وَكَلِمَةُ ٱللَّهِ هِىَ ٱلْعُلْيَا وَٱللَّهُ عَزِيزٌ حَكِيمٌ

    illâ tenṣurûhü feḳad neṣarahü-llâhü iẕ aḫracehü-lleẕîne keferû ŝâniye-ŝneyni iẕ hümâ fi-lgâri iẕ yeḳûlü liṣâḥibihî lâ taḥzen inne-llâhe me`anâ. feenzele-llâhü sekînetehû `aleyhi veeyyedehû bicünûdil lem teravhâ vece`ale kelimete-lleẕîne keferü-ssüflâ. vekelimetü-llâhi hiye-l`ulyâ. vellâhü `azîzün ḥakîm.

    Süleymaniye Vakfı

    Siz Muhammed'e yardım etmezseniz bilin ki Allah ona yardımını yapmıştır. Hani bir gün kafirler onu, iki kişiden biri olarak dipnot 1 (Mekke'den) çıkmak zorunda bıraktıklarında mağarada arkadaşına o şöyle diyordu: "Üzülme; şüphesiz Allah bizimle beraberdir." Allah da ona iç huzuru vermiş, görmediğiniz ordularla onu desteklemiş ve kafirlerin sözünü boşa çıkarmıştır. En yüce söz Allah'ın sözüdür dipnot 2 . Daima üstün olan ve bütün kararları doğru olan Allah'tır.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Diğeri Ebu Bekir (r.a.)'dir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Enfal 8/30, kafirlerin Muhammed aleyhisselama kurdukları planın boşa çıkarıldığını bildirmektedir. Saffat 37/171-173, Mücadele 58/21'e göre de Allah elçilerini kurtarma sözü vermiş ve sözünü daima tutmuştur.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 40. ayet

  4. Tevbe suresi, 41. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 41. ayet. ٱنفِرُوا۟ خِفَافًا وَثِقَالًا وَجَٰهِدُوا۟ بِأَمْوَٰلِكُمْ وَأَنفُسِكُمْ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ ذَٰلِكُمْ خَيْرٌ لَّكُمْ إِن كُنتُمْ تَعْلَمُونَ

    infirû ḫifâfev veŝiḳâlev vecâhidû biemvâliküm veenfüsiküm fî sebîli-llâh. ẕâliküm ḫayrul leküm in küntüm ta`lemûn.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 41. ayet

  5. Tevbe suresi, 42. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 42. ayet. لَوْ كَانَ عَرَضًا قَرِيبًا وَسَفَرًا قَاصِدًا لَّٱتَّبَعُوكَ وَلَٰكِنۢ بَعُدَتْ عَلَيْهِمُ ٱلشُّقَّةُ وَسَيَحْلِفُونَ بِٱللَّهِ لَوِ ٱسْتَطَعْنَا لَخَرَجْنَا مَعَكُمْ يُهْلِكُونَ أَنفُسَهُمْ وَٱللَّهُ يَعْلَمُ إِنَّهُمْ لَكَٰذِبُونَ

    lev kâne `araḍan ḳarîbev veseferan ḳâṣidel lettebe`ûke velâkim be`udet `aleyhimü-şşüḳḳah. veseyaḥlifûne billâhi levi-steṭa`nâ leḫaracnâ me`aküm. yühlikûne enfüsehüm. vellâhü ya`lemü innehüm lekâẕibûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Kolay bir kazanç ya da sıradan bir yolculuk olsa kesinlikle peşinden gelirlerdi. Ama bu uzun ve zorlu yolculuk gözlerinde büyüdükçe büyüdü. Yakında şöyle yemin edeceklerdir: "Gücümüz yetseydi vallahi sizinle birlikte çıkardık." Boşuna nefes tüketiyorlar. Allah biliyor ki onlar kesinlikle yalancıdırlar.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 42. ayet

  6. Tevbe suresi, 43. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 43. ayet. عَفَا ٱللَّهُ عَنكَ لِمَ أَذِنتَ لَهُمْ حَتَّىٰ يَتَبَيَّنَ لَكَ ٱلَّذِينَ صَدَقُوا۟ وَتَعْلَمَ ٱلْكَٰذِبِينَ

    `afe-llâhü `ank. lime eẕinte lehüm ḥattâ yetebeyyene leke-lleẕîne ṣadeḳû veta`leme-lkâẕibîn.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 43. ayet

  7. Tevbe suresi, 44. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 44. ayet. لَا يَسْتَـْٔذِنُكَ ٱلَّذِينَ يُؤْمِنُونَ بِٱللَّهِ وَٱلْيَوْمِ ٱلْـَٔاخِرِ أَن يُجَٰهِدُوا۟ بِأَمْوَٰلِهِمْ وَأَنفُسِهِمْ وَٱللَّهُ عَلِيمٌۢ بِٱلْمُتَّقِينَ

    lâ yeste'ẕinüke-lleẕîne yü'minûne billâhi velyevmi-l'âḫiri ey yücâhidû biemvâlihim veenfüsihim. vellâhü `alîmüm bilmütteḳîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Cihad etmek /Allah yolunda elinden geleni yapmak dipnot 1 , Müslümanların temel görevi olduğu için) Allah'a ve ahiret gününe inanıp güvenenler, mallarıyla ve canlarıyla cihad etmek için senden izin istemezler. Allah, muttakileri /yanlışlardan sakınanları bilir.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Cihad için bkz. Tevbe 9/16'nın dipnotu.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 44. ayet

  8. Tevbe suresi, 45. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 45. ayet. إِنَّمَا يَسْتَـْٔذِنُكَ ٱلَّذِينَ لَا يُؤْمِنُونَ بِٱللَّهِ وَٱلْيَوْمِ ٱلْـَٔاخِرِ وَٱرْتَابَتْ قُلُوبُهُمْ فَهُمْ فِى رَيْبِهِمْ يَتَرَدَّدُونَ

    innemâ yeste'ẕinüke-lleẕîne lâ yü'minûne billâhi velyevmi-l'âḫiri vertâbet ḳulûbühüm fehüm fî raybihim yeteraddedûn.

    Süleymaniye Vakfı

    (Mazereti olmadığı halde) Senden izin isteyenler sadece, Allah'a ve ahiret gününe inanıp güvenmeyen, kalpleri şüphe içinde olanlardır. Onlar kendi şüpheleri içinde git geller yaşarlar.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 45. ayet

  9. Tevbe suresi, 46. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 46. ayet. وَلَوْ أَرَادُوا۟ ٱلْخُرُوجَ لَأَعَدُّوا۟ لَهُۥ عُدَّةً وَلَٰكِن كَرِهَ ٱللَّهُ ٱنۢبِعَاثَهُمْ فَثَبَّطَهُمْ وَقِيلَ ٱقْعُدُوا۟ مَعَ ٱلْقَٰعِدِينَ

    velev erâdü-lḫurûce lee`addû lehû `uddetev velâkin kerihe-llâhü-mbi`âŝehüm feŝebbeṭahüm veḳîle-ḳ`udû me`a-lḳâ`idîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Eğer savaşa çıkmak isteselerdi kesinlikle bir hazırlık yaparlardı. Ama Allah, tutum ve davranışlarından hoşlanmadı da üzerlerine bir ağırlık çökertti. Onlara: "(Savaşa gelemeyip) oturanlarla birlikte siz de oturun." denildi.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 46. ayet

  10. Tevbe suresi, 47. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 47. ayet. لَوْ خَرَجُوا۟ فِيكُم مَّا زَادُوكُمْ إِلَّا خَبَالًا وَلَأَوْضَعُوا۟ خِلَٰلَكُمْ يَبْغُونَكُمُ ٱلْفِتْنَةَ وَفِيكُمْ سَمَّٰعُونَ لَهُمْ وَٱللَّهُ عَلِيمٌۢ بِٱلظَّٰلِمِينَ

    lev ḫaracû fîküm mâ zâdûküm illâ ḫabâlev veleevḍa`û ḫilâleküm yebgûnekümü-lfitneh. vefîküm semmâ`ûne lehüm. vellâhü `alîmüm biżżâlimîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Zaten sizinle birlikte çıksalardı, kafanızı karıştırma dışında bir katkıları olmazdı. Bir de aranıza girer, kesinlikle fitne dipnot 1 fesat çıkarmaya çalışırlardı. İçinizde onlara kulak verenler vardır. Allah o zalimleri bilir.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Fitne", altını içindeki yabancı maddelerden ayırmak için ateşe sokmaktır (Müfredat). Kur'an'da bu kelime imtihan (A'raf 7/155), aldatma (A'raf 7/27), cehennem azabı (Zariyat 51/10-14) ve savaş (Bakara 2/216) anlamlarında kullanılmıştır.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 47. ayet

  11. Tevbe suresi, 48. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 48. ayet. لَقَدِ ٱبْتَغَوُا۟ ٱلْفِتْنَةَ مِن قَبْلُ وَقَلَّبُوا۟ لَكَ ٱلْأُمُورَ حَتَّىٰ جَآءَ ٱلْحَقُّ وَظَهَرَ أَمْرُ ٱللَّهِ وَهُمْ كَٰرِهُونَ

    leḳadi-btegavu-lfitnete min ḳablü veḳallebû leke-l'ümûra ḥattâ câe-lḥaḳḳu veżahera emru-llâhi vehüm kârihûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Bunlar daha önce de fitne dipnot 1 peşinde koştular ve senin işlerini alt üst ettiler. Onlar hoşlanmasalar da sonunda hak yerini buldu ve Allah'ın emri hakim oldu dipnot 2 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Fitne için bkz Tevbe 9/47. ayetin dipnotu.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bunlar, Beni Mustalik Savaşına katılan Abdullah b. Übey b. Selul ve beraberindeki münafıklardır. Hem cephede fitne çıkarmışlar (Münafikun 63/7-8) hem de dönüş yolunda Aişe validemize zina iftirasında bulunmuşlardı (Nur 24/11-18).

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 48. ayet

  12. Tevbe suresi, 49. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 49. ayet. وَمِنْهُم مَّن يَقُولُ ٱئْذَن لِّى وَلَا تَفْتِنِّىٓ أَلَا فِى ٱلْفِتْنَةِ سَقَطُوا۟ وَإِنَّ جَهَنَّمَ لَمُحِيطَةٌۢ بِٱلْكَٰفِرِينَ

    veminhüm mey yeḳûlü-'ẕel lî velâ teftinnî. elâ fi-lfitneti seḳaṭû. veinne cehenneme lemüḥîṭatüm bilkâfirîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Onlardan kimi de "Bana izin ver de başımı sıkıntıya sokma dipnot 1 " der. Bil ki onlar, zaten sıkıntı içindedirler. Cehennem, kafirleri /ayetleri görmezlikte direnenleri elbette kuşatacaktır.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Savaştan kaçmış durumuna düşmeyeyim.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 49. ayet

Münafıkların tutumu ve sadakalar hakkında dil uzatmaları 50–59

  1. Tevbe suresi, 50. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 50. ayet. إِن تُصِبْكَ حَسَنَةٌ تَسُؤْهُمْ وَإِن تُصِبْكَ مُصِيبَةٌ يَقُولُوا۟ قَدْ أَخَذْنَآ أَمْرَنَا مِن قَبْلُ وَيَتَوَلَّوا۟ وَّهُمْ فَرِحُونَ

    in tüṣibke ḥasenetün tesü'hüm. vein tüṣibke müṣîbetüy yeḳûlû ḳad eḫaẕnâ emranâ min ḳablü veyetevellev vehüm feriḥûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Başına iyi bir şey gelse, bu onları üzer. Kötü bir şey gelse, "İyi ki (savaşa çıkmayarak) önceden tedbirimizi almışız." der, sevinç içinde arkalarını dönüp giderler.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 50. ayet

  2. Tevbe suresi, 51. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 51. ayet. قُل لَّن يُصِيبَنَآ إِلَّا مَا كَتَبَ ٱللَّهُ لَنَا هُوَ مَوْلَىٰنَا وَعَلَى ٱللَّهِ فَلْيَتَوَكَّلِ ٱلْمُؤْمِنُونَ

    ḳul ley yüṣîbenâ illâ mâ ketebe-llâhü lenâ. hüve mevlânâ. ve`ale-llâhi felyetevekkeli-lmü'minûn.

    Süleymaniye Vakfı

    De ki: "Allah'ın (onaylayıp) yazmadığı bir şey asla başımıza gelmez dipnot 1 . O bizim mevlamız /en yakınımızdır." Müminler yalnız Allah'a güvenip dayansınlar.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 51. ayet

  3. Tevbe suresi, 52. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 52. ayet. قُلْ هَلْ تَرَبَّصُونَ بِنَآ إِلَّآ إِحْدَى ٱلْحُسْنَيَيْنِ وَنَحْنُ نَتَرَبَّصُ بِكُمْ أَن يُصِيبَكُمُ ٱللَّهُ بِعَذَابٍ مِّنْ عِندِهِۦٓ أَوْ بِأَيْدِينَا فَتَرَبَّصُوٓا۟ إِنَّا مَعَكُم مُّتَرَبِّصُونَ

    ḳul hel terabbeṣûne binâ illâ iḥde-lḥusneyeyn. venaḥnü neterabbeṣu biküm ey yüṣîbekümü-llâhü bi`aẕâbim min `indihî ev bieydînâ. feterabbeṣû innâ me`aküm müterabbiṣûn.

    Süleymaniye Vakfı

    De ki: "Bizim için iki iyilikten biri dipnot 1 dışında bir şey mi bekliyorsunuz? Biz de Allah'ın kendi katından veya bizim elimizle size bir azap vermesini bekliyoruz. Hadi bekleyin! Biz de sizinle birlikte bekliyoruz."

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Nisa 4/104. Yaşarsak zafer ve ganimet, ölürsek şehitlik ve cennet.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 52. ayet

  4. Tevbe suresi, 53. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 53. ayet. قُلْ أَنفِقُوا۟ طَوْعًا أَوْ كَرْهًا لَّن يُتَقَبَّلَ مِنكُمْ إِنَّكُمْ كُنتُمْ قَوْمًا فَٰسِقِينَ

    ḳul enfiḳû ṭav`an ev kerhel ley yüteḳabbele minküm. inneküm küntüm ḳavmen fâsiḳîn.

    Süleymaniye Vakfı

    De ki: "İster gönüllü ister gönülsüz harcama yapın; sizden asla kabul edilmeyecektir. Çünkü siz, yoldan çıkmış bir topluluksunuz."

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 53. ayet

  5. Tevbe suresi, 54. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 54. ayet. وَمَا مَنَعَهُمْ أَن تُقْبَلَ مِنْهُمْ نَفَقَٰتُهُمْ إِلَّآ أَنَّهُمْ كَفَرُوا۟ بِٱللَّهِ وَبِرَسُولِهِۦ وَلَا يَأْتُونَ ٱلصَّلَوٰةَ إِلَّا وَهُمْ كُسَالَىٰ وَلَا يُنفِقُونَ إِلَّا وَهُمْ كَٰرِهُونَ

    vemâ mene`ahüm en tuḳbele minhüm nefeḳâtühüm illâ ennehüm keferû billâhi vebirasûlihî velâ ye'tûne-ṣṣalâte illâ vehüm küsâlâ velâ yünfiḳûne illâ vehüm kârihûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Yaptıkları harcamanın kabulüne engel olan sadece Allah'ı ve elçisini görmezlikte direnmeleridir. Bunlar namaza ancak üşenerek gelirler dipnot 1 ve yaptıkları harcamayı da ancak gönülsüz yaparlar.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 54. ayet

  6. Tevbe suresi, 55. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 55. ayet. فَلَا تُعْجِبْكَ أَمْوَٰلُهُمْ وَلَآ أَوْلَٰدُهُمْ إِنَّمَا يُرِيدُ ٱللَّهُ لِيُعَذِّبَهُم بِهَا فِى ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا وَتَزْهَقَ أَنفُسُهُمْ وَهُمْ كَٰفِرُونَ

    felâ tü`cibke emvâlühüm velâ evlâdühüm. innemâ yürîdü-llâhü liyü`aẕẕibehüm bihâ fi-lḥayâti-ddünyâ vetezheḳa enfüsühüm vehüm kâfirûn.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 55. ayet

  7. Tevbe suresi, 56. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 56. ayet. وَيَحْلِفُونَ بِٱللَّهِ إِنَّهُمْ لَمِنكُمْ وَمَا هُم مِّنكُمْ وَلَٰكِنَّهُمْ قَوْمٌ يَفْرَقُونَ

    veyaḥlifûne billâhi innehüm leminküm. vemâ hüm minküm velâkinnehüm ḳavmüy yefraḳûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Sizden olmadıkları halde "Vallahi, kesinlikle sizdeniz!" diye yemin ediyorlar. Aksine onlar, ödlek bir topluluktur.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 56. ayet

  8. Tevbe suresi, 57. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 57. ayet. لَوْ يَجِدُونَ مَلْجَـًٔا أَوْ مَغَٰرَٰتٍ أَوْ مُدَّخَلًا لَّوَلَّوْا۟ إِلَيْهِ وَهُمْ يَجْمَحُونَ

    lev yecidûne melceen ev megârâtin ev müddeḫalel levellev ileyhi vehüm yecmeḥûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Bir sığınak, mağara ya da girilebilecek bir delik bulsalar, hiçbir şeye bakmadan oraya doğru koşarlar.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 57. ayet

  9. Tevbe suresi, 58. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 58. ayet. وَمِنْهُم مَّن يَلْمِزُكَ فِى ٱلصَّدَقَٰتِ فَإِنْ أُعْطُوا۟ مِنْهَا رَضُوا۟ وَإِن لَّمْ يُعْطَوْا۟ مِنْهَآ إِذَا هُمْ يَسْخَطُونَ

    veminhüm mey yelmizüke fi-ṣṣadeḳât. fein ü`ṭû minhâ raḍû veil lem yü`ṭav minhâ iẕâ hüm yesḫaṭûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Kimileri de sadakalar /zekatlar konusunda sana dil uzatırlar. Kendilerine verilirse memnun olur, verilmezse anında sinirlenirler.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 58. ayet

  10. Tevbe suresi, 59. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 59. ayet. وَلَوْ أَنَّهُمْ رَضُوا۟ مَآ ءَاتَىٰهُمُ ٱللَّهُ وَرَسُولُهُۥ وَقَالُوا۟ حَسْبُنَا ٱللَّهُ سَيُؤْتِينَا ٱللَّهُ مِن فَضْلِهِۦ وَرَسُولُهُۥٓ إِنَّآ إِلَى ٱللَّهِ رَٰغِبُونَ

    velev ennehüm raḍû mâ âtâhümü-llâhü verasûlühû veḳâlû ḥasbüne-llâhü seyü'tîne-llâhü min faḍlihî verasûlühû innâ ile-llâhi râgibûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Keşke Allah'ın ve elçisinin verdiğine razı olsalar da şöyle diyebilselerdi: "Allah bize yeter! Allah lütfundan bize verecektir, elçisi de dipnot 1 . Biz umudumuzu sadece Allah'a bağlarız."

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah'ın insanlar arasından seçerek, vahiy yoluyla kitap indirdiği ve onu insanlara ulaştırmasını emrettiği kişiye nebi denir. Bu sebeple nebi kelimesi vahyi alan kişinin insan yönüne vurgu ile kullanılır. Resul ise nebinin insanlığa iletmek zorunda olduğu mesajın içeriğine vurgu yapan bir kelimedir. Çünkü resul kelimesi aynı zamanda, muhatabın anladığı dilde kendisine ulaştırılmış mesaj anlamını taşır. Ayette iki defa geçen Allah ve elçisi ifadelerinde resul kelimesi, Allah'ın kitabında yer alan konuyla ilgili hükmü dile getirmek için kullanılmıştır. Bu sebeple ayette Allah ve elçisinin verdiğine razı olanlar "Allah ve elçisi bize yeter" değil, sadece "Allah bize yeter" demektedirler. Dolayısıyla Allah ve elçisi ifadesi, Allah ve onun elçisiyle insanlığa ulaştırdığı hükmü anlamındadır. Şu hadis rivayeti, verdiğimiz bu bilginin doğruluğunu desteklemektedir: Ziyad İbnu'l-Haris es-Sudai anlatıyor: "Nebiye gelip biat ettim. O sırada bir adam geldi, "Bana sadakadan ver!" dedi. Resulullah adama: "Allah, sadakalar konusunda, ne bir nebinin ne de başkasının hükmüne razı olmuş, hükmü bizzat kendisi vererek sadakaları sekiz kısma ayırmıştır. Sen bunlardan birine giriyorsan hakkını sana veririm." dedi (Ebu Davud, Zekat, 163).<br /> Görüldüğü gibi nebimiz de Allah'ın bir nebinin hükmüne razı olmadığını dile getirerek Allah'ın hükmünün Allah'ın kitabında bulunan hüküm olduğunu beyan etmekte, nebi kelimesini ayette geçen resul kelimesinden farklı anlamda kullanmaktadır.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 59. ayet

Zekâtın sarf yerleri; münafık erkekler ve kadınlar 60–72

  1. Tevbe suresi, 60. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 60. ayet. إِنَّمَا ٱلصَّدَقَٰتُ لِلْفُقَرَآءِ وَٱلْمَسَٰكِينِ وَٱلْعَٰمِلِينَ عَلَيْهَا وَٱلْمُؤَلَّفَةِ قُلُوبُهُمْ وَفِى ٱلرِّقَابِ وَٱلْغَٰرِمِينَ وَفِى سَبِيلِ ٱللَّهِ وَٱبْنِ ٱلسَّبِيلِ فَرِيضَةً مِّنَ ٱللَّهِ وَٱللَّهُ عَلِيمٌ حَكِيمٌ

    inneme-ṣṣadeḳâtü lilfüḳarâi velmesâkîni vel`âmilîne `aleyhâ velmüellefeti ḳulûbühüm vefi-rriḳâbi velgârimîne vefî sebîli-llâhi vebni-ssebîl. ferîḍatem mine-llâh. vellâhü `alîmün ḥakîm.

    Süleymaniye Vakfı

    Sadakalar dipnot 1 sadece fakirlere, miskinlere dipnot 2 , sadaka işinde çalışanlara dipnot 3 ve müellefe-i kuluba /kalpleri ısındırılacak olanlara dipnot 4 verilir. Bir de boyunduruk altındakilere dipnot 5 , borçlulara dipnot 6 , Allah yolunda dipnot 7 ve yolculara dipnot 8 harcanmak üzere ayrılır. Bunlar Allah tarafından farz kılınmıştır. Allah, daima bilen ve kararları doğru olandır.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Sadaka, sadakati gösteren bir vergidir. Müslüman olsun olmasın, nisap miktarı malı olan her vatandaştan alınır (Tevbe 9/103). Müslüman onu, Allah'ın emrine sadakatini göstermek için verdiğinden onun açısından zekat olur.
    2. metne dön, dipnot 2
      Fakir muhtaç durumda olan, miskin ise işsiz ve çaresiz kalan kişidir. Nebimiz şöyle demiştir: "Miskin bir parça, iki parça yiyecek ile yetinen değil, ihtiyacını karşılayamadığı halde utanan veya ısrarla kimseden bir şey isteyemeyen kişidir." (Buhari, "Zekat", 53; Müslim, "Zekat", 101; Ebu Davud, "Zekat", 23; Nesai, "Zekat", 78)
    3. metne dön, dipnot 3
      Bunlar, vergi işinde çalışanlardır. Sadece vergiyi toplayanlar değil, güven ve tatmin ortamının oluşması için çalışan kamu görevlileri de bu kapsama girer (Tevbe 9/103). Onların maaşları da sadakadan verilir.
    4. metne dön, dipnot 4
      "Müellefe-i kulub" gönülleri ısındırılan kişilerdir. Nebimiz Huneyn Savaşından sonra Mekke'nin liderlerinden Safvan b. Ümeyye'ye bir miktar mal vermişti. Safvan dedi ki: O benim en fazla kin duyduğum kişiydi ama bana mal vermeye devam etti ve en çok sevdiğim kişi oldu. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 153)
    5. metne dön, dipnot 5
      Rikab, hürriyetini kaybetmiş kişilerdir (Müfredat). Esir düşen kişiler savaşa katılanlara ganimetten bir pay olarak dağıtılırlar ki savaşa katılanlar onlardan fidyelerini alıp serbest bıraksınlar. Fidye alınmadan da serbest bırakılabilirler (Muhammed 47/4). Elindeki esiri fidyesiz serbest bırakmak istemeyenlere bu fondan ödeme yapılarak esirler hürriyetlerine kavuşturulurlar. Esir veya başka ülkelerde hapse düşmüş ama elinde imkanı olmayanlara da bu fondan ödeme yapılarak kurtulmaları sağlanır.
    6. metne dön, dipnot 6
      Bu, fakir olmadıkları halde borçlarını ödeyemeyenler için kurulan fondur. Mesela birinin bir işletmesi vardır, borçlanmıştır. Orayı satsa borcunu ödeyebilir ama o zaman da işsiz kalır. Bu gibi kimselerin ödeme gücünün olmadığı tespit edilirse borçları bu fondan ödenir ki işleri bozulmasın.
    7. metne dön, dipnot 7
      Bu, savaş başta olmak üzere Allah'ın emrine uygun olarak onun yolunda yapılacak bütün kamu harcamaları için kurulan fondur (Bakara 2/190 ve 195, Enfal 8/60).
    8. metne dön, dipnot 8
      İnsani ilişkilerin ve ticari hayatın gelişmesi için yolların yapılmasına ve oralarda güvenle hareket etmeye ihtiyaç olur (Nahl 16/112). Yolcuların ihtiyaçları, yol yapımı ve yol güvenliği için yapılan harcamalar bu fondan karşılanır.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 60. ayet

  2. Tevbe suresi, 61. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 61. ayet. وَمِنْهُمُ ٱلَّذِينَ يُؤْذُونَ ٱلنَّبِىَّ وَيَقُولُونَ هُوَ أُذُنٌ قُلْ أُذُنُ خَيْرٍ لَّكُمْ يُؤْمِنُ بِٱللَّهِ وَيُؤْمِنُ لِلْمُؤْمِنِينَ وَرَحْمَةٌ لِّلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ مِنكُمْ وَٱلَّذِينَ يُؤْذُونَ رَسُولَ ٱللَّهِ لَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ

    veminhümü-lleẕîne yü'ẕûne-nnebiyye veyeḳûlûne hüve üẕün. ḳul üẕünü ḫayril leküm yü'minü billâhi veyü'minü lilmü'minîne veraḥmetül lilleẕîne âmenû minküm. velleẕîne yü'ẕûne rasûle-llâhi lehüm `aẕâbün elîm.

    Süleymaniye Vakfı

    İçlerinde "Her söze kulak veriyor!" diyerek nebiyi incitenler vardır. De ki: "O sizin için iyi olana kulak verir. Allah'a inanıp güvenir, müminlere de inanır. Ayrıca o, sizden inanıp güvenenler için bir lütuftur dipnot 1 ." Allah'ın elçisini inciten kişilere acıklı bir azap vardır dipnot 2 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
    2. metne dön, dipnot 2
      Başta geçen "nebiyi incitmek" ifadesi ayetin sonunda "Resulullah'ı incitmek" şekline dönmüştür. Çünkü nebiyi incitme ile resulü incitme arasında sonuca etki eden önemli bir fark vardır. Kur'an'da nebi ve resul kavramları birbirleriyle irtibatlı ama farklı anlamlarda kullanılır. Nebi, kendisine risaletle ilgili vahiy indirildiği için değeri yükseltilmiş kişidir. Bu yönüyle nebilik ünvandır ve beşeri özellikleri de kapsar. Resul ise kendisine indirilen vahyi tebliğ etme görevini ve tebliğ edilen şeyi ifade eder. Kişi nebilik ünvanını, verildiği andan ölümüne dek hayatının her anında taşır ama resullük sadece tebliğ faaliyetini sürdürdüğü anlar için söz konusudur. Bu sebepledir ki Kur'an'da nebiye mutlak itaatten bahsedilmezken (Mümtehine 60/12) resule mutlak surette itaat istenir ve bunun Allah'a itaat anlamına geldiği bildirilir (Nisa 4/80). Bunun uzantısı olarak bu ayette görüldüğü gibi nebiyi incitenler kınanır yahut en fazla uyarılırken resulü incitenler acıklı bir azapla tehdit edilir. Çünkü nebiyi incitme beşeri münasebetlere dair bir eksikliğin tezahürü iken resulü incitme onun tebliğ ettiği şeyi, dolayısıyla Allah'ı hedef alan bir karşı koyuş anlamına gelir. Bu sebeple Muhammed aleyhisselamın etrafındaki insanlar, onunla konuşur yahut tartışırken onun hangi sıfatla konuştuğuna dikkat etmeleri konusunda uyarılmışlardır (Hucurat 49/2). Zira nebiyle polemiğe girmek en fazla nezaketsizlik olarak değerlendirilebilecek iken (Ahzab 33/53) resul vasfıyla tebliğ ettiği şeye karşı çıkmak, kişiyi Allah'ın yolundan çıkaracaktır (Ahzab 33/57).

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 61. ayet

  3. Tevbe suresi, 62. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 62. ayet. يَحْلِفُونَ بِٱللَّهِ لَكُمْ لِيُرْضُوكُمْ وَٱللَّهُ وَرَسُولُهُۥٓ أَحَقُّ أَن يُرْضُوهُ إِن كَانُوا۟ مُؤْمِنِينَ

    yaḥlifûne billâhi leküm liyürḍûküm. vellâhü verasûlühû eḥaḳḳu ey yürḍûhü in kânû mü'minîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Sizi razı etmek için Allah'ın adıyla yemin ederler. Eğer mümin iseler, asıl razı etmeleri gereken Allah ve resulüdür dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah'ın rızasının kazanılması onun emir ve yasaklarının yerine getirilmesine bağlıdır. Onun emir ve yasaklarını da bize resuller iletir. Bu sebeple Allah'a itaat etmenin yolu resule itaatten geçer (Nisa 4/80, Nur 24/54). Nebi olan resullerin ulaşamadıkları yerlerde yahut vefatlarından sonra resulluk görevi, Allah'ın indirdiği kitabın tebliğ edilmesiyle yerine getirilir. Nitekim, ayetteki (يرضوه) onu razı etmeniz" ifadesinde geçen zamir "Allah ve resulü" ifadesini gösterdiği halde (هما) şeklinde tesniye/ikil değil, (هُ) şeklinde müfred/tekil gelmiştir. Bu da "Allah ve resulü" ifadesiyle iki ayrı hüküm koyucudan değil tek bir otoriteden bahsedildiğini gösterir.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 62. ayet

  4. Tevbe suresi, 63. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 63. ayet. أَلَمْ يَعْلَمُوٓا۟ أَنَّهُۥ مَن يُحَادِدِ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥ فَأَنَّ لَهُۥ نَارَ جَهَنَّمَ خَٰلِدًا فِيهَا ذَٰلِكَ ٱلْخِزْىُ ٱلْعَظِيمُ

    elem ya`lemû ennehû mey yüḥâdidi-llâhe verasûlehû feenne lehû nâra cehenneme ḫâliden fîhâ. ẕâlike-lḫizyü-l`ażîm.

    Süleymaniye Vakfı

    Onlar şunu hala öğrenmediler mi! Kim Allah'a ve elçisine sınır çizmeye kalkarsa dipnot 1 ona içinde ölümsüz olarak kalacağı cehennem ateşi vardır. İşte bu büyük bir rezilliktir.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Mücadele 58/5-6, 20-22. Bu ve önceki ayetlerde, Allah ve resulünün ayrı ayrı zikredilmiş olması itaate ya da isyana konu olan iki ayrı otoritenin varlığını göstermez. Allah'a itaat nasıl ki onun isteklerini tebliğ eden resule/kitaba itaat ile mümkün oluyorsa (Nisa 4/80), ona karşı başkaldırı yahut ona sınır çizme de yine onun ayetlerine karşı gösterilen tavırla mümkün olacaktır (Al-i İmran 3/32).

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 63. ayet

  5. Tevbe suresi, 64. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 64. ayet. يَحْذَرُ ٱلْمُنَٰفِقُونَ أَن تُنَزَّلَ عَلَيْهِمْ سُورَةٌ تُنَبِّئُهُم بِمَا فِى قُلُوبِهِمْ قُلِ ٱسْتَهْزِءُوٓا۟ إِنَّ ٱللَّهَ مُخْرِجٌ مَّا تَحْذَرُونَ

    yaḥẕeru-lmünâfiḳûne en tünezzele `aleyhim sûratün tünebbiühüm bimâ fî ḳulûbihim. ḳuli-stehziû. inne-llâhe muḫricüm mâ taḥẕerûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Münafıklar /ikiyüzlüler dipnot 1 , kalplerinde olanı haber verecek bir sure dipnot 2 indirilecek diye çekiniyorlar dipnot 3 . De ki: "Siz alay edin bakalım! Allah, çekindiğiniz şeyi nasıl olsa ortaya çıkaracaktır."

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Münafık (ikiyüzlü) kavramını daha iyi anlamak için bkz Bakara 2/8-21 ve Münafikun suresi.
    2. metne dön, dipnot 2
      Ayette geçen "sure" kelimesinin kök anlamı "çevreleme ve yükselme"dir. "Şehrin etrafını çeviren duvar" için aynı kökten "sur" kelimesi kullanılır (Hadid 57/13). İki ucu birleşmiş ve sınır ifade eden bir yapıda olduğu için bileziğe "sivar" denir (İnsan 76/21). "Sure" de, bir şeyi diğerlerinden ayırmak için çizilen sınırı ifade eder. Ayırma ölçütleri yerine göre değişebilir. Nitekim Kur'an'ın 114 bölümünden her birini diğerinden ayıran çeşitli ölçütler vardır. Mesela Fatiha suresi, Allah'ın dininin temel ilkelerini en öz biçimde bildirir. Yusuf suresi bir kıssayı tüm ayrıntılarıyla baştan sona anlatır. Ancak sure kelimesi Kur'an'da daha kapsamlı bir kullanıma sahiptir. "Herhangi bir konudaki ayetlerden oluşan anlam kümesi" olarak tanımlayabileceğimiz "kur'an" kavramı ile sure kavramı arasında bir irtibat vardır. Ayetlerdeki kullanımlara bakılırsa surenin, "herhangi bir konudaki ardışık ayetler topluluğu" olduğu söylenebilir. Bu yönüyle her sure bir kur'andır ancak her kur'an sure değildir. Çünkü kur'anın oluşması için ardışık ayetler şart değildir. Herhangi bir konuda farklı yerlerden seçilen ayetler kur'anı oluşturur ancak mushaftaki yerleri açısından ardışık ayetler olmadığı için bunlara sure denmez. Ardışık ayetlerden oluşan bir surenin herhangi bir ayeti, bir başka anlam kümesinin ayeti de olabilir.
    3. metne dön, dipnot 3

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 64. ayet

  6. Tevbe suresi, 65. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 65. ayet. وَلَئِن سَأَلْتَهُمْ لَيَقُولُنَّ إِنَّمَا كُنَّا نَخُوضُ وَنَلْعَبُ قُلْ أَبِٱللَّهِ وَءَايَٰتِهِۦ وَرَسُولِهِۦ كُنتُمْ تَسْتَهْزِءُونَ

    velein seeltehüm leyeḳûlünne innemâ künnâ neḫûḍu venel`ab. ḳul ebillâhi veâyâtihî verasûlihî küntüm testehziûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Onlara sorsan "Lafa dalmış, eğleniyorduk" derler. De ki: "Siz, Allah ile ayetleriyle ve elçisiyle mi alay ediyorsunuz?"

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 65. ayet

  7. Tevbe suresi, 66. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 66. ayet. لَا تَعْتَذِرُوا۟ قَدْ كَفَرْتُم بَعْدَ إِيمَٰنِكُمْ إِن نَّعْفُ عَن طَآئِفَةٍ مِّنكُمْ نُعَذِّبْ طَآئِفَةًۢ بِأَنَّهُمْ كَانُوا۟ مُجْرِمِينَ

    lâ ta`teẕirû ḳad kefertüm ba`de îmâniküm. in na`fü `an ṭâifetim minküm nü`aẕẕib ṭâifetem biennehüm kânû mücrimîn.

    Süleymaniye Vakfı

    (Ey münafıklar) Hiç mazeret üretmeyin! Siz inanıp güvendikten sonra kafir oldunuz / ayetleri görmezden geldiniz. İçinizden (tövbe edecek /dönüş yapacak) bir kesimi affetsek bile, diğer kesime azap edeceğiz. Çünkü onlar suça batmış kimselerdir.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 66. ayet

  8. Tevbe suresi, 67. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 67. ayet. ٱلْمُنَٰفِقُونَ وَٱلْمُنَٰفِقَٰتُ بَعْضُهُم مِّنۢ بَعْضٍ يَأْمُرُونَ بِٱلْمُنكَرِ وَيَنْهَوْنَ عَنِ ٱلْمَعْرُوفِ وَيَقْبِضُونَ أَيْدِيَهُمْ نَسُوا۟ ٱللَّهَ فَنَسِيَهُمْ إِنَّ ٱلْمُنَٰفِقِينَ هُمُ ٱلْفَٰسِقُونَ

    elmünâfiḳûne velmünâfiḳâtü ba`ḍuhüm mim ba`ḍ. ye'mürûne bilmünkeri veyenhevne `ani-lma`rûfi veyaḳbiḍûne eydiyehüm. nesü-llâhe fenesiyehüm. inne-lmünâfiḳîne hümü-lfâsiḳûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Münafık erkeklerle münafık kadınların birbirlerinden farkı yoktur. Onlar münkeri /kötü şeyleri emreder, marufu /iyi şeyleri de yasaklarlar. Eli sıkı davranırlar. Onlar Allah'ı unuttular dipnot 1 , Allah da onları unuttu. Münafıklar tam anlamıyla yoldan çıkmış kimselerdir.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Burada kastedilen unutma, Allah'ın emirlerini önemsememektir. Bu nedenle Allah da onları önemsemeyecektir, Taha 20/126, Secde 32/14, Casiye 45/34.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 67. ayet

  9. Tevbe suresi, 68. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 68. ayet. وَعَدَ ٱللَّهُ ٱلْمُنَٰفِقِينَ وَٱلْمُنَٰفِقَٰتِ وَٱلْكُفَّارَ نَارَ جَهَنَّمَ خَٰلِدِينَ فِيهَا هِىَ حَسْبُهُمْ وَلَعَنَهُمُ ٱللَّهُ وَلَهُمْ عَذَابٌ مُّقِيمٌ

    ve`ade-llâhü-lmünâfiḳîne velmünâfiḳâti velküffâra nâra cehenneme ḫâlidîne fîhâ. hiye ḥasbühüm. vele`anehümü-llâh. velehüm `aẕâbüm müḳîm.

    Süleymaniye Vakfı

    Allah münafık erkeklere, münafık kadınlara ve bütün kafirlere, içinde ölümsüz olarak kalacakları cehennem ateşini vaat etmiştir. Orası onlara yeter. Allah onları dışlamıştır dipnot 1 . Onların hakkı kalıcı bir azaptır.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Lanetlemek; dışlamak, ikramından mahrum, yoksun bırakmaktır.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 68. ayet

  10. Tevbe suresi, 69. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 69. ayet. كَٱلَّذِينَ مِن قَبْلِكُمْ كَانُوٓا۟ أَشَدَّ مِنكُمْ قُوَّةً وَأَكْثَرَ أَمْوَٰلًا وَأَوْلَٰدًا فَٱسْتَمْتَعُوا۟ بِخَلَٰقِهِمْ فَٱسْتَمْتَعْتُم بِخَلَٰقِكُمْ كَمَا ٱسْتَمْتَعَ ٱلَّذِينَ مِن قَبْلِكُم بِخَلَٰقِهِمْ وَخُضْتُمْ كَٱلَّذِى خَاضُوٓا۟ أُو۟لَٰٓئِكَ حَبِطَتْ أَعْمَٰلُهُمْ فِى ٱلدُّنْيَا وَٱلْـَٔاخِرَةِ وَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْخَٰسِرُونَ

    kelleẕîne min ḳabliküm kânû eşedde minküm ḳuvvetev veekŝera emvâlev veevlâdâ. festemte`û biḫalâḳihim festemta`tüm biḫalâḳiküm keme-stemte`a-lleẕîne min ḳabliküm biḫalâḳihim veḫuḍtüm kelleẕî ḫâḍû. ülâike ḥabiṭat a`mâlühüm fi-ddünyâ vel'âḫirah. veülâike hümü-lḫâsirûn.

    Süleymaniye Vakfı

    (Ey münafıklar) Siz de öncekiler gibisiniz! Ama onlar sizden güçlüydüler. Malları ve evlatları daha çoktu. İmkanlarını kullandılar. Öncekiler imkanlarını nasıl kullandılarsa siz de imkanlarınızı öyle kullandınız. Onların dünyalıklara dalıp gittikleri gibi siz de dalıp gittiniz. Onlar, dünyada da ahirette de yaptıkları boşa gitmiş kimselerdir. Kaybedenler işte onlardır.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 69. ayet

  11. Tevbe suresi, 70. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 70. ayet. أَلَمْ يَأْتِهِمْ نَبَأُ ٱلَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ قَوْمِ نُوحٍ وَعَادٍ وَثَمُودَ وَقَوْمِ إِبْرَٰهِيمَ وَأَصْحَٰبِ مَدْيَنَ وَٱلْمُؤْتَفِكَٰتِ أَتَتْهُمْ رُسُلُهُم بِٱلْبَيِّنَٰتِ فَمَا كَانَ ٱللَّهُ لِيَظْلِمَهُمْ وَلَٰكِن كَانُوٓا۟ أَنفُسَهُمْ يَظْلِمُونَ

    elem ye'tihim nebeü-lleẕîne min ḳablihim ḳavmi nûḥiv ve`âdiv veŝemûde veḳavmi ibrâhîme veaṣḥâbi medyene velmü'tefikât. etethüm rusülühüm bilbeyyinât. femâ kâne-llâhü liyażlimehüm velâkin kânû enfüsehüm yażlimûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Bu münafıklara kendilerinden önce gelmiş olan Nuh'un halkının, Ad'ın, Semud'un dipnot 1 , İbrahim'in halkının, Medyen ahalisinin ve altı üstüne getirilmiş yerlerin haberi ulaşmadı mı dipnot 2 ? Elçileri onlara açık belgelerle gelmişlerdi. Allah onlara asla yanlış yapmadı; yanlışı onlar kendilerine yapıyorlardı.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ad Hud aleyhisselamın (A'raf 7/65), Semud da Salih aleyhisselamın (A'raf 7/73) kavmidir.
    2. metne dön, dipnot 2

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 70. ayet

  12. Tevbe suresi, 71. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 71. ayet. وَٱلْمُؤْمِنُونَ وَٱلْمُؤْمِنَٰتُ بَعْضُهُمْ أَوْلِيَآءُ بَعْضٍ يَأْمُرُونَ بِٱلْمَعْرُوفِ وَيَنْهَوْنَ عَنِ ٱلْمُنكَرِ وَيُقِيمُونَ ٱلصَّلَوٰةَ وَيُؤْتُونَ ٱلزَّكَوٰةَ وَيُطِيعُونَ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥٓ أُو۟لَٰٓئِكَ سَيَرْحَمُهُمُ ٱللَّهُ إِنَّ ٱللَّهَ عَزِيزٌ حَكِيمٌ

    velmü'minûne velmü'minâtü ba`ḍuhüm evliyâü ba`ḍ. ye'mürûne bilma`rûfi veyenhevne `ani-lmünkeri veyüḳîmûne-ṣṣalâte veyü'tûne-zzekâte veyüṭî`ûne-llâhe verasûleh. ülâike seyerḥamühümü-llâh. inne-llâhe `azîzün ḥakîm.

    Süleymaniye Vakfı

    Mümin erkekler ve mümin kadınlar birbirlerinin velisi dipnot 1 / en yakınıdırlar dipnot 2 . Onlar, marufu /iyi şeyleri emreder, münkeri /kötü şeyleri yasaklarlar[3*). Namazı özenle ve sürekli kılar, zekatı verir, Allah'a ve elçisine gönülden boyun eğerler. Allah, işte onlara ikramda bulunacaktır dipnot 4 . Muhakkak ki Allah daima üstün olan ve bütün kararları doğru olandır.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Aralarına başka bir şey girmeyecek şekilde birbirine yakın olan iki kişi veya şeyden her birine veli denir. Kişiye akrabalık, dostluk, yardım ve inanç bakımından yakın olanlar da mecazen bu kelimeyle ifade edilir (Müfredat). Allah, her insana sinir uçlarından daha yakındır (Kaf 50/16). Dolayısıyla müminler, sadece Allah'a kulluk eder ve tüm isteklerini ona sunarlar (Fatiha 1/4). Böylece onlar Allah'ın velileri /evliyası, Allah da onların velisi olur (Bakara 2/257, Al-i İmran 3/68, Yunus 10/62-63). Buna rağmen tasavvufta farklı bir velilik /evliyalık makamı olduğuna inanılır, veli veya evliya diye nitelenen kişiler o makama yerleştirilerek birer vesile /aracı konumuna getirilir. Böylece Allah ikinci sıraya konur ve tövbe edilmediği takdirde asla affedilmeyecek şirk günahına girilir (Nisa 4/48, 116, A'raf 7/3, 30, Enfal 8/73, Ahkaf 46/4-6).
    2. metne dön, dipnot 2
    3. metne dön, dipnot 3
    4. metne dön, dipnot 4

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 71. ayet

  13. Tevbe suresi, 72. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 72. ayet. وَعَدَ ٱللَّهُ ٱلْمُؤْمِنِينَ وَٱلْمُؤْمِنَٰتِ جَنَّٰتٍ تَجْرِى مِن تَحْتِهَا ٱلْأَنْهَٰرُ خَٰلِدِينَ فِيهَا وَمَسَٰكِنَ طَيِّبَةً فِى جَنَّٰتِ عَدْنٍ وَرِضْوَٰنٌ مِّنَ ٱللَّهِ أَكْبَرُ ذَٰلِكَ هُوَ ٱلْفَوْزُ ٱلْعَظِيمُ

    ve`ade-llâhü-lmü'minîne velmü'minâti cennâtin tecrî min taḥtihe-l'enhâru ḫâlidîne fîhâ vemesâkine ṭayyibeten fî cennâti `adn. veriḍvânüm mine-llâhi ekber. ẕâlike hüve-lfevzü-l`ażîm.

    Süleymaniye Vakfı

    Allah mümin erkeklere ve mümin kadınlara Adn cennetlerinde dipnot 1 , ölümsüz olarak kalacakları, içlerinden ırmaklar akan bahçeler ve güzel konaklar vaat etmiştir. Allah'ın rızası ise en büyük nimettir. İşte bu, büyük bir başarıdır dipnot 2 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ahiretteki Cennet, "Adn cennetleri" olarak nitelenir (Meryem 19/60-63). Bir diğer niteleme biçimi de "Firdevs"tir (Kehf 18/107-108, Müminun 23/11).
    2. metne dön, dipnot 2

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 72. ayet

Münafıklarla cihad ve verdikleri sözü tutmayanlar 73–80

  1. Tevbe suresi, 73. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 73. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّبِىُّ جَٰهِدِ ٱلْكُفَّارَ وَٱلْمُنَٰفِقِينَ وَٱغْلُظْ عَلَيْهِمْ وَمَأْوَىٰهُمْ جَهَنَّمُ وَبِئْسَ ٱلْمَصِيرُ

    yâ eyyühe-nnebiyyü câhidi-lküffâra velmünâfiḳîne vagluż `aleyhim. veme'vâhüm cehennem. vebi'se-lmeṣîr.

    Süleymaniye Vakfı

    Ey Nebi! Kafirlere ve münafıklara karşı cihad et /elinden geleni yap dipnot 1 . Onlara katı davran / tavizsiz ol dipnot 2 ! Varıp kalacakları yer cehennemdir. Ne kötü hale gelmektir o!

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Cihad için bkz. Tevbe 9/16'nın dipnotu.
    2. metne dön, dipnot 2
      Ayette, "katı davranma" anlamı verdiğimiz ifade, "ğılza (غِلْظَــةُ)" mastarından türemiştir. Ğılza; incelik, zerafet ya da naziklik anlamına gelen "rikkat" sözcüğünün zıddıdır. Kalınlık, büyüklük, kabalık, sertlik ya da haşinlik anlamlarına gelir (Müfredat). Müslümanlar, kafirlere ve münafıklara karşı herhangi bir haksızlığa meyl etmeden (Maide 5/8), tavizsiz (Kalem 68/9) bir duruş sergilemelidirler (Maide 5/54, İsra 17/73-75, Furkan 25/52, Fetih 48/29, Tahrim 66/9). Birçok mealde bu kavrama verilen "sert davran" gibi anlamlar, kafirlere karşı aşırı davranışlara yol açmaktadır.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 73. ayet

  2. Tevbe suresi, 74. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 74. ayet. يَحْلِفُونَ بِٱللَّهِ مَا قَالُوا۟ وَلَقَدْ قَالُوا۟ كَلِمَةَ ٱلْكُفْرِ وَكَفَرُوا۟ بَعْدَ إِسْلَٰمِهِمْ وَهَمُّوا۟ بِمَا لَمْ يَنَالُوا۟ وَمَا نَقَمُوٓا۟ إِلَّآ أَنْ أَغْنَىٰهُمُ ٱللَّهُ وَرَسُولُهُۥ مِن فَضْلِهِۦ فَإِن يَتُوبُوا۟ يَكُ خَيْرًا لَّهُمْ وَإِن يَتَوَلَّوْا۟ يُعَذِّبْهُمُ ٱللَّهُ عَذَابًا أَلِيمًا فِى ٱلدُّنْيَا وَٱلْـَٔاخِرَةِ وَمَا لَهُمْ فِى ٱلْأَرْضِ مِن وَلِىٍّ وَلَا نَصِيرٍ

    yaḥlifûne billâhi mâ ḳâlû. veleḳad ḳâlû kelimete-lküfri vekeferû ba`de islâmihim vehemmû bimâ lem yenâlû. vemâ neḳamû illâ en agnâhümü-llâhü verasûlühû min faḍlih. feiy yetûbû yekü ḫayral lehüm. veiy yetevellev yü`aẕẕibhümü-llâhü `aẕâben elîmen fi-ddünyâ vel'âḫirah. vemâ lehüm fi-l'arḍi miv veliyyiv velâ neṣîr.

    Süleymaniye Vakfı

    Söylemediklerine dair Allah'ın adıyla yemin ediyorlar ama kendilerini kafir yapan sözü kesinlikle söylediler. İslam'a girdikten sonra kafir olmuşlar ve başarılı olamadıkları bir işe girişmişlerdi dipnot 1 . Kin gütmelerinin tek sebebi, Allah'ın ve elçisinin, lütfedip o nankörlerin dipnot 2 ihtiyaçlarını gidermiş olmasıdır. Hatalarından dönerlerse onlar için hayırlı olur. Ama yüz çevirirlerse Allah onlara dünyada da ahirette de acıklı bir azap ile azap edecektir. (Azap geldiğinde) Onların yeryüzünde ne bir dostları kalır ne de yardımcıları.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
    2. metne dön, dipnot 2
      Kafirlik, aynı zamanda nankörlük olduğundan meal bu şekilde yapılmıştır.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 74. ayet

  3. Tevbe suresi, 75. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 75. ayet. وَمِنْهُم مَّنْ عَٰهَدَ ٱللَّهَ لَئِنْ ءَاتَىٰنَا مِن فَضْلِهِۦ لَنَصَّدَّقَنَّ وَلَنَكُونَنَّ مِنَ ٱلصَّٰلِحِينَ

    veminhüm men `âhede-llâhe lein âtânâ min faḍlihî leneṣṣaddeḳanne velenekûnenne mine-ṣṣâliḥîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Onların içinde "Eğer bize lütfundan verirse elbette biz de sadaka verir, iyilerden oluruz." diye Allah'a söz verenler de vardır.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 75. ayet

  4. Tevbe suresi, 76. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 76. ayet. فَلَمَّآ ءَاتَىٰهُم مِّن فَضْلِهِۦ بَخِلُوا۟ بِهِۦ وَتَوَلَّوا۟ وَّهُم مُّعْرِضُونَ

    felemmâ âtâhüm min faḍlihî beḫilû bihî vetevellev vehüm mü`riḍûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Ama Allah onlara lütfundan verince cimrilik edip yüz çevirdiler. Onlar dönek kimselerdir.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 76. ayet

  5. Tevbe suresi, 77. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 77. ayet. فَأَعْقَبَهُمْ نِفَاقًا فِى قُلُوبِهِمْ إِلَىٰ يَوْمِ يَلْقَوْنَهُۥ بِمَآ أَخْلَفُوا۟ ٱللَّهَ مَا وَعَدُوهُ وَبِمَا كَانُوا۟ يَكْذِبُونَ

    fea`ḳabehüm nifâḳan fî ḳulûbihim ilâ yevmi yelḳavnehû bimâ aḫlefü-llâhe mâ ve`adûhü vebimâ kânû yekẕibûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Verdikleri sözü tutmamalarının ve yalan söylemelerinin cezası olarak Allah da kendisiyle yüzleşecekleri güne kadar kalplerine münafıklık yerleştirdi dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu, önceki ümmetlerin Allah'a verdikleri sözü tutmamaları sebebiyle uğradıkları cezanın aynısıdır (Maide 5/14, 64).

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 77. ayet

  6. Tevbe suresi, 78. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 78. ayet. أَلَمْ يَعْلَمُوٓا۟ أَنَّ ٱللَّهَ يَعْلَمُ سِرَّهُمْ وَنَجْوَىٰهُمْ وَأَنَّ ٱللَّهَ عَلَّٰمُ ٱلْغُيُوبِ

    elem ya`lemû enne-llâhe ya`lemü sirrahüm venecvâhüm veenne-llâhe `allâmü-lguyûb.

    Süleymaniye Vakfı

    Bilmiyorlar mı ki Allah onların sırlarını da gizli konuşmalarını da bilir! Allah, gizli saklı her şeyi çok iyi bilir.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 78. ayet

  7. Tevbe suresi, 79. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 79. ayet. ٱلَّذِينَ يَلْمِزُونَ ٱلْمُطَّوِّعِينَ مِنَ ٱلْمُؤْمِنِينَ فِى ٱلصَّدَقَٰتِ وَٱلَّذِينَ لَا يَجِدُونَ إِلَّا جُهْدَهُمْ فَيَسْخَرُونَ مِنْهُمْ سَخِرَ ٱللَّهُ مِنْهُمْ وَلَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ

    elleẕîne yelmizûne-lmüṭṭavvi`îne mine-lmü'minîne fi-ṣṣadeḳâti velleẕîne lâ yecidûne illâ cühdehüm feyesḫarûne minhüm. seḫira-llâhü minhüm. velehüm `aẕâbün elîm.

    Süleymaniye Vakfı

    Müminlerden, sadakalarını fazlasıyla verenler ile ancak bulabildiği kadarını verenlere dipnot 1 laf dokunduran ve onları küçük görenleri Allah da küçük düşürür. Onların hak ettiği acıklı bir azaptır.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Cuhd (جهد) kelimesi "gücün yettiği şey" demektir. 'Tatavvu' ayette 'gücünün yettiği şeyi yapma'nın zıddı olarak kullanıldığı için 'üzerine düşenden daha fazlasını verme' anlamındadır (Bakara 2/158, 184). Nebimiz "Hangi sadaka daha faziletlidir?" sorusuna "Yoksulun cühdü /bulabildiği" diye cevap vermiştir. (Ebu Davud, "Zekat" 40. Ayrıca bkz. Bakara 2/177, İnsan 76/8, Haşr 59/9).

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 79. ayet

  8. Tevbe suresi, 80. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 80. ayet. ٱسْتَغْفِرْ لَهُمْ أَوْ لَا تَسْتَغْفِرْ لَهُمْ إِن تَسْتَغْفِرْ لَهُمْ سَبْعِينَ مَرَّةً فَلَن يَغْفِرَ ٱللَّهُ لَهُمْ ذَٰلِكَ بِأَنَّهُمْ كَفَرُوا۟ بِٱللَّهِ وَرَسُولِهِۦ وَٱللَّهُ لَا يَهْدِى ٱلْقَوْمَ ٱلْفَٰسِقِينَ

    istagfir lehüm ev lâ testagfir lehüm. in testagfir lehüm seb`îne merraten feley yagfira-llâhü lehüm. ẕâlike biennehüm keferû billâhi verasûlih. vellâhü lâ yehdi-lḳavme-lfâsiḳîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Onlar için bağışlanma dipnot 1 talebinde bulun veya bulunma (bir şey değişmez) dipnot 2 . Yetmiş kere bağışlanmalarını talep etsen de Allah onları asla bağışlamaz. Bu, Allah'ı ve resulünü /elçisinin getirdiğini görmezlikte direnmeleri sebebiyledir. Allah, yoldan çıkmış bir topluluğu yola getirmez.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İstiğfar, "söz ve davranışla mağfiret talep etmek"tir. Mağfiret ise, Allah'ın, kulunu azaptan korumasıdır (Müfredat). "Başı koruyan zırhlı başlık" anlamındaki "miğfer" kelimesi de aynı köktendir.
    2. metne dön, dipnot 2

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 80. ayet

Seferden geri kalanlar; cenaze namazı yasağı 81–89

  1. Tevbe suresi, 81. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 81. ayet. فَرِحَ ٱلْمُخَلَّفُونَ بِمَقْعَدِهِمْ خِلَٰفَ رَسُولِ ٱللَّهِ وَكَرِهُوٓا۟ أَن يُجَٰهِدُوا۟ بِأَمْوَٰلِهِمْ وَأَنفُسِهِمْ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ وَقَالُوا۟ لَا تَنفِرُوا۟ فِى ٱلْحَرِّ قُلْ نَارُ جَهَنَّمَ أَشَدُّ حَرًّا لَّوْ كَانُوا۟ يَفْقَهُونَ

    feriḥa-lmüḫallefûne bimaḳ`adihim ḫilâfe rasûli-llâhi vekerihû ey yücâhidû biemvâlihim veenfüsihim fî sebîli-llâhi veḳâlû lâ tenfirû fi-lḥarr. ḳul nâru cehenneme eşeddü ḥarrâ. lev kânû yefḳahûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Allah'ın elçisine muhalefet edip savaştan geri kalanlar, oturup kalmalarından dolayı mutlu oldular. Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihad etmek /ellerinden geleni yapmak dipnot 1 onlara itici geldi. Bir de "Bu sıcakta savaşa çıkmayın!" dediler. De ki: "Cehennem ateşi daha sıcaktır!" Keşke kavrasalardı dipnot 2 !

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Cihad için bkz. Tevbe 9/16'nın dipnotu.
    2. metne dön, dipnot 2

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 81. ayet

  2. Tevbe suresi, 82. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 82. ayet. فَلْيَضْحَكُوا۟ قَلِيلًا وَلْيَبْكُوا۟ كَثِيرًا جَزَآءًۢ بِمَا كَانُوا۟ يَكْسِبُونَ

    felyaḍḥakû ḳalîlev velyebkû keŝîrâ. cezâem bimâ kânû yeksibûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Artık bunlar, elde ettikleri şeye karşılık az gülsün, çok ağlasınlar.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 82. ayet

  3. Tevbe suresi, 83. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 83. ayet. فَإِن رَّجَعَكَ ٱللَّهُ إِلَىٰ طَآئِفَةٍ مِّنْهُمْ فَٱسْتَـْٔذَنُوكَ لِلْخُرُوجِ فَقُل لَّن تَخْرُجُوا۟ مَعِىَ أَبَدًا وَلَن تُقَٰتِلُوا۟ مَعِىَ عَدُوًّا إِنَّكُمْ رَضِيتُم بِٱلْقُعُودِ أَوَّلَ مَرَّةٍ فَٱقْعُدُوا۟ مَعَ ٱلْخَٰلِفِينَ

    feir race`ake-llâhü ilâ ṭâifetim minhüm feste'ẕenûke lilḫurûci feḳul len taḫrucû me`iye ebedev velen tüḳâtilû me`iye `adüvvâ. inneküm raḍîtüm bilḳu`ûdi evvele merratin faḳ`udû me`a-lḫâlifîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Allah, seni onların bir kesimi ile bir araya getirir de onlar yeni bir savaşa çıkmak için senden izin isterlerse de ki: "Artık benimle hiçbir zaman sefere çıkamayacaksınız, benimle beraber bir düşmanla savaşamayacaksınız. Oturup kalmayı ilk seferinde siz istediniz. Şimdi de geride kalanlarla birlikte oturmaya devam edin dipnot 1 ."

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 83. ayet

  4. Tevbe suresi, 84. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 84. ayet. وَلَا تُصَلِّ عَلَىٰٓ أَحَدٍ مِّنْهُم مَّاتَ أَبَدًا وَلَا تَقُمْ عَلَىٰ قَبْرِهِۦٓ إِنَّهُمْ كَفَرُوا۟ بِٱللَّهِ وَرَسُولِهِۦ وَمَاتُوا۟ وَهُمْ فَٰسِقُونَ

    velâ tüṣalli `alâ eḥadim minhüm mâte ebedev velâ teḳum `alâ ḳabrih. innehüm keferû billâhi verasûlihî vemâtû vehüm fâsiḳûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Onlardan ölen birinin namazını asla kılma, kabrinin başında da bulunma. Çünkü onlar, Allah'ı ve resulünü /elçisinin getirdiğini görmezlikte direnmiş /kafirlik etmişlerdir. Onlar yoldan çıkmış olarak ölmüşlerdir dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 84. ayet

  5. Tevbe suresi, 85. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 85. ayet. وَلَا تُعْجِبْكَ أَمْوَٰلُهُمْ وَأَوْلَٰدُهُمْ إِنَّمَا يُرِيدُ ٱللَّهُ أَن يُعَذِّبَهُم بِهَا فِى ٱلدُّنْيَا وَتَزْهَقَ أَنفُسُهُمْ وَهُمْ كَٰفِرُونَ

    velâ tü`cibke emvâlühüm veevlâdühüm. innemâ yürîdü-llâhü ey yü`aẕẕibehüm bihâ fi-ddünyâ vetezheḳa enfüsühüm vehüm kâfirûn.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 85. ayet

  6. Tevbe suresi, 86. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 86. ayet. وَإِذَآ أُنزِلَتْ سُورَةٌ أَنْ ءَامِنُوا۟ بِٱللَّهِ وَجَٰهِدُوا۟ مَعَ رَسُولِهِ ٱسْتَـْٔذَنَكَ أُو۟لُوا۟ ٱلطَّوْلِ مِنْهُمْ وَقَالُوا۟ ذَرْنَا نَكُن مَّعَ ٱلْقَٰعِدِينَ

    veiẕâ ünzilet sûratün en âminû billâhi vecâhidû me`a rasûlihi-ste'ẕeneke ülu-ṭṭavli minhüm veḳâlû ẕernâ neküm me`a-lḳâ`idîn.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 86. ayet

  7. Tevbe suresi, 87. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 87. ayet. رَضُوا۟ بِأَن يَكُونُوا۟ مَعَ ٱلْخَوَالِفِ وَطُبِعَ عَلَىٰ قُلُوبِهِمْ فَهُمْ لَا يَفْقَهُونَ

    raḍû biey yekûnû me`a-lḫavâlifi veṭubi`a `alâ ḳulûbihim fehüm lâ yefḳahûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Kadınlarla beraber geride kalmaya razı oldular. Sanki kalplerinde yeni bir yapı oluşturulmuş dipnot 1 da kavrayamıyorlar dipnot 2 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kafirlerin ön yargıları, istiare-i temsiliyye (alegori) ile canlandırılmıştır. İstiarede benzetme edatı gizlenir. Buradaki mecaz gerçek sanıldığı için benzetme edatı, tarafımızdan "sanki" sözüyle açığa çıkarılmıştır. (Yasin 36/8-10, Lokman 31/6-7, Casiye 45/6-7). İstiaredeki "sanki" edatı açık edilmeyince bazı insanlar, Allah'ın kafirlerin önündeki tövbe /dönüş kapısını kapattığını ve onları özgürce karar alamayacak hale getirdiğini zannederler ve böylece hata yaparlar (Nisa 4/18). Oysa Allah'ın tövbe edildiği /dönüş yapıldığı takdirde affetmeyeceği bir günah yoktur (Zümer 39/53). Ayetleri görmezden gelen, onları rehber olarak kabul etmeyen ve Allah'ın risaletine düşmanlık yapan kişilerin tabiatı; bu yaptıklarında ısrar etmeleri nedeniyle değişir. Kalplerini, kulaklarını ve gözlerini kullanmaz hale gelirler. Böylece gerçekleri anlayamaz, duyamaz ve göremezler. Bu durum, aslında onların seçimlerinin sonucudur. Ayette sanki Allah onların yaradılışını değiştirmiş gibi ifade edilmesinin nedeni, onların hakikatten ne kadar uzaklaştıklarını vurgulamak içindir. Ayrıca Allah, kafirleri, en'ama benzetmiştir. Bunun sebebi de kalplerini, kulaklarını ve gözlerini hakkı bulmak için kullanmamalarıdır (A'raf 7/179, Furkan 25/43-44).<br /> Ayrıntılı bilgi için aşağıdaki ayetlere bakınız: (En'am 6/46); (Casiye 45/23); (Maide 5/13); (Nisa 4/155), (Araf 7/100-101), (Tevbe 9/87,93), (Yunus 10/74), (Nahl 16/106-108), (Rum 30/58-59), (Mümin 40/35), (Muhammed 47/16), (Münafikun 63/3); (Mutaffifın 83/14); (Saf 61/5)
    2. metne dön, dipnot 2

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 87. ayet

  8. Tevbe suresi, 88. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 88. ayet. لَٰكِنِ ٱلرَّسُولُ وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ مَعَهُۥ جَٰهَدُوا۟ بِأَمْوَٰلِهِمْ وَأَنفُسِهِمْ وَأُو۟لَٰٓئِكَ لَهُمُ ٱلْخَيْرَٰتُ وَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْمُفْلِحُونَ

    lâkini-rrasûlü velleẕîne âmenû me`ahû câhedû biemvâlihim veenfüsihim. veülâike lehümü-lḫayrât. veülâike hümü-lmüfliḥûn.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 88. ayet

  9. Tevbe suresi, 89. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 89. ayet. أَعَدَّ ٱللَّهُ لَهُمْ جَنَّٰتٍ تَجْرِى مِن تَحْتِهَا ٱلْأَنْهَٰرُ خَٰلِدِينَ فِيهَا ذَٰلِكَ ٱلْفَوْزُ ٱلْعَظِيمُ

    e`adde-llâhü lehüm cennâtin tecrî min taḥtihe-l'enhâru ḫâlidîne fîhâ. ẕâlike-lfevzü-l`ażîm.

    Süleymaniye Vakfı

    Allah onlara, içlerinden ırmaklar akan bahçeler hazırlamıştır. Onlar orada ölümsüz olacaklardır. Büyük başarı işte budur.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 89. ayet

Bedevîler: mazeret ileri sürenler ve samimi olanlar 90–99

  1. Tevbe suresi, 90. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 90. ayet. وَجَآءَ ٱلْمُعَذِّرُونَ مِنَ ٱلْأَعْرَابِ لِيُؤْذَنَ لَهُمْ وَقَعَدَ ٱلَّذِينَ كَذَبُوا۟ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥ سَيُصِيبُ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ مِنْهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ

    vecâe-lmü`aẕẕirûne mine-l'a`râbi liyü'ẕene lehüm veḳa`ade-lleẕîne keẕebü-llâhe verasûleh. seyüṣîbü-lleẕîne keferû minhüm `aẕâbün elîm.

    Süleymaniye Vakfı

    Taşralı Araplardan mazeret beyan edenler kendilerine izin verilmesi için kalkıp geldiler. Allah'a ve elçisine yalan söyleyenler ise yerlerinden bile kıpırdamadılar dipnot 1 . Onlardan kafirlik edenleri, yakında acıklı bir azap yakalayacaktır.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 90. ayet

  2. Tevbe suresi, 91. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 91. ayet. لَّيْسَ عَلَى ٱلضُّعَفَآءِ وَلَا عَلَى ٱلْمَرْضَىٰ وَلَا عَلَى ٱلَّذِينَ لَا يَجِدُونَ مَا يُنفِقُونَ حَرَجٌ إِذَا نَصَحُوا۟ لِلَّهِ وَرَسُولِهِۦ مَا عَلَى ٱلْمُحْسِنِينَ مِن سَبِيلٍ وَٱللَّهُ غَفُورٌ رَّحِيمٌ

    leyse `ale-ḍḍu`afâi velâ `ale-lmerḍâ velâ `ale-lleẕîne lâ yecidûne mâ yünfiḳûne ḥaracün iẕâ neṣaḥû lillâhi verasûlih. mâ `ale-lmuḥsinîne min sebîlin. vellâhü gafûrur raḥîm.

    Süleymaniye Vakfı

    Güçsüzlere, hastalara, bir de harcayacak bir şey bulamayan kimselere dipnot 1 , Allah'a ve elçisine karşı samimi oldukları sürece (savaşa çıkmamalarından dolayı) bir sıkıntı yoktur dipnot 2 . Güzel davranış sergileyenlerin sorumlu tutulması için bir sebep yoktur. Allah, çok bağışlayan ve ikramı bol olandır.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      O zaman kurumsal anlamda bir ordu olmadığından, savaş için gereken hazırlığı herkes kendi imkanıyla yapıyordu. Tebük uzun bir mesafede olduğundan, savaş teçhizatı ve binek bulamayanların bu savaşa katılmaları mümkün değildi.
    2. metne dön, dipnot 2

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 91. ayet

  3. Tevbe suresi, 92. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 92. ayet. وَلَا عَلَى ٱلَّذِينَ إِذَا مَآ أَتَوْكَ لِتَحْمِلَهُمْ قُلْتَ لَآ أَجِدُ مَآ أَحْمِلُكُمْ عَلَيْهِ تَوَلَّوا۟ وَّأَعْيُنُهُمْ تَفِيضُ مِنَ ٱلدَّمْعِ حَزَنًا أَلَّا يَجِدُوا۟ مَا يُنفِقُونَ

    velâ `ale-lleẕîne iẕâ mâ etevke litaḥmilehüm ḳulte lâ ecidü mâ aḥmilüküm `aleyh. tevellev vea`yünühüm tefîḍu mine-ddem`i ḥazenen ellâ yecidû mâ yünfiḳûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Bir bineğe bindirip savaşa göndermen için sana geldiklerinde, "Sizi bindirecek bir şey bulamıyorum." dediğin zaman, kendileri de harcayacak bir şey bulamadıklarından dolayı üzüntüden göz yaşlarıyla dönüp gidenlerin sorumlu tutulması için de bir sebep yoktur.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 92. ayet

  4. Buradan itibaren cüz 11

    Tevbe suresi, 93. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 93. ayet. إِنَّمَا ٱلسَّبِيلُ عَلَى ٱلَّذِينَ يَسْتَـْٔذِنُونَكَ وَهُمْ أَغْنِيَآءُ رَضُوا۟ بِأَن يَكُونُوا۟ مَعَ ٱلْخَوَالِفِ وَطَبَعَ ٱللَّهُ عَلَىٰ قُلُوبِهِمْ فَهُمْ لَا يَعْلَمُونَ

    inneme-ssebîlü `ale-lleẕîne yeste'ẕinûneke vehüm agniyâ'. raḍû biey yekûnû me`a-lḫavâlifi veṭabe`a-llâhü `alâ ḳulûbihim fehüm lâ ya`lemûn.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 93. ayet

  5. Tevbe suresi, 94. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 94. ayet. يَعْتَذِرُونَ إِلَيْكُمْ إِذَا رَجَعْتُمْ إِلَيْهِمْ قُل لَّا تَعْتَذِرُوا۟ لَن نُّؤْمِنَ لَكُمْ قَدْ نَبَّأَنَا ٱللَّهُ مِنْ أَخْبَارِكُمْ وَسَيَرَى ٱللَّهُ عَمَلَكُمْ وَرَسُولُهُۥ ثُمَّ تُرَدُّونَ إِلَىٰ عَٰلِمِ ٱلْغَيْبِ وَٱلشَّهَٰدَةِ فَيُنَبِّئُكُم بِمَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ

    ya`teẕirûne ileyküm iẕâ raca`tüm ileyhim. ḳul lâ ta`teẕirû len nü'mine leküm ḳad nebbeene-llâhü min aḫbâriküm. veseyere-llâhü `ameleküm verasûlühû ŝümme türaddûne ilâ `âlimi-lgaybi veşşehâdeti feyünebbiüküm bimâ küntüm ta`melûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Geri döndüğünüzde size mazeret uyduracaklardır. De ki: "Hiç mazeret uydurmayın; size asla inanmayacağız. Allah, haberlerinizi bize bildirdi dipnot 1 . Şimdiden sonra ne yapacağınızı da Allah ve elçisi görecektir dipnot 2 . Sonra gaybı /algılanamayanı ve şehadeti /algılanabileni bilen Allah'ın huzuruna çıkarılacaksınız. O size neler yaptığınızı bildirecektir."

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 94. ayet

  6. Tevbe suresi, 95. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 95. ayet. سَيَحْلِفُونَ بِٱللَّهِ لَكُمْ إِذَا ٱنقَلَبْتُمْ إِلَيْهِمْ لِتُعْرِضُوا۟ عَنْهُمْ فَأَعْرِضُوا۟ عَنْهُمْ إِنَّهُمْ رِجْسٌ وَمَأْوَىٰهُمْ جَهَنَّمُ جَزَآءًۢ بِمَا كَانُوا۟ يَكْسِبُونَ

    seyaḥlifûne billâhi leküm iẕe-nḳalebtüm ileyhim litü`riḍû `anhüm. fea`riḍû `anhüm. innehüm rics. veme'vâhüm cehennem. cezâem bimâ kânû yeksibûn.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 95. ayet

  7. Tevbe suresi, 96. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 96. ayet. يَحْلِفُونَ لَكُمْ لِتَرْضَوْا۟ عَنْهُمْ فَإِن تَرْضَوْا۟ عَنْهُمْ فَإِنَّ ٱللَّهَ لَا يَرْضَىٰ عَنِ ٱلْقَوْمِ ٱلْفَٰسِقِينَ

    yaḥlifûne leküm literḍav `anhüm. fein terḍav `anhüm feinne-llâhe lâ yerḍâ `ani-lḳavmi-lfâsiḳîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Kendilerinden razı olmanız için de yemin edeceklerdir. Siz razı olsanız bile Allah, yoldan çıkmış bir topluluktan razı olmaz dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 96. ayet

  8. Tevbe suresi, 97. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 97. ayet. ٱلْأَعْرَابُ أَشَدُّ كُفْرًا وَنِفَاقًا وَأَجْدَرُ أَلَّا يَعْلَمُوا۟ حُدُودَ مَآ أَنزَلَ ٱللَّهُ عَلَىٰ رَسُولِهِۦ وَٱللَّهُ عَلِيمٌ حَكِيمٌ

    el'a`râbü eşeddü küfrav venifâḳav veecderu ellâ ya`lemû ḥudûde mâ enzele-llâhü `alâ rasûlih. vellâhü `alîmün ḥakîm.

    Süleymaniye Vakfı

    Taşralı Arapların kafirliği de münafıklığı da daha güçlüdür. Allah'ın, elçisine indirdiğinin sınırlarını bilmemeleri de doğaldır. Allah, daima bilen ve kararları doğru olandır.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 97. ayet

  9. Tevbe suresi, 98. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 98. ayet. وَمِنَ ٱلْأَعْرَابِ مَن يَتَّخِذُ مَا يُنفِقُ مَغْرَمًا وَيَتَرَبَّصُ بِكُمُ ٱلدَّوَآئِرَ عَلَيْهِمْ دَآئِرَةُ ٱلسَّوْءِ وَٱللَّهُ سَمِيعٌ عَلِيمٌ

    vemine-l'a`râbi mey yetteḫiẕü mâ yünfiḳu magramev veyeterabbeṣu bikümü-ddevâir. `aleyhim dâiratü-ssev'. vellâhü semî`un `alîm.

    Süleymaniye Vakfı

    Taşralı Araplardan (savaş için) yaptığı harcamayı kayıp sayan ve her şeyin aleyhinize dönmesini bekleyenler de vardır. Kötülükler onlara dönsün! Daima dinleyen ve bilen Allah'tır.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 98. ayet

  10. Tevbe suresi, 99. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 99. ayet. وَمِنَ ٱلْأَعْرَابِ مَن يُؤْمِنُ بِٱللَّهِ وَٱلْيَوْمِ ٱلْـَٔاخِرِ وَيَتَّخِذُ مَا يُنفِقُ قُرُبَٰتٍ عِندَ ٱللَّهِ وَصَلَوَٰتِ ٱلرَّسُولِ أَلَآ إِنَّهَا قُرْبَةٌ لَّهُمْ سَيُدْخِلُهُمُ ٱللَّهُ فِى رَحْمَتِهِۦٓ إِنَّ ٱللَّهَ غَفُورٌ رَّحِيمٌ

    vemine-l'a`râbi mey yü'minü billâhi velyevmi-l'âḫiri veyetteḫiẕü mâ yünfiḳu ḳurubâtin `inde-llâhi veṣalevâti-rrasûl. elâ innehâ ḳurbetül lehüm. seyüdḫilühümü-llâhü fî raḥmetih. inne-llâhe gafûrur raḥîm.

    Süleymaniye Vakfı

    Taşralı Araplardan Allah'a ve ahiret gününe inanıp güvenen, yaptığı harcamayı Allah'a yakın olma ve elçinin desteğini alma vesilesi sayanlar da vardır. Bilin ki bu, onlar için bir yakınlık sebebidir. Allah, onları ikramı ile kuşatacaktır. Şüphesiz Allah, çok bağışlayan ve ikramı bol olandır.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 99. ayet

Öne geçen muhacirler ve ensar; günahını itiraf edenler 100–106

  1. Tevbe suresi, 100. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 100. ayet. وَٱلسَّٰبِقُونَ ٱلْأَوَّلُونَ مِنَ ٱلْمُهَٰجِرِينَ وَٱلْأَنصَارِ وَٱلَّذِينَ ٱتَّبَعُوهُم بِإِحْسَٰنٍ رَّضِىَ ٱللَّهُ عَنْهُمْ وَرَضُوا۟ عَنْهُ وَأَعَدَّ لَهُمْ جَنَّٰتٍ تَجْرِى تَحْتَهَا ٱلْأَنْهَٰرُ خَٰلِدِينَ فِيهَآ أَبَدًا ذَٰلِكَ ٱلْفَوْزُ ٱلْعَظِيمُ

    vessâbiḳûne-l'evvelûne mine-lmühâcirîne vel'enṣâri velleẕîne-ttebe`ûhüm biiḥsânir raḍiye-llâhü `anhüm veraḍû `anhü vee`adde lehüm cennâtin tecrî taḥtehe-l'enhâru ḫâlidîne fîhâ ebedâ. ẕâlike-lfevzü-l`ażîm.

    Süleymaniye Vakfı

    Muhacirler dipnot 1 ve Ensar'ın dipnot 2 öncüleri ile onları güzel bir şekilde takip edenler var ya, Allah onlardan razı, onlar da Allah'tan razı olmuşlardır dipnot 3 . Allah onlara, içlerinden ırmaklar akan bahçeler hazırlamıştır. Orada ölümsüz olarak sonsuza dek kalacaklardır dipnot 4 . Büyük başarı işte budur.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayetteki Muhacirler, nebi ile birlikte Mekke'den Medine'ye göç eden Müslümanlardır.
    2. metne dön, dipnot 2
      Buradaki Ensar, Muhacirlere destek olarak, onları yanına alan ve onlarla imkanlarını paylaşan Medineli Müslümanlardır.
    3. metne dön, dipnot 3
    4. metne dön, dipnot 4
      Bkz. Tevbe 9/22. ayetin dipnotu.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 100. ayet

  2. Tevbe suresi, 101. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 101. ayet. وَمِمَّنْ حَوْلَكُم مِّنَ ٱلْأَعْرَابِ مُنَٰفِقُونَ وَمِنْ أَهْلِ ٱلْمَدِينَةِ مَرَدُوا۟ عَلَى ٱلنِّفَاقِ لَا تَعْلَمُهُمْ نَحْنُ نَعْلَمُهُمْ سَنُعَذِّبُهُم مَّرَّتَيْنِ ثُمَّ يُرَدُّونَ إِلَىٰ عَذَابٍ عَظِيمٍ

    vemimmen ḥavleküm mine-l'a`râbi münâfiḳûn. vemin ehli-lmedîneti meradû `ale-nnifâḳi lâ ta`lemühüm. naḥnü na`lemühüm. senü`aẕẕibühüm merrateyni ŝümme yüraddûne ilâ `aẕâbin `ażîm.

    Süleymaniye Vakfı

    Çevrenizdeki taşralı Araplardan münafık /iki yüzlü olanlar vardır. Medine halkından da münafıklıkta ustalaşmış olanlar vardır. Sen onları bilmezsin, onları biz biliriz dipnot 1 . Onlara (bu dünyada) iki kat azap edeceğiz dipnot 2 . Sonra da büyük bir azaba itileceklerdir.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
    2. metne dön, dipnot 2
      Suç ile ceza arasında denklik vardır. Bir camı kıran önce o camı taktırır sonra da ceza olarak bir cam parası verir. Böylece cezası ikiye katlanmış olur. Bu denklik ahirette de olacaktır (En'am 6/160, Furkan 25/68). Münafıklar iki suç işlerler, biri kafirlik, diğeri de kendilerini Müslüman göstererek yaptıkları yalancılıktır (Bakara 2/10). Dünyada iki kat ceza görmelerinin sebebi budur.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 101. ayet

  3. Tevbe suresi, 102. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 102. ayet. وَءَاخَرُونَ ٱعْتَرَفُوا۟ بِذُنُوبِهِمْ خَلَطُوا۟ عَمَلًا صَٰلِحًا وَءَاخَرَ سَيِّئًا عَسَى ٱللَّهُ أَن يَتُوبَ عَلَيْهِمْ إِنَّ ٱللَّهَ غَفُورٌ رَّحِيمٌ

    veâḫarûne-`terafû biẕünûbihim ḫaleṭû `amelen ṣâliḥav veâḫara seyyiâ. `asa-llâhü ey yetûbe `aleyhim. inne-llâhe gafûrur raḥîm.

    Süleymaniye Vakfı

    Münafıklardan bir kısmı da günahlarını itiraf ettiler (kafir olduklarını açıkça söylediler). İyi iş ile kötü olan bir başka işi karıştırdılar dipnot 1 . (Dönüş yaparlarsa) Allah da tövbelerini /dönüşlerini kabul edebilir. Şüphesiz Allah, çok bağışlayan ve ikramı bol olandır.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bunlar, münafıklıklarını itiraf ederek yalancı olmaktan kurtuldular. Yaptıkları iyi iş budur. Münafıklığı bırakınca yalnız kafir olmuş oldular. Kafirlik yapmayı sürdürmeleri de kötü iştir (Bakara 2/8-10, Tevbe 9/77).

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 102. ayet

  4. Tevbe suresi, 103. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 103. ayet. خُذْ مِنْ أَمْوَٰلِهِمْ صَدَقَةً تُطَهِّرُهُمْ وَتُزَكِّيهِم بِهَا وَصَلِّ عَلَيْهِمْ إِنَّ صَلَوٰتَكَ سَكَنٌ لَّهُمْ وَٱللَّهُ سَمِيعٌ عَلِيمٌ

    ḫuẕ min emvâlihim ṣadeḳaten tüṭahhiruhüm vetüzekkîhim bihâ veṣalli `aleyhim. inne ṣalâteke sekenül lehüm. vellâhü semî`un `alîm.

    Süleymaniye Vakfı

    (Ey Muhammed!) Onların hepsinin mallarından sadaka al dipnot 1 . Bu sadaka ile onları hem arındırmış hem geliştirmiş olursun. Ayrıca onlara sürekli destek ol; çünkü senin desteğin onların içlerini rahatlatır dipnot 2 . Daima dinleyen ve bilen Allah'tır.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Sadakalarla ilgili 60. ayetten sonra müminler (Tevbe 9/71-72,88-92, 99-100) münafıklar (Tevbe 9/61-70, 73-87,93-98,101) ve kafir olduğunu açıkça itiraf edenler (Tevbe 9/102) sayılmış ve "onların mallarından sadaka al" emri verilmiştir. Bu emir, din ayrımı yapılmaksızın bütün sadaka /vergi mükelleflerinden aynı oranda sadaka alınmasını öngörür.
    2. metne dön, dipnot 2
      Ayetin bu bölümüne gelenekte "onlara dua et; senin duan onlar için bir güvendir" şeklinde meal verilir. Oysa kafir ve münafıklara dua edilemez (Tevbe 9/80, 84). Ve salli aleyhim (وَصَلِّ عَلَيْهِمْ) ifadesine "onlara sürekli destek ol" anlamı vermek Arap dilinin gereğidir. Arap dili bilginlerinden Zeccac'a (öl. 311 h.) göre salat'ın (الصَّلَاة) kök anlamı lüzum (اللزوم) yani süreklilik ve devamlılıktır. Sözlükçüler kelimenin deve ve diğer hayvanların kuyruğunun iki tarafı ve insanın iki bacağının ilk eklemi anlamında olan (الصَّلْوين = salveyn)'den alındığını söylerler. Bunlar kuyruk sokumunu çevreleyen kısım gibidir. Zeccac şöyle devam etmiştir: "Bana göre doğrusu birinci anlamdır. Çünkü salat (الصَّلَاة) Allah'ın farz kıldığı şeyleri sürekli yapmaktan ibarettir. Namaz (الصَّلَاة) Allah'ın sürekli kılınmasını emrettiği en büyük farzlardandır. Önündekini takip eden anlamındaki musalli (المصلِّي)'nin salaveyn (الصلَوَيْن)'den yani 'atın kuyruk sokumunun iki yanı' anlamından alındığı açıktır. Bunda, arkadaki atın kafasının, öndekinin kuyruk sokumunu takip etmesi gibi bir anlam vardır. (Lisanu'l-Arab, صلا mad.) Bize göre her iki anlam da aynı şeyi ifade eder. Önde olanı takip, süreklilik ister. Lüzum (اللزوم) da süreklilik ve devamlılık anlamındadır.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 103. ayet

  5. Tevbe suresi, 104. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 104. ayet. أَلَمْ يَعْلَمُوٓا۟ أَنَّ ٱللَّهَ هُوَ يَقْبَلُ ٱلتَّوْبَةَ عَنْ عِبَادِهِۦ وَيَأْخُذُ ٱلصَّدَقَٰتِ وَأَنَّ ٱللَّهَ هُوَ ٱلتَّوَّابُ ٱلرَّحِيمُ

    elem ya`lemû enne-llâhe hüve yaḳbelü-ttevbete `an `ibâdihî veye'ḫuẕu-ṣṣadeḳâti veenne-llâhe hüve-ttevvâbü-rraḥîm.

    Süleymaniye Vakfı

    Kullarının tövbesini /yaptıkları dönüşü kabul edenin de sadakaları alanın da Allah olduğunu öğrenmediler mi? Tövbeleri /dönüşleri kabul eden ve ikramı bol olan Allah'tır.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 104. ayet

  6. Tevbe suresi, 105. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 105. ayet. وَقُلِ ٱعْمَلُوا۟ فَسَيَرَى ٱللَّهُ عَمَلَكُمْ وَرَسُولُهُۥ وَٱلْمُؤْمِنُونَ وَسَتُرَدُّونَ إِلَىٰ عَٰلِمِ ٱلْغَيْبِ وَٱلشَّهَٰدَةِ فَيُنَبِّئُكُم بِمَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ

    veḳuli-`melû feseyere-llâhü `ameleküm verasûlühû velmü'minûn. vesetüraddûne ilâ `âlimi-lgaybi veşşehâdeti feyünebbiüküm bimâ küntüm ta`melûn.

    Süleymaniye Vakfı

    (Tebük Savaşına katılmayanlara) De ki: "Yapın yapacağınızı! Yaptıklarınızı Allah, elçisi dipnot 1 ve müminler görecektir. ًGaybı /algılanamayanı ve şehadeti /algılanabileni bilenin huzuruna çıkarılacaksınız. O, size neler yaptığınızı bildirecektir."

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah'ın elçisinin ve müminlerin bu amelleri görmesi, hesap gününde olacaktır (Nisa 4/41, İsra 17/13, 14, 71; Kehf 18/49, Yasin 36/32, Hakka 69/18, Tarık 86/9, Adiyat 100/10).

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 105. ayet

  7. Tevbe suresi, 106. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 106. ayet. وَءَاخَرُونَ مُرْجَوْنَ لِأَمْرِ ٱللَّهِ إِمَّا يُعَذِّبُهُمْ وَإِمَّا يَتُوبُ عَلَيْهِمْ وَٱللَّهُ عَلِيمٌ حَكِيمٌ

    veâḫarûne mürcevne liemri-llâhi immâ yü`aẕẕibühüm veimmâ yetûbü `aleyhim. vellâhü `alîmün ḥakîm.

    Süleymaniye Vakfı

    Bir kısmının işi de Allah'a kalmıştır dipnot 1 . (Durumlarına göre) onlara ya azap eder ya da tövbelerini /dönüşlerini kabul eder. Allah, daima bilen ve kararları doğru olandır.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 106. ayet

Mescid-i Dırâr 107–110

  1. Tevbe suresi, 107. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 107. ayet. وَٱلَّذِينَ ٱتَّخَذُوا۟ مَسْجِدًا ضِرَارًا وَكُفْرًا وَتَفْرِيقًۢا بَيْنَ ٱلْمُؤْمِنِينَ وَإِرْصَادًا لِّمَنْ حَارَبَ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥ مِن قَبْلُ وَلَيَحْلِفُنَّ إِنْ أَرَدْنَآ إِلَّا ٱلْحُسْنَىٰ وَٱللَّهُ يَشْهَدُ إِنَّهُمْ لَكَٰذِبُونَ

    velleẕîne-tteḫaẕû mesciden ḍirârav veküfrav vetefrîḳam beyne-lmü'minîne veirṣâdel limen ḥârabe-llâhe verasûlehû min ḳabl. veleyaḥlifünne in eradnâ ille-lḥusnâ. vellâhü yeşhedü innehüm lekâẕibûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Bir de zararlı faaliyetlerde bulunma, gerçekleri örtme, müminlerin arasını açma ve daha önce Allah'a ve elçisine karşı savaşanlar için gözetleme merkezi olması amacıyla bir mescit yapanlar var dipnot 1 . Bunlar sana "Çok güzel şeyler yapma dışında bir niyetimiz yok." diye yemin de edeceklerdir. Allah şahit ki onlar kesinlikle yalancıdır.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Münafıkların başı Abdullah b. Übey b. Selül'ün yakın akrabası olan Ebu Amir er-Rahib cahiliye devrinde Hıristiyan olmuş biri idi. Bedir ve Uhud savaşlarında müşriklerin yanında yer almış, diğer savaşlarda da müslümanlara karşı olumsuz tavrını sürdürmüştü. Mekke'nin fethinden sonra Taif'e sığınmış, daha sonra orada da barınamayarak Suriye'ye kaçmıştı. Medine'deki münafıklarla sürekli irtibat halinde olan Ebu Amir, bu irtibatın sağlıklı bir şekilde sürdürülmesi ve Müslümanların da dikkatinden kaçmak için münafıklardan bir mescit inşa etmelerini istemişti. Plana göre münafıklar mescit görünümlü bu şer yuvasında her türlü silah ve mühimmatı toplayacak, Ebu Amir de Bizans'a müracaat ederek oradan asker getirip Nebimizi ve ashabını Medine'den çıkaracaklardı (DİA, Mescid-i Dırar). Tevbe 9/107-110. ayetler bu olayla ilgilidir.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 107. ayet

  2. Tevbe suresi, 108. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 108. ayet. لَا تَقُمْ فِيهِ أَبَدًا لَّمَسْجِدٌ أُسِّسَ عَلَى ٱلتَّقْوَىٰ مِنْ أَوَّلِ يَوْمٍ أَحَقُّ أَن تَقُومَ فِيهِ فِيهِ رِجَالٌ يُحِبُّونَ أَن يَتَطَهَّرُوا۟ وَٱللَّهُ يُحِبُّ ٱلْمُطَّهِّرِينَ

    lâ teḳum fîhi ebedâ. lemescidün üssise `ale-ttaḳvâ min evveli yevmin eḥaḳḳu en teḳûme fîh. fîhi ricâlüy yüḥibbûne ey yeteṭahherû. vellâhü yüḥibbü-lmüṭṭahhirîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Asla orada bulunma! Senin içerisinde bulunmana layık olan mescit, ilk günden itibaren takva /yanlışlardan sakınma temeli üzerine kurulmuş olan mescittir. Orada temiz kalmaktan hoşlanan insanlar vardır. Allah, tertemiz olanları sever.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 108. ayet

  3. Tevbe suresi, 109. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 109. ayet. أَفَمَنْ أَسَّسَ بُنْيَٰنَهُۥ عَلَىٰ تَقْوَىٰ مِنَ ٱللَّهِ وَرِضْوَٰنٍ خَيْرٌ أَم مَّنْ أَسَّسَ بُنْيَٰنَهُۥ عَلَىٰ شَفَا جُرُفٍ هَارٍ فَٱنْهَارَ بِهِۦ فِى نَارِ جَهَنَّمَ وَٱللَّهُ لَا يَهْدِى ٱلْقَوْمَ ٱلظَّٰلِمِينَ

    efemen essese bünyânehû `alâ taḳvâ mine-llâhi veriḍvânin ḫayrun em men essese bünyânehû `alâ şefâ cürufin hârin fenhâra bihî fî nâri cehennem. vellâhü lâ yehdi-lḳavme-żżâlimîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Binasını takva /yanlışlardan sakınma ve Allah rızasını elde etme temeli üzerine kuran mı iyidir, yoksa binasını çökmek üzere olan bir uçurumun kıyısına kurup da onunla birlikte cehennem ateşine yuvarlanan mı dipnot 1 ? Allah, yanlışlar içinde olan topluluğu yola getirmez.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 109. ayet

  4. Tevbe suresi, 110. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 110. ayet. لَا يَزَالُ بُنْيَٰنُهُمُ ٱلَّذِى بَنَوْا۟ رِيبَةً فِى قُلُوبِهِمْ إِلَّآ أَن تَقَطَّعَ قُلُوبُهُمْ وَٱللَّهُ عَلِيمٌ حَكِيمٌ

    lâ yezâlü bünyânühümü-lleẕî benev rîbeten fî ḳulûbihim illâ en teḳaṭṭa`a ḳulûbühüm. vellâhü `alîmün ḥakîm.

    Süleymaniye Vakfı

    Kurdukları yapı, kalpleri paramparça oluncaya dek kalplerinden çıkmayan bir huzursuzluk kaynağı olmaya devam edecektir. Allah, daima bilen ve kararları doğru olandır.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 110. ayet

Allah'ın mü'minlerden satın alması; tövbesi kabul edilen üç kişi 111–118

  1. Tevbe suresi, 111. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 111. ayet. إِنَّ ٱللَّهَ ٱشْتَرَىٰ مِنَ ٱلْمُؤْمِنِينَ أَنفُسَهُمْ وَأَمْوَٰلَهُم بِأَنَّ لَهُمُ ٱلْجَنَّةَ يُقَٰتِلُونَ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ فَيَقْتُلُونَ وَيُقْتَلُونَ وَعْدًا عَلَيْهِ حَقًّا فِى ٱلتَّوْرَىٰةِ وَٱلْإِنجِيلِ وَٱلْقُرْءَانِ وَمَنْ أَوْفَىٰ بِعَهْدِهِۦ مِنَ ٱللَّهِ فَٱسْتَبْشِرُوا۟ بِبَيْعِكُمُ ٱلَّذِى بَايَعْتُم بِهِۦ وَذَٰلِكَ هُوَ ٱلْفَوْزُ ٱلْعَظِيمُ

    inne-llâhe-şterâ mine-lmü'minîne enfüsehüm veemvâlehüm bienne lehümü-lcenneh. yüḳâtilûne fî sebîli-llâhi feyaḳtülûne veyuḳtelûne va`den `aleyhi ḥaḳḳan fi-ttevrâti vel'incîli velḳur'ân. vemen evfâ bi`ahdihî mine-llâhi festebşirû bibey`ikümü-lleẕî bâya`tüm bih. veẕâlike hüve-lfevzü-l`ażîm.

    Süleymaniye Vakfı

    Allah, müminlerden canlarını ve mallarını, cennet karşılığında satın almıştır dipnot 1 . Onlar Allah yolunda savaşır, öldürür veya öldürülürler. Bu, Allah'ın Tevrat'ta, İncil'de ve Kur'an'da verdiği gerçek sözdür. Sözünü Allah'tan daha iyi kim tutabilir? Öyleyse yaptığınız alışverişten dolayı size müjdeler olsun dipnot 2 ! Büyük başarı işte budur.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 111. ayet

  2. Tevbe suresi, 112. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 112. ayet. ٱلتَّٰٓئِبُونَ ٱلْعَٰبِدُونَ ٱلْحَٰمِدُونَ ٱلسَّٰٓئِحُونَ ٱلرَّٰكِعُونَ ٱلسَّٰجِدُونَ ٱلْـَٔامِرُونَ بِٱلْمَعْرُوفِ وَٱلنَّاهُونَ عَنِ ٱلْمُنكَرِ وَٱلْحَٰفِظُونَ لِحُدُودِ ٱللَّهِ وَبَشِّرِ ٱلْمُؤْمِنِينَ

    ettâibûne-l`âbidûne-lḥâmidûne-ssâiḥûne-rrâki`ûne-ssâcidûne-l'âmirûne bilma`rûfi vennâhûne `ani-lmünkeri velḥâfiżûne liḥudûdi-llâh. vebeşşiri-lmü'minîn.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 112. ayet

  3. Tevbe suresi, 113. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 113. ayet. مَا كَانَ لِلنَّبِىِّ وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ أَن يَسْتَغْفِرُوا۟ لِلْمُشْرِكِينَ وَلَوْ كَانُوٓا۟ أُو۟لِى قُرْبَىٰ مِنۢ بَعْدِ مَا تَبَيَّنَ لَهُمْ أَنَّهُمْ أَصْحَٰبُ ٱلْجَحِيمِ

    mâ kâne linnebiyyi velleẕîne âmenû ey yestagfirû lilmüşrikîne velev kânû ülî ḳurbâ mim ba`di mâ tebeyyene lehüm ennehüm aṣḥâbü-lceḥîm.

    Süleymaniye Vakfı

    Bu nebinin ve müminlerin, yakıcı ateşin ahalisi oldukları kendilerine açıkça belli olduktan sonra müşriklerin bağışlanmasını isteme hakları yoktur dipnot 1 . İsterse o müşrikler en yakınları olsun.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 113. ayet

  4. Tevbe suresi, 114. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 114. ayet. وَمَا كَانَ ٱسْتِغْفَارُ إِبْرَٰهِيمَ لِأَبِيهِ إِلَّا عَن مَّوْعِدَةٍ وَعَدَهَآ إِيَّاهُ فَلَمَّا تَبَيَّنَ لَهُۥٓ أَنَّهُۥ عَدُوٌّ لِّلَّهِ تَبَرَّأَ مِنْهُ إِنَّ إِبْرَٰهِيمَ لَأَوَّٰهٌ حَلِيمٌ

    vemâ kâne-stigfâru ibrâhîme liebîhi illâ `am mev`idetiv ve`adehâ iyyâh. felemmâ tebeyyene lehû ennehû `adüvvül lillâhi teberrae minh. inne ibrâhîme leevvâhün ḥalîm.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 114. ayet

  5. Tevbe suresi, 115. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 115. ayet. وَمَا كَانَ ٱللَّهُ لِيُضِلَّ قَوْمًۢا بَعْدَ إِذْ هَدَىٰهُمْ حَتَّىٰ يُبَيِّنَ لَهُم مَّا يَتَّقُونَ إِنَّ ٱللَّهَ بِكُلِّ شَىْءٍ عَلِيمٌ

    vemâ kâne-llâhü liyüḍille ḳavmem ba`de iẕ hedâhüm ḥattâ yübeyyine lehüm mâ yetteḳûn. inne-llâhe bikülli şey'in `alîm.

    Süleymaniye Vakfı

    Allah, bir topluluğu yoluna kabul ettikten sonra nelerden sakınacaklarını onlara açık açık göstermeden onları asla sapık saymaz dipnot 1 . Şüphesiz Allah her şeyi daima bilendir.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 115. ayet

  6. Tevbe suresi, 116. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 116. ayet. إِنَّ ٱللَّهَ لَهُۥ مُلْكُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ يُحْىِۦ وَيُمِيتُ وَمَا لَكُم مِّن دُونِ ٱللَّهِ مِن وَلِىٍّ وَلَا نَصِيرٍ

    inne-llâhe lehû mülkü-ssemâvâti vel'arḍ. yuḥyî veyümît. vemâ leküm min dûni-llâhi miv veliyyiv velâ neṣîr.

    Süleymaniye Vakfı

    Göklerde ve yerde tüm yetkiler şüphesiz Allah'ındır dipnot 1 . O, hem hayat verir hem de öldürür dipnot 2 . Allah ile aranıza girecek ne bir dostunuz ne de yardımcınız vardır dipnot 3 .

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 116. ayet

  7. Tevbe suresi, 117. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 117. ayet. لَّقَد تَّابَ ٱللَّهُ عَلَى ٱلنَّبِىِّ وَٱلْمُهَٰجِرِينَ وَٱلْأَنصَارِ ٱلَّذِينَ ٱتَّبَعُوهُ فِى سَاعَةِ ٱلْعُسْرَةِ مِنۢ بَعْدِ مَا كَادَ يَزِيغُ قُلُوبُ فَرِيقٍ مِّنْهُمْ ثُمَّ تَابَ عَلَيْهِمْ إِنَّهُۥ بِهِمْ رَءُوفٌ رَّحِيمٌ

    leḳat tâbe-llâhü `ale-nnebiyyi velmühâcirîne vel'enṣâri-lleẕîne-ttebe`ûhü fî sâ`ati-l`usrati mim ba`di mâ kâde yezîgu ḳulûbü ferîḳim minhüm ŝümme tâbe `aleyhim. innehû bihim raûfür raḥîm.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 117. ayet

  8. Tevbe suresi, 118. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 118. ayet. وَعَلَى ٱلثَّلَٰثَةِ ٱلَّذِينَ خُلِّفُوا۟ حَتَّىٰٓ إِذَا ضَاقَتْ عَلَيْهِمُ ٱلْأَرْضُ بِمَا رَحُبَتْ وَضَاقَتْ عَلَيْهِمْ أَنفُسُهُمْ وَظَنُّوٓا۟ أَن لَّا مَلْجَأَ مِنَ ٱللَّهِ إِلَّآ إِلَيْهِ ثُمَّ تَابَ عَلَيْهِمْ لِيَتُوبُوٓا۟ إِنَّ ٱللَّهَ هُوَ ٱلتَّوَّابُ ٱلرَّحِيمُ

    ve`ale-ŝŝelâŝeti-lleẕîne ḫullifû. ḥattâ iẕâ ḍâḳat `aleyhimü-l'arḍu bimâ raḥubet veḍâḳat `aleyhim enfüsühüm veżannû el lâ melcee mine-llâhi illâ ileyh. ŝümme tâbe `aleyhim liyetûbû. inne-llâhe hüve-ttevvâbü-rraḥîm.

    Süleymaniye Vakfı

    Allah, haklarındaki hüküm geciktirilen o üç kişinin dipnot 1 tövbesini /yanlışlarından dönüşünü de kabul etti. Bütün genişliğine rağmen yeryüzü onlara dar gelmiş, içleri iyice daralmıştı. Allah'tan kaçanın tek sığınağının yine Allah olduğunu da anlamışlardı. Tövbe etsinler diye Allah onlara dönüş yapma fırsatı verdi. Şüphesiz tövbeleri /dönüşleri kabul eden ve ikramı bol olan Allah'tır.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bunlar Tebük seferine katılmayan Ka'b b. Malik, Hilal b. Ümeyye ve Mürare b. Rebi' adlı sahabilerdir. Bunlarla ilgili olarak daha önce Tevbe 9/106. ayet indirilmişti. Meali verilen bu ayet ise yaklaşık 50 gün sonra indirilerek bu kişilerin tevbelerinin kabul edildiği bildirildi. Bu süre zarfında onlar, başta Muhammed Aleyhisselam olmak üzere tüm Müslümanlar tarafından yalnızlaştırıldıkları için çok sıkıntılı günler geçirmiş, olanca genişliğine rağmen yeryüzü onlara dar gelmiş, içleri fena halde daralmıştı. Bu ayetin inişi ile birlikte hem bu üç kişi oldukça sevinmiş hem de Medine'de tam bir bayram havası yaşanmıştı.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 118. ayet

Sadıklarla beraber olun; her sureye verilen tepkiler ve kapanış 119–129

  1. Tevbe suresi, 119. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 119. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ ٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَكُونُوا۟ مَعَ ٱلصَّٰدِقِينَ

    yâ eyyühe-lleẕîne âmenü-tteḳu-llâhe vekûnû me`a-ṣṣâdiḳîn.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 119. ayet

  2. Tevbe suresi, 120. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 120. ayet. مَا كَانَ لِأَهْلِ ٱلْمَدِينَةِ وَمَنْ حَوْلَهُم مِّنَ ٱلْأَعْرَابِ أَن يَتَخَلَّفُوا۟ عَن رَّسُولِ ٱللَّهِ وَلَا يَرْغَبُوا۟ بِأَنفُسِهِمْ عَن نَّفْسِهِۦ ذَٰلِكَ بِأَنَّهُمْ لَا يُصِيبُهُمْ ظَمَأٌ وَلَا نَصَبٌ وَلَا مَخْمَصَةٌ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ وَلَا يَطَـُٔونَ مَوْطِئًا يَغِيظُ ٱلْكُفَّارَ وَلَا يَنَالُونَ مِنْ عَدُوٍّ نَّيْلًا إِلَّا كُتِبَ لَهُم بِهِۦ عَمَلٌ صَٰلِحٌ إِنَّ ٱللَّهَ لَا يُضِيعُ أَجْرَ ٱلْمُحْسِنِينَ

    mâ kâne liehli-lmedîneti vemen ḥavlehüm mine-l'a`râbi ey yeteḫallefû `ar rasûli-llâhi velâ yergabû bienfüsihim `an nefsih. ẕâlike biennehüm lâ yüṣîbühüm żameüv velâ neṣabüv velâ maḫmeṣatün fî sebîli-llâhi velâ yeṭaûne mevṭiey yegîżu-lküffâra velâ yenâlûne min `adüvvin neylen illâ kütibe lehüm bihî `amelün ṣâliḥ. inne-llâhe lâ yüḍî`u ecra-lmuḥsinîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Medine halkının ve çevrelerindeki taşralı Arapların, Allah'ın elçisinin arkasından çekilme dipnot 1 ve onun canından önce kendi canlarının derdine düşme hakları yoktur. dipnot 2 Çünkü Allah yolunda (savaşa çıktıkları zaman) karşılaşacakları bir susuzluk, bir yorgunluk, açlık ve kafirleri öfkelendirecek her adım ve düşmandan kazanacakları her şey onlar için iyi bir iş olarak yazılır. Allah, güzel davrananların ödülünü zayi etmeyecektir.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 120. ayet

  3. Tevbe suresi, 121. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 121. ayet. وَلَا يُنفِقُونَ نَفَقَةً صَغِيرَةً وَلَا كَبِيرَةً وَلَا يَقْطَعُونَ وَادِيًا إِلَّا كُتِبَ لَهُمْ لِيَجْزِيَهُمُ ٱللَّهُ أَحْسَنَ مَا كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ

    velâ yünfiḳûne nefeḳaten ṣagîratev velâ kebîratev velâ yaḳṭa`ûne vâdiyen illâ kütibe lehüm liyecziyehümü-llâhü aḥsene mâ kânû ya`melûn.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 121. ayet

  4. Tevbe suresi, 122. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 122. ayet. وَمَا كَانَ ٱلْمُؤْمِنُونَ لِيَنفِرُوا۟ كَآفَّةً فَلَوْلَا نَفَرَ مِن كُلِّ فِرْقَةٍ مِّنْهُمْ طَآئِفَةٌ لِّيَتَفَقَّهُوا۟ فِى ٱلدِّينِ وَلِيُنذِرُوا۟ قَوْمَهُمْ إِذَا رَجَعُوٓا۟ إِلَيْهِمْ لَعَلَّهُمْ يَحْذَرُونَ

    vemâ kâne-lmü'minûne liyenfirû kâffeh. felevlâ nefera min külli firḳatim minhüm ṭâifetül liyetefeḳḳahû fi-ddîni veliyünẕirû ḳavmehüm iẕâ race`û ileyhim le`allehüm yaḥẕerûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Şu da var ki müminlerin tamamının savaşa çıkması gerekmez. Keşke (Allah'ın savaş emrini uygulamalı olarak görüp) dini kavramak dipnot 1 ve geri döndüklerinde toplumlarını uyarmak için, her kesimden bir grup savaşa çıksa! Hem böylece toplumları da tedbirli ve dikkatli olur dipnot 2 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Savaş meydanında dini kavramanın ne anlama geldiğine dair Kur'an'da örnekler vardır. Savaşa dair ilahi emirleri ihlal etmek suretiyle hayati bir hata yapmalarına rağmen Allah'ın vaadi sebebiyle Müslümanlar Bedir savaşını kazandılar. Savaşa katılanlar, bu vaadin yerine gelmesi için Allah'ın her türlü yardımını müşahede etmişlerdi. Bu tecrübe, savaşa bizzat gidilmediği sürece asla elde edilemeyecek bir kazanımdır. Benzer tecrübeyi Uhud savaşına katılanlar da yaşamışlardır. Bedir savaşında Allah'ın yardımı ile büyük bir felaketin kıyısından dönülmesine rağmen Uhud'da da aynı hata tekrar edilmiş ve savaş meydanında süreç Müslümanlar lehine iken aniden tersine dönmüştü. Düşman karşısında tek başına kalan Muhammed aleyhisselamın ilahi emirleri hatırlatması ve gereğinin yapılması üzerine savaş meydanında kısmen toparlanma sağlanmıştı (Al-i İmran 3/152-153). Böylelikle Müslümanlar, Allah'ın yardımının hangi şartlarda geleceğini tecrübe etmiş oldular. Bir başka örnek Huneyn savaşıdır. Hem Mekke'nin fethi hem de sayısal çoğunluğun verdiği güven duygusunun sebep olduğu gevşeklikten dolayı Huneyn savaşında, yeryüzü Müslümanlara dar gelmiş ve dağılıp kaçmaya başlamışlardı. Durumlarını düzeltmelerinin ardından Allah'ın yardımı gelmiş ve zafer kazanılmıştı (Tevbe 9/25-26). Doğal olarak bu savaşa katılanlar da savaş hükümlerini bizzat tecrübe etmiş ve muhtemelen döndüklerinde tecrübelerini savaşa katılmayanlara aktaracak duruma gelmişlerdi.
    2. metne dön, dipnot 2
      Ayetin ilk kısmında müminlerin tamamının savaşa çıkmalarının gerekmediği bildirilmektedir. Gerçekten de istisnai durumlar hariç bir topluluğun tamamının savaşa çıkması beklenmez. Savaşanların da istisnai durumlar hariç (Enfal 8/5-16) topyekün savaşmaları emredilir (Tevbe 9/36). Bu sebeple ayetin ikinci kısmının savaştan muaf olanlarla ilgisi olamaz. Tam tersine savaşmak zorunda kalmış bir topluluğun içindeki çeşitli kesimlerden bir kısım kişilerin orduya katılıp savaşa çıkmalarının iyi olacağına dair teşvik vardır. Bu teşvikin üç gerekçesi bulunmaktadır: 1. Dini kavramanın /tefakkuhun (bkz. Bir önceki dipnot) gerçekleşmesi, 2. Kavimlerine uyarılarda bulunmaları, 3. Kavmin yanlışa düşmekten korunması. İlk gerekçe orduya katılması teşvik edilenlerle ilgilidir. Bu kişiler Allah'ın başta savaşa dair pek çok hükmünün anlam, önem ve hikmetini tecrübe ederek öğreneceklerdir. Bunlar oturduğu yerden elde edilemeyecek kazanımlardır. İkinci gerekçe, bu kazanımların savaşa çıkmayıp geride kalmış toplulukla paylaşılmasıdır. Bir kesimin kazanımı tüm toplumun birikimi olacak, savaş meydanında zafer de elde edilse hezimet de yaşansa elde paha biçilemez bir kazanım kalacaktır. Üçüncü gerekçe, elde edilen bu kazanım sayesinde muhtemel hataların önlenmiş olmasıdır. Tüm bu gerekçelerden hareketle, bu teşvikin yani her kesimden bazılarının savaşa iştirak etmesinin ihmal edilmesi durumunda kaçırılacak fırsatlar sebebiyle bu ayetteki teşvik kınamayı da içermektedir.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 122. ayet

  5. Tevbe suresi, 123. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 123. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ قَٰتِلُوا۟ ٱلَّذِينَ يَلُونَكُم مِّنَ ٱلْكُفَّارِ وَلْيَجِدُوا۟ فِيكُمْ غِلْظَةً وَٱعْلَمُوٓا۟ أَنَّ ٱللَّهَ مَعَ ٱلْمُتَّقِينَ

    yâ eyyühe-lleẕîne âmenû ḳâtilü-lleẕîne yelûneküm mine-lküffâri velyecidû fîküm gilżah. va`lemû enne-llâhe me`a-lmütteḳîn.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 123. ayet

  6. Tevbe suresi, 124. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 124. ayet. وَإِذَا مَآ أُنزِلَتْ سُورَةٌ فَمِنْهُم مَّن يَقُولُ أَيُّكُمْ زَادَتْهُ هَٰذِهِۦٓ إِيمَٰنًا فَأَمَّا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ فَزَادَتْهُمْ إِيمَٰنًا وَهُمْ يَسْتَبْشِرُونَ

    veiẕâ mâ ünzilet sûratün feminhüm mey yeḳûlü eyyüküm zâdethü hâẕihî îmânâ. feemme-lleẕîne âmenû fezâdethüm îmânev vehüm yestebşirûn.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 124. ayet

  7. Tevbe suresi, 125. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 125. ayet. وَأَمَّا ٱلَّذِينَ فِى قُلُوبِهِم مَّرَضٌ فَزَادَتْهُمْ رِجْسًا إِلَىٰ رِجْسِهِمْ وَمَاتُوا۟ وَهُمْ كَٰفِرُونَ

    veemme-lleẕîne fi ḳulûbihim meraḍun fezâdethüm ricsen ilâ ricsihim vemâtû vehüm kâfirûn.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 125. ayet

  8. Tevbe suresi, 126. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 126. ayet. أَوَلَا يَرَوْنَ أَنَّهُمْ يُفْتَنُونَ فِى كُلِّ عَامٍ مَّرَّةً أَوْ مَرَّتَيْنِ ثُمَّ لَا يَتُوبُونَ وَلَا هُمْ يَذَّكَّرُونَ

    evelâ yeravne ennehüm yüftenûne fî külli `âmim merraten ev merrateyni ŝümme lâ yetûbûne velâ hüm yeẕẕekkerûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Onlar her yıl bir ya da iki kere ağır bir imtihandan dipnot 1 geçirildiklerini görmediler mi? Sonra ne tövbe ediyorlar /yanlışlarından dönüyorlar ne de bilgilerini kullanıyorlar.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Fitne için bkz. Tevbe 9/47. ayetin dipnotu.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 126. ayet

  9. Tevbe suresi, 127. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 127. ayet. وَإِذَا مَآ أُنزِلَتْ سُورَةٌ نَّظَرَ بَعْضُهُمْ إِلَىٰ بَعْضٍ هَلْ يَرَىٰكُم مِّنْ أَحَدٍ ثُمَّ ٱنصَرَفُوا۟ صَرَفَ ٱللَّهُ قُلُوبَهُم بِأَنَّهُمْ قَوْمٌ لَّا يَفْقَهُونَ

    veiẕâ mâ ünzilet sûratün neżara ba`ḍuhüm ilâ ba`ḍ. hel yerâküm min eḥadin ŝümme-nṣarafû. ṣarafe-llâhü ḳulûbehüm biennehüm ḳavmül lâ yefḳahûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Bir sure indirilince birbirlerine bakar: "Sizi biri görüyor mu? dipnot 1 " der, sonra dönüp giderler. Allah da onların kalplerini döndürür; çünkü onlar kavrayışsız bir topluluktur.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Müminler ve münafıklar bir aradayken bir sure indiğinde, müminler huşu içinde, sessiz ve dikkatle sureyi dinlerlerdi. Bu sırada, münafıklar, vahiyle alay etme ve inkar hallerini ortaya çıkaracak şeylerle rezil olmamak için meclisten gizlice sıvışmaya çalışırlardı. Bu esnada "Sureyi dinlemekten hoşlanmadığımız için ayrıldığımızda bizi nebi veya müminlerden kimse gördü mü?" anlamında birbirleriyle konuşur veya işaretleşirlerdi.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 127. ayet

  10. Tevbe suresi, 128. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 128. ayet. لَقَدْ جَآءَكُمْ رَسُولٌ مِّنْ أَنفُسِكُمْ عَزِيزٌ عَلَيْهِ مَا عَنِتُّمْ حَرِيصٌ عَلَيْكُم بِٱلْمُؤْمِنِينَ رَءُوفٌ رَّحِيمٌ

    leḳad câeküm rasûlüm min enfüsiküm `azîz. `aleyhi mâ `anittüm ḥarîṣun `aleyküm bilmü'minîne raûfür raḥîm.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 128. ayet

  11. Tevbe suresi, 129. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 129. ayet. فَإِن تَوَلَّوْا۟ فَقُلْ حَسْبِىَ ٱللَّهُ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُ وَهُوَ رَبُّ ٱلْعَرْشِ ٱلْعَظِيمِ

    fein tevellev feḳul ḥasbiye-llâh. lâ ilâhe illâ hû. `aleyhi tevekkeltü vehüve rabbü-l`arşi-l`ażîm.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 129. ayet