Diyanet İşleri
(Ey Muhammed!) Odaların arkasından sana bağıranların çoğu aklı ermeyen kimselerdir.
Hucurât suresi
Hucurât suresi, 4. ayet. إِنَّ ٱلَّذِينَ يُنَادُونَكَ مِن وَرَآءِ ٱلْحُجُرَٰتِ أَكْثَرُهُمْ لَا يَعْقِلُونَ
inne-lleẕîne yünâdûneke miv verâi-lḥucürâti ekŝeruhüm lâ ya`ḳilûn.
(Ey Muhammed!) Odaların arkasından sana bağıranların çoğu aklı ermeyen kimselerdir.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Peygamber'in önüne geçmemek, sesi yükseltmemek Hucurât 1–5 3
Ey iman edenler! Allah'ın ve Peygamberinin önüne geçmeyin. Allah'a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz, Allah hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.
Ey iman edenler! Seslerinizi, Peygamber'in sesinin üstüne yükseltmeyin. Birbirinize bağırdığınız gibi, Peygamber'e yüksek sesle bağırmayın, yoksa siz farkına varmadan işledikleriniz boşa gider.
Allah'ın elçisinin huzurunda seslerini kısanlar, Allah'ın, gönüllerini takva (Allah'a karşı gelmekten sakınma) konusunda sınadığı kimselerdir. Onlar için bir bağışlanma ve büyük bir mükafat vardır.
(Ey Muhammed!) Odaların arkasından sana bağıranların çoğu aklı ermeyen kimselerdir.
Onlar, sen yanlarına çıkıncaya kadar sabretselerdi, elbette kendileri için daha iyi olurdu. Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
Ey iman edenler! Size bir fasık bir haber getirirse, bilmeyerek bir topluluğa zarar verip yaptığınıza pişman olmamak için o haberin doğruluğunu araştırın.
Bilin ki, aranızda Allah'ın elçisi bulunmaktadır. Eğer o, birçok işlerde size uysaydı, sıkıntıya düşerdiniz. Fakat Allah, size imanı sevdirmiş ve onu gönüllerinize güzel göstermiş; inkarı, fasıklığı ve (İslam'ın emirlerine) karşı çıkmayı da çirkin göstermiştir. İşte bunlar doğru yolda olanların ta kendileridir.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
4. Bu âyet-i kerimeler, Yüce Allah’ın kabalıkla ve Allah’ın Rasûlüne indirdiklerinin sınırlarını bilmemeye lâyık olmakla nitelendirdiği birtakım bedevî Araplar hakkında inmiştir. Bunlar Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in yanına heyet olarak geldiklerinde baktılar ki O, evinde hanımlarının odalarındadır. Dışarı çıkıncaya kadar sabretmek edebini takınmadılar da tuttular bunun yerine -yanımıza çık gel anlamına-: Muhammed! Muhammed! diye bağırdılar. Allah onları akılsız olmakla nitelendirerek bu davranışlarını yermiştir. Çünkü onlar, Allah’ın, Rasûlüne karşı edebli davranmaları ve ona saygı duymaları gerektiğine dair emrini belleyememişlerdi. Edepli hareket etmek ise aklın bir gereğidir. Kulun edebi, onun aklının göstergesidir ve Allah’ın o kimse hakkında hayır dilemiş olduğunu ortaya koyar.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
-Ey Peygamber!- Sana, hanımlarına ait odaların arkasından seslenenlerin çoğu, akıllarını kullanmayan bedevi kimselerdir.
Aynı kök: وري (32 geçiş) · Aynı kök: عقل (49 geçiş)
Onlar müstahkem kaleler içinde veya duvarlar arkasında olmadan sizinle toplu halde savaşmazlar. Kendi aralarındaki çekişmeleri şiddetlidir. Sen…
Aynı kök: عقل (49 geçiş) · Aynı kök: ندو (53 geçiş)
İnkar edenleri imana çağıran (peygamber) ile inkar edenlerin durumu, bağırıp çağırmadan başka bir şey duymayan hayvanlara seslenen (çoban) ile…
Aynı kök: عقل (49 geçiş) · Aynı kök: ندو (53 geçiş)
Siz namaza çağırdığınız vakit onu alaya alıp eğlence yerine koyuyorlar. Bu, şüphesiz onların akılları ermeyen bir toplum olmalarındandır.
Aynı kök: حجر (21 geçiş)
Eğer, yapamazsanız -ki hiçbir zaman yapamayacaksınız- o halde yakıtı insanlarla taşlar olan ateşten sakının. O ateş kafirler için hazırlanmıştır.
Aynı kök: حجر (21 geçiş)
Hani, Musa kavmi için su dilemişti. Biz de, "Asanı kayaya vur" demiştik, böylece kayadan on iki pınar fışkırmış, her boy kendi su alacağı pınarı…
Aynı kök: حجر (21 geçiş)
Sonra bunun ardından kalpleriniz yine katılaştı; taş gibi, hatta daha katı oldu. Çünkü taş vardır ki, içinden ırmaklar fışkırır. Taş vardır ki…
Aynı kök: وري (32 geçiş)
Onlara, "Allah'ın indirdiğine (Kur'an'a) iman edin" denilince, "Biz sadece bize indirilene (Tevrat'a) inanırız" deyip, ondan sonra geleni (Kur'an'ı)…
Aynı kök: وري (32 geçiş)
Onlara, Allah katından ellerinde bulunan Kitab'ı (Tevrat'ı) doğrulayıcı bir peygamber gelince, kendilerine kitap verilenlerden bir kısmı, sanki…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Sana odaların dipnot 1 arkasından (bağırarak) seslenenlerin çoğu akıl etmezler.
Ne var ki sana hanelerin berisinden seslenenler de var; onların çoğu kafalarını kullanmazlar.
Gerçek şu ki (ey Peygamber,) seni evinin dışından çağıranlar var ya, işte onların çoğu akıllarını kullanmazlar.
Sana, evinin dışından (dışarıdan) seslenenlere gelince, onların çoğunluğu aklını kullanmayanlardır! (Seslenip yanlarına çağırmak, aklını kullanmamak olarak değerlendiriliyor! Dikkat edilesi bir konu! A. H. )
Şüphesiz, hücrelerin ardından sana seslenenler de, onların çoğu aklını kullanmıyor.
(Rasûlüm!) Sana odaların arka tarafından bağıranların çoğu aklı ermez kimselerdir.
Odaların arkasından sana seslenenlerin çoğu aklını kullanmaz.
Sana odaların arkasından bağıranların çoğu, aklı ermez kimselerdir.
Odaların/duvarların ardından sana seslenenlerin çoğu düşüncesiz kimselerdir.
Odaların/duvarların ardından sana seslenenlerin çoğu düşüncesiz kimselerdir.
Sana odaların arkasından ünleyenlerin (bağıranların) çoğu kesinlikle aklı ermeyenlerdir.
Hucrelerin arkasından sana ünleyenler, her halde ekserisi aklı irmiyenlerdir.
Sana odaların dışından seslenenlerin çoğu, düşüncesiz kimselerdir.
Sana odaların dışından seslenenlerin çoğu, düşüncesiz kimselerdir.
Sana odaların dışından seslenenlerin çoğu, düşüncesiz kimselerdir.
Şüphesiz, hücrelerin ardından sana seslenenler de, onların çoğu, akletmiyor.
Hücrelerin ardından sana ünleyenler (var ya) onların, çoğunun akılları ermez.
Muhakkak ki sana, hücrelerin ardından seslenenlerin çoğunun akılları ermez.
(1-5) Ey iman edenler Allah ve Resulünün önüne geçmeyin / geçirmeyin , Allah’tan sakının, muhakkak ki Allah işitendir, bilendir. Ey iman edenler, seslerinizi de Nebinin sesi üstünde yükseltmeyin, Onunla konuşurken birbirinizle konuşurken ki bağırmanız gibi bağırmayın / yüksek sesle konuşmayın , amelleriniz siz bilincinde / şuurunda olmadan boşa gider , muhakkak ki seslerini Allah’ın Resulünün yanında kısanlar / alçaltanlar işte onlar Allah’ın kalplerini sakınma konusunda / takva konusunda imtihan ettiği kimselerdir, onlar için bağışlanma ve büyük bir ödül vardır. Hane hücreleri / hucuratlar arkasından bağıranların çoğunluğu akletmeyen kimselerdir. (Resulün hücresine doğru dışardan bağırmakta nedir?) Keşke onlar, kendilerinin yanlarına çıkıncaya kadar sabredebilselerdi kendileri için iyi olurdu , Allah bağışlayandır esirgeyendir.
Muhakkak ki odaların arkasından sana seslenenlerin çoğunun akılları ermez.
Odaların arkasından sana bağıranların çoğu, düşüncesiz kimselerdir.
(Ey Muhammed! Sen içerdeyken) Odaların dışından sana seslenenler var ya onların çoğu aklını kullanmayan kimselerdir.
(Ya Muhammed!) Sen içerdeyken odaların dışından sana seslenenlerin çoğu aklını kullanmayan kişilerdir.
Sana odaların arkasından bağıranların çoğu aklı ermeyen kimselerdir.
Sana odaların arkasından bağıranların çoğu aklını kullanmıyorlar.
Hücrelerin arkasından sana seslenenlere gelince, onların çoğu aklını çalıştırmamaktadır.
Those who call you O Muhammad, from without the chambers of your wives; most of them do not have the sense nor the knowledge of how to act under given conditions.
but most of those who shout to you [Prophet] from outside your private rooms lack understanding.
Those who shout out to thee from without the inner apartments - most of them lack understanding.
Surely most of those who call out to you, (O Prophet), from behind the apartments, are devoid of understanding.
As for those who call out to you from outside your private quarters, most of them do not use their intellect.
Verily those who call you from behind the dwellings, most of them have no sense.
Indeed those who call you from behind the apartments, most of them do not apply reason.
The people who call out to you (O Prophet of God!) from outside your (private) chambers (most of them) lack understanding.
Surely those who call unto thee from behind the apartments, the most of them do not understand.
Those who invade the privacy of the messenger, calling him with a loud voice from behind the walls, have no sense at all.
Verily, those who cry out to thee from behind the inner chambers, most of them have no sense;
Surely, those who call out to you from behind the private apartments, most of them do not reason.
As to those who call unto thee from without the inner apartments, the greater part of them do not understand the respect due to thee.
As for those who call out to you from behind the private apartments, surely most of them understand not.
Surely (the ones) who call out to you from beyond the apartments, most of them do not consider.
Lo! those who call thee from behind the private apartments, most of them have no sense.
Many of those who call you from outside the apartments are not considerate.
Verily, [O Prophet,] as for those who call thee from without thy private apartments - most of them do not use their reason:
Indeed, most of those who call out to you ˹O Prophet˺ from outside ˹your˺ private quarters have no understanding ˹of manners˺.[1]
Surely, those who call on you from behind the buildings, most of them do not comprehend.
As for those who call on you from outside the walls, most of them do not understand.
Indeed, those who call you, [O Muúammad], from behind the chambers - most of them do not use reason.
Those who call to thee from behind the chambers, most of them do not reason.
Verily, as for those who call out to you from outside the private apartments, most of them lack understanding.
Verily, those who call unto you from behind the houses (their inner apartments)— Most of them do not have any sense.
As for those who call you from behind the chambers, most of them have no sense.
Surely, those who call on you from behind the lodgings, most of them do not comprehend.