Hucurât suresi

Hucurât suresi, 6. ayet

Hucurât suresi, 6. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ إِن جَآءَكُمْ فَاسِقٌۢ بِنَبَإٍ فَتَبَيَّنُوٓا۟ أَن تُصِيبُوا۟ قَوْمًۢا بِجَهَٰلَةٍ فَتُصْبِحُوا۟ عَلَىٰ مَا فَعَلْتُمْ نَٰدِمِينَ

yâ eyyühe-lleẕîne âmenû in câeküm fâsiḳum binebein fetebeyyenû en tüṣîbû ḳavmem bicehâletin fetuṣbiḥû `alâ mâ fe`altüm nâdimîn.

Diyanet İşleri

Ey iman edenler! Size bir fasık bir haber getirirse, bilmeyerek bir topluluğa zarar verip yaptığınıza pişman olmamak için o haberin doğruluğunu araştırın.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Hucurât 3–9 · surenin 6. ayeti / 18

Konu Fasıkın haberi ve mü'minlerin arasını düzeltmek Hucurât 6–10 3

  1. Hucurât 3

    Allah'ın elçisinin huzurunda seslerini kısanlar, Allah'ın, gönüllerini takva (Allah'a karşı gelmekten sakınma) konusunda sınadığı kimselerdir. Onlar için bir bağışlanma ve büyük bir mükafat vardır.

  2. Hucurât 4

    (Ey Muhammed!) Odaların arkasından sana bağıranların çoğu aklı ermeyen kimselerdir.

  3. Hucurât 5

    Onlar, sen yanlarına çıkıncaya kadar sabretselerdi, elbette kendileri için daha iyi olurdu. Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

  4. 6

    Ey iman edenler! Size bir fasık bir haber getirirse, bilmeyerek bir topluluğa zarar verip yaptığınıza pişman olmamak için o haberin doğruluğunu araştırın.

  5. Hucurât 7

    Bilin ki, aranızda Allah'ın elçisi bulunmaktadır. Eğer o, birçok işlerde size uysaydı, sıkıntıya düşerdiniz. Fakat Allah, size imanı sevdirmiş ve onu gönüllerinize güzel göstermiş; inkarı, fasıklığı ve (İslam'ın emirlerine) karşı çıkmayı da çirkin göstermiştir. İşte bunlar doğru yolda olanların ta kendileridir.

  6. Hucurât 8

    Allah, kendi katından bir lütuf ve nimet olarak böyle yaptı. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir

  7. Hucurât 9

    Eğer inananlardan iki grup birbirleriyle savaşırlarsa aralarını düzeltin. Eğer biri ötekine karşı haddi aşarsa, Allah'ın buyruğuna dönünceye kadar haddi aşan tarafa karşı savaşın. Eğer (Allah'ın emrine) dönerse, artık aralarını adaletle düzeltin ve (onlara) adaletli davranın. Çünkü Allah, adaletli davrananları sever.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

6. Bu ayet de diğerleri gibi akıl sahiplerinin takınmaları gereken bir edebi ve uygulamaları gereken bir ilkeyi dile getirmektedir. Söz konusu edilen edep şudur: Bir fâsık onlara herhangi bir haber getirecek olursa, onun getirdiği haberi iyiden iyiye tetkik etmelidirler ve hemen kabule yanaşmamalıdırlar. Çünkü bunda büyük bir tehlike ve günah söz konusudur. Böyle birisinin getirdiği haber, adaletli ve doğru sözlü kimsenin getirdiği haber seviyesinde tutulur, sonra da onun gereği ile hüküm verilirse bu, canların ve malların haksız yere telef olması gibi pişmanlığa sebep olacak türden sonuçlar doğurur.

O nedenle fâsık birinin haberi işitildiğinde onun iyice araştırılması ve doğruluğundan emin olunması gerekir. Eğer deliller ve karineler doğruluğuna delalet ediyorsa, gereğince uygulama yapılır ve doğruluğu kabul edilir. Şâyet yalan söylediğine delalet ediyorsa, o haber yalanlanır ve gereğince amel edilmez.

Bu buyrukta doğru sözlü kimsenin haberinin makbul olduğuna, yalan söyleyen kimsenin haberinin ise reddolunacağına, fâsık kimsenin haberinin de doğrulanmaksızın ve reddolunmaksızın tetkike muhtaç bir haber olarak ele alınacağına delil vardır. Bundan dolayı selef, Hâricîlerden doğru söylemekle tanınmış bir çok kimsenin rivâyetini -fâsık olsalar dahi- kabul etmişlerdir.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Ey Allah'a iman edenler ve Allah'ın dini ile amel edenler! Eğer fasık bir kimse size bir topluluktan haber getirirse bu haberin doğruluğunu iyice araştırın. Haberin doğruluğunu iyice araştırmadan hemen haberi tasdik etmeye kalkışmayın. Sonra işin aslını bilmediğiniz halde doğru olup olmadığını araştırmadan tasdik ettiğiniz bu haber sebebi ile bir topluluğa karşı suç işlersiniz. Haberin yalan olduğu ortaya çıktıktan sonra da yaptığınız bu kötülükten dolayı pişman olursunuz.

Kelimeler

17 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. يَـٰٓأَيُّهَا ya eyyuha ey kök: ايي
  2. ٱلَّذِينَ ellezine kimseler
  3. ءَامَنُوٓا۟ amenu inanan(lar) kök: امن
  4. إِن in
  5. جَآءَكُمْ ca'ekum size gelirse kök: جيا
  6. فَاسِقٌۢ fasikun bir fasık kök: فسق
  7. بِنَبَإٍۢ binebein bir haberle kök: نبا
  8. فَتَبَيَّنُوٓا۟ fetebeyyenu onu araştırın kök: بين
  9. أَن en
  10. تُصِيبُوا۟ tusibu yoksa kötülük edersiniz kök: صوب
  11. قَوْمًۢا kavmen bir topluluğa karşı kök: قوم
  12. بِجَهَـٰلَةٍۢ bicehaletin bilmeyerek kök: جهل
  13. فَتُصْبِحُوا۟ fetusbihu sonra olursunuz kök: صبح
  14. عَلَىٰ ala üzerine
  15. مَا ma şey
  16. فَعَلْتُمْ fealtum yaptığınız kök: فعل
  17. نَـٰدِمِينَ nadimine pişman kök: ندم

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: ندم (7 geçiş) · Aynı kök: صبح (45 geçiş) · Aynı kök: صوب (77 geçiş)

    İşte kalplerinde bir hastalık (nifak) bulunanların, "Başımıza bir felaketin gelmesinden korkuyoruz" diyerek onların arasında koşup durduklarını…

  • Aynı kök: ندم (7 geçiş) · Aynı kök: صبح (45 geçiş)

    Nihayet Allah, ona kardeşinin ölmüş cesedini nasıl örtüp gizleyeceğini göstermek için yeri eşeleyen bir karga gönderdi. "Yazıklar olsun bana! Şu…

  • Aynı kök: ندم (7 geçiş) · Aynı kök: صبح (45 geçiş)

    Allah, "Yakın zamanda mutlaka pişman olacaklardır!" dedi.

  • Aynı kök: فسق (54 geçiş) · Aynı kök: صوب (77 geçiş) · Ortak kavram: Fısk

    Aralarında, Allah'ın indirdiği ile hükmet. Onların arzularına uyma ve Allah'ın sana indirdiğinin bir kısmından (Kur'an'ın bazı hükümlerinden) seni…

  • Aynı kök: فسق (54 geçiş) · Aynı kök: فعل (109 geçiş) · Ortak kavram: Fısk

    Hac (ayları), bilinen aylardır. Kim o aylarda hacca başlarsa, artık ona hacda cinsel ilişki, günaha sapmak, kavga etmek yoktur. Siz ne hayır…

  • Aynı kök: فسق (54 geçiş) · Aynı kök: فعل (109 geçiş) · Ortak kavram: Fısk

    Ey iman edenler! Belli bir süre için birbirinize borçlandığınız zaman bunu yazın. Aranızda bir yazıcı adaletle yazsın. Yazıcı, Allah'ın kendisine…

  • Aynı kök: جهل (24 geçiş) · Aynı kök: فعل (109 geçiş)

    Yusuf dedi ki: "Siz (henüz) cahil kimseler iken Yusuf ve kardeşine neler yaptığınızı biliyor musunuz?"

  • Aynı kök: صبح (45 geçiş) · Aynı kök: صوب (77 geçiş)

    Konukları şöyle dedi: "Ey Lut! Biz Rabbinin elçileriyiz. Onlar sana asla ulaşamayacaklar. Geceleyin bir vakitte aileni al götür. İçinizden kimse…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

72 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Ey iman edenler! Yoldan çıkmış biri size bir haber getirirse (onun doğruluğunu) araştırın! (Yoksa) bilmeden bir topluluğa kötülük edersiniz de sonra yaptığınıza pişman olursunuz. dipnot 1

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bu ayet İsrâ 17:36. ayetle birlikte okunmalıdır. Hz. Muhammed şöyle buyurmuştur: "Duyduğu her şeyi aktarmak kişiye günah olarak yeter" (Müslim, Mukaddime, 5). Anlaşılıyor ki başkalarıyla ilgili herhangi bir haber alındığında, onun aslının araştırılması gerektiği son derece önemlidir. Aksi takdirde pişmanlıklar kaçınılmaz olmaktadır.

Mustafa İslamoğlu

Siz ey iman edenler! Sorumsuzun biri size (önemli) bir haberle geldiğinde durup gerçeği araştırın; değilse, istemeden birilerini rencide eder, ardından da yaptığınızdan pişmanlık duyarsınız.

Muhammed Esed

Siz ey imana ermiş olanlar! Yoldan çıkmışın biri size (yalan) bir haber getirirse, muhakemenizi kullanın; yoksa istemeden insanları incitir ve sonra yaptığınızdan pişmanlık duyarsınız.

Ahmed Hulusi

Ey iman edenler. . . Eğer bir bozuk inançlı size bir haber getirirse, iyice araştırın. . . (Yoksa) işin doğrusunu bilmeden bir topluluğa sataşırsınız da yaptığınıza pişmanlık duyarsınız!

Ali Bulaç

Ey iman edenler, eğer bir fasık, size bir haber getirirse, onu 'etraflıca araştırın'. Yoksa cehalet sonucu, bir kavme kötülükte bulunursunuz da, sonra işlediklerinize pişman olursunuz.

Ali Özek ve heyeti

Ey iman edenler! Eğer bir fâsık size bir haber getirirse onun doğruluğunu araştırın. Yoksa bilmeden bir topluluğa kötülük edersiniz de sonra yaptığınıza pişman olursunuz.

Ali Rıza Safa

Ey inanca çağırılanlar! Yoldan çıkmış bir kişi, size bir haber getirirse onu araştırın. Yoksa bilisizlik yüzünden bir topluma kötülük eder; sonunda, yaptığınıza pişman olursunuz.

Bayraktar Bayraklı

Ey inananlar! Eğer bir fasık/yalan haber taşıyan size bir haber getirirse, onun doğruluğunu araştırınız. Yoksa bilmeden bir topluluğa kötülük edersiniz de, sonra yaptıklarınıza pişman olursunuz.

Edip Yüksel

Ey iman edenler, kötü huylara sahip birisi size bir haber getirirse onu araştırınız. Yoksa bilmeden bir topluluğa karşı haksızlık edersiniz ve daha sonra yaptığınızdan pişmanlık duyarsınız.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Ey inananlar, kötü huylara sahip birisi size bir haber getirirse onu araştırınız. Yoksa bilmeden bir topluluğa karşı haksızlık edersiniz ve daha sonra yaptığınızdan pişmanlık duyarsınız.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Ey iman edenler, eğer size bir fasık bir haber getirirse onu iyice araştırın, sonra bilmeden bir topluluğa sataşırsınız da yaptığınıza pişman olursunuz.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ey o bütün iyman edenler! Eğer size bir fasık bir haberle gelirse onu tahkık edin ki cehaletle bir kavme sataşırsınız da yaptığınıza peşiman olursunuz.

Erhan Aktaş

Ey İman Edenler! Eğer fasık dipnot 1 bir kimse, size bir haber getirirse doğru olup olmadığını araştırın. Yoksa bir topluma cahilce kötülük edersiniz de sonra yaptığınız şeye pişman olursunuz. dipnot 2

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Günaha sapan. Günahta ısrar eden. Vahyin belirlediği sınırların dışına çıkan; iyi, doğru, güzel ve temiz şeylerden uzak kalan. İnandığı halde, yaşantı olarak Kafir olan.
  2. metne dön, dipnot 2
    Birbirlerine cahilce kötülük yapmayı istemeyenler; edindikleri haberlerin doğru olduğundan emin olmak zorundadırlar. Teknolojik bilgi kirliliğinden dolayı bu konuda çok daha fazla duyarlı olunmalıdır. Üretilen yalanlar üzerinden yapılan değerlendirmelerle neden olunan haksızlıklar, haber sahiplerini işlenen cahilce kötülüğe ve zulme ortak yapmaktadır.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Ey iman edenler! Eğer fasık dipnot 1 bir kimse, size bir haber getirirse doğru olup olmadığını araştırın. Yoksa bir topluma cahilce kötülük edersiniz de sonra yaptığınız şeye pişman olursunuz. dipnot 2

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Günaha sapan. Günahta ısrar eden. Vahyin belirlediği sınırların dışına çıkan; iyi, doğru, güzel ve temiz şeylerden uzak kalan. İnanç olarak inanan, yaşantı olarak Kafir olan.
  2. metne dön, dipnot 2
    Birbirlerine cahilce kötülük yapmayı istemeyenler; edindikleri haberlerin doğru olduğundan emin olmak zorundadırlar. Teknolojik bilgi kirliliğinden dolayı bu konuda çok daha fazla duyarlı olunmalıdır. Üretilen yalanlar üzerinden yapılan değerlendirmelerle neden olunan haksızlıklar, haber sahiplerini işlenen cahilce kötülüğe ve zulme ortak yapmaktadır.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Ey iman edenler! Eğer fasık dipnot 1 bir kimse, size bir haber getirirse doğru olup olmadığını araştırın. Yoksa bir topluma cahilce kötülük edersiniz de sonra yaptığınız şeye pişman olursunuz. dipnot 2

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Doğru yoldan sapmış olan. Vahyin belirlediği sınırların dışına çıkan. İyi, doğru, temiz ve güzel şeylerden uzak kalan.
  2. metne dön, dipnot 2
    Birbirlerine cahilce kt,l,k yapmayı istemeyenler; edindikleri haberlerin doğru olduğundan emin olmak zorundadırlar. Günümüzde yaşanan bilgi kirliliği bu konuda çok daha fazla duyarlı olmamızı gerektirmektedir. Üretilen yalanlar üzerinden yapılan değerlendirmelerle neden olunan haksızlıklar, sahibini işlenen cahilce kötülüğe ve zulme ortak yapmaktadır.

Gültekin Onan

Ey inananlar, eğer bir fasık size bir haber getirirse, onu 'etraflıca araştırın'. Yoksa cehalet sonucu, bir kavme kötülükte bulunursunuz da sonra işlediklerinize pişman olursunuz.

Hasan Basri Çantay

Ey iman edenler, eğer bir faasık size bir haber getirirse onu tahkıyk edin. (Yoksa) bilmeyerek bir kavme sataşırsınız da yapdığınıza peşiman kimseler olursunuz.

İbni Kesir

Ey iman edenler; eğer bir fasık size bir haberle gelirse, onu iyice araştırın. Yoksa bilmeden bir kavme sataşırsınız da sonradan ettiğinize pişman olursunuz.

Mehmet Alagaş

(6-8) Ey iman edenler, size bir yoldan çıkmış / fasık haber ile gelirse, (Haber; önemli önemsiz her şey, Nebe; önemli bir haber) Onu etraflıca araştırın, ola ki bir kavmi cahil bir şekilde hedeflersiniz, yaptığınız şeyler için pişman olursunuz / nedamet getirirsiniz. Bilin ki içinizde Allah’ın Resulü var, şayet işlerin çoğunda size tabi olsa idi sıkıntıya girerdiniz / darlanırdınız. Oysa ki Allah size güvenmeyi / imanı sevdirdi, O imanla kalplerinizi süsledi, kafirliği, yoldan çıkmayı ve isyanı da sevimsiz / tiksinç gösterdi, işte bunlar yetişkinlerdir / rüşte ermiş olanlardır , Allah’ın fazlı ve nimetidir, Allah bilendir, hüküm verendir.

Rowwad Tercüme Merkezi

Ey iman edenler! Eğer bir fasık size bir haber getirirse onun doğruluğunu araştırın. Yoksa bilmeden bir topluluğa kötülük edersiniz de sonra yaptığınıza pişman olursunuz.

Süleyman Ateş

Ey inananlar, size fasık (yoldan çıkmış) bir adam bir haber getirirse onun doğruluğunu araştırın. Yoksa bilmeyerek bir topluluğa karşı kötülük edersiniz de sonra yaptığınıza pişman olursunuz.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

İnanıp güvenenler! Yanlış işler yapan birisi, size bir haber getirecek olursa iyice araştırın. Yoksa bilmeden bir toplulukla aranızı bozarsınız da yaptığınıza pişman olursunuz.

Şaban Britch

Ey iman edenler! Eğer bir fasık size bir haber getirirse, cahillikle bir topluluğa kötülük etmemek için iyice araştırın, sonra yaptığınıza pişman olursunuz.

Şaban Piriş

-Ey iman edenler! Eğer bir fasık size bir haber getirirse, cahillikle bir topluluğa kötülük etmemek için iyice araştırın, sonra yaptığınıza pişman olursunuz.

Yaşar Nuri Öztürk

Ey iman sahipleri! Özü sözü bozuk birisi size bir haber getirdiğinde, hemen araştırıp inceleyin/delil arayın! Yoksa bilgisizlikle bir topluluğu suçlar da yapmış olduğunuza pişmanlık duyar hale gelirsiniz.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

O you whose hearts reflect the image of religious and spiritual Virtues and their deeds wisdom and piety: If ever there comes to you someone known to be immoral or potentially harmful, pernicious, malicious or mischievous, and relates to you a message or an event, an incident or something he heard, then be objectively certain of the truth to preclude risk of error and the consequence of wrong action and of injuring the reputation of a people or defaming them in ignorance, and later be pitifully regretful for what you have done.

Abdul Haleem

Believers, if a troublemaker brings you news, check it first, in case you wrong others unwittingly and later regret what you have done,

Abdullah Yusuf Ali

O ye who believe! If a wicked person comes to you with any news, ascertain the truth, lest ye harm people unwittingly, and afterwards become full of repentance for what ye have done.

Abul A'la Maududi

Believers, when an ungodly person brings to you a piece of news, carefully ascertain its truth, lest you should hurt a people unwittingly and thereafter repent at what you did. dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Most of the commentators have expressed the view that this verse was sent down concerning Walid bin Uqbah bin Abi Muait. Its background is this: When the tribe of the Bani al-Mustaliq embraced Islam, the Prophet (peace be upon him) sent Walid bin Uqbah to collect the Zakat from them. When he arrived in their territory, he became fearful due to some reason and without visiting the people of the tribe returned to Al-Madinah and complained to the Prophet (peace be upon him) that they had refused to pay the Zakat and had even wanted to kill him. On hearing this, the Prophet (peace be upon him) became very angry and he made up his mind to dispatch a contingent to punish those people. According to some traditions he had dispatched the contingent, and according to others, he was about to dispatch it. In any case, all agree that in the meantime the chief of the Bani al-Mustaliq, Harith bin Dirar, father of Juwairiyah, wife of the Prophet (peace be upon him), arrived at the head of a deputation, and submitted: By God, we did not at all see Walid; therefore, there could be no question of refusing to pay the Zakat and wanting to kill him. We are steadfast to the faith and have no intention to withhold the Zakat. At this, this verse was sent down. With a little variation in wording this incident has been related by Imam Ahmad, Abi Hatim, Tabarani, and Ibn Jarir, on the authority of Abdullah bin Abbas, Harith bin Dirar, Mujahid, Qatadah, Abdur Rehman bin Abi Laila, Yazid bin Ruman, Dahhak and Muqatil bin Hayyan. In the tradition reported by Umm Salamah this whole story has been related likewise but there is no reference to the name of Walid.

Aisha Bewley

You who have iman! if a deviator brings you a report, scrutinize it carefully in case you attack people in ignorance and so come to greatly regret what you have done.

Al-Hilali & Khan

O you who believe! If a Fâsiq (liar - evil person) comes to you with any news, verify it, lest you should harm people in ignorance, and afterwards you become regretful for what you have done.

Ali Quli Qarai

O you who have faith! If a profligate [person] should bring you some news, verify it, lest you should visit [harm] on some people out of ignorance, and then become regretful for what you have done.

Amatul Rahman Omar

O you who believe! if a wicked person brings you any news, examine it carefully, lest you should harm some people in ignorance and afterwards you may have to repent for what you did.

Arthur John Arberry

O believers, if an ungodly man comes to you with a tiding, make clear, lest you afflict a people unwittingly, and then repent of what you have done.

Bijan Moeinian

The Muslims should be more careful about the source of the news that they receive and should not react immediately to what they hear. It is better to take advantage of the benefit of the doubt.

E. Henry Palmer

O ye who believe! if there come to you a sinner with an information, then discriminate, lest ye fall upon a people in ignorance and on the morrow repent of what ye have done.

Edip-Layth

O you who acknowledge, if a wicked person comes to you with any news, then you shall investigate it. Lest you harm a people out of ignorance, then you will become regretful over what you have done.

George Sale

O true believers, if a wicked man come unto you with a tale, inquire strictly into the truth thereof; lest ye hurt people through ignorance, and afterwards repent of what ye have done:

Hamid S. Aziz

O you who believe! If an evil-doer comes to you with a report, look carefully into it (do not ignore it because he is evil), lest you harm a people in ignorance, then be sorry for what you have done.

Mahmoud Ghali

O you who have believed, in case an immoral (person) comes to you with a tiding, then (ascertain) the evidence, for that you may afflict a people in ignorance, (and) then you become remorseful for what you have performed.

Marmaduke Pickthall

O ye who believe! If an evil-liver bring you tidings, verify it, lest ye smite some folk in ignorance and afterward repent of what ye did.

Mohamed Ahmed - Samira

O you who believe, if a dissolute person brings some news, verify it first lest you attack a people ignorantly and later regret what you had done.

Muhammad Asad

O YOU who have attained to faith! If any iniquitous person comes to you with a [slanderous] tale, use your discernment, lest you hurt people unwittingly and afterwards be filled with remorse for what you have done.

Mustafa Khattab

O believers, if an evildoer brings you any news, verify ˹it˺ so you do not harm people unknowingly, becoming regretful for what you have done.[1]

Progressive Muslims

O you who believe, if a wicked person comes to you with any news, then you shall investigate it. Lest you harm a people out of ignorance, then you will become regretful over what you have done.

Rashad Khalifa

O you who believe, if a wicked person brings any news to you, you shall first investigate, lest you commit injustice towards some people, out of ignorance, then become sorry and remorseful for what you have done.

Sahih International

O you who have believed, if there comes to you a disobedient one with information, investigate, lest you harm a people out of ignorance and become, over what you have done, regretful.

Sam Gerrans

O you who heed warning: if one perfidious comes to you with a report: verify, lest you strike a people in ignorance, and become remorseful for what you did.

Shabbir Ahmed

O You who have chosen to be graced with belief! If a person, who is known to drift away from Moral Values, comes to you with any news, verify it, lest you hurt some folk in ignorance and then regret what you have done.

Syed Vickar Ahamed

O you who believe! If an ungodly person comes to you with any news, (first), verify the truth, in case that you may harm people unwittingly (unwillingly or unknowingly), and afterward have to be regretful for what you have done.

Taqi Usmani

O you who believe, if a sinful person brings you a report, verify its correctness, lest you should harm a people out of ignorance, and then become remorseful on what you did.

The Monotheist Group

O you who believe, if a wicked person comes to you with any news, then you shall investigate it. Lest you harm a people out of ignorance, then you will become regretful over what you have done.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Hucurât suresi, 6. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Hucurât suresi, 6. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Hucurât suresi, 6. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩