Diyanet İşleri
Şüphesiz Rabbin onların her birine, yaptıklarının karşılığını tastamam verecektir. Şüphesiz Rabbin onların yaptıklarından hakkıyla haberdardır.
Hûd suresi
Hûd suresi, 111. ayet. وَإِنَّ كُلًّا لَّمَّا لَيُوَفِّيَنَّهُمْ رَبُّكَ أَعْمَٰلَهُمْ إِنَّهُۥ بِمَا يَعْمَلُونَ خَبِيرٌ
veinne küllel lemmâ leyüveffiyennehüm rabbüke a`mâlehüm. innehû bimâ ya`melûne ḫabîr.
Şüphesiz Rabbin onların her birine, yaptıklarının karşılığını tastamam verecektir. Şüphesiz Rabbin onların yaptıklarından hakkıyla haberdardır.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Şüphe etme; "emrolunduğun gibi dosdoğru ol" Hûd 109–113 3
Mutlu olanlara gelince, gökler ve yerler durdukça içinde ebedi kalmak üzere cennettedirler. Ancak Rabbinin dilemesi başka. Bu, onlara ardı kesilmez bir lütuf olarak verilmiştir.
(Ey Muhammed!) Şunların taptıkları şeylerin batıl olduğu konusunda şüpheye düşme. Onlar sadece, daha önce babalarının taptığı gibi tapıyorlar. Şüphesiz biz onlara (azaptan) paylarını eksiksiz olarak tastamam vereceğiz.
Andolsun, biz Musa'ya Kitab'ı (Tevrat'ı) vermiştik de onun hakkında ayrılığa düşülmüştü. Eğer daha önce Rabbinin bir sözü geçmemiş olsaydı, elbette aralarında hüküm verilirdi. Onlar da (müşrikler de) o Kur'an hakkında derin bir şüphe içindedirler.
Şüphesiz Rabbin onların her birine, yaptıklarının karşılığını tastamam verecektir. Şüphesiz Rabbin onların yaptıklarından hakkıyla haberdardır.
Öyle ise emrolunduğun gibi dosdoğru ol. Beraberindeki tövbe edenler de dosdoğru olsunlar. Hak ve adalet ölçülerini aşmayın. Şüphesiz O, yaptıklarınızı hakkıyla görür.
Zulmedenlere meyletmeyin. Yoksa size de ateş dokunur. Sizin Allah'tan başka dostlarınız yoktur. Sonra size yardım da edilmez.
(Ey Muhammed!) Gündüzün iki tarafında ve gecenin gündüze yakın vakitlerinde namaz kıl. Çünkü iyilikler kötülükleri giderir. Bu, öğüt alanlar için bir öğüttür.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
111. “Şüphesiz Rabbin, hepsine amellerinin karşılığını tam olarak verecektir.” Kıyamet gününde Allah’ın adaletli hükmü ile aralarında hüküm vermesi mutlaka gerçekleşecektir ve O, herkese hak ettiği şekilde amelinin karşılığını verecektir. “Çünkü O, onların” hayır ya da şer her “yaptıklarından haberdardır.” Onların amellerinden -küçük olsun, büyük olsun- hiçbir şey O’na gizli kalmaz.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
-Ey Peygamber!- Şüphesiz Rabbin, ayrılığa düşenlerin her birinin amellerinin karşılığını kendilerine tam olarak verecektir. Kimin amelleri hayırlı ise onun karşılığı hayır olacak, kimin amelleri kötü ise onun karşılığı da kötü olacaktır. Çünkü Rabbin, onların yapmakta oldukları en ufak şeyleri bilmektedir. Onların amellerinden hiçbir şey O'na gizli kalmaz.
Aynı kök: خبر (52 geçiş) · Aynı kök: وفي (66 geçiş) · Ortak kavram: Ahid (Söz ve Antlaşma)
İçinizden ölenlerin geride bıraktıkları eşleri, kendi kendilerine dört ay on gün (iddet) beklerler. Sürelerini bitirince artık kendileri için meşru…
Aynı kök: وفي (66 geçiş) · Ortak kavram: Ahid (Söz ve Antlaşma)
Ey İsrailoğulları! Size verdiğim nimeti hatırlayın. Bana verdiğiniz sözü yerine getirin ki ben de size verdiğim sözü yerine getireyim. Yalnız benden…
Aynı kök: وفي (66 geçiş) · Ortak kavram: Ahid (Söz ve Antlaşma)
İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı taraflarına çevirmeniz(den ibaret) değildir. Asıl iyilik, Allah'a, ahiret gününe, meleklere, kitap ve peygamberlere…
Aynı kök: وفي (66 geçiş) · Ortak kavram: Ahid (Söz ve Antlaşma)
İçinizden ölüp geriye dul eşler bırakan erkekler, eşleri için, evden çıkarılmaksızın bir yıla kadar geçimlerinin sağlanmasını vasiyet etsinler. Ama…
Aynı kök: خبر (52 geçiş)
Sadakaları açıktan verirseniz ne güzel! Fakat onları gizleyerek fakirlere verirseniz bu, sizin için daha hayırlıdır ve günahlarınızdan bir kısmına da…
Aynı kök: خبر (52 geçiş)
Peygamber, arkanızdan sizi çağırırken siz durmadan dağa yukarı kaçıyor, hiç kimseye dönüp bakmıyordunuz. Bundan dolayı Allah, size keder üstüne keder…
Ortak kavram: Ahid (Söz ve Antlaşma)
Onlar, Allah'a verdikleri sözü, pekiştirilmesinden sonra bozan, Allah'ın korunmasını emrettiği bağları (iman, akrabalık, beşeri ve ahlaki bütün…
Ortak kavram: Ahid (Söz ve Antlaşma)
Bir de dediler ki: "Bize ateş, sayılı birkaç günden başka asla dokunmayacaktır." Sen onlara de ki: "Siz bunun için Allah'tan söz mü aldınız? -Eğer…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Onların her birinin işlerinin (karşılığını Rabbin) kendilerine elbette tam olarak verecektir. Şüphesiz ki O, onların yapmakta olduklarından haberdardır.
Emin ol ki Rabbin, onların her birine yaptıklarının karşılığı tastamam ödeyecektir. Unutma ki O, yaptıkları her şeyden haberdardır.
Şüphesiz, Rabbin onların her birine edip eyledikleri her şeyin karşılığını tam olarak ödeyecektir: çünkü O, onların edip eylediği her şeyin mutlaka farkındadır!
Muhakkak ki Rabbin her birinin yaptıklarının karşılığını kendilerine tam verir. . . Çünkü O, yapmakta olduklarını (onların Esma'sıyla hakikati ve meydana getiricisi olarak) Habiyr'dir.
Şüphesiz Rabbin, onlardan tümüne yapıp ettiklerini(n karşılığını) onlara tastamam ödeyecektir. Çünkü O, yapıp ettiklerinden haberdar olandır.
Şüphesiz Rabbin, onların her birinin amellerinin karşılığını onlara tam olarak verecektir. Çünkü Rabbin, onların yapmakla olduklarından hakkıyla haberdardır.
Kuşkusuz, Efendin, yaptıkları şeylerin karşılığını, eksiksiz olarak herkese verecektir. Kuşkusuz, O, yaptıklarınızdan Haberlidir.
Rabbin onların her birinin yaptığının karşılığını tam olarak verecektir. Çünkü O,onların yapmakta olduklarından haberdardır.
Efendin hepsinin yaptıklarının karşılığını tam olarak verecektir. O, onların yaptıklarından Haberdardır.
Rabbin hepsinin yaptıklarının karşılığını tam olarak verecektir. O, onların yaptıklarından Haberdardır.
Gerçekten her biri öyle kimselerdi ki, Rabbin onlara yaptıklarının karşılığını mutlaka ödeyecektir. Çünkü O, bütün yaptıklarından haberdardır.
Ve hakikat her biri öyle kimselerdir ki labüd rabbın kendilerine amellerini tamamiyle ödeyecektir çünkü o, her ne yapıyorlarsa habirdir
Rabb'in onların yaptığı her şeyin karşılığını tam olarak verecektir. O, onların yaptıklarından haberdardır.
Rabb'in onların yaptığı her şeyin karşılığını tam olarak verecektir. O, onların yaptıklarından haberdardır.
Rabb'in onların yaptığı her şeyin karşılığını tam olarak verecektir. O, onların yaptıklarından haberdardır.
Şüphesiz rabbin, onlardan tümüne yapıp ettiklerini(n karşılığını) onlara tastamam ödeyecektir. Çünkü O, yapıp ettiklerinden haberdar olandır.
Şübhesiz Rabbin, her birinin amellerini (amellerinin karşılığını) onlara tam olarak verecekdir. Çünkü O, ne yapıyorlarsa (hepsinden) hakkıyle haberdardır.
Hiç şüphe yok ki Rabbın; herkese amellerinin karşılığını tamamen ödeyecektir. Muhakkak ki O; yaptıklarınızdan haberdardır.
(100-123) Bunlar memleketlerin / kuraaların sana anlattığımız haberleridir, b azısı ayakta, bazısı biçildi / hasat edildi , o nlara zulmetmedik velakin kendilerine zulmettiler, Rabbinin emri geldiğinde Allah ’ın dışında çağırdıkları ilahları bi r şey yapamadılar / onlara fayda vermediler, ziyanları / tetbibleri dışında bir şeylerini artırmadı, Rabbin memleketleri böyle tutup yakalar yakaladığında o memleketler zalimdirler, muhakkak ki O'nun tutup yakalaması acıtıcı dır, şiddetlidir, ahiret azabından korkan biri için bunda kesinlikle gösterge / ayet vardır, işte bu, insanlar için bir araya gelme günüdür, ve şahit olma günüdür. O, sayılı süre hiç ertelenmez / tehir edilmez , o gün geldiğinde , O ’nun izni dışında kimse konuşamaz / kelam edemez, onlarda birileri isyancıdır / eşkıyadır / şâkidir, birileri de mesuttur / saidtir, İsyancılar ateş içindeler ve orada iniltileri ve derin derin solumaları vardır, semalar ve arz devam ettiği sürece Rabbinin istedikleri hariç orada kalıcıdırlar, Rabbin, neyi dilerse / neyi murat ederse onu yapandır. Mesud olanlar ise cennettedirler, semalar ve arz devam ettiği sürece, R abbinin istedikleri hariç orada kalıcıdırlar , kesintisiz bir armağandır. Onların ibadet ettiklerinden dolayı kafa karışıklığı içinde olma / tereddüt içinde / mirye içinde olma, onlar babalarının taptıkları dışında başka bir şeye tapmıyorlar, nasipleri olanı, kısmadan / eksiltmeden onlara da vereceğiz / vefa edeceğiz. Kesin olan şu ki, Musa’ya kitabı verdik, zıtlaşmaya / ihtilafa düştüler, şayet Rabbinin önceden kesinleşmiş kelimesi olmasa aralarında ki hüküm gerçekleşirdi, muhakkak ki onlar ondan şüphe ve tereddüt içindeler. Muhakkak ki Rabbin her birisine yaptıklarını / amellerini tam olarak ödeyecektir / vefa edecektir , muhakkak ki O yaptıklarından haberdardır. Emredildiğin gibi sen ve beraberinde tövbe edenler doğru olun / istikamet üzere olun, taşkınlık etmeyin, muhakkak ki O, yaptıklarınızı görendir, zalimlere eğilim göstermeyin, size ateş dokunur, sizin için Allah dışında bir dost yoktur sonra yardım da göremezsiniz, gündüzün her iki tarafında gecenin sabaha yakın kısımlarımda kalkıp namaz kılın, kesinlikle güzellikler kötülükleri giderir, bu hatırlay ıp ananlara bir hatırlatmadır , sabret, muhakkak ki Allah , güzellik yapanların ecrini zayi etmez / zaiyata uğratmaz. Sizden önceki kuşakların / nesillerin geriye kalan ulular, arzda fesadı yasak etselerdi ya onlardan kurtardığımız azınlıkta ki birileri hariç bundan men eden olmadı , zalimlere ve içinde bulundukları refaha uydular / tabi oldular ve suçlu oldular, Rabbin halkı ıslahatçı iken zulmederek onları helak edecek değildir, şayet Rabbin dilese insanları tek bir toplum / tek bir ümmet yapardı, Rabbinin esirgedikleri / merhamet ettikleri hariç karşıtlaşmaya / muhalefete devam ediyorlar, onları da bu yüzden yarattı. Rabbinin kelimesi tamamlandı, cehennemi cinlerin ve insanların tamamıyla dolduracağız. Resullerin haberlerinden gönlünü sabitleyecek her ne varsa sana hepsini anlattık, b u konuda sana hakikat ve müminlere öğüt / vaaz ve hatırlatma geldi , iman etmeyenlere deki, imkanlarınızca yapın bizde yapıyoruz, bekleyip gözleyin bizlerde bekleyip gözlüyoruz. Semaların ve arzın bilinemeyenleri / gaybı Allah ’ındır, emirlerin hepsi ona geri döner, O'na ibadet edin O’nu vekil tayin edin, Ra bbin yaptıklarınızı dikkatinden kaçırmaz / gafil değildir.
Şüphesiz Rabbin onların her birine, yaptıklarının karşılığını tastamam verecektir. Şüphesiz Rabbin onların yaptıklarından hakkıyla haberdardır.
Şüphesiz Rabbin, hepsinin işlerini(n karşılığını) tam verecektir. Çünkü Allah, yaptıklarını bilmektedir.
Rabbin onların her birine, işlerinin karşılığını tam olarak verecektir dipnot 1 ; çünkü o, yaptıklarının iç yüzünü bilir.
Rabbin, her birinin yaptığının karşılığını tam olarak verecektir. Çünkü O, onların yaptıklarının içi yüzünü bilir.
Rabbin onların yaptıklarının karşılığını tam olarak verecektir. Allah, onların yapmakta olduğu her şeyden haberdardır.
Rabbin onların yaptıklarının karşılığını tam olarak verecektir. Allah, onların yaptıklarından haberdardır.
Hiç kuşkusuz, Rabbin hepsinin amellerinin karşılığını tam tamına kendilerine verecektir. O, onların yapmakta olduklarından haberdardır.
Nonetheless, both those and these and all and each shall Allah, your- Creator, requite with what is commensurate with their deeds; He is 'Alimun (Omniscient) indeed of all that their minds and souls impel them to do.
Your Lord will give everyone full due for whatever they have done: He is aware of everything they do.
And, of a surety, to all will your Lord pay back (in full the recompense) of their deeds: for He knoweth well all that they do.
Surely your Lord will recompense all to the full for their deeds. For indeed He is well aware of all what they do.
Your Lord will pay each one of them in full for his actions. He is aware of what they do.
And verily, to each of them your Lord will repay their works in full. Surely, He is All-Aware of what they do.
Your Lord will indeed recompense everyone fully for their works. Indeed He is well aware of what they do.
Your Lord will certainly repay them all in full (the reward of) their deeds (when they will be presented before Him); for He is Well-Aware of all what they do.
Surely each one of them -- thy Lord will pay them in full for their works; He is aware of the things they do.
Your Lord will punish them according to their deeds without reducing the least from it as He is aware of what they are doing.
But, verily, every one thy Lord will surely repay for their works; verily, He of what they do is well aware!
To each your Lord will recompense their works. He is Ever-Aware of what they do.
But unto every one of them will thy Lord render the reward of their works; for He well knoweth that which they do.
When We gave Moses the Book before, they disagreed (or disputed) concerning it. Had it not been for a Word that had already gone forth from your Lord, the matter would have been decided between them; but, verily, they are still in hesitating doubt concerning it.
And surely for each one (of them) finally (Or: assuredly) your Lord will indeed pay them definitely in full for their deeds; surely He is Ever-Cognizant of whatever they do.
And lo! unto each thy Lord will verily repay his works in full. Lo! He is Informed of what they do.
Surely your Lord will reward everyone in accordance with his deeds. He is certainly aware of all they do.
And, verily, unto each and all will thy Sustainer give their full due for whatever [good or evil] they may have done: behold, He is aware of all that they do!
And surely your Lord will fully pay all for their deeds. He is certainly All-Aware of what they do.
And to each your Lord will recompense their works. He is expert in what they do.
Your Lord will surely recompense everyone for their works. He is fully Cognizant of everything they do.
And indeed, each [of the believers and disbelievers] - your Lord will fully compensate them for their deeds. Indeed, He is Acquainted with what they do.
And each, thy Lord will repay them in full for their deeds; He is of what they do, aware.
Unto each your Lord will verily repay his works. He is fully Aware of what they do.
And, surely, your Lord will pay back (in full) for their deeds: For He is Well-Acquainted (Khabeer) with all that they do.
And to all of them, your Lord shall pay for their deeds in full. Surely, He is aware of all that they do.
And to each your Lord will recompense their works. He is expert in what they do.