Diyanet İşleri
İman etmeyenlere de ki: "Elinizden geleni yapın, biz de yapacağız."
Hûd suresi
Hûd suresi, 121. ayet. وَقُل لِّلَّذِينَ لَا يُؤْمِنُونَ ٱعْمَلُوا۟ عَلَىٰ مَكَانَتِكُمْ إِنَّا عَٰمِلُونَ
veḳul lilleẕîne lâ yü'minûne-`melû `alâ mekânetiküm. innâ `âmilûn.
İman etmeyenlere de ki: "Elinizden geleni yapın, biz de yapacağız."
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Namaz; öncekilerden öğüt; "bekleyin, biz de bekleriz" Hûd 114–123 3
(118-119) Rabbin dileseydi, insanları (aynı inanca bağlı) tek bir ümmet yapardı. Fakat Rabbinin merhamet ettikleri müstesna, onlar ihtilafa devam edeceklerdir. Zaten onları bunun için yarattı. Rabbinin, "Andolsun ki cehennemi hem cinlerden, hem insanlardan (suçlularla) dolduracağım" sözü kesinleşti.
(Ey Muhammed!) Peygamberlerin haberlerinden, kendileriyle senin kalbini pekiştirdiğimiz her bir haberi sana aktarıyoruz. Bunlarda, sana hak, mü'minlere de bir öğüt ve hatırlatma gelmiştir.
İman etmeyenlere de ki: "Elinizden geleni yapın, biz de yapacağız."
"Bekleyin, biz de bekleyeceğiz."
Göklerin ve yerin gaybını bilmek Allah'a mahsustur. Bütün işler O'na döndürülür. Öyle ise O'na kulluk et ve O'na tevekkül et. Rabbin yaptıklarınızdan habersiz değildir.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
121. “İman etmeyenlere” onlara karşı bunca deliller ortaya konduktan sonra “de ki: Kendi yolunuzca” içinde bulunduğunuz durum üzere “yapacağınızı yapın. Biz de” bulunduğumuz hâl üzere “yapıyoruz.”
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
-Ey Peygamber!- Allah'a iman etmeyenlere ve O'nu birlemeyenlere de ki; haktan yüz çevirmek ve haktan alıkoymak üzerine kendi yolunuz üzerinde amel edin! Şüphesiz bizler de üzerinde bulunmuş olduğumuz yolda sebat ederek, bu yola davet edecek, bu yol üzerinde sabrederek amel edeceğiz.
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
İman etmeyenlere de ki: "Bulunduğunuz yerde (elinizden geleni) yapın! Şüphesiz ki biz de (görevimizi) yapacağız! dipnot 1
İnanmamakta ısrar edenlere ise de ki: "Siz, kendinize yakışanı yapınız, unutmayın ki biz bize yakışanı yapmaktayız:
Ve inanmayanlara gelince, onlara şöyle de: "Artık elinizden ne geliyorsa yapın; ama bilin ki, biz de (Allah yolunda elimizden geleni) yapacağız;
İman etmeyenlere de ki: "Elinizden ne geliyorsa yapın; biz de yapacağız. "
İman etmeyenlere de ki: "Yapabileceğinizi yapın; elbette biz de yapacağız."
İman etmeyenlere de ki: Elinizden geleni yapın! Biz de (gerekeni) yapmaktayız!
İnanmayanlara, şunu söyle: "Elinizden geleni yapın. Kuşkusuz, biz de yapacağız!"
İman etmeyenlere de ki: "Elinizden geleni bulunduğunuz yerde yapınız! Biz de yapmaktayız."
Gerçeği onaylamayanlara de ki: "Elinizden geleni yapın, biz de yapacağız."
İnanmıyanlara de ki: 'Elinizden geleni yapın, biz de yapacağız.'
İman etmeyenlere de ki: "Siz yerinizde sayarak, yapacağınızı yapın! Mutlaka biz de çalışıyoruz.
İyman etmeyenlere de de ki: siz yerinizde sayarak yapacağınızı yapın her halde biz çalışıyoruz
İnanmayanlara de ki: "Elinizden ne geliyorsa yapın. Biz de yapmaktayız."
İnanmayanlara de ki: "Elinizden ne geliyorsa yapın. Biz de yapmaktayız."
İnanmayanlara de ki: "Elinizden ne geliyorsa yapın. Biz de yapacağız."
İnanmayanlara de ki: "Yapabileceğinizi yapın; elbette biz de yapacağız."
İman etmeyeceklere de ki: "Elinizden, gücünüzden geleni yapın. Biz de şübhesiz çalışıcılarız".
İnanmayanlara de ki: Elinizden geleni yapın, biz de yapacağız.
(100-123) Bunlar memleketlerin / kuraaların sana anlattığımız haberleridir, b azısı ayakta, bazısı biçildi / hasat edildi , o nlara zulmetmedik velakin kendilerine zulmettiler, Rabbinin emri geldiğinde Allah ’ın dışında çağırdıkları ilahları bi r şey yapamadılar / onlara fayda vermediler, ziyanları / tetbibleri dışında bir şeylerini artırmadı, Rabbin memleketleri böyle tutup yakalar yakaladığında o memleketler zalimdirler, muhakkak ki O'nun tutup yakalaması acıtıcı dır, şiddetlidir, ahiret azabından korkan biri için bunda kesinlikle gösterge / ayet vardır, işte bu, insanlar için bir araya gelme günüdür, ve şahit olma günüdür. O, sayılı süre hiç ertelenmez / tehir edilmez , o gün geldiğinde , O ’nun izni dışında kimse konuşamaz / kelam edemez, onlarda birileri isyancıdır / eşkıyadır / şâkidir, birileri de mesuttur / saidtir, İsyancılar ateş içindeler ve orada iniltileri ve derin derin solumaları vardır, semalar ve arz devam ettiği sürece Rabbinin istedikleri hariç orada kalıcıdırlar, Rabbin, neyi dilerse / neyi murat ederse onu yapandır. Mesud olanlar ise cennettedirler, semalar ve arz devam ettiği sürece, R abbinin istedikleri hariç orada kalıcıdırlar , kesintisiz bir armağandır. Onların ibadet ettiklerinden dolayı kafa karışıklığı içinde olma / tereddüt içinde / mirye içinde olma, onlar babalarının taptıkları dışında başka bir şeye tapmıyorlar, nasipleri olanı, kısmadan / eksiltmeden onlara da vereceğiz / vefa edeceğiz. Kesin olan şu ki, Musa’ya kitabı verdik, zıtlaşmaya / ihtilafa düştüler, şayet Rabbinin önceden kesinleşmiş kelimesi olmasa aralarında ki hüküm gerçekleşirdi, muhakkak ki onlar ondan şüphe ve tereddüt içindeler. Muhakkak ki Rabbin her birisine yaptıklarını / amellerini tam olarak ödeyecektir / vefa edecektir , muhakkak ki O yaptıklarından haberdardır. Emredildiğin gibi sen ve beraberinde tövbe edenler doğru olun / istikamet üzere olun, taşkınlık etmeyin, muhakkak ki O, yaptıklarınızı görendir, zalimlere eğilim göstermeyin, size ateş dokunur, sizin için Allah dışında bir dost yoktur sonra yardım da göremezsiniz, gündüzün her iki tarafında gecenin sabaha yakın kısımlarımda kalkıp namaz kılın, kesinlikle güzellikler kötülükleri giderir, bu hatırlay ıp ananlara bir hatırlatmadır , sabret, muhakkak ki Allah , güzellik yapanların ecrini zayi etmez / zaiyata uğratmaz. Sizden önceki kuşakların / nesillerin geriye kalan ulular, arzda fesadı yasak etselerdi ya onlardan kurtardığımız azınlıkta ki birileri hariç bundan men eden olmadı , zalimlere ve içinde bulundukları refaha uydular / tabi oldular ve suçlu oldular, Rabbin halkı ıslahatçı iken zulmederek onları helak edecek değildir, şayet Rabbin dilese insanları tek bir toplum / tek bir ümmet yapardı, Rabbinin esirgedikleri / merhamet ettikleri hariç karşıtlaşmaya / muhalefete devam ediyorlar, onları da bu yüzden yarattı. Rabbinin kelimesi tamamlandı, cehennemi cinlerin ve insanların tamamıyla dolduracağız. Resullerin haberlerinden gönlünü sabitleyecek her ne varsa sana hepsini anlattık, b u konuda sana hakikat ve müminlere öğüt / vaaz ve hatırlatma geldi , iman etmeyenlere deki, imkanlarınızca yapın bizde yapıyoruz, bekleyip gözleyin bizlerde bekleyip gözlüyoruz. Semaların ve arzın bilinemeyenleri / gaybı Allah ’ındır, emirlerin hepsi ona geri döner, O'na ibadet edin O’nu vekil tayin edin, Ra bbin yaptıklarınızı dikkatinden kaçırmaz / gafil değildir.
İman etmeyenlere şöyle de: "Elinizden gelen her şeyi yapın, ben de yapacağım."
İnanmayanlara de: "Olduğunuz yerde yapacağınızı yapın, biz de yapıyoruz!"
İnanmayanlara de ki: "Elinizden ne geliyorsa yapın, biz de yapıyoruz dipnot 1 !
İnanmayanlara de ki "Kendi konumunuza uygun olanı yapın, biz de yapıyoruz.
İman etmeyenlere şöyle de: "Elinizden gelen yapageldiğiniz her şeyi yapın, ben de yapacağım."
İman etmeyenlere şöyle de: -Elinizden geleni yapın, biz de yapacağız.
İnanmayanlara de ki: "Yapabildiğinizi yapın, biz de işimizi yapıyoruz."
Say O Muhammad to those infidels who deny Allah: "You may pursue what your minds and souls impel you to do, but we are steering our course of action by guiding principles set by Providence Who guides into all truth".
Say to those who do not believe, ‘Do whatever you can: we too are doing what we can,’
Say to those who do not believe: "Do what ever ye can: We shall do our part;
As for those who are bent on not believing, tell them: 'Work according to your way and we are working according to our way.
Say to those who have no iman: ‘Do as you think best. That is what we are doing.
And say to those who do not believe: "Act according to your ability and way, We are acting (in our way).
And say to those who do not have faith, ‘Act according to your ability; we too are acting.
And say to those who do not believe, `Do your worst, we too are doing (Our best).
And say to the unbelievers: 'Act you according to your station; we are acting.
Say to those who have chosen not to believe: "Feel free to do whatever you want to do and we will follow our way of life. "
Say to those who believe not, ' Act according to your power, verily, we are acting too!
Say to those who do not acknowledge: "Continue to do what you will, we will also do.”
Say unto those who believe not, act ye according to your condition; we surely will act according to our duty:
And all that We relate to you of the stories of the Messengers in order that thereby We might make firm your heart. And herein has the truth come to you, an admonition and a reminder to the believers.
And say to the ones who do not believe, "Act according to (Literally: do according to) your situation; surely we are (also) acting,
And say unto those who believe not: Act according to your power. Lo! We (too) are acting.
Say to the infidels. "Act as best you can, we are acting too;
And say unto those who will not believe: "Do anything that may be within your power, [while] we, behold, shall labour [in God's way];
Say to those who disbelieve, "Persist in your ways; we will certainly persist in ours.
And say to those who do not believe: "Continue to do what you will, we will also do. "
Say to those who disbelieve, "Do whatever you can, and so will we.
And say to those who do not believe, "Work according to your position; indeed, we are working.
And say thou to those who do not believe: “Work according to your power — we are working.
And tell those who adamantly disbelieve, "Do anything that may be in your power, while, behold, we shall labor in God's Way. "
And say to those who do not believe: "Act according to your ability: We (too) are acting (in our own way)";
Say to those who do not believe, "Do whatever you can. We are doing (what we can).
And say to those who do not believe: "Continue to do what you will, we will also do."