Hûd suresi

Hûd suresi, 121. ayet

Hûd suresi, 121. ayet. وَقُل لِّلَّذِينَ لَا يُؤْمِنُونَ ٱعْمَلُوا۟ عَلَىٰ مَكَانَتِكُمْ إِنَّا عَٰمِلُونَ

veḳul lilleẕîne lâ yü'minûne-`melû `alâ mekânetiküm. innâ `âmilûn.

Diyanet İşleri

İman etmeyenlere de ki: "Elinizden geleni yapın, biz de yapacağız."

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Hûd 118–123 · surenin 121. ayeti / 123

Konu Namaz; öncekilerden öğüt; "bekleyin, biz de bekleriz" Hûd 114–123 3

  1. Hûd 118–119

    (118-119) Rabbin dileseydi, insanları (aynı inanca bağlı) tek bir ümmet yapardı. Fakat Rabbinin merhamet ettikleri müstesna, onlar ihtilafa devam edeceklerdir. Zaten onları bunun için yarattı. Rabbinin, "Andolsun ki cehennemi hem cinlerden, hem insanlardan (suçlularla) dolduracağım" sözü kesinleşti.

  2. Hûd 120

    (Ey Muhammed!) Peygamberlerin haberlerinden, kendileriyle senin kalbini pekiştirdiğimiz her bir haberi sana aktarıyoruz. Bunlarda, sana hak, mü'minlere de bir öğüt ve hatırlatma gelmiştir.

  3. 121

    İman etmeyenlere de ki: "Elinizden geleni yapın, biz de yapacağız."

  4. Hûd 122

    "Bekleyin, biz de bekleyeceğiz."

  5. Hûd 123

    Göklerin ve yerin gaybını bilmek Allah'a mahsustur. Bütün işler O'na döndürülür. Öyle ise O'na kulluk et ve O'na tevekkül et. Rabbin yaptıklarınızdan habersiz değildir.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

121. “İman etmeyenlere” onlara karşı bunca deliller ortaya konduktan sonra “de ki: Kendi yolunuzca” içinde bulunduğunuz durum üzere “yapacağınızı yapın. Biz de” bulunduğumuz hâl üzere “yapıyoruz.”

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

-Ey Peygamber!- Allah'a iman etmeyenlere ve O'nu birlemeyenlere de ki; haktan yüz çevirmek ve haktan alıkoymak üzerine kendi yolunuz üzerinde amel edin! Şüphesiz bizler de üzerinde bulunmuş olduğumuz yolda sebat ederek, bu yola davet edecek, bu yol üzerinde sabrederek amel edeceğiz.

Kelimeler

9 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَقُل ve kul ve de ki kök: قول
  2. لِّلَّذِينَ lillezine kimselere
  3. لَا la
  4. يُؤْمِنُونَ yu'minune iman etmeyen(lere) kök: امن
  5. ٱعْمَلُوا۟ a'melu yapın kök: عمل
  6. عَلَىٰ ala
  7. مَكَانَتِكُمْ mekanetikum imkanınızın elverdiğini kök: كون
  8. إِنَّا inna biz de
  9. عَـٰمِلُونَ aamilune yapmaktayız kök: عمل

Keşif

Bu ayet neyle ilişkili

Bu ayeti taşıyan yazmalar 7

77 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler8

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

İman etmeyenlere de ki: "Bulunduğunuz yerde (elinizden geleni) yapın! Şüphesiz ki biz de (görevimizi) yapacağız! dipnot 1

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Benzer mesaj: En‘âm 6:135.

Mustafa İslamoğlu

İnanmamakta ısrar edenlere ise de ki: "Siz, kendinize yakışanı yapınız, unutmayın ki biz bize yakışanı yapmaktayız:

Muhammed Esed

Ve inanmayanlara gelince, onlara şöyle de: "Artık elinizden ne geliyorsa yapın; ama bilin ki, biz de (Allah yolunda elimizden geleni) yapacağız;

Ahmed Hulusi

İman etmeyenlere de ki: "Elinizden ne geliyorsa yapın; biz de yapacağız. "

Ali Bulaç

İman etmeyenlere de ki: "Yapabileceğinizi yapın; elbette biz de yapacağız."

Ali Özek ve heyeti

İman etmeyenlere de ki: Elinizden geleni yapın! Biz de (gerekeni) yapmaktayız!

Ali Rıza Safa

İnanmayanlara, şunu söyle: "Elinizden geleni yapın. Kuşkusuz, biz de yapacağız!"

Bayraktar Bayraklı

İman etmeyenlere de ki: "Elinizden geleni bulunduğunuz yerde yapınız! Biz de yapmaktayız."

Edip Yüksel

Gerçeği onaylamayanlara de ki: "Elinizden geleni yapın, biz de yapacağız."

Edip Yüksel (Eski Baskı)

İnanmıyanlara de ki: 'Elinizden geleni yapın, biz de yapacağız.'

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

İman etmeyenlere de ki: "Siz yerinizde sayarak, yapacağınızı yapın! Mutlaka biz de çalışıyoruz.

Elmalılı Hamdi Yazır

İyman etmeyenlere de de ki: siz yerinizde sayarak yapacağınızı yapın her halde biz çalışıyoruz

Erhan Aktaş

İnanmayanlara de ki: "Elinizden ne geliyorsa yapın. Biz de yapmaktayız."

Erhan Aktaş (10. Baskı)

İnanmayanlara de ki: "Elinizden ne geliyorsa yapın. Biz de yapmaktayız."

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

İnanmayanlara de ki: "Elinizden ne geliyorsa yapın. Biz de yapacağız."

Gültekin Onan

İnanmayanlara de ki: "Yapabileceğinizi yapın; elbette biz de yapacağız."

Hasan Basri Çantay

İman etmeyeceklere de ki: "Elinizden, gücünüzden geleni yapın. Biz de şübhesiz çalışıcılarız".

İbni Kesir

İnanmayanlara de ki: Elinizden geleni yapın, biz de yapacağız.

Mehmet Alagaş

(100-123) Bunlar memleketlerin / kuraaların sana anlattığımız haberleridir, b azısı ayakta, bazısı biçildi / hasat edildi , o nlara zulmetmedik velakin kendilerine zulmettiler, Rabbinin emri geldiğinde Allah ’ın dışında çağırdıkları ilahları bi r şey yapamadılar / onlara fayda vermediler, ziyanları / tetbibleri dışında bir şeylerini artırmadı, Rabbin memleketleri böyle tutup yakalar yakaladığında o memleketler zalimdirler, muhakkak ki O'nun tutup yakalaması acıtıcı dır, şiddetlidir, ahiret azabından korkan biri için bunda kesinlikle gösterge / ayet vardır, işte bu, insanlar için bir araya gelme günüdür, ve şahit olma günüdür. O, sayılı süre hiç ertelenmez / tehir edilmez , o gün geldiğinde , O ’nun izni dışında kimse konuşamaz / kelam edemez, onlarda birileri isyancıdır / eşkıyadır / şâkidir, birileri de mesuttur / saidtir, İsyancılar ateş içindeler ve orada iniltileri ve derin derin solumaları vardır, semalar ve arz devam ettiği sürece Rabbinin istedikleri hariç orada kalıcıdırlar, Rabbin, neyi dilerse / neyi murat ederse onu yapandır. Mesud olanlar ise cennettedirler, semalar ve arz devam ettiği sürece, R abbinin istedikleri hariç orada kalıcıdırlar , kesintisiz bir armağandır. Onların ibadet ettiklerinden dolayı kafa karışıklığı içinde olma / tereddüt içinde / mirye içinde olma, onlar babalarının taptıkları dışında başka bir şeye tapmıyorlar, nasipleri olanı, kısmadan / eksiltmeden onlara da vereceğiz / vefa edeceğiz. Kesin olan şu ki, Musa’ya kitabı verdik, zıtlaşmaya / ihtilafa düştüler, şayet Rabbinin önceden kesinleşmiş kelimesi olmasa aralarında ki hüküm gerçekleşirdi, muhakkak ki onlar ondan şüphe ve tereddüt içindeler. Muhakkak ki Rabbin her birisine yaptıklarını / amellerini tam olarak ödeyecektir / vefa edecektir , muhakkak ki O yaptıklarından haberdardır. Emredildiğin gibi sen ve beraberinde tövbe edenler doğru olun / istikamet üzere olun, taşkınlık etmeyin, muhakkak ki O, yaptıklarınızı görendir, zalimlere eğilim göstermeyin, size ateş dokunur, sizin için Allah dışında bir dost yoktur sonra yardım da göremezsiniz, gündüzün her iki tarafında gecenin sabaha yakın kısımlarımda kalkıp namaz kılın, kesinlikle güzellikler kötülükleri giderir, bu hatırlay ıp ananlara bir hatırlatmadır , sabret, muhakkak ki Allah , güzellik yapanların ecrini zayi etmez / zaiyata uğratmaz. Sizden önceki kuşakların / nesillerin geriye kalan ulular, arzda fesadı yasak etselerdi ya onlardan kurtardığımız azınlıkta ki birileri hariç bundan men eden olmadı , zalimlere ve içinde bulundukları refaha uydular / tabi oldular ve suçlu oldular, Rabbin halkı ıslahatçı iken zulmederek onları helak edecek değildir, şayet Rabbin dilese insanları tek bir toplum / tek bir ümmet yapardı, Rabbinin esirgedikleri / merhamet ettikleri hariç karşıtlaşmaya / muhalefete devam ediyorlar, onları da bu yüzden yarattı. Rabbinin kelimesi tamamlandı, cehennemi cinlerin ve insanların tamamıyla dolduracağız. Resullerin haberlerinden gönlünü sabitleyecek her ne varsa sana hepsini anlattık, b u konuda sana hakikat ve müminlere öğüt / vaaz ve hatırlatma geldi , iman etmeyenlere deki, imkanlarınızca yapın bizde yapıyoruz, bekleyip gözleyin bizlerde bekleyip gözlüyoruz. Semaların ve arzın bilinemeyenleri / gaybı Allah ’ındır, emirlerin hepsi ona geri döner, O'na ibadet edin O’nu vekil tayin edin, Ra bbin yaptıklarınızı dikkatinden kaçırmaz / gafil değildir.

Rowwad Tercüme Merkezi

İman etmeyenlere şöyle de: "Elinizden gelen her şeyi yapın, ben de yapacağım."

Süleyman Ateş

İnanmayanlara de: "Olduğunuz yerde yapacağınızı yapın, biz de yapıyoruz!"

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

İnanmayanlara de ki "Kendi konumunuza uygun olanı yapın, biz de yapıyoruz.

Şaban Britch

İman etmeyenlere şöyle de: "Elinizden gelen yapageldiğiniz her şeyi yapın, ben de yapacağım."

Şaban Piriş

İman etmeyenlere şöyle de: -Elinizden geleni yapın, biz de yapacağız.

Yaşar Nuri Öztürk

İnanmayanlara de ki: "Yapabildiğinizi yapın, biz de işimizi yapıyoruz."

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Say O Muhammad to those infidels who deny Allah: "You may pursue what your minds and souls impel you to do, but we are steering our course of action by guiding principles set by Providence Who guides into all truth".

Abdul Haleem

Say to those who do not believe, ‘Do whatever you can: we too are doing what we can,’

Abdullah Yusuf Ali

Say to those who do not believe: "Do what ever ye can: We shall do our part;

Abul A'la Maududi

As for those who are bent on not believing, tell them: 'Work according to your way and we are working according to our way.

Aisha Bewley

Say to those who have no iman: ‘Do as you think best. That is what we are doing.

Al-Hilali & Khan

And say to those who do not believe: "Act according to your ability and way, We are acting (in our way).

Ali Quli Qarai

And say to those who do not have faith, ‘Act according to your ability; we too are acting.

Amatul Rahman Omar

And say to those who do not believe, `Do your worst, we too are doing (Our best).

Arthur John Arberry

And say to the unbelievers: 'Act you according to your station; we are acting.

Bijan Moeinian

Say to those who have chosen not to believe: "Feel free to do whatever you want to do and we will follow our way of life. "

E. Henry Palmer

Say to those who believe not, ' Act according to your power, verily, we are acting too!

Edip-Layth

Say to those who do not acknowledge: "Continue to do what you will, we will also do.”

George Sale

Say unto those who believe not, act ye according to your condition; we surely will act according to our duty:

Hamid S. Aziz

And all that We relate to you of the stories of the Messengers in order that thereby We might make firm your heart. And herein has the truth come to you, an admonition and a reminder to the believers.

Mahmoud Ghali

And say to the ones who do not believe, "Act according to (Literally: do according to) your situation; surely we are (also) acting,

Marmaduke Pickthall

And say unto those who believe not: Act according to your power. Lo! We (too) are acting.

Mohamed Ahmed - Samira

Say to the infidels. "Act as best you can, we are acting too;

Muhammad Asad

And say unto those who will not believe: "Do anything that may be within your power, [while] we, behold, shall labour [in God's way];

Mustafa Khattab

Say to those who disbelieve, "Persist in your ways; we will certainly persist in ours.

Progressive Muslims

And say to those who do not believe: "Continue to do what you will, we will also do. "

Rashad Khalifa

Say to those who disbelieve, "Do whatever you can, and so will we.

Sahih International

And say to those who do not believe, "Work according to your position; indeed, we are working.

Sam Gerrans

And say thou to those who do not believe: “Work according to your power — we are working.

Shabbir Ahmed

And tell those who adamantly disbelieve, "Do anything that may be in your power, while, behold, we shall labor in God's Way. "

Syed Vickar Ahamed

And say to those who do not believe: "Act according to your ability: We (too) are acting (in our own way)";

Taqi Usmani

Say to those who do not believe, "Do whatever you can. We are doing (what we can).

The Monotheist Group

And say to those who do not believe: "Continue to do what you will, we will also do."

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Hûd suresi, 121. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Hûd suresi, 121. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Hûd suresi, 121. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  8. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩