Diyanet İşleri
"Bekleyin, biz de bekleyeceğiz."
Hûd suresi
Hûd suresi, 122. ayet. وَٱنتَظِرُوٓا۟ إِنَّا مُنتَظِرُونَ
venteżirû. innâ münteżirûn.
"Bekleyin, biz de bekleyeceğiz."
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Namaz; öncekilerden öğüt; "bekleyin, biz de bekleriz" Hûd 114–123 3
(118-119) Rabbin dileseydi, insanları (aynı inanca bağlı) tek bir ümmet yapardı. Fakat Rabbinin merhamet ettikleri müstesna, onlar ihtilafa devam edeceklerdir. Zaten onları bunun için yarattı. Rabbinin, "Andolsun ki cehennemi hem cinlerden, hem insanlardan (suçlularla) dolduracağım" sözü kesinleşti.
(Ey Muhammed!) Peygamberlerin haberlerinden, kendileriyle senin kalbini pekiştirdiğimiz her bir haberi sana aktarıyoruz. Bunlarda, sana hak, mü'minlere de bir öğüt ve hatırlatma gelmiştir.
İman etmeyenlere de ki: "Elinizden geleni yapın, biz de yapacağız."
"Bekleyin, biz de bekleyeceğiz."
Göklerin ve yerin gaybını bilmek Allah'a mahsustur. Bütün işler O'na döndürülür. Öyle ise O'na kulluk et ve O'na tevekkül et. Rabbin yaptıklarınızdan habersiz değildir.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
122. Başınıza gelecekleri “bekleyin, biz de” başınıza gelecekleri “bekliyoruz.” Yüce Allah, her iki kesimin arasını ayırmış, mü’min kullarına yardımcı olduğunu ve Allah’ın yalanlayıcı düşmanlarını da imha ettiğini göstermiştir.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Bize inecek olan sonucu bekleyin! Şüphesiz biz de size inecek sonucu beklemekteyiz.
Aynı kök: نظر (129 geçiş)
Hani, sizin için denizi yarmış, sizi kurtarmış, gözlerinizin önünde Firavun ailesini suda boğmuştuk.
Aynı kök: نظر (129 geçiş)
Hani siz, "Ey Musa! Biz Allah'ı açıktan açığa görmedikçe sana asla inanmayız" demiştiniz. Bunun üzerine siz bakıp dururken sizi yıldırım çarpmıştı.
Aynı kök: نظر (129 geçiş)
Onlar, "Bizim için Rabbine dua et de, rengi neymiş? açıklasın" dediler. Musa şöyle dedi: "Rabbim diyor ki, o, sapsarı; rengi, bakanların içini açan…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Bekleyin! Şüphesiz ki biz de bekleyenleriz."
ve bekleyiniz, iyi bilin ki biz zaten beklemekteyiz.
Ve (olacak olanı) bekleyin bakalım; doğrusu, biz de bekleyeceğiz!"
"(Sonucunu görmek için) bekleyin bakalım! Biz de bekliyoruz!"
Ve gözleyip durun; gerçekten biz de gözleyip duruyoruz."
Bekleyin! Şüphesiz biz de beklemekteyiz!
"Ve bekleyin! Aslında, biz de bekliyoruz!"
"Bekleyiniz! Biz de beklemekteyiz."
"Sonra bekleyin, biz de beklemekteyiz."
'Sonra bekleyin, biz de beklemekteyiz.'
Bekleyin! Her halde biz de bekliyoruz."
Ve gözetin herhalde biz gözetiyoruz
"Bekleyin! Biz de bekliyoruz."
"Bekleyin! Biz de bekliyoruz."
"Bekleyin! Biz de bekliyoruz."
"Ve gözleyip durun; gerçekten biz de gözleyip duruyoruz."
"Siz gözetleyin, biz de her halde gözetleyiciyiz".
Bekleyin, biz de bekleyeceğiz.
(100-123) Bunlar memleketlerin / kuraaların sana anlattığımız haberleridir, b azısı ayakta, bazısı biçildi / hasat edildi , o nlara zulmetmedik velakin kendilerine zulmettiler, Rabbinin emri geldiğinde Allah ’ın dışında çağırdıkları ilahları bi r şey yapamadılar / onlara fayda vermediler, ziyanları / tetbibleri dışında bir şeylerini artırmadı, Rabbin memleketleri böyle tutup yakalar yakaladığında o memleketler zalimdirler, muhakkak ki O'nun tutup yakalaması acıtıcı dır, şiddetlidir, ahiret azabından korkan biri için bunda kesinlikle gösterge / ayet vardır, işte bu, insanlar için bir araya gelme günüdür, ve şahit olma günüdür. O, sayılı süre hiç ertelenmez / tehir edilmez , o gün geldiğinde , O ’nun izni dışında kimse konuşamaz / kelam edemez, onlarda birileri isyancıdır / eşkıyadır / şâkidir, birileri de mesuttur / saidtir, İsyancılar ateş içindeler ve orada iniltileri ve derin derin solumaları vardır, semalar ve arz devam ettiği sürece Rabbinin istedikleri hariç orada kalıcıdırlar, Rabbin, neyi dilerse / neyi murat ederse onu yapandır. Mesud olanlar ise cennettedirler, semalar ve arz devam ettiği sürece, R abbinin istedikleri hariç orada kalıcıdırlar , kesintisiz bir armağandır. Onların ibadet ettiklerinden dolayı kafa karışıklığı içinde olma / tereddüt içinde / mirye içinde olma, onlar babalarının taptıkları dışında başka bir şeye tapmıyorlar, nasipleri olanı, kısmadan / eksiltmeden onlara da vereceğiz / vefa edeceğiz. Kesin olan şu ki, Musa’ya kitabı verdik, zıtlaşmaya / ihtilafa düştüler, şayet Rabbinin önceden kesinleşmiş kelimesi olmasa aralarında ki hüküm gerçekleşirdi, muhakkak ki onlar ondan şüphe ve tereddüt içindeler. Muhakkak ki Rabbin her birisine yaptıklarını / amellerini tam olarak ödeyecektir / vefa edecektir , muhakkak ki O yaptıklarından haberdardır. Emredildiğin gibi sen ve beraberinde tövbe edenler doğru olun / istikamet üzere olun, taşkınlık etmeyin, muhakkak ki O, yaptıklarınızı görendir, zalimlere eğilim göstermeyin, size ateş dokunur, sizin için Allah dışında bir dost yoktur sonra yardım da göremezsiniz, gündüzün her iki tarafında gecenin sabaha yakın kısımlarımda kalkıp namaz kılın, kesinlikle güzellikler kötülükleri giderir, bu hatırlay ıp ananlara bir hatırlatmadır , sabret, muhakkak ki Allah , güzellik yapanların ecrini zayi etmez / zaiyata uğratmaz. Sizden önceki kuşakların / nesillerin geriye kalan ulular, arzda fesadı yasak etselerdi ya onlardan kurtardığımız azınlıkta ki birileri hariç bundan men eden olmadı , zalimlere ve içinde bulundukları refaha uydular / tabi oldular ve suçlu oldular, Rabbin halkı ıslahatçı iken zulmederek onları helak edecek değildir, şayet Rabbin dilese insanları tek bir toplum / tek bir ümmet yapardı, Rabbinin esirgedikleri / merhamet ettikleri hariç karşıtlaşmaya / muhalefete devam ediyorlar, onları da bu yüzden yarattı. Rabbinin kelimesi tamamlandı, cehennemi cinlerin ve insanların tamamıyla dolduracağız. Resullerin haberlerinden gönlünü sabitleyecek her ne varsa sana hepsini anlattık, b u konuda sana hakikat ve müminlere öğüt / vaaz ve hatırlatma geldi , iman etmeyenlere deki, imkanlarınızca yapın bizde yapıyoruz, bekleyip gözleyin bizlerde bekleyip gözlüyoruz. Semaların ve arzın bilinemeyenleri / gaybı Allah ’ındır, emirlerin hepsi ona geri döner, O'na ibadet edin O’nu vekil tayin edin, Ra bbin yaptıklarınızı dikkatinden kaçırmaz / gafil değildir.
Bekleyin! Şüphesiz biz de bekleyicileriz.
"Bekleyin, biz de bekliyoruz!"
Bekleyin, biz de bekliyoruz dipnot 1 !"
Bir de neler olacağını gözleyin, biz de gözlüyoruz."
Bekleyin, biz de bekliyoruz.
Bekleyin, biz de bekliyoruz.
"Bekleyin, biz de bekliyoruz!"
"And await the justice prepared above in heaven's realm; we will await it also. "
and ‘Wait: we too are waiting.’
"And wait ye! We too shall wait."
And do wait for the end of things; we too are waiting.
And wait. We too are waiting.’
And you wait! We (too) are waiting."
And wait! We too are waiting. ’
`And you may await (our end), we (too) are awaiting (yours). '
And watch and wait; we are also watching and waiting. '
Then add: "Then let us wait and see what will happen. "
And wait ye, verily, we are waiting too!'
"Wait, for we are also waiting."
And wait the issue; for we certainly wait it also.
Say to those who believe not, "Act according to your power, verily, we are acting too!
And wait; surely we are (also) waiting. "
And wait! Lo! We (too) are waiting.
And wait (for what is to come), we are also waiting (to see). "
and wait [for what is coming]: behold, we too are waiting!"
And wait! Surely we ˹too˺ are waiting."
"And wait, for we are also waiting. "
"Then wait; we too will wait."
And wait, indeed, we are waiting. "
“And wait — we are waiting.”
And tell them, "And wait for what is coming. Behold, we are also waiting."
"And you wait! We will also wait. "
And wait. We too are waiting."
"And wait, for we are also waiting."