Hûd suresi

Hûd suresi, 38. ayet

Hûd suresi, 38. ayet. وَيَصْنَعُ ٱلْفُلْكَ وَكُلَّمَا مَرَّ عَلَيْهِ مَلَأٌ مِّن قَوْمِهِۦ سَخِرُوا۟ مِنْهُ قَالَ إِن تَسْخَرُوا۟ مِنَّا فَإِنَّا نَسْخَرُ مِنكُمْ كَمَا تَسْخَرُونَ

veyaṣne`u-lfülke veküllemâ merra `aleyhi meleüm min ḳavmihî seḫirû minh. ḳâle in tesḫarû minnâ feinnâ nesḫaru minküm kemâ tesḫarûn.

Diyanet İşleri

(Nuh) gemiyi yapıyordu. Kavminden ileri gelenler her ne zaman yanına uğrasalar, onunla alay ediyorlardı. Dedi ki: "Bizimle alay ediyorsanız, sizin bizimle alay ettiğiniz gibi biz de sizinle alay edeceğiz."

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Hûd 35–41 · surenin 38. ayeti / 123
  1. Hûd 35

    (Ey Muhammed!) Yoksa "Onu (Kur'an'ı) kendisi uydurdu" mu diyorlar? De ki: "Eğer onu uydurmuşsam, suçum bana aittir. Ben de sizin işlemekte olduğunuz suçlardan uzağım."

  2. Hûd 36

    Nuh'a vahyolundu ki: "Kavminden daha önce iman etmiş olanlardan başka, artık hiç kimse iman etmeyecek. O halde, onların yapmakta oldukları şeylerden dolayı üzülme."

  3. Hûd 37

    "Gözetimimiz altında ve vahyimize göre gemiyi yap. Zulmedenler hakkında bana bir şey söyleme. Çünkü onlar suda boğulacaklardır."

  4. 38

    (Nuh) gemiyi yapıyordu. Kavminden ileri gelenler her ne zaman yanına uğrasalar, onunla alay ediyorlardı. Dedi ki: "Bizimle alay ediyorsanız, sizin bizimle alay ettiğiniz gibi biz de sizinle alay edeceğiz."

  5. Hûd 39

    Artık, geldiği kimseyi rezil eden azabın kime geleceğini, kimin üzerine sürekli bir azabın ineceğini ileride anlayacaksınız.

  6. Hûd 40

    Nihayet emrimiz gelip, tandır kaynamaya başlayınca (sular coşup taşınca) Nuh'a dedik ki: "Her cins canlıdan (erkekli dişili) birer çift, bir de kendileri hakkında daha önce hüküm verilmiş olanlar dışındaki ailen ile iman edenleri ona yükle." Ama, onunla beraber sadece pek az kimse iman etmişti.

  7. Hûd 41

    (Nuh), "Binin ona. Onun yüzüp gitmesi de durması da Allah'ın adıyladır. Şüphesiz Rabbim çok bağışlayandır, çok merhamet edendir." dedi.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

38. Nûh aleyhisselam da Rabbinin emrine uyarak gemiyi yapmaya koyuldu. “Kavminin ileri gelenleri de onun yanından her geçişlerinde” ne yaptığını görüp “onunla alay ediyorlardı. O da dedi ki:” Şimdi “bizimle alay ederseniz (bilin ki) sizin alay ettiğiniz gibi biz de sizinle alay edeceğiz.”

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Nuh -aleyhisselam-, Rabbinin emrine uyup gemiyi yapmaya başladı. Kavminin büyükleri ve efendileri Nuh -aleyhisselam-'a her uğradıklarında suyun ve nehirlerin olmadığı bir yerde gemiyi inşa ettiği için onunla alay ettiler. Onların alay etmeleri tekrarlanınca Nuh -aleyhisselam- onlara şöyle dedi: Ey İnsanlar! Gemiyi inşa ettiğimiz için siz bugün bizimle alay edin! Muhakkak ki bizler de cahilliğinizin sizi götüreceği boğulma gerçekleşince sizlerle alay edeceğiz.

Kelimeler

19 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَيَصْنَعُ ve yesneu ve yapıyordu kök: صنع
  2. ٱلْفُلْكَ l-fulke gemiyi kök: فلك
  3. وَكُلَّمَا ve kullema ve ne zaman kök: كلل
  4. مَرَّ merra yanından geçse kök: مرر
  5. عَلَيْهِ aleyhi onun
  6. مَلَأٌۭ meleun ileri gelenler kök: ملا
  7. مِّن min -den
  8. قَوْمِهِۦ kavmihi kavmin- kök: قوم
  9. سَخِرُوا۟ sehiru alay ediyorlardı kök: سخر
  10. مِنْهُ ۚ minhu onunla
  11. قَالَ kale dedi ki kök: قول
  12. إِن in eğer
  13. تَسْخَرُوا۟ tesharu alay ederseniz kök: سخر
  14. مِنَّا minna bizimle
  15. فَإِنَّا feinna muhakkak biz de
  16. نَسْخَرُ nesharu alay edeceğiz kök: سخر
  17. مِنكُمْ minkum sizinle
  18. كَمَا kema gibi
  19. تَسْخَرُونَ tesharune sizin alay ettiğiniz kök: سخر

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: صنع (20 geçiş) · Aynı kök: فلك (25 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Nûh

    "Gözetimimiz altında ve vahyimize göre gemiyi yap. Zulmedenler hakkında bana bir şey söyleme. Çünkü onlar suda boğulacaklardır."

  • Aynı kök: صنع (20 geçiş) · Aynı kök: فلك (25 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Nûh

    Bunun üzerine Nuh'a, "Bizim gözetimimiz altında ve vahyimize göre o gemiyi yap" diye vahyettik. "Bizim emrimiz gelip de tandır kaynamaya başlayınca,…

  • Aynı kök: صنع (20 geçiş) · Aynı kök: مرر (35 geçiş)

    Dağları görürsün, onları hareketsiz sanırsın. Halbuki onlar bulutların geçişi gibi hareket ederler. Bunu, her şeyi sağlam ve yerli yerince yapan…

  • Aynı kök: فلك (25 geçiş) · Aynı kök: سخر (42 geçiş)

    Şüphesiz, göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelişinde, insanlara yarar sağlayacak şeylerle denizde seyreden…

  • Aynı kök: فلك (25 geçiş) · Aynı kök: سخر (42 geçiş)

    Allah, gökleri ve yeri yaratan, gökten yağmur indiren ve onunla size rızık olarak türlü meyveler çıkaran, emri gereğince denizde yüzmek üzere…

  • Aynı kök: فلك (25 geçiş) · Aynı kök: سخر (42 geçiş)

    O, taze et yemeniz ve takınacağınız süs eşyası çıkarmanız için denizi sizin hizmetinize verendir. Gemilerin orada suyu yara yara gittiğini görürsün.…

  • Aynı kök: ملا (40 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Nûh

    Kavminin ileri gelenleri, "Biz seni açıkça bir sapıklık içinde görüyoruz" dediler.

  • Aynı kök: ملا (40 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Nûh

    Kavminin inkar eden ileri gelenleri, "Biz, senin ancak bizim gibi bir insan olduğunu görüyoruz. İlk bakışta sana uyanların da ancak en…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

79 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

(Nuh) gemiyi yapıyor, kavminden yöneticiler ise yanına her uğradıklarında onunla alay ediyorlardı. (Nuh onlara) şöyle demişti: "Bizimle alay ediyorsanız, sizin alay edişiniz gibi ileride biz de sizinle alay edeceğiz!"

Mustafa İslamoğlu

Derken o, gemiyi inşa etmeye koyuldu. Şimdi, toplumunun önde gelenleri ne zaman ona rastlasalar, onunla alay ederlerdi. O derdi ki: "Siz bizimle alay ediyorsanız, hiç kuşkunuz olmasın ki, (zaman gelecek) tıpkı sizin gibi, biz de sizinle alay edeceğiz.

Muhammed Esed

Ve böylece (Nuh) gemiyi yapmaya başladı; (o bu işle uğraşırken) kavminin ileri gelenleri her ne zaman yanından geçseler onunla alay eder eğlenirlerdi; o da onlara: "Siz bizimle alay ediyorsanız, bilin ki, sizin alay ettiğiniz gibi biz de (yaklaşan azaptan yana bilgisizliğinizden ötürü) sizinle alay ediyoruz" derdi.

Ahmed Hulusi

Gemiyi yapıyor(du). . . Halkının ileri gelenleri Ona her uğradıklarında, alay ediyorlardı. . . (Nuh) dedi ki: "Eğer bizimle alay ederseniz, sizin alay ettiğiniz gibi (gün gelir) biz de sizinle alay ederiz. "

Ali Bulaç

Gemiyi yapıyordu. Kavminin ileri gelenleri kendisine her uğradığında O'nunla alay ediyordu. O: "Eğer bizimle alay ederseniz, alay ettiğiniz gibi biz de sizlerle alay edeceğiz" dedi.

Ali Özek ve heyeti

Nuh gemiyi yapıyor, kavminden ileri gelenler ise, yanına her uğradıkça onunla alay ediyorlardı. Dedi ki: «Eğer bizimle alay ediyorsanız, iyi bilin ki siz nasıl alay ediyorsanız, biz de sizinle alay edeceğiz!

Ali Rıza Safa

Ve gemiyi yapmaya başladı. Toplumunun ileri gelenleri, yanından geçtikleri zaman, Onunla alay ediyorlardı. Dedi ki: "Bizimle alay ediyorsanız; bizimle alay ettiğiniz gibi, biz de kesinlikle sizinle alay edeceğiz!"

Bayraktar Bayraklı

Nuh gemiyi yaparken, kavminin ileri gelenleri yanından her geçtiklerinde onunla alay ediyorlardı. O da,"Bizimle alay ediyorsunuz ama, biz de sizin alay ettiğiniz gibi sizinle alay edeceğiz." dedi.

Edip Yüksel

Gemiyi yapıyorken, halkının ileri gelenleri her yanından geçişte onunla aşağılıyorlardı. Dedi ki: "Bizi aşağılıyorsanız, sizin bizi aşağıladığınız gibi biz de aşağılıyoruz."

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Gemiyi yapıyorken, halkının ileri gelenleri her yanından geçişte onunla alay ediyorlardı. Dedi ki: 'Bizimle alay ediyorsanız, sizin bizimle alay ettiğiniz gibi biz de sizinle alay ediyoruz.'

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

O, gemiyi yapıyordu ve kavminden herhangi bir güruh da yanından geçtikçe onunla eğleniyorlardı. Nuh: "Eğer bizimle eğleniyorsanız, biz de sizin eğlendiğiniz gibi eğleneceğiz sizinle!

Elmalılı Hamdi Yazır

Gemiyi yapıyordu, kavminden her hangi bir güruh de yanından geçtikçe onunla eğleniyorlar, dedi: bizimle eğleniyorsanız, biz de sizi sizin eğlendiğiniz gibi eğleneceğiz

Erhan Aktaş

Gemiyi yapıyordu. Halkının meleleri, onun yanından ne zaman geçseler, onunla alay ediyorlardı. Dedi ki: "Alay edin bakalım! Görürsünüz, sizin bizimle alay ettiğiniz gibi biz de sizinle alay edeceğiz."

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Gemiyi yapıyordu. Halkının meleleri dipnot 1 , onun yanından ne zaman geçseler, onunla alay ediyorlardı. Dedi ki: "Alay edin bakalım! Görürsünüz, sizin bizimle alay ettiğiniz gibi biz de sizinle alay edeceğiz."

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Halkın ileri gelenleri, imtiyaz sahibi seçkinleri. Din adamları/ruhban sınıfı.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Gemiyi yapıyordu. Halkının ileri gelenleri, onun yanından ne zaman geçseler, onunla alay ediyorlardı. Dedi ki: "Alay edin bakalım! Görürsünüz, sizin bizimle alay ettiğiniz gibi biz de sizinle alay edeceğiz."

Gültekin Onan

Gemiyi yapıyordu. Kavminin ileri gelenleri kendisine her uğradığında O'nunla alay ediyordu. O: "Eğer bizimle alay ederseniz, alay ettiğiniz gibi biz de sizlerle alay edeceğiz" dedi.

Hasan Basri Çantay

(Nuh) gemiyi yapıyordu. Kavminden her hangi bir güruh yanından geçdikçe onunla eğleniyorlardı. Dedi ki: "Eğer bizimle eğlenirseniz biz de sizinle, bu eğlendiğiniz gibi, eğleneceğiz".

İbni Kesir

Gemiyi yapmaya başladı. Kavminin ileri gelenleri yanına uğradıkça onunla eğlenirlerdi. O da dedi ki: Bizimle alay ediyorsunuz ama, sizin alay ettiğiniz gibi biz de sizinle alay edeceğiz.

Mehmet Alagaş

(25-49) Kesin olan şu ki , biz Nuh’u kavmine gönderdik, kesinlikle ben Allah ’tan başkasına ibadet etmemeniz konusunda size apaçık bir uyarıcıyım, muhakkak ki sizin için acı veren günün azabından korkuyorum. Kavminin kafirlerinin seçkinleri dediler ki , seni benzerimiz bir beşerden başka bir i olarak görmüyoruz ve basit görüşlü, en aşağılarımızdan gözükenlerden başka birilerinin de sana uyduğunu da görmüyoruz , sizin, bizden fazlaca bir artılarınızın olduğunu da görmüyoruz, bilakis sizin yalancı olduğunuzu sanıyoruz / zannediyoruz. Dedi ki Ey Kavmim; peki sizler şunu da gördünüz mü? eğer ben Rabbimden bir delil üzereysem / burhan üzereysem ve onun yanından da bana bir rahmet verilmişse , bu da sizden gizli tutulmuşsa, siz onu hor görürken / kerih görürken bize lazım mı ki onu size kabul ettirelim. (Siz bize lazım değilsiniz biz size lazımız) ve ey kavmim! sizden bir mal sual etmiyorum. Benim ücretim sadece Allaha aittir, iman edenleri kovacak değilim, m uhakkak ki onlar Rablerine kavuşacaklar ve fakat ben de sizi cahil bir kavim olarak görüyorum, ey kavmim! eğer ki kovarsam Allaha karşı bana kim yardım edebilir ki? O halde hiç düşünmez misiniz? Size Allah’ın hazineleri benim yanımda demiyorum, gaybı da bilemem, ben bi r meleğim de demiyorum, gözlerinizde zelil gördüklerinize Allah, asla hayır vermez de demiyorum , onların kendilerinde ne olduğunu en iyi Allah bilir , kesinlikle ben o vakit zalimlerden olurum. Dedi ki Ey Nuh, bizimle mücadele ettin / cedelleştin, cedelleşmeyi de çoğalttın, vaa t ettiğini, eğer sözüne bağlı isen, bize getir, eğer Allah, isterse onu size getirir, onu siz aciz bırakamazsınız dedi , eğer ki Allah azgınlaşmanızı murad ediyorsa, benim size nasihat murad edipte nasihat vermemin , size bir faydası olmaz , Rabbiniz O dur ve O na ger döneceksiniz. Ayrıca, onu iftara etti mi diyorlar? Deki eğer onu ben uydurmuşsam suçu banadır, işlediğiniz suçlardan ben uzağım / beriyim. Nuh’a vahyedildi ki, kavminden sana iman edenler dışında artık sana iman eden kesinlikle olmayacak. Onların yaptıkları nedeniyle tasalanma / beise düşme, v ahyimizle gözümüzün önünde gemiyi üret / imal et , zalimler hakkında da bizle muhatap olma, muhakkak onlar boğulacaklar . Gemiyi yapıyordu kavminin seçkinleri onun yanından her geçişlerinde onunla alay ediyorlardı, eğer bizimle alay ederseniz biz de sizinle, sizin alay ettiğiniz gibi alay edeceğiz, İlerde, rezil edici azabın, daimî azabın kime geleceğini bileceksiniz. Hatta emrimiz geldiğinde, tandır kaynadığında her bir tür çiftten ikişerli ona taşı dedik, üzerinde sözümüz kayıtlı olanlar ve iman edenler hariç helak ettik, onunla beraber az miktar dışında inanan da olmadı , demir atıp durduğunda ve giderken de / mecra ederken de Allah ’ın ismiyle ona binin, Rabbim muhakkak bağışlayan ve rahimdir dedi, O, onlarla dağlar gibi dalgalar içinde akıyordu Nuh ayrı kenarda bir yerde olan oğluna seslendi ve ey oğlum bizimle beraber bin kafirlerle beraber olma dedi , beni sudan koruyacak bir dağa sığınırım dedi , bugün rahmet ettiği hariç, Allah'ın emrinden korunma yok dedi ve dalga her ikisinin arasını ayırdı ve boğulanlardan oldu. Yere / arza suyunu emerek yut denildi, zalim kavme de uzak olsunlar denildi. Nuh Rabbine seslendi, oğlum ailemdendi ehlimdendir , senin verdiğin söz gerçektir, sen hakimlerin de en hakimisin dedi, ey Nuh muhakkak o senin ailenden değildi, kesinlikle onun salih olmayan ameli vardı, benden sende bilgisi / ilmi olmayan şeyi sual etme / isteme, kesinlikle ben sana cahillerden olmamanı öğüt veririm / vaaz ederim dedi. Rabbim, ilmi bende olmayan şeyi sana sual etmekten sana sığınırım, eğer ki beni bağışlamaz ve de esirgemezsen hasara uğrarım / hüsran olurum dedi. Ey Nuh bizden sana ve seninle beraber olan ümmetler için bir esenlik ve bereket ile in denildi. O ümmetleri geçindireceğiz sonra da onlara acıtıcı / elim bir azap onlara dokunacak / temas edecek. Bunlar gaybın haberleridir onu sana vahyediyoruz. Sen ve de kavmin bundan önce leri bunu biliyor değildin, sabret, sonuç / akıbet sakınanların / muttakilerindir.

Rowwad Tercüme Merkezi

(Nûh) gemiyi yapıyordu. Kavminden ileri gelenler her ne zaman yanına uğrasalar, onunla alay ediyorlardı. Dedi ki: ''Bizimle alay ediyorsanız, sizin bizimle alay ettiğiniz gibi biz de sizinle alay edeceğiz.''

Süleyman Ateş

Nuh gemiyi yapıyor, kavminden ileri gelenler yanından geçtikçe onunla alay ediyorlardı. "Siz bizimle alay ederseniz, sizin alay ettiğiniz gibi biz de sizinle alay edeceğiz?" dedi.

Süleymaniye Vakfı

Nuh gemiyi inşa ediyor; halkının ileri gelenleri ise yanından her geçtiklerinde onunla alay ediyordu. O da şöyle diyordu: "Şimdi siz bizimle alay ediyorsunuz, biz de sizinle zamanı geldiğinde tıpkı sizin alay ettiğiniz gibi alay edeceğiz dipnot 1 .

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Nuh gemiyi yapıyordu. Halkının ileri gelenleri oradan her geçtiklerinde Nuh ile eğleniyorlardı. O da şöyle diyordu: "Siz bizimle eğleniyorsanız, biz de sizinle eğleneceğiz. Tıpkı sizin eğlendiğiniz gibi.

Şaban Britch

Nuh gemiyi yapar. Halkının önde gelenleri ona her uğrayışlarında, onunla alay ederler. O: "Bizimle alay edin bakalım, biz de alay ettiğiniz gibi sizinle alay edeceğiz" der.

Şaban Piriş

Nuh gemiyi yapar. Halkının önde gelenleri ona her uğrayışlarında, onunla alay ederler. O: -Bizimle alay edin bakalım, biz de, alay ettiğiniz gibi sizinle alay edeceğiz, der.

Yaşar Nuri Öztürk

Gemiyi yapıyordu. Toplumundan herhangi bir grup yanından geçtikçe onunla alay ediyorlardı. Dedi ki Nuh "Bizimle alay ediyorsanız, biz de sizinle alay edeceğiz. Tıpkı sizin eğlendiğiniz gibi."

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

As he was building the Ark he was laughed at, as often as some of those in whose hearts reigned vices and follies went by, they laughed him to scorn. But he said to them: "If you consider us now the laughing-stock, soon enough shall you be the object of laughter and our mouth shall be filled with laughter as yours was.

Abdul Haleem

So he began to build the Ark, and whenever leaders of his people passed by, they laughed at him. He said, ‘You may scorn us now, but we will come to scorn you:

Abdullah Yusuf Ali

Forthwith he (starts) constructing the Ark: Every time that the chiefs of his people passed by him, they threw ridicule on him. He said: "If ye ridicule us now, we (in our turn) can look down on you with ridicule likewise!

Abul A'la Maududi

As Noah was building the Ark, whenever the leading men of his nation passed by him, they would scoff at him. He said: 'If you scoff at us, we too scoff at you in like manner.

Aisha Bewley

He began to build the Ark and every time some nobles of his people passed him by, they ridiculed him. He said, ‘Though you ridicule us now, we will certainly ridicule you as you do us.

Al-Hilali & Khan

And as he was constructing the ship, whenever the chiefs of his people passed by him, they mocked at him. He said: "If you mock at us, so do we mock at you likewise for your mocking.

Ali Quli Qarai

As he was building the ark, whenever the elders of his people passed by him, they would ridicule him. He said, ‘If you ridicule us [today], we shall ridicule you [tomorrow] just as you ridicule us [now].

Amatul Rahman Omar

And he set himself to making the Ark and every time the chiefs of his people passed by him they looked down upon him, (thereupon) he said, `Surely, we (in our turn) will look down on you just as you look down (on us now).

Arthur John Arberry

So he was making the Ark; and whenever a council of his people passed by him they scoffed at him, He said, 'If you scoff at us, we shall surely scoff at you, as you scoff

Bijan Moeinian

Then Noah started to build the arc. Every time that the chieftain of his people would pass by, they would make fun of him. His reply was: "Go on, continue laughing. We are also making fun of you (for your ignorance) the same way that you are making fun of us."

E. Henry Palmer

So he made the ark, and every time the chiefs of his people passed by him they jested at him. Said he, 'If ye jest at us, verily, we shall jest at you even as ye are jesting, and ye shall surely know.

Edip-Layth

As he was constructing the Ship, every time any cluster from his people passed by, they mocked him. He said, "If you mock us, then we also mock you as you mock."

George Sale

And he built the ark; and so often as a company of his people passed by him, they derided him: But he said, though ye scoff at us now, we will scoff at you hereafter, as ye scoff at us;

Hamid S. Aziz

And make the Ark under Our eyes (supervision, purposes), and at Our inspiration (instructions); and plead not with Me for those who have done wrong. Verily, they shall be drowned."

Mahmoud Ghali

And he was working out (i. e., making) the Ship (s) (Arabic fulk "ship" can mean singular or plural) and whenever (some) chiefs of his people passed by him, they scoffed at him. He said, "In case you scoff at us, surely we will scoff at you, as you scoff.

Marmaduke Pickthall

And he was building the ship, and every time that chieftains of his people passed him, they made mock of him. He said: Though ye make mock of Us, yet We mock at you even as ye mock;

Mohamed Ahmed - Samira

So he built the ark; and when groups of his people passed by him, they scoffed at him. He said to them: "Though you laugh at us (now), we shall laugh at you, as you are laughing at us.

Muhammad Asad

And [so Noah] set himself to building the ark; and every time the great ones of his people passed by him, they scoffed at him. [Thereupon] he said: "If you are scoffing at us-behold, we are scoffing at you [and your ignorance], just as you are scoffing at us.

Mustafa Khattab

So he began to build the Ark, and whenever some of the chiefs of his people passed by, they mocked him. He said, "If you laugh at us, we will ˹soon˺ laugh at you similarly.

Progressive Muslims

And as he was constructing the Ship, every time any cluster from his people passed by, they mocked him. He said: "If you mock us, then we also mock you as you mock."

Rashad Khalifa

While he was building the ark, whenever some of his people passed by him they laughed at him. He said, "You may be laughing at us, but we are laughing at you, just as you are laughing.

Sahih International

And he constructed the ship, and whenever an assembly of the eminent of his people passed by him, they ridiculed him. He said, "If you ridicule us, then we will ridicule you just as you ridicule.

Sam Gerrans

And he made the ship. And every time eminent ones among his people passed by him they derided him. He said: “If you deride us, yet will we deride you just as you deride,

Shabbir Ahmed

As he was building the ship, and every time the chiefs of his nation passed by him, they mocked at him. Thereupon he said, "If you are mocking us, behold, we are mocking (at your ignorance) just as you are mocking us."

Syed Vickar Ahamed

Right away he (Nuh) started building the Ark: Every time that the Chiefs of his people passed by him, they mocked him. He said: "If you ridicule us now, we can (also) look down on you with similar ridicule!

Taqi Usmani

He started making the Ark. Whenever the leaders of his people passed by him, they mocked at him. He said, "If you mock at us, we mock at you like you mock at us:

The Monotheist Group

And as he was constructing the ship, every time any cluster from his people passed by, they mocked him. He said: "If you mock us, then we also mock you as you mock."

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Hûd suresi, 38. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Hûd suresi, 38. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Hûd suresi, 38. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩