Diyanet İşleri
Yemin ederim şafağa,
İnşikâk suresi
İnşikâk suresi, 16. ayet. فَلَآ أُقْسِمُ بِٱلشَّفَقِ
felâ uḳsimü bişşefeḳ.
Yemin ederim şafağa,
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Yemin: halden hale geçiş ve iman etmeyenler İnşikâk 16–25 3
Çünkü o, (dünyada iken) ailesi içinde sevinçli idi.
Çünkü o hiçbir zaman Rabbine dönmeyeceğini sanırdı.
Hayır! Sandığı gibi değil! Şüphesiz Rabbi onu görüyordu.
Yemin ederim şafağa,
Geceye ve içinde topladıklarına,
Dolunay halindeki aya ki,
Şüphesiz siz halden hale geçeceksiniz.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 16–19. ayetler için yazılmıştır.
16-17. Yüce Allah, burada gecenin alametlerine yemin etmektedir. Önce gecenin başlangıcı olup güneşten geriye kalan aydınlıkla karışık olan alaca karanlığa yemin etmekte, sonra da “geceye ve onun içinde barındırdıklarına” yani örttüğü canlılara ve diğerlerine;
18. “Dolunay olduğu zaman” on dördüne ulaşmak sureti ile ışığı dopdolu olduğu zaman -ki bu şekli en güzel ve en yararlı olduğu halidir- “aya ki;”
19. Hakkında yemin edilen hususa gelince: “Sizler” Ey insanlar! “halden hale geçeceksiniz.” Yani pek çeşitli aşamalardan, birbirinden farklı hallerden geçeceksiniz.
Nutfeden, bir kan damlasına, ondan bir çiğnemlik ete, oradan da ruhun üfürülmesi aşamasına geçeceksiniz. Bundan sonra bu haldeki cenin, önce bir bebek olarak dünyaya gelir, sonra çocuk olur, sonra temyiz çağına gelir. Sonra mükellef olur, emir ve yasağa muhatap olur. Sonra da ölür. Arkasından diriltilir, amellerinin karşılığı verilir.
İşte kulun geçtiği ve geçeceği bu birbirinden farklı aşamalar, yegane mabudun sadece ve sadece Allah olduğunu, O’nun bir tek olduğunu, hikmet ve rahmeti ile kullarının işlerini çekip çevirdiğini, kulun ise fakir, âciz ve muhtaç olduğunu, aziz ve rahim Allah’ın tedbir ve idaresi altında olduğunu göstermektedir. Ama buna rağmen insanların pek çoğu iman etmemektedir:
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Yüce Allah, Güneş battıktan sonra ufukta oluşan kızıllığa yemin etmiştir.
Aynı kök: شفق (11 geçiş)
Kitap ortaya konur. Suçluları, kitabın içindekilerden korkuya kapılmış görürsün. "Eyvah bize! Bu nasıl bir kitaptır ki küçük, büyük hiçbir şey…
Aynı kök: شفق (11 geçiş)
Allah, onların önlerindekini de arkalarındakini de (yaptıklarını da yapacaklarını da) bilir. Onlar, O'nun razı olduğu kimselerden başkasına şefaat…
Aynı kök: شفق (11 geçiş)
Onlar, görmedikleri halde Rablerinden içten içe korkarlar. Onlar kıyamet gününden de korkarlar.
Aynı kök: قسم (33 geçiş)
Miras taksiminde (kendilerine pay düşmeyen) akrabalar, yetimler ve fakirler hazır bulunurlarsa, onlara da maldan bir şeyler verin ve onlara…
Aynı kök: قسم (33 geçiş)
Ölmüş hayvan, kan, domuz eti, Allah'tan başkası adına boğazlanan, (henüz canı çıkmamış iken) kestikleriniz hariç; boğulmuş, darbe sonucu ölmüş,…
Aynı kök: قسم (33 geçiş)
(O zaman) iman edenler derler ki: "Sizinle beraber olduklarına dair var güçleriyle Allah'a yemin edenler şunlar mı?" Bunların çabaları boşa…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Hayır! Yemin ederim: Akşamın alaca karanlığına,
Ötesi yok! İşte şafak vaktini Ben şahit tutuyorum!
Yok yok! Hayır! Akşamın (geçip giden) alacakaranlığını tanıklığa çağırırım.
Şafağa kasem ederim,
Yoo, şafak vaktine yemin ederim,
Hayır! Şafağa, yemin ederim ki,
Yoo! Yemin olsun; akşamın alaca karanlığına!
- Hayır! Şafağa, geceye ve onun topladığı şeylere, dolunay şeklini alan Ay'a yemin ederim ki siz halden hale geçersiniz.
Ant olsun akşamın kızıllığına,
Andolsun akşamın kızıllığına,
Şimdi yemin ederim, o şafağa,
İmdi kasem ederim o şefaka
Şafak vaktine yemin ederim;
Şafak vaktine yemin ederim;
Şafak vaktine yemin ederim;
Yoo, şafak vaktine yemin ederim,
Demek (hakıykat onun zannetdiği gibi değildir). Andederim o şafaka.
And ederim o şafağa;
(7-25) Kimin kitabı sağından verilirse, onun hesabı kolay bir hesap olacaktır, yakın çevresine sevinçli dönecektir, kimin kitabı da sırtının arkasından verilirse yok olmayı çağıracaktır / dua edecektir, aleve atılır, o, yakın çevresindeyken sevinçli idi, Rabbine dönmeyeceğini sanıyordu, bilakis Rabbi de onu görüyordu. Şafağa yemin olsun, geceye ve topladıklarına yemin olsun, toparlak olduğunda aya yemin olsun ki kesinlikle siz tabakadan tabakaya bineceksiniz, onlara ne oluyor ki iman etmiyorlar? Onlara Kur’an okunduğunda secde etmiyorlar, bilakis onlar yok sayıyorlar ve yalanlıyorlar, Allah neyi içlerinde sakladıklarını biliyor , onlara acıtıcı bir azabı müjdele , İman edenler e ve salih amel işleyenlere, onlara da tükenmez (gayrı memnun) bir karşılık / ödül müjdele.
Yemin olsun şafak vaktine.
Yoo, and içerim; akşamın alaca karanlığına,
Hayır (onun zannettiği gibi değil)! Akşamın alaca karanlığına yemin ederim, dipnot 1
Hayır, siz de hesaba katmalısınız. Yemin ederim akşamın alaca karanlığına,
Andolsun şafağa.
Andolsun şafağa.
İş, sandıkları gibi değil! Yemin ederim akşamın kızıllığına,
I swear by the glow of light and display of colour in the sky at the close of the day when the sun sets,
I swear by the glow of sunset,
So I do call to witness the ruddy glow of Sunset;
Nay; I swear by the twilight;
No, I swear by the evening glow,
So I swear by the afterglow of sunset;
So I swear by the evening glow,
Behold! I call to witness the twilight of sunset,
No! I swear by the twilight
I (God) swear by the impressive red color of the dusk.
I need not swear by the evening glow,
So, I swear by the redness of dusk.
Wherefore I swear by the redness of the sky after sun-set,
So I do call as witness the glow of sunset,
Yet no! I swear by the twilight,
Oh, I swear by the afterglow of sunset,
So indeed I call to witness the evening twilight,
BUT NAY! I call to witness the sunset's [fleeting] afterglow,
So, I do swear by the twilight!
So, I swear by the redness of dusk.
I solemnly swear by the rosy dusk.
So I swear by the twilight glow
Then do I swear by the twilight glow!
Oh, I call to witness the Rosy Afterglow of sunset.
So, I swear by the deep (red) glow of sunset;
So, I swear by the twilight (after sunset),
SoI do swear by the redness of dusk.