Enbiyâ suresi

Enbiyâ suresi, 49. ayet

Enbiyâ suresi, 49. ayet. ٱلَّذِينَ يَخْشَوْنَ رَبَّهُم بِٱلْغَيْبِ وَهُم مِّنَ ٱلسَّاعَةِ مُشْفِقُونَ

elleẕîne yaḫşevne rabbehüm bilgaybi vehüm mine-ssâ`ati müşfiḳûn.

Diyanet İşleri

Onlar, görmedikleri halde Rablerinden içten içe korkarlar. Onlar kıyamet gününden de korkarlar.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Enbiyâ 46–52 · surenin 49. ayeti / 112
  1. Enbiyâ 46

    Andolsun, onlara Rabbinin azabından hafif bir esinti dokunsa, muhakkak "Eyvah bize! Gerçekten biz zalim kimselerdik" diyeceklerdir.

  2. Enbiyâ 47

    Kıyamet günü için adalet terazileri kuracağız. Öyle ki hiçbir kimseye zerre kadar zulmedilmeyecek. (Yapılan iş) bir hardal tanesi ağırlığınca da olsa, onu getirip ortaya koyacağız. Hesap görücü olarak biz yeteriz.

  3. Enbiyâ 48

    Andolsun, biz Musa ile Harun'a, Allah'a karşı gelmekten sakınanlar için o Furkan'ı (Tevrat'ı) bir ışık ve öğüt olarak verdik.

  4. 49

    Onlar, görmedikleri halde Rablerinden içten içe korkarlar. Onlar kıyamet gününden de korkarlar.

  5. Enbiyâ 50

    İşte bu (Kur'an) da bizim indirdiğimiz mübarek bir öğüttür. Şimdi siz bunu mu inkar ediyorsunuz?

  6. Enbiyâ 51

    Andolsun, daha önce de İbrahim'e doğruyu yanlıştan ayırma yeteneğini verdik. Biz zaten onu biliyorduk.

  7. Enbiyâ 52

    Hani o, babasına ve kavmine, "Ne bu tapınıp durduğunuz heykeller?" demişti.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

49. Yüce Allah daha sonra takvâ sahiplerinin özelliklerini açıklayarak şöyle buyurmaktadır: “Rablerinden gıyaben korkarlar.” İnsanların kendilerini görmediği yerde, herkesin gözünden uzak oldukları halde bile O’ndan korkarlar. İnsanların kendilerini gördükleri hallerde korkmaları ise öncelikle söz konusudur. Bu sebeple haram kıldığı şeylerden her zaman uzak dururlar ve emirlerini daima yerine getirirler. “Ve onlar Kıyametten dolayı da korku içindedirler.” Rablerini tam anlamı ile bildiklerinden dolayı ondan korkar, çekinirler. Böylelikle hem ihsan makamını hem de Allah’tan korkma makamını bir arada elde etmiş olurlar. Buradaki atıf (“ve” bağlacı) aynı şey ve aynı niteliğe sahip varlık hakkında varid olan birbirinden farklı sıfatları, birbirine atfetmek kabilindendir.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Onlar, Rablerini görmemiş olmalarına rağmen O'na iman edip cezalandırmasından korkan kimselerdir. Ve kıyametten de oldukça çekinirler.

Kelimeler

8 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. ٱلَّذِينَ ellezine onlar
  2. يَخْشَوْنَ yehşevne korkarlar kök: خشي
  3. رَبَّهُم rabbehum Rablerinden kök: ربب
  4. بِٱلْغَيْبِ bil-gaybi görmeden kök: غيب
  5. وَهُم ve hum ve onlar
  6. مِّنَ mine -nden
  7. ٱلسَّاعَةِ s-saati (Duruşma) saati- kök: سوع
  8. مُشْفِقُونَ muşfikune titrerler kök: شفق

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: شفق (11 geçiş) · Aynı kök: خشي (48 geçiş)

    Allah, onların önlerindekini de arkalarındakini de (yaptıklarını da yapacaklarını da) bilir. Onlar, O'nun razı olduğu kimselerden başkasına şefaat…

  • Aynı kök: شفق (11 geçiş) · Aynı kök: خشي (48 geçiş)

    Rablerinin azametinden korkup titreyenler,

  • Aynı kök: شفق (11 geçiş) · Aynı kök: سوع (49 geçiş)

    Kıyamete inanmayanlar, onun çabuk kopmasını isterler. İnananlar ise, ondan korkarlar ve onun gerçek olduğunu bilirler. İyi bilin ki, Kıyamet günü…

  • Aynı kök: خشي (48 geçiş) · Aynı kök: غيب (60 geçiş)

    Hiçbir günahkar başka bir günahkarın yükünü yüklenmez. Günah yükü ağır olan kimse, (bir başkasını), günahını yüklenmeye çağırırsa, ondan hiçbir şey…

  • Aynı kök: خشي (48 geçiş) · Aynı kök: غيب (60 geçiş)

    Sen ancak Zikr'e (Kur'an'a) uyanı ve görmediği halde Rahman'dan korkan kimseyi uyarırsın. İşte onu bir bağışlanma ve güzel bir mükafatla müjdele.

  • Aynı kök: خشي (48 geçiş) · Aynı kök: غيب (60 geçiş)

    (32-33) (Onlara şöyle denir:) "İşte bu, size (dünyada) vaad edilmekte olan şeydir. O, her tövbe eden, O'nun emrini gözeten için, görmediği halde sırf…

  • Aynı kök: سوع (49 geçiş) · Aynı kök: غيب (60 geçiş)

    Göklerin ve yerin gaybı Allah'a aittir. Kıyamet'in kopması, bir göz kırpması gibi veya daha az bir zamandır. Şüphesiz Allah, her şeye hakkıyla gücü…

  • Aynı kök: سوع (49 geçiş) · Aynı kök: غيب (60 geçiş)

    İnkar edenler, "Kıyamet bize gelmeyecektir" dediler. De ki: "Hayır, öyle değil, gaybı bilen Rabbime andolsun ki, Kıyamet size mutlaka gelecektir. Ne…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

79 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Onlar takvâ (duyarlılık) sahipleri, gaybdaki (bilinemeyendeki) Rablerine saygı duyarlar; dipnot 1 (dahası) onlar o (Son) Saat'ten de tir tir titreyenlerdir.

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Benzer mesajlar: Fâtır 35:18; Yâsîn 36:11; Kâf 50:33; Mülk 67:12.

Mustafa İslamoğlu

onlar ki, idrak sınırını aşan bir hakikat olsa da Rablerinden korkarlar; yine onlar (görürcesine inandıkları) Son Saat'ten dolayı titrerler.

Muhammed Esed

o (bilinçli, duyarlı) kimseler ki, algı ve tasavvurlarının ötesinde olsa da, Rablerinden korkar ve Son Saat'in kaygısıyla titrerler.

Ahmed Hulusi

Onlar ki gaybları olarak Rablerinden haşyet ederler. . . Onlar o Saat'ten de titrerler.

Ali Bulaç

Onlar, Rablerine karşı gayb ile (O'nu görmedikleri halde) bir haşyet içindedirler ve onlar, kıyamet saatinden 'içleri titremekte olanlardır.'

Ali Özek ve heyeti

(O takvâ sahipleri ki) onlar, görmedikleri halde Rablerine candan saygı gösterirler. Yine onlar, kıyametten korkan kimselerdir.

Ali Rıza Safa

Onlar, görmemelerine karşın, Efendilerine derin saygı duyarlar; evrenlerin sonundan da ürperirler.

Bayraktar Bayraklı

Takva sahipleri, görmedikleri halde Rabblerine bilinçli bir şekilde saygı duyarlar; onlar kıyametten korkan kimselerdir.

Edip Yüksel

Onlar ki kimse kendilerini görmezken bile Efendi'lerini sayarlar ve o anın dehşetini duyarlar.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Onlar ki kimse kendilerini görmezken bile Rab'lerini sayarlar ve Saatin dehşetini duyarlar.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

O takva sahipleri için ki, gıyabında Rablerinden korkarlar ve kıyamet endişesiyle titrer dururlar.

Elmalılı Hamdi Yazır

O müttekıler için ki rablarına gıyabda haşyet beslerler ve o saatten titrer dururlar

Erhan Aktaş

Onlar, Rabb'lerini görmedikleri halde, O'na içten derin bir saygı duyarlar. Ve onlar, kıyamet gününün hesabından endişe ederler.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Onlar, Rabb'lerini görmedikleri halde, O'na içten derin bir saygı duyarlar. Ve onlar, Kıyamet Günü'nün hesabından endişe ederler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Onlar, Rabb'lerini görmedikleri halde, O'na içten derin bir saygı duyarlar. Ve onlar, Kıyamet Günü'nün hesabından endişe ederler.

Gültekin Onan

Onlar rablerine karşı gayb ile (O'nu görmedikleri halde) bir haşyet içindedirler ve onlar, kıyamet saatinden 'içleri titremekte olanlardır.'

Hasan Basri Çantay

(Öyle takvaa saahibleri) ki onlar tenhada da Rablerine candan saygı gösterirler. Onlar kıyametden korkanlardır.

İbni Kesir

Onlar ki görmedikleri halde, Rabblarından korkarlar ve kıyamet saatından titrerler.

Mehmet Alagaş

(48-50) Kesin olan şu ki Musa’ya Harun’a Furkan’ı, muttakilere ışık ve hatırlatma olması için verdik, onlar ki Rableri gayb olduğu halde korkarlar, saat konusunda da titrer haldedirler, işte bu mübarek bir kitaptır ki onu indiriyoruz, siz mi onu inkâr ediyorsunuz?

Rowwad Tercüme Merkezi

Onlar, görmedikleri halde Rablerinden korkan ve kıyamet saatinden de çekinen kimselerdir.

Süleyman Ateş

Korunanlar görmeden Rablerinden korkarlar ve (Duruşma) sa'at(in)den de titrerler.

Süleymaniye Vakfı

Kendilerini yanlışlardan koruyanlar; içten içe dipnot 1 Rablerinden çekinen ve hesap verme saatinden dolayı korkudan titreyen kimselerdir.

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    "İçten içe" anlamı verdiğimiz kelime el-ğayb = الغيب'dır. Bkz: Bakara 2/3.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Onlar, Rablerinin korkusunu içlerinde dipnot 1 hisseden ve kıyamet saatinden dolayı da ürperen kimselerdir.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    İçlerinde" anlamı verdiğimiz kelime el- ğayb = الغيب‘dır. Bkz: Bakara 2/3

Şaban Britch

Onlar, görmedikleri halde Rablerinden korkan ve kıyamet saatinden de sakınan kimselerdir.

Şaban Piriş

Onlar, görmedikleri halde Rablerinden korkan ve kıyamet saatinden de sakınan kimselerdir.

Yaşar Nuri Öztürk

O korunanlar ki, hiç görmeden Rablerinden korkarlar. Kıyamet saatinden de ürperirler onlar.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Who stand in awe of Allah albeit they cannot apprehend Him by sight and think of the Day of Resurrection dreading the Final Hour of Judgement.

Abdul Haleem

those who stand in awe of their Lord, though He is unseen, and who fear the Hour.

Abdullah Yusuf Ali

Those who fear their Lord in their most secret thoughts, and who hold the Hour (of Judgment) in awe.

Abul A'la Maududi

for those who fear their Lord without seeing Him and dread the Hour dipnot 1 (of Reckoning).

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    The Hour of Resurrection.

Aisha Bewley

those who fear their Lord in the Unseen and are apprehensive about the Hour.

Al-Hilali & Khan

Those who fear their Lord without seeing Him, and they are afraid of the Hour.

Ali Quli Qarai

Those who fear their Lord in secret, and who are apprehensive of the Hour.

Amatul Rahman Omar

Those who stand in awe of their Lord even in their heart of hearts and who dread the Hour (of Judgment).

Arthur John Arberry

such as fear God in the Unseen, trembling because of the Hour.

Bijan Moeinian

Those who are at awe with their Lord (even though they have not seen Him with their own eyes) and are always keep the Day of Judgment in their minds.

E. Henry Palmer

who are afraid of their Lord in secret; and who at the Hour do shrink.

Edip-Layth

Those who revere their Lord, even when unseen, and they are wary of the moment.

George Sale

who fear their Lord in secret, and who dread the hour of judgment.

Hamid S. Aziz

In the past We did give to Moses and Aaron the Criterion (or Discrimination), and a Light and a Reminder to those who fear (evil);

Mahmoud Ghali

The ones who are apprehensive of their Lord in the Unseen, and they are timorous (because of) the Hour.

Marmaduke Pickthall

Those who fear their Lord in secret and who dread the Hour (of doom).

Mohamed Ahmed - Samira

Who are fearful of their Lord inwardly and dread the Hour.

Muhammad Asad

who stand in awe of their Sustainer although He is beyond the reach of human perception, and who tremble at the thought of the Last Hour.

Mustafa Khattab

who are in awe of their Lord without seeing Him,[1] and are fearful of the Hour.

Progressive Muslims

Those who reverence their Lord, even when unseen, and they are weary for the Hour.

Rashad Khalifa

The ones who reverence their Lord, even when alone in their privacy, and they worry about the Hour.

Sahih International

Who fear their Lord unseen, while they are of the Hour apprehensive.

Sam Gerrans

Those who fear their Lord unseen, and are of the Hour in dread.

Shabbir Ahmed

(For those) who stood in awe of their Lord even in privacy, and feared the approaching Hour of accountability.

Syed Vickar Ahamed

Those who fear their Lord in their (inner) most secret thoughts, and who hold the Hour (of Judgment) in fear.

Taqi Usmani

- those who have awe of their Lord without having seen Him, and are fearful of the Hour (of Judgment).

The Monotheist Group

Those who are concerned towards their Lord in the unseen, and they are weary of the Hour.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Enbiyâ suresi, 49. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Enbiyâ suresi, 49. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Enbiyâ suresi, 49. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩