Enbiyâ suresi

Enbiyâ suresi, 28. ayet

Enbiyâ suresi, 28. ayet. يَعْلَمُ مَا بَيْنَ أَيْدِيهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْ وَلَا يَشْفَعُونَ إِلَّا لِمَنِ ٱرْتَضَىٰ وَهُم مِّنْ خَشْيَتِهِۦ مُشْفِقُونَ

ya`lemü mâ beyne eydîhim vemâ ḫalfehüm velâ yeşfe`ûne illâ limeni-rteḍâ vehüm min ḫaşyetihî müşfiḳûn.

Diyanet İşleri

Allah, onların önlerindekini de arkalarındakini de (yaptıklarını da yapacaklarını da) bilir. Onlar, O'nun razı olduğu kimselerden başkasına şefaat etmezler ve hepsi O'nun korkusuyla titrerler.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Enbiyâ 25–31 · surenin 28. ayeti / 112

Konu Gökler ve yer oyun için yaratılmadı; tevhid delilleri Enbiyâ 16–33 3

  1. Enbiyâ 25

    Senden önce gönderdiğimiz bütün peygamberlere, "Şüphesiz, benden başka hiçbir ilah yoktur. Öyleyse bana ibadet edin" diye vahyetmişizdir.

  2. Enbiyâ 26

    (Böyle iken) "Rahman, çocuk edindi" dediler. O, böyle şeylerden uzaktır, yücedir. Hayır, (evlat diye niteledikleri) o melekler ikrama erdirilmiş kullardır.

  3. Enbiyâ 27

    Onlar Allah'tan önce söz söylemezler ve hep O'nun emriyle iş görürler.

  4. 28

    Allah, onların önlerindekini de arkalarındakini de (yaptıklarını da yapacaklarını da) bilir. Onlar, O'nun razı olduğu kimselerden başkasına şefaat etmezler ve hepsi O'nun korkusuyla titrerler.

  5. Enbiyâ 29

    İçlerinden her kim, "Allah'tan başka ben de şüphesiz bir ilahım" derse, böylesini cehennemle cezalandırırız. İşte biz zalimleri böyle cezalandırırız.

  6. Enbiyâ 30

    İnkar edenler, göklerle yer bitişikken, bizim onları ayırdığımızı ve diri olan her şeyi sudan meydana getirdiğimizi görmediler mi? Hala inanmayacaklar mı?

  7. Enbiyâ 31

    Onları sarsmasın diye yere de sabit dağlar yerleştirdik ve (varacakları yere) yol bulabilsinler diye ondan geçitler, yollar meydana getirdik.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

28. Bununla birlikte Yüce Allah, onları bilgisi ile tamamen kuşatmıştır: “Onların önündekini de arkalarındakini de bilir.” Yani onların geçmiş ve gelecekteki bütün hallerini bilir. Onlar O’nun emir ve idaresinin dışına çıkamadıkları gibi herhangi bir şekilde O’nun bilgisi dışına da çıkamazlar. Onların niteliklerinin ayrıntıları arasında yer alan söz söylemede O’nun önüne geçmemelerinin bir gereği olarak O’nun izin ve rızası olmaksızın kimseye şefaat etmezler. Kendilerine izin verir ve hakkında şefaatçi olacakları kimseden razı olursa, o takdirde ona şefaat ederler. Ancak şanı Yüce Allah, yalnız kendisi için ihlâsla yapılmış ve Rasûlüne tâbi olunmuş söz ve amellerden razı olur, onları kabul eder. Bu âyet-i kerime şefaatin sabit olduğunun ve meleklerin de şefaat edeceğinin delilleri arasındadır. “Onlar O’nun korkusundan titrerler.” O’nun celal ve azametinin önünde boyun bükmüş, izzet ve cemali karşısında yüzleri itaat ve zilletle eğilmiştir.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Onların yaptıkları ve yapacakları amellerini bilir. Kendisine şefaat edilmesinden razı olduğu kimselere izni olmadan şefaat talebinde bulunmazlar. Onlar korkularından dolayı Allah -Subhânehu ve Teâlâ-'dan sakınırlar. Emir ve yasakladıkları şeylerde O'na asla muhalefet etmezler.

Kelimeler

15 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. يَعْلَمُ yea'lemu bilir kök: علم
  2. مَا ma olanı
  3. بَيْنَ beyne arasında (önlerinde) kök: بين
  4. أَيْدِيهِمْ eydihim ellerinin (önlerinde) kök: يدي
  5. وَمَا ve ma ve olanı
  6. خَلْفَهُمْ halfehum arkalarında kök: خلف
  7. وَلَا ve la ve
  8. يَشْفَعُونَ yeşfeune şefa'at edemezler kök: شفع
  9. إِلَّا illa başkasına
  10. لِمَنِ limeni olduklarından
  11. ٱرْتَضَىٰ rteda razı kök: رضو
  12. وَهُم ve hum ve onlar
  13. مِّنْ min -ndan
  14. خَشْيَتِهِۦ haşyetihi O'nun korkusu- kök: خشي
  15. مُشْفِقُونَ muşfikune titrerler kök: شفق

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: شفع (31 geçiş) · Ortak kavram: Şefaat · Aynı kök: يدي (120 geçiş)

    Allah, kendisinden başka hiçbir ilah olmayandır. Diridir, kayyumdur. O'nu ne bir uyuklama tutabilir, ne de bir uyku. Göklerdeki her şey, yerdeki her…

  • Aynı kök: رضو (73 geçiş) · Aynı kök: يدي (120 geçiş) · Aynı kök: خلف (127 geçiş)

    (27-28) Ancak seçtiği resuller başka. (Onlara bildirir.) Fakat O, Resulün önünde ve arkasında gözetleyici (melek)ler yürütür ki resullerin,…

  • Aynı kök: شفع (31 geçiş) · Aynı kök: رضو (73 geçiş) · Ortak kavram: Şefaat

    O gün, Rahman'ın izin verdiği ve sözünden razı olduğu kimseden başkasının şefaati fayda vermez.

  • Aynı kök: شفع (31 geçiş) · Aynı kök: رضو (73 geçiş) · Ortak kavram: Şefaat

    Göklerde nice melekler vardır ki onların şefaatleri; ancak Allah'ın izniyle, dilediği ve hoşnut olduğu kimselere yarar sağlar.

  • Aynı kök: رضو (73 geçiş) · Aynı kök: خلف (127 geçiş) · Ortak kavram: Rıza

    Eğer (bundan böyle) Allah seni onlardan bir zümrenin yanına döndürür de, onlar (sefere) çıkmak için senden izin isterlerse, de ki: "Artık siz benimle…

  • Aynı kök: رضو (73 geçiş) · Aynı kök: خلف (127 geçiş) · Ortak kavram: Rıza

    Onlar geride kalan (kadın ve çocuk)larla birlikte olmaya razı oldular ve kalpleri mühürlendi. Artık onlar anlamazlar.

  • Aynı kök: خشي (48 geçiş) · Aynı kök: رضو (73 geçiş) · Ortak kavram: Rıza

    Ölmüş hayvan, kan, domuz eti, Allah'tan başkası adına boğazlanan, (henüz canı çıkmamış iken) kestikleriniz hariç; boğulmuş, darbe sonucu ölmüş,…

  • Aynı kök: خشي (48 geçiş) · Aynı kök: رضو (73 geçiş) · Ortak kavram: Rıza

    De ki: "Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, aşiretiniz, kazandığınız mallar, kesada uğramasından korktuğunuz bir ticaret ve…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

74 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mustafa İslamoğlu

O, onların bildiklerini de bilmediklerini de bilir. Ki zaten onlar, O'nun hoşnut ve razı olmadığı hiç kimseye şefaat edemezler: zira onlar O'nun yüceliği karşısında derin bir saygıyla titrerler.

Muhammed Esed

O, onların gözünün önünde olanları da bilir, onlardan gizli tutulan şeyleri de bilir; bunun içindir ki, onlar, O'nun (zaten) hoşnut olduğu insanların dışında kimseye yan çıkıp kayıramazlar; çünkü (herkesten önce) onların kendileri O'nun korkusuyla titrerler.

Ahmed Hulusi

Onların önlerindekini de, arkalarındakini de bilir. . . Onlar, ancak rızasını kazanmış kişilere şefaat ederler. . . Onlar, O'nun haşyetinden titrerler.

Ali Bulaç

O, önlerindekini ve arkalarındakini bilir; onlar şefaat etmezler (kendisinden) hoşnut olunandan başka. Ve onlar, O'nun haşmetinden içleri titremekte olanlardır.

Ali Özek ve heyeti

Allah, onların önlerindekini de bilir, arkalarındakini de. (Allah'ın) Rıza gösterdiği kimselerden başkasına şefaat edemezler; O'nun korkusundan titrerler.

Ali Rıza Safa

Onların yaptıklarını ve yapacaklarını bilir. O'nun hoşnutluğunu kazanmış olanlardan başkasına ara buluculuk yapamazlar. Çünkü Onlar, O'nun korkusuyla titrerler.

Bayraktar Bayraklı

Allah, onların önlerindekini de arkalarındakini de bilir. Allah'ın rızasına ulaşmış olanlardan başkasına şefaat etmezler. Onlar, Allah korkusundan titrerler.

Edip Yüksel

O onların geçmişini ve geleceğini bilir. Onlar O'nun hoşnut olduğu kullarından başkası için şefaat etmezler. Onlar bile O'nun karşısında saygıyla titrerler. dipnot 1

Edip Yüksel — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    * Şefaat hikayesi, Sapkının oltasındaki en etkin yemdir. * Bak, 2:48; 43:86.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

O onların geçmişini ve geleceğini bilir. Onlar O'nun hoşnut olduğu kullarından başkası için şefaat etmezler. Onlar bile O'nun karşısında saygıyla titrerler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Allah onların önlerindekini de, arkalarındakini de bilir. Allah'ın razı olacağı kimselerden başkasına şefaat etmezler. Hepsi O'nun korkusundan titrerler.

Elmalılı Hamdi Yazır

O onların önlerindekini arkalarındakini bilir ve onlar onun rıza verdiği kimselerden başkasına şefaat etmezler ve hepsi onun haşyetinden titrerler

Erhan Aktaş

Allah, onların bütün yapıp ettiklerini bilir. Ve onlar, rızasına ermiş olanlardan başkasına şefaat dipnot 1 edemezler. Onlar, O'na duydukları derin saygıdan titrerler.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Şefaat, kelime anlamı olarak yardım etmek demektir. Kur'an, Allah'ın yanı sıra başka birilerinin "şefaat" edebileceği anlayış ve inancını kesin ve açık bir şekilde reddetmektedir. Nebiler de dahil hiç kimsenin şefaat etme hakkı yoktur. Kur'an'a göre "şefaat" inancı kesinlikle şirktir (2:48, 123). Şefaatin olduğunu iddia etmek Allah'ın haksızlık yapacağını, torpil yapacağını söylemekle eş anlamlı bir iddiadır. Bu Allah'a atılan büyük bir iftiradır. Yüzlerce ayette, herkese sadece ve sadece yaptıklarının karşılığının verileceğini ve şefaatin olmadığını açıkça söylenmesine rağmen, şefaatin olduğuna inanmak, Allah'ın sözüne itibar etmemektir.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Allah, onların bütün yapıp ettiklerini bilir. Ve onlar, rızasına ermiş olanlardan başkasına şefaat dipnot 1 edemezler. Onlar, O'na duydukları derin saygıdan titrerler.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Yardım.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Allah, onların bütün yapıp ettiklerini bilir. Ve onlar, rızasına ermiş olanlardan başkasına şefaat dipnot 1 edemezler. Onlar, O'na duydukları derin saygıdan titrerler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Yardım.

Gültekin Onan

O, önlerindekini ve arkalarındakini bilir onlar şefaat etmezler (kendisinden) hoşnut olunandan başka. Ve onlar, O'nun haşmetinden içleri titremekte olanlardır.

Hasan Basri Çantay

Önlerindekini de, arkalarındakini de O bilir. Bunlar, Onun rızasına ermiş olandan başka kimseye şefaat etmezler. Bunlar Onun korkusundan titreyenlerdir.

İbni Kesir

O, onların önlerindekilerini de bilir, arkalarındakini de bilir. Onlar, Allah'ın hoşnud olduğu kimseden başkasına şefaat edemezler ve O'nun korkusundan titrerler.

Mehmet Alagaş

(26-29) Dediler ki Rahman bir çocuk edindi / bir evlat edindi. O’nu üstün tutarız, bilakis onlar (melekler) kendilerine ikram edilmiş kullardırlar, (evlat falan değiller) konuşmada O’nun önüne geçmezler ve onlar O’nun emrinde çalışırlar / amel ederler, O, ellerinde olanı / şimdide olanı da ardlarında / geçmişlerinde olanı da biliyor, (ikram edilen kullar) O’nun razı olduğu kimseye şefaat ederler, O’ndan duydukları tedirginlikten / O’nun haşyetinden titrer haldedirler. Her kim, O’nun dışında ben de bir ilahım der ise işte onun cezası cehennemdir, biz zalimleri böyle cezalandırırız.

Rowwad Tercüme Merkezi

Allah, onların önlerindekini de arkalarındakini de (yaptıklarını da yapacaklarını da) bilir. Onlar, O’nun razı olduğu kimselerden başkasına şefaat etmezler ve hepsi O’nun korkusuyla titrerler.

Süleyman Ateş

(Allah) Onların önlerinde ve arkalarında olanı bilir. (Allah'ın) razı olduğundan başkasına şefa'at edemezler ve onlar, O'nun korkusundan titrerler.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Yaptıklarını da geriye bıraktıklarını da O bilir. O'nun razı olduğu kişiden başkası lehine destek veremezler dipnot 1 . Onlar Allah korkusundan titrerler.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Dua edemezler.

Şaban Britch

Allah, onların önlerindekini de arkalarındakini de bilir. Allah’ın razı olduğu kimseden başkasına şefaat edemezler. O’nun korkusundan, sakınıp ürkerler.

Şaban Piriş

Allah, onların önlerindekini de arkalarındakini de bilir. Allah'ın razı olduğu kimseden başkasına şefaat edemezler. O'nun korkusundan tir tir titrerler.

Yaşar Nuri Öztürk

O, onların önlerindekini de arkalarındakini de bilir. Onlar, O'nun hoşnutluk verdiklerinden başkasına da şefaat etmezler. Ve onlar O'nun korkusundan titrerler.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

He knows all that is before them and all that is behind them and they never intercede on behalf of anyone except on behalf of those approved by Him, those to whom He intends to be gracious. The angels- keep in awe of Him on account of the deep veneration and the profound reverence dutiful to Him.

Abdul Haleem

He knows what is before them and what is behind them, and they cannot intercede without His permission––indeed they themselves stand in awe of Him.

Abdullah Yusuf Ali

He knows what is before them, and what is behind them, and they offer no intercession except for those who are acceptable, and they stand in awe and reverence of His (Glory).

Abul A'la Maududi

He knows whatever is before them and whatsoever is remote from them and they do not intercede except for him, intercession on whose behalf pleases Him, and they stand constantly in awe of Him. dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    These two verses refute the two reasons for which the mushriks had made the angels their deities:

Aisha Bewley

He knows what is in front of them and what is behind them. They only intercede on behalf of those with whom He is pleased, and even they are apprehensive out of fear of Him.

Al-Hilali & Khan

He knows what is before them, and what is behind them, and they cannot intercede except for him with whom He is pleased. And they stand in awe for fear of Him.

Ali Quli Qarai

He knows that which is before them and that which is behind them, and they do not intercede except for someone He approves of, and they are apprehensive for the fear of Him.

Amatul Rahman Omar

He knows all that is before them (- their future) and all that is behind them (- their past). And they do not intercede except for the person for whom He is pleased to accord permission. And they are full of awe and reverence out of His Majesty.

Arthur John Arberry

He knows what is before them and behind them, and they intercede not save for him with whom He is well-pleased, and they tremble in awe of Him.

Bijan Moeinian

The Lord knows His Prophets inside out. They cannot intercede on behalf of none; except for the one that God will be pleased to hear a plea on his behalf. As a matter of fact, the Prophets themselves worry about their own fate!

E. Henry Palmer

He knows what is before them, and what is behind them, and they shall not intercede except for him whom He is pleased with; and they shrink through fear.

Edip-Layth

He knows their present and their future, and they cannot intercede unless it is for those whom He is pleased with. They stand in awe and reverence of Him.

George Sale

He knoweth that which is before them, and that which is behind them: They shall not intercede for any, except for whom it shall please Him; and they tremble for fear of Him.

Hamid S. Aziz

They speak not until He speaks; and they act by His command (John30).

Mahmoud Ghali

He knows whatever is before them (Literally: between their hands) and whatsoever is behind them, and they do not intercede except for them with whom He is divinely satisfied, and they feel timorous in apprehension of Him.

Marmaduke Pickthall

He knoweth what is before them and what is behind them, and they cannot intercede except for him whom He accepteth, and they quake for awe of Him.

Mohamed Ahmed - Samira

He knows what was there before them and what came after them; and they did not intercede for any one but whom He willed, and they were filled with awe of Him.

Muhammad Asad

He knows all that lies open before them and all that is hidden from them: hence, they cannot intercede for any but those whom He has [already] graced with His goodly acceptance, since they themselves stand in reverent awe of Him.

Mustafa Khattab

He ˹fully˺ knows what is ahead of them and what is behind them. They do not intercede except for whom He approves, and they tremble in awe of Him.

Progressive Muslims

He knows their present and their future, and they cannot intercede unless it is for those whom He is pleased with. And they stand in awe and reverence of Him.

Rashad Khalifa

He knows their future and their past. They do not intercede, except for those already accepted by Him, and they are worried about their own necks.,

Sahih International

He knows what is [presently] before them and what will be after them, and they cannot intercede except on behalf of one whom He approves. And they, from fear of Him, are apprehensive.

Sam Gerrans

He knows what is before them, and what following them, and they intercede not save for him with whom He is pleased; and they are from fear of Him in dread.

Shabbir Ahmed

He knows their future and their past. They cannot intercede, except that they may stand up as witnesses for those who have earned a bond of His Approval in the worldly life (19:87). And they stand in awe and reverence of His Glory. (6:15).

Syed Vickar Ahamed

He knows what is before them, and what is behind them, and they offer no mediation except for those for whom (the intercessions) are accepted, and they stand in fear and respect to His (Glory).

Taqi Usmani

He knows what is in front of them and what is behind them, and they make recommendation for none but for whom He likes, and in awe of Him they are fearful.

The Monotheist Group

He knows their present and their future, and they cannot intercede unless it is for those whom He is pleased with. And, from His concern, they are worried.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Enbiyâ suresi, 28. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Enbiyâ suresi, 28. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Enbiyâ suresi, 28. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩