Diyanet İşleri
"Rabbim! Bana verdiğin nimetle asla suçlulara arka çıkmayacağım" dedi.
Kasas suresi
Kasas suresi, 17. ayet. قَالَ رَبِّ بِمَآ أَنْعَمْتَ عَلَىَّ فَلَنْ أَكُونَ ظَهِيرًا لِّلْمُجْرِمِينَ
ḳâle rabbi bimâ en`amte `aleyye felen ekûne żahîral lilmücrimîn.
"Rabbim! Bana verdiğin nimetle asla suçlulara arka çıkmayacağım" dedi.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Mûsâ'nın adam öldürmesi ve kaçışı Kasas 14–21 3
Musa, olgunluk çağına ulaşıp gelişimini tamamlayınca, biz ona ilim ve hikmet verdik. Biz, iyilik edenleri böyle mükafatlandırırız.
Musa, halkın habersiz olduğu bir sırada şehre girdi. Orada biri kendi tarafından, diğeri düşmanı tarafından; kavga eden iki adam gördü. Kendi tarafından olan, düşmanına karşı ondan yardım istedi. Musa da ona bir yumruk indirip onu öldürdü. Musa, "Bu şeytanın işidir. O, gerçekten apaçık bir saptırıcı düşmandır" dedi.
Musa, "Rabbim! Şüphesiz ben nefsime zulmettim. Beni affet" dedi. Allah da onu affetti. Şüphesiz O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
"Rabbim! Bana verdiğin nimetle asla suçlulara arka çıkmayacağım" dedi.
Korkarak, etrafı gözetleyerek şehirde sabahladı. Bir de ne görsün, dün kendisinden yardım isteyen yine feryat ederek ondan yardım istiyordu. Musa da ona, "Belli ki sen azgın bir kimsesin" dedi.
Musa, ikisinin de düşmanı olan adamı yakalamak isteyince adam, "Ey Musa! Dün birini öldürdüğün gibi, beni de öldürmek mi istiyorsun. Sen ancak yeryüzünde bir zorba olmak istiyorsun, arabuluculardan olmak istemiyorsun" dedi.
Şehrin öbür ucundan koşarak bir adam geldi. "Ey Musa! İleri gelenler seni öldürmek için aralarında senin durumunu görüşüyorlar. Şehirden hemen çık. Şüphesiz ben sana öğüt verenlerdenim" dedi.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 15–17. ayetler için yazılmıştır.
15. “(Bir defasında Musa) şehre ahalisinin haberi olmadığı bir vakitte girdi.” Bu ya öğle uykusuna yatıldığı vakit yahut da insanların etrafta bulunmadığı, çevrelerinden habersiz kaldıkları başka herhangi bir vakitte olmuştu. “Orada birbiri ile dövüşen iki adam gördü.” Birbirleri ile kavga ediyor, biri diğerine vuruyordu. “Biri kendi kavminden” yani İsrailoğullarından “dieri ise düşmanlarından idi.” Kıptilerden idi.
“Kavminden olan düşmanından olana karşı kendisinden yardım istedi.” Zira o, meşhur olmuş ve onun artık İsrailoğullarından birisi olduğunu insanlar öğrenmişti. Onun kavminden olan kimsenin Mûsâ aleyhisselam’dan yardım istemesi, Mûsâ aleyhisselam’ın hükümdarlık ve saltanat hanedanı arasında kendisinden korkulacak birisi olduğunun ve ondan bir şeyler umulacak bir seviyeye gelmiş olduğunun da delilidir.
“Mûsâ ona” yani İsrailoğullarına mensup kimsenin yardım isteğini kabul ederek düşmanına “bir yumruk attı” bu yumruğu güçlü bir darbe olduğundan ve Mûsâ aleyhisselam’ın kuvvetinden dolayı “(istemeden) onu öldürdü” Bu işten dolayı pişman oldu ve: “Bu şeytanın işidir.” Onun süslü gösterdiği ve vesvesesinin yol açtığı şeylerdendir. “Şüphesiz ki o apaçık saptırıcı bir düşmandır.” Onun apaçık düşmanlığı ve insanları saptırmaya aşırı tutkunluğu dolayısı ile benim elimden bu iş çıktı, “dedi.”
16. Böylece Mûsâ, Rabbinden bağışlanma diledi. “Zira O, Ğafûrdur, Rahîmdir” Özellikle de Mûsâ aleyhisselam’ın yaptığı gibi kendisine tevazu ile yalvarıp yakaranlara, tevbe etmekte ve O’na yönelmekte ellerini çabuk dönenlere karşı böyledir.
17. Mûsâ aleyhisselam “dedi ki: Rabbim, bana verdiğin nimete” tevbe, mağfiret ve pek çok nimetlere “karşılık artık günahkârlara arka çıkmayacağım.” Onlara hiçbir şekilde yardımcı olmayacağım. Masiyet üzere hiçbir kimseye yardım etmeyeceğim.
u, onun Yüce Allah’ın kendisine olan lütfu sebebiyle Kıptiyi öldürmek sureti ile işlediği fiilde olduğu gibi hiçbir günahkâra yardımcı olmayacağına dair verdiği bir sözdü. Bu da kulun, üzerindeki nimetler dolayısı ile iyilik yapmasının ve kötülükleri terk etmesinin gerektiğini ifade etmektedir.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Sonra Musa -aleyhisselam- hakkında onun şöyle dua ettiğini haber verdi: "Rabbim! Beni nimetlendirdiğin kuvvet, hikmet ve ilimle, asla günahlarında mücrimlere yardım eden birisi olmayacağım."
Aynı kök: جرم (66 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ · Ortak kavram: Cürüm (suç)
Biz de, her biri ayrı ayrı birer mucize olmak üzere başlarına tufan, çekirge, ürün güvesi (haşarat), kurbağalar ve kan gönderdik. (Hiçbirinden ders…
Aynı kök: جرم (66 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ · Ortak kavram: Cürüm (suç)
Şüphesiz, kim Rabbine günahkar olarak varırsa, kesinlikle ona cehennem vardır. Orada ne ölür, ne de (güzel bir hayat) yaşar.
Aynı kök: جرم (66 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ · Ortak kavram: Cürüm (suç)
"Şüphe yok ki sizin beni tapmaya çağırdığınız şeyin ne dünya ne de ahiret konusunda hiçbir çağrısı yoktur. Kuşkusuz dönüşümüz Allah'adır. Şüphesiz,…
Aynı kök: ظهر (59 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ
Firavun dedi ki: "Bırakın beni, Musa'yı öldüreyim. (Faydası olacaksa) Rabbini yardıma çağırsın! Çünkü ben onun, dininizi değiştireceğinden, yahut…
Aynı kök: ظهر (59 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ
"Ey kavmim! Bugün yeryüzüne hakim kimseler olarak iktidar ve saltanat sizindir. Ama başımıza geldiğinde bizi, Allah'ın azabından kim kurtarır?"…
Aynı kök: ظهر (59 geçiş) · Ortak kavram: Nimet
Bir de (asılsız iddialarda bulunarak) dediler ki: "Bunlar yasaklanmış hayvanlar ve ekinlerdir. Onları bizim dilediklerimizden başkası yiyemez.…
Aynı kıssa: Hz. Mûsâ · Ortak kavram: Nimet
Hani Musa, kavmine demişti ki: "Ey kavmim! Allah'ın, üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Hani içinizden peygamberler çıkarmıştı. Sizi hükümdarlar…
Aynı kıssa: Hz. Mûsâ · Ortak kavram: Nimet
Korkanların içinden Allah'ın kendilerine nimet verdiği iki adam şöyle demişti: "Onların üzerine kapıdan girin. Oraya girdiniz mi artık siz kuşkusuz…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
(Musa) "Rabbim! Bana verdiğin nimetlere karşılık suçlulara asla arka çıkmayacağım!" demişti. dipnot 1
(Yine o) "Rabbim!" dedi, "Bahşettiğin nimet hakkı için, suçlu ve haksız kimselere bundan böyle asla arka çıkmayacağım."
"Ey Rabbim!" dedi (Musa,) "Bana bahşettiğin nimetler hakkı için bir daha asla suçlulara arka çıkmayacağım!"
(Musa) dedi ki: "Rabbim, varlığımdaki nimetlerine yemin ederim ki, (aidiyet duygusuna kapılarak) suçlulara asla arka çıkmayacağım. "
Dedi ki: "Rabbim, bana verdiğin nimetler adına, artık suçlu günahkarlara destekçi olmayacağım."
Musa: Rabbim! Bana lütfettiğin nimetlere andolsun ki, artık suçlulara (ve suça itenlere) asla arka çıkmayacağım, dedi.
"Efendim!" dedi; "Bana verdiğin nimetler hakkı için, artık suçlulara arka çıkmayacağım!"
Musa, "Ey Rabbim! Bana verdiğin nimete yemin olsun ki, suçlulara arka çıkmayacağım" dedi.
"Efendim" dedi, "Bana bağışladığın nimetlere karşılık olarak bundan böyle suçlulara yardım etmeyeceğim."
'Rabbim,' dedi, 'bana bağışladığın nimetlere karşılık olarak bundan böyle suçlulara yardım etmeyeceğim.'
Ey Rabbim, bana lütufta bulunduğun şeyler hakkı için, artık suçlulara asla destek vermeyeceğim dedi.
Ya rabb! Dedi: bana olan bu in'amın hakkı için artık mücrimlere asla zahir olmam
"Rabb'im! Bana verdiğin nimet sayesinde, bundan böyle asla mücrimlere dipnot 1 arka çıkmayacağım." dedi.
Rabb'im! Bana verdiğin nimet sayesinde, bundan böyle asla mücrimlere arka çıkmayacağım." dedi.
Rabb'im! Bana verdiğin nimet sayesinde, bundan böyle asla suçlulara arka çıkmayacağım." dedi.
Dedi ki: "Rabbim, bana verdiğin nimetler adına, artık suçlu günahkarlara destekçi olmayacağım."
Dedi: "Rabbim, bana in'aam etdiğin şeyler hakkıyçin artık suçlulara asla arka olmayacağım".
Dedi ki: Rabbım, bana verdiğin nimet hakkı için, artık suçlulara asla yardımcı olmayacağım.
(14-29) Ne zaman ki fiziksel erişkinliğe ve düzgünlüğe ulaşınca ona hüküm ve ilim verdik. İşte güzel iş yapanları böyle mükafatlandırırız. Yakın çevresinin uykuda / gaflette olduğu bir vakitte şehre girdi , orada iki tane birbirini katletmek isteyen adam buldu, bir tanesi kendi taraftarıydı diğeri düşmanı tarafındandı , kendi tarafından olan, düşman taraftan olana karşı ondan yardım istedi , O da bir yumruk attı ve o da gerçekleşti / öldü , dedi ki bu şeytanın bir amelidir, muhakkak ki o, apaçık bir saptırıcı ve düşmandır. (Günahını şeytana nispet et, günahına nişan al günahını kendinden bilen günahına ateş edemez ) dedi ki rabbim , ben kendime zulmettim beni bağışla! O da bağışladı , Çünkü O, bağışlayandır, esirgeyendir. Dedi ki Rabbim, bana verdiğin nimet dolayısıyla, suçlulara asla arka çıkmayacağım. Şehirde korku içinde ve etrafı gözetleyerek / kolaçan ederek sabahladı, dün, kendisinden yardım talep eden kişi, yeniden feryat ettiğinde, Musa ona dedi ki muhakkak sen apaçık bir azgınsın, Musa her ikisine de düşman o kişiyi yakalamak istediğinde o kişi; ey Musa dün öldürdüğün adam gibi beni de mi öldürmek istiyorsun? Yeryüzünde arızda zorba biri mi / Cabbar biri mi olmak istiyorsun? Düzeltici / Islah edici olmak istemiyor musun? dedi. Şehrin öbür ucundan bir adam koşarak geldi ve dedi ki ey Musa, ileri gelenler senin kesinlikle öldürülmeni emrediyorlar, sen çık git, muhakkak ki ben sana nasihat verenlerdenim. O da g özetleyerek / kolaçan ederek ve korkarak oradan çıktı ve gitti . Ra bbim zalim kavimden beni kurtar dedi.
“Rabbim! Bana verdiğin nimetle, artık asla günahkârlara destek olmayacağım.” dedi.
"Rabbim, dedi, bana lutfettiğin ni'metler hakkı için artık bir daha suçlulara arka olmayacağım."
Dedi ki: "Rabbim! Bana verdiğin nimete karşılık artık suçlulara asla arka çıkmayacağım."
Musa dedi ki; "Rabbim! Bana ettiğin iyiliğe karşılık artık suçlulara arka çıkmayacağım."
Rabbim, bana verdiğin nimet için, artık asla günahkârlara destek olmayacağım, dedi.
-Rabbim, bana verdiğin nimet için, artık asla günahkarlara destek olmayacağım dedi.
Dedi: "Rabbim, bana lütfettiğin nimete yemin ederim ki, bir daha suçlulara asla arka çıkmayacağım."
And he added: "O Allah, my Creator, since You have been gracious to me I promise I will never be a help to those who are disposed to the practice of evil.
He said, ‘My Lord, because of the blessings You have bestowed upon me, I shall never support those who do evil.’
He said: "O my Lord! For that Thou hast bestowed Thy Grace on me, never shall I be a help to those who sin!"
Thereupon Moses vowed: "My Lord, because of the favour that You have done me I shall never support the guilty." dipnot 1
He said, ‘My Lord, because of Your blessing to me, I will never be a supporter of evildoers. ’
He said: "My Lord! For that with which You have favoured me, I will never more be a helper of the Mujrimûn (criminals, disbelievers, polytheists, sinners)!"
He said, ‘My Lord! As You have blessed me, I will never be a supporter of the guilty. ’
He (also) added, `My Lord! since You have always been kind and gracious to me, I can never be a helper and a supporter of the guilty?'
He said, 'My Lord, forasmuch as Thou hast blessed me, I will never be a partisan of the sinners. '
Moses then in his prayer said: "In response to Your favor, I will never support the criminals. "
Said he, 'My Lord! for that Thou hast been gracious to me, I will surely not back up the sinners. '
He said, "My Lord, for what blessings you have bestowed upon me, I will never be a supporter of the criminals."
He said, O Lord, by the favours with which thou hast favoured me, I will not be an assistant to the wicked for the future.
He said, "My Lord! Verily, I have wronged my soul, but forgive me. " So He forgave him; verily He is the Forgiving, the Merciful.
He said, "Lord! For as much as You have favored me, then I will never be a backer of the criminals. "
He said: My Lord! Forasmuch as Thou hast favoured me, I will nevermore be a supporter of the guilty.
(Moses) said: "O Lord, as You have been gracious to me I will never aid the guilty. "
Said he: "O my Sustainer! [I vow] by all the blessings which Thou hast bestowed on me: Nevermore shall I aid such as are lost in sin!"
Moses pledged, "My Lord! For all Your favours upon me, I will never side with the wicked."
He said: "My Lord, for what blessings you have bestowed upon me, I will never be a supporter for the criminals. "
He said, "My Lord, in return for Your blessings upon me, I will never be a supporter of the guilty ones."
He said, "My Lord, for the favor You bestowed upon me, I will never be an assistant to the criminals. "
He said: “My Lord: for that which Thou hast favoured me, nevermore will I be helper to the lawbreakers.”
He said, "My Lord! For You have bestowed Your Grace on me, nevermore shall I be a supporter of the guilty. "
He said: "O my Lord! For what You have granted Your Grace on me, I will never be a help to those who are criminals!"
He (Mūsā) said, "O my Lord! As You have favored me, I will never be a supporter of the sinners."
He said: "My Lord, for what blessings you have bestowed upon me, I will never be a supporter for the criminals."