Diyanet İşleri
Musa, "Rabbim! Şüphesiz ben nefsime zulmettim. Beni affet" dedi. Allah da onu affetti. Şüphesiz O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
Kasas suresi
Kasas suresi, 16. ayet. قَالَ رَبِّ إِنِّى ظَلَمْتُ نَفْسِى فَٱغْفِرْ لِى فَغَفَرَ لَهُۥٓ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلْغَفُورُ ٱلرَّحِيمُ
ḳâle rabbi innî żalemtü nefsî fagfir lî fegafera leh. innehû hüve-lgafûru-rraḥîm.
Musa, "Rabbim! Şüphesiz ben nefsime zulmettim. Beni affet" dedi. Allah da onu affetti. Şüphesiz O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Mûsâ'nın adam öldürmesi ve kaçışı Kasas 14–21 3
Böylece biz, anasının gözü aydın olsun ve üzülmesin, Allah'ın va'dinin hak olduğunu bilsin diye onu anasına geri döndürdük. Fakat onların pek çoğu bunu bilmezler.
Musa, olgunluk çağına ulaşıp gelişimini tamamlayınca, biz ona ilim ve hikmet verdik. Biz, iyilik edenleri böyle mükafatlandırırız.
Musa, halkın habersiz olduğu bir sırada şehre girdi. Orada biri kendi tarafından, diğeri düşmanı tarafından; kavga eden iki adam gördü. Kendi tarafından olan, düşmanına karşı ondan yardım istedi. Musa da ona bir yumruk indirip onu öldürdü. Musa, "Bu şeytanın işidir. O, gerçekten apaçık bir saptırıcı düşmandır" dedi.
Musa, "Rabbim! Şüphesiz ben nefsime zulmettim. Beni affet" dedi. Allah da onu affetti. Şüphesiz O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
"Rabbim! Bana verdiğin nimetle asla suçlulara arka çıkmayacağım" dedi.
Korkarak, etrafı gözetleyerek şehirde sabahladı. Bir de ne görsün, dün kendisinden yardım isteyen yine feryat ederek ondan yardım istiyordu. Musa da ona, "Belli ki sen azgın bir kimsesin" dedi.
Musa, ikisinin de düşmanı olan adamı yakalamak isteyince adam, "Ey Musa! Dün birini öldürdüğün gibi, beni de öldürmek mi istiyorsun. Sen ancak yeryüzünde bir zorba olmak istiyorsun, arabuluculardan olmak istemiyorsun" dedi.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 15–17. ayetler için yazılmıştır.
15. “(Bir defasında Musa) şehre ahalisinin haberi olmadığı bir vakitte girdi.” Bu ya öğle uykusuna yatıldığı vakit yahut da insanların etrafta bulunmadığı, çevrelerinden habersiz kaldıkları başka herhangi bir vakitte olmuştu. “Orada birbiri ile dövüşen iki adam gördü.” Birbirleri ile kavga ediyor, biri diğerine vuruyordu. “Biri kendi kavminden” yani İsrailoğullarından “dieri ise düşmanlarından idi.” Kıptilerden idi.
“Kavminden olan düşmanından olana karşı kendisinden yardım istedi.” Zira o, meşhur olmuş ve onun artık İsrailoğullarından birisi olduğunu insanlar öğrenmişti. Onun kavminden olan kimsenin Mûsâ aleyhisselam’dan yardım istemesi, Mûsâ aleyhisselam’ın hükümdarlık ve saltanat hanedanı arasında kendisinden korkulacak birisi olduğunun ve ondan bir şeyler umulacak bir seviyeye gelmiş olduğunun da delilidir.
“Mûsâ ona” yani İsrailoğullarına mensup kimsenin yardım isteğini kabul ederek düşmanına “bir yumruk attı” bu yumruğu güçlü bir darbe olduğundan ve Mûsâ aleyhisselam’ın kuvvetinden dolayı “(istemeden) onu öldürdü” Bu işten dolayı pişman oldu ve: “Bu şeytanın işidir.” Onun süslü gösterdiği ve vesvesesinin yol açtığı şeylerdendir. “Şüphesiz ki o apaçık saptırıcı bir düşmandır.” Onun apaçık düşmanlığı ve insanları saptırmaya aşırı tutkunluğu dolayısı ile benim elimden bu iş çıktı, “dedi.”
16. Böylece Mûsâ, Rabbinden bağışlanma diledi. “Zira O, Ğafûrdur, Rahîmdir” Özellikle de Mûsâ aleyhisselam’ın yaptığı gibi kendisine tevazu ile yalvarıp yakaranlara, tevbe etmekte ve O’na yönelmekte ellerini çabuk dönenlere karşı böyledir.
17. Mûsâ aleyhisselam “dedi ki: Rabbim, bana verdiğin nimete” tevbe, mağfiret ve pek çok nimetlere “karşılık artık günahkârlara arka çıkmayacağım.” Onlara hiçbir şekilde yardımcı olmayacağım. Masiyet üzere hiçbir kimseye yardım etmeyeceğim.
u, onun Yüce Allah’ın kendisine olan lütfu sebebiyle Kıptiyi öldürmek sureti ile işlediği fiilde olduğu gibi hiçbir günahkâra yardımcı olmayacağına dair verdiği bir sözdü. Bu da kulun, üzerindeki nimetler dolayısı ile iyilik yapmasının ve kötülükleri terk etmesinin gerektiğini ifade etmektedir.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Musa -aleyhisselam- Rabbine dua edip, ondan sadır olan suçu itiraf ederek şöyle dedi: "Rabbim! Şüphesiz ben bu Kıpti’yi öldürerek kendime zulmettim. Benim günahımı bağışla!” Bunun üzerine Allah Teâlâ Musa -aleyhisselam-’ı bağışladığını beyan etti. Şüphesiz O, kullarından tövbe edeni bağışlar ve onlara merhamet eder.
Aynı kıssa: Hz. Mûsâ
Hani, sizi azabın en kötüsüne uğratan, kadınlarınızı sağ bırakıp, oğullarınızı boğazlayan Firavun ailesinden kurtarmıştık. Bunda, size Rabbinizden…
Aynı kıssa: Hz. Mûsâ
Hani, sizin için denizi yarmış, sizi kurtarmış, gözlerinizin önünde Firavun ailesini suda boğmuştuk.
Aynı kıssa: Hz. Mûsâ
Hani, biz Musa ile kırk gece için sözleşmiştik. Sizler ise onun ardından (kendinize) zulmederek bir buzağıyı tanrı edinmiştiniz.
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
(Musa) "Rabbim! Doğrusu kendime haksızlık ettim; beni bağışla!" demiş, (Allah) da onu bağışlamıştı. Şüphesiz ki O çok bağışlayandır, çok merhametlidir.
(Ardından) "Rabbim!" dedi, "Ben kendime kötülük ettim! Ne olur beni affet!" Bunun üzerine Allah onu affetti: çünkü O, evet O'dur mutlak bağış sahibi, sonsuz merhametin kaynağı da O'dur.
(Ve) "Ey Rabbim!" diye dua etti, "Ben kendime yazık ettim! Beni bağışla." Ve (Allah) da o'nu bağışladı. Çünkü O çok acıyıp esirgeyen gerçek bağışlayıcıdır.
"Rabbim! Doğrusu ben nefsime (hakikatime) zulmettim (kendimi beden dünyasına ait kabullenmekle), beni mağfiret et!" dedi (Musa). . . (Rabbi de) Onu mağfiret etti. Kesinlikle "HU" Ğafur'dur, Rahıym'dir.
Dedi ki: "Rabbim, gerçekten, ben kendi nefsime zulmettim, artık beni bağışla." Böylece (Allah) onu bağışladı. Şüphesiz O, bağışlayandır, esirgeyendir.
Musa: Rabbim! Doğrusu kendime zulmettim (başıma iş açtım). Beni bağışla dedi, Allah da onu bağışladı. Çünkü, çok bağışlayıcı, çok esirgeyici olan ancak O'dur.
"Efendim!" dedi; "Aslında, kendime yazık ettim; beni bağışla!" Böylece, Onu bağışladı. Kuşkusuz, O, Sınırsız Bağışlayandır; Merhametlidir.
Musa, "Ey Rabbim! Kendimehaksızlık ettim, beni bağışla!" dedi. Allah da onu bağışladı. Çünkü Allah, bağışlayandır; çok merhamet edendir.
"Efendim" dedi, "Ben kendime haksızlık ettim, beni bağışla." O da onu bağışladı. Çünkü O Bağışlayandır, Rahimdir.
'Rabbim,' dedi, 'ben kendime haksızlık ettim, beni bağışla.' O da onu bağışladı. Çünkü O Bağışlayandır, Rahimdir.
Ey Rabbim, doğrusu ben kendime yazık ettim, artık bağışlamanla benim suçumu ört! dedi. O da onu bağışladı. Gerçekten O, çok bağışlayan, çok merhamet edendir.
Ya rabb dedi: doğrusu ben nefsime yazık ettim, artık mağrifetinle benim suçumu ört: o da mağrifet buyurdu, hakıkat o, öyle ğafur öyle rahimdir
"Rabb'im! Doğrusu ben kendime haksızlık yaptım. Artık beni bağışla." dedi. Böylece onu bağışladı. Gerçekten O; Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.
"Rabb'im! Doğrusu ben kendime haksızlık yaptım. Artık beni bağışla." dedi. Böylece onu bağışladı. Gerçekten O; Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.
"Rabb'im! Doğrusu ben kendime haksızlık yaptım. Artık beni bağışla." dedi. Böylece onu bağışladı. Gerçekten O; Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.
Dedi ki: "Rabbim, gerçekten, ben kendi nefsime zulmettim, artık beni bağışla" Böylece (Tanrı) onu bağışladı. Şüphesiz, O bağışlayandır, esirgeyendir.
Dedi: "Rabbim, ben cidden kendime yazık etdim. Artık beni yarlığa". Bunun üzerine (Allah) onu yarlığadı. Çünkü O, çok yarlığayıcı, çok esirgeyici olanın ta kendisidir.
Dedi ki: Rabbım; doğrusu kendime zulmettim. Bağışla beni. Bunun üzerine onu bağışladık. Muhakkak ki O'dur O; Gafur, Rahim.
(14-29) Ne zaman ki fiziksel erişkinliğe ve düzgünlüğe ulaşınca ona hüküm ve ilim verdik. İşte güzel iş yapanları böyle mükafatlandırırız. Yakın çevresinin uykuda / gaflette olduğu bir vakitte şehre girdi , orada iki tane birbirini katletmek isteyen adam buldu, bir tanesi kendi taraftarıydı diğeri düşmanı tarafındandı , kendi tarafından olan, düşman taraftan olana karşı ondan yardım istedi , O da bir yumruk attı ve o da gerçekleşti / öldü , dedi ki bu şeytanın bir amelidir, muhakkak ki o, apaçık bir saptırıcı ve düşmandır. (Günahını şeytana nispet et, günahına nişan al günahını kendinden bilen günahına ateş edemez ) dedi ki rabbim , ben kendime zulmettim beni bağışla! O da bağışladı , Çünkü O, bağışlayandır, esirgeyendir. Dedi ki Rabbim, bana verdiğin nimet dolayısıyla, suçlulara asla arka çıkmayacağım. Şehirde korku içinde ve etrafı gözetleyerek / kolaçan ederek sabahladı, dün, kendisinden yardım talep eden kişi, yeniden feryat ettiğinde, Musa ona dedi ki muhakkak sen apaçık bir azgınsın, Musa her ikisine de düşman o kişiyi yakalamak istediğinde o kişi; ey Musa dün öldürdüğün adam gibi beni de mi öldürmek istiyorsun? Yeryüzünde arızda zorba biri mi / Cabbar biri mi olmak istiyorsun? Düzeltici / Islah edici olmak istemiyor musun? dedi. Şehrin öbür ucundan bir adam koşarak geldi ve dedi ki ey Musa, ileri gelenler senin kesinlikle öldürülmeni emrediyorlar, sen çık git, muhakkak ki ben sana nasihat verenlerdenim. O da g özetleyerek / kolaçan ederek ve korkarak oradan çıktı ve gitti . Ra bbim zalim kavimden beni kurtar dedi.
"Rabbim! Ben kendime zulmettim, beni bağışla!" dedi. Allah da onu bağışladı. Nitekim O, çokça bağışlayandır, çokça merhamet edendir.
"Rabbim, ben nefsime zulmettim, beni bağışla!" dedi. (Allah) onu bağışladı. Çünkü O, çok bağışlayan, çok esirgeyendir.
"Rabbim! Ben, kendimi kötü duruma soktum; beni bağışla" dedi. Allah da onu bağışladı. Çünkü o bağışlaması çok, ikramı bol olandır.
"Rabbim! Ben kendimi kötü duruma soktum; suçumu ört, beni bağışla" dedi. Allah da onu bağışladı. Çünkü onun bağışlaması çok, ikramı boldur.
Rabbim, ben kendime zulmettim, beni bağışla dedi. Allah da onu bağışladı. Nitekim O, çokça bağışlayandır, çokça merhamet edendir.
Rabbim, ben kendime zulmettim, Beni bağışla dedi. Allah da onu bağışladı. Nitekim O, bağışlayan ve merhamet edendir.
"Rabbim, öz benliğime zulmettim, beni affet" diye yakardı da Allah onu affetti. Gafur O'dur, Rahim O'dur.
And he invoked Allah's mercy and forgiveness: "O Allah, my Creator, he prayed: "I have wronged my own soul. Forgive me O Allah and have mercy on me." Allah forgave him and extended to him His mercy; He is AL-Ghafur (the Forgiving), and AL-Rahim (The Merciful).
He said, ‘Lord, I have wronged myself. Forgive me,’ so He forgave him; He is truly the Most Forgiving, the Most Merciful.
He prayed: "O my Lord! I have indeed wronged my soul! Do Thou then forgive me!" So (Allah) forgave him: for He is the Oft-Forgiving, Most Merciful.
Then he prayed: dipnot 1 "My Lord! I have indeed inflicted wrong on myself, so do forgive me," wherefore Allah forgave him for He is Ever Forgiving, Most Merciful. dipnot 2
He said, ‘My Lord, I have wronged myself. Forgive me.’ So He forgave him. He is the Ever-Forgiving, the Most Merciful.
He said: "My Lord! Verily, I have wronged myself, so forgive me." Then He forgave him. Verily, He is the Oft-Forgiving, the Most Merciful.
He said, ‘My Lord! I have wronged myself. Forgive me!’ So He forgave him. Indeed He is the All-forgiving, the All-merciful.
(Moses) said (praying), `My Lord! I have involved myself into trouble, so protect me. ' Thereupon He protected him (from the evil consequences of his act). Verily, He is the Great Protector, the Ever Merciful.
He said, 'My Lord, I have wronged myself. Forgive me!' So God forgave him, for He is the All-forgiving, the All-compassionate.
Moses then turned to God saying: "O my Lord, I have done an injustice to my soul and implore your forgiveness. " God then forgave him [and did not let anyone to witness the incident] as He is the Most Forgiving, the Most Merciful.
Said he, 'My Lord! verily, I have wronged my soul, but forgive me. ' So He forgave him; for He is forgiving and merciful.
He said, "My Lord, I have wronged my person, so forgive me." He then forgave him, for He is the Forgiver, the Compassionate.
And he said, O Lord, verily I have injured my own soul: Wherefore forgive me. So God forgave him; for He is ready to forgive, and merciful.
And he entered into the city at a time when the people thereof were heedless, and he found therein two men fighting; the one of his own sect and the other of his enemies. And he who was of his sect asked his aid against him who was of his enemies. So Moses smote him with his fist and made an end of him. Said he, "This is of the work of Satan, for verily, he is an enemy that manifestly misleads."
He said, "Lord! Surely I have done (an) injustice to myself; so forgive me!" Then Allah) forgave him; surely He, Ever He, is The Ever-Forgiving, The Ever-Merciful.
He said: My Lord! Lo! I have wronged my soul, so forgive me. Then He forgave him. Lo! He is the Forgiving, the Merciful.
"O Lord, " he prayed, "I have done wrong, forgive me. " And God forgave him. Verily He is forgiving and kind.
[And] he prayed: O my Sustainer! Verily, I have sinned against myself! Grant me, then, Thy forgiveness!" And He forgave him - for, verily, He alone is truly forgiving, a dispenser of grace.
He pleaded, "My Lord! I have definitely wronged my soul, so forgive me." So He forgave him, ˹for˺ He is indeed the All-Forgiving, Most Merciful.
He said: "My Lord, I have wronged my soul, so forgive me. " He then forgave him, for He is the Forgiver, the Merciful.
He said, "My Lord, I have wronged my soul. Please forgive me," and He forgave him. He is the Forgiver, Most Merciful.
He said, "My Lord, indeed I have wronged myself, so forgive me," and He forgave him. Indeed, He is the Forgiving, the Merciful.
He said: “My Lord: I have wronged my soul; so forgive Thou me,” and He forgave him; He is the Forgiving, the Merciful.
And he prayed, "My Lord! Verily, I have hurt my 'Self'. Forgive me then." And He forgave him - for, indeed, He is the Forgiving, the Merciful. (Moses had intended only to help the weak and not to kill the other man).
He prayed: "O my Lord! I have wronged myself! So (I pray You) forgive me!" Then (Allah) forgave him: Verily, He is the Often Forgiving (Ghafoor), Most Merciful (Raheem).
He said, "O my Lord, I have wronged myself, so forgive me." So He forgave him. Indeed He is the most Forgiving, Very-Merciful.
He said: "My Lord, I have wronged my soul, so forgive me." He then forgave him, for He is the Forgiver, the Merciful.