Diyanet İşleri
Şüphesiz biz sana Kevser'i verdik.
Kevser suresi
Kevser suresi, 1. ayet. إِنَّآ أَعْطَيْنَٰكَ ٱلْكَوْثَرَ
innâ a`ṭaynâke-lkevŝer.
Şüphesiz biz sana Kevser'i verdik.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
1. Yüce Allah peygamberi Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’e olan nimetini dile getirerek şöyle hitap etmektedir: “Şüphe yok ki Biz sana Kevser’i verdik.” Kevser, pek çok hayır, uçsuz bucaksız lütuf demektir. Yüce Allah’ın Peygamberi Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’e kıyamet günü vereceği “Kevser” adındaki nehir ile eni bir aylık, boyu bir aylık mesafe olan ve suyu sütten daha beyaz, baldan daha tatlı olan Havz da bu pek büyük hayra dahildir. Bu Havzın kapları semadaki yıldızlar kadar çok ve onlar gibi parlaktır. Ondan bir defa içen artık ebediyen bir daha susamayacaktır.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
-Ey Peygamber!- Muhakkak biz sana birçok hayırlar verdik. Onlardan biri de cennetteki Kevser ırmağıdır.
Aynı kök: عطو (14 geçiş)
Kendilerine kitap verilenlerden Allah'a ve ahiret gününe iman etmeyen, Allah'ın ve Resulünün haram kıldığını haram saymayan ve hak din İslam'ı din…
Aynı kök: عطو (14 geçiş)
İçlerinden sadakalar konusunda sana dil uzatanlar da var. Kendilerine ondan bir pay verilirse, hoşnut olurlar; eğer kendilerine ondan bir pay…
Aynı kök: عطو (14 geçiş)
Mutlu olanlara gelince, gökler ve yerler durdukça içinde ebedi kalmak üzere cennettedirler. Ancak Rabbinin dilemesi başka. Bu, onlara ardı kesilmez…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Şüphesiz ki sana Kevser'i (bol nimet) verdik.
Gerçek şu ki, Biziz sana her hayrı cömertçe bahşeden:
Bak, Biz sana bol nimet verdik:
Muhakkak ki biz verdik sana O Kevser'i!
Şüphesiz, biz sana Kevser'i verdik.
(Rasûlüm!) Kuşkusuz biz sana Kevser'i verdik.
Kuşkusuz, sana, Sayısız Nimetler verdik. dipnot 622
Biz sana çok hayır/Kevser'i verdik.
Biz sana bolca nimetler verdik.
Biz sana bolca nimetler verdik.
Muhakkak Biz, sana Kevseri'i verdik.
Biz verdik sana hakikatte kevser
Kuşkusuz Biz dipnot 1 sana kevseri dipnot 2 verdik.
Kuşkusuz Biz dipnot 1 sana kevseri dipnot 2 verdik.
Kuşkusuz Biz dipnot 1 sana kevseri dipnot 2 verdik.
Süphesiz, biz sana Kevser'i verdik.
(Habibim) hakikat, biz sana, Kevseri verdik.
Gerçekten Biz; sana, Kevser'i verdik.
(1-3) Kesinlikle Kevser’i sana verdik. Rabbin için namazı kıl ve kurban kes. Sana buğz / nefret edeninin, asıl onun, soyu kesik.
Şüphesiz biz sana Kevser'i verdik.
Biz sana Kevser'i (bol ni'met, ilim ve büyük şeref) verdik.
Biz sana çok hayırlı olanı (Kur'an'ı) verdik. dipnot 1
Sana çok şey verdik dipnot 1 .
Biz sana Kevser'i verdik.
Biz sana sayısız nimetler verdik.
Hiç kuşkusuz, biz verdik sana Kevser'i/iyilik, bereket, mutluluk, güzellik, soy ve aydınlığın tükenmezini.
We have bestowed on you O Muhammad AL-Kawther which is the abundance of good things. We favoured you with a good many blessings of magnificence and imposing magnitude here and Hereafter including knowledge, wisdom, distinction, followers, immunity, fame and insight.
We have truly given abundance to you [Prophet]––
To thee have We granted the Fount (of Abundance).
(O Prophet), We have surely bestowed upon you good in abundance. dipnot 1
Truly We have given you the Great Abundance.
Verily, We have granted you (O Muhammad صلى الله عليه وسلم) Al-Kauthar (a river in Paradise).[1]
Indeed We have given you abundance.
Verily, We have bestowed upon you (O Muhammad!) abundance of good (both of this life and of the Hereafter).
Surely We have given thee abundance;
Indeed you are destined to have the pleasure of enjoying the river named kusar in Paradise.
Verily, we have given thee El Kauthar;
We have given you plenty.
Verily we have given thee al Cawthar.
Verily, We have given you (Muhammad) El Kauthar (The Fountain of Abundance);
Surely We have given you the Abundance;
Lo! We have given thee Abundance;
HAVE SURELY given you pre-eminence (in numbers and following);
BEHOLD, We have bestowed upon thee good in abundance:
Indeed, We have granted you ˹O Prophet˺ abundant goodness.[1]
We have given you plenty.
We have blessed you with many a bounty.
Indeed, We have granted you, [O Muúammad], al-Kawthar.
We have given thee abundance,
Behold, We have bestowed upon you Abundant Good. (The ever flowing stream of Wisdom and Knowledge in this Qur'an (13:35), (14:24-25)).
To you (O Prophet!) We have granted the Fountain (of Abundance),
(O Prophet,) surely We have given to you Al-Kauthar.
We have given you plenty.